Mekânlar'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(2/21)
- ACI SU ÇEŞMESİ :
( Maden Mahallesinde Kanun Sokaktadır. Çok basit bir çeşmedir. Çeşme tamamıyla yol seviyesi altındadır. Ayna taşı yok, kitabesi yok, yalağı da basit olan çeşmenin suyu da acı olduğundan Acı Su adını almıştır. Çeşmenin kim tarafından hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir. Çeşmenin suyu vardır. )
- AÇI ile/ve HIZ
( 1 radian [rad] = 57.2957795131 degree [°]
1 grad [^g] = 0.9 degree [°]
1 minute ['] = 0.0166666667 degree [°]
1 second ["] = 0.0002777778 degree [°]
1 gon = 0.9 degree [°]
1 sign = 30 degree [°]
1 mil = 0.05625 degree [°]
1 revolution [r] = 360 degree [°]
1 circle = 360 degree [°]
1 turn = 360 degree [°]
1 quadrant = 90 degree [°]
1 right angle = 90 degree [°]
1 sextant = 60 degree [°] )
( ANGLE vs./and SPEED )
- AÇIK ile AÇIKLIK
( OPEN vs. OPENNESS )
- AÇIK ile/ve/||/<> ÇIPLAK
- AÇIKGÖZ, FEVZİ (KOCAELİ/YUVACIK, 1966) :
( Kocaelispor altyapısından yetişti, Kağıtspor (1981 - 1984), Kocaeli Genç (1985 - 1988), Gölcükspor (1988 - 1991), Kocaelispor (1991 - 1994) ve kiralık olarak Eskişehirspor'da, oynadı. Kocaelispor'dan transfer edildi 1995 - 2002 arasında 6 sezon Sarıyer profesyonel takımında oynadı. Sarıyer takımında 184'ü Lig, 10'u Türkiye Kupası maçı olmak üzere 194 resmi ve 68'i özel olmak üzere 262 kez forma giydi. Takım kaptanı olarak da görev yaptı. 2002 futbolu bıraktı. Kurslara katılarak A Lisansı aldı, Kocaelisporlu Futbolcular Derneği (KSFD) kurucu üyesidir. )
- ACILAR YOLU ve/<> 14 İSTASYON
( [Hz. İsa'nın] Kudüs'te, St. Sepulchre[Kutsal Naaş] Kilisesi'ne kadar çarmıhı sırtlanıp ölüme yürüdüğü yol.[VIA DOLOROSA] VE/<> Yol boyunca, düşe kalka, acı içinde kendi sonuna doğru yürürken durakladığı, aralarında son kez ekmek yediği ve şarap içtiği yerlerde bulunan 14 nokta. )
- AÇILIM ile AÇILIŞ/KÜŞAT[Fars. < GUŞÂD]
( Açılma eylemi. | Bir yıldızla, gök eşleği arasındaki uzaklık. [Kuzey'e doğru olanı, eksi imiyle ölçülür.][Güneşin, bir yıldaki açılımı, -23 derece, 27 dakikadan; +23 derece, 27 dakikaya kadar değişir.] İLE Açılma eylemi ya da biçimi. | Yeni bir yapının, yerin ya da yeni bir kurumun çalışmaya başlaması. | Tavlada bir tür oyun. | Güzellik, hoşluk. )
- AÇINMAK ile AÇINSAMAK
( [dirimbilim] Gelişmek. | [tohum, hastalık için] İçindeki yetenekler uyanarak ereğine varmak. İLE Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak. )
- ACUN, PROF. DR. ERTUĞRUL (NAZİLLİ 1935 - 2018) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. Liseyi 1954'te tamamladı. Girdiği i.Ü. Orman Fakültesinden 1959'da mezun oldu. Muğla Orman İşletmesinde bir süre Bölge Şefliği yaptıktan sonra askerlik görevini tamamladı ve 1962 yılında İ.Ü. Orman Hasılatı ve işletme İktisadı Kürsüsünde asistan oldu. "Türkiye'de Orman Ürünlerinin Avrupa Ekonomik Topluluğu Devletlerinde Değerlendirilmesi ve Bu Değerin Artırılması Çareleri" konulu tezi ile "Doktor" unvanını aldı. Bir süre yurtdışında bilimsel çalışma yaptıktan sonra hazırladığı "Türkiye'de Orman İşletmeleri Asal Ürünleri Pazarlamasının Orman İşletme Ekonomisi Bakımından incelenmesi Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Doçent " unvan ve yetkisini aldı. 1982 yılında Profesörlüğe yükseltildi. Kendi isteği üzerine emekli oldu )
- ADA ile ADA
( Her tarafı, su ile çevrili kara parçası. İLE Çevresi, yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. )
- ADA ile/ve ARAL
( Dört tarafı denizle kaplı kara parçası. İLE/VE Takımada. )
( CEZÎRE[çoğ. CEZÂİR] ile/ve ... )
( CEZ ile/ve ... )
- ADA ile ATOL[Maldiv yerlileri dilinde]
( ... İLE Mercanların biraraya toplanmasıyla oluşmuş, halka biçiminde adacık, mercanada. )
- ADA/OTRUG[dvnlgttrk] ile/ve/değil/< BATMAYAN (KÜÇÜK/BÜYÜK) DAĞ/TEPE
- ADA ile KANARYA ADALARI
( Köpek Adası[Insula Canaria]. Kuşlar adaya değil Kanarya Adası, kanarya kuşlarına köpek anlamına gelen adını vermiştir. )
- ADA ile KITA
- ADA ile TAKIMADA
( Deniz ya da göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. | İkinci yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. | Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici ya da ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış ya da yer çizgileriyle belirlenmiş alan. | Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. İLE Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü. )
- ADATEPE, MUSTAFA KEMAL (SARIYER, 1963) :
( Sanatçı. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu, Sarıyer orta Okulu ve Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi'nden mezun olduktan sonra İ.Ü. Edebiyat Fakültesi'nde yüksek öğrenimine devam etti. 1988 yılında İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı'nda Master derecesiyle mezun oldu. 1997 yılına kadar kütüphane yardımcısı olarak Orient Institut Deir Deutschen Morgenlndischen Gesellscfat'ta (İstanbul), 1998 - 1999 yıllarında ise Mehmet Fuat'ın özel kütüphanesinin ve arşivinin gözden geçirilerek düzenlemesinde çalıştı. Adam Öykü, Adam Sanat, Birikim, İçindekilerle Dergisi, Kitap Gazetesi, Posta Kutusu dergilerinde kitap tanıtım, araştırma, deneme ve çevirileri yayımlandı. 1999 yılında Hamburg'a gitti. 2000 yılından itibaren çektiği fotoğraflarla Hamburg'da Kamusal Alan Sanatı ve Türkiye'de Kamusal Alan Sanatı isimli dijital fotoğraf sergilerini, 2002 yılında Hamburg'da Nazım Hikmet Şiir Sergisi başlıklı şiir sergileri dizisini hazırladı. 2012 yılından itibaren resim çalışmalarına yoğunlaşan sanatçı 2016 yılında Hamburg ve Çevresi Türk Sanatçılar İnisiyatifi'nin kuruluşuna katıldı. Aynı yıl TGH - Atatürk Kütüphanesi'ni kurdu. Çok sayıda kişisel fotoğraf ve resim sergisi düzenledi, karma sergilere katıldı. Hamburg'da Türk Tiyatrosu başlıkla on tiyatro söyleşisi http://www.mimesis - dergi.org'da. Yeni Dergi: Biyografi - Bibliyografi başlıklı kitap çalışması http://.www.altkitap.net 'te yayımlandı. )
- ADATEPE, NADİ (SARIYER, 1966) :
( Sanatçı. Sarıyer Pertevniyal İlkokulundan mezun olduktan sonra olduktan Şişli Motor Meslek Lisesi'nde öğrenimine devam etti. Buradan mezun olduktan sonra gemilerde makinist olarak çalışmaya başladı. Çalıştığı Ceyhan Tankeri Irak - İran Savaşı sırasında bombalandıktan sonra Antalya'da turizm alanında çalışmaya başladı. 1990 yılında evlenerek Noveç'e gitti, burada çeşitli işlerde çalışırken müzik, edebiyat alanlarında denemeler yaptı. 2018 yılından itibaren dijital fotoğrafçılık üzerinde yoğunlaştı, geliştirdiği yöntemlerle dijital fotoğrafa üçüncü boyutu katarak kendine özgü ürünler vermeye başladı. İlk karma sergisini 2019 yılında Hamburg'da Hamburg ve Çevresi Türk Sanatçılar İnisiyatifi''nin düzenlediği yıllık sergiye misafir olarak katılarak gerçekleştirdi. Yine 2019'da Biennale İnternazionale D'Arte: Der Castelli Romani. Palm Art Avart (Almanya), Leonardo Da Vinci (İtalya), Afrika in My Window (Fransa) karma sergilerinde yer aldı. Dijital fotoğraf çalışmalarıyla 2019 yılında Leonardo da Vinci - International Artist ve Winner Palm Award 2019 - Special Prize ödüllerini kazandı. )
- ADATEPE, NİHAT (SÜRMENE, BAŞTİMAR, 1929 - 2017) :
( Sarıyerli. Gençliğinde CHP de siyaset yaptı. Sarıyer CHP Ocak başkanlığı görevinde bulundu. Memur olarak girdiği İ.Ü. Orman Fakültesinden emekli oldu. Ağaç Kökleri, Yontular, Kök ve Yontu Kombinasyonları üzerinde eserler verdi. Bu işte çok büyük başarı gösterdi ve yarattığı eserler İstanbul, İzmir, Çanakkale ve Zonguldak'da sergilendi. )
- ADA-YA ile ADAY-A
( Ada'ya. İLE Aday'a. )
- ADAYA ile ADAYA
( Ada'ya. @@ Aday'a. )
- ÂDEMİ/ADEMÎ" MERKEZİYET değil ADEM-İ MERKEZİYETÇİ/LİK
- ADEN KÖRFEZİ ve/<> KIZILDENİZ
( İkisini birbirine bağlayan, Bâbu'l-Merdep Boğazı'dır. )
- ADHIZ ile/||/<> ADHIZ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yüksek yer, başka yüksek şeyler. İLE/VE/||/<> Geçit vermeyen. [dağ] )
- ADIGÜZEL, MEHMET ALİ (RİZE, 1964) :
( Lise mezunudur. Türk Telekom'da teknisyen olarak çalışmaktadır. 2004 - 2009 döneminde Bahçeköy Belediye Meclis Üyesi (AKP) olarak görev yaptı. )
- ADIGÜZEL, NİYAZİ (MALATYA, 1940 - 1988) :
( Öğrenimini tamamladıktan sonra sanayici olarak iş hayatına atıldı. 1 dönem Sarıyer Spor Kulübü'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. )
- ADİL, SELAHATTİN - SELAHATTİN ADİL PAŞA (İSTANBUL 1882 - 1961) :
( Asker, milli mücadele kumandanlarından. 1902'de Kurmay Yüzbaşı oldu. 31 Mart olayı sırasında Hareket Ordusunda görevliydi. 1910 - 1911 yılları arasında Bükreş'te ateşe olarak görev yaptı, Trablusgarp ve Balkan Savaşlarına katıldı. I. Dünya Savaşında Çanakkale ve Doğu Cephesinde bulundu. 1920'de Fransızlara karşı koyabilmek için Kuvayı Milliyeyi kurmak üzere Güney Cephesi Kumandanlığına atandı. 1921'de Batı Cephesinde 2. Kolordu Kumandanı olarak Sakarya Savaşına katıldı. 1923'te Tümgeneral iken emekli oldu. 1950 - 1954 döneminde Demokrat Partiden Ankara Milletvekili seçildi. İstanbul Satranç Kulübünün kuruluşunda öncülük yaptı ve uzun yıllar başkanlığını yürüttü. Anıları 1982'de "Hayat Mücadeleleri" adı ile yayımlandı. )
- ADİLE NAŞİT ÇOCUK PARKI :
( Maden Mahallesindedir. 2.887,85 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.862,58 m²'lik yeşil alanı, 185,87 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- ADİLE SADULLAH MERMERCİ POLİS MESLEK YÜKSEK OKULU :
( Gümüşdere Köyü'nde Adile Sadullah Mermerci Polis Okulu adıyla 1998'de eğitime ve öğretime başlayan okul 2001'de Adile Sadullah Mermerci Polis Meslek Yüksek okulu olarak isim değişikliğine uğradı. Okul iki yıllık eğitim veriyor. )
- ADIM ile ADIM
( Bir adımda alınan yol.[yaklaşık 65 cm.] İLE Yaklaşık olarak bir mimar arşınına eşit olan eski bir uzunluk ölçüsü.[75,711 cm.] )
- ADIM ile AYAK
( Bir adım atmak için 200 kasımızı kullanırız. )
( PACE vs. FOOT )
( HATVE ile KADEM )
- ADJUNTAS -ile
( Porto Riko'da bir dağ kasabası.[Kuru fasulye ve pilavıyla ünlüdür.] )
- ADRES[İng. ADDRESS] değil/yerine/= BULUNAK
- ADSIZ NARKOTİKLER değil ADSIZ NARKOTİK (ARKADAŞ BİRLİĞİ)
( Adsız Narkotik Arkadaşlık Birliği Tel.: 536. 341 01 89 )
- AERODROM[Fr.] değil/yerine/= UÇAKLARIN İNİP KALKTIĞI YER, HAVA ALANI
- AFİFE HANIM ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı ile Baltalimanı arasında bulunduğu Dr. Nazım Nirven'in "İstanbul Şehremanetine Vakıftan Devrolunan Sular" adındaki eserine atfen "İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisinde" kaydedilen bu çeşmeden günümüzde herhangi bir iz kalmamıştır. Yol yapım sırasında yıkıldığı sanılmaktadır. )
- AFİYET SOKAK :
( Merkez Sarıyer'de Şehit Mithat Caddesi'nin batı tarafında Arap Mahallesi ve Yangın Yeri olarak bilinen yerdedir. 05.10.1923 tarihinde çıkan büyük Sarıyer yangınında bu alandaki 250 den fazla ev yanarak kül oldu. Yangın sonrası alanda yavaş yavaş binalar yapılmaya başlandı ve birkaç sokak meydana geldi: Bunlardan biri de Afiyet Sokak'tır. Sokakta Sarıyer'in en iyi aşçılarından biri oturuyormuş. Aşçı tabağa yemek koyarken, müşteriye bakarak "Afiyet olsun, mideniz dolsun/doysun" dediği için sokağa Afiyet Sokak denilmiş! )
- AFRİKA:
SAHRA ÜSTÜ ile/ve/||/<> SAHRA ALTI
- AĞAÇ (EV) ile/ve/değil AHŞAP (EV)/HIMIŞ
- AĞAÇ ile KALEMBEK(Hint Denizi'ndeki bir adanın adından)
( ... İLE Bir cins kokulu sandal ağacı, yalancı öd ağacı. | Bir cins mısır. )
- AĞAÇALTI BAHÇESİ :
( Kireçburnu Ihsak Ağa Camii yanındaki bahçeye Ağaçaltı Bahçesi denilmekte olup, çay bahçesi olarak kullanılmaktadır. )
- AĞAÇALTI TABYASI :
( Ağaçaltı Tabyası Kefeliköy ile Kireçburnu arasında Kireçburnu Tabyasının kuzeyindedir, Kesin inşâ tarihi bilinmiyor. 1838 tarihli Boğaziçi haritasındaki planından burada 6 top bulunduğu, depo ile kışlak binası olan küçük bir tabya olduğu anlaşılıyor. )
- AĞAÇALTI :
( Kireçburnu'ndaki Mehmet Bey Caminin (Bir ismi de Gümrükçü İshak Ağa Camiidir) bulunduğu ağaçlık alana Ağaçaltı denilmektedir. )
- AĞAÇALTI :
( Kireçburnu limanının bulunduğu yerden Kefeliköy'e kadar olan aflana Ağaçaltı denilir. Ağaçaltı'nın denizi dalyan balıkçılığı, manyat çekmek ve voli yapmak için çok elverişlidir. )
- AĞAÇYETİŞTİREN, BAHATTİN :
( Refah Partisinde siyasete atıldı ve 1994/1999 dönemde Refah Partisi listesinden Sarıyer Belediye Meclisine üye olarak seçilerek görev yaptı. )
- AGÂH EFENDİ (1832 - 1885) :
( Gazeteci, devlet adamı. Sarıyer'de doğdu. İlk tahsilinden sonra Galatasaray Tıbbiye - i Şâhane - i Adliye'sinin hazırlık sınıfına girdi (1842). Bu okulda yedi yıl okudu ise de bitiremedi ama İngilizce, Fransızca, İtalyanca dillerini öğrendi. Babiali Tercüme Odası'na memur oldu (1849). Dışişlerine intisap etti ve Maiyet Katibi olarak Paris'e gitti. Üç yıl sonra İstanbul'u döndü ve Karantina Müdür Muavinliğine daha sonra da Rumeli Orduları baş mütercimliğine tayin edildi (1855). Baş mütercimlikten istifa ettikten sonra Mostar mutasarrıf vekili oldu (1857). İstanbul'a döndükten sonra Şinasi ile birlikte Tercüman - ı Ahval Gazetesini çıkarmaya başladı (1860). Gazetecilik görevini devam ettirirken Postane - i Amire Nazırlığı görevini üstlendi (1861).Posta idaresinin ıslahı için yeni uygulamalara girişerek ilk defa posta pulu kullanma usulünü yürürlüğe koydu. Bir süre Vapurlar Nazırlığı ve Ereğli Kömür İşletmeleri Nazırlığı yaptı. Bilahare Divan - ı Muhasebet üyeliğine görevlendirildi. Bu arada Yeni Osmanlılar Cemiyetine girdiği anlaşılınca görevine son verildi. Gelişen olaylar nedeni ile gazetesini kapattıktan (1866) sonra Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi ile birlikte yurtdışına kaçtı. Önce Londra'ya oradan da Brüksel'e geçti. Yeni Osmanlıların yayın organı olan Muhbir ve Hürriyet Gazetelerinin yayım çalışmalarına katıldı. Sultan Abdülaziz'in 42. Doğum yılı nedeni ile çıkarılan aftan yararlanarak İstanbul'a döndü (1871). İzmit Mutasarrıflığına tayin edildi (1872). Bir süre sonra görevden alındı ise de V. Murat Padişah olunca tekrar aynı göreve gönderildi (1876). Bu arada Şura - ı Devlet azalığına tayin edildikten sonra azledildi ve önce Bursa'ya sonra da Ankara'ya sürgün edildi (1877). Daha sonra affedilerek Rodos Mutasarrıflığına (1884) takiben Midilli Mutasarrıflığına gitti buradan da Atina Mutasrrıfı oldu (1885) ve Atina'da vefât etti. Türk gazeteciliğinin babası sayılır. Gazetecilik anlayışının Türkiye'de yerleşmesi için büyük uğraş verdi, öncülük yaptı. En büyük hizmeti ise Türkiye'de Posta İdaresi'nin gelişmesi verdiği mücadelenin başarı ile sonuçlanmasıdır. )
- AĞAOĞLU, ADALET (NALLIHAN - 1929): -:
( Edebiyatçı. 20. Yüzyılın önemli edebiyatçılarından biri olarak kabul edilir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Uzun bir süre (1951 - 1971) TRT'de görev yaptı. Yazın hayatına 1946 yılında Ulus Gazetesinde başladı. Kaynak Dergisinde şiirleri yayınlandı. Sevim Uzgören ile birlikte yazdıkları "Bir Oyun Yazalım" adlı oyunu Küçük Tiyatroda sahnelendi. 1973 yılından sonra Öykü ve Roman yazmaya yoğunlaştı. İlk Romanı Ölmeye Yatmak 1973 yılında yayınlandı. Sedat Simavi Edebiyat Ödülünü kazandı. Eserleri: Ölmeye Yatmak (1973), Fikrimin İnce Gülü (1976), Bir Düğün Gecesi (1979), Yaz Sonu (1980), Üç Beş kişi (1984), Ruh Üşümesi (1991), Romantik Bir Viyana Yazı (1993), Dert Dinleme Uzmanı (2014) )
- AĞATAN, M. İZZET (SARIYER, 1915 - 1992) :
( Büylükderelidir. Eczacılık fakültesininden mezun oldu. Sarıyer Gençler Mahfilinin kurucularındandır (1932).Sarıyer Spor Kulübünün kurulması için büyük uğraşlar verdi (1940). Eczacılar Birliği ve Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Sarıyer Spor Kulübünde 2 dönem (1948 - 1949 ve 1950 - 1951) yönetim kurulu üayesi olarak görev yaptı. )
- AGHIA TRIADA KİLİSESİ :
( Kireçburnu tepesinde Ortodokslar tarafından Aziz Yevpime adına yaptırılmışsa da zamanla yıkılıp yok olmuştur. )
- AĞIR TOPÇU SOKAK :
( Yenimahalle'nin Havantepe mevkiinde I. Dünya Savaşından kalan ve II. Dünya Savaşı sırasında gerektiğinde kullanılabilecek olan bir 42‘lik tabir edilen çakılı bir top ve top birliği vardı (1960'lı yıllarda top sökülerek götürüldü, korganı yerindedir). Bu nedenle sokağa "Ağır Topçu Sokak" denildiği söylenir. Bir başka söylemde; bu sokakta oturan çok ağır başlı, az konuşan, az gülen, ciddi mi ciddi bir emekli topçu subayı varmış, sokağa bu nedenle bu isim verilmiş. )
- AĞIZ ile AĞIZ
( Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, selenin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk. | Bu boşluğun, dudaklarla çevrelendiği bölümü. | Kapların ya da içi boş şeylerin açık yanı. | Bir suyun, denize ya da göle döküldüğü yer. | Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı. | Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. | Kesici aletlerin, keskin yanı. | Bir anadilin konuşulduğu sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği, şive. | Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla, dolambaçlı bazı sözler söyleme özelliği. | [müzik] Bir bölgenin ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. | Bir akarsuyun göle ya da denize döküldüğü yer, munsap. | Bazen, "kez" anlamına gelir. [İlk ağızda, paranın yarısını ödedi.] | Tehlikeli şeyler/durumlar için pek yakın yer. [Topun/uçurumun ağzında.] İLE Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. )
( MOUTH vs. MOUTH )
- AĞLAMA DUVARI ile/değil/yerine BATI DUVARI
- AĞLAMALI AHMET BABA TEKKESİ :
( Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesi aynı ismi taşıyan mezarlığın içinde idi. Yeniçeri ocaklarının kaldırılması sırasında (1826) yeniçeriler büyük kıyıma uğradı. Şeyh Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesine bağlı olan yeniçeriler de büyük kıyım gördü. Aslında Tekke değil zaviye idi. Zamanla yıkılıp kaybolan tekke veya zaviyeden hiçbir kalıntı yok. )
- AĞLAMALI BABA TÜRBESİ :
( Bu türbe Uskumruköy sınırları içinde bulunan "Ağlamış Baba" mezarlığındadır. Türbe yerinde veya yakınında "Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesi" vardı. Tekkenin şeyhi Ağlamalı Ahmet Baba idi. 1826 da ölen şeyhin türbesi kendi adını taşıyan mezarlığın içindedir. )
- AĞLAMIŞ DEDE MEZARLIĞI :
( Uskumruköyü sınırları içindedir. Ancak "Kilyos Ağlamış Dede Mezarlığı" olarak bilinir. Bu mezarlığın gerçek ismi "Ağlamalı Ahmet Baba" mezarlığıdır. Mezarlığın ismi burada bulunan Tekke Şeyhi Ağlamalı Ahmet Baba'nın öldüğünde (1824) tekke yanına gömülmesinden ileri gelmektedir. Tekke hayli ilgi gören ve Yeniçerilerin rağbet gösterdikleri bir tekke idi. Şeyhi de Ağlamalı Ahmet Baba idi. Sultan III. Selim Yeni bir ordu kurma yoluna gitti ve 1792 de Nizami Cedit Ordusunu kurdu. Amaç, Yeniçeri ordusunu dağıtmak ve yeni modern ordu kurmaktı. Ne var ki yeniçeriler yenileşmeye karşı çıktı ve ayaklandılar. Kanlı olaylar meydana geldi, pek çok Yeniçeri ve Nizami Cedit mensubu asker öldürüldü. Bu arada ayaklanmayı başlatan Kabakçı Mustafa ile arkadaşlarının hızlı gelişen isyanı sonucu III. Selim tahtından indirilip öldürüldü. Yerine IV. Mustafa Padişah oldu (1807 - 1808). Yeni Padişah gereken huzuru temin edemeyince yerine II. Mahmut Padişahlığa getirildi (1808 - 1839). II. Mahmut geri adım atmadı yenileşmeye devam ederek Yeniçeri ocaklarını kaldırdı (1826). Dolaysıyla Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesi de ortadan kaldırılmış oldu ve tekkenin bulunduğu büyük alanda mezarlık kuruldu. Ağlamalı Ahmet Baba'nın mezarı korundu ve zamanla türbe haline getirildi. Mezar kitabesinde şöyle yazmaktadır. Hem mücteba ehl - i Beytim bende - i Ali Aba
Şah - ı keyneyn delilimdir hem Aliyyül Mürteza
Muharremde ruh teslim eyledi Şah - ı Hüseyn aşkına
Fenadan bekaya rilet eyledi Ağlamalı Ahmet Baba.
Eylül, 1824 )
- AGORA ile/||/<> AKROPOLİS ile/||/<> BOULEUTERİON ile/||/<> FORUM ile/||/<> GYMNASION ile/||/<> STADION/STADIUM ile/||/<> HIPPODROMOS ile/||/<> ODEON[< ODEION: ŞARKI SÖYLEMEK]
( Antik Yunan kentlerinde, stoalar ile çevrelenmiş, içinde ya da yakınında tapınak, bouleuterion gibi dini ve resmi yapıların bulunduğu toplumsal ve ticari yaşamın yoğunlaştığı alan. İLE/||/<> Antik Yunan kentlerinin en yüksek tepesinde bulunan, savunma amaçlı surlarla sarılıp bir tepe üzerine inşâ edilen özel bölge. İLE/||/<> Antik Yunan kentinde yönetimle ilgili işlerin görüldüğü meclis binası[günümüzdeki kent kurulu/senato karşılığı]. İLE/||/<> Antik Roma kentlerinde, kent merkezinde yer alan, içindeki ve çevresindeki yapılarla Yunan kentlerindeki ağora ile aynı işlevi taşıyan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve Roma kentlerinde beden eğitimi ve spor etkinliklerinin yapıldığı yer. İLE/||/<> Antik Yunan ve Roma'da atletizm için kullanılan, çevresinde oturma basamakları bulunan, bir ucu yarım daire biçiminde sonlanan, uzunlamasına, dikdörtgen plana sahip olan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve özellikle Roma kentlerinde at ve araba koşularının yapıldığı, etrafı izleme yerleri ile çevrili alanlar. İLE/||/<> İçinde müzik yapılan yer.[Çoğu kez küçük bir tiyatro biçiminde ve genellikle üstü kapalı bir yapı.] )
- AĞRI DAĞI ve/<> İSHAK PAŞA SARAYI
- AĞRI ile Ağrı
( Gövdenin herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve şiddetli acı. İLE Türkiye'nin, Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir kenti. )
( VECA[çoğ. EVCÂ, VİCÂ] ile ... )
- AĞSU, YAŞAR (KARS, 1957) :
( İlk orta ve lise eğitimini Sarıkamış'ta tamamladı. 1977'de Erzincan Eğitim Enstitüsü ve 1981'de İ.Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Kars ve Erzurum'da SSK avukatlığı yaptı. 1985 - 1991 arasında Erzurum'da serbest avukatlık yaptı. 1991'den beri İstanbul'da serbest avukatlık yapmaktadır. 1994 seçimlerinde Avcılar'dan MHP Belediye Başkan Adayı, 2004 seçimlerinde Sarıyer'den Güven Partisi Belediye Başkan Adayı ve 2007 genel seçimlerinde ise DP den Kars milletvekili adayı, 29 Mart 2009 yerel seçimlerde DP den Sarıyer Belediye Başkan adayı olarak seçimlere katıldı. Erzurumspor'da yönetici ve Kayak Federasyonunda da üye olarak görev yaptı. )
- AHFÂD[Ar. < HAFÎD] ile AHFAZ[Ar.]
( Torunlar. | Yardımcılar, hizmetkârlar. İLE Alçak ve çukur yer. | Alçakgönüllü kişi. )
- AHİLER SOKAK :
( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Değişik işkolundan ustaların bu sokakta ikamet etmeleri nedeni ile sokağa "Ahiler Sokak" ismi verildiği söylenir. )
- AHLAT ile AHLÂT[< HILT] ile AHLAT
( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. | Kaba adam, yol-iz bilmeyen kişi. İLE Bir karışım içindeki parçalar, öğeler. Karışan şeyler. | Gövde yapısının temelini oluşturan öğeler.[AHLÂT-I ERBAA: Kan, salya, safra, dalak.] İLE Bitlis'in bir ilçesi.[Tarihte, mühendis ve mimarların yetiştiği kent.] )
( PIRUS PIRASTER ile ... )
- AHMET AFİF PAŞA (1852 - 1920) :
( Levazım Reisi ve Birinci Ferik olarak görev yaptı. Yeniköy'deki Osman Reis Camiini yeniden yaptırdı. )
- AHMET AFİF PAŞA ÇEŞMESİ :
( İstinye Vapur İskelesi karşısında olup Ahmet Afif Paşa tarafından 1908 yılında yaptırılmıştır. Çeşme İstinye Yeniköy sahil yolu yapılırken mezarlık duvarı yanında idi. Taşları numaralanarak kaldırılmış ve İskele yanında yeniden inşâ edilmiştir. Tümüyle mermer olan çeşmenin üstü oymalı, işlemeli saçaklı örtülüdür. Saçak altında kabartma istiridye ve palmet biçiminde süslemeler vardır. Mermer kubbesinin tepesi yivli bir biçimde sona ermektedir. Teknesi kurna biçimindedir. Tekne kenarlarında kırık dal motifleri vardır. İki sütun üzerine oturtulmuş kemeri iki renklidir. Kemerinin üzerinde zarif süsleme vardır. Çeşmenin musluğu ve suyu yoktur. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Ve sekahüm Rabbühüm şeraben tahura" (1326 - 1908). )
- AHMET AFİF PAŞA YALISI :
( İstinye, Yeniköy yolu üzerindeki 261 kapı No. lu yalı Boğaziçi'nin en görkemli tarihi yalılarından biridir. Levazım Reisi Birinci Ferik Ahmet Afif Paşa (1852 - 1920) tarafından 1910 yaptırılmıştır. Yalıya bilahare Misbah Muhayyeş sahip olmuş ve yalı bu isimle anılır olmuştur. Yalı mimar Alexander Vallaury'e yaptırılmıştır. Yalı dört katlı olup dört köşesinde cihannüma kuleleri ile örnek bir tarihi eserdir. Bu muhteşem yalının son sahibi Uzan ailesidir. )
- AHMET ARİF PARKI (KARANFİLDERE) :
( Fatih Sultan Mahallesindedir. 1.954,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.500,00 m²'lik bir yeşil alanı vardır, 104,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- AHMET BİN ALİ ÇEŞMESİ :
( Sarıyer'de Kestane Suyu yakınlarında bulunuyordu. Çeşmenin kitabesinde "Çıktı üçler himmetiyle Vasfiya Tarih - i tam/İtdi Ahmet bin Ali bu mevkide çeşme bina/İç bu nev ab - ızülali Sadrına versin şifa" yazıyordu. Bu çeşmeye "Ahmet Ağa Çeşmesi" "Kestane Çeşmesi" de deniliyordu. H. 1269, M. 1852 de yapılan çeşme, Hünkâr Suyu ve Kestane Suyu yokuşuna varmadan kayalıkların dibinde idi ama şimdi kalıntısı bile yok. Yol genişletme çalışmaları sırasında ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. )
- AHMET CELALETTİN PAŞA CAMİİ :
( Reşitpaşa Mahallesinde bulunan cami yeni inşâ edilen camilerden olup, tarihi özelliği yoktur. )
- AHMET EFENDİ :
( Maden mahallesi muhtarı olarak görev yaptı. )
- AHMET EFENDİ :
( Büyükdere Mahallesinde muhtarlık yaptı. )
- AHMET KAMİLİ EFENDİ ÇEŞMESİ (MERMER ÇEŞME) :
( Taşiskele Parkı içindedir. H. 1228, M. 1813 de Rumeli kazaskeri Ahmet Kamili Efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşme yapıldığında Camiin denize bakan sol köşesinde idi. Camiin bahçe duvarı yapılırken Taşiskele'ye kaydırıldı (1969). Sonraları rıhtım düzenlemesi yapılırken çeşme Taşiskele Parkının ortasına alınmıştır (1998), halen buradadır. Çeşme örneği az bulunan veya hiç örneği olmayan bir çeşmedir. Çeşme, kaide, yalak ve gövde olarak yekpare bir biçimde mermerden yapılmıştır. Çeşme Taşiskele Parkına taşınırken vinçle yerinden kaldırılmak istenmiş, bu sırada yalak kaideden kopmuştur. Bilahare yalağın bir yanı kırılmış ve kırık yerler onarılmış külah da kaybolmuş, aslına uygun olmayan bir külah konulmuştur. Çeşme yapıldığı tarihten 1998 yılına kadar vakıf memba suyu ile beslenirken, bir süre su akışı durdurulmuş, 2006 dan bu yana Ayazma, Yerli su ve Aralık suyu birikiminden akış almaktadır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat vel - hasenat imam - ı evvel - i Hazret - i Şehriyari ve Sadr - ı/Rumelili Elhac Hafız Ahmet Kamili Efendi işbu çeşme - i/Latif ile iskeleyi müceddeden bina eylemiştir"(Sene: 1228). )
- AHMET ŞEMSETTİN EFENDİ ÇEŞMESİ :
( İstinye çarşı girişinde Boğaziçi sahil yolu (Emirgan Caddesi) ile İstinye Caddesinin birleştiği köşede ve çınar ağaçlarının bulunduğu küçük parkın içindedir (H. 1181, M. 1767). Çeşme dört cepheli ve hazneli meydan çeşmesidir. Sade olan cepheleri orijinal halinden pek bir şey kaybetmemiştir. Ahşap olan çatısı çok önce yerine betonarme çatı yapılmıştır. Çeşme cephelerinde dört kitabe vardır. Bu kitabelerin birinde çeşmenin 1181 (1767) de Ahmet Şemsettin Efendi isimli bir kişi tarafından yaptırıldığı, bir diğerinde ise 1341 (1926) de (İslâmiyeti kabul eden ve Trandil Şem - i Nur Hanım tarafından su yollarının onarıldığı yazılıdır. Çeşmenin ayna taşı mermerdir. Suyu kaynak Başlısuyudur. Çeşmenin akarı vardır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat Kürkçübaşı Ahmet Şemsettin Efendi vesekahüm Rabbühüm şeraben tahura ve cealna minel mai külle şey'in hayy sahib - ül hayrat kokana Trandil Şem - i Nur Hanım". )
- AHMET TURGUTLU KOSTARİKA PARKI :
( Çayırbaşı'ndadır. 2.228,51 m²lik bir alan üzerindedir. 986,63 m²lik yeşil alanı, 135,50 m²lik çocuk oyun alanı, 336,00 m²'lik spor parkı bulunmaktadır. )
- AHMET VEFİK PAŞA (İST. 1823 - 1891) :
( Rumelihisarı'nda yaşadı. Osmanlı devlet adamı, diplomat ve oyun yazarıdır. 1831'de İstanbul'da başladığı eğitimini, Paris'te Saint Louis ‘de tamamladı. 1937'de yurda döndü ve tercüme odasında çalışmaya başladı. 1840'da elçilik katibi ile Londra'ya gitti. Sırbıstan, Eflak ve Boğdan'da görev yaptıktan sonra 1842'de İstanbul'a döndü. Baş mütercim olarak Tercüme odasında görev aldı ve Devlet Salnamesi'nin (Yıllığın) hazırlanmasında görev aldı. Tahran'a elçi olarak gitti. Elçilik binalarına bayrak asma adedini getiren, Tahran'da elçi iken elçilik binasını Osmanlı Devleti toprağı olarak ilan edip bayrak çektirdi. 1857'de kısa bir süre Adalet Bakanlığı yaptı. 1860'da Paris'te büyükelçi, 1861'de Bursa'da Evkaf Nazırı (Bakanı) oldu. Halkın şikayeti üzerine görevinden alındı ve kendisine uzun süre görev verilmedi. Bu süre içinde Türk tarih ve edebiyatına yeni eserler ve tercümeler kazandırdı. 1872'de birinci defa olarak Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) oldu. 1873'te görevinden alındı ve kısa bir süre sonra Edirne Valiliği yaptı. 1878'de ikinci kez Maarif Nazırı, daha sonra da iki kez kısa aralıklarla (4 Şubat 1878 - 18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882 - 3 Aralık 1882) Başvekil (Sadrazam, Başbakan) olarak görev yaptı fakat görevinde fazla tutulmadı. İkincisinde üç gün sonra görevden alındı.. Türkçülük hareketinin öncülerinden biridir. İlk Türkçe sözlüklerden biri olan Lehçe - i Osmani'yi hazırladı. Fezleke - i Tarih - i Osmani (Kısa Osmanlı Tarihi) ve Hikmet - i Tarih (Tarih Felsefesi) adlı eserleri vardır. Şecere - i Türki isimli eseri Çağatay Türkçe'sinden Osmanlı Türkçesi'ne çevirdi. Bursa valiliği sırasında kendi adını taşıyan tiyatroyu yaptırdı. Moliere'in 16 eserini uyarladı, Vigtor Hugo ve Voltaire'in eserlerini tercüme etti. )
- AHMET VEFİK PAŞA KÖŞKÜ :
( Sadrazam Ahmet Vefik Paşa (1823 - 1891) tarafından Rumelihisarı'nda yaptırılan köşkün yerinde şimdi Boğaziçi Üniversitesine ait binalar bulunmaktadır. Köşkten eser kalmamıştır. )
- AHŞAP DİREKLİ CAMİ ile/||/<> ALTI DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> SEKİZ DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> TEK KUBBELİ CAMİ ile/||/<> İKİ YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> DÖRT YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> FEVKÂNÎ(YÜKSEK/YÜKSELTİLMİŞ) ile/||/<> SELÂTİN[< SULTAN] ile/||/<> ULU CAMİ/MESCİD-İ CUMA[İRAN\'DA]
( Örtü bölümünü taşıyan ahşap direklere sahip cami biçimi.[Çok sayıda direkle taşınan ahşap çatılı bu yapılar, genellikle XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu mimarlığında ve sonrasında inşâ edilen bir yapıdır.] İLE/||/<> Merkezi planlı, üzerini örten büyük kubbesi altı sütun ya da paye tarafından taşınan cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütunça olan cami biçimi. İLE/||/<> İbâdet mekânının tamamını ya da tamamına yakın bölümünü kubbenin örttüğü cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi ana eksen üzerindeki iki yarım kubbe tarafından desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım kubbe ile desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur. İLE/||/<> Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir. İLE/||/<> Her kentin ya da büyükçe yerleşme merkezinin en büyük camisi.[Cuma namazının topluca kılınması yanı sıra cemaatin bir araya gelmesini gerektiren durumlarda kullanılır.] )
- AİLE ile/ve/||/<>/> BÜYÜK AİLE/KÖY
- AK/AQ[Oğuz] ile/||/<> AK SAY/AQ SAY ile/||/<> AK TEREK/AQ TEREK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- AK, NEVZAT (İST. 1945) :
( İ.Ü. İktisat Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. İnşaat sektöründe iş hayatına atıldı. Gayrimenkul yatırımları ile ilgilenmektedir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKALP, PROF. DR. TAHSİN (1945 İST.) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. 1959 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ni kazandı ve 1962 yılında mezun oldur. 1963 yılında Kara Harp Okulundan ayrıldı ve aynı yıl girdiği İ. Ü. Orman Fakültesinden 1967' de mezun oldu. 1968'de İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Hasılatı ve İktisadı Kürsüsü'ne asistan olarak atandı. Asistanlığı sırasında girdiği İ. Ü. Fen Fakültesi Matematik - Fizik bölümünden 1975 de mezun oldu. 1975'te "Türkiye'deki Doğu Ladini (Picea orientalis Lk. Carr) Ormanlarında Hasılat Araştırmaları" isimli tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1981'de "Değişik Yaşlı Meşcerelerde Artım ve Büyümenin Simülasyonu" tezi ile "Üniversite Doçenti" oldu. 1988'de Profesör unvanı aldı. 1985 yılında İ.Ü. Or. Fak. Tütün Eksperleri Yüksekokulu'na geçti, bu okulun Celal Bayar Üniversitesi'ne bağlandığı 1994 yılına kadar müdürlük görevini yürüttü. 1988 - 1990 yılları içinde 3 yıl süreyle Tekel Enstitüler Müdürlüğünü yürüttü. 1994 yılında İ. Ü.Orman Fakültesi'ne geri döndü. 1995–1998 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi'nde Dekan Yardımcılığı yaptı, 1996 yılında yeniden kurulan Orman Hasılatı ve Biyometri Anabilim Dalı Başkanlığı görevini 2005 yılına kadar sürdürdü. Dekan Yardımcılığı döneminde 21 - 23 Ekim 1998 tarihlerinde düzenlenen "Cumhuriyetimizin 75. Yılında Ormancılığımız" isimli Ulusal Sempozyumun organizasyonunda da başkan olarak görev yaptı. 2005 - 2010 yılları arasında ise iki dönem İ. Ü.Orman Fakültesi Dekanlığı yaptı. İ. Ü.Orman Fakültesinde ve Tütün Eksperleri Yüksek Okulunda Matematik, İstatistik Yöntemler, Bilgisayar Programlama, Kalite Kontrol, Dendrometri ve Orman Hasılat Bilgisi derslerini, Orman Mühendisliği Bölümü Orman Hasılatı ve Biyometri Yüksek Lisans ve Doktora programında ise Bilimsel Araştırma Yöntemleri, Ormancılıkta Matematiksel Ekonomi Çözümlemeleri, Büyüme Modelleri, Nonparametrik Yöntemler ve Tek Ağaç ve Meşçere Simulasyon Modelleri derslerini verdi. 18.07.2011 tarihinde kendi isteği ile emekliye ayrıldı. 1)Türkiye'deki Doğu Ladini (Picea Orientalis Lk. Carr) Ormanlarında Hasılat Araştırmaları İst. 1978, 2) Değişik Yaşlı Meşcerelerde Artım ve Büyümenin Simulasyonu, İst. 1983, 3) Yüksek Matematik I Ders Notları I, İst. 1983, 4) Yüksek Matematik II Ders Notlar II, İst, 1984, 5) Kalite Kontrolü, İst. 1988, 6) Applesoft Basic Bilgisayar Programlama (Ö. Saraçoğlu ile birlikte), İst. 1989, 7) Büyüme Modelleri Ders Notları, İst, 2002, 8) Nonparametrik Yöntemler Ders Notları, İst. 2003, 9. Bilimsel Araştırma Yöntemleri Ders Notları, İst. 2004, 10) İstatistik Yöntemler, İst. 2016, 11) Matematik, İst. 2016 isimleri kitap ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- AKAR ve/||/<>/> BAKAR
( Su. VE/||/<>/> Deli. )
- AKARÇAY, RAFET (1926 - ) :
( Ticaretle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKATAY. BÜLENT (İZMİT, 1970) :
( Sporcu, futbol antrenörü ve spor adamı. Sarıyerlidir. İlkokul ve Ortaokulu Sarıyer'de okudu. Sarıyer Vehbi Kaç Vakfı Lisesinden mezun oldu. Sarıyer altyapısı futbol okulunda spora başladı, yaş gruplarının hemen hepsinde oynadıktan sonra Sarıyer'den ayrıldı. Sönmez Filament, Kütahyaspor, Tavşanlı Linyitspor, İstanbul Maltepe Spor, Beykoz, İst. Deniz İşletmeleri, Dedeman Kağıtspor kulüplerinde oynadı. Profesyonellikten amatörlüğe dönüş yaptı. Spordan kopmadı antrenörlük kursuna gitti ve UEFA B Lisansı aldı. Deniz İşletmeleri Spor Kulübü, Tarabya, Sarıyer Belediye Spor, Rumelikavak, İstinye, Kısırkaya, Bahçeköy, Yenimahalle, Fatih Mimar Sinan, Beykoz, Anadolu Hisar kulüplerinde antrenör olarak görev yaptı. Futbol oynarken de antrenörlük yaparken de şampiyonluklar kazandı. Antrenör olarak çalıştırdığı takımlardan Tarabya, İstinye, Sarıyer Belediyespor, Yenimahalle (2 kez) ve Kısırkaya'ya şampiyonluklar kazandırdı. 2015'te bir kısım arkadaşı ile Beyaz Martı Spor Kulübünü kurdu ve yönetiminde görev aldı. Ayrıca bu kulüpte öğreticilik görevini devam ettiriyor. Türkiye Futbol Adamları Derneği (TURFAD), İstanbul Şubesi Yönetim Kurunla görev aldı, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Eğitim Dairesinin tertiplediği E antrenör kurslarında sorumlu antrenör olarak görev aldı. İki yıl süre ile Akademik Liginde gözlemcilik yaptı. )
- AKBULUT, AYDOĞAN (İST. 1949 - 2018) :
( D.Ç. Karabükspor'dan transfer edildi (1972). Üç Sezon Sarıyer'de oynadı. 54'ü resmi (lig) ve 24'ü özel olmak üzere 78 maçta forma giydi. Takımına 5 gol kazandırdı. Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1980/1990) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKÇAN, GÜNİZ (İST. 1937 - 2008) :
( Büyükdereli müzisyendir. İlkokulu Büyükdere, Ortaokulu Sarıyer Ortaokulunda okudu. İstanbul Konservatuarından mezun oldu.. Çok uzun yıllar TRT İstanbul Radyosunda piyanist olarak görev yaptı. )
- AKDAĞ, HAMDİ (İST. 1954) :
( Yeniköylü işadamı, işletmeci. AKP de siyaset yaptı. Sarıyer Belediye Meclisinde iki dönem AKP'li Belediye Meclis üyesi olarak bulundu. Yeniköy Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü ve Yeni Sarıyer Merkez Cami Derneği üyesidir. )
- AKDAĞ, MEHMET (İST. 1959) :
( Yeniköylü olup Akdağlar Şirketi yönetim kurul başkanıdır. İş hayatına Akdağlar ailesinin taş, kum ve çakıl ocaklarında başladı. Kısa sürede şirketin başına geçti ve yönetim kurulu başkanı oldu. Madencilik dalında da faaliyette bulunarak iş alanını genişletti. İnşaat taahhüt işlerine yöneldi. Müteahhitlik alanında da hizmet vermektedir. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olup bir dönemi başkan olmak üzere 10 dönem yönetim kurulunda görev yaptı. Rizespor Kulübü üyesi olarak da bir süre görev yaptı. )
- AKDOĞU, İBRAHİM (ŞEKERCİ İBRAHİM) (İST. 1917 - 1980) :
( Sarıyerlidir. Sarıyer ilkokulunda okurken, kara tahtanın silgisi kaybolur. Öğretmen silgiyi arar bulamaz ve öğrenciler kaybetti kanaatiyle çocukları tek ayak üzerine durmakla cezalandırır. Öğlen zilinin çalması üzerine öğrenciler dışarı çıkar, sadece İbrahim sınıfta kalır ve kara tahtaya "Seveyim hocadaki bilgiyi/ Kıçına soktu koca silgiyi" mısralarını yazar. Şiiri kimin yazdığını kimse anlamaz. Bu iki mısralık şiiri yazdığında ilkokul 3. sınıfta idi. Şiir yazmaya ilkokul çağlarında başladı ve devam etti. Şiirlerini deftere yazmadı, yayınlamadı ve derlemedi. Her zaman kalabalık mekanda şiirlerini söyledi. Arkadaşlarına, yoldan geçenlere, dükkandan alışveriş yapanlara; balıkçıya, esnafa, mahalleliye şiirlerini okudu. Zamana ve mekana çok dikkat eder, her olayı şiirin ilhamı kabul ederdi. Sahibinin peşinden giden siyah beyaz renkli bir köpeği gördüğünde "Şekerci İbrahim'in gözleri yaşlı/Aman Allah'ım bu köpek Beşiktaşlı" diye bağırması; bir başka gün sakal traşını takiben terkos suyunun kesilmesi üzerine kala kalır, bunu da şöyle hicveder "Ey namussuz musluk/Ettin bana orospuluk". Kayda geçmiş tek şiiri Sarıyer'deki Mesut Ağa Çeşmesi'nin tamiri sırasında çeşmenin kitabesine yazdığı şu şiirdir: Halkı kurtarmak için nihayet susuzluktan/Tertemiz güzel sular akıttı şu musluktan/ Yaptırdı sevabına yepyeni bir suyolu/Sarıyer'de fırıncı Abbas Okumuşoğlu". Bu şiir için ısmarlama yazdığım tek şiirdir der ve bu nedenle de ismini şiirin altına yazdırmaz. )
- AKGÜN KOLEJİ :
( Boyacıköy'de Matbaacı İsmail Akgün tarafından açıldı. Uzun bir süre hizmet verdikten sonra, Emniyet teşkilatına devredilerek Polis Moral Eğitim Merkezi yapıldı (bkz. Polis Eğt. Mrk.) )
- AKGÜN, İSMAİL (İSTANBUL, SULTANAHMET, 1910 - 2008) :
( İptidai ve Rüştiye'den mezun oldu. İş hayatına Matbaa - i Amire'de (Milli Eğitim Basımevi) başladı. Daha sonraları Orhaniye Matbaası, Mahmut Bey Matbaası, Hilal Matbaası ve Cumhuriyet Gazetesi'nde çalıştı. İş hayatına kendi matbaası olan İsmail Akgün matbaasını kurarak başladı. Bilahare Hak Kitabevi, Boğaziçi Akgün Koleji, Santa Farma İlaç Sanayi A.Ş. ve Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesini iş dünyasına kazandırdı. Amatör olarak spor yapmış katıldığı yelken yarışmalarında büyük başarılar elde etmiştir. )
- AKIN, AYÇA (İST. 1981) :
( Üç yaşında doktor hatası nedeni ile RA rahatsızlığına yakalandı ve "Engelli" sıfatına sahip oldu. Lise eğitimini Şükran Ülgezen Anadolu Meslek lisesinde, üniversite eğitimini Kadir Has Üniversitesi Grafik Bölümünde aldı ve dönem birincisi olarak mezun oldu. Yabancı dil eğitiminin yanında kişisel gelişim, yaşam koçluğu ve Reiki eğitimleri aldı. Yaşadıklarını, kaybettiklerini, zorluklara rağmen elde ettiği başarıları, kendini ve yaşamını nasıl elde ettiğini kendi gerçek yaşanmışlıklarından örnekler sunarak, yeniden başlamak isteyenlere, sağlıklı bireyler olarak adlandırıldıkları halde çabuk vazgeçenlere ışık tutması amacıyla "Hadi Cesaret" bilahare de "Yaşamak Şart" kitaplarını yazdı. Ayça Akın yazarlığı dışında danışmanlık ve master'lik yapıyor, aynı zaman bir reklam ajansında grafik tasarımcısı olarak iş hayatına devam ediyor. )
- AKKAYAN, DR. S. CAN (İST. 1943 - 1989) :
( İlk öğrenimini Erzurum'da, orta ve lise öğrenimini İstanbul Vefa Lisesinde tamamladı. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1967 yılında mezun oldu. Aynı yıl İ.Ü. Orman Fakültesi Amenajman Kürsüsünde Teknik Asistanlık görevine başladı bilahare sınavı kazanarak asistan oldu. 1981 yılında tezini tamamlayarak "Ormancılık İlimleri Doktoru" unvanını aldı. İ.Ü. Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü, Orman Ürünleri Kimyası ve Teknolojisi Anabilim Dalı'nda görevini sürdürürken 28 Mart 1989 tarihinde vefât etti. )
- AKKOYUN, SAFFET (SELİMİYE, 1949) :
( Sanayici. Üniversite öğrenimini Makine Mühendisi olarak tamamladı. Kendi şirketini kurup iş hayatına atıldı. Sosyal çalışmaların dışında kalmadı. Uzun süre İstinye Spor kulübünden Başkanlık yaptı. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olduktan sonra Yönetim kuruluna seçildi. Bir dönem (2011 - 2012) yöneticilik yaptıktan sonra dört dönem (2012 - 2020) kulüp başkanı olarak görev yaptı. Başkanlığı döneminde TFF'nu genel kurullarında delege olarak yer aldı. )
- AKMAN, METİN (İSTİNYE, 1947) :
( İstinyeli, İnşaat Mühendisi. Recaizade İlkokulundan sonra Maçka Erkek Sanat Okulunda Elektronik bölümünde okudu. İstanbul Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisinden (DMMA) İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. Askerlik görevini Samsun'da 6. Bölge Komutanlığında yaptı. Hayata serbest mühendis ve mimar olarak atıldı. Çeşitli yerlerde inşaatlar yaptı. Gençlik yıllarında voleybol oynadı, İTÜ, Eczacıbaşı, Bursaspor ve İETT kulüplerinde profesyonel olarak oynadı, milli takım seviyesine kadar yükseldi. Anavatan saflarında siyasete atıldı. 1999 yerel seçimlerinde Sarıyer İlçe Belediye Meclisi üyeliği için aday oldu ve kazandı. Aynı biçimde seçimi kazanarak Sarıyer Belediye Başkanı olan Sedat Özsoy'un Başkan Yardımcısı olarak görev üstlendi. Siyasi hayattan koptuktan sonra özel Yol Yapı firmasında koordinatör ve CEO olarak çalıştı. Ailenin isteği olan İstinye'de bir kız meslek lisesi açılması işine sarıldı. Gerekli olan arsayı aldı ve büyük uğraşlar sonucunda Şükran Ülgezen Kız Meslek Lisesinin açılışını gerçekleştirdi. Sarıyer Spor Kulübü, Sarıyer Yeni Merkez Camii ve Sarıyer Spor Kulübü gibi pek çok sosyal amaçlı dernekte üyelikleri var. )
- AKOMODASYON[Fr.] değil/yerine/= UYUM
- AKPINAR, BİNBAŞI HAFIZ NAZMİ (YENİKÖY/SARIYER, 1875 - 1940) :
( Sarıyer Yeniköy'lüdür. Nusrat Mayın Gemisinin Müstahkem Mevki Komutanlığı Mayın Komutanı idi. 1894'te Harbiye'yle girdi. 14.03.1896'da mezun oldu. 19.07.1915'te Binbaşılığa terfi etti ve 20.11.1923'te emekli oldu. Çanakkale Savaşının kaderini değiştiren 18 Mart zaferinin kahramanlarından biridir. Çanakkale Boğazına dayanan onlarca düşman gemisinin saldırısı kırmak ve düşmanın Çanakkale'yi geçmemesi için görevlendirildi. 17 Mart gecesi aldıkları görev icabı Nusrat Mayın Gemisindeki mevcut 26 mayını büyük sessizlik ve ustalıkla Karanlık limanın değişik yerlerine dökülmesini sağladı. Durumdan habersiz olan düşman gemileri sabahın erken saatlerine Karanlık Limana girmeye çalışırken çarptıkları mayınların infilak etmesi üzerine birçoğu yara aldı, bir kısmı sulara gömülerek saf dışı kaldılar ve onlarca ölü vererek çekildiler. Binbaşı Hafız Nazmi Bey, Nusrat Mayın Gemisi Kumandanı Tophaneli İsmail Hakkı Kaptan ile birlikte efsane isimler arasına katıldılar. Binbaşı rütbesi aldıktan kısa bir süre sonra emekli olan Nazmi Bey İstanbul Boğaz'ında sivil kılavuz kaptanlık yaptı,1940'da ise vefât etti. )
- AKROPOL[Yun.] değil/yerine/= ESKİ YUNAN KENTLERİNDE, SARAY VE TAPINAKLARIN YER ALDIĞI İÇ KALE
- AKROPOLİS -ile
( Eski Yunan'da, yüksek yerlere kurulan ve etrafı surlarla çevrili olup içinde saray ve tapınak bulunan berkitilmiş(sağlamlaştırılmış) şehir. )
- AKSÂ-YI ŞARK -ile
( Uzakdoğu. Çin, Japonya. )
- AKSOP, BEYHAN SERTEL (BURSA, 1970) :
( İlk, Orta ve Lise öğrenimini Bursa'da tamamladı. Eskişehir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden Lisans eğitimi aldı (1987 - 1991). Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunda Yurt yönetim Memuru olarak görev yaptı. 1998'de öğretmenliğe geçiş yaptı ve Sarıyer Fahrettin Aslan İ.Ö.Okulunda sınıf öğretmeni olarak göreve başladı. 2002'de branş değişikliği ataması ile Sarıyer İ.Ö. Okulunda Sosyal Bilgiler Öğretmeni olarak atandı. 2004'te Sarıyer Hüseyin Kalkavan Lisesine Tarih Öğretmeni olarak atandı. 2009'da Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi tarih öğretmenliğine atandı. Öğretmenliğinin yanı sıra Eğitim - İş Sendikası Sarıyer Şubesi yöneticiliği, Atatürkçü Düşünce Derneği Sarıyer Şubesi Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmakta ayrıca Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Sarıyerliler Derneği (SADER) üyesidir. )
- AKSOY, ERDAL (ERZURUM, 1943) :
( İTÜ'den Elektronik Mühendisi olarak mezun oldu. İş hayatına inşaat müteahhitliği yaparak başladı. Bilahare Armatör ve daha sonra da petrol işine girerek iş alanını genişletti. Şirketlerini Aksoy Holding bünyesine topladı. Mesleki teşekküllerin yönetim kurullarında bulundu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyeliği ve 10 dönem de başkanlık olmak üzere 13 dönem görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 10 dönem ile en çok başkanlık yapan kişi olarak tarihe geçti. ANAP Sarıyer İlçe Başkanlığı ve İstanbul İl Başkanlığını yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nün Divan Kurulu üyesidir. )
- AKSOY, NEJAT (GİRESUN, 1946) :
( İnşaat Müteahhitliği yapmakta olup Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKSOY, PROF. DR. HÜSEYİN (USKUMRUKÖY/SARIYER, 1933) :
( İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İlkokul öğrenimini Midye (Kırklareli) yaptıktan sonra Orta ve Lise öğrenimini Edirne'de tamamlayarak 1953 yılında mezun oldu. Aynı yıl İ.Ü. Orman Fakültesine girdi ve 1959'da Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre mesleği ile ilgili Almanya'a araştırma ve inceleme yaptıktan sonra Bolu Orman Bölge Müdürlüğü, Bolu Orman İşletmesine Bölge Şefi Refiki olarak atandı. 1961 yılında doktora çalışması için Almanya'ya gitti. 1965 de "Münih Ludwig - Maximilian Üniversitesi "Staatswirtschaftliche Fakultat" in Ormancılık Bölümü, Orman Tohumları ve Fidanları İslahi Enstitüsünde "Untersuchungen zur Bewertung von Jungpflanzen verschicdener Nadelbaumarten" adlı doktora tezini iyi derece ile tamamlayarak "Dr. Occ.publ." ünvanını aldı. Ülkeye döndükten sonra 1966 da İ.Ü. Orman Fakültesi Silvikültür Küsüsünde Dr. Asistan olarak göreve başladı. 1973'te "Karabük - Büyükdüz Araştırma Ormanındaki Oman Toplumları ve bunların silvikültürel özellikleri üzerine araştırmalar" adlı doçentlik tezini tamamlayarak "Üniversite Doçenti" oldu. 1982 yılında is Profesörlüğe yükseltildi. 1986 - 2000 yılları arasında Uluslararası Ormancılık Araştırma Kurumları Birliğinin (IUFRO) Silvikültür Bölümü, Sedirin Silvikültürü Çalışma Grubu Başkanlığı görevini yürüttü. Birçok idari görevde bulundu. Yayınlarından bir kısmı: Untersuchungen zur Bewertung von Jungplanzen verschidener Nadelbaumarter, 1965", "Einflüsse von Erbgut und Umwelt auf die Entwicklung der Koniferen - Jungflanzer, 1966", "Karabük - Büyükdüz Araştırma Ormanındaki Orman toplumları ve bunların silvikültürel özellikleri üzerine araştırmalar, 1978", "Almanca - Türkçe Silvikültür Terimleri, 1980", "Türkiye Ormanları (Walder der Türkei). Batı Karadeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, 1998" ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- AKSU, OKTAY (ORDU, 1966) :
( İşadamı ve siyasetçi. Hatay Dörtyol Ticaret Meslek Lisesi ve İ.Ü. Veteriner Hekimliği Fakültesinden mezun oldu. CHP'de siyasete atıldı. 2009'da CHP Kâğıthane Belediye Meclis Üyesi, 2014'te Sarıyer Belediyesi Meclis Üyesi ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Meclis Üyesi, Sarıyer Belediyesi CHP Grubu sözcüsü, 2018'de CHP İl Başkanı Yardımcısı, 2018 genel seçimlerinde İstanbul Milletvekili adayı oldu. 2019 Yerel seçimlerde CHP'den Kartal Belediyesi ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Meclis üyesi olarak seçildi. Kartal Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. )
- AKSU ile AKSU ile AKSU
( Katarakt. İLE Isparta iline bağlı ilçelerden biri. İLE Antalya iline bağlı ilçelerden biri. )
- AKSUNGUR, RAHMİ (İZMİR, 1955) :
( İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümünde eğitim gördü. 1979'da diploma projesiyle "Üstün Başarı Ödülü" ne layık görülerek mezun oldu. Aynı okulda asistan oldu. 1983'te doktorasını verdi. 2001'de "Cumhuriyet Tarihi Düzenlemesi Sanat Eserleri Yarışması"nda birincilik ödülü alarak Ankara'daki Devlet Mezarlığı projesini uyguladı. Bu heykel projesi aynı alanda Türkiye'deki ilk büyük kapsamlı heykel düzenlemesi olma özelliğini taşır. Halen Mimar Sinan Üniversitesi rektörüdür (2009 itibariyle). Cumhuriyet Tarihi Yolu Anıtlar Düzenlemesi (Doç. Ayla Aksungur ile birlikte) (Antalya); Akşam Misafiri (Avşa Adası); Yolcu Ashkelon, Mavi (Ankara Devlet Mezarlığı); Barış (Telaviv/İsrail), Omurga (Ankara Cumhurbaşkanlığı Köşkü) önemli heykellerindendir. 1979 Mayıs Sergisi Birincilik Ödülü, 1992 Maçka Demokrasi Parkı Ödülü, 2001 Sedat Simavi Görsel Sanatlar Okulu, 2001 Cumhuriyet Tarihi Düzenlemesi Sanat Eserleri Yarışması birincilik ödüllerini aldı. )
- AKTAŞ, ÇETİN :
( CHP de siyaset yaptı ve 1994/1999 döneminde yerel seçimlere CHP listesinden katıldı ve Belediye Meclisine üye seçilerek görev yaptı. )
- AKTAŞ, OSMAN (GİRESUN, 1928) :
( Uzun yıllardan beri Bahçeköy'de ikamet etmektedir. Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğünden emeklidir. Bahçeköy Cami Derneği Başkanlığı, 1992 - 1994 ve 1994 - 1999 dönemlerinde DYP den Bahçeköy Belediye Meclis Üyeliği ve iki dönem Kemer Mahallesi muhtarlığı yaptı. )
- AKTEPE, AHMET (BAHÇEKÖY, 1948) :
( Orman Fakültesinden emeklidir. 2004 - 2009 döneminde Bahçeköy Belediye Meclisinde AKP üyesi olarak bulundu. )
- AKUALAND[İng. < AQUALAND] değil/yerine/= SU BAHÇESİ
- AKYAMAÇ, MÜGE (İST.) :
( Tiyatroya 1982'de Tuncay Özinel - Halit Akçatepe Tiyatrosunda başladı. 1984' de Çevre Tiyatrosu'nda bir sezon oynadı. 1985'te Nisa Serezli, Tolga Aşkıner Tiyatrosu'na katıldı ve altı yıl boyunca burada Töre, Ah Şu Gençler gibi oyunlarda rol aldı. Aynı tarihlerde sinema ve televizyon filmlerinde rol almaya başladı. Önce Canan, Ayaşlı ve Kiracıları, Bizim Mahalle, Kurtlar Sofrası gibi diziler ve Çark, Milyarder, Gurbetçi Şaban, Doruk gibi on beşe yakın sinema filminde rol aldı. 1981'deki Bay Alkolü Takdimimdir dizi filmi ile kendisini kanıtladı. 1992'de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları kadrosuna katıldı. Bu kurumda; Kadınlar Savaşı Yitirdi, Gazeteciden Dost, Halay, Hasır Şapka, Önce İnsan, Bir Adam Yaratmak ve son olarak İhtiras Tramvayı'nda oynadı. Aynı kurumda 2004 - 2005 sezonunda sahne direktörlüğü yaptı. İhtiras Tramvayı'ndaki Blanche DuBois rolü ile 2005 - 2006 sezonu Sadri Alışık En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldı. )
- AKYAMAÇ, NECDET (1922 - 1974) :
( Sarıyer esnaflarındandı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 5 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKYÜZ, ÖMER (SARIYER, 1952) :
( Sarıyerlidir. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu ve sonrasında Maçka Sanat Okulundan mezun oldu. Üç dönem (1994 - 2014) Sarıyer Merkez Mahallesi muhtarı olarak görev yaptı. )
- AKYÜZ, SALİM (1900 - 1961) :
( Sarıyer'in ilk efsane futbolcularından. Altınordu gibi büyük bir lig takımında oynamış Sarıyerli ilk futbolcudur. )
- ALACA ile Alaca
( Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. | İki ya da daha çok renkli. | Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. | Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. | Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. İLE Çorum iline bağlı ilçelerden biri. )
- ALAÇIK:
ÇARDAK ile/ve/||/<> ÇADIR
( Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak; alaçık. | Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. İLE/VE/||/<> Keçeden yapılan çadır. )
- ALAFRANGA[Fr.] ile ALAFRANSEZ[Fr.] ile ALAGREK[Fr.] ile ALAJAPONE[Fr.] ile ALAMAROKEN[Fr.] ile ALAMERİKAN[Fr.] ile ALANGLEZ[Fr.] ile ALARUS[Fr.] ile ALATURKA[Fr.]
( Avrupa biçimi. İLE Fransız biçimi. İLE Yunan biçimi. İLE Japon biçimi. İLE Fas biçimi. İLE Amerika biçimi. İLE İngiliz biçimi. İLE Rus biçimi. İLE Türk biçimi. )
- ALAN ile/ve/||/<>/> ALAN ÖLÇÜMÜ
( 1 square kilometer [km2] = 1000000 square meter [m2]
1 square centimeter [cm2] = 0.0001 square meter [m2]
1 square millimeter [mm2] = 1.0E-6 square meter [m2]
1 square micrometer [µm2] = 1.0E-12 square meter [m2]
1 hectare [ha] = 10000 square meter [m2]
1 acre [ac] = 4046.8564224 square meter [m2]
1 square mile [mi2] = 2589988.110336 square meter [m2]
1 square yard [yd2] = 0.83612736 square meter [m2]
1 square foot [ft2] = 0.09290304 square meter [m2]
1 square inch [in2] = 0.00064516 square meter [m2]
1 square hectometer [hm2] = 10000 square meter [m2]
1 square dekameter [dam2] = 100 square meter [m2]
1 square decimeter [dm2] = 0.01 square meter [m2]
1 square nanometer [nm2] = 1.0E-18 square meter [m2]
1 are [a] = 100 square meter [m2]
1 barn [b] = 1.0E-28 square meter [m2]
1 square mile (US survey) = 2589998.4703195 square meter [m2]
1 square foot (US survey) = 0.0929034116 square meter [m2]
1 circular inch = 0.0005067075 square meter [m2]
1 township = 93239571.972096 square meter [m2]
1 section = 2589988.110336 square meter [m2]
1 acre (US survey) [ac] = 4046.8726098743 square meter [m2]
1 rood = 1011.7141056 square meter [m2]
1 square chain [ch2] = 404.68564224 square meter [m2]
1 square rod = 25.29285264 square meter [m2]
1 square rod (US survey) = 25.2929538117 square meter [m2]
1 square perch = 25.29285264 square meter [m2]
1 square pole = 25.29285264 square meter [m2]
1 square mil [mil2] = 6.4516E-10 square meter [m2]
1 circular mil = 5.067074790975E-10 square meter [m2]
1 homestead = 647497.027584 square meter [m2]
1 sabin = 0.09290304 square meter [m2]
1 arpent = 3418.8929236669 square meter [m2]
1 cuerda = 3930.395625 square meter [m2]
1 plaza = 6400 square meter [m2]
1 varas castellanas cuad = 0.698737 square meter [m2]
1 varas conuqueras cuad = 6.288633 square meter [m2]
1 Electron cross section = 6.6524615999999E-29 square meter [m2] )
- ALAN ile/ve/||/<>/> BÖLGE
- ALAN ile/ve/||/<>/> MEKÂN
- ALAY KÖŞKÜ :
( Emirgan'dan İstinye'ye giderken Tokmakburnu mevkiinde bulunan Alay Köşkü, çok eski bir tarihi eser olmamasına rağmen sahibi Ulusal Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Org. Fahrettin Altay olması nedeni ile önem kazandı. Bu köşk bir süre Billur Köşk Gazinosu olarak da kullanıldı. )
- ALAY ile ALAY
( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )
( ... ile HEZEL )
- ALBAYRAK, ADNAN (OF, 1957) :
( İşadamı. Eğitimini tamamladıktan sonra kendi şirketlerinde müteahhitlik işkolundu çalışmaya başladı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde iki dönem (2002 - 2004) yöneticim kurulu üyesi, bir dönem de (2004/2005) Kulüp Başkanı olarak görev yaptı. Kulübü TFF'nu nezdinde temsil etti federasyon toplantılarına delege olarak katıldı. )
- ALÇAK ile/değil AŞAĞI
- ALEKO NİKOLADİS YALISI :
( Yeniköy'de vapur iskelesi yanındadır. 19. yy' da yapılmıştır. Yalı bir ara M. Levi tarafından otel olarak kullanıldı. Yalı Rum Parayia Kilisesi vakfına aittir. Halen Aleko'nun yeri ve diğer adıyla Deniz Park Restaurant olarak kullanılmaktadır. )
- ALEMDAROĞLU, İSMAİL (İST. 1933) :
( Ortaköy'den transfer edildi (1957) Bir sezon Sarıyer'de kaldı ve 4 lig bir özel maç oynadı. )
- ALGÜL, ÜMİT (ÇORLU, 1974) :
( Çorluspor'dan transfer edildi (1998) 75 lig, 4 kupa 2 turnuva olmak üzere 81 resmi ve 31 özel maçla birlikte 112 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 15, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda 8 olmak üzere toplam 27 gol kaydetti. )
- ALİ ALKANAT ÇOK PROGRAMLI LİSESİ :
( Uskumruköy'ün batı tarafındaki tepe üzerine hayırseverlerden Ali Alkanat tarafından yaptırıldı. Okula yaptıranın adı verildi. Okulda çok programlı eğitim hizmeti verilmektedir. )
- ALİ BABA RESTAURANT :
( Kireçburnu'ndaki ilk restaurant olup ve deniz sahilinde yer almaktadır. Boğaziçi'nin çok ünlü restaurantlarından biridir. )
- ALİ BABA SUYU :
( Büyükdere'nin üst kısımlarından çıkan ve sertlik dereci 2 olan çok mükemmel bir memba suyudur. )
- ALİ BEY ÇEŞMESİ :
( Büyükdere'de Çayırbaşı Caddesi üzerinde ve vapur İskelesi ile Fuat Paşa Oteli karşısındadır (H. 1011, M. 1602). Caddenin genişletilmesi sırasında 1943 yılında biraz geriye alınırken, her nedense eski biçimi tamamen bozularak, yeniden yapılmıştır. Kitabesi arka tarafta yeniden yapılan bir çeşmenin üzerine nakledilerek bunun eski mimari ve tarihi değeri mahvolmuştur. Çeşme onarımlar ve yerinden daha geriye alınmasından sonra hakiki hüviyetini kaybetti. Mermer kitabede "BSİ Ali Baba Suyu" yazısı vardır. Çeşme sonraki yıllarda birkaç kez daha onarım gördü. 2002 yılı başlarında çeşme yeniden onarılmıştır. Çeşmeyi Ali Bey isimli bir şahıs yaptırdığından bu ismi almış olup, "İstanbul Çeşmeleri " kitabında kaydedildiğe göre eski çeşmenin iki kıtalık kitabesinin tarih beyti şöyledir: Didi icüp Sebati de tarih/ Ayn - i ab nümune - i kevser" (1011). Çeşmenin kendi kaynak suyu vardır. )
- ALİ İHSAN PAŞA YALISI :
( Rumelihisarı'nda Baltalimanı Caddesi üzerinde bulunan bu yalı 18. yy.' ın ikinci yarısında yapılmış, 19. yy.' da onarım görmüş ve tarihi özelliğini büyük oranda kaybetmiştir. )
- ALİ KETHÜDA CAMİİ :
( Sarıyer Merkez Mahallesindeki Ali Kethüda Camii 17. yy.' da Sultan II. Mustafa (1695 - 1703) döneminde Sadrazam Kethüdası Ali Efendi tarafından yaptırıldı. Cami; 18. yy. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın Kethüdası Maktul Mehmet Ağa tarafından (1720/1721) onarılmış, onarım sırasında bir de minare ilave edilmiştir. Caminin kıble tarafı denizle beraberdi ve camiin altı kayıkhane idi. Zamanla denizin doldurulması sonucu camiin ön kısmı bahçe haline geldi. Camı pek çok onarım gördü. 1969'da yapılan büyük onarım sırasında kayıkhane olan alt kat yeniden tanzim edilerek ibadet edilebilecek yeni bir kat daha kazanıldı. Sarıyer Ali Kethüda Camii İstanbul'un en ışıklı camilerinden biridir. 44 penceresi bulunmaktadır. Ayrıca ana cadde tarafından sağır iki penceresi bulunmaktadır. Batı tarafındaki pencereler kapatılarak, dış kısımdan camiye, hanımlar için ibadet edilecek bir bölme yapılmıştır. )
- ALİ PERTEK CAMİİ :
( Rumelihisarı Rakım Efendi Çeşmesinin üst tarafındadır. Tarihi eserlerden biri olup 1640'da yapılmış, 1763'te onarım görmüştür. Bu camiye "Bey Camii" veya "Hamam Camii" de denilmektedir. )
- ALİ PERTEK SOKAK :
( Rumelihisar Mahallesi sokaklarından biridir. R. Hisar'daki Ali Pertek Camiini yaptıran kişi unutulmamış ve bir sokağa da "Ali Pertek Cami Sokak" ismi verilmiştir. )
- ALİ RIZA PAŞA YALISI :
( Yeniköy'de Daire Sokaktadır. 1876'da Fransız vatandaşı bir Musevi tarafından inşâ edilmiştir. 1908 yılında Ali Rıza Paşa tarafından satın alındı. Vapur iskelesinin yanındadır. 1914/15 ve 1936 yıllarında Ali Rıza Paşa ve 1939, 1962 yıllarında kızı İclal hanım tarafından büyük onarım yaptırılmıştır. 1923'te Belediye Binası olarak kullanıldı. )
- ALİ ŞEN SERACILAR PARKI :
( Gümüşdere Mahallesindedir. 315,00 m²'lik bir alan üzerindedir, 25,58 m²'lik yeşil alanı ve 90,00 m²'lik çocuk oyun alanı vardır. )
- ALİ YILMAZ BALIKÇILAR PARKI :
( :Büyükdere Mahallesinde bulunmaktadır. Sahildeki eski parktır. Tamamen yeniden düzenlendi ve Ali Yılmaz ismi ile açıldı. 1.173,52 m²'lik bir alan üzerindedir. 167,00 m²'lik yeşil alanı, 101,40 m²'lik çocuk oyun alanı, 27,13 m²'lik bir tesisi bulunmaktadır. )
- ALIÇ/ALUÇ ile/= ALUÇİN ile/= ALUŞ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Sarı erik. İLE Yumruları olan, yenilebilir bir ot. İLE Kaşgar'a bağlı bir köy adı. )
- ALIN, İSKENDER (BEYKOZ, 1984) :
( Bakspor'dan forvet elemanı olarak transfer edildi ve bir sezon (2018/2019) Sarıyer'de tescilli kaldı takımının 17 lig ve 2 kupa olmak üzere 19 resmi maçında oynadı ve lig maçlarında takımına 4 gol kazandırdı. Sezon sonunda serbest kaldı. Paşabahçe, Yozgatspor, İstanbulspor, Fenerbahçe, Bakırköyspor, Kartal, Başakşehir, Boluspor, Yeni Malayaspor, Gazişehir Gaziantep, Kastamonu, Bakspor ve Sarıyer'de forma giydi. )
- ALINLIK ile/||/<> KASNAK ile/||/<> KAVSARA
( Antik yapıların cephelerinde çatı ile korniş arasında yer alan üçgen biçimindeki bölüm. | Bir portalın ya da bir pencerenin çerçeve içine alınmış üst bölümü. İLE/||/<> Bir mimari yapıda kubbenin oturduğu ve yapının üslûbuna, türüne göre kare ya da yuvarlak olan kaide. İLE/||/<> Portal/taç kapı, mihrap gibi yerlerin yarım kubbeye benzeyen üst bölümü. )
- ALİPAŞAOĞLU (BENSON), FİKRİ (İST. 1911 - 1977) :
( PTT' den emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem başkan olarak görev yaptı. Sarıyer'in komple sporcularından biri idi. Futbol, Bisiklet, Voleybol gibi dallarda yarışmalara katıldı. )
- ALIŞMA/ALIŞKANLIK ile DADANMA
( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )
- ALİYE RONA PARKI :
( Cumhuriyet Mahallesindedir. 499,05 m²'lik bir alan üzerindedir. 199,04 m²'lik yeşil alanı ve 97,56 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- ALKAN, FERİDUN. C. (RİZE, 1964) :
( Blau Weiss (Almanya)' dan transfer edildi ve 7 sezon Sarıyer'de kaldı. 165'i lig, 17'i Kupa, 2'i turnuva olarak 185 resmi ve 73' ü özel olmak üzere 257 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 9, Kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 16 olmak üzere takımı hesabına 27 gol kaydetti. 1 kez Genç Milli oldu. )
- ALKOV[Fr.] değil/yerine/= BİR ODANIN İÇİNDE YATAK İÇİN YAPILMIŞ YER
- ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ YAZLIĞI :
( Tarabya Yeniköy Caddesi üzerinde ve koyun Güneybatı tarafındadır. Elçilik yazlık binalarının bulunduğu alanda eskiden Sultan II. Selim'in (1566 - 1574) emri ile Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa tarafından bir kasır yapılmış ve "Servi Çimenzari" ismi verilmiştir. Sultan II. Abdülmecid (1839 - 1861) bu kasırda kalmasına rağmen kasır yıktırılmıştır. Sultan II. Abdülhamid)1876 - 1909) yıktırılan kasrın yerini Almanlara verince Almanlar bu alan üzerine Elçiliklerinin yazlık binalarını yapmışlardır. )
- ALMAN BÜYÜKELÇİLİK YAZLIĞI :
( Tarabya plajı karşısındadır. 185 dönümlük bir koru içindedir. Zengin florası ile örnek bir koruluğa sahiptir. Üç bloktan oluşan yazlık binalar şale tipi ahşap bağdadi üslubunda 1887 yılında inşâ edildi. Bu koruluk içinde daha önceleri II, Mahmut'un kasrı bulunuyordu. Abdülmecit tarafından kasır yıktırıldı. Arazi daha sonraları II. Abdülhamit tarafından Alman İmparatorluğuna hediye edildi. Müştemilat binalarının yanında bir de küçük şapel ve mezarlık bulunmaktadır. Mezarlıkta Çanakkale ve II. Dünya savaşında ölen Alman askerleri için şehitlik var. Alman Mareşal Moltke'nin mezarı da buradadır. )
- ALMAN ŞEHİTLİĞİ :
( Almanya Büyükelçiliği Yazlık binalarının bahçesinde I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşında ölen Alman Subay ve askerleri için şehitlik yapılmıştır. Şehitlikte 265 Alman askeri gömülü bulunmaktadır. Alman Mareşal Goltz Paşa'da bu şehitlikte gömülüdür. )
- ALNAÇ/CEPHE -ile
( Bir şeyin ön tarafı/yüzü. )
- ALP, AYCAN :
( Sarıyerli. Siyasete CHP de başladı ve 1994 - 1999 yerel seçimlerinde CHP listesinden hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve hem de Sarıyer Belediye Meclisine üye olarak seçildi. )
- ALP, CENGİZ DR. (ARGUVAN, 1957) :
( İlk ve Ortaokulu Ankara'da okudu. Atatürk Lisesi Parasız Devlet Okulundan mezun oldu. 1980'da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Malatya Arguvan Ermişlik Sağlık Ocağı tabibi olarak görev yaptı (1980 - 1981). İstanbul, Okmeydanı SSK Hastanesinde genel cerrahi ihtisası yaptı (1981 - 1985). Sarıyer'de 1983 yılından bu yana Özel Sarıyer Kliniği adı altında faaliyet gösteren kliniğin sahibi ve işletmecisidir. Ayrıca Özel Okmeydanı Hastanesinin sahibi ve işletmecisi olup; yiyecek, içecek ve sağlık sektöründe faaliyet gösteren çeşitli firmaların sahibidir. 1985 - 1999 yıllarında siyasetle ilgilendi ve SHP ve CHP İlçe Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1991'de CHP den Milletvekili adayı oldu. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde DSP den Sarıyer Belediye Başkanı Adayı oldu. )
- ALP, KAYA (İST. 1936) :
( Yeşildirek'ten transfer edildi (1959) Bir sezon tescilli kaldı ve Sarıyer'in 9 lig maçında forma giydi. )
- ALPASLAN İLKÖĞRETİM OKULU :
( Tarabya 51. İlkokul adıyla 1947/1948 ders yılında açılan okul 1961 ve 1981'de yeni ilavelerle büyütüldü. Okulun ismi de Alpaslan İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )
- ALPTEKİN, CEMAL ÜNAL PROF. DR. (MİLAS/SELİMİYE, 1950) :
( Büyükdere'de ikamet etmektedir. Milas Selimiye İlkokulu, Selçuk Ortaokulu ve Muğla Ticaret Lisesinden mezun oldu (1967). Yüksek öğrenimini İ.Ü. Orman Fakültesinde yaptı.1976 yılında Or. Gen. Müdürlüğü'nde mühendislik görevine başladı, Değişik bölgelerde görev yaptı. Askerlik görevini 1979 yılında tamamlayarak terhis oldu. Akademik hayatına İ. Ü. Orman Fakültesi Silvikültür Anabilim Dalı'nda asistan olarak başladı (1979). "Anadolu Karaçam'ının (Pinus nigra Arn. Ssp. Pallasina Lamb. Halmboe.) Coğrafik Varyasyonları" adlı doktora çalışması ile 1986 "Doktor", 1990 yılında Doçent unvanını aldı, 1998 yılında Profesör oldu. Yurtiçi ve yurtdışında araştırma ve incelemelerini sürdürdü. Panellere, sempozyumlara, kongre ve konferanslara katıldı. Rapor ve tebliğler sundu. Bilimsel rapor ve makaleleri değişik meslek yayınlarında yayımlandı. Silvikültür Anabilimdalı Başkanlığını, Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Program Başkanlığını emekli olana kadar devam ettirdi. )
- ALPTÜRER, LÜTFÜ KÖKSAL (İST. 1938) :
( Sarıyerli, doktor. İlkokulu Kemerburgaz, Ortaokulu Sarıyer'de ve Liseyi Kabataş Lisesinde okudu. İ.Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldu. Bolu Gerede'de hükümet Tabibi olarak görev yaptı. Haydarpaşa Numune Eğitim Hastanesinde ortopedi ve travmatoloji ihtisası yaptı. Sekiz yıl çeşitli hastanelerde çalıştıktan sonra Kocaeli Devlet Hastanesinde görev aldı ve Ortopedi ve Travmatoloji servisini kuranlardan biri oldu. 2003 yılında emekli oldu, Kocaeli'nde özel hastanelerde görev yapıyor. )
- ALSANCAK (- İZMİR) = PUNTA
- ALTAMİRA[İsp.] değil/yerine/= KUZEY İSPANYA'DA BULUNAN RESİMLİ MAĞARALAR VE BÖLGESİ | MAĞARA RESMİ
- ALTAŞ, RIFAT :
( Ekmekçi Rıfat olarak tanınır. Sarıyer'de bakkaldı ve Maden'de bir dönem muhtar olarak görev yaptı. )
- ALTAŞ, ZİHNİ (SARIYER, 1932 - 2005) :
( Yüksek Ticaret'ten mezun olduktan sonra İşletme İktisadı Enstitüsünde öğrenimini tamamladı. Sarıyer Spor Kulübü 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Yoksulları Koruma Yurdu'nda Başkanlık yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesiydi. )
- ALTAY, FAHRETTİN (İŞKODRA, 1880 - 1974) :
( Kurtuluş Savaşı komutanı ve kahramanlarındandır. Asker ve politikacı olarak tanınır. Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda Yunan Ordusunu kovalayarak İzmir'e giren ilk Türk süvarilerinin komutanıdır. 1880'de Arnavutluk'un İşkodra kentinde doğdu. 1902'de Harp Akademisini bitirdi. Dersim'de sekiz yıl görev yaptı. 1913'te İkinci Balkan Savaşı'nda Edirne'ye kadar ilerleyen Bulgar ordusunu püskürttü. I. Dünya Savaşı sırasında 3. Kolordu Kumandanı idi. Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca 12. Kolordu Komutanı olarak Delibaş İsyanı'nın bastırılmasında, 1. ve 2. İnönü Savaşları'nda ve Sakarya Savaşı'nda görev aldı. 1921'de Tümgeneralliğe terfi etti ve Süvari Grup Komutanı oldu. Kurtuluş Savaşı sonlarına doğru Uşak, Afyon ve Alaşehir çevresindeki çarpışmalarda zor görevleri üstlendi. Kaçan Yunan Ordusu İzmir'e kadar kovaladı ve bu nedenle Korgeneralliğe terfi etti. 1934'te I. Ordu Komutanlığına getirildi. Aynı yıl İran - Afganistan arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik yaptı. I. Dönem TBMM' de Mersin milletvekiliydi ve aynı zamanda asker olması nedeni ile devamlı cephede idi. II. Dönem TBMM de yine Mersin Milletvekili olarak yer aldı. Askerlik ile Milletvekilliğinin birlikte yürütmesi mümkün olmadığından Atatürk'ün isteği ile meclisten ayrıldı ve orduda kaldı. 1945'te yaş haddinden emekli oldu. Demokrat Parti'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. 1946 - 1950 yılları arasında DP. den Burdur Milletvekilliği yaptı. 1950'den sonra siyasi hayattan çekildi ve Emirgan'a yerleşti. "Altay" soyadı kendisi yurtdışında (İran'da bulunduğu) sırada Atatürk tarafından kendisine verildi. Türkiye İstiklal Muhaberatında Süvari Kolordusu Harekatı, İstiklal Harbimizde Süvari Kolordusu, İslam Dini ve On Yıl Savaşı ve Sonrası 1912 - 1922 adlarını taşıyan eserleri vardır. )
- ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI :
( Reşit Paşa Altı Nokta Körler Vakfı mahalle içinde olup görme engellilere hizmet vermektedir. )
- ALTIN ORAN ile/ve/||/<> [LUDOLPH]Pİ SAYISI
( 1.6180339887 ile/ve/||/<> 3.14...~ )
- ALTINKUM DZ. K. ÖZEL EĞT. MRK. TESİSLERİ :
( Rumelikavak Mahallesinde Altınkum ile Karataş mevkii arasındadır. Tesis askeriyeye ait olup, herkese açık değildir. Tesis içinde oteli, restaurantı, plajı ve piknik alanı bulunmaktadır. Halka açık değildir. Özel Eğitim Komutanlığı emrindedir. )
- ALTINKUM PLAJI :
( Rumelikavağı sınırları içindedir. Batı tarafında Elmaskum Plajı kuzeydoğu tarafından Altınkum Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı lojmanları ve plajı var. Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Necmeddin Molla (Necmettin Kocataş) Fransa seyahati sırasında Manş kıyısında bir plaj görür. Adı "Sable d'or" dur. İsmin Türkçe karşılığı Altınkum'dur. Necmeddin Molla Türkiye'ye dönünce, yerini uygun gördüğü yerin plaj olarak açılmasını sağladı. Adını da Altınkum Plajı koydu. Aslında yeri adı antik çağ ve Bizanslar döneminde Chrysorrhoas idi. Bu kelimenin karşılığı da "Altınsu" idi. 1927'de plaj açıldı. Halkın plaja ilgi göstermesini temin için Şirket - i Hayriye tarafından buraya bir vapur iskelesi yapıldı. Plajın işletilmesi bir Rus'a verildi. 1929'da plaj kabinleri yapıldı. Altınkum Plajı değişiklikleri ile birlikte hala işlevini devam ettiriyor. Her yaz binlerce insan plaj ve tesislerinden yararlanmakta olup, giriş ücretlidir. )
- ALTINKUM PLAJI :
( Boğaziçi'nin doğal plajlarından biridir. Sahilinin önü deniz arka kısmı ormanla kaplıdır. Garipçe Köye bağlı olup, Çalıburnunun batısında yer alan koyu temiz, berrak ve ılıman deniz suyu ile çok beğenilen bir yerdir. Her ne kadar sahipliyse de halka açık hizmet vermektedir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş)' nın teşviki ile tanzim edilen ve 1927'de açılışı yapılan plajın ilgi görmesi için buraya bir iskele yapıldı. Şierket - i Hayriye tarafından da gemi tahsis edilerek ücretsiz yolcu taşındı. II. Dünya Savaşı çıkınca plaj kapatıldı ise de yıllar sonra tekrar açıldı ve halka açık olarak hizmet vermektedir. Ne var ki eskiden iskelesi, gişesi ve kabinleri varken halen bunlardan mahrumdur. Büyük ilgi gören bu plaja Sarıyer'den deniz motorları, sandallar ve kayıklarla gelinmektedir. )
- ALTINKUM VAPUR İSKELESİ :
( Boğaziçi'nin büyük doğal plajlarından biridir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş) tarafından teşvik edilerek açılan 1927 yılında açılan Plaja halkın ilgi göstermesi için vapur iskelesi yaptırıldı, sonra da Şirket - i Hayriye tarafından ücretsiz yolcu taşıyan yolcu gemileri tahsis edildi. II. Dünya Savaşı sırasında plaj kapatıldı ve iskelede yıkılıp gitti. )
- ALTINKUM YOLCU GEMİSİ :
( 74 baca No.lu ve Şirket - i Hayriye İşletmesine ait bu gemi 1929'da İskoçya, Glasgow'da Fairfield Shipb. Cop. Tezgâhlarında yolcu vapuru olarak inşâ edildi. 415 gros, 215 net tonluktu. Teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 46 metre, genişliği 7.6 metre, su kesimi 2.9 metre idi. Fairfeld Sb, yapımı 580 beygir gücünde, 2 adet tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı ve çift uskurluydu. 10 mil hız yapabilen bu gemi yazın 975, kışın 886 yolcu alabiliyordu. 1961'de yenilendi. 1984'te hizmet dışı bırakıldı. )
- ALTINSOY, MUZAFFER (HATAY, 1945) :
( İ. Ü. Orman Fakültesinden Orman Mühendisi olarak mezun oldu. Orman Teşkilatında çeşitli görevlerde bulundu. Sarıyer'de Lise öğretmenliği yaptı ve Orman İşletmesinden emekli oldu. Siyasete DYP saflarında başladı ve 1992 - 1994, 1994 - 1999 ve 1999 - 2004 dönemlerinde Bahçeköy Belediye Başkanı seçildi. 1994 - 1999 döneminde partisinden istifa edip ANAP'a geçti. Bahçeköy Spor Kulübü Başkanı olarak da görev yaptı, sosyal ve sportif amaçlı pek çok dernekte üyedir. )
- ALTINTAŞ SUYU :
( Şifa Suyu mesiresinden Çırçır mesiresine giderken sağda ve kayalıklar arasından çıkan mükemmel bir suydu. Yol genişletme sırasında ortadan kaldırıldı. )
- ALTIPLANO:
BATI CORDILLERA ile/ve/<> DOĞU CORDILLERA
( Bolivya'nın Güneybatı'sındaki dağlık bölgede yer alan Altiplano, ülkenin Güneybatı'sı boyunca uzanarak, And Dağları'nı iki kola ayırmaktadır.[Rüzgâra açık, soğuk ve yüksek bir bölge olmasına karşın, ülke nüfusunun 3/4'ü bu bölgede yaşamaktadır.][Başkenti La Paz ve Oruro gibi ülkenin tüm büyük kentleri, bu bölgede kurulmuş.][Bolivya'ya, "Republica del Altiplano(Yüksek Plato Cumhuriyeti)" da denilmektedir.] )
- ALTIPLANO ile LA PAZ
( ... İLE Bolivya'nın başkenti La Paz, Altiplano'dan 434 m. düşük rakımda kurulmuş olması nedeniyle, soğuk dağ rüzgârlarına karşı nispeten daha korunaklıdır. )
( ... İLE Güney Amerika'nın, güneşe en yakın kenti ve dünyanın en yüksek başkentidir. )
( ... İLE Yüksek rakım nedeniyle, La Paz'a giden turistler halsizlik çekmektelerdir.[La Paz'a gidip de, yükseltinin yarattığı hastalıktan dolayı ölen diplomatların gömüldüğü bir "Büyükelçi Mezarlığı" da varmış.] )
( ... İLE Deniz seviyesinden yükseklik, kentin bir bölümünde 4000 m.'ye yakın, öbür bölümünde ise 3200 m. kadar. Yani, aradaki fark yaklaşık 1 km. Bu yüzden, sıcaklık ve bitki örtüsünde olduğu kadar, ekonomik ve toplumsal etkinliklerde de büyük farklar görülüyor. Düşük gelirli ailelerin yaşadığı mahalleler ve sanayi bölgesi, yüksek kesimlerde; orta halli ailelerin yerleşim bölgeleri ise daha alçak olan kesimde yer alıyor. Ama arada ters bir orantı var. Zenginlik arttıkça, "aşağılar" tercih ediliyor. La Paz'da, "yukarıdakiler"in sayısı, "aşağıdakiler"den çok fazla. Yani yoksulluk, "zirve"ye ulaşmış durumda. )
- ALTIPLANO ve/<> VALLES ve/<> ORIENTE
( Bolivya'nın, üç yerleşim bölgesi.[Dünyanın en yüksek yerleşim alanı.][3600 - 3800 m.] )
- ALTTA (KALMAK) ile/değil AŞAĞIDA (BEKLEMEK)
- ALTUN, HASAN :
( Ticaretle uğraşıyordu. Rumelikavağı'nda iki dönem muhtarlık yaptı. )
- ALTUN, TOLGA (...) :
( Uşakspor'dan transfer edildi (2006/2007) bir sezon oynadıktan sonra ayrıldı. 2010/2011 sezonunda bu kez Beykoz'dan transfer edildi ve bir sezon daha lacivert beyazlı formayı giydi. İki sezonda Sarıyer'in 74 lig ve 15 özel maç olmak üzere 89 müsabakasında yer aldı ve lig maçlarında 7 özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 9 gol kazandırdı. )
- AMASYA KÖPRÜLERİ'Nİ
- AMASYA ile AMASRA
( Orta Karadeniz'de. [Çorum - Merzifon - Amasya] İLE Batı Karadeniz'de. [Zonguldak - Bartın - Amasra] )
- AMAZON[Fr. < Lat.] ile AMAZON ["AMOZON" değil!]
( Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. | Kadınların giydiği giysi. | Memesiz. İLE Güney Amerika'daki dünyanın en geniş ormanı ve ırmağının adı. )
- AMELİYAT TABURU ÇEŞMESİ :
( Bahçeköy'de Kilyos Yolu üzerinde ve şimdilerde cami olan eski kilisenin önünde ve yol kenarındaydı (H. 1333, M. 1914). Bu çeşme eskiden de vardı. Fakat askeri birlik olan Ameliyat Taburu tarafından onarıldığı için bu ismi almıştır. Görüldüğü gibi kitabesinden de bu anlaşılmaktadır: Bahçeköy çeşmesi olmuşdu zaman ile harab/ Ameliyat Taburu eyledi ta'mire şitab (1333)". Bu çeşme Kilyos yolunun genişletilmesi sırasında ortadan kaldırıldı. )
- AMFİ:
YUNAN ile/ve/||/<>/> ROMA
- AMFİ[Fr. < AMPHI] ile ODEON[Fr.]
( Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen yapı. | Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. | Basamak basamak yükselen yer biçimi. İLE Temelde müzik icra edilen, genelde üstü kapalı amfi tiyatro biçiminde inşâ edilen yapılardır. | Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer. )
- AMFİ TİYATRO/AMFİTEATR[Yun.] ile/||/<> ANTİK TİYATRO
( Ortası meydanlık, çevresi giderek yükselen, sıralarla çevrili gösteri yeri, tiyatro. İLE/||/<> ... )
( Amfi Tiyatro:
Tam daire ya da elips planlıdır.
Kendi ayakları üzerinde yükselir (yamaç gerekmez).
Sahne değil ortada arena bulunur.
Gösteriden çok mücadele için yapılmıştır.
Geniş oturma kapasitesiyle kalabalık etkinliklere uygundur.
Roma kökenlidir.
İLE/||/<>
Yarım daire planlıdır.
Genellikle yamaca yaslanır.
Sahne binası[skene] belirgindir.
Akustik çok önemlidir, konuşmalar net duyulmalıdır.
Tragedya, komedya, müzik gibi sanatsal gösteriler için yapılmıştır.
Yunan kökenlidir. )
( - Circular or oval plan.
- Free-standing structure.
- No stage, but a central arena.
- Built for fights, games, spectacles.
- Designed for large crowds.
- Roman invention.
İLE/||/<>
- Semi-circular plan.
- Built into a hillside.
- Has a stage building (skene)
- Designed for clear acoustics.
- Used for plays, music, performances.
- Greek origin. )
- AMSTERDAM ile BARSELONA ile PARİS ile NEW YORK ile DUBAİ
( 



)
- AMUT/AMUD(UYLA)[Ar.] ile ÂMÛT[Fars.] ile HAMUD(UYLA)[/HAMUTFars. < HAVUT / (Slav.?)]
( Sütun, direk. | Değnek, sopa. | Başka bir hatla 90 derece açı yaparak birleşen hat, dikme. | Kumandan/komutan, önder. | Dik, dik durumda. Dikme, direk, sütun. İLE Yalçın kayalarda ve yüksek yerlerde bulunan kuş yuvası. İLE Deve semeri. | Arabaya koşulan hayvanın boynuna geçirilen ağaç ya da meşin çember. )
- ÂN ve MEKÂN ile/ve/||/<> ZAMAN ve ZEMİN
- AN ile AN ile AN
( Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir bölümü. Kıpı, lahza, dem. İLE İki tarla arasındaki sınır. İLE Canlının, duygu ve davranışlar dışındaki süreç ve etkinliklerinin bütünlüğü.[An bulanıklığı/yorgunluğu.] )
( MOMENT vs. EDGE vs. MIND )
- ANA ARTER değil ARTER
- ANA GİBİ YÂR, BAĞDAT GİBİ DİYÂR OLMAZ değil ENÂ GİBİ YAR(UÇURUM), BAĞDAT GİBİ DİYÂR OLMAZ
- ANA ile ANA ile ANA ile ANA(ANNE)
( Pencere anası, telaro. İLE Daha sonra sürülecek sıvanın kalınlığını ayarlamak için bir duvara vurulan alçı ya da sıva mastar, sıva anası. | Mermer, palladyen, mozaik gibi bir gereçle kaplanacak döşemelerin üzerine, düzlüğü ya da gerekli eğimleri sağlamak üzere aynı gereçten yer yer yapılan ve uygulamada üst noktalarına uyulan kılavuz tümsek. İLE Yaklaşık boyutları, 30/30 cm. olan, kerpiç blok. İLE Anne. )
- ANADOLU MESLEK LİSESİ :
( Darüşşafaka Mahallesindeki Cumhuriyet Lisesi bünyesinde açılmış ve eğitim vermektedir. )
- ANADOLU SOKAK :
( Çayırbaşı Mahallesi sokaklarından biridir. 1950 ve 1960'lı yıllarda Çayırbaşı çok göç aldı ve yeni yeni sokaklar meydana geldi. Anadolu'dan göç edenlerin yoğun olarak iskan oldukları bu sokağa "Anadolu Sokak" adı verildi. )
- ANADOLU ile/ve AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ
- ANADOLU[Yun.] = AYDINLIK
( Doğu yönü, doğu yönündeki ülke. )
- ANADOLU ile/ve/||/<> RUMELİ
( Celâl. İLE/VE/||/<> Cemâl. )
( Asya kıtasında bulunan topraklarımıza verilen ad. İLE/VE/||/<> Avrupa kıtasında bulunan topraklarımıza verilen ad. )
- ANAFARTALAR İLKÖĞRETİM OKULU :
( Uskumruköy'de Arıköy Sitesi içinde Anafartalar İlköğretim okulu adı ile 2003'te açıldı. Etüd ve beslenme uygulamalı okuldur. )
- ANAKARA ile ANKARA
- ANAYOL(CADDE) ile SOKAK
( MAIN ROAD vs. STREET )
- ANBAR[Fars.] değil/yerine/= AMBAR
- ANDA değil/yerine/= ORADA
( Orada. )
- ANDA ile/= ORADA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- ANDÂG[Çigil] ile/||/<> ANDAN[Oğuz]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Öyle. İLE Ondan sonra. )
- ANİ ile/değil HANİ
( Ansızın, birden. İLE/DEĞİL Nerede, ne oldu, nerede kaldı? )
- ANIT ÇINAR AĞACI :
( Bilezikçi Çiftliğinde ve Bahçeköy caddesine yakın bir yerdedir. Ağaç bin yaşın üzerinde çevresi 15 - 20 metre, gövdesi kovuk olup, kovuk kısmı bir salon kadar büyüktür, içinde 25 - 30 kişi girip oturabilmektedir. )
- ANKASTRE[Fr.] değil/yerine/= BİR OYUĞA, YUVAYA YERLEŞTİRİLMİŞ TESİSAT
- ANKLAV[Fr.] değil/yerine/= BİR DEVLETİN TOPRAKLARINDA, BAŞKA BİR DEVLETE AİT ARSA
- ANLATIMDA:
ÜLKE ADI ile/yerine/değil KENT/ŞEHİR ADI
- ANLIK ile/ve ANLAK
( [Tasarımsal] Us. İLE/VE Zekâ. | Açıklık, göz önü, karşı. | Bazı hayvanların yatıp yuvarlandığı tozlu yer. )
- ANTARKTİKA ile/ve ATACAMA ÇÖLÜ
( Bazı bölgelerine 2 milyon yıldır yağmur yağmamıştır. İLE/VE Bazı bölgelerine 400 yıldır yağmur yağmamıştır. )
( Dünyadaki en kurak yer. İLE/VE Dünyadaki ikinci kurak yer. Şili'dedir. [Sahra'dan 250 kat daha kurak.] )
( Dünyanın en rüzgârlı ve en hızlı estiği yeridir. İLE/VE ... )
( Dünyadaki suyun %70'i buz biçiminde burada bulunmaktadır. İLE/VE ... )
- ANTEPLİOĞLU, KUBİLAY (SORGUN, 1992) :
( Profesyonel futbolcu. Kaleci olarak transfer edildi. Ve üç sezon (2017/2018; 2018 - 2019 ve 2019/2020) Sarıyer'de tescilli kaldı. Son sezonunun ortasında ara transferde serbest bırakıldı. Üç dönemde Sarıyer takımında 22 lig, 1 kupa olmak üzere 23 remi ve ayrıca 4 özel maçla birlikte toplam olarak 27 maçta oynadı ve 25'si kupa, 1' i de Kupa maçında olmak üzere 26 gol yedi.Sarıyer'den başka Yozgat A.Ş.1461 Trabzonspor, Fethiyespor kulüplerinde oynadı. )
- ANTİŞAMBR[Fr.] değil/yerine/= BEKLEME ODASI
- ANTRE[Fr. < ENTREE] değil/yerine/= GİRİŞ, HOL | BAŞLANGIÇ YEMEĞİ | GİRİN, BUYRUN
- ANTROPOCOĞRAFYA[Fr.] ile/ve/||/<> ANTROPOGRAFİ[Fr.]
( İnsan topuluklarının yeryüzündeki dağılımını inceleyen coğrafya dalı. İLE/VE/||/<> İnsan ırklarının özelliklerini ve yeryüzündeki dağılımlarını inceleyen insanbilim kolu. )
- ANTROPOKİMYA[Fr.] ile/ve/||/<> ANTROPOLİMATOLOJİ[Fr.] ile/ve/||/<> ANTROPOMETRİ[Fr.] ile/ve/||/<> ANTROPOPLASTİ[Fr.]
( İnsan gövdesindeki dokuları ve sıvıları inceleyen kimya kolu. İLE/VE/||/<> İklimin insan üzerindeki etkilerini inceleyen bilim. İLE/VE/||/<> İnsan organizmasının ölçülmesi için kullanılan ölçüm tekniklerinin tümü. İLE/VE/||/<> Fosil insanların iskeletinden yola çıkarak anatomik yapılarını yeniden kurma yöntemi. )
- ANYA değil HANYA
( Girit adasında bir kent. )
- APARTMAN ile DEPARTMAN
( )
- APLİKASYON/APPLICATION[İng.] ile/||/<> APLİKATÖR/APPLICATOR[İng.]
( Uygulama. | Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası ya da bir dantel dikilerek yapılan süs. | Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme. İLE/||/<> Uygulayıcı. )
- ARA DURAK İÇİN:
...'YA GİDİYOR MU? değil 'DAN GEÇİYOR MU?
- ARABA YOLU CADDESİ (HAYDAR ALİYEV CADDESİ) :
( Kireçburnu mahallesinin en uzun caddesidir. Bu yolun açılması ile otobüs ve özel araçlar çalışmaya başlamış dolaysıyla Kireçburnu Mahallesine ilgi artmış, mahalle ilgi odağı olmuştur. Bu sokağa önce "Araba Yolu Sokak" adı verilmişse de, çok uzun yıllar sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ölünce bu şahsın adı caddeye verilmiş ve caddenin adı "Haydar Aliyev Caddesi" yapılmıştır. )
- ARADA/LIK ile/ve/||/<> BİRLİKTE/LİK
- ARALIK SUYU ÇEŞMESİ :
( Sarıyer Şehit Mithat Caddesi (Yeni Yol) üzerindedir. Fırıncı Abbas Okumuşoğlu tarafından hayrat olarak yaptırılmıştır (1952). 1978 ve 2008 de onarım yapılmıştır. )
- ARALIK SUYU :
( Kestane Suyu Fabrikası ile Hünkâr Suyu mesiresi arasında bulunan ve koruma altına alınan kayalıklar arasında çıkan memba suyudur. )
- ARALIK/aralık ile/<> Aralık
( Ara, boşluk. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Onikinci/son ay. )
- ARAM UT ile/= ARAM UT
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Uygur ülkesinin yakınındaki bir Türk kavmi. İLE Bir yer adı. )
- ARAP EMİNİ MESCİDİ :
( Rumelihisarı'nda Defterdar Mustafa Efendi tarafından yaptırılan bu mescit de yıkılıp yok oldu. )
- ARAP MAHALLESİ :
( Kumsal (Hacı Ömer) Meydanı solundaki Sefir sokaktan başlar ve bu sokağın solundan Yalçınkaya sokağını takiben Aralık suyuna kadar olan ve Şehit Mithat Caddesinden sınır alan bölgeye Arap Mahallesi denir. Bu mahalle halkı, genellikle Saray'dan, paşa ve ağa konaklarından azat edilen, çıkarılan veya kovulan Arap (Zenci) kökenlilerin toplu olarak oturdukları bir yerleşim bölgesi olduğu için bu isimle anılır. Ne var ki büyük Sarıyer Seli (1916) fazlaca yıkım yedi, büyük Sarıyer Yangın'ında (05.10.1923) tamamen yanıp kül oldu. Boş kalan alan üzerinde 1935'ten sonra yapılaşma başladı ve bu günkü durum meydana geldi. Arap Mahallesinin bir ismi de, büyük yangında yanıp kül olduğu için "Yangın Yeri" dir. )
- ARAP ÖLDÜREN DERESİ :
( Sezener Çiftliği'nin batısından ve Arap Öldüren mevkiinin alt kısımlarından çıkar. Vadide, Sarıyer deresinin ana kolu olan Bekardere ve Kılıçpınar deresi ile birleşir. )
- ARAP ÖLDÜREN MEVKİİ :
( Maden mahallesinin üst kısmında ve Zekeriyaköy sınırları içinde bulunan Nalbant Çeşme mevkii ile Zekeriyaköy Sapağı arasında kalan yer "Arap Öldüren Mevkii" dir. Nalbant Çeşme mevkiinin en üst ve yüksek noktasıdır. Buraya Arap Öldüren denmesinin nedeni yaz kış çok rüzgârlı ve bilhassa kış aylarında müthiş soğuk olmasıdır. Eski bir tarihte Sarıyer'den yaya olarak Zekeriyaköy'e giden bir Arabın bu mevkiiyi geçememesi ve soğuktan ölmesi nedeni ile bu ismi aldığı söylentisi yaygındır. Eskiden Nalbant Çeşme, Arap Öldüren ve Zekeriyaköy başı arasında at yarışları yapılırdı. )
- ARARAT = ARASAT
- A'RÂS[Ar. < URS] ile A'RÂS[Ar.] ile ARAS[Ar.]
( Nikâh törenleri. | Düğünler. | Evliler. İLE Arsalar, boş topraklar. İLE Yorgunluk, bitkinlik. )
- ARASTA ile/||/<> ŞADIRVAN ile/||/<> TABHANE ile/||/<> DARUŞŞİFA
( Çarşı, dizi dükkânlar. Bazen önlerinde revak ya da karşılıklı sıraların arasında örtü bulunanlar, bir tür kapalı çarşı oluşturur. İLE/||/<> Bir çeşit meydan çeşmesi. Özellikle cami avlularında, çepeçevre muslukları olan çokgen su tesisi. İLE/||/<> Konukevi/misafirhane. | Dini yapıların bir bölümü.[Özellikle gezici dervişlerin konuk edildiği oda.] İLE/||/<> Şifahane, hastahane gibi sağlık kuruluşlarına verilen eski adlardan biri. )
- ARÂZİ ile ARAZÎ
- ARAZİ[Ar.] değil/yerine/= YEREY
( Yeryüzünden bir parça. | Yerkabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası. )
- ARAZÖZ[Fr. < ARROSEUSE]["AROZÖZ" değil!] değil/yerine/= YOLSULAR
( Yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan motorlu araç. )
- ARDAK ile ARDIŞIK
( Mantarların etkisiyle ahşapta meydana gelen ve renk değişikliği doğuran çürüme başlangıcı. İLE Aynı öğenin birbiri ardına gelmesi. )
- ARDIŞIK/LIK ile/ve/||/<> ÖNSEL/LİK
- ARDIŞIK/LIK ile/ve/||/<> ÖZDEŞ/LİK
- ARENA[Fr.] ile AGORA[Yun.]
( Yarış, oyun vb. gösteriler yapılan alan. | Siyasi çekişmelerin geçtiği yer. İLE Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı. )
- ARGU ile/||/<> ARGUÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( İki dağ arası.[Tirâz/Talâs ile Balâsâgün arasındaki ülke.] İLE Kişinin aldandığı herhangi bir şey. )
( arguç ajun: Yalan dünya. )
- ARI SOKAK PARKI :
( Derbent (Çamlıtepe) Mahallesindedir. 1.729,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.340,00 m²'lik yeşil alana sahiptir, 104,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- ARIBURNU" değil ARIBURUN
- ARICA, ERDOĞAN (FATSA, 1954) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi ve bir sezon (1987/88) Sarıyer'de oynadı Sarıyer'de 30 lig, 3 kupa maçı olmak üzere 33 resmi ve 4 özel maçla beraber 37 kez Sarıyer takımında yer aldı.. 30 kez A Milli, 1 kez de Amatör Milli Takımda oynadı. )
- ARICI, HASAN :
( Demokratik Sol Partide siyasete atıldı ve 1904/1999 yerel seçimlerinde DSP listesinden Sarıyer Belediye Meclisine üye olarak seçilerek görev yaptı. )
- ARICI, NAZ ( ANKARA. 1982) :
( Elektrik - Elektronik Mühendisidir. 2011 yılında hobi amaçlı olarak buz pateni sporuna başladı. Kısa zamanda büyük aşama kaydetti ve 2015 yılında Almanya'da yapılan Uluslar arası Yetişkinler Artistik Buz Pateni Yarışması'na katıldı ve şampiyon olarak altın madalya aldı. Sarıyer Belediyesinin sponsor olduğu Naz Arıcı 2016 yılında Kanada'da yapılan Uluslar arası Yetişkinler Artistik Buz Pateni Yarışmaları'nda ülkesini temsil etti ve şampiyon olarak ikinci kez altın madalya kazandı. Önceleri antrenörlüğünü Duygu Salur, sonraları milli takım antrenörü Timuçin Özbükücü yaptılar. )
- ARICI, OSMAN (RİZE, 1932 - ) :
( Sendikacı - siyasetçi. Deniz Yolları İşletmesinde çalışırken sendikacı olarak görev aldı. Uzun süre Deniz İşleri Sendikasında görev yaptı. Siyasete Anavatan Partisinde başladı ve İlçe teşkilatında çeşitli görevler yaptı. 1984 - 1989 döneminde Sarıyer Belediye Meclis Üyesi ve Belediye Başkan yardımcısı olarak görev üstlendi. )
- ARIK ile ARIK
( Ark. | Fide ya da fidan dikilen yer. İLE Zayıf, kuru, sıska. )
- ARKA FON[Fr. < FOND] değil ARKADA[Tr.] ya da FONDA
- ARKA KÖPRÜ/FİDANLIK KÖPRÜSÜ :
( Marmara ve Boğazlar Sahil Güvenlik Komutanlığının arkasında, Büyükdere Fidanlığının ön kısmındadır. Bu iki kurum arasında yol geçmektedir. )
- ARKA ile/ve/değil/||/<>/< SIRT
- ARKADA ile/ve/değil ARKANDA
ELLER HAVAYA!!!
Sen! Yalnız adam!Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!
Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!
Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...
Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.
Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...
New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...
Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...
Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...
Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...
YUNANİSTAN
II. Mahmut'tan Yunan İsyanına DestekNisan 1821, Fener Patrikhanesi
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.
Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.
Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.
Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.
Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.
Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.
Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.
Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.
Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.
Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.
Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.
İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.
Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.
Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.
Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.
Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.
Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.
Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.
DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.
(1996'dan beri)