Z ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 1.948 başlık/FaRk ile birlikte,
1.948 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(7/9)
- ZEN:
ANLAMI (")ANLAMSIZLIĞI/NDA(") ile/ve/||/<> (")ANLAMSIZLIĞI(") DA ANLAMLILIĞINDA
- ZEN:
ANLAŞILABİLMESİ ANLAŞILAMAMASINDA ile/ve/||/<> ANLAŞILMAMASI DA ANLAŞILABİLMESİNDE
- ZEN vs. ANYTHING
- ZEN vs. BUDHISM
- ZEN BUDİZM/İ değil ZEN
- ZEN[Jap. < ZENNA < CHENNA(Çince)] ile ZEN[Fars.]
( Felsefe, düşünüş, yaşam biçimi. İLE Kadın. )
- ZEN ile/ve/||/<>/< BUDİZM/FELSEFE
( ZEN vs./and/||/<>/< BUDHISM/PHILOSOPHY )
- ZEN ile/ve TASAVVUF
- ZENAAT değil ZANAAT
- ZENÂBÎL[Ar. < ZENBÎL/ZİNBÎL] ile ZENÂBÎR[Ar. < ZÜNBÛR]
( Zenbiller. İLE Eşek arıları. )
( Kadınlar. | Vurucular, dövücüler. İLE "Vurarak" anlamıyla birleşik sözcükler oluşturur. [TA'NE-ZENÂN: Söverek, küfür ederek.] )
- ZENB - SEİYYE
- ZENB - YANLIŞ(HATÂ)
- ZENB[Ar.] ile CÜRM[Ar.]
- ZENB[Ar.] ile KABÎH[Ar.]
- ZENB[Ar.] ile MASİYET[Ar. < İSYAN][>< İTAAT]
( Cezayı gerektirecek günah. İLE İtaatten ayrılmak, söz dinlememek, çoğunluk tarafından onaylanan davranışlara uyum sağlamamak. | İtaatten çıkmak, günah işlemek. | Bir davranıştan imtina etme, ona karşı direnme. )
- ZENCEBÎL[Ar.] ile ZENCEFÎL[Ar.]
( Zencefil. | Şarap. İLE Hindistan ve Malezya'da kalın ve yumuşak köksaplı bir bitki. )
- ZENCEFİL ile/ve/<> HAVLICAN/EGİR[dvnlgttrk]
( Zencefilgillerden, Hindistan ve Malezya'da yetişen bir bitki. İLE/VE/<> Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları, baharat olarak kullanılan, ıtırlı [kökleri karın ağrısını geçirmek için kullanılan] bir bitki. )
( ZINGIBER OFFICINALE cum GALANGA OFFICINALIS )
- ZENCEFİL ve/||/<> KAKULE
( ... VE/||/<> Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki. | Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu. )
( ... et/||/<> ELETTARIA CARDAMOMUM )
- ZENCEFİL ile ZENCEFİL
( GINGER vs. GINGERY )
( زنجبيل ile زنجبيلي )
( ZANJEBYLE ile ZANJEBYLEY )
- ZENCİ[Ar.]/SİYAHÎ[Fars. + Ar.] ile/değil/yerine/<> KARAŞIN
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Rengi karaya çalan, esmer kişi. )
- ZENCİ/FELLAH[Ar.] değil/yerine/= SİYAH/KARA TENLİ
- ZENCÎR[Fars.] ile ZENCÎR[Fars.]
( Makam. İLE Zincir. )
- ZEND[Ar. çoğ. EZNÂD, ZİNÂD] ile ZEND[Ar. çoğ. ZİNÂD] ile ZEND[Ar.]
( Çakmak demiri. İLE Dirsek ile bilek arasındaki iki kemikten iç tarafta bulunanı, dirsek kemiği. [KÛ'BERE: Dış taraftaki kemik.] İLE Zerdüşt'ün, kendine indiğini ileri sürdüğü kitap. | Eski Farsça'nın bir lehçesi. )
- ZENDAKA/ZINDIKLIK ile/ve/||/<> İLHÂD
- ZENDO[Jap.] ile ...
( Zen manastırlarında toplu meditasyon yapmak için ayrılmış olan salon. (Tasavvuf'ta ile ABCDEF ( Meydan; Zikir ve/ya da Sema yapılan alan) )
- ZENGİN, ETHEM (İSPİR, 1944) :
( Üniversiteyi İnşaat Mühendisi olarak tamamladı ve inşaat müteahhidi olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ZENGİN ve/||/=/<> GÖNÜL AÇAN(FETHEDEN)
( En zengin kişi/ler, gönül fetheden(ler)dir. )
- ZENGİN ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HESAPSIZ
- ZENGİN[Fars. :Ağır.] ile KALANTOR[İt.]
( ... İLE Gösterişi seven varlıklı kişi. )
- ZENGİN ile/değil/yerine VARLIKLI
( Yılmaz Özdil'in, Mustafa Koç yazısı için burayı tıklayınız... )
- ZENGİNİN YÜRÜDÜĞÜ ile/ne yazık ki FAKİRİN YÜRÜDÜĞÜ
( Sindirebilmek için. İLE/NE YAZIK Kİ Bulmak için. )
- ZENGİNKEN, FAKİR DÜŞMEK ile/ve/||/<> ZÂLİMLER ARASINDA, ÂLİM OLMAK ile/ve/||/<> HATIRLIYKEN, İTİBARSIZLAŞMAK
- ZENGİNLEMEK ile ZENGİN EKMEK ile ZENGİNLENMEK ile ZENGİNLEŞMEK ile ZENGİNLEŞTİRMEK ile ZENGİN/LİK ile ZENGİN ERKİ ile ZENGİN KAFİYE
- ZENGİNLEŞTİRMEK ile ZENGİNLEŞTİRME
( ENRICH vs. ENRICHMENT )
( غني کردن ile توانگر کردن ile پرمايهکردن ile غنا ile غني سازي ile پرمايگي )
( GHENY KARDAN ile TAVANGAR KARDAN ile PORMAYCPEHKARDAN ile GHENA ile GHENY SAZY ile پرمايگي )
- ZENGİNLİK:
[ya] ÇOK PARA ile/değil/yerine/ya da/>< ÇOK DOST
( Belki ikisinden biri olur fakat ikisi birden olmaz! )
( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )
- ZENGİNLİK ile BAŞARI
- ZENGİNLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAŞARI
- ZENGİNLİK ile/ve/<> BEREKET
( GINÂ' ile/ve/<> ... )
- ZENGİNLİK ile/ve/<>/değil/yerine BOLLUK
- ZENGİN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/< ENGİN/LİK
- ZENGİNLİK ile/değil "GÖSTERİŞ"
- ZENGİN/LİK ile GÜÇLÜ/LÜK
- ZENGİN/LİK ile KALKINMIŞ/LIK
- ZENNE/LİK ile ZENNECİ
- ZENON ile/ve/||/<> ZENON
( Paradokslarıyla bilinen filozof. İLE/VE/||/<> Stoa Okulu'nun kurucusu olan filozof. )
( [M.Ö.] 495 - 430 ile/ve/||/<> 334 - 262 )
( Elea'lı. İLE/VE/||/<> Kıbrıs'lı. )
- ZER'[Ar.] ile HALK[Ar.]
- ZER'[çoğ. ZÜRÛ] ile ZER[Fars.] ile ZER[Fars.]
( Ekme, tohum saçma. | Ekilmiş ekin. İLE Altın. | Akçe, para. | Nevbet, oruç, çile. İLE Sarı. )
- ZER ile ZERK
- ZERÂFET değil ZARÂFET(KİYÂSE/T: Akıllıca davranış, akıllılık.)
- ZERD/ZERED[Ar. çoğ. ZÜRÛD] ile ZERD[Ar.]
( Halka halka örülmüş savaşçı zırhı. İLE Sarı. | Solgun, soluk. )
- ZERDÜŞTLÜK'TE ile ...
( İYİ DÜŞÜN - İYİ KONUŞ - İYİ YAP )
- ZEREFŞAN[Fars.] değil/yerine/= HALKÂR[Fars.]
( Bezeme, süsleme. İLE Sulu altınla gölgeli tarzda yapılan süsleme.[Klasik tezhip çeşitlerinden biri] )
- ZEREN, DR. NECDET (VİDİN, ROMANYA, 1894 - 1979) :
( Tıbbiye'yi bitirdi. Sarıyer'de uzun yıllar Hükümet Doktoru olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 14 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. İstanbul İl Genel Meclis Üyesi olarak yaptı. )
- ZER-İ DEH-PENCÎ[Fars.] ile ZER-İ KAMER-TÂB[Fars.] ile ZER-İ KÂMİL[Fars.] ile ZER-İ MAHBÛB[Fars.] ile ZER-İ MAKLÛB[Fars.] ile ZER-İ SÂV/SÂVE[Fars.] ile ZER-İ ŞEŞ-SERÎ/VÎJE[Fars.]
( Yarısı bakır olan altın.[onda beşi] İLE Üzerinde ay simgesi bulunan bir altın para. İLE Tam, hâlis, ayarı tamam altın. İLE Yirmibeş kuruş değerinde bir altın para.[1787'de 3,5 kuruş değer konulmuş ve II. Mustafa devrinde çıkarılmıştı.] İLE Kalıp altın. İLE Ayarı tam altın ya da kırıntısı. İLE Hâlis altın. )
- ZER'Î/ZER'İYYÂT[Ar.] ile ...
- ZERÎ' ile ZER'Î ile ZERİ'
( Araya giren, şefaat edici. İLE Arşınla ölçülen şey. İLE Çabuk, kolay olan. )
- ZERÎ'[Ar.] ile ZER'Î[Ar. çoğ. ZER'İYYÂT] ile ZERİ'[Ar.]
( Araya giren, şefaat edici. İLE Arşınla ölçülen şey. İLE Çabuk, kolay olan. )
- ZER'İYYÂT[Ar. < ZER'Î] ile ZER'İYYÂT[Ar.]
( Arşınla ölçülen şeyler. İLE Ekim işleri. )
- ZERK[Ar.] değil/yerine/= İÇİTİM
( Bir sıvıyı, şırınga ile verme. )
- ZERO FIELD SPLITTING ile/||/<> SPIN-ORBIT COUPLING
( ZFS kristal alan D, E, spin-orbit LS coupling. )
( Formül: D İLE E parametreleri )
- ZERO-KNOWLEDGE İLE MPC İLE FHE ile/||/<> GİZLİLİK KORUMALI HESAPLAMA
( Veri ifşa etmeden hesaplama. )
( Formül: Prover→Verifier )
- ZERO-KNOWLEDGE İLE MPC İLE FHE ile/||/<> İLERİ KRİPTOGRAFİ
( Modern kriptografik protokoller. )
( Formül: ZKP: P kanıtlar İLE V doğrular )
- ZERR[Ar.] ile ...
( Karınca yumurtası. )
- ZERRÂ'[Ar. < ZER'Î]/ZÜRRÂ[Ar.] ile ZERRÂH/ZÜRRÂH[Ar. çoğ. ZERÂRÎH]
( Ekinci, çiftçi. İLE Kuduz böceği. )
- ZERRE MİSKAL (İLGİSİ BULUNMAMAK) -ile
- ZERRE ile/ve/||/<> KÜRRE[Ar. < KURE]
( Çok küçük parçacık. | 0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi. İLE/VE/||/<> Tüm noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı nesne. | Yeryüzü, acun/dünya. )
- ZERRE ile MONAD
- ZERRE[Ar.]/MOLEKÜL[Fr.] değil/yerine/= PARÇACIK/TOZAN
( Çok küçük parçacık. | Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim. | [fiziksel kimya] Bir ya da birkaç çekirdek ya da elektronlu yapı. | Bir bütünün, en küçük parçası. )
- ZERRE değil/yerine/= TOZAN
- ZERRE ile ZERRECE
- ZERREDEKİ OKYANUS ile/ve/||/<> NOKTANIN SONSUZLUĞU
- ZERRİN[Fars.] değil/yerine/= FULYA
( Altından yapılmış. | Altın rengi, sarı. | [bitki] Fulya. )
- ZERZEVÂT değil SEBZEVÂT
- ZERZEVAT ile ZERZEVATÇI/LIK
- ZERZEVÂT/SEBZEVÂT[Fars.] değil/yerine/= GÖVERİ/GÖVERTİ
- ZEVÂD[Ar. < ZÂD] ile ZEVÂT[Ar. < ZÂT] ile ZEVÂD[Fars.]
( Azıklar, yiyintiler. İLE Kişiler/şahıslar, kimseler. İLE Azık, erzak stoku. )
- ZEVÂHİRİ[Ar.] KURTARMAK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞÜ KURTARMAK
- ZEVÂL ile/ve/<> FEY-İ ZEVÂL
( Güneşin tam tepede olduğu an/vakit. İLE/VE/<> Güneşin zevâlden çıkmaya başladığı an. )
- ZEVAL ile ZEVAT ile ZEVALİ ile ZEVALSİZ/LİK ile ZEVAL VAKTİ ile ZEVALİ SAAT
- ZEVÂT değil/yerine/= KİŞİLER
- ZEVÂT[< ZÂT] ile KİŞİLER (ÖZCE BİR OLANLAR)
( KİŞİLER | SÂHİP, MÂLİK )
- ZEVÇ değil/yerine/= EŞ/KOCA
- ZEVCE[Ar. çoğ. EZVÂC] değil/yerine/= EŞ/KARI
- ZEVCE-İ MEDHÛLETÜN BİHÂ[Ar.] ile ZEVCE-İ GAYR-İ MEDHÛLETÜN BİHÂ[Ar.]
( Gerdeğe girmiş eş/zevce. İLE Henüz gerdeğe girmemiş eş/zevce. )
- ZEVCİY-YÜL-ESÂBİ'[Ar.] / ARTIODACTYLES[Fr.] ile ...
( Çiftparmaklılar. )
- ZEVEBAN[Ar.] değil/yerine/= ERGİME
- ZEVK ALARAK ile ZEVK VEREREK
- ZEVK:
ALIŞILAGELMİŞLİK değil/yerine KENDİLİĞİNDENLİK
- ZEVK ALMAK İÇİN/ÜZERE ile ZEVK VERMEK İÇİN/ÜZERE
- Zevk için DİNLE!!!
- Zevk için DİNLE!!!
- ZEVK ile/>< ACI
( İkisi de inletir. )
- ZEVK ile BEĞENİ/İÇ TAT
( ENJOYMENT vs. LIKE )
- ZEVK ile/ve BİRLİK/TEVHİD
- ZEVK ile/ve/yerine FERÂGAT
( PLEASURE vs./and RENUNCIATION
RENUNCIATION instead of PLEASURE )
( SUKHA ile/ve/yerine SAMBHOGAKAYA )
- ZEVK ile HAZ
( ENJOYMENT vs. PLEASURE )
- ZEVK ile/ve HEYECAN
- ZEVK[Ar.] ile İDRÂKU'T-TA'M[Ar.]
- ZEVK ile KEYİFLİ
( DELIGHT vs. DELIGHTFUL )
( نشاط دادن ile لذت دادن ile بوجد آوردن ile مشعوف ساختن ile ميل ile مشعوف کردن ile نعيم ile حظ ile محظوظ کردن ile لذت بخشيدن ile دلشاد کردن ile لذت بخش ile خوشيآور ile دلفروز ile طيب ile دلپذير )
( NESHAT DADAN ile LEZAT DADAN ile BOJED AVARDAN ile MOSHOOF SAKHTAN ile MYLE ile MOSHOOF KARDAN ile نعيم ile HEZ ile MAHZOOZ KARDAN ile LEZAT BAKHSHYDAN ile DELESHAD KARDAN ile LEZAT BAKHSH ile KHOSHYAVAR ile دلفروز ile طيب ile DELPAZYR )
- ZEVK ile/ve/değil/<> ÖRTÜ
( Anlayana. İLE/VE/<>/DEĞİL Anlamayana. )
- ZEVK ile/ve SEFA/SAFÂ[ZEVK Ü SEFÂ]
( ENJOYMENT vs./and TO ENJOY )
( SUKHA )
- ZEVK ile/ve/<> SEVİNÇ
- ZEVK ile/ve/||/<>/>/< ŞEVK
- ZEVK ile SEVK
- ZEVK ile/ve TEVHİD
( Tevhidin tadı, onu kullananındır. )
( Ham tevhidden yararlanılmaz. )
( Her boyaya boyanmak tevhid değildir. )
( Tevhidin hali, kullanandan sarf olunur. )
( Zevk, deryada kaybolmaktır. )
( Tevhidin tadını, aletleri kullanarak dolabı yapanlar bilirler. )
( Birinci tevhid, ağacı kesenin tevhididir. İkincisi mobilyacının, üçüncüsü de o mobilyayı kullananın tevhididir. Tahtacı kestiği ağaca, mobilyacı dolaba imrenmiştir. O tevhid dolabını taşıyan hamalın ise ambalajın içindeki eşyadan haberi yoktur. )
- ZEVK ve/||/<>/< ZEKÂ
- ZEVKİ SÜREN ve/<> ZEKİ MÜREN
- ZEVKİNDE/LİK ile/ve/değil/yerine/<> KENDİNDE/LİK
- ZEVKİNE ERMEK ile/ve/||/<>/< ZEVK VERMEK
- ZEVKİNİ ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< HİKMETİNE ERMEK
( Lâf-ü-Güzâf ve kıl-ü-kâl kalktığında, geriye, zevk ve vicdan kalır. )
- ZEVKLENMEK ile ZEVKLENDİRMEK ile ZEVK ile ZEVKLİ/LİK ile ZEVKÇE ile ZEVKSİZ/LİK ile ZEVK EHLİ
- ZEVRÂK[Ar.] ile/değil/yerine/= KAYIK
( Suya en dayanaklı olan sandal ağacından, hiç çivi kullanmadan yapılır. [Atatürk'ün kullandığı -fotoğraftaki- kayık.] İLE ... )
- ZEVZEKLENMEK ile ZEVZEK/LİK ile ZEVZEKÇE
- ZEVZEK/LİK ile PATAVATSIZ/LIK
- ZEYBEK, GÖKAN (BAYBURT, 1964) :
( İşadamı ve siyasetçi. Darüşşafaka mahallesinde oturuyor. İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesini bitirdi (1985). Kuleli Askeri Lisesi onarımında şantiye şefliği ile iş hayatına atıldı. Siyasi hayata CHP saflarında başladı. Kâğıthane İlçe Belediye Başkanlığı adaylığı (1994), CHP İl Yönetim Kurulu Üyeliği (2001 - 2008), Şirintepe Spor Kulübü Başkanlığı (1999 - 2003), İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi ve başkan yardımcısı (2001 - 2008), Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi (2001 - 2003), Mimarlar Odası ve TMMOB Genel Kurul delegeliği, Bayburt Eğitim Kültür Vakfı Kurucu Meclis Üyeliği (2002 - 2008) gibi görevlerde bulundu. 1999 yerel seçimlerde CHP den Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. 2018 genel seçimlerinde CHP'den İstanbul Milletvekili seçildi. Şirintepe Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü, Atlıspor kulübü gibi pek çok dernekte üye olup, 2012/2013 döneminde Sarıyer Spor Kulübü Yönetim Kuruluda Asbaşkan olarak görev yaptı. )
- ZEYBEK ile KIRIK ZEYBEK
- ZEYBEK ile ZEYBEK HAVASI
- ZEYBEK'TE:
"ALTTAN ÇIRPMA" değil ÜSTTEN ÇIRPMA
- ZEYG[Ar.] ile MEYL[Ar.]
- ZEYİL[Ar.] değil/yerine/= EK
( Bir yazıya ek olarak katılan parça. | Bir yapıtı tamamlamak için sonradan yazılan ek yapıt. )
- ZEYL[Ar.] ile ZEYL[Ar. çoğ. EZYÂL, ZÜYÛL]
( Ayırma, tefrik. | Betiğin başı ya da sonundaki ek. İLE Etek. )
- ZEYNEB ile/ve FÂTIMA
( Salih'lerin annesi. İLE Muhammed'lerin annesi. )
( ZEYNEP[ZEYN - EB: Babasının süsü/güzelliği.] )
- ZEYNEL ABİDİN ve/<> ZEYNEB
- ZEYNEL[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL, HOŞ, ONURLU/ŞEREFLİ
- ZEYNEP HATUN ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı'nda Kayalar mevkiinde bulunan bu çeşme (H.1308, M.1890) sahil yolunun genişletilmesi sırasında yıkılarak yok edilmiştir. )
- ZEYREK[Fars.] ile ZEYREK[Fars.] ile ZEYREK
( Anlayışlı, uyanık, zeki. İLE Ketentohumu. İLE Fatih Sultan Mehmet'in, fetih sonrasında, "benim" diye belirlediği yerler. )
- ZEYTİN AĞACI -ile
- ZEYTİN "ÇEKİRDEĞİ" ile "İNCİR ÇEKİRDEĞİ"
- ZEYTİN DALI ve/||/<> ZEYTİN TANELERİ ve/||/<> ZEYTİNYAĞI
( [gibi] Barış. VE/||/<> Bereket. VE/||/<> Sağlık. )
- ZEYTİN ile ANTİPASTİ[İt.]
( ... İLE Zeytin, çiğ sebze, turşu. )
- ZEYTİN ile DELİ/CE ZEYTİN
( OLIVE vs. ... )
( OLEA EUROPAEA/OLEA SATIVA cum/et ... )
- ZEYTİN ile MÜRVER
( ... İLE Hanımeligillerden, yaprakları karşılıklı, demet durumundaki çiçeklerinden tıpta yararlanılan, meyvesi zeytine benzer bir bitki. )
( Dünyada 40 tür Mürver bulunur.
Mürverin ülkemizde yöreye göre değişen adları vardır...
Melesir, Mındarağ, Mindiraç, Patlak, Patlangaç, Patlangıç, Patlangoz, Patlankuç, Patlavuç, Patlayak, Şişni, Yalangoz, Yalankoz. )
(
)
( ... cum SAMBUCUS )
- ZEYTİNBURNU ile/ve ZEYTİN BURNU
( Bakırköy - Kazlıçeşme arasında bulunan bir ilçe. İLE/VE Bakırköy - Yedikule arasında bulunan bir burun. )
( ZEYTİNLİ BURUN: Zeytinburnu'nun ilk adı. )
- ZEYTİN-EKMEĞİ BİRLİKTE YEMEK ile ZEYTİN, ÜSTTE VE KÜRDAN SAPLI YEMEK
( "Gariban olursun." İLE "Havalı/üst sınıf vs. olursun." )
- ZEYTİNLER'DE:
ÇOLUR ile/ve HAL ile/ve KALİ ile/ve KALAMATA ile/ve KALEMBEZİ ile/ve MEMECİK ile/ve MEMİLİK ile/ve SARIULAK ile/ve SELE ile/ve USLU ile/ve YOĞULIĞ
- ZEYTİN/LİK ile ZEYTİNCİ/LİK ile ZEYTİNLİ ile ZEYTİNSİZ ile ZEYTİN DALI ile ZEYTİN KURDU ile ZEYTİN RENGİ ile ZEYTİN EZMESİ ile ZEYTİN GÜVESİ ile ZEYTİN SİNEĞİ
- ZEYTİNSİ ile ZEYTİNSİ MEYVE
- ZEYTİNYAĞI ve (ÇİĞ) FINDIK/CEVİZ/BADEM/ŞAM FISTIĞI
- ZEYTİNYAĞI ile PAMUKYAĞI
( ... İLE Pamuk çekirdeklerinden elde edilen, zeytinyağına benzer bitkisel yağ. )
- ZEYTİNYAĞI ile ZEYTİNYAĞLI ile ZEYTİNYAĞLI DOLMA ile ZEYTİNYAĞLI SARMA
- ZEYTİNYAĞINDA:
ACILIK ile/ve/||/<> YAKICILIK
( Bir yemek kaşığı zeytinyağı ağızda yaydıktan sonra yavaşça yutulduğunda, 16. - 20. saniyeler arasında dilin yanlarında ve arka tarafında acılık duyumsanır.[Acılık duyumu uzun sürmez.] İLE/VE/||/<> Gerçek zeytinyağının yakıcılığı, 26. - 29. saniyelerde ortaya çıkar. Yakıcılık, biraz kalıcıdır.[Yakıcılığa neden olan oleocanthal olarak adlandırılan yağa antioksidan özelliği veren, polifenol bileşenidir.] )
( )
- ZEYTİNYAĞI'NDA:
BURUN YAĞI ile/ve AYAK YAĞI
- ZEYTİNYAĞI'NDA:
RİVİERA ile/ve/değil/yerine SIZMA
( )
- ZEYTİNYAĞLI ile/ve/||/<> MEZE
- ZFC İLE NBG İLE MK ile/||/<> KÜME KURAMSİ AKSİYOMLARI
( Farklı aksiyomatik küme kuramları. )
( Formül: AC: Seçim Aksiyomu )
- ZÎ-[Ar.] ile Zİ[Ar.]
( "sahip" anlamına gelmek üzere, sözcüklerin başına getirilerek birleşik sözcükler yapar. [ZÎ-NÜFÛZ: Sözü geçer, nüfuzlu. | ZÎ-KIYMET: Değerli. | ZÎ-ŞAN: Şanlı, şerefli.] İLE Giysi/elbise, kılık, kıyâfet, heyet. )
- ZIA[Ar.] değil/yerine/= TARLA
- ZÎB[Ar.] ile Zİ'B[Ar. çoğ. ZİÂB, ZU'BÂN]
( Süz, bezek. İLE Kurd, canavar. )
- ZIBÂBİYE[Ar.] ile ...
( Kertenkele, timsah, bukalemun, kör yılan gibi hayvanları içine alan bir sınıf. )
- ZIBÂBİYE-İ BERRİYYE[Ar.] ile ZIBÂBİYE-İ MÂİYYE[Ar.]
( Kertenkele ve benzeri hayvanlar. İLE Bu sınıfın suda yaşayan bölümü. )
- ZIBARMAK ile ZIBARTMAK
- ZİBİDİ[Fars.] ile ZÜPPE/DANDİ[Fr. DANDY]/DIDON[Fr. < DIS DONC]
( Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan. | Yersiz ve zamansız davranışları olan kişi. | Süslü ve yakışıklı. İLE Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte, toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan. )
- ZIBIN ile/ve/<> TULUM
( Bebeklere, iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan, kısa ve kollu giysi. | Kolsuz giysi. İLE/VE/<> ... )
- ZİBL[Ar.] ile ZİBR[Ar. çoğ. ZÜBÛR]
( Süprüntü, gübre. İLE Mektup. | Kitap. | Yazı. )
- ZIDD[Ar.] ile TERK[Ar.]
- ZI'F[Ar.] değil/yerine/= İKİ KAT
- ZİFİR ile ZİFİRİ ile ZİFİRİ KARANLIK
- ZİFİRİ[Ar.] değil/yerine/= ÇOK KOYU
- ZİFİRİ değil/yerine/= KOPKOYU
- ZİFOS[Yun.] değil/yerine/= YERDEN SIÇRAYAN ÇAMUR
- ZİFT[Ar.] ile KATRAN[Ar.]
( Katran ve öteki organik maddelerin buharlaşmasından ya da damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile ergiyen, katı, siyah, parlak madde, kara sakız. İLE Organik maddelerden, kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde. )
- ZİFTLEMEK ile ZİFTLENMEK ile ZİFT
- ZİGANKA ile ...
( Rus köylü dansı. )
- ZİGON SEHPA ile FİSKOS SEHPA
( İçiçe geçmeli servis sehpası. İLE İki tekli koltuk arasında bulunan sehpa. )
- ZİGON ile ZİGON SEHPA
- DÖL GÖZE/ZİGOT[Fr. < Yun. ZYGOTE] ile/ve/> ÖNDÖLÜT/EMBRİYON[İng. < EMBRYO] ile/ve/> DÖLÜT/CENİN/FETÜS
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( ZYGOTE vs./and/> EMBRYO vs./and/> FETUS/FOETUS )
- ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ÖNCESİ YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOT SONRASI YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOTAKSİ ile/||/<> YUMURTA/OVUM
( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze.[Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme nedeniyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur.] İLE/||/<> Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot, henüz oluşmadan önce ortaya çıkan yalıtım durumu. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. İLE Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit biçimlerde görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı yalıtımın oluşması. İLE Dişi ve eril gametler arasındaki doğal çekim. İLE/||/<> İnsan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma durumuna gelebilen, dişi üreme örgenlerinin birinden salınan tek göze. )
- ZIH[Fars.] değil/yerine/= KAYTAN/YAKA
( Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit ya da kaytan. | Pamuk sicim. | Marangoz işlerinde, ince kenar pervazı. | Sayfa çevresine çekilen çizgi. | Yelkeni yarı kapatmak için kullanılan örgü halat. )
- ZİHAF ile/||/>< SÂLİM
( Hece değerleriyle oynamanmamış. @@ Hece değerleriyle oynamanmamış.[Zihaf yapılmış.] )
- ZİHAYAT[Ar.] değil/yerine/= CANLI/YAŞAYAN
- ZİHİ[Ar.] ile ZİHÎ[Ar.]
( Arapça'da, "şu, bu" anlamına gelen işaret sözü. İLE Ne güzel, ne hoş. | Aferin, bravo. )
- ZİHİN FELSEFESİ ile/ve ESTETİK FELSEFESİ
- ZİHİN FELSEFESİ ile/ve YORUM FELSEFESİ
- ZİHİN HESABI değil/yerine/= AN SAYIŞI/USTAN SAYIŞ
- ZİHİN SÖZLÜĞÜ ile ...
- ZİHİN YOĞUNLUĞU ile/ve LİBİDO DÜŞÜKLÜĞÜ
- ZİHİN ile/ve/değil/||/<> "ANLAYIŞ"
- ZİHİN değil/yerine/= ANLIK
- ZİHİN ile/||/<> BEDEN
( Bilinç sorunu )
( David Chalmers tarafından 1996 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1966-) (Ülke: Avustralya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Bilinç problemi, zombi argümanı) )
- ZİHİN ile/ve/||/<>/< BEYİN
( Örümcek ağı. İLE/VE/||/<>/< Örümcek. )
( MIND vs./and/||/<>/< BRAIN )
- ZİHİN ile/ve/değil/yerine BİRLEŞTİRİCİ/KAPSAYICI ZİHİN
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Koşullara karşı mücadele eden, başlangıçta düş kırıklığına uğrasa da zafere ulaşan, eylem halindeki sevgi. )
- ZİHİN ve/||/<>/> BİR(LİK)
- ZİHİN(/DÜŞÜNCE) ve/||/<> DİL ve/||/<> YAŞAM(/UZAY)
( Ne ki, dilinde, aynı zihninde; ne ki, zihninde, aynı dilinde! )
( Dil, ne kadar zengin; zihin, o kadar engin. )
( "Dilin, Zihin Yapısı ve Kültür Üzerindeki Etkileri" başlıklı yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- ZİHİN ile DOĞA
( MIND vs. NATURE )
- ZİHİN ile/ve/<> DOĞA
( REASON vs./and/<> NATURE )
- ZİHİN ile/ve/<> FARKINDALIK
( Zihin, olaylarla ilgilenir, farkındalık ise zihnin kendiyle ilgilenir. )
( Zihin, her durumu ile kendini bilmelidir. )
( Zihnimizi içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar bizi terk etmeyecektir. )
( Zihin, iki halde bulunur; su gibi ve bal gibi. Su en ufak bir sallanışta titreşir, halbuki bal ne kadar karıştırılırsa karıştırılsın, hemen hareketsizliğe döner. )
( Yanılsamayı yaratan zihindir ve ondan kurtulan da zihindir. )
( Zihnin bize yardım edeceğinden değil fakat zihni iyi bilirsek, onun bizi sınırlamasından sakınabiliriz. )
( Başlangıçta önde gelenin zihin olması gerekir. )
( Zihin dili biçimlendirir ve dil de zihne biçim verir. )
( Zihnin bilgisi gerçek bilgi değildir. )
( Zihne ait olan göreli olandır, onu bir "mutlak" haline getirmek hatadır. )
( Zihin, arzudan azade ve rahat olmalıdır. )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Zihin yanlış anlar, yanlış anlama onun doğası gereğidir. )
( Zihin anlayamaz, çünkü zihin kavramak, tutmak ve devam ettirmek üzere eğitilmiştir. )
( Şimdiye kadar zihni bilen olarak kabul ettiniz, fakat öyle değildir. )
( Zihin, bizi imgelerle ve düşüncelerle tıkamakta ve onlar, bellekte yara izleri bırakmakta. )
( Zihin diye bir şey yoktur. Düşünceler vardır ve bunlardan bazıları yanlıştır. Yanlış olan düşünceleri terk edin, çünkü onlar sahtelerdir ve kendi hakkınızdaki görüşünüzü bulandırırlar. )
( Zihnin kurduğunu, zihin yıkmalıdır. )
( Sakin bir zihin, doğru bir idrak için şarttır, ki bu da kendini-biliş için gereklidir. )
( Zihin, karanlık ya da çalkantılıyken, kaynak fark edilmez. )
( Zihin, sakin olduğu zaman gerçeği yansıtır. )
( Zihin, telaş halinde olmadığı ve endişelerden uzak olduğu zaman sessizleşir ve sessizlik içinde, genelde kolay idrak edilemeyecek kadar süptil olan bazı şeylerin işitilebilmesi olanaklaşır. )
( Zihin, görebilmek için açık ve sessiz olmalıdır. )
( Zihin yatıştırıldığında ve artık iç âlemi rahatsız etmediğinde, gövde yeni bir anlam kazanır ve onun değişimi hem gerekli hem olanaklı hale gelir. )
( Zihin tamamen hareketsiz olduğu zaman, erir, yalnızca gerçek kalır. )
( Zihninizi ya da gövdenizi değiştirebilirsiniz fakat değişmiş olan sürekli sizin dışınızda olan bir şeydir, kendiniz değil. )
( Zihin ve gönül olgunluğu vazgeçilmez gerekliliktir. )
( Durgun ya da huzursuz olan zihindir, siz değilsiniz. )
( Cildinizin dış tarafındaki dünya ile iç tarafındaki dünyayı birbirinden ayıran ve onları karşıt konumlara getiren sizin zihninizdir. )
( Dünyayı projekte eden zihin onu kendi tarzında renklendirir. )
( Zihni huzursuz eden arzular ve korkulardır. )
( Sürekli düşünmek, zihninizi yıpratır ve bozar. )
( Zihninizi durmadan çalıştırmayın. )
( Zihin, büyük bir işçidir ve dinlenmeye gereksinimi vardır. )
( Zihninizi toparlayıp güçlendirin, göreceksiniz ki düşünceleriniz ve duygularınız, sözleriniz ve eylemleriniz sizin iradeniz yönünde hizaya gireceklerdir. )
( Onun istekleri sayısız ve sınırsızdır. Zihninizi büyük dikkatle, sebatla gözlemleyin, çünkü tutsaklığınız da özgürlüğünüzün anahtarı da onda yatar. )
( Elbette ki gövdemizi ve zihnimizi işletelim fakat onların bizi sınırlamasına izin vermeyelim. )
( Tüm gereksiniminiz sakin bir uyanıklığı koruyarak kendi gerçek doğanızı araştırmaktır. )
( Tüm yapılması gereken, Öz ile özdeşliğinin farkına varılabilmesi için zihni arındırmaktır. )
( Tüm gereksiniminiz sadece sakin bir zihindir. )
( Zihninize, tarafsızlıkla bakın, bu onu sakinleştirmeye yeter. )
( Zihin, aşırı meşguliyetlerden uzak tutulduğu zaman sakinleşir. )
( Sessizlikten başka hiçbir belirli düşünce zihnin doğal hali olamaz. )
( Zihnin ötesinde tüm farklar biter. )
( Zihnin ötesindesiniz fakat zihninizle bilirsiniz. )
( Zihin, hazır olur olmaz güneş onun içinde parlar. )
( Zihninizi yatıştırın ve arındırın, berraklaştırın, o zaman kendinizi gerçekte olduğunuz gibi göreceksiniz. )
( Zihniniz sakinleştiğinde öteki herşey gereğince ve doğru biçimde gerçekleşecektir. )
( Kişinin kendi gerçek doğasına nüfuz etmesini engelleyen şey, zihnin zayıflığı, duygusuzluğu ve süptil olanı atlayıp sadece kaba olan üzerinde odaklanmasıdır. )
( Zihninizi durdurun ve sadece OLun! )
( Kendinizi her şey ve her şeyden öte olarak bilmenize engel olan, belleğe dayanan zihindir. )
( Kendiniz olarak imgelediğiniz kişiyi, zihninizde algıladığınız dünyanın bir parçası olarak görün ve zihninize dışarıdan bakın, çünkü siz zihin değilsiniz. )
( Kendi zihninizi anlayın, böylece onun sizin üzerinizdeki bağlayıcılığı son bulacaktır. )
( Öz varlığınız olmanız için zihnin ötesine geçmeniz, kendinizi bulmanız gerekir. )
( Zihnin ötesine geçmek için sessiz ve sakin olmak zorundasınız. )
( Zihninizin aynasında imgeler görünür ve kaybolurlar. Ayna kalır. )
( Zihni, olması gereken yerde ve kendi işiyle meşgul tutarsanız, bu zihnin kurtuluşudur. )
( Yapmaya çalışacağımız şey, gerçek olanı anlamak için zihni uygun duruma getirmektir. )
( Dünya, zihnin sadece yüzeyidir ve zihin sonsuzdur. )
( Düşünceler dediklerimiz, zihnin yüzeyindeki dalgacıklardır ancak. )
( Her şeyin sizin zihninizde olduğunu, sizin zihinden öte olduğunuzu ve gerçekten yalnız başınıza olduğunuzu ne zaman idrak ederseniz, işte o zaman her şey sizsiniz. )
( Bağımsız, yaratılmamış, ebedi ve değişmez ama yeni ve taze olan, zihnin ötesidir. )
( Resim, ressamın zihninde ve resmin içinde; resim, ressamın zihnindeki resmin içindeki ressamın zihninde! )
( Zihninizi düzene koyun, doğrultun, herşey düzelecektir. )
( Kendinizi bilmeyi engelleyen yalnızca zihindir. )
( Mind is interested in what happens, while awareness is interested in the mind itself.
The mind must know itself in every mood.
What is of the mind is relative, it is a mistake to make it into an absolute.
The mind exists in two states: as water and as honey. The water vibrates at the least disturbance, while the honey, however disturbed, returns quickly to immobility.
It is the mind that creates illusion and it is the mind that gets free of it.
Not that the mind will help you, but by knowing your mind you may avoid your mind disabling you.
The mind cannot understand, for the mind is trained for grasping and holding.
For it is the mind that is primary in the beginning.
The mind shapes the language and the language shapes the mind.
To keep the mind in its own place and on its own work is the liberation of the mind.
There is no such thing as mind. There are ideas and some of them are wrong. Abandon the wrong ideas, for they are false and obstruct your vision of yourself.
When the mind is dark or turbulent, the source is not perceived.
What the mind has done the mind must undo.
The mind misunderstands, misunderstanding is its very nature.
All else will happen rightly, once your mind is quiet.
Ripeness of heart and mind is indispensable.
You took the mind for the knower, but it is just not so.
The mind clogs you up with images and ideas, which leave scars in memory.
It is the mind that is dull or restless, not you.
It is your mind that has separated the world outside your skin from the world inside and put them in opposition.
The mind that projects the world, colours it its own way.
It is desires and fears that make the mind restless.
Constant thinking makes the mind decay.
Do not keep your mind busy all the time.
Mind is the great worker and it needs rest.
Collect and strengthen your mind and you will find that your thoughts and feelings, words and actions will align themselves in the direction of your will.
You may change your mind or your body, but it is always something external to you that has changed, not yourself.
It's appetites are numberless and limitless. Watch your mind with great diligence, for there lies your bondage and also the key to freedom.
When you are not in a hurry and the mind is free from anxieties, it becomes quiet and in the silence something may be heard which is ordinarily too fine and subtle for perception.
The mind must be open and quiet to see.
When the mind has been put to rest and disturbs no longer the inner space (chidakash), the body acquires a new meaning and its transformation becomes both necessary and possible.
All you need is to keep quietly alert, enquiring into the real nature of yourself.
When it is motionless through and through, it dissolves and only reality remains.
A quiet mind is all you need.
Look at your mind dispassionately; this is enough to calm it.
When the mind is kept away from its preoccupations, it becomes quiet.
You are beyond the mind, but you know with your mind.
As soon as the mind is ready, the sun shines in it.
Calm and clarify your mind and you will know yourself as you are.
Understand your own mind and its hold on you will snap.
To go beyond the mind, you must be silent and quiet.
What prevents the insight into one's true nature is the weakness and obtuseness of the mind and its tendency to skip the subtle and focus on the gross only.
Stop your mind - and just be.
What prevents you from knowing yourself as all and beyond all, is the mind based on memory.
Just see the person you imagine yourself to be as a part of the world you perceive within your mind and look at the mind from the outside, for you are not the mind.
To be what you are, you must go beyond the mind, into your own being.
What we are trying to do here is to bring our minds into the right state for understanding what is real.
The world is but the surface of the mind and the mind is infinite.
What we call thoughts are just ripples in the mind.
What is independent, uncreated, timeless and changeless, and yet ever new and fresh, is beyond the mind.
The picture is in the mind of the painter and the painter is in the picture, which is in the mind of the painter who is in the picture!
It is your mind's attitude that determines what he is to you. )
( MIND vs./and/<> AWARENESS )
- ZİHİN ile FİKİR/YORUM
( Fukarâ ise ukalâ olur. )
- ZİHİN ile HARİÇ ile NEFS EL-EMR
- ZİHİN ve/||/<> KALP/GÖNÜL
( Eril. VE/||/<> Dişil. )
( Dışa açıktır. VE/||/<> Herkese ve her zaman açılmaz/açılmamalıdır. )
( Karanlık, dipsiz uçurumu yaratır. VE/||/<> Tüm sınırları aşıp geçer. )
( "Olmaz"ından öte olmaz, zihninden öte konmazın yok! )
( Kendimizi yönetmek üzere... VE/||/<> Başkalarını yönetmek üzere... )
( ÂB-GÎNE: Sevgilinin kalbi. )
- ZİHİN ve/||/<> PARAŞÜT
( İkisi de açık olmadığı sürece bir işe yaramaz. )
- ZİHİN/ANLIK ile/ve/=/||/<> ZAMAN
( Düşünce ve zihnin, kişinin üzerinde olması DEĞİL/YERİNE kişinin düşüncelerini ve zihnini/n üzerinde olması/olabilmesi, yönetebilmesi. İLE/VE/=/||/<> Zamanın, kişinin ve yaşamın üzerin(d)e olması/devrilmesi. DEĞİL/YERİNE Kişinin, zamanın/ı/n ve yaşamın/ı/n üzerinde olması/olabilmesi, yönetebilmesi. )
- ZİHİN ile/ve ZEVK
- ZİHİN ile ZİHİNCE ile ZİHİNSEL ile ZİHİN HESABI ile ZİHİN AÇIKLIĞI ile ZİHİN BERRAKLIĞI ile ZİHİN JİMNASTİĞİ ile ZİHİN YORGUNLUĞU ile ZİHİN BULANIKLIĞI ile ZİHİN KARIŞIKLIĞI
- ZİHİNDE:
OLGU değil [ya] NESNE [ya da] OLAY
- YORULMA:
ZİHİNDE ile/ve/||/<> GÖVDEDE
( Uyku kaçar. İLE/VE/||/<> Uyku gelir. )
( Yeterince düşünmekten kaçmak ve/ya da uykunuzun gelmesini istiyorsanız, fiziksel işler yapınız, (daha çok) hizmet ediniz. )
- ZİHİNLE KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine/<> "KALBİNLE" BAKMAK
- ZİHİN/LER ve/<> GÜNEŞ
( Kırık ayna parçaları. VE/<> Bütünlük. )
- ZİHİNSEL ENGELLİ/LİK ile/ve DÜŞÜNME ENGELLİ/LİK
( Hastalık/ta. İLE/VE Olumsuz alışkanlık/ta. )
( Bazı bireylerde. İLE/VE Toplum(lar)da. )
- ZİHİNSEL FELSEFE ile/ve SAPTAMAK
- ZİHİNSEL SEZGİ ile/ve/değil AKILSAL SEZGİ
( Zihin, fukarâ olursa akıl, ukalâ olur. )
- ZİHİNSEL YALNIZ/LIK ile GÖVDESEL(BEDENSEL) YALNIZ/LIK
( Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil. )
( "Ben Gövde'yim" düşüncesinin ötesine geçelim! )
( Yalnızlık çekmenize gerek yok. )
( Tek başına olsa da bir ağaç kadar sağlam durabilmeli ve yaşamı neşeyle algılamalıdır. )
( LONELINESS vs. SOLITUDE/ALONE
Go beyond the l-am-the-body idea.
You need not feel alone. )
- ZIHLAMAK ile ZIHLANMAK
- Zihne KONUŞ!!!
- ZİHNEN[Ar.] ile ZİHNÎ[Ar.]
( Zihince, zihinde, zihinle, zihinden. İLE Zihne özgü, zihinle ilgili. )
- ZİHN-İ DAKÎK ile/ve/||/<>/>/< ZİHN-İ RAKÎK
- ZİHNİ:
"DALGALI" ile/ve/||/<> "ÇALKANTILI"
- ZİHNİ ve GÖNLÜ:
DAR OLAN ile/değil/yerine/>< ZENGİN OLAN
( Dünyayı da sunsan, "Daha yok mu?" der. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kuru ekmek de versen, şükreder. :) )
( Yüzünü asar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüzü güler. :) )
- ZİHNİ YORMAK ile/değil/yerine ZİHNİ ZORLAMAK
( Körü körüne zorlukların üstüne gitmek şanssızlığa yol açar. Uyumlu zaman koşullarını beklerken gelişmelerle mutlu olun. )
- ZİHNÎ ile/ve AYNÎ
( MENTAL vs./and ... )
- ZİHNİN ALTINDA EZİLİRSEK ile/değil/yerine/>< ZİHNİ AŞABİLİRSEK
( Deli oluruz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Veli oluruz. )
- ZİHNİN BURUŞMASI ile/değil/>< TENİN BURUŞMASI
( "Heyecanımızdan vazgeçmemizle".[Olmamalı!] İLE/DEĞİL/>< Yıllarla.[Olabilir.] )
- ZİHNİN:
"DOLULUĞU" ile/ve/değil/yerine/||/<> "YÜKLÜLÜĞÜ"
- Zihnin için DİNLE!!!
- Zihnin için SUS!!!
- ZİHNİN İSTEĞİ ile/ve/değil/||/<>/>/< TENİN İSTEĞİ
- ZİHNİN: "KÖLESİ OLMAK" değil/yerine/>< USTASI OLMAK
- ZİHNİN/AKLIN, ONA ...:
KAYMASI/KAYAR ile/ve/||/<>/> KAÇMASI/KAÇAR
- ZİHNİN OYUNLARI ve NEFSİN TERBİYESİ
- ZİHNİN VE YAŞAMIN:
ARINARAK DÖNÜŞMESİ ile/ve/||/<> DÖNÜŞEREK ARINMASI
- ZİHNİNDE ve/=/||/<>/>/< DİLİNDE
( Ne ki, var zihninde; aynı var dilinde!
Ne ki, var dilinde; aynı var zihninde! )
- Zihnini DİNLE!!!
- Zihnini dizginlemek için DİNLE!!!
- Zihnini dizginlemek için SUS!!!
- ZİHNİNİ ...:
"YORMAK" değil KULLANMAK
- ZİHNİYE ile ZİHNİYET
- ZİHNİYET ile/ve/<> NİYET
- ZİHNİYET ile YAKLAŞIM
- ZİKİR/SEMÂ ile/ve/||/<> DEVRÂN
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<> Dînî folklor, zikrullah. | Dünya, felek, zaman, tâlih, kader. | Devir. )
- ZİKİR ve/<> DARB-I ESMÂ
( Zihinde ve dilde. VE/<> Kalpte/gönülde, kalbe/gönüle. )
- ZİKİR ile/ve DEM TUTMAK
- ZİKİR ile/ve HECÎR
( Allah'ın hatırlanması ve anılması. İLE Salikin sık sık andığı ve dilinden eksik etmediği zikir. )
( KUHUD ZİKRİ: Fiziksel etkinliği en fazla olan zikir. )
- ZİKİR ile/ve MANTRA
- ZİKİR ile/ve ŞEVK
- ZİKİR ile/ve/<> ŞÜKÜR
- ZİKİR ile/ve TASDİK
- ZİKİR ile/ve TESBİH
( Bilinçlidir, anımsama eylemidir. İLE/VE ... )
- ZİKİR ile/ve USÜL
- ZİKİR ile/ve ZİKR-İ HABÎB
- ZİKIYMET[Ar.] değil/yerine/= DEĞERLİ
- ZIKKIMLANMAK ile ZIKKIM
- ZİKR ETMEK ile İFŞÂ ETMEK
- ZİKR ETMEK ile/ve YÂD ETMEK
- ZİKR (ETMEK) ile/değil ZERK (ETMEK)
- ZİKR:
ŞERİAT'TA ile/ve RUHULLAH'TA
( Etmezsen olmaz. İLE/VE "Edersen olmaz." )
- ZİKR ile ...
( ANMA, ANILMA, ŞEREF Ü ŞAN. ALLAH İSİMLERİNİN TEKRARLANMASI(ZİKRULLAH) (EZKÂR) | BİLDİRME, BİLDİRİLME | DÜŞÜNCE YOLUYLA KENDİNİ DİNLEME )
(1996'dan beri)