A ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 13.645 başlık/FaRk ile birlikte,
13.645 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(14/56)
- ALÇALMA/SI ile/değil AZALMA/SI
- ALÇALTI ile ALÇALTIŞ
- ALÇAK/ALÇAQ ile/||/<> AMUL
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yumuşak huylu, uslu. İLE Herhangi bir şeyin hareketsiz[sâkin] olanı. | Yumuşak huylu. )
- ALÇI:
ADİ/STÜK ile ANHİDRİT ile DÖŞEME ile GÖZENEKLİ ile İNCE İNŞAAT ile KABA İNŞAAT ile KALIP ile KATKILI ile MERMER ile PARİS ile PİYASA ile SIVA ile ŞAPLI ile YÜKSEK DİRENÇLİ
( ANHİDRİT[Fr. < ANHYDRITE]: Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat. )
- ALÇI PENCERE/REVZEN[Fars.] ile KAFA PENCERESİ/REVZEN-İ MENKUŞ[Fars., Ar.]
( Camilerde, genellikle açıtların iç ve dış yüzlerine, birer revzen yerleştirilir. Bunlardan, nakışlı camlarla süslü olan içtekine, içlik; adi camlı olan dıştakine, dışlık adı verilir. İLE Nakışlı camlarla yapılmış alçı pencere, nakışlı revzen, vitray. )
- GYPSUM, CALCIUM SULFATE[İng.] / GYPSÉ, PLOTRE, SULFATE DE CALCIUM, PLÂTRE[Fr.] / GIPS, KALZIUMSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÇI TAŞI, KALSİYUM SÜLFAT
- ALÇI ile/<> ALÇI TAŞI
- ALÇI ile/ve/||/<> KARTONPİYER[Fr. < CARTON-PIERRE]
( ... İLE/VE/||/<> Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı. )
- ALÇI ile PARİS ALÇISI
( ... İLE Kırık-çıkıklarda kullanılan alçıdır. [Paris ve özellikle Montmartre'de bulunan killi toprağın alçıtaşında çok zengin olmasından] )
- ALÇILAMAK ile ALÇILANMAK ile ALÇILATMAK ile ALÇILAYABİLMEK ile ALÇI ile ALÇICI/LIK ile ALÇILI ile ALÇI TAŞI ile ALÇI KALIP ile ALÇI LEVHA ile ALÇILI SARGI
- ALÇITAŞI ile/değil KAYMAKTAŞI/SUMERMERİ/ALBATR[Fr.]
( Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan, hidratlı kalsiyum sülfat. İLE/DEĞİL Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir mermer türü. [Kar beyazı ve yarı şeffaftır.] [Heykel/büst ve vazo yapımında kullanılır.] )
( ... İLE/DEĞİL Yapay olarak boyanabilir. Pişirilerek mermere benzetilebilir. )
( JİPS avec ... )
- ALCOHOL :/yerine ALKOL
- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )
- ALDANMA ile ALDANMAZ/LIK
- ALDANMA değil/yerine/>< AYDINLANMA
( Soytarılara kanarak. DEĞİL/YERİNE/>< Aydınları dinleyerek. )
- ALDANMA ile BİLEREK ALDANMA
( ... ile TAHADDU'[< HUD'A] )
- ALDANMA ve/<> KAYIP
- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK
( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )
- ALDANMAK ile/ve/değil/yerine ADANMAK
- ALDANMAK ile ALDANABİLMEK ile ALDANIVERMEK ile ALDANÇ
- ALDANMAK ile ALDATMAK
( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )
- ALDANMAK/KANMAK ile HÜSRAN
- Aldanmamak için DİNLE!!!
- ALDAR ile ALDATIR
( Aldatır. )
- ALDATANI:
ALDATMAK ile/değil/yerine "ATLATMAK"
- ALDATILABİLİR ile ALDATMAK ile ALDATICI ile ALDATICI
( DECEIVABLE vs. DECEIVE vs. DECEIVER vs. DECEIVING )
( فريب پذير ile گول زدن ile فريفتن ile مکر کردن ile نيرنگ زدن ile غافل کردن ile رنگ کردن ile گولزدن ile ريا کردن ile دغل کاري کردن ile تزوير کردن ile مغبون کردن ile تدليس کردن ile دغل بازي کردن ile مکر زدن ile تحميق کردن ile فريب دادن ile فريبده ile فريبکار ile غلط انداز ile غشاش ile سرتراشي )
( FARYBE PAZYR ile GOL ZADAN ile FARYFATAN ile MOKR KARDAN ile NEYRANG ZADAN ile GHAFEL KARDAN ile RANG KARDAN ile GOLZADAN ile RYA KARDAN ile DAGHEL KARY KARDAN ile TEZOYR KARDAN ile MOGHBOON KARDAN ile TADELYS KARDAN ile DAGHEL BAZY KARDAN ile MOKR ZADAN ile TAHAMYGH KARDAN ile FARYBE DADAN ile فريبده ile FARYBEKAR ile GHALT ANDAZ ile غشاش ile سرتراشي )
- ALDAT(IL)MAK ile/ve/değil/||/<>/< YANIL(T/IL)MAK
- ALDATMA ile ALDATICI
( DECEPTION vs. DECEPTIVE )
( تزوير ile نيرنگ ile اغفال ile فريب خوردگي ile فريب ile رياکاري ile فريبا ile فريب آميز ile گول زننده ile فريبنده )
( تزوير ile NEYRANG ile EGFAL ile FARYBE KHORDEGY ile FARYBE ile رياکاري ile FARYBA ile FARYBE AMYZ ile GOL ZANANDEH ile FARYBANDEH )
- ALDATMA ile ALDATICI ile ALDATICI KİŞİ ile ALDATICI BİR ŞEKİLDE ile DOLANDIRICILIK
( DECEIT vs. DECEITFUL vs. DECEITFUL PERSON vs. DECEITFULLY vs. DECEITFULNESS )
( فريبکاري ile مکر ile ريو ile خدعه ile شلتاق ile دغلي ile فريب ile غل ile دغل کردن ile فضاسازي ile حيله ile دغا ile گول ile پر حيله ile خدعه آميز ile فريبده ile رياکار ile پرنيرنگ ile جلب ile فريبنده ile عيار ile مکار ile مزور ile دغلباز ile دغل باز ile دغل ile فريب آميز ile مکر آميز ile مکارانه ile فريبکار ile مهرهباز ile مزورانه ile مهربازي ile عياري ile دوروئي )
( FARYBEKARY ile MOKR ile ريو ile KHODE ile SHALTAGH ile دغلي ile FARYBE ile GHEL ile DAGHEL KARDAN ile FAZASAZY ile HEYLAH ile دغا ile GOL ile پر حيله ile KHODE AMYZ ile فريبده ile رياکار ile پرنيرنگ ile JALAB ile FARYBANDEH ile EYAR ile MAKAR ile MOZOOR ile دغلباز ile DAGHEL BAZ ile DAGHEL ile FARYBE AMYZ ile MOKR AMYZ ile مکارانه ile FARYBEKAR ile مهرهباز ile MOZOORANEH ile MOTEORBAZY ile عياري ile دوروئي )
- ALDATMA ile ALDATMACA
- ALDATMA ile/değil/yerine PAYLAŞIM
- ALDATMA ile "TEZGÂH"
( Aldatmayın, incitmeyin! )
( Don't cheat, don't hurt! )
( TO CHEAT vs. "TO CONCOCT" )
- Aldatmak için DİNLE!!!
- ALDATMAK ile ALDATILDI ile DOLANDIRICI ile HİLE
( CHEAT vs. CHEATED vs. CHEATER vs. CHEATING )
( نيرنگ زدن ile کلاه برداري کردن ile خدعه کردن ile ارغه ile خدعه زدن ile دغل کردن ile دغل بازي کردن ile تقلب کردن ile جر زدن ile گولزدن ile مغبون کردن ile فريب ile مغبون ile بي کلاه ile متقلب ile فريبکار ile فريبده ile جر زن ile فريبکاري ile کلاه برداري ile گول زني ile جرزني ile تقلب )
( NEYRANG ZADAN ile KOLAH BARDARY KARDAN ile KHODE KARDAN ile ارغه ile KHODE ZADAN ile DAGHEL KARDAN ile DAGHEL BAZY KARDAN ile TAGHALAB KARDAN ile JAR ZADAN ile GOLZADAN ile MOGHBOON KARDAN ile FARYBE ile MOGHBOON ile BEY KOLAH ile MOTEGHALAB ile FARYBEKAR ile فريبده ile JAR ZAN ile FARYBEKARY ile KOLAH BARDARY ile GOL ZANY ile جرزني ile TAGHALAB )
- ALDATMAK ile ALDATILMAK ile ALDATABİLMEK ile ALDATIVERMEK
- ALDATMAK ile/değil ANLATAMAMAK
( [not] "TO CHEAT" vs./but NOT ABLE TO EXPLAIN )
- ALDATMAK ile KIRIŞTIRMAK
- ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"
- Aldatmamak için DİNLE!!!
- ALDATMAQ[Azr.] = KANDIRMAK[Tr.]
- ALDEHİT[Fr. < ALDÉHYDE] ile/||/<> ALKALOİT ile/||/<> ALKOL ile/||/<> AMİN ile/||/<> AMİT ile/||/<> ESTER ile/||/<> KETON
( (kimya) @@ Alkolün oksidasyonuyla oluşan organik bir bileşik. @@ Fonksiyonel aldehit grubu taşıyan, kimyasal olarak asit ve alkole dönüşebilen herhangi bir organik molekül. )
( ALDEHYDE | ALKALOID | ALCOHOL | AMINE | AMIDE | ESTER | KETONE~ALKALOID~ALCOHOL~AMINE~AMIDE~ESTER~KETONE )
( ALDÉHYDE | ALCALOIDE | ALCOOL | AMINE | AMIDE | ESTER | CÉTONE~ALCALOIDE | ALCALOÏDE~ALCOOL~AMINE~AMIDE~ESTER~CÉTONE | CÉTON )
( ALKOHOL | AMIN~ALKALOID~ALKOHOL~AMIN~AMID~ESTER~KETON )
( ALDEIDE~ALCALOIDE~ALCOL~AMMINA~AMMIDE~ESTERE~CHETONE )
( ΑΛΔΕΫ́ΔΗ / αλδεΰδη~ΑΛΚΑΛΟΕΙΔΈΣ / αλκαλοειδές~ΑΛΚΟΌΛ / αλκοόλ~ΑΜΊΝΗ / αμίνη~ΑΜΊΔΙΟ / αμίδιο~ΕΣΤΈΡΑΣ / εστέρας~ΚΕΤΌΝΗ / κετόνη )
- ALDEHYDE[İng.] / ALDEHYDE[Fr.] / ALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= ALDEHİT
- ALDEHİT ile FORMALDEHİT ile FORMOL
( Alkolleri, oksitlendirme ya da asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı. İLE Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan H-CHO formülündeki aldehit. İLE Formaldehidin %40'lık değişik sulu çözeltisine verilen ad. )
- ALDEHİT ile KETON
( Karbonil öbeğinin terminalde olduğu bileşikler. İLE Karbonil öbeğinin ortada olduğu bileşikler. )
- ALDEHİT ile/||/<> KETON
( Karbonil öbeğinin terminalde bulunduğu bileşikler. İLE/||/<> Karbonil öbeğinin zincir ortasında bulunduğu bileşikler. )
- ALDEHİT ile/||/<> KETON
( Aldehit uç karbonil İLE keton orta karbonildir )
( Formül: R-CHO İLE R-CO-R )
- ALDI BENİ ile/ve/||/<>/> YAKTI BENİ
( İki kaşın arası. İLE/VE/||/<>/> Gözlerinin karası. )
- ALDIM ile/ve/değil BULDUM
- ALDIRIŞ ile ALDIRIŞSIZ/LIK ile ALDIRIŞSIZCA
- ALDIRMA ile ALDIRMAZ/LIK
- ALDIRMAK ile ALDIRTMAK ile ALDIRILMAK ile ALDIRABİLMEK ile ALDIRTABİLMEK
- ALDIRMAMAK ile/ve/<> AFFETMEK
- ALDIRMAZ ile/ve/<> KALDIRMAZ
( Köleleştirince. İLE/VE/<> "Köle!" deyince. )
- ALDOL REAKSİYONU ile/||/<> CLAİSEN KONDENZASYONU
( Aldol aldehit/keton C-C bağı, Claisen ester kondenzasyonudur. )
( Formül: Enolat + karbonil )
- ALEGORİ[Fr. < ALLEGORIE | İng. < ALLEGORY] ile ANALOJİ[Fr./İng. < ANALOGIE | İng. < ANALOGY] ile METAFOR[Fr.]/MECAZ[Ar.]
( Soyut bir düşünceyi heykel ya da resimle anlatma. İLE Benzeşim.| Örnekseme. | Andırışma. İLE Bir ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz. | Bir sözcüğü ya da kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma. )
- ALEGORİK ile ALEGORİK HALE GETİRMEK ile ALEGORİ
( ALLEGORICAL vs. ALLEGORIZE vs. ALLEGORY )
( مجازي ile تمثيلي ile مثل گفتن ile تمثيل نوشتن ile کنيه ile مجاز ile تمثيل )
( MOJAZY ile TAMSYLEY ile MOSL GOFTAN ile TAMSYLE NOSHTAN ile کنيه ile MOJAZ ile تمثيل )
- ALEH(İNE) değil ALEYH(İNE)
- ALEKO NİKOLADİS YALISI :
( Yeniköy'de vapur iskelesi yanındadır. 19. yy' da yapılmıştır. Yalı bir ara M. Levi tarafından otel olarak kullanıldı. Yalı Rum Parayia Kilisesi vakfına aittir. Halen Aleko'nun yeri ve diğer adıyla Deniz Park Restaurant olarak kullanılmaktadır. )
- ALEKSANDREN[Fr.] değil/yerine/= FRANSIZ ŞİİRİNDE BİR NAZIM BİÇİMİ
- ALEKSİ/ALEXIA[İng.] ile/ve/||/<> ALEKSİTİMİ/ALEXITHYMIA[İng.]
( Okuyamamazlık, okuma yitimi. İLE/VE/||/<> Duygu körlüğü. )
- ALEKSİ[Fr. < ALEXIE] değil/yerine/= OKUMA YİTİMİ
- ALEKSİ[Yun.] ile ALEKSİN[Yun.]/KOMPLİMAN[[Fr./İNG. < COMPLIMENT]/İLTİFAT[Ar.]
( Okuma yitimi. İLE Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. | Koltuklama. )
- ALEKTOROPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ALEKTOROFOBİ
( Tavuk, horoz korkusu olarak bilinen, Yunancada "horoz" anlamına gelen ἀλέκτωρ ("rooster") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALEL/ALLEL[İng.] değil/yerine/= GEN ÇİFTİ
- ALEL HESAP değil/yerine/= SAYIŞ ÜZERE
- ALEL ITLAK[Ar.] değil/yerine/= GENEL OLARAK / HİÇBİR KAYITLA KAYITLANMAMAK
- ALEL UMUM[Ar.] değil/yerine/= GENEL OLARAK, GENELLİKLE
- ALELUSUL değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL/BAŞTAN SAVMA
- ALEL USÛL[Ar.] değil/yerine/= YÖNTEMİNCE, YÖNTEMLİ
( Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde. | Âdet yerini bulsun diye. )
- ALEL ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI ile/||/<> ALELOPATİ
( Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin bilinen farklı varyasyonlarından her birine verilen ad.[Bir genin değişik biçimleri olarak da tanımlanır. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Kan öbeklerini belirleyen genlerin, A, B ve 0 olmak üzere üç farklı aleli vardır. Bunların farklı kombinasyonları ile farklı kan öbekleri oluşur.] İLE/||/<> Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin tanımlanması durumu.[İmmoglubulin ve T Gözesi Alıcılarını kodlayan genlerde bu durum görülür. T Gözelerinde sadece bir set TCR geni olarak tanımlanır.] İLE/||/<> Bir canlının salgıladığı kimyasallardan ötürü başka canlı üzerinde özellikle büyüme, yaşamda kalma ve üreme açılarından olumlu ya da olumsuz etkilere neden olması.[Genellikle bitkilerde, alglerde, bakterilerde, resiflerde ve mantarlarda görülür. Bu etkiye neden olan kimyasallara alelokimyasallar denir. Bunlar arasında karbonhidratlar, lipitler, alkaloidler, azot içerikli bileşikler, flavonoid fenolikler başta olmak üzere bazı öteki fenolikler ve terpenoidler bulunur. Çöllerde bulunan çalıların etrafının göreceli olarak çıplak olmasının nedeni, salgıladıkları alelokimyasallardır. Juglans nigra türü ceviz ağaçları, salgıladığı juglon adlı kimyasaldan ötürü çevresinde yaşayan bazı canlılara karşı alelopatiktir.] )
- ALEL değil/yerine/= TÜR GEN
- ALELÂDE[Ar.] ile FEVKALÂDE[Ar.] ile HARİKULÂDE[Ar.]
( Bayağı, sıradan; olağan, görülegelen. İLE Olağanüstü; güzel, duyulmadık, görülmedik. İLE Olağandışı, eşi görülmemiş; çok güzel, eşsiz. )
- ALELÂDE[Ar.] değil/yerine/= SIRADAN
- ALELUSUL değil/yerine/= YORDAMLICA
- ALEM[Ar. < ALEM] ile/||/<> KÜLÂH ile/||/<> PABUÇ ile/||/<> PETEK
( (Mimarlık) Minarelerde külâhın tepesine, camilerde de esas kubbenin en sivri yerine takılan madenden yapılmış tepelik. @@ Biyolojik sınıflandırmanın en üst sınırı. )
( TOP-RAFTER | KINGDOM | ARROW, SPIRE | SHOE~ARROW, SPIRE~SHOE~HONEYCOMB )
( ÉPI DE FAITAGE | FLÈCHE | PLANCHETTE~FLÈCHE~PLANCHETTE~RAYON )
( REGNUM~...~...~FAVUS )
( GIEBELLÄHRE | TURMHELM, DACHREITER, PFEIL | VERTEILUNGSKASTEN~TURMHELM, DACHREITER, PFEIL~VERTEILUNGSKASTEN~WABE )
( FINIALE~GUGLIA~SCARPA~FAVO )
( ΚΟΡΥΦΑΊΟ ΣΤΟΛΊΔΙ / κορυφαίο στολίδι~ΚΏΝΟΣ / κώνος~ΠΑΠΟΎΤΣΙ / παπούτσι~ΚΗΡΉΘΡΑ / κηρήθρα )
- ALEM İLE ŞUBE İLE SINIF İLE TAKIM İLE FAMİLYA ile/||/<> TAKSONOMİK HİYERARŞİ
( Canlı sınıflandırma seviyeleri. )
( Formül: Homo sapiens )
- ÂLEM(/KAPLAM) ile EVREN(/İÇLEM)
( Bilinebileceklerin, anlamlandırılabilenlerin tümü/tamamı. Kişinin bilmesine açık olan bütünlük. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )
( İlim, Âlem'i bilme işidir. )
( Anlamlandırılabilenlerin tümü. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )
( NOUS + KÂİNAT(VAROLANLARIN TÜMÜ) = ÂLEM )
- ÂLEM ile/ve/<> ÂDEM
( Her ne ki var âlemde,
Örneği var Âdem'de!
Her ne ki var Âdem'de,
Örneği var âlem'de! )
( Bir ağaçtır, bu âlem
Meyvesi olmuş, âdem
Maksûd olan, meyvedir
Sanma ki ağaç ola. )
( Mâdem ki ademliktir âhiri bu âlemin
Âlemde her kelâmın işitme sen âdemin
[Madem ki evrenin sonu yokluktur
Kişilerin sözlerini çok fazla duyma!] )
( Kâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi
Kâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni )
- ÂLEM ile/ve/değil/||/<>/< AİLEM
- ALEM ile ÂLEM
( Bayrak. | Minare, kubbe, sancak direği gibi yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız ya da lâle biçiminde süs. İLE Yeryüzü ve gökteki nesnelerin tümü, evren. | Dünya, acun, cihan. | Aynı konu ile ilgili kişiler ya da bu kişilerin uğraşlarının tümü. | Durum ve koşullar. | Herkes, başkaları. | Ortam, çevre. | Eğlence. | Kendine özgü, birçok nitelikleri bulunan şey ya da kişi. | Duygu, düşünce, düş gücü. )
- ALEM ile ALEMCİ/LİK
- ALEM ile/<> ALEV
- ÂLEM ile/ve BAĞ
- ÂLEM ile/ve/<> BİLİNEN
( ÂLEM: Kendiyle başkasının bilindiği şey. )
- ÂLEM ile/ve/<> DİSİPLİN ile/ve/<> İLKE
- ÂLEM[Ar.] ile DÜNYA[Ar.]
- ÂLEM ile HAKİKAT
- ALEM ile/ve/||/<>/< KALEM
- ÂLEM ile/ve KOZMOS/KOSMOS[Yun.]
( ... İLE/VE Düzenlenmişlik, düzgünlük. Biçimlilik. )
- ÂLEM[Ar.] ile NÂS[Ar.]
- ALEM ile REMZ ile NİŞÂNE
( Bayrak. İLE Simge. )
- ÂLEM ile/ve/değil TANRIDAN GAYRI/MASİVA
- ALEMCİ ile "ÂLEMCİ"
( Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan ya da takan kişi. İLE Eğlenceyi seven, her fırsatta "eğlenen", [eğlendiğini varsayan/zanneden] kişi. )
- ALEMDAR ile/||/<> BAYRAKTAR/SANCAKTAR
( Bayraktar. İLE/||/<> Yeniçerilerin bayrağını taşıyan subay.[Sonradan "Sancaktar" adı verildi] )
- ALEMDAROĞLU, İSMAİL (İST. 1933) :
( Ortaköy'den transfer edildi (1957) Bir sezon Sarıyer'de kaldı ve 4 lig bir özel maç oynadı. )
- ÂLEM-İ HİLKÂT ile/ve ÂLEM-İ KUDRET
- ÂLEM-İ KÜBRÂ ile/ve ÂLEM-İ SUĞRÂ
( Kâinat. İLE İnsan. )
- ÂLEM'İN:
ÖZET/İ ile/ve/<> NUR/U
( [kişinin] Gövdesiyle. İLE/VE/<> Ruhuyla. )
- ÂLEMİYYÂT
- ALEMPROVİST[Fr.] değil/yerine/= BEKLENMEDİK, BİRDEN BİRE
- ÂLEMŞÜMÛL[Ar.] değil/yerine/= EVRENSEL
- ALENEN[Ar.] yerine AÇIKÇA
- ALENEN değil/yerine/= ULUORTA
- ALENGİR ile ALENGİRLİ
- ALENGİRLİ[argo] değil/yerine/= GÖSTERİŞLİ, TUHAF | HOŞ | KARMAŞIK
- ALENİ ile/ve/||/<> AİLENİ
- ALENÎ[Ar.] ile/ve/||/<> ÂŞİKÂR[Ar.]
( Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde olan/yapılan. İLE/VE/||/<> Açık, apaçık, belirli, ortada, meydanda. )
- ALENÎ[Ar.] ile ÂŞİKÂR[Ar.] ile ÂYÂN[Ar.] ile BÂRİZ[Ar.] ile BEDİHÎ[Ar.] ile DEFİSİTER ile MUBÎN ile MÜNHAL[Ar.] ile MÜSTEHCEN[Ar.] ile SARÎH[Ar.] ile ÜRYÂN[Ar.] ile VÂZIH[Ar.]
( Açık. )
- ALENİLEŞMEK ile ALENİ/LİK ile ALENİ TADAT
- ALENİYET | AÇIKLANIŞ ile/||/<> AÇIKLANMA
( Bir yapıtın, ilgilisi ile anlaşarak kamuya tanıtılması. )
( BEING PUBLICLY KNOWN, PUBLICITY | PUBLISHING~PUBLISHING )
( PUBLICITÉ | PUBLICATION~PUBLICATION )
( PUBLICATIO~... )
( VERÖFFENTLICHUNG~BEKANNTMACHUNG )
( PUBBLICAZIONE~DIVULGAZIONE )
( ΔΗΜΟΣΊΕΥΣΗ / δημοσίευση~ΔΗΜΟΣΙΟΠΟΊΗΣΗ / δημοσιοποίηση )
- ALERGOGRAF[Fr.] ile ALERGOGRAFİ[Fr.] ile ALERGOLOJİ[Fr.] ile ALERGOLOG[Fr.] ile ALERJİ[Fr.] ile DUYARCIL/ALERJİK[Fr.] ile ALERJİT[Fr.]
( Tepkilerden yararlanarak alerji nedenini saptayan araç. İLE Tepkilerden yararlanarak alerji nedenini saptama yöntemi. İLE Alerjilerin sağaltımını konu alan bilim dalı. İLE Alerji uzmanı. İLE Belirli bir nesneye karşı gövdenin gösterdiği duyarlılık. İLE Alerji ile ilgili. İLE Alerji sonucu gövdede oluşan değişme ve bozukluk. )
- ALERJEN/ALLERGEN[İng.] değil/yerine/= DUYARLATAN
- ALERJEN[Fr. < ALLERGÈNE] ile/||/<> ALERJİ
( (Yun. allos: diğeri; ergon: faaliyet) Alerjiye sebep olan herhangi bir madde. Allerjen. @@ Alerjiye neden olan herhangi bir madde, allerjen. @@ 1. Protein veya protein tabiatında olmayan alerji oluşturan herhangi bir madde, allojen, gıda alerjeni. 2. Alerji oluşturduğu bilinen herhangi bir maddeden hazırlanan özüt. )
( ALLERGEN | ALLERGY~ALLERGY )
( ALLERGÈNE | ALLERGIE~ALLERGIE )
( ALLERGENE | ALLERGIE~ALLERGIE )
( ALLERGENE~ALLERGIA )
( ΑΛΛΕΡΓΙΟΓΌΝΟ / αλλεργιογόνο~ΑΛΛΕΡΓΊΑ / αλλεργία )
- ALERJİ/K ile ALERJİLİ ile ALERJİSİZ
- ALERJİ ile/ve/değil/||/<>/< ALERJİ YATKINLIĞI/ATOPİ/ATOPY[İng.]
( Tepkinin kendi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Genetik yatkınlık sonucu gövdenin alerjenlere karşı aşırı tepki verme eğilimi.[Testlerde atopi çıkması, kişinin alerji geliştirme eğilimini gösterir ancak bu kesinlikle etkin bir alerjisi olduğu anlamına gelmez.] )
- ALERJİ ile/değil İNTOLERANS
- ALERJİ ile/değil İSİLİK
( [not] ALLERGY vs./but PRICKLY HEAT )
- ALERJİ ile/||/<> OTOİMMÜNİTE
( Bağışıklık düzeninin zararsız nesnelere karşı aşırı tepki vermesi. İLE/||/<> Bağışıklık düzeninin kendi gövde dokularına saldırması. )
- ALERJİK ASTIM ile/||/<> MESLEKİ ASTIM
( Alerjenlere maruz kalma sonucu hava yollarının daralması. İLE/||/<> İş yerinde maruz kalınan nesneler nedeniyle hava yollarının daralması. )
- ALERJİK RİNİT ile/||/<> VAZOMOTOR RİNİT
( Polen, toz gibi alerjenlere karşı burun mukozasının yangılanması. İLE/||/<> Alerjenler dışında, sıcaklık değişiklikleri ya da stres gibi etmenlere bağlı burun mukozasının yangılanması. )
- ALESTA[İt. < ALLESTA]:
HAZIR OL! ve/||/<> HAZIRIM!
- ÂLET, AHİZE MAKİNESİ, ALMA MAKİNESİ, SİNEMA ALMA MAKİNESİ, SİNEMA MAKİNESİ, ALICI FİLM MAKİNESİ, KAMERA, FİLM ÇEKME MAKİNESİ, FİLM MAKİNESİ, SİNEMA ALICI MAKİNESİ, ALICI SİNEMA MAKİNESİ, FİLM ALICI | ALICI ile/||/<> TELEVİZYON ALICISI
( Sinema 1. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV. 2. Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılı alıcı çeşidi. @@ bk. ses alıcısı. @@ Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi. @@ Yığın iletişiminde örgütlü ya da örgütsüz aktarma araçlarıyla, kendisine bilgi ya da ileti yollanan kişi. @@ (I) 1. elektrik: a. Bir elektrik akımını alıp başka bir güce dönüştüren araç. b. Elektromanyetik dalgalar yardımıyla iletilen imleri almaya, bunları yeniden yayınlamaya yarayan araç. 2. gökbilim: Işığı, elektromanyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. @@ (II) 1. sinema: Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. 2. televizyon Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektrik imine çeviren aygıt. @@ 1. Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. 2. Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek. @@ Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi. @@ @@ @@ @@ 1. Kendisine kan verilen birey. 2. Embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient. )
( 1. CAMERA, MOTION PICTURE CAMERA, CINEMA CAMERA, MOVIE CAMERA, FILM CAMERA, 2. CAMERA, TELEVISION CAMERA, ELECTRON CAMERA, ELECTRONIC CAMERA | RECEIVER | RECEIVER, RECEPTOR | CAMERA, CINE CAMERA, ELECTRONIC CAMERA | BUYER | ADDRESSEE | SINK~TELEVISION SET )
( 1. APPAREIL DE PRISE DE VUES, CAMÉRA (CINÉMATOGRAPHIQUE), CINÉ CAMÉRA, 2. CAMÉRA (DE TÉLÉVISION), CAMÉRA ÉLECTRONIQUE, CAMÉRA VIDÉO | RÉCEPTEUR | CAMÉRA, CINÉ CAMÉRA, CAMÉRA ÉLECTRONIQUE, CAMÉRA VIDÉO~TÉLÉVISEUR )
( 1. KAMERA, FILMKAMERA, FILMBILDKAMERA, FILMAPPARAT, AUFNAHMEKAMERA, FILMAUFNAHMEKAMERA, 2. KAMERA, FERNSEHKAMERA, ELEKTRONISCHE KAMERA (FERNSEHKAMERA) | EMPFÄNGER~FERNSEHGERÄT )
( CINEPRESA~TELEVISORE )
( ΚΆΜΕΡΑ / κάμερα~ΤΗΛΕΟΠΤΙΚΌΣ ΔΈΚΤΗΣ / τηλεοπτικός δέκτης )
- ÂLET-EDAVAT
- ALET EDEVAT, EKİPMAN | DONATI ile/||/<> GEREÇ
( Sinema/TV. Bir film çevirmek ya da bir televizyon yayınını gerçekleştirmek için gerekli araçlar. @@ 1. genel uygulayım: Bir iş ya da işlemi gerçekleştirmek için gerekli araç gereç. 2. yapıcılık: Bir yapı için gerekli olan bütün döşem. @@ Bir deneysel çalışmada kulanılan araç ve gereçler. @@ )
( OUTFIT | EQUIPMENT, OUTFIT | EQUIPMENT | ACCESSORY | HARDWARE~HARDWARE | MATERIAL | METARIAL )
( EQUIPMENT | ÉQUIPEMENT | MATÉRIEL (DE TRAITEMENT DE L'INFORMATION~MATÉRIEL (DE TRAITEMENT DE L'INFORMATION) | MATÉRIEL )
( AUSRÜSTUNG, GERÄT | HARDWARE~"HARDWARE" | MATERIAL )
( ATTREZZATURA~MATERIALE )
( ΕΞΟΠΛΙΣΜΌΣ / εξοπλισμός~ΥΛΙΚΌ / υλικό )
- ALET ile ALETLİ ile ALETSİZ ile ALET EDEVAT ile ALETLİ JİMNASTİK
- ÂLET değil/yerine/= ELGE/ARAÇ/AYGIT
- ÂLET ile/ve İLİM
( Mantık. İLE/VE ... )
( Âlet işler, el/kişi övünür; tâlih işler, kul övünür.[< At işler, er ögünür.] )
( TOOL/DEVICE/INSTRUMENT vs./and SCIENCE )
- ÂLET = TOOL[İng.] = OUTIL[Fr.] = WERKZEUG[Alm.] = ARNESE[İt.] = HERRAMIENTA[İsp.] = ARNESE[Lat.] = TO ORGANON[Yun.] = ÂLET[Ar., Fars.] = WERKTUIG[Felm.]
- ALET ile/ve YÖNTEM
- INFLAMMABLE[İng.] / BRENBARR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEV ALAN, YANICI
- ALEV ALEV ile/ve/||/<> CAYIR CAYIR
- IGNITION POINT[İng.] / POINT D'IGNITION[Fr.] / ZÜNDPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEV ALMA NOKTASI
- ALEV ALMAMAK ile/ve YANMAMAK
- FLAME TEST[İng.] / ESSAI DE COLORATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALEV DENEMESİ
- FLAME EMISSION SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= ALEV EMİSYON SPEKTROSKOPİSİ
- FLAME PHOTOMETRIC DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= ALEV FOTOMETRİK DEDEKTÖR
- FLAME IONIZATION DETECTOR (FID)[İng.] ile/değil/yerine/= ALEV İYONLAŞTIRMA DEDEKTÖRÜ (FID)
- ALEV ile/||/<> ALAZ
( (kimya) @@ ~ Az alov 'alev'. < Far alav 'ateş, yalın'. Anadolu'da alev yerine alaz adı kullanılır. Bu ad ile alev arasında etimolojik bir bağ kurulamaz. )
( FLAME~FLAME )
( FEU | FLAMME~FLAMME )
( FLAMMA~FLAMMA )
( FLAMME~FLAMME )
( FIAMMA~FIAMMA )
( ΦΛΌΓΑ / φλόγα~ΦΛΌΓΑ / φλόγα )
( ALOV[Az.] )
( ALAV )
- ALEV/ŞÛLE[Ar.]/ZEBÂNE[Fars.] değil/yerine/= ALAZ/YALAZ(A)/YALIM
- ALEV ile ALEVE DAYANIKLI
( FLAME vs. FLAMEPROOF )
( شعله زدن ile شعله ile لهب ile زبانه آتش ile زبانه ile الو ile زبانه کشيدن ile علو ile عايق شعله ile ضد آتش )
( SHOLEH ZADAN ile SHOLEH ile LAHAB ile ZABANEH ATASH ile ZABANEH ile ALO ile ZABANEH KESHYDAN ile ALU ile AYGH SHOLEH ile ZED ATASH )
- ALEV ile ALEVLİ ile FLAMİNGO ile YANICI
( FLAM vs. FLAMING vs. FLAMINGO vs. FLAMMABLE )
( لاف وگزاف ile شعلهور ile فلامينگو ile سوختني ile قابل سوختن )
( LAF VEGZAF ile SHOLEHOR ile FELAMYNEGO ile سوختني ile GHABEL SOKHTAN )
- ALEV ile CEKET ile ALEVLİ
( BLAZE vs. BLAZER vs. BLAZING )
( شعله زدن ile شعله ور شدن ile افروختگي ile ياابريشمي ورزشي ile شعلهور ile شعله ور )
( SHOLEH ZADAN ile SHOLEH VAR SHODAN ile AFROKHTGY ile YABARYSHAMY VARZESHY ile SHOLEHOR ile SHOLEH VAR )
- FLAME[İng.] ile/değil/yerine/= ALEV
- ALEVÎ ile/ve/değil ALEVÎ[< ULVİYET]
( Hz. Ali. İLE/VE/DEĞİL Yüce[ulvî]. )
- ALEVLENİVERMEK ile ALEVLENDİRİLMEK
- ALEVLENMEK ile ALEVLENDİRMEK ile ALEVLENEBİLMEK ile ALEV ile ALEVİ/LİK ile ALEVLİ ile ALEVSİZ ile ALEV ALEV ile ALEV RENGİ ile ALEV LAMBASI ile ALEV MAKİNESİ ile ALEV KIRMIZISI ile ALEVLENME NOKTASI
- FLAMMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEX DEMENSİSİ
- FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEX
- ALEXANDER FRIEDMANN ve/||/<> GEORGES LEMAITRE
( Einstein'in denklemlerini, kozmolojik sabit olmadan çizen ve evrenin genişlediğini, kuramsal olarak kanıtlayan ilk kişidir. VE/||/<> Einstein'ın genel görelilik kuramından yararlanarak evrenin genişlediğini söyledi. )
( 16 Haziran 1888 - 16 Eylül 1925 VE/||/<> 17 Temmuz 1894 - 20 Haziran 1966 )
- ALEYH değil/yerine/= KARŞIL
- ALEYHTAR değil/yerine/= KARŞITÇI
( Bir işe, davranışa ya da düşünceye karşı çıkan, karşı olan. )
- ALPHA DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION ALPHA[Fr.] / ALPHA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA BOZUNMASI
- ALFA BOZUNUMU ile/||/<> BETA BOZUNUMU
( Alfa He-4 çekirdeği yayar, beta elektron/pozitron yayar. )
( Formül: α: ⁴₂He İLE β: e⁻/e⁺ )
- ALFA ÇEŞİTLİLİK ile/||/<> BETA ÇEŞİTLİLİK
( Alfa lokal tür sayısı, beta habitatlar arası fark. )
( Formül: Nokta İLE karşılaştırma )
- ALPHA-IRON[İng.] / FER ALPHA[Fr.] / ALPHA-EISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA DEMİR
- ALPHA ACTIVE WASTE[İng.] / AKTIVER RESTLAPHASTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA ETKİN/AKTİF ATIK
- RÉSIDU ALPHA-ACTIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ALFA ETKİN ATIK
- ALFA HELİKS ile BETA TABAKA
( Proteinin sarmal yapısı. İLE Proteinin tabaka yapısı. )
- HİDROKSİ ASİTLER:
ALFA(AHA) ile/ve/||/<> BETA(BHA)
- ALFA İLE BETA İLE GAMA ile/||/<> BİYOÇEŞİTLİLİK ÖLÇEKLERİ
( Farklı mekansal ölçeklerde çeşitlilik. )
( Formül: γ = α × β )
- ALFA İLE BETA İLE GAMA ile/||/<> RADYASYON TÜRLERİ
( Üç temel radyoaktif bozunma türü. )
( Formül: α: ²³⁸U → ²³⁴Th + ⁴He )
- ALFA IŞIMASI ile/||/<> BETA IŞIMASI (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Alfa helyum çekirdeği, beta elektron/pozitron yayımıdır )
( Formül: ⁴₂He İLE e⁻/e⁺ )
- ALPHA RAYS[İng.] / ALPHASTRAHLUNG, ALPHA-STRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA IŞINIMI/IŞINLARI/IŞIYICI
- ALPHA PARTICLE, ALFA-PARTICLE[İng.] / PARTICULE ALPHA[Fr.] / ALFA-TEIL, ALPHA-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA PARÇACIĞI/TANECİĞİ
- ALFA RİTMİ ile/||/<> ALFA-SARMAL
( Beyin dinlenme durumundayken kendini gösteren, saniyede 7 - 10 devreli beyin dalgası ritmi. İLE/||/<> Protein yapısında yaygın olarak bulunan, ikincil üç boyutlu yapı.[Bu dizilimde, aminoasitler, her peptit içindeki karboksil oksijen moleküllerinin hidrojen bağları ile dengelenmesi sayesinde spiral bir yapıda bulunur. Miyoglobin ve hemoglobin proteinlerinin %70 civarı, alfa sarmal yapısındadır.] )
- ALFA TOKSİN ile/ve/||/<> AFLA TOKSİN
(
Alfa toksin ile Afla toksin arasındaki fark
Tek bakışta karşılaştırma tablosu ve yalın etki şeması. ("Afla toksin" = aflatoxin)
Karşılaştırma Tablosu
| Özellik | Alfa toksinbakteriyel | Afla toksinmikotoksin |
|---|---|---|
| Kaynak | Clostridium perfringens (öz. Tip A); bazı Staphylococcus aureus suşları (alpha hemolysin) | Aspergillus flavus, Aspergillus parasiticus |
| Tür / Yapı | Protein yapılı ekzotoksin; enzimatik (fosfolipaz C) | Poliketid yapılı küçük molekül; mikotoksin (protein değil) |
| Birincil hedef | Göze zarındaki fosfolipitler | Hepatosit DNA'sı (metabolitler aracılığıyla) |
| Başlıca etkiler | Göze zarı parçalanması, doku nekrozu, hemoliz | DNA hasarı, mutasyon; güçlü karsinojenite (özg. karaciğer) |
| Bulaşma / maruziyet | Enfekte yaralar, nadiren kontamine gıdalar | Nemli–sıcak ortamda depolanmış tahıl, kuruyemiş, baharat gibi gıdaların tüketimi |
| Klinik tablolar | Gazlı kangren, nekrotizan enfeksiyonlar | Akut aflatoksikoz; kronik maruziyette karaciğer kanseri |
| Etkime süresi | Genellikle akut (saatler–günler) | Çoğunlukla kronik (aylar–yıllar), akut toksisite olanaklıdır |
Yalınlaştırılmış etki şeması (SVG)
Sonuçlar: doku nekrozu, hemoliz.
Olası sonuçlar: karaciğer kanseri, akut toksisite (yüksek doz).
)
- ALPHA-URANIUM[İng.] / URANIUM ALPHA[Fr.] / ALPHA-URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA URANYUM
- ÉMETTEUR ALPHA[Fr.] / ALPHA EMITTER[İng.] ile/değil/yerine/= ALFA YAYINLAYICISI/YAYICISI
- ALFA ile ALFA IŞINLARI
- ALFA ile/||/<> BOZUNMA
( Alfa bozunması kuantum tünel kuramı )
( George Gamow tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1904-1968) (Ülke: Rusya-ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Büyük patlama teorisi, kuantum tünelleme) )
- ALFABE DIŞI ile/||/<> HARF ile/||/<> SESÇİL ALFABE
( (Derleme.. alfabe dışı harf) Bir ulusun alfabesinde bulunmayan harf: Türk alfabesinde bulunmayan w, x, q harfleri gibi. @@ Bir ulusun kabul ettiği alfabede bulunmayan harf; alfabede karşılığı bulunmayan ses: Türk alfabesinde yer almayan w / x / q (Lâtin), c (Rus. ), ny (Macar, n), (Arapçada hemze ve ayn) harfleri veya el 'yabancı', yel 'rüzgâr' kelimelerindeki kapalı e (e) gibi. )
( ANALPHABETIC | LETTER | PHONETIC ALPHABET~LETTER~PHONETIC ALPHABET )
( ANALPHABÉTIQUE | ANALPHABETIQUE | LETTRE | ÉCRITURE PHONÉTIQUE~LETTRE~ÉCRITURE PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONETIQUE )
( ...~LITTERA~... )
( ANALPHABETISCH | BUCHSTABE | LAUTSCHRIFT~BUCHSTABE~LAUTSCHRIFT | PHONETISCHES ALPHABET )
( ANALFABETICO~LETTERA~ALFABETO FONETICO )
( ΑΝΑΛΦΆΒΗΤΟΣ / αναλφάβητος~ΓΡΆΜΜΑ / γράμμα~ΦΩΝΗΤΙΚΌ ΑΛΦΆΒΗΤΟ / φωνητικό αλφάβητο )
- ALFABE yerine ABECE
- ALFABE ile ALFABE DIŞI ile ALFABE SIRASI
- ALFABE ile ALFABETİK ile ALFABETİK ile ALFABETİK OLARAK
( ALPHABET vs. ALPHABETIC vs. ALPHABETICAL vs. ALPHABETICALLY )
( الفبا ile هجائي ile حروفي ile به ترتيب الفبا ile الفبائي )
( ELFBA ile هجائي ile حروفي ile BAH TARATYBE ELFBA ile الفبائي )
- ALFABETİK ile ALFABETİK KATALOG ile ALFABETİK SIRALAMA
- ALFATERAPİ[Fr.] değil/yerine/= ALFA IŞINLARIYLA SAĞALTIM
- ALPHATRON[İng.] / ALPHATRONE[Fr.] / ALPHATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFATRON
- ALFENİT[Fr. < ALFENIDE] değil/yerine/= METAL ALAŞIM
( İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım. )
- ALFENİT[Fr.] değil/yerine/= ÇATAL, BIÇAK YAPIMINDA KULLANILAN GÜMÜŞ ALAŞIMI
- ALPHYS[İng.] / ALPHYLES[Fr.] / ALPHYLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFİLLER
- ALFRED PRUFROCK'UN AŞK TÜRKÜSÜ[T S ELIOT] ŞİİRİNİN ÇEVİRİSİNDE:
CAN YÜCEL ile SUPHİ AYTEMUR ile NURDAN SÜMER
- ALFVÉN WAVE[İng.] / ONDE D'ALFVÉN[Fr.] / ALFVÉN-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFVÉN DALGASI
- ALFVEN DALGASI ile/||/<> EM DALGASI
( Alfven manyetik alan çizgileri boyunca, EM vakumda ışık hızıyla. )
( Formül: v_A = B/√(μ₀ρ) İLE c )
- ALFVÉN VELOCITY[İng.] / VITESSE D'ALFVÉN[Fr.] / ALFVÉN-GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFVÉN HIZI
- ALFVÉN İLE SOUND İLE DRİFT ile/||/<> PLAZMA DALGALARI
( Plazmada yayılan dalga türleri. )
( Formül: vA = B/√(μ₀ρ) )
- ALFVÉN NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ALFVÉN[Fr.] / ALFVÉN-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFVÉN SAYISI
- ALG[Lat.] ile DİYATOME[Fr. < Yun.]
( Su yosunu. İLE Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler ailesi. )
- ALGAE[İng.] değil/yerine/= ALG
( Suda yaşayan ökaryotik ve fotosentetik bir canlı grubudur. Genellikle tek gözeli olsalar da çok gözeli de olabilirler. Tek başlarına ya da koloni halinde yaşayabilmektedirler. Taksonomik konumları tartışmalı olmakla birlikte, genellikle Protistalar Alemi'ne dahil edilirler. Bitki değildirler ancak bütün kara bitkileri yeşil alglerden evrimleşmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALG-/ALGE-/ALGESİ-/-ALGESİA/-ALGİA/ALGİO-/ALGO- ile/||/<> -AGRA ile/||/<> MOGİ- ile/||/<> ODYN-/-ODYNİA/ODYNO- ile/||/<> DYS- ile/||/<> CAC-/-CACE/CACO- ile/||/<> MAL- ile/||/<> PERO- ile/||/<> PALİ-/PALİN- ile/||/<> AMBLY- ile/||/<> NECR-/NECRO- ile/||/<> STAPHYL-/STAPHYLO-
( Ağrı, ağrısal, ağrı ile ilgili [miyalji: kas ağrısı, hiperaljezi: aşırı ağrı duyarlılığı]. İLE/||/<> Gut, ağrı nöbeti, ağrı. İLE/||/<> Güç, ağrılı. İLE/||/<> Ağrı. İLE/||/<> Anormal, güç, ağrılı, hatalı, hastalıklı, bozuk, patolojik, kusurlu, kötü. İLE/||/<> Kötü, hasta, bozuk. İLE/||/<> Hasta, kötü, anormal, bozukluk yapan. İLE/||/<> Deforme, bozuk, sakat. İLE/||/<> Yeniden, patolojik yineleme, geriye, tekrar. İLE/||/<> Donuk, soluk, yetmezlik, küntlük, zeki olmayan, duygusuz. İLE/||/<> Ölü, ölü doku, atrofik ceset. İLE/||/<> Üzüm salkımı, küçük dil ile ilgili, stafilokokla ilgili. )
- ALGARİNA[İt. < ARGAGNO] değil/yerine/= VİNÇLİ TEKNE
( Ağır bir şeyi denizden çıkarma ya da denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. | Bazı gemilerin baş ya da kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme. )
- ALGEBRAİC NUMBER ile/||/<> TRANSCENDENTAL
( Algebraic polinom kökü, transcendental değil. )
( Formül: Polynomial root İLE not )
- ALGESİ[Yun.] değil/yerine/= AĞRIYA DUYARLILIK
( ALGESİMETRE[Fr.]: Bir acı duyumunu oluşturmak için gerekli uyarımın etkisini ölçen araç. )
- ALGI BOZUKLUĞU ile/ve GERÇEK İLE HAYALİN AYRILAMAMASI
( İkisi de deliliğin/delirmenin göstergesi olabilir. )
- ALGI DEĞİŞMEZLİĞİ[İng. PERCEPTUAL CONSTANCY] ile/||/<> ALGI YANILMASI[İng. PERCEPTION BIAS] ile/||/<> ALGILAMA KALIBI[İng. PERCEPTUAL PATTERN] ile/||/<> ALGISAL BEKLENTİ[İng. PERCEPTUAL EXPECTANCY]
( Sürekli değişen, yetersiz, eksik, tutarsız duyusal verilere karşın, tutarlı ve sürekli bir dünya algılama durumudur. @@ Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymaması durumu. Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir. @@ Bir öbeğin bütün üyelerinin aynı güdüleri ve karakteristikleri taşıyacağını kabul eden varsayımdır. @@ Algılama sürecini etkileyen önceden yapılaşmış zihinsel kurgudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALGI DÜZENEĞİ ile/ve DEĞERLER DİZGESİ
( PARADIGM vs./and VALUES SYSTEM )
- ALGI DÜZENEĞİ ile YAPI
( PARADIGM vs. STRUCTURE )
- SÜRAT-İ İNTİKAL[Osm.] / SPEED OF PERCEPTION[İng.] / VITESSE DE PERCEPTION[Fr.] / WAHRNEHMUNGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALGI HIZI
- ALGI OLUŞTURMAK ile/>< ALGIYI KIRMAK/BOZMAK
( Kolay. @@ Kolay değil. )
- ALGI[İng. PERCEPTION] ile/||/<> A POSTERİORİ ile/||/<> ADRENOKORTİKOTROPİK HORMON (ACTH)[İng. ADRENOCORTICOTROPIC HORMONE (ACTH)] ile/||/<> AKROZOM[İng. ACROSOME] ile/||/<> AKYUVAR[İng. LEUCOCYTE] ile/||/<> HİPOFİZ BEZİ[İng. PITUITARY GLAND] ile/||/<> LH (LUTEİNLEŞTİRİCİ HORMON)[İng. LH] ile/||/<> OKSİTOSİN[İng. OXYTOCIN]
( Gelen duyusal verileri organize etme, tanımlama, yorumlama ve anlamlaştırma süreci sonucunda ortaya çıkan anlamlı üründür. @@ Deneyime dayalı anlamına gelmektedir. Doğru önermeler deneye ve duyu verilerine dayanan önermesel bilgilerdir. “Güneş doğudan doğar” ya da “Dünya yuvarlaktır” gibi önermeler, bu bilgi sınıflandırmasına örnek olarak verilebilir. Algılarımız ve tümevarım yoluyla edindiğimiz bilgilerimizin büyük bir kısmını "a posteriori" bilgiler oluşturmaktadır. Immanuel Kant, matematik gibi zihinsel süreçlerin "a priori", Dünya'nın varlığı ve durumu ile ilgili olanları "a posteriori" olarak kabul etmeyi önermiştir. Bilgiye dair en temel tartışmalardan birisi olan "a priori" ve "a posteriori" ayrımı hâlâ çağdaş epistemolojinin süregelen konularından birisidir. @@ Hipofiz bezinin ön lob tarafında üretilen polipeptit yapıda olan bir hormondur. Adrenal bezlerin dış bölgesinin aktivitesini düzenleyen bir polipeptit hormondur. Adrenokortikotropik hormonun hipofiz tarafından salgılanması, hipotalamus tarafından atılan başka bir polipeptit olan, "kortikotropin salan hormon (CRH)" tarafından düzenlenir. @@ Sperm gözesinin göze zarının altında bulunan ve spermin ön (anterior) bölgesini kaplayan salgı keseciğidir. @@ Vücudu çeşitli mikroplardan koruyan beyaz kan gözeleridir. Görevlerini mikroplarla savaşarak ve onları uzantıları içine alarak yutarak (fagositoz) ya da mikroplara karşı kana panzehir gibi antitoksin salgılayarak gerçekleştirebilirler. @@ Beynin alt kısmında bulunan bezelye büyüklüğünde küçük bir organdır. Vücudun "ana bezi" olarak, çeşitli hormonlar üretir. Ürettiği hormonlar vücuttaki diğer bezleri uyararak hormon salgılanmasına neden olur. Hipofiz bezi birçok farklı hormon yapar. @@ LH, hipofiz bezinin ön kısmından salgılanan bir hormondur. @@ Oksitosin, hipotalamus tarafından üretilen ve hipofiz bezi tarafından salgılanan bir hormondur. Bu önemli hormon, doğum sürecinde çok önemli bir rol oynar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALGI YANILSAMALARI'NDA:
MÜLLER-LYLER ve POGGENDORFF ve WUNDT ve ZOLLNER ve BOURDON
- ALGI ile/||/<> ALGI DEĞİŞMEZLİĞİ ile/||/<> ALGI YANILMASI ile/||/<> ALGILAMA ile/||/<> ALGILAMA KALIBI ile/||/<> ALGISAL BEKLENTİ
( Gelen duyusal verileri organize etme, tanımlama, yorumlama ve anlamlaştırma süreci sonucunda ortaya çıkan anlamlı ürün. İLE/||/<> Sürekli değişen, yetersiz, eksik, tutarsız duyusal verilere karşın, tutarlı ve sürekli bir dünya algılama durumu. İLE/||/<> Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymaması durumu.[Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan öteki çizgilerle aynı uzunlukta olabilir.] İLE/||/<> Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma süreci. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürün. İLE/||/<> Bir öbeğin tüm üyelerinin aynı güdüleri ve karakteristikleri taşıyacağını kabul eden varsayım. İLE/||/<> Algılama sürecini etkileyen önceden yapılaşmış zihinsel kurgu. )
- ALGI ile/ve/<> ANLAYIŞ
( PERCEPTION vs./and PARADIGM )
- ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI
- ALGI ile/ve ESTETİK ALGI
( PERCEPTION vs./and AESTHETIC PERCEPTION )
- İDRÂK[Osm.] / PERCEPTION[İng.] / PERCEPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALGI
- ALGI = İDRAK = PERCEPTION[İng., Fr.] = WAHRNEHMUNG[Alm.] = PERCEPCION[İsp.] = PERCEPTIONIS[Lat.] = HE KATALEPSIS[Yun.] = el-İDRÂK el-HİSSÎ[Ar.] = İDRÂK-İ CUZ'Î[Fars.] = GEWAARWORDING, WAARNEMING[Felm.]
- ALGI ile KABUL
- ALGI ile KABUL
( PERCEPTION vs. ACCEPTANCE )
- ALGI ile/ve/||/<>/> KAVRAM
( Duyusal. İLE/VE/||/<>/> Düşünsel. )
( PERCEPTION vs./and/||/<>/> CONCEPT )
- ALGI ile/ve/<> KAVRAYIŞ
( Sizin olan, algılama gücünüzdür, algıladığınız değil. )
( İçinize sabır ve dikkatle bakın, algılananın algılayan olamayacağını anımsayın. )
( Algılayan bulunmadan algılama, bilen olmadan biliş, seven olmadan sevgi, eylem olmadan eylem ile ilgilenme. )
( Yours is the power of perception, not what you perceive.
Look within diligently, remember to remember that the perceived cannot be the perceiver. )
( PERCEPTION vs./and/<> COMPREHENSION )
- ALGI ile/ve/||/<>/> OLAY ile/ve/||/<>/> OLGU
( Duyum. İLE/VE/||/<>/> Olumsal/keyfî. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. Kavram. )
( Gövdenin işlevleri. İLE/VE/||/<>/> Zihnin işleri. İLE/VE/||/<>/> Aklın edimleri. )
( Olaylar değil olayları algılayış biçimimiz önemlidir[önceliklidir]. )
- ALGI ile/ve/değil/<> OLGU
( İlkeli/yasalı değildir. Keyfîdir. İLE/VE/DEĞİL/<> İlkelidir/yasalıdır. )
( Betimleme'den Kavram'a geçiş gibi, Algı ile Olgu arasındaki fark da ilkeli/yasalı olup olmamasıdır. )
- ALGIDA/KABULDE:
TEK TANIM ile/yerine/değil PARANTEZ BİLGİ
( ON PERCEPTION/ACCEPTION: [not] UNIQUE DEFINITION vs./but INFORMATION IN PARENTHESIS
ON PERCEPTION/ACCEPTION: INFORMATION IN PARENTHESIS instead of UNIQUE DEFINITION )
- ALGIDA ...:
SEÇİCİLİK ile/ve/değil/||/<>/< SÜZÜCÜLÜK
- ALGILAMA SÜRECİNDE:
BELİRGİNLİK ile/ve/> KONUM ile/ve/> ŞİDDET ile/ve/> SÜRE
- ALGILAMA ile YARGILAMA
( Kültüre dayanır. İLE Uygarlığa dayanır. )
- ALGILAMAK ile/ve/için DİNLEMEK
( TO LISTEN for PERCEPTION )
( TO PERCEIVE vs./and TO LISTEN )
- ALGILAMAK ile ALGILANMAK ile ALGILATMAK ile ALGILANABİLMEK ile ALGILATABİLMEK ile ALGILAYABİLMEK ile ALG ile ALGI ile ALGI BIÇAĞI
- ALGILAMAK/ALGILA(YA)MAMAK ile/ve/değil/||/<>/> ANLAMAK/ANLA(YA)MAMAK
- ALGILAMAK ile/ve GÖRMEK
( TO PERCEIVE vs./and TO SEE )
- ALGILAMAK ile HİSSETMEK
( TO PERCEIVE vs. FEELING )
( ... ile QING )
- ALGILAMAK ile/ve İDRAK ETMEK
( TO PERCEIVE vs./and TO COMPREHEND )
- ALGILAMAK = İDRAK ETMEK = PERCEIVE[İng.] = PERCEVOIR[Fr.] = ERKENNEN/WAHRNEHMEN[Alm.] = PERCIPIO[Lat.]
- ALGILAMAK ile/||/<> "YAKALAMAK"
- ALGILANAMAZ ile ALGILANAMAZ
( IMPERCEIVABLE vs. IMPERCEPTIBLE )
( غير محسوس ile درک نکردني ile نفهميدني ile نامحسوس )
( غير محسوس ile DARK NAKARDANY ile NAFEHAMYDANY ile NAMOHSUS )
- ALGILANAN ile/ve/||/<> ALGILAYAN
( Edilgin. İLE/VE/||/<> Etkin. )
- ALGILATILMAK ile ALGILATTIRMAK
- SENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= ALGILAYICI
- ALGILAYIŞ ile/ve/<> DENEYİM
- ALGILAYIVERMEK ile ALGILAYICI/LIK
- ALGISAL BİL(İN)EMEME/AGNOZİ ile BİL(İN)EMEME/AGNOZİ
( APPERCEPTIVE AGNOSIS vs. ASSOCIATIVE AGNOSIS )
- ALGISAL EŞİKLER'DE:
ÖZEL ALICILAR ile/ve MUTLAK EŞİK ile/ve FARK EŞİĞİ
- DOLAYLILIKTA:
ALGISALLIK ile/ve/||/<> ÇIKARIMSALLIK ile/ve/||/<> AKTARIMSALLIK
( PERCEPTION and/||/<> INFERENCE and/||/<> HEARSAY (in) :INDIRECTIVITY )
- ALGISIZ KAVRAMLAR ile/ve/<> KAVRAMSIZ ALGILAR
( Boş. İLE/VE/<> Kör. )
( CONCEPTS WITHOUT PERCEPTION vs./and/<> PERCEPTIONS WITHOUT CONCEPT
Empty. WITH/AND/<> Blind. )
- ALGOFOBİ[Fr.] değil/yerine/= ACI VERİCİ DUYUM OLUŞTURABİLECEK HER ŞEYE KARŞI DUYULAN KAYGI
- ALGOLOG ile ALGOLOJİ
( ALGOLOGIST vs. ALGOLOGY )
( جلبک شناس ile جلبک شناسي )
( JALBAK SHENAS ile JALBAK SHENASY )
- ALGOLOJİ/ALGOLOGY[İng.] değil/yerine/= AĞRI BİLİMİ
- ALGOLOJİ/FİKOLOJİ ile SU YOSUNU BİLİMİ
( Suyosunu bilimi. )
- ALGOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ALGOFOBİ
( Acı korkusu olarak bilinen, Yunancada "acı" anlamına gelen ἄλγος ("álgos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALGORİTMA/ALGORITHM[İng.] değil/yerine/= AKIŞ BASAMAKLARI
- ALGORİTMA değil/yerine/= AKIŞ BASAMAKLARI
- ALGORİTMA ile ALGORİTMİK ile ALGORİTMİK DİL
( ALGORITHM vs. ALGORITHMIC vs. ALGORITHMIC LANGUAGE )
( الگوريتم ile الگوريتمي ile زبان الگوريتمي )
( ALGORYTAM ile ALGORYTAMY ile ZABAN ALGORYTAMY )
- ALGÜL, ÜMİT (ÇORLU, 1974) :
( Çorluspor'dan transfer edildi (1998) 75 lig, 4 kupa 2 turnuva olmak üzere 81 resmi ve 31 özel maçla birlikte 112 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 15, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda 8 olmak üzere toplam 27 gol kaydetti. )
- AL'I AL, MOR'U MOR
- ALİ ALKANAT ÇOK PROGRAMLI LİSESİ :
( Uskumruköy'ün batı tarafındaki tepe üzerine hayırseverlerden Ali Alkanat tarafından yaptırıldı. Okula yaptıranın adı verildi. Okulda çok programlı eğitim hizmeti verilmektedir. )
- ALİ BABA RESTAURANT :
( Kireçburnu'ndaki ilk restaurant olup ve deniz sahilinde yer almaktadır. Boğaziçi'nin çok ünlü restaurantlarından biridir. )
- ALİ BABA SUYU :
( Büyükdere'nin üst kısımlarından çıkan ve sertlik dereci 2 olan çok mükemmel bir memba suyudur. )
- ALİ BEY ÇEŞMESİ :
( Büyükdere'de Çayırbaşı Caddesi üzerinde ve vapur İskelesi ile Fuat Paşa Oteli karşısındadır (H. 1011, M. 1602). Caddenin genişletilmesi sırasında 1943 yılında biraz geriye alınırken, her nedense eski biçimi tamamen bozularak, yeniden yapılmıştır. Kitabesi arka tarafta yeniden yapılan bir çeşmenin üzerine nakledilerek bunun eski mimari ve tarihi değeri mahvolmuştur. Çeşme onarımlar ve yerinden daha geriye alınmasından sonra hakiki hüviyetini kaybetti. Mermer kitabede "BSİ Ali Baba Suyu" yazısı vardır. Çeşme sonraki yıllarda birkaç kez daha onarım gördü. 2002 yılı başlarında çeşme yeniden onarılmıştır. Çeşmeyi Ali Bey isimli bir şahıs yaptırdığından bu ismi almış olup, "İstanbul Çeşmeleri " kitabında kaydedildiğe göre eski çeşmenin iki kıtalık kitabesinin tarih beyti şöyledir: Didi icüp Sebati de tarih/ Ayn - i ab nümune - i kevser" (1011). Çeşmenin kendi kaynak suyu vardır. )
- ALİ BEY ve/||/<>/> HASAN ALİ YÜCEL
( Ertuğrul Fırkateyni'nin kaptanı. VE/||/<>/> Torunu.[Milli Eğitim Bakanı, Köy Enstitüleri'ni kuran, çok sayıda önemli kitabın çevirisini yaptıran ve Türk ansiklopedisini oluşturtan kişi] )
( )
(1996'dan beri)