Z ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 1.948 başlık/FaRk ile birlikte,
1.948 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(6/9)
- ZARFLAMAK ile ZARFLANMAK ile ZARILANMAK ile ZAR ile ZARA ile ZARF ile ZARFLI ile ZARFÇI/LIK ile ZAR ZOR ile ZARFSIZ ile ZARİ ZARİ ile ZART ZURT ile ZARF TÜMLECİ ile ZAR KANATLILAR
- ZARFLARDA:
DURUM ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> YER-YÖN ile/ve/||/<> MİKDAR ile/ve/||/<> SORU
- ZARGANA[Yun.] ile TİMSAH ZARGANA
( ... ile
)
( Uskumrusugillerden, gövdesi silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık. İLE ... )
( BELONE ACUS cum ATRACTOSTEUS SPATULA )
- ZARGUNÇMÜD = KAPLANMİSKİ/PELENG MÜŞG[Fars.]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir tür fesleğen. )
- ZARİ ZARİ[Fars.] değil/yerine/= HÜNGÜR HÜNGÜR/İNLEYEREK (AĞLAMAK)
- ZARÎ[Ar.] ile ZARÎ[Ar.] ile ZÂRİ'[Ar.] ile ZÂRÎ[Ar.]
( Kanı durmayan damar. İLE Memesi büyük olan. İLE Ekin eken, çiftçi. İLE Ağlayıp sızlama. )
- ZARÎF değil/yerine/= GÜZEL, ŞIK, ZARÂFETLİ | NÂZİK, İNCE, YAKIŞIKLI | İNCE NÜKTELİ, İNCE NÜKTELERLE KONUŞAN
- ZARÎFE[Ar.] ile ZÂRİFE[Ar.]
( Zarif şey. İLE Fazla, gereksiz söz. )
- ZARİFİ YALISI :
( Tarabya, Yeniköy yolu üzerinde ve koyun güney tarafındadır. Sultan Abdülaziz ((1861 - 1876) devrinde yapıldı. Banker Nikola Zarifis'e bu yalı Sultan Abdülaziz tarafından hediye edildi. Paşa unvanı da verilen Zarifis öldükten sonra birkaç kez el değiştirdiyse de yalının ismi hiç değişmedi. Yalı uzun bir süre Villa Zarifi adı ile otel olarak kullanıldığı gibi 1950'li yıllarda gece kulübü ve restaurant olarak da kullanıldı. Nikola Zarifis'in mirasçıları tarafından yalı 1959'da Süleyman Günaydın ve kardeşlerine ait Günaydın şirketlerine satıldı. )
- ZARİF/LİK ile ZARİFÇE
- ZARIL ZARIL
- ZARLA-ZORLA
- ZARR[Ar.] ile ZÂRR[Ar.] ile ZARR[Ar.] ile ZAR[Ar.]
( Zarar. İLE Zararlı. İLE Zarara neden olan. İLE İnce perde ya da örtü. | İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar ya da örgen bölümleri, çeper. | Birbirine sımsıkı yapışık hücre ya da moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper. | Tavla ve başka oyunlarda kullanılan nesnelerden küp olarak yapılan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı. )
- ZARUNLU:
ZARURÎ ile/ve/değil ZORUNLU
( Bazı/çoğu sözler hatalı seslendirildikleri için değil konuşurken, birbirine yakın ya da eş iki sözcüğü bir anda söyleme ya da birini söyleyecekken ani bir karar ve hızla ötekine geçme sonucu çıkan söz(cük)lerdir. )
- GEREKSİNİMLER:
ZARÛRÎ ile/ve/||/<>/> HÂCÎ ile/ve/||/<>/> KEMÂLÎ
( Yaşamak için gerekli olan beslenme ve güvenlikle ilgili gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Zorunlu olmayan, ama varoluşu, insanı rahatlatan unsurlara duyulan gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Kişilerin kaygılarını ve estetik beklentilerini karşılayan gereksinimler. )
- ZARÛRÎ İSTİDLÂL ile MÜMKÜN VE İKNAİ İSTİDLÂL
( Gerekirlilik/Belirleme/Dettermine. İLE Olanaklı/Mümkünlü/Belkililik/Cidal. )
( Doğa. İLE Tin. )
( FARÂBÎ )
( Bkz. HİLMİ ZİYÂ ÜLKEN - İSLÂM DÜŞÜNCESİ - ÜLKEN YAY. )
- ZARURÎ ile HÂCÎ ile TAHSİNÎ
- ZARÛRÎYAT ile/ve HACİYAT ile/ve TAHSİNİYAT
- ZÂT:
BİLİNMEZ değil TEK BİLİNEN
( ... DEĞİL Şüphe edil(e)meyen tek şey. )
- ZÂT ile/ve/||/<> AYN
- ZÂT ile/ve HUZUR
( Simge, zâtı/sizi gösterir/işaret eder. )
( Huzura varmak için bende tâkat yok deme! Büyüklerle iş görmek zor değildir! Gam yeme! )
- ZÂT = KENDİ | ASIL, ÖZ, CEVHER | SAYGIYA DEĞER KİŞİ | SINIR
- ZÂT ve/<> KİŞİ
( Kişi, öze/zâta kanıt/burhan eylenmiş. )
( ESSENCE/BEING and/<> PERSON )
- ZÂT ile/ve/<> MEVCUD
- ZÂT ile/ve/<> SIFAT
( Gövde[beden], yüz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Göz. VE/||/<>/> Söz/söylediğimiz ile. )
( Sıfata bakacaksan, gövdeye(beden) ve yüze bak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Zâtı göreceksen, göze bak. VE/||/<>/> Anlam ve değeri bulacaksan, duruma/hâle, davranışa ve söze/söylenilene[kelâma] bak. )
( I vs./and/<> TOOL/VEHICLE )
( I vs./and/<> ME )
( JE avec/et/<> MOI )
- ZÂT ile/ve/||/<>/> SIFAT ile/ve/||/<>/> EFAL ile/ve/||/<>/> ESÂR[< ESER]
( Öz/İnsan. VE/||/<>/> Bilgi. VE/||/<>/> Eylem. VE/||/<>/> Yapıt/eser. )
- ZÂT ile TÖZ
- ZAT ile ZATİ ile ZAT İŞLERİ ile ZATA MAHSUS
- ZÂTEN ŞÖYLEYDİ değil/yerine DAHA ÖNCE DE ŞÖYLEYDİ
- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... OLMASA DA
- ZATEN" ile/değil/yerine/<>/< AKSİNE/BİLAKİS
- ZÂTEN" değil/yerine BİLİNDİĞİ GİBİ/MÂLUM
- ... ZÂT-EN değil/yerine/>< ... BİLİYORSUNUZ
- ZÂTEN ... ile/değil/yerine BİRİNCİSİ, ...
- ZÂT-EN ile/ve/||/<> HAKİKAT-EN
- ZÂTEN ... ile/değil/yerine HATTA ...
- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HER HALÜKARDA
- ZATEN ile/ve/||/<> HER ŞEY
- ZÂTEN ... ile/değil/yerine NASIL OLSA ...
- ZÂT[Ar.]-EN[Fars.][<>/||/>< SIFAT-EN] değil/yerine/=/: ÖZCE, ÖZ OLARAK, ÖZÜ İTİBARİYLE["doğrusu" değil!]
[<>/||/>< SIFATEN: görünüşçe, görünüş olarak, görünüşü itibariyle]
( NOUMENON vs./||/<>/>< PHENOMENON )
( I vs./||/<>/>< ME )
- ZÂTEN ile/değil/yerine ŞİMDİLİK/HENÜZ
- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEMELDE
- ZÂTEN ile/ve/değil/yerine YİNE DE
- ÖZÜNLÜ/ZÂTÎ ile ARAZÎ
( Öze ilişkin.(Tikellerin gerçekliğinde yer alır.) İLE İlineksel.(Tikellerin gerçekliğinde yer almaz.) )
( İnsan ve ata nispetle "canlı". İLE İnsana nispetle "gülen". )
- ZÂTÎ ve/<> BÂKÎ
( Hocası. VE/<> Öğrencisi. )
- ZATİ[Ar.] ile ZATÎ[Ar.] ile ZÂTÎ[Ar.] ile Zâtî[Ar.]
( Zâten. İLE Kendine özgü. İLE Kendiyle ilgili, kendine ait, kişilik, özlük, özel. İLE Ünlü Türk şairi. [1471 - 1546] )
- ZÂT-ÜD-DİMÂĞ ile ...
( Beyin dokusunun/nescinin yangısı. )
- ZÂT-ÜL-EYDİ-L-ERBA'[Ar.] ile ...
( Dört elli hayvanlar. )
- ZÂT-ÜL-EZFÂR[Ar.] ile ...
( Parmakları birbirinden ayrı, hareketli ve pençeli olan hayvanlar. )
- ZÂT-ÜL-HARÂŞİF-İL-MÜŞA'ŞAA[Ar.] ile ...
( Cildi, mineli ve kemikli olan balık sınıfı. )
- ZÂT-ÜL-BATNEYN[Ar.] ile BIVENTRE[Fr.] ile ...
( İkikarınlı. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-BATNİYYE[Ar.] ile GASTÉROPODES[Fr.] ile ...
( Karındanbacaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-CEZRİYYE[Ar.] ile ...
( Köktenbacaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KEFFİYYE[Ar.] ile PALMIPÈDES[Fr.] ile ...
( Perdeayaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KESÎRE[Ar.] ile MYRIAPODES[Fr.] ile ...
( Çokayaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MAFSALİYYE[Ar.] ile ARTHROPODES[Fr.] ile ...
( Eklembacaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MEŞKUKA[Ar.]["ka" uzun okunur] ile ...
( Çataltırnaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İR-RE'SİYYE[Ar.] ile CÉPHALOPODES[Fr.] ile ...
( Baştanayaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] ile ONGULÉS[Fr.] ile ...
( Toynaklılar, tektırnaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ESÂBİ-İL-MÜZDEVİCE[Ar.] ile ...
( Suaygırı gibi ayakları eşit parmaklarla biten iri hayvanlar. )
- ZÂT-ÜL-FIKARÂT[Ar.] = VERTÉBRÉS[Fr.] = ...
( Omurgalılar, belkemiği olan hayvanlar. )
- ZÂT-ÜL-HURTÛM[Ar.] = PROBOSCIDIENS[Fr.] = ...
( Hortumlu hayvanlar sınıfı, hortumlular. )
- ZÂT-ÜL-IZÂM-İT-TÂMME[Ar.] ile ...
( Tamamen kemikleşmiş fıkraları birer kıhıftan ibaret olan balıklar sınıfı. )
- ZÂT-ÜL-KÎSÎ[Ar.] ile ...
( Karnının altında bir kesesi olup yavrularını ilk kez olarak bunun içinde doğuran hayvanlar. )
- ZÂT-ÜL-KURÛN-İL-MUSAMME/MÜCEVVEFE[Ar.] ile ...
( Boynuzlarının içi boş olan hayvanlar, boş boynuzlular. )
- ZÂT-ÜL-KURÛN-İS-SÂKITA[Ar.] ile ...
( Geyik, karaca gibi sadece erillerinde bulunup mevsim mevsim düşen ve sonra yeniden boynuzu çıkan hayvanlar sınıfı. )
- ZÂT-ÜL-MİSKAB[Ar.] ile ...
( Karınlarının sonunda birer delik bulunan omurgasız hayvanlar. )
- ZATÜRRE/PNEUMONİ ile/||/<> BRONŞİT
( Akciğer dokusunun yangılanması. İLE/||/<> Bronşların yangılanması. )
- ZATÜRRİE/PNÖMONİ değil/yerine BATAR
( Akciğer yangısı/iltihabı. )
( PNEUMANIA )
( PNEUMONIE )
- ZÂT-ÜS-SEDÂYÂ-Yİ BAHRİYYE[Ar.] = SIRÉNIENS[Fr.] = ...
( Denizyılanı gibi memeliler sınıfı. )
- ZÂT-ÜS-SUKABÂT[Ar.] = FORAMINIFÈRES[Fr.] = ...
( Delikliler. )
- ZÂT-ÜS-SUKABÂT-I GAYR-İ MÜŞA'ARA[Ar.] = MADRÉPORES[Fr.] = ...
( Matraporalar. )
- ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER
( Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterir.
Çoğunlukla dedikodu yapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşır.
Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverdir.
Gösterişin hastasıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmez.
Kolay söz verir, nadiren tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalar.
İlgi manyağıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllüdür. )
- [ne yazık ki]
ZAVALLILIK:
PARAYLA OLAN ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN
- ZÂVİL ile ...
( Türk musikîsinde çok eski bir makam. [Mahur makamına benzemekle beraber karar verirken la perdesi üzerinde do-diez ve si-bemol kullanarak hicaz geçkisi ile rast perdesinde karar verir.] )
- ZÂVİYE değil/yerine/= AÇI
- ZÂVİYE ile KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE
( KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE )
- ZÂVİYE ile/||/<> ZÂVİYE MUSATTAHA
( Açı. İLE/||/<> Düzlemsel açı. )
- ZAY'A[Ar. < ZIYÂ/ZIYA'] ile ZAYÂ'[Ar.]
( Binasız arsa. | Geliri olan bina. | Tarla, çiftlik. İLE Elden çıkma, yok olma, kaybolma. )
- ZÂYİ/ZİYAN[Ar.] ile ZEVÂL[Ar.]
( Yitik, kayıp. İLE Yok olma/edilme. | Suç, kabahat, sorumluluk. | Bozulma. | Öğle vakti. )
- ZÂYİ/ZİYAN[Ar., Fars.] değil/yerine/= YİTİK/KAYIP/ZARAR
- ZAYİ ile ZAYİÇE
- ZAYİAT["ZAİYAT" değil!] değil/yerine/= YİTİKLER
- ZAYİÇE ile ...
( Yıldızların belirli zamanlardaki yerlerini gösteren cetvel. )
- ZAYIF ASİT ile/>< GÜÇLÜ ASİT
( Suda kısmen iyonlaşan asit. İLE/>< Suda tamamen iyonlaşan asit. )
- ZAYIF ÇEKİRDEK GÜÇ ve/||/<>/> MUON OLUŞUMU
- ZAYIF ELEKTROLİT ile GÜÇLÜ ELEKTROLİT
( Suda kısmen iyonlaşan bileşik. İLE Suda tamamen iyonlaşan bileşik. )
- ZAYIF ya da GÜÇLÜ ile/değil/yerine ZEKİ
( İntikam alır. YA DA Affeder. İLE/DEĞİL/YERİNE Görmemezlikten gelir. )
- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK" değil KAYITSIZLIK
- ZAYIF "YAPAY ZEKÂ" YAKLAŞIMI
ile/değil
GÜÇLÜ "YAPAY ZEKÂ" YAKLAŞIMI
- ZAYIF ile/ve/||/<> ÇIRPI
- ZAYIF ile/değil DUYARLI/LIK
- ZAYIF ile/ve/değil GÜDÜK
- ZAYIF ile/ve/||/<>/< İLKEL
- ZAYIF[Ar. < ZA'ÎF] ile/ve/||/<> KADİT[Ar. KADÎD]
( Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan ya da hayvan). | Görevini yapacak kadar yeterli gücü olmayan. | Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. | Önemli, güvenilir olmayan. | Çok az. | Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. | Başarısızlığı gösteren not. | Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. | Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. İLE/VE/||/<> Çok zayıf. | İskelet. )
- ZAYIF ile KİKİRİK
( ... İLE Zayıf, ince, uzun boylu kişi. )
- ZAYIF ile/değil NAİF
- ZAYIF ile/ve/değil/||/<> SAVUNMASIZ
- ZAYIF ile SISKA/KAKNEM/ARIK
( ... İLE Çok zayıf. | Karın boşluğuna su dolarak karnın şişmesi. )
- ZAYIF ile SÜZÜK/SÜZGÜN
( ... İLE Zayıf, güçsüz, süzgün. | Süzgünleşmiş, süzülmüş. )
- ZAYIF ile/ve/||/<> TIRIL
( ... İLE Çıplak ve zayıf. | Parasız, züğürt. )
- ZAYIF ile ZAYIF FİKİRLİ ile ZAYIF FİKİRLİLİK ile GÜÇSÜZLÜK
( FEEBLE vs. FEEBLE -MINDED vs. FEEBLE -MINDEDNESS vs. FEEBLENESS )
( شل ile کم زور ile کوته فکر ile کوته فکري ile شلي )
( SHEL ile KAM ZUR ile KOTEH FEKAR ile KOTEH FEKARY ile SHELY )
- ZAYIFLAMA ile/ve/<> "ÇÖKME"
- ZAYIFLAMAK ile/ve/değil/||/<> KEMERİN/LASTİĞİN ZAYIFLAMASI
- ZAYIFLAMAK ile ZAYIFLATMAK ile ZAYIFLATABİLMEK ile ZAYIFLAYABİLMEK ile ZAYIF/LIK ile ZAYIF NAHİF ile ZAYIF SESLİ
- | ZAYIF/LAR ile/ve/<> "ZEKİ/LER" |
ile/değil/yerine/></<>
GÜÇLÜ/LER
( | İntikam alırlar. İLE/VE/<> Başkasını umursamazlar, yok sayarlar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Affederler. )
( [not] | Revenges. vs./AND/<> Don't cares the others. | vs./BUT/>< Forgives. )
( [not] | WEAK/S vs./and/<> "SMART/S" | vs./but/>< POWERFULL/S )
- KAYGI:
ZAYIFLAŞTIRICI ile/ve/değil/yerine/||/<> KOLAYLAŞTIRICI
( ANXIETY:
DEBILITATIVE vs. FACILITATIVE )
- ZAYIFLATILMIŞ AŞI ile/||/<> ÖLÜ AŞI
( Zayıflatılmış aşı canlı ama hastalık yapmayan mikroorganizma içerir İLE ölü aşı öldürülmüş mikroorganizma içerir. Zayıflatılmış aşı güçlü bağışıklık oluşturur İLE ölü aşı daha güvenlidir. Pasteur şarbon ve kuduz için zayıflatılmış aşı geliştirdi. )
( Louis Pasteur tarafından 1881 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )
- ZAYIFLATMAK ile ZAYIFLAMIŞ
( ENERVATE vs. ENERVATED )
( بي رگ کردن ile بياثرکردن ile بي حال کردن ile بي قوت کردن ile بي قدرت کردن ile بي حال )
( BEY RAG KARDAN ile BEYASARKARDAN ile BEY HAL KARDAN ile BEY GHOOT KARDAN ile BEY GHODRAT KARDAN ile BEY HAL )
- ZAYIF/LIK ile/ve/değil/yerine GÜÇSÜZ/LÜK
( [not] WEAK vs./and/but POWERLESS
POWERLESS instead of WEAK )
- ZAYIFLIK" ile/değil KİŞİLİKLİ/OMURGALI KALMAYI YEĞLEMEK
- ZAYIF/LIK ile/ve/değil NARİN/LİK
- ZAYIF/LIK ile/değil NEZÂKET / ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK
- ZAYIFLIK ile ZAAF
- ZAYIF/LIK ile/ve/||/<> ZORUNLU/LUK
- ZAZA ile ZAZACA
- ZAZEN ile/||/<> KİNHİN
( Oturarak yapılan Zen Meditasyonu. Gözler çok hafif açık olarak uygulanır. @@ Yürüyerek sürdürülen meditasyon; Sakyamuni Buda'nın aydınlanmaya ulaştıktan sonra altında uyandığı kutsal ağacın gölgesinde yürüdüğü yolundaki söylentiden gücünü alan uygulama. )
- ZAZEN[Jap.](Tso Ch'an[Çince]) ile ...
( Oturarak yapılan Zen Meditasyonu. Gözler çok hafif açık(kapalı-açık arası) olarak uygulanır. )
- ZEN ile/ve/<> HERHANGİ BİR ŞEY
( ZEN vs./and/<> ANYTHING )
- ZEÂMET[Ar.] ile/ve/||/<> TİMÂR[Ar.]
( Sipâhilere verilen, en büyük timâr. İLE/VE/||/<> Yara bakımı. | Ağaç bakımı. | Hayvan temizleme. | Beslediği sipâhilerle savaşa giden beylere -öşür vergisini almak üzere- ayrılan arâzî. )
- ZEBAN ile ZEBANİ
- ZEBÂNÎ[Ar. çoğ. ZEBÂNİYÂN] ile ZEBÂNÎ[Ar.]
( Cehennemlikleri cehenneme atmaya memur edilen melek. İLE Dile ait, dil ile ilgili. )
- ZEBELLA ...
( Çok iriyarı kişi. )
- ZEBERCET SOKAK :
( Merkez Sarıyer Zümrütevler yerleşim bölgesindeki bu sokak ismini toprağından almış olabilir. Zebercet bir silikattır. Zümrütten daha açık yeşil fakat o kadar değeri olmayan bir süs taşıdır Rengi açık yeşilden sarıya kadar gider ve cam parlaklığındadır. Zümrütevler'in yamaçlarındaki topraklar açık yeşile çalan sarı renkli topraklar olması nedeni ile bu toprağa "Zebercet Sokak" ismi verilmiş olabilir. )
- ZEBH[Ar.] ile KATL[Ar.]
- ZEBÎB[Ar.] ile ZEHR-İ MÂR[Fars.]
( Yılan, akrep gibi hayvanların zehiri. İLE Yılan zehiri. )
- ZEBÎL[Ar.] ile ZEBÎR[Ar.] ile ZEBL / ZEBR[Ar.]
( Gübre, fışkı. | Pislik. İLE Mihnet, sıkıntı. | Mektup, yazılmış şey. İLE ... )
- ZEBL[Ar.] ile ZEBR[Ar.]
( Deniz kaplumbağasının kabuğu. İLE Kitap, cüz. | Kitap yaprağı. | Yazı yazma. | Söz. | Yazı. | Zekâ. | Güçlü, sağlam kişi. )
( ... İLE "Vuran/vurucu" anlamına gelerek birleşik sözcükler yapar.[GÛŞ-ZED: Kulağa çalınan. | ZEBÂN-ZED: Yayılmış söz, dil persengi(gereksiz sözcük/ifade tekrarları).] )
- ZEBR[Ar.] ile KETB[Ar.]
- ZEBRA ile QUAGGA ZEBRASI
( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )
- ZEBRA ile/||/<> YABAN EŞEĞİ
- ZEBSE değil SEBZE
- ZEBU ile GAYAL
( Hint öküzü. İLE Hint sığırı. )
- ZEBUNLAŞMAK ile ZEBUN/LUK
- ZEBUR ile ...
( KAYA )
- ZEBUR/MEZMÛR ile/ve/||/<>/> TEVRAT[< TAURAT] ile/ve/||/<>/> İNCİL ile/ve/||/<>/> KUR'ÂN
( Yüzelli ilâhi ve dini şiiri kapsayan kitap. İLE/VE Eski Ahit/Sözleşme. İLE/VE Yeni Ahit/Sözleşme. İLE/VE ... )
( ... İLE/VE/||/<>/> 22 harf. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> 28[27+1] harf. )
- ZECREN[Ar.] ile ZECRİ[Ar.]
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )
- ZEDELEME ile/ve/||/<> RENCİDE[Fars.] (ETMEK)
( Vurma, çarpma sonucunda hafifçe yaralamak. | Zarar vermek, zarara uğratmak. İLE/VE/||/<> İncitmek, kalbini kırmak. )
- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA
- ZEDELEMEK ile ZEDELENMEK ile ZEDELEYEBİLMEK ile ZEDELİ ile ZEDESİZ
- ZEDELE(N)ME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇEŞİTLE(N)ME
- ZEEMAN İLE STARK İLE PASCHEN-BACK ile/||/<> ATOMİK YARILMALAR
( Dış alanların atomik spektrum çizgilerine etkisi. )
( Formül: ΔE = μB·B )
- ZEFER[Ar.] ile ZEFER[Ar.]
( Kötü koku. İLE Ağaca vurulan destek, dayak, payanda. )
- ZEFİR[Yun.] ile ZEFİR[Ar.]
( Genellikle gömlek yapmakta kullanılan, çizgili, ince bir pamuklu kumaş. İLE Soluk verme. )
- ZEHÂB ile ...
( GİTME )
( BİR FİKRE, DÜŞÜNCEYE UYMA, SAPMA | ZİHNEN BİR YOLA SAPMA | ZANNETME, ÖYLE SANMA )
- ZEHİR/AĞI/SEM[Ar.] ile/ve/||/<>/>< PANZEHİR[Fars. < PÂD-İ ZEHR(PÂD: Saklayan. | Koruyan, bekleyen. | Büyük, ulu.)]
( SEMM ile ... )
( ZEHR ile BÂD-ZEHR )
( POISON vs. ANTIDOTE )
( VENOM vs./and/< ANTI-VENOM )
- ZEHİR-ZEMBEREK (ETMEK/OLMAK)
( Pişman olunduğunda. )
- ZEHİR ile/ve/||/<> ENGEL
- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İLÂÇ
( Kullanım/uygulama/katkı oranındadır. )
( Zehiri [ya da ilâcı], zehir/ilâç yapan, dozudur.
DOSIS FACIT VENOMIUM[Lat.] )
- ZEHİR ile KÜRAR[Fr. < CURARE]
( ... İLE Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir. )
- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ŞİFÂ
- ZEHİR ile/ve/||/<> ZEHİRLEYİCİ/ZEHİRLİ ile/ve/||/<> ZEHİRCİ
(
)
( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )
( )
( "Arasındaki FaRkLaR neler?" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )
- ZEHİRLEMEK ile ZEHİRLENMEK ile ZEHİRLETMEK ile ZEHİR ile ZEHİRLİ/LİK ile ZEHİRSİZ/LİK ile ZEHİRLİ GAZ ile ZEHİR HAFİYE ile ZEHİR ZIKKIM ile ZEHİR ZEMBEREK
- ZEHİRLENMELER:
SİNDİRİM YOLUYLA ile/ve/||/<> SOLUNUM YOLUYLA ile/ve/||/<> DERİ YOLUYLA
( En sık rastlanan zehirlenme yoludur. Sindirim yoluyla alınan zehirler, genellikle ev ya da bahçede kullanılan kimyasal maddeler, zehirli mantarlar, bozuk besinler, ilaç ve aşırı alkoldür. İLE/VE/||/<> Zehirli maddenin solunum yolu ile alınmasıyla oluşur. Genellikle karbonmonoksit[tüp kaçakları, şofben, bütan gaz sobaları], lağım çukuru ya da kayalarda biriken karbondioksit, havuz hijyeninde kullanılan klor, yapıştırıcılar, boyalar ev temizleyicileri gibi maddeler ile oluşur. İLE/VE/||/<> Zehirli madde, vücuda doğrudan deri aracılığı ile girer. Bu yolla olan zehirlenmeler, böcek sokmaları, hayvan ısırıkları, ilaç enjeksiyonları, saç boyaları, ziraî ilaçlar gibi zehirli maddelerin deriden emilmesi ile oluşur. )
- ZEHİRLEYİCİ(/"ZEHİRLİ") GAZ ile BOĞUCU(ASFİKSİYAN) GAZ
( ... İLE Yanardağ ya da maden ocağı gibi yerlerde çıkan tehlikeli gaz. )
(
Zehirleyici(/"Zehirli") Gazlar ile Boğucu Gazlar Arasındaki Farklar
1. Zehirleyici Gazlar (Toksik Gazlar)
Tanım: Solunduğunda gövdeye kimyasal olarak zarar veren, genellikle gözelere, örgenlere ya da sinir düzenine doğrudan etki eden gazlar.
Etkileri:
- Gözesel işleyişi bozar.
- Örgen yetmezliğine ya da ölümcül zehirlenmelere yol açabilir.
- Etkileri genellikle kalıcı ya da gecikmelidir.
| Gaz | Özelliği |
|---|---|
| Fosgen (COCl₂) | İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılan; akciğerlerde sıvı birikmesine neden olur. |
| Klor (Cl₂) | Mukozalarda yanma, öksürük, boğulma hissi. |
| Hidrojen Siyanür (HCN) | Hücrelerin oksijen kullanmasını engeller. |
| Kükürt Dioksit (SO₂) | Solunum yollarında yakışa(tahrişe) neden olur. |
| Amonyak (NH₃) | Göz ve solunum yollarında yanık etkisi oluşturabilir. |
2. Boğucu Gazlar (Asfiksiyanlar)
Tanım: Solunduğunda doğrudan oksijenin yerini alarak ya da oksijenin kullanımını engelleyerek boğulmaya yol açan gazlar.
Etkileri:
- Oksijenin yerini alarak ortamda boğulmaya neden olur.
- Bazıları kandaki oksijen taşıma işlevini bozar.
- Bilinç kaybı, baş dönmesi ve ani ölümle sonuçlanabilir.
a) Yalın Boğucular
| Gaz | Özelliği |
|---|---|
| Azot (N₂) | Kapalı ortamda oksijenin yerini alarak boğulmaya yol açabilir. |
| Metan (CH₄) | Yanıcıdır; yüksek yoğunlukta oksijen yetersizliğine neden olur. |
| Helyum (He) | Solunum yerine geçerek boğulmaya neden olabilir. |
b) Kimyasal Boğucular
| Gaz | Özelliği |
|---|---|
| Karbonmonoksit (CO) | Hemoglobinle birleşerek oksijen taşınmasını engeller. |
| Hidrojen Sülfit (H₂S) | Sinir düzenine hızla etki eder, solunumu durdurabilir. |
Temel Farklar
| Özellik | Zehirleyici Gazlar | Boğucu Gazlar |
|---|---|---|
| Etki biçimi | Kimyasal zehirleyici etki | Oksijen eksikliğiyle boğulma |
| Hedef | Örgenler, gözeler, sinir düzeni | Solunum düzeni ve kan dolaşımı |
| Örnek Gazlar | Fosgen, HCN, Klor, NH₃ | CO, CH₄, N₂, H₂S |
| Sonuç | Zehirlenme, doku hasarı | Bilinç kaybı, ölüm |
| Kalıcılık | Kalıcı ya da gecikmeli etki | Genellikle ani etki |
- ZEHİRLİ BİTKİLER = NEBÂTÂT-I SEMMÎYE = PLANTES VÉNIMEUSES, PLANTES VÉNÉNEUSES
- ZEHİRLİ/TOKSİK KALORİ değil/yerine TOK KALORİ
- ZEHİRLİ YILANLAR ile ZEHİRSİZ YILANLAR
( Yerde olanlar. İLE Dallarda olanlar. )
( Gözbebekleri elips biçimindedir. İLE Gözbebekleri yuvarlaktır. )
( Doğururlar. İLE Yumurtlarlar. [Anaconda dışında] )
( Amazonlar'da, Hindistan kobrası dışında hemen hemen her tür yılanı bulmak olanaklıdır. )
( Fransa Guyana'larındaki ormanlarda bulunan çok çeşitli yılanların sadece %10'u zehirlidir. Yerlilerin zehirli yılanı derisinden tanıması, "kırmızı renkten sonra sarı renk varsa zehirlidir" biçimindeymiş. )
(
)
( ZEHİRLİLER:
* Gözbebekleri elipstir.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) vardır.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı tekil sıralıdır.
ile
ZEHİRSİZLER:
* Gözbebekleri yuvarlaktır.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) yoktur.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı çift sıralıdır. )
- ZEHL[Ar.] ile ZEHR[Ar. çoğ. EZHÂR] ile ZEHR[Ar.] ile ZEİR/ZE'R / ZEÎR[Ar.]
( Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu yüzünden geciktirme. İLE Çiçek. İLE Zehir, ağu. İLE ... )
- ZEHV[Ar.] ile NAHVE[Ar.]
- ZEİR/ZE'R[Ar.] ile ZEÎR[Ar. çoğ. ZEÎRÂT]
( Aslan kükremesi. İLE Gövdenin içinden duyulan doğal ya da hastalıklı ince ses. )
- ZEİSE TUZU ile/||/<> KLASİK KOMPLEKS
( Zeise π-kompleks eten, klasik σ-donor NH₃. )
( Formül: K[PtCl₃(C₂H₄)] )
- ZEKÂ GÖSTERGESİ:
YANITLAR(IY)LA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORULAR(IY)LA
- ZEKÂ:
(HIZLI) (İSÂBETLİ) "BİRLEŞTİRME/BAĞLANTILANDIRMA/KESKİNLEŞTİRME" BİLGİSİ ile/ve/değil/||/<> AYIRMA BİLGİSİ/YETİSİ
- ZEKÂ-İÇGÜDÜ ile ZEKÂ-İÇTEPİ
- ZEKÂ:
SOYUT ile/ve/||/<> MEKANİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL
( )
- ANLAK/ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< US/AKIL/TAPINDIRAK
( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( Sunulmuş/bahşedilmiş olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kişinin kuracağı. )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( "Savaşta". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Barış için! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Matematik. )
( Dilin becerisi/hüneri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Dilin freni. )
( Yakını gösteren ışık/huzme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Uzağı gösteren ışık/huzme. )
( Ne yapacağını "bilmek", istenç/irâde[yapma bilgisi/gücü/isteği]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ne yapmayabileceğini bilme[bilgisi/gücü/isteği], direnç/ihtiyâr. )
( Kısa sürede [kazanırsa/belki/kısmen] "kazan[dır]ır". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Orta ve uzun sürede kazan[dır]ır. )
( )
( [Kişileri ...] Ayrıştırır, uzaklaştırır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Birleştirir, buluşturur. )
( [öteki ucu] Asalaklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Aptallık. )
( Keskinleştirmek üzere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yetkinleştirmek üzere. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hind felsefesindeki temel kavram RTA, Yol (Rota, route, road) anlamına gelmektedir. Ratio'nun kaynağı olan Ratis ise, Lâtince'de, bağ çubuklarını boylarına göre düzlemektir, denk etmektir. Eski Yunan'da, muntazam dizilmiş kolye anlamında, "cosmos", düzenli evren ("Cosmos") ile, akıl, dil, "Logos (uyumlu dil ve Akıl)", "Nomos", "Ethos" [yüce değerlere yönelme] arasındaki eşdeğerlik demektir. Japonların "Kannagara no michi"si, Arapların "Şeria"sı da aynı, doğru yol, anlamındadır. )
( INTELLIGENCE vs./and/but/||/<>/< REASON/RATIO
REASON/RATIO instead of INTELLIGENCE )
( [nicht] INTELLIGENZ mit/und/||/<>/< VERNUNFT )
- ZEKÂ[Ar.] değil/yerine/= ANLAK
- ZEKÂ ile/ve/değil AYIRDINDALIK
( [not] INTELLIGENCE vs./and/but DISTINGUISHNESS )
- ZEKÂ ile/ve/<> BECERİ/MAHÂRET
( İç duyuların hızlılığı, açıklığı, keskinliği. İLE/VE/<> Gövdenin yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Ustalık. )
( Soyutlama gücü. | Bilenme. | Tezkiye. İLE/VE/<> Yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma/sonuçlandırma yeteneği. )
( Kişi, kendine, becerilerini geliştirecek zamanı ayırmalıdır. )
( Kişi, kaba kuvvet kullanırken, ötekiler beceriye başvurur. )
( Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır, zekâ ise ikisini bağdaştırarak bir uyum ve barış duygusunu sağlar. )
( Zekâ, yabancıya karşı kullanılır. [yakınlara ya da yakınlar arasında değil!] )
( CERBEZE: Zekâ keskinlği. )
( Desire and imagination create the world and intelligence reconciles the two and causes a sense of harmony and peace. )
( INTELLIGENCE vs./and/<> SKILL/ABILITY )
- ZEKÂ ile/ve/<> BİLGELİK
( Mutlu olmak için kendimizi (özümüzü) bilmek dışında hiçbir şeye gereksinimimiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )
( Üstün kişinin parlak zekâsı, değişmez bir özelliğidir. )
( Hayret ve merak bilgeliğin şafağıdır. )
( Ne sevmek, ne de nefret etmek; tüm uygulayımsal/pratik yaşam bilgeliğinin bir yarısını, "Hiçbir şey söylememek" ve öbür yarısını da "Hiçbir şeye inanmamak" oluşturur. )
( Zihninizin tutsağı olduğunuzu, kendi yarattığınız hayali bir dünyada yaşadığınızı bilmek, bilgeliğin şafağıdır. )
( ZEKÂ: Gerektiğinde, düşüncelerini değiştirebilmektir. )
( SMART:
SPECIFIC
MEASURABLE
ACHIEVABLE
REALISTIC
TIME BOUND )
( To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
Wonder is the dawn of wisdom.
To know that you are a prisoner of your mind, that you live in an imaginary world of your own creation is the dawn of wisdom. )
( INTELLIGENCE vs./and/<> WISDOM )
- ZEKÂ değil/ne yazık ki BOŞLAMA(İHMAL)
( Çocukların, telefonda/tablette oyun bulup oynaması, zeki olduğunu değil ne yazık ki, boşlandığını gösterir. )
- ZEKÂ ile/ve/değil CESARET
- ZEKÂ ile/ve/değil/+/||/<>/> DEHÂ
( Belirli bir alanda uzmanlaşma. İLE/VE/DEĞİL/+/||/<>/> Uzmanlıklar arasında örgütlenmeyi sağlama. )
( [not] INTELLIGENCE vs./and/but/+/||/<>/> GENIUS )
- ZEKÂ ve/||/<> DUYARLILIK
- ZEKÂ ile/ve/<>/değil EDEP/EDEB
- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EMEK
- ZEKÂ ve/<>/>< EYLEM
( INTELLIGENCE and ACTION )
- ZEKÂ ile/ve/||/<>/>/< GÖZLEM GÜCÜ
- ZEKÂ ile GÖRÜNTÜ
( Zekâsını beğendiğin kişinin, görüntüsünü merak etme!
Zekâsını kullanmayan birininse, görüntüsünden etkilenme! )
( vs./and/||/<> IMAGE )
- ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE
- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NAMUS
- ZEKÂ ile/ve/değil/||/<> ÖNCELİK (VERME[ME]K)
- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ŞEFKÂT
( [karşısında] Eğiliriz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Diz çökeriz. )
- ZEKÂ ve/||/<> SEVGİ
( [İnsan] Zekâ karşısında dize gelir. VE/||/<> Sevgi karşısında diz çöker. )
- ZEKÂ ve/<> SORUMSUZLUK
- ZEKÂ ve/||/<>/< SOYUTLAMA GÜCÜ / STİL
- ZEKÂ ile/ve/<> "YATIRIM"
- ZEKÂ ile YETENEK
- ZEKÂ'[Ar.] ile ZEKÂ'[Ar.]
( Saflık, duruluk; hal düzgünlüğü. İLE Zeyreklik, çabuk anlama, zihin keskinliği. )
- ZEKA ile ZEKAT ile ZEKALI/LIK ile ZEKASIZ/LIK ile ZEKA YAŞI ile ZEKA TESTİ ile ZEKA BÖLÜMÜ ile ZEKAT KEÇİSİ ile ZEKA GERİLİĞİ ile ZEKA YETENEĞİ
- ZEKÂ ile/ve/||/<>/>/< ZEUS
( ... İLE/VE/||/<>/>/< Tümel zekâ. )
- ZEKÂNIN ELVERMESİ" ile "AKLIN BASMASI"
- ZEKÂT ile/ve/||/<> MÂÛN
( ... İLE/VE/||/<> Malın zekâtı. )
- ZEKÂT ile NİSÂB
( ASIL, ESAS | BİR MALIN ZEKÂTINI VERMEK ÜZERE VARILMASI GEREKEN MİKTAR | DERECE, İSTENİLEN HAD )
- ZEKÂT ile/ve/||/<> SADAKA ile/ve/||/<> İNFÂK
( Maddî olarak vermek. İLE/VE/||/<> Manevi olarak vermek. İLE/VE/||/<> Geciktirmeden vermek. )
- ZEKÂT ve/||/<>/>/< ZEKÂ
- ZEKÂVET[Ar.] ile ZEKÂVET[Ar.]
( Zeyreklik, çabuk anlama, kavrama. İLE Zekâ, zekilik. )
- ZEKERİYAKÖY AMERİKAN HASTANESİ KLİNİĞİ :
( Zekeriyaköy'de Koza Evleri Sitesi içinde Amerikan Hastanesine ait klinik hizmet vermektedir. )
- ZEKERİYAKÖY ANTRENMAN SAHASI :
( Sarıyer Belediyesi arazisi üzerinde olup Sarıyer Belediylesi tarafından yapılmıştır. Çim sahadır. Gerekli bazı tesisleri varsa da yeterli değildir. Sarıyer Spor Kulübü antrenmanlarkını burada yapmaktadır. )
- ZEKERİYAKÖY CAMİİ :
( Köy içinde bulunan cami, Çelebi Müfti Lakabı ile maruf Şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi (ö. 1615) tarafından yaptırıldı. Ayrıca camiin bakımı, onarımı ve diğer ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için Sarıyer'deki hamamı vakfetti. Vakfedilen Sarıyer Hamamı İsa - Zade vakfındadır. Cami birkaç kez onarım geçirdi. Son onarımda hemen hemen tamamen yenilendiği için tarihi bir özelliği kalmadı. )
- ZEKERİYAKÖY HİLL\'S HAYVAN HASTANESİ :
( Zekeriyaköy içinde hayvanlar için Hill's ismini taşıyan bir hayvan hastanesi hizmet vermektedir. )
- ZEKERİYAKÖY MEYDAN ÇEŞMESİ :
( Zekeriyaköy'ün köy meydanına yakın bir yerde olan bu çeşme meydan çeşmesiydi. Çeşme birkaç yer değiştirdi ve nihayet yol çalışmaları sırasında yok edildi (H.1178, M.1764). Bu çeşmenin bir adı da "Hüseyin Ağa Çeşmesi"dir. Çeşmenin üç ayrı kitabesinden ilki muhtarlık binasında korunmaktadır. Diğer ikisi ise kayıp! Bu meydan çeşmesi yapılışından sonra iki kez onarılmıştır. Çeşmenin birinci kitabesi şöyle: Ve minel mai külle şeyn hayy Merhum ve mâğfur el muhtaç ila rahmet - i/ Rabbih - il - gafur sahib - ül hayrat vel - hasenat/ Hüseyin ağanın ruhiycün el - Fâtiha (1178)". Çeşmedeki ikinci kitabede şöyle yazıyordu: Çün inayet kadr - i kayyumdan erişir biz kula/ Sarf eder hayrata varın hiç nazar etmez nola/ Çeşme - i âb - ı hayatı selsebil etti ağa/ Dilerim bari hüdadan akıbet hayroluna/ Sahib - ül hayrat Elhac İsmail Efendinin hayratıdır (1226)" Çeşmenin üçüncü kitabesinde de şöyle yazmaktaydı: Sahib - ül hayrat vel - hasenat Sarıyar'da Köylü Ahmet oğlu derviş Mustafa Ağanın Zevcesi Zübeyde Hanımın hayratı (1305)".Kitabelerden anlaşılmaktadır ki; çeşmenin Hüseyin Ağa tarafından 1178 (1764) yapıldı, İsmail Efendi tarafından 1226 (1811)'da ve Zübeyde Hanım tarafından da 1305 (1887)'de onarıldı. )
- ZEKERİYAKÖY ORHAN KEÇELİ STADI :
( Zekzeriyaköy'de Bahçeköy yolu üzerinde sağ taraftadır. Normal büyüklükte bir antrenman sahasıdır. Tesisi varsa da yeterli değildir. Burada da semt kulüplerinin alt yapı takımları lig maçlarını oynamakta ve zaman zaman da Sarıyer Spor kulübü antrenman yapmaktadır. Bu stadı Seba İnşaatın sahibi Engin - Nedim Keçeli kardeşler yaparak İl Spor Gençlik Müdürlüğüne vermiş ve aile büyüklerkinin ismi stada verilmiştir. )
- ZEKERİYAKÖY ROTARY DERNEĞİ :
( Zekeriyaköy'de, köyün ismini taşıyan Rotary Derneği bulunmaktadır. )
- ZEKERİYAKÖY SPOR KULÜBÜ :
( Murat Sarper, Mustafa Cengiz Aydın, Hikmet Çetin Çakmakçı, Kemal Erdem, Osman Özcan, Ahmet Burak Anişoğlu, Nilgün Yamaner ve Mehmet Ayhan tarafından 30.06.2009 tarihinde kuruldu. Kurucu Başkanı Murat Sarper'dir. Forma renkleri: Sarı - Yeşil'dir. Kulüp binası ve ışıklandırılmış üç tenis kortu bulunuyor. Tenis ve Futbol Şubesi mevcuttur. Futbol takımı 2010/2011 sezonu lig maçlarına II. Kümeden başladı. )
- ZEKERİYAKÖY :
( İlçenin deniz sahili olmayan köylerinden biri olup, Maden, Uskumruköy, Demirciköy, Bahçeköy ve Rumelifeneri'nden sınır alır. İsmini köy muhtarlık binasının bulunduğu ve ismi Zekeriya olan yatırdan aldığı sanılmaktadır.1992 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 3.407'dir. Köyün, 1929 yılında Nahiye olduğuna dair bilgi ve belge bulunmaktadır. )
- ZEKERİYAKÖY'DEKİ DEV ÇINAR AĞACI :
( Köy meydanında ve Hayrat Çeşmenin (eski Emetullah Hatun Çeşmesi) yanında bulunan dev çınar ağacının çevresi dipten 11 m, göğüs hizasından çevresi 8 metredir. Yaşı tahminen 750 - 800'dir. Yüksekliği 25 m'den fazladır. Etrafı çevrilerek dıştan koruma altındadır. )
- ZEKERİYEKÖY MUHTARLIĞI YANINDAKİ ÇINAR AĞAÇI :
( Köy Muhtarlığı binası ile eski köy kahvesi arasındadır. Çok sağlıklıdır. Çevresi 7.50 m'dir. Yaşı tahminen 450 - 500'dür. )
- ZEKİ KİŞİLERİN, İŞE ALINMA AMACI:
NE YAPACAKLARINI SÖYLEMEK ile/değil/yerine İŞVERENLERİN, NE/LER YAPACAĞINI/YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEMELERİ
- ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE değil/yerine/= TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ
- ZEKİ ile/ve/değil/yerine/<>/< BİLGE
( [Sorunu] Çözümleyen/çözen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/< Önleyen. )
( Nerede aptal olacağını biliyorsan, yeterince zekisin demektir. )
- ZEKİ ile/ve/değil/||/<> PİSLİK
- ZEKÎ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SİNSİ
- ZEKİ ile "UYANIK"
( KİYÂSET: Zeki ve uyanık oluş. Zeyreklik, anlayışlılık. )
( ... ile ZEYREK )
- ZEKÎ[Ar. < ZEKÂ] ile ZEKÎ[Ar. çoğ. EZKİYÂ] ile ZEKÎR[Ar.]
( Temiz, halis, hali temiz olan kişi. İLE Zeyrek, zekâ sahibi, çabuk anlayışlı. İLE Unutmayan, belleği güçlü. )
- YALNIZLIK:
ZEKİLERDE ile/ve/||/<> ÇIKARSIZLARDA ile/ve/||/<> SAĞDUYULULARDA
- ZEKİ/LİK ile ZEKİCE
- ZELBER ile ...
( Yük üstüne atılan öteberi. )
- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )
- ZELÎL[Ar.] ile MEHÎN[Ar.] ile MÜZ'İN[Ar.]
- ZELİL ile/ve/<> REZİL
- ZELÎL[Ar.] ile ZELÎL[Ar. < ZİLLET | çoğ. EZİLLÂ, EZİLLE, ZİLÂL, ZULLÂN]
( Sürçüp düşen, yanılan. İLE Hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan. )
- ZELLE(T) ile ZULÜM
( Sürçüp kayma. İLE Güçlü birinin yasaya ya da vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık. )
- DEPREM / ZELZELE/ZİLZÂL/ZELZAL/ZÜLZAL[Ar.] değil/yerine/= YER SARSINTISI/YER SARSAN
- ZELZELE[Ar.] ile RECFE[Ar.]
( Sarsıntı. İLE Çok güçlü sarsıntı. )
- ZEL/ZELL[Ar.] ile ZELL[Ar.]
( Osmanlı abecesinin 11. harfidir.[Ebced hesabında 700 sayısının karşılığıdır.] İLE Kayma, ayağı sürçme. | Yanılma, yanlış yapma. )
- ZEM ile KÜFRÂN
- ZEMBEREK[Fars.] değil/yerine/= YAY
( Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren yay. | Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği. | Çelik ya da pirinçten yapılmış ok. )
- ZEMBEREK ile ZEMBEREKLİ ile ZEMBEREKÇİ ile ZEMBEREK OTU ile ZEMBEREK KUTUSU
- ZEMBİL ile ZEMBİL OTU
- ZEMBİL[Ar. < ZİNBİL] = ZENBİL[Fars. < ZENBİL]
( Hasırdan ya da hurma liflerinden örülmüş kulplu torba. | Öteberi taşımakta, koymakta kullanılan örme, yassı sepet. )
- ZEMHERÎ değil/yerine/= KARAKIŞ
- ZEMHERİ ile ZEMHERİ ZÜREFASI
- ZEMİN ile/ve/<> AĞ
- ZEMİN ile ALTYAPI
( GROUND vs. SUBSTRUCTURE )
- ZEMİN ile/ve/<> BAĞLAM
- ZEMİN ile/ve EREK
( PLACE vs./and AIM )
- ZEMİN ile/ve HAREKET NOKTASI
( Zemini olmayanın ereği olmaz. )
- ZEMİN ile/ve/<> OLANAK
- ZEMİN[Ar.] değil/yerine/= TABAN/YER
- ZEMİN ile/ve TAŞIYICI
- ZEMİN ile ZEMİN KAT ile KARA KUVVETİ ile ZEMİN PLANI ile ZEMİN KİRASI ile TEMEL DURUM ile ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY VE ET ile TOPRAKLAYICI ile ASILSIZ ile TOPRAKLI ile KANARYA OTU
( GROUND vs. GROUND FLOOR vs. GROUND FORCE vs. GROUND PLAN vs. GROUND RENT vs. GROUND STATE vs. GROUND WHEAT AND MEAT vs. GROUNDER vs. GROUNDLESS vs. GROUNDLING vs. GROUNDSEL )
( آسيابي ile زمين ile دوخ ile کوبيده ile طبقه همکف ile اشکوب هم کف ile نيروي زميني ile طرح عمومي ile طرح اساسي ile اجاره عرصه ile کمترين نيرو ile نيروي اساسي ile هريسه ile پايهگذار ile واهي ile بي اساس ile بي اصلص ile گياه زميني ile تير پايه )
( ASYABY ile ZAMYNE ile دوخ ile KUBYDAH ile TABAGHEH CPEHMAKF ile ESHKUB NPAM KOF ile NEYROY ZAMYNEY ile TARH AMOMY ile TARH ASASY ile EJAREH ARSEH ile KAMTARYNE NEYRO ile NEYROY ASASY ile هريسه ile PAYCPEHGOZAR ile VAHY ile BEY ASAS ile BEY ESLES ile GYAH ZAMYNEY ile TYR PAYYEH )
- ZEMİN ile ZEMİN LAMBASI ile DÖŞEME ile DÖŞEME TAHTASI ile DÖŞEME
( FLOOR vs. FLOOR LAMP vs. FLOORAGE vs. FLOORBOARD vs. FLOORING )
( اشکوب ile طبقه ile چراغ پايهدار ile فضاي صحن ile کف تخته اي ile کف سازي )
( ESHKUB ile TABAGHEH ile CHARAGH PAYCPEHDAR ile FAZAY SAHN ile KOF TAKHTEH AY ile KOF SAZY )
- Zemininde KONUŞ!!!
- ZEMİN/LİK ile ZEMİNLİ ile ZEMİN KATI
- ZEMM[Ar.] ile LEVM[Ar.]
( Kötüleme. İLE Yerme, kınama. | Ayıplama. )
- ZEMZEM[Ar.] ile Zemzem[Ar.]
( Yavaş ve hafif türkü söyleme. | Türk müziğinde en az 5-6 yüzyıllık bir mürekkep makam.[örneği kalmamıştır] İLE Kâbe yakınlarındaki ünlü kuyu.[Bİ'R-İ/ÇÂH-I/ÇEH-İ ZEMZEM][HEMZE, TAYYİBE, TAHİRE, ŞARABÜ'L-EBBAR] )
( Kadın. [PÎRE-ZEN: Koca-karı.] İLE "Vurucu, vuran, atan, çalan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler oluşturur. [DEST-ZEN: El vurucu, işe başlayan. | HANDE-ZEN: Kahkaha atan.] )
(1996'dan beri)