Değil/yerine (... değil/yerine ... bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 25.800 başlık/FaRk ile birlikte,
25.800 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(102/105)
- TRANSLUCENT, SEMITRANSPARENT[İng.] / TRANSLUCIDE[Fr.] / DURCHSCHEINEND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI SAYDAM
- HÉMICELLULOSE[Fr.] / HEMICELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI SELÜLOZ
- QUASI-MAGISCHE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI-SİHİRLİ SAYI
- SEMISILICA BRICK[İng.] ile/değil/yerine/= YARI SİLİKA TUĞLA
- HALBERWERTSDICKE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI TABAKA KALINLIĞI
- HALF-REACTION PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= YARI TEPKİME İŞLEMİ
- HALF REACTION[İng.] / HALBDURCHLÄSSIGE WAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI TEPKİME
- QUASI-REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION QUASI[Fr.] / QUASIREFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI YANSIMA
- HEMIHEDRAL SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= YARI YÜZLÜ BAKIŞIM
- HEMI-[İng.] / DEMI-, HEMI-[Fr.] / HEMI[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI-
- SEMICONDUCTOR JUNCTION[İng.] ile/değil/yerine/= YARIİLETKEN EKLEMİ
- NİSF-İ ÖMÜR[Osm.] / HALF-LIFE[İng.] / DEMI-VIE[Fr.] / HALBWERTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YARILANMA SÜRESİ
- SPLITTING, DECAY[İng.] / DESINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARILIM/BOZUNMA
- CLEAVAGE PLANE[İng.] ile/değil/yerine/= YARILMA DÜZLEMİ
- CLEAVAGE[İng.] / CLIVAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YARILMA
- HALF WAVE ANTENNA[İng.] / ANTENNE DE LA DEMI-VAGUE[Fr.] / HALBWELLENANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA ANTEN
- HALF WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DEMI-ONDE[Fr.] / HALBWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA BOYU
- MEVC-İ NİSF[Osm.] / HALF WAVE[İng.] / DEMI-ONDE[Fr.] / HALBWELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA
- YARIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/>< TAM/AM
( Gülmezsen/gülmezsek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/>< Gülersen/gülersek. )
( Soran beni, yarım bulur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/>< Sen bir tek gül, ey yar! Tamam olur. (ALDANIRIM - Yaşar)
)
- YARIŞ ile/değil/yerine YAŞAM
- YARIŞMALARDA:
"(YARIŞ) KOŞULUYOR" değil/yerine "(YARIŞ) SÜRÜYOR/SÜRDÜRÜLÜYOR"
- YARIŞMAYI:
"KAYBETTİM" değil/yerine KAZANAMADIM
- YARIŞ(TIR)MAK ile/değil/yerine KARŞILAŞ(TIR)MAK
- YAŞ ...:
"SINIFLANDIRMASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLANDIRMASI
- MÉTHODES DE DATATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YAŞ TAYİNİ YÖNTEMLERİ
- WET ASHING[İng.] ile/değil/yerine/= YAŞ YAKMA
- YAŞADIĞIN GİBİ "DÜŞÜNMEK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNDÜĞÜN GİBİ YAŞAMAK
( )
- YAŞADIKLARIMIZI:
CİDDİYE ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> Tİ'YE ALMAK
- FORBIDDEN BAND[İng.] / BANDE INTERDITE[Fr.] / VERBOTENES BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YASAK BANT
- FORBIDDEN LINE[İng.] / RAIE INTERDITE[Fr.] / VERBOTENE LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YASAK ÇİZGİ
- FORBIDDEN TRANSITION[İng.] / TRANSITION INTERDITE[Fr.] / VERBOTENER ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= YASAK GEÇİŞ
- YASAK GETİRMEK/KOYMAK ile/değil/yerine KATKI/DESTEK
( Sizi seven/düşünen yakınlarınızın yapmamanızı istedikleri/söyledikleri şeyler, size engel/yasak koymak değil yaşamınızı hızlıca nitelikli kılma niyetiyle/amacıyladır daha çok. [Size o anda uygun "görünmemesi" ile çatışmaya gitmek yerine biraz/bir kez daha düşünmeyi gerektirir sadece.] )
- YASAK ile/ve/değil/yerine/<> OLANAKSIZLIK
( [not] PROHIBITION vs./and/but/<> IMPOSSIBILITY
IMPOSSIBILITY instead of PROHIBITION )
- YASAK ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA/KISITLAMA
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, bireylerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir.
"YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir.
"YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır.
Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )
( [not] PROHIBITION vs./and/but LIMITING
LIMITING instead of PROHIBITION )
- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<> SINIRLILIK/KISITLILIK
( Kişi, özellikle başkalarını yönettiği koşullarda, amacına ulaşmak için kendinin kabullenemeyeceği kısıtlamaları başkalarına uygulamamalıdır. Eğer duruma uyan, ama özgürlüğü de sınırlamayan sınırlar konulabilirse büyük başarılar elde etmek olanaklıdır. )
( PROHIBITION vs. RESTRICTIVENESS )
- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<> VİCDAN
- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPTIRIMA TÂBİ
- YASALARA UYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ADÂLET
- YASALLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HUKUKÎLİK
- YAŞAM BOYU:
DERS ile/değil/yerine/ya da/>< DOST
( Bir kişiye tamamen güvendiğinizde, kesin olarak deneyimleyeceğiniz, ikisinden biridir. )
- YAŞAM BOYU TEK EŞLİLİK ile/değil/yerine İLİŞKİ SÜRESİNCE TEK EŞLİLİK
- YAŞAM:
DALGINLIKLA değil/yerine/>< AYIK
- YAŞAM:
GÜN/HAFTA/AY/YIL[UZUN ARALIKLARDA]
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
TUVALET[EN KISA İKİ ZORUNLULUK ARASI/NDA]
( 24 saatin uyuma süresi olan 7-8 saatlik dışında 16 saat içinde yaptıklarımız/yapabileceklerimiz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki zorunlu boşaltım[işeme] arasındaki 2-3 saatlik sürede yaptıklarımız/yapabileceklerimiz.[Ne kadar bölünse/kesilse de ve buna engel olamayacağımız gibi] )
- YAŞAM MATEMATİĞİNDE:
| (+) . (-) = (-) VE/YA DA (+) / (-) = (-) |
ile/değil/yerine/><
(+) - (-) = (+)
( | Olumsuz "kişilerle" tartışmayın! Sonuç, olumsuz olur.
VE/YA DA
Olumsuz "kişiler" için kendinizi paralamayın! Sonuç, olumsuz olur. |
İLE/DEĞİL/YERİNE/><
Olumsuz "kişileri" yaşamınızdan çıkarın! Sonuç, olumlu olur. )
- YAŞAM" USTASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞAMA USTASI
- YAŞAM VE ÇOĞU ŞEY:
DOYUMLUK ile/ve/değil/yerine TADIMLIK
- YAŞAM:
"YANLIŞ(LAR)A KATLANMAK İÇİN" ile/değil/yerine/>< YANLIŞ(LAR)I DÜZELTMEK ÜZERE
- YAŞAM:
YAŞIMIZ ile/ve/değil/yerine/||/<> YAŞADIKLARIMIZ
- YAŞAM:
YÖNETİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KARŞILAŞILAN
- YAŞAM ile/ve/değil/yerine YAŞAM DEĞERLERİNİN BİLİNCE TAŞINMASI
- YAŞAMAYIP YAŞLANMAK ile/değil/yerine/>< YAŞAYIP YAŞLANMAK
- YAŞAM(DA):
"ÇOK (ŞEY/İ) BİLMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇOK (DURUMU) ANLAMAK
- YAŞAMDA:
[ya] "TOZU, DUMANI YUTMAK" ile/değil/yerine/ya da/>< TOZU DUMANA KATMAK
- YAŞAMDAN KAÇMAK değil/yerine/>< YAŞAMI KAÇIRMAMAK
- YAŞAM/DÜNYA/İNSANLIK:
CENNETTEN > KÖTÜLEŞMEYE ile/değil/yerine/></< KARANLIKTAN > AYDINLANMAYA
( 1800'lere kadarki genel kabul, inanış ve yaşayış. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< 1800'lerden sonra genel kabul, yaklaşım, anlayış, gelişim. )
- KAYBETME(ME)K:
YAŞAMI ile/değil/yerine YAŞAMIN ANLAMINI
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha üzücüdür. )
- YAŞAMI ÖĞÜTMEK değil/yerine YAŞAM ÜRETMEK
- SÖNDÜRMEK:
YAŞAMI değil/yerine/>< SİGARAYI/TÜTÜNÜ
- YAŞAM/İLİŞKİ:
"NE KADAR UZUN SÜRDÜĞÜ" ile/değil/yerine/||/<> NE KADAR NİTELİKLİ/DOLU OLDUĞU
- YAŞAMIMIZA GİRENLERİ BELİRLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAŞAMIMIZDAN ÇIKARILACAKLARI BELİRLEMEK
- YAŞAMIN:
"DAYATTIKLARI" ile/ve/değil/yerine/<> GETİRDİKLERİ
- YAŞAMIN DEĞİŞTİRDİĞİ ile/ve/<>/değil/yerine YAŞAM(LAR)I/NI DEĞİŞTİREN
- YAŞAMIN:
"UZUNLUĞU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GENİŞLİĞİ
- YAŞAMIN:
"ZORLUĞU" ile/değil/yerine/||/<>/< SIRADANLIĞI
- YAŞAMINA, GÜN EKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GÜNÜNE, YAŞAM EKLEMEK
- YAŞAMIN(IN):
İZLEYİCİSİ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OYUNCUSU OLMAK
- YAŞANMIŞLIK ile/değil/yerine DENEYİM
- YAŞANTI ile/ve/değil/yerine HAL
- YASAYA UYGUNLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EVRENSEL ADÂLET
- JASMINE OIL[İng.] / ESSENCE DE JASMIN[Fr.] / JASMINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= YASEMİN YAĞI
- YAŞLANDIRAN BESİNLER değil/yerine/>< YAŞLANMAYI YAVAŞLATAN BESİNLER
- YAŞLANILAN HAYAT değil/yerine YAŞANILAN HAYAT
- YAŞLANMA ile/ve/değil/yerine/||/<> YIPRANMA
( FERSUDE[Fars.]: Eskimiş, yıpranmış, aşınmış. )
- YAŞLANMADAN YAŞ ALMAK ile/değil/yerine/>< YAŞLANMAK
- YAŞLANMAK ve/değil/yerine/||/<> DAĞA TIRMANMAK
( Yaşlanmak, büyük bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça bazı fiziksel gücünüz azalır ama bakışlarınız daha özgür, görüşünüz daha geniş ve dingin olur. )
- YAŞLANMAK ile/ve/değil/yerine KOCAMAK/KARIMAK/KARTALMAK/KARTLAŞMAK
( COTTURUK: Kocamış, çirkinleşmiş kişi. )
- YAŞLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLGUNLAŞMAK
- YAŞLILARDA GÖRMEMİZ GEREKEN:
GEÇMİŞ ile/ve/değil/yerine/<> GELECEK
- BOAT VARNISH[İng.] / VERNIS MARINE[Fr.] / BOOTSLACK[Alm.] ile/değil/yerine/= YAT VERNİĞİ
- YATAK ODASI değil/yerine UYKU/UYUMA ODASI
- YATALAK ile/değil/yerine İNME/FELÇ
- YATAN ASLAN" ile/değil/yerine/>< GEZEN TİLKİ
( Gezen tilki, yatan aslana yeğdir. )
- UFKÎ RAKKAS[Osm.] / HORIZONTAL PENDULUM[İng.] / PENDULE HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTALES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY SARKAÇ
- UFKÎ[Osm.] / HORIZONTAL[İng.] / HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY
- SEDATIVE[İng.] / SÉDATIF[Fr.] / SEDATIVUM, BERUHIGUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATIŞTIRICI
- YATROJENİK/İATROGENIC[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKÇI KAYNAKLI
- YAVAN ile/değil/yerine/>< YAĞLI
- SLOW NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS LENTS[Fr.] / LANGSAME NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞ NÖTRONLAR
- SLOW VIBRATION DIRECTION[İng.] / DIRECTION DE LA VIBRATION LENTE[Fr.] / LANGSAME SCHWINGUNGSRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞ TİTREŞİM YÖNÜ
- MODERATOR[İng.] / MODÉRATEUR[Fr.] / MODERATOR, BREMSSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞLATICI
- YAVE[Fars.]/TÜRREHÂT[Ar. < TÜRREHE]/PESTENKİRÂNÎ[Fars.] değil/yerine/= SAÇMA-SAPAN SÖZ
( Saçma, saçma sapan söz. | Sahipsiz hayvan. )
- YAVER[Fars.] değil/yerine/= YARDIMCI
( Yardımcı. | Devlet ve hükümet başkanlarıyla komutanların yanında bulunan ve onların komutlarını yazmakla, gereğinde yerine ulaştırmakla görevli subay, emir subayı. )
- TOCHTERPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVRU ÜRÜN
- YAYGIN ile/değil/yerine SAYGIN
- EMITTER RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE D'ÉMETTEUR[Fr.] / EMITTERWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI DİRENCİ
- EMITTER JUNCTION[İng.] / JONCTION D'ÉMETTEUR, JONCTION ÉMETTRICE[Fr.] / EMITTERVERZWEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI EKLEMİ
- EMITTER BARRIER[İng.] / BARRIÈRE ÉMETTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YAYICI ENGEL
- TENSION DE POLARISATION D'ÉMETTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YAYICI KUTULAMA GERİLİMİ
- EMITTER BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= YAYICI KUTULAMASI
- EMITTERVORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI ÖNGERİLİMİ
- EMITTERSPERRSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI TÜKETİM BÖLGESİ
- EMITTER[İng.] / ÉMETTEUR[Fr.] / EMITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI
- SÜRAT-İ İNTİŞAR[Osm.] / PROPAGATION SPEED[İng.] / VITESSE DE PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA HIZI
- PROPAGATION[İng.] / PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNG, AUSBREITUNGSRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA/İLERLEME YÖNÜ
- PROPAGATION LOSS[İng.] / PERTE PAR PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA KAYBI
- PROPAGATION DIRECTION[İng.] ile/değil/yerine/= YAYILMA YÖNÜ
- EMISSION[İng.] / ÉMISSION[Fr.] / EMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYIM, SALIM, EMİSYON
- NEŞİR[Osm.] ile/değil/yerine/= YAYIN
- DIFFUSIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON AKIMI
- EFFUSION[İng.] / EFFUSION[Fr.] / EFFUSION, AUSSTRÖMEN, AUSSTRÖMUNG, DIFFUSION, EMISSION, ERDNÜSSEN ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON, DIŞA AKIŞ, EFÜZYON
- DIFFUSIONSGESCHWINDIGKEIT, DIFFUSIONSRATE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON HIZI
- DIFFUSIONSKOEFFIZIENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON KATSAYISI
- DIFFUSIONSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON SAYISI
- DIFFUSIONSTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON TRANSİSTÖRÜ
- DIFFUSIONSLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON UZUNLUĞU
- DIFFUSIONSKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM SIĞASI
- EMISSIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM TAYFI/SPEKTRUMU
- NÂŞİR[Osm.] ile/değil/yerine/= YAYINLAYICI
- YAZAR ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLGE
( Bir şeylerin üzerine yazar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> İnsana yazar. )
- YAZAR ile/ve/değil/yerine YAZAN
- YAZGI" ile/değil/yerine SALT, ÖZGÜR İSTENÇ/İRÂDE
- YAZGI" ile/değil/yerine/||/>< YARGI
- YAZICILARIN:
BULUNDUĞUNUZ ORTAMDA değil/yerine AYRI BİR (HAVALANDIRMALI) ODADA BULUNDURULMASI
- YAZI/YORUM/MİZAH/TA:
"ÇARPITMA" ile/değil/yerine/>< ABARTMA
- YAZIK ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ
- YAZIN(EDEBİYAT) ve POLİTİKA |
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
FELSEFE ve SU
( İnandırma "gücü". VE Kandırma "gücü".
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/<
Uyandırma gücü/olanağı. VE Kaldırma gücü/olanağı. )
- YBB/YBÜ/INTENSIVE CARE UNIT[İng.] değil/yerine/= YOĞUN BAKIM BİRİMİ
- YBS/MANAGEMENT INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= YÖNETİM BİLGİ DÜZENİ
- YED-İ EMİN değil/yerine/= GÜVENELİ
- YEDİĞİN/DEN | İÇTİĞİN/DEN ile/ve/değil/yerine YEMEDİĞİN/DEN | İÇMEDİĞİN/DEN
( Kâr. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yarar. )
- YEGÂNE değil/yerine/= BİRİCİK/TEK
- INTENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YEĞİNLİK
- YEKNESAK[Ar.]/BİTEVİYE[Ar.]/MUTTARİT[Ar.]/MONOTON[Fr. < Yun.] değil/yerine/= TEKDÜZE DÜZENLİ
- YEKPÂRE[Fars.] değil/yerine/= BÜTÜN
( Küçük olan, bütünü yansıtır ama bütünü içeremez. )
( The small, projects the whole; but it cannot contain the whole. )
( [not] A SINGLE PIECE but COMPLETE
COMPLETE instead of IN A SINGLE PIECE )
- YEKTÂ değil/yerine/= BİRİCİK
( TEK, EŞSİZ, BENZERSİZ )
- YEKÜN/YEKÛN[Ar.] değil/yerine/= TOPLAM
- ANEMONETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YELÖLÇER
- YEMEK ile/değil/yerine/>< GÜVÂR[Fars.]
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Hazmı kolay yemek. )
- YEMENİ[Ar.]/EŞARP[Fr. < ÉCHARPE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞÖRTÜSÜ/ÖRTME/BÜRGÜ/LEÇEK ile YAZMA
( Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent. | Bir tür hafif ve kaba ayakkabı. / Başörtüsü. İLE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<> Kadınların saçlarını örtmek için kullandığı örtü. İLE Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile ya da tahta kalıplarla desen yapılmış bez. | Bu bezden yapılmış olan. )
- YEMİN/KASEM[Ar.] değil/yerine/= ANT/AND
- YENİ/ESKİ ile/ve/değil/yerine FARKLI
( [not] NEW/OLD vs./and/but DENSE
DIFFERENT instead of NEW/OLD )
- RECOMBINATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME ENERJİSİ
- RECOMBINATION RATE[İng.] / REKOMBINATIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME HIZI
- RECOMBINATION RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME IŞINIMI
- COEFFICIENT OF RECOMBINATION[İng.] / COEFFICIENT DE LA RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME KATSAYISI
- RECOMBINATION[İng.] / RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME
- REPRECIPITATION[İng.] ile/değil/yerine/= YENİDEN ÇÖKTÜRME
- REARRANGEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YENİDEN DÜZENLENME
- RECRYSTALLIZATION[İng.] / RECRISTALLISATION[Fr.] / YENIDEN KRISTALLENDIRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN KRİSTALLENDİRME
- REGENERATION[İng.] / RÉGÉNÉRATION[Fr.] / REGENERIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİLEME
- YENİLGİ/HEZÎMET[Ar.] ile/değil/yerine/>< HİZMET
( Hezîmete uğramamak için sürekli ve her türlü hizmet etmek gerekir. )
- YENMEK/İNTİKAM":
RAKİBİNİ/DÜŞMANINI (")ÖLDÜRMEK(") ile/değil/yerine BAŞKALARINI/TOPLUMU KURTARMAK
- YENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ETKİSİ ALTINA ALMAK
- DENSITÉ DE COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI YOĞUNLUĞU
- COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI
- TEBEDDÜL-Ü MEVZİ[Osm.] / SUBSTITUENT[İng.] / DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME/DEĞİŞTİREN
- SUBSTITUTION REACTION[İng.] / SUBSTITUTION REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME TEPKİMESİ
- GROUND NUT OIL, ARACHIS OIL, PEANUT OIL[İng.] / ERDE, BODEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YER FISTIĞI YAĞI
- YER VERMEK ile/değil/yerine YOL VERMEK
- YER ile/değil/yerine/>/< YURT
( [Yaşam niteliği...] Sürdürülebilir değilse. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/< Sürdürülebilirse... )
- TACİL-İ İNCİZAB[Osm.] / GRAVITATIONAL ACCELERATION[İng.] / FALLBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YERÇEKİMİ İVMESİ
- YERÇEKİMİNE:
"MÂRUZ KALMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> TÂBİ OLMAK
- ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI:
YERDE/N ile/ve/değil/yerine GÖKTE/N
(
)
- CAVITMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YEREÇİKİMİ
- YEREL DİL/LER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖVDE DİLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZİHİN DİLİ
( İşaretler/simgeler[yazılar/sözcükler], sesler aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum/duruş, davranış/tutum, el/yüz/göz[bakış, jest, mimik], işaret/simge, ses tonu/vurgusu aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İmgeler, nesneler, kavramlar, olay/olgu ve durumların kayıtlarının yoğrulduğu dil. )
( Ülkelerin/bölgelerin, toplulukların/bireylerin, ortak/uzlaşımsal olarak belirlediği/kullandığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Sınırların, bölgesel/yerel farkların bulun(a)madığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bireyin donanımı(geliş[me]mişliği] oranındaki. )
( IQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SQ )
( [not] LOCAL LANGUAGE/S vs./and/but/||/<>/< BODY LANGUAGE vs./and/but/||/<>/< MIND LANGUAGE
[not] MIND LANGUAGE instead of BODY LANGUAGE instead of LOCAL LANGUAGE/S )
- YEREL ile/ve/değil/yerine/||/<> BÖLGESEL
- ... YERİDİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ...YERİ OLABİLİR
- YERİNDEN ETMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< YANLIŞLANANA KADAR GEÇERLİLİK
- YERİNE KOYMA ile/ve/değil/yerine/<>/> DÖNÜŞTÜRME
( [not] SUBSTITUTION vs./and/but/||/<>/> TRANSFORMATION
TRANSFORMATION instead of SUBSTITUTION )
- ... YERİNE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KARŞILIĞINDA
- YERLERDEYİZ ile/değil/yerine/>< AYAKTAYIZ
( Ayrıysak/ayrıyken. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Birlikteysek/birlikteyken. )
( )
- YERLEŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GİYDİRMEK
- JADE[İng.] / JADE[Fr.] / JADE[Alm.] ile/değil/yerine/= YEŞİM
- YESRİB ile/ve/<>/değil/yerine MEDİNE-İ MÜNEVVERE
- YETENEK(YETEN EK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK
- YETERİNCE SU: İÇMEMEK ile/değil/yerine/>< İÇMEK
( Gövdede, çok fazla, bilinmedik ve beklenmedik hastalık/sorun oluşur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sağlık durumu pek bozulmaz. )
- YETERİNCE ile/değil/yerine BELİRLİ BİR ÖLÇÜ/MİKTAR
( [not] ENOUGH vs./but CERTAIN DOSE
CERTAIN DOSE instead of ENOUGH )
- YETERLİ ile/ve/değil/yerine/<>/< TATMİN EDİCİ
- YETERLİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KABUL EDİLEBİLİR/LİK
- YETERSİZ BAKİYE değil/yerine/= YETERSİZ TUTAR
- YETERSİZ" ile/değil/yerine/>< AKILLI
( Daha fazla bilinmek için "uğraşırlar". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha fazla bilmek için çalışırlar. )
- YETERSİZ(LİĞ)İ "BAHÂNE ETMEK" ile/değil/yerine/>< İSABETLİ GEREKÇE/DAYANAKÇA GÖSTERMEK/ARAMAK
- YETERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine YETENEKSİZ/LİK
- BRÜTERLINEARBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YETİŞTİRİCİ DOĞRUSAL HIZLANDIRICI
- YETKE ile/değil/yerine/>/>< ÖZERKLİK
(
)
( [not] AUTHORITY vs./but/>/>< AUTONOMY
AUTONOMY instead of AUTHORITY )
- YETKECİ/OTORİTER[İng.] ile/değil/yerine/>< ÖNDER/LİDER[İng.]
( Bencil. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllü. )
- YETKİ ile/ve/değil/yerine/<> YETKİNLİK
- YETKİLİ OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ OLMAK/OLABİLMEK
- YETKİN BİLGİ ile/değil/yerine KESİN(YAKÎN) BİLGİ
( [not] PERFECT KNOWLEDGE vs./but DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE
DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE instead of PERFECT KNOWLEDGE )
- YEVM[Ar. çoğ. EYYÂM]/RÛZ[Fars.] değil/yerine/= GÜN
- YEVMİYE değil/yerine/= GÜNDE/LİK
- YGZ/ARTIFICIAL GENERAL İNTELLİGENCE[İng.] değil/yerine/= YAPAY GENEL ZEKÂ
- ...YI BOŞVER! ... değil/yerine ...YI BİR KENAR(D)A KOYALIM/TUTALIM, ...
- ...'YI:
"BOŞVERELİM" ile/değil/yerine GEÇELİM
- YI KONUŞACAK OLURSAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ...YA DEĞİNECEK OLURSAK
- ...'YI:
"UZATMAK" ile/değil/yerine SÜRDÜRMEK
- VEZİN[Osm.] / MASS, BULK[İng.] / MASSE[Fr.] / MASSE, HAUFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN, KÜTLE
- BULK DENSITY[İng.] / DENSITÉ EN URAC, MASSE VOLUMIQUE APPARENTE[Fr.] / SCHÜTTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN YOĞUNLUĞU, DÖKME MALZEME YOĞUNLUĞU
- LEACHING[İng.] / LAUGEN, LAUGUNG, AUSLAUGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YIKAMA VE ÖZÜTLEME
- [ne yazık ki]
YIKICI BENCİLLİK ile/değil/yerine/>< GÖZETICİ BENCİLLİK
- YIKILAN/YIKILACAK "KÖPRÜ" ile/değil/yerine/>< SAĞLAM KÖPRÜ
( 2 yıllık. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< 90 yıllık. )
( [güya] Sağlam/yeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eski. )
(
)
( Yer: Ordu )
- YIKILIŞ ile/değil/yerine KALKIŞ
(
)
( Bazı "yıkılışlar", daha parlak kalkışların habercisi/teşvikçisi olabilir. )
( "Ümit Yitimi" değil/yerine Ümit... )
- YIKILMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "YIPRANMAK"
- YIKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< AŞMAK
- KUTLAMA:
YILBAŞI ile/değil/yerine/||/<> YIL SONU
- STELLAR SPECTRUM[İng.] / SPECTRE STELLAIRE[Fr.] / STERNSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YILDIZ TAYFI/SPEKTRUMU
- YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
[ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN
- DISSIPATION FACTOR[İng.] / DISSIPATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM ÇARPANI
- DISSIPATION FUNCTION[İng.] / DISSIPATIONSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM İŞLEVİ
- DISSIPATION LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YİTİM KAYBI
- YİTİRİLMİŞ/LİK ile/ve/değil/yerine ÖRTÜLÜ/LÜK
- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ" ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI
- YİYECEK/İÇECEKLERİN, KİŞİYİ YAŞLANDIRMASI/ESKİTMESİ/BOZMASI
ile/değil/yerine/></<
KİŞİNİN, YİYECEK/İÇECEK/GİYSİLERİ ESKİTMESİ/TÜKETMESİ
- YKDS/MANAGERIAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= YÖNETİMSEL KARAR DESTEK DÜZENİ
- YLD/YEARS LOST TO DISABILITY[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTİMİNE BAĞLI KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI
- YLL/YEARS OF LIFE LOST[İng.] değil/yerine/= KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI
- BITTERN[İng.] / EAU MERE[Fr.] / SALZMUTTERLAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN DENİZ SUYU
- KESİF[Osm.] / DENSE, CONCENTRATED[İng.] / DENSE, CONCENTRÉ[Fr.] / DICHT, KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN, DERİŞİK
- KONDENSATIONSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA EĞRİSİ
- CONDENSATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA ISISI
- CONDENSATION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA KATSAYISI
- CONDENSATION POINT[İng.] / KONDENSATION PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA NOKTASI
- KONDENSATIONSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA SICAKLIĞI
- TEKÂSÜF[Osm.] / CONDENSATION[İng.] / CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA
- TEKASÜF ETMEK[Osm.] / SICH KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMAK
- INSPISSATION[İng.] / VERDICKUNG, DICKWERDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMA
- TEKSİF ETMEK[Osm.] / TO CONDENSE[İng.] / KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMAK
- DENSITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK KİPLEMESİ
- DENSITY MATRIX[İng.] / MATRICE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK MATRİSİ
- AEROMETRE[Osm.] / HYDROMETER, AEROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE, ARÉOMÈTRE[Fr.] / AREOMETER, DICHTMESSER, DENSIMETER, HYDROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖLÇER
- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ
- İZÂFÎ SIKLET, KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / DENSITÉ[Fr.] / DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK
- DENSITOMETER, PYCNOMETER[İng.] / DENSIMÈTRE[Fr.] / DENSITOMETER, DICHTEMESSER, SENKWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUKÖLÇER
- KNETEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞURMA
- YOK DEMEK ile/değil/yerine BENİM İÇİN BU/BÖYLE BİR KONU/OLGU YOK DEMEK
( [not] TO SAY "THERE IS/ARE NOT" vs./but TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME"
TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME" instead of TO SAY "THERE IS/ARE NOT" )
- YOK DEMEK ile/değil/yerine GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK
- VERNICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK ETME
- YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."
- YOK ETMEK ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK
( Yoketmek yerine yaşatmak )
( İMHÂ ile/değil/yerine/>< İHYÂ )
(1996'dan beri)