Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 20.901 başlık/FaRk ile birlikte,
20.901 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(8/85)


- ATRAKSİYON[Fr. < ATTRACTION] ile/değil/yerine/= EĞLENDİRİ


- ATRAKSİYON[Fr. < ATTRACTION] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞLENDİRİ


- ATRAVMATİK/ATRAUMATIC[İng.] ile/değil/yerine/= ÖRSELEMEYEN


- ATROPİNE[Fr. < ATROPINE] ile/değil/yerine/=/||/<> ATROPİN

( Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde )


- ATTENTION :/yerine DİKKAT


- ATTENTION[İng.] ile/||/<> GRUNDSTELLUNG[Alm.] ile/||/<> HAZIR OL DURUŞU

( Vücudun baş dik göğüs ilerde omurga ve bacaklar gergin topuk ile bitişik kollar doğal yerinde avuçlar uyluklarda ayakta bulunduğu durum Cimnastikte çoğu alıştırmalar için bir başlama duruşu Bütün kas aygıtının duruk statik çalışmasıyla ulaşılan bir duruş olarak düzeltici değeri çoktur )

( ATTENTION )

( GRUNDSTELLUNG )


- AT[T]ENÜASYON ile/||/<> AT[T]ENÜE

( Güçsüzleştirme, güç yitirimi, zayıflatma, azaltma. İLE/||/<> Güçsüzleştirilmiş, zayıflatılmış, azaltılmış. )


- ATTESTMENT/WITNESS[İng.] ile/değil/yerine/= TÉMOIN[Fr.] ile/değil/yerine/= TANIKLAMA

( Güvenilir bilgilere dayalı belgeleme işlemi. )


- ATTRIBUTION vs. INTERPRETATION


- ATV[İng. < ALL TERRAIN VEHICLE SÖZÜNDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ATV

( Tüm arazi ve hava koşullarında çalışmak üzere tasarlanmış genellikle dört tekerlekli olarak üretilen tek veya çift kişilik benzinli içten yanmalı motorlarla çalışan araç )


- ATV/ATV[İng. < ALL TERRAIN VEHICLE SÖZÜNDEN] ile/||/<> UTV/UTV[İng. < UTILITY VEHICLE SÖZÜNDEN]

( Tüm arazi ve hava koşullarında çalışmak üzere tasarlanmış genellikle dört tekerlekli olarak üretilen tek veya çift kişilik benzinli içten yanmalı motorlarla çalışan araç )


- AUCTION ile/||/<> VOTING ile/||/<> MATCHING

( Stratejik ortamlarda kurum tasarımı. )

( Formül: Deferred Acceptance (kararlı) )


- AUDİOPHONE[Fr. < AUDIOPHONE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODYOFON

( Geniş bir yüzey üzerine ses dalgalarını alan sertleştirilmiş kauçuk veya verniklenmiş karton levhadan meydana gelen ve sesleri kuvvetlendirmeye yarayan akustik alet )


- AUDIO-VISUAL EDUCATION[İng.] ile/||/<> ÉDUCATION AUDIO-VISUELLE[Fr.] ile/||/<> GÖRSEL-İŞİTSEL EĞİTİM

( Basılı eğitim gereçleri yanında daha çok görme ve işitme duyularına yönelik gereçlerden yararlanılarak yapılan eğitim )

( AUDIO-VISUAL EDUCATION )

( ÉDUCATION AUDIO-VISUELLE )


- AUFFLANKEN[Alm.] ile/||/<> YANLAMAK

( Bir yanı araca dönük olarak atılmak ya da hızlanmak )

( AUFFLANKEN )


- AUGER RECOMBINATION[İng.] / RECOMBINAISON AUGER[Fr.] ile/değil/yerine/= AUGER BİRLEŞMESİ


- AUGER ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON AUGER[Fr.] / AUGER-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= AUGER ELEKTRONU


- AUGER-REKOMBINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AUGER YENİDEN BİRLEŞMESİ


- AUGMENTASYON ile/||/<> AUGMENTE

( Büyütme, güçlendirme. İLE/||/<> Güçlenmiş. )


- AUGUST COMTE ve/||/<>/> GEORGE SARTON ve/||/<>/> AYDIN SAYILI


- AUGUST COMTE ve ST. SIMON


- AUGUSTE RODIN ile/ve/||/<>/> KEMAL KÜNMAT

( "Düşünen Adam" heykelini yapan. İLE/VE/||/<>/> Bakırköy Akıl Hastahanesi'ndeki "Düşünen Adam" heykelini yapan. )


- AUTOMATED TELLER MACHINE (ATM)[İng.] ile/||/<> BANKAMATIK[(BANKAMATIK TESCILLI ADINDAN)]

( AUTOMATED TELLER MACHINE (ATM) )


- AUTOMATİQEMENT[Fr. < AUTOMATIQEMENT] ile/değil/yerine/=/||/<> OTOMATİKMAN

( Otomatik olarak otomatik )


- AUVENT/ÉOLIEN[Fr.] ile/değil/yerine/= RÜZGARLIK

( (Mimarlık) bk. kapı sundurması. )


- AUXIN ile/||/<> SITOKININ ile/||/<> GIBERELLIN

( Bitki büyüme düzenleyicileri. )

( Formül: IAA (indol asetik asit) )


- AVADAN[Fars. < ÂBÂDÂN] ile/||/<> BAYINDIR / İYİ DURUMDA

( bayındır iyi durumda Ağızlarda avadan araç aygıt için de kullanılır āvādān ābādān )

( ĀVĀDĀN~ĀBĀDĀN )


- AVALOKITESVARA[Sansk.] = KWAN-YIN[Çince] = KWANNON[Jap.]


- AVATARA[Hintçe] ile/değil/yerine/= GÖVDELENME/BEDENLENME, ENKARNASYON


- AVCI/CEBBAR[Ar. < CEBBĀR] ile/||/<> AVCI/ORİON[İng. < ORION]


- AVDEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= AVDEKSİYON


- AVERSİYON/AVERSION[İng.] ile/değil/yerine/= KAÇINMA


- AVERTED VISION[İng.] ile/değil/yerine/= ÖNLENMİŞ GÖRÜŞ

( Soluk nesneleri daha iyi gözlemleyebilmek için doğrudan nesneye değil, nesnenin 8° ila 16° civarına odaklanma tekniğidir. Normale kıyasla 40 kat daha hassas bir görüş sunduğu için amatör astronomlar tarafından soluk gök cisimlerinin gözlemlenmesinde sıklıkla kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- AVLU ile/değil/yerine/= IŞIKALAN


- AVLU/AVLU[Yun. < ] ile/||/<> SAHN/SAHN[Ar. < ṢAḤN]

( Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık duvarla çevrili alan hayat II hanay sahn )


- AVOKADO:
FUERTE ile/||/<> HASS ile/||/<> ZUTANO ile/||/<> ETTINGER ile/||/<> BACON ile/||/<> PINKERTON ile/||/<> WURTZ

( Türkiye'de daha çok yeğlenen. İLE/||/<> Dünyada daha çok yeğlenen. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... )

( Eylül, Haziran arası olan bu cinslerin hepsinin toplanma zamanı farklıdır. )

( )


- AVOKADO:
SERTKEN değil YUMUŞAKKEN

( Avokadoyu, sertken değil yumuşadıktan sonra tüketmek gerekir. )


- AVOLİSYON/AVOLITION[İng.] ile/değil/yerine/= GÜDÜ YİTIMİ


- AVRAT ile/değil/yerine/= KADIN


- AVUÇ İÇİ | TABAN/AYA ile/||/<> KAİDE | TEMEL/TABAN

( ayak ayası el ayası köpekayası yaprak ayası avuç içi taban I Yaprakların düz ve parlak bölümü )


- AVUKAT ile DANIŞMAN ile DANIŞMANLAR ile DANIŞMAN ile DANIŞMANLIK

( COUNSEL vs. COUNSELLOR vs. COUNSELLORS vs. COUNSELOR vs. COUNSELORSHIP )

( مشورت ile مستشار ile مشير ile وکيل مدافع ile رايزن ile کنکاشگر ile مشاور ile نصحا ile مشاورت )

( MOSHORT ile MOSTESHAR ile مشير ile VAKYLE MADAFE ile رايزن ile کنکاشگر ile MOSHAVAR ile نصحا ile مشاورت )


- AVUKAT[Ar.] ile/değil/yerine/= SAVUNMAN


- AXONE[Fr. < AXONE] ile/değil/yerine/=/||/<> AKSON

( Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı )


- [ne yazık ki]
AY VE YILDIZ İSTER/SİN ve/||/<>/> BUNLARI DA GÜNDÜZ OLSUN DİYE İSTER/SİN / BEKLER/SİN


- AYA ile/değil/yerine/=/||/<> AVUÇ İÇİ | TABAN

( ayak ayası el ayası köpekayası yaprak ayası avuç içi taban I Yaprakların düz ve parlak bölümü )


- AYAĞINA TAŞ DEĞMESİN" ile/ve/||/<> "KİRPİĞİNE TOZ DEĞMESİN"


- AYAK | UĞUR/KADEM[Ar. < ḲADEM] ile/||/<> BAYINDIR | MUTLU | UĞURLU/ONGUN

( kademhane sabitkadem ayak uğur I )


- AYAK ile/||/<> PAYANDA ile/||/<> REVAK ile/||/<> PAYE ile/||/<> NEF/SAHIN

( Paye, taş ya da tuğladan örülmüş taşıyıcı mimari öge. İLE/||/<> Destek, yükü karşılamak üzere eklenmiş duvar parçası. İLE/||/<> Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerlerle çevrilmiş, üstü örtülü uzun bölümler, güneş ve yağmurdan korunmayı yürümeye bölümleri. Portik. İLE/||/<> Örülerek oluşturulmuş tek taşıyıcı. Ayak. İLE/||/<> Yapılarda sütunlarla ya da payelerle ayrılan her bir bölüm. Yol. )


- AYAKÇAK ile AYAKÇIN

( Merdiven, merdiven basamağı. | Dokuma tezgâhı ayaklığı. | Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. İLE Dokuma tezgâhlarında, atkı ipliklerini devindirmek için ayakla basılan tahta ayaklık. )


- AYAKLARINIZI:
ÜŞÜTMEYİN! ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SICAK TUTUN!


- AYAK/PA[Fars.]:
PATİ ile/||/<> PATİK ile/||/<> PATİKA ile/||/<> PABUÇ ile/||/<> PAYTAK ile/||/<> PAYİDAR ile/||/<> PİYADE[< PAYADAK] ile/||/<> PİYON[< PEDON]

( Kedi, köpek için ön ayak. İLE/||/<> Küçük çocuk ayakkabısı. İLE/||/<> Keçi yolu. İLE/||/<> Ayakkabı. İLE/||/<> Eğri bacak. İLE/||/<> Ayakta durmak. İLE/||/<> Yaya. İLE/||/<> Yaya. )


- AYAKTA UYUYAN ile/değil/yerine/>< AYAKTA DURAN


- AYAKTAYKEN ile AYAK ÜSTÜ

( ... İLE Oturmadan, ayakta durarak, kısa sürede. )


- AYAN[Ar. < ʿİYÂN] ile/||/<> ...

( 1Osmanlılarda bir kentin ileri gelenleri 2Osmanlılarda XVIII yüzyıldan bu yana illerin yönetiminde yetki kazanmış yerli kişiler 3 Ayan Meclisi üyesi )


- A'YAN ile A'RAZ


- AYAN[Ar. < AʿYĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÂYAN

( İleri gelenler Meşrutiyet dönemlerinde danışma meclisi niteliğindeki Âyan Meclisi üyeliği yapmış kimselerin her biri )


- AYAN/AYÂN[Ar. < İYÂN] ile ÂYAN/Â'YÂN[Ar. < AYN]

( Belirli, açık. İLE Gözler. | İleri gelenler. | Meşrûtiyet dönemlerinde danışma meclisi niteliğindeki Âyan Meclisi üyeliği yapmış kişilerin her biri. )


- AYÂN ile/||/<>/> AYÂN-EŞRÂF

( Bir bölgenin ileri gelenlerine verilen ad. İLE/||/<>/> Derebeyi konumuna ulaşan taşra ileri gelenlerine verilen ad. )


- AYANDON[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYANDON

( Ocak ta başlayan bir fırtına )


- AYANDON/AYANDON[Yun. < ] ile/||/<> BADISABA/BADSABA[Fars. < BĀD + Ar. ṢABĀ] ile/||/<> BORA/BOREA[İt. < BOREA] ile/||/<> DIRAMUDANA/DIRAMUDANA[Yun. < ] ile/||/<> FIRTINA/FORTUNALE[İt. < FORTUNALE] ile/||/<> İMBAT/İMBATTO[İt. < IMBATTO] ile/||/<> LODOS/LODOS[Yun. < ] ile/||/<> RÜZGÂR/RUZGAR[Fars. < RŪZGĀR] ile/||/<> POYRAZ/POYRAZ[Yun. < ] ile/||/<> SİKLON/CYCLONE[Fr. < CYCLONE] ile/||/<> SİROKO/SİROCCO[İt. < SIROCCO] ile/||/<> TORNADO/TORNADO[İsp. < TORNADO] ile/||/<> TAYFUN/TYPHOON[İng. < TYPHOON] ile/||/<> URAĞAN/OURAGAN[Fr. < OURAGAN]

( Ocak ta başlayan bir fırtına )


- STANDARDIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= AYARLAMA


- CALIBRATION[İng.] / ÉTALONNAGE[Fr.] / EICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLAMAK


- JUSTIERBARES HALBTON[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLANABİLİR YARIM TON


- AYARLAYAN ile/ve/değil/||/<> AYARTAN


- STANDART SOLUTION[İng.] / SOLUTION NORMALE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYARLI ÇÖZELTİ


- ADJUSTED SEMITONE[İng.] / DEMI-TON AJUSTÉ[Fr.] / EINSTELLENDER HALBTON[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLI YARIM TON


- AYASOFYA MÜZESİ ve TOPKAPI SARAYI ve/||/<> HALUK DURSUN ve/||/<> KUMRULAR

( Makam odasını kumrulara terk eden bürokrat: Haluk Dursun

"Topkapı Sarayı'nda müdürlük yaptığım dönemde, makam odamda otururken bir kumrunun açık pencereden girerek avizenin etrafında uçtuğunu gördüm. Hiç kımıldamadan seyretmeye başladım.

Kumru, sanki tavaf eder gibi odanın her tarafında dolaştı, avizenin üzerine kondu, bir süre oturdu. Sonra geldiği gibi uçup gitti. Biraz sonra yanında başka bir kumru ile tekrar geldi. Bu sefer sanki bir ev (saray) sahibi edasıyla onu gezdirdi. Yeni geleni elinden, (kanadından) tutar gibi aldı ve avizenin içine oturttu. Bir süre koklaştılar. Sonra uçup gittiler.

Ertesi gün ikisi birlikte ağızlarında dal parçacıkları ile geri geldi ve avizenin içine bir yuva kurmaya başladılar. Yuva birkaç gün içinde kuruldu.

Olup biteni hiç ses çıkarmadan izliyordum. Dişi kuş, yumurtlama hazırlığı yapıyordu.

Galiba onlar da beni izliyordu ki, hiç tedirgin olmuş gibi görünmüyorlardı. Buna karşılık dışarıdan odaya başka biri girince, hemen ürküp pencereden kaçıyorlardı. Baktım olmayacak, makam odamı onlara bırakıp hemen karşıda bulunan küçük bir odaya geçtim.

Bir gün, televizyon çekimi için Topkapı Sarayı'na gelen gazeteci dostum rahmetli Savaş Ay, "Hocam, niye bu küçücük odada oturuyorsun?" diye sordu.

"Ben hâlden anlarım, bir kumru arkadaşım, sevgilisine, “ben seni saraylarda yaşatacağım" diye söz vermiş, insan yuva kurana yardımcı olmaz mı?" dedim.

"Hocam, ne olur göster şu yuvayı bana” dedi ve kapıdan odadaki yuvanın fotoğrafını çekti.

Ertesi gün beni Ankara'dan arayan arayana...

"Derhal makam odası açılsın, kumruların yuvası dağıtılsın, saray bakımsızlıktan perişan olmuş görüntüsü verilmesin" dediler.

Meğer Savaş Ay haber yapmış bizim kumrunun öyküsünü...

Hemen aradım, “üstad sen ne yaptın?” diye sordum.

"Hocam bu kadar güzel malzeme (haber) buldum, yazılmaz mı Allah aşkına" dedi.

"Gazetede sabah toplantısında anlattım, herkes ayağa kalktı ve seni alkışladı" diye ekledi.

Sadece gazetedekiler değil Ankara da ayağa kalktı sayende" diye yanıt verdim.

Şimdi ne yapacaktım? Çifte kumrulara kol kanat gerip onların saadetlerini korumaya mı çalışacaktım, yoksa odayı kullanıma açarak bir yuvanın dağıtılmasına mı neden olacaktım?

Bir biçimde, ya ben makamı, ya da o kumrular makam odamdaki yuvalarını kaybedeceklerdi.

Akşama kadar bakanlıktan beni aramayan kalmadı...

“En azından yumurtadan yavru kuşlar çıksın, uçup gidene kadar bekleyelim” diye düşündüm. “Ben yuvayı almam, siz beni görevden alın isterseniz” dedim.

Ertesi gün, yuvaya bakmaya gittim ki, ne göreyim, yuva yerinde duruyordu ama kumrular yoktu.

Yuva yerinde durmasa, "Biri kuşları ürküttü, kovaladı" diyecektim. Hâlbuki yuva yerli yerinde duruyordu. Kumrular, sanki durumu hissetmiş ve sessizce çekip gitmişlerdi. Bir daha da hiç gelmediler.

Daha sonra Topkapı Sarayı'ndan, Müsteşar ve Bakan Yardımcısı olarak Ankara'ya gittim.

"Kuşların yuvası dağıtılsın, makama sahip çıkılsın" diyenlerin ise hiçbiri Bakanlık'ta makamlarında kalamamıştı.

Muhakkak ki, biz de bir gün bu makamlardan uçup gideceğiz. Kuşlar ise hep sevmeye, uçmaya ve yuva kurmaya devam edecek.

Haluk DURSUN )

( )


- AYBAŞI ile/||/<> MENSTRÜASYON

( menstrüasyon )


- AYÇİÇEĞİ,GÜNDÖNDÜ,GÜNEBAKAN | AYÇİÇEĞİ ile/||/<> AYÇİÇEĞİ ile/||/<> GÜNE BAKAN

( güne bakan helios güneş trope dönme Papatyagiller Compositae familyasından sarı çiçekli aken tipi meyveli meyveleri kuruyemiş olarak yenen ya da yağ eldesinde kullanılan bir yıllık otsu bir bitki türü Çekirdek gündoğdu günaşık ayçiçeği )

( HELIOTROPE | DAISY, CAMOMILE | CORNFLOWER, CENTAURY )

( HÉLIOTROPE | CAMOMILLE | CENTAURÉE )

( HELIOTROP | GÄNSEBLUMCHEN | KORNBLUME )

( HELIANTHUS ANNUUS | CAMPASITAE | CENTAUREA CYANUS )

( GIRASOLE )

( ΗΛΊΑΝΘΟΣ / ηλίανθος )


- AYÇİÇEĞİ, GÜNDÖNDÜ, GÜNEBAKAN | AYÇİÇEĞİ ile/||/<> PAPATYA ile/||/<> PEYGAMBER ÇİÇEĞİ | GÜNE BAKAN

( bk. güne bakan. @@ (Yun. helios: güneş; trope: dönme) Papatyagiller (Compositae) familyasından, sarı çiçekli, aken tipi meyveli, meyveleri kuruyemiş olarak yenen ya da yağ eldesinde kullanılan, bir yıllık otsu bir bitki türü. Çekirdek, gündoğdu, günaşık.@@bk. ayçiçeği )

( HELIOTROPE | DAISY, CAMOMILE | CORNFLOWER, CENTAURY~DAISY, CAMOMILE~CORNFLOWER, CENTAURY )

( HÉLIOTROPE | CAMOMILLE | CENTAURÉE~CAMOMILLE~CENTAURÉE | BLUET )

( HELIANTHUS ANNUUS | CAMPASITAE | CENTAUREA CYANUS~CAMPASITAE | ANTHÉMIS~CENTAUREA CYANUS )

( HELIOTROP | GÄNSEBLUMCHEN | KORNBLUME~GÄNSEBLUMCHEN~KORNBLUME )

( GIRASOLE~MARGHERITA~FIORDALISO )

( ΗΛΊΑΝΘΟΣ / ηλίανθος~ΜΑΡΓΑΡΊΤΑ / μαργαρίτα~ΚΕΝΤΑΎΡΙΑ / κενταύρια )


- AYÇİÇEĞİ ile/||/<> GÜN ÇİÇEĞİ ile/||/<> GÜNDÖNDÜ ile/||/<> GÜNEBAKAN


- AYDIN = MÜNEVVER = INTELLECTUAL[İng.] = INTELLECTUEL[Fr.] = INTELLEKTUELL[Alm.] = INTELLETTUALE[İt.] = INTELECTUAL[İsp.] = PAIDEUMENOS[Yun.] = MUFEKKİR[Ar.] = RÛŞENFİKR[Fars.] = INTELLEKTUEEL[Felm.] = ZİYÂLİ[Azarbaycan = Özbek Tr.] = BİLİKTİ[Kazak Tr.] = BİLİMDÜ[Kırgız Tr.] = DIANOOUMENOS[Yun.] = PROSVEŞÇONNIY[Rusça]


- AYDIN ile/ve/||/<> ÖNDER


- ŞİDDET-İ ZİYÂ[Osm.] / ILLUMINATION INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ D'ÉCLAIRAGE, INTENSITÉ DE L'ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLANMA YEĞİNLİĞİ/ŞİDDETİ


- AYDINLANMIŞLIK(ENTELEKYA) ile/ve AKIL(REASON) ile/ve ORAN(RASYO)

( Ereğe bağlı akıl. İLE/VE Nedene/sebebe bağlı akıl. İLE/VE Tasıma/kıyasa bağlı akıl. )

( Ereğe ulaştırır. İLE/VE Hikmet sunar. İLE/VE Düzen sağlar. )

( INTELLECT vs./and REASON vs./and RATIO
Dependent in aim. WITH/AND Dependent in cause. WITH/AND Dependent in comparison.
Attains to the aim. WITH/AND Presents the philosophy. WITH/AND Obtains the regularity. )


- ILLUMINATION[İng.] / ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA/AYDINLANMA


- A'YEN[Ar.] ile ÂYEN, ÂHEN[Ar.]

( Büyük, iri gözlü. | Bakılan yer. | Çok açık, pek belirli. İLE Demir. )


- AYGIN BAYGIN -

( Bitkin. | Duyguda ölçüyü kaçırmış. | Kendinden geçercesine âşık, vurgun. )


- AYI ile/||/<> KOCAOĞLAN


- AYI ile MEYVE VERMEK ile TAŞIYICI ile RULMAN ile MEYVE VEREN

( BEAR vs. BEAR FRUIT vs. BEARER vs. BEARING vs. BEARING FRUIT )

( خرس ile دب ile ثمر بخشيدن ile بارآوردن ile ميوه دادن ile ثمر دادن ile ميوهدادن ile درخت بارور ile حامل ile ياتاقان ile بار دار )

( KHARS ile DAB ile SAMAR BAKHSHYDAN ile BARAVARDAN ile MYVAH DADAN ile SAMAR DADAN ile MYVAHADADAN ile DARKHT BAROOR ile HAMEL ile YOTAGHAN ile BAR DAR )


- AYIBACAĞI ile/||/<> AYI BALIĞI ile/||/<> AYIBOĞAN ile/||/<> AYI GÜLÜ ile/||/<> AYIKULAĞI ile/||/<> AYI ÜZÜMÜ ile/||/<> AYI YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> BOZAYI ile/||/<> CİCİMAYI ile/||/<> BÜYÜKAYI ile/||/<> KÜÇÜKAYI ile/||/<> OCAKAYI ile/||/<> DAĞ AYISI ile/||/<> DENİZAYISI ile/||/<> MARSIVAN AYISI

( Memelilerin etobur takımından beş parmaklı tabanlarına basarak yürüyen yurdumuzda boz türü bulunan iri gövdeli hayvan kocaoğlan Ursus arctos Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü )


- DARSTELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIKLAMAK


- AYIN[Ar. < ʿAYN] ile/||/<> ...

( Ciğerlerden gelen havanın gırtlağa çarpması ile oluşan ve Arapçada ع işareti ile karşılanan hançere ünsüzü Bu ses dilimize Arapçadan geçmiş adet âdet ayar ayıp dava da vâ davacı da vâ cı ibadet ibret malûm ma lûm Osman ömür gibi sözlerde yer alır Ancak bu sözlerdeki ayınlar ünsüzlük niteliğini yitirerek birer ünlüye dönüşmüştür )


- AYIN/AYN[Ar. < ʿAYN] ile/||/<> LÂM/LAM[Ar. < LĀM]

( Arap alfabesinin on sekizinci harfinin adı )


- AYİN[Fars. < ĀYĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> AYİN

( ayinicem ayinişerif Bir mezhebin veya bir tarikatın kendine özgü ibadet töreni töre Sema törenlerinde çalınıp söylenen çeşitli makamları içinde barındıran beste ayinişerif )


- AYIN ile/||/<> CHOSE[İng.] ile/||/<> NESNE

( CHOSE )


- ÂYİN[Fars.] ile/değil/yerine/= DİNSEL TÖREN

( Dinî tören, ritüel. | Mevlevi tekkelerinde okunan bestelerin tamamı. )


- ÂYİN ile/||/<> İLÂHİ

( Mevlevilerin ilâhiye verdikleri ad ilâhi Tekke edebiyatı terimi İlâhi Tekke yazınında din ve ahlak ile ilgili konularda özel ezgilerle söylenen koşuk Yapı bakımından özel bir biçimi yoktur koşma ve semai gibidir İlâhilere Mevleviler ayin Bektaşîler nefes Aleviler düşe Gülşenîler tapuğ Halvetîler durak başka tarikatlardan olanlar da cumhur derlerdi Tanrıyı övmek üzere ezgi ile söylenen koşuk Bu ilâhilere Mevleviler Ayin Bektaşiler Nefes Gülşenîler Tapuğ Halvetîler Durak başka tarikat ehli Cümhur derlerdi Kimi tarikatlarca ilâhiye verilen ad ilâhi )


- AYINGA ile/||/<> KAÇAK TÜTÜN, TÜTÜN

( kaçak tütün tütün Kökenini bilmiyoruz )


- AYİNİŞERİF[Fars. < ĀYĪN + Ar. ŞERĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> AYİN


- AYIRAÇ/BELİRTEÇ/MİYAR/REAKTİF ile AYIRAN ile AYIRICI ile AYIRMAÇ/FARİKA ile AYIRTI/ÇALAR/NÜANS

( Nesneleri kimyasal birleşime ya da ayrışıma uğratarak niteliklerini belirlemede kullanılan bileşikler. İLE Işığı yalın öğelerine ayırma özelliği olan. İLE Ayırma özelliği ya da gücü olan. | Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç. İLE Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum ya da öğe. İLE Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark. )


- AYIRICI PERDE = HİCÂB-I FÂSIL = CLOISON


- EMSÂL-İ TEMYİZ[Osm.] / SEPARATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSFAKTOR, TRENNUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ÇARPANI/FAKTÖRÜ


- KUDRET-İ TEFRİD[Osm.] / SEPARATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSENERGIE, TRENNUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ENERJİSİ


- RESOLVING POWER[İng.] / POUVOIR DE RÉSOLUTION[Fr.] / ENTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA GÜCÜ, RS


- LIMITE DE RÉSOLUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYIRMA GÜCÜ SINIRI


- SEPARATION[İng.] / SÉPARATION[Fr.] / TRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA


- TEFRİK ETMEK[Osm.] / TO SEPARATE, TO SPLIT[İng.] / RENNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMAK


- ECZÂ-İ MUFTÂRİK[Osm.] / IDENTIFIABLE PARTICLES[İng.] / PARTICULES DISCERNABLES[Fr.] / UNTERSCHEIDBARE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT EDİLEBİLİR PARÇACIKLAR


- ECZÂ-İ GAYR-İ MUFTÂRİK[Osm.] / UNIDENTIFIABLE PARTICLES[İng.] / PARTICULES INDISCERNABLES[Fr.] / UNUNTERSCHEIDBARE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT EDİLEMEZ PARÇACIKLAR


- TEMYİZ ETMEK[Osm.] / TO DISTINGUISH[İng.] / UNTERSCHEIDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT ETMEK, FARKLANDIRMAK


- AYKIRI | YALAN/HİLAF[Ar. < ḪİLĀF] ile/||/<> NAMUSSUZ | YALANCI | HİLECİ/KALTABAN[Fars. < ḲALTEBĀN]

( hilafıhakikat aykırı yalan )


- AYKIRI ile DIŞARIDA OLAN/KALAN


- AYKIRI/LIK / KARŞITLAMLI = MUFÂRIK[Ar.] = TENÂKUZ[Fars.] = PARADOX[İng.] = PARADOXE[Fr.] = WIDERSINNING/KEIT, PARADOX/IE[Alm.] = PARADOSSO[İt.] = PARADOX[İsp.] = PARADOXON[Lat.] = PARADOKSOS[Yun.] = PARADOX[Felm.]


- AYN[< A'YÂN, UYÛN] -ile

( GÖZ | ASLI, KENDİ | BİR ŞEYİN EŞİ, TIPKISI | KAYNAK, PINAR )


- AYN[Ar. < ʿAYN] ile/değil/yerine/=/||/<> AYIN

( Arap alfabesinin on sekizinci harfinin adı )


- AYN[Ar.] ile BASAR[Ar.]


- AYN ile/ve DEYN

( Zat. İLE/VE Sıfat. )


- AYN[Ar. < ʿAYN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZ (AYNISEFA, NURUAYNIM)


- AYNA:
CAM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< CAN

( Kendi yüzünü görmek isteyenin baktığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Özünü görmek isteyenin baktığı. )


- AYNA:
| DOĞA NESNELERİ ve/||/<> NESNELER | ve/||/<> KİŞİ/İNSAN ve/||/<> YAZI


- AYNÂ[Ar. < ÎYN] ile AYNA[Fars.] ile AYNA[Ar.]

( İri ve güzel gözlü. İLE Işığı yansıtan, varolanların görüntüsünü veren, cilâlı ve sırlı cam. İLE Atların diz kapağı. )


- MIRROR REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION SPÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA YANSIMASI


- AYNA" ile/ve/> İKİNCİ VAROLAN

( Her varolan, her zerreye; her zerre, her varolana etki eder. )


- AYNALI SAZAN ile/||/<> PULLU SAZAN ile/||/<> YEŞİLSAZAN

( Sazangillerden Avrupa Asya ve Amerika nın tatlı sularında yaşayan sırt yüzgeci uzun eti beğenilen kılçıklı bir balık Cyprinus carpio Kolay kandırılan aldatılabilen kimse )


- AYNEN ile/||/<> AL BENDEN DE O KADAR


- AYNEN[Ar. < ʿAYNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> AYNEN

( aynen ödeme Hiçbir değişiklik olmadan olduğu gibi aynıyla Nakit para dışında belirlenmiş bir mal veya eşya olarak )


- AYNEN ile/||/<> AYNIYLA


- AYNEN ile/ve/||/<> HOMOJEN


- AYNEN ile/ve/||/=/<> KESİNLİKLE


- AYNEN ile/ve TAMAMEN

( EXACTLY vs./and COMPLETELY )


- AYNILAŞMAK ile AYN ile AYNA/LIK ile AYNİ ile AYNI/LIK ile AYNACI/LIK ile AYNALI ile AYNASIZ/LIK ile AYNİ HAK ile AYNA TAŞI ile AYNA TIRNAĞI ile AYNALI SAZAN ile AYNI ZAMANDA ile AYNALIK TAHTASI


- AYNINDAN değil AYNISINDAN


- AYNŞTAYN ile AYNŞTAYNİYUM

( Avagadro sayısıyla foton enerjisinin çarpımına eşit olan ve fotokimyada kullanılan bir ışık enerjisi birimi. İLE İlk kez, 1952'de, hidrojen bombası denemesinde keşfedilen, artık hızlandırıcılarda üretilen, aktinitler ailesinden, atom numarası 99, kütle numarası 244'ten 254'e kadar değişmekle birlikte, nötronlarla bombardımanı sonucunda, 15 nötronun peşi peşine U²38; çekirdeğine girmesinin ardından, 6.63MeV enerjili alfalar yayan, 20 gün yarılanma süreli, 253 kütle numaralı izotopu ve daha sonra Pu²39;'un termik nötronlarla bombardımanında, 1.1MeV enerjili betalar[Β¯] yayan, 36 saat yarılanma süreli, 200Μg-300Μg kadar 254 kütle numaralı radyoizotopları elde edilen yapay öğe. Simgesi: Es )

( EINSTEIN vs. EINSTEINIUM )

( EINSTEIN avec EINSTEINIUM )

( EINSTEIN mit EINSTEINIUM )


- AYRANLAŞMAK ile AYRAN ile AYRANCI/LIK ile AYRAN AĞIZLI/LIK ile AYRAN DELİSİ ile AYRAN GÖNÜLLÜ/LÜK ile AYRAN BUDALASI


- AYRI AYRI ile/||/<> AYRI BASIM ile/||/<> AYRI CİNSTEN ile/||/<> AYRI GAYRI ile/||/<> AYRI ÇANAK YAPRAKLILAR ile/||/<> AYRI TAÇ YAPRAKLILAR

( Birbirine benzemeyen diğerlerinden farklı Aynı yerde kalmayan Yanında birisi olmadan Bitişik olmayarak ayrılmış hâlde )


- AYRILABİLECEK OLAN ile/ve/||/<> AYRI OLABİLECEK OLAN


- AYRILACAK ZAMAN ve/||/<> VERİLECEK SELÂM

( Vefâ bilmeyene zaman ayrılmaz/ayrılmamalı. VE/||/<> Değer bilmeyene selâm verilmez. )


- AYRILIK ile/ve SON

( SEPERATENESS vs./and THE LAST/FINAL/END/RESULT )


- AYRILIKLARDA, UNUTABİLMEK İÇİN:
ZAMAN ile/ve/ya da BAŞKA BİRİ

( Ayrılıklar umutsuzluğa düşürmesin. Bir daha buluşmak için bir elveda gereklidir. )

( Buluşmak, dost olanlar için kaçınılmazdır. )


- AYRIM/FARK ile/ve/değil/||/<> ORAN


- FRACTIONAL DISTILLATION, FRACTIONATION[İng.] / DISTILLATION FRACTIONNÉE[Fr.] / FRAKTIONIERTE DESTILLATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL DAMITMA


- DIFFERENTIAL VOLTAGE GAIN[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GERİLİM KAZANCI


- HETEROGENEOUS FLUID[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIŞIK AKIŞKAN


- GAYR-İ MÜTECÂNİS[Osm.] / HETEROGENEOUS[İng.] / HÉTÉROGÈNE[Fr.] / HETEROGEN, UNGLEICHARTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIŞIK/HETEROJEN


- HETEROGENEOUS RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT HÉTÉROGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞIK IŞINIM


- AYRIŞIM[İng. SEPARATION] ile/||/<> MENDELİN BİRİNCİ YASASI: AYRIŞMA[İng. MENDEL'S FIRST RULE]

( Hücre bölünmesinin anafaz evresinde kromozom çiftlerinden her birinin zıt kutuplara çekilmesi. @@ Alellerin ayrışımı ilkesi olarak bilinir. Gregor Mendel'in her canlıda, her özelliğe ait, her bir genin iki adet aleli bulunduğunu ve bu alellerlerin üreme gözelerine eşit bir biçimde dağıldığını söyleyen yasa.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DECOMPOSITION PRESSURE[İng.] / PRESSION DE DÉCOMPOSITION[Fr.] / DEKOMPOSITIONSDRUCK, DISSOZIATIONSDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA BASINCI


- KUDRET-İ İNHİLÂL[Osm.] / DECOMPOSITION ENERGY, DISSOCIATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE DÉCOMPOSITION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA ENERJİSİ


- DECOMPOSITION VOLTAGE[İng.] / TENSION DE DÉCOMPOSITION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA GERİLİMİ


- EMSÂL-İ İNHİLÂL[Osm.] / DECOMPOSITION COEFFICIENT, DISSOCIATION CONSTANT[İng.] / COEFFICIENT DE DISSOCIATION, COEFFICIENT DE LA DISSOCIATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA KATSAYISI


- SÂBİT-İ İNHİLÂL[Osm.] / DECOMPOSITION CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE LA DISSOCIATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA SABİTİ


- TAHALLUL[Osm.] / DISSOCIATION, DECOMPOSITION[İng.] / DISSOCIATION, DÉCOMPOSITION[Fr.] / DISSOZIATION, DEKOMPOSITION, [Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA


- AYRIYET(T)EN değil AYRICA


- AYTA = HİTABE[Ar.] = DECLAMATION[İng.] = DÉCLAMATION/HARANGUE[Fr..] = DEKLAMATION[Alm.]

( Tumturaklı konuşma. | Resmî bir yerde, üst seviyedeki kişiler karşısında söylenen ve oldukça kısa olması gereken söylev. [AYTA VURGUSU / ACCENT ORATOIRE] )


- AYVA/LIK ile AYVAN ile AYVAZ/LIK ile AYVA TÜYÜ ile AYVA HOŞAFI ile AYVA REÇELİ ile AYVA GÖBEKLİ ile AYVA MARMELADI ile AYVA KOMPOSTOSU


- AYVAN ile/||/<> BALKON. (*ÇAYKARA -TRABZON)

( Balkon Çaykara Trabzon ayvān a sofa a portico open gallery verandah balcony on the top of the house for the benefit of the prospect and fresh air a palace Eskiden Türkçede yaygın olarak kullanılmışsa da bugün daha çok yerel ağızlarda eyvan olarak kalmıştır )

( AYVĀN )


- AZ ALICI ile/||/<> AZ AZ ile/||/<> AZ BUÇUK ile/||/<> AZ ÇOK ile/||/<> AZ DAHA ile/||/<> AZEL ile/||/<> AZ GELİŞMİŞ ile/||/<> AZ SONRA ile/||/<> AZAR AZAR ile/||/<> EN AZDAN ile/||/<> EN AZINDAN

( Nicelik nitelik güç süre sayı bakımından eksik çok karşıtı Alışılmış olandan umulandan veya gerekenden eksik olarak )


- AZ ANLAYAN ile ÇOK ANLAYAN


- AZ (")ÇALAN(") ile/>< (")ÇOK(") ÇALAN

( Hapse girer. İLE/>< "Kariyer yapar." )


- AZ ENERJİ ve/<> DÜZEN


- AZ VEREN değil/yerine ÇOK VEREN

( Candan. DEĞİL/YERİNE Maldan. )

( Az veren, canından; çok veren, malından olur. )

( Aldığımız, "kâr"; verdiğimiz, yarar! )


- AZ ile DAHA AZ TEHLİKELİ ile DAHA AZ ile KİRAYA VEREN

( LESS vs. LESS DANGEROUS vs. LESS THAN vs. LESSOR )

( کمتر ile کم خطر ile کمتر از ile موجر )

( KAMTAR ile KAM KHATAR ile KAMTAR AZ ile MOJER )


- AZA[Ar. < AʿŻĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜYE | ORGAN

( murahhas aza üye organ )


- AZALEA[İng.] ile/||/<> AZALÉE[Fr.] ile/||/<> RHODODENDRON[Lat.] ile/||/<> AZALIE[Alm.] ile/||/<> AZALIA[İt. < AZALEA] ile/||/<> AÇELYA[İt. < AZALEA]

( Ericaceae familyasından çok yıllık çalı şeklinde beyaz pembe krem rengi çiçekli saksılarda süs bitkisi olarak yetiştirilen bir cins )

( AZALEA )

( AZALÉE )

( AZALIE )

( RHODODENDRON )

( AZALEA )


- AZALTMAK ile AZALDI ile AZALAN

( DECREASE vs. DECREASED vs. DECREASING )

( کاهش يافتن ile کسر کردن ile نقصان يافتن ile کاست ile تخفيف يافتن ile کم کردن ile کاهش دادن ile نقص ile کم شدن ile تقليل ile کاستن ile تنزل ile کاسته ile نقصان )

( KANPASH YAFTAN ile KASAR KARDAN ile NAQSAN YAFTAN ile KAST ile TAKHOFYFE YAFTAN ile KAM KARDAN ile KANPASH DADAN ile NAQS ile KAM SHODAN ile تقليل ile KASTAN ile TANZEL ile KASTEH ile نقصان )


- ÂZAMÎ | EN YÜKSEK | MAKSİMUM ile/||/<> MAKSİMUM ile/||/<> MAXIMUM[İng.] ile/||/<> MAXIMUM[Fr.] ile/||/<> MAXIMUS[Lat.] ile/||/<> AM GROSSTEN[Alm.] ile/||/<> ÇOĞUN

( çoğun coğrafya matematik Verilen bir durum için elde edilebilecek en büyük değer Verilen değerlerin en büyüğü karşılık maksimum maximus en büyük Verilen bir durum için elde edilebilecek en büyük değer )

( MAXIMUM | MINIMUM )

( MAXIMUM | MINIMUM )

( AM GROSSTEN | MAXIMUM | MINIMUM )

( MAXIMUS: EN BÜYÜK | MAXIMUS )

( MASSIMO )

( ΜΈΓΙΣΤΟ / μέγιστο )


- ÂZAMÎ | EN YÜKSEK | MAKSİMUM >< MİNİMUM | ÇOĞUN

( bk. çoğun @@ (coğrafya, matematik) @@ Verilen bir durum için elde edilebilecek en büyük değer. @@ Verilen değerlerin en büyüğü. @@ @@(karşılık: maksimum), (Lat. maximus = en büyük) Verilen bir durum için elde edilebilecek en büyük değer. )

( MAXIMUM | MINIMUM~MINIMUM )

( MAXIMUM | MINIMUM~MINIMUM )

( MAXIMUS: EN BÜYÜK | MAXIMUS~MINIMUM )

( AM GROSSTEN | MAXIMUM | MINIMUM~MINIMUM )

( MASSIMO~MINIMO )

( ΜΈΓΙΣΤΟ / μέγιστο~ΕΛΆΧΙΣΤΟ / ελάχιστο )


- AZAP/AZAB[Ar. < ʿAZAB] ile/||/<> SEKBAN/SEGBAN[Fars. < SEGBĀN] ile/||/<> SİPAHİ/SİPAHİ[Fars. < SİPĀHĪ]

( Anadolu nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker İlk zamanlarda ordunun en ön safında duran gönüllü birlik Kalelerde kullanılan askerî sınıf )


- AZEOTROP KARIŞIM ile DİSTİLASYON

( Sabit kaynama noktasına sahip karışım. İLE Bileşenlerin kaynama noktalarına göre ayrılması. )


- AZERBAYCAN ile AZERİCE

( AZERBAIJAN vs. AZERBAIJANI )

( آذربيجان ile آذري )

( آذربيجان ile AZARY )


- AZIKLI = AZIĞI OLAN | YOKSULLARI DOYURAN


- AZINI AZIMSAMA!:
ATEŞ ve/||/<> DÜŞMAN ve/||/<> SAYRILIK ve/||/<> BİLGİ


- AZINLIK ile/ve/||/<> GÖÇMEN


- AZMAN ile/||/<> PAUTRE[Fr.] ile/||/<> BALKEN[Alm.]

( Kare biçimli başkesit alanı 20x20 cm ile 30x30 cm arasında değişen yapı kerestesi )

( PAUTRE )

( BALKEN )


- AZMÎN/ASTÉINE[Fr.] ile/değil/yerine/= KEMİK ÖZÜ


- AZO INDIKATOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= AZO İNDİKATÖRLERİ


- AZOT | NİTROJEN ile/||/<> NİTROJEN ile/||/<> AZOT

( Azot Azot kimya Fırın atmosferlerinde çok kullanılan kokusuz dingin bir gazın elementi A A 14 00 A S 7 Atom ağırlığı 14 0067 atom numarası 7 kimyasal simgesi N olan hava hacminin 80 ini canlı organizmanın protein maddelerinin 16 sını oluşturan renksiz ve kokusuz bir gaz nitrojen Atmosferde 80 oranında bulunan kimyasal simgesi N olan renksiz kokusuz ve lezzetsiz çift atomlu soy gaz nitrojen Protein nükleik asit gibi bazı önemli moleküllerin yapısında yer alarak hücrenin yaşamasında önemli rol oynar )

( NITROGEN )

( NITROGÈNE )


- NITROGENATION[İng.] ile/değil/yerine/= AZOTANDİRMA


- B-SCAN[İng.] / BALAYAGE-B[Fr.] ile/değil/yerine/= B TARAMA


- B ve/||/<>/> İSİM ve/||/<>/> ALLAH ve/||/<>/> RAHMAN ve/||/<>/> RAHİM

( İle VE/||/<>/> Adı VE/||/<>/> Allah'ın VE/||/<>/> Doğa VE/||/<>/> Tasavvur
[Allah'ın, doğa ve tasavvur adı ile...] )


- B12 ve/||/<>/< HOLOTRANSKOBALAMİN


- B12'DE:
SİYANA KOBALAMİN ile/<> METİL KOBALAMİN


- A/AN[Yun.] ile/||/<> ANTİ[Yun.] ile/||/<> Bİ/BİS[Lat.] ile/||/<> DE/DES[Fr.] ile/||/<> DİS[Yun.] ile/||/<> EX[Lat.] ile/||/<> EXO[Lat.] ile/||/<> EPİ[Yun.] ile/||/<> FOS[Yun.] ile/||/<> GEO( >JEO)[Yun.] ile/||/<> HETER/O[Yun.] ile/||/<> HYPO(HİPO)[Yun.] ile/||/<> HYPER(HİPER) ile/||/<> HYDRO(HİDRO)[Yun.] ile/||/<> HOMO[Yun.] ile/||/<> İL/İN ile/||/<> İNTER[Lat.] ile/||/<> İZO[Yun.] ile/||/<> COZMO(KOZMO)[Yun.] ile/||/<> KONTRA[İt.] ile/||/<> KO/KOL/KOM/KON[Lat.] ile/||/<> MAKRO[Yun.] ile/||/<> MİKRO[Yun.] ile/||/<> MONO[Yun.] ile/||/<> NEO[Yun.] ile/||/<> OTO[Yun.] ile/||/<> PAN[Yun.] ile/||/<> PAR/PARA[Yun.] ile/||/<> POLİ[Yun.] ile/||/<> PRE[Fr.] ile/||/<> PRO[Yun.] ile/||/<> RE[Lat.] ile/||/<> SYN/SYM/SEM[Yun.] ile/||/<> SÜR[Lat.] ile/||/<> TELE[Yun.]

( ANTİ-...

- Antiaging/anti-aging: Genç kalma, yaşlanmayı önleme; yaşlanmayı önleyici.

- Antialerjik: Duyarca önleyici/giderici.

- Antidepresan: Çökkünlük giderici.

- Antidiüretik: Sidik/idrar kesici.

- Antidiyabetik: Şeker düşürücü.

- Antidot(e): Panzehir.

- Antiemetik: Kusma önleyici.

- Antienfeksiyöz/antienfektif: Bulaş önleyici/giderici.

- Anti-enflamatuvar: Yangı giderici.

- Antiflojistik: Yangı giderici.

- Antifungal: Mantar giderici/karşıtı.

- Antihelmintik: Solucan kıran/giderici.

- Antihemorajik: Kanama kesici/önleyici.

- Antihipertansif: Kan basıncı düşürücü.

- Antikoagülan: Pıhtı önleyici/çözücü.

- Antikodon: Karşıt şifre.

- Antikonsepsiyonel: Gebelik önleyici.

- Antikonvülzif: Nöbet önleyici.

- Antimalarial: Sıtma ilacı.

- Antimikotik: Mantar ilacı/karşıtı.

- Antineoplastik: Kanser ilacı.

- Antinevraljik: Sinir ağrısı dindirici.

- Antiparaziter: Asalak karşıtı/ilacı.

- Antipiretik: Ateş düşürücü.

- Antiproliferatif: Çoğalım önleyici.

- Antiprüritik: Kaşıntı giderici.

- Antisekretuvar: Salgı önleyici.

- Antisepsi: Arıtım, bulaş giderici.

- Antiseptik: Arıtkan, bulaş gideren.

- Antispazmodik: Kasılım çözücü.

- Antistres: Gerilim giderici/önleyici.

- Antite: Özgün durum.

- Antite morbid: Sayrılıklı özgün durum.

- Antitermik: Isı/sıcaklık düşürücü.

- Antitussif: Öksürük kesici/önleyici.

- Antivertijinöz: Baş dönmesi önleyici. )

( Yok/luk. [ametal | amorf | aritmik] [analjezi | anestezi | anonim]

İLE/||/<>

Karşıt. [antibiyotik | antipatik | antitez]

İLE/||/<>

Çift, tekrar. [binok | bisiklet]

İLE/||/<>

Olumsuzluk.[demode | deforme | deşifre]

İLE/||/<>

Olumsuzluk ve güçlük. [diskalifiye | dismorf | disfonksiyon]

İLE/||/<>

Dışı, dışında, ...-dan başka. [exporte | expresyonizm | expresyon]

İLE/||/<>

Dışarıdan, dıştan bakılınca. [exotermik | exotizm]

İLE/||/<>

Üzerinde. [epiderm | epigrafi]

İLE/||/<>

Işık, parıltı. [fosfat | fosfor]

İLE/||/<>

Yerle ilgili ön ek. [jeofizik | jeoloji/jeolog]

İLE/||/<>

Öteki, öbür, başka. [heterojen | heterozigot]

İLE/||/<>

Aşağı, alt, daha alt. [hipoderm | hipotenüs | hipotez]

İLE/||/<>

Üstünde, aşırı, yukarı, dışında. [hipertansiyon]

İLE/||/<>

Su, suyla ilgili. [hidrosefali | hidrografi | hidrojen]

İLE/||/<>

Eş, benzer. [homojen | homonim | homolog]

İLE/||/<>

-dan yoksun. [illegal] [indirekt | inorganik]

İLE/||/<>

Ara, arası. [internasyonal | interpol]

İLE/||/<>

Eşitlik. [izobar | izotop | izoterm]

İLE/||/<>

Evren. [kozmogami | kozmopolit | kozmoloji]

İLE/||/<>

Karşı, aksi yönde. [kontrast | kontgerilla | kontratak]

İLE/||/<>

Birlik, beraberlik. [koalisyon | koleksiyon | konferans

İLE/||/<>

Büyük, geniş. [makrosefal | makrostopi]

İLE/||/<>

Küçük. [mikrofilm | mikrometre | mikrofon]

İLE/||/<>

Bir, tek. [monarşi | monolog | monopol]

İLE/||/<>

Yeni. [neolitik]

İLE/||/<>

Kendi, kendiliğinden. [otobiyografi | otopsi | otokritik]

İLE/||/<>

Bütün, birlik. [panorama | pankreas]

İLE/||/<>

Boyunca, karşı, üstünde, yanında. [paragraf | paralel]

İLE/||/<>

Çok. [poliandri | poliklinik]

İLE/||/<>

İlk, önceki, birinci. [prefabrik | prematüre]

İLE/||/<>

İleride, önde. [prolog | prova | prototip]

İLE/||/<>

Yeniden, tekrar, geri döndürmek. [reaksiyon | redaktör]

İLE/||/<>

Birlikte. [simetri | senfoni | sempati]

İLE/||/<>

Süper, üstünlük. [sürmenaj]

İLE/||/<>

Uzak, ırak. [teleferik | telefon | telepati] )


- BÂB-I ÂLİ/HÜMÂYUN ile/ve/||/<> BÂB-I ÂSÂFÎ ile/ve/||/<> BÂB-I MEŞÎHAT ile/ve/||/<> BÂB-I SERASKERÎ ile/ve/||/<> BÂB-I DEFTERÎ

( Sultan kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Sadrazam kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Seyhülislâm kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Genelkurmay başkanlığı kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Maliye kapısı/makamı. )


- BABA:
EVE, "EKMEK" GETİREN ile/ve/değil/||/<> SEVGİSİNE, EMEK VEREN


- BABA ile KAYINPEDER ile BABALIK ile BABASIZ ile BABACAN ile BABALAR

( FATHER vs. FATHER IN LAW vs. FATHERHOOD vs. FATHERLESS vs. FATHERLY vs. FATHERS )

( اب ile ابو ile پدر روحاني ile آقا جان ile پدري کردن ile والد ile پدر ile ابوي ile پدر زن ile پدري ile بي پدر ile پدروار ile پدرانه ile آباء )

( AB ile ABO ile PEDAR ROHANY ile AGA JAN ile PEDARY KARDAN ile والد ile PEDAR ile ابوي ile PEDAR ZAN ile PEDARY ile BEY PEDAR ile PADRAVAR ile PADRANEH ile ABA )


- BABAAN[Tr. < BABA + Fars. -ĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABAYAN

( Hacı Bektaş Veli nin hiç evlenmediğine dervişlerin onun manevi veya yol evladı olduğuna inanan ve bu sebeple ömür boyu bekâr yaşayan Bektaşilik kolu Babalar Babagân )


- BABACAN[Tr. < BABA + Fars. CĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABACAN

( Olgun hoşgörülü iyi kalpli güvenilir erkek babayani )


- BABAGA, BABBAGA[Ar. < BABAĠĀ, BABBAĠĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> PAPAĞAN

( papağan anahtarı papağanyemi Papağangillerden tırmanıcı eğri gagalı pek çok türü bulunan insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı dudu Duyduklarını düşünmeden olduğu gibi tekrarlayan kimse )


- BABAGÂN[Tr. < BABA + Fars. -GĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABAYAN


- BABALAR:
KAHRAMAN ve/||/<> İLK ÂŞIK OLUNAN


- BABAYAN ile/||/<> BABALAR


- BABOUİN[Fr. < BABOUIN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABUN

( Yerde yaşayan köpeksi iri yarı etçil bir maymun türü )


- BABUN ile HAMADRYAS BABUNU


- BABUN ile ZEYTİN BABUNU


- BACH ve MENDELSON


- BACK TO BACK[İng.] ile/||/<> DOS À DOS[Fr.] ile/||/<> RÜCKEN AN RÜCKEN[Alm.] ile/||/<> SIRT SIRTA

( Alıştırmalarda eşlerin birbirlerine sırtlarını dönmesi )

( BACK TO BACK )

( DOS À DOS )

( RÜCKEN AN RÜCKEN )


- BACKGROUND NOISE, GROUND NOISE, HUM, HUMMING NOISE, NOISE RIPPLE, BUZZ[İng.] ile/||/<> BRUİT DE FOND (DE SOUFFLE), "HUM"[Fr.] ile/||/<> GRUNDGERÄUSCH, GRUNDRAUSCHEN, RAUSCHTON, BRUMM(TON), EINGENRAUSCHEN[Alm.] ile/||/<> UĞULTU

( Sinema 1 Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü Sinema TV 2 Okumada yükselteçten ileri gelen gürültü 3 Elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü TV 4 Televizyonda elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi )

( BACKGROUND NOISE, GROUND NOISE, HUM, HUMMING NOISE, NOISE RIPPLE, BUZZ )

( BRUIT DE FOND (DE SOUFFLE), "HUM" )

( GRUNDGERÄUSCH, GRUNDRAUSCHEN, RAUSCHTON, BRUMM(TON), EINGENRAUSCHEN )


- BACKGROUND :/yerine ARKA PLAN


- BACON ile BACON


- BADAL ART:
UÇ ile/||/<> BARSGAN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Uç ile Barsgân arasındaki bir dag geçidi. )


- BADEM ile KARGADELEN

( ... İLE Kabuğunun çok gevrek olması dolayısıyla kolay kırılan bir tür badem. )


- BADİNCAN | PATLICAN[Ar. < BÂDİNCÂN] ile/||/<> PATLICANGİLLER

( (botanik) @@ Patlıcangiller (Solanaceae) familyasından, çiçekleri tekli, uzun, yuvarlaksı, mor ya da siyahımsı bakka tipi meyveleri olan ve kültürü yapılan, tek yıllık, otsu bitki. )

( EGG PLANT~NIGHTSHADES )

( AUBERGINE | SOLANACÉES~SOLANACÉES )

( SOLANUM MELONGENA | SOLANACEAE~SOLANACEAE )

( EIERPFLANZE~NACHTSCHATTENGEWÄCHSE )

( MELANZANA~SOLANACEE )

( ΜΕΛΙΤΖΆΝΑ / μελιτζάνα~ΣΟΛΑΝΏΔΗ / σολανώδη )


- BADİNCAN | PATLICAN ile/||/<> PATLICAN[Ar. < BÂDİNCÂN]

( botanik Patlıcangiller Solanaceae familyasından çiçekleri tekli uzun yuvarlaksı mor ya da siyahımsı bakka tipi meyveleri olan ve kültürü yapılan tek yıllık otsu bitki )

( EGG PLANT )

( AUBERGINE | SOLANACÉES )

( EIERPFLANZE )

( SOLANUM MELONGENA | SOLANACEAE )

( MELANZANA )

( ΜΕΛΙΤΖΆΝΑ / μελιτζάνα )


- BÂDİNCÂN[Ar.] ile BÂDİNGÂN[Ar.]

( Patlıcan. )


- BADİNCAN[Ar. < BĀDİNCĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> PATLICAN

( patlıcan böreği patlıcan ezmesi patlıcan inciri patlıcan kebabı patlıcan kızartması patlıcan oturtması patlıcan salatası top patlıcan bostan patlıcanı denizpatlıcanı kemer patlıcanı Patlıcangillerden kalın saplı uzunca yapraklı otsu bitki Solanum melongena Bu bitkinin sebze olarak kullanılan mor renkli uzunca veya toparlak ürünü )


- BADMİNTON[İng. < BADMINTON] ile/değil/yerine/=/||/<> BADMİNTON

( tüytop )


- BADMİNTON ile/değil/yerine/= TÜYLÜ TOP


- BAĞ/BAG[Fars. < BĀĠ] ile/||/<> BOSTAN/BUSTAN[Fars. < BŪSTĀN] ile/||/<> EVLEK/EVLEK[Yun. < ] ile/||/<> MEZRA/MEZRA[Ar. < MEZRAʿ]

( bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağ böceği bağ çubuğu bağkesen Karabağlar Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası çubukluk Meyve bahçesi )


- BOND ORDER[İng.] / ORDRE DE LIAISON[Fr.] / BINDUNGSORDNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ DERECESİ


- BAĞ DOKU YANGISI | FLEGMON ile/||/<> FLEGMON[Fr. < PHLEGMON]

( Dokuların intersitisyumlarının sınırsız veya yaygın irinli yangısı nefha Fazla miktarda hiyaluronidaz ve fibrolizin üreten bazı streptokok türü bakterilerce oluşturulur ve çabuk yayılma eğilimindedir )

( PHLEGMON )

( PHLEGMON )


- BOND STRENGTH[İng.] / FORCE DE LIAISON[Fr.] / BINDEKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ KUVVETİ


- BONDING ORBITAL[İng.] / ORBITE ÉLECTRONIQUE COMMUNE[Fr.] / GEMEINSAME ELEKTRONENBAHN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ ORBİTALİ


- BAĞA[İng. BAGA] ile/||/<> ANAPSİT[İng. ANAPSID] ile/||/<> APOSEMATİZM[İng. APOSEMATISM] ile/||/<> KİTİN[İng. CHITIN] ile/||/<> SICAKLIĞA BAĞLI CİNSİYET TESPİTİ (TSD)[İng. TEMPERATURE-DEPENDENT SEX DETERMINATION]

( Bazı omurgasızların ve az sayıda da omurgalıların gövdelerinin en dışında yer alan sert örtü ya da üst kabuk. Kemikten ya da selüloza benzer bir madde olan kitinden oluşur. Böceklerde ve öteki omurgasızlarda bu üst kabuk, dış iskeletin bir bölümünü oluşturur. Kaplumbağa gibi omurgalılarda ise koruyucu görevi görür. @@ Temporal boşluklara sahip olmayan kafatası tiplerini bulunduran omurgalı grubudur. Evrimsel olarak sürüngenlerin en eski alt sınıfı oldukları düşünülür. Paleontolojik olarak bu kafatası tiplerinin izleri Karbonifer Devri'nde 350 milyon yıl kadar geriye sürülebilir. Günümüzdeki kaplumbağalar ve Captorhinus cinsi gibi birçok soyu tükenmiş sürüngen bu tipte kafatasıya sahiptir. @@ Uyarıcı renklenme olayıdır. Zehirli ya da av olan türlerin parlak renklerinin ya da çarpıcı desenlerinin avcılar için uyarıcı olarak iş görmesi olarak da bilinir. Çarpıcı renkleri olan zehirli kurbağalar buna bir örnektir. Bu türlere aposematik türler de denir. @@ Eklembacaklıların dış iskeletinin oluşmasında kullanılır ve mantarlarda göze çeperini oluşturan polisakkarittir. Bilindiği kadarıyla doğada en çok bulunan ikinci polisakkarittir. Kitin, sağlam ve elastik bir madde olduğu için tıp alanında cerrahi iplerde kullanıma uygundur. Yaralar iyileşirken kitin yavaş bir biçimde ayrışır ve dağılır. Kitinden tıp, tarım ve endüstri gibi pek çok alanda faydalanılmaktadır. @@ Canlının cinsiyeti ortam sıcaklığına göre belirlenir.Timsahların tamamı, çoğu kaplumbağa, bazı kertenkeleler; embriyonik gelişmenin kritik bir döneminde yumurtaların inkübasyon sıcaklıklarına göre cinsiyetleri belirlenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BAĞAN ile/||/<> ...

( vakti gelmeden ölü doğan yavru düşük ölü doğan kuzunun derisi Ağızlarda bağana olarak da geçer İçine peynir konulan kuzu veya oğlak derisi anlamında da kullanılır bagana kuzu derisi kuzu kürkü Kökenini bilmiyoruz Çağdaş diyalektlerde yeni doğan kuzu veya oğlak derisine eltiri eltir adı verilir eltiri Blk eltir Balkarlar kuzu derisine körpe adını da verirler iltir Orta Türkçede eldiri eldri olarak geçer körpe )


- BAGBAN[Fars. < BĀĠBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞBAN

( Bağ veya bahçe bekçisi bahçıvan )


- BAGÇEVAN[Fars. < BĀĠÇEVĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAHÇIVAN

( bahçıvan çorbası bahçıvan kebabı Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla uğraşan kimse bağban Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse bağban )


- DIFFUSION HOMOGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIK DİFÜZYON


- DIFFUSION INHOMOGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIK OLMAYAN DİFÜZYON


- ZUSAMMENHANGSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIKLIK


- RELATIVE STOPPING POWER[İng.] / POUVOIR D'ARRÊT RELATIF[Fr.] / RELATIVES BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL DURDURMA GÜCÜ


- RELATIVE ATTENUATION[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞIL SÖNÜMLEME


- RELATIVE STANDART DEVIATION[İng.] / RELATIVE STANDART ABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL STANDART SAPMA


- [ne yazık ki]
BAĞIMLI ile/değil TUTKUN


- BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN ile/ve BAĞIMLI DEĞİŞKEN

( Tanım aralığı. İLE/VE Değer aralığı. )


- BAĞIMSIZLIK ile BAĞIMSIZLIK HAREKETİ ile BAĞIMSIZLIK ARAYAN ile BAĞIMSIZ ile BAĞIMSIZ OLARAK

( INDEPENDENCE vs. INDEPENDENCE MOVEMENT vs. INDEPENDENCE SEEKER vs. INDEPENDENT vs. INDEPENDENTLY )

( استقلال ile عدموابستگي ile خودکفايي ile ناوابستگي ile جنبش استقلال طلب ile استقلال طلب ile ناوابسته ile قطع نظر کردن ile مستقل ile مطلق ile مستقلا ile بالاستقلال )

( ESTEGHALAL ile ADAMVABASTGY ile خودکفايي ile ناوابستگي ile JONBASH ESTEGHALAL TALAB ile ESTEGHALAL TALAB ile ناوابسته ile GHATE NAZAR KARDAN ile MOSTEGHAL ile MOTALGH ile MOSTEGHALA ile بالاستقلال )


- BAĞINTI/KORELASYON[Fr. < CORRÉLATION] ile/||/<> BAĞINTI/İZAFET[Ar. < İŻĀFET] ile/||/<> BAĞINTILI/İZAFİ[Ar. < İŻĀFĪ] ile/||/<> BAĞINTILILIK/İZAFİYE[Ar. < İŻĀFİYYE] ile/||/<> BAĞINTILILIK/İZAFİYET[Ar. < İŻĀFİYYET] ile/||/<> BAĞINTILI/RÖLATİF[Fr. < RELATIF] ile/||/<> BAĞINTICI/RÖLATİVİST[Fr. < RELATIVISTE] ile/||/<> BAĞINTILILIK/RÖLATİVİZM[Fr. < RELATIVISME] ile/||/<> BAĞINTILILIK/RÖLATİVİTE[Fr. < RELATIVITÉ]


- BAĞIRAN değil/yerine/>< BAĞIRMAYAN

( Değeri yüksek olmayan mal satanlar. DEĞİL/YERİNE/>< Değeri yüksek olan mal ve/ya da hizmet sunanlar. )

( İşportacı, eskici. DEĞİL/YERİNE/>< Kuyumcu/sarraf. antikacılar. )

( "Pop", "rock" vb. müzikçiler. DEĞİL/YERİNE/>< Sanat müziği/klasik müzik vb. söyleyen ve dinleyenler. )


- BAĞIRSAK TIXANLIĞI[Azr.]/ENSEDADE ROODE[Fars.]/İŞEKTİÑ BİTELUI[Kazak.]/INTESTINAL OBSTRUCTION[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞIRSAK TIKANIKLIĞI


- BAĞIŞ ile/||/<> İHSÂN ile/||/<> LÜTÛF ile/||/<> HİMMET ile/||/<> KEREM ile/||/<>
İNÂYET ile/||/<> İLTİFAT ile/||/<> ATÂ ile/||/<> ATIFET ile/||/<> HÎBE


- IMMUNIZATION[İng.] / IMMUNISATION[Fr.] / IMMUNISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIŞIKLAMA


- BAĞIŞIKLIK/İMMÜN ile ÖZBAĞIŞIKLIK/OTOİMMÜN

( Gövdenin savunma düzenine ait olan terim. İLE Gövdenin kendi dokularına karşı savunma geliştirdiği durumlar. )


- BAĞIŞLAMA/GUFRAN[Ar. < ĠUFRĀN] ile/||/<> BAĞIŞLAMA/MAĞFİRET[Ar. < MAĠFİRET]


- BAĞIŞLAYAN ile/ve/değil ESİRGEYEN


- BAĞKESEN -ile

( Makaslıböcek. )


- BAĞLAÇ = CONJUNCTION[İng.] = CONJONCTION[Fr.] = KONJUNKTION[Alm.] = CONGIUNZIONE[İt.] = CONJUNCIÓN[İsp.] = COPULA[Lat.]


- BAĞLAMA SAPINDA:
KISA ile UZUN

( )


- BAĞLANMAK ile DOĞUŞTAN

( CONNATE vs. CONNATURAL )

( مادزادي ile هم خو )

( مادزادي ile هم خو )


- BOUND ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON LIÉ[Fr.] / GEBUNDEN-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞLI ELEKTRON


- BAĞRIKARA ile/||/<> KUYRUKKAKAN

( Bir tür iskete kuşu Saxicola torquata @@ Kara tavukgillerden böcek ve meyve ile beslenen küçük ötücü bir kuş Saxicola )

( SAXICOLA TORQUATA cum/||/<> SAXICOLA RUBICOLA cum/||/<> SAXICOLA MAURUS cum/||/<> SAXICOLA RUBETRA cum/||/<> SAXICOLA cum/||/<> SAXICOLA TORQUATUS cum/||/<> SAXICOLA CAPRATA )


- BAĞY/İSYAN[Ar.] ile/değil/yerine/= BAŞKALDIRI

( Azgınlık, zulüm, isyan. | İstemek, talep etmek. | Yaranın şişmesi. | Yağmurun şiddetle yağması. )


- BAHADIR[Fars. < BAHADUR]" ile/ve/||/<>/< "TOSUN"

( Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan ya da yiğitlik gösteren kişi. @@ Danalıktan yeni çıkmış genç boğa. | Sağlıklı, tıknaz delikanlı. )


- BAHÂR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN] ile BAHÂR ile BAHHÂR[Ar. < BAHR]

( Kışla yaz arasındaki mevsim. İlkyaz. [22 Mart - 21 Haziran arasıdır] İLE Güzellik. | Güzel. | Sığırgözü, papatya, sığır papatyası, sarı papatya. | Put, sanme, çelîpa. | Atılmış pamuk. | Ölçek. | Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şeyler. İLE Denizci, gemici. )


- BAHAR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN] ile BAHAR[Ar. çoğ. BAHARAT]

( [Kuzey yarımküre için] 21 Mart'ta, gündüz-gece eşitliğiyle başlayarak, 22 Haziran'da, gündönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim, ilkyaz. | Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. | Gençlik çağı. İLE Yiyecek ve içeceklere, hoş koku ve tad vermek için kullanılan kurutulmuş ve öğütülmüş bitkiler. )

( BAHARİYE: Divan Edebiyatı'nda, bahar betimlemesi ile başlayan kaside. )

( BİBERİYE: Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, yaprakları hoş kokulu bir bitki. [Lat. ROSMARINUS OFFICINALIS] )


- BAHARINDAN" değil BAĞRINDAN


- BAHÇE ile BAHÇE BALZAMI ile BAHÇE MİSK ile BAHÇE PETUNYASI ile BAHÇE ADAÇAYI ile BAHÇE ÖTLEĞENİ ile BAHÇIVAN ile BAHÇIVANLIK ile BAHÇELER

( GARDEN vs. GARDEN BALSAM vs. GARDEN CLARY vs. GARDEN PETUNIA vs. GARDEN SAGE vs. GARDEN WARBLER vs. GARDENER vs. GARDENING vs. GARDENS )

( جاليز ile غنا ile بستان ile بوستان ile باغ ile حديقه ile باغستان ile درخت کاري کردن ile باغباني کردن ile گل حنا ile مرموک ile گل اطلسي ile مريم گلي ile آلوچه خورک ile باغبان ile سبزيکاري ile باغباني ile بساتين ile رياض )

( JALYZ ile GHENA ile BASTAN ile BOSTAN ile BAGH ile حديقه ile BAGHASTAN ile DARKHT KARY KARDAN ile BAGHABANY KARDAN ile GOL HENA ile MARMOK ile GOL ATELSY ile MARYM GOLY ile ALUCHEH KHORK ile BAGHABAN ile SABZYKARY ile BAGHABANY ile بساتين ile رياض )


- BAHÇIVAN[Fars. < BÂGÇEVÂN] ile/||/<> BAHÇEYE BAKAN KİMSE

( bahçeye bakan kimse Az bağçıvan esk bahçe yetiştiren bāġçivān a gardener bāġça a garden bān vān keeper guardian Anadolu ağızlarında bağman da bağ bekçisi olarak geçer bağman Türkçe bağ üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu yer bahçe biçiminde Farsça ġ sesi ğ olarak saklanmıştır Buna karşılık bahçıvan biçiminde bu ses hye dönüşmüştür Türkçe bahçe bāġça biçiminde olduğu gibi Rumcaya μπαξεβάνης olarak geçmiştir Andriotis EL218 )

( BĀĠÇIVĀN~BĀĠÇA )

( BAĞÇIVAN[Az.] )


- BAHÇIVAN[Fars.] < BÂĞÇEVÂN

( Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kişi. | Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kişi. )


- bahreyn[Ar.] ile Bahreyn[Ar.]

( İki deniz. [Basra Körfezi ile Hint Denizi. / Akdeniz ile Hint Denizi. / Karadeniz ile Hint Denizi.] | İki büyük esas, temel şey. İLE Basra Körfezi'nde yer alan bir ada ülkesi. )


- BAHREYN ile BAHREYNLİ

( BAHRAIN vs. BAHRAINIAN )

( بحرين ile بحريني )

( BAHARYNE ile بحريني )


- BAHREYN ve/<> KUR'ÂN-I KERÎM MÜZESİ

( Bahreyn'in başkenti Mename'de bulunan İslâm Merkezi'nde, Bait Al Quran[Kur'ân-ı Kerîm Müzesi] bulunmaktadır. [Başta Türkiye olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinden getirilen ve çoğu el yazması olan Kur'ân'lar sergilenmektedir.][Gutenberg'in, matbaayı bulmasından sonra basılan ilk Kur'ân-ı Kerîm de bu müzede bulunmaktadır.] )


- BAHS[Ar.] ile NUKSÂN[Ar.]


- BAHŞİŞ[Ar.] ile ARMAĞAN

( ATİYYE/RİFD[çoğ. ERFÂD/RUFÛD] ile HEDİYE )

( DÂD ile PÎŞ-KEŞ[Türkçe'de PEŞKEŞ şeklinde galat olarak kullanılmıştır.] )

( TIP vs. PRESENT )


- BÂHTE[Ar. < BÂHTEN][Fars.] ile BAHTE[Fars.]

( Oynamış, oyunda yutulmuş/ütülmüş kişi. İLE Besili, semiz koyun. | Burulmuş, üç yaşında koç. )


- BAÎM[Ar.] ile BÂİN[Ar.]

( Put, heykel. İLE Dibi geniş kuyu, bostan kuyusu. )


- BAIN[Fr.] ile/||/<> BAD[Alm.] ile/||/<> HAMAM[Ar. < HAMMÂM]

( Mimarlık 1 Halkın yıkanma gereksinmesini karşılayan mimarlık yapıtı 2 Evlerde yıkanmaya aynlan küçük oda banyo )

( BAIN )

( BAD )


- BAKALİT ile/||/<> BAKALIT[BAKÉLITE TESCILLI MARKA ADINDAN]

( kimya Örnek hazırlamada ve kalıplamada kullanılan fenol ve formaldehitten oluşturulmuş ısıl katılaşma gösteren plastik özdek )

( BAKÉLITE )

( BAKÉLITE )

( BAKELIT )


- BAKAN ile/||/<> İCRA VEKİLİ


- BAKAN/BAQAN ile BAKAN/BAQAN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yüzük.[pirinç] İLE Gerdanlık.[pirinç] )

( ALTUN BAKAN/ALTUN BAQAN: Altın yüzük. )