Sanatsal duyarlılığımızı artırabileceğimiz ayrıntılara bakalım biraz da...
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 8.886 başlık/FaRk ile birlikte,
8.886 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(12/37)
- ENSTALASYON[Fr., İng. < INSTALLATION] ile/değil/yerine/= YERLEŞTİRME
- ENSTALLASYON | MONTAJ, TESİS ETME | İNSTALLASYON | KURMAK ile/||/<> KURMAK ile/||/<> KURMA
( Sinema Zemberekli alıcılarda motoru çalıştıran zembereği kurulu duruma geçirmek üzere kolu ya da anahtarı çevirmek Oyun Bir oyunu bütün öğeleri ile belli bir düzen içinde oynanır hale getirmek metalbilim Bir işlem kabını fırın ya da aygıtı istenilen yere yerleştirip oturtma işi Bir yunak fırın ya da aygıtı istenilen yere yerleştirip oturtma işi )
( WIND | INSTALLATION | ERECTION | SETUP | SET UP | INSTALL | SPRING )
( REMONTER | INSTALLATION | ÉRECTION, MONTAGE | RESSORT )
( AUFZIEHEN | AUFBAU, AUFRICHTUNG, MONTAGE | INSTALLATION | FEDER(WERK )
( CARICA )
( ΚΟΎΡΔΙΣΜΑ / κούρδισμα )
- ENSTALLASYON | MONTAJ, TESİS ETME | İNSTALLASYON | KURMAK ile/||/<> ZEMBEREK
( Sinema Zemberekli alıcılarda, motoru çalıştıran zembereği kurulu duruma geçirmek üzere kolu ya da anahtarı çevirmek. @@ (Oyun):Bir oyunu bütün öğeleri ile belli bir düzen içinde oynanır hale getirmek. @@ metalbilim: Bir işlem kabını, fırın ya da aygıtı, istenilen yere yerleştirip oturtma işi. @@ @@ Bir yunak, fırın ya da aygıtı, istenilen yere yerleştirip oturtma işi. @@ @@ @@ )
( WIND | INSTALLATION | ERECTION | SETUP | SET UP | INSTALL | SPRING~SPRING )
( REMONTER | INSTALLATION | ÉRECTION, MONTAGE | RESSORT~RESSORT )
( AUFZIEHEN | AUFBAU, AUFRICHTUNG, MONTAGE | INSTALLATION | FEDER(WERK~FEDER(WERK) )
( CARICA~MOLLA )
( ΚΟΎΡΔΙΣΜΑ / κούρδισμα~ΕΛΑΤΉΡΙΟ / ελατήριο )
- ENSTANTANE | ŞİPŞAK ile/||/<> ŞİPŞAK
( Sinema 1 Işıklama süresi saniyenin 1 25i ya da daha kısa olan hızlı bir devinimi oluşumu sırasında saptayan fotoğraf çekme yöntemi 2 Hazırlıksız olarak gerçekleştirilen çevirim fizik )
( [İNG.,1. SNAPSHOT, INSTANTANEOUS, 2. SNAPSHOT )
( INSTANTANÉ )
( 1. MOMENTFOTOGRAFIE, MOMENTAUFNAHME, SCHNAPPSCHUSS, 2. MOMENTAUFNAHME, SCHNAPPCHUSS )
- ENSTANTANE ile/||/<> ENSTANTANE FOTOĞRAF
- ENTEGRASYON[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= BÜTÜNLEŞME
- ENTEGRE" (ETMEK) ile/değil "EMPOZE" (ETMEK)
- ALAKADAR/ENTERESE ETMEK/EDEN/ETMEZ değil İLGİLENDİRMEK/İLGİLENDİREN/İLGİLENDİRMEZ
- ENTRİKA | DOLANTI ile/||/<> DOLANTI
( Oyun yazarınca bilinerek düzenlenen karışıklıklar Tragedyada kişileri yıkıma komedyada ise gülünçlü bir çözülüşe götüren çatallaşmalar Bir sahne eserinin düğüm noktasını meydana getiren çeşitli oluntular Seyircinin ilgisini çekmek ya da heyecanını uyandırmak için yazar tarafından bilinçli bir biçimde olay dizisine yerleştirilmiş karşıtlıklar çatallaşmalar dolantı )
( INTRIGUE )
( INTRIGUE | INTRIGUE )
( INTRIGE | INTRIGUE )
- ENVÂ'[< NEV]:
ÇEŞİTLER, TÜRLER -<
- EPİK[Fr. < ÉPIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DESTANSI
- EPİLOG[Fr. < ÉPILOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SON SÖZ
- EPOPE[Fr. < ÉPOPÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> DESTAN
- EREK ile/ve/||/<>/> GEREK
- EREK ile/ve/||/<> POTANSİYEL
- ERGON/OMİK ile/değil/yerine/= İŞLEV/SEL
- ERİNÇ/HUZUR ve/||/<> BARIŞ
( İç/içte. VE/||/<> Dış/dışta. )
- ERINNERUNG[Alm.] ile/ve/+/||/<>/> ER-INNERUNG[Alm.]
( Anımsama. İLE/VE/+/||/<>/> İçselleştirme. )
- ERİŞKİN/LİK ile/ve YETKİN/LİK
- ERİŞMEK ile/ve/||/<> YETİŞMEK
- ERKEN BAROK ile BAROK
- ERKENDEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GENÇ YAŞTA
- EROZYON ile KISIRLAŞMA
- EŞ ANLAMLI/LIK ile/ve/değil YAYGIN ANLAMLI/LIK
- ES ile/değil/yerine/= DURAKLAMA
- EŞ ile/ve/değil/||/<>/< GİBİ
- EŞ ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYACI/TAMAMLAYAN
- ESARETİN BEDELİ(SHAWSHANK REDEMPTION) ile/ve/||/<>/< RASHOMON
(
)
( )
- ESAS | ESASÎ ile/||/<> TEMEL ile/||/<> TEMEL[Yun.]
( Mimarlık Toprak altında kalan üzerine yapının anaduvarları çıkılan taş döşek 1 Genel anlamda Bir şeyin üzerinde temellendiği kurulduğu şey bir evin temeli bir kurumun temeli vb 2 Tinsel nitelikte bir şeyin varsaydığı ve kendisine dayandığı ilke Ma tematiğin temeli hukukun temeli eğitimin temeli ahlakın temeli vb Ahlakın temeli bir ahlak öğretisinde ahlaksal doğruların kendisinden çıkarıldığı ilkedir ör Epikurosun ahlak felsefesinde bu ilke hazdır 3 Bütün bir bilgiler bağlamının kendisinden çıkarılabildiği en genel ve en yalın önerme en genel önermelerden ve en genel düşüncelerden kurulmuş bir dizge Ör Tümevarımın temeli kendisinden biçimsel olarak olaylardan yasalara geçme hakkının çıkarılabileceği bir ilkedir sıfat biyoloji R θεμέλιον temel Anadolunun bir bölümünde temele him adı verilir him Eski Türkçede temel olarak ul biçimi kullanılır Clauson ED 124a )
( FOUNDATION | BASIC | BASE )
( FONDEMENT | FONDAMENTAL )
( FUNDAMENT, SOCKEL | GRUND, GRUNDLAGE, FUNDAMENT )
( FUNDAMENTUM )
( ΘΕΜΈΛΙΟΝ / θεμέλιον )
- ESAS ile/ve/||/<> İRÂDE ile/ve/||/<> SONUÇ"
( Usûl/yöntem, esastan önce gelir/gelmelidir. İLE/VE/||/<> İhtiyâr[< Hayır!][yapmama bilgisi/isteği], irâdeden[yapma bilgisi/isteği] önce gelir/gelmelidir. İLE/VE/||/<> Süreç, sonuçtan önce gelir/gelmelidir. )
- ESAS/ASIL ile/ve/||/<> DAYANAK
- ESEFOĞLU SANATSAL ÜRÜNLERİ
- EŞEK HAZZI ile SANATÇI HAZZI
( DONKEY PLEASURE vs. PLEASURE OF ARTIST )
- EŞEL, ŞEMA, SİNEMATOGRAFİK ŞEMA | TASLAK ile/||/<> TASLAK
( Sinema Oyunluğun özetten başlayarak geliştirilmesine geçilirken çalışmalarda yardımcı olacak metin Bir dekorun taslak biçiminde ön hazırlığı Eskiz Bir yapıtın kesin biçimini almadan önceki durumu Ayrıntıya inmeden kabaca gösteren çizenek ya da çizge Resim Heykel Mimarlık Bir tablo heykel ya da mimarlık yapıtına başlamadan önce sanatçının ilktaslakta yararlanmak üzere yaptığı çizim maket ya da çırpıştırma resim a ilk taslak çırpıştırma resim maket 1 genel uygulayım Herhangi bir yaratının ana çizgilerine çeşitli bölümlerine ilişkin tasarıları belirten önçalışma 2 işleyim yapıcılık a Bir sıra işlemlerden sonra son biçimine yakın duruma gelmiş olan ürün b Yapmaya işlemeye üretmeye konu olan nesnenin kesinleşmemiş kaba biçimi 3 ağaç işleri Zıvana deliklerini kabaca biçimlendirmede kullanılan oluklu burgu biçimindeki araç 4 seramikçilik İşlenecek duruma getirmek amacıyla küçük parçalara ayrılarak kurumaya bırakılan yuvgu biçimindeki çömlek hamuru Bir eserin ilk düşünülen kabataslak şekli coğrafya İleride gerçekleştirilecek herhangi bir şey için yapılan önçalışma )
( OUTLINE | SKETCH | SKETCH, OUTLINE | WORKSHEET | DRAFT )
( ÉCHELLE | ESQUISSE | CROQUIS | CANEVAS )
( SKIZZE | ENTWURF | ENTWURF, SKIZZE | SKIZZE, ENTWURF )
( SCHEDIUM )
- EŞELEMEK ile KAZMAK/KAZIMAK
- ESEME/ESTEM/MANTIK ile/ve/<> ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)
- ESER ile/ve/<>/|| ŞAH-ESER
- EŞGÜDÜM ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ
- ESHAM | AKSİYON[Fr. < ACTİON] ile/||/<> EYLEM ile/||/<> OLAY
( 1. Eylem: Bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. 2. Davranış: Bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. 3. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. 4. Baş olgu: Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. 5. Sıra olaylar: Bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. 6. iç aksiyon: Oyunun havasını kuran gelişim. 7. Dış aksiyon: Oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. 8. Konuşma aksiyonu: Oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. Oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. @@ (matematik) @@ bk. hisse senedi )
( ACTION | PHENOMENON~ACTION | ACTION, ACTIVITY | VERB~PHENOMENON | EVENT )
( ACTION | PHÉNOMÈNE~ACTION | VERBE~PHÉNOMÈNE | ACTION | ÉVÉNEMENT )
( ACTIO, ACTUM = HAREKETE GEÇIRME~ACTIO, ACTUM = HAREKETE GEÇIRME~... )
( HANDLUNG | AKTION, HANDLUNG | EREIGNIS~AKTION, HANDLUNG | VERB, VERBUM, ZEITWORT | HANDLUNG~EREIGNIS )
( AZIONE~AZIONE~EVENTO )
( ΔΡΆΣΗ / δράση~ΔΡΆΣΗ / δράση~ΓΕΓΟΝΌΣ / γεγονός )
- ESHAM | AKSİYON ile/||/<> AKSİYON ile/||/<> AKSİYON[Fr. < ACTION]
( 1 Eylem Bir iş hareket yapmak bir davranışta bulunmak 2 Davranış Bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket 3 Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi bu hareketten ortaya çıkan gelişim 4 Baş olgu Oyunun temasını geliştiren başlıca olay öykü gelişim 5 Sıra olaylar Bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar 6 iç aksiyon Oyunun havasını kuran gelişim 7 Dış aksiyon Oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi 8 Konuşma aksiyonu Oyunun konuşmalarında var olan devingenlik Oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç matematik hisse senedi )
( ACTION | PHENOMENON )
( ACTION | PHÉNOMÈNE )
( HANDLUNG | AKTION, HANDLUNG | EREIGNIS )
( ACTIO, ACTUM = HAREKETE GEÇIRME )
( AZIONE )
( ΔΡΆΣΗ / δράση )
- EŞİK ve ARALIK ve ORAN ile/ve/||/<> AYIR ve YALINLAŞTIR ve ARA ÇÖZÜM (ÜRET/MEK)
- EŞİK ile/ve/||/<> ARALIK
- ESİN ve/||/<>/> BESİN
- ESİNLENME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM
- ESİNLENME ile/ve/||/<> ÖYKÜNME
- ESİR ile/ve/>< HEYULA/MEZC
( [Oluş-bozuluşa ...] Uğramayan. İLE/VE/>< Uğrayan.[ilk nesne][bir şeyin, her şey olabilme olanağı] )
- EŞİT OLAMAMA ile/ve/||/<> TAYİN EDİLEMEME
- EŞİT OLMA ile/ve/||/<> EŞİT OLMAMA
( Yaşamda. İLE/VE/||/<> Doğa(l)da. )
- EŞİTLEME ile EŞDEĞERLİLİK
- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ
- EŞİT/LİK ile BAĞDAŞIK/LIK
- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<> FIRSAT/OLANAK/KOŞULLAR EŞİTLİĞİ
- EŞİT/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ORTAK/LIK
- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK
- ESKAZA" değil EZKAZA[Fars. ez-(: -den) + kazâ(Ar.)]
- ESKİ EŞYA ve/||/</<> ESKİ DÜŞÜNCE
( At! VE/||/<> At! )
- ESKİ ile KLÂSİK
( OLD vs. CLASSICAL )
- EŞKİN ile EŞKİN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Akıp giden. İLE Dört nala gitmek. )
- ESKİYLE "SAVAŞMAK" ile/değil/yerine YENİSİNİ YARATMAK
- ESKİZ ile/değil/yerine/= TASLAK
- EŞLEŞTİRİLMİŞ OLAN/LAR ile/değil/yerine İLİŞKİLENDİRİLMİŞ OLAN/LAR
- EŞLEŞTİRME ile/değil/yerine İLİŞKİLENDİRME
- ESMÂ ile/ve/||/<> EŞRÂ/T
- EŞMEK ile EŞELEMEK
( Toprağı ya da toprak gibi yumuşak bir şeyi biraz kazmak. | Araştırmak, incelemek. İLE Dağıtıp karıştırmak. | Bir işin, sorunun aslını anlamaya çalışmak, kurcalamak. )
- ESNEK ile/ve GENİŞ
- ESNEK/LİK ile/ve/<> GENİŞ/LİK
- ESNEKLİK ve/||/<>/> SAĞLAMLIK/GÜÇ ve/||/<>/> BİLGELİK/İRFAN/HİKMET
( Çocuk gibi. VE/||/<>/> Demir gibi. VE/||/<>/> Bilge gibi. )
- ESNETMEK ile SÜNDÜRMEK
( ... İLE Bir şeyi çekerek uzatmak, esnetmek. )
- ESPRİ/Sİ" ile/ve/değil/||/<>/< BAĞLAM/I
- ESQUİSSE[Fr. < ESQUISSE] ile/değil/yerine/=/||/<> ESKİZ
( Mimari eserler ve resim için çizimlerle yapılan ön çalışma taslak )
- ESRARKEŞ ile/||/<> ESRARKEŞ[TR. < ESRAR + FARS. < -KEŞ]
( Kar Karagöz oyununda esrar çeken hasta bir tiptir Esrar çeken tip )
- EŞSÖZ -ile
- ESTAMP[Fr. < ESTAMPE] ile/değil/yerine/= OYMA BASKI
- ESTAMP[Fr. < ESTAMPE] ile/değil/yerine/=/||/<> OYMA BASKI
- ESTETİK -ile
- ESTETİK ALGI ile ESTETİK DEĞER
- ESTETİK ALGI ile ESTETİK YARGI
( Felsefe. İLE Bilim. )
( Bakışma. İLE Konuşma. )
( Öznel. İLE Toplumsal. )
- ESTETİK DEĞER ile/ve SANATSAL DEĞER
( Doğal. İLE/VE Yapay. )
- ESTETİK ELEŞTİRİ ile İZLENİMCİ ELEŞTİRİ
- ESTETİK NESNE ile/ve ESTETİK ÖZNE
- ESTETİK ÖNERME/YARGI ile/ve MANTIKSAL ÖNERME/YARGI
- ESTETİK ÖZNE ile/ve/> ESTETİK NESNE ile/ve/> ESTETİK TAVIR ile/ve/> ESTETİK HAZ ile/ve/> ESTETİK YARGI ile/ve/> DEĞER
- ESTETİK YARGILAR ile/ve ETİK YARGILAR
( ... İLE/VE Kısmen bazı hayvanlarda da görülebilir. )
- ESTETİK ile/ve/||/<> BAKIŞIM(SİMETRİ)
- ESTETİK = BEDİİYAT = AESTHETICS[İng.] = ESTHÉTIQUE[Fr.] = AESTHETIK[Alm.] = AISTHETIKÉ[Yun.] = ESTÉTICO[İsp.]
- ESTETİK ve/||/<>/> ESNEKLİK
- ESTETİK ile ESTETİZE
( AESTHETIC vs. AESTHETISED )
- ESTETİK ile/değil/yerine/= GÜZELDUYU
- ESTETİK ile/ve/<> METAFİZİK
( Kişinin, kendinde duyduğu eksikliğe arayış. İLE/VE/<> Kişinin, varlıkta, evrende ve kendinde aradığı ilkesellik ve anlamlılık. )
- ESTETİK ile/ve/<> SANAT
( Estetik, sanatın ahlâkıdır. )
( Estetik, duyarlılıkta oluşan tikel anlamın şeyleşmesini/nesneleşmesini hem duyarlılık, hem de nesneleşme yönünden inceleyen bilimdir. )
( Sanatın nesneleri, estetiktir fakat estetiğin nesneleri, sorun yaratır. )
( Estetik duygulanım, estetik değildir. )
( Estetik için süreklilik gerekir. )
( Estetik duyuş, kavrama dayanmaz. )
( Estetiği kuran, şiirdir. )
( İLM-İ MAHÂSİN ile/ve/<> FENN )
- ESTETİK ile SANAT
( Estetik sanatın ahlâkıdır. )
- ESTETİK ile/ve SİLÜET
( AESTHETICS vs./and SILHOUETTE )
- ESTETİK ile/ve/||/<> TARİH
- ESTETİZM[Fr. < ESTHÉTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ESTETİKÇİLİK
- ESTHÉTIQUE/ESTHÈTE/ESTHÉTICISME[Fr. < ESTHÉTIQUE] ile/değil/yerine/= ESTETIK
( (Yun. aisthêsis = güzel duygusu) Güzelliği, güzelliğin insan usu ve duyuları üzerindeki etkilerini konu olarak ele alan felsefe dalı. @@ (Yun. aisthetiké (épisteme) - duyumbilimi, öğretisi) : 1. (Yun. kök anlamına uygun olarak) Duyulur algılar öğretisi. // Kant'ta 'transsendental estetik' duyarlığın -> önsel ilkelerinin bilimidir. 2. Baumgarten'in 'duyusalın yetkinliği' öğretisini geliştiren 'Aesthetica' (2 cilt, 1750-1758) adlı yapıtından bu yana güzeli araştıran bilim dalı. ('Güzelin bilimi') // Estetik yalnız sanattaki güzeli, dolayısıyle yalnız sanat felsefesini değil (sanat felsefesi estetiğin ancak bir bölümdür), doğadaki güzeli de kapsar; öte yandan yalnız güzel nesneyi değil, aynı zamanda güzelin öznel-ruhsal yaşanışını ve yaratılışını da içine alır. Gerçekte güzel ve sanat Platon'dan beri felsefî düşüncenin konusu olmuştur. Ama ilkin aydınlanma filozofu Baumgarten'den bu yana estetik, felsefenin ayrı bir dalı olarak gelişmiştir. Estetiği geliştirenler Kant, Hegel ve romantik filozoflar olmuştur. @@ Güzellik duygusiyle ilgisi olan ya da estetik biliminin kurallarına uygun bulunan. @@ Güzelliği ve güzelliğin insan ruhundaki etkilerini konu olarak alan felsefe kolu (ESTETİKÇİ, Esthéticien). )
- ESTOMPE[Fr. < ESTOMPE] ile/değil/yerine/=/||/<> ESTOMP
( Kara kalem resimde çizgiyi ya da pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kâğıt ya da deri )
- EŞZAMANLAMA | SENKRONİZASYON ile/||/<> SENKRONİZASYON ile/||/<> SENKRONİZASYON[Fr. < SYNCHRONISATION]
( 1 Oyunda söz ışık hareket müzik ve efektlerin uyumu eşlenmesi Eşleme Daha çok film sanatında kullanılır 2 Empresyonist oyunlarda olduğu gibi içinde film ve diyapozitif bulunan oynanışlarda sahnedeki oyuncunun sözüyle filmdeki görüntüyü ya da diyadaki resmi uyumlu olarak kaynaştırma Eşzamanlı duruma getirme eşleme )
( SYNCHRONISATION | SYNCHRONIZATION )
( SYNCHRONISATION )
( SYNCHRONISATION )
- EŞZAMANLI/LIK ile/ve/||/<> KOŞUT/LUK
- ETİK ile/ve/< ESTETİK
( Birlikte görmek/tutmak gerekiyor. )
- ETKEN ile/ve/değil/||/<> DEĞİŞKEN
( [not] FACTOR vs./and/||/<>/but/< VARIABLE
VARIABLE instead of FACTOR )
- ETKİ ETMEK ile/ve/||/<>/> DÖNÜŞTÜRMEK
- ETKİ > TEPKİ ile/değil/yerine/> ETKİ > ANLAM > TEPKİ
- ETKİ ile/ve/<> DENETİM
( EFFECT vs./and/<> CONTROL )
- ETKİ ile/ve/||/<> GEÇİŞ
- ETKİ ile/ve/||/<> GERÇEKLİK
- ETKİ ile/ve/||/<>/> İZ
- ETKİ ile/ve/değil/||/<>/< KARŞILIK
- ETKİ ile/ve/<>/> YANSIMA
- ETKİ ile/ve/||/<> YAPI
- ETKİ/TESİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< YARAR/FAYDA[Ar.]
- ETKİLENMEK ile/ve/> ESİNLENMEK
( TO GET EFFECTION vs./and/> TO BE INSPIRED )
- ETKİLEŞİMLİ ve/||/<> DEVİNGEN
- ETKİLEYİCİ ile/ve/||/<> "ÇARPICI"
- ETKİLEYİCİ ile "DOKUNAKLI"
- ETKİN ile/ve/<> ETKİLİ
- ETKİN = FAAL = ACTIVE[İng.] = ACTIF[Fr.] = AKTIV[Alm.] = ACTIVO[İsp.]
- ETKİNİN:
BULAŞMAMASI ile/ve/||/<> BOZULMAMASI
- ETKİNLİK/FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )
- ETKİSİ ALTINA ALMAK ile/ve/||/<> YÖNLENDİRMEK
- ETKİSİNDE KALMAK ile/ve/||/<>/> YÜCELTMEK
- ETMEN ile/ve/||/<>/< BAĞLAM
- ETRAFINDA:
"ÇOK KİŞİ" değil/yerine (SADECE) KİŞİ/ADAM
- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] ile/değil/yerine/= ÇALIŞMA
( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )
- EVET DERİM/DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYIR DİYEMEM(EK)
( Özellikle de sevdiğin birinden alabileceğin "evlilik teklifi"ne... )
- EVRAKLAR/LA değil EVRAK/LA
( "Evrak", varak[Ar. yaprak, yazılı kâğıt, varaka] sözcüğünün çoğulu olduğundan, çoğul olana bir "-ler" eki daha olmaz/kullanılamaz. )
- EVREN/EVRAN ile EVRENG[Fars.] ile Evren
( Gök var olanların bütünü. kâinat, cihan, âlem, kozmos. | Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen tüm var olanlar. kâinat. | Büyük yılan. | Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. İLE Taht. İLE Ankara iline bağlı ilçelerden biri. )
- EVRENSEL BİLİM ile/ve/||/<> DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN BİLİMİ
- EVRENSEL ile/ve DOLAYLILIK
- EVRENSEL ile/değil TÜMEL
- EVRENSELE:
YÖNELİŞ ile/ve/||/<> KAÇIŞ
- EVRENSEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KALICI/LIK
- EVRENSEL/LİK ile/ve/||/<> KUŞATICI/LIK
- EVRENSEL/LİK ile/ve/<>/< ZORUNLU/LUK
- EVRİM/LEŞME ile/ve/değil/||/<>/< OLGUNLAŞMA
- EXHIBITION/EXHIBITOR[İng.] ile/değil/yerine/= EXPLOITATION/EXPLOITANT (DE SALLE), PROPRIÉTAIRE DE SALLE[Fr.] ile/değil/yerine/= VORFÜHRUNG/FILMTHEATERBESITZER, KINOTHEATERBESITZER, LICHTSPIELTHEATERBESITZER, FILMTHEATER-MANAGER, LICHTSPIELTHEATER-GESCHÄFTSFÜHRER[Alm.] ile/değil/yerine/= OYNATIM
( Sinema Sinema işleyiminin, filmlerin izleyicilere gösterilmesiyle uğraşan kolu. )
- EXPRESSIONISME/EXPRESSIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ANLATIM
( Sinema/TV. Bir sinema ya da televizyon yapıtının belli bir kavram, düşünce ya da duyguyu görüntüler ve sesler yardımıyla ortaya koymada başvurduğu yol; görüntü ve sesleri kullanırken bunların sağladığı çeşitli olanaklardan yararlanma biçimi. @@ Söz, deyim, çizim, müzik ve benzeri yollarla duygu ve düşünceleri dile getirme. @@ 1. Tasarlanan düşünceleri sözlü ya da yazılı olarak ortaya koyma. 2. İlgili sözcükleri ve sözcük öbeklerini vurgularına önem vererek iletişimi tam sağlayacak biçimde okuma ya da konuşma. @@ Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir tasarıyı, bir konuyu sözle ya da yazı ile bildirme. @@ Ölçek sınarı oluşturmak üzere ve belli bir ölçüm boyutunun değişik düzeylerini dile getirmek amacıyla seçilmiş olumlu ya da olumsuz deyiş ya da bildirim. @@ Sanat yapıtlarında ruhsal yaşantının dile gelmesi. @@ Bir düşünce ya da duyguyu bildirmek üzere kullanılan yargılı ya da yargısız sözcük ya da sözcükler dizisi. @@ )
- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!
( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )
( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )
( ACT! and/||/<> SHOW! and/||/<> PROVE! )
- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
( Tek. İLE/VE Çok. )
( Somut. İLE/VE Soyut. )
( Fizikteki simgesi: S )
( ACTION vs./and ACTIVITY )
- EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ
- EYLEM:
ÖZEN ve/||/<> DİSİPLİN
- EYLEM ve/<>/>< DÜŞÜNME
- EYLEM ile/değil EYLEME(K)
- EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ
( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )
- EYLEM ve/||/<>/> YOL GÖSTERİCİ/LİK
- EYLEME = ACT, OPERATE[İng.] = AGIR[Fr.] = HANDELN[Alm.] = AGERE[Lat.] = OBRAR[İsp.]
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇOKLU EYTİŞİM
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/değil/yerine ile/ve/değil/yerine ÇOKLU EYTİŞİM / POLİ-DİYALEKTİK
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK:
DOĞAL ile/ve/||/<> TARİHSEL
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<> TARİH
- EZBER BOZMAK ile/ve/||/<>/>/< FARKLI/YENİ BİR BAKIŞ AÇISI
- EZBER BOZMAK ile KULAĞINA KAR SUYU KAÇIRMAK
- EZBER ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLGİ
- EZBER ve/||/<> İTİRAZ
- EZBER ile/ve/||/<> TAKLİT
- EZBERCİ ile/||/<> EZBERCİ
( Kar Karagöz oyununda anlamadan ezbere konuşan biri Anlamadan ezbere konuşan tip )
- EZELDE ve/||/<>/> GÜZELDE
( Nokta. VE/||/<>/> Saklı. )
- EZİCİ "GÖRÜŞ/KANAAT" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ORANTILI/ORANTISIZ "GÜÇ"
- EZİYET ile/değil/yerine HİZMET
- EZİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MEZİYET
( Eziyet olmadan/çekmeden, meziyet olmaz. )
- FACİA ile/||/<> FACİA[Ar. < FÂCİʿA]
( Eski Türk tiyatrosunda melodrama ve tragedyaya verilen ad On dokuzuncu yüzyıl Tanzimat ve yirminci yüzyıl Meşrutiyet tiyatrolarında acılı oyunların tümüne verilen ad tragedya )
- FAĞFURÎ | PORCELAINE[Fr. < PORCELAINE] ile/||/<> PORSELEN ile/||/<> PORSELEN[Fr. < PORCELAINE]
( Arıkilden yapılmış ve saydam bir mine ile kaplanmış çömlekçi işi Kaolin feldspat ve kuvarsın birlikte pişirilmesiyle yapılan ak yarı saydam yoğun ve su geçirmez özdek kimya keramos kil kil kap Topraktan kap yapma sanatı a porselen çini )
( CHINA | PORCELAIN )
( PORCELLAINE | PORCELAINE )
( PORZELLAN )
- FANTEZİ YAPMAK ile/değil/yerine FANTEZİ/LER ÜRETMEK/YARATMAK
- FAR ile/ve/||/<>/> FARK
( HEADLIGHT/DIFFERENCE vs./and/||/<>/> DIFFERENCE )
- FARAZÎ ile AFÂKÎ
- FARAZÎ ile/ve/değil/||/<>/< NAZARÎ
- FARK ETMEK ile/ve/||/<>/> FARK GETİRMEK
- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI
- FARK ile/ve/||/<> AYRIM
- FARK ile/ve DERİNLİK
( DIFFERENCE vs./and DEEPNESS )
- FARK ile/ve/||/<> ETMEN
- FARK ile İNCE ÇİZGİ
- FARK ile/ve/||/<> MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN]
( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran/ayırabilen. | Açık, apaçık, belirli. )
- FARK ile/ve/değil/yerine/en azından ORTAK NOKTA
( [not] DIFFERENCE vs./and/but COMMON POINT
COMMON POINT instead of DIFFERENCE )
- FARKETMEK ile/ve/<> FARK'I FARKETMEK
( AWARENESS vs./and/<> TO NOTICE OF THE DIFFERENCE )
- FARKINDA OLMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UMURUNDA OLMAMAK
- FARKINDALIK ve/||/<>/< ÂN'A ODAKLANMA
- FARKINDALIK ile/||/<>/> AYDINLANMA
- FARKINDALIK ve/||/<>/>/< DENEYİMLEME
- FARKINDALIK ve/||/<> DUYGULARIN TANIMLANMASI
- FARKINDALIK ile/ve/<> İÇ GERİLİM
- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> PLANLANMIŞ FARKINDALIK
- FARKINDALIK ve/||/<> TUTUM ve/||/<> ÖZGÜNLÜK
( AWARENESS and/||/<> ATTITUDE and/||/<> AUTHENTICITY )
- [ne yazık ki]
FARKINDA OLMAMA ile/ve/<> KABUL ETMEME
- FARKLAR ile/ve/||/<>/> HAKLAR
- FARKLI AÇILARDAN ve/||/<> BÜTÜNCÜL BAKMAK
- FARKLI BAKIŞ/BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ/BAKMAK
- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM
- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK
( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )
- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK
- FARKLI/LIK ile/ve/||/<> ETKİLİ/LİK
- FARKLILIKLAR VE ÇİRKİNLİKLER ile/yerine FARKLILIKLAR VE GÜZELLİKLER
- FARS[Fr. < FARCE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLDÜRÜ
- FARS ile/||/<> FARS[Fr. < FARCE]
( İlkel yalınç güldürme öğelerinden yararlanan kimi kez inanırlığın sınırını aşan gülümsemekle yetinmeyip güldürmeyi erek edinen hafif komik oyun Örn Ortaçağda Maitre Pathelin Güldürü öğesi hareketlerden ve nüktelerden çıkan oyun düşünceden çok göze ve duyulara yönelir Vurgu kişiyi karikatürleştirerek ve olayları abartarak elde edilir )
( FARCE )
( FARCE )
( FARCE | POSSE, SCHWANK )
- FÂSİH[Ar. < FESH] ile FASÎH[Ar. çoğ. FUSAHÂ]
( İptal eden, bozan, çürüten, fesheden. İLE Güzel, düzgün ve açık konuşan, iyi söz söyleme becerisi olan. | Açık, âşikâr, sarih. )
- FASIL[Ar. < FAṢL] ile/değil/yerine/=/||/<> BÖLÜM | DEVRE
( fasıl heyeti fasletmek aslı faslı bölüm devre I Belli bir sürede yapılan iş karşılaşılan durum ya da olay Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler Aynı makamdan eserlerin belli bir sıraya göre icra edildiği eserlerin arasında saz taksimlerinin yer aldığı konser Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü )
- FASIL ile/||/<> FASIL[Ar. < FAṢL]
( Ort O 1 Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna 2 Orta Oyununun ikinci bölümü Bu bölümde taklitler yer alır Oyunun asıl bölümü budur 3 Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü 1 Öykülere başlamadan önce yapılan sazlı başlangıç 2 Saz ozanlarının bir araya gelerek yaptıkları müzikli ve koşuklu toplantı 3 Karagöz oyununda muhavere den sonra başlayan asıl oyun Türk gölge oyununda konunun ya da öykünün bulunduğu kesim Bu kesimde Hacivat ile Karagözden başka oyunun çeşitli tipleri bir konunun kapsamı içinde ortaya çıkarlar Âşıkların öykü tekniğinde başlangıç bölümü )
- FASILA | KESİNTİ ile/||/<> KESİNTİ
( Sinema Bir filmde yapımcı ya da yönetmenin isteği dışında genellikle denetleme sonucu bazen de dağıtımcı ya da oynatımcılarca yapılan budama Oyunun içinde yazar ve yönetmenin isteği dışında dramaturg ya da yönetmen tarafından yapılan kesme Bir süreç ya da oluşumun sürekli olmaktan çıkması durumu )
( CATS | INTERMISSION )
( COUPE, COUPURE )
( ÜBERSPRINGEN )
- FAZ | EVRE ile/||/<> EVRE
( Sinema TV Aynı yinelenimdeki dönemsel iki devinimin birbirine göre durumunu saptayan özellik İki devinim aynı anda dönemsel devinimin aynı noktasında bulunuyorlarsa aynı evrededirler evrede Ses dalgalarının elektrik salınımlarının evresinden de söz edilebilir Tekrarlı olaylarda bir dönüm içindeki her bir nokta konum ya da durum Örnek Ayın evreleri ilkdördün dolunay vb Bir değişen yıldızın minimum evresi Zaman ya da uzay içerisinde sıralanmış bir dizinin dönüm noktalan arasındaki aralık 1 Dengedeki bir dizge içinde başka bölümlerden fiziksel ayrılıklar gösteren ve kesin yüzeylerle sınırlanmış tektürel yapılı bölge 2Gözİem süresinde bir elektriksel dalganın sıfırdan en büyük değere dek aldığı bağıl değer Bir oluşum ya da süreç içinde birbirini izleyen değişik görünüşlü durumlardan her biri fizik kimya Birbiri ardınca gelen değişikliklerde özdeğin biryapımlı kesiksiz durumu katı evre sıvı evre vb 1 Özdeğin tektürel kesiksiz durusu katı evre sıvı evre vb 2 Dalga işlevinin bir noktasının aynı yere hangi zamanda geleceğini gösterir açı Sabnamlı bir olayın yinelenimleri boyunca içinde bulunduğu aşamaları niteleyen açısal nicelik Isıl işlem ve yüzey işlemelerinde ardışık olarak görülen durumlardan her biri Bir hastalığın ya da işlemin çeşitli durum ya da safhalarından her biri faz )
( PHASE | STAGE )
( PHASE )
( PHASE )
- FAZIL BEY ile VECİHİ HÜRKUŞ
( )
( 
Hava Şehitleri, 1935'ten bu yana her yıl 15 Mayıs'ta düzenlenen törenlerle anılıyor. )
- FÂZIL[Ar.] ile/değil/yerine/= ERDEMLİ KİŞİ
- FAZÎLET ile/ve/||/<> MENFAAT ile/ve/||/<> MASLAHAT
( Bireyde. İLE/VE/||/<> Toplulukta. İLE/VE/||/<> Toplumda. )
- FAZLA GÖTÜNE GÜVENME!" değil "GÖTÜNE" FAZLA GÜVENME!
- FEDÂKÂR/LIK ile/ve/||/<>/> KAHRAMAN/LIK
- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET
( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )
- FEINT/DESIGNATUM[İng.] ile/değil/yerine/= FEINTE/DESIGNATUM[Fr.] ile/değil/yerine/= DESIGNATUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖSTERICI
( Sinema Sinema filmlerini görüntülüğe yansıtarak izlenmesini sağlayan aygıt. (Göstericiler, film boylarına göre, 8 mm'den 70 mm'liklere kadar değişir; ancak hepsinin ortak özelliği, alıcının çözümlediği devinimin bireşimini gerçekleştirerek bu devinimi doğal biçimiyle vermektir. Bir göstericinin başlıca bölümleri şunlardır: Göstericide kullanılacak filmin takıldığı verici makara bölümü ile bu filmin gösterim sırasında sarıldığı alıcı makara; filmin aralı devinimini sağlayan düzenek; filmin bu aralı devinim sırasında önünde durakladığı pencere ve bu duraklama sırasında düzenli aralıklarla ışık kaynağı ile film arasına girerek ışığı açıp kapayan örtücü; filmin, ses bölümünde düzgün devinimini sağlayan düzenek; ses bölümü (okuma bölümü); gösterici ışıtacı (ışık kaynağı); gösterici merceği). @@ bk. gösterici birim. @@ Sinema filmi, slayt, fotoğraf camı vb. ile saptanan görüntüleri duvara ya da beyazperdeye büyüterek yansıtan aygıtlara verilen genel ad. @@ 1. bilişim: Bir bilgisayarda, yürütülen işlemin sonuçlarını bildiren ya da basıp veren çıkış birimi. 2. sinema: Sinema filmlerinin beyazperde üzerine yansıtılmasını sağlayan aygıt. @@ Oyun alanındaki gergi üzerine görüntüleri yansıtan aygıt. )
- FELAKET | YIKIM ile/||/<> YIKIM
( Oyunun sonlarında ortaya çıkan durum Tragedyada kahramanın yok olmasını komedyada ise entrikanın çözülmesini gerektiren olay Bir sahne eserinde çözülüşü tamamlıyan acıklı olgu Tragedyada oyunun sonlarına doğru kahramanın yok oluşunu komedyada ise dolantının çözümlenmesini ortaya çıkaran olay Bir metal parçanın çatlama yarılma kırılma ya da kopmaya uğrayarak iş görmeme durumuna düşmesi olayı yıkım )
( CATASTROPHE | FAILURE | DISASTER )
( CATASTROPHE )
( KATASTROPHE )
- FELÂKET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SELÂMET
- FELSEFE ile/ve/||/<> BİLİM ile/ve/||/<> İDEOLOJİ
- FELSEFE:
BETİMLEME > KAVRAM
( Felsefe, betimlemeden, kavrama geçiştir. )
- FELSEFE/BİLİM/SANAT'TA:
SAYGI DUY(UL)MA ile/ve/||/<>/< SAYGI UYAN(DIR)MA
- FELSEFE:
DÜŞÜNCE BİÇİMİ OLARAK ile/ve/değil/||/<>/>/< YAŞAM BİÇİMİ OLARAK
- FELSEFE:
EĞİTİM ile/ve/değil/||/<>/> YETKİNLEŞTİRME
- FELSEFE:
İYİLİK ve/<> GÜZELLİK ve/<> DOĞRULUK
- FELSEFE/BİLİM/SANAT/...
KONUŞMAK" değil ÜZERİNE KONUŞMAK
- FELSEFE:
NİTELİKLİ SORU, SORMA "SANATI" ile/ve/||/<>
NİTELİKLİ, SORU SORMA "SANATI"
- FELSEFE:
"ÖĞRETMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖĞRETİLENLERİ DÜŞÜNMEK
- FELSEFE:
"ŞAPŞALLIK" ile/ve/değil/||/<>/< ŞAŞIRMAK
( Felsefe, yaşam, durum, konu ve süreçteki [olası] her ayrıntıya, sürekli bir bebek ve çocuk şaşkınlığında[sevimli "şapşallığı" gibi] fakat sorumlulukla, iddiasızca, duygusal değil ölçüyle ve yetişkince bakabilme çabası, özeni, saygısı, emeği ve sürecidir. )
- FELSEFE YANINDA/KARŞISINDA:
[ne] KEYFİYET ne de SANAT
- FELSEFE:
"YAPMAK" değil ÜZERİNE OKUMAK/ÇALIŞMAK/ARAŞTIRMAK
- FELSEFE:
"YETENEK/ZEKÂ" ile/ve/değil/||/<>/< ÇABA/EMEK
- FELSEFE ve/||/<> ANAHTAR KAVRAMLAR
- FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT
( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )
- FELSEFE ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCE TARİHİ
- FELSEFE ile/ve/||/<> İNSAN
( vs./and/||/<> HUMAN/PERSON )
- FELSEFE ve SANAT ve GÖRELİLİK
- FELSEFE ve/||/<> SANAT ve/||/<> KEŞİF
( Soyutlayarak[tenzih ederek]. VE/||/<> Benzeterek[teşbih ederek]. VE/||/<> Bireştirerek[tevhîd ederek]. )
( Akıl ile. VE/||/<> Hayal ile. VE/||/<> Kalp ile. )
- FELSEFE ile/ve/||/<>/< ŞAŞMA/HAYRET
( Felsefenin başlangıcı, şaşmadır/hayrettir. )
( )
- FELSEFE/BİLİM/FİZİK/DOĞA:
"DİYOR Kİ" ... değil İLKELERİ/YASALARI/ZORUNLULUKLARI ÇERÇEVESİNDE ...
( Anlamı ve ayrıntıları kişiselleştirmeden! Öykünce/fabl çeşidine katmadan/düşürmeden! )
- SÖZCÜK/LER:
FELSEFEDE ile/ve/||/<> BİLİMDE ile/ve/||/<> YAZINDA/EDEBİYATTA
( Kavram. İLE/VE/||/<> Terim. İLE/VE/||/<> Deyim. )
- [FELSEFEDE/TASAVVUFTA] (BAZI/ÇOĞU) (ÖZEL ŞEY["AYRINTI/İÇERİK/DERİNLİK/YOĞUNLUK/KABALIK/İNCELİK"]):
"BAYIL" DİYE değil/yerine "AYIL!" DİYE
- FELSEFESİ" ile/değil ... İLKELERİ
- [ne yazık ki]
"... FELSEFESİ" ile/ve/||/<> "... SANATI" ile/ve/||/<> "... DUYGUSU" ile/ve/||/<> "... DİLİ" ile/ve/||/<> "... AKLI"
( Ne yazık ki, her durum ya da sözcüğün yanına/sonuna bu üç sözcüğün "getirilmesi/kullanılması", çok yaygın görülmektedir. Öncelikle kendimizden başlayıp bu yanlıştan ve kötü alışkanlıktan kurtulmak ve uzak durmak gerekiyor!
OLMAZ!
- ADÂLET "DUYGUSU/SANATI"
- ...[NESNE] "FELSEFESİ" )
- FELSEFESİZ ...:
BİLİM ile SANAT ile HUKUK/DİN ile YAŞAM
( Kör. İLE "Süsleme". İLE "Kural". İLE Yaşanmamış. )
- FELSEFEYE/BİLİME/SANATA/DİLE/TARİHE/HUKUKA/DİNE ...:
"GÖRE" ... ile/değil -DE ...
( Alanlar ve kavramlar, kişi olmadığından, "... göre" sözcüğünün kullanımı burada yanlıştır. "Felsefede/bilimde/dilde/sanatta ..." biçiminde bulunma durumu["-de ..."] ile kullanılabilir. )
- FELSEFEYİ ANLAMAK ile/ve/||/<> FELSEFE İLE ANLAMAK
- FELSEFÎ ANLAYIŞ VE BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ VE SANATSAL DUYARLILIK ve/< BEREKET
- FELSEFÎ MİT ile/ve/<> ŞİİRSEL MİT
- FENÂLAŞMAK ile/değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇMEK
- FENER ile/||/<> FENER[Yun.]
( a Sinema Türkiyede Sinemaların önyüzlerinin büyük bölümünü kapsayacak boydaki ası Mimarlık Kimi yapıların kubbe ve damlarında içeriye ışık vermek için yapılmış çevresi pencereli bacaya benzeyen üstü kapalı bölüm a dam penceresi 1 Değirmenlerde üst taşın baltacığma bağlı olan ve buğdayın taşlar arasına dökülmesini sağlayan kafes biçiminde bir araç 2 Saat çarklarının bir ucunda bulunan kalın dişli Bursa Eski meddahların tuğlarının dibine yaydıkları örtü üzerine koydukları fener Bu fenerin öykü sırasında yanması gerekirdi Fenerini yakmış olan meddah böylece öyküye başlayacağını belirtmiş olurdu R φανάρι R Bizans φανάριον light lantern lighthouse )
( ΦΑΝΆΡΙ | ΦΑΝΆΡΙΟΝ / φανάρι | φανάριον )
- FER[Ar.] ile/ve/||/<>/> FER'İ[Ar.] ile/ve/||/<>/> FERİH[Ar. < FERAH]
( Dal, budak. İLE/VE/||/<>/> Asıla değil fer'e ait olan, ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci dereceden. İLE/VE/||/<>/> Neşeli, sevinçli[< sevinmek]. )
- FER'[Ar. çoğ. FÜRÛ/FÜRÛAT] ile FERR[Ar.] ile FER[Ar.] ile FER[Fars.]
( Dal, budak. | Tomurcuk. Bir kökten, bir asıldan ayrılan kolların her biri, asıl olmayan, şûbe. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemli olan. İLE Kaçma, firâr. [KERR Ü FERR: Saldırma ve çekilme.("KELLİ-FELLİ" değil KERLİ-FERLİ!)] İLE Türk mûsikîsinde on altı zamanlı, on iki vuruşlu, donanımdan sonra 16/4 biçiminde yazılıp gösterilen bir büyük usûl. İLE Parlaklık, aydınlık, nur [özellikle göz için kullanılır]. | Zîynet, süs, bezek. | Kuvvet, nüfuz, iktidar. )
- FERÂGAT AHLÂKI > AŞK AHLÂKI
- FERDİ TAYFUR ile FERDİ TAYFUR
( 1904 - 21 Mart 1958 İLE 15 Kasım 1945 - )
( Selenlendirme sanatçısı. İLE Yorumcu. )
- FERİ, ÇOĞ., TEFERRUAT | TEFERRUAT | AYRINTI ile/||/<> AYRINTI
( 1 Tiyatro parçasındaki ana düşünceye yardımcı olan sözcük tümce ya da eşya 2 Ayrıntı Referruat 3 Dekorun küçük bir parçası Yazın ve sanat yapıtlarında bir bütünün ufak parçaları Resim Heykel Mimarlık Resim heykel ya da mimarlık yapıtlarında yer alan parçalardan her biri Bir tablonun heykelin ya da mimarlık yapıtının açıklanması için yalnız bir parçasını gösteren büyütülmüş resim kitap resmi 1 Tiyatro oyununda ana düşünceyi pekiştirici sözcük tümce ya da eşya 2 Dekorun küçük bir parçası )
( DETAIL )
( DÉTAIL | DETAIL )
( EINZELHEIT )
- FERSUDE[Fars.] ile/değil/yerine/= ESKİMİŞ, YIPRANMIŞ, AŞINMIŞ
- FESÂHÂT değil FASÂHÂT
( Hoş ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme becerisi. )
- FESAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAKAT
( Dilin açıklığı. İLE/VE/||/<> Birinin kapıyı/kutuyu vb. açması. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin gevşeyip açılması. )
- FESTİVAL, SİNEMA FESTİVALİ, FİLM FESTİVALİ, | FESTİVAL, TELEVİZYON FESTİVALİ | ŞENLİK ile/||/<> ŞENLİK
( Sinema 1 Çeşitli filmlerin topluca oynatılması değerlendirilmesi ödüllendirilmesi biçiminde düzenlenen ulusal ya da uluslararası film gösterisi TV 2 Çeşitli televizyon izlencelerinin topluca gösterilmesi değerlendirilmesi ödüllendirilmesi biçiminde düzenlenen gösteri festival Bir toplumun kendini her tür kötü dış ve iç etkenlerden korumak bol ürün elde etmek barış ve güvence içinde yaşamak amacıyla bir mevsimden ötekine bir yaşam çağından sonrakine ve toplumsal bir yaşantıdan başka bir yaşantıya geçme ya da tarihsel dinsel söylensel olay kişi varlık ve yüce varlıkları anma sırasında topluca yemek yiyerek oynayarak bağırarak iş görerek yaptığı geleneksel eğlenim türü büyü din söylen Her çeşit taşıt araçlarına kapalı bir yolda kurallarına göre saptanan sayıda dönülerek koşulan ve seyircilerinden para alınan dönülü yarış gösterileri Çeşitli oyunların ve sanat ürünlerinin halk Önünde belli bir düzen ve sıra içinde topluca değerlendirilmesi ve sonunda ödül verilmesi ile ortaya çıkan gösteriler kümesi Bazı şenlikler ödülsüzdür )
( 1. FILM FESTIVAL, 2. TELEVISION FESTIVAL | FESTIVAL )
( 1. FESTIVAL (DU FILM, DE CINÉMA), 2. FESTIVAL DE TÉLÉVISION | FÊTE | KERMESSE | FESTIVAL )
( 1. FILMFESTSPIELE, 2. FERNSEHFESTSPIELE | FESTIVAL, FEST | FESTSPIEL )
- FESTİVAL[Fr. < FESTIVAL] ile/değil/yerine/=/||/<> FESTİVAL
( Dönemi yapıldığı çevre katılanların sayısı ya da niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi Belli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal ya da uluslararası gösteri dizisi şenlik Bir bölgenin en ünlü ürünü için yapılan gösteri şenlik Düzensiz toplantı )
(1996'dan beri)