Değil/yerine (... değil/yerine ... bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 25.800 başlık/FaRk ile birlikte,
25.800 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(30/105)
- ISENTROPIC FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ AKIŞ
- ISENTROPIC EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ GENLEŞME
- ISENTROPIC COMPRESSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ SIKIŞTIRMA
- ISENTROPIC PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ SÜREÇ
- ISENTROPIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ
- TRACE ELEMENTS[İng.] / TRACE ÉLÉMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ESER ELEMENTLER
- ESER değil/yerine/= YAPIT; İZ
- COHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION COHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRELİ SAÇILMA
- DISPERSION INCOHÉRENTE DE COMPTON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ COMPTON SAÇILMASI
- INCOHERENT LIGHT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ IŞIK
- INCOHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION INCOHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ SAÇILMA
- EŞEYSELLİK/SEKS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARILMAK
( ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOÇA )
- EŞEYSELLİK/SEKS:
"GÜÇ KAYBETMEK" ile/değil/yerine DENGELENMEK/UYUMLANMAK/FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖN(DÜR)MEK
- EŞEYSELLİK/"SEKS YAPMAK" ile/ve/değil/yerine EŞEYSELLİĞİN HAKKINI TESLİM ETMEK
- EŞEYSELLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARKADAŞLIK/DOSTLUK
( BAHNÂME: Eşeysellik ilminden bahseden kitaplardır. [Daha önceleri tıp kitabı olarak çalışılmıştır.] )
(
ARKADAŞ-SEVGİLİ OLABİLMEK
Kişi, bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor. Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden. Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan. Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor, dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkarıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun olmuyor. Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza kadar yapılan işler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü iş paylaşılabiliyor, birlikte benzer işler üretiliyor. Müthiş bir "zevkle" dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karısını, kocasını, sevgilisini bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan kişinin yaşamını sürdürebilmesi için büyük bir avantaj oluyor.Ama kişiler, sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere, eleştiriler, haliyle bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her zaman rahat da konuşulamıyor. Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor. Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor. Kişiler, sevgiliyken, evliyken çok daha duyarlılaşıyor. En küçük davranışa bile "Bana bunu nasıl yapar?" oluyor. Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar çok daha geniş. Kişi, her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor. Tüm gün başkalarını dinlemiş olduğundan sıkılmış oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da öteki, seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, "Tetiği ilk kim çekecek?" diye gergin bir bekleyişe giriliyor. Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde işin içine baskalarının ne düşüneceği girdiğinden gerilim artıyor, "biz"i düşünmekten "ben" karambole gidiyor.
Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor. Hiç itirazım yok, o da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor. Bana daha iyisi, bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olabilmek. Hem arkadaşın, hem de sevgilin gibi olabileceğin biri, hem arkadaşlığı, hem de sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak, konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor. Kolay bir şeyden söz etmiyorum tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin harcı değil. Ama yapabilenler de yok değil. Yapabilenler mutluluğu ve güzellikleri yakalayabiliyor.
DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!
Kırlangıç, birine âşık olmuş.Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra....
Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.
Tık...tık...tık...
Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan?
Minik bir kırlangıç!
Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:
- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma! Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.
Adam, birden parlamış.
- Yok daha neler?
- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.
Gerekçesi de sersemceymiş:
- Sen kuşsun! Hiç kuş, insana âşık olur mu?
Kırlangıç, mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha denemiş:
- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.
Adam kararlı ve ısrarlı:
- "Yok, yok! Seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:
- İşim gücüm var, git başımdan!
Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç, son kez adamın penceresine gelmiş:
- "Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.
Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek sinirlenmış.
- Ben yalnızlığımdan memnunum demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.
Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendine itiraf etmiş:
- "Hay benim akılsız başım!" demiş.
- Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:
- Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemış!
Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş!
Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.
Olanları anlatmış. Bilge kışi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
- Kırlangıçların ömrü altı aydır...
* * * * *
Yaşamda bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.
Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmez. )
( [not] SEXUALITY vs./and/but/||/<>/< FRIENDSHIP
FRIENDSHIP instead of SEXUALITY )
- ISOCHORE[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİM EĞRİSİ
- ISOCHORIC, ISOVOLUMIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİMLİ
- THRESHOLD WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DALGA BOYU
- SEUIL[Fr.] / SCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DEĞER
- THRESHOLD FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK FREKANSI
- THRESHOLD VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SEUIL[Fr.] / EINSATZSPANNUNG, SCHWELLENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK GERİLİM
- THRESHOLD[İng.] ile/değil/yerine/= EŞİK
- ESÎR, LOKMAN RUHU[Osm.] / AETHER, ETHER[İng.] / ÉTHER[Fr.] / ÄTHER[Alm.] ile/değil/yerine/= ESİR, ETER
- ESÎR[Ar.] değil/yerine/= TUTSAK
- GLEICHVOLUMENÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT HACİM DEĞİŞİMİ
- ANALYSENWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT KOLLU TERAZİ
- MÜSÂVÎ[Osm.] / GLEICH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT
- EŞİTLİK/MÜSÂVAT ile/ve/değil/yerine/< TÜRE/ADÂLET
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Güçsüzün hakkının/haklarının savunulması/korunması. )
( Kişilerin eşitliği, sadece adâletin [en kısa sürede] sağlanması için [tüze/hukuk önünde] geçerlidir. [ille de bir farkı olacaksa/oldurulacaksa, sadece bilgileri/bildikleri/marifetleri iledir/kadardır.] )
(
)
(
)
( [CHAT GPT >]
Eşitlik, ırklarına, cinsiyetlerine, dinlerine ya da öteki özelliklerine bakılmaksızın tüm bireylere aynı biçimde davranılması gerektiği düşüncesini belirtir. Bu, herkesin aynı fırsatlara ve haklara sahip olması ve kimliğinden dolayı dezavantajlı ya da ayrımcılığa uğramaması gerektiği anlamına gelir.
Öte yandan, adâlet, yasaların âdil ve uygun biçimde yönetilmesini ve de âdil bir toplumun sürdürülmesini ifade eder. Bireylerin hukuka ve ahlâkî ilkelere göre haklarını almasını ve yanlış davranışın cezalandırılmasını içerir.
Eşitlik ve adâlet, genellikle birbiriyle ilişkili olsa ve örtüşebilse de aynı şey değildir. Eşitlik, herkese aynı biçimde davranmakla ilgiliyken, adâlet, bireylerin hak ettiklerini almasını ve yanlışların ele alınmasını sağlamakla ilgilidir. Bir toplumun eşit olup da âdil olmaması ya da tam eşitlik olmadan adâletin olması olanaklıdır.
[English]
Equality refers to the idea that all people should be treated the same, regardless of their race, gender, religion, or other characteristics. It means that everyone should have the same opportunities and rights, and should not be disadvantaged or discriminated against based on their identity.
Justice, on the other hand, refers to the fair and proper administration of laws and the maintenance of a just society. It involves ensuring that individuals receive what they are due, according to the law and moral principles, and that wrongdoing is punished.
While equality and justice are often related and can overlap, they are not the same thing. Equality is about treating everyone the same, while justice is about ensuring that people receive what they are entitled to and that wrongdoing is addressed. It is possible for a society to be equal but not just, or for there to be justice without complete equality. )
( [not] EQUALITY vs./and/but/< JUSTICE
JUSTICE instead of EQUALITY )
- ESK/ELECTRONIC HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK SAĞLIK KAYDI
- EŞKAL/SURET/FİZİK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞ/BİÇİM
- ESKALASYON değil/yerine/= ARTIŞ/TIRMANIŞ
( İhalelerde sözleşme fiyatının maliyetlerdeki artışa göre güncellenmesi. )
- EŞKALİNİ TARİF ETMEK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞÜNÜ TANIMLAMAK
- RHOMBOHEDRAL[İng.] / RHOMBOÉDRIQUE[Fr.] / RHOMBOEDRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞKENAR DÖRTGEN YÜZLÜ
- ESKİ KÖYE, YENİ ÂDET GETİRMEK ve/değil/yerine/||/<> EZBER BOZMAK
- ESKİ ile/değil/yerine ANTİK
- ESKİ ile/ve/değil/yerine BİR ÖNCEKİ
- ESKİ ile/değil/yerine ESKİL/BAYRI/KADÎM
- ESKİ ile/ve/değil/yerine ÖNCEKİ
- ESKİCİ ile/değil/yerine/>< KUYUMCU
( [İş/alıcı/satıcı (bulmak) için...] Bağırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bağırmaz. )
- ESKİMO ile/değil/yerine İNUİT
( Kanada, Alaska ve Grönland'ın yüksek enlemlerindeki kutup bölgelerindeki yaşayanları ifade eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Kanada'nın kuzeyinde ve Grönland'ın bazı bölgelerinde yaşayan halk. )
( [CREE ve ALGONKİN Kızılderililerinin verdiği bir addır.] Sözcük karşılığı "Başka bir dil konuşan" | "Başka ülkeden olan kişi" | "Çiğ et yiyen". İLE/DEĞİL/YERİNE Sözcük karşılığı "İnsan" | Halk. )
( Kanada'da Eskimo demek kabalıktır fakat Alaska'da Eskimolar bundan memnuniyet duyar. )
( Eskimo-Aleut dil ailesindeki diller, dünyadaki dillerin hiçbiriyle akraba olmayıp sadece birbiriyle akrabadır. )
( Gelişmekte olan İnuitçe, Alaska'nın kuzeyinde, Kanada'da ve Grönland'da konuşulur. )
( Ortalama boyları 1,62'dir ve ortalama yaşam süreleri 39'dur. )
( Kendi aralarında da birbirini İnuit olarak tanımlarlar. )
- EŞKIYÂ ile/değil/yerine/>< EVLİYÂ
( Eşkıyâ, bizi yolda görse, vicdâna gelmekten korkar. )
- ESKİYLE "SAVAŞMAK" ile/değil/yerine YENİSİNİ YARATMAK
- ESKİZ değil/yerine/= TASLAK
- ESKİZ değil/yerine/= TASLAK
- ESKS/ELECTRONIC HEALTH RECORD SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK SAĞLIK KAYIT DÜZENİ
- ESL/EXTRACORPOREAL SHOCKWAVE LITHOTRIPSY[İng.] değil/yerine/= GÖVDE DIŞI ŞOK DALGASIYLA TAŞ KIRIMI
- COUPLED FIELD VECTORS[İng.] / VECTEURS DE CHAMP COUPLÉS[Fr.] / GEKOPPELTE FELDVEKTOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK ALAN VEKTÖRLERİ
- COUPLED WAVES[İng.] / ONDES COUPLÉES[Fr.] / GEKOPPELTE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK DALGALAR
- COUPLED CIRCUITS[İng.] / GEKOPPELTE SCHALTUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK DEVRELER
- CONJUGATE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE CONJUGUÉE[Fr.] / KONJUGIERTE IMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK EMPEDANS
- COUPLED MODES[İng.] / MODES COUPLÉS[Fr.] / GEKOPPELTE MODEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK KİPLER
- GEKOPPELTE OSZILLATOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK OSİLATÖRLER
- CONJUGATE PARTICLES[İng.] / PARTICULES CONJUGUÉES[Fr.] / KONJUGIERTE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK PARÇACIKLAR
- COUPLED OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR COUPLÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK SALINGAÇ
- COUPLED TRANSISTORS[İng.] / TRANSISTORS COUPLÉS[Fr.] / GEKOPPELTE TRANSISTOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK TRANSİSTÖRLER
- CONJUGATE[İng.] / CONJUGUÉ[Fr.] / KONJUGIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK
- PAIRED ELECTRONS[İng.] / PAIRÉ ELECTRON[Fr.] / GEPAARTE ELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLEŞMİŞ/EŞLENİK ELEKTRONLAR
- EŞLEŞTİRİLMİŞ OLAN/LAR ile/değil/yerine İLİŞKİLENDİRİLMİŞ OLAN/LAR
- EŞLEŞTİRME ile/değil/yerine İLİŞKİLENDİRME
- EŞLEŞTİRME ile/değil/yerine KIYASLAMA
- PARITY[İng.] / PARITÉ[Fr.] / PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLİK, PARİTE
- ESNAF[Ar.] değil/yerine/= İŞMEN
- ELASTISCHE DEFORMATION/FORMÄNDERUNG/VERFORMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK BİÇİM DEĞİŞİKLİĞİ/BOZULMASI
- ELASTIC DEFORMATION[İng.] ile/değil/yerine/= ESNEK BİÇİM DEĞİŞTİRME
- ELASTIC COLLISION[İng.] / COLLISION ÉLASTIQUE[Fr.] / ELASTISCHER STOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK ÇARPIŞMA
- ELASTIC WAVES[İng.] / ONDES ÉLASTIQUES[Fr.] / ELASTISCHE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK DALGALAR
- INELASTIC COLLISION[İng.] / COLLISION INÉLASTIQUE[Fr.] / UNELASTISCHER STOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK OLMAYAN ÇARPIŞMA
- INELASTIC SCATTERING[İng.] / DIFFUSION INÉLASTIQUE[Fr.] / UNELASTISCHE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK OLMAYAN SAÇILMA
- ELASTIC SCATTERING[İng.] / DIFFUSION ÉLASTIQUE[Fr.] / ELASTISCHE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK SAÇILMA
- ELASTISCHE ABLENKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK SAPTIRMA
- ELASTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ESNEKELER
- ELASTIZITÄTSKOEFFIZIENTEN-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEKLİK KATSAYILARI KURAMI
- ELASTICITY COEFFICIENT, ELASTICITY MODULUS, MODULUS OF ELASTICITY[İng.] / COEFFICIENT DE L'ÉLASTICITÉ[Fr.] / ELASTIZITÄTSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEKLİK KATSAYISI
- ELASTİKİYET[Osm.] / ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ[Fr.] / ELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEKLİK
- ESNEMEDE [AĞZIN EL İLE KAPANIŞINDA]:
SOL ELİN DIŞI ile/ve/değil/yerine SAĞ ELİN AVUÇİÇİ
( Tüm genel/günlük koşullarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Namazda. )
- ESNEMEDE [AĞZIN EL İLE KAPANIŞINDA]:
SOL ELİN DIŞI ile/ve/değil/yerine SAĞ ELİN AVUÇİÇİ
( Tüm genel/günlük koşullarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Namazda. )
- SPIN ISOTOPIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞÖLÇEK DÖNÜ
- ESPİYONAJ değil/yerine/= CASUSLUK
- EQUIPOTENTIAL SURFACE[İng.] / SURFACE ÉQUIPOTENTIELLE[Fr.] / ÄQUIPOTENTIALFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞPOTANSİYEL YÜZEY
- EQUIPOTENTIAL[İng.] / ÄQUIPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞPOTANSİYEL
- ESR/ERYTHROCYTE SEDIMENTATION RATE[İng.] değil/yerine/= ERİTROSIT SEDİMANTASYON HIZI, ALYUVAR ÇÖKME HIZI
- ESRARENGİZ değil/yerine/= GİZEMLİ
- ISOCHROMATIC FRINGE PATTERN[İng.] / MODÈLE DE FRANGES ISOCHROMATIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞRENK SAÇAK DESENİ
- ISOCHROMATIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞRENKLİ
- ESSAY[İng.] değil/yerine/= DENEME
- ESSEN COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ESSEN[Fr.] / ESSEN KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESSEN KATSAYISI
- ISOTHERMAL FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI AKIŞ
- ISOTHERMAL EQUILIBRIUM[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI DENGE
- ISOTHERMAL TRANSFORMATION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI DÖNÜŞÜM
- ISOTHERMAL EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI GENLEŞME
- ISOTHERMAL LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI KATMAN
- ISOTHERMAL MAGNETIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI MIKNATISLANMA
- ISOTHERMAL PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI SÜREÇ
- ESTER GROUP[İng.] / ESTER[Alm.] ile/değil/yerine/= ESTER GRUBU
- ESTER[İng.] / ESTER[Fr.] / ESSIGSÄUREANHYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= ESTER
- ESTETİK değil/yerine/= GÖRKEYSEL
- ESTETİK değil/yerine/= GÜZELDUYU
- ESWL/EXTRACORPOREAL SHOCK WAVE LITHOTRIPSY[İng.] değil/yerine/= GÖVDE DIŞI ŞOK DALGASIYLA TAŞ KIRIMI
- EŞYA[çoğ. < ŞEY] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KİŞİLER
( Kullanılması için. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Sevilmesi için.
[fakat ne yazık ki...] "Dünyadaki kargaşanın nedeni, eşyaların sevilmesi, insanın kullanılmasıdır." )
- EŞYA[Ar.] değil/yerine/= BUYUM, TÜYEK, ARIBERİ
- EŞYANIN TABİATI değil/yerine/= NESNELERİN DOĞASI
- ISOCHRONOUS CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ISOCHRONE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞZAMANLI DEVRE
- ISOCHRONOUS[İng.] / ISOCHRONE, ISOCHRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞZAMANLI
- SYNCHRONISM[İng.] / SYNCHRONISME[Fr.] / GLEICHZEITIGKEIT, SYNCHRONISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞZAMANLILIK
- et al.[Lat. < ET ALII] değil/yerine/= VE ÖTEKİLERİ
- ET "UYGARLIĞI" ile/değil/yerine ANLAM/MÂNÂ UYGARLIĞI
- et[Lat.] değil/yerine/= VE
- ETA/EVENT TREE ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= OLAY AĞACI ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- ETA-MESON[İng.] / MÉSON Η[Fr.] / ETAMESON[Alm.] ile/değil/yerine/= ETA MEZONU
- ETHANE[İng.] / ETHANE[Fr.] / ÄTHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETAN
- SİRKE ASİDİ[Osm.] / ACETIC ACID[İng.] / ACIDE ACÉTIQUE, ACIDE ACTIQUE[Fr.] / ÄTHANOÄT, ESSIGSÄURE, ERZEUGNIS, PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETANOİK ASİT, ASETİK ASİT, ÇARPIM, ÜRÜN
- ETHANOL, ETHYL ALCOHOL[İng.] / ETHANOL, ALCOHOL ÉTHYLIQUE[Fr.] / ESTER GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETANOL
- ETİKET[Fr. < ÉTIQUETTE] değil/yerine/= EDERCE
- ETİKET değil/yerine/= YARLIK
- LABELING[İng.] / ETIQUETER[Fr.] / ETHANOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ETİKETLEME
- ETHYL ACETATE[İng.] / ACETATE D'ÉTHYLE[Fr.] / ÄTHYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETİL ASETAT
- ETHYL[İng.] / ÉTHYLE[Fr.] / ÄTHYL[Alm.] ile/değil/yerine/= ETİL
- ETHENE, ETHYLENE[İng.] / ÉTHYLÉNE[Fr.] / ÄTHYLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETİLEN
- ETHYLENEDIAMINETETRAACETIC ACID, EDTA[İng.] ile/değil/yerine/= ETİLENDİAMİNTETRAASETİK ASİT, EDTA
- ETİYOLOJİ/ETIOLOGY[İng.] değil/yerine/= NEDEN | NEDEN BİLGİSİ
- ETİYOLOJİK/ETIOLOGICAL[İng.] değil/yerine/= NEDENSEL
- ETK/ELECTRONIC MEDICAL RECORDING[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT
- ETKEN ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLEŞEN
- DOMÄNETOTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİ ALANI DÖNÜŞÜ
- DOMÄNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİ ALANLARI
- ETKİ > TEPKİ ile/değil/yerine/> ETKİ > ANLAM > TEPKİ
- ETKİLEMEYE ÇALIŞMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (SADECE) KENDİNİ ANLATMAK/TANIMLAMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK
- ETKİLEŞİM ile/ve/değil/yerine ETKİNLEŞMEK
( Duygusallık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Koşulsuz sevgi. )
( Alışveriş. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Veriş. )
( [not] REACTIVE vs./and/but ACTIVE
ACTIVE instead of REACTIVE
[not] Emotional. WITH/AND/BUT Unconditional love. )
- KOPPLUNG, ZUSAMMENWIRKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİLEŞME
- CEREYÂN-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE CURRENT[İng.] / COURANT EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER STROM/STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKIM
- ACTIVE CURRENT[İng.] / COURANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF AKIM
- ACTIVE DEVICE[İng.] / APPAREIL ACTIF[Fr.] / AKTIVE-GERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF AYGIT/CİHAZ
- ACTIVE COMPONENT[İng.] / COMPOSANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF BİLEŞEN
- ACTIVE VOLTAGE[İng.] / AKTIVE-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF GERİLİM
- ACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE ACTIVE[Fr.] / AKTIVE-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF GÜÇ
- ACTIVE ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF ÖGE/ELEMAN
- INACTIVE[İng.] / INACTIVE[Fr.] / INAKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF OLMAYAN
- FAAL[Osm.] / ACTIVE[İng./Fr.] / AKTIF, REAKTIONSFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF
- EFFECTIVE ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / PRESSION ACOUSTIQUE EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER AKUSTIKDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKUSTİK BASINÇ
- EFFECTIVE AMPERE[İng.] / EFFEKTIVES AMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AMPER
- EFFECTIVE INTERVAL[İng.] / INTERVALLE EFFECTIF[Fr.] / EFFEKTIVER ABSTAND/INTERVALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN ARALIK
- EFFEKTIVES ATOMNUMMER, WIRKSAME ATOMNUMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN ATOM NUMARASI
- EFFECTIVE ATOMIC NUMBER[İng.] / NOMBRE ATOMIQUE EFFECTIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ETKİN ATOM SAYISI
- EFFECTIVE ZONE[İng.] ile/değil/yerine/= ETKİN BÖLGE
- EFFECTIVE FISSION NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE FISSION EFFECTIFS[Fr.] / EFFEKTIVE SPALTUNGSNEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN BÖLÜNME NÖTRONLARI
- EFFECTIVE NUCLEAR CHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= ETKİN ÇEKİRDEK YÜKÜ
- EFFECTIVE MULTIPLICATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE MULTIPLICATION EFFECTIF[Fr.] / EFFEKTIVER MULTIPLIKATIONSFAKTOR/VERMEHRUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN ÇOĞALMA ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- KIYMET-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE VALUE[İng.] / VALEUR EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN DEĞER
- MUKÂVEMET-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE RESISTANZ, EFFEKTIVER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN DİRENÇ
- EFFECTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION ACTIVE, TENSION EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN GERİLİM
- EFFECTIVE MASS[İng.] / MASSE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN KÜTLE
- EFFECTIVE HALF-LIFE[İng.] / DEMI-VIE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE HALBWERTSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN YARILANMA SÜRESİ
- ENERGY D'ACTIVATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ETKİNLENME ENERJİSİ
- ACTIVATED COMPLEX[İng.] / AKTIVIERTES KOMPLEX[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞMİŞ/AKTİFLEŞMİŞ KOMPLEKS
- ACTIVATION ENERGY[İng.] / AKTIVIERUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞ(TİR)ME/AKTİFLEŞ(TİR)ME ENERJİSİ
- FAAL KULMA, HAREKETLENDİRME[Osm.] / ACTIVATION[İng.] / ACTIVATION[Fr.] / AKTIVIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞTİRME/AKTİFLEŞTİRME
- ACTIVATION ANALYSIS[İng.] / AKTIVIERUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞTİRMEYLE/AKTİFLEŞTİRMEYLE ÇÖZÜMLEME/ANALİZ
- INACTIVATION[İng.] / INAKTIVATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK GİDERİLMESİ
- ACTIVITY COEFFICIENT[İng.] / AKTIVITÄT KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK KATSAYISI
- ACTIVITY[İng.] / ACTIVITÉ[Fr.] / AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK
- COEFFICIENT D'ACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK KATSAYISI
- ETKİNLİK ile/ve/değil/yerine/> ÜRETİM
( [not] ACTIVITY vs./and/but TO PRODUCE
TO PRODUCE instead of ACTIVITY )
- ETNİK/ETHNIC[İng.] değil/yerine/= BUDUNSAL
- ETHOXY[İng.] / ÉTHOXY[Fr.] / ÄTHOXY[Alm.] ile/değil/yerine/= ETOKSİ
- ETRAFINDA:
"ÇOK KİŞİ" değil/yerine (SADECE) KİŞİ/ADAM
- ETS/EARLY DIAGNOSIS SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ERKEN TANILAMA DÜZENİ
- ETTINGSHAUSEN EFFECT[İng.] / EFFET ETTINGSHAUSEN[Fr.] / ETTINGSHAUSEN EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN ETKİSİ
- ETTINGSHAUSEN COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN[Fr.] / ETTINGSHAUSEN KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN KATSAYISI
- ETTINGSHAUSEN-NERNST EFFECT[İng.] / EFFET ETTINGSHAUSEN-NERNST[Fr.] / ETTINGSHAUSEN NERNST EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN-NERNST ETKİSİ
- ETTINGSHAUSEN-NERNST COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN-NERNST[Fr.] / ETTINGSHAUSEN-NERNST-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN-NERNST KATSAYISI
- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] değil/yerine/= ÇALIŞMA
( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )
- EULER'S ANGLES[İng.] / ANGLES D'EULER[Fr.] / EULERSCHE WINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER AÇILARI
- EULER'S CORRELATION[İng.] / CORRÉLATION D'EULER[Fr.] / EULERSCHE KORRELATION[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER BAĞINTISI
- EULERSCHE GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER DENKLEMİ
- EULER'S EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS D'EULER[Fr.] ile/değil/yerine/= EULER DENKLEMLERİ
- EULER'S COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES D'EULER[Fr.] / EULERSCHE KOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER KOORDİNATLARI
- EULER NUMBERS[İng.] ile/değil/yerine/= EULER SAYILARI
- NOMBRE D'EULER[Fr.] / EULERSCHE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER SAYISI
- EUS/ENDOSCOPIC ULTRASOUND[İng.] değil/yerine/= ENDOSKOPİK ULTRASON, İÇ GÖREÇLEMEYLE ULTRASON
- EV HALKI değil/yerine/= EV TUYU
- EVAKÜASYON/EVACUATION[İng.] değil/yerine/= BOŞALTMA
- EVALÜASYON/EVALUATION[İng.] değil/yerine/= DEĞERLEME
- EVANTRASYON/EVENTRATION[İng.] değil/yerine/= KARIN DIŞINA ÇIKMA, EVİSERASYON
- EVAPORASYON/EVAPORATION[İng.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA
- EVAR/ENDOVASCULAR AORTIC ANEURYSM REPAIR[İng.] değil/yerine/= ENDOVASKÜLER AORT ANEVRİZMA TAMİRİ, DAMAR İÇİ ANA ATARDAMAR BALONCUĞU ONARIMI
- EVE'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'EVE[Fr.] / EVE-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= EVE SABİTİ
- EVENT/RECORDER EVENT RECORDER[İng.] değil/yerine/= OLAY KAYDEDER
- EVERSİYON/EVERSION[İng.] değil/yerine/= DIŞA DÖNDÜRME
- EVET DERİM/DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYIR DİYEMEM(EK)
( Özellikle de sevdiğin birinden alabileceğin "evlilik teklifi"ne... )
- EVİNİ/MUTFAĞINI/BUZDOLABINI, MARKETE ÇEVİRMEK değil/yerine EVİNİ/ZİHNİNİ, MARKETTE TUTMAK
( İstediğimiz zaman/gerektiğinde, gerektiği kadarını marketten almak varken "her an ve hemen istediğim yerine gelsin" diye onlarca gereksiz/gerekli ürünü evimizde bulundurmamız şart değil! )
- INVERTER[İng.] ile/değil/yerine/= EVİRİCİ
- EVİSERASYON/EVISCERATION[İng.] değil/yerine/= KARIN DIŞINA ÇIKIM
- EVJEN METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EVJEN[Fr.] / EVJEN-METHODE, EVJENSCHES VERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EVJEN YÖNTEMİ
- EVLÂT[Ar.] değil/yerine/= ÇOCUKLAR
- EVLİ/YİM ile/ve/değil/yerine TÖVBELİ/YİM
- EVOK POTANSİYEL/EVOKED POTENTIAL[İng.] değil/yerine/= UYARILMIŞ GİZİL GÜÇ
- EVOLÜSYON/EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= EVRİM
- EVRAK[Ar. < VARAK] değil/yerine/= DEĞERLİ BELGE / İŞBELGE
- PHASE ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE AÇISI
- PHASE DISCRIMINATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE AYIRACI
- PHASE SPLITTER[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE BÖLÜCÜ
- PHASE EQUILIBRIUM[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE DENGESİ
- PHASE INVERSION[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE DÖNMESİ
- PHASE TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE DÖNÜŞÜMÜ
- PHASE DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE PHASE[Fr.] / PHASENDIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRE/FAZ DİYAGRAMI
- SAFHA[Osm.] / PHASE[İng.] / PHASE[Fr.] / PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRE, FAZ
- PHASE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE GEÇİŞİ
- PHASE VELOCITY[İng.] / VITESSE DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE HIZI
- PHASE STABILITY[İng.] / STABILITÉ DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE KARARLILIĞI
- PHASE-SHIFT OSCILLATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KAYDIRMALI SALINGAÇ
- PHASE SHIFT[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KAYMASI
- ONDE MODULÉE EN PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLEMELİ DALGA
- PHASE MODULATION[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLEMESİ
- PHASE MODULATED WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLENMİŞ DALGA
- PHASE MODULATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE KİPLEYİCİ
- PHASE RELAY[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE RÖLESİ
- PHASE BOUNDARY[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE SINIRI
- PHASE GENERATOR[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE ÜRETECİ
- PHASE MATCHING[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE UYUMLAMASI
- PHASE SPACE[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE UZAYI
- PHASE REVERSAL[İng.] / OPPOSITION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE ZITLIĞI
- KOHÄRENTE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRELİ SAÇILMA
- EVRENDE:
İKİLEM değil/yerine BÜTÜNLÜK
- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN
( [not] UNIVERSAL vs./and SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )
- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN
( [not] UNIVERSAL vs./and/but SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )
- EVRENSEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KALICI/LIK
- EVRİM:
DOĞAL SEÇİLİM KURAMI/ÖRNEĞİ ile/ve/değil/yerine/<>/>< DAYANIŞMA(SYMBIOSIS) KURAMI/ÖRNEĞİ
( Ekvator bölgesinde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Sibirya'da. )
( CHARLES DARWIN ile/ve/değil/yerine/<>/>< PYOTR KROPOTKIN[09 Aralık 1842 - 08 Şubat 1921] )
- EVRİM ile/ve/değil/yerine DEĞİŞİKLİK
( [not] EVOLUTION vs./and/but ALTERATION
ALTERATION instead of EVOLUTION )
- EVRİM ile/ve/değil/yerine DEĞİŞİM
( [not] EVOLUTION vs./but ALTERATION
ALTERATION instead of EVOLUTION )
- EVRİM/SEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELİŞİM/SEL
( )
( [not] EVOLUTION vs./and/but/||/<> PROGRESS/DEVELOPMENT
PROGRESS/DEVELOPMENT instead of EVOLUTION )
- EVRİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLERLEME
( [not] EVOLUTION vs./and/but/||/<>/< PROGRESS
PROGRESS instead of EVOLUTION )
(1996'dan beri)