Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 11.561 başlık/FaRk ile birlikte,
11.561 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(44/48)


- UNUTUL/UR / UNUTURUZ / UNUTURUM / UNUTURSUN değil/yerine/></<
YAZMAZSAK/YAZMAZSAM/YAZMAZSAN UNUTULUR/UNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN


- SAN/UNVAN ve/||/<> ALTES[Fr. < ALTESSE]

( ... VE/||/<> Prens ve prenseslere verilen onur unvanı. | Bu unvanı taşıyan kişi. )


- UNVAN ile İTİRAZ SAHİBİ

( APPELLATION vs. APPELLEE )

( وجه تسميه ile مستانف عليه )

( وجه تسميه ile مستانف عليه )


- UNVAN[Ar.]/AYAG [divanlugatturk]/TITRE[Fr.] değil/yerine/= SAN


- UNVAN ile UNVANLI ile UNVANSIZ/LIK


- UPON :/yerine ÜZERİNDE


- UPREGULATION/UPREGULATION[İng.] değil/yerine/= ARTARAK DÜZENLENİM


- UPUYGUN = MUTABIK = ADEQUAT[İng.] = ADÉQUAT[Fr.] = ADÄQUAT[Alm.] = ADEQUATUS[Lat.] = ADECUADO/DA[İsp.]


- UPUZUN


- URANÜS ile/||/<> GEZEGEN

( Uranüs gezegeninin keşfi )

( William Herschel tarafından 1781 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1738-1822) (Ülke: Almanya-İngiltere) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Uranüs gezegeni, kızılötesi ışınlar) )


- URBA ile URBAN ile URBALI ile URBASIZ/LIK ile URBANİZM


- URBAN :/yerine KENTSEL


- URBAN ile URBANİZM

( Çöl arapları, bedevî. İLE Mimarlığın, şehir düzeniyle uğraşan kolu. [URBANİST] )


- ÜRDÜN ile/ve/<> AMMAN

( ... İLE/VE/<> Ürdün'ün başkenti. )

( ... İLE/VE/<> Tarihi, 5500 yıl önceye uzanan Amman [eski adıyla Rabbat Ammon], Filistin'de uzun süre yarı göçebe yaşayan bir Sami halkı olan Amman Oğulları'nın, M.Ö. XII. yy.'da, Maab'ın kuzeyinde, yedi tepe üstünde kurdukları krallığın da başkentiydi. Sonraları, Asur, Bâbil ve Pers egemenliği altına girmiştir. Ardından da İskender ve Roma devirlerini yaşamıştır. 2000 yıl önce, Philedelphia olarak da adlandırılmıştır. )


- ÜRDÜN ile ÜRDÜN

( JORDAN vs. JORDANIAN )

( اردن ile اردني )

( ORDAN ile اردني )


- ÜREME ÖRGENLERİ = ÂLÂT-I TENASÜLÎYE = ORGANES DE LA REPRODUCTION


- ÜREME = TENASÜL, TENÂSÜL = REPRODUCTION


- ÜREMİ[Fr. < Yun. URON: Sidik. | HAİMA: Kan.]

( Ürenin, sidikle çıkmayıp kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalık. )


- ÜRETİLEBİLMEK ile ÜRETİM/LİK ile ÜRETİŞ ile ÜRETİCİ/LİK ile ÜRETİMSEL ile ÜRETİCİ ALAN ile ÜRETİM BANDI ile ÜRETİM ARTIĞI ile ÜRETİM BİÇİMİ ile ÜRETİM GÜÇLERİ ile ÜRETİM ARAÇLARI ile ÜRETİM İLİŞKİLERİ ile ÜRETİM KOOPERATİFİ ile ÜRETİCİ OLMAYAN ALAN


- ÜRETTİĞİNİ TÜKETEN ile/ve/yerine/<> TÜKETTİĞİNDEN ÜRETEN


- URGAN ile/ve HALAT ile/ve PALAMAR/YUNA

( Keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma nesnelerinden yapılan, ince halat. [Sicimlerin üç-beşinin biraraya getirilmesiyle.] İLE/VE Urganların biraraya getirilmesiyle. İLE/VE Halatların biraraya getirilmesiyle. )

( Matta, Markos ve Luka İncil'lerinin, "Zengin birinin cennete gitmesi, bir devenin iğne deliğinden geçmesinden daha zordur" biçimindeki ünlü sözleri büyük olasılıkla yanlış bir çeviridir. "Kalın halat" anlamına gelen Aramca "gamta" sözcüğü, "deve" anlamına gelen "gamla" sözcüğüyle karıştırılmıştır. )

( RESEN[Fars.]: İp, urgan, halat. )


- URGAN ile URGANCI/LIK


- ÜRTİKER[Fr. < Lat.] değil/yerine/= KURDEŞEN

( Ciltte, çeşitli nedenlerle oluşan, kaşıntılı döküntüler. )


- ÜRÜN ile/ve/> DİZGESELLİK


- ÜRÜN ile/değil EDİM


- ÜRÜN ile/ve/||/<> PARÇA


- ÜRÜN ile ÜRÜNLÜ ile ÜRÜNSÜZ/LÜK ile ÜRÜN YELPAZESİ


- ÜRÜN ile/ve/<> YAPIT ile/ve/<> MEYVE


- URYAN/[Ar.] değil/yerine/= ÇIPLAK/YALINCAK


- ÜRYAN ile ÜRYANİ ile ÜRYANİ ERİĞİ


- US = AKIL = REASON[İng.] = RAISON[Fr.] = VERNUNFT[Alm.] = RATIO[Lat.] = RAZON[İsp.]


- US ile ZİHİN

( REASON vs. MIND )


- UŞAK ile MEHTER[Fars. < MİH-TER | çoğ. MİHTERÂN]

( ... İLE Mehterhane takımında görevli kişi. | Osmanlılar'da, çalardıra bakan uşak. )


- US/AKIL:
HERKESİ AŞKIN ile/ve/||/<> HERKESTE İÇKİN


- USING vs. MANIPULATION


- UŞKUN

( Karabuğdaygillerden, yaprakları yürek biçiminde, kökü dıştan sincabi ve içten sarı renkte olan bir ravent türü. )

( RHEUM RHAPONTICUM )


- USLAMLAMA = REASONING[İng.] = RAISONNEMENT[Fr.] = SCHLUßVERFAHREN[Alm.] = RATIOCINATIO[Lat.]


- ÜST SEVİYE ile ALT KATMAN


- USTALIK ile/ve İRFAN


- ÜSTEL FONKSİYON ile/||/<> LOJİSTİK FONKSİYON

( Üstel Fonksiyon ve Lojistik Fonksiyon arasındaki ilişki )


- ÜSTENCİL ile/ve/değil/||/<>/< DOĞRUDAN


- ÜSTİNSAN ile/||/<> SON İNSAN

( Tanrı öldü tezi )

( Friedrich Nietzsche tarafından 1883 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1844-1900) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Üstinsan, güç istenci, nihilizm) )


- ÜSTÜN İNSAN değil OLGUN/YETKİN/KÂMİL KİŞİ


- ÜSTÜN ve/||/=/<> İNSANI/KİŞİLERİ SEVEN

( En "üstün" kişi/ler, kişileri/insanı seven(ler)dir. )


- ÜSTÜN ile/ve/değil ÖTE

( [not] SUPERIOR vs./and/but BEYOND )


- ÜSTÜN ile/ve/değil ÜNLÜ

( Sakınan ve ümit edenlerin dışında kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. )


- ÜSTÜN" ile/değil ÜSTTE DURAN


- ÜSTÜN ile ÜSTÜN[Ar.]/FETHA

( Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. | Birine ya da bir şeye göre, nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan.[FAİK] İLE Arap yazısında, bir ünsüzün, geniş, kısa ve düz [a, e] okunacağını gösteren im. )


- ÜSTÜNKÖRÜ ile/ve SORGULAMADAN


- ÜSTÜNLÜK:
BAŞKALARINDAN değil/yerine/>< ÖNCEKİ DURUMUNDAN


- ÜSTÜNÜZE ALMAYIN ile/ve/değil/||/<>/< SİZE YÖNELİK DEĞİL


- USUAL :/yerine OLAĞAN


- USÛL ile/ve ERKÂN

( Yöntemler. İLE/VE Esaslar, destekler. | Reisler. )


- USULDEN ile USULDEN BOZMA


- USÛLEYN:
USÛL-İ FIKIH ile/ve/||/<> USÛL-İ DİN

( USULEYN: USUL-I ISLAMIC JURISPRUDENCE vs./and/||/<> USUL-I RELIGION )


- ÜTILİZASYON/UTILIZATION[İng.] değil/yerine/= KULLANIM


- UV/ULTRAVİYOLE RADYASYON/ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] değil/yerine/= MOR ÖTESİ, MOR ÖTESİ IŞINIM


- UY(>< İN) ile/||/<> UYA(> YUVA)

( Çukur. İLE/||/<> Yuva. )


- UYARAN ile UYARILAN

( STIMULUS/IMPULSE vs. IMPULSED )


- UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN


- UYDU TELEFONU ile/ve/||/<> "AKILLI TELEFON"


- ÜYE ile/ve/değil/||/<>/< SEÇMEN


- ÜYELİK FONKSİYONU ile/||/<> KARAKTERİSTİK FONKSİYON

( Karakteristik fonksiyon 0 veya 1 değeri alır, üyelik fonksiyonu [0,1] aralığında sürekli değerler alabilir )

( Formül: μA: X → [0 ile1] )

( Lotfi A. Zadeh tarafından 1965 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1921-2017) (Ülke: Azerbaycan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Bulanık mantık, bulanık kümeler) )


- UYGAR/MEDENÎ ile MODERN


- UYGARLIK/MEDENİYET:
TOPRAK ve/+/||/<> DİL ve/+/||/<> DİN


- UYGARLIK = MEDENİYET = CIVILIZATION[İng.] = CIVILISATION[Fr.] = ZIVILISATION[Alm.] = CIVIS[Lat.] = CIVILIZACIÓN[İsp.]


- UYGUN ile/ve ANIK/HAZIR[Ar.]

( Hazır olmak, olgun olmaktır. )

( Hazıra, Hızır gerekmez. )

( Hazır, huzurdadır. )

( ÂMÂDE[Fars.]: Hazır, hazırlanmış. )

( APPROPRIATE/FIT vs./and READY )


- UYGUN ile HIZLANDIRMAK ile SEFER

( EXPEDIENT vs. EXPEDITE vs. EXPEDITION )

( مقتضي ile مقرون به مصلحت ile با تدبير ile مقتضا ile شتاباندن ile اردوکشي ile تسريع )

( MOGHTEZY ile MOGHORON BAH MOSOLHAT ile BA TADABYR ile مقتضا ile SHTABANDAN ile ORDOKESHY ile TASARYE )


- UYGUN ile/ve İLİŞKİN

( APPROPRIATE vs./and RELATING TO )


- UYGUN ile/ve KULLANIŞLI

( APPROPRIATE/FIT vs./and USEFUL )


- UYGUN ile UYGUNLUK ile SAHİPLENİCİ

( APPROPRIATE vs. APPROPRIATENESS vs. APPROPRIATIVE )

( درخور ile مناسب ile مقتضي ile متناسب ile تناسب ile وقفي ile قابل ضبط )

( DARKHOR ile MENASB ile MOGHTEZY ile MOTENASB ile TANASB ile وقفي ile GHABEL ZABT )


- UYGUR HARFLERİYLE YAZILMIŞ ARAPÇA METİN ile/ve ARAP HARFLERİYLE YAZILMIŞ UYGURCA METİN


- UYKUSU AĞIR ile UYKUSU DERİN ile UYKUSU HAFİF


- UYUM SAĞLAMAK ile UYARLANABİLİR ile ADAPTASYON ile UYARLANMIŞ ile ADAPTÖR ile ADAPTASYON ile UYARLANABİLİR ile ADAPTÖR

( ADAPT vs. ADAPTABLE vs. ADAPTATION vs. ADAPTED vs. ADAPTER vs. ADAPTION vs. ADAPTIVE vs. ADAPTOR )

( تطبيق دادن ile وفق پذير ile سازواري پزير ile سازواري ile اقتباس ile وفاق ile تطبيق ile اقتباسي ile وفق دهنده ile سازوارگر ile وفقي ile تطبيقي )

( TATABYGH DADAN ile VAFGH PAZYR ile سازواري پزير ile سازواري ile EGTEBAS ile وفاق ile تطبيق ile EGTEBASY ile VAFGH DAHANDEH ile SAZVARGAR ile وفقي ile TATABYGHY )


- UYUM/ADAPTASYON ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON

( Bir canlının, çevresine uyum sağlama yeteneği. İLE DNA'daki kalıcı değişiklik. )


- UYUMLULUK ile/ve AKLİMATİZASYON

( ... İLE/VE Çevresel etmendeki bir değişime, fizyolojik olarak kendini uyumlandırma. )

( HARMONIOUSNESS vs./and ACLIMATISING )


- UYUMLULUK ile UYUMLU ile GÜÇLÜK ile KARMAŞIK ile KOMPLİKASYON ile UYUMLU ile İLTİFAT ile ÜCRETSİZ OLARAK ile ÜCRETSİZ

( COMPLIANCE vs. COMPLIANT vs. COMPLICACY vs. COMPLICATE vs. COMPLICATION vs. COMPLIER vs. COMPLIMENT vs. COMPLIMENTARILY vs. COMPLIMENTARY )

( تمکين ile اجابت کننده ile کار پيچيده ile مشکل کردن ile بغرنج کردن ile پيچيدگي ile عارضه ile قبول کننده ile تعارف ile با تعريف ile تعارف آميز ile تعارفي ile بليط افتخاري )

( TAMAKYNE ile EJABAT KONANDEH ile KAR PEYCHYDAH ile MOSHEKL KARDAN ile BAGHRANJ KARDAN ile PEYCHYDEGY ile AREZEH ile GHABOL KONANDEH ile TAAREF ile BA TARYFE ile TAAREF AMYZ ile تعارفي ile BELYT AFTAKHARY )


- UYUMSUZ ile/ve/değil/||/<> TUTUNAMAYAN


- UYUTAN ile/ve/||/<> UYUMALIK ile/ve/||/<> UYKULUK


- UYUTUM = NEVM-İ SINAİ = HYPNOSIS[İng.] = HYPNOSE[Fr., Alm.] = HYNOS[Yun.]


- KİTAP/MUSHAF:
UYUYAN BİREY/TOPLUM İÇİN değil/><
OKUYAN VE DÜŞÜNEN BİREY/TOPLUM İÇİN

( )


- UYUYAN ile/değil UYUMA NUMARASI YAPAN

( Uyandırabilirsin. İLE/DEĞİL Uyandıramazsın. )


- UYUZ (BULAŞMASI):
HAYVANDA/N ile/değil/< İNSANDA/N

( Hayvanda bulunan bakteri ile insanda bulunan bakteri tamamen farklı olduğundan, uyuz, hayvanlardan değil insandan, kişiler arasında yaşanan bulaşıcı bir sayrılıktır. )


- UZADEVİM(TELEKİNEZİ[Fr./İng.]) ile KALDIRMA(LEVİTASYON[Fr./İng.])

( Telekinezi ya da sadece kinezi, özdeğin(maddenin) iç dinamiklerine zihin/düşünce gücüyle etki ederek biçimini değiştirmek. İLE Levitasyon ise, özdeği bütün olarak yerinden hareket ettirmek/havalandırmak/havada dolaştırmak. )


- UZAK DURMALI!:
KÖRDEN değil NANKÖRDEN <>
YÜZSÜZDEN değil İKİYÜZLÜDEN <>
"TİPİ BOZUK"TAN değil "SÜTÜ BOZUKTAN"


- UZAK ile/değil/yerine AŞKIN


- UZAKTAN ile UZAKTAN UZAĞA ile UZAKTAN AKRABA ile UZAKTAN EĞİTİM ile UZAKTAN KUMANDA ile UZAKTAN MERHABA ile UZAKTAN YAKINDAN ile UZAKTAN KUMANDALI ile UZAKTAN KUMANDASIZ


- UZAM/UZAY <-> ZAMAN <-> ÖZDEK <-> DEVİM <-> İVME <-> GÜÇ


- UZAM = HAYYİZ = EXTENSION, EXTENT[İng.] = ÉTENDUE, EXTENSION[Fr.] = AUSDEHNUNG[Alm.] = EXTENSIO[Lat.] = EXTENSIÓN[İsp.]


- UZATMAK ile UZATILABİLİR ile UZATILMIŞ ile GENİŞLETİCİ ile UZANAN

( EXTEND vs. EXTENDABLE vs. EXTENDED vs. EXTENDER vs. EXTENDING )

( تمديد کردن ile تعميم دادن ile تعميم کردن ile تعميم يافتن ile امتداد يافتن ile امتداد دادن ile قابل تمديد ile قابل تعميم ile تمديد شده ile ممدود ile توسعه دهنده ile بسط دهنده ile توسيع ile ممد )

( TAMADYD KARDAN ile TAMYM DADAN ile TAMYM KARDAN ile TAMYM YAFTAN ile EMTEDAD YAFTAN ile EMTEDAD DADAN ile GHABEL TAMADYD ile GHABEL TAMYM ile TAMADYD SHODEH ile ممدود ile TOSEEH DAHANDEH ile BAST DAHANDEH ile توسيع ile MAMAD )


- UZAY ile EVREN

( Varolanların tümü. İLE Varolan ve düşünülebilenlerin tümü. )

( )


- UZAY ile/||/<> MEKÂN

( )

( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )


- UZAY = MEKÂN = SPACE[İng.] = ESPACE[Fr.] = RAUM[Alm.] = SPATIUM[Lat.] = ESPACIO[İsp.]


- UZAY ile/ve/||/<>/> UZAM/MEKÂN

(

UZAM[PLACE] ve UZAY[SPACE] arasındaki FaRkLaR...
Kavram Açıklama Örnek Kullanım
SPACE Fiziksel ya da kavramsal boşluk. Devim, düşünme ve etkileşim olanağı sunar. Sınıfların düzenlenişi öğrencilere daha fazla uzay[space] sunmalıdır.
PLACE Fiziksel mekânın kimlik, anlam ve aidiyetle yüklenmiş durumu. Yalnızca konum değil ilişkisel bir bağdır. Okul, sadece bir bina değil öğrenciler için bir uzam[place] durumuna gelmelidir.
PLACE and SPACE Mekânın anlamlı duruma gelmesi için fiziksel alanın[space] toplumsal, ekinsel ve duygusal boyutlarla ilişkilendirilmesi gerekir [place]. Bir kenti yaşanabilir kılan, yalnızca uzay[space] değil bireylerin onunla kurduğu uzam[place] ilişkisidir.
)


- UZAYA ÇIKAN İLK HAYVAN:
MAYMUN değil MEYVE SİNEĞİ

( ALBERT II [1949'da 134 km.]

değil

AMERİKAN V2 [Temmuz 1946]
[Bir miktar tahıl tohumuyla birlikte uzaya fırlatıldılar.][Yüksek irtifada patlamanın radyasyon üzerine etkisini test etmeye alışkınlardı.] )


- UZAYZAMAN ile/||/<> MUTLAK UZAY VE ZAMAN

( Uzayzaman 4D birleşik, Newton mutlak ayrı uzay ve zamandır. )

( Formül: ds² = -c²dt² + dx² + dy² + dz² )

( Isaac Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- ... ÜZERİNDEN ile/ve/değil/yerine ... SAYESİNDE


- ÜZGÜN ile KEYİFSİZ ile KEYİFSİZLİK

( DEJECT vs. DEJECTED vs. DEJECTION )

( محزون ومغموم ile مغموم ile افسرده ile پژمان ile پژمرده ile پژماني ile پژمردگي )

( MAHZUN VEMOGHMOM ile MOGHMOM ile AFSARDEH ile PAJMAN ile PAZHMARDEH ile پژماني ile PAZHMARDEGY )


- ÜZGÜN ile/ve/||/<>/> SÜZGÜN


- UZLAŞIM/SAL = İTİBAR/Î = CONVENTION/AL[İng.] = CONVENTION/NEL[Fr.] = KONVENTION/EL[Alm.] = CONVENTIO[Lat.] = CONVENCIÓN[İsp.]


- UZLAŞMA ile/ve İMAN

( AGREEMENT vs./and FAITH )


- UZMAN ile AZMAN


- UZMAN ile UZMANLIK ile USTALIKLA

( EXPERT vs. EXPERTISE vs. EXPERTLY )

( ماهر ile متخصص ile کارثناس ile کارشناس ile خبره ile سررشته دار ile زبده ile ويژهگر ile ويژهکار ile ورزيدگي ile کارثناسي ile تخصص ile استادانه )

( MANPAR ile MOTEKHSOS ile KARESNAS ile KARSHENAS ile KHBAREH ile SARRESHTEH DAR ile ZABADEH ile VEYZHEHGAR ile VEYZHEEKAR ile ورزيدگي ile KARESNASY ile TAKHSOS ile ESTADANEH )


- UZMANLIK ile/ve ORGANİZASYON

( SPECIALIZATION vs./and ORGANISATION )


- ÜZÜM ve/<> KAVUN

( [Özbekistan'da] 50 çeşit. VE/<> 30 çeşit. )


- UZUN ile/ve/yerine KISA ile/ve/yerine ORTA

( Uzun, ne tadın var, ne tuzun. İLE/VE Kısa, her gün tasa. YERİNE Orta, sevgisi arta. )


- UZUNLUK ile UZATMAK ile UZATMA ile UZUNLAMASINA ile UZUN

( LENGTH vs. LENGTHEN vs. LENGTHENING vs. LENGTHWISE vs. LENGTHY )

( درازا ile درازي ile طول ile درازتر کردن ile دراز کردن ile دراز شدن ile ممتد کردن ile تطويل ile از درازا ile از طول ile طولاني ile طويل ile طولاني مدت )

( DARAZA ile DARAZY ile TUL ile DARAZTAR KARDAN ile DARAZ KARDAN ile DARAZ SHODAN ile MOMTAD KARDAN ile تطويل ile AZ DARAZA ile AZ TUL ile TULANY ile طويل ile TULANY MADAT )


- ÜZÜNTÜ ile/ve HÜZÜN

( Geçmişin olumsuz(luk)larının anımsanması (ile/durumunda). İLE Geçmişin olumlu(luk)larının anımsanması (ile/durumunda). )


- ÜZÜNTÜ = KEDER = PAIN[İng.] = DOULEUR[Fr.] = SCHMERZ[Alm.] = DOLOR[Lat.]


- VACATION :/yerine TATİL


- VACİB ile MÜMKÜN

( Varlığını kendinden alan. İLE Varlığını dışarıdan alan. )


- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> FURGON[Fr. < FOURGON]

( ... İLE/VE/||/<> Nesne vagonu. )


- VAGON değil/yerine/= TAŞIR


- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> TENDER[Fr.]

( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı. İLE/VE/||/<> Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon. )


- VAGON ile/ve/<> VAGONET

( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği, demiryolu aracı. İLE Yana ya da arkaya doğru devrilebilen ve kimi toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon. )


- VAHİM ile/ve HAZİN


- VAHİY ile/ve "KUTSAL" METİN


- VAHŞİ ile/ve HIRÇIN


- VAHŞİ ile/ve/değil SALDIRGAN


- VAHŞİLEŞMEK ile VAHŞİLEŞTİRMEK ile VAHŞİ/LİK ile VAHŞİCE ile VAHŞİ ORMAN ile VAHŞİ HAYVAN


- VAKİT ile VAKİTLİ ile VAKİTÇE ile VAKİTSİZ/LİK ile VAKİT VAKİT ile VAKİTLİ VAKİTSİZ ile VAKİT KAYBETMEDEN


- VAKİT ile ZAMAN


- VAKSİNASYON/VACCINATION[İng.] değil/yerine/= AŞILAMA


- VAKT-İ MERHÛN değil/yerine/= BEKLENİLEN ÇAĞ VE ZAMAN


- VAKT-İ MERHÛN ve/> MAYALANMA

( Doğum. VE/> ... )


- VALANS ELEKTRON ile/||/<> İÇ ELEKTRON

( Valans dış kabuk, iç elektronlar içeridedir )

( Formül: Kimyasal bağ yapan İLE korumalı )


- VALIDASYON/VALIDATION[İng.] değil/yerine/= GEÇERLEME


- VALİDASYON değil/yerine/= GEÇERLEME


- VÂLİDE SULTAN ile ...

( Osmanlı'larda Sultan'ın annesi. [Protokolda Sultan'dan sonra gelir.] )


- VALİDE/LİK ile VALİDE SULTAN


- VAN ile VANA ile VAN KEDİSİ


- VANİLYA[İsp.] ile/< VANİLİN

( Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki. | Bu bitkinin, tatlılara hoş koku vermesi için kullanılan meyvesi. İLE/< ... )


- VANTİLATÖR değil/yerine/= ESTİREÇ/YELVEREN


- VAPORİZASYON/VAPORIZATION[İng.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA


- VAR DEĞİL/OLMAYAN ile/ve KULLANIMDA VAR (OLAN)

( NOT EXIST/NONEXISTENCE vs./and EXIST ON USE )


- VAR OLAN ve/<> GÖLGE


- VAR OLAN ve/<> GÖRÜNMEYEN VAR OLAN

( Evrendeki her şey. VE/<> İnsan. )


- VAR OLAN ile/ve/||/<> İŞARET EDİLEBİLİR OLAN


- VAR OLAN ile/ve/değil/<> SÖZ KONUSU OLAN

( Bulunuş. İLE/VE Buluş. )

( ... İLE Fiziğin konusu olanları/olabilecekleri konu kılmaz. )

( Varlık, metafiziğin söz konusudur. )

( EXISTENCE vs./> CONTINUITY )


- VAR OLUŞUMUZ:
"DÂVÂ" İÇİN ile/değil/yerine/>< SEVGİ/SEVİ İÇİN


- VAR ile VAR YILI ile VARA YOĞA ile VARYASYON ile VARI YOĞU ile VAR GÜCÜYLE ile VAR HIZIYLA ile VAR KUVVETİYLE


- VAR'DAN VAROLAN ile/ve/değil/||/<>/> YOK'TAN VAROLAN

( Doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İnsan. )


- VARIABLE :/yerine DEĞİŞKEN


- VARIATION :/yerine VARYASYON, ÇEŞİTLİLİK


- VARILAN/VARILACAK:
MEKÂN/MAHAL ile/ve/<> HAL(RIDVAN)


- VARLIK ile ARAÇ/ENSTRÜMAN

( EXISTENCE vs. INSTRUMENT )


- VARLIK ile/ve ENSTRÜMAN

( EXISTENCE vs./and INSTRUMENT )


- VARLIK ile/ve/< İNSAN

( Kişinin, varoluşunu açıklayabilecek hiçbir örnek olamaz/yoktur. )

( EXISTENCE vs./and HUMAN )


- VARLIK ile/ve İNSAN


- VARLIK ile/ve/<> VAROLAN ile/ve/<> TİN

( Hakk. İLE/VE/<> Halk. İLE/VE/<> Hüve. )


- VARLIK ve/<> VAROLUŞ ve/<> İNSAN


- VARLIK ve VAROLUŞ ve İNSAN


- VAROLAN


- VAROLAN BİLİMİNDE:
ALAN ile/ve/||/<> ÜST SEVİYE


- VAROLAN:
SÜREKSİZ OLAN ile/ve/||/<> TANE ÜZERİNDEN DÜŞÜNME


- VAROLAN ile BELİRLENİM

( EXIST vs. DETERMINATION )


- VAROLAN ile BELİRLENİM


- VAROLAN ile/ve/değil DUYU

( [not] EXIST vs./and/but SENSORIAL
[not] EXIST vs./and/but APPEARANCE
EXIST vs. DETERMINATION
EXIST vs./and CONCEPT
ON EXISTENCE: UNITY and IDENTITY and CONTINUITY and HOMOGENEITY
ON EXISTENCE: STRAIGHTNESS vs./and TEMPORARY
STRAIGHT/NESS vs./and DEFINITE/NESS
EXIST and TO COMPARE
EXIST vs./and IF NOT HAPPENS, NOTHING HAPPENS
EXISTENCE OBJECT vs./and EXISTENCE SUBJECT
NOT EXIST/NONEXISTENCE vs./and EXIST ON USE
EXISTENCE vs./and TEMPORARY EXISTENCE
[not] EXISTENCE vs./and/but SENSE )


- VAROLAN ile/ve/değil DUYUMLANAN

( [not] EXIST vs./and/but SENSORIAL )


- VAROLAN ile/ve/değil GÖRÜNÜŞ

( [not] EXIST vs./and/but APPEARANCE )


- VAROLAN ile/ve HAREKET


- VAROLAN ve KARŞILAŞTIRMA

( EXIST and TO COMPARE )


- VAR OLAN ile/ve KAVRAM

( EXIST vs./and CONCEPT )


- VAROLAN ile/ve/<> OLANAKLI ile/ve/<> OLASILIKLI

( MEVCUT ile/ve/<> MÜMKÜN ile/ve/<> MUHTEMEL )


- VAROLAN ile/ve OLMAZSA OLMAZ

( EXIST vs./and IF NOT HAPPENS, NOTHING HAPPENS )


- VAROLAN ile/ve OLMAZSA OLMAZ


- VAROLAN ile/değil OLUMSUZLANMIŞ VAROLAN


- VAROLAN ile/ve/değil ŞEKİLLENDİRİLMİŞ


- VAROLAN ile/ve/||/<> TÜRÜM

( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )


- VAROLAN ile/ve/<> VAR OLMASI GEREKEN ile/ve/<> HAYAL ETTİĞİNİ/N GERÇEKLEŞTİR(İL)ME(Sİ)

( Bilim. İLE/VE/<> Felsefe. İLE/VE/<> Sanat. )


- VAROLAN ile/ve VAROLUŞ


- VAROLAN ile VAROLUŞ


- VAROLAN'IN(MEVCUDUN) DÖRT NEDENİ:
MADDÎ ile SURÎ/BİÇİMSEL(FORMEL) ile FAİL/ETKER ile GÂÎ/SONSAL


- VAROLDUĞUNDAN DOLAYI DÜŞLENEN ile/ve/||/<> DÜŞLENDİĞİNDEN DOLAYI VAR OLACAK OLAN


- VAROLMAYAN ile/değil BİLİNEMEYEN


- VAROLUŞ ile/ve/değil/<> VAROLAN

( Varolan, olasıların en iyisidir. )

( Saf varoluşta, parça fikri yoktur. )

( Varoluş başlangıçsızdır ve sonsuzdur. )

( In pure being the very idea of the particular is absent. )


- VARSIL/ZENGİN ile/değil/yerine GANÎ


- VARSIL/ZENGİN ile REFHÂN

( ... İLE Varlık içinde yaşayan. )

( MELİ: Zengin, malı çok olan. )

( BÂNEVÂ/BÂNÜVÂ[Fars.]: Mal, mülk sahibi, zengin. | Ünlü/meşhur. )

( BATÎH ile ... )


- VARSIL/ZENGİN ile/ve/<> GÖNÇ

( ... İLE Varlıklı. )


- VARSIL/ZENGİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGIN

( Yüksek bir makamda bulunan namuslu biri, görev süresi sona erdiği zaman, varsıl değil saygın biri olmalıdır. )


- VARYABL/VARIABLE[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞKEN


- VARYANT[Fr.] ile VARYASYON[Fr.]

( Bir yol şebekesi üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Bir metnin, bir yapıtın, aslından az çok ayrılan değişik biçimlisi. İLE [müzik] Çeşitleme. | [dirimbilim] Değişim. )


- VARYASYON//VARIATION[İng.] yerine ÇEŞİTLE(N)ME, DEĞİŞİK


- VASKÜLARİZASYON/VASCULARIZATION[İng.] değil/yerine/= DAMARLANMA


- VATAN:
MEZAR ve/||/<> İNSAN ve/||/<> DİL ve/||/<> DÜZEN/NİZAM ve/||/<> TARİH ve/||/<> DESTAN/LAR ve/||/<> GAZÂVATNÂME ve/||/<> TÜRKÜ VE AĞIT ve/||/<> NİNE VE NİNNİ ve/||/<> ROMAN ve/||/<> HATIRAT


- VATAN =/ya da SİLİSTRE

( Namık Kemal'in, 1872'de kaleme aldığı dört perdelik ilk tiyatro yapıtıdır. "Silistre" adlı oyununun, "Vatan" olarak da kullanılmasıyla "Vatan yahut Silistre" adıyla yaygınlaşmıştır. )


- VATAN ve/=/||/<> YÂR


- VATAN ile YURT

( Vatan sevgisini içten duyanlar
Sıdk ile çalışır benimseyerek
Milletine, ulusuna uyanlar
Demez, "neme lâzım, neyime gerek"

Her ferdin hakkı var, bizimdir vatan
Babamız, dedemiz, döktüler al kan
Hudut boylarında can verip yatan
Saygıyla anarız, şehid diyerek

Vatan hakkıyla çalışan kafa
Muhakkak erişir öndeki saffa
Teshîr, nüfûz olur her bir tarafa
Herkes onu büyük tanır, severek

Olmak istiyorsan dünyada mesûd
Hakk'a, halk'a yarayacak bir iş tut!
Çalıştır oğlunu, kızını okut!
İnsan olmak için okumak gerek!

Vatan bizim, ülke bizim, el bizim
Emin ol ki, her çalışan kol bizim
Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim
Söyle Veysel, övünerek, överek...

[ Veysel (Âşık) 'ın yazdığı ilk şiirlerindendir ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11307 ]

)

( VATAN: Rüyayı, doğru ve birlikte görmek. )


- VATAN değil/yerine/= YURT


- VATANDAŞ ile SEÇMEN


- VATANLAŞTIRMAK ile VATAN ile VATANİ ile VATANSIZ/LIK ile VATAN BORCU ile VATAN HAİNİ ile VATANİ GÖREV ile VATANİ VAZİFE ile VATAN HAİNLİĞİ


- VATİKAN ile ...

( 1929 yılında Papa ve Mussolini arasında imzalanan Latran Antlaşması ile egemenliği resmileşmiş din devleti. [Katolikliğin merkezidir.] [Burada yasa Papa'nın iradesidir.] [44 hektarlık bir alandır]. )


- VATİKAN ile/||/<> MANASTIR

( Katolik Hıristiyan mezhebinin Roma'da bulunan merkezi. Papalık. İLE/||/<> Bazı keşiş ve rahiplerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadığı yer. )


- VATMAN[İng.] ile KONDÜKTÖR[Fr.]

( Tramvay sürücüsü. İLE Yolcu trenlerinde, biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli. )


- VAZELİNLEMEK ile VAZELİN ile VAZELİNLİ ile VAZELİNSİZ


- VAZGEÇMEYELİM!:
GÜLÜMSEMEKTEN ile/ve/||/<> SEVMEKTEN ile/ve/||/<>
ÖĞRENMEKTEN ile/ve/||/<> HAYALLERİMİZDEN


- VAZÎ'A[Ar.] ile HUSRÂN[Ar.]


- VAZODİLATASYON/VASODILATATION[İng.] değil/yerine/= DAMAR GENİŞLEMESİ


- VAZOKONSTRİKSİYON/VASOCONSTRICTION[İng.] değil/yerine/= DAMAR BÜZÜLMESİ


- VAZORÖLAKSASYON/VASORELAXATION[İng.] değil/yerine/= DAMAR GEVŞEMESİ


- VEBÂ ile MALKIRAN

( ... İLE Hayvan vebâsı. )


- VECÂ-İ BATN ile VECÂ-İ CENB ile VECÂ-İ MEFÂSIL

( Karın ağrısı, kuru buruntu. İLE Göğsün yan tarafındaki ağrı. İLE Eklem ağrıları. )


- VECD ve/> VİCDAN ve/> ZEVK

( LAF-Ü-GÜZAF, KIL-Ü-KÂL KALKTIĞINDA GERİYE ZEVK VE VİCDAN KALIR )


- VECD ile/ve ZANN

( Allah, icat etti.[buldu değildir!] İLE/VE Peygamber, ilm-el yakîn bilir.["zann" tanımı kullanılmış olsa bile] )


- VEHHÂB[< VEHB] değil/yerine/= ÇOK HÎBE EDEN, FAZLA BAĞIŞLAYAN, KARŞILIKSIZ VEREN


- VEHİM ile ZAN


- VEHLETEN[Ar.] değil/yerine/= ANSIZIN


- VEHM ile/> ŞÜPHE/ZANN

( Zanaay. İLE/> Sanat. )

( 1-49 İLE/> 51-99 )


- VEHN[Ar.] ile ZA'F[Ar.]


- VEJETALİN[Fr.] değil/yerine/= KATI YAĞ

( Bazı bitkilerden çıkarılan ve sade yağ yerine kullanılan katı yağ. )


- VEJETARYEN ile VEGAN

( [hiçbir hayvanın canına kıymamak üzere]
Etini yememeyi yeğleyen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Etini ve tüm hayvansal ürünleri tüketmemeyi ve kullanmamayı yeğleyen. Hayvanları, mal, kaynak ve köle olarak görmemek ve kullanmayan. )

( Bitkisel beslenme bilgisi ve bilincinde olmak. )


- VEJETERYANVEJETARYEN


- VEKALETEN ATAMAK ile VEKALETEN ATANMAK ile VEKALETEN


- VEKÂLETEN değil/yerine/= YETKİDEŞÇE


- VEKTÖR:
YEĞİNLİK/ŞİDDET ve/||/<>/> YÖN


- VEKTÖR YEĞİNLİK ŞİDDET ile/||/<> YÖN

( )

( William Rowan Hamilton tarafından 1843 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1805-1865) (Ülke: İrlanda) (Alan: matematik) )


- VELED[Ar.] ile İBN[Ar.]


- VELED-İ BENÂT[Ar.] ile VELED-İ BENÎN[Ar.]

( Dişil çocukların eril ve dişil çocukları. İLE Eril çocukların eril ve dişil çocukları. )


- VELİYY-ÜD-DİN değil/yerine/= DÎNE SIMSIKI BAĞLI


- VEN/VEIN[İng.] değil/yerine/= TOPLARDAMAR


- VEN ile/ve/<> VENÜL

( Kanı, kalbe doğru götüren toplardamarlar. İLE/VE/<> Kılcal damar yatağı ve bir ven arasında kan taşıyan kan damarı. )


- VENTILASYON/VENTILATION[İng.] değil/yerine/= SOLUTMA


- VENTROMEDİYAL/VENTROMEDIAL[İng.] değil/yerine/= ÖN-İÇ YAN


- VERBAL/NON-VERBAL değil/yerine/= SÖZEL/SÖZEL OLMAYAN


- VERİ/BİLGİ/HABER:
"HEVESİMİZİ KAÇIRMAK İÇİN" değil SÜRECİMİZİ KOLAYLAŞTIRSIN VE YOĞUNLAŞALIM DİYE


- VERİFİKASYON/VERİFICATION[İng.] değil/yerine/= DOĞRULAMA


- VERİLDİ ile GERÇEĞİ GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA ile VERİLEN

( GIVEN vs. GIVEN THE FACT THAT vs. GIVEN TO )

( مبذول ile داده ile مفروض ile از آنجا که ile با توجه به اين که ile سپرده )

( MABZOL ile DADEH ile MOFRUZ ile AZ ANJA KEH ile BA TOJEH BAH AYNE KEH ile SEPARDEH )


- VERİLİ OLAN ile GERÇEK OLAN

( Gerçeğe varmış kişi, en içten kişidir. )

( Gerçeği arayışın kendi gerçeğin devinimidir. )

( Gerçeğin devam gereksinimi yoktur. )

( En iyi olan, yalnızca gerçek olandır. )

( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )

( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )

( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )

( Gerçeğe varış, kaynağı keşfetmek ve onda karar kılmaktır. )

( The realised person is the most earnest person.
The search for reality is itself the movement of reality.
Reality need not continue.
The real is your only good.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
The real is for all and forever.
If you can convey, it is not the real thing.
Realisation consists in discovering the source and abiding there. )

( BEING EMBEDED vs. BEING TRUE/REAL )


- VERİLİ ile/ve/||/<>/> VAROLAN

( Doğa. İLE/VE/||/<>/> Kültür. )


- VERİRSEN ALIRSIN değil VERİRSEN, ALIRSIN


- VERMEK/VERİLMİŞ OLAN ile/ve/değil EMÂNET ETMEK/EDİLMİŞ OLAN


- VERSION :/yerine SÜRÜM, VERSİYON


- VERSİYON[Fr., İng. VERSION] değil/yerine/= SÜRÜM/UYARLAMA


- VESEN[Ar.] ile VESEN[Ar. çoğ. EVSÂN]

( Uyku ağırlığı, uyuklama. İLE Put. )


- VESİLESİYLE ile/ve/değil/yerine/||/<> ÜZERİNDEN


- VESM[Ar.] ile VESM[Ar. çoğ. EVSÂN]

( Döğüp toz durumuna getirme. İLE Dağlama, damgalama. )


- VETERAN :/yerine EMEKTAR, KIDEMLİ


- VEZİN ile/ve UYAK/KÂFİYE, AYAK SUNMAK

( Eskiden bazı meclislerde, bazı zamanlarda söylenecek sözün şiirle söyleme gerekliliği ve zorunluluğu bulunurmuş. )


- VEZİN ile VEZİNLİ ile VEZİNSİZ


- VEZN ile ...

( TARTMA, TARTILMA, TARTI )


- VİBRASYON/VİBRATION[İng.] değil/yerine/= TİTREŞİM


- VİBRASYON ile VİBRASYONLU ile VİBRASYON TECRİDİ


- VIBRATION vs. FLUCTUATION


- VİCDAN ile AKIL

( Değerlere dayanır. İLE Kurallara dayanır. )


- VİCDAN[Ar. < VCD]["VİJDAN" değil!] değil/yerine/= BULUNÇ/DUYUNÇ


- VİCDAN ile/ve/değil EŞİK


- VİCDAN ile/||/<> GAM


- VİCDAN ve/||/<> İHLÂS

( Tek (")tapınağımız/mâbedimiz("). VE/||/<> Yönetimimiz/yöneticimiz, hâkimiyetimiz//hakimimiz. )


- VİCDAN ile/ve/||/<> İNSAF


- VİCDAN ve/=/||/<> MÂBED