H ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 8.010 başlık/FaRk ile birlikte,
8.010 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(21/33)
- HIM :/yerine ONU, ONA (ERKEK)
- HİMALAYA[Sans. HİMA-ALAYA] -ile
( Karın biriktiği yer. )
- HİMALAYA TUZUNDA:
BEYAZ ile/ve/<> PEMBE
( Yemeklerde kullanılır. İLE/VE/<> Banyo ve tuz lambalarında kullanılır. )
( Hem beyaz, hem pembede, 83 nitelikli mineral bulunmaktadır. İLE/VE/<> Demiroksit ve bakır oranı daha yüksektir. )
( 70 - 80 m. derinlik ve kayalık bölgelerden çıkarılır. İLE/VE/<> Yüzeye yakın yerlerden ve bataklık altından çıkarılır. )
- HIMANTARIUM GABRIALIS[Lat.] ile/||/<> SARI ÇIYAN
( Yirmi santimetreye yakın boyda olup Güney Avrupada çokça rastlanan görünüşü korkunç ama zararsız çokayaklı )
( HIMANTARIUM GABRIALIS )
- HİMAYE | KORUYUCULUK ile/||/<> KORUYUCULUK
( Güçlü bir devletin zayıf bir devleti kendi yetkisi altında tutması Yerli yapım ve tarım çalışmalarını güçlendirmek ve bunların yabancı ülkelerdeki benzer ve eşitleriyle yarışabilmelerini sağlamak amacıyla yabancı mallara ağır gümrük vergisi ve benzeri vergiler uygulama korumacılık )
( PROTECTORATE | PROTECTIONISM )
( PROTECTORAT | PROTECTIONNISME )
( SCHUTZHERRSCHAFT, PROTEKTORAT )
- HİMAYE ile HİMAYECİ/LİK ile HİMAYESİZ/LİK
- HİMÂYE ile/değil/yerine İDÂRE
- HİMÂYE[Ar.] değil/yerine/= KORUMA/GÖZETME/ESİRGEME/KORUYUCULUK/GÖZETİM
- HİMÂYE[Ar.] ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SÖMÜRÜ
- HİMÂYE/T ile/ve/||/<>/>/< HÂMİ
( Koruma, kollama. İLE/VE/||/<>/>/< Koruyucu. )
( Hâmisi olmadığımız hiçbir alanın himâyesinde olamayız. )
- HIMBILLAŞMAK ile HIMBIL/LIK
- HİMEM[< HİMMET] -ile
( GAYRETLER, EMEKLER, ÇALIŞMALAR | ERMİŞLERİN MÂNEVÎ YARDIMLARI )
- HIMHIM ile/||/<> HIMHIM
( Kar Genizden konuşan bir Karagöz oyunu tipi Türk gölge oyununda burundan ve genizden konuşan tip ḫamḫame a speaking through the nose )
( ḪAMḪAME )
( STUTTERING )
( BÉGAIEMENT )
( STOTTERN )
- HIMHIM ile/||/<> KEKEME ile/||/<> KEKEMELİK
( (Kar.) Genizden konuşan bir Karagöz oyunu tipi. @@ Türk gölge oyununda burundan ve genizden konuşan tip. @@ < Ar ḫamḫame 'a speaking through the nose'. )
( STUTTERING~STUTTERER~STUTTERING )
( BÉGAIEMENT~BÈGUE~BÉGAIEMENT )
( ...~BALBUS~BALBUTIES )
( STOTTERN~STOTTERER~STOTTERN )
( ...~BALBUZIENTE~BALBUZIE )
( ...~ΤΡΑΥΛΌΣ / τραυλός~ΤΡΑΥΛΙΣΜΌΣ / τραυλισμός )
( ḪAMḪAME )
- HIMIŞ ile/||/<> ...
( kerpiç veya tuğlayla örülmüş ahşap duvar Kökenini bilmiyoruz )
- HİMMET[çoğ. HİMEM] -ile
( GAYRETLİ ÇALIŞMA, ÇABALAMA | Mânen yardım etmek, çalışma, gayret etme. )
- HİMMET ile/ve/<>/< HİKMET ile/ve/<>/< HİZMET
( Yardım. İLE/VE/<> Bereket. İLE/VE/<> İç yardım. )
( İSLÂM: Allah'ın emirlerine tâzim, kullarına hizmet. )
( BABA, HİMMET! OĞLUM, HİZMET! )
( BİN'E HİZMET, BİR'DEN HİMMET )
( GÖRÜNMEYENE HİZMET
GÖRÜNENDEN HİZMET
[GÖRÜNENE HİZMET, GÖRÜNMEYENDEN HİMMET] )
( Onu bile, kurtuluşa erdirmek üzere hizmet et! )
( Hizmet edersen, himmet edilirsin! )
- HİMMET ile KERÂMET
- HİMMET ile/ve ŞEFAAT
- HİMMET ile/ve TEŞVİK
- HIMSELF :/yerine KENDİ (ERKEK)
- HIMSS/HEALTHCARE INFORMATION AND MANAGEMENT SYSTEMS SOCIETY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLGİ VE YÖNETİM SİSTEMLERİ DERNEĞİ
- HİN[Azr.] = KÜMES[Tr.]
- HİN[Ar. < HİN] ile/||/<> KURNAZ
( kurnaz yin kurnaz Türkçe hin biçiminin başındaki hnin sonradan türediği anlaşılıyor Nogayca yin biçiminin başındaki y de ikincil bir sestir Kökenini bilmiyoruz )
( YIN[Nog.] )
- HÎN[Ar.] ile SENE[Ar.]
- HİNATERA ile HİNATERO
- HİNAYANA -ile
( Küçük Araç/Yol. Budizmin iki ana kolundan biri. Güneydoğu Asya'da yaygındır. )
- HİNAYANA >< MAHAYANA
( Küçük Araç/Yol. Budizmin iki ana kolundan biri. Güneydoğu Asya'da yaygındır. @@ Büyük Araç/Yol. Budizmin iki ana kolundan biri. Çin, Tibet, Japonya gibi kuzey Asya ülkelerinde yaygındır. )
- HINBIL ile/değil HIMBIL
( Şişman ve uyuşuk kişi. | Aciz, zavallı. | Bir çeşit iskambil oyunu. İLE/DEĞİL Hizmetçi. | Eşek. )
- HINÇ/GAYZ ile İNTİKAM
( Zayıf olan, nefret etme ve intikam alma eğilimindedir. Tembel olduğundan da, yatışır ve bu düşüncelerden vazgeçer. )
( GAYZ ile ZAHL[çoğ. ZÜHÛL] )
- HINÇ ile HINÇLI/LIK ile HINÇSIZ
- HINÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HIRS
( Öç alma düşünce ve duygusu ile dolu öfke, kin; gayz. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir şeyi elde etmek için duyulan, önüne geçilmez derecede güçlü istek, aşırı tutku. | öfke. )
- HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )
- HINCA HINÇ (DOLU)
- HIND LEG, ROUND[İng.] ile/||/<> BUT
( Kalça ekleminden ayak bileğine kadar uzanan bölgenin kemikli et parçası Az bud būt but put but but bacak Sart but Alt Tel Koy Kaça Küer put būt Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede būt olarak geçer Eski Kıpçakçada but biçimi kullanılır Kaynaklarda karşılaştırılan Çuvaşça pĕśĕ kalça ses yapısı bakımından but sözüne bağlanamaz )
( HIND LEG, ROUND )
( BUD[Az.]~BŪT[Tkm.]~BUT[Nog.]~PUT[Kklp.]~BUT[Kzk.]~BUT[Krg.]~BŪT[Yak.] )
- HİND ile HİNT
( Yabancı kişi. )
- HİNDDOMUZU | KOBAY[Fr. < COBAYE] ile/||/<> KOBAYGİLLER
( (Cavia porcellus) Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 30 cm. Kara-ak renklidir. Tüyleri uzun ya da kısa olan çeşitleri vardır. Kuyruğu yok gibidir. Kulakları kısadır. Birçok bilimsel araştırmalarda kullanılan evcillestirilmiş bir deney hayvanıdır. Güney Amerikadan dünyaya yayılmıştır. @@ (zooloji) @@ Kemiriciler (Rodentia) takımının, kobaygiller (Caviidae) familyasından, 30 cm kadar uzunlukta, kara, ak karışımı tüyleri uzun ya da kısa, kuyrukları yok gibi, kulakları çok kısa, Güney Amerika'dan dünyaya yayılmış ve bilimsel araştırmalarda deney hayvanı olarak kullanılan bir tür. )
( GUINEA PIG | CAVIES~CAVIES )
( COBAYE | CAVIIDÉS~CAVIIDÉS )
( CAVIA PARCELLUS | CAVIA PORCELLUS | CAVIA~CAVIA | CAVIIDAE | CAVIIDAE, CAVIA: KOBAY )
( MEERSCHWEINCHEN | MEERSCHWEINCHENATRIGE~MEERSCHWEINCHENATRIGE )
( CAVIA~CAVIDI )
( ΙΝΔΙΚΌ ΧΟΙΡΊΔΙΟ / ινδικό χοιρίδιο~ΚΑΒΙΊΔΕΣ / καβιίδες )
- HİNDDOMUZU | KOBAY ile/||/<> KOBAY ile/||/<> KOBAY[Fr. < COBAYE]
( Cavia porcellus Kemiriciler Rodentia takımının kobaygiller Caviidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 30 cm Karaak renklidir Tüyleri uzun ya da kısa olan çeşitleri vardır Kuyruğu yok gibidir Kulakları kısadır Birçok bilimsel araştırmalarda kullanılan evcillestirilmiş bir deney hayvanıdır Güney Amerikadan dünyaya yayılmıştır zooloji Kemiriciler Rodentia takımının kobaygiller Caviidae familyasından 30 cm kadar uzunlukta kara ak karışımı tüyleri uzun ya da kısa kuyrukları yok gibi kulakları çok kısa Güney Amerikadan dünyaya yayılmış ve bilimsel araştırmalarda deney hayvanı olarak kullanılan bir tür )
( GUINEA PIG | CAVIES )
( COBAYE | CAVIIDÉS )
( MEERSCHWEINCHEN | MEERSCHWEINCHENATRIGE )
( CAVIA PARCELLUS | CAVIA PORCELLUS | CAVIA )
( CAVIA )
( ΙΝΔΙΚΌ ΧΟΙΡΊΔΙΟ / ινδικό χοιρίδιο )
- HİNDİ:
turkey ile/||/<> PERU ile/||/<> ETİYOPYA KUŞU ile/||/<> BUKALEMUN ile/||/<> FRANSIZ KIZI/ĞALOPÛLÂ ile/||/<> TACCHINO[: Kuş.]
( Türkçe'de
İngilizce'de. İLE/VE/||/<> Portekizce'de. İLE/VE/||/<> Arapça'da. İLE/VE/||/<> Farsça'da. İLE/VE/||/<> Yunanca'da. İLE/VE/||/<> İtalyanca'da. )
- HİNDÎ ile/||/<> ...
( Hindistanda yapılan ve yapımında kullanılan gereçlerden ötürü pek iyi sayılmayan bir yazı kâğıdı türü )
- HİNDİ/GÜLÜK ile GURK | BABA HİNDİ
( ... İLE Eril hindi. )
( Kökenleri Meksika ve Kuzey Amerika'dır. )
( "Hindi" adı, İspanyol'ların Amerika'ya "Indies" demesinden dolayıdır. )
( Amerika yerlilerinin kullandıkları ad "FURKEE"dir. [Pilgrim Fathers] )
( İngilizce'de "turkey"[Baş harfi(t) küçük olarak!] olarak geçmesinin nedeni, hindinin ticaretini İspanya'dan tüm Avrupa'ya yapanların Türk tüccarlar olmasıdır. [Avrupa'ya hindinin gelişi 1520'lerdir.] )
( "TÜRKİYE HOROZU" [Eskiden İngiltere'de hindileri satanlardan dolayı] )
( Portekiz'liler, hindi için "PERU" adını kullanır. )
( [İbranice] MEKARKERİM )
( Hindi sesi çoğu dilde "GLU GLU" ya da "KRUK KRUK" olarak yazılır. )
(
ile ... )
( DİKÜN RUMİY ile ... )
( HURÛS-İ HİNDÎ ile ... )
( [Choctaw dilinde] FAKİT [Hindinin çıkardığı sesi benzettikleri sözcük olarak] )
( MELEAGRIS GALLOPAVO[beçtavuğu, tavuskuşu] )
- HİNDİ ile/||/<> HİNDİ[Ar. < HİNDİ]
( Meleagris gallopavo Tavuksular Galliformes takımının sülüngiller Phasianidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 100110 cm Yurdu Meksika ve Teksasdır Bütün dünyaya yayılmıştır zooloji Tavuksular Galliformes takımının sülüngiller Phasianidae familyasından 100110 cm kadar uzunlukta Meksika ve Teksastan bütün dünyaya yayılmış bir tür Tavukgiller takımından eti için yetiştirilen bir kümes hayvanı )
( TURKEY )
( DINDON SAUVAGE | DINDON COMMUN )
( TRUTHHAHN )
( MELEAGRIS GALLOPAVO )
- HİNDİ ile HİNDİCİ/LİK
- HİNDİ[Azr.] = KIZILDERİLİ[Tr.]
- HİNDİBA[Ar.]/ANDİV[Fr.] değil/yerine/= GÜNEĞİK
- HİNDİBA ile/||/<> HİNDİBA[Ar. < HİNDİBÂʾ]
( botanik Papatyagiller familyasından tek ve iki yıllıklı geniş yapraklı otsu bir bitki Yerel ağızlarda hindiba yerine güneğik adı kullanılır Bundan başka ağızlarda kara gavuk adı da geçer hindibā endive Kıpçak alanında hindibaya katağan adının verildiğini biliyoruz Bu ad Macarcada katáng olarak saklanmıştır )
( HINDIBĀ )
( CHICORÉE )
( CICHORIUM INTYBUS | CREPIS SPP. )
- GÜNEĞİK/KARAKAVUK/HİNDİBÂ[Ar.] ile KARAHİNDİBA
( Birleşikgillerden, yaprakları haşlanarak salata gibi yenebilen, birkaç yıllık otsu bir bitki. İLE Birleşikgillerden, uzun ve dişli yapraklı, çiçekleri sarı ve kömeç biçiminde bir bitki. )
( CICHORIUM ENDIVIA cum TARAXACUM )
- HİNDİSTAN CEVİZİ TİPİ ile/yerine ŞEFTALİ TİPİ
( Dıştan sert görünen fakat içi boş olan. İLE/YERİNE Dıştan yumuşak görünen fakat içi sağlam olan. )
- HİNDİSTAN CEVİZİ ile/||/<> HİNDİSTAN CEVİZİ
- HİNDİSTAN CEVİZİ ile MÜSKAT(< MUSKAT)
( ... İLE Küçük hindistan cevizi. )
- HİNDİSTAN ile ÇİNİ MÜREKKEBİ
( INDIA vs. INDIA INK )
( هندوستان ile هند ile هندستان ile مرکب چين )
( NPANDOSTAN ile NPAND ile هندستان ile MARKAB CHYNE )
- HİNDİSTAN[Ar.] ile HANDİSTÂN[Ar.]
( Ülke. İLE Maskara ve soytarıların derneği. | Lâtife, şaka. )
- HİNDİSTAN ile KOORDİNATSIZ ile KOORDİNASYONSUZLUK
( INCO vs. INCOORDINATE vs. INCOORDINATION )
( غيرمشخص ile غيرمتجانس ile فقدانهمآهنگي ile ناهماهنگي ile عدمهمکاري )
( غيرمشخص ile غيرمتجانس ile فقدانهمآهنگي ile NANPAMANPANGY ile عدمهمکاري )
- HİNDİSTAN ve/<> SRİ LANKA[< SEYLAN]
( Hindistan Yarımadası'ndan, Palk Boğazı ile ayrılan Sri Lanka, yarımadaya, "Âdem'in Köprüsü" denilen mercan adalarıyla bağantılıdır. VE/<> Önceki adı Seylan olan Sri Lanka, Sinhala dilinde, "pırıl pırıl parıldayan ülke" anlamına gelmektedir. )
( ... VE/<> Budizm'in önemli hac merkezlerinden biridir. )
( ... VE/<> Yakut'u ile de ünlüdür. )
- HİNDİSTAN'DA ÖTEN HOROZUN SESİ KULAĞIMIZDADIR ile/ve/<> BİR YILDIZ KAYSA DİŞİM AĞRIR
- HİNDU ile HİNDUİZM
- HI(N)K ile/ve/||/<>/> BURNU(NDAN)
( Demiş. İLE/VE/||/<>/> Düşmüş. )
- HINNY[İng.] ile/||/<> BARDEAU[Fr.] ile/||/<> MAULESEL[Alm.] ile/||/<> BARDO
( Equus hinnus Tekparmaklılar Perissodactyla takımının atgiller Equidae familyasından bir memeli türü Aygır ve dişi eşeğin birleşmesinden meydana gelmiş bir melezdir Erkekleri kısırdır Bacaklarına oranla iri vücutlu olup kuyruğu çalı gibidir )
( HINNY )
( BARDEAU )
( MAULESEL )
- HİNOĞLUHİNLEŞMEK ile HİNOĞLUHİN/LİK
- HINSIR/HINSAR[Ar.] ile HINSÎR[Ar.]
( Serçe parmak. İLE Alçak. )
- HİNT GERGEDANI ile/||/<> HİNT GERGEDANI
( Rhinoceros unicornis Tekparmaklılar Perissodactyla takımının gergedangiller Rhinocerotidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 315 yüksekliği 170 cm ağırlığı 2 tondur Alın kemiği üzerinde bir tek boynuzu vardır Hindistanda yaşar zooloji Tek parmaklılar Perissodactyla takımının gergedangiller Rhinocerotidae familyasından 315 cm kadar uzunlukta 170 cm kadar yükseklikte 2 ton ağırlığında alın kemiği üzerinde tek bir boynuz bulunan Hindistanda yaşayan bir tür )
( GREAT ONE-HORNED RHINOCEROS | GREAT ONE HORNED RHINOCEROS )
( RHINOCÉROS UNICORNE D'ASIE )
( INDISCHES NASHORN )
( RHINOCEROS UNICORNUS | RHINOCEROS UNICORNIS )
- HİNT İNCİRİ ile KAVAK İNCİRİ
( Kaktüsgillerden, yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki. | Bu bitkinin, kalın ve dikenli kabuğu olan tatlı yemişi. İLE Açık mor renkli bir tür incir. )
( OPUNTIA FICUSINDI cum ... )
- HİNT KAMIŞI ile SU KAMIŞI ile ŞEKER KAMIŞI
( Bambu. İLE Hasır otu. İLE Buğdaygillerden, çiçekleri salkım durumunda başakçıklar oluşturan, 10 metreye kadar uzayabilen, öz suyundan şeker çıkarılan bir bitki. )
- HİNT KENEVİRİ ile/||/<> HİNT KENEVİRİ
( botanik Dişi türlerinin tepesindeki çiçekli kısımla filiz durumundaki yapraklarının kurutulması sonucunda elde edilen ve yapısında etkin madde olarak kanabinoidler içeren bir bitki )
( CHANVRE INDIEN )
( CANNABIS INDICA )
- HİNT KESTANESİ ile/||/<> ATKESTANESİ
( atkestanesi )
- HİNT KOBRASI ile/||/<> HİNT KOBRASI
( Naja tripudians Pullusürüngenler Squamata takımının kobragiller Elapldae familyasından bir sürüngen türü Uzunluğu 12 m Ensesinde gözlüğe benzer sarı bir süsü vardır Çok zehirlidir Yerliler için kutsaldır Yılan oynatanların kullandığı bir türdür Tropik Asyada yaşar Pullu sürüngenler Squamata takımının kobragiller Elapidae familyasından 12 m kadar uzunlukta ensesinde gözlüğe benzer sarı bir süsü olan çok zehirli yerliler için kutsal sayılan Asyada yaşayan bir tür )
( INDIAN COBRA )
( COBRA INDIEN )
( BRILLENSCHLANGE )
( NAJA TRIPUDIANS )
- HİNT MANDASI ile/||/<> HİNT MANDASI
( Buffelus bubalus Çiftparmaklılar Artiodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 225 yüksekliği 180 cm Evcilleştirilmiş ve Hindistandan Asya ve Avrupaya yayılmıştır Çekim işlerinde kullanılır Sütü eti ve derisi de çok aranır zooloji Çift parmaklılar Artiodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından 225 cm kadar uzunlukta 180 cm kadar yükseklikte Asya ve Avrupada yaşayan sütü eti ve derisinin yanında gücünden de yararlanılan bir memeli türü Arna manda su mandası )
( WATER BUFFALO )
( BUFFLE DE L'INDE | ARNI DE L'INDE )
( INDISCHE BÜFFEL )
( BUFFELUS BUBALUS | BUFFELUS BUBALUS, BUBALUS ARNEA )
- HİNT ÖKÜZÜ ile TİBET ÖKÜZÜ
( ZEBU vs. YAK )
- HİNT OKYANUSUNDA:
ANDAMAN DENİZİ ile/ve/||/<> MALAKKA BOĞAZI ile/ve/||/<> MARTABAN KÖRFEZİ ile/ve/||/<> BENGAL KÖRFEZİ ile/ve/||/<> KANBAY KÖRFEZİ ile/ve/||/<> KUÇ KÖRFEZİ ile/ve/||/<> UMMAN DENİZİ ile/ve/||/<> UMMAN KÖRFEZİ ile/ve/||/<> BASRA KÖRFEZİ ile/ve/||/<> YEMEN DENİZİ ile/ve/||/<> ADEN KÖRFEZİ ile/ve/||/<> KIZILDENİZ ile/ve/||/<> MOZAMBİK KANALI ile/ve/||/<> SOFALA KÖRFEZİ ile/ve/||/<> DELAGOA KÖRFEZİ
- INDIAN YELLOW[İng.] / JAUNE DE COBALT, JOUNE DES INDES[Fr.] ile/değil/yerine/= HİNT SARISI
- CASTOR OIL[İng.] ile/değil/yerine/= HİNT YAĞI
- HİNT ile/||/<> ...
- HİNT ile HİNT OKYANUSU ile BALIKOTU ile LOBUT ile HİNTLİ VERİCİ
( INDIAN vs. INDIAN OCEAN vs. INDIAN BERRY vs. INDIAN CLUB vs. INDIAN GIVER )
( هندي ile سرخپوست ile هندوستاني ile ماهي زهره ile ميل زورخانه ile بخشنده دون ile اقيانوس هند )
( NPANDY ile SARKHAPUST ile هندوستاني ile MAHY ZAHAREH ile MYLE ZURKHANEH ile BAKHSHANDEH DON ile EGHYANOS NPAND )
- HİNT ile/||/<> RAKAM
( Hindu-Arap rakamlarının Avrupa'ya tanıtımı )
( Fibonacci (Leonardo Pisano) tarafından 1202 yılında keşfedildi/formüle edildi. (Ülke: Bilinmiyor) (Alan: matematik) )
- HINTA ile/||/<> BUĞDAY
( tarım botanik Buğdaygiller Gramineae Poaceae familyasından çiçeklenmesi başak şeklinde tohumları kullanılan ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan bir yıllık otsu bitki Buğdaygiller familyasından başak biçiminde çiçeklenen tohumları genelde insan gıdası olarak kullanılan yapısında bulunan nişasta tabiatında olmayan polisakkaritler nedeniyle kanatlı rasyonlarında sınırlı kullanılan bir yıllık otsu bitki Az buğda buğday boday biyday biday būday Alt Tel Kuğ Koy Kaça Küer pūday Ury pūday pări kara buğday Türkçe buğday biçiminin Çuvaşçada păriye dönüşmesi düşündürücüdür Bu yolda daha çok bilgi edinmek için Ligeti TörK 3031 Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede buğdāy olarak geçer Eski Kıpçakçada būday buğday biçimleri göze çarpar Kökenini bilmiyoruz Moğolca buğudai biçimi Türkçeden alınmıştır Ligeti TörK 30 Macarca búza biçimi eski bir Türk dilinden kalma bir alıntıdır Gombocz BTLw 42 Ligeti MNy 56 298299 81 15 TörK 30 Tatarcada kullanılan boray der Spelt biçimi Çuvaşçadan kalma bir alıntıdır Benzing ZDMG 98 N F 23 26 Menges The Igor Tale 48 Joki LwSS 107 Egorov ÊS 148 Räsänen V 86a Dmitrieva ST 6 1973 41 Ligeti MNy 56 298299 TörK 129 Eren TDAY 1972 251 Türkoloji Dergisi 8 2426 Miklosich TE 88 boraya ilişkin görüşü yanlıştır Ramstedt KWb 29b Kalmıkça bajr Spelz Dinkel Spelzweisen biçiminin kökenini bilmediğini açıklamış Tatarca Kazan boray carması biçimiyle karşılaştırmıştır Daha sonra SKE 206 Korece pori barley biçimini Tatarca boray buray Çuvaşça puri sic biçimiyle karşılaştırmıştır Çuvaşça părinin Türkçe buğdayın karşılığı olduğu düşünülürse bu karşılaştırmanın sağlam bir dayanaktan yoksun olduğu kolaylıkla anlaşılabilir Türkçeden Sırpçaya bògda olarak geçmiştir Škaljić Turc 146 Kakuk HungaroTurcica 285 )
( COMMON WHEAT )
( BLÉ, FROMENT )
( SAATWEIZEN )
( TRITICUM SATIVUM | TRITICUM SATIVUM, TRITICUM VULGARE | TRITICUM AESTIVUM, TRITICUM VULGARE )
( BUĞDA[Az.]~BUĞDAY[Tkm.]~BODAY[Tatk.]~BIYDAY[Kklp.]~BIDAY[Kzk.]~BŪDAY[Krg.]~PĂRI[Çuv.] )
- HINTA-İ ESVED ile/||/<> BURÇAK
( botanik Baklagillerden taneleri hayvan yemi olarak kullanılan ham protein ve lizin bakımından zengin metiyonin bakımından fakir yapısında visiyanin glikozidi içeren metiyonin bakımından fakir içerdiği tanenler nedeniyle kabızlık yapabilen kanavanin tiripsin inhibitorü gibi antibesleme faktörü taşıyan yıllık bir yem bitkisi burçak otu bur güzel kokmak çak küçültme eki Komşu dillerden Bulgarcaya geçmiştir )
( VETCH )
( VESCE ERYILIA )
( VICIA ERVILIA )
- HİNTERLANT değil/yerine/= İÇBÖLGE/ARTBÖLGE
- HİNTLİ ile/||/<> HİNTLİ
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
( INDUS, IND, (İNDI), INDIAN )
( INDIEN )
( INDIER, INDIANER )
( INDUS )
- HINZIR | DOMUZ ile/||/<> KEÇİ
( (tarım) @@ bk. evcil domuz @@ Çift tırnaklılardan et ve yağı için beslenen evcil bir hayvan. @@ Eski kaynaklarda toŋuz (ve doŋuz) olarak geçer. ~ Az donuz. -Tkm doŋuz. -Blk toŋuz. -TatK duŋgız. -Nog donız. Nogaylar şoşka adını da kullanırlar. -Kzk doŋız. -Kklp doŋız. Karakalpaklar domuza şoşka adını da verirler. -Alt, Tel toŋıs. Eski çağlardan başlayarak kullanılır (toŋuz). Orta Türkçede de toŋuz biçimi geçer. Eski Kıpçakda da toŋuz olarak kullanılır. Kökeni karışıktır. Eski ve yeni diyalektlerde 'yağlı, semiz, şişman' olarak kullanılan toŋ (> don) köküyle toŋuz adı arasındaki bağ üzerinde özel olarak durulmaya değer. Buna karşılık Ramstedt'in Korece ton 'pig' biçimiyle birleştirmesi tartışmaya açıktır (SKE 272). bk. Joki: LwSS 335. Eski Türkçe toŋuz biçimindeki -ŋ- sesi Türkçe domuz'da -m-'ye çevrilmiştir. Türkçe köŋlek biçimindeki -ŋ- sesinin gömlek'te -m-'ye dönüşmesi gibi. Türkçe domuz komşu dillere de geçmiştir. Eski Türkler domuza lağzın adını verirlerdi. İlk olarak eski Türk yazıtlarında gördüğümüz bu ad, eski kaynaklarda ara sıra ortaya çıkmışsa da Orta Türkçeden başlayarak yerini toŋuz'a bırakmıştır. Eski Türkçe lağzın adının kökeni açıklanamamıştır (Şçerbak: İRLTJa 125; Clauson: ResAltL 45; Bazin: SChron 127). Ancak lağzın'ın Türkçe bir türev olmadığı açıktır. Ligeti'ye göre (MNy 42: 4) bu ad birçok büyük kola ayrıldığı anlaşılan Paleoasya dillerinden kalma bir alıntıdır. Clauson (ED 764a) da Toharca bir alıntı olduğunu bir olasılık olarak dile getirmiştir. Son olarak Doerfer (CAJ 17: 7) ise lağzın'ın Hiungnucadan veya Avarcadan kalma bir alıntı olduğu olasılığı üzerinde durmuştur. Mikkola'ya göre (JSFOu 30, 33: 11-12) Bulgar hanlarının listesinde doxs 'Schwein' biçimi geçer. Bilimsel yayınlarda bu görüş sıklıkla tartışılmıştır. Mikkola'nın bu savı ortaya atarken Çuvaşça sısna adını göz önüne almadığı göze çarpıyor. Çuvaşça sısna adının kökenini bilmiyoruz. Macarca disznó (< gyisznó) 'domuz' biçiminin Eski Çuvaşçadan kalma bir alıntı olduğu açıktır. Çuvaşça sısna'nın śısna biçiminden geldiği anlaşılıyor. Buna göre Çuvaşça s- benzeşme (dissimilation) yoluyla ś-'den çıkmıştır. Macarca disznó (< gyisznó) biçiminin cısna(ğ ?) durağı yoluyla śısna'ya çıktığı söylenebilir. Ancak eski ve yeni Türk diyalektlerinde Çuvaşça sısna'ya (< śısna) benzer bir sözün geçmediği göze çarpıyor. Räsänen (TLT 200) ve Şçerbak (İRLTJa 125) Çuvaşça sısna'yı yanlışlıkla çağdaş diyalektlerde 'domuz' olarak kullanılan çoçka adıyla birleştirmişlerdir (Alt, Krg çoçko. -Bşk suska. -Kzk, Kklp şoşka. -Tat çuçka. -Özb çoçka. -YUyg çoçka. -Hak sosxa). Egorov (ÊS 201) da Çuvaşça sısna'yı Hakasça, Başkurtça, Tatarca biçimlerle karşılaştırmıştır. bk. Ligeti: TörK 45. Sibirya diyalektlerinde kullanılan kağay (~ kakkay, kakka) adı Moğolcadan kalma bir alıntıdır (Doerfer: TMEN 259; Räsänen: V 224a). )
( PORK | GOAT~GOAT )
( PORC | CHÈVRE~CHÈVRE )
( SUS~CAPRA )
( SCHWEIN~ZIEGE )
( MAIALE~CAPRA )
( ΓΟΥΡΟΎΝΙ / γουρούνι~ΚΑΤΣΊΚΑ / κατσίκα )
- HINZIR ile/||/<> DOMUZ
( tarım evcil domuz Çift tırnaklılardan et ve yağı için beslenen evcil bir hayvan Eski kaynaklarda toŋuz ve doŋuz olarak geçer Az donuz doŋuz Blk toŋuz duŋgız donız Nogaylar şoşka adını da kullanırlar doŋız doŋız Karakalpaklar domuza şoşka adını da verirler Alt Tel toŋıs Eski çağlardan başlayarak kullanılır toŋuz Orta Türkçede de toŋuz biçimi geçer Eski Kıpçakda da toŋuz olarak kullanılır Kökeni karışıktır Eski ve yeni diyalektlerde yağlı semiz şişman olarak kullanılan toŋ don köküyle toŋuz adı arasındaki bağ üzerinde özel olarak durulmaya değer Buna karşılık Ramstedtin Korece ton pig biçimiyle birleştirmesi tartışmaya açıktır SKE 272 Joki LwSS 335 Eski Türkçe toŋuz biçimindeki ŋ sesi Türkçe domuzda mye çevrilmiştir Türkçe köŋlek biçimindeki ŋ sesinin gömlekte mye dönüşmesi gibi Türkçe domuz komşu dillere de geçmiştir Eski Türkler domuza lağzın adını verirlerdi İlk olarak eski Türk yazıtlarında gördüğümüz bu ad eski kaynaklarda ara sıra ortaya çıkmışsa da Orta Türkçeden başlayarak yerini toŋuza bırakmıştır Eski Türkçe lağzın adının kökeni açıklanamamıştır Şçerbak İRLTJa 125 Clauson ResAltL 45 Bazin SChron 127 Ancak lağzının Türkçe bir türev olmadığı açıktır Ligetiye göre MNy 42 4 bu ad birçok büyük kola ayrıldığı anlaşılan Paleoasya dillerinden kalma bir alıntıdır Clauson ED 764a da Toharca bir alıntı olduğunu bir olasılık olarak dile getirmiştir Son olarak Doerfer CAJ 17 7 ise lağzının Hiungnucadan veya Avarcadan kalma bir alıntı olduğu olasılığı üzerinde durmuştur Mikkolaya göre JSFOu 30 33 1112 Bulgar hanlarının listesinde doxs Schwein biçimi geçer Bilimsel yayınlarda bu görüş sıklıkla tartışılmıştır Mikkolanın bu savı ortaya atarken Çuvaşça sısna adını göz önüne almadığı göze çarpıyor Çuvaşça sısna adının kökenini bilmiyoruz Macarca disznó gyisznó domuz biçiminin Eski Çuvaşçadan kalma bir alıntı olduğu açıktır Çuvaşça sısnanın śısna biçiminden geldiği anlaşılıyor Buna göre Çuvaşça s benzeşme dissimilation yoluyla śden çıkmıştır Macarca disznó gyisznó biçiminin cısna ğ durağı yoluyla śısnaya çıktığı söylenebilir Ancak eski ve yeni Türk diyalektlerinde Çuvaşça sısnaya śısna benzer bir sözün geçmediği göze çarpıyor Räsänen TLT 200 ve Şçerbak İRLTJa 125 Çuvaşça sısnayı yanlışlıkla çağdaş diyalektlerde domuz olarak kullanılan çoçka adıyla birleştirmişlerdir Alt çoçko suska şoşka çuçka çoçka YUyg çoçka sosxa Egorov ÊS 201 da Çuvaşça sısnayı Hakasça Başkurtça Tatarca biçimlerle karşılaştırmıştır Ligeti TörK 45 Sibirya diyalektlerinde kullanılan kağay kakkay kakka adı Moğolcadan kalma bir alıntıdır Doerfer TMEN 259 Räsänen V 224a )
( PORK | GOAT )
( PORC | CHÈVRE )
( SCHWEIN )
( SUS )
( MAIALE )
( ΓΟΥΡΟΎΝΙ / γουρούνι )
- HINZIR[Ar.] ile/değil HAYLAZ
( Yaramaz, haylaz. | Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar. | Kurnaz, içten pazarlıklı olan. | Domuz. İLE/DEĞİL Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kişi. | Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden. )
- HINZIRİYE | DOMUZGİLLER ile/||/<> DOMUZGİLLER
( Suidae sus domuz Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının çiftparmaklılar Artiodactyla takımının gevişgetirmeyenler Nonruminantia alttakımına giren bir familyası Kılları fırça gibi sert ve çok seyrektir Ağız yapıları uzundur Gözleri küçük olur Kuyrukları ince ve uzundur Dünyanın her bölgesine yayılmış olup ıslak ormanları bataklıkları yeğ tutarlar Erkeklerin köpek dişleri çoğunluk dışarı doğru çokça uzamıştır Evcil domuz Sus scrofa domesticus yaban domuzu S scrofa geyik domuzu Babirussa babyrussa ırmak domuzu Potamochoerus porcus düğmeli Afrika domuzu Phacochoerus aethiopicus türleri iyi bilinir zooloji Memeliler Mammalia sınıfının çift parmaklılar Artiodactyla takımının geviş getirmeyenler Nonruminantia alt takımından kılları fırça gibi sert ve çok seyrek ağız yapıları uzun gözleri küçük kuyrukları ince ve uzun dünyanın her yerinde görülebilen bir familya )
( PIGS )
( PORCS | SUIDÉS )
( SCHWEINE )
( SUS | SUIDAE | SUIDAE, SUS: DOMUZ )
- HINZIRLAŞMAK ile HINZIR/LIK ile HINZIRCA
- HIP DISLOCATION[İng.] değil/yerine/= KALÇA ÇIKIĞI
( Kalça eklemlerinin birinin ya da ikisinin anormal gelişmesi durumu. Manşon bağlantısı kısmi ya da hiç oluşmamış olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HIP :/yerine KALÇA
- HYPERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPER FREKANS
- HİPER TANSİYON[İng./Fr. < TENSION] değil/yerine/= YÜKSEK KAN BASINCI
- HYPERCHARGE[Fr.] / HYPERLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPER YÜK
- HİPER- ile HİPO- ile EU-
( Aşırı, yüksek, ... üstünde. >< Altında, olağanın altında, alt, düşük. İLE Uygun, normal, gerçek. )
- HYPER-[İng.] / HYPER-[Fr.] / HYPER-[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPER-
- HİPERAERASYON ile HİPERVENTİLASYON
( Aşırı havalanma. İLE Aşırı solu(t)ma, aşırı havalanma. )
- HİPERAKTİF ile/değil HAREKETLİ
( Öğrenme becerisi gösteremeyenler için geçerlidir. İLE ... )
( Nohut, boncuk vb. gibi şeyleri, önündeki ağzı dar şişeye 1-2-3 dk. boyunca doldurabiliyorsa ve dikkatini belirli sürelerde bir şeyler üzerinde tutabiliyorsa hiperaktif değildir! )
- HİPERAKTİVİTE[Fr. < HYPERACTIVITÉ] değil/yerine/= AŞIRI ETKİNLİK
- HİPERAKTİVİTE/HYPERACTIVITY[İng.] değil/yerine/= AŞIRI HAREKETLİLİK
- HİPERAKTİVİTE ile/||/<> DİKKAT EKSİKLİĞİ
( Aşırı devimlilik ve enerji. İLE/||/<> Odaklanma zorluğu ve dikkat süresinde zorluk, dikkati sürdürememe. )
- HİPERAKTİVİTE ile HİPERMOTİLİTE ile HİPERKİNEZİ
( Aşırı devinim. İLE Aşırı devinim. İLE Aşırı devinim. )
- HİPERAKUT/HYPERACUTE[İng.] değil/yerine/= AŞIRI IVEGEN
- HİPERALIMENTASYON/HYPERALIMENTATION[İng.] değil/yerine/= YOĞUN BESLEME
- HİPERBOL ile ABARTI ile HİPERBOLİK
( HYPERBOLA vs. HYPERBOLE vs. HYPERBOLIC )
( هذلولي ile غلو ile شبه هذلولي ile اغراقي )
( هذلولي ile GHLU ile SHABEH NPAZLOOLY ile اغراقي )
- HİPERBOL ile HİPERBOLİK
- HİPERBOL ile/ve/||/<>/> HİPERBOLOİT
- HİPEREKSİTABİLİTE ile HİPERESTEZİ ile HİPERREFLEKSİ ile HİPERSENSİBİLİTE/HİPERSENSİTİVİTE
( Aşırı uyarılganlık. İLE Aşırı duyumsarlık. İLE Aşırı tepke. İLE Aşırı duyarlılık. )
- HİPEREMESİS ile/||/<> BULANTI
( Aşırı ve sürekli kusma. İLE/||/<> Mide bulantısı. )
- HİPEREMI/HYPEREMIA[İng.] değil/yerine/= AŞIRI KANLANMA
- HİPEREMİ ile HİPERTANSİYON
( Kızarıklık, kan artımı. İLE Yüksek kan basıncı. )
- HİPERGLİSEMI/HYPERGLYCEMIA[İng.] değil/yerine/= KAN ŞEKERİ YÜKSEKLİĞİ
- HİPERGLİSEMİ ile/||/<> HİPOGLİSEMİ
( Kanda yüksek seviyede glikoz bulunması. İLE/||/<> Kanda düşük seviyede glikoz bulunması. )
- HİPERHİDROZ ile/||/<> ANHİDROZ
( Aşırı terleme. İLE/||/<> Terleme yetersizliği ya da hiç terlememe. )
- HİPERHİDROZ ile/||/<> ANHİDROZ
( Aşırı terleme. İLE/||/<> Terleme yetersizliği ya da terleyememe. )
- HİPERHİDROZ ile/||/<> ANHİDROZ
( Aşırı terleme. İLE/||/<> Terleme yetersizliği ya da hiç terlememe. )
- HİPERİNTENS/HYPERINTENSE[İng.] değil/yerine/= AŞIRI YOĞUN
- HİPERKALKULİ[İng. HYPERCALCULIA] ile/||/<> HİPERSALİVASYON[İng. HYPERSALIVATION] ile/||/<> HİPERTANSİYON[İng. HYPERTENSION] ile/||/<> HİPERTONİK ÇÖZELTİ[İng. HYPERTONIC SOLUTION] ile/||/<> HİPERTROFİ[İng. HYPERTROPHY]
( Matematiksel hesaplamalar yapma yeteneğinin, genel nüfusun matematiksel öğrenme yeteneğinden ve okul performansından önemli ölçüde üstün olduğu bir zihinsel gelişim durumu. @@ Siyalore ya da hipersiyaloz olarak da bilinen hipersalivasyon, kelimenin tam anlamıyla aşırı tükürük akışı anlamına gelir. Ayrıca tükürük klirensinin azalmasından da kaynaklanabilecek ağızdaki tükürük miktarının artması olarak tanımlanmıştır. @@ Kronik olarak sistolik ve diyastolik arteriyel kan basınçlarının yüksek seyretmesi durumudur.Normal bir insanda sistolik kan basıncı (SKB) 120mmHg'nin; diyastolik kan basıncı (DKB) 80mmHg'nin altında olması beklenir. Hipertansiyon, belirtilen bu değerlerin üzerinde olan kan basınçlarını genel olarak ifadesidir. Hipertansiyon, Prehipertansiyon (SKB'nin 120-139 ya da DKB'nin 80-89mmHg'nin üzerinde olması, Evre 1 Hipertansiyon (SKB'nin 140-159 ya da DKB'nin 90-99mmHg'nin üzerinde olması) ve Evre 2 Hipertansiyon (SKB'nin ≥160 ve üstü ya da DKB'nin ≥100mmHg olması) olarak üç evrede sınıflanır.** @@ Hücre öz suyuna göre yoğunluğu daha fazla olan çözeltilerdir.[1] Bir alyuvar gözesini herhangi bir hipertonik çözeltiye yerleştirirken, gözeden çözeltiye serbest su hareketi olacaktır. Bu hareket ozmoz yoluyla gerçekleşir, çünkü gözede çözeltiden daha fazla serbest su bulunur. Bir göze hipertonik ortama yerleştirildiğinde su kaybederek büzüşür. Bu genel süreç plazmoliz olarak bilinir. @@ Hücrelerin daha çok çalışması, uyarılması ya da hastalıklarla oluşan büyüme türü. Basitçe göze büyümesi olarak bilinir. Genellikle iskelet kası ya da kalp kasında görülür. Sağlıklı ve sağlıksız olan türleri mevcuttur.[1][2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HİPERKAPNİ ile AKAPNİ ile HİPOKAPNİ
( Kanda ve dokuda karbondioksit(CO2) artması. İLE Kanda ve dokuda karbondioksit(CO2) yokluğu. İLE Kanda ve dokuda karbondioksit(CO2) azalması. )
- HİPERKERATOZ ile/||/<> KERATİNİZASYON
( Deride aşırı keratin birikimi ile kalınlaşma. İLE/||/<> Deri gözelerinin keratin üretmesi ve sertleşmesi süreci. )
- HİPERLİPİDEMİ ile/||/<> HİPOGLİSEMİ
( Kanda yüksek seviyede lipid bulunması. İLE/||/<> Kan şekeri seviyesinin normalin altına düşmesi. )
- HİPERLİPİDEMİ ile/||/<> HİPOLİPİDEMİ
( Kanda yüksek seviyede lipid bulunması. İLE/||/<> Kanda düşük seviyede lipid bulunması. )
- HİPERMETROP(İ)[Fr. < Yun. HYPER: Aşırı. | METRON: Ölçü. | OPS: Göz.] ile/ve/||/<> MİYOP[Fr. < Yun. MYEIN: Kırpmak. | OPS: Göz.] ile/ve/||/<> ASTİGMATİZMA ile/ve/||/<> PRESBİTLİK[Fr. < Yun.: PRESBYTES: Yaşlı.]
( Nesnelerin görüntüleri, ağtabakanın gerisinde kaldığından dolayı, yakını net/iyi görememe. İLE/||/<> Nesnelerin görüntüleri, ağtabakanın ön tarafında kaldığından dolayı, uzağı net/iyi görememe. İLE/||/<> Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden duru görememe durumu. | Gözdeki kornea ya da lensin düzensiz eğriliği nedeniyle bulanık görme. İLE/||/<> Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu. )
( * Eksen,
* Kırıcılık,
* Gelıp Geçici Hipermetropi.
İLE
* Eksen,
* Kırıcılık,
* Gelİp Geçici Hipermetropi.
İLE
* Basit,
* Kompoze/Bileşik,
* Mikst
İLE
)
( ... ile/||/<> KASR-ÜL-BASAR ile/||/<> ... ile/||/<> ... )
( FARSIGHTEDNESS/HYPERMETROPIC vs. NEARSIGHTEDNESS/MYOPIC vs. ASTIGMATISM )
( ... avec MYOPIE avec ... )
- HİPERMETROPİ ile/||/<> PRESBİYOPİ
( Yakını net görememe ile ilişkili bir göz kusuru. İLE/||/<> Yaşlanma ile birlikte yakını görme yeteneğinin azalması. )
- HİPERMETROPLUK ile HİPERMETROP
( HYPERMETROPIA vs. HYPERMETROPIC )
( دوربيني ile انسان دوربين )
( DORBYNEY ile ENSAN DORBYNE )
- HYPEROXIDE ION, SUPEROXIDE[İng.] ile/değil/yerine/= HİPEROKSİT İYONU
- HYPERON[İng.] / HYPERON[Fr.] / HYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPERON
- HİPERPARATİROİDİZM ile/||/<> HİPOPARATİROİDİZM
( Paratiroid bezlerinin aşırı hormon üretimi. İLE/||/<> Paratiroid bezlerinin yetersiz hormon üretimi. )
- HİPERPİGMENTASYON ile/||/<> HİPOPİGMENTASYON ile/||/<> DEPİGMENTASYON
( Deride aşırı melanin birikimi ile koyu lekeler oluşması. İLE/||/<> Deride melanin eksikliği ile açık lekeler oluşması. İLE/||/<> Renk yitimi. )
- HİPERPLAZİ ile/||/<> ATROFİ
( Göze sayısının artmasıyla doku büyümesi. İLE/||/<> Göze sayısının azalması ya da gözelerin küçülmesiyle doku küçülmesi. )
- HİPERPROLAKTİNEMİ ile/||/<> HİPOPROLAKTİNEMİ
( Prolaktin hormonunun kanda yüksek seviyede bulunması. İLE/||/<> Prolaktin hormonunun kanda düşük seviyede bulunması. )
- HİPERSELÜLER/HYPERCELLULAR[İng.] değil/yerine/= ARTMIŞ GÖZELİ
- HİPERSENSITİVİTE/HYPERSENSITIVITY[İng.] değil/yerine/= AŞIRI DUYARLILIK
- HYPERSONIC[İng.] / HYPERSONIQUE[Fr.] / HYPERSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPERSONİK
- HİPERTANSİYON ile/||/<> HİPOTANSİYON
( Kan basıncının normalden yüksek olması. İLE/||/<> Kan basıncının normalden düşük olması. )
- HT/HİPERTANSİYON HYPERTENSION[İng.] ile/||/<>/>< HİPOTANSİYON HYPOTENSION[İng.]
( Yüksek kan basıncı durumu. İLE/||/<>/>< Düşük kan basıncı durumu. )
- HİPERTERMİ/HYPERTHERMIA[İng.] değil/yerine/= KONTROLSÜZ SICAKLIK ARTIŞI
- HİPERTERMİ ile/||/<> HİPOTERMİ
( Gövde sıcaklığının normalin üzerine çıkması. İLE/||/<> Gövde sıcaklığının normalin altına düşmesi. )
- HİPERTİROİDİZM ile/||/<> HİPOTİROİDİZM
( Tiroid bezinin aşırı hormon üretimi ile metabolizmanın hızlanması. İLE/||/<> Tiroid bezinin yetersiz hormon üretimi ile metabolizmanın yavaşlaması. )
- HİPERTONİ/HYPERTONIA[İng.] değil/yerine/= AŞIRI GERİM | AŞIRI GEÇİŞİM
- HİPERTONİ ile HİPERTONİK ile HİPERTONİSİTE
( Aşırı gergi, aşırı yoğunluk. İLE Aşırı yoğun, aşırı gergin. İLE Aşırı yoğunluk. )
- HYPERTONIC[İng.] ile/değil/yerine/= HİPERTONİK
- HİPERTRİKOZ ile HİRŞUTİZM
( Aşırı kıllanma. İLE Kadında kıllanma. )
- HİPERTROFİ/HYPERTROPHY[İng.] değil/yerine/= İRİLEŞİM
- HİPERTROFİ ile/||/<> HİPERPLAZİ
( Hipertrofi göze büyümesi İLE hiperplazi göze çoğalmasıdır )
( Formül: Büyüme İLE çoğalma )
- HİPERVENTILASYON/HYPERVENTILATION[İng.] değil/yerine/= HIZLI-DERİN SOLUMA
- HİPERVİJİLANS/HYPERVIGILANCE[İng.] değil/yerine/= AŞIRI UYARILMIŞLIK
- HİPERVİSKOZİTE/HYPERVISCOSITY[İng.] değil/yerine/= AĞDALILIK
- HİPERVOLEMI/HYPERVOLEMIA[İng.] değil/yerine/= OYLUM FAZLALIĞI
- HIPHIZLI
- HİPNOİD ile HİPNOİDAL
( HYPNOID vs. HYPNOIDAL )
( نومي )
( نومي )
- HİPNOTİK ile HİPNOTİK UYKU ile HİPNOTİZMA ile HİPNOTİZE ETMEK ile HİPNOTİZE EDİCİ
( HYPNOTIC vs. HYPNOTIC SLEEP vs. HYPNOTISM vs. HYPNOTIZE vs. HYPNOTIZING )
( خواب آور ile توليدکننده خواب ile خواب مغناطيسي ile هيپنوتيزم ile هيپنوتيزم کردن ile منوم )
( KHAB AVAR ile TOLYDOKONANDEH KHAB ile KHAB MOGHENATYSY ile YEHYPNOTYZAM ile YEHYPNOTYZAM KARDAN ile منوم )
- HİPNOTİZMA ile HİPNOTİZMACI ile HİPNOTİZMALI
- HİPNOZ AŞAMALARINDA:
LETARJİ ile/ve/||/<>/> KATALEPSİ[Fr. < CATALEPSIE] ile/ve/||/<>/> SOMNAMBUL/İZM
- HİPNOZ:
BİREYSEL ile/ve/||/<> ÖBEK(GRUP) ile/ve/||/<> KENDİ KENDİNE(AUTO) ile/ve/||/<> BAŞKASI ARACILIĞIYLA ile/ve/||/<> YOL ile/ve/||/<> TOPLUMSAL ile/ve/||/<> SİYASAL REKLÂM AMACIYLA
- HİPNOZ:
FARKINDALIĞIMIZDA OLANI DIŞSALLAŞTIRMAK ve/||/<> FARKINDALIĞIMIZDA OLMAYANI İÇSELLEŞTİREBİLMEK
- HİPNOZ SAĞALTIMI ile HİPNOTİK YENİDEN İŞLEME SAĞALTIMI(HYT)
- HİPNOZ UYGULAMALARINDA:
GELENEKSEL ile/ve/||/<>/> MODERN ile/ve/||/<>/> M. H. ERICKSON
- HİPNOZ ve/||/<> "BÂTIL İNANÇ"
( İkisinde de istek, inanç ve "güvenme" vardır. )
- HİPNOZ ile/ve/||/<> HİPNOTERAPİ
- HİPNOZ ile OLUMSUZ OTOHİPNOZ
- HİPNOZDA, KİŞİNİN ...:
TELKİN ALIP ALMAMASI ile/ve/||/<>/> NARKOZ ile/ve/||/<>/> KATELEPSİ ile/ve/||/<>/> LATERJİ ile/ve/||/<>/> SOMNAMBUL
- HİPO ile HİPOSTAZ ile HİPOSTİL
( HYPO vs. HYPOSTASIS vs. HYPOSTYLE )
( هيپوسولفيت سديم ile عامل محرک ile موجود فرضي ile ستون دار )
( YEHYPOOSOLFYT SADYM ile AMEL MAHRAK ile MOJOD FARZY ile SETON DAR )
- HYPO-[İng.] / HYPO-[Fr.] / HYPO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPO-
- HİPOAKTİVİTE/HYPOACTIVITY[İng.] değil/yerine/= ETKINLİK AZALMASI
- HİPOALBÜMİNEMİ ile/||/<> HİPERALBÜMİNEMİ
( Kanda düşük seviyede albümin bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede albümin bulunması. )
- HYPOBROMITE[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOBROMİT
- HYPOBROMOUS ACID[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOBROMÖZ ASİT
- HİPODENS/HYPODENSE[İng.] değil/yerine/= AZ YOĞUN
- HİPODERMİK ile DERİ ALTI
( HYPODERMIC vs. HYPODERMIS )
( زيرپوستي ile تحت الجلدي ile تحت الجلد )
( زيرپوستي ile تحت الجلدي ile تحت الجلد )
- HİPOFİZ BEZİ ile KALKANBEZİ/TİROİD BEZİ ile PARATİROİD BEZİ ile LENF BEZİ ile BÖBREK ÜSTÜ BEZİ ile PANKREAS BEZİ ile EŞEYSEL BEZ ile İÇ SALGI BEZLERİ ile GASTRİT SUYU BEZİ ile GÖĞÜS KEMİĞİ ARKASINDA BULUNAN İÇSALGI BEZİ/TİMUS
( PITUITARY GLAND vs. THYROID GLAND vs. PARATHYROID GLAND vs. ADENOID (GLAND) vs. ADRENAL (GLAND) vs. PANCREATIC GLAND vs. GONADIAL GLAND vs. ENDOCRINE GLANDS vs. PEPTIC GLAND vs. THYMUS )
- HİPOFİZ İLE TİROİD İLE ADRENAL İLE PANKREAS ile/||/<> ENDOKRİN BEZLER
( Hormon salgılayan organlar. )
( Formül: TSH → T3/T4 )
- HİPOFİZ İLE TİROİD İLE ADRENAL ile/||/<> ENDOKRİN BEZLER
( Başlıca hormon salgılayan bezler. )
( Formül: TSH → T3/T4 → -TSH )
- HYPOPHOSPHATE[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOFOSFAT
- HİPOFOSFATEMİ ile/||/<> HİPERFOSFATEMİ
( Kanda düşük seviyede fosfat bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede fosfat bulunması. )
- HİPOGEAL ile HİPOGEZ
( HYPOGEAL vs. HYPOGEOUS )
( زير زميني )
( ZYR ZAMYNEY )
- HİPOGLİSEMI/HYPOGLYCEMIA[İng.] değil/yerine/= KAN ŞEKERİ DÜŞÜKLÜĞÜ
- HİPOKALEMİ ile/||/<> HİPERKALEMİ
( Kanda düşük seviyede potasyum bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede potasyum bulunması. )
- HİPOKALSEMİ ile/||/<> HİPERKALSEMİ
( Kanda düşük seviyede kalsiyum bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede kalsiyum bulunması. )
- HYPOCHLOROUS ACID[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOKLORÖZ ASİT
- HİPOKONDRİASİS ile HİPERKONDRİASİS
( Hastalık hastalığı/saplantısı. İLE Tıbbî yardım almama/istememe saplantısı. )
- HİPOKRAT ile/ve/||/<>/> GALEN ile/ve/||/<>/> İBN-İ SİNÂ
- HİPOKSEMİ ile HİPOKSİ
( Kanda oksijen azlığı. İLE Oksijen azlığı. )
- HİPOMAGNEZEMİ ile/||/<> HİPERMAGNEZEMİ
( Kanda düşük seviyede magnezyum bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede magnezyum bulunması. )
- HİPONATREMİ ile/||/<> HİPERNATREMİ
( Kanda düşük seviyede sodyum bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede sodyum bulunması. )
- HIPOPE:
İKİ KÜRELİ ile/ve/<> DÖRT KÜRELİ
( EUDOXOS )
- HİPOPLASTİK/HİPOPLAZİK ile HİPOPLAZİ
( Az gelişmiş. İLE Az gelişmişlik. )
- HİPOPLAZİ/HYPOPLASIA[İng.] değil/yerine/= AZ GELİŞİM
- HİPOPNE ile/>< HİPERPNE
( Solunum derinliğinin azalması[yüzeysel solunum]. İLE/>< Solunum derinliğinin artması. )
- HİPOPOTAM değil/yerine/= SUAYGIRI
- HİPOPOTAMGİLLER ile/||/<> HİPOPOTAMGİLLER
( anlamdaş suaygırıgiller Hippopotamidae hippopotamus su aygırı Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının çiftparmaklılar Artiodactyla takımının gevişgetirmeyenler Nonruminantia alttakımına giren bir familyası Başları ve vücutları çok iridir Ayakları 4 parmaklıdır Kocaman olan ağızlarında iri köpek ve kesici dişleri vardır ve fildişi gibi işlenir Su hayvanları olup yüzer ve uzun zaman su altında kalırlar Birçok taşıllaşmış türleri vardır Afrikada yaşarlar Su aygırı Hippopotamus amphibius küçük Nil aygırı Choeropsis liberiensis türleri iyi bilinir su aygırıgiller )
( HIPPOS )
( HIPPOPOTAMES )
( FLUSSPFERDE )
( HIPPOPOTAMUS )
- HİPOSELÜLER ile HİPERSELÜLER
( Seyrek gözeli. İLE Artmış gözeli, aşırı gözeli. )
- HİPOSTAZ/HYPOSTASIS[İng.] değil/yerine/= KAN GÖLLENİMİ
- HİPOSTENİ/HYPOSTENIA[İng.] değil/yerine/= GÜÇ DÜŞÜKLÜĞÜ
- HYPOSULFITE PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOSÜLFİT SÜRECİ
- HYPOSULFITE[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOSÜLFİT
- HYPOSULFURIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOSÜLFÜRİK ASİT
- HİPOTALAMUS[İng. HYPOTHALAMUS] ile/||/<> VAZOPRESSİN (ANTİDİÜRETİK HORMON)[İng. VASOPRESSIN]
( Hipotalamus, beyin bölgesinin talamusun altına uzananan ve üçüncü serebral ventrikül zeminini oluşturan yapı. Hipotalamus beynin ayrılmaz bir parçasıdır. Beynin altından çıkıntı yapan küçük koni biçimli bir yapıdır. Hipotalamus, otonom sinir sisteminin birçok fonksiyonu için bir kontrol merkezidir ve hipofiz beziyle olan karmaşık etkileşiminden dolayı endokrin sistemi üzerinde etkisi vardır. @@ Antidiüretik hormon (ADH) ile eş anlamlı olarak kullanılır. Hipotalamus ve arka Hipofiz Bezi tarafından salgılanan, hafif bir damar daraltıcı etkisi olan ancak başlıca işlevi idrarla su kaybını önlemek olan bir hormondur. Homeostaz açısından son derece önemli bir hormondur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HİPOTALAMUS ve/||/<> EPİFİZ ve/||/<> HİPOFİZ
( Beyinde, tek olanlar. )
( Hz. İbrahim. VE/||/<> Hz. İshak. VE/||/<> Hz. Yakub. )
- HİPOTANSİYON/HYPOTENSION[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜK KAN BASINCI
- HİPOTANSİYON değil/yerine/= DÜŞÜK KAN BASINCI
- HİPOTENÜS ile/||/<> YATIKKENAR
( yatıkkenar Dik açılı üçgenin dik açıya karşı gelen kenar )
( HYPOTENUSE )
( HYPOTENUSE | HYPOTÉNUSE )
( HYPOTENUSE )
- HİPOTERMİ/HYPOTHERMIA[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜK SICAKLIK
- HİPOTETİK[Fr. < HYPOTHÉTIQUE] değil/yerine/= VARSAYIMSAL
- HİPOTEZ[Fr. < HYPOTHÈSE] değil/yerine/= VARSAYIM
- HİPOTEZ[İng. HYPOTHESIS] ile/||/<> BOŞ HİPOTEZ[İng. NULL HYPOTHESIS] ile/||/<> BOŞ MODEL[İng. NULL MODEL] ile/||/<> EKZON KARIŞMASI[İng. EXON SHUFFLING] ile/||/<> GAİA HİPOTEZİ[İng. GAIA HYPOTHESIS] ile/||/<> İSTATİSTİKİ ÖNEM[İng. STATISTICAL SIGNIFICANCE] ile/||/<> P DEĞERİ[İng. P-VALUE]
( Kanıtlanmamış ancak test edilebilir bilimsel önerme. Test edilmiş, yanlışlanamamış, başka bilim insanlarınca da kontrol edilmiş ve yeniden yanlışlanamamış olan hipotezler, kuramların inşâsında kullanılır. Doğada kendini tekrar eden ve uzun vadede değişmeyen "doğa yasaları" ("bilimsel gerçekler") ile kuramsal açıklamaları birbirine bağlamak için hipotezler kullanılır. Hipotezlerin doğruluğu ispatlanınca teori olmaz. Teorilerin doğruluğu ispatlanınca kanun olmaz. Teoriler, doğadaki olguların neden ve nasıllarını açıklamak için kullanılan kapsamlı bilimsel önermelerdir. Hipotezler, bu önermelerin alt birimleridir ve teoriye güç katarlar. Doğada "kanun" olan olgulara rastlamayız, zira hiçbir şey "kesin doğru" olamaz, her şey değişmeye açıktır. Doğa gerçekleri (bilimsel gerçekler) kimi zaman kanunlar olarak geçerler. Ancak bunlar da, "neden" ve "nasıl" sorularının cevabını vermezler, "ne" sorusuna cevap verirler. Doğa yasalarını (bir nevi "kanunları") sorgulayan önermelere hipotez, bu hipotezleri bir arada barındıran bilimsel açıklamalara ise teori denir. Bu sebeple, bilimsel önermelerin en üst düzeyi teorilerdir. @@ Bir deney ya da gözlemin, yapılabilecek en basit varsayımlara dayanarak sonuçlarına dair çıkarımlar içeren hipotez türleri. Genellikle boş hipotezlerde, popülasyon içerisindeki değişimlerin var olmadığı, varsa da hiçbir nedene bağlı olmadan var olduğunu kabul eder. Boş hipotezler, daha kapsamlı hipotezlerin geliştirilmesi için doğru yolların tespiti açısından önem taşır. @@ Bir araştırmacının boş hipotez geliştirebilmesi amacıyla yaptığı basit ve açık varsayımların toplamıdır. @@ Ayrık yapısal öğeleri kodlayan ekzonların yerelerinin yeniden düzenlenerek yeni proteinlerin evrimleştiğini öneren bir hipotez. @@ Gaia teorisi ya da Gaia ilkesi olarak da bilinen Gaia hipotezi, Dünya'nın canlı ve cansız elemanlarının etkileşimini tek bir canlı organizmaya benzeten model. 1972 yılında İngiliz kimyacı James E. Lovelock ve Amerikalı biyolog Lynn Margulis tarafından geliştirilmiştir ve Yunan Tanrıçası Gaia (Gaea)'dan adını alır. Tüm canlıların, yaşamın genelini teşvik eden Dünya'nın çevre üzerinde düzenleyici bir etkiye sahip olduklarını varsayar. @@ Bir veriyle ilgili yeterli miktarda kanıt olduğunu belirtmeye yarayan istatistiki bir iddiadır. Eğer boş hipotezin gözlenen ihlalleri, şans etkilerine bağlı olarak oluşuyorsa ve bir sonucun olasılığı 0.05 değerine eşit ya da daha düşükse, istatistiki olarak önemli kabul edilir. @@ Verilerdeki şablonlar ile ilgili iddialarda bulunabilmek açısından istatistiki destek miktarını gösteren bir tahmindir. Küçük değerleri, istatistiki verilerin iddiayı daha fazla desteklediğini gösterir. Bir diğer deyişle ise, boş hipotezi ihlal eden durumların ve farklılıkların, gerçekten de şans eseri olma ihtimalini göstermektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HYPOTHESIS[İng.] / HYPOTHÈSE[Fr.] / VERAUSSETZUNG, ANNAHME[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPOTEZ
- HİPOTEZ ile/||/<> KURAM
( Hipotez, test edilecek önerme. İLE Kanıtlanmış bilgi. )
( Formül: H₀ İLE kanıt )
- HİPOTEZ ile/değil/yerine ÖRNEK
- HİPOTEZ/HYPOTHESIS[İng.] değil/yerine/= VARSAYIM
- HİPOTONİ/HYPOTONIC[İng.] değil/yerine/= AZ GERİM | AZ GEÇİŞİM
- HİPOTONİK ÇÖZELTİ[İng. HYPOTONIC SOLUTION] ile/||/<> DEPLAZMOLİZ[İng. DEPLASMOLYSIS] ile/||/<> HEMOLİZ[İng. HEMOLYSIS] ile/||/<> MİKROSKOP[İng. MICROSCOPE] ile/||/<> SAF SU[İng. PURIFIED WATER]
( Hücre öz suyuna göre yoğunluğu daha az olan çözeltilerdir. Eğer bir bitki gözesi hipotonik bir ortama konulursa, göze şişerek turgor durumuna geçer. Hayvan gözesi ise aşırı su alımına bağlı olarak patlayabilir. Bu durum sitolojide hemoliz olarak adlandırılır. Hayvan gözelerinin yoğunluğu, saf suyun yoğunluğundan fazla olduğundan, saf su içerisine konmaları durumunda da hemolize uğrayabilir. Bu nedenle çoğu hayvan gözesi mikroskop altında incelenirken izotonik ortam sağlayan %0,9 NaCl (sodyum klorür) çözeltisiyle beraber incelenir. @@ Bir gözenin kendisinden daha az yoğun (çözünmüş madde yoğunluğu az) bir ortama konulduğunda, plazmolize uğramış bir gözenin su alarak şişmesi (kaybettiği suyu geri kazanması) olayıdır. Bu biçimde olan ortama hipotonik çözelti adı verilir. @@ Kırmızı kan gözelerinin göze zarının yıkılması durumu. İngilizce "hemolysis" olan bu kelimede "hemo" kan, "lysis" ise kırılma demektir. @@ Küçük olan bir şeyi büyüterek inceleme imkanı veren ve ışıkla ya da elektronla çalışmasına bağlı olarak değişik tipleri bulunan alet. @@ Organik ve inorganik maddelerden arıtılmış sudur. Laboratuvarlarda ve bilimsel çalışmalarda genellikle saf su kullanılmaktadır. Araştırmada saf su ile çalışılmadıysa bu durum bilimsel çalışmada belirtilir. Saf su iletken özellik göstermez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HYPOTONIC[İng.] ile/değil/yerine/= HİPOTONİK
- HİPOVENTİLASYON ile HİPERVENTİLASYON
( [1 dakikada] Akciğerlere giren hava miktarının azalması. İLE Akciğerlere giren hava miktarının artması. )
- HİPOVOLEMI/HYPOVOLEMIA[İng.] değil/yerine/= KAN HACMİ DÜŞÜKLÜĞÜ
- HIPPE[İng.] ile/||/<> HIPPOPOTAME AMPHIBIE[Fr.] ile/||/<> FLUSSPFERD[Alm.] ile/||/<> SU AYGIRI
( Hippopotamus amphibianus Çiftparmaklılar Artiodactyla takımının hipopotamgiller Hippopotamidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 4 m kuyruğu 55 cm 4 parmaklı kara hayvanları içersinde filden sonra en büyük olanıdır Eti yenir derisi kullanılır Afrikanin birçok sularında bulunur )
( HIPPE )
( HIPPOPOTAME AMPHIBIE )
( FLUSSPFERD )
- HIPPOCAMPE/LAMANTINS/ACALÉPHES/ÉCHINOIDE/CRINOIDE/ACTINIAIRES/ÉPHÈDRE/OTARIE DE STELLER[Fr.] değil/yerine/= TRICHECHIDAE/EPHEDRA/EUMETOPIAS JUBATUS/HOLOTHURIA TUBULOSA/CRINOIDEA[Lat.] değil/yerine/= STELLER'S SEA LION[İng.] değil/yerine/= STELLERS SEELÖVE[Alm.] değil/yerine/= DENIZ
( Yeryuvarlağı üzerinde su ile kaplı bölgeler; Ay'daki düzlükler. @@ Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. @@ (coğrafya) @@ Dekorda deniz görünümünü sağlayan taban. @@ Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. ~ Az dǝniz. -Tkm deŋiz. -Nog teŋiz. -Kklp teŋiz. -Kzk teŋiz. -Özb deŋiz. -Krg deŋiz. Kırgızlar teŋiz biçimini de kullanırlar. -TatK diŋǝz, diŋgǝz. -Tel, Kumd, Alt teŋis. Sibirya diyalektlerinde talay adı da geçer. -Çuv tinĕs. Tatarcadan alınmıştır. Orta Türkçeden başlayarak kullanılır (teŋiz). Eski Kıpçakçada da teŋiz olarak geçer. Türkçe bir türev olduğu açıktır. Eski bir açıklamaya göre Türkçe teŋ 'eşit' kökünden -(i)z ekiyle yapılmıştır. Bu açıklamanın daha köklü olarak gözden geçirilmesi gerekir. Buna karşılık Orta Türkçede 'göl, bataklık' olarak kullanılan teŋ köküyle teŋiz (> deŋiz) arasında da derin bir benzerlik göze çarpıyor. Teŋiz (> deŋiz) biçimiyle teŋ kökü arasındaki bağ düşündürücüdür. Teŋiz ile teŋ 'göl' arasında anlam bakımından büyük bir ayrım olduğundan söz edilemez. Örn. Orta Türkçede köl, 'göl' anlamına geldiği gibi 'deniz' olarak da kullanılır. Bunun gibi Moğolca naġur (> naur) sözünün de 'göl' ve 'deniz' olarak kullanıldığını biliyoruz. Eski Türkçede denize taluy adı verilirdi. Bu ad eski Türk yazıtlarında geçtiği gibi Uygur belgelerinde de kullanılır. Eski Türkçe taluy'un Çinceden geldiği anlaşılıyor (Çince ta lei). bk. Clauson: ED 502; Kononov: GrJaTRP 99/137. §. Eski Türkçe taluy adının yerine Orta Türkçe döneminde teŋiz adı geçmiştir. Çağdaş Sibirya diyalektlerinde 'deniz, büyük göl' olarak talay sözünün kullanıldığını görüyoruz. Ancak bu sözün Eski Türkçe taluy biçimiyle birleştirilmesi düşünülemez. Sibirya diyalektlerinde geçen talay sözü Moğolcadan kalma yeni bir alıntıdır (Moğ dalay). bk. Räsänen: V 130b; Clauson: ED 502. Moğolca dalay Türk diyalektlerine geçtiği gibi Türkçe teŋiz de Moğolcaya tenggis 'büyük göl, deniz' olarak geçmiştir. Macarcada denize verilen tenger adının Eski Çuvaşçaya benzer bir Türk dilinden kalma alıntı olduğu açıktır. Bu adın sonundaki -r, Türkçe -z'den çevrilmiştir. Çağdaş Çuvaşçada Macarca tenger'in karşılığı saklanmamıştır. Ancak Macarca tenger'in tanıklığına dayanarak Çuvaşçada *teŋir biçiminin kullanıldığı kolaylıkla kestirilebilir. Çuvaşçada eski *teŋir'in yerini Tatarca tinĕs biçimi almıştır. )
- HIPPOCAMPUS[İng.] değil/yerine/= HİPOKAMPUS
( Duyguların oluşumunda, bellekte, uzaysal navigasyonda görev alan beyin bölgesidir. Beynin zeka açısından en önemli bölgelerinden biridir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HIPPURIC ACID[İng.] / ACIDE HIPPOÏQUE[Fr.] / HIPPURSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİPPURİK ASİT
- HIR-GÜR (ÇIKARMAK)
( Kavga çıkarmak/etmek. )
- HİRA DAĞI değil HİRA MAĞARASI
( HİRA: Arayış. )
- HİRA DAĞI değil NUR DAĞI
- HIRA ile HIRA
( Zayıf, cılız. İLE Çok yiyen, obur. )
- HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME
- HİRÂM[Ar. < HEREM] ile HİRÂM[Fars.]
( Piramitler, ihramlar. İLE Salınma, salınarak edâlı yürüme. )
- HIRAP | KIZGINLIK ile/||/<> KIZGINLIK
( kösnüklük Dişi memeli hayvanların birtakım fizyolojik ve ruhsal belirtiler göstererek erkekle cinsel ilişkiye girme isteği östrüs hlk hırap boğasamak boğaya gelme Bu dönemde türlere göre farklılık gösteren kızgınlık belirtileri ortaya çıkar ve östrojen hormonu etkindir Dönem içerisinde bir kez kızgınlık gösterenlere monoöstrüs hayvanlar birden çok kızgınlık gösterenlere poliöstrüs hayvanlar adı verilir )
( ESTRUS )
- HIRBO ile/||/<> HIRBO[Yun.]
( Kar Karagözcü argosunda taşra tiplerinin tümüne bu ad verilir Türk gölge ve ortaoyunlarında Anadolulu tipler için kullanılır Başkaca Türk de denir iriyarı güçlü kaba ve görgüsüzdür İyi yürekli ama saftır kolayca aldatılır Gözü döndü mü önünde kimse duramaz Kastamonulu oduncu ya da Bolulu aşçı olarak gergiye çıkar Kimi kez de yufkacı yoğurtçu koç bakıcısı kundura onarımcısı olur Leblebici ya da bekçi olarak da oyuna çıkar )
- HIRÇIN, İBRAHİM (SARIYER, 1992) :
( Rumelikavağı Spor Kulübü altyapısından yetişti, Rumelikavağı, Beykoz 1908, Turgutluspor, Fatih Karagümrük, Fethiyespor ve Tarsus İdman Yurdu kulüplerinde futbol oynadı. )
- HIRÇIN ile/||/<> ...
( belirli bir sebebi olmadan sinirlenip huysuzluk eden kimse Dankoff ALT D 16 Ermenice xrtčan xrčan startled frightened restive biçimiyle birleştirmiştir )
- HIRÇINLAŞMAK ile HIRÇIN/LIK
- HIRÇIN/LIK ile/değil/yerine ÇEVİK/LİK
- [ne yazık ki]
HIRÇIN/LIK ile/ve/||/<>/> ÇİRKEF/LİK
- HIRDAVAT[Fars. HURDE + Ar. -ÂT] ile/ve/||/<> AVADAN[Fars. < ÂBÂDÂN]
( Kilit, tel, çivi vb. metal nesne. | Önemsiz, ufak tefek nesne, gereksiz nesne. İLE/VE/||/<> Araç[âlet edevât] takımı. )
- HIRDAVAT ile HIRDAVATÇI/LIK
- HIRDAVATÇI ile HIRDAVAT
( IRONMONGER vs. IRONMONGERY )
( فروشنده آهن آلات ile آهنفروشي )
( FOROSHANDEH AHAN ALAT ile AHANFOROSHY )
- HIRE vs. RENT
- HIRE :/yerine İŞE ALMAK
- HİRFET ile/||/<> HAKKAK
( Osmanlı'da, kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık gibi küçük el sanatlarına verilen ad. İLE/||/<> Tahta, taş ya da maden üzerine yazı ya da biçim kazıyan sanatçı. )
- HIRIL HIRIL (HIRILDAMAK)
( Ciğerleri üşütmede. )
- HIRILDAMAK ile HIRILDAŞMAK
- HIRILTI ile HIRILTICI ile HIRILTILI ile HIRILTISIZ
- HIRİSTİYAN ile/||/<> CERAHOR
( ... İLE/||/<> Ordu hizmetlerinde kullanılan Hıristiyanlara verilen ad. )
- HIRİSTİYAN ile HIRİSTİYANLIK ile HIRİSTİYANLAŞTIRMAK ile HIRİSTİYANLAR ile NOELLER ile İSA ile VAFTİZ ETMEK ile HIRİSTİYANLIK ile HIRİSTİYAN TAKVİMİ ile HIRİSTİYANCA
( CHRISTIAN vs. CHRISTIANITY vs. CHRISTIANIZE vs. CHRISTIANS vs. CHRISTMASES vs. CHRIST vs. CHRISTEN vs. CHRISTENDOM vs. CHRISTIAN CALENDAR vs. CHRISTLY )
( ياعلي ile مسيح ile اسلوب گذاردن ile عالم مسيحيت ile جامعه مسيحيت ile مسيحي ile عيسوي ile نصراني ile تاريخ مسيحي ile عيسويت ile نصرانيت ile مسيحيت ile عيسوي کردن ile مسيحي کردن ile نصارا ile شايسته مسيح ile کريسمس ile عيد ميلاد مسيح )
( ياعلي ile MOSYHE ile ESLOB GOZARDAN ile ALAM MOSYHEYT ile JAMEH MOSYHEYT ile MOSYHEY ile عيسوي ile نصراني ile TARYKH MOSYHEY ile عيسويت ile نصرانيت ile MOSYHEYT ile EYSOY KARDAN ile MOSYHEY KARDAN ile NASARA ile SHAYSETEH MOSYHE ile کريسمس ile عيد ميلاد مسيح )
- HIRIZMA ile/||/<> ...
( ayı boğa gibi hayvanların dudaklarına veya burunlarına takılan demir halka burun kanadına takılan altın veya gümüş halka küpe Kökenini bilmiyoruz )
- HIRKA -ile
- HIRKA ile ABA
( Dervişlerin giydiği. İLE Gövdeyi korumak üzere giyilen. )
- HIRKA ile/ve DALK
( ... İLE/VE Dervişlerin giydiği hırka. )
- HIRKA ile HIRKALI ile HIRKASIZ
- HIRKA/BÜRDE[Fars.] ile/ve LİBÂDE
( ... İLE/VE Kısa hırka. )
- HIRKA-İ SAADET ZİYARETİ ile/ve HIRKA-İ ŞERÎF ZİYARETİ
( Ramazan'ın 14/15'inde, Sultan ve erkânının Topkapı Sarayı'ndaki Hırka-i Saadet'i ziyareti. İLE/VE Halkın, Fatih'teki Hırka-i Şerif'i ziyareti. )
- HIRKIS/LIK" değil HIRSIZ/LIK
- HIRLAMA ile HAVLAMA/ÜRÜME
( HERÎR ile NİBÂH )
- HIRLAMA ile ULUMA
( HERR, HERÎR )
- HIRLAMAK ile HIRLATMAK ile HIRLAŞMAK
- HIRN CYCLE[İng.] / CYCLE D'HIRN[Fr.] / HIRN-KREISLAUF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİRN ÇEVRİMİ
- HIRPALAMA ile/||/<> GÜREŞ SÜRESİNCE KARŞISINDAKİNİ YORMA, EZME
( Güreş süresince karşısındakini yorma ezme )
(1996'dan beri)