CA'dan CU'ya ilk iki yazacı aynı olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 2.291 başlık/FaRk ile birlikte,
2.291 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(8/11)
- ÇAYIR TAVUĞU ile/||/<> ÇAYIR TAVUĞU
( Tympanuchus cupido Tavuksular Galliformes takımının ormantavuğugiller Tetraonidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 40 cm Eti yenir Yurdu Kuzey Amerikadır Tavuksular Galliformes takımının orman tavuğugiller Tetraonidae familyasından 40 cm kadar uzunlukta bir tür )
( PRAIRIE CHICKEN )
( CUPIDON DES PRAIRIES )
( PRÂRIEHUHN | PRÄRIEHUHN )
( TYMPANUCHUS CUPIDO )
- ÇAYIR-ÇİMEN
- ÇAYIR ile/||/<> ÇAYIR
( Özellikle ılıman kuşakta yaygın olan bozkırlara göre daha nemcil yeşilliği daha sürekli ve kimi kez ağaçla karışık otsu bitkisel örtü ve bu örtünün oluşturduğu doğal bölge coğrafya tarım Genelde düzlük arazilerde ve taban suyu yakın bulunduğu yerlerde kendiliğinden gelişen veya yetiştirilen otları sık ve boylu yem bitkilerinden meydana gelen bu nedenle biçilmeye uygun otlak arazi Az çayır Räsänen V 95 Kırgızca çıyır çiyir çığır biçimiyle birleştirmiş Kazakça şīr Ort den das Vieh vollständig abgeweidet hat biçimini de vermiştir Eski ve yeni diyalektlerde çayıra öleŋ adı verilir Brockelmann OGM 96 Doerfer TMEN 620 Sevortyan ÊSTJa 1974 527528 )
( PRAIRIE | PASTURE | MOUNTAIN PASTURE )
( PRAIRIE | PRÉ | ALPAGE | PÂTURAGE )
( PRÄRIE | ALM | GRASLAND )
( PRATUM )
( PRATO )
( ΛΙΒΆΔΙ / λιβάδι )
( ÇAYIR[Az.] )
- ÇAYIR ile/||/<> DAĞ OTLAĞI ile/||/<> OTLAK
( Özellikle ılıman kuşakta yaygın olan, bozkırlara göre daha nemcil, yeşilliği daha sürekli ve kimi kez ağaçla karışık otsu bitkisel örtü ve bu örtünün oluşturduğu doğal bölge. @@ (coğrafya) @@ (tarım) @@ Genelde düzlük arazilerde ve taban suyu yakın bulunduğu yerlerde kendiliğinden gelişen veya yetiştirilen, otları sık ve boylu yem bitkilerinden meydana gelen, bu nedenle biçilmeye uygun otlak arazi. @@ ~ Az çayır. Räsänen (V 95) Kırgızca çıyır, çiyir 'çığır' biçimiyle birleştirmiş, Kazakça şīr 'Ort, den das Vieh vollständig abgeweidet hat' biçimini de vermiştir. Eski ve yeni diyalektlerde çayıra öleŋ adı verilir. bk. Brockelmann: OGM 96. §; Doerfer TMEN 620; Sevortyan: ÊSTJa 1974, 527-528. )
( PRAIRIE | PASTURE | MOUNTAIN PASTURE~MOUNTAIN PASTURE~PASTURE | GRASSY )
( PRAIRIE | PRÉ | ALPAGE | PÂTURAGE~ALPAGE~PÂTURAGE )
( PRATUM~...~PASCUUM )
( PRÄRIE | ALM | GRASLAND~ALM~GRASLAND )
( PRATO~PASCOLO ALPINO~PASCOLO )
( ΛΙΒΆΔΙ / λιβάδι~ΟΡΕΙΝΌ ΒΟΣΚΟΤΌΠΙ / ορεινό βοσκοτόπι~ΒΟΣΚΌΤΟΠΟΣ / βοσκότοπος )
( ÇAYIR[Az.] )
- ÇAYIRBAŞI CADDESİ :
( Çayırbaşı deresinden başlar. Çayırbaşı'nda ki Sahil Güvenlik Komutanlığının yanından akan Bakla Deresinden başlayarak Büyükdere'deki İspanyol Sefareti yazlık binasına kadar devam eder. )
- ÇAYIRBAŞI ÇAYIRI VE MESİRESİ :
( Çayırbaşı vadisinde ve Büyükdere'nin iki yanından Bahçeköy kemerine kadar uzanan büyük çayırlık alan ismini Çayırbaşı'na vermiş bir çayırlık ve çok büyük bir mesire yeridir. Buraya "Büyükdere çayırlığı" ve "Büyükdere mesiresi"de denilmektedir. Osmanlılar dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarında burası spor alanı olarak kullanıldı. Alanda cirit oyunu, at yarışları, tulumbacı yarışları, yağlı güreş, futbol yarışmaları yapılıyor, mesire olarak halkın ilgisini çekiyordu. Sultan III. Selim'i (1789 - 1808) deviren Kabakçı Mustafa isyanı, asiler bu çayırda toplandıktan sonra başlandı. Çayırda bulunan Yedikardeşler ve Kırkağaç da denilen dev çınarın çevresinin 32 m boyunda 60 m olduğu, I. Haçlı Seferine komutanlık yapan Godrey de Bouillon'un ordusunu bu alanda konuşlandırdığı eserlerde kayıtlıdır. Bir söyleme göre bu dev çınarın bir yıldırım düşmesi sonucu yandığı, bir diğer söyleme göre ise kovuk gövdesi içinde faaliyet gösteren bir çay ocağından çıkan yangın nedeniyle yanıp kül olduğudur (bkz. Büyükdere çınarı). )
- ÇAYIRBAŞI DALYANI :
( Çayırbaşı koyunda kurulan bu dalyan uzun yıllardan beri kurulmamaktadır. )
- ÇAYIRBAŞI KÖPRÜSÜ :
( Çayırbaşı köprüsü Büyükdere üzerinde ve denize yakın yerde, Marmara ve Boğazlar Sahil Güvenlik Komutanlığı bahçesine bitişik ve Kefeliköy tarafındadır. Bu köprü Büyükdere Caddesi ile Bahçeköy caddesini birleştirir. )
- ÇAYIRBAŞI MAHALLESİ :
( Çayırbaşı, Sarıyer ilçesi sahil şeridinde yer alan bir mahalle olup Büyükdere, PTT. Evleri (Kozyatağı) ve Kazımkarabekir (Dağevleri) mahallelerinden sınır alır. Çayırbaşı Büyükdere körfezinin en iç/dip noktasında yer alır. İç kısımlara doğru gider. Antik çağda buraya Vatikolpos yani "Derin Vadi" deniliyordu. Körfeze dökülen dereye de Bathykolpos yani Büyükdere deniliyordu. Çayırbaşı 1954'te Büyükdere'den ayrılarak Çayırbaşı adı ile muhtarlık oldu. İlçenin büyük mahallelerinden biri olan Çayırbaşı'ndan PTT. Evleri (Koz Yatağı) Kazık Karabekir (Dağevleri) ayrılıp yeni mahalle olurken, Hacı Osman ile Kefeliköy'de Cumhuriyet mahallesine bağlandı.1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 4.565'dir. )
- ÇAYIRBAŞI MEZARLIĞI :
( Çayırbaşı'nın iç kısmında futbol sahasının doğu tarafında ve tepe üzerindedir. )
- ÇAYIRBAŞI PARKI :
( Sahildedir. Kaptan - ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın heykelinin bulunduğu parktır. )
- ÇAYIRBAŞI SPOR KULÜBÜ :
( 1954'te Ali Rıza Genç, Osman Kıvanç, Mehmet Emin Alpaslan, Hüseyin Kahraman, Hamit Özkan, İbrahim Aksu ve Nuri Sülün tarafından kuruldu. Futbol dalında faaliyet göstermekte olup, İstanbul Amatör Liginde yer almaktadır. Bu kulüpten; Suphi Soylu, Tuncay Satır, Cem Koşanoğlu, Hasan Ataklı, Nevzat Özertem, Nevzat Çetinkaya, Murat Yüksel gibi başarılı futbolcular yetişmiştir. )
- ÇAYIRBAŞI STADI :
( Çayırbaşı mahallesindedir. Eskiden Tekel Kibrit Fabrikasının sahası idi. Sadece yazlık maçlar oynanırdı. Zamanla alan Sarıyer Belediyesi tarafından takas yolu ile alındı ve semtin takımları için stat haline getirildi. Bu statta ilçenin amatör kulüpleri lig maçlarını oynamakta, antrenmanlarını yapmaktadır. Zemini halıdır. )
- ÇAYIRBAŞI YENİ MAHALLE MESCİDİ :
( Çayırbaşı, Bahçeköy Caddesi üzerinde olup, Çayırbaşı Yenimahalle Mescidi adını taşımaktadır. )
- CAYIRDAMAK ile CAYIRDATMAK
- ÇAYIRGÜZELİ -ile
( Buğdaygillerden bir bitki türü. [Lat. EROGROSTIS MAJOR] )
- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIROTU
( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Buğdaygillerden küçük bir çayır otu. )
( EROGROSTIS MAJOR cum PHLEUM PRATENSE )
( ... avec FLEOL )
- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIRSEDEFİ ile ÇAYIRTİRFİLİ
( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Düğünçiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki. İLE Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. )
( EROGROSTIS MAJOR cum THALICTRUM cum TRIFOLIUM PRATENSE )
- ÇAYIRLAMAK ile ÇAYIRLANMAK ile ÇAYIRLATMAK ile ÇAYIRLAŞMAK ile ÇAYIR/LIK ile ÇAYIRLI ile ÇAYIRSIZ ile ÇAYIR OTU ile ÇAYIR KUŞU ile ÇAYIR TAVUĞU ile ÇAYIR TERESİ ile ÇAYIR YULAFI ile ÇAYIR MANTARI ile ÇAYIR TİRFİLİ
- ÇAYIRLIK ile/ve HAYMANA
( ... İLE/VE Hayvanların salındığı çayırlık. )
- ÇAYIROTU/FLEOL ile KOKULU ÇAYIROTU
( Çayır oluşturan çeşitli bitkilerin genel adı. | Buğdaygillerden, kuru ve kireçli yerlerde yetişen küçük bir ot. İLE Buğdaygillerden, çayırlarda yetişen, hayvanlar için iyi bir yem olan güzel kokulu bitki. )
( PHLEUM PRATENSE cum ANTHOXANTHUM ODORATUM )
- CAYIRTI ile CAYIRTILI
- ÇAYKUR ÇAY PAKETLEME MÜDÜRLÜĞÜ :
( Çayırbaşı, Kozdere arasında ve Bahçeköy Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Rize'den kamyonlarla getirilen çaylar burada paketlenmektedir. )
- ÇAYLAK ile/||/<> ...
( Devletçe verilen aşama nişan ya da göreve atanma muştusunu atanana ivedilikle ulaştıran görevli çay çaylak Türkmenler çayçaŋalak adını da kullanırlar say çaylak Türkçe çaylak biçiminin lak ekiyle türetildiği açıktır çay lak eki Eski Kıpçakça çarlak kartal biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Räsänen V 95b Şorca şaylak martı ve Tatarca çaylan çaylak biçimleriyle birleştirmiştir Sagaylar martıya kaylāk adını da verirler )
( ÇAY[Tkm.]~SAY[Kklp.] )
- ÇAYLAK ile MISIR ÇAYLAĞI
- ÇAYLAKLAŞMAK ile ÇAYLAK/LIK ile ÇAYLAKÇA ile ÇAYLAK FIRTINASI
- CAYLEY-HAMILTON ile/||/<> MINIMAL POLYNOMIAL
( C-H karakteristik polinom sıfır, minimal en küçük sıfır. )
( Formül: Characteristic İLE minimal degree )
- ÇAYLI ile ÇAYLIK ile ÇAYLI KEK
- CAYNACILIK(JAİNİZM) ile HİNDUİZM
( Mahavira[Büyük Kurtarıcı] adıyla tanınan, Vardhamana[M.Ö. 540-470]'nın kurucusu olduğu Caynacılık/Jainizm Dini.
Jina: Muzaffer. Doğum-ölüm-yeniden doğum döngüsüne galip gelen anlamında, "Nirvana'ya ulaşan kişi" anlamındadır. (Mahavira[: Büyük kahraman.])
[Üç incisi, "doğru iman", "doğru bilgi" ve "doğru davranış"tır.] )
- CAZ ile CAZ TAKIMI
- CAZBANT ile CAZBANTÇI
- CAZGIR ile/||/<> ...
( Yağlı güreşte ve karakucakta güreşçileri seyircilere tanıtan dualarını okuyup güreşlerin kural ve geleneklere göre yapılıp yapılmadığını denetleyen kişi Kökenini bilmiyoruz )
- CAZİB ile/ve/<> MUZİB
- CÂZİBE-İ ARZ, İNCİZAB[Osm.] / GRAVITATIONAL FORCE[İng.] / FORCE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE/YER ÇEKİMİ KUVVETİ
- CAZİBE[Ar.] değil/yerine/= ALIMLILIK/ALBENİ
- CÂZİBE[Osm.] / ATTRACTION[İng.] / ATTRACTION[Fr.] / ANZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİM
- CAZİBE[Osm.] / LEACHING, PULLING[İng.] / ANZIEHUNG, LAUGEN, LAUGUNG, AUSLAUGEN, ZUG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME, YIKAMA VE ÖZÜTLEME
- CAZİBE/TRAKSİYON değil/yerine/= ÇEKİM
- CAZİBE değil/yerine/= ÇEKİCİLİK/ALIM/ALIMLILIK/ALBENİ
- CAZİBE ile CHARMED ile ALIMLI
( CHARM vs. CHARMED vs. CHARMING )
( مفتون کردن ile فريبندگي ile مسحور کردن ile فريفتن ile ربايندگي ile ملاحت ile جادو کردن ile طلسم کرده ile مفتون ile مليح ile دلفريب ile شيوا ile جذاب ile فريبنده ile دلارام ile دلربا ile جاذب ile دلبر ile فريبا ile شيوايي ile جاظب ile دلفريبي ile دلبري ile جذابيت )
( MOFTON KARDAN ile FARYBANDEGY ile MASHUR KARDAN ile FARYFATAN ile RABAYNADEGY ile MOLAHAT ile JADO KARDAN ile TALSAM KARDEH ile MOFTON ile مليح ile دلفريب ile SHYVA ile JOZAB ile FARYBANDEH ile DELARAM ile DALARBA ile JAZEB ile DELBAR ile FARYBA ile شيوايي ile جاظب ile دلفريبي ile دلبري ile JOZABYT )
- CÂZİBE ile NÂMİYE ile HASSÂSE ile MÜDRİKE
- CAZİBELEŞMEK ile CAZİBELEŞTİRMEK ile CAZİBE ile CAZİBELİ/LİK ile CAZİBESİZ/LİK
- CAZİP[Ar.] değil/yerine/= ÇEKİM
- CAZİP/CAZİBELİ/CAZİBEDAR değil/yerine/= ÇEKİCİ/ALIMLI/ALBENİLİ
- CAZİPLEŞMEK ile CAZİPLEŞTİRMEK ile CAZİPLEŞEBİLMEK ile CAZİPLEŞTİRİLMEK ile CAZİPLEŞTİRİLEBİLMEK ile CAZİP/LİK
- CAZIR CUZUR (YANMAK)
- CAZIRDAMAK ile CAZIRDATMAK
- CAZIRTI ile CAZIRTILI ile CAZIRTISIZ
- CEHD değil/yerine/= ÇALIŞMA, ÇABALAMA
- CEHT ile/||/<> EFFORT[İng.] ile/||/<> EFFORT[Fr.] ile/||/<> ÇABA
( Bir ereğe varmak herhangi bir engeli aşmak için harcanan zihinsel ya da bedensel güç Çabala bir işi başarmak için uğraşmak gayret etmek güç bir durumdan kurtulmaya uğraşmak anlamlarındaki sözün yapısının yanlışlıkla çaba la olarak düşünülüp çaba köküne bağlanmasıyla türetilmiştir Kelimenin asıl yapısı çapala çap vurmak at koşturmak ala eki biçimindedir Orta Türkçede çapala el ve ayakla vurarak çırpınmak olarak geçer Azeri alanında da çapalamag zor bir durumdan kurtulmak için çok çalışmak anlamındadır Çabala bir işi başarmak için uğraşmak gayret etmek güç bir durumdan kurtulmaya uğraşmak anlamlarındaki sözün yapısının yanlışlıkla çaba la olarak düşünülüp çaba köküne bağlanmasıyla türetilmiştir Kelimenin asıl yapısı çapala çap vurmak at koşturmak ala eki biçimindedir Orta Türkçede çapala el ve ayakla vurarak çırpınmak olarak geçer Azeri alanında da çapalamag zor bir durumdan kurtulmak için çok çalışmak anlamındadır )
( EFFORT )
( EFFORT )
- ÇEKİRGE ile CADI ÇEKİRGESİ
( ... İLE Dünyanın, en uzun böceğidir. [25 cm.] )
- ÇELİŞKİ ile/ve ÇATIŞKI
( Düşündürür. İLE/VE Güldürür ya da ağlatır.[öfkeden] )
( Goes to think. WITH/AND Goes to laugh or cry.[by the anger] )
( CONTRADICTION vs./and CONFLICT )
- CELLAR[İng.] ile/||/<> CAVE[Fr.] ile/||/<> KELLER[Alm.] ile/||/<> BODRUM[Yun.]
( Mimarlık Evlerde yer katının altında toprak düzeyinin aşağısında bulunan bölüm )
( CELLAR )
( CAVE )
( KELLER )
- CELP/CELB[Ar.] ile ÇAĞRI
( MESSAGE vs. SUMMON )
- ÇENE ile ÇÂH-I ZENAHDÂN[Fars.]
( Çene çukuru. )
- ÇERGE = ÇADIR HAMAM
- CERİDE[Ar.]/GAZETE[İt. < GAZZETTA] değil/yerine/= ÇAĞIM/ÇAVBET
- CESÂRET ile/ve/değil CAHİL CESÂRETİ
( [not] COURAGE vs./and/but IGNORANT COURAGE )
- CESET = CESED[Ar., Fars.] = CETHE/T, NAŞ/NAAŞ[Ar.] = CORPSE[İng., Fr.] = CADAVRE[Fr.] = CADAVER[Lat., İsp.] = LEICHE[Alm.] = HO NEKROS[Yun.] = CADAVERE[İt.] = LIJK[Fel.] = LIGET[Dan.] = TRUP[Rus.]
- CESIUM CLOCK[İng.] / HEURE AU CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUM UHR, CÄSIUM-UHR[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM SAATİ
- CESIUM ELECTRON TUBE[İng.] / TUBE À ÉLECTRONS DE CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUMELEKTRONENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM ELEKTRON TÜPÜ
- CESIUM HOLLOW CATHODE[İng.] / CATHODE CREUSE DE CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUM-HOHLEKATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM OYUK KATODU
- CESIUM PHOTOTUBE[İng.] / PHOTOTUBE AU CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUMPHOTOTUBE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM FOTOTÜPÜ
- ÇETREFİLLİ/LİK ile/ve/||/<> ÇATALLI/LIK
- CEVVAL ile CAZGIR
( Davranışları, çabuk ve keskin olan. İLE Güreşecek olan pehlivanları, yüksek sesle, izleyicilere tanıtan ve dualarını okuyarak onları alana süren kişi. | Fitneci. )
- CEVZÂ BURCU ile/||/<> CASTOR[Fr.] ile/||/<> KASTOR
( astronomi )
( CASTOR )
- CEZBETMEK ile ÇEKİCİ ile CAZİBE ile TURİSTİK YERLER ile ÇEKİCİ ile ÇEKİCİ KALİTE ile ÇEKİCİLİK
( ATTRACT vs. ATTRACTED vs. ATTRACTION vs. ATTRACTIONS vs. ATTRACTIVE vs. ATTRACTIVE QUALITY vs. ATTRACTIVENESS )
( مجذوب ساختن ile مجذوب کردن ile مجوب ile مجذوب ile جلب ile جاظب ile جاظبه ile جذابيت ile جذب ile دلفريبي ile جاذبه ile ربيش ile زخارف ile فريبنده ile دلاويز ile دلکش ile گيرا ile دلربا ile گيرنده ile جذاب ile تيکه ile دلبند ile جاذب ile دلفريب ile رنگ و بو ile جاذبيت ile ملاحت ile گيرندگي ile گيرائي )
( MAJZUB SAKHTAN ile MAJZUB KARDAN ile مجوب ile MAJZUB ile JALAB ile جاظب ile جاظبه ile JOZABYT ile JAZB ile دلفريبي ile JAZEBEH ile ربيش ile ZAKHAREF ile FARYBANDEH ile دلاويز ile DELKESH ile GYRA ile DALARBA ile GYRANDEH ile JOZAB ile تيکه ile DELBAND ile JAZEB ile دلفريب ile RANG VE BO ile جاذبيت ile MOLAHAT ile GYRANDEGY ile GYRAYEY )
- CHALCEDONY ile/||/<> CARNELIAN
( Mikrokristalin bir kuvars türü. İLE/||/<> Kırmızımsı turuncu renkte bir kalsedon türü. )
( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 6.5-7
Işık Kırma İndisi: 1.53-1.54 İLE/||/<> 1.53-1.54
Rengi: Mavi, gri, beyaz İLE/||/<> Kırmızımsı turuncu
Molekül yapısı: SiO² İLE/||/<> SiO² )
- CHANNEL[İng.] / CANAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KANAL
- CHARCOAL[İng.] / CARBON DE BOIS, BRAISE[Fr.] / HOLZKOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODUN KÖMÜRÜ
- CHARME[Fr.] ile/||/<> CARPINUS BETULUS[Lat.] ile/||/<> GÜRGEN
( botanik Ağızlarda gülgen olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz Orta Türkçede gürgene kevrik adı verilir Clauson ED 690b Türkçeden Bulgarcaya da geçmiştir )
( CHARME )
( CARPINUS BETULUS )
- CHESTNUT[İng.] ile/||/<> MARRON, CHÂTAIGNE[Fr.] ile/||/<> CASTANEA SATIVA[Lat.] ile/||/<> KASTANIE[Alm.] ile/||/<> KESTANE[Yun.]
( Kayıngiller Fagaceae familyasından 30 m kadar boylanabilen kışın yapraklarını döken fındık tipi meyvesi olan bir tür R καστανιά Rumca καστανιάnın Ermeniceden geldiği anlaşılıyor kask kestane kaskeni kestane ağacı WaldeHoffmann LEW l 178 Belli başlı Avrupa dillerinde de kullanılır châtaigne chastaine Kastanie chestnut Bulgarca Sırpça gibi dillerinde de geçer kèsten Srp kèsten Macarca gesztenye biçiminin Balkan dillerinden alındığı açıktır )
( CHESTNUT )
( MARRON, CHÂTAIGNE )
( KASTANIE )
( CASTANEA SATIVA )
( ΚΑΣΤΑΝΙΆ / καστανιά )
- CHRONOS ile CAIROS
- ÇİÇEK ile ÇALIK
( İrinli kabarcıklar dökerek, yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. İLE Çarpık. | Verev kesilmiş. | Doğal olmaktan uzaklaşmış, kendi renginden olmayan. | Yan yan giden. | Adı defterden silinmiş. | Yüzünde çıban ya da yara yeri olan. | Koyunlarda, çiçek hastalığı. )
- ÇIĞLIK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÇAĞRI
- ÇIKARIM" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ÇAĞRIŞIM
- ÇIKARIM ile/ve/değil/ne yazık ki "ÇAĞRIŞIM"
- CİLBAN ile ÇALI FASULYESİ ile MÂŞ FASULYESİ[Fars., Sans.] ile MEKSİKA FASULYESİ ile SIRIK FASULYESİ ile SOYA[Mançuca] FASULYESİ
( Küçük taneli fasulye. İLE ... İLE Börülceye benzeyen fasulyenin iki türü. İLE ... İLE ... )
( ... cum ... cum PHASEOLUS OUREUS cum ... cum SOLA HISPIDA )
- ÇINGIRAKSI KALİKS, ÇINGIRAK BİÇİMİNDE KALİKS = KE'S-İ CÜLCÜLÎ = CALICE URCÉOLÉ
- ÇIPLAK ile CASCAVLAK
( ... İLE [Baş için] Saçsız, tüysüz. | Çırılçıplak, örtüsüz. )
- ÇIRPINMA ile/ve/<> CANLANMA
- coch. parv.[Lat. < COCHLEARE PARVUM] değil/yerine/= ÇAY KAŞIĞI DOLUSU
- ÇOCUĞU "ÖVÜNCE":
KİBİRLİ ile HIRSLI ile ÇABALI ile BENCİL ile AHLÂKLI
( "Zekâ" ve "kişiliğini" "översek". İLE (")Başarısını(") "översek". İLE Çabasını översek. İLE "Tipini" "översek". İLE İyi davranışlarını översek. )
- ÇOCUK":
KAN ile/ve/||/<>/> CAN ile/ve/||/<>/> MAL
( Karnında. @@ Yaşamında. @@ Öldükten sonra. )
- ÇOK YORULMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÇABUK YORULMAK
- COKING, CARBONISATION[İng.] ile/||/<> CARBONISATION[Fr.] ile/||/<> VERKOKUNG[Alm.] ile/||/<> KOKLAŞTIRMA
( Kömürü yüksek sıcaklıktaki havasız ortamda ısıtarak bozundurma ve içindeki uçucu özdekleri gaz olarak ayırma )
( COKING, CARBONISATION )
( CARBONISATION )
( VERKOKUNG )
- COLD CATHODE[İng.] / CATHODE FROIDE[Fr.] / KALTE KATHODE, KALTKATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞUK KATOT
- COLLECTOR CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ COLLECTEUR[Fr.] / KOLLEKTORKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI SIĞASI
- CONFLICT :/yerine ÇATIŞMA
- CONTEMPORARY :/yerine ÇAĞDAŞ
- COVERING[İng.] ile/||/<> COUVERTURE[Fr.] ile/||/<> DECKE[Alm.] ile/||/<> ÇATI ÖRTÜSÜ
( Mimarlık Çatının akmasına engel olan kiremit oluklu saç vb kaplama gereçleri )
( COVERING )
( COUVERTURE )
( DECKE )
- ÇÖZÜM ile ÇARE
( Genel ya da kavramsal bir olguya işaret eder. İLE Belirli bir olgu ya da soruna işaret eder. )
( Çare/ler...
Bbiledegil.blogspot.com.tr/2015/02/careler.html )
( ... ile BEYÂRİŞ )
( SOLUTION vs. WAY/HELP )
- ÇÖZÜMSÜZLÜK ile/ve/> ÇARESİZLİK
( Çözümsüzlük hiçbir zaman çözüm değildir/olamaz! [kabul edilemez/edilmemeli, gözardı edilemez/edilmemeli, boş verilemez/verilmemeli, ertelenemez/ertelenmemeli!] )
- CRACK :/yerine ÇATLAMAK
- CRASH :/yerine ÇARPIŞMAK
- CRİSPR ile/||/<> CAS9
( CRISPR-Cas9 gen düzenleme teknolojisi )
( Emmanuelle Charpentier tarafından 2012 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1968-) (Ülke: Fransa) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: CRISPR-Cas9 gen düzenleme) (Nobel: 2020) )
- CROSS-OVER STUDY değil/yerine/= ÇAPRAZ KARŞILAŞTIRMALI ARAŞTIRMA
- CROSS-OVER değil/yerine/= ÇAPRAZLANMA
- CRYSTAL BASE ile/||/<> CANONİCAL BASE
( Crystal base kombinatorial quantum grup temsiliyken İLE canonical base geometrik inşa edilen bazdır )
( Formül: Kashiwara operators )
- ÇUHADAR ile/değil/||/<> ÇAŞNIGİR/ÇEŞNİGİR
( Saray hizmetinde yüksek derecede bir memurluk. | Sultanın giyeceklerine bakan görevli. İLE/||/<> Sarayda sofra hizmetlerine bakanlara verilen ad. )
- CUICUILCO ile/ve STONEHENGE ile/ve AVEBURY ile/ve CASTLERIGG ile/ve NEWGRANGE
( Meksika. İLE/VE İngiltere'de. İLE/VE İngiltere'de. İLE/VE İngiltere'de. İLE/VE İrlanda'da. )
- CUİŞ"[< JEWISH] ile/değil ÇAVUŞ
- ÇUKUR ile CALORIS ÇUKURU
- ÇULSUZ ile/ve/||/<> PAÇOZ ile/ve/||/<> ÇAPULCU/PLAÇKACI
( Giysisiz. İLE/VE/||/<> Kefal türünden bir balık. | [argo] Fahişe. İLE/VE/||/<> Düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan. | Yağmacı. )
- CUPOLA, SKULLCAP[İng.] ile/||/<> CAMOTTE[Fr.] ile/||/<> SCHEITELKÄPPCHEN, DECKEL[Alm.] ile/||/<> TAKKE[Ar. < ṬÂKİYE]
( Mimarlık Yarım küre biçimindeki kubbenin üst bölümü )
( CUPOLA, SKULLCAP )
( CAMOTTE )
( SCHEITELKÄPPCHEN, DECKEL )
- CURRENT ACCOUNT, RUNNING CURRENT[İng.] ile/||/<> CARİ HESAP
( Birbiriyle sürekli iş ilişkisinde bulunan iki kişinin karşılıklı borç ve alacaklarını her defasında nakden ödeyip tahsil etmek yerine bunları borç ve alacak kalemleri halinde bir hesaba yazıp belirlenen bir tarihte hesabın kesilmesiyle doğacak bakiyeyi borçlu durumdaki tarafın alacaklısına ödeyeceğine ilişkin sözleşme )
( CURRENT ACCOUNT, RUNNING CURRENT )
- CURRENT EXCHANGE RATE, NOMINAL EXCHANGE RATE[İng.] ile/||/<> CARİ KUR
( Ülkeler arasındaki enflasyon oranlarını yansıtmayan döviz piyasalarında günlük döviz istem ve sunumuyla oluşan bir birim yabancı paranın ulusal para cinsinden fiyatı )
( CURRENT EXCHANGE RATE, NOMINAL EXCHANGE RATE )
- CURRENT[İng.] ile/||/<> CARİ[Ar. < CÂRİ]
( Olagelen geçerli yürürlükte olan )
( CURRENT )
- ÇÜŞEK[SOGD] ile ÇAYIR
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Çayır, otlak. )
- CÜZ-İ FERDİYYE | ATOMCULUK ile/||/<> ÇAĞRIŞIMCILIK
( Ruhbilimsel olayların bütünlüğünü, çözümleme yolu ile temel öğelerine ayırarak incelemek gerektiğini savunan ruhbilim okuluna karşıtlarınca verilen ad. @@ Özdeğin atomlardan kurulu olduğuna dayanan; gerçeği ve gerçekteki olayları bu atomlardan ve bu atomların deviniminden kalkarak kavramaya çalışan felsefe öğretisi. (İlk atomcular: Leukippos, Demokritos, Epikuros; 17. yüzyılda atomculuğu yenileyenler: Sennert, Gassendi, Boyle.) )
( ATOMISM | ASSOCIATIONISM~ASSOCIATIONISM )
( ATOMISME | ASSOCIATIONNISME~ASSOCIATIONNISME )
( ATOMISMUS~ASSOZIATIONISMUS )
( ATOMISMO~ASSOCIAZIONISMO )
( ΑΤΟΜΟΚΡΑΤΊΑ / ατομοκρατία~ΣΥΝΕΙΡΜΙΣΜΌΣ / συνειρμισμός )
- CYN-/CYNO- ile/||/<> CAUD-/CAUDO- ile/||/<> ICHTHY-/ICHTHYO- ile/||/<> ACARO- ile/||/<> ARACHNO- ile/||/<> TERAT-/TERATO- ile/||/<> ZO-/ZOO-
( Köpek. İLE/||/<> Kuyruk. İLE/||/<> Balık. İLE/||/<> Kene, uyuz. İLE/||/<> Örümcek, ince ağ benzeri yapı [araknoid: Beyin zarlarından biri]. İLE/||/<> Canavar. İLE/||/<> Hayvanla ilgili. )
- D-CABLE[İng.] / CÂBLE-D[Fr.] ile/değil/yerine/= D KABLOSU
- DAĞ FARESİ ile ÇAYIR FARESİ
( )
- DALGALANMA ile/ve ÇALKALANMA
- DARBE ile ETKİLENDİ ile ÇARPMA
( IMPACT vs. IMPACTED vs. IMPACTION )
( اثابت ile اصابت کردن ile اثر شديد ile تماس ile بهم فشردن ile بهم چسبيده ile گير افتادگي ile بهم فشردگي )
( ASABAT ile ESABAT KARDAN ile ASAR SHODYD ile TAMAS ile BACPAM FESHARDAN ile BACPAM CHASBYDAH ile GYR AFTADEGY ile BACPAM FESHARDEGY )
- DAVET/İYE değil/yerine/= ÇAĞRI KÂĞIDI, OKUNTU
- DAYANÇ/SABIR:
BOYUN EĞMEK değil/yerine ÇABA GÖSTERMEK
- DEGENERACY[İng.] değil/yerine/= DÉGÉNÉRESCENCE/COÏNCIDÉ[Fr.] değil/yerine/= ENTARTUNG[Alm.] değil/yerine/= ÇAKIŞIKLIK
( Eş erke düzeyinde birkaç nicem durusu bulunması olayı. )
- DEĞİŞİM ve/||/<> DEĞİŞİMDE DEĞİŞMEYEN ve/||/<> CANLI-CANSIZ ve/||/<> KÜTLE/YER ÇEKİMİ
- DEĞİŞİM ve/||/<> İLKSELLİĞİN "İÇKİNLİĞİ/AŞKINLIĞI" ve/||/<> CANLILIK ve/||/<> YERÇEKİMİ
( Dünya, düşünce[felsefe/bilim] tarihinin en temel sorun(sal)ları. )
- DENKÖBEK/SONSAL SINIFLAMA = CATEGORY[İng.] = CATEGORIE[Fr.] = KATEGORIE[Alm.] = PRAEDICAMENTUM[Lat.] = KATEGORIA[Yun.] = CATEGORÍA[İsp.]
- DERE ile/ve/<> ÇATAK
( Genellikle, yazın kuruyan küçük akarsu ve bunların yatağı. | İki dağ arasındaki uzun çukur. | Damlarda, yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko ya da kiremit yol. İLE/VE/<> İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı. | Yapışık, ikiz meyve. | Kavgacı. )
- DERE ile ÇAY ile IRMAK
( BROOK vs ... vs. RIVER )
- DESPERATE :/yerine ÇARESİZ
- DEUTERON CAPTURE[İng.] / CAPTURE DEUTÉRON[Fr.] / DEUTERONGEFANGENNAHME, DEUTERONEINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERON YAKALANMASI
- DEVİR | ZAMAN, DEVİR, AHD, KARN, KURUN | ZAMAN ile/||/<> ÇAĞ
( Bir katmanın oluştuğu zaman süresi Yazında sanatta dünya görüşü sanat anlayışı ve tutumu vb bakımından temel özellikler gösteren zaman Klasikler çağı divan çağı rokoko çağı yeni çağ çağımız 1 Belirli özellikleri göz önünde tutularak ele alınan zaman bölümü 2 Dünya tarihinin incelenmesini kolaylaştırmak için ayrılan dört göreli bölüm İlk Orta Yeni Yakın Dördüncü çağ gençlik çağı örneklerinde olduğu gibi yerine göre yerbilim evrelerine verilen ad Az çağ vakit zaman çağ şak vakit zaman yaş çak vakit zaman mevsim sak vakit çak vakit şak vakit sağ çoğ vakit sā sak vakit şak saat vakit sax zaman dönem çux vakit Tatarcadan alındığı anlaşılıyor Türkçe bir öge olduğu yolundaki inanç yaygındır Ancak eski yazıtlarda geçmediğine tanık oluyoruz Uygurcada ise Moğol çağından başlayarak kullanılır Eski Türkçede vakit zaman olarak öd sözü geçer Bu sözün Türkçede birçok türevi kalmıştır öğle öğün Moğolcada çağ eski eserlerde sık sık geçer Çağdaş Moğol diyalektlerinde de yaygın olarak kullanılır Buna göre Türkçeye Moğolcadan geçtiği anlaşılıyor Tacikçe çåq Özbekçeden alınmıştır Doerfer TLT 386 Az çağ vakit zaman çağ şak vakit zaman yaş çak vakit zaman mevsim sak vakit çak vakit şak vakit sağ çoğ vakit sā sak vakit şak saat vakit sax zaman dönem çux vakit Tatarcadan alındığı anlaşılıyor Türkçe bir öge olduğu yolundaki inanç yaygındır Ancak eski yazıtlarda geçmediğine tanık oluyoruz Uygurcada ise Moğol çağından başlayarak kullanılır Eski Türkçede vakit zaman olarak öd sözü geçer Bu sözün Türkçede birçok türevi kalmıştır öğle öğün Moğolcada çağ eski eserlerde sık sık geçer Çağdaş Moğol diyalektlerinde de yaygın olarak kullanılır Buna göre Türkçeye Moğolcadan geçtiği anlaşılıyor Tacikçe çåq Özbekçeden alınmıştır Doerfer TLT 386 )
( OGE | AGE, PERIOD | ERA )
( ÂGE | ÂGE, TEMPS | ÈRA )
( ALTER | ZEITALTER | ÄRA )
( ÇAĞ[Az.]~ÇAĞ[Tkm.]~ŞAK[Nog.]~ÇAK[Tatk.]~SAK[Bşk.]~ÇAK[Krg.]~ŞAK[Kzk.]~SAĞ[Kklp.]~ÇOĞ[Özb.]~SĀ[Sag.]~SAK[Sag.]~ŞAK[Tuv.]~SAX[Yak.]~ÇUX[Çuv.] )
- DEVİR[Ar.] değil/yerine/= ÇAĞ/DÖNEM
- DEVİR/ASIR değil/yerine/= ÇAĞ/DÖNEM
- DEVITALIZATION[İng.] ile/||/<> CANSIZLAŞTIRMA
( Bir dokunun canlılığının ortadan kaldırılması devitalizasyon )
( DEVITALIZATION )
- DEVR-İ FAHM ile/||/<> CARBONIFEROUS[İng.] ile/||/<> CARBONIFÉRE[Fr.] ile/||/<> KARBON[Alm.] ile/||/<> KARBON DÖNEMİ
( Birinci zamanın beşinci dönemi ve bu dönemde çökeltilmiş olan katmanlar )
( CARBONIFEROUS )
( CARBONIFÉRE )
( KARBON )
- DIFFERENTIAL CAPACITOR[İng.] / CAPACITÉ DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-CAPASITOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL/DİFERANSİYEL SIĞAÇ
- DIFFERENTIAL INPUT CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE L'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGKAPAZITANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL/DİFERANSİYEL GİRİŞ SIĞASI
- DIFFUSION CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE LA DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SIĞASI
- DİKEL ile/||/<> ÇAPA BİÇİMİNDE ÇATAL BEL
( çapa biçiminde çatal bel Yerel ağızlarda dikel dikkel bel ve çapa olarak kullanılır R δικέλλι zweizinkige Hacke Karst Ağızlarda kazık sırık ağaç çubuk olarak kullanılan dikeçle birleştirilemez )
( ΔΙΚΈΛΛΙ / δικέλλι )
- DİKEN ile/ve/değil/||/<>/< ÇALI
- DİKKAT ile CAUTİONARY ile DİKKATLİ ile DİKKATLE
( CAUTION vs. CAUTIONARY vs. CAUTIOUS vs. CAUTIOUSLY )
( زنهار ile احتياط ile مبالات ile تحذير ile عبرتآور ile اخطارآميز ile محتاط ile محترز ile از روياحتياط )
( ZANEHAR ile EHTYAT ile MOBALAT ile تحذير ile EBRATAVAR ile اخطارآميز ile MOHTAT ile محترز ile AZ ROYEHTYAT )
- DIODE CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE LA DIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOT KARAKTERİSTİĞİ
- DİREK ve/<> ÇANAKLIK
( ... VE/<> Gemi direklerindeki gözleme yeri. )
- DISCOURAGEMENT[İng.] ile/||/<> CAYDIRMA | YÜREKLENDİRME
( Bir gözlem sürecinde bilgi vermekten kaçınanların engellerini aşarak istemli katılımlarını sağlama yüreklendirme )
( DISCOURAGEMENT )
- DİŞLİ ile/ve/||/<> ÇARK
- DİYAKLAZ[Fr. < DIACLASE] değil/yerine/= ÇATLAK
- DOĞAL BESLENMEDE:
MESAFE ile/ve/||/<> ZAMANLAMA ile/ve/||/<> TOHUM ile/ve/||/<> KAYNAK ile/ve/||/<> İŞLEME ile/ve/||/<> SAĞLIK ile/ve/||/<> CANLILAR
( Yakın. İLE/VE/||/<> Döngüsel. İLE/VE/||/<> Yerli. İLE/VE/||/<> Aracısız. İLE/VE/||/<> Organik/zehirsiz. İLE/VE/||/<> Dirimsel çeşitlilik. )
- DOĞAN ile ÇAVLI
( ... İLE Doğan yavrusu. )
- DOĞRU BİLDİĞİNİ YAPMAK ile/değil CANININ İSTEDİĞİNİ YAPMAK [değil/yerine/daha iyisi YAPMAMAK]
- DOĞRU ile/ve/||/<>/> ÇAP
( RIGHT/TRUE vs./and/||/<>/> DIAMETER )
- DOLANDIRICI ile ÇARPIK ile EĞRİLİK
( CROOK vs. CROOKED vs. CROOKEDNESS )
( کلاه بردار ile قلابي ile بي سيرت ile چنگکي ile ناراست ile چنبري ile کج ile معوج ile اعوجاج ile ناراستي ile کجي )
( KOLAH BARDAR ile GHALABY ile BEY SYRAT ile CHANGAKY ile NARAST ile CHENBARY ile KAJ ile MOOUJ ile اعوجاج ile NARASTY ile کجي )
- DRAMATICALLY :/yerine ÇARPICI BİÇİMDE
- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM
- DUYGU ile/değil ÇAĞRIŞIM
- DUYGULANIM = TEESSÜR = AFFECTION[İng., Fr.] = AFFEKT, AFFEKTION[Alm.] = CARIÑO[İsp.]
- DUYULAR/DA:
SINIRLI/LIK ile/ve/||/<> ÇARPITICI/LIK
- DYNAMIC CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK KARAKTERİSTİĞİ
- EFFORT :/yerine ÇABA
- EFOR[Fr. < EFFORT] değil/yerine/= ÇABA, GÜÇ
- EFOR[İng.] SARF ETMEK değil/yerine/= ÇABA TÜKETMEK
- ELECTRODE CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE L'ÉLECTRODE[Fr.] / ELEKTRODENCHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROT KARAKTERİSTİĞİ
- ELECTROLYTIC CAPACITOR[İng.] / CAPACITÉ ÉLECTROLYTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİTİK SIĞAÇ
- ELECTRON CAPTURE[İng.] / CAPTURE ÉLECTRON[Fr.] / ELEKTRONENREIFENFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK/ELEKTRON YAKALAMA
- ELEK ile/değil ÇALKAR/ÇALKAK/ÇALKAĞI
( ... İLE/DEĞİL Tahıl tanesini, yabancı nesnelerden ayırmaya ya da tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan, döner kalburlu araç. )
- ELEKTRONİK ile ÇALINTI
- ELEMAN değil/yerine/= ÇALIŞAN
- ELMAS PARÇASI ile CAM KIRIĞI
- EMEK ile/ve ÇABA
( Büyük çabalar harcamadıkça, çaba harcamanın bizi hiçbir yere götürmeyeceğini anlayamayız. )
( LABOUR vs./and EFFORT
Unless you make tremendous efforts, you will not be convinced that effort will take you nowhere. )
( ... ile/ve PRAYATNA )
- EMPATİDE:
THEODOR REIK ile/ve/||/<>/> WILHELM FLIESS ile/ve/||/<>/> DONALD WINNICOTT ile/ve/||/<>/> HEINZ KOHUT ile/ve/||/<>/> CARL ROGERS
- EMPEROR[İng.] ile/||/<> EMPEREUR[Fr.] ile/||/<> CAESAR[Lat.] ile/||/<> KAISER[Alm.] ile/||/<> KAYSER
( kayser 1 1 Genellikle imparator 2 Kutsal RomaGermen devleti AvusturyaMacaristan ve Alman imparatorlarının sanı )
- EMPLOYEE :/yerine ÇALIŞAN
- ENBÛBE-İ ŞÂRİYE ile/||/<> CAPILLAIRE (TUBE)[Fr.] ile/||/<> KILCAL BORU
( biyoloji )
( CAPILLAIRE (TUBE) )
- ENDÜSTRİYEL ile ENDÜSTRİYEL YÖNETİM ile ENDÜSTRİ OKULU ile SANAYİ İŞÇİSİ ile SANAYİLEŞMEK ile ENDÜSTRİLER ile ÇALIŞKAN ile ENDÜSTRİ
( INDUSTRIAL vs. INDUSTRIAL MANAGEMENT vs. INDUSTRIAL SCHOOL vs. INDUSTRIAL WORKER vs. INDUSTRIALIZE vs. INDUSTRIES vs. INDUSTRIOUS vs. INDUSTRY )
( صنعتي ile اهل صنعت ile مديريت صنعتي ile مدرسهصنعتي ile صنعتکار ile صنعتي کردن ile صنايع ile زبر دست ile کار کن ile کوشارو ile صناعت ile صنعت )
( SANATY ile HAL SANAT ile MADYRYT SANATY ile مدرسهصنعتي ile صنعتکار ile SANATY KARDAN ile SANAYE ile ZABAR DAST ile KAR KON ile KOOSHARO ile SANAAT ile SANAT )
- ENSTRÜMAN[Fr.] değil/yerine/= ÇALGI/MÜZİK ARACI
- ENSTRÜMAN değil/yerine/= ÇALGI
- ENSTRÜMANTAL değil/yerine/= ÇALGISAL
- ER ile/ve/||/<>/> ONBAŞI ile/ve/||/<>/> ÇAVUŞ ile/ve/||/<>/> YÜZBAŞI ile/ve/||/<>/> BİNBAŞI ile/ve/||/<>/> AĞA ile/ve/||/<>/> BAŞ AĞA[> PAŞA]
- ERA :/yerine ÇAĞ, DÖNEM
- ERLENMAYER ile/||/<> ERLENMAYER FLAKS[İng.] ile/||/<> BALLON EN VERRE[Fr.] ile/||/<> ERLENMAYER KOLBEN[Alm.] ile/||/<> ÇALKAR
( Çoğunlukla eşdeğerleyim işlemlerinde kullanılan konimsi biçimde boyunlu ve dibi düz cam kap )
( ERLENMAYER FLAKS )
( BALLON EN VERRE )
( ERLENMAYER KOLBEN )
- ERVAHİYE | ANİMİZM ile/||/<> ANİMİZM ile/||/<> CANLICILIK
( canlıcılık Canlıcılık 1 Doğadaki her varlıkta bir ruh bulunduğu her nesneyi bir ruhun yönettiği yolundaki din kurumuna kaynaklık eden ilkel inanç 2 Ruhu bedenin ilk nedeni ve canlandırıcısı sayan ruhsal olayları olduğu gibi yaşamla ilgili olayları da düşünen bir ruhun yönettiğini ileri süren öğreti 1 İnsanın beden ve ruhtan oluştuğunu ruhun da yaşamın temeli olduğunu ileri süren öğreti 2 Çocuğun çevresindeki eşyayı canlı sayması animismusanima ruh 1 Olup bitenin ruhlar alanının gizli güçlerince yönetildiğine inanan ilkel anlayış 2 Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinsel görüş 3 Tek ve aynı ruhun düşünsel ve organik yaşamın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti 4 Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma 1 Evrendeki çeşitli olayların ruh âlemine ait güçlerce yönetildiğini ileri süren akım 2 İnsanda ve doğada maddeden bağımsız bir ruhun bulunduğunu bütün cisimlerin canlı olduğunu ileri süren anlayış 3 Ruhun düşünce hayatının ve organik yaşantının temeli olduğunu öne süren doktrin animizm )
( ANIMISME )
- ERVAHİYE | CANLICILIK ile/||/<> CANLICILIK
( 1 Doğadaki her varlıkta bir ruh bulunduğu her nesneyi bir ruhun yönettiği yolundaki din kurumuna kaynaklık eden ilkel inanç 2 Ruhu bedenin ilk nedeni ve canlandırıcısı sayan ruhsal olayları olduğu gibi yaşamla ilgili olayları da düşünen bir ruhun yönettiğini ileri süren öğreti 1 İnsanın beden ve ruhtan oluştuğunu ruhun da yaşamın temeli olduğunu ileri süren öğreti 2 Çocuğun çevresindeki eşyayı canlı sayması animismusanima ruh 1 Olup bitenin ruhlar alanının gizli güçlerince yönetildiğine inanan ilkel anlayış 2 Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinsel görüş 3 Tek ve aynı ruhun düşünsel ve organik yaşamın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti 4 Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma 1 Evrendeki çeşitli olayların ruh âlemine ait güçlerce yönetildiğini ileri süren akım 2 İnsanda ve doğada maddeden bağımsız bir ruhun bulunduğunu bütün cisimlerin canlı olduğunu ileri süren anlayış 3 Ruhun düşünce hayatının ve organik yaşantının temeli olduğunu öne süren doktrin animizm )
( ANIMISM | (YUN. ANIMISMUS | SPIRITUALISM )
( ANIMISME | SPIRITUALISME )
( ANIMISMUS | SPIRITUALISMUS )
( ANIMISMUS | SPIRITUS )
( ANIMISMO )
( ΑΝΙΜΙΣΜΌΣ / ανιμισμός )
- ERZE ile/||/<> ÇAM
( Irmaklarda işleyen bir tür küçük gemi botanik Çamgiller Pinaceae familyasından her dem yeşil iğne yapraklı yaprakları 25li kümeler hâlinde olan ülkemizde orman oluşturan ve 5 türü bulunan kozalaklı bitkiler Yerel ağızlarda şam ve ışam olarak geçer Kıbrıs ağzında da şam biçimi kullanılır Az şam Azeri alanında şamağacı biçimi de geçer Eski Kıpçakçada şam olarak kullanılır Arapçadan kalma bir alıntı olduğu anlaşılıyor şamᶜ mum Başlangıçta Türkçede şam ağacı yani mum ağacı olarak kullanıldığı açıktır Daha sonra şam çam ağacı adı ellipse yoluyla şama çam dönüşmüştür Çam gibi reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümlerinin çıra olarak kullanıldığını biliyoruz O açıdan Arapçada mum olarak kullanılan şamᶜ sözü Türkçede kolaylıkla şam çam ağacı yani çıra veya mum ağacı değerini kazanmıştır Ağızlarda şam mum olarak da geçer Arapça şlerin Türkçede çye çevrildiğine sık sık tanık oluyoruz Ramstedt SKE 47 Türkçe çamı Korece čhamnamu the oak biçimiyle birleştirmiştir Daha sonra Räsänen V 97b de işaretiyle bu birleştirmeyi vermiştir Çağdaş diyalektlerin büyük bir bölümünde çam ağacına karagay adı verilir karagay karagay karagay ak çam köknar kızılkaragay çam karagay Tel karagay karagay Bu adın Moğolcadan alındığını biliyoruz Ramstedt KWb 169a Räsänen V 235 Doerfer TMEN 280 Leksika 133 Çağdaş diyalektlerde dar bir alanda narat adı da çam olarak kullanılır narat Blk narat Leksika 133 Bu adın da Moğolcadan geldiği anlaşılıyor narasun Eren TD 52 767 Tuvacada çam olarak xadı adının geçtiğini görüyoruz Hakasçada xara ve xazı adları geçer Çuvaşçada xır Yakutçada ise xırıya adı kullanılır Yakutçada bäs adı da çam olarak geçer Räsänen V 71b Rassadin Zaimstvovanija 82 Çuvaş ağızlarında yaxtă biçimi de göze çarpar Egorov ÊS 355 Räsänen StO 18 3 26 Sinor ResAltL 251 s 2 not Karaçaycada Tanne olarak balas adı geçer Räsänen V 60a Kürtçe çam pin sapin biçimi Türkçeden alınmıştır Türkçeden Bulgarca Sırpça Arnavutça Rumca Rumence gibi Balkan dillerine de çam olarak geçmiştir Yerel ağızlarda şam ve ışam olarak geçer Kıbrıs ağzında da şam biçimi kullanılır Az şam Azeri alanında şamağacı biçimi de geçer Eski Kıpçakçada şam olarak kullanılır Arapçadan kalma bir alıntı olduğu anlaşılıyor şamᶜ mum Başlangıçta Türkçede şam ağacı yani mum ağacı olarak kullanıldığı açıktır Daha sonra şam çam ağacı adı ellipse yoluyla şama çam dönüşmüştür Çam gibi reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümlerinin çıra olarak kullanıldığını biliyoruz O açıdan Arapçada mum olarak kullanılan şamᶜ sözü Türkçede kolaylıkla şam çam ağacı yani çıra veya mum ağacı değerini kazanmıştır Ağızlarda şam mum olarak da geçer Arapça şlerin Türkçede çye çevrildiğine sık sık tanık oluyoruz Ramstedt SKE 47 Türkçe çamı Korece čhamnamu the oak biçimiyle birleştirmiştir Daha sonra Räsänen V 97b de işaretiyle bu birleştirmeyi vermiştir Çağdaş diyalektlerin büyük bir bölümünde çam ağacına karagay adı verilir karagay karagay karagay ak çam köknar kızılkaragay çam karagay Tel karagay karagay Bu adın Moğolcadan alındığını biliyoruz Ramstedt KWb 169a Räsänen V 235 Doerfer TMEN 280 Leksika 133 Çağdaş diyalektlerde dar bir alanda narat adı da çam olarak kullanılır narat Blk narat Leksika 133 Bu adın da Moğolcadan geldiği anlaşılıyor narasun Eren TD 52 767 Tuvacada çam olarak xadı adının geçtiğini görüyoruz Hakasçada xara ve xazı adları geçer Çuvaşçada xır Yakutçada ise xırıya adı kullanılır Yakutçada bäs adı da çam olarak geçer Räsänen V 71b Rassadin Zaimstvovanija 82 Çuvaş ağızlarında yaxtă biçimi de göze çarpar Egorov ÊS 355 Räsänen StO 18 3 26 Sinor ResAltL 251 s 2 not Karaçaycada Tanne olarak balas adı geçer Räsänen V 60a Kürtçe çam pin sapin biçimi Türkçeden alınmıştır Türkçeden Bulgarca Sırpça Arnavutça Rumca Rumence gibi Balkan dillerine de çam olarak geçmiştir )
( PINE )
( PIN )
( KIEFER )
( PINUS )
- ESİNLENME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM
- EŞİT OLMASINA YAKIN TUTMAYA ...:
ÇALIŞMAK ve/||/<> ÇABALAMAK
- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN ile CAN SIKINTISINDAN/MELÂL[Ar.] ile SİNİR YORGUNLUĞUNDAN ile OKSİJENSİZLİKTEN
- ESPİYONAJ[Fr. < ESPIONNAGE] değil/yerine/= CASUSLUK
- ESPİYONAJ değil/yerine/= CASUSLUK
- ETÂ FULÂNUN[Ar.] ile CÂE FULÂNUN[Ar.]
- ETİO- ile/||/<> RHİZ-/-RHİZA/RHİZO- ile/||/<> CARY-/CARYO-/KARY-/KARYO-
( Neden. İLE/||/<> Kök. İLE/||/<> Tane çekirdek. )
- ETKER NEDEN = EFFICIENT CAUSE[İng.] = CAUSE EFFICIENTE[Fr.] = WIRKENDE URSACHE[Alm.] = CAUSA EFFICIENS[Lat.]
- ETKİLEYİCİ ile/ve/||/<> "ÇARPICI"
- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] değil/yerine/= ÇALIŞMA
( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )
- EX VIVO[İng.] değil/yerine/= CANLI DIŞI
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇATIŞKI[ANTİNOMİ] (VE GELİŞTİRİLMESİ)
- EZAN değil/yerine/= ÇAĞRAN
- FAALİYET VESİKASI | ÇALIŞMA BELGESİ ile/||/<> ÇALIŞMA BELGESİ
( İşçiye ve gemi adamına işinden ayrılması nedeni ile işverence düzenlenerek verilen ve bıraktığı işin türü süresi ve işçinin ücretini gösteren belge İşinden ayrılan işçiye işveren tarafından verilen işçinin çalıştığı işin çeşidini ve çalışma süresini gösteren belge bonservis )
( LABOUR PAPER | CLEARANCE CARD, WORK'S CERTIFICATE, CERTIFICATE OF WORK )
( PAPIER DE TRAVAIL )
- FARADAY CAGE[İng.] / CAGE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER KÄFIG[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KAFESİ
- FECUTA SPP.[Lat.] ile/||/<> ÇAYIR OTU
( Yumak otu )
( FECUTA SPP. )
- FELSEFE:
"YETENEK/ZEKÂ" ile/ve/değil/||/<>/< ÇABA/EMEK
- FELSEFE:
ZORLAYICI değil ÇAĞIRICI
- FIÇI ile/değil ÇAPÇAK
( ... İLE/DEĞİL Ağaçtan, oyularak yapılmış su tası. | Ağzı açık fıçı. )
- FIELD EFFECT CAPACITOR[İng.] / CAPACITEUR À L'EFFET DU CHAMP[Fr.] / FELDEFFEKTKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİLİ SIĞAÇ
- FİİL BİNASI LÂHİKALARI | ÇATI EKLERİ ile/||/<> ÇATI EKLERİ ile/||/<> AD ÇEKİMİ, EYLEM ÇEKİMİ
( Eylem kök veya gövdelerinden dönüşlü edilgen işteş ettirgen çatılar meydana getirmeye yarayan ekler i n sevin i l sevil i ş seviş i t kapat i e r geçir gider dir sevdir dirt sevdirt yaptırt vb Fiil kök veya gövdelerinden dönüşlülük reflexive mütavaat edilgenlik passiv mechul ettirgenlik faktitiv ta diye ve işteşlik reziprok müşareket gibi farklı görünüşlere sahip fiil çatıları yapmaya yarayan ekler I n U n giyin taran tutun I l U l atıl sevil görül I t U t acıt okut yürüt I r U r aşır geçir duyur DIr DUr aldır gezdir buldur söktür I ş U ş kesiş biliş koşuş vb )
( ENDING, INFLEXION SUFFIX, TERMINATION )
( SUFFIXE FLEXIONNEL, SUFFIXE DÉSINENTIEL, DÉSINENCE )
( FLEXIONSSUFFIX, ENDUNG, FLEXIONSENDUNG )
( SUFFISSI DI DIATESI )
( ΚΑΤΑΛΉΞΕΙΣ ΔΙΆΘΕΣΗΣ / καταλήξεις διάθεσης )
- FİLİKA[İt. < FELUCA] ile ÇATANA[Çetene kasabasının adından]/İSTİMBOT[İng. < STEAMBOAT]
( Cankurtaran sandalı. İLE Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur. [Tuna kıyısındaki Çetene kentinden] )
- FİNCAN ile/değil ÇAMÇAK
- FISTIK ÇAMLARI | ÇAMGİLLER ile/||/<> ÇAMGİLLER
( botanik köknarlar Genellikle yapraklarını dökmeyen iğne yapraklı ve yaprakları tekli ya da demetler hâlinde olup tohumları kozalaklardaki pullarda korumasız olarak bulunan çok yıllık ağaç ya da çalı formundaki bitkiler )
( PINE FAMILY )
( PINACÉES )
( PINACEAE )
- FLEOL[Fr. < PHLÉOLE] değil/yerine/= ÇAYIR OTU
- FLINT[İng.] ile/||/<> FLINT[Fr.] ile/||/<> FLINTSTEIN[Alm.] ile/||/<> ÇAKMAK TAŞI
( Püskürtmeli temizleme işlemlerinde aşındırıcı olarak kullanılan bir tür doğal silisyum oksit )
( FLINT )
( FLINT )
( FLINTSTEIN )
- FLÜKTÜAN/FLUCTUANT[İng.] değil/yerine/= ÇALKANTILI
- FLÜKTÜASYON/FLUCTUATION[İng.] değil/yerine/= ÇALKALANIM
- FOTOSENTEZ TEPKİMELERİ/FOTOSENTEZ REAKSİYONLARI ile CALVİN DÖNGÜSÜ
( Işık enerjisini kullanarak ATP ve NADPH üreten fotosentezin ilk aşaması. İLE Fotosentezin karanlık aşaması olarak bilinir ve ATP ve NADPH kullanılarak CO2'den glikoz üretilir. )
- FOURIER ile/ve/||/<>/> CAUCHY ile/ve/||/<>/> DIRICHLET
( 1807 ile/ve/||/<>/> 1853 ile/ve/||/<>/> 1859 )
- FUÂD-I MİDE ile/||/<> CARDIA[Fr.] ile/||/<> MİDE AĞZI
( biyoloji )
( CARDIA )
- FÛL | ÇAKILDAK ile/||/<> ÇAKILDAK ile/||/<> BAKLA
( bakla I Halı dokunurken atkı atmaya yarayan araç Kötürnek Gelendost Köprü Şarkikaraağaç Isparta II Buğdayı değirmen taşının dönüş hızına uygun olarak değirmen taşının deliğine aktaran tahta düzen Köprü Şarkikaraağaç Isparta Mudurnu Bolu Salman Akkuş Ordu Sivas Bünyan Kayseri III Atın kayışını ana bölüme bağlayan demir Yenikent Aksaray Niğde Koyunlarda özellikle kış aylarında hayvanların arka bölgelerinde gübrelerin top top yapağılarına yapışması Bu durum hayvanı rahatsız eder ve yapağı kalitesini bozar çakıldak I Baklava Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta II bagla botanik tarım Baklagiller Leguminosae familyasından beyaz çiçekli çiçeklerin uçları siyahımsı taze legümen meyveleri bahar aylarında sebze olarak yenilen ve bu amaçla kültürü yapılan tek yıllık otsu bitki Fiğ familyasından olan yeşil yaprakları veya tohumları protein bakımından zengin bazı türleri vicine ve convicine ile tanen gibi antibesleme faktörü taşıyan bir yem bitkisi Az paxla baql sebze Arapçada sebzenin genel adı iken Türkçede sebzenin bir türünün adı olarak kullanılır )
( BAQL )
( DAGS )
( PAXLA[Az.] )
- FUMAGINE[Fr.] ile/||/<> CAPNODIUM ELAEOPHILUM[Lat.] ile/||/<> KARABALLIK
( Gerek yaprakbitleri gerekse kabuklubitler gibi sokup emici nitelikte böceklerin çıkardıkları şekerli sıvıya yapışarak yaprak filiz ve meyvelerin kurum karası bir renkle kaplanmasına yol açan ilkel mantar )
( FUMAGINE )
( CAPNODIUM ELAEOPHILUM )
- FÜRCE | ÇATLAK ile/||/<> ÇATLAK
( Kırılmış bir kayacın parçaları arasında gözle görülebilecek derecede bir ayrılma ya da kayma devimi göstermeyen kırık Genellikle sert kayaç ve katmanlarda görülen kökende var olan ya da oylum değişmeleriyle oluşan ince dar ya da genişçe yüzeysel ya da derin ayrılma yerleri Çatlama sonucu yüzeyde beliren ayrık yer Kemik dokusunun birbirinden ayrılmadan yarılması )
( JOINT | DIACLASE | CRACK | FISSUR, LINEAR FRACTURE )
( DIADASE | DIACLASE | TAPURE | CRAQUE )
( KLUFT | BRUCH | RISS )
- FURŞET/FOURCHETTE[İng.] değil/yerine/= ÇATAL
- GADDAR ile CANİ
- GAİ İLLET ile/||/<> FINAL CAUSE[İng.] ile/||/<> COUSE FINALE[Fr.] ile/||/<> CAUSA FINALIS[Lat.] ile/||/<> ENDURSACHE[Alm.] ile/||/<> EREKSEL NEDEN
( Temelde bulunan erek varılmak istenen ereğe götüren neden Bir şeyin kendisi için yapıldığı şey sonda yer alarak etkileyen neden kendi uğruna bir şeyin olması yüzünden nedene dönüşen erek )
( FINAL CAUSE )
( COUSE FINALE )
( ENDURSACHE )
( CAUSA FINALIS )
- GALILEO AÇMAZI ile/ve/||/<> HILBERT OTELİ AÇMAZI ile/ve/||/<> TRISTRAM SHANDY AÇMAZI ile/ve/||/<> CANTOR AÇMAZI
- GAMMA CAMERA[İng.] / CAMERA DE GAMMA[Fr.] / GAMMAKAMERA, GAMMA-KAMERA[Alm.] ile/değil/yerine/= GAMA KAMERASI
- GAYRET[Ar.]/EFOR[Fr./İng. < EFFORT] (ETMEK) değil/yerine/= ÇABA/LAMAK
- GAYRETKÂR değil/yerine/= ÇABACIL
- GAZ ile ÇAMUR GAZI
( ... İLE Aktifleştirilmiş çamurlu arıtım sürecinde açığa çıkan %70 metan ve %30 karbondioksit karışımı bir gaz yakıt. )
- GAZETECİ değil/yerine/= ÇAĞIMCI, BİLDİRİCİ
- GEÇİM SIKINTISI ile/ve/> CAN SIKINTISI
( Geçim sıkıntısı olanların, can sıkıntısı yaşama fırsatları bulunmaz. )
- GEÇMEK ile ÇAPRAZ ÇUBUK ANAHTARI ile ÇAPRAZ ÇUBUK SİSTEMİ ile MEMLEKET BOYUNCA ile ŞAŞI ile ÇAPRAZ BESLEME ile ÇAPRAZ GÜBRELEME ile ÇAPRAZ İNDEKS ile GEÇİŞ NOKTASI ile ÇAPRAZ AMAÇ ile ÇAPRAZ REFERANS ile ENİNE KESİT ile ÇAPRAZ KESİM ile GEÇİŞ ile ÇAPRAZ OLARAK
( CROSS vs. CROSS BAR SWITCH vs. CROSS BAR SYSTEM vs. CROSS COUNTRY vs. CROSS EYED vs. CROSS FEED vs. CROSS FERTILIZATION vs. CROSS INDEX vs. CROSS OVER POINT vs. CROSS PURPOSE vs. CROSS REFER vs. CROSS SECTION vs. CROSSCUT vs. CROSSING vs. CROSSWISE )
( ضربدر ile خاج ile عبور کردن ile از هم گذشتن ile صليب ile چليپا ile چارميخ ile گزينه شطرنجي ile سيستم شطرنجي ile ورزش هاي ile چپ چشم ile خورد متقابل ile لقاح متقابل ile فهرست تقابلي ile شاخص متقابل ile نقطه همگذري ile قصد متقابل ile مراجعه متقابل کردن ile مقطع عرضي ile ميان بر ile محل تقاطع ile متقاطع ile گذرگاه ile همگذري ile از پهنا )
( ZARBADAR ile KHAJ ile OBUR KARDAN ile AZ NPAM GOZASHTAN ile SELYBE ile چليپا ile چارميخ ile GOZYNAH SHATRANJY ile SYSETAM SHATRANJY ile VARZESH CPEHAY ile CHAP CHESHAM ile KHORD MOTEGHABEL ile LAGHAH MOTEGHABEL ile FANPAREST TAQABELY ile SHAKHS MOTEGHABEL ile NAGHTEH CPEHMGOZARY ile GHSAD MOTEGHABEL ile MARAJEEH MOTEGHABEL KARDAN ile مقطع عرضي ile MYAN BAR ile MOHAL TAQATE ile MOTEQATE ile GOZARGAH ile CPEHMGOZARY ile AZ PPEHNA )
- GENELLEME ile/ve/<> İNDİRGEME ile/ve/<> SİLME ile/ve/<> ÇARPITMA
- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]
( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEREKLİ/LİK ile ÇAĞRIŞIM/TEDÂÎ[Ar. < DA'VET]
- GERMİYAN OĞULLARI ve AYDIN OĞULLARI ve CANDAR OĞULLARI
( Anadolu'da, Türk bilim hayatının oluşumuna büyük katkıda bulunmuşlardır. )
- GEVEZE/YANŞAK ile ÇAÇARON[< İt.]["ÇAÇAROZ" değil!]
( ... İLE Karşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan, çenesi güçlü, geveze. )
- GEZEGENLERDEKİ YAĞIŞ TÜRLERİNDE:
SU ile SÜLFÜRİK ASİT ile METAN ile ELMAS ile CAM ile SIVI DEMİR
( Dünya'da. İLE Venüs'te. İLE Titan'da. İLE Neptün'de. İLE HD189733b'de. İLE OGLE-TR-56b'de. )
(
)
- GİŞE MEMURU ile/||/<> TICKET SELLER[İng.] ile/||/<> CAISSIER(-IÈRE)[Fr.] ile/||/<> KASSIER (-IN)[Alm.] ile/||/<> BİLETÇİ
( Sinema Sinema gişelerinde bilet satan yer ayıran kimse )
( TICKET SELLER )
( CAISSIER(-IÈRE) )
( KASSIER (-IN) )
- GİTAR ile CAVAQUINHO
- GİZLEMEK ile/ve/||/<> CAŞIRMAY
- GLASMOSAIK[Alm.] ile/||/<> CAM MOZAİK
( Resim Renkli taş parçaları yerine cam parçalarından yapılan mozaik )
( GLASMOSAIK )
- GLASS PLATE CAPACITOR[İng.] / CAPACITÉ PLAQUE VERRE[Fr.] ile/değil/yerine/= CAM LEVHA SIĞAÇ
- GLASS WOOL[İng.] ile/||/<> CAM YÜNÜ
( İnce cam iplikçiklerinden oluşmuş yün görünüşlü ısı yalıtıcı gereç )
( GLASS WOOL )
- GLASS[İng.] ile/||/<> VERRE[Fr.] ile/||/<> GLAS[Alm.] ile/||/<> CAM[Fars. < CÂM]
( Alkali metallerle toprak alkali ya da ağır metallerin silikatlarının eritilmiş karışımından pluşan sert biçimsiz kırılgan ve genellikle saydam nesne Katkı özdekleriyle ayrı amaçlarda kullanılacak türleri yapılır )
( GLASS )
( VERRE )
( GLAS )
- GLASS :/yerine CAM, BARDAK
- GO-ROUND[İng.] ile/||/<> CARROUSSEL[Fr.] ile/||/<> KARUSSELL[Alm.] ile/||/<> ATLI KARINCA
( Ellerini karşılıklı birbirlerinin enselerinde kenetleyen iki kişinin kolları üzerinden öteki çiftin aynı durumu alarak alttakilerin kendi eksenlerinde hızlanıp dönmesiyle ayaklarının yerden kesilmesi ve savrulması biçiminde bir eğlenceli alıştırma )
( GO-ROUND )
( CARROUSSEL )
( KARUSSELL )
- GÖBEKLİTEPE ile/||/<> ÇATALHÖYÜK
( Göbeklitepe MÖ 9600 tapınak yapısı İLE Çatalhöyük MÖ 7500 yerleşim merkezidir. Göbeklitepe avcı-toplayıcı toplum İLE Çatalhöyük tarımsal toplum ürünüdür. Göbeklitepe din-tapınak önce İLE Çatalhöyük yerleşim sonra geldi hipotezini destekler. Klaus Schmidt Göbeklitepe'de 20 yıl kazı yaptı. )
( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )
- GOLDFINCH[İng.] ile/||/<> CHARDONNORET[Fr.] ile/||/<> CARDUELIS CARDUELIS[Lat.] ile/||/<> STIEGLITZ[Alm.] ile/||/<> SAKA[Ar. < SAKKÂ | AR. < ṢAʿKA]
( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının ispinozgiller Fringillidae familyasından 13 cm kadar uzunlukta sırtı kahverengi karnı ve kuyruğu beyaz yüzü kırmızı kanatları kara olan Avrupa Kuzey Afrika ve Sibiryada ağaçlar üzerinde yaşayan bir tür )
( GOLDFINCH )
( CHARDONNORET )
( STIEGLITZ )
( CARDUELIS CARDUELIS )
- GÖNDERME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM
- GÖRMEZDEN GELMEK ile CEHALET ile CAHİL ile CAHİL İNSANLAR ile CAHİLCE ile CAHİLLER ile GÖRMEZDEN GELİNDİ
( IGNOR vs. IGNORANCE vs. IGNORANT vs. IGNORANT PEOPLE vs. IGNORANTLY vs. IGNORANTS vs. IGNORED )
( ناديده گرفتن ile ناداني ile ناشناسي ile جاهليت ile بيدانشي ile جهالت ile بي خبري ile جهل ile جاهل ile نادان ile جهول ile بيانش ile بيعلم ile بي معرفت ile لايعلم ile تيره دل ile بي مايه ile جهلا ile جاهلانه ile جهال ile ازقلم افتاده )
( NADYDAH GARAFTAN ile NADANY ile NASHENASY ile JAOLYT ile بيدانشي ile JACPEHELT ile BEY KHBARY ile JOHAL ile JAOL ile NADAN ile جهول ile BEYENSH ile بيعلم ile BEY MARAFT ile لايعلم ile TYRAH DEL ile BEY MAYYEH ile جهلا ile JAOLANEH ile جهال ile AZGHALAM AFTADEH )
- GRAMOFONLARDA:
BORULU ile SALON ile ÇANTA ile ÇOCUK ile UFAK
- GRITTY[İng.] ile/||/<> GRAVELEUX[Fr.] ile/||/<> KIESIG[Alm.] ile/||/<> ÇAKILLI
( GRITTY )
( GRAVELEUX )
( KIESIG )
- GULAM ile/||/<> ALABEYİ ile/||/<> CANBAZ ile/||/<> MİRAHUR ile/||/<> ÇARKA ile/||/<> BELDAR ile/||/<> BOSTANCI ile/||/<> AKINCI ile/||/<> CEBELİ ile/||/<> DALKILIÇ ile/||/<> DELİ ile/||/<> FARİSAN
( Asker. İLE/||/<> Bir bölgede tüm tımarlı sipahilerin en büyük amiri. İLE/||/<> Atlı fedai asker. İLE/||/<> Has ahırın en büyük yöneticisi. İLE/||/<> Osmanlılar'da öncü görevi. İLE/||/<> Dağ geçitlerini aşan, temizleyen ve koruyan, buradan geçenlerin güvenliğini sağlayan görevliler. İLE/||/<> Sarayın ve kentin güvenliğinden sorumlu askerler. İLE/||/<> Osmanlı'nın askerî örgütlenmesinde, sınır bölgelerinde, düşman ülkelerine akınlar, baskınlar tertipleyerek yıpratma harekâtında bulunan hafif süvari birlikleri. İLE/||/<> Tımar sahiplerinin savaşa hazır olarak beslemek zorunda olduğu asker. İLE/||/<> Gönüllü olarak tehlikeli işlerde kullanılan asker. İLE/||/<> Vezir ve Beylerbeyine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri. İLE/||/<> Eyâletlerde, hudutlardaki muhafız askerler. )
- GÜNCEL ile ÇAĞDAŞ
- GÜNEŞ ve/|| ÇAKAL YAĞMURU
- GÜZELLİK ile/ve/değil/yerine CÂZİBE
- HABER VERMEK değil/yerine/= ÇAVLAMAK
- HABER değil/yerine/= ÇAV
- HABERCİ ile CAŞIT/ÇAŞIT
( Haber ulaştırıcı, haber veren. İLE Bir devletin ya da biri(leri)nin sırlarını, başkalarının hesabına öğrenmeyi üstüne alan kişi. | Yasadışı olan bir durumu, yetkililere bildiren kişi. | Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kişi. )
( MUHBİR ile CASUS )
(1996'dan beri)