R ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 9.745 başlık/FaRk ile birlikte,
9.745 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(10/40)
- DEMİR ile ŞERİTLİ DEMİR KAYALARI
- DEMİR ve/||/<> TÂV[Fars.]
( ... VE/||/<> İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu. | Semizlik. | En uygun durum ve zaman. | Hazır olma. )
( Demir, tavında dövülür. )
- DENDRİMER İLE STAR İLE BRUSH ile/||/<> CLİCK POLİMERLER
( Click ile polimer mimarileri. )
( Formül: G4-dendrimer )
- DENDRİMER ile/||/<> HİPERDALLANMIŞ
( Dendrimer mükemmel dallanma, hiper rastgele. )
( Formül: Monodispers İLE polidispers )
- DENDRİTİK POLİMER ile/||/<> LİNEER POLİMER
( Dendritik polimer ağaç benzeri dallanma gösterirken İLE lineer polimer düz zincir yapısındadır )
( Formül: Dallanma derecesi )
- DENETLEME ile/ve TEKRAR
( INSPECTION vs./and REPETITION )
- DENEY [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DENEYİM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DENEYİM ile DENEYİMLİ ile TECRÜBE ile DENEYİMLER ile DENEYSEL ile DENEY ile DENEYSEL ile DENEYSEL PSİKOLOJİ ile DENEME
( EXPERIENCE vs. EXPERIENCED vs. EXPERIENCEDNESS vs. EXPERIENCES vs. EXPERIENTIAL vs. EXPERIMENT vs. EXPERIMENTAL vs. EXPERIMENTAL PSYCHOLOGY vs. EXPERIMENTATION )
( تجربه ile آزمودگي ile تجربه کردن ile ورزيدگي ile خبرگي ile با تجربه ile پخته ile باران ديده ile سابقه دار ile دنيا ديده ile مجرب ile کارديده ile کارکشته ile کارکرده ile آزموده ile ورزيده ile کار آزموده ile پختگي ile تجارب ile تجربي ile آزمودن ile آزمايشي ile روان شناسي تجربي ile آزمايه ile آزمايش )
( TAJROBEH ile آزمودگي ile TAJROBEH KARDAN ile ورزيدگي ile KHBARGY ile BA TAJROBEH ile POKHTEH ile BARAN DYDAH ile SABAGHEH DAR ile DANYA DYDAH ile MOJROB ile KARDYDAH ile KARKESHTEH ile KARKARDEH ile AZMODEH ile VARZYDAH ile KAR AZMODEH ile POKHTGY ile TAJARB ile TAJROBY ile AZMODAN ile AZMAYSHY ile RAVAN SHENASY TAJROBY ile AZMAYYEH ile AZMAYSH )
- DENGE ve/<> HUZUR
- DENGE ve/||/<>/> KONFOR[=> ÇÜRÜME] ve/||/<>/> SORUN ve/||/<>/> KARMAŞA ve/||/<>/> ÇÖZÜMLER/ÇARELER
( En "dengeli" ya da eşit durum, ölümdür. VE/||/<>/> En konforlu durum, çürümedir ve mezarlıktadır. VE/||/<>/> En büyük/ciddi "sorunlar" ile harekete geçilir. VE/||/<>/> En hareketli ortamlarda karmaşa ve kargaşa oluşur. VE/||/<>/> Daha iyi/nitelikli/isabetli çözümler oluş(tur)maya başlarız. )
- DENİR ile DENİLİR
- DENİZ/GÖL/IRMAK ile/ve/||/<> BALIKLAVA
( ... İLE/VE/||/<> Deniz, göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer. )
- DENİZ KAPLUMBAĞALARI ALT SINIFLARINDA:
SİNİ ile D.KAPLUMBAĞASIGİLLER ile ZEYTİN RENKLİ ile ARCHELON ile PROTOSTEGA ile TOXOCHELYIDAE ile THALASSEMYDIDAE ile PROTOSTEGIDAE
( İki yılda bir çiftleşirler.[Altı yuvaya kadar, her yuvaya yüzden fazla yumurta bırakabilir.][Yavrular, yaklaşık altmış günde yumurtalarından çıkar.] İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... )
- DENİZ OTOBÜSLERİNDE:
AUTHORISED PERSONNEL ONLY yerine ANCAK YETKİLİ KİŞİ GİREBİLİR
- DENİZ ile/ve/||/<> TER ile/ve/||/<> GÖZYAŞI
( Bu üç tuzlu su, çoğu durumu değiştiren, çoğu sorunu "çöze(bile)n" durum ve nesnedir. )
- DENİZE EN UZAK BAŞKENT:
ULAN BATUR
( Dünyanın en soğuk başkenti olarak görenler de vardır. )
( 1778 yılında kurulmuştur. Halha dilinde, "Kızıl Kahraman" anlamına geliyor. Deniz seviyesinden yüksekliği 1350 m. Dört dağın çevrelediği kentte, yazın sıcaklık 30 dereceye yükselirken, kışın -30 dereceye kadar düşebiliyor. Pekin ile St. Petersburg arasındaki "Çay yolu" üzerinde yer almaktadır. )
- DENK ÖBEKLER/SONSAL SINIFLAMALAR/KATEGORİLER:
ARİSTOTELES'TE ile/ve/<>/> FARABÎ'DE ile/ve/<>/> KANT'TA
( * TÖZ/CEVHER
* NİCELİK/KEMMİYET
* NİTELİK/KEYFİYET
* GÖRELİLİK/İZÂFET
* MEKÂN
* ZAMAN
* KONUM
* MÜLKİYET
* FİİL
* İNFİAL
ile/ve/<>/>
* TÖZ/CEVHER [ALİ]
* GÖRELİLİK/İZÂFET
* NİCELİK/KEMMİYET [KISA]
* NİTELİK/KEYFİYET [SARIŞIN]
* ZAMAN/METÂ [BUGÜN]
* YER/EYN [ÇARŞIDA]
* DURUM/KONUM(VAZ'I) [AYAKTA DURUYOR]
* SAHİP/MÂLİK OLMA(LE) [AHMET'İN KALEMİ]
* ETKİNLİK(EN YEF'AL) [BÜKÜYOR]
* EDİLGİNLİK(EN YENFA'AL) [BÜKÜLÜYOR]
ile/ve/<>/>
* NİCELİK: BİRLİK | ÇOKLUK | TÜMEL
* NİTELİK: GERÇEKLİK | YOKSUNLUK | SINIRLILIK
* BAĞINTI: NESNE VE ÖZELLİĞİ | NEDEN VE ETKİ | TOPLULUK
* MODALİTE: OLASILIK | VARLIK | ZORUNLULUK )
- DENKLEM ile/ve ÇOK BİLİNMEYENLİ DENKLEM/LER
( EQUATION vs./and POLYNOMIAL EQUATION/S )
- DENKLEMLERDE EŞİKLER:
PİSAGOR ile/ve/||/<>/> LOGARİTMA ile/ve/||/<>/> TÜREV ile/ve/||/<>/> KARMAŞIK SAYI
(
)
( )
- DEPAR[Fr.] değil/yerine ÇIKIŞ
- DEPİLASYON ile DEPİLATÖR
( Kılsızlaştırma. İLE Kıl dökücü/sökücü. )
- DEPREM, ÖLDÜRMEZ ve/||/<> KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR
( [ne yazık ki]/[fakat] Kötü yapı öldürür. VE/||/<> Kusurlu soruşturmalar vardır. )
- DEPREM ve/||/<> YANGIN
( )
- DEPRESÖR/DEPRESSOR[İng.] değil/yerine/= AŞAĞI ÇEKEN
- DER[Fars.] ile -DER[Fars.] ile DERR[Ar.]
( -de, içinde.[DER-ANBAR: Anbarda. | DER-HÂTIR: Hatırda.] | Kapı.[DER-SAADET: İstanbul.] | Mağara. | Kere, defâ. | Cins, çeşit, kısım, nevi. İLE "Yırtan, yırtıcı, yaran, delen" anlamlarına sözcükleri sıfatlaştırır.[PERDE-DER: Perde yırtıcı, edepsiz.] İLE Kimse, kişi. | Güzel iş/eser. )
- DERECELENDİRİLEBİLİR ile DERECELENDİRİLEBİLİRLİK
( GRADABLE )
- DERECE/TERMOMETRE değil/yerine/= DİZİLGE/SICAKLIKÖLÇER
- DERHÛR[Fars.] ile DER-HÛR[Fars.]
( Uygun, lâyık, münasip. İLE Lâyık. )
- DERİN BİR SOLUK ve/||/<> DERİN BİR ŞÜKÜR
- DERİN DÜŞÜNMEK(TEFEKKÜR) ile/ve UYUMAK
( Uykunun karanlığı bile tazeleyici ve gençleştiricidir. )
( Uyanıkken bilinçlisiniz; uyurken sadece canlısınız. )
( FİKR-İ AMÎK[Ar. < UMK]: DERİN DÜŞÜNCE )
( CONTEMPLATION vs./and TO SLEEP
Even the darkness of sleep is refreshing and rejuvenating. )
- DERİNLİK ile BİR İPLE ÖLÇÜLEN DERİNLİK ile DERİNLİK ÖLÇÜMÜ ile DERİNLİKLER
( DEPTH vs. DEPTH MEASURED BY A ROPE vs. DEPTH MEASURING vs. DEPTHS )
( ژرفا ile ژرفي ile ژرف ile مغ ile عمق ile گودي ile غور ile طناب خور ile ژرف سنجي ile اعماق ile قعر )
( ZHERFA ile ZHERFY ile ZHERF ile MOGH ile OMGH ile GODY ile غور ile TANAB KHOR ile ZHERF SANJY ile EMAGH ile GHER )
- DERKENAR -ile
( Bir metnin hâmişlerine(kenarlarına) konuyla ilgili düşülen notlar. )
- ... DERLER ile ... DEMİŞLER
- ... "DERLER" ile/değil/yerine/||/<>/< ... DİYE SORARLAR
- DERNEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DERNEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DERS ile DERSLER
( LESSON vs. LESSONS )
( سبق ile درس ile دروس )
( سبق ile DARS ile DROS )
- DERTLERİNİ PAYLAŞMAK ile TAZİYE ile KOMİSER ile KOMİSERLİK ile KOMİSYON ile KOMİSYON ÜCRETİ ile ARABULUCULUK ile ORTAK
( COMMISERATE vs. COMMISERATION vs. COMMISSAR vs. COMMISSARIAT vs. COMMISSION vs. COMMISSION FEE vs. COMMISSURE vs. COMMISURAL )
( اظهار تاسف کردن ile اظهارتاسف ile کميسر ile کميساريا ile کميسيون ile حقالعمل کار ile کارمزد ile ماموريت دادن ile حقالعمل ile محل تلاقي ile درزي )
( EZEHAR TASEF KARDAN ile EZEHARTASEF ile KAMYSAR ile کميساريا ile KAMYSYVAN ile HAGHALEMAL KAR ile KARAMZAD ile MAMORYT DADAN ile HAGHALEMAL ile MOHAL TALAGHY ile درزي )
- DESIGNER :/yerine TASARIMCI
- DESİKANT ile DESİKASYON ile DESİKATÖR
( Kuru tutan, nem alıcı. İLE Kuru tutma. İLE Kurutucu. )
- [ne yazık ki]
DESPOT[Fr. < DESPOTE | Yun. < DESPOTES(: Efendi.)] ile/ve/<> DESPOT[Yun.] ile/ve/<> DİKTATÖR[Lat. < DICTATOR] ile/ve/<> FAŞİST[İt. < FASCIO(: Demet, birlik.)] ile/ve/<> TİRAN[Yun. < TYRANNOS]
( Hiçbir koşul ya da yasaya bağlı olmadığı/olamayacağı, sınırlandırılamayacağı zannı ve/ya da iddiasıyla davranır.[Güçlerini keyfi kullanır, yasalara uymaz, topluma karşı acımasızdır.] İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> "Yasaya" "bağlı" görünümünde, ölçüsüz, kişisel ve keyfî davranır. | Dizgeli/sistematik bir baskıcı "yönetim biçimi" uygular.[Genellikle acil durum ya da kriz dönemlerinde ortaya çıkar, siyasi muhalefeti bastırır, kişisel çıkarları için gücü kullanır.] İLE/VE/<> Faşizme bağlı olarak yönetir. Güçlü bir merkezi hükümete, şiddete ve milliyetçiliğe inanır, genellikle sivil özgürlükleri sınırlar. İLE/VE/<> Daha zalim ve baskıcı bir yöneticidir. Mutlak güce ve sınırsız yetkiye sahip olduğunu varsayar, topluma kıygı/zulüm uygular. )
( Bir ülkeyi, zora ve baskıya dayanarak "mutlakiyetçilikle" "yöneten" kişi. İLE/VE/<> Ortadoks Rumlar'ın, din başkanlarına verilen ad. İLE/VE/<> Her dediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kişi. İLE/VE/<> Tüm siyasal yetkileri kendinde toplamış kişi. | Zorba. İLE/VE/<> Eski Yunan'da, siyasal erki, tek başına elinde tutan kişi. | Siyasal erki, zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kişi. | Acımasız, gaddar. )
( İdi Amin[Uganda], Caligula[Roma İmparatorluğu] İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Adolf Hitler[Nazi Almanyası], Joseph Stalin[Sovyetler Birliği] İLE/VE/<> Benito Mussolini[İtalya] ve Francisco Franco[İspanya] İLE/VE/<> Antik Yunan'daki bazı "önderler" ve modern çağda Saddam Hüseyin[Irak], Pol Pot [Kamboçya], Robert Mugabe[Zimbabwe] tiran olarak tanımlanabilir. )
( İSTİBDAT: Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız tek erklik/monarşi, despotluk. )
( MÜSTEBİT ile/ve/<> ... )
- DESTANSI ile KRALLARIN DESTANI ile EPİK ŞİİR
( EPIC vs. EPIC OF KINGS vs. EPIC POEM )
( حماسي ile شعر رزمي ile شاهنامه ile حماسه )
( HAMASY ile SHER RAZMY ile SHANAMEH ile HAMASEH )
- DESTÂR -ile
( SARIK, TÜLBENT, İMÂME )
- DESTAR ile DESTARİ ile DESTARLI
- DESTUR ile DESTURLU ile DESTURSUZ/LUK
- DESTUR ile/ve ESTAĞFİRULLÂH
- DESTÛR[Fars.] "(EDİNMEK)" ile/değil ŞİAR[Ar.] (EDİNMEK)
( İzin, müsâade, ruhsat. İLE/DEĞİL Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik, belgi. | Temel ilke. )
- det.[Lat. < DETUR] değil/yerine/= VERİLSİN
- DETAY ile AYRINTILI ile DETAYLI HESAP ile DETAYLAR
( DETAIL vs. DETAILED vs. DETAILED ACCOUNT vs. DETAILS )
( بتفصيل شرح دادن ile تفصيل ile بتفصيل بيان کردن ile مشروح ile با آب و تاب ile تفصيلي ile مفصل ile شرح مبسوط ile جزييات ile جزئيات ile شروح ile جزعيات )
( BATAFSYLE SHARH DADAN ile تفصيل ile BATAFSYLE BEYAN KARDAN ile MOSHRUH ile BA AB VE TAB ile تفصيلي ile MAFASL ile SHARH MOBASOOT ile JAZYYAT ile JOZIYAT ile SHRUH ile جزعيات )
- DEVASA ile DEVLER
( GIANT vs. GIANTS )
( قوي هيکل ile نرهغول ile غول ile غول آسا ile غيلان )
( GHOY YEHYKEL ile نرهغول ile GHUL ile GHUL ASA ile غيلان )
- DEVELOPER ile DEVELOPMENT ile DEVELOPMENTAL
( Geliştirici. İLE Gelişim. İLE Gelişimsel. )
- DEVİM/HAREKET[Ar.] ile/ve/||/<> DURAĞANLIK/SÜKÛN[Ar.] ile/ve/||/<> BİRLEŞME/İCTİMÂ[Ar.] ile/ve/||/<> AYRILMA/İNFİRAK[Ar.]
- DEVİNİM ile DEVİR
( Organik. İLE Mekanik. )
- DEVİNİM ile DEVİR
( Organik. İLE Mekanik. )
( MOTION/MOVEMENT vs. CYCLE/PERIOD )
- DEVİNİM ile/ve/||/<>/> DEVİR
( MOTION/MOVEMENT vs./and/||/<>/> CYCLE/PERIOD )
- DEVİR/ASIR değil/yerine/= ÇAĞ/DÖNEM
- DEVİR[Ar.] değil/yerine/= ÇAĞ/DÖNEM
- DEVİR ile DEVİR
( Çağ. İLE Dönme, dönüş. | Dolaşma. | Aktarılma. | Bir malın iyeliğini ya da bir mal üzerindeki hakkı, bir başkasına geçirme. | Bir görevin, bir kişiden, bir başkasına geçmesi. | Sürekli ve düzenli değişme, çevrim. | Bir devinim, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka devinimlerden oluştuğunda, devinimlerin her biri ya da bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot. )
( CYCLE/PERIOD vs. CYCLE/PERIOD )
- DEVİR ile DÖNEM
( CYCLE/ERA vs. PERIOD )
- DEVİR değil/yerine/= DÖNME/DÖNÜŞ
- DEVİR ile/ve/değil EŞİK
- DEVİR değil/yerine/= GEÇİRİLME
- DEVİR ile NÖBET
( ... vs. SHIFT )
( ... con VARDİYA: Gemilerde beklenen nöbet. | Gemide nöbet yeri. | Nöbetleşe çalışma. [VARDA: Dikkat et!(Denizcilik terimidir)] )
( DEVR ile MÜNÂVEBE )
- DEVİR ile SİLSİLE
- DEVİR ile/||/<> TEMLÎK
( Bir hakkın, birinden başka birine geçmesi. )
- DEVİR[Ar.] ile TESELSÜL[Ar.]
( Dönme, dönüş. | Aktarılma. | Bir malın mülkiyetini ya da bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme. | Bir görevin birinden bir başkasına geçmesi. | Sürekli ve düzenli değişme, çevrim. | Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri ya da bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot. | Dolaşma. İLE Zincirleme. | Birbirine bağlı, birbiri ile ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra, silsile. | Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması. )
- DEVİRMEK ile DEVİRTMEK ile DEVİREBİLMEK ile DEVİRİVERMEK ile DEVİR ile DEVİRLİ
- DEVLET ve ÖMÜR
- DEVR -ile
( DENGE SİLSİLESİ )
- DEVİR/DEVR ile/değil/yerine BEREKET
- DEVR[Ar.] ve/||/<> DAİM[Ar.]
- DEVR-İ DAİM değil/yerine/= SÜRER GİDER
- DEVRİLMEK ile DEV ile DEVA ile DEVE/LİK ile DEVECİ/LİK ile DEVELİ ile DEVASIZ/LIK ile DEV ANASI ile DEV DALGA ile DEVE DİŞİ ile DEVE KİNİ ile DEVE KOLU ile DEVE KUŞU/LUK ile DEVE TÜYÜ ile DEVE YÜKÜ ile DEV AYNASI ile DEVE DÖŞLÜ ile DEVE DİKENİ ile DEVE HAMURU ile DEVE TIMARI ile DEVE YÜREKLİ/LİK ile DEVECİ ARMUDU ile DEV KÖPEK BALIĞIGİLLER
- DEYLAMİT ile DEYLAMİTLER
( DEYLAMITE vs. DEYLAMITES )
( ديلمي ile ديالمه )
( DYLAMY ile ديالمه )
- DEZENFEKTAN/DISINFECTANT[İng.] değil/yerine/= BULAŞSAVAR
- DİAMANYETİK İLE PARAMANYETİK İLE FERROMANYETİK ile/||/<> MANYETİK MALZEMELER
( Malzemelerin manyetik alan karşısındaki davranışları. )
( Formül: B = μ₀(H + M) )
- DİASPOR ile/||/<> AMETİST
( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Mor renkte bir kuvars türü. )
- DİASPOR ile/||/<> AMETRİN
( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Ametist ve citrin karışımı. )
( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.54-1.55
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Mor ve sarı
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> SiO² )
- DİASPOR ile/||/<> KYANİT
( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Mavi renkli ve sertliği değişken bir mineral. )
- DİASPOR ile/||/<> SPİNEL
( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir mineral. )
( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7.5-8
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.71-1.73
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Kırmızı, mavi, yeşil
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> MgAl²O4 )
- DİASPOR ile/||/<> ZİRKON
( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir taş. )
( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7.5
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.92-1.98
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Kahverengi, kırmızı, yeşil
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> ZrSiO4 )
- DİASPOR ile/||/<> ZULTANİTE
( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Türkiye'de çıkarılan ve diasporun tecimsel adı. )
- DİBAGAT/ANTİLOP ile DEMİRKIR
- Didâr -ile
( Yüz. )
- DÎDÂR ile YÜZ, ÇEHRE
( YÜZ, ÇEHRE )
- DİDEM, YÜZÜNE NAZAR ile/ve/||/<> NAZAR, YÜZÜNE DİDEM
- dieb. secund.[Lat. < DIEBUS SECUNDIS] değil/yerine/= İKİ GÜNDE BİR
- dieb. TERT.[Lat. < DIEBUS TERTIIS] değil/yerine/= ÜÇ GÜNDE BİR
- DİELS-ALDER ile/||/<> SİKLOKATILMA [2+2]
( Diels-Alder [4+2] termal izinli, [2+2] fotokimyasal. )
( Formül: Dien + dienofil )
- DİFERANSİYELLENEBİLİR ile/||/<> SÜREKLİ
( Diferansiyel türevli, sürekli sadece kesintisizdir )
( Formül: Türev var İLE türev yok olabilir )
- DIFFER :/yerine FARKLI OLMAK
- DIFFERENCE vs. THE OTHER
- DIFFICULT :/yerine ZOR
- DİĞER ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< DEĞER
( "DEĞER"lerimizi, "DİĞER"lerimizden ayıramıyorsak;
"MEĞER"lerimizi bir cebimize, "KEŞKE"lerimizi öteki cebimize koymak durumunda kalırız. )
- DİĞER ile DİĞERİ
- DİĞER değil/yerine/= ÖTEKİ/ÖTE/ÖBÜR/BAŞKA
- DİK ile DİKİCİ/LİK ile DİKİLİ ile DİK AÇI ile DİK ALASI ile DİK BİÇME ile DİK YAMUK ile DİK ÜÇGEN ile DİK RÜZGAR ile DİKİLİ TAŞ ile DİK AÇIKLIK ile DİK DURUŞLU/LUK ile DİK SİLİNDİR
- DİKARYOTİK ile DİPOLAR
( İki çekirdekli. İLE İki kutuplu. )
- DİKEN ile BARBAR ile BARBARLIK ile BARBAR ile BARBARLIK ile BARBARLIK ile BARBARLIK ile BARBARLAŞTIRMAK ile BARBAR ile DİKENLİ ile DİKENLİ TEL ile BERBER ile KIZAMIK ile BERBERLİK
( BARB vs. BARBARIAN vs. BARBARIANISM vs. BARBARIC vs. BARBARISM vs. BARBARITY vs. BARBARIZATION vs. BARBARIZE vs. BARBAROUS vs. BARBED vs. BARBED WIRE vs. BARBER vs. BARBERRY vs. BARBERY )
( پيکاندار کردن ile بي تمدن ile بربريت ile بربري ile وحشيگري ile بي رحمي ile قساوت قلب ile توحش ile وحشي کردن ile غير مصطلح ile خاردار ile سيم خاردار ile سلماني ile سرتراش ile آرايشگر ile زرشک ile ريش تراشي )
( PEYKANDAR KARDAN ile BEY TAMDAN ile بربريت ile بربري ile وحشيگري ile BEY RAHAMY ile GHSAVAT GHALAB ile TAVAHSH ile VAHSHY KARDAN ile غير مصطلح ile KHARDAR ile SYM KHARDAR ile سلماني ile SARTARASH ile ARAYSHGAR ile ZARSHK ile RYSH TARASHY )
- DİKENLEŞMEK ile DİKEN/LİK ile DİKENCE ile DİKENLİ ile DİKENSİZ ile DİKENLİCE ile DİKEN DUTU ile DİKEN DİKEN ile DİKENLİ TEL ile DİKENLİ YOL ile DİKENLİ BALIK ile DİKENLİ MEYAN ile DİKENLİ SALYANGOZ ile DİKENLİ BALIKGİLLER ile DİKENLİ YÜZGEÇLİLER
- [ne yazık ki]
DİKENLİ TELLER(/SİYE[N]Ç) ile/ve/||/<> JİLETLİ TELLER
( DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen kişi, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi
dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden biri de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de
denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen
dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi
ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar
olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel
örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli
bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal
sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına
fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış.
Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli
telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen
böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu
etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla
övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden
bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz
dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.
Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen
milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki
ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit,
madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak
için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya
Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş
çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara,
hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı)
olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm
tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor.
Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın
kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye
etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını
ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton
olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona
ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır
ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün nitelikli dikenli
tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde,
DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye
bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar.
Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş.
Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok
yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insana ve
hayvanlara zarar verecek biçimde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu
tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş.
Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde
görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat
yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz)
anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı?
belirsiz olan yasağın kendi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi,
"Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine
patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle
üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve
ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde
kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden
diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip
birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük
değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara
karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam
ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri
durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl
giderilebilir? Günlük yaşamımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve
Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların
piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel
kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol
açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini
yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret
değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal
tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş
kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına
"muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen
çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği
görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan
bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York
Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel
örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı
binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve
zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri
istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde,
memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten
serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen
insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanın aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da
arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin
müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi
çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden
sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız
dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir!
Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan
kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar, dikenli tel yasaklarına karşı
bir kampanya açabilir. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar
da düzenlenebilir. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak
yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo ya da kilometre) dikenli teli en
kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi
tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı
kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de
düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat
programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara
yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki
başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin
kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini
sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı
olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde
bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış
ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri
birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan
yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla
belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda,
okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi
dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan
yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın
köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar
davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli
tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi
Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur,
vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir
silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin
öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine",
Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç
değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından... )
(
)
- DİKKAT ALIŞKANLIK YAPAR" değil DİKKAT! ALIŞKANLIK YAPAR!
- DİKKATE ALMA (TEDEBBÜR)
- DİKKATE ALMAK ile ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK ile HATIRI SAYILIR ile DÜŞÜNCELİ ile DÜŞÜNCE ile DİKKATE ALINAN ile GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK
( CONSIDER vs. CONSIDER IMPORTANT vs. CONSIDERABLE vs. CONSIDERATE vs. CONSIDERATION vs. CONSIDERED vs. CONSIDERING )
( درنظر گرفتن ile دانستن ile رعايت ile مراعات کردن ile درنظر داشتن ile در نظر گرفتن ile در نظر داشتن ile منظور کردن ile مرععي داشتن ile مد نظر داشتن ile با اهميت خواندن ile معتني به ile کلي ile قابل ملاحظه ile محتاط ile باملاحظه ile ملاحظه ile مراعات ile مطالعه ile تامل ile توجه ile ملحوظ ile مرعي ile مطرح شده ile با توجه به اين که ile با توجه به ile با ملاحظه به )
( DARNAZAR GARAFTAN ile DANSTAN ile ROAYT ile MARAAT KARDAN ile DARNAZAR DASHTAN ile DAR NAZAR GARAFTAN ile DAR NAZAR DASHTAN ile MANZUR KARDAN ile MORAEAY DASHTAN ile MAD NAZAR DASHTAN ile BA HAMYT KHANDAN ile MOTANY BAH ile KELY ile GHABEL MOLAHEZEH ile MOHTAT ile باملاحظه ile MOLAHEZEH ile MARAAT ile MOTALEH ile TAMEL ile TOJEH ile ملحوظ ile مرعي ile MOTRH SHODEH ile BA TOJEH BAH AYNE KEH ile BA TOJEH BAH ile BA MOLAHEZEH BAH )
- DİKKATE ŞAYAN değil/yerine/= GÖZECE DEĞER
- DİKTE ile DİKTE ile DİKTATÖR ile DİKTATÖRCE ile DİKTATÖRLÜK
( DICTATE vs. DICTATION vs. DICTATOR vs. DICTATORIAL vs. DICTATORSHIP )
( تلقين کردن ile ديکته کردن ile ديکته ile تلقين ile املاء ile فرمانرواي مطلق ile ديکتاتور ile استبدادي ile ديکتاتور وار ile ديکتاتوري ile استبداد )
( TALGHYNE KARDAN ile DYKETEH KARDAN ile DYKETEH ile TALGHYNE ile EMLA ile FARMANARVAY MOTALGH ile DYKETATOR ile ESTABDADY ile DYKETATOR VAR ile DYKETATORY ile ESTABDAD )
- Dil konuşur, insan dile uyduğu kadar konuşur. -ile
- DİL ÖBEKLERİNDE:
KENGER ile/ve/<> KHEIN ile/ve/<> KHOISAN
( 15.000 yıl önce. )
- DİL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DİL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DİL ile DİLLER
( LANGUAGE vs. LANGUAGES )
( زبان ile لسان ile گويشي ile السنه )
( ZABAN ile LESAN ile GOYSHY ile OLSANEH )
- DİL ve/<> DÜŞÜNCE ve/<> KÜLTÜR
( Birbirinden ayrılamaz bir bütündür. )
- DİL ve/<> İLİM ve/<> TEFEKKÜR ve/<> TAKVÂ
- DİL ve/<> SEYİR
- DİL ve/< TÜM ÖRGENLER
( Tüm örgenler dilin peşinden gider. )
- DİLÂRÂ[Fars.] ile/ve/||/<>/> DİLBER[Fars.]
( Gönül alan/kapan/okşayan/dinlendiren, güzel genç kız. İLE/VE/||/<>/> Gönlü alıp götüren, çok güzel/alımlı yetişkin/olgun güzel kadın. )
( Hakkı, hakikati[dolunay] temsil eden. İLE/VE/||/<>/> Hakikate[dolunaya] benzetilen. )
( Hakikat. İLE/VE/||/<>/> Mârifet. )
- DİLATASYON ile/||/<> DİLATE ile/||/<> DİLATATÖR/DİLATÖR ile/||/<> DİLÜSYON
( Genişleme. İLE/VE/|| Genişlemiş. İLE/VE/|| Genişleten/genişletici. İLE/VE/|| Seyreltme. )
- DİLATOMETRE[Fr.] değil/yerine GENLEŞMEÖLÇER
- DİLBAZ[Fars.] ile/ve/||/<> DİLBER[Fars.] ile/ve/||/<> DİLRUBA[Fars.]
( Güzel söz söyleyen, konuşkan. | Konuşmasıyla kandıran. İLE/VE/||/<> Alımlı, güzel kadın. İLE/VE/||/<> Gönül çalan, gönül hırsızı. )
- DİLBİLGİSİ ile GRAMER ile GRAMATOLOJİ
( GRAMMAR vs. GRAMMATICAL vs. GRAMMATOLOGY )
( گرامر ile دستور ile دستوري ile صرفي ile دبيره شناسي )
( GERAMER ile DASTOR ile DASTORY ile صرفي ile DABYRAH SHENASY )
- DİLBİLİM ve/||/<>/> DİL ve/||/<>/> TÜMELLER ve/||/<>/> TANIM ve/||/<>/>
ÖNERME ve/||/<>/> YARGI ve/||/<>/> ÇIKARIM ve/||/<>/> TASIM/KIYAS
- DİL-DÂR -ile
( ABDÜLBÂKİ DEDE'NİN TERKİBETTİĞİ 7 MAKAMDAN BİRİ | BİRİNİN GÖNLÜNÜ ALMIŞ, SEVGİLİ )
- İNKÂR:
DİLDE ile/ve/değil/||/<>/< GÖZDE
( "İnkâr edilen". İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dilin, inkâr ettiği inkâr edilen. )
- DİLENCİ ile CERRAR
( .. İLE Çekici, sürükleyici. | Zorla para alan. | Savaş araçlarıyla donatılmış, kalabalık ordu. | Dilenci. )
( GEDA ile ... )
- DİLLE ZİKİR ile/ve KALPLE(SESSİZ) ZİKİR
( Zikr-i celî, Zikr-i cehrî, Zikr-i alâniye, Zikr-i lisâni. İLE Zikr-i hâfî, Zikr-i kalbi. )
- DİLLER ile/ve/değil/||/<>/> ÖBEKLERİ
(
)
(
)
- DILTHEY ve/<> GADAMER
- DİL/UZUVLAR ile/ve KALP
- DİN:
KADÎM BİLGELİK ve/||/<> KÜLTÜR
( RELIGION: ANCIENT/ETERNAL WISDOM and/||/<> CULTURE )
- DİN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DİN ile DİNDAR ile DİNİ DAR
- DİN ile/ve KÜLTÜR
- DİN ile/ve KÜLTÜREL DEĞER(LER)
- DİN ile/ve/||/<> ŞİİR
- DİNAMİTLER değil DİNAMİKLER
- DİNAMO/JENERATÖR değil/yerine/= ÜRETEÇ
- DİNAMOMETRE değil/yerine/= KUVVETÖLÇER
( Güçleri/kuvvetleri ölçmeye yarayan araç. )
- DÎNÂR ile/ve DİRHEM[Ar. < Yun.]
( Çeyrek altın değerindeki eski bir para birimi. [İran, Tunus ve bazı ülkelerde kullanılan para birimi] İLE/VE Gümüş, bir tür gümüş para. | Bir okkanın dörtyüzde biri olarak kabul edilmiş olan[3148 gr. | İstanbul için 3207 gr. olarak saptanmıştır] eski bir ağırlık ölçü birimi. | Bir miskal, dört gram ve seksen santigram. )
( GOLD vs./and SILVER )
- DİNAZOR değil DİNOZOR
- DİNDAR ile ATEİST-DİNDAR
- DİNDAR ile DERVİŞ
- DİNDAR ile DİNCİ
- DİNDAR ile "KİNDAR"
- DİNLE! ki, dinlen/sin/ler!
- DİNLE! ki, dinlesin/ler!
- DİNLE! ki, güvensin/ler!
- DİNLE! ki, inansın/lar!
- Dinleyen dinlenir!
- DINNER :/yerine AKŞAM YEMEĞİ
- DİNOZOR ile İRİ DİNOZOR
( Mesozoik çağda yaşamış olan ve bugün yalnızca fosilleri bulunan çok büyük bir cins sürüngen. )
( DINOSAUR vs. TYRANNOSAURUS
[kökeni/etimolojisi] [Yun.] DEINOS [MONSTROUS] + SAUROS [LIZARD]
ile
)
- DİNOZOR ile/||/<> TERİM
( Dinozor terimini tanımlayan )
( Richard Owen tarafından 1842 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1804-1892) (Ülke: İngiltere) (Alan: Biyoloji, Paleontoloji) (Önemli katkıları: Dinozor terimi, homoloji kavramı) )
- DİNOZOR ile/ve/||/<> TÜYLÜ DİNOZOR
( Büyüklerde. İLE/VE/||/<>/< Küçüklerde. )
- DİNOZORLAŞMAK ile DİNOZOR ile DİNOZORLAR
- DİNSİZ/LİK ile/ve İLGİSİZ/LİK
( GÂVUR/"GEVUR"[Fars. < GEBR]: Ateşe tapan, mecûsî. | Dinsiz. | Müslüman olmayan. | Merhametsiz, acımasız. | İnatçı. )
- ...dir "?" ile ... değildir "?"
( ...is "?" vs. ...is not "?" )
- -DIR ile/değil -DI
( Durur/sabit. İLE/DEĞİL Geçmiş zaman kipi. )
- ...DIR ile/ve/değil KABUL EDİLEN
- ...DIR ile/ve/değil/yerine ...LIK
- ...DIR değil/yerine OLANAKLI/LIK
- ...DIR ile/ve/değil/yerine OLMAKTA OLAN
- ...DIR ile ...'YA İŞARET ETMEK
- DIRDIRLANMAK ile DIRDIR ile DIRDIRCI/LIK
- DIRECTOR :/yerine YÖNETMEN, MÜDÜR
- DİREK ile/değil GÖNDER
( ... İLE/DEĞİL Bayrak çekilen direk. | Üvendire. | Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucunda metal olan ağaç sopa. )
- DİREKTİF ile DİREKTÖR
( Buyruk, emir. İLE Yönetmen, yönetici. )
- DİREŞİM/SEBÂT ile/ve/<> DAYANÇ/SABIR
( CONSTANCY vs./and/<> ENDURANCE )
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM:
BİTKİLER ve/+/||/<>/> HAYVANLAR ve/+/||/<>/> İNSAN
- GEREKSİNİM/LER:
DİRİMSEL ile/ve/||/<>/> ZİHİNSEL
( Sınırlı. İLE/VE/||/<>/> Sınırsız. )
- DIRT :/yerine KİR
- DIŞ DUYULAR ile/ve/||/<>/+/ve İÇ DUYULAR
( Görme, İşitme, Koklama, Tatma, Dokunma. İLE/VE/<>/+ Hiss-i Müşterek, Hayal[Hissî Suretler], Vehim[Tikel Anlamlar], Hafıza, Kuvve-i Mutasarrıfa[Hayalhane'ye dayanırsa: Muhayyile; Vehim'e dayanırsa: Müdrike.] )
( BEŞ DUYU ile/ve/<>/+ BULUNÇ/VİCDAN[Ar. < VUCUD < CÛD: Taşma, bulunma, görünme.] )
( İÇ DUYULAR:
* ORTAK DUYU/HİSS-İ MÜŞTEREK
* HAYALHANE
(TEKİL BİÇİM)
* VÂHİME
(TEKİL/TİKEL ANLAMLAR)
* HÂFIZA
(TEKİL ANLAMLAR)
* KUVVE-İ MUTASARRIFA (İŞLEMCİ)
KUVVE-İ MUTASARRIFA + HAYALHÂNE = MUHAYYİLE
KUVVE-İ MUTASARRIFA + HÂFIZA = MÜVEHHİME
KUVVE-İ MUTASARRIFA + AKIL = MÜFEKKİRE
AKIL = MÜDRİKE )
- DIŞ GÜÇLER" değil -MIŞ "GÜÇLER"
- DIŞ İLİŞKİLER ile/ve İÇ İLİŞKİLER
( Koşul. İLE/VE Yasa. )
- DIŞ KOŞULLAR ile/ve/<> İÇ KOŞULLLAR
( İç koşulları yönlendirir. İLE/VE/<> Dış koşulları biçimlendirir. )
- DIŞ SINIRLAR ile/ve/||/<>/>/< İÇ KOŞULLAR
- DIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İÇ
( İçinize, derine dalın ve sizde neyin gerçek olduğunu bulun. )
( İç ile dış arasındaki uyum, mutluluktur. )
( Dışa yöneltmekte olduğunuz aynı dikkati içe çevirin. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Dive deep within and find what is real in you.
Harmony between the inner and the outer is happiness.
The same attention that you give to the outer, you turn to the inner.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid. )
( Bilincin içerikleri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Bilince dışsal olan her şey. )
( Kişinin içi[zihni] ne kadar boşsa, "dışa" o kadar önem verir. )
( Mahrem. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Namahmrem. )
( Seni/onu yakar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Beni/kişiyi yakar. )
( [not] OUTSIDE vs./and/but/||/<>/>< INSIDE
INSIDE instead of OUTSIDE )
- DİŞ ve/<> TÜM ÖRGENLER
- DISAPPEAR :/yerine KAYBOLMAK
- -DİSÂR[Ar.] ile DİSÂR[Ar.]
( Eklendiği sözcüğe çokluk, bolluk anlamı verir.[MERHAMET-DİSÂR: Çok merhametli.] İLE Üste giyilen kaftan, giysi. | Yatak çarşafı. )
- DISASTER :/yerine FELAKET
- DISCOVER :/yerine KEŞFETMEK
- [not] DISHONOR but/>< ENDORSE/INDORSE
( Çekin arkasını yaz(dır)mak. DEĞİL/YERİNE/>< Ciro etme. )
- DİŞİ ÖRGEN/LER, PİSTİL/LER = UZV-İ/A'ZÂ-İ TE'NÎS = PISTILS
- DİŞİ ile DİŞİ HAYVAN ile DİŞİ KONNEKTÖR ile DİŞİ ŞEYTAN ile DİŞİ EŞEK ile KADIN ARKADAŞ ile KADIN PEZEVENK ile KADIN SEKRETER ile KADIN HİZMETÇİ ile KADIN KÖLE ile KADIN ÖĞRETMEN ile DİŞİLER
( FEMALE vs. FEMALE ANIMAL vs. FEMALE CONNECTOR vs. FEMALE DEMON vs. FEMALE DONKEY vs. FEMALE FRIEND vs. FEMALE PIMP vs. FEMALE SECRETARY vs. FEMALE SERVANT vs. FEMALE SLAVE vs. FEMALE TEACHER vs. FEMALES )
( ماچه ile ماده ile نساء ile اناثي ile مونث ile زن ile لاس ile اتصال ماده ile عفريته ile ماچه خر ile رفيقه ile زنجاکش ile منشي زن ile باجي ile کنيز ile آموزگار زن ile اناث )
( MACHEH ile MADEH ile NESA ile اناثي ile MONS ile ZAN ile لاس ile ETESAL MADEH ile عفريته ile MACHEH KHAR ile رفيقه ile ZANJAKESH ile MONASHY ZAN ile باجي ile KONYZ ile AMUZGAR ZAN ile ANAS )
- DİŞ"İM" AĞRIYOR değil ÖYLE BİR ŞEY/"İN" Mİ VAR?
- DİSİPLİN KUVVETLERİ MÜLKİYET BÜROSU ile ÖĞRENCİ ile ÖĞRENCİLER ile MÜRİTLİK ile DİSİPLİNLİ ile DİSİPLİNLE İLGİLİ ile DİSİPLİN ile DİSİPLİN MAHKEMESİ ile DİSİPLİN GÜÇLERİ ile DİSİPLİN ile DİSİPLİNLİ
( DISCIPLINARY FORCES BUREAU OF PROPERTIES vs. DISCIPLE vs. DISCIPLES vs. DISCIPLESHIP vs. DISCIPLINABLE vs. DISCIPLINAL vs. DISCIPLINARY vs. DISCIPLINARY COURT vs. DISCIPLINARY FORCES vs. DISCIPLINE vs. DISCIPLINED )
( سالک ile حواري ile مريد ile پيرو ile تلامذه ile مريدي ile تلميذ ile نظم بردار ile انضباط پذير ile نظم دهنده ile انضباطي ile انتظامي ile مهکمه اداري ile نيروهاي انتظامي ile اداره اماکن نيروي انتظامي ile انتظام ile دهناد ile تاديب کردن ile انضباط ile با انضباط )
( SALK ile حواري ile MARYD ile PEYRO ile تلامذه ile مريدي ile تلميذ ile NAZAM BARDAR ile ENZBAT PAZYR ile NAZAM DAHANDEH ile ENZBATY ile ENTEZAMY ile MOTEOKMEH EDARY ile NEYRAVEYAY ENTEZAMY ile EDAREH EMAKON NEYROY ENTEZAMY ile انتظام ile DAHANAD ile TADYBE KARDAN ile ENZBAT ile BA ENZBAT )
- İKTİDAR:
"DİSİPLİNE EDİCİ" ile/ve/||/<>/> "DÜZENLEYİCİ"
( Normalleştirici. İLE/VE/||/<>/> Yönlendirici. )
- DİSİPLİN(LER):
INTER ile/ve/||/<>/> MULTI ile/ve/||/<>/> TRANS ile/ve/||/<>/> OMNI ile/ve/||/<>/> HOLİSTİK
( İkili. İLE/VE/||/<>/> Çoklu. İLE/VE/||/<>/> Çeşitli. İLE/VE/||/<>/> Karışık. İLE/VE/||/<>/> Bütüncül. )
- DIŞİŞLERİ ile DIŞİŞLERİ BAKANI ile DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ile SECR DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile YABANCI ile DÖVİZ ile DÖVİZ ile DÖVİZ KURU ile YABANCI YAPIMI ile YABANCI ile YABANCILAR ile YABANCILIK ile YABANCILIK
( FOREIGN AFFAIRS vs. FOREIGN MINISTER vs. FOREIGN MINISTRY vs. FOREIGN POLICY COMMITTE DEPUTY TO THE SECR vs. FOREIGN POLICY COMMITTEE DEPUTY vs. FOREIGN vs. FOREIGN CURRENCY vs. FOREIGN EXCHANGE vs. FOREIGN EXCHANGE RATE vs. FOREIGN MADE vs. FOREIGNER vs. FOREIGNERS vs. FOREIGNISM vs. FOREIGNNESS )
( بيگانه ile فرا منتقه اي ile اازخارجه آمده ile غريب ile خارجه ile امور خارجه ile ارز خارجي ile اسعار ile نرخ اسعار خارجي ile ساخت خارجي ile وزير خارجه ile وزير امور خارجه ile وزيرخارجه ile وزارت امور خارجه ile معاون سياست خارجي دبير شوراي عالي امنيت مل ile معاون سياست خارجي ile غريبه ile خارجي ile اجنبي ile خارجيان ile بيگانه پرستي ile بيگانگي )
( BEYGANEH ile FARA MONTEGHEH AY ile AZKHARJEH AMODEH ile غريب ile KHARJEH ile AMOR KHARJEH ile ARZ KHARJY ile اسعار ile NARKH ASAAR KHARJY ile SAKHT KHARJY ile VEZYR KHARJEH ile VEZYR AMOR KHARJEH ile وزيرخارجه ile VAZART AMOR KHARJEH ile MOAVAN SYEST KHARJY DABYR SHORAY ALY AMANYT MOL ile MOAVAN SYEST KHARJY ile GHARYBAH ile KHARJY ile اجنبي ile KHARJYAN ile BEYGANEH PARESTY ile BEYGANGY )
- DİSK ile DİSKO ile DİSKÇİ/LİK ile DİSK ATMA ile DİSKÇALAR ile DİSK ZIMPARA
- DIŞKI ile DIŞKISAL ile DIŞKILAR
( EXCREMENT vs. EXCREMENTAL vs. EXCREMENTS )
( مدفوع ile نجاست ile غايط ile براز ile فضله ile مدفوعي ile مدفوعات )
( MADFU ile NAJAST ile غايط ile BARAZ ile FAZLEH ile مدفوعي ile مدفوعات )
- DİSKUR değil/yerine/= SÖYLEM
- DİŞ/LER ile/ve ALT ÇENE DİŞLERİ ile/ve AZI/AKIL DİŞLERİ
( Her bir diş en az bir köke sahiptir. İLE/VE Alt çene dişlerinin iki kökü bulunur. İLE/VE Azı dişlerinin üç kökü vardır. )
( ESREM: Dişi kırık, dişleri dökük kişi. )
( ESNÂN[< SİNN] ile/ve ... )
- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞ MİNESİ
( ... İLE/VE/<> Gövdemizdeki en sert olan. )
( TEETH vs./and/<> ENAMEL )
- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞETİ
( Dişler, tüm örgenlerin aynasıdır. )
( CEZR-ÜS-SİNN: Diş kökleri. İNFİCÂR-I SİNN: Ağızda ilk dişlerin çıkışı. LEBB-ÜS-SİNN: Dişin hassas olan kısmı. TÂC-ÜS-SİNN: Dişin etten dışarı çıkmış bölümü. UNK-ÜS-SİNN: Dişin kökü ile etten dışarı çıkan bölümü arasındaki yer. SİNN-İ NÂBÎ: Köpek dişi. SİNN-İ TUFÛLİYYET: Süt dişlerinin düşmesiyle onların yerine sabit dişlerin çıkmaya başladığı zaman. )
( DENDÂN-I SAÂDET: Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Uhud gazasında kırılan dişi. )
( [Divan edebiyatında] Dişler, inciye benzetilir. )
( SİNN ile/ve/<> LİSE )
( GÂZ, DENDÂN[ağızda bulunan] ile/ve/<> ... )
( TEETH vs./and/<> GUM )
- DİŞLİ BALİNALAR ile/ve DİŞSİZ/ÇUBUKLU BALİNALAR
( Dişleri yaşam boyu değişmeden kalır. )
(
)
( 1. Grönland Balinası | 2. Katil Balina | 3. Kuzey Atlantik Balinası | 4. İspermeçet Balinası | 5. Deniz Gergedanı | 6. Mavi Balina | 7. Çatalkuyruklu Balina | 8. Beyaz Balina )
( ODONTOCETI cum/et MISTICETI )
- DISORDER[İng.] değil/yerine/= BOZUKLUK
- DISORDER :/yerine BOZUKLUK
- DİSPANSER değil/yerine/= SAĞLIKEVİ/SAĞLIK OCAĞI
- DIŞSAL ile/ve/||/=/<>/> DÜŞÜNCENİN YANSIMALARI/NESNELER
- DİSTRİBÜTÖR["DİSPÜTÖR" değil!][İng. DISTRIBUTOR][Fr. DISTRIBUTEUR] değil/yerine/= DAĞITICI/DAĞITIM
- DİVAN ile DİVAN ile DİVAN ile DİVAN/SEDİR[Ar. < SADR]
( Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. İLE Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topla(n)dığı yapıt. İLE Bağlama çeşidi. İLE Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya ya da yatmaya yarayan ev nesnesi. )
- DİVAN-I KEBİR ve/<> MESNEVİ
( ŞEMS'e ithaf etmiştir. VE/<> Halk için ve bazı/çoğu derinlikli bilgilerin daha kolay anlaşılması için yazılmıştır. )
- DİYA ile DİYAR
- DİYABET ile/ve/||/<> ALZHEIMER
( Washington Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışma, kan şekerindeki yükselmenin, Alzheimer hastalarında rastlanılan amyloid beta kaynaklı plak oluşumunu da tetiklediğini ortaya çıkardı. Böylece, diyabet ile Alzheimer arasında doğrudan bir bağ olduğu kesinleşti.
Ayrıntıları için burayı tıklayınız... )
- Dİ(Y)ALİZ ile Dİ(Y)ALİZAT ile Dİ(Y)ALİZÖR
( Süzme, süzülme. İLE Süzüntü. İLE Süzücü. )
- Dİ(Y)APER ile Dİ(Y)APER RASH
( Arabezi. İLE Pişik. )
- DİYARBAKIR ile DİYARBAKIRLI/LIK
- DİYET LİFİ ile/||/<> SİNDİRİLEMEYEN KARBONHİDRATLAR
( Diyet lifi bitkisel kaynaklı prebiyotik İLE sindirilemeyen karbonhidratlar daha geniş bir kategoridir. İkisi de mikrobiyota için besin İLE KZYA üretimine yol açar. )
- ... DİYOR ile/değil ... DA DEMİŞ OLUYOR
- DİYOR ile DEMEK İSTİYOR
- DİYOT İLE TRANSİSTÖR İLE MOSFET ile/||/<> YARI İLETKEN AYGITLAR
( Temel elektronik devre elemanları. )
( Formül: I_c = βI_b (transistör) )
- DİZAYN EDİLMİŞTİR değil/yerine/= TASARLANMIŞTIR
- DİZEK/SATIR ile SATIR
( Bir sayfa üzerinde yan yana dizilmiş sözcükler. İLE Ağır ve enli bir bıçak. )
- DİZÜSTÜ ile DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR
- ...dır ile ...dır
( Tahmin "dır"ı. İLE Bilimsel "dır". )
( "is" as Guess. vs. "is" as Scientific.
"is" as Scientific. vs. "is" as To prove the self. )
( Bilimsel "dır". İLE Kendini ispat "dır"ı. )
( ...is VS. ...is )
- ...dır ile ...dır
- DNA:
ADENİN ve/||/<> TİMİN ve/||/<> GUANİN ve/||/<> SİTOZİN ve/||/<> FOSFAT ve/||/<> DİOKSİRİBOZ ŞEKER
( Adenin, Timin ile birleşir. VE/||/<> Sitozin, Guanin ile birleşir. )
- DNA İLE FİNGERPRİNT İLE TOXICOLOGY ile/||/<> ADLİ BİLİMLER
( Suç araştırmalarında bilimsel yöntemler. )
( Formül: CODIS: 20 STR locus )
- DNA MISMATCH REPAIR[İng.] değil/yerine/= DNA YANLIŞ EŞLEŞME ONARIMI
- DNA:
TÜM CANLILAR ile AHTAPOTLAR
( Oldukça gelişmiş beyinleri ve mükemmel seviyede problem çözme becerileriyle omurgasız hayvanların en karizmatik üyeleri olan ahtapotların gen dizilimlerinin öteki tüm canlılardan farklı olduğu ortaya çıktı.
33 bin protein kodlayan gen ile daha önce hiç karşılaşılmamış bir yapıda genoma sahip olduğu ortaya çıkan ahtapotlarla ilgili Chicago Üniversitesi’nden Dr. Clifton Ragsdale şunları söyledi:
"Bu zamana kadar yapılan araştırmalar, 8 kola sahip olan bu canlıların dünya üzerinde yaşayan tüm hayvanlardan farklı bir yapıda olduklarını ortaya çıkardı. Ahtapotlar, müthiş büyüklükte bir beyne ve sıradışı problem çözme yeteneğine sahipler."
Araştırmacılara göre ahtapotun genomu, zıplayan gen adına sahip olan transpozon dizilerine sahip. Kendini genom içinde tekrar düzenleyebilen transpozonun ahtapotlar üzerinde ne gibi bir etki yarattığı henüz net olarak bilinmese de sinir dokularında yüksek seviyede bulunduğunu tespit edilmiş.
Yine Chicago Üniversitesi’nden Caroline Albertin:
"Birkaç değer farkı dışında ahtapotun genomunun yeniden düzenlenmiş bir omurgasızın genomunu andırdığı görülüyor. Bunu, genomu blender’a koyup karıştırmak gibi düşünebilirsiniz. Bu da genlerin farklı bir ortamda yer almalarına sebep oluyor ki bu hiç karşılaşmayı beklediğimiz bir şey değildi" dedi. )
- DOCTOR :/yerine DOKTOR
- DOĞA, İNTİKAMINI ALIR değil DOĞA, SON SÖZÜ SÖYLER
- DOĞA NESNELERİ, ETKİLEŞİM VE İLİŞKİLERİ ile/ve/||/<>/> ÜRETİM NESNELERİ, ETKİLEŞİM VE İLİŞKİLERİ ile/ve/||/<>/> KİŞİ/LER ile/ve/||/<>/> TOPLULUK/LAR / TOPLUM
- DOĞA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DOĞA ile/ve/||/<>/> EKİN
( Uzam/mekân. Döngüseldir.[zaman yoktur] İLE/VE/||/<>/> Süreç ve zaman üzerinedir. )
( Uzam. İLE/VE/||/<>/> Dönüştürülmüş doğa. )
( NATURE vs./and/||/<>/> CULTURE )
- DOĞA ve/<> KÜLTÜR
( Birincil düzen/doğa. VE/<> İkincil düzen/doğa. )
( Işığı, gölgeyle terbiye eden. VE/<> Noktayı, virgülle devam ettiren. )
- DOĞA/TABİAT["TABİATLAR" değil!] ile/ve/=/</değil RAHMET/RAHMAN
( Şuurlu. İLE/VE Şuur. )
( Rahmetin görüntüleri. )
- DOĞA = TABİAT = NATURE[İng., Fr.] = NATUR[Alm.] = NATURA[Lat.] = PHYSIS[Yun.] = NATURALEZA[İsp.]
- DOĞADA, "BÜTÜN VARLIKLAR" değil TÜM VAROLANLAR
( Vucud = Varlık ve Mevcud = Varolan ayrımı. )
- DOĞADA:
"YASALAR" değil GÜÇLER
- DOĞAL BESLENMEDE:
MESAFE ile/ve/||/<> ZAMANLAMA ile/ve/||/<> TOHUM ile/ve/||/<> KAYNAK ile/ve/||/<> İŞLEME ile/ve/||/<> SAĞLIK ile/ve/||/<> CANLILAR
( Yakın. İLE/VE/||/<> Döngüsel. İLE/VE/||/<> Yerli. İLE/VE/||/<> Aracısız. İLE/VE/||/<> Organik/zehirsiz. İLE/VE/||/<> Dirimsel çeşitlilik. )
- DOĞAL DİLLER ile BİÇİMSEL/FORMEL DİLLER ile ALAN DİLLERİ
- DOĞAL GÖSTERGE/LER ile/ve/||/<>/> YAPAY GÖSTERGE/LER
- DOĞAL NESNELER ile/ve GEOMETRİK NESNELER
( Şekil. İLE/VE Suret. )
- DOĞAL POLİMER ile SENTETİK POLİMER
( Doğal olarak oluşan polimerler. İLE İnsan yapımı polimerler. )
- DOĞAL/TABİÎ YAŞAM/ÖMÜR ile ÖMR-Ü SÂNİ
( ... İLE Yapıt bırakanların yaşamı. )
- HAYVANLAR (DOĞAL YAŞAMINDA)... -ile
( * ÇÖP ÜRETEMEZ
* KİLO ALAMAZ )
- DOĞAN/ATMACA/SAKR[Ar.] ile ZAĞANOS/BÎSER/BÎSERE[Fars.]
- DOĞDUĞUMUZ YER ile/ve/değil/yerine/> DOYDUĞUMUZ YER ile/ve/değil/yerine/> DOLDUĞUMUZ YER
- DOĞRU-YANLIŞ YOK/TUR! ile/değil/ya da [BAĞLAMINDA ve GÖRELİ OLARAK] DOĞRU-YANLIŞ OLMAZ/OLMAYABİLİR
( Doğru-yanlış, bir şeyin ne olmadığı ve olmayacağı üzerine buluşmak olduğundan, olan/lar, olabilecek/ler üzerine kullanıl(a)maz/değildir! )
- DOĞRUDAN ile DOĞRU AKIM ile DOĞRUDAN NESNE ile DOĞRUDAN ROTA ile DOĞRUDAN VERGİ ile YÖN ile YÖNLÜ ile YÖNSÜZ ile YOL TARİFİ ile DİREKTİF ile DOĞRUDAN ile DOĞRUDANLIK ile MÜDÜR ile MÜDÜRLÜK ile YÖNETMENLİK ile YÖNETMENLER ile MÜDÜRLÜK ile DİREKTRİX
( DIRECT vs. DIRECT CURRENT vs. DIRECT OBJECT vs. DIRECT ROUTE vs. DIRECT TAX vs. DIRECTION vs. DIRECTIONAL vs. DIRECTIONLESS vs. DIRECTIONS vs. DIRECTIVE vs. DIRECTLY vs. DIRECTNESS vs. DIRECTOR vs. DIRECTORATE vs. DIRECTORIAL vs. DIRECTORS vs. DIRECTORSHIP vs. DIRECTRIX )
( مستقيم ile بيواسطه ile مديريت کردن ile هدايت کردن ile کارگرداني کردن ile جريان مستقيم ile مفعول بي واسطه ile راه مستقيم ile ماليات مستقيم ile راستا ile جهت ile جانب ile مسير ile سوي ile سو ile هدايتي ile بي جهت ile جهات ile بخشنامه ile مستقيما ile يکراست ile يکسره ile سر راست ile بي واسطگي ile مديرعامل ile هدايت کننده ile مقام رياست ile مدير ile مفتش ile مديريتي ile سران ile رياست ile خط هادي )
( MOSTEGHYM ile بيواسطه ile MADYRYT KARDAN ile CPEHDAYT KARDAN ile KARGARDANY KARDAN ile JARYAN MOSTEGHYM ile MAFUL BEY VASETEH ile RAH MOSTEGHYM ile MALYAT MOSTEGHYM ile RASTA ile JOHAT ile جانب ile MOSYR ile SOY ile SO ile CPEHDAYTY ile BEY JOHAT ile JOHYAT ile BAKHSHENAMEH ile MOSTEGHYMA ile YKARAST ile YKASAREH ile SAR RAST ile BEY VOSTGY ile MADYROAMEL ile CPEHDAYT KONANDEH ile MOGHAM RYEST ile مدير ile مفتش ile MADYRYTY ile SARAN ile RYEST ile خط هادي )
- DOĞRUDANLIK ile/ve/<> BİRE BİR
- DOĞRUDUR YA DA YANLIŞTIR ile/değil/yerine ÖYLEDİR YA DA DEĞİLDİR
- DOĞRUDUR ile DOĞRU DUR!
- DOĞRUDUR" ile/değil/yerine "ÖYLEDİR"
- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]
- DOĞRULUK İLE KESİNLİK İLE DUYARLILIK ile/||/<> ANALİTİK PARAMETRELER
( Doğruluk gerçek değere yakınlık, kesinlik tekrarlanabilirlik, duyarlılık ise en küçük ölçüm kabiliyetidir. )
( Formül: Hata = |Xölçülen - Xgerçek| )
- DOĞRUYU SÖYLEMEK, HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR değil HER DOĞRUYU, HER ZAMAN VE HER YERDE SÖYLEMEMEK GEREK
( "Doğruyu söylemek, her zaman doğru değildir" diyenler, kendileri için "en yararlı olabilecek" yanlışı söylemek için en uygun zamanı bekleyenlerdir... )
- DOĞU ile DOĞU BURNU ile DOĞU CORNİN ile DOĞU TİMOR ile DOĞU AVRUPA ile DOĞUYA DOĞRU ile EN DOĞUDAKİ ile DOĞU ile DOĞU BÖLGESİ ile EN DOĞUDAKİ ile DOĞUYA DOĞRU
( EAST vs. EAST CAPE vs. EAST CORNIN vs. EAST TIMOR vs. EASTERN EUROPE vs. EASTERLY vs. EASTERMOST vs. EASTERN vs. EASTERN ZONE vs. EASTERNMOST vs. EASTWARD )
( مشرق زمين ile شرق ile مشرق ile کيپ شرقي ile ايست کورنين ile تي مور شرقي ile تيمور شرقي ile مانند بادخاوري ile بسوي شرق ile شرقاً ile شرقي ترين نقطه ile خاوري ile بطرف شرق ile شرقي ile مشرقي ile اروپاي شرقي ile مشارق ile روب خاور )
( MOSHARGH ZAMYNE ile SHARGH ile MOSHARGH ile KYPE SHARGHY ile AYSET KORNYNE ile TY MOOR SHARGHY ile TYMOOR SHARGHY ile MANAND BADKHAVARY ile BESOY SHARGH ile شرقاً ile SHARGHY TARYNE NAGHTEH ile KHAVARY ile BETREF SHARGH ile SHARGHY ile مشرقي ile OROPAY SHARGHY ile MOSHARAGH ile ROB KHAVAR )
(1996'dan beri)