İlişkili FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.351 başlık/FaRk ile birlikte,
20.351 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(81/83)
- YETİ ve/||/<>/> YETENEK
( Melek. VE/||/<>/> Meleke. )
- YETİ ile/ve/<> YETKİ
- YETİM ile/ve/||/<> ÖKSÜZ
( [Ergenlikten önce]
Babası ölmüş/olmayan çocuk. [Babası belirli fakat ölmüş olan.] İLE/VE/||/<> Annesi ölmüş/olmayan. | Annesi ya da hem annesi, hem de babası ölmüş olan çocuk.
["annesiz" diye bilinir ve "anneden öksüz, babadan yetim kalmak" sözü kullanılır. Oysa ki, "öksüz/ögsüz" sözcüğü, "bilge-âlim" ikilemesi gibi "ögsüz-yatim"dir.(ögsüz al-yâtîmu wa ʾl-ḥayrânu. wa-aṣluhu: ögsüz maʾḥûḏun min ōg wa-hwa ʾl-ʿaqlu wa ʾl-fiṭnatu).][İlk zamanlarda, anne ile ilgisi yoktu. Yâtîm, "Tek kalmış, ergen olmadan önce babası ölen çocuk" demektir.]
[Yetimlik, maddî manevi desteği olmamaktır. Sonraları, sözlüklerdeki "ög/öğ"(anne)nin etkisiyle yanlış ayrıştırmaya gidilmiştir. ("Atası ölen, öksüz galmaz; anası ölen, öksüz galur.")] )
( Saçı/başı, arkadan öne doğru okşanır. İLE/VE/||/<> Saçı/başı, önden arkaya doğru okşanır. )
( EYTÂM[Ar. < YETÎM/YÂTÎM] ile/ve/||/<> O/Og/Ög[: Ana.] )
( İnsan, babanın [temel] desteğiyle; hayvan, annenin [temel] desteğiyle yaşar. )
( ORPHAN vs./and MOTHERLESS )
- YETİŞKİN[İng. ADULT] ile/||/<> NEOTENİ[İng. NEOTENY] ile/||/<> PEDOMORFOZ[İng. PEDOMORPHOSIS] ile/||/<> PLURİPOTENT KÖK HÜCRE[İng. PLURIPOTENT STEM CELL]
( Latincede adultus sözcüğünden köken alan bu sözcük, insanların genellikle cinsel üreme yaşına gelmesiyle edindikleri yaş durumuna işaret eder. Yetişkin, erişkin olarak kullanılır. Psikolojide ise, doğru zamanda, doğru biçimde davranmanın öğrenildiği zamana denk gelir. @@ Yetişkin hayvanlarda yavruluk özelliklerinin korunması durumu. @@ Gelişim biyolojisi alanında çalışılan bir konudur. Gençlerde görülen özelliklerin yetişkinlerde de değişmeden görülmesidir. @@ Pluripotent kök gözeler, bölünerek kendini yenileme ve erken dönem embriyonun üç birincil germ göze katmanının hepsine ve dolayısıyla yetişkin vücudunun tüm gözelerine dönüşme kapasitesine sahip (plasenta gibi ekstra-embriyonik dokular hariç). Embriyonik kök gözeler ve uyarılmış pluripotent kök gözeler pluripotent kök gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YETİŞKİN ve/<> BİSİKLET
- YETİŞKİN ile/ve/||/<>/< YATIŞKIN
- YETİŞKİN ile/ve/<>/değil YENİYETME
- YETKE(OTORİTE):
GELENEKSEL ile/ve/||/<> ETKİLEYİCİ(KARİZMATİK[Fr.]) ile/ve/||/<> YASAL
- YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> "GENETIC" FALLACY )
- YETKİ ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> SORUMLULUK
- YETKİ ile/ve/değil/yerine/<> YETKİNLİK
- YETKİLİ OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ OLMAK/OLABİLMEK
- YETKİNLEŞ(TİR)MEK ile/ve/<> TAMAMLA(N)MAK
( KEMÂL/TEKÂMÜL )
- YETKİN/LİK ve/<> GÜÇLÜ/LÜK ve/<> YETERLİ/LİK ve/<> YETENEKLİ/LİK
( Ne zaman ki güçlülük, tek çözüm olarak kalır; o zaman anlarsın, ne kadar güçlü olduğunu. )
( PERFECT/ION and/<> POWERFUL/NESS and/<> ENOUGH/SUFFICIENCY and/<> ABILITY/CAPACITY/SKILL )
- YETKİN/LİK ve/<>/= ÖZGÜR/LÜK
( PERFECTION and/<>/= FREEDOM )
- YETKİNLİK ile/ve/<> TAMAMLANMA
- YETKİSİZLİK ile/ve/<> KABUL EDİLEMEZLİK
- ...'YI:
BAŞLATAN ile/ve/değil/||/<>/> BAŞLATICILARDAN BİRİ
- ...'YI GEREKTİRİR ile/ve/değil/||/<> GETİRİR
- ...YI:
"HİSSEDİYORUM" ile/ve/değil/||/<>/>/< VARSAYIYORUM
- YI:
"KANITLAR" ile/ve/değil/||/<> GÖSTERİR
- YI KONUŞACAK OLURSAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ...YA DEĞİNECEK OLURSAK
- ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK
- ...YI/UYUMU:
GÖSTERMEK ile/ve/||/<>/> GÖRMEYİ ÖĞRETMEK
- Yİ ve/||/<> ÇENG
- YIĞIN ile/ve/||/<>/> TINAZ
( ... İLE/VE/||/<>/> Dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığını. )
- YIKANMAK ile/ve/||/<> ÇİMMEK
- YIKICI ELEŞTİRİ YAPMA! ile/ve/||/<> SAVUNMA! ile/ve/||/<> AŞAĞILAMA! ile/ve/||/<> KÜSME!
- YIKICI YAKLAŞIM ile/ve/değil/<> KATILAŞTIRICI YAKLAŞIM
- YIKICI ile/ve/<> KIYICI
( DESTRUCTIVE vs./and/<> CRUEL )
- YIKICI ile/ve/<> TEHLİKELİ
( DESTRUCTIVE vs./and/<> DANGEROUS )
- YIKILMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "YIPRANMAK"
- YIKILMAZ\"):
"TAHT" ile/||/<> KALE
- YIKILMIŞ ile/ve/<> TERK EDİLMİŞ
- [ne yazık ki]
YIKIM:
TASA ve/+/||/<>/> ÇELİŞKİ
- YIKIM ile/ve/||/<> ÇÜRÜME
- YIKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< AŞMAK
- YIKMAK ile/ve/<> DEVİRMEK
- YIKMAK ile/ve/||/<> YAKMAK/GÖYMEK
- YIL ile/||/<> HESAP
( Güneş yılının hassas hesabı: 365 gün 5 saat 46 dakika 24 saniye )
( Battani tarafından 900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (858-929) (Ülke: Harran) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Trigonometrik tablolar, güneş yılı hesabı, astronomi) )
- YILAN ve/<> YILANCIL
( ... VE/<> En çok, yılanla beslenen bir kuş. )
( ... cum/<> THRESHKLORNIS AETHIOPICA )
- YILANIN:
BURNU ve/||/<> JACOBSON ÖRGENİ
- KUTLAMA:
YILBAŞI ile/değil/yerine/||/<> YIL SONU
- YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME
- YILDIRMA ile/ve/<> SİNDİRME
- YILDIZ KÜTLELİ KARA DELİK ile/||/<> SÜPER KÜTLELİ KARA DELİK
( Yıldız kütleli kara delik 3-100 güneş kütlesi İLE süper kütleli kara delik milyon-milyar güneş kütlesidir. Yıldız kütleli yıldız çöküşü İLE süper kütleli galaksi merkezi oluşumudur. Samanyolu merkezinde Sgr A* 4 milyon güneş kütleli süper kütleli kara deliktir. )
( Andrea Ghez tarafından 2020 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1965-) (Ülke: ABD) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Samanyolu merkezindeki süper kütleli kara delik (Sgr A*) gözlemi, Nobel Ödülü (2020)) )
- YILDIZ PARALAKSI/IRAKLIK AÇISI ve/||/<>/> DOPPLER ETKİSİ/KAYMASI ve/||/<>/> FAUCAULT SARKACI
( 1838 ve/||/<>/> 1842 ve/||/<>/> 1851 )
- YILDIZ ile/||/<> HALLEY (KUYRUKLU) YILDIZI
- YILDIZ ile/||/<> KATALOG
( Zij-i Cedid yıldız kataloğu, 994 yıldız )
( Ulug Bey tarafından 1437 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1394-1449) (Ülke: Semerkant) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Zij-i Cedid yıldız kataloğu, Semerkant Rasathanesi) )
- YILDIZLI ile/ve/||/<> YALDIZLI
- YILGAR/SATKIN/HAİN/LİK ile/ve/<> NANKÖR/LÜK
( Nankör kişi, herşeyin "fiyatını" "bilen"/koyan, fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kişidir. )
- YILIŞIK/LIK ile/ve/||/<>/< YAVŞAK/LIK
- YILKI ile/ve/||/<> TAKHİ(PRZEWALSKI ATI)
( Açıklamaları için burayı tıklayınız... )
( ... cum EQUUS FERUS PRZEWALSKII / EQUUS PRZEWALSKII )
- YILLAR ile/ve/||/<> YOLLAR
- YILLARCA ile/ve/değil/||/<>/< YILLAR BOYUNCA
- YILMAZ ile/ve/<> YORULMAZ ile/ve/<> YENİLMEZ
- YİN ile/ve/<> YANG 
( İnsanlığın ilk simgelerindendir. ( İlki EL [çizen araç] olarak kabul edilir! [Eller beynin uzantısıdır!] )
Tüm insanlığa aittir!
Herhangi bir disiplinin ya da kültürün [özellikle Uzakdoğu'nun], tekeli altında kalamayacak kadar ortaktır.
Uyum, bütünlük ve dengeyi simgeler. (Zıtlıkla ya da "Her iyiliğin içinde kötülük, her kötülüğün içinde iyilik vardır" gibi basit tanımlarla tanımlanamayacak kadar derinliği olan bir simgedir!)
Aynı zamanda insanı, duruşunu, omurgayı simgeler!
Varolanları, yaşamı, olan biten herşeyi simgeleyebilecek kadar yalın ve sadedir. )
( Yaşam, [özellikle insan için]
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
- YİNE DE ile/ve/||/<> BU SAYEDE ile/ve/||/<> DEMEK Kİ
- YİNE DE ile/ve/||/<> İLLE DE
( Sen! )
- YİNE (Mİ?) ile/ve/||/<> HÂLÂ (MI?)
- YİNELEME/TEKRAR ile/ve/||/<>/> İÇSELLEŞTİRMEK
- YIRTICI ile/ve/||/<> AVCI
- [ne yazık ki]
YIRTICI ile/ve/<> YIKICI
- YIRTIK ile/<> KESİK
- YIRTIK ile/ve/||/<>/> YAMA
( Delik, yırtık ya da eski bir yeri, uygun bir parça ile onarma, kapatma. | Bu iş için kullanılan parça. )
- YIRTMAK ile/ve/||/<> KOPARTMAK
- YİYECEK:
BESİN ve/||/<>/> SÜPÜRGE
- YİYECEK ile/ve/||/<>/> YEMEK
- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM" ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"
- YOGA ile/ve/<> MEDİTASYON
( Yoga, bağlantı(link), uyum demektir. Hem fizikî, hem de zihinsel olabilir. Yoga denilince, sadece özel hareketler olarak sınırlandırılmamamlıdır. İLE Yoga, dıştakini içe yöneltmektir. Meditasyon, sözcük bazında derin düşünme demektir. 1. Yönlendirme, 2. Onaylama, 3. Odaklanma, 4. Konsantrasyon, 5. Gerçekleştirme adımlarında sağlanır. 400 farklı meditasyon çeşidinden/yönteminden bahsedilir. )
( Yoga, iç varoluşun, dış varolanlar üzerinde işlem yapmasıdır. )
( Kendini anlama çabası, Yoga'dır. )
( Yoga: Sürekli mutluluğu içte arayış. )
( Yoga: Farkındalık içinde eylem. )
( Yoga, kendini-anlama yoluyla kendini özgürleştirme bilimi ve sanatıdır. )
( Yogi, iyi niyetini bilgeliğiyle birleştirebilmiş kişidir. )
( Gerçeği arayan bir Yogi olur, bilgeliği arayan bir Gnani olur, mutluluğu arayan biri ise Eylem Adamı olur. )
( Gerçek ile sahteyi ayırt edebilme ve sahte olanı terk etme yolunda derin düşünülerek yapılan gündelik alıştırmalar, meditasyondur. )
( Başlangıç için birçok meditasyon biçimi vardır ama onlar birbirine karışarak sonunda bir olur. )
( Meditasyon, bizi tutsak eden bağları bulmamıza, onları çözmemize ve o tutsaklık limanından ayrılmamıza yardımcı olacaktır. )
( Sözcüklerin ötesine ulaşmak için tekrarlanan girişimlere meditasyon denir. )
( ... ile/ve/<> HÂL-İ İSTİĞRAK )
( YOGA vs./and/<> MEDITATION
Yoga is bending the outer to the inner.
The effort to understand yourself is Yoga.
Yoga: Seeking lasting happiness within.
Yoga: Awareness in action.
Yoga is the science and the art of self-liberation through self-understanding.
Deliberate daily exercise in discrimination between the true and the false and renunciation of the false is meditation.
There are many kinds of meditation to begin with, but they all merge finally into one.
Meditation will help you to find your bonds, loosen them, untie them and cast your moorings.
Yoga is the work of the inner self on the outer self.
A Yogi is a person whose goodwill is allied to wisdom.
Such repeated attempts to go beyond the words is called meditation. )
( ... ile/ve/<> CHAN )
- YOGA ile/ve/||/<> PİLATES
( Daha çok maneviyat ve solukla ilgilidir. İLE/VE/||/<> Dikkatli hareket ve güce odaklanır. )
( [Gövdeyi ...] Zihin ve iç benlikle bağlantı kurmak için kullanır. İLE/VE/||/<> Gövdenin iç işleyişine bağlanmak için kullanır. )
- YOGA ile/||/<> YOGİ ile/||/<> SADHANA
( Hindu felsefesindeki altı sistemden biri. Bireysel ruhun Evrensel Ruh ile birleşebilme yollarını öğretir. @@ Yoga uygulayan. @@ Başarı sağlayan uygulama. )
- YOGA-BHRASTA ile/||/<> YOGA-SADHANA
( Yüksek Yoga mertebesinden düşen kişi. @@ Spiritüel Yoga uygulamaları. )
- YOĞUN BAKIM ve/||/<>/> YOK'UM(YOĞUM)! BAKIN!
( Dün. VE/||/<>/> Bugün. )
- YOĞUNLAŞMA ve/||/<> FARKLILAŞMA ve/||/<> BELİRLEME
- YOĞUNLAŞMA ile/ve/<>/>< SEYRELME
( TEKÂSÜF[< KESÂFET] ile/ve/<>/>< TAHALLÜL[< HALL | çoğ. TAHALLÜLÂT][: Hallolma, parçaları birbirinden ayrılma. | [kimya] Ayrışma. ] )
- YOĞUNLAŞ(TIR)MAK ve/<>/> DAVET
- YOĞUNLUK BAĞIMLI ile/||/<> YOĞUNLUK BAĞIMSIZ
( Bağımlı rekabet/hastalık, bağımsız doğal afet. )
( Formül: Populasyon boyutu etkili İLE değil )
- YOĞUNLUK[İng. DENSITY] ile/||/<> İZOTONİK ÇÖZELTİ[İng. ISOTONIC SOLUTION] ile/||/<> PİROKLASTİK AKINTI[İng. PYROCLASTIC FLOW] ile/||/<> SUBTERAPÖTİK[İng. SUBTHERAPEUTIC] ile/||/<> SUPRATERAPÖTİK[İng. SUPRATHERAPEUTIC]
( Yoğunluk, diğer adıyla özkütle, belirli sıcaklık ve basınç koşullarında birim hacimdeki madde miktarıdır. Madde için ayırt edici bir özelliktir. SI birimi kg/m3'tür.
p
p ya da
d
d harfi ile gösterilir. @@ Ozmotik basıncı göze içi ile aynı olan çözeltilere verilen addır. Bir hayvan gözesi izotonik bir ortama konulduğunda plazmolize ya da hemolize uğramaz. Çünkü göze içi ve göze dışı yoğunluklar eşit olduğundan gözenin su dengesi bozulmamış olur. @@ Piroklastik akıntı, yüksek yoğunluklu bir sıcak, parçalanmış katı madde ve genişleyen gaz karışımıdır. Saatte 100 kilometreden (saatte 60 mil) daha yüksek hızlara ve 200° ile 700° Santigrat (392° ile 1292° Fahrenheit) arasındaki sıcaklıklara ulaşan piroklastik akıntılar, tüm volkanik tehlikeler arasında en ölümcül olanı kabul edilir. @@ Tıbbi bir tedavide terapötik konsantrasyondan ya da minimum dozdan daha düşük ilaç miktarları ya da bunlarla ilgili kullanılan terim. Bir ilacın ya da tedavinin önerilen tedavi aralığının altında bir dozda ya da yoğunlukta kullanılması. @@ Tıp ve farmakoloji alanında kullanılan terim. Bir ilacın ya da tedavinin önerilen tedavi aralığının üstünde bir dozda ya da yoğunlukta kullanılması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YOĞUNLUK ile/ve/<> OLGUNLUK
( Olgunluk nasıl meydana gelir?
Zihnimizi berrak ve temiz tutarak, yaşamımızın her anını tam bir farkındalık hali içinde yaşayarak, korkularımızı ve arzularımızı belirdikleri anda hemen inceleyerek ve gidererek. )
( Meyve bir anda düşer ama olgunlaşması zaman alır. )
( Hazır olmak, olgun olmaktır. )
( How does maturity come about?
By keeping our mind clear and clean, by living our life in full awareness of every moment as it happens, by examining and dissolving our desires and fears as soon as they arise.
The fruit falls suddenly but the ripening takes time.
Readiness is ripeness. )
( INTENSITY vs./and/<> RIPENESS )
- YOĞUN/LUK ile/ve/değil/||/<>/> YORGUN/LUK
- YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."
- YÖK HOCASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOK HOCASI
- YOK OLACAK OLAN ve/<> YOK HÜKMÜNDE DE OLABİLİR
- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAĞILMA
- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜNMEME
- YOK SAYMAK ile/değil/yerine/||/<> KAÇINMAK
- YOK YA:
ŞAŞIRMA ile/ve/||/<> DEĞİL'
- YOK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLANAKSIZ
- YOKLUĞU PAYLAŞMAK değil VARLIĞI PAYLAŞMAK ve/||/<> İYİ GÜN DOSTU OLMAK değil KÖTÜ GÜN DOSTU OLMAK
- YOKLUK:
TERBİYE EDER ve/+/||/<>/> ADAM EDER
- YOK/LUK ile/ve/<>/değil/yerine BELİRSİZ/LİK
- YOKLUK ile/=/||/<>/< BİR ŞEYİN YOKLUĞU
- YOK/LUK ile/ve/<>/değil GÖRÜNMEZ/LİK, BİLİNMEZ/LİK
( AMÂ: Görünmezlik yeri/"ülkesi". )
( [not] NONEXISTENCE vs./and/<>/but INVISIBLE, UNKNOWN )
- YOKLUK ile/ve/||/<>/>< VARLIK
( Gölgesi olmaz! İLE/VE/||/<>/>< Gölgesi mutlaka vardır. )
( Yokluğun varlığa gücü yeter de, varlığın yokluğa gücü yetmez. )
( Varlığımın değerini bilmeyeni, yokluğumla terbiye ederim! [en uzun süre 7 yıldır!] )
( Yoktur. İLE/VE/||/<>/>< Vardır. )
( There is no shadow! vs./AND/||/<>/>< Shadow is exist absolutely. )
( Yokluğunuzu hissetmeyeni, varoluşunuzla "rahatsız etmeyin!" )
( NONEXISTENCE vs./and/||/<>/>< EXISTENCE )
- YOKSULLARIN "KURABİLDİĞİ", ANCAK ...:
HAYAL ve/||/<> TURŞU
- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET
- YOKSULLUK:
YİYECEK BİTİNCE ile/ve/değil/||/<>/> ADÂLET BİTİNCE
- [ne yazık ki]
YOKSUL/LUK ve/değil/||/<> YOLSUZ/LUK
- YOKSUNLUK ile/ve/||/<> (OPTIMAL/OMNIPOTANT) KIRILMA
- YOKTUR:
YOLA ÇIKIP VARMAYAN ve/||/<> YOLDAN ÇIKIP VARAN
- [ne yazık ki]
"YOKUŞA SÜRMEK" ile/ve/<> "BİN DEREDEN SU GETİRTMEK" ile/ve/<> "ENSESİNDE BOZA PİŞİRMEK"["kafasında" değil!] ile/ve/<> "TOPU, TACA ATMAK" ile/ve/<> TRİBÜNLERE OYNAMAK ile/ve/<> İPE UN SERMEK
- YOKUŞA SÜRMEK ile/ve/||/<> KÖTÜYE KULLANMAK
- YOKUŞ/EĞİM:
[hem/ne] ÇIKIŞ ile/ve/değil/hem de/ne de/=/||/<> İNİŞ
- YOL GÖSTERİRKEN, YOL KESMEK ile/ve/<> YOL KESERKEN, YOL GÖSTERMEK
- YOL:
İNCE ve/||/<> KILIÇTAN KESKİNCE
- YOL:
UZUN ve/||/<> ÇİLELİ
- YOL ile/||/<> ANALİZİ
( Path analizi (yol analizi) yöntemi )
( Sewall Wright tarafından 1921 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, popülasyon genetiği) )
- YOL ile/ve/değil/<> ARAÇ
- YOL ve/=/<> İNSAN
( Gelenekte, yol, herşeyden önce gelir. İnsandan bile ve fakat yolun kendi de yine insandır. )
- YOL ve/<> YORDAM ve/<> YÖNTEM
- YOLA:
AKILLA ÇIKMAK ile/ve/||/<>/> AKILDAN ÇIKMAK
- YOLA ÇIKAMAYAN ile/ve/<> YOL ALAMAYAN
( Niyetinden kuşku duyan. İLE/VE/<> Amacından kuşku duyan. )
- YOLA ÇIKMAK ile/ve/<> YOLDAN ÇIKMAK
- YOLDAŞ (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALDAŞ (OLMAK)
( Gövdeye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Gönüle. )
- BAŞA GELEN:
YOLDAŞTAN ile/ve/değil/||/<>/< YOLDAN
- YOLLAR ile/ve/değil/||/<>/< TEK/ORTAK YOL
( Kişi sayısınca. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Samimiyetle. )
- YOLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖKMEK
- YOLUN BAŞI ile/ve/||/=/<> YOLUN SONU
- YÖN DEĞİŞİMİ ile/ve/||/<> HIZ DEĞİŞİMİ
- YÖN ile/ve/||/<> BAĞLAM
- YÖNELİM ile/ve/değil/<> DOĞRULUM/TROPİZM[Fr. < Yun.]
- YÖNELİMSEL/LİK ile/ve/||/<> ÖZNEL/LİK
- YÖNELME ile/ve/||/<>/> YAKINLAŞMA (İSTEĞİ)
- YÖNETİCİ:
ORTALAMA ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> İLERİ
( Para kazandırır. İLE/VE/||/<> Düzen kazandırır. İLE/VE/||/<> İnsan kazandırır. )
- YÖNETİCİ ile/ve/||/<>/> ASKER
( Eski/önceki asker. İLE/VE/||/<>/> Asker. )
- YÖNETİCİ ile/ve/değil/||/<>/< YÖNETİM
( Kişi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kavram. )
- YÖNETİCİLER:
"SEÇKİN" ve/<> "KOZMİK" ve/<> "İLÂHİ"
- YÖNETİCİLER ile/ve/<> BİLİMBİREYLERİ
( Toplumun ilerlemesi için bu iki sınıfın doğru ve gerektiği gibi çalışması/davranması gerekmektedir. )
( UMERÂ ile/ve/<> ULEMÂ )
- YÖNETİCİ/LER ile/ve/||/<> KORUYUCU/LAR ile/ve/||/<> ÜRETİCİ/LER
- YÖNETİM:
HASARLARI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIKLARI
- YÖNETİM İŞLEMLERİNDE:
YETKİ ile/ve/||/<> BİÇİM ile/ve/||/<> NEDEN ile/ve/||/<> KONU ile/ve/||/<> AMAÇ
- YÖNETİM/İDÂRE TÜZESİ/HUKUKU ile/ve/||/<> KAMU TÜZESİ/HUKUKU
- YÖNETİM ile/ve/<> ADÂLET
( MANAGEMENT vs./and/<> JUSTICE )
- YÖNETİM ve/||/<> TAKIM
(
)
- YÖNETİM ile/ve/||/<>/> YÖNETİMİN SORUMLULUĞUNUN, TARİHSEL GELİŞİMİ
( ... İLE/VE/||/<>/> Blanco Kararı ile. [1873] )
- YÖNETİM ile/ve/||/<>/> YÖNLETİM
- YÖNETİMDE:
YETKİ ve/||/<> BİÇİM/ŞEKİL ve/||/<> NEDEN ve/||/<> KONU ve/||/<> AMAÇ
- YÖNETİMSEL:
İŞLEM ile/ve/||/<> EYLEM
- YÖNETİMSEL SORUMLULUĞUN TARİHSEL GELİŞİMİNDE:
MÜLK-DEVLET KURAMI ile/ve/||/<>/> POLİS-DEVLET ANLAYIŞI ile/ve/||/<>/> HAZİNE KURAMI
( Prusya, Büyük Frederich. İLE/VE/||/<>/> Nazi Almanya'sı, Stalin Rusya'sı. İLE/VE/||/<>/> Devlet ve hazine, ayrı tüzel kişilik. )
- YÖNETİMSEL/İDARÎ İŞLEM ile/ve/||/<> YÖNETİMSEL/İDARÎ EYLEM
- YÖNETME ile/ve/değil/+/||/<>/> YÜRÜTME
- YÖNETMEK ile/ve/||/<> "YÖN VERMEK"
- YÖNETMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< YÖNLENDİRMEK
- YÖNLENDİRİLEBİLİR YEDEKTE:
KARE ile/ve/||/<> YUVARLAK ile/ve/||/<> ÜÇGEN(BEAMER)
( Alçak koşul. @@ Alçak koşul. @@ ... )
- YÖNLENDİRME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZENLEME
- [ne yazık ki]
"YÖNLENDİRME" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM/LAMA
- YÖNLÜ SEÇİLİM ile/||/<> DENGELEYİCİ SEÇİLİM
( Yönlü tek yön seçilim, dengeleyici ortalama. )
( Formül: Trend İLE balanced )
- YÖNTEM:
FELSEFÎ(EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK) ile/ve/||/<> KURGUL ile/ve/||/<> SALTIK
- YÖNTEM/USÛL ile/ve/||/<>/> İŞLEYİŞ
- YÖNTEM ve/<> (BELİRLİ/BAZI) YÖNTEME, YÖNTEMLE(RLE)/BİLİNÇLE BAKMAK
- YÖNTEM ile/ve/<> BİLİNÇ
( METHOD vs./and CONSIOUSNESS )
- YÖNTEM ile/ve/||/<> DİSİPLİN
- YÖNTEM/USÛL ile/ve/||/<>/> İZİN
- YÖNTEM ile/ve/||/<> KAVRAM
( YÖNTEM: Kavramın bilinci. )
( Yöntem, mantığın içeriğinin, içsel özdeviniminin biçimi üzerindeki bilinçtir. )
( METHOD vs./and/||/<> CONCEPT )
- YÖNTEM ve/<> KOŞULLAR
- YÖNTEM ile/ve/<> TUTUM
( METHOD vs./and/<> ATTITUDE )
- YÖNTEM ile/ve/<>/değil/yerine YAKLAŞIM
( [not] METHOD vs./and/<>/but APPROACH
APPROACH instead of METHOD )
- YÖNTEM ile/ve/||/<>/< YEĞLEME/TERCİH
- YÖNTEM ile/ve/||/<> YÖNETİM
- YÖNTEM ile/ve/<>/değil/yerine YÖNTEMSELLİK
( Bir şeyler için önceden belirli bir yöntem yoktur(aranamayabilir/bulunamayabilir). İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Herşeye uygun bir yöntemsellik vardır(aranabilir/bulunabilir). )
- YÖNTEMLER:
AŞKINSAL ile/ve/||/<>/> KURGUL ile/ve/||/<>/> EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> OLGUSAL/FENOMENOLOJİK
( Kant'ta. İLE/VE/||/<>/> Hegel'de. İLE/VE/||/<>/> Marx'ta. İLE/VE/||/<>/> XX. yüzyılda. )
- YÖNTEMLER ile/ve/||/<>/< KAÇINILMASI GEREKEN "YÖNTEMLER"
- YONUGİ ile/ve/<> KARENBİ ile/ve/<> GİNDO ile/ve/<> SEBU ile/ve/<> DEGOGO
( Mali'nin, Dogon bölgesindeki, Songo köyünde yaşayan kabileler. )
( [görevleri] Şef ailesi. İLE/VE/<> Halkla ilişkiler. İLE/VE/<> Sağlık ve tıp. İLE/VE/<> Tüze ve adâlet. İLE/VE/<> Ticaret ve dış ilişkiler. )
- [ne yazık ki]
YORAN:
KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ETRAFINI ANLAMAYAN KİŞİLERİN SAĞIRLIĞI
- YÖREL ile/ve/||/<> YEREL
- YÖRESEL ile/ve/<> BÖLGESEL
- YORGUN/LUK ile/ve/||/<> SAYRI/LIK(HASTA/LIK[Fars. < HASTE: Yorgun.])/İGLELMEK[: Sayrılanmak/hastalanmak.][dvnlgttrk]
( TA'B ile MARÎZ[< MARAZ]/ÂLİL[: Sayrı(hasta). | Sakat, kör.], VASIB
TAVSÎF-ÜL-EMRÂZ: Sayrılıklar ilmi. )
( ... ile BÎMÂR/Î )
- YORGUN/LUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOĞUN/LUK
- YÖRÜK ÇADIRLARINDA:
SAĞ TARAF ile/ve/||/<>/> SOL TARAF
( Kadınların oturduğu. İLE/VE/||/<>/> Erkeklerin oturduğu. )
( Ev sahibinin oturduğu. İLE/VE/||/<>/> Konuğun oturduğu. )
( Kapı, güneydedir. )
- YÖRÜK/YÜRÜK ile/ve/||/<> Yörük/Yürük
( Göçebe Türkmen boyu. Anadolu ve Rumeli'de göçebe olarak yaşayan, mevsimlere göre ova ya da yaylalarda kurdukları çadırlarda oturan Oğuz Türklerine verilen ad. Bunlara, Türkmenler adı da verilir. [Göçebe yaşam tarzını seçmiş Türkmenler. "Yürümek" sözcüğünden türetilmiştir. Anadolu'da yaylak-kışlak yaşamı sürdüren Türkmen aşiretleri [obaları] için de kullanılır. Anadolu halkının çok önemli nüfus çoğunluğunu oluştururlar. Balkanlar'daki Türkler arasında da yüksek oranda Yörük bulunmaktadır. Rumeli Yörükleri: Tanrıdağı Yörükleri, Kocacık Yörükleri, Naldöken Yörükleri, Vize Yörükleri vb. öbeklere ayrılmaktadır. Bugün Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya'nın dağ köylerinde yaşamaktalar. Osmanlı, tüm Balkanlar'da elde ettiği topraklara sahip olunması için sadece Türkmen/Yörükleri göndermiş ve görevlendirmiştir. “Cesur, muhârip, iyi yürüyen, eli ayağı sağlam” gibi anlamları yansıtan "Yörük" sözcüğü yerine, “yürük” sözcüğü de kullanılır. Genel olarak göçer-konar yaşam sürdüren tüm topluluklar için kullanılan bu ad, daha çok göçebe Oğuz boyları için simge (özel ad) olmuştur. XI. yüzyılda Orta Asya'dan göç eden ve göçebe yaşam sürdüren Oğuzlar, İran'dan geçerek, Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya geldi. Burada da eski yaşam tarzını aynen devam ettirdiler. İlk zamanlar, Türkmen adıyla anılan Oğuzların bir bölümü, yerleşik yaşama geçti. Anadolu'nun İslâmlaştırılıp Türkleştirilmesi sırasında, Oğuz boyları, Anadolu'nun her tarafına yayıldı. Bir bölümü yerleşik yaşama geçerek Türkmen adını aldı, bir bölümü de göçebe yaşamını sürdürüp Yörük adıyla anıldı. Osmanlıların Rumeli'ye geçişinden sonra, Yörüklerin önemli bir bölümü de Rumeli'ye göç ettirildi. Yörük aşiretleri ve obaları adlarında genellikle koyun ve keçi sözcüklerini barındırır. "Karakeçili", "Sarı keçili" gibi. Aynı zamanda Koyunlu Yörükler diye bilinen Akkoyunlu ve Karakoyunlu aşiretlerinin adı, bu obaların nerede yaşadığını da belirli kılar.] İLE/VE/||/<> Çok ve çabuk yürüyen, iyi yol alan, hızlı giden. | Osmanlı döneminde, otuzar kişilik ocaklar olarak Rumeli'ye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan tımarlı asker. )
- | YORULDUĞUMUZ ZAMAN/ZEMİN/KOŞULLAR ve DURULDUĞUMUZ ZAMAN/ZEMİN/KOŞULLAR |
ve/||/<>/>/<
KIRILDIĞIMIZ ZAMAN/ZEMİN/KOŞULLAR
( Olduğumuz/oluştuğumuz. VE/||/<>/>/< Kırıldığımız. )
- YORULMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞINMAK
- YORULMAK ile/ve/<>/değil SIKILMAK/BEZMEK
( Bilişsel[felsefe/bilim/sanat] konular, fiziksel değil zihinseldir! Kötü bir benzetmedir ve kişinin nalıncı keseri gibi kendine yonttuğu, asalaklaştırılmış bir sözcük olarak başka bir kötüye kullanımdır. [Acı ile/değil ıstırap farkı gibi.] )
- YORULMAK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SÖZCÜK DAĞARCIĞI/N YETERSİZ
- YORULMAK ile/ve/<> YOĞRULMAK
- YORUM:
"DOĞRU ANLAMA" UĞRAŞI ile/ve/değil/<> YANLIŞ ANLAMAMA ÇABASI
- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<> BAĞLAM
- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BOŞLUK
- YORUM ile/ve/<>/= ÇEVRİ/TE'VİL[< Ar.]
( ... İLE Bir söz ya da davranışı, görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme. | Burgaç. )
- YORUM ile/ve/değil/||/<>/< DERLEME
- YORUM ile/ve/<> DÖNÜŞÜM
( INTERPRETATION/COMMENT vs./and/<> TRANSFORMATION )
- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GERİBİLDİRİM
( [not] INTERPRETATION/COMMENT vs./and/but/||/<>/>/< FEEDBACK
FEEDBACK instead of INTERPRETATION/COMMENT )
- YORUM ve/||/<>/> KILAVUZLUK
- YORUM" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> "YARGI"
- YORUMA AÇIKLIK ile/ve/değil/<> YORUMA MUHTAÇLIK
- YORUMLAMA ile/ve/||/<>/> DİRİLTME
- YORUMLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DEĞİŞTİRMEK
( "Filozoflar, şimdiye kadar dünyayı sadece çeşitli biçimde yorumladı. Konu, onu değiştirmektir." )
- YORUMLAMAK ile/ve/değil/||/<> SONUÇLANDIRMAK
( [not] TO INTERPRET vs./and/but/||/<>/> TO CONCLUDE )
- YORUMLANABİLİR/LİK ve/||/<>/> YÖNETİLEBİLİR/LİK
- YORUMSAMA ile/ve/değil/||/<>/< YORUMLAMA
- YÖRÜNGE:
DAİRESEL ile/ve/değil/||/<> ELİPTİK
- YOSUN ile/ve/<> YOSUNCUL
( Sularda yetişen, ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad. İLE/VE/<> Yosunla beslenen ya da yosunların içinde yaşayan. )
- YOUNG DENKLEMİ ile/||/<> LAPLACE BASINCI
( Young katı-sıvı denge, Laplace eğri yüzey ΔP = 2γ/r. )
( Formül: Düz İLE eğri )
( Pierre-Simon Laplace tarafından 1799 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- YOZLAŞMA ile/ve/||/<> KANIKSAMA
- YOZLAŞMA ile/ve/||/<> KURUMLAŞMA
- YÜCE/LİK ve/=/||/<>/> GERÇEĞE/HAKİKATE EVRİLEN
- YÜCE/LİK ile/ve/<> MUTLAK/LIK
( Belirlenim. İLE/VE/<> Belirlenimsizlik. )
- YUFKA ile/ve/||/<>/> KURU YUFKA(İŞKEFE/ŞİKEFE)
- YÜK ile/ve/||/<> BASINÇ
- YÜK ile/ve/değil/||/<> KARMAŞA
- YUKARI KUARK ile/ve/||/<> AŞAĞI KUARK
- YÜKLEDİĞİN ile/ve/||/<> YÜKLENDİĞİN
- YÜKLEM ve/||/<>/= YETİ
- YÜKLEMEK ile/ve/değil/||/<> GENİŞLETMEK
- YÜKLEMLEME ile/ve/||/<> ÇELİŞMEZLİK
- YÜKLEMLEME ile/ve/||/<> TERİMLERİN SINIFLANDIRILMASI
- YÜKLEM/LER ile/ve/||/<> ÇELİŞİK YÜKLEM/LER
- YÜKLENMEK" ile/ve/<> ABANMAK
- YÜKLÜ ile/ve/<>/> AĞIRAYAK
( Karnında yavru(bebek/fetüs) bulunan. İLE/VE/<>/> Doğurması yakın yüklü. )
- YÜKSEK FREKANS ile/||/<>/> ÇOK AŞIRI YÜKSEK FREKANS
( Frekansı 3 MHz - 30 MHz, dalga boyu da 100 m. - 10 m. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. İLE/||/<>/> Frekansı 30 GHz - 300 GHz ve dalga boyu da 1 mm. - 1 cm. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. )
( TEVALî-i âLi İLE TEVALî-i âLi-i âLâ )
( HiGH FREQUENCY VS. EXTREMELY HiGH FREQUENCY )
( LA FRéQUENCE HAUTE AVEC LA FRéQUENCE HAUTE EXTREMENT )
( HOCHFREQUENZ MiT ULTRAHOCHFREQUENZ )
- YÜKSEK SPİN İLE DÜŞÜK SPİN ile/||/<> KOMPLEKS MANYETİZMASI
( Geçiş metali komplekslerinde spin durumları. )
( Formül: μ = √(n(n+2)) BM )
- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN
( Yüksek spin zayıf alan maksimum eşleşmemiş İLE düşük spin güçlü alan. )
( Formül: Δ < P İLE Δ > P )
- YÜKSEK ZEKÂ ile/ve/değil/<> YARATICILIK
- YÜKSELİŞ ile/ve/||/<>/> AŞMAK
- YÜKÜMLÜLÜK ve/||/<> ÖZ
- YÜLÜME/YÜLMEK/TRAŞ/TIRAŞ[Fars. < TERAŞ] ile/ve/||/<>/> PERDAH[Fars.]
( Saç ya da sakalı kesme işi. | Erkek saçını belirli bir biçim vererek kesme. | Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal. | Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belirli bir biçim vermek üzere yontma. | Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. İLE/VE/||/<>/> Parlatma, parlaklık verme. | Tıraştan sonra tersine yapılan ikinci tıraş. )
- YUMULMAK ile/ve/<>/> "YAMUL(T)MAK"
- YUMURTA[İng. EGG] ile/||/<> ALOJENİK[İng. ALLOGENEIC] ile/||/<> AMNİYON[İng. AMNION] ile/||/<> BASIMLAMA[İng. IMPRINTING] ile/||/<> BAŞKALAŞIM[İng. METAMORPHOSIS] ile/||/<> LARVA
( Yumurta, biyolojide, dişi üreme gözesi. Botanikte, yumurta bazen makrogamet olarak da adlandırılır. @@ 1. Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olmasıdır. Homo sapiens (modern insan) türünde, tek yumurta ikizleri haricindeki her birey birbiriyle alojeniktir. @@ Sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde dölütü (embriyoyu) saran ve içinde amniyon sıvısı bulunan zardır. Karada yumurtlayan hayvanların tümünün yumurtasında da bulunan amniyon, balıkların ve kurbağagillerin yumurtalarında yoktur. "Amniyos" olarak da bilinir. @@ Kuluçkadan sonra yumurtadan yeni çıkan bir kuşun, örneğin ördeğin, çevresinde ilk yürüyen nesneyi takip etmeye başlaması ve bu nesneye bağlanmasıdır. @@ Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal ve fiziksel değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri olayına denir. Aynı tür içerisinde, morfolojik, fizyolojik ve anatomik olarak birbirinden tamamen farklı yapılara dönüşmesi olarak da tanımlanabilir. En bilinen örneği, tırtılın belirli bir süre sonra önce koza (pupa) haline, sonra ise kozanın farklılaşarak kelebeğe dönüşmesidir. @@ Başkalaşım geçiren hayvanların yaşamlarının ilk evresi. Bu evre, yumurtadan çıktıktan sonra pupa evresine geçinceye kadar olan dönemi kapsar. Larvalar cinsel gelişimini tamamlamamış genç hayvanlar. Kelebeklerde larvalar "tırtıl" adını alırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YUMURTA ile/ve/<> VİTELLÜS[Lat.]
( ... İLE/VE/<> Yumurtada, kabuk ve çekirdek dışında kalan maddelerin tümü. )
- YUMURTALIK[İng. OVARIES] ile/||/<> ALGILAMA[İng. PERCEIVE] ile/||/<> DÖLLENME[İng. FERTILIZATION] ile/||/<> FSH (FOLİKÜL UYARICI HORMON)[İng. FSH] ile/||/<> GENLİK[İng. AMPLITUDE] ile/||/<> GONAD
( Yumurtalıklar dişi gonadlarıdır - başlıca dişi üreme organlarıdır. Bu bezlerin üç önemli fonksiyonu vardır: hormon salgılamak, yumurtaları korumak ve muhtemel döllenme için yumurta üretmek. İnsanlarda dişiler genellikle iki yumurtalıkla birlikte doğarlar. Ergenlik öncesi, yumurtalıklar sadece uzun doku demetleridir. Dişi olgunlaştıkça, yumurtalıkları da olgunlaşır. Olgun yumurtalıklar bir üzüm büyüklüğündedir. @@ Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma sürecidir. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürüne algı denir. @@ Dişi ve erkek haploid gametlerinin diploid bir zigot oluşturmak için birleşmesidir. @@ Follikül stimüle edici hormon, gonadotropik hormonlardan biridir (diğeri LH'dır). Her ikisi de hipofiz bezi tarafından kan dolaşımına salınır. Folikül stimüle edici hormon, pubertal gelişim ve kadınlarda yumurtalıklarının, erkeklerde testislerinin gelişmi ve işlevi için gerekli hormonlardan biridir. @@ Genlik, bir dalganın periyodik hareketinde, dalganın tepe noktasından çukur noktasına olan uzaklığının yarısıdır. Genlik, yaylarda telin boyuna, gerginliğine, kesitine, cinsine bağlı olarak değişir. @@ Gamet üreten bir üreme bezi (yumurtalık ya da testis gibi).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YUMUŞAK OLMA(!) ile/ve/<>/>< SERT OLMA(!)
( Ezilirsin. İLE/VE/<>/>< Kırılırsın. )
- YUMUŞAK ile/ve/||/<> AFFETTUOSO[İt.]
( Biraz yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak. )
- YUMUŞAMA ile/ve/değil/yerine/||/<> GERİ ADIM
- YUMUŞATMA ile/ve/<> DENGELEME
- YUMUŞATMAK ile/ve/||/<> GEÇİŞTİRMEK
- YUNAN ile/ve/<> KENAN
( Dışrak/egzotorik. İLE/VE/<> İçrek/ezotorik. )
- YUNUS EMRE RİVÂYETLERİNDE:
KÂDI ile/ve/<> ÇİFTÇİ
- YUNUS ile/||/<> KÖRFEZ MUTURU/VAQUITA YUNUSU
- YÜREKTEN ile/ve/||/<> YALIN
- YURTTA SULH, CİHANDA SULH ve/||/=/<> BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- YURTTAŞ ile/ve/||/<> BİREY
- YURTTAŞLIK ile/ve/||/<>/>/< ÖZYÖNETİM
- YURTTAŞLIKTA:
EŞİTLİK ile/ve/||/<> ETKİNLİK
- YÜRÜMEK:
HIZLI OLSUN İSTERSEK ile/ve/değil/||/<> UZAĞA GİTMEK İSTERSEK
( Yalnız. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birlikte. )
- YÜRÜMEK ile/ve/||/<>/> TIRMANMAK
- YÜRÜTME ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRME
- YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> TAKİP ETMEK
- YÜRÜYÜŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞLEYİŞ
- YÜRÜYÜŞ" ile/ve/||/<>/> YAŞAYIŞ
- YUSUF HEMADANİ ve/<> ARSLAN BABA
- YUTMAK" ile/ve/||/<>/< FARKETMEMEK
- YUTMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YEMEK
( Hayvanlarda. İLE/VE/YERİNE/||/<>/> İnsanda. )
- YUVALANMA ile/ve/||/<> YAPILANMA
- YUVARLAMA ile/ve/||/<> KESTİRME
- YUVARLANMAK ile/ve/||/<> AĞNAMAK
( ... İLE/||/<> Hayvanın yere yatıp yuvarlanması. )
- YÜZ FELCİ ve/||/<> HOUSE-BRACKMANN EVRELEMESİ
( FACIAL NERVE and/||/<> HOUSE-BRACKMANN GRADING SYSTEM )
- YÜZ VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YOL VERMEK
- YÜZ ile/ve/||/<> ÇEHRE[Fars.]
( ... İLE/VE/||/<> Yüze bakıldığında göze çarpan tüm örgenler. )
- YÜZ ve/<> EL
( Yüz, kalbin aynasıdır. )
( LİKÂ ve/<> ... )
( DÎDÂR, PEYKER ve/<> ... )
(1996'dan beri)