Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 12.748 başlık/FaRk ile birlikte,
12.748 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(9/52)


- DYE LASER[İng.] / LASER À COLORANT[Fr.] / FARBSTOFFLASER, FÄRBUNGLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA LAZERİ


- BOYA ile OMBRA[İt.]

( ... İLE Doğrama işlerini, kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya. )


- PAINT[İng.] / PEINTURE[Fr.] / FÄLLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA


- DYE[İng.] / ACOLORANT[Fr.] / FARBIGER MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYAR NESNE


- LÄNGENAUSDEHNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYCA UZAMA KATSAYISI


- BOYKOT ile BOYKOTÇU/LUK


- BOYKOT ile/ve/<> ZARAR ETTİREREK KARŞILIK VERME


- BOYUN EĞMEK ile TESLİMİYET


- BOYUN EĞMEK ile TESLİMİYET


- LONGITUDINAL CURRENT[İng.] / COURANT LONGITUDINAL[Fr.] / LÄNGSSTRÖM/UNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUNA AKIM/AKIŞ


- BOYUT" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM


- BOYUT ile BOYUTLAR

( DIMENSION vs. DIMENSIONS )

( بعد ile ابعاد )

( BAD ile ABEAD )


- BUUT[Osm.] / DIMENSION[İng.] / DIMENSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUT


- BOYUT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞİŞKEN

( vs./and/||/<>/but/< VARIABLE
VARIABLE instead of DIMENSION )


- BOYUT ile/ve/<> DERİNLİK

( vs./and/||/<> DEPTH )


- BOYUT ile/ve EVREN

( DIMENSION vs. UNIVERSE )


- BOYUT ile/ve KESİRLİ BOYUT


- BOYUT ile/ve/değil ÖLÇÜ/EBAT

( [not] DIMENSION vs./and/but SIZE )


- BOYUT ile/ve SOYUT

( DIMENSION vs./and ABSTRACT )

( PARİMANA ile/ve DHYANA, CH'AN[Çince], ZEN[Jap.] )


- BOYUT ile/ve/değil/||/<> YAN


- BOYUTLAMAK ile BOYUTLANMAK ile BOYUTLANDIRMAK ile BOYUT ile BOYUTLU/LUK ile BOYUTSUZ/LUK


- BOZKIR SIRADÜZENİNDE:
LİYÂKAT ile/ve/||/<> SADÂKAT


- BOZKURT ile/değil GÖKKURT


- INDIFFERENTES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZULMAZ DENGE


- DISINTEGRATION RATE[İng.] / VITESSE DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA HIZI


- DECAY CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE LA DÉCOMPOSITION, CONSTANTE DE LA DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA SABİTİ


- DECAY PRODUCT[İng.] / PRODUIT DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / FOLGEPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA ÜRÜNÜ


- BRACKETT SERIES[İng.] / SÉRIES DE BRACKETT[Fr.] ile/değil/yerine/= BRACKETT DİZİLERİ


- BRAHMAN:
SAT ve/||/<> TİYA

( Belirginlik. VE/||/<> Belirsizlik. )


- BRAIN IN A VAT ARGUMENT[İng.] değil/yerine/= FIÇIDAKİ BEYİN ARGÜMANI

( Şüpheciliğin çağdaş bir versiyonudur. Bu argüman, epistemik gerekçelendirmenin zihne içkin süreç ve unsurlar ile mümkün olduğunu iddia eden İçselcilere ve Temelci/Kartezyen epistemologlara yönelik çağdaş bir eleştiri niteliğindedir. Birçok İçselci için doğru inançların gerekçelendirilmesi, kişinin bu gerekçelendirme sürecinin farkında olması ve inançların kişiye erişilebilir olması ile mümkündür. BIV Argümanı tam bu noktada bir soru sorar; peki ama kişi sahip olduğu inançlardan bizzat kendisinden nasıl emin olabilir? Ya bir Matrix karakteriysek? Veya bir bilgisayar oyunundaysak? BIV argümanı, Fatih S. M. Öztürk’ün ifadesiyle Descartes’ın rüya ve kötü yaratık argümanının günümüzdeki bir uzantısı olup özellikle “olgu durumları hakkındaki önermeleri bilemeyiz” sonucunu temellendirmeye çalışan radikal bir şüpheci dedüksiyondur. Sizin beyniniz, oldukça güçlü ve gelişmiş bir nöron teknolojisi ve bilgisayar sistemi sayesinden kafatasınızdan alınarak özel bir kavanoz içerisine yerleştirilmiştir. Böylece artık deneyimleri bir bilgisayar sistemine bağlı ve gerçek dünyayla veri-duyum-algı ilişkisine giremeyen kavanozdaki bir beyinden ibaretsiniz. Artık “Ayaklarımın üzerinde yürüyorum.” gibi bir ifade kurmanız anlamsız olacaktır çünkü artık bir BIV’siniz (kavanozdaki beyinsiniz) ve gerçek dünyaya dair önermesel bilgileriniz bilgisayar sistemi sayesinde sizde yaratılan “şeyler”dir. Aynı anda hem gerçek dünyaya dair önermesel bilgi sahibi olmak hem de BIV olmak mümkün değilmiş gibi görünüyor. Eğer dış dünya gerçekse kavanozdaki beyin değilizdir, eğer kavanozdaki beyin isek dış dünya gerçek değildir. O halde bir İçselci ya da Temelci kavanozdaki bir beyin olmadığımızı yalnızca zihne (beyne?) içkin süreçlerle açıklamaya cesaret edebilir mi? Belki de kavanozdaki bir beyinsek gerçekten de şu an olduğu gibi sorular sormamız yönünde bir bilgisayar komutu almışızdır ve bunun farkında değilizdir. BIV Argümanı’nı kullanın kimi Dışsalcılar bu noktada devreye girer ve dışsal ile çevresel olan şeylere de başvurmadan demin sorduğumuz soruları cevaplayamayacağımızı iddia ederler. Daha ayrıntılı bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BRANCH CUT ile/||/<> BRANCH POİNT

( Branch cut kesim çizgisi İLE branch point dallanma noktası. )

( Formül: Cut line İLE branching point )


- BRAUNITE[Fr.] / BRAUNMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BRANNİT


- BRASSIDIC ACID[İng.] / ACIDE BRASSIDIQUE[Fr.] / BRASSIDIN SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BRASİDİK ASİT


- BRAUNITE[İng.] ile/değil/yerine/= BRAUNİT


- BREAKFAST :/yerine KAHVALTI


- BREAST :/yerine GÖĞÜS


- BRIDGMAN EFFECT[İng.] / EFFET BRIDGMAN[Fr.] / BRIDGMANSCHE EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BRİDGMAN ETKİSİ


- BRIEF vs. SHORT


- BRIGHT :/yerine PARLAK


- BRİKET ile BRİKET

( BRIQUET vs. BRIQUETTE )

( بريکت )

( BARYKAT )


- BRIQUETTE[İng.] / AGGLOMÉRÉS[Fr.] / BRIKETT[Alm.] ile/değil/yerine/= BRİKET


- BRİKETLEMEK ile BRİKET ile BRİKETÇİ/LİK


- BRILLIANT :/yerine PARLAK (ZEKA)


- BRİT değil/yerine/= YAPIŞIKLIK


- BROMHİDRİK ile BROMHİDRİK ASİT


- BROMIC ACID[İng.] / ACID BROMIQUE[Fr.] / BROMSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BROMİK ASİT


- BRONŞİT ile BRONŞEKTAZİ

( Bronşların yangılanması. İLE Bronşların genişlemesi. )


- BRONŞİT ile/||/<> BRONŞİOLİT

( Bronş yangısı. İLE/||/<> Küçük bronşların yangısı. )


- BRONSON RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE BRONSON[Fr.] / BRONSONSCHE RESISTENZ, BRONSON-WIDERSTANDSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BRONSON DİRENCİ


- BROWNIAN MOVEMENT[İng.] / MOUVEMENT BROWNIEN[Fr.] / BROWNSCHE BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BROWN HAREKETİ


- BRUİT değil/yerine/= UĞULTU


- BRÜT ÜCRET ile/ve NET ÜCRET


- BRÜT ile BRÜT AĞIRLIK ile İĞRENÇLİK

( GROSS vs. GROSS WEGHT vs. GROSSNESS )

( ناويژه ile غير خالس ile وزن ناخالص ile بي ظرافتي )

( ناويژه ile غير خالس ile VAZAN NAKHALES ile BEY ZARAFTY )


- BRÜT[Fr. < BRUT] değil/yerine/= KESİNTİSİZ

( Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (ücret/para). | Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık). )


- BT ile KORKULUYOR ile ONUNLA HER ŞEY BİTTİ ile ONUNLA HER ŞEY BİTTİ ile HİÇBİR ŞEYE DEĞMEZ ile ÖYLE GÖRÜNÜYOR ile ÖYLE GÖRÜNÜYOR ile ÖNERİYOR

( IT vs. IT IS FEARED vs. IT IS OVER WITH HER vs. IT IS OVER WITH HIM vs. IT IS WORTH NOTHING vs. IT SEEM vs. IT SEEMS vs. IT SUGGESTS )

( آن ile اين ile بيم آن ميرود ile کارش ساخته است ile به مفت هم نمي ارزد ile به نظر رسيدن ile به نظر مي رسد ile آمده است )

( AN ile AYNE ile BEYM AN MYRUD ile KARSH SAKHTEH EST ile BAH MOFT NPAM NAMY ARZAD ile BAH NAZAR RESYDAN ile BAH NAZAR MY RASAD ile AMODEH EST )


- BU'D[Ar.] ile BÛD[Ar.]

( Uzaklık. | Aralık. | Boyut. İLE Varlık. )


- BUDA ile/||/<> ARHAT ile/||/<> BODHİSATTVA

( Tam ve aşılmaz aydınlanmaya ulaşmış, evreni gerçek böylesiliğiyle görüp kavramış kişi. @@ Nirvana'yı arayan, başka insanları kurtarmaya çaba harcamadan kendi kurtuluşunun peşinde olan kişi. @@ Nirvana'ya hemen girmeyip, öteki tüm duyarlı varlıkların aydınlanmasına adamış olan kişi. )


- BUDGET[İng./Fr.] :/yerine BÜTÇE

( Devletin, bir kuruluşun, bir aile ya da birinin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. | Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren yasa ya da karar. | Bir senelik varidat ve masarifin muvazenesi. )


- BUĞDAY ve/<> BİSİKLET

( Uygarlığın en temel iki göstergesi. )

( Beyaz )

( ODYSSEUS )

( İlk buğday ya da buğdayın atası olarak kabul edilen buğday, Karacadağ (Urfa)'dandır. )


- BÜĞEMEK ile BÜĞET


- BUĞZ[Ar.] ile KERÂHET[Ar.]


- FOG, MIST[İng.] / BROUILLARD, BRUME[Fr.] / DUNST, DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR, BUĞU, PUS


- BUHAR-MÂF MUVÂZENESİ[Osm.] / VAPOUR-LIQUID EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE LIQUIDE-VAPEUR[Fr.] / DAMPF-FLÜSSIGKEITS-GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR-SIVI DENGESİ


- BUHT[Ar.] ile BUHT[Ar.]

( İki hörgüçlü deve. İLE Oğul. )


- BUKE[Fr. < BOUQUET] değil/yerine/= KOKU, RAYİHA


- BUKE ile BUKET


- BUKET[Fr. < BOUQUETE] değil/yerine/= DEMET


- BUKLE ile BUKLET ile BUKLELİ ile BUKLESİZ


- BUKLE değil KUPLE[İng. < COUPLE] [bunların yerine ÇİFT/BEYİT]


- BUKLE(T)[Fr.] değil/yerine/= LÜLE[Fars.]

( ... YERİNE Bükülmüş, dürülmüş şey. | Bir akarsu ölçü birimi. | Saç kıvrımı. | Su akan, musluksuz boru. )


- BIEGSAMKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜKLÜLEBİLİRLİK


- BÜKRA[Ar.] ile GADÂT[Ar.] ile MESÂ'[Ar.] ile 'İŞÂ'[Ar.] ile 'ÂSŞİYY[Ar.] ile ASÎL[Ar.]


- BIEGUNGSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜKÜCÜ MOMENT


- İHTİLÂT[Osm.] / CONTAMINATION[İng.] / CONTAMINATION, IMPURETÉ[Fr.] / KONTAMINATION, VERUNREINIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BULAŞMA, KİRLENME, SAFSIZLIK


- BULDGING ile HUMP ile KREST

( Şişkinlik, çıkıntı. İLE Tümsek, hörgüç, kambur. İLE Kabartı, çıkıntı. )


- BULGU ile/ve/<> KANIT

( FINDING vs./and/<> EVIDENCE )


- BULGUR ile DÜĞÜ/DÜYÜ/DÜĞÜRCÜK/SİMİT

( ... İLE Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. | Pirinç. )


- BULIT = BULUT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BULLET :/yerine MERMİ


- BÜLÛĞ ile REŞİT

( En erken başlangıcı erilde 12, dişilde 9 yaşındadır. Sonu, ikisinde de 15-16'dır. [İklime ve kişiye göre değişebilir.] İLE Reşit olma yaşı, [yasalarca] 18 yaşını tamamlayıncadır. )

( SİNN-İ BÜLÛĞ ile REŞÎD[< RÜŞD] )


- BULUT ile ALTIGEN BULUT


- BULUT ile ÂMÂ

( ... İLE Altında ve üstünde hava bulun(may)an bulut. )


- BULUT ve/||/<> BOYUT

( CLOUD and/||/<> DIMENSION )


- BULUT ile BULUTSUZ

( CLOUD vs. CLOUDLESS )

( توده ابر ile ابر دار کردن ile ابري شدن ile ابري کردن ile ميغ ile ابر ile سحاب ile بدون ابر ile بي ابر )

( TOUDEH ABAR ile ABAR DAR KARDAN ile ABARY SHODAN ile ABARY KARDAN ile ميغ ile ABAR ile SAHAB ile BEDON ABAR ile BEY ABAR )


- BULUT ve/<> FRAKTAL


- BULUT ile GERD

( ... İLE Toz bulutu. )


- BULUT ile GÜRLEYEN BULUT

( ... ile RÂİDE[çoğ. REVÂİD] )


- BULUT ile KARABULUT

( ... İLE Sıkıntı, felaket. )


- BULUT ile MAMMATUS BULUTLARI

( ... İLE En nadir görülen bulut kümelerinden biri... )

( )


- BULUT ile MERCİMEK BULUTU


- BULUT ile NİSAN BULUTU/EBR-İ NÎSÂN[Fars.]

( Nisan bulutu. )


- BULUT ile/ve/||/<> PERDE ile/ve/||/<> KAPI


- BULUT ile RAF BULUTU

( CLOUD vs. SHELF CLOUD )


- BULUT ile SAÇAKBULUTU

( ... İLE İnce, tüy gibi, saçaklı görünüşü olan, buz parçalarından oluşmuş beyaz bulut. )

( ... cum SIRRUS )


- BULUT ile YAĞMUR/KAR GETİREN BULUT

( Bulutlar, atmosferde asılı kalan minik su damlacıkları ya da buz kristalleri yığınlarıdır. Bu damlacık ya da kristaller su buharının duman ya da tuz gibi daha da küçük parçacıklar etrafında yoğunlaşmasıyla oluşur.[Yoğunlaşma çekirdekleri olarak adlandırılırlar.] )

( CEHÂM: Yağmur vermeyen bulut. )

( SEHÂB, GAMÂM/E ile ... )

( EBR/EBİR/EBRÛ[< EBRÎ: Bulutumsu. | ÂB-RÛ: Su yüzü. | Kaş.] ile ... )

( CLOUD vs. NIMBUS )


- BULUTLANMAK ile BULUTLANABİLMEK ile BULUT ile BULUTLU ile BULUTSUZ/LUK


- BUNLARIN HEPSİ BİR "PAKET" değil BUNLARIN HEPSİ BİR BÜTÜN


- BÜRD[Ar.] ile BÜRD[Ar.]

( Bir çeşit çubuklu kumaş, aba. İLE Bilmece, bulmaca, muammâ. )


- BURETTE[İng.] / BURETTE[Fr.] / BIURET, BÜRETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜRET


- HİFZ-İ GİRDÂBİYET[Osm.] ile/değil/yerine/= BURGACILIĞIN KORUNUMU


- BURHÂN[Ar.] ile DELÂLET[Ar.]


- BURN-OUT değil/yerine/= TÜKENMİŞLİK


- BÜRO ile EMLAK BÜROSU ile BÜROKRASİ ile BÜROKRAT

( BUREAU vs. BUREAU OF PROPERTIES vs. BUREAUCRACY vs. BUREAUCRAT )

( شورا ile سرويس ile اداره ile گنجه جالباسي ile ديوان ile اداره اماکن ile کاغذ پراني ile اداره بازي ile مامور دولتي )

( SHORA ile SOROYS ile EDAREH ile GONJEH JALBASY ile DYVAN ile EDAREH EMAKON ile KAGHZ PARANY ile EDAREH BAZY ile MAMOR DOLATY )


- BÜROKRASİ ile "DERİN DEVLET"


- BÜROKRAT ile BÜRO OFİSİ ile BÜRO İŞLERİ

( CLERICAL vs. CLERICAL OFFICE vs. CLERICAL WORK )

( دفتري ile کار دفتري )

( DAFTARY ile KAR DAFTARY )


- BÜROKRAT değil/yerine/= KAMUÜST


- BÜROKRATLAŞMAK ile BÜROKRAT


- BÜRT = KÂBUS
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BURÛDET -ile

( KALPTEKİ SOĞUKLUK )


- TORSION ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ DE TORSION[Fr.] / TORSIONSELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA ESNEKLİĞİ


- BÜSLE[Ar.] ile HULVÂN[Ar.] ile RİŞVET[Ar.]


- BÜST ve/<> ANIT-KİTÂBE

( Şili'nin başkenti Santiago'da da,
bir ATATÜRK anıt-kitabesi vardır.

ATA'mızın anıtı, Las Condes Belediyesi tarafından dikilmiş ve
Apaquindo Caddesi'nde yer alıyor.
Anıt, 3 - 3.5 m. yüksekliğindeki bir duvar üzerinde bulunan
ATATÜRK büstü ve yanındaki ay-yıldızdan oluşuyor.

Anıt üzerindeki kitabenin çevirisi...

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu,
Vatanının fedâkâr ve sadık hizmetkârı,
Benzeri olmayan kahraman,
İnsanlık idealinin canlı timsali.

Tüm hayatını, Türk milletine vakfetmiş,
Milletine, kendi ruhunun ateşini vermiştir.

Anısı, milletinin ruhunu ateşli tutan,
Sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır. )


- BÜST ile HERME


- BÜST ile/||/<> SFENKS ile/||/<> EQUESTERİAN

( İnsanın gövdesinin başını ya da göğüsten yukarısını gösteren heykel. İLE/||/<> Başı ve gövdesi farklı türlerden (genellikle başı kadın ve gövdesi aslan gibi) olan fantastik yaratık. İLE/||/<> Atlı portre. Batı sanatında resim ve heykel alanında soylu ya da önemli kişileri betimlemek için kullanılmış bir portre türü.[En başarılı örneklerini Rönesans'ta Donatello ve Verrocchio'nun yapıtlarında gördüğümüz bu tür portreler, modeli onurlandırıcı ve yüceltici bir anlam taşırdı.] )


- BÜST[Fr.] ile TORS

( Yontu sanatında başı, göğsü, kimi zaman da omuzları içine alan yontu türü. İLE Gövde heykeli. )


- BUSTIR AŞI/BOOSTER SHOT değil/yerine/= PEKİŞTİRME AŞISI


- BUT :/yerine AMA


- BÜT ile BÜT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Soyluların oğullarının ya da kızlarının perçemine takılan büyük ve değerli bir türkuvaz. İLE Soylu birinin yolladığı armağanı getiren kişiye verilen bahşiş. )


- BUT ile BUTAK/BUTAQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( But. İLE Dal. )


- BÜTÇE YÖNETİMİNDE:
NAKİT ile/ve/<> TAHAKKUK


- ACETATE DE BUTYLE[Fr.] / BUTYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜTİL ASETAT


- BUTYLBENZOAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜTİL BENZOAT


- FORME DE BUTYLE[Fr.] / BUTYL FORMIAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜTİL FORMAT


- BUTYL NITRATE[İng.] ile/değil/yerine/= BÜTİL NİTRAT


- BUTYRALDÉHYDE[Fr.] / BUTYRALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜTİRALDEHİT


- BÜTİRAT ile/||/<> ASETAT

( Bütirat 4 karbonlu KZYA İLE asetat 2 karbonlu KZYA'dır. Bütirat kolonositlerin ana enerji kaynağı İLE asetat karaciğerde metabolize edilir. İkisi de mikrobiyota tarafından üretilir. )


- BUTYRATE[İng.] / BUTYRATE[Fr.] / BUTERAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜTİRAT


- BUTYRIC ACID[İng.] / ACID BUTYRIQUE[Fr.] / BUTTERSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜTİRİK ASİT


- BENZOATE DE BUTYLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BÜTÜL BENZOAT


- BÜTÜN ile/ve/||/<> DEMET


- BÜTÜNLÜK ile/ve/||/<> BİREŞİM/TEVHİD


- BÜTÜNLÜK ile/ve/||/<> HAKİKAT


- BU'UD değil/yerine/= BOYUT


- BUUT ile BUUTLU ile BUUTSUZ


- BÜVE ile BÜVET


- BÜVET/BÜĞET ile BÜVET[< Fr.]

( Su birikintisi, gölcük. İLE Yiyecek ve içecek şeyler satılan küçük büfe. )


- BÜYÜCÜ/LÜK" / "SİHİRBAZ/LIK" /"KÂHİN/KEHÂNET" ile/değil YANILTICI/LIK / İLÜZYON/İST


- BÜYÛD[Ar.] ile BÜYÛT[Ar. < BEYT]

( Yok olma. İLE Mesken, hane, ev, oda, oba. )


- BÜYÜK DEVLET ile/ve/değil/yerine KÜÇÜK DEVLET


- GROSS SAMPLE[İng.] / GRENZSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜYÜK NUMUNE


- BÜYÜKELÇİ(SEFİR[Ar.]/SEFÂRET)/LİK ile/ve/||/<> KONSOLOS[Yun.]/LUK / ŞEHBENDER[Fars.]

( VİSKONSÜL: Konsolos yardımcısı. )

( Ülkesinin, öteki ülkelerin başkentinde sadece bir tane olan, temsil etmekte olduğu ülkenin en büyük yetkisine sahip diplomatik kurumudur.[Çoğunlukla ve olağan koşullarda vize ve pasaport işlemleri yapılmaz.] İLE/VE/||/<> Ülkesinin, öteki ülkelerdeki ticari çıkarlarını korumakla sorumlu, diplomatik olmayan resmi kurumlardır.[Diplomatik özelliği bulunmayan resmi görevlerin yapıldığı, resmi kurumdur. Genellikle, pasaport, evlilik, doğum ve ölüm gibi işlemler yapılmaktadır.][Konsolosluk arşivleri ile binalarının dokunulmaz hakları vardır.] )

( Kendi ülkesini başka ülkede temsil eden en üst düzeydeki devlet görevlisidir, diplomattır.[Görevli oldukları ülkelerde, vatandaşı oldukları ülkenin devlet başkanının temsilcisidir. Ülkesiyle görevli oldukları ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri ilişkileri geliştirmeyi hedefler.] İLE/VE/||/<> Konsolosluk yöneticisinin unvanı, ülkelere göre farklılık gösterir.[Bulundukları kentin yetkili yöneticisiyle ilişki durumundadır. Konsolosluktaki görevlilerin diplomatik temsil hakkı yoktur.] )

( AMBASSADOR vs./and CONSUL )


- BÜYÜLEMEK ile ESARET

( CAPTIVATE vs. CAPTIVITY )

( اسير کردن ile تسخير کردن ile گرفتاري ile گفتاري فکري ile اسيري ile اسارت )

( ASYR KARDAN ile TASKHYR KARDAN ile GARAFTARY ile GOFTARY FEKARY ile اسيري ile ASART )


- BÜYÜME" ile/ve/değil/yerine HAREKET


- MAGNIFYING POWER[İng.] / POUVOIR DE GRANDISSEMENT[Fr.] / VERGRÖSSERUNGSLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜYÜTME GÜCÜ


- MAGNIFICATION[İng.] / GRANDISSEMENT[Fr.] / VERGRÖSSERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜYÜTME


- ICE POINT[İng.] / POINT DE GLACE[Fr.] / EISPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BUZ/LANMA NOKTASI


- BUZDOLABINDAKİ KÖTÜ KOKULARI ALMADA:
KARBONAT ile/ve KÖMÜR


- CONTRACTION EFFECT[İng.] / EFFET DE CONTRACTION[Fr.] / KONTRAKTIONSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜZÜLME ETKİSİ


- TAKALLÜS EMSÂLİ[Osm.] / COEFFICIENT OF CONTRACTION[İng.] / COEFFICIENT DE CONTRACTION[Fr.] / KONTRAKTIONSKOEFFIZIENT, SCHRUMPFUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜZÜLME KATSAYISI


- CONTRACTION LOSS[İng.] / PERTE PAR CONTRACTION[Fr.] / KONTRAKTIONSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜZÜLME KAYBI


- BY FOOT vs. ON FOOT


- C-PARITY[İng.] / PARITÉ C[Fr.] / C-PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= C PARİTESİ


- ÇABA/GAYRET[Ar.] ile/ve/||/<>/< REKABET


- ÇABA = EDEAVOUR[İng.] = EFFORT[Fr.] = BESTREBEN[Alm.] = CONATUS[Lat.]


- ÇABA ile/ve İYİ NİYET


- ÇABA/GAYRET[Ar.] ile/ve/||/<> ÖZEN


- CÂBE[Ar.] ile CA'BE[Ar. < BEYT]

( İLE )


- CABINET :/yerine DOLAP, KABİNE


- CÂDÎ[Ar. çoğ. CÜDÂT] ile CÂDÎ[Ar.]

( İLE )


- ÇADIR ile ÇADIRCI/LIK ile ÇADIRLI ile ÇADIR BEZİ ile ÇADIR KENT ile ÇADIR ÇATI ile ÇADIR DEVLET ile ÇADIR DİREĞİ ile ÇADIR ÇANAĞI ile ÇADIR ÇİÇEĞİ ile ÇADIR AĞIRŞAĞI ile ÇADIR TİYATROSU ile ÇADIRLI ORDUGAH


- ÇAĞ = EPOCH/AGE[İng.] = ÉPOQUE[Fr.] = EPOCHE[Alm.] = ERA[İt.] = ÉPOCA[İsp.]


- ÇAĞDAŞ = CONTEMPORARY[İng.] = CONTEMPORAIN[Fr.] = ZEITGENÖSSISCH[Alm.] = CONTEMPORANEO[İt.] = CONTEMPORÁNEO[İsp.]


- CAHD[Ar.] ile CÂHİD[Ar. < CAHD] ile CÂHİD[Ar. < CEHD]


- CAHD[Ar.] ile İNKÂR[Ar.]


- CAHD[Ar.] ile KEZİB[Ar.]


- CAHİLİN YAŞADIĞI/"DÜŞÜNDÜĞÜ" CEHALET ile BİLENİN YAŞADIĞI/"DÜŞÜNDÜĞÜ", ZANNETTİĞİ CEHÂLET

( Bilgisiz kişiye, hikmet dolu sözlerin yararı nedir? Kör bir kişiye, bir lambanın yararı nedir? )


- CAHİLİYET ile CAHİLİYE DÖNEMİ


- CAILLETET ve MATHIAS YASASI

( Bir sıvının ve doygun buharının, ortalama yoğunluk değerinin, sıcaklıkla doğrusal değiştiğini ifade eden yasa. )


- FLINTSTONE, FLINT[İng.] / FEUERFESTE MATERIALIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇAKMAK TAŞI


- ÇALARMAK ile ÇALAR ile ÇALAR SAAT


- ÇALGAY ile KANAT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kuş kanadının ucları. )


- ÇALIŞMA ile ETKİN-LİK/FAALİYET

( Çalışma, bütün tarafından bütün içindir. İLE Etkin-lik, ego tarafından ego içindir. )

( WORKING vs. ACTIVITY/ACTIVE-NESS
Work is by the whole for the whole, activity is by oneself for oneself. )


- ÇALIŞMAK ve/=/||/<> DUA/İBÂDET

( LABORARE EST ORARE: Çalışmak, duadır/ibâdettir. )


- ÇALIŞTIRILABİLİR ile UYGULAMAK ile ATEŞ EDEREK İDAM ETMEK ile UYGULANMIŞ ile UYGULAMAK ile İDAM MANGASI TARAFINDAN İNFAZ ile CEZANIN İNFAZI ile YÜRÜTME SÜRESİ ile CELLAT ile YÖNETİCİ ile İCRA MEMURU ile YÜRÜTME GÜCÜ ile VASİ ile YÖNETİCİ

( EXECUTABLE vs. EXECUTE vs. EXECUTE BY SHOOTING vs. EXECUTED vs. EXECUTION vs. EXECUTION BY FIRING SQUAD vs. EXECUTION OF SENTENCE vs. EXECUTION TIME vs. EXECUTIONER vs. EXECUTIVE vs. EXECUTIVE OFFICER vs. EXECUTIVE POWER vs. EXECUTOR vs. EXECUTRIX )

( قابل اجرا ile اعدام کردن ile جاري ساختن ile تيرباران کردن ile اجراء کردن ile اعدام شده ile گردن زني ile اجرا ile اعدام ile اجراء ile تير باران ile تيرباران ile اجراي حکمء ile اجراء حکم ile هنگام اجرا ile دژخيم ile مجري ile اجرايي ile ضابط ile قوه مجريه ile اجراکننده ile مامور اجرا ile وصي ile وصيه ile زن اجراکننده )

( GHABEL EJRA ile EDAM KARDAN ile JARY SAKHTAN ile TYRABARAN KARDAN ile EJRA KARDAN ile EDAM SHODEH ile GARDAN ZANY ile EJRA ile EDAM ile EJRA ile TYR BARAN ile TYRABARAN ile EJRAY HOKMEYE ile اجراء حکم ile NPANGAM EJRA ile دژخيم ile MOJRY ile EJRAYY ile ضابط ile GHOOH MOJRYYEH ile EJRAKONANDEH ile MAMOR EJRA ile VASY ile وصيه ile ZAN EJRAKONANDEH )


- GLASS ELECTRODE[İng.] / ELECTRO VERRE[Fr.] / GLAS ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM ELEKTROT


- CAMAAT[Azr.] = AHÂLİ/TOPLULUK[Tr.]


- CAMİ ile MESCİT

( ... İLE Cuma ve bayram namazları kılınmayan küçük cami. )


- CÂMİ ile MESCİT

( ... İLE Cuma ve bayram namazları kılınmayan küçük cami. )


- CAMİA[Ar., Fars.] = COMMUNITY[İng.] = COMMUNAUTÉ[Fr.] = COMMUNITAS[Lat.] = GEMEINSCHAFT[Alm.] = HË METUZIA[Yun.] = COMUNITA[İt.] = COMUNIDAD[İsp.] = GEMEENSCHAP[Fel.] = FÆLLESSKAB[Dan.] = OBŞÇESTVO[Rus.]


- CAMPTO- ile/||/<> FLEX- ile/||/<> -FLECT

( Eğilme, bükülme. İLE/||/<> Eğilme. İLE/||/<> Yay, eğilme. )


- CAN = TİRİM = PSYCHY[İng.] = ÂME[Fr.] = ANIMA, VITA[Lat., İt.] = LEBENSHAUCH, DAS BELEBENDE[Alm.] = TO PNEUMA, HO ZÕN[Yun.] = ALMA[İsp.] = ZIEL[Fel.] = SJÆL, İLDSJÆL[Dan.] = DUH[Rus.]


- CANCILIK = CÂNEGERÂYÎ[Fars.] = ERVÂHİYYE/T[Ar.] = ANIMISM[İng.] = ANIMISME[Fr.] = ANIMISMUS[Alm.] = ANIMISMO[İt., İsp.]


- ÇANGLI MANGLI ile/= DAVDAT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir çocuk oyununun adı. )


- CAN/HAYAT değil/yerine/= DİRİM/YAŞAY


- CÂNÎ[Ar. < CİNÂYET] ile CÂNÎ[Fars.]

( Cinâyet işleyen. İLE Candan sevilen, azîz. )


- LIVING STONEITE[İng.] ile/değil/yerine/= CANLI STONİT


- CANLI = TİRİG = ZENDE, CÂNAVAR(CÂNOMANDÂN: CANLILAR)[Fars.] = HAYY[Ar.] = LIVING THING[İng.] = ÊTRE VIVANT[Fr.] = VIVO, ANIMAL[Lat.] = DAS BESEELTE, DAS LEBEWSESEN, DAS LEBENDIGE, DAS BELEBTE[Alm.] = TO ZÕN[Yun.] = VIVENTE[İt.] = LO VIVO[İsp.] = LEVEND WEZEN[Fel.] = LEVENDE VÆSEN[Dan.] = JIVAYO SUŞŞESTVO[Rus.]


- CANLILIK = TİRİGLİG = SERZENDEGÎ[Fars.] = el-HAYAVİYE/T[Ar.] = LIVELINESS[İng.] = VITALITÉ[Fr.] = VITALITAS[Lat.] = DIE BELEBUNG, DIE BELEBHEIT, DIE LEBENDIGKEIT, DAS LEBENDIGSEIN[Alm.] = HË EMPSÜKHË[Yun.] = VITALITA[İt.] = VIDALIDAD[İsp.] = LEVENDIGHEID[Fel.] = LIVLIGHED[Dan.] = JIVAYO SUŞŞESTVO[Rus.]


- ÇAP = DIAMETER[İng.] = DIAMÈTRE[Fr.] = DURCHMESSER[Alm.] = CALIBRO[İt.] = DIÁMETRO[İsp.]


- ÇAP ile/ve HAD

( DIAMETER vs./and LIMIT/BOUNDARY )


- ÇAPGUT = ÇAPUT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çaput, şilte. )


- CAPİT- ile/||/<> CEPHAL-/-CEPHALİSİA/-CEPHALOUS/-CEPHALİSM/-CEPHALUS/-CEPHALY ile/||/<> ENCEPHAL-/ENCEPHALO- ile/||/<> CRAN- ile/||/<> CEREBR-/CEREBRİ-/CEREBRO- ile/||/<> CORTİCO-/CORTİC- ile/||/<> ARACHNO- ile/||/<> AMYGDAL-/AMYGDALO- ile/||/<> FRONT-

( Baş. İLE/||/<> Başla ilgili, başın biçimi, baştaki anormallik. İLE/||/<> Kafatası. İLE/||/<> Beyin. İLE/||/<> Beyinle ilgili. İLE/||/<> Korteksle ilgili, bir örgenin yüzeyel tabakası. İLE/||/<> Örümcek, ince ağ benzeri yapı [araknoid: Beyin zarlarından biri]. İLE/||/<> Badem biçiminde, tonsille ilgili. İLE/||/<> Alın, ön. )


- CROSS PRODUCT[İng.] ile/değil/yerine/= ÇAPRAZ ÇARPIM


- CAPUT[İng.] değil/yerine/= CAPUT

( Latince köklü, "baş" anlamına gelen bir ektir. Örneğin, "caput vertebralis" ifadesi "omurganın baş kısmı" anlamına gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÇAPUT ile ÇAPUTLAMA


- CAR ile CARİ ile CART ile CAR CAR ile CARİ KUR ile CARİ PARA ile CART CURT ile CARİ GİDER ile CARİ HESAP ile CARİ ÜCRET ile CARİ MASRAF


- CÂR ile/||/<> CÂRİ ile/||/<> MERİYET/MERİYYET

( Komşu. İLE/||/<> Uygulanan. İLE/||/<> Yürürlük. )


- CARD :/yerine KART


- ÇARESİZLİK ile ACZİYET


- CARİ ÜCRET değil/yerine/= GEÇER ÖDENÇ


- ÇARIK ile/ve/||/<>/> CIZLAVAT/CIZLAVET[< GISLAVED - İSVEÇ(Jönköping bölgesi)]["CIZDAVET" değil!]

( Eski İskandinav dilinde büyük ölçüde bir kişinin adı (Gísli) + "orman/ahşap" (ved) birleşiminden türemiştir. )


- CARNOT ENGINE[İng.] / MACHINE DE CARNOT[Fr.] / CARNOT-NUTZLEISTUNG, CARNOTSCHE MASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= CARNOT MAKİNESİ


- CARNOT NUMBER[İng.] / NOMBRE DE CARNOT[Fr.] / CARNOT-NUMMER, CARNOT-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= CARNOT SAYISI


- CARNOT'S THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE CARNOT[Fr.] / CARNOT-LEHRSATZ, CARNOT-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= CARNOT TEOREMİ


- CARNOT EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT DE CARNOT[Fr.] / CARNOT-LEISTUNGSFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= CARNOT VERİMİ


- CART-CURT ile/<> ZART-ZURT

( Göz korkutmak ya da övünmek amacıyla abartılı konuşma. İLE/<> Kendini önemli kişi olarak göstermek için yüksekten atıp tutarak çıkışma, kaba kuvvet gösterisi. )


- CASH :/yerine NAKİT


- CAST :/yerine OYUNCU KADROSU, ATMAK


- CASUS[Ar.]/AJAN[Fr./İng. < AGENT] değil/yerine/= ÇAŞIT


- ÇAT -ile

( İki yolun birleştiği yer, kavşak. )


- ÇAT-PAT

( Şöyle böyle. )


- ÇAT[Oğuz] =
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kuyu. )


- ÇAT ile ÇAT

( Sert bir şeyin, kırılırken çıkardığı ses. İLE İki derenin ya da iki yolun birleştiği yer, kavşak. )


- ÇAT ile ÇATI ile ÇATICI/LIK ile ÇATILI ile ÇAT PAT ile ÇATISIZ ile ÇAT KAPI ile ÇATI KATI ile ÇATI ARASI ile ÇATI ETEĞİ ile ÇATI EKLERİ ile ÇATI FARESİ ile ÇATI KİRİŞİ ile ÇATI ÖRTÜSÜ ile ÇATI KAPLAYICI ile ÇATI PENCERESİ


- CAT- ile/||/<> EN- ile/||/<> END-/ENDO-/ENTO-/ESO- ile/||/<> EP-/EPİ- ile/||/<> DEXTR-/DEXTRO- ile/||/<> DİST-/DİSTO- ile/||/<> DORS-/DORSİ-/DORSO- ile/||/<> HYP-/HYPO- ile/||/<> HYPER- ile/||/<> HYPS-/HYPSİ-/HYPSO- ile/||/<> E-/EC-/EX-/EXO-/OE- ile/||/<> EXTRA-/EXTRO- ile/||/<> MES-/MESO- ile/||/<> MET-/META- ile/||/<> İM- ile/||/<> İN- ile/||/<> İNTER- ile/||/<> İNTRA-/İNTRO- ile/||/<> LATER-/LATERİ-/LATERO- ile/||/<> ULTRA- ile/||/<> UN- ile/||/<> SUB- ile/||/<> SUPER- ile/||/<> SUPRA- ile/||/<> SYN- ile/||/<> TRANS- ile/||/<> PERİ- ile/||/<> PRE-/PRAE-/PRO- ile/||/<> PROT-/PROTO- ile/||/<> RETRO- ile/||/<> PAN-/PANT-/PANTO- ile/||/<> CO-/COM-/CON- ile/||/<> POST- ile/||/<> PLEİO-/PLEO- ile/||/<> MEDİ-/MED- ile/||/<> MULT-/MULTİ-

( Aşağı, alt, uzak, karşıt, cot, ile. İLE/||/<> İçine, içine koymak, içte kapatmak, çevrelemek. İLE/||/<> İçinde, iç tarafta. İLE/||/<> Yukarıda, üstte, arasında, önde, yanda, tarafında, dışta, üstte, üzerinde, ek olarak. İLE/||/<> Sağda, sağa doğru, sağ tarafta. İLE/||/<> Distal, merkezden uzakta, ayrı, arkada. İLE/||/<> Sırt, sırtla ilgili, dorsal geri, arka. İLE/||/<> Altında, aşağıda, normalden az. İLE/||/<> Üzerinde, üstünde, yukarısında, ötesinde, normalden fazla, aşırı. İLE/||/<> Yüksek, yükseklik, yukarıda, yukarı, yukarıya. İLE/||/<> Ötesinde, dış, kapalı, -den, bütünüyle, olmaksızın, dışında, dış tarafta, bütünüyle. İLE/||/<> Dışında, fazladan, ötesinde, üstüne, ek olarak. İLE/||/<> Orta, arada, birleştirici bölüm, kısmı, ikincil. İLE/||/<> Sonra, ötesinde, arasında, değişim, dönüşüm, başkalaşım. İLE/||/<> Değil, olmayan, olumsuz anlam veren ön ek. Yokluk, eksik, olmaksızın. İLE/||/<> İçine, içte, içinde, e doğru, üzerinden. İLE/||/<> Arasında, içlerinde, çevrelenmiş, sarılmış. İLE/||/<> İçinde, içine, içe doğru. İLE/||/<> Yan, yanda, yan tarafta. İLE/||/<> Ötesinde, aşırı, fazla. İLE/||/<> Değil, eksik, yoksun. İLE/||/<> Boyunca, ötesinde, bütünü ile. İLE/||/<> Altında, yakınında, hemen hemen, yakın, eksik, az çok. İLE/||/<> Yukarıda, aşırı, üzerinde. İLE/||/<> Yukarıda, üzerinde, üstünde. İLE/||/<> İle, birlikte, yapışık, kaynaşmış, bağlantı [b, m, p öncesi sym, l öncesi syl olur]. İLE/||/<> Önce, önünde. İLE/||/<> Çevresinde, yakınında, ötesinde, dolaylarında. İLE/||/<> İlk kez, ilk durum. İLE/||/<> Geri, sırt, arka, arkada. İLE/||/<> Bütün, genel, hepsi. İLE/||/<> İle, birlikte. İLE/||/<> Sonra, arkasında, daha sonra. İLE/||/<> Daha fazla. İLE/||/<> Orta, orta çizgi ve düzlemle ilgili, mediyal, ara, arada. İLE/||/<> Çok, fazla, aşırı, çok sayıda bölüm tutan. )


- CAT :/yerine KEDİ


- ÇATIKLAŞMAK ile ÇATIK/LIK ile ÇATIK KAŞ ile ÇATIK YÜZ ile ÇATIK KAŞLI/LIK ile ÇATIK SURAT ile ÇATIK YÜZLÜ/LÜK ile ÇATIK ÇEHRE ile ÇATIK SURATLI/LIK ile ÇATIK ÇEHRELİ/LİK


- CÂVİDÂN-NÂME[Fars.] ile CÂVİDÂN-NÂME[Fars.]

( Kur'an'ın, Esterâbâd'lı Fazlullah tarafından, Hurûfiye tarikatının inancına göre yapılmış tefsiri. İLE Baba Efdâl-i Kâşânî tarafından yazılmış ahlâk ve felsefe kurallarını derleyen Farsça eser. )


- CAZBANT ile CAZBANTÇI


- CBS LİMİT ile/||/<> BASİS SET HATASI

( CBS complete basis sonsuz, BSSE süperpozisyon hatası. )

( Formül: Ekstrapole İLE CP düzeltme )


- CBT ile MBT


- CEBERÛT[Ar.] ile CİRİYYE[Ar.] ile KİBR[Ar.]


- CEBR ile/ve/<> RAHMET


- CED/CEDD[Ar.] ile CED'[Ar.]

( Dede, büyükbaba. Annenin/babanın babası. İLE ... )


- CED ile/||/<> ECDÂD ile/||/<> CEDİD

( Dede, ata. İLE/||/<> Büyük babadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri. İLE/||/<> Yeni. )


- CEDDE[Ar. < CEDDÂT] ile/ve/> CEDD[Ar. < ECDÂD]

( Babaanne. İLE/VE Dede, büyük baba. )


- CEDİ ile CEDİT


- CEDÎD ile BİD'AT

( Yeni. İLE Sonradan ortaya çıkan. )


- CEHÂLET ve/<> BAĞNAZLIK ve/<> ÖFKE ve/<> YEGİNLİK/ŞİDDET


- CEHÂLET ile/ve CESÂRET

( Cesaret, akıldan gelirse cesârettir. Bilgisizlikten gelirse cehalettir. )

( IGNORANCE vs./and COURAGE )


- CEHÂLET ve/||/<>/< CEVELE

( Düzensiz ilişki. VE/||/<>/< Dolaşmak.
[Yaşamı, anlamsız, amaçsız ya da dirimsel sürdürmek.] )


- CEHÂLET ile İLİM

( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )

( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )

( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )

( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )

( İlim taliplerine melekler kanatlarını serer. )


- CEHÂLET["CAHÂLET" değil!] ile/ve/yerine/değil İLİM

( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )

( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )

( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )

( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )

( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )

( There is nothing that can help the world more than your putting an end to ignorance. )

( [not] IGNORANCE vs./and/but KNOWLEDGE
KNOWLEDGE instead of IGNORANCE )


- CEHÂLET >< İMAN

( İkisi birarada olmaz. )


- CEHÂLET ve/>/ve/< KABA GÜÇ ve/>/ve/< BAĞNAZLIK


- CEHÂLET ile/ve/< KİN

( IGNORANCE vs./and/< HATRED/SPITE/GRUDGE )


- CEHÂLET/CAHİL ile/ve LAUBALİ/LİK


- CEHALET ile/ve/<>/değil OLANAKSIZLIK


- CEHÂLET ve/> RED

( Cahilin reddi/inkârı, ne kadar hızlı ve uzunsa o kadar cahildir. )


- CEHÂLET ve/> SABIRSIZLIK

( IGNORANCE and/> IMPATIENCE )


- CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)


- CEHÂLET ile/ve ŞİRK


- BİLGİSİZLİK/CEHÂLET ile/ve/<> TAKINTI


- CEHÂLET ile/ve TEVEKKÜLDEN UZAK OLMAK


- CEHÂLET ile/ve TİCARET

( IGNORANCE vs./and TRADE/COMMERCE )


- CEHÂLET ile UZAK OLMAK

( IGNORANCE vs. TO BE FAR )

( VU MING ile/ve ... )


- CEHD değil/yerine/= ÇALIŞMA, ÇABALAMA


- CEHD ile/ve/||/<> GAYRET


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Bir şeyi mutlak olarak bilmemek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek. [Olgu ve olaya uygun olmayan kesin inanç.]
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek fakat bildiğini iddia etmek. ["Bildiğinin" ya da bildiğini varsaydığının, yanlışının, en doğru/kesin olduğunu iddia etmek.]
İLE/||/<>/<
Ötekinin iddiasını/sözünü delilsiz/kanıtsız kabul etmek. )

( ... İLE/VE Tek boyutlu. İLE/VE İki boyutlu. İLE/VE Üç boyutlu. İLE/VE Dört boyutlu. )

( [Felsefe'de] BEBGAİYYE[Ar.]/PSITTACISME[Fr.]: Papağanlık. )

( Sadece bir iyi vardır, bilgi; sadece bir kötü vardır, cehalet. )

( TÂC MÂRİFET TÂCIDIR, SANMA GAYRI TÂC OLA
TAKLİT İLE TOK OLAN, HAKİKATTE AC OLA )

( )

( Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp da anlamamış gibi yapanlar(those who get it do not get it) <> Anlamayanlar(those who do not get it)
-----------------------------------------------------

Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who get it but realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
----------------------------------------------------

Anlamayanlar(those who get it) <> Anlamayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who do not get it and realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
-----------------------------------------------------

Karmakarışık durumda olanlar/hiçbir nasibi ol(a)mayanlar(those who are very confused) )

( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )


- CEHL-İ BASİT ile CEHL-İ MÜREKKEB

( Bilmediğini bilen. İLE Bilmediğini bilmeyen. )

( Şekk. İLE Eş-şekk. )

( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin/yetiştirin. O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzakça durun. O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; (belki) uykudadır, onu uyandırın. O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu izleyin. )