Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 10.004 başlık/FaRk ile birlikte,
10.004 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(41/41)


- YENİLİK ARAYIŞI ile/ve/||/<>/> ZARARDAN KAÇINMA ile/ve/||/<>/> SEBAT


- YER FISTIĞI/ARAŞİT[Fr.] ile ŞAM FISTIĞI

( ARACHIDE avec ... )


- YER-YURT


- YER ile/değil/yerine/>/< YURT

( [Yaşam niteliği...] Sürdürülebilir değilse. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/< Sürdürülebilirse... )


- YEREL/YÖRESEL/MAHALLİ SAAT ile ...

( Herhangi bir yerin yerel saati, o yerin meridyeninden[nısf-ün-nehâr] Güneş'in tam 12'de geçmesi esasına dayanılarak hesaplanan saat. )


- YERELLEŞMEK ile YERELLEŞTİRMEK ile YEREL ile YEREL AĞ ile YEREL SAAT ile YEREL RADYO ile YEREL YAYIN ile YEREL YÖNETİM ile YEREL KOROZYON ile YEREL TELEVİZYON


- YERELMASI ile BADAT

( Bileşikgillerden, köksapları yumru durumunda olan bir bitki. | Bu bitkinin, besin olarak yararlanılan köksapı. İLE Bileşikgillerden, şekeri çok, bir tür yerelması. )

( HELIANTHUS TUBEROSUS cum ... )


- YERSU, CEVAT :

( Bir dönem Yenimahalle muhtarı olarak görev yaptı. )


- YERYAĞI/PETROL[Fr. < Lat.]:
HAM ile/ve/||/<> BRENT

( Kuzey Amerika ve Güney Amerika'da üretilir. İLE/VE/||/<> Kuzey Denizi'nde üretilir. )

( Düşük nitelikli bir petrol olarak kabul edilir ve içeriğinde yüksek miktarda kükürt ve öteki kirleticiler bulunur. İLE/VE/||/<> Daha nitelikli bir petrol olarak kabul edilir ve içeriğinde kükürt miktarı düşüktür. )

( Brent petrol'e göre daha ucuzdur.[Nedeni, düşük niteliği ve işlenmesinin daha zor olmasıdır.] İLE/VE/||/<> ... )


- YERYÜZÜ = ARZ = EARTH[İng.] = TERRE[Fr.] = ERDE[Alm.] = TERRA[İt.] = TIERRA[İsp.]


- YES :/yerine EVET


- YE'S[Ar.] ile KUNÛT[Ar.] ile HAYBET[Ar.]


- YEŞİLLENMEK ile YEŞİLLENDİRMEK ile YEŞİL/LİK ile YEŞİLLİ ile YEŞİL OY ile YEŞİL ALAN ile YEŞİL KART ile YEŞİL SAAT ile YEŞİL SAHA ile YEŞİL IŞIK ile YEŞİL DALGA ile YEŞİL KUŞAK ile YEŞİL SALATA ile YEŞİL PASAPORT


- YET :/yerine HENÜZ, HALA, YİNE DE


- YETENEK ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET

( TALENT vs./and ACTIVITY )


- YETİ = MELEKE = FACULTY[İng.] = FACULTÉ[Fr.] = VERMÖGEN, FÄHIGKEIT[Alm.] = FACULTAS[Lat.] = FACULTAD[İsp.]


- YETİŞKİN ve/<> BİSİKLET


- YETMİŞ/LİK ile YETMİŞ İKİ MİLLET


- YEVM-İ MEAD ile ...

( KIYAMET GÜNÜ (YEVM-EL-FETH, YEVM-ÜD-DÎN, YEVM-ÜL-CEM, -AHD, -FASL, -HAŞR, -KARÂR, -KIYÂM, -MÎÂD, -MİSÂK, -MÎZÂN) )


- YIĞILMAK ile YIĞIŞMAK ile YIĞILIVERMEK ile YIĞIN ile YIĞIŞ ile YIĞILI ile YIĞILCA ile YIĞIMLIK ile YIĞIN BULUT ile YIĞIN KÜLTÜRÜ


- YIĞIN ile İSTİF[İt.]

( Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. | Birçok kişinin biraraya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle. İLE Üst üste eşya konularak yapılan düzgün yığın. | Kereste, tahta gibi ağaç ürünlerini kurutmak ya da bekletmek amacı ile belirli düzenlerde üst üste dizerek yapılan yığın. | Stok. )


- YIĞIN ile MİLLET

( 72 milleti, bir(lik) bilmeyen, İNSAN değil! )


- YIKAR:
ASIK SURAT ve AŞIRI SÜRAT ve ARSIZ AVRAT ve HAYIRSIZ EVLAT

( Esnafı. VE Sürücüyü. VE Zengini. VE Aileyi. )


- YIKILMAZ\"):
"TAHT" ile/||/<> KALE


- YILAN ile ISLIKLI YILAN/HAFET[Ar.]


- YILANBALIĞI ile MURANA/ŞAKIT

( ... İLE Yılanbalığına benzeyen, çok yırtıcı, sıcak denizlerde yaşayan, göğüs yüzgeci olmayan bir deniz balığı. )

( ... cum MURAENA )


- YILDIZ = STAR[İng.] = ÉTOILE[Fr.] = STERN[Alm.] = ASTRO/STELLA[İt.] = ASTRO/ESTRELLA[İsp.]


- YİTİRİLEN ŞEYLER İÇİN ÜZÜLME (İFTİKÂD)


- YİYECEK = FOOD[İng.] = NOURRITURE[Fr.] = NAHRUNG[Alm.] = CIBO[İt.] = COMIDA[İsp.]


- YLL/YEARS OF LIFE LOST[İng.] değil/yerine/= KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- YOĞUNLAŞMA ile/yerine DİKKAT

( TO INTENSIFY vs. ATTENTION
ATTENTION instead of TO INTENSIFY )


- YOĞUNLAŞ(TIR)MAK ve/<>/> DAVET


- YOĞURMAK ile YOĞURTMAK ile YOĞURTLAMAK ile YOĞURABİLMEK ile YOĞURT ile YOĞURTLU ile YOĞURTÇU/LUK ile YOĞURT OTU ile YOĞURT ÇİÇEĞİ ile YOĞURT TATLISI ile YOĞURT ÇORBASI ile YOĞURTLU KEBAP


- YOK ile/ve/değil "DONMUŞ"(CEMÂDAT)

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and/but FROZEN )


- YOKLUĞU/N İLE:
TEHDİT ile/değil/yerine TERBİYE


- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET


- YOL = ROAD[İng.] = RUE[Fr.] = STRAßE[Alm.] = STRADA[İt.] = CALLE[İsp.]


- YOLDAŞ ile/ve TARİKAT

( Önce refîk, sonra tarîk. )

( Yolda kalma! Gel! [Gelince de yola takılıp kalma!] )


- YOLSUZLUK ve ORUNÇ/URUNÇ/RÜŞVET

( İRTİKÂB ve İRTİŞÂ'[< RİŞVET] )


- YÖN ile BOYUT

( DIRECTION vs. DIMENSION )


- YÖN = DIRECTION[İng., Fr.] = RICHTUNG[Alm.] = DIREZIONE[İt.] = DIRECCIÓN[İsp.]


- YÖN ile/ve İŞARET

( DIRECTION vs./and SIGN )


- YÖNETİM KONSEYİ ile YÖNETMEK ile YÖNETİŞİM ile MÜREBBİYE ile YÖNETEN ile DEVLET ile HÜKÜMETE SADIK ile HÜKÜMET YETKİLİSİ ile HÜKÜMETE AİT ile HÜKÜMET TERÖRÜ ile HÜKÜMET TERÖRİSTİ ile HÜKÜMETSİZ ile HÜKÜMETLER ile VALİ ile GENEL VALİ ile VALİLER ile VALİLİK

( GOVERNING COUNCIL vs. GOVERN vs. GOVERNANCE vs. GOVERNESS vs. GOVERNING vs. GOVERNMENT vs. GOVERNMENT LOYALIST vs. GOVERNMENT OFFICIAL vs. GOVERNMENTAL vs. GOVERNMENTAL TERRORISM vs. GOVERNMENTAL TERRORIST vs. GOVERNMENTLESS vs. GOVERNMENTS vs. GOVERNOR vs. GOVERNOR GENERAL vs. GOVERNORS vs. GOVERNORSHIP )

( فرمانداري کردن ile حکم راندن ile حکمراني کردن ile تابع خود کردن ile حکومت کردن ile فرمانداري ile زنحاکم ile مديره ile اولوالامر ile شوراي حکومتي ile عقل اختيار ile حکومت ile دولتي ile دولت ile دولت خواه ile دولتمرد ile ديواني ile حکومتي ile تروريسم دولتي ile تروريست دولتي ile بي دولت ile دول ile حکمران ile حکومت نشين ile استاندار ile والي ile حاکم ile فرماندار ile فرمانده ile فرمانفرما ile فرماندار کل ile حکام ile استانداري ile حکمراني )

( FARMANDARY KARDAN ile HOKAM RANDAN ile HOKMRANY KARDAN ile TABE KHOD KARDAN ile HOKOMET KARDAN ile FARMANDARY ile زنحاکم ile MADYRAH ile OLVALAMER ile SHORAY HOKOMETY ile AGHAL AKHTYAR ile HOKOMET ile DOLATY ile DOLAT ile DOLAT KHAH ile DOLTMARD ile DYVANY ile حکومتي ile TARVARYSAM DOLATY ile TARVARYSET DOLATY ile BEY DOLAT ile دول ile حکمران ile HOKOMET NESHYNE ile ESTANDAR ile والي ile HAKAM ile FARMANDAR ile FARMANDEH ile FARMANFARMA ile FARMANDAR KEL ile حکام ile ESTANDARY ile حکمراني )


- YÖNETİM ile/ve/<> ADÂLET

( MANAGEMENT vs./and/<> JUSTICE )


- YÖNETİM = MANAGEMENT[İng.] = DIRECTION[Fr.] = VERWALTUNG[Alm.] = DIREZIONE[İt.] = MANEJO[İsp.]


- YONT ile ...

( Başıboş hayvan. )


- YÖNTEM/METOD ile YOL


- YÖNTEMBİLİM = USULİYAT = METHODOLOGY[İng.] = MÉTHODOLOGIE[Fr.] = METHODOLOGIE, METHODENLEHRE[Alm.]


- YONTMAK ile YONTULMAK ile YONTABİLMEK ile YONT ile YONTU ile YONTUCU/LUK ile YONT KUŞU


- YORULMADA:
HAREKET ile/değil DURGUNLUK

( Kişiyi, hareket değil durgunluk yorar. )


- YORUMBİLİM ve SANAT

( Her alanda düşünebilme ve konuşabilme olanağı. )

( HERMENEUTIC and ART )


- YOZGAT =/< BOZOK

( ... =/< Osmanlı dönemindeki adı. )


- YOZGAT ile YOZGATLI/LIK


- YÜCEGÖNÜLLÜLÜK = GENEROSITY[İng.] = GÉNÉROSITÉ[Fr.] = EDELMUT[Alm.] = GENEROSITAS[Lat.]


- YÜKLEM = ATTRIBUTE[İng.] = ATTRIBUT[Fr., Alm.] = ATTRIBUTUM[Lat.]


- YÜKLEM = MAHMUL = PREDICATE[İng.] = PRÉDICAT[Fr.] = PRÄDIKAT[Alm.] = PRAEDICATUM[Lat.] = KATEGOREMA[Yun.]


- YÜKSEK/LİK ile YÜKSEK SES ile YÜKSEK FİYAT ile YÜKSEK FIRIN ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK BASINÇ ile YÜKSEK LİSANS ile YÜKSEK TABAKA ile YÜKSEK TAHSİL ile YÜKSEK YAYLAK ile YÜKSEK GERİLİM ile YÜKSEK SOSYETE ile YÜKSEK TEKNOLOJİ ile YÜKSEKLİK KORKUSU ile YÜKSEK KAN BASINCI


- YURT ile/ve YUVA


- YÜZSÜZLÜK = IMPUDENCE[İng., Fr.] = UNVERSCHÄMTHEIT[Alm.] = IMPUDENTIA[Lat.]


- Z: YAŞAM/HAYAT ve/||/<> ZÕIO[< ZÕION]: CANLI


- ZAAF/ÂCZİYET değil/yerine/= DÜŞKÜNLÜK/GÜÇSÜZLÜK


- ZAAFİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HASSASİYET


- ZABIT/ZAPT/ZABT[Ar.] değil/yerine/= TUTANAK


- ZABIT ile ZABITA ile ZABIT VARAKASI


- ZABT-U-RABT[Ar.]/DİSİPLİN[İng.] değil/yerine/= SIKIDÜZEN


- ZÂD[çoğ. EZVÂD/EZVİDE/ZEVÂD] ile ZÂD[Ar. < ZİYÂDET] ile ZÂT ile ZÂT ile -ZÂD[Fars.]

( Azık, yiyinti. İLE Çoğalsın, artsın. İLE Kendi. | Asıl, öz, cevher. | Saygıya değer kişi. İLE Sahip, mâlik[hanım][<(dişil/müennes) ZÛ]. | Hekimlik terimlerinde hastalık [ZÂT-ÜD-DİMÂĞ: Beyin dokusunun/nescinin yangısı/iltihabı.], bitkibilim[botanik] ve hayvanbilim[zooloji] terimlerinde "-li, -giller" gibi anlamlarıla sınıflamalar oluşturur.[ZÂT-ÜL-İBRE: İğneli böcekler.] İLE "Doğma, doğuş" anlamına gelerek birleşik sözcükler yapar.[MÂDER-ZÂD: Anadan doğup büyüme. | NEV-ZÂD: Yeni doğmuş.] )


- ZÂHİF[Ar. çoğ. ZÂHİFÂT] ile ZÂHİF[Ar.]

( Sürüngen, yılan gibi karnı üzerinde sürünerek ilerleyen. İLE Kibirli, övüngen.[MAĞRUR, MÜTEKEBBİR] )


- ZÂHİRÎ MUAMELE[Ar.]/SCHEINGESECHAEFT[Alm.] değil/yerine/= GÖRÜNÜŞTEKİ İŞLEM


- ZAHİT[Ar.] ile ZAİT[Ar.]

( ... İLE Çoğaltan, artıran. | Gereksiz. | Artı[+]. )


- ZAHMET değil/yerine/= GÜÇLÜK


- ZAHMET ve/||/<> HİKMET ve/||/<> İBRET


- ZAHMET değil/yerine/= SIKINTI, EZİYET, RAHATSIZLIK | ZOR, GÜÇ | YORGUNLUK


- ZAHMET ile ZAHMETLİ/LİK ile ZAHMETSİZ/LİK ile ZAHMETSİZCE


- ZAHMET[Ar.] ile ZAMET[< SAMET < SAMED]


- ZAMAN ALGISINDA:
24 SAAT ile/ve/değil/yerine/<> (HER) AN

( Kesikli süreklilik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Kesiksiz süreklilik. )

( Güneşe ve güne göre. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> İnternette. )

( Doğal. İLE/VE/<> Yapay. )

( Dengeli. İLE/VE/<> Dengesiz. )

( Doğal sınırların güvenliği ve güvencesinde. İLE/VE/<> Şişirilmiş "sınırsızlığın" ve ucların uçurumunda. )


- ZAMAN ile/ve/= FIRSAT

( TIME vs./and/= OPPORTUNITY )


- ZAMAN ve/||/<>/< HAREKET ve/||/<>/< DEĞİŞİM

( Zaman, hareketin ölçüsüdür ve değişimin tanımlanma çabasıdır. )

( TIME and/||/<>/< MOVEMENT and/||/<>/< ALTERATION )


- ZAMÂN[Ar.] ile VAKT[Ar.]


- ZAMAN ve ZAMANE'DEN ŞİKÂYET


- ZÂMÂN-I/ASR-I SAADET -ile

( HZ. MUHAMMED'İN YAŞADIĞI DÖNEM | ÖMRÜNÜ SAADETE KAVUŞTURAN KİŞİ )


- ZAMKLAMAK ile ZAMKLANMAK ile ZAM ile ZAMK ile ZAMKLI ile ZAM PAKETİ ile ZAMK AĞACI ile ZAMKLI KAĞIT ile ZAMK AKASYASI ile ZAMK HASTALIĞI


- ZAN BI ART ile GEÇİT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Koçngar/Qoçngar başı ile Balasagun arasındaki bir dağ geçidi. İLE ... )


- ZAN ile İSTİNBÂT[Ar.]

( Sanma, sanı. | Şüphe. İLE Bir söz ya da işten gizli bir anlam çıkartma, zımnen, açık olmayarak, dolayısıyla anlama. )


- ZAN ile/ve/değil/yerine KANAAT


- ZANAAT ile EL SANATLARI ile ZANAATKAR ile İŞÇİLİK

( CRAFT vs. CRAFTS vs. CRAFTSMAN vs. CRAFTSMANSHIP )

( حرفه ile حرف ile صنعت گر ile پيشه ور ile صنعت گري )

( HARFEH ile HARF ile SANAT GAR ile PEYSHEH VAR ile SANAT GARY )


- ZANAAT ile ZANAATÇI/LIK


- ZARAFAT[Azr.] = ŞAKA[Tr.]


- ZARÂFET ve IŞILTI ve GÜZELLİK

( Zarâfet, devingen bir güzelliktir. )

( Zarâfet, doğa tarafından verilmeyen, ancak özne tarafından yaratılan güzelliktir. )

( Zarâfet, her zaman, yalnızca özgürlüğün devindirdiği biçimin güzelliğidir. )

( Her türlü güzellik, gerçek ve görünen devinimin yalnızca bir özelliğidir. )


- ZARÂFET ile/ve/<> LETÂFET


- ZARÂFET ve/||/<> ONUR

( Güzel bir ruhun anlatımı. VE/||/<> Yüce bir zihniyetin anlatımı. )

( Erdemden beklenilen, zarâfet değil onurdur. )


- ZARÂFET ve/||/<> SANATSALLIK


- ZARÂFET ve/||/<> SÜKÛNET


- ZARAFET ile ZARAFETLİ


- ZARAFET ile ZARİF ile ZARİFÇE

( ELEGANCE vs. ELEGANT vs. ELEGANTLY )

( ظرافت ile زيبندگي ile ظريفي ile نغز ile ظريف ile پربراز ile با سليقه ile موزون ile عبهر ile مستظرف ile ظريفانه )

( ZARAFT ile ZYBANDEGY ile ZARYFEY ile NAGHZ ile ZARYFE ile PARBARAZ ile BA SELYGHEH ile MOZON ile عبهر ile MOSTAZARF ile ظريفانه )


- ZARÂFET ile/ve/||/<>/> ZİYÂFET ile/ve/||/<>/> ZİYÂRET


- ZARFLAMAK ile ZARFLANMAK ile ZARILANMAK ile ZAR ile ZARA ile ZARF ile ZARFLI ile ZARFÇI/LIK ile ZAR ZOR ile ZARFSIZ ile ZARİ ZARİ ile ZART ZURT ile ZARF TÜMLECİ ile ZAR KANATLILAR


- ZARÛRÎYAT ile/ve HACİYAT ile/ve TAHSİNİYAT


- ZÂT ile/ve/||/<> AYN


- ZÂT ile/ve HUZUR

( Simge, zâtı/sizi gösterir/işaret eder. )

( Huzura varmak için bende tâkat yok deme! Büyüklerle iş görmek zor değildir! Gam yeme! )


- ZÂT = KENDİ | ASIL, ÖZ, CEVHER | SAYGIYA DEĞER KİŞİ | SINIR


- ZÂT ve/<> KİŞİ

( Kişi, öze/zâta kanıt/burhan eylenmiş. )

( ESSENCE/BEING and/<> PERSON )


- ZÂT ile/ve/<> MEVCUD


- ZÂT ile/ve/<> SIFAT

( Gövde[beden], yüz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Göz. VE/||/<>/> Söz/söylediğimiz ile. )

( Sıfata bakacaksan, gövdeye(beden) ve yüze bak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Zâtı göreceksen, göze bak. VE/||/<>/> Anlam ve değeri bulacaksan, duruma/hâle, davranışa ve söze/söylenilene[kelâma] bak. )

( I vs./and/<> TOOL/VEHICLE )

( I vs./and/<> ME )

( JE avec/et/<> MOI )


- ZÂT ile/ve/||/<>/> SIFAT ile/ve/||/<>/> EFAL ile/ve/||/<>/> ESÂR[< ESER]

( Öz/İnsan. VE/||/<>/> Bilgi. VE/||/<>/> Eylem. VE/||/<>/> Yapıt/eser. )


- ZÂT ile TÖZ


- ZAT ile ZATİ ile ZAT İŞLERİ ile ZATA MAHSUS


- ZÂT-ÜL-FIKARÂT[Ar.] = VERTÉBRÉS[Fr.] = ...

( Omurgalılar, belkemiği olan hayvanlar. )


- ZATÜRRE/PNEUMONİ ile/||/<> BRONŞİT

( Akciğer dokusunun yangılanması. İLE/||/<> Bronşların yangılanması. )


- ZÂT-ÜS-SUKABÂT[Ar.] = FORAMINIFÈRES[Fr.] = ...

( Delikliler. )


- ZAYİAT değil/yerine/= YİTİKLER


- ZAYIF ASİT ile/>< GÜÇLÜ ASİT

( Suda kısmen iyonlaşan asit. İLE/>< Suda tamamen iyonlaşan asit. )


- ZAYIF ELEKTROLİT ile GÜÇLÜ ELEKTROLİT

( Suda kısmen iyonlaşan bileşik. İLE Suda tamamen iyonlaşan bileşik. )


- ZEÂMET[Ar.] ile/ve/||/<> TİMÂR[Ar.]

( Sipâhilere verilen, en büyük timâr. İLE/VE/||/<> Yara bakımı. | Ağaç bakımı. | Hayvan temizleme. | Beslediği sipâhilerle savaşa giden beylere -öşür vergisini almak üzere- ayrılan arâzî. )


- ZEBUR/MEZMÛR ile/ve/||/<>/> TEVRAT[< TAURAT] ile/ve/||/<>/> İNCİL ile/ve/||/<>/> KUR'ÂN

( Yüzelli ilâhi ve dini şiiri kapsayan kitap. İLE/VE Eski Ahit/Sözleşme. İLE/VE Yeni Ahit/Sözleşme. İLE/VE ... )

( ... İLE/VE/||/<>/> 22 harf. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> 28[27+1] harf. )


- ZEİR/ZE'R[Ar.] ile ZEÎR[Ar. çoğ. ZEÎRÂT]

( Aslan kükremesi. İLE Gövdenin içinden duyulan doğal ya da hastalıklı ince ses. )


- ZEKÂ:
SOYUT ile/ve/||/<> MEKANİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL

( )


- ZEKÂ ile/ve/<> BECERİ/MAHÂRET

( İç duyuların hızlılığı, açıklığı, keskinliği. İLE/VE/<> Gövdenin yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Ustalık. )

( Soyutlama gücü. | Bilenme. | Tezkiye. İLE/VE/<> Yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma/sonuçlandırma yeteneği. )

( Kişi, kendine, becerilerini geliştirecek zamanı ayırmalıdır. )

( Kişi, kaba kuvvet kullanırken, ötekiler beceriye başvurur. )

( Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır, zekâ ise ikisini bağdaştırarak bir uyum ve barış duygusunu sağlar. )

( Zekâ, yabancıya karşı kullanılır. [yakınlara ya da yakınlar arasında değil!] )

( CERBEZE: Zekâ keskinlği. )

( Desire and imagination create the world and intelligence reconciles the two and causes a sense of harmony and peace. )

( INTELLIGENCE vs./and/<> SKILL/ABILITY )


- ZEKÂ ile/ve/değil CESARET


- ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE


- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ŞEFKÂT

( [karşısında] Eğiliriz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Diz çökeriz. )


- ZEKA ile ZEKAT ile ZEKALI/LIK ile ZEKASIZ/LIK ile ZEKA YAŞI ile ZEKA TESTİ ile ZEKA BÖLÜMÜ ile ZEKAT KEÇİSİ ile ZEKA GERİLİĞİ ile ZEKA YETENEĞİ


- ZEKÂT ile/ve/||/<> MÂÛN

( ... İLE/VE/||/<> Malın zekâtı. )


- ZEKÂT ile NİSÂB

( ASIL, ESAS | BİR MALIN ZEKÂTINI VERMEK ÜZERE VARILMASI GEREKEN MİKTAR | DERECE, İSTENİLEN HAD )


- ZEKÂT ile/ve/||/<> SADAKA ile/ve/||/<> İNFÂK

( Maddî olarak vermek. İLE/VE/||/<> Manevi olarak vermek. İLE/VE/||/<> Geciktirmeden vermek. )


- ZEKÂT ve/||/<>/>/< ZEKÂ


- ZEKÂVET[Ar.] ile ZEKÂVET[Ar.]

( Zeyreklik, çabuk anlama, kavrama. İLE Zekâ, zekilik. )


- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN

( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )


- ZELLE(T) ile ZULÜM

( Sürçüp kayma. İLE Güçlü birinin yasaya ya da vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık. )


- ZEMİN ile ZEMİN KAT ile KARA KUVVETİ ile ZEMİN PLANI ile ZEMİN KİRASI ile TEMEL DURUM ile ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY VE ET ile TOPRAKLAYICI ile ASILSIZ ile TOPRAKLI ile KANARYA OTU

( GROUND vs. GROUND FLOOR vs. GROUND FORCE vs. GROUND PLAN vs. GROUND RENT vs. GROUND STATE vs. GROUND WHEAT AND MEAT vs. GROUNDER vs. GROUNDLESS vs. GROUNDLING vs. GROUNDSEL )

( آسيابي ile زمين ile دوخ ile کوبيده ile طبقه همکف ile اشکوب هم کف ile نيروي زميني ile طرح عمومي ile طرح اساسي ile اجاره عرصه ile کمترين نيرو ile نيروي اساسي ile هريسه ile پايهگذار ile واهي ile بي اساس ile بي اصلص ile گياه زميني ile تير پايه )

( ASYABY ile ZAMYNE ile دوخ ile KUBYDAH ile TABAGHEH CPEHMAKF ile ESHKUB NPAM KOF ile NEYROY ZAMYNEY ile TARH AMOMY ile TARH ASASY ile EJAREH ARSEH ile KAMTARYNE NEYRO ile NEYROY ASASY ile هريسه ile PAYCPEHGOZAR ile VAHY ile BEY ASAS ile BEY ESLES ile GYAH ZAMYNEY ile TYR PAYYEH )


- ZENAAT değil ZANAAT


- ZENB[Ar.] ile MASİYET[Ar. < İSYAN][>< İTAAT]

( Cezayı gerektirecek günah. İLE İtaatten ayrılmak, söz dinlememek, çoğunluk tarafından onaylanan davranışlara uyum sağlamamak. | İtaatten çıkmak, günah işlemek. | Bir davranıştan imtina etme, ona karşı direnme. )


- ZEND[Ar. çoğ. EZNÂD, ZİNÂD] ile ZEND[Ar. çoğ. ZİNÂD] ile ZEND[Ar.]

( Çakmak demiri. İLE Dirsek ile bilek arasındaki iki kemikten iç tarafta bulunanı, dirsek kemiği. [KÛ'BERE: Dış taraftaki kemik.] İLE Zerdüşt'ün, kendine indiğini ileri sürdüğü kitap. | Eski Farsça'nın bir lehçesi. )


- ZENDAKA/ZINDIKLIK ile/ve/||/<> İLHÂD


- ZENGİNLİK:
[ya] ÇOK PARA ile/değil/yerine/ya da/>< ÇOK DOST

( Belki ikisinden biri olur fakat ikisi birden olmaz! )

( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )


- ZENGİNLİK ile/ve/<> BEREKET

( GINÂ' ile/ve/<> ... )


- ZERÂFET değil ZARÂFET(KİYÂSE/T: Akıllıca davranış, akıllılık.)


- ZERD/ZERED[Ar. çoğ. ZÜRÛD] ile ZERD[Ar.]

( Halka halka örülmüş savaşçı zırhı. İLE Sarı. | Solgun, soluk. )


- ZER'Î/ZER'İYYÂT[Ar.] ile ...


- ZERÎ'[Ar.] ile ZER'Î[Ar. çoğ. ZER'İYYÂT] ile ZERİ'[Ar.]

( Araya giren, şefaat edici. İLE Arşınla ölçülen şey. İLE Çabuk, kolay olan. )


- ZER'İYYÂT[Ar. < ZER'Î] ile ZER'İYYÂT[Ar.]

( Arşınla ölçülen şeyler. İLE Ekim işleri. )


- ZERRE ile MONAD


- ZERZEVÂT değil SEBZEVÂT


- ZERZEVAT ile ZERZEVATÇI/LIK


- ZERZEVÂT/SEBZEVÂT[Fars.] değil/yerine/= GÖVERİ/GÖVERTİ


- ZEVÂD[Ar. < ZÂD] ile ZEVÂT[Ar. < ZÂT] ile ZEVÂD[Fars.]

( Azıklar, yiyintiler. İLE Kişiler/şahıslar, kimseler. İLE Azık, erzak stoku. )


- ZEVAL ile ZEVAT ile ZEVALİ ile ZEVALSİZ/LİK ile ZEVAL VAKTİ ile ZEVALİ SAAT


- ZEVÂT değil/yerine/= KİŞİLER


- ZEVÂT[< ZÂT] ile KİŞİLER (ÖZCE BİR OLANLAR)

( KİŞİLER | SÂHİP, MÂLİK )


- ZEVK ile/ve BİRLİK/TEVHİD


- ZEVK ile/ve/yerine FERÂGAT

( PLEASURE vs./and RENUNCIATION
RENUNCIATION instead of PLEASURE )

( SUKHA ile/ve/yerine SAMBHOGAKAYA )


- ZEVK ile/ve TEVHİD

( Tevhidin tadı, onu kullananındır. )

( Ham tevhidden yararlanılmaz. )

( Her boyaya boyanmak tevhid değildir. )

( Tevhidin hali, kullanandan sarf olunur. )

( Zevk, deryada kaybolmaktır. )

( Tevhidin tadını, aletleri kullanarak dolabı yapanlar bilirler. )

( Birinci tevhid, ağacı kesenin tevhididir. İkincisi mobilyacının, üçüncüsü de o mobilyayı kullananın tevhididir. Tahtacı kestiği ağaca, mobilyacı dolaba imrenmiştir. O tevhid dolabını taşıyan hamalın ise ambalajın içindeki eşyadan haberi yoktur. )


- ZIDD[Ar.] ile TERK[Ar.]


- ZI'F[Ar.] değil/yerine/= İKİ KAT


- ZİFT[Ar.] ile KATRAN[Ar.]

( Katran ve öteki organik maddelerin buharlaşmasından ya da damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile ergiyen, katı, siyah, parlak madde, kara sakız. İLE Organik maddelerden, kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde. )


- ZİFTLEMEK ile ZİFTLENMEK ile ZİFT


- DÖL GÖZE/ZİGOT[Fr. < Yun. ZYGOTE] ile/ve/> ÖNDÖLÜT/EMBRİYON[İng. < EMBRYO] ile/ve/> DÖLÜT/CENİN/FETÜS

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( ZYGOTE vs./and/> EMBRYO vs./and/> FETUS/FOETUS )


- ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ÖNCESİ YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOT SONRASI YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOTAKSİ ile/||/<> YUMURTA/OVUM

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze.[Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme nedeniyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur.] İLE/||/<> Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot, henüz oluşmadan önce ortaya çıkan yalıtım durumu. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. İLE Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit biçimlerde görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı yalıtımın oluşması. İLE Dişi ve eril gametler arasındaki doğal çekim. İLE/||/<> İnsan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma durumuna gelebilen, dişi üreme örgenlerinin birinden salınan tek göze. )


- ZİHAYAT[Ar.] değil/yerine/= CANLI/YAŞAYAN


- ZİHİN ve/||/<> PARAŞÜT

( İkisi de açık olmadığı sürece bir işe yaramaz. )


- ZİHİN ile/ve/||/<> PARAŞÜT

( Zihin, paraşüt gibidir. Açık değilse işe yaramaz. )


- ZİHNİYE ile ZİHNİYET


- ZİHNİYET ile/ve/<> NİYET


- ZİHNİYET ile YAKLAŞIM


- ZİKIYMET[Ar.] değil/yerine/= DEĞERLİ


- ZİKR-İ HÂS ile/ve ZİKR-İ ZÂT


- ZİL[Fars. :Alt.] ile GONK[Malezya dilinden]

( ... İLE Keçe ya da bez kaplı bir tokmakla vurularak titreşmesi sağlanan bir kurstan oluşan vurgulu çalgı. )


- ZILGITLANMAK ile ZILGIT


- ZİLLET ile/değil/yerine/>< İZZET

( Hor görülme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Büyüklük, yücelik, ululuk. )

( Hor görmeyi/göstermeyi[zilleti] "olağan/alışıldık" duruma getirmiş kişiler, izzetli kişilerden rahatsız olur ve onlara hakaret eder. )

( Eğer ahlâksızlığı meşrûlaştırmakla ilgili çabası olan için ahlâklı olanlar rahatsızlık verici olur. )

( Belirli düzen ve disiplinlerde "yaşayamayanlar" için düzenli olanlar, düşmandır. )


- ZİLLET ile/değil/yerine/>< MİLLET


- ZİLLET ile TENEZZÜL


- ZİLYET[Ar.] değil/yerine/= ELDECİ

( İyesi kendi olsun ya da olmasın, bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kişi. )


- ZİLYET değil/yerine/= ELDECİ


- ZİMÂM-DÂR[Ar., Fars.] ile ZİLYED[Ar.]

( Bir işi elinde tutan, yöneten, yürüten. İLE Bir malı/gayrımenkulü elinde tutan, malı -sahibi olsun ya da olmasın kullanmakta bulunan kişi. )


- ZİMMET ile KABZ


- ZİMMET ile/ve MATLUB

( Borç. İLE/VE Alacak. )


- ZİMMETLEMEK ile ZİMMET ile ZİMMETLİ


- ZİNDELEŞMEK ile ZİNDELEŞTİRMEK ile ZİNDE/LİK ile ZİNDE KUVVET


- ZİNK/CORNET ile ...

( Nefesli bir çalgı. )


- ZİRÂÂT[Ar. < ZİRÂ] ile ZİRÂÂT[Ar.] ile ZİRÂÂT[Ar. < ZİRÂAT]

( Uzunluk ölçüleri. İLE Ekincilikler, çiftçiler, tarımlar. İLE Ekincilik, çiftçilik, tarım. )


- ZİRÂAT değil/yerine/= TARIM


- ZİRAAT ile/ve ZANAAT


- ZİRAAT ile ZİRAATÇI/LIK


- ZIRH değil/yerine/= SAVUT


- ZIRH ile ZIRH DELİCİ ile ZIRH KAPLAMALI ile ZIRHLI ile ZIRHLI KUVVET ile ZIRHLI ARAÇ ile ZIRHÇI

( ARMOR vs. ARMOR PIERCING vs. ARMOR PLATED vs. ARMORED vs. ARMORED FORCE vs. ARMORED VEHICLE vs. ARMORER )

( جوشن ile زره شکن ile زره دار ile زره پوش ile زرهي ile نيروي زرهي ile زرهپوش ile نگهبان اسلحه ile زراد )

( JOOSHEN ile ZAREH SHKAN ile ZAREH DAR ile ZAREH PUSH ile ZAREHY ile NEYROY ZAREHY ile ZAREAPUSH ile NAGEIBAN ESLEHEH ile زراد )


- ZIRHLANMAK ile ZIRHLANDIRMAK ile ZIRH ile ZIRHLI ile ZIR ZIR ile ZIRHSIZ ile ZIRT FIRT ile ZIRT PIRT ile ZIRT ZIRT ile ZIRHLI GÜÇ ile ZIRHLI ARAÇ ile ZIRHLI BALIK ile ZIRHLI YAYIN ile ZIRHLI BİRLİK ile ZIRHLI KUVVET ile ZIRHLI BAŞLILAR


- ZIRT ile/değil/yerine/>< SIRT


- ZIRT-FIRT ile ZIRT-PIRT ile ZIRT-ZIRT


- ZIT/KONTRAST değil/yerine/= KARŞIT


- ZIT ile/değil İHTİLÂF

( [not] OPPOSITE vs./but CONFLICT )


- ZIT değil/yerine/= KARŞIT


- ZIT ile/yerine/değil ÖBÜR UC


- ZIT ile/yerine/değil ÖBÜR/ÖTEKİ UC

( [not] OPPOSITE vs./but OTHER TIP
OTHER TIP instead of OPPOSITE )


- ZIT ile ZIT KUTUP ile ZIT ANLAMLI/LIK


- ZIT/LIK ile/ve/değil/yerine TAMAMLAYICI/LIK / TAMAMLAYICI/LAR

( [not] ANTONYM vs./and/but COMPLEMENTARY
COMPLEMENTARY instead of ANTONYM )


- ZİYÂFET değil/yerine/= TOY, YEMEK, GÖRKEMLİ YEMEK


- ZÎYÂFET[Ar.] ile ZÎYÂFET[Ar.]

( Değişik ve karışık olma. İLE Konuk kabul etme. | Konuğa yedirip içirme, şölen. )


- ZİYAN ve HASRET


- ZİYÂRET değil/yerine/= GÖRMEYE/GÖRÜŞMEYE GİTME


- ZİYARET ve/<> ZEVK

( Fânî. VE/<> Bâkî. )


- ZİYÂRET[Ar.] ile/ve/||/<>/> ZİYÂFET[Ar.]


- ZİYARET ile ZİYARETÇİ/LİK ile ZİYARET YERİ


- ZİYNET[Ar.] değil/yerine/= SÜS/BEZEK


- ZİYNET değil/yerine/= SÜS/BEZEK


- ZOR/ZORLUK/ZAHMET/MÜŞKÜLAT[Ar.] değil/yerine/= ÇETİNLİK/GÜÇLÜK/KIYINLIK


- ZOR ile SERT VE HIZLI ile SERT ISIRILMIŞ ile HAŞLANMIŞ ile BASILI KOPYA ile SERT EL ile SERT KAFA ile SERT AKÇAAĞAÇ ile ZOR SATIŞ ile SERT SET ile SERT KABUK ile SİNDİRİMİ ZOR ile ERİMESİ ZOR ile MONTAJI ZOR ile MEMNUN ETMEK ZOR ile DONANIM ile SERT KABLOLU ile ÇALIŞKAN ile SERTLEŞMEK ile ZORLU ile SERTLİK ile ZOR İŞ ile ZORLUK ile ZORLUKLAR

( HARD vs. HARD AND FAST vs. HARD BITTEN vs. HARD BOILED vs. HARD COPY vs. HARD HANDED vs. HARD HEAD vs. HARD MAPLE vs. HARD SELL vs. HARD SET vs. HARD SHELL vs. HARD TO DIGEST vs. HARD TO MELT vs. HARD TO MOUNT vs. HARD TO PLEASE vs. HARD WARE vs. HARD WIRED vs. HARD WORKING vs. HARDEN vs. HARDLY vs. HARDNESS vs. HARDSCRABBLE vs. HARDSHIP vs. HARDSHIPS )

( صلب ile صعب ile زمخت ile دشوار ile سنگ آسا ile دج ile شاق ile مشکل ile شاقه ile سخت گير ile سفت ile شداد ile سخت ile لازم الاجراء ile سرسخت وخشن ile سفت پز ile نسخه ملموس ile شاخ جنگي ile قند افرا ile زور چپاني ile منقبض شده ile سفت شده ile کاسه دار ile ديرهضم ile ديرگداز ile بدرکاب ile نازک نارنگي ile مشکل پسند ile فلز آلات ile سخت افزاري ile زحمت کش ile سختکوش ile محکم شدن ile بادوام نمودن ile سفت کردن ile مشکل کردن ile ماسيدن ile سخت شدن ile سخت کردن ile بسختي ile صلابت ile سختي ile سفتي ile صعوبت ile سخت مشغول ile مرارت ile عسرت ile دشواري ile مشقت ile مصيبت ile تعب ile تنگي ile محنت ile ذلت ile شدائد )

( SALAB ile SAB ile ZAMKHT ile DASHVAR ile SANG ASA ile DEJ ile SHAGH ile MOSHEKL ile SHAGHEH ile SOKHT GYR ile SOFT ile SHODAD ile SOKHT ile LAZM OLEJRA ile SARSOKHT VAKHSHEN ile SOFT PEZ ile NASKHEH MALMOS ile SHAKH JANGY ile GHAND AFRA ile ZUR CHPANY ile MONAGHABZ SHODEH ile SOFT SHODEH ile KASEH DAR ile DYRAYAZM ile DYRAGDAZ ile بدرکاب ile NAZAK NARANGY ile مشکل پسند ile FELZ ALAT ile SOKHT AFZARY ile ZAHMAT KESH ile SOKHTAKOOSH ile MOHKAM SHODAN ile BADVAM NEMUDAN ile SOFT KARDAN ile MOSHEKL KARDAN ile ماسيدن ile SOKHT SHODAN ile SOKHT KARDAN ile BASKHTY ile SALABAT ile SOKHTY ile SOFTY ile SOUBAT ile SOKHT MOSHGHUL ile MARART ile ASARAT ile DASHVARY ile MOSHGHT ile MOSYBAT ile تعب ile TANGY ile محنت ile ZALAT ile SHODAED )


- ZORUNLU HAREKET ile/ve/değil ZORLAMALI HAREKET


- SÜKÛT:
ZORUNLU(ZARÛRÎ) ile/ve/<> DOĞAL(TABİÎ)


- ZORUNLULUK ile/değil/yerine/||/<>/>/>< SAMİMİYET


- ZORUNLULUK = ZARURET = NECESSITY[İng.] = NÉCESSITÉ[Fr.] = NOTWENDIGKEIT[Alm.] = NECESSITAS[Lat.] = NECESIDAD[İsp.]


- ZÜHD ile FERÂGAT


- ZÜHD ve KANAAT


- ZÜHD ve TAKVÂ ve MÜCÂHEDE


- ZÜHD ile UZLET


- ZUHURAT ile ...

( HESAPTA OLMAYAN )


- ZÜLCENAHEYN:
İLİM ve/ HİKMET ve/ AŞK ve/ MUHABBET


- ZÜLL[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, HORLUK, HAKİRLİK, ZİLLET


- ZULMET/DÜCÂ ile KARANLIK


- ZULMETMEK ile ZULMET


- ZULÜM ile EZİYET


- ZULÜM ve/=/||/<> RÜŞVET


- ZULÜM değil/yerine/>< ŞEFKÂT

( İlimsiz şefkat, zulümdür. )


- ZÜMRÜT ile ...

( NEFS-İ KÜLL )


- ZÜMRÜT ile BÎRÛZ[Fars.]

( ... İLE Zümrüte benzer, değersiz yeşil bir taş. Gökzümrüt, yalancı zümrüt. | Kısmetsiz. )


- ZÜMRÜT ile LÂL

( Doğal alüminyum ve berilyum silikatı; cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı. | Bu taştan yapılmış olan. | Zümrüt renginde, yeşil. İLE Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş. | Kırmızı renkli bir çeşit mürekkebe verilen ad. | Parlak kırmızı renkte olan. )


- ZÜMRÜT ile/||/<> YEŞİM

( Yeşil renkte değerli bir beril. İLE/||/<> Genellikle yeşil renkte olan bir mineral. )


- ZÜMRÜT ile ZEBERCED

( ... İLE Zümrütten daha açık yeşil olan ve zümrüt kadar değeri olmayan bir süs taşı. )


- ZÜMRÜT ile ZEBERCED

( ... İLE Zümrütten daha açık yeşil olan fakat zümrüt kadar değeri olmayan bir süs taşı. )


- ZÜMRÜT ile ZÜMRÜT RENGİ ile ZÜMRÜT YEŞİLİ ile ZÜMRÜT SETİ ile ZÜMRÜT YEŞİLİ

( EMERALD vs. EMERALD COLORED vs. EMERALD GREEN vs. EMERALD SET vs. EMERALDGREEN )

( زمرد ile زمردسبز ile زمردي ile سبززمردي ile زمرد نشان ile سبز زمردي )

( ZAMARD ile ZAMARDASABZ ile زمردي ile سبززمردي ile ZAMARD NESHAN ile SABZ ZAMARDY )


- ZÜMRÜTLENMEK ile ZÜMRÜT ile ZÜMRÜT YEŞİLİ


- ZUNÛN ile/ve/||/<> ŞUKÛK ile/ve/||/<> SÜKÛN ile/ve/||/<> SÜKÛT

( Bilgide[malûmâtta]. İLE/VE/||/<> Uygulanan bilgide[marifette]. İLE/VE/||/<> (B)ilimde. İLE/VE/||/<> Bilgelikte[irfânda]. )


- ZÜRRİYET[Ar.] değil/yerine/= DÖL/SOY


- ZÜRRİYET ile ZÜRRİYETLİ ile ZÜRRİYETSİZ/LİK