C ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 1.984 başlık/FaRk ile birlikte,
1.984 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(8/9)
- SANAT/HÜNER değil/yerine/= ESİNÇ
- SANAT:
İÇERİK ve/||/<> AMAÇ ve/||/<> ANLAM
- SANDOVİÇ değil/yerine/= KISTIRMA
- SANDVİÇ ile SANDVİÇÇİ/LİK
- SANTRANÇ değil SATRANÇ
- SANTRİFÜGAL/CENTRİFUGAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZKAÇ
- MERKEZKAÇ/SANTRİFÜJ[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.] değil/yerine/= ÖZEKKAÇ
( Merkezden uzaklaşan. )
- ŞARJ ÂLETİ değil/yerine/= YÜKLEÇ
- SARKAÇ ile/||/<> PERİYOT
( Sarkaç yasaları )
( Galileo Galilei tarafından 1602 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1564-1642) (Ülke: İtalya) (Alan: Fizik, Astronomi) (Önemli katkıları: Teleskop, Jüpiter uyduları, serbest düşme) )
- SARKAÇ ile SARKIK ile SARKIL ile SARKINTI ile SARKIŞ ile SARKIT
( Durağan bir nokta çevresinde, ağırlığının etkisiyle salınım yapan, devingen katı nesne. İLE Aşağı doğru uzanmış, sölpük, salpa, gevşek. İLE Sarkaçla ilgili, devinimi, sarkaç devinimine benzeyen. İLE Aşağı doğru uzanan, sarkan şey. İLE Sarkma eylemi ya da biçimi. İLE Mağaraların tavanında oluşan, genel olarak koni biçiminde, kalker birikintisi, damlataş, istalaktit. )
- SARKAÇLAMAK ile SARKAÇ ile SARKAÇLI ile SARKAÇSIZ
- SARMAK ile SARMAŞMAK ile SARMALAMAK ile SARMALANMAK ile SARMAL/LIK ile SARMAN ile SARMAÇ ile SARMA KAFİYE ile SARMAL METOT ile SARMAŞ DOLAŞ ile SARMAL YÖNTEM
- SARNIÇ ile SARNIÇLI ile SARNIÇ GEMİSİ ile SARNIÇ VAGONU
- SATRANÇ ve/||/<>/< ANA KURALLARI
( - Taşları geliştirmek.
- Ortadaki dört merkezi ele geçirmeye çalışmak.[d4,d5,e4,e5]
- En zayıf kareye saldırmak.[f2[beyazda] ve f7[siyahta][şah'ın çaprazındaki piyon]]
- Açılışta, aynı taşı, üst üste oynamamak.
- Hiçbir taşı, boş yere kaybetmemek. )
- SATRANÇ ile ÂRİFLERİN SATRANCI/YILANLI DAMA
( ... İLE Mat yoktur. )
(
)
(
)
- SATRANÇ ve BİLARDO
- SATRANÇ ile BİSÂT-I SATRANÇ
( Satranç tahtası. )
- SATRANÇ ve/||/<> BİSİKLET
( Her hamleyle tamamen değişir. VE/||/<> [düzlükte] Ancak pedala basarak üstünde durulur ve ilerlenir. )
- SATRANÇ = CHESS[İng.] = ÉCHESS[Fr.] = SCHACH[Alm.] = SCACCHI[İt.] = AJEDREZ[İsp.]
- SATRANÇ ile/ve/||/<> KÖRLERİN SATRANCI ile/ve/||/<> KÖRLEME SATRANÇ
( )
- SATRANÇ ve/||/<> MATEMATİK
( Şah ve Mat
[Satrancın, ilk kez M.S. 570 yıllarında, Hindistan'da oynandığını biliyoruz. O tarihlerde yazılmış olan pek çok belgede satranç oyunundan söz ediliyor. Daha önce Çin'de de bu oyunun oynandığı söyleniyorsa da Çin kayıtlarında, o herşeyi kaydeden Çin kayıtlarında, satrançtan söz edilmediğinden dolayı satrancın başlangıcı olarak 570 - 600 yıllarını ve Hindistan'ı alıyoruz.]
Söylentiye göre, bunu bulan Brahman rahibi, Şah'a bir ders vermek istemiş.
"Sen, ne kadar önemli biri olursan ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir işe yaramazsın, hiçbir önemli iş yapamazsın" demek istemiş.
Şah, durumdan memnun görünmüş.
"Peki, oyunu ve dersini beğendim. Dile benden, ne dilersen." demiş.
"Satrancın, matematikle ne ilgisi var?" diyorsanız, işte şöyle bir ilişkisi var.
Rahip, bu olay üzerine, Şah'ın alması gereken dersi hâlâ almadığını düşünerek,
"Bir miktar buğday istiyorum. Sana bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir buğday istiyorum. İkinci karesi için iki buğday istiyorum. Üçüncü karesi için dört buğday istiyorum. Böylece, her karede, bir önceki karede aldığım buğdayın iki katı buğday istiyorum. Sadece bu kadarcık buğday istiyorum." demiş.
Şah, kendi gibi yüce ve kudretli bir şahtan, isteye isteye üç-beş tane buğday isteyen bu rahibin, küstahlığa varan alçakgönüllüğüne sinirlenmiş ve ona bir ders vermek istemiş.
"Hesaplayın. Hak ettiğinden bir tane fazla buğday vermeyin!" demiş.
İnce Hesap
Hesaplamaya başlayınca, ilk kareler kolay gitmiş. Birinci kareye bir buğday, ikinci kareye iki buğday, üçüncü kareye dört buğday... Ancak, 10. kareye gelindiğinde, toplam 1023 buğday vermeleri gerekiyormuş. Hesabın böyle gideceğini, rahibe, üç-beş buğday vereceklerini zannediyorlarmış. 15. karede, yalnızca 1.5 kilo buğday vereceklermiş. 25. kareye gelince, vermeleri gereken buğdayın, 1.5 ton olduğunu görmüşler ama fazla heyecanlanmamışlar. Oysa, 31. kareye gelince, bu işin şakası olmadığını anlamaya başlamışlar. Çünkü, vermeleri gereken buğday, 92 tonmuş.
Yine hesaplamaya devam etmişler. 49. kareye geldikleri zaman, 24 milyon ton buğday vermeleri gerektiği ortaya çıkmış. [Bu ise Türkiye'nin bir yıllık buğday üretiminden daha fazla.] 54. kareye geldiklerinde, 771 milyon ton buğday vermeleri gerekir. [Bu da dünyanın bugünkü ölçülere göre birbuçuk yıllık buğday üretimi.]
"Madem hesaba başladık, devam edelim" deyip bitirmişler. 64. kare de tamamlandığında, bugünkü ölçülerle dünyanın 1500 yıllık buğday üretimini rahibe vermeleri gerektiği ortaya çıkmış.
Bu öykünün sonu bilinmiyor. Rahip, bir miktar buğdaya râzı olup gitti mi, yoksa Şah'tan iyi bir azar mı işitti bilmiyoruz. Satrancın, günümüzden yaklaşık 1300 yıl önce bulunduğunu ve eskiden de dünyanın yıllık buğday üretiminin bugünkünden daha az olduğunu göz önünde bulundurursak, rahibe olan borcumuzu hâlâ ödeyemediğimiz, hâlâ borçlu olduğumuz ortaya çıkar.
1. karede 20 = 1
2. karede 21 = 2
...
10. karede 210 = 512
...
30. karede 230 = 536.870.912
...
60. karede 260 = 576.460.752.303.423.488
...
63. karede 263 = 9.223.372.036.854.775.808
64. karede 264 = 18.446.744.073.709.551.615
Bu sayının matematik dilindeki karşılığı ise
63Σ n = 0
2n = 264 - 1 = 18.446.744.073.709.551.615 )
- SATRANÇ ile ŞATRANÇ
- SATRANÇ ile SATRANÇ OYUNCUSU ile SATRANÇ KARESİ ile SATRANÇ TAHTASI
( CHESS vs. CHESS PLAYER vs. CHESS SQUARE vs. CHESSBOARD )
( شطرنج ile شترنج ile شطرنج باز ile خانه شطرنج ile تخته شطرنج )
( SHATRANJ ile SHTARANJ ile SHATRANJ BAZ ile KHANEH SHATRANJ ile TAKHTEH SHATRANJ )
- SATRANÇ ile SATRANÇLI ile SATRANÇÇI/LIK ile SATRANÇ TAŞI ile SATRANÇ VEZNİ ile SATRANÇ TAKIMI ile SATRANÇ TAHTASI
- SAYAÇ = KONTÖR = COUNTER[İng.]
- SAYAÇ ile SAYAÇLI ile SAYAÇSIZ ile SAYAÇ TAKIMI
- SAYGI:
BİLİNÇ ve/||/<> DUYARLILIK
- Sb ile Sc ile Se
( Antimon'un simgesi. İLE Skandiyum'un simgesi. İLE Selenyum'un simgesi. )
- SCHOLARLY vs. SCIENTIFIC
- SCIENCE vs. SCIENTIFIC
- SCIENTIFIC :/yerine BİLİMSEL
- ŞEC ile ŞECC
( ... İLE Geminin, denizi yararak yol alması. )
- SECDE ve/<> MİRAC
( İnsan olmak, miractadır! )
( NÜZÛL/İNZAL ve/<> URÛC )
- SEÇMEK ile BİR YARGIÇ SEÇ ile SEÇİCİ ile SEÇME
( CHOOSE vs. CHOOSE A JUDGE vs. CHOOSER vs. CHOOSING )
( گزيدن ile پسنديدن ile انتخاب کردن ile اختيار کردن ile بر گزيدن ile پيشه کردن ile حکم قرار دادن ile انتخاب کننده ile گزينگر ile گزيننده ile اتخاذ )
( GOZYDAN ile PASANDYDAN ile ENTEKHAB KARDAN ile AKHTYAR KARDAN ile BAR GOZYDAN ile PEYSHEH KARDAN ile HOKAM GHARAR DADAN ile ENTEKHAB KONANDEH ile GOZYNEGAR ile GOZYNANDEH ile ETEKHAZ )
- ŞELÂLE/SECCÂC[Ar. < SECC] değil/yerine/= ÇAĞLAYAN/ÇAĞLAR
- SELH[Ar.] ile İHRÂC[Ar.]
- SEMPATİK/SYMPATHETIC[İng.] değil/yerine/= SEMPATİK (SİNİR BİLİMİ) | SEVİMLİ, CANA YAKIN
- SEMPTOMATİK/SYMPTOMATIC[İng.] değil/yerine/= BELİRTILİ
- SENTETİK/SYNTHETIC[İng.] değil/yerine/= YAPAY | BİLEŞİMLİ
- ŞER ile ŞERH ile ŞERİ ile ŞERÇ
- ŞERH'LERDE:
KÂLE-EKÛLU ile/ve Bİ-KAVLİHÎ ile/ve MEMZUC
- SER-TÂC ile ...
( BAŞ TÂCI OLAN, ÇOK SEVİLEN, SAYILAN )
- SERÜVEN ile SÜREÇ
( ADVENTURE vs. PROCESS )
- SERVİ[Fars.] ile/ve ARDIÇ
( Yapraklarını dökmeyen ince uzun bir ağaç. Daha çok Akdeniz'de bölgesinde yetişir. İLE/VE Servigillerden, güzel kokulu, yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilâç olarak kullanılan bir ağaçcık. )
( CUPRESSUS SEMPERVIRENS cum/et JUNIPERUS )
- SES DUVARINI AŞAN İLK NESNE:
UÇAK değil KIRBAÇ
( 7 bin yıl önce, Çin'de icat edilmiştir. Kırbaç "şaklaması"nın, mini bir ses duvarı patlaması olduğunun anlaşılması ancak 1927'de yüksek hızda fotoğrafçılığıyla sağlandı. )
- SEVERAL :/yerine BİRKAÇ
- SEVGİ ve/<> SEVİNÇ
- SEVİNÇ = JOY, GLADNESS[İng.] = ÉPANOUISSEMENT[Fr.] = FREUDE[Alm.] = GAUDIUM[Lat.]
- SEVİNÇ ile/ve KIVANÇ
( Kişinin tek sevinci, emeğinin ürünüdür. )
( ŞÂDÂN[Fars.]: Sevinçli, keyifli. )
( [argo] ŞİNANAY ile/ve ... )
( SÜRÛR ile/ve TEŞEKKÜR )
( ŞÂD-MÂN ile/ve ... )
( ŞİNANAY ile/ve ... )
- SEVİNÇ ile/ve/değil/yerine NEDENSİZ SEVİNÇ
- SEVİNÇ ile/ve/değil/<> NEDENSİZ SEVİNÇ
- SEVİNÇ ile SEVİNÇLİ/LİK ile SEVİNÇSİZ/LİK
- SEVİNÇ >< ÜZÜNTÜ/KEDER/ACI/ISTIRAP >< İSTEK
( Dostunla paylaşırsan artar. >< Dostunla paylaşırsan azalır. )
- SGK'DA:
4A ile 4B ile 4C
- SHANNON İLE KOLMOGOROV İLE ALGORİTMİC ile/||/<> ENTROPİ TÜRLERİ
( Bilgi miktarının farklı ölçüleri. )
( Formül: H(X) ≤ log n )
- SİBİRYA'DA:
ÖZEL ARAÇ ile/ve/değil/<> TAKSİ
- [ne yazık ki]
ŞİDDETTE:
"YASA" ile "SUÇ"
( "Devlet uygularsa". İLE Kişi işlerse. )
- SIFAT-FİİL/PARTİSİP[Fr.] değil/yerine/= NİTEM EYLEM/ORTAÇ
( Tümleç alabilen, ad ve sıfat gibi kullanılan, eylem soylu sözcük. )
- ŞIK[Ar. < ŞIKK] ile ŞIK[Fr. < CHIC]
( İkiye bölünmüş şeyin bir parçası. | Bir işin, iki yönünden her biri. | Seçenek. İLE Güzel, zarif, modaya uygun. | Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. | Yerinde, uygun. )
- ŞİKÂYET ile/ve/<>/değil GEREKSİNİM/İHTİYAÇ
- SİKLİK/CYCLIC[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜSEL
- SIKMAK ile SIKMAÇ ile SIKMALIK ile SIKMA BAŞ ile SIKMA KÖFTE
- SİLGİ ile SİLGİÇ
- SİMBİYOTİK/SYMBIOTIC[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAR
- SİMGESEL YAPI(/BİLİNÇ) ile/ve/<> KAVRAMSAL YAPI(/BİLİNÇ)
( Mahal. İLE/VE/<> Mekân. )
( Yaşanır. İLE/VE/<> Kuşatır. )
( Açıklanamaz.[Anlamlandırılır.] İLE/VE/<> Açıklanabilir. )
- SİMÜLATÖR/SIMULATOR[İng.] değil/yerine/= BENZETEÇ
- SINERJİK/SYNERGIC[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLİ 2 .ARTI ETKİLİ
- SİNGLET İLE TRİPLET İLE ISC ile/||/<> UYARILMIŞ DURUMLAR
( Elektronik uyarılmış durum türleri. )
( Formül: ΔE(S-T) = 2J )
- SİNİ ile YASTAĞAÇ
( Büyük tepsi. İLE Üzerinde hamur açılan, yemek yenilen tahta. )
- SİNİR ile/ve/||/<> GÜÇ ile/ve/||/<> VAJİNA/PENİS/PARA
( "Düşünüyorum, dinliyorum, okuyorum, anlıyorum ve gelişmek istiyorum" düşünce ve çabası içinde olan [dişil ya da eril] her bireyin, zorunlu olan paylaşım ve dayanışmayla bazı şeylerden yararlanmak[/istifade etmek] ve birbirine zarar vermemek üzere nitelikli bir yaşam sürmek için uzaklaşması, terk/istifâ etmesi gerekenlerdir. )
- SINIR ile/ve/||/<> KIYI ile/ve/||/<> UFUK ile/ve/||/<> YERYÜZÜ ile/ve/||/<> GÖKYÜZÜ ile/ve/||/<> KÜRE ile/ve/||/<> ARAF ile/ve/||/<> EŞİK ile/ve/||/<> BAĞLAÇ ile/ve/||/<> KURGU
( Önemli eşikler ve sınırlar. )
- SINIR ile/ve SONUÇ
( LIMIT vs./and CONSEQUENCE/RESULT )
- SINIR ile UC
- SİRÂC[Ar.] değil/yerine/= IŞIK, KANDİL, MUM, GÜNEŞ
- SIRMA ile SIRMALI ile SIRMA SAÇ ile SIRMA SAÇLI
- ŞİŞEK ile/ve ÖVEÇ
( İki yaşını geçmemiş, doğurmamış koyun. İLE/VE İki-üç yaşındaki eril koyun. )
- ŞİŞMANLIK(OBEZİTE) <>/> KÖTÜRÜMLÜK(FELÇ)
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- SİSMİK[Fr. < SEISMIC] değil/yerine/= SARSIM/DEPREMSEL
- SİSTEMATİK/SYSTEMATIC[İng.] değil/yerine/= DİZGELİ
- SİSTEMİK/SYSTEMIC[İng.] değil/yerine/= YAYGIN | TÜM GÖVDEYLE İLGILİ)
- SITOLOJİK/CYTOLOGIC[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMSEL
- SİVRİSİNEK ile HEMEC[Ar.]
- ÇİZİNÇLERDE/HARİTALARDA:
SİYASİ ile/ve FİZİKİ
- SNN İLE MEMRİSTOR İLE NEUROMORPHİC ile/||/<> BEYİN-İLHAMLI HESAPLAMA
( Beyni taklit eden bilgisayar mimarileri. )
( Formül: Spike timing )
- SOĞUTMA ile SOĞUTMAÇ
- SOLUMAK ile SOL ile SOLO ile SOL İÇ ile SOLOCU/LUK ile SOL BEK ile SOL HAF ile SOL AÇIK ile SOL ŞERİT ile SOL ANAHTARI ile SOL EĞİLİMLİ
- SOLUNGAÇ ile SOLUNGAÇ YARIĞI
( GILL vs. GILL SLIT )
( نهر کوچک ile گوشت ماهي ile شکاف برانشي )
( NAHAR KUCHAK ile GUSHT MAHY ile SHKAF BARANESHY )
- SOLUNGAÇ ile SOLUNGAÇLI
- SOMATİK/BEDENSEL/SOMATIC[İng.] değil/yerine/= GÖVDESEL
- SON ARAÇ
- SON SÜREÇ
- SON UC (SONUÇ)
- SON ile/ve/>/değil BAŞLANGIÇ
( [not] END, LAST vs./and/>/but BEGINNING
LAST BUT NOT LEAST )
- SON ile UC
- SONG vs. MUSIC
- SONİLGEÇ ile ...
( POSTPOSITION )
- SONUÇ
( RESULT/CONSEQUENCE )
- SONUÇ ile/ve/<>/değil/yerine BİLEŞKE
- SONUÇ ile/ve BİLGİ
( RESULT/CONSEQUENCE vs./and KNOWLEDGE )
- SONUÇ ile/değil/yerine ÇIKARIM
( vs./and/||/<>/but/< INFERENCE
INFERENCE instead of RESULT )
- SONUÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> DEĞERLENDİRME
- SONUÇ ile/ve/değil EŞİK
- SONUÇ ile/ve/değil GÖSTERGE
( [not] RESULT/CONSEQUENCE vs./and/but SIGN )
- SONUÇ ile/ve/değil KAYNAK
( [not] RESULT/CONSEQUENCE vs./and/but SOURCE )
- SONUÇ ve/||/<>/< KISIR/LIK
- SONUÇ ile/ve/<> NEDEN/SEBEP
( RESULT/CONSEQUENCE vs./and/<> REASON )
- SONUÇ ile/ve NEDEN/SEBEP OLAMAYAN SONUÇ
( RESULT/CONSEQUENCE vs./and THE RESULT, WHICH CANNOT BE A REASON )
- SONUÇ = NETİCE = CONCLUSION[İng., Fr.] = SCHLUSS, SCHLUSSATZ, KONKLUSION[Alm.] = CONCLUSIO[Lat.] = CONCLUSIÓN[İsp.]
- SONUÇ ile/ve/||/<> ÖZET
( vs./and/||/<> ABSTRACT/SUMMARY )
- SONUÇ ile/ve/değil SON/ÂKIBET
( [not] RESULT vs./and/but CONSEQUENCE )
- SONUÇ ile TEPKİ
- SONUÇ ile/ve TESELLİ
( REALITY vs./and CONSOLATION )
- SONUÇ ile TOPLAM
( RESULT/CONSEQUENCE vs. TOTAL )
( PAYAN ile ... )
- SONUÇ ile/ve/değil TÜMDENGELİM
- SONUÇ ile/ve/değil/||/<>/> ÜRÜN
- SONUÇ ile/ve/değil/<> UZANTI
- SONUÇLAMAK ile SONUÇLANMAK ile SONUÇLANDIRMAK ile SONUÇ ile SONUÇSUZ/LUK ile SONUÇ TAKIMI ile SONUÇ OYUNCUSU ile SONUÇ YARIŞMASI ile SONUÇ KARŞILAŞMASI
- SORGULAMAK ile SORGULANMAK ile SORGULATMAK ile SORGUÇLANMAK ile SORGULANABİLMEK ile SORGULATABİLMEK ile SORGULAYABİLMEK ile SORGU ile SORGUN ile SORGUÇ ile SORGUSUZ ile SORGUÇLU ile SORGUÇSUZ ile SORGU SUAL ile SORGU HAKİMİ ile SORGU KUTUSU ile SORGU YARGICI ile SORGU YARGIÇLIĞI ile SORGUSUZ SUALSİZ
- SORUN ile/ve/=/||/<>/< "SONUÇ"
- SORUNSAL = İHTİMALİ = PROBLEMATIC[İng.] = PRBOLÉMATIQUE[Fr.] = PROBLEMATISCH[Alm.] = PROBLEMATIKOS[Yun.]
- SOYUT ile/ve/||/<> SONUÇ
( vs./and/||/<> RESULT )
- SPAZMODİK/SPASMODIC[İng.] değil/yerine/= KASILIMLI
- SPAZMOLITİK/SPASMOLYTIC[İng.] değil/yerine/= KASILIMÇÖZER
- SPECIFIC :/yerine BELİRLİ, SPESİFİK
- SPESIFIK/SPECİFIC[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL
- SPESİFİK[İng. < SPECIFIC] değil/yerine/= ÖZGÜL
- SPHYGMO- ile/||/<> -CROTİC
( Nabız. İLE/||/<> Belirli tipte nabız, nabız. )
- SPIRIT değil/yerine/= DÜZEÇ
- SPORADİK/SPORADIC[İng.] değil/yerine/= TEK TÜK
- STATİK/STATIC[İng.] değil/yerine/= DURAĞAN
- STEREOTİPİK/STEREOTYPIC[İng.] değil/yerine/= BASMAKALIP
- STERİLİZATÖR/STERİLİZATOR[İng.] değil/yerine/= MİKROPSUZLAŞTIRGAÇ
- STIMÜLATÖR/STIMULATOR[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİKSEL UYARICI ARAÇ
- STOKASTİK SÜREÇ ile/||/<> DETERMİNİSTİK SÜREÇ
( Stokastik rastgelelik içerir, deterministik kesin tahmin edilebilir )
( Formül: X(t ileω) İLE x(t) = f(x₀ ilet) )
- STRATEGIC :/yerine STRATEJİK
- ŞU ANDA VE BURADA = HIC ET NUNC[Lat.]
- [ne yazık ki]
!SUÇ ve/||/<>/> CEZA
- SUÇ ile CÜNHA
( ... İLE Cürüm derecesindeki suçlara, yani kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suçlara verilen ad. )
- SUÇ ile/ve İHLÂL
- SUÇ ile KAZÂ
( CRIME vs. ACCIDENT )
- SUÇ ile/ve/değil/||/<>/< KIRIK CAMLAR KURAMI
( "Suçlarla mücadeleyi nasıl başardınız?" sorusuna,
New York'un efsane Belediye Başkanı Giuliani'nin yanıtı şöyle olmuştu.
Metruk bir bina düşünün, binanın camlarından biri kırıldığında, o camı hemen tamir ettirmezseniz, kısa sürede, yoldan geçen herkes eline bir taş alıp, binanın tüm camlarını kırar. Benim yaptığım şey, ilk cam kırıldığında onu hemen tamir ettirmek oldu. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.
Çünkü siz bunu yapmadığınızda kişiler, o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, öteki camları da kırıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyor.
Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş. Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.
Kırık Cam Kuramı, ABD'li suç psikologu Philip Zimbardo'nun 1969'da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmişti.
Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı.
Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı.
Olup bitenleri gizli kamerayla izledi.
Bronx'taki otomobil, üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı.
Ötekine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.
Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi, sağlam kalan otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdılar.
Daha ilk darbe indirilmişti ki, çevredeki kişiler(zengin beyazlar) da olaya katıldılar.
Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale geldi.
Demek ki, diyordu Zimbardo,
"İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk çöpe, ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz!"
SUÇ CENNETİ NASIL OLUŞUR?
Kırmızı ışıkta geçilmesini önleyemiyorsanız küçük suçlara engel olamazsınız.
Küçük suçlara engel olamazsanız, büyük suçları engelleyemezsiniz..
Sonuç itibariyle ülkeniz sanıkların suç işlemekten endişe duymadığı bir suç cennetine dönüşür. Bunun akabinde suçlularla mücadelede yılgınlığa düşen kanun koyucu sanıklara taviz/af anlamına gelen lehe kanunlar çıkararak adalet denklemindeki erozyonu hızlandırır.
Küçük suçların görüldüğü ceza mahkemelerine bakalım...
Sürekli HAGB (Hükmün Açıklanmasını Geri Bırakma) kararları verdiğimiz sanıkların birçoğu yeniden suç işleyerek mahkeme huzuruna gelmiyor mu?
Hatta bu olay yargıçların bilinçaltındaki Adli dejenerasyon algısı nedeniyle sanığın kişiliğine bakılmaksızın tüm suçlar için HAGB uygulanması bir hakmış gibi algılanır ve onuncu kez HAGB kararı vermek alışkanlık durumunu alır.
Buna karşın mağdur ise adâlete olan güveni sarsılmış ve kaderine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Artık önünde iki seçenek vardır, ya intikamını kendi almalı ya da ateşi içine gömmelidir.
Sanık, ise hukuk sistemini test ettiği ilk eylemden büyük bir zaferle çıkmış ve suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığının idraki ile yeni suçlar için yola koyulmuştur.
İşlediği her suç kendine güven tazeletmiş ve bu statünün verdiği korku ile de topluma yönelik bir sindirme hareketine başlamıştır...
Mafya ve çeteleşmenin yolunu açan işte bu tablodur.
Bu yüzden diyoruz ki, devlet yani kamu otoritesi bir kural koymuşsa onun takibini dört koldan yapmak zorundadır. Bundan daha önemlisi, devlet, koyduğu kuralların takibini yapmayan kamu görevlisini takip etmekle işe başlamalıdır.
Takibin takibini yapmazsınız, Devlet, muz cumhuriyetine döner.
Okulda, iş yerinde, sokakta, yolda ya da deniz kenarında...
Kişiler, kamu otoritesinin kendi koyduğu kuralları büyük bir titizlikle takip ettiği kanaatine varmalı ve bunu bilinçaltına adeta kazımalıdır.
Bilinçaltına yerleşen bu algı, kişilerin karakteri olur ve kurullara saygı bilinci gelişir.
Olması gereken de budur.
Bu sayede kişiler, en küçük sorunlarda bile yasaları ihlâl etmeyi ve suç işlemeyi değil hukuk önünde hesaplaşmayı ilke edinir.
Ancak uygulanana cezaların, mağdurlar için tatmin edici bir nitelik sunması koşuluyla...
Unutmayalım...
Küçük hataları görmemezlikten gelmişseniz, bilin ki, daha büyükleri yoldadır. )
(
)
- SUÇ ile PAY
- SUÇ ile/değil/<> SAPMA
- SUÇ ile SUÇ ALETİ ile SUÇ BİLİMİ ile SUÇ YÜKLEME ile SUÇ BİLİMSEL ile SUÇ DUYURUSU
- SUÇ ile SUÇLAR
( CRIME vs. CRIMES )
( جرم ile جنايت ile خلاف ile تبهکاري ile جنايات ile جرائم )
( JARAM ile JENAYT ile KHLAF ile TABEHKARY ile JENAYAT ile JARAEM )
- SUÇ ile UFAK SUÇ/ZELLE[Ar.]
( ... İLE Sürçüp kayma. | Yanılma, yanlış. | Ufak suç. )
- SUÇ ile YANLIŞ(HATÂ) ile KABAHAT/KUSUR ile AYIP
( CRIME vs. MISTAKE )
- SUÇ ile/ve/değil/||/<>/< YASADIŞI
- SUİ NİYET değil/yerine/= KÖTÜ AMAÇ
- SÜLÜN ile/ve RALİC
( ... İLE/VE Borneo dağlarında yaşar. )
- SUPAP/SİBOP değil/yerine/= KAPAÇ
- SÜPERİLETKEN İLE SÜPERAKIŞKAN İLE BEC ile/||/<> KUANTUM FAZLAR
( Makroskopik kuantum fenomenler. )
( Formül: Tc(YBCO) = 93K )
- SUR ile/ve BURÇ
- SUR ile/değil SARNIÇ
( Kale duvarı. İLE/DEĞİL Yağmur suyu biriktirmeye yarayan, yeraltı su deposu. )
- SÜRE ile SÜREÇ
( Sınırı/Dışı. İLE Hacmi/İçi. )
( TIME vs. PROCESS )
- SÜREBİLMEK ile SÜREKLİLEŞTİRMEK ile SÜRE ile SÜREK ile SÜREÇ ile SÜRELİ/LİK ile SÜREKLİ/LİK ile SÜREKÇİ/LİK ile SÜRESİZ/LİK ile SÜREKSİZ/LİK ile SÜRERLİK ile SÜRE SONU ile SÜREK AVI ile SÜREKLİCE ile SÜRELETME ile SÜRE AŞIMI ile SÜRE ÖLÇÜMÜ ile SÜRER DURUM ile SÜREKLİ ÜNSÜZ ile SÜREKSİZ ÜNSÜZ ile SÜRERLİK FİİLİ ile SÜREKLİLİK İLKESİ ile SÜRERLİK GÖRÜNÜMÜ
- SÜREÇ ile/ve AKIBET
- SÜREÇ ile/ve AKIŞ
( PROCESS vs./and FLOW )
- SÜREÇ ile/ve AŞAMA
( PROCESS vs./and PHASE/GRADE )
- SÜREÇ ile/ve/<> AŞAMALI BİRLİK
- SÜREÇ ile/ve/||/<>/< DAYANÇ/ÇIDAM/SABIR
( Ancak, anlayış, aydınlatır. )
( PROCESS vs./and PATIENCE )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> DENEYİM ile/ve/||/<> DUYGU
- SÜREÇ ile/ve/<>/değil DÖNGÜ
( PROCESS vs./and/<> CYCLE )
- SÜREÇ ile/ve DÖNÜŞÜM
( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemâle) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )
( PROCESS vs./and TRANSFORMATION )
- SÜREÇ ve/||/<> EYTİŞİM/DİYALEKTİK
- SÜREÇ ile FETRET[Ar.]
( ... İLE İki peygamber ya da sultan arasında peygambersiz/sultansız geçen süre. | İslâm'a göre, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre. | İki olay arasındaki süre. | Hükümet gücünün gevşediği bir yerde, düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre. )
- SÜREÇ ile/ve/<> GELİŞİM
- SÜREÇ ile/ve İÇERİK
( PROCESS vs./and CONTENT )
- SÜREÇ ile/ve İZ
( PROCESS vs./and TRACK )
- SÜREÇ ile/ve MEKANİZMA
( PROCESS vs./and MECHANISM )
- SÜREÇ ile/ve/<> MÜCADELE
- SÜREÇ ile/ve OLUŞUM
( Taşı delen, suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir. )
( PROCESS vs./and FORMATION/CONSTITUTION )
- SÜREÇ ile/ve/<> ÖZELLİK
- SÜREÇ ile PROSEDÜR
( PROCESS vs./and PROCEDURE )
- SÜREÇ ile/ve/||/<>/> SERENCÂM[Fars.] ile/ve/||/<>/> İNSİCÂM[Ar.]
( Aralarında birlik olan, belirli bir düzen ya da zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi. İLE/VE/||/<>/> Bir işin sonu. | Başına gelen. | Olay/vak'a. İLE/VE/||/<>/> Düzgünlük, tutarlık, bağdaşım. )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> SİLSİLE
- SÜREÇ ile/ve SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP
( ... İLE/VE Konuşmacının, duygu, düşünce ve bilgilerini, ötekine iletme biçimi ya da yolu/yöntemi. )
( Yanlış üslûp, doğru sözün cellâdıdır. )
- SÜREÇ ile/ve SÜREÇ İÇİNDEKİ BAĞLAM
( PROCESS vs./and THE CONTEXT IN PROCESS )
- SÜREÇ ile SÜREGİDEN
( PROCESS vs. DURABLE )
- SÜREÇ ile/ve SÜREKLİLİK
( PROCESS vs./and CONTINUITY )
- SÜREÇ ile/ve/değil TANIM
( [not] PROCESS vs./and/but DEFINITION )
- SÜREÇ ile/ve/<> TARİHSELLİK
- SÜREÇ ile/ve TARÎK
- SÜREÇ ile/ve/||/<> TÜRÜM
( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )
- SÜREÇ = VETİRE = PROCESS[İng.] = PROCESSUS[Fr.] = PROZESS[Alm.] = PROCESSUS[Lat.] = PROCESO[İsp.]
- SÜREÇ ile/ve YAPI
( PROCESS vs./and STRUCTURE )
- SÜREÇ ile/ve/<> YOL
- SÜREK:
NEŞE ve/<> MİZAC ve/<> MEŞREB
- SÜREKLİLİK ve KAZANÇ
( Kaybetmeyi ahlâksız kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. )
( Her dönem ve durum, bir kayıp, bir kazanım olarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir. )
( CONTINUITY and PROFIT )
- SÜRTÜNME İLE HAVA DİRENCİ İLE VİSKOZ DİRENÇ ile/||/<> DİRENÇ KUVVETLERİ
( Hareketi engelleyen kuvvet türleri. )
( Formül: F_drag = ½ρCdAv² )
- SÜRÜCÜ ARAÇ
- SUTAŞI[Fr. < Mac.]
( Bazı giysilerin, yaka, kol, cep gibi yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit, suyolu. )
- SÜZGEÇ ile/ve/değil EŞİK
- SÜZGEÇ ile/değil SÜNGER
- SÜZGEÇLEMEK ile SÜZGEÇ ile SÜZGEÇLİ ile SÜZGEÇ GAGALILAR
- SÜZGÜ ile SÜZGEÇ
( Delikli çanak. | Fide sulamak için tenekeden yapılan, ucunda süzgeci olan kap. İLE Sıvıları süzmeye yarayan araç. | Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet ya da aletlerden oluşan düzenek. | Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça. )
- SYMPATHETİC İLE PARASYMPATHETİC İLE ENTERİC ile/||/<> OTONOM SİNİR SİSTEMİ
( İstemsiz vücut fonksiyon kontrolü. )
( Formül: Fight or flight )
- SYNCHRONIZATION ile/||/<> PHASE TRANSITION ile/||/<> CRITICALITY ile/||/<> SOC ile/||/<> KOLLEKTİF DAVRANIŞ
( Çok parçacık sistemlerinde beliren özellikler. )
( Formül: 1/f noise )
- T ile Tb ile Tc ile TC
( Trityum'un simgesi. İLE Terbiyum'un simgesi. İLE Teknetyum'un simgesi. İLE Türkiye Cumhuriyeti'nin kısaltması. )
- TAÇ, KOROLLA = TÜVEYC = COROLLE
- TAÇ ve/||/<>/> BAŞ
( Taç takan baş, akıllanır. )
- TÂC ile/ve HIRKA
- TÂC ile/değil İSTEFAN
- TAÇ ile/ve KALAK
( ... İLE/VE Gelin tacı. )
- TÂC ile/ve KERREMNÂ TÂCI
- TAÇ ile STEFANUS
- TAÇ ile TAÇ KAPI ile TAÇ ATIŞI ile TAÇ BEYİT ile TAÇ YAPRAĞI ile TAÇ YAPRAKLI ile TAÇ GİYME TÖRENİ
- TAÇ[Ar. < TÂC] ile TAÇ[İng. TOUCH]
( Soyluluk, iktidar, güç ya da hükümdarlık simgesi olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. | Gelinlerin başlarına takılan süs. | Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm. | Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi. | Bazı tarikatlarda, şeyhlerin giydikleri başlık. İLE [futbol] Yan, dokunma. )
- TÂC ile TÂC-I ŞERÎF
( Meşâyihin giydikleri. Kavuk. İLE TERK-İ DÜNYA > TERK-İ UKBÂ > TERK-İ HESTÎ > TERK-İ TERK )
- TAÇ ile/ve/<> TAÇYAPRAĞI
( ... İLE/VE/<> Tâcı oluşturan yaprakçıklardan her biri. )
- TAC- ile/||/<> -TAXIS/-TAXY ile/||/<> COSM-
( Düzenleme, sıra. İLE/||/<> Sıra, düzenlenme, etki. İLE/||/<> Kozmetik, güzellik, düzenli. )
- TAÇ[Ar. < TÂC]/EFSER[Fars.] ile TIKSÂR[Ar.]
( ... İLE Halka biçiminde taç. )
- TAÇ ile VELİAHT PRENS ile TAÇLI
( CROWN vs. CROWN PRINCE vs. CROWNED )
( تاج ile مفرغ ile اکليل ile ديهيم ile نايب السلطنه ile وليعهد ile تاجدار ile متوج )
( TAJ ile MOFORGH ile اکليل ile ديهيم ile NAYBE OLSALTANEH ile وليعهد ile TAJDAR ile متوج )
- TÂCİZ[Ar.] değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ
- TACTIC :/yerine TAKTİK
- TAHRÎC[< HURÛC] ile TA'LÎL
( Çıkarma. | Diploma verme. | Hz. Peygamber'in sözünü ilk rivâyet edeni ortaya çıkarma. İLE Tümdengelim. | Neden, bahane gösterme/gösterilme. )
- TAHTA ile SENİT, YASTAĞAÇ/YASDIĞAÇ
( ... İLE Ensiz ya da kaplamalık tahta. )
- TÂKAT değil/yerine/= GÜÇ
- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ
- TAKMA KAFANA! ile/değil/yerine HIZLI GEÇ!
- TAKMAK ile TAKMA AD ile TAKMA DİŞ ile TAKMA KOL ile TAKMA SAÇ ile TAKMAZLIK ile TAKMA AYAK ile TAKMA İSİM ile TAKMA BACAK ile TAKMA KİRPİK
- TAKSİMETRE[Fr.] değil/yerine/= SAYAÇ
( Taksilerde, ödenecek ücreti gösteren sayaç. )
- TAKSİMETRE değil/yerine/= YOLSAYAÇ
- TAKSİTLENDİRMEK ile TAKSİ ile TAKSİM ile TAKSİR ile TAKSİT ile TAKSİCİ/LİK ile TAKSİRLİ ile TAKSİTLİ ile TAKSİTSİZ ile TAKSİ DOLMUŞ ile TAKSİRLİ SUÇ ile TAKSİT TAKSİT
- TANRI ile/ve EN ÜSTÜN BİLİNÇ
- TANSİYON değil/yerine/= GERİLİM, GERGİNLİK, BASINÇ
- TARİHSEL) SÜREÇ ile/ve (TARİHSEL) KOŞUL
( [HISTORICAL] PROCESS vs./and [HISTORICAL] CONDITION )
- TÂR U PÛD[Ar.] değil/yerine/= ARIŞ[Fars. < ERŞ/EREŞ] İLE ARGAÇ[Ar.]
( İplik ve atkı. )
( TÂR: İplik, tel. | PÛD: Argaç, dokumada, enlemesine atılan atkı. )
- TAVLA ile SATRANÇ
( ... İLE Zar yoktur. )
( ... İLE Oynayanda kibir varolabilir. )
- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!" ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"
- TAZYİK[Ar.] değil/yerine/= BASINÇ
- TEDRİS ile TEDRİÇ ile TEDRİCİ
- TEFERRÜC ile ...
( Açılma, ferahlama. | Gezinti. | Gezintiye çıkıp gam dağıtma. )
- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ] değil/yerine/= DÖŞEME, DÖŞENME, DÖŞEMEÇ, YAYMA | EV EŞYASINI DÜZENLEME
- TEHEYYÜÇ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEHYİÇ[Ar.]
( Coşma, heyecanlanma. İLE/VE/||/<>/> Coşturma, heyecanlandırma. )
- TEKNETYUM[Tc]
( Atom numarası 43, atom ağırlığı yaklaşık 98 olan, yapay olarak elde edilen radyoaktif öğe, mazuryum. )
- TEKRARLAMAK ile TEKRARLANMAK ile TEKRARLATMAK ile TEKRARLANABİLMEK ile TEKRARLATABİLMEK ile TEKRARLAYABİLMEK ile TEKRAR ile TEKRARLI ile TEKRARSIZ ile TEKRAR TEKRAR ile TEKRARLI BAĞLAÇ
- TELÂFİSİ ZOR değil/yerine/= GİDERMESİ GÜÇ
- TEMEL ile/ve/<>/> SÜREÇ ile/ve/<>/> (")SONUÇ(")
( Hiçbir nesne/kavram/olgu, taşıdığı/yansıttığı ada/olguya, kendine daha uygun bir ad/tanım bulunmasını olanaksızlaştıracak derecede bağlı değildir. )
( Süreci kavramadan, sonuçlar konuşulamaz!
Süreç düşünülmeden ve konuşulmadan, "sonuç"/lar konuşulamaz! )
( Sefer. İLE/VE/<>/> "Zafer". )
( Yargılama. İLE/VE/<>/> Yürütüm[infaz]. )
( Âlim ve âriflerin takibi, tutumu, ilgilendiği, odaklandığı, öncellediği. İLE/VE/<>/> Câhillerin, gençlerin, çocukların, toplumların, "güçlüler"in, yetersizlerin, eziklerin, kibirlilerin, kendini ya da başkalarını küçümseyenlerin, keyifçilerin, hazcıların, çıkarcıların, "avcı"ların, kozcuların, kumarbazların "tavrı", aradıkları, "öncelledikleri", saplandıkları, müşterisi ve bağımlısı oldukları. )
( Zihinleri/akılları devrede olanlar/tutanların ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Duyguları ağır basanların duyarsızlığı/kayıtsızlığı. )
( Gerçekliklerle yüzleşebilenlerin ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Beklenti(sin)de olanların uğraştığı/didiştiği. )
- TEMELE ALMA" ve/<> AMAÇ
- TEMETTÜ değil/yerine/= KAZANÇ
- TEMEVVÜC[Ar. < MEVC] değil/yerine/= DALGA/LANMA
- TEMEZZÜC ile ...
( UYUM )
- TEPE ile/ve YAMAÇ
( ... İLE Dağ ya da tepenin herhangi bir yanı. )
- TEPE ile YAMAÇ
( HILL vs. HILLSIDE )
( تپه ile تل ile ماهور ile دامنه کوه ile سرازيري تپه )
( TAPEH ile TEL ile MAHOOR ile DAMANEH KUH ile SARAZYRY TAPEH )
- TEPELİ DALGIÇ = ELMABAŞ
( Dalgıç kuşlarından, başında kara tüylerden bir tepelik bulunan, sazlık göllerde yaşayan bir kuş. )
( PODICEPS CRISTATUS )
- TERSİNİR SÜREÇ ile/||/<> TERSİNMEZ SÜREÇ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Tersinir ideal kayıpsız, tersinmez gerçek kayıplıdır )
( Formül: ΔS=0 İLE ΔS>0 )
- TERVİÇ[Ar.] değil/yerine/= BİR DÜŞÜNCEYİ TUTMA, DESTEKLEME
- TESELLÎ[Ar.] değil/yerine/= AVUNÇ
- TESTİ ile BODUÇ
( ... İLE/VE Ağaç testi. )
( SEBÛ ile/ve ... )
(1996'dan beri)