Mekânlar'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(3/21)
- ARKA/SINDAKİ ile/değil ARD/INDAKİ
- ARKEOLOJİ ile/ve/||/<>/> DENEYSEL ARKEOLOJİ
( )
- ARKTİKA ile/ve ANTARTİKA
( Kuzey kutbunda kutup noktasıyla birinci enlem içinde kalan kara ve deniz parçası. İLE/VE Güney kutbu. )
( KUTB-İ ŞİMÂLÎ: Kuzey kutbu. )
- ARMENO KASTRON < PAZARCIK/PAZARYERİ[resmî]
( BİLECİK )
- ARNAVUTLUK/İŞKODRA -ile
( Kartallar Ülkesi. )
- AROLAT, ALİ MÜMTAZ (İSTANBUL, 1897 - 1967) :
( Sarıyer'de doğdu (Bazı kaynaklarda 1897'de Cihangir'de doğduğu yazılmaktadır). Sarıkamış Savaşında taarruz yapmamak için direnen ve isteği kabul edilmeyince istifa eden Hasan İzzet Paşa'nın oğludur. İlk ve orta tahsilini Galatasaray Lisesinde yaptı. Umumi harbe 18 yaşında gönüllü olarak iştirak etti. 1918'de ihtiyat mülazımlığı ile terhis oldu. Tahsiline devam etti ve 1922 yılında Âli Ticaret Mektebi'ni bitirdi. Çeşitli bankalarda çalıştı. İlk şiirlerini Nedim Mecmuasında yayınladı. Güneş, Yarım, Yeni Mecmua. Dergâh, Milli Mecmua ve Varlık Mecmuasında Şiileri yayınlandı. Şiirlerini "Bir Gemi Yelken Açtı (1926)" ve "Haydi İklimlerinden Dönen Diyor ki (1960)" kitaplarında yayınlandı..Sarıyer ile ilgili şiirleri var. Ali Mümtaz Arolat "Hece ile şiire canlı ve hareketli bir ses katarak, ileri bir şiir anlayışı ile birtakım renk, ışık, su ve gece şiirlerini terennüm eden bir şair" olarak tanınır. Şair hece şiirinden etkilenmiş, uzun yıllar hece vezni ile yazmasına karşın daha sonraları serbest nazımda şiirlerde yazmıştır. )
- ARSAMEIA ile/ve ARTAMEIA
( Kahta. İLE/VE Gönen. )
- ART ile ART ile ART
( Arka, geri. İLE Bir şeyin öbür yüzü. İLE Arkada bulunan. )
- ARTER[Fr. < ARTÈRE] ile/ve/||/<>/> ARTERİT[Fr. < ARTÉRITE] ile/ve/||/<>/> ARTRİT
( Atardamar. | Trafiği yoğun olan ana yol. İLE/VE/||/<>/> Atardamar bozukluğu/yangısı. İLE Eklem yangısı. )
- ARTUÇ/ARDIÇ ile/||/<> ARDIÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Ağaç. İLE Kaşgar'da bu adı taşıyan iki köyün adı. )
- ARTVİN =/< LİVANE
- ARUK/ARUQ ile/||/<> ARUK TURUK/ARUQ TURUQ ile/||/<> ARUKLUK/ARUQLUQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Sıska, zayıf, cılız. İLE Kaşgar ile Fergana arasında bir dag geçidinin adı. İLE Yorgunluk. )
- ARVAS, MUHLİS (ERCİŞ, 1952) :
( İ.Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1980'den beri serbest avukat olarak çalışmaktadır. Siyasete Anavatan Partisi (ANAP) saflarında başladı. 1984 - 1991 yılları arasında ANAP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliğinde bulundu. Bilahare AKP geçti. Sarıyer Belediye Meclisi ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi üyesidir (2004 - 2009). )
- ARZ ile/ve/<> ARŞ
- ARZ ile/||/<>/> ARZ ODASI
( Padişahlara dîvân kararları hakkında bilgi sunma. İLE/||/<>/> Padişahların Dîvân-ı Hümâyun üyelerini ya da elçileri kabul ettiği bir oda. )
- AŞ ile AŞ
( Yemek. İLE Geçmenin, aşmanın buyruk kipi. )
- AS ile/ve/||/<> ES
( Asmak, sallandırmak, uzatmak[yukarıdan aşağı]. İLE/VE/||/<> Uzatmak[yana], germek. )
- ASAF, MEHMET (İST. 1874 - 1961) :
( Gazeteci/Edebiyatçı. Erotik roman yazımının öncüsüdür. Eğitimini tamamladıktan sonra Borsa'da çalışmış bu nedenle "Borsacı Mehmet Asaf", "Konsolitçi Mehmet Asaf" lakapları ile anılmıştır. Yazarlığa gazeteci olarak başladı, hem gazeteci olarak çalışıyor hem de değişik tarzda eserler vermeye devam ediyordu. İttihat Terakki karşıtı olduğu için güçlüklerle karşılaşır. Sırf bu nedenle daha rahat bir yaşam sürebilmek için, ilk iki edebi romandan sonra erotik romanlar yazmaya başlar. Cilveli Rana, Fındıkçı Nigâr, İkisi de Gebe, Şivekâr Hanım, Kaymaca Kulübü, Üçü Bir Yatakta ve Kocamın Kocası erotik romanlarının bazılarıdır. Mehmet Asaf Sarıyer'de oturur. Boğaziçi onun için çok önemlidir. Havası, suyu, denizi ile vazgeçilmezidir. İşe giderken vapuru kullanması müthiş bir zenginliktir. Mehmet Asaf, Sarıyer'de Perizat isimli bir hatuna âşık olur. Ne kadar ilgilense bir araya gelemezler ve çok üzülen Mehmet Asaf, vapurla giderken Yeniköy açıklarında kendini denizin soğuk sularına bırakarak intihar eder. Ama şansı yoktur. Zira görenler derhal müdahale eder ve yazarı kurtarırlar. Roman yazmayı bırakan ve tekrar gazeteciliğe dönen Mehmet Asaf, 1931 genel seçimlerinde milletvekili olmak için aday olur ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bir mektup yazarak şöyle der: Muhterem Paşam, Bütün mebuslarınız Gazi Hazretlerinin izi üzerinde gidiyoruz diye namzetliklerini koydular. Bunlar mecliste evet efendicilikten başka bir şey yapmayacaklar, müsaade buyurunuzda bendenize mecliste hayır deme fırsatı düşsün."Yazar'ın isteği milletvekili olarak adaylığının kabulü ve meclise girerek muhalefet görevini yapmaktır. Ne var ki kendi ifadesine göre meclise girmemesi için mücadele edenler buna izin vermemişlerdir. Tabii ki aday olamaz. Son dönemlerini Sultanahmet'te geçiren Mehmet Asaf 1957'de kör olur ve 1961'de vefât eder. )
- AŞAĞI ÇEŞME :
( Uskumruköy'e girişte sağda ve Uskumruköy İlköğretim Okulunun bahçe duvarına bitişiktir. Bir ismi de "Köybaşı Çeşmesi"dir. Çeşmenin kitabesi yoktur ve kim tarafından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. )
- AŞAĞIYA/AŞŞAĞI değil AŞAĞI
- ASAN, ÜNAL PROF. DR. (1946) :
( İ.Ü. Orman Fakültesinden Orman Mühendisi olarak mezun oldu (1971). Gazi Üniversitesi, Matematik - İstatistik Bölümünde Yüksek Lisans yaptı. Asistan olarak girdiği İ.Ü. Orman Mühendisliği Amenajman Anabilim Dalında 1983'te doktora yaparak Orman Amenajmanı doktoru unvanını aldı. Bu Anabilim Dalında 1987'de doçent ve 1993'te profesör oldu. Kazdağı Göknarı ve Ormanların Hasılat ve Amenajman Esasları Üzerine Araştırmalar isimli kitapları bulunuyor. Ayrıca çeşitli mesleki ve bilimsel dergilerde yayınlanan pek çok makalesi bulunmaktadır. )
- ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK değil/yerine ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK
- AŞANTUĞRUL, NASUH (İST., 1953) :
( Kuaför olarak çalışma hayatına atıldı. 1972'de CHP'ye üye oldu ve 15 yıl süre mahalle sorumlusu, İlçe Yönetim kurulu üyesi, İl delegesi ve 2009 - 2014 tarihleri arasında 6'ncı dönem. Sarıyer Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. Sarıyerliler Derneği (SA - DER) olup uzun süre Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı. Sarıyer Spor Kulübü Üyesi ve Divan Kurulu üyesidir. )
- AŞANTUĞRUL, ORHAN (İST. 1938) :
( Sarıyerlidir. Baba mesleği olan ciğercilik mesleğini devam ettirmiştir. Meslek kuruluşlarına üye olup İstanbul Umum Sakatatçılar Derneği Başkanlığını 10 yıl süre ile yapmıştır. )
- AŞEVİ/AŞHANE[Fars.]/LOKANTA[İt.]/RESTORAN[Fr./İng. < RESTAURANT] = YEMEK (PİŞİRME/YEME) YERİ
( Yoksullara parasız yemek yedirilen ya da dağıtılan yer, aşhane. | Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. | Tekkelerde yemek pişirilen yer. )
- AŞI[Ar.] ile KALEMAŞISI[Ar.]
( ... İLE Ucu kalem gibi kesilmiş çubukla yapılan ağaç aşısı. )
- AŞIK VEYSEL PARKI :
( Fatih Sultan Mehmet (Armutlu) mahallesinde hizmete açılan parklardan biridir. )
- AŞIK VEYSEL PARKI :
( Pınar Mahallesindedir. 2.000,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 80,00 m²'lik yeşil alanı, 480,00 m²'lik spor alanı ve 60,00 m²'lik'te bir tesisi bulunuyor. )
- ASİMETRİ ile/değil YAMUKLUK
- AŞINDIRMAK değil/yerine AŞMAK
- ÂS(İ)TÂNE -ile
( BÜYÜK TEKKE | MERKEZ | PAYİTAHT | EŞİK )
- AŞİYAN MEZARLIĞI :
( Bebek'le Rumelihisarı arasındadır. Sarıyer İlçesi sınırları buradan başlar. Rumelihisarı Kalesi bitişiğindedir. Önceleri "Kayalar Mezarlığı" olarak biliniyordu. Zaman zaman Rumelihisarı Mezarlığı da deniliyorsa da asıl daha ziyade Aşiyan Mezarlığı olarak bilinmektedir. Aşiyan Sarıyer ilçesini Beşiktaş'tan ayıran sınırdır. Bu mezarlıkta gömü yapılmaktadır. )
- AŞİYAN MÜZESİ :
( Rumelihisarı'nda Aşiyan Mezarlığı karşısındadır. Müze olarak kullanılan ev Şair Tevfik Fikret'e (1867 - 1915) aittir. Aşiyan (Yuva) adını taşıyan bu ev "Edebiyatı Cedideciler" yani (Yeni Edebiyatçılar) adına 1945 yılında müze yapılmıştır. Bu müze "Cedide Müzesi" adıyla da tanınır. )
- AŞKÂR[/Â/E], ÂŞİKÂR/E[Ar.] ile AŞKAR[Ar.]
( Belirli, açık, meydanda. İLE Koyu al. | Kızıl saçlı adam. | Doru[gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara] at. )
- ASKER SUYU ÇEŞMESİ :
( Yenimahalle'nin Havantepe mevkiinde ve Rumelikavağı'na bakan yamaçtadır. Çeşme bu alanda konuşlanan askeri birliğin ihtiyacını karşıladığı ve askeri birlikçe uzun yıllar korunması ve bakımı yapıldığı için "Asker Suyu" adını almıştır. )
- ASKERİ İSKELE :
( Çayırbaşı'nda, Tekel iskelesi yanındaki ikinci iskele Marmara ve Boğazlar Sahil Güvenlik Kumandanlığına ait olup, iskelede güvenlik ve kontrol ile ilgili gemiler bulunmaktadır. )
- AŞKTA:
DÜZLÜK ile/ve/||/<> "DÜZLÜK"
( Düzlükte yaşanıyor. İLE/VE/||/<> Tek aşta. )
- ASLAN, ERHAN (TEKİRDAĞ, 1956) :
( Kocaelispor'dan transfer edildi (1985). İki sezon Sarıyer'de tescilli kaldı ve 39 lig, 3 kupa, 3 turnuva olmaz üzere 45 resmi ve 12 de özel olmak üzere 57 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 45, kupa maçlarında 3 ve özel maçlarda 13 olmak üzere toplam 53 gol yedi. 1 kez A Milli, 6 kez Amatör, 4 Ümit ve 21 A Genç olmak üzere 32 kez Milli Takım formasını giydi. )
- ASLAN, MEHMET (SÜRMENE, 1955) :
( Armatör. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde üç dönem (1993/94, 1994/95 ve 2004/2005) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. Ayrıca Yenimahalle Spor Kulübünde yönetim kurulu üyesi ve başkan, Aliağa Spor Kulübünde de yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Çeşitli mesleki kuruluşlarda üye olarak bulundu. Sarıyer Spor Kulübü, 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği, Yenimahalle Spor Kulübü ve Aliağaspor Kulübü Derneği Üyesidir. )
- ASLAN ile/ve/||/<> HERAKLES ile/ve/||/<> KOMAGENE ile/ve/||/<> ANTIOCHOS ile/ve/||/<> APOLLON ile/ve/||/<> ZEUS ile/ve/||/<> KARTAL
(
| Öğe | Tanım | Tür | Kommagene’deki Rol |
|---|---|---|---|
| Aslan | Güç, krallık, koruyuculuk simgesi | Simge | Koruyucu simge |
| Herakles | Yunan mitolojisi kahramanı; güç ve sınav | Yarı-tanrı | Meşrûiyet simgesi |
| Kommagene | Doğu–Batı sentezi kuran krallık | Devlet/Kültür | Bütünsel sentez alanı / kozmik düzen çerçevesi |
| Antiochos I Theos | Kommagene Kralı; tanrısal kimlik iddiası | Kral / Teopolitik figür | Tanrısallaştırılmış hükümdar |
| Apollon | Işık, düzen, us ve müzik tanrısı | Tanrı | Güneşsel-kozmik düzen ilkesinin simgesi |
| Zeus | Baş tanrı; gök, yasa ve egemenlik | Tanrı | En yüce tanrısal güç |
| Kartal | Göksel egemenlik ve tanrısal haberci simgesi | Simge | Tanrısal güç / gökten yere bağ |
- AŞLIK/AŞLIQ ile/||/<> AŞLIK/AŞLIQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Aşevi, mutfak. İLE Buğday. )
- ASPENDOS -ile
( Antalya yakınlarında M.Ö. II. yüzyılda kurulduğu sanılan tarihi şehir. )
- ASRA/ALTIN ile/=/<> ALTUN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( "Alt, aşağı" anlamına gelen bir ilgeç. İLE/||/<>/> Altın. )
- AŞŞA" değil AŞAĞI
- AST[Çigil] ile/||/<> ASTIN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Sokaklar, yollar. İLE Aşağı. )
- ASVALT" değil ASFALT
- AT ÇEŞMESİ :
( Sarıyer Şehit Mithat Caddesi (Eski Yeni Yol) üzerinde, Yalçınkaya Sokağı başındadır. Çeşmenin ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kitabesinde "Bu çeşmeden akan su suların en hasıdır/Rahmet olsun geçmişine Fırıncı Abbas'ın hayratıdır (1947)" yazısı bulunmaktadır. Çeşme yerinde vardı ama onarımını yaptıran fırıncı Abbas Okumuşoğlu, kendisi yapmış gibi kitabeye kayıt düşmüş! Bu çeşmeye At Çeşmesi denilmesinin nedeni, pazara giden hayvanların sulanması, su ihtiyaçlarının karşılanması için yalak yanında uzun bir beton yalak olmasıdır. Bu yalak zamanla kaldırıldı. Bu çeşmede Sarıyer belediyesi tarafından 2008'de tekrar onarıldı. )
- ATA, HALİL (ZİLE, 1939) :
( İstanbul Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. Meslek hayatına Ziraat Bankasında başladı. Aynı bankada Genel Müdür Yardımcılığı yaptıktan sonra Anadolu Bankası Genel Müdürü olarak görev aldı. Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı yaptı. Beşiktaş Jimnastik Kulübü yönetim kurulu üyeliğinden sonra 1 dönem Sarıyer Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ATABEY/ATABEK ile Atabey
( Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklu'larda, şehzadelerin eğitimi ya da bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. İLE Isparta iline bağlı ilçelerden biri. )
- ATABİNEN, REŞİT SAFFET (SARIYER, (1884 - 1965) :
( Devlet ve siyaset adamıdır. Saint - Joseph Lisesi ve Paris Siyasal Bilgiler Fakültesinde eğitim gördü. Tütün Rejisi Komiserlik Kalemi Mütercimliği, Sadrazam Avlonyalı Mehmed Ferit Paşa'nın Özel Kalem Müdürlüğü, Bab - ı Ali Yazı İşleri Hariciye Kalemliği, Türkiye Romanya Karma Komisyonu Başkatipliği, Bükreş Sefareti Başkatipliği, Washington, Madrid ile Tahran Sefaretleri Başkatiplikleri, Büyükelçilik Müsteşarlığı, Maliye Hususi Kalem Müdürlüğü, Şura - yı Devlet Tanzimat Dairesi Üyeliği, Lozan Barış Konferansı Türk Murahhas Heyeti Sekreterliği, Memaliki Şarkiye Fransız Bankası Müşavirliği, Anadolu Bağdat Demiryolları Meclis Başkan Yardımcılığı, Cenevre Uluslararası İktisat Konferansı Müşavirliği, 1927 - 1934 yılları arasında iki dönem Kocaeli Milletvekilliği yaptı. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunun kurulmasında büyük rol oynadı. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığı görevlerinde bulundu. )
- ATAĞ, HAKKI (SARIYER, 1947) :
( Banka memurluğundan emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )
- ATAMAN KOÇ, EMİNE (GÖRDES KIRANKÖY 1952) :
( Kilyos'ludur. Lise öğrenimini 1985'te tamamladı. Japonca'ya merak sardı ve 1982 - 1986 yılları arasında Japonca'yı öğrendi. Profesyonel Turist Rehberliği sınavını kazandı ve bunu meslek olarak benimseyip 22 yıl aralıksız rehberlik yaptı. Çeşitli sivil toplum kuruluşunda görev aldı. ÇYDD derneğinde aktif görev aldı. Sarıyer Halk Eğitim Merkezi ve Ana Çocuk Eğitim Vakfı'nın ortaklaşa yürüttüğü yetişkinler için okuma yazma kursu öğretmenliği yaptı. Türk - Japon Dostluk Derneği yönetimin kurulunda bulundu. 2001'de Sarıyer'e (Kilyos) yerleşerek Sarıyerli oldu. "Altı Bin Düğüm Bir Yevmiye GÖRDES (2011) isimli anı kitabından sonra "Gördes'den - Tokyo'ya 2014) anı kitabını yayınladı. Sarıyer Belediyesinin Düzenlediği Edebiyat etkinliklerinde yer aldı. Olayları ve anıları abartmadan yazan, tatlı üslubu ile dikkat çeken Sarıyerli bir yazar. )
- ATASOY, SULTAN (TRABZON, 1954 – 2017) :
( Sarıyer Lisesini bitirmeden iş hayatına atıldı. Armatör olarak denizcilikle uğraştı. Siyasi hayata CHP saflarında başladı. Çeşitli kademelerde görev aldıktan sonra 1989 - 1994 yılları arasında İl Genel Meclisi üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü başta olmak üzere pek çok sosyal, kültürel ve sportif amaçlı dernekte üye olup, Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ATATÜRK ARBERATUMU :
( Bahçeköy'de Kemerburgaz yolu üzerindedir. Kuruluş çalışmalarına 1939 yılında başlanmıştır. 1972 yılına kadar eksikliklerin giderilmesi çalışmaları yapılmıştır. 1973 yılında ise 56 hektarlık alana yayılarak büyütülmüştür. 1980 yılında Arberatumun ismi, Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yıldönümü nedeniyle Atatürk Arberatumu olarak değiştirilmiş, alanı da tüm ihtiyaçlara yanıt verecek biçimde 343 hektara yükseltilmiştir. Dünyanın en büyük Arberatumu olan Atatürk Arberatumu canlı ağaç ve bitki müzesidir. Dünyanın dört bir yanından getirilen ağaçlar burada yetiştirilmektedir. Alan içinde meşe ve Akçaağaç koleksiyonları yer almaktadır. Her ağacın üzerinde Latince adları, nereden geldiği ve kaç yaşında olduklarını gösterir kimlik kartları bunmaktadır. Arberatum içinde sulama işleri için gölet ve gezi için yol ve yürüyüş parkuru vardır. Floristik zenginliği dünyaca kabul edilen üç ayrı floraya ait (I. Orta Avrupa, 2. Akdeniz ve Güney Avrupa, 3. Karadeniz ve kısmen Kafkas) 450 ağaç türü barındıran Belgrad Ormanı üzerinde kurulan Atatürk Arberatumu idari yönden Orman Genel Müdürlüğüne, bilimsel yönden ise İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanlığına bağlıdır. Atatürk Arberatumu Taksim'e 20, boğaz sahiline 6, Karadeniz'e 9 kilometre uzaklıktadır. Denizden yüksekliği 80 ile 120 m. arasında değişiklik gösterir. )
- ATATÜRK ÇIRAKLIK EĞİTİMİ MESLEK OKULU :
( Bu okul 1987'de Mehmet Akif Ersoy İlkokulunun ahşap binasında eğitime başladı. Bina yeterli olmayınca Sarıyer Halk Eğitim Merkezi bünyesine eğitime devam edildi. 1995'te ise 10. Yıl Sanayi Sitesindeki binasına taşındı. )
- ATATÜRK İLKÖĞRETİM OKULU :
( Çayırbaşı'nda ilkokul, 1976 yılında Çayırbaşı İlkokulu adıyla açıldı. 1881'de okulun adı Atatürk İlk Okulu, 1991'den sonra da Atatürk İlköğretim Okulu oldu. )
- ATATÜRK MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ :
( Pınar Mahallesinde bulunan ve Sarıyer Kaymakamlığına bağlı olarak eğitim vermektedir. Berberlik, kadın kuaförlüğü, cilt bakımı, güzellik uzmanlığı, oto elektro mekanikerliği, otomotiv elektrikçiliği, otomotiv boyacılığı, kaporta tamirciliği, elektrikli ev aletleri servisçiliği, elektrik tesisatçılığı, radyo ve televizyon tamirciliği, bilgisayar teknik servisçiliği, mobilyacılık, servis, garsonluk, aşçılık, pasta - tatlı şekerlemeciliği, mobilyacılık ve konfeksiyonculuk gibi çok değişik dallarda eğitim verilmektedir. )
- ATATÜRK OTO SANAYİ NAZMİ AKBACI CAMİİ :
( Atatürk Oto Sanayiye girişte solda bulunmakta olup, Sanayinin Kooperatif Başkanının ismi ile anılmaktadır. )
- ATATÜRK OTO SANAYİ SİTESİ :
( Maslak mahallesi sınırları içinde bulunan Atatük Oto Sanayi Sİtesi, otomobil tamircileri ve bakım servislerinin bir bölümü 1975 yılında tamamlandı. İkinci bölümü 1992 yılında hizmete açıldı. Türkiye'nin en büyük sanayi sitesi olup üçüncü bölümü İkitelli'de açıldı. Üç bölümde toplam 550 atölye ve 282 dükkân bulunmaktadır. )
- ATATÜRK PARKI :
( Bahçeköy Mahallesindedir. 680,00 m2'lik bir alanı kapsar, 150,00 m2 yeşil alanı ve 70,00 m2 çocuk oyun alanı ve bir de lokal binası bulunmaktadır. )
- ATATÜRK PARKI :
( Maden Mahallesindedir.4.998,51 m2 bir alanı kapsamaktadır. 3.100,00 m2'lik yeşil alanı, 67,90 m2'lik çocuk oyun alanı, 224,58 m2'lik spor alanı ve 273 m2'lik Semt Evi bulunmaktadır. )
- ATATÜRK ve/||/<> ANITKABİR
( )
- ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ SARIYER ŞUBESİ :
( Merkez Sarıyer'de 16.05.1997 tarihinde; Fahrettin Serdaroğlu (Başkan), Mustafa Balcı, Ümit Yaşar Purnal, Selahattin Kırçal, Mehmet Cemgut Balcı, Fatma Nezahat Güven, İlhan Çelik (Kurucu Yönetim kurulu), Necati Yazır, İbrahim balcı, Mehmet Şener Canatar, Fatma Kırçal, Turgut Somaylıoğlu, Zeki Çalışkan, Leyla Doruk, Hikmet İşler ve Fehmi İşler tarafından kuruldu. )
- ATAY SUYU :
( Belgrad Ormanında Falih Rıfkı Atay piknik alanında bulunmaktadır. Leziz bir memba suyudur. )
- ATAY, PROF. DR. İBRAHİM (SAFRANBOLU, 1925) :
( İ. Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. Safranbolu'nun Akören köyünde doğdu. İlköğreniminin ilk üç yılını köyünde yaptı, diğer kısmını yatılı olarak Yörük Köyünde tamamladı. Öğrenim için İstanbul'a geldi ve Üsküdar I. Ortaokulu bitirdikten sonra Haydarpaşa Lisesinin Fen kolundan 1944'te mezun oldu. Aynı yıl Ankara'daki Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesine kaydoldu ve bu okulu bitirdi. Bir süre Orman Genel Müdürlüğü teşkilatında çalıştıktan sonra askerlik görevini tamamladı ve 1950'de İ.Ü. Orman Fakültesi Silvikültür Kürsüsünde akademik görevine başladı. "Karaçam (Pinus nigra var. palallasiana) Tohumu Üzerine Araştırmalar" adlı tezi ile doktorasını verdi vi 1954 yılında "Ormancılık Bilimleri Doktoru" ünvanını aldı. Bir süre yurtdışında lisansve bilimsel inceleme ve araştırma yaptıktan sonra yurda döndü ve "Türkiye'de Sahil Kumullarının Tesbiti ve Ağaçlandırılması Üzerine Araştırmalar" adlı çalışması ile 1962 yılında "Üniversite Doçenti" ünvanını aldı. Yasanın emrettiği süreyi tamamladıktan sonra 1970'de Profesörlüğe yükseltildi. 1974'te İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanlığına seçildi ve kısa bir süre dekanlık yaptı. Prof.Dr. Fikret Saatçıoğlu'nun ayrılması ile 1980'de Silvikültür Anabilim Dalı Başkanlığına, yine aynı yıl İstanbul Üniversitesi Senatörlüğüne seçildi. İ.Ü. Senatosu tarafından Atatürk Devrimleri Araştırma Enstitüsü asil üyeliğine seçildi ve bu görevini emekli olana kadar devam ettirdi. Kitapla: Neol Ağacı (Mahiyeti, Yetiştirilmesi, Bakımı, Muhafazası, Hasadı ve Türkiye'de Neol Ağacıı Preblemi), 1969", "Genel ve Teknik Yönleri ile Türkiye'de Ağaçlandırma, 1970", "Kumulların Ağaçlandırılması Tekniği, 1972", "Doğal Gençleştirme Yöntemleri I (Doğal Gençleştirmenin Başarısını Etkileyen Önemli Hususlar, 1982", "Doğal Gençleştirme Yöntemleri II (Önemli Türlerimizin Silvikültürel Özellikleri ve Bu Özelliklere Göre Gençleştirme Yöntemlerinin Uygulanması), 1982", "Orman Bakımı (Gençlik bakımı, Ayıklama, Aralama, Işıkllandırma, Alttesis, Budama), 1984", "Kent Ormancılığı, 1988", Silvikültür II (Silvikültürün Tekniği), 1990", "Doğal Gençleştirme Yöntemleri I - II, 1987" ve ayrıca pek çok bilimsel makalesi var. )
- ATEŞ BÖCEĞİ ile MAVİ ATEŞ BÖCEĞİ
( ... İLE Yeni Zelanda'da görülmektedir. )
- ATICI, YRD. DOÇENT EYÜP (ÇANAKKALE - AYVACIK - PAŞAKÖY, 1966 - 2012) :
( İlk, orta ve lise eğitimini aldıktan sonra 1983 - 1985 yılları arasında Dokuz Eylül Ünivesitesi Denizli Mimarlık ve Mühendislik Akademisi, Makine Mühendisliğinde öğrenim gördü. 1985 yılında girdiği İ.Ü.Orman Fakülkesi Orman Mühendisliği Bölümünden 1989 yılında mezun oldu. 1992 yılında İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Orman Ekonomisi Yüksek Lisans Programını tamamladı. 1990 yılında İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Hasılatı ve Biyometri Programında "Değişik Yaşlı Doğu Kayını Ormanlarında Artım ve Büyüme" isimli Doktora tezini tamamladı ve Doktor unvanını aldı. 2000 yılında aynı anabilim dalında Yardımcı Doçent kadrosuna atandı. İ.Ü. Orman Fakültesinde Temel Bilgi Teknolojisi kullanımı, Dendrometri, Orman Hasılat Bilgisi, Bilgisayar Destekli Tasarım, Bilgisayar Yazılım Uygulamaları Araştırma Yöntem ve Teknikleri derslerini verdi. Kısa bir süre Odman Hasalatı ve Biyometri Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü. )
- ATİLLA İLHAN PARKI (394 - 30 YENI) :
( Yeniköy Mahallesindedir. 745,10 m2'lik bir alan üzerindedir. 342,15 m2'lik yeşil alanı, 64,00 m2'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- ATILMAK ile ATILMAK
( Kovulmak. Bir yerden, görevden ya da işten uzaklaştırılmak. @@ Saldırmak, hücum etmek. | Bir şeye doğru birden gitmek, birden bir davranışta bulunmak. | Sonunu hesaba katmadan kendini atmak. )
- ATILMAK ile/ve/değil/||/<>/< İSTENİLMEMEK
- ATİNA ile ATİNA
( Yunanistan'ın başkenti. İLE Rize - Pazar ilçesinin eski adı. )
- ATİNA ve/<>/>< SELANİK
( ... VE/<>/>< Ege'nin en güzel yarımadalarından biri olan Halkidıkide'de bulunmaktadır. [Adını, Büyük İskender'in üvey kızkardeşi olan Thessalonica'dan almıştır.] )
( ... VE/<>/>< "Thermaikos körfezinin gelini" olarak da bilinen Vardar[Aksios] ırmağının ağzında, Yunan tanrılarının dağı Olympos'un karşısında kurulan Selanik, Bizans döneminde, İstanbul'dan sonra, bölgenin en önemli kentiydi. Bugün de, Yunanistan'ın ikinci büyük kenti olan Selanik'in tek rakibi, adını, tanrıça Athena'dan alan başkent Atina'dır. )
( ... VE/<>/>< Selanik, Kordon sefalarının benzerliği ile İzmir'in küçük kardeşi olarak da tanınır. )
- ATİNA ve/<> SYNTAGMA MEYDANI
( Syntagma[Anayasa] Meydanı, Atina'nın merkezi kabul edilmektedir. )
- ATIŞ POLİGONU :
( Poligon Mahallesi sınırları içindedir. İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün sorumluluğu altındadır. Av ve Atıcılık sporu ile ilgilenenlerle, atıcılık kulüpleri poligondan yararlanmakta, ayrıca resmi yarışmalar yapılmaktadır. )
- ATIŞMA ile/değil/yerine ÇAKIŞMA
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. | Söz yarışı etmek. | Doğru, açı, yüzey gibi geometrik biçimler, üst üste konulduklarında, birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. )
- ATKOŞTURAN, AHMET :
( Maden Muhtarı olarak görev yaptı. )
- ATKOŞTURANLAR, İZZET (MADEN/SARIYER, 1958) :
( Sarıyerlidir. Ticaretle uğraşır, elektrikçi. İlkokulu Sarıyer'de okudu, Sarıyer Ortaokulunu bitirmeden ayrıldı ve iş hayatına atıldı. Çeşitli derneklerde üye ve yönetici olarak görev aldı. DYP üyesi olup Gençlik Kolunda uzun süre görev yaptı. Sarıyerliler Derneği (SA - DER) üyesi olup bu dernekte birkaç dönem yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı. Sarıyer Yeni Merkez Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği üyesi olup Yönetim Kurulunda görev yapmaktadır. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olarak Altyapıda yönetici olarak görev yaptı, kulübün Divan Kurulu ve Yürütme Kurulu üyesi olarak hizmet verdi. )
- ATLAMAK ile/ve/||/<>/> PATLAMAK
- ATLAMATAŞI ADASI :
( Rumelifeneri sınırları içinde kalan bir adacıktır. Küçük olup sadece kayalıktır. Üzerinde yeşillik yoktur. Kıyı ile arasında sadece 25 - 30 metre kadar mesafe vardır. Kıyıda yüksek kayalıktır. Kıyı ile adacık arasında ki denizin suyu çok derin olup, buradan balıkçı tekneleri ve kayıklar gidebilmektedir. )
- ATLAMATAŞI DALYANI :
( Rumelifeneri'den Kilyos'a doğru giderken Atlamataşı mevkiinde kurulan bu dalyan uzun bir zamandan beri kurulmamaktadır. )
- ATLAMATAŞI :
( Rumelifeneri'nde Tahlisiye istasyonu tarafındaki kayalıklara denir. Dik kayalıkların hakim olduğu bu yerden tahlisiye tarafından batan veya batmak üzere olan gemilere, personeli kurtarmak için roket attıkları için kayalıklara "Atlamataşı" denilmektedir. Kıyı ile ada arası derin olduğu için yüzenlerin yüksek yerden atlamaları nedeni ile de bu ismi aldığı söylenmektedir. )
- ATLAS[Yun.] ile ATLÂS[Ar. < TALAS]
( Düz, havsız, tüysüz. | Büyük harita. | Atlas Denizi. | Dünyanın, bir ülkenin/bölgenin, fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih gibi konularda, toplu, tutarlı bilgi vermek için biraraya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi. | Bir kitabın sonuna eklenen ya da bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim ya da levhaların tümü. | Boyun omurlarının, üstten birincisi. İLE Eskitmeler. | Eski, aşındırılmış. )
- ATLANTİK/ATLAS OKYANUSU ve/<> PLATA IRMAĞI
( Uruguay'ın dünyaca ünlü kumsalı/plajı olan Punta del Este'deki ucun, bir tarafında Atlantik Okyanusu, öteki tarafında ise Plata Irmağı'nın ağzı görülmektedir. )
- ATLI KÖŞK :
( Sabancı ailesine ait olan bu köşk, 1923'te Hidiv İsmail Paşa'nın torunu Mehmet Ali İhsan Bey tarafından yaptırıldı. 1951'de Hacı Ömer Sabancı tarafından satın alındı. Köşkün bahçesine, Louis Danmas tarafından 1864'te Paris'te bronzdan yapılan at heykeli satın alınarak 1957'de köşkün bahçesine konulmuştur. O günden beri bu köşke Atlı Köşk denilmektedir. Bilahare İşadamı Sakıp Sabancı'ya (1933 - 2004) geçen köşk Resim - Hat Sanatları Müzesi olarak kullanılmaktadır. )
- ATMACA, CEMRE (TRABZON, 1985) :
( Kartal'dan transfer edildi ve beş sezon Sarıyer'de tescilli kaldı (2011/2016). Bu süre içinde iki kez Sarıyer'den ayrıldı ise de devre aralarında tekrar transfer edildi. Sarıyer forması altında 112 lig, 1 özel maç olmak üzere 13 kez forma giydi. Lig maçlarında 39 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına toplam olarak 37 gol kazandırdı. U18 milli takımında 2 kez oynadı ve 2015/2016 sezonu sonunda Sarıyer'den ayrıldı. )
- ATSUSHI MIYAZAKI PARKI :
( Van depreminde hayatını kaybeden Japon yardım gönüllüsü Atsushı Miyazaki adına inşâ edilen Japor Parkında, Karslı heykeltıraş Murat Muravvani tarafından yapılan Miyazaki büstü yer alıyor. Park Türk Japon dostluğunu simgeliyor. )
- ATTAPULGIT ile/ve/<> KAOLIN(IT)
( İspanya toprağı. İLE/VE/<> ... )
- AUGUSTE RODIN ile/ve/||/<>/> KEMAL KÜNMAT
( "Düşünen Adam" heykelini yapan. İLE/VE/||/<>/> Bakırköy Akıl Hastahanesi'ndeki "Düşünen Adam" heykelini yapan. )
- AV. AZİZ ÖZGÜR SOKAK :
( Merkez Sarıyer'de ve Sarıyer deresinin sol tarafında ve Bürümcük sokaktan sonraki ikinci sokaktır. Sokak soldan Şehit Mithat Caddesine çıkar. Bu sokağın adı Cumhuriyetin ilk yıllarından 1960'lı yıllara kadar ismi "Süngüsü Düşük Sokak" tı. Bu isim verilmesine neden, Milli Mücadele döneminde Padişah/Sultan yanlısı olan ve işgalciler hesabına çalışarak jurnalcilik yapanların bir kaçının bulunduğu sokaktı. Sarıyer'deki millicileri, Kuvayı Millicileri takip ederek jurnalliyorlardı. Bu nedenle de Sarıyerli direnişçiler zor günler yaşadılar. Milli Mücadele devam ederken jurnalcilerin pek çoğu cezalandırıldı. Bir kısmı pişmanlıklarını belirterek aman dilediler. M.M. Teşkilatının Sarıyer'deki lideri Öğretmen ve Avukat olan Aziz Bey'di (Arnavut Aziz, Zeynel'in Aziz). Özür dileyenlerin üzerine fazla gitmedi. Nihayet onlar da Sarıyerlilerdi. Ama unutmayanlar unutmadı ve jurnalcilerden en önemlisinin onurunun kırılması amacı ile bulunduğu sokağa "Süngüsü Düşük Sokak" ismini koydular. Çok uzun yıllar sokak bu isimle anıldı. Av. Aziz Özgür Beyin vefâtı üzerine bu sokağın ismi Av. Aziz Özgür Sokak olarak değiştirildi. )
- AV. REŞİT EFENDİ SOKAK :
( Yenimahalle'nin saygın isimlerinden biri olan Av, Reşit Efendi'nin oturduğu sokağa "Av. Reşit Efendi Sokak" adı verilmiştir. )
- AVCILIK VE ATICILIK SPOR KULÜBÜ :
( İstanbul Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü Poligon'daki tesislerinde faaliyet göstermektedir. Uluslararası yarışmalarda derece alan sporcuları vardır. )
- AVLAKA -ile
( Türkiye'nin, Batı'daki en uc noktası. )
- AVLU ile/||/<> ATRİUM ile/||/<> AYDINLIK FENERİ
( Genellikle üstü açık iç mekân. Çevrede yapı birimlerinin dizilerek bir bütün oluşturduğu açık mekân. İLE/||/<> Antik Roma konutlarında evin bir bölümünü oluşturan, etrafı sütunlarla çevrili avlu. İLE/||/<> Örtülü iç mekânlara ışık sağlamak için düzenlenmiş bir açıklık. | Küçük bir kubbe ya da çatının ortasında daha yüksek ve etrafı camlı bölüm. )
- AVLU değil/yerine/= IŞIKALAN
- AVNİ BABA ÇEŞMESİ :
( Boyacıköy Dönüm Sokakta olup duvar çeşmesidir. Kim tarafından ne zaman yapıldığı bilinmiyor, tamiri 1963 yılında Avni Baba tarafından yapılmıştır. )
- AVRASYA:
ASYA[< ASIA, ASIE] ile/ve AVRUPA
( 40 milyon km². İLE/VE 10 milyon km² )
( ASIA vs./and EUROPE )
- AVRUPA'NIN EN BÜYÜK KENT PARKI:
PHOENIX
( İrlanda'nın başkenti Dublin'de bulunmaktadır. )
- AVŞAR, HÜLYA (EDREMİT, 1963) :
( Sinema ve ses sanatçısı. 1983 yılında Bulvar Gazetesinin tertiplediği Kainat Güzellik Yarışmasında birinci oldu ve yıldızı parladı. Sinemaya geçti. "Haram" filmi le sanat hayatı başladı. Sinema ile uğraşırken müzik eğitimi almayı ihmal etmedi. Müzikallerde oynadı albüm ve single yaptı. "Salkım Yarası"albümü ile şöhreti yakaladı. "Sessiz Kadın" şarkısı ile önemli bir şöhretin sahibi oldu. Bir Milyon yüz binin üzerinde satış yaparak rekor kırdı. Kral TV.'den En iyi Kadın şarkıcı ödülünü aldı. Sahne aldı, filmlerde oynadı, show programları yaptı. Uzun yıllardan beri Sarıyer'de ikamet etmektedir. )
- AVUSTURYA/NEMÇE ile AVUSTRALYA
( NEMÇE/NEMSE: Osmanlılar'da Avusturya'nın adı. )
( BEÇ: Viyana'nın, Macarca adı. )
( AUSTRIA vs. AUSTRALIA )
- AY SİNEMASI :
( Emirgan'da yazlık sinema olarak hizmet veriyordu. Hayat Bahçesi olarak isimlendirilen yerdeki bulunan bu sinema 1975'te kapatıldı. İşletmecisi Ekrem Beydi. )
- AYA ANASTAS KİLİSESİ :
( Tarabya'daki Rum Kiliselerinden biriydi. 6 - 7 Eylül olayları sarsında tahrip edildi ve sonradan onarıldı. )
- AYA İRİNİ -ile
( Camiye dönüştürülmemiş tek kilise. )
- AYAK BASMAK" ile/ve/<>/> "ADIM ATMAK"
- AYAK UCU ile AYAK UCU
( Yatılan bir yerin ayak uzatılan yeri. İLE Ayak parmak uclarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi. )
- AYAK ile/||/<> PAYANDA ile/||/<> REVAK ile/||/<> PAYE ile/||/<> NEF/SAHIN
( Paye, taş ya da tuğladan örülmüş taşıyıcı mimari öge. İLE/||/<> Destek, yükü karşılamak üzere eklenmiş duvar parçası. İLE/||/<> Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerlerle çevrilmiş, üstü örtülü uzun bölümler, güneş ve yağmurdan korunmayı yürümeye bölümleri. Portik. İLE/||/<> Örülerek oluşturulmuş tek taşıyıcı. Ayak. İLE/||/<> Yapılarda sütunlarla ya da payelerle ayrılan her bir bölüm. Yol. )
- AYAKKABI ile/değil/||/<>/< CIZLAVET[< GISLAVED - İSVEÇ(Jönköping bölgesi)]["CIZDAVET" değil!]
( ... @@ Eski İskandinav dilinde büyük ölçüde bir kişinin adı (Gísli) + “orman/ahşap” (ved) birleşiminden türemiştir. 1900’lerin başında burada kurulan Gislaved AB adlı firma lastik üretimi ile tanınmıştır; özellikle otomobil lastiği ve kauçuk ürünler yapmıştır. Bu şirketin lastiklerinden ya da kauçuktan yapılan ayakkabılar Türkiye’ye geldiğinde halk diliyle “Gislaved” adının söylenişinin uzaklığından "cızlavet/cislavet" biçimine dönüşmüştür. )
- [AYAKKABILARI ...]
DIŞARIDA:
"SAKLA(MA)MAK" değil/yerine/>< BIRAK(MA)MAK
- AYAK/PA[Fars.]:
PATİ ile/||/<> PATİK ile/||/<> PATİKA ile/||/<> PABUÇ ile/||/<> PAYTAK ile/||/<> PAYİDAR ile/||/<> PİYADE[< PAYADAK] ile/||/<> PİYON[< PEDON]
( Kedi, köpek için ön ayak. İLE/||/<> Küçük çocuk ayakkabısı. İLE/||/<> Keçi yolu. İLE/||/<> Ayakkabı. İLE/||/<> Eğri bacak. İLE/||/<> Ayakta durmak. İLE/||/<> Yaya. İLE/||/<> Yaya. )
- AYANOĞLU, OSMAN (İST. 1947 - ?) :
( Armatör olarak iş hayatına devam ederken Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AYASULUK =/< SELÇUK
( ... =/< Selçuk'un eski adı. )
- AYAYANİ KİLİSESİ :
( Tarabya'daki Rum Kiliselerinden biridir. 6 - 7 Eylül olayları sırasında tahrip gören ve sonrada onarılan. )
- AYAZAĞA MAHALLESİ :
( 1930 yılında ilçe olan Sarıyer'e bağlıydı Ayazağa köyü. Bağlılığı 1954 yılına kadar devam etti. 1954 yılında Şişli yeni bir ilçe olarak kurulurken Ayazağa, Maslak ve Huzur mahalleleri de ile Şişli'ye bağlandı. 2012 yılında "Belediyeler Birliği Kararnamesi" ile Huzur ve Maslak Mahalleleri ile birlikte Sarıyer'e bağlandı. Üç tarafı ormanla kaplı olan Ayazağa'nın kuruluşu 300 yıl önceye kadar gider. )
- AYAZAĞA MERKEZ PARKI :
( Ayazağa Mahallesindedir. 903,84 m2 lik bir alanı kaplamaktadır. 225,29 m2 yeşil alanı bulunmaktadır. )
- AYAZMA[< Yun.][Hristiyanlıkta] -ile
( Hristiyan'larda okunmuş kutsal su. | Şifalı/kutsal su/kaynak/pınar. )
- AYAZMA SUYU :
( Hünkar Suyu mesiresine giderken yolan üst kısmında olup kayalıklar arasından çıkar. Aynı yerden çıkan Aralık suyu ile birleştirilerek; Aralık, Horozoğlu, Atçeşmesi ve Kumsal Çeşmesine akış verir. )
- AYBER, ADNAN (BİTLİS/AHLAT 1953) :
( Eğitimci, sendikacı ve siyasetçi. 1972'de Gaziantep Öğretmen Okulundan mezun oldu.1 yıl Mardin Nusaybin Dibek Köyünde, 5 yıl Ahlat Taşharman köyünde, 19 yıl Sarıyer Ferahevler Mahallesi Hürriyet İlkokulunda öğretmen olarak görev yaptı ve buradan emekli oldu. TÖBDER Ahlat Şube Başkan Yardımcılığı yaptı. Siyasete Sarıyer CHP teşkilatında başladı. 2004/2009 ve 2009/2014 de olmak üzere iki dönem Sarıyer Belediye Meclisi üyesi seçildi. Aynı dönem içinde 2 yıl Belediye Meclis Başkan Yardımcılığı, 3 yıl Sarıyer Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu 2014/2017 yılları arasında Sarıyer Kızılay Şubesi yönetiminde görev yaptı. 2012 yılından beri İstanbul Ahlat Kültür Turizm Tanıtma ve Yardımlaşma Dernek Başkanı olarak görev yapmaktadır. Ticaretle uğraşmaktadır. )
- AYDAKİ 3 DORUK:
ULUĞ BEY ve/<> KOPERNIK ve/<> GALILEO
( Uluğ Bey, kurduğu sektans sistemi ile 1180 yıldızın konumunu ve bir yılın 365 gün olduğunu, Kopernik'ten 60, Galileo'dan 200 yıl önce, hemen hemen doğru olarak hesaplamıştır. )
- AYDEMİR, MUSTAFA (ANTALYA, 1953) :
( Antalya'da doğdu (1953), Uzun yıllardan beri Sarıyer/Yenimahalle'de ikamet etmektedir. Antalya Lisesini bitirdi (1972), İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun oldu (1979). 1974 yılında kendi şirketini kurdu. 1977 yılında Teksas Üniversitesi adına G. Bass ekibiyle Serçe Limanı Bizans Batığı Sualtı Kazısında çalıştı. Antik batıklara, 1. ve 2. Dünya savaşı batıklarına daldı. Uzun yıllar batıklar, balıklar, kıyılar ve amforalar hakkında makaleler yazdı. Kaptan Cousteau Ekibiyle daldı ve birlikte konferanslar verdi. 9 yıl boyunca araştırdığı Fransız Savaş Gemisi Paris - 2 batığından, 1. Dünya Savaşı'na ait unutulmuş bir tarihi ortaya çıkardı ve bunu 2004'te "Ben bir Türk Zabitiyim. Batıktan Çıkan Kahraman" isimli belgesel kitabıyla yayınladı. Arkeolojik Eser Koleksiyoncuları Derneği ve Marmara Adası Deniz Müzesi Kurucuları arasında yer aldı. Dernek üyelerinin eserlerini bir araya getirerek Deniz Müzesi projesi hazırladı. Atatürk portresini Erzincan dağlarının en iyi görünen bir yüzüne resmeden çalışmasını 2010 yılında "Dağdan Bakan Gözler" ismi ile kitaplaştırarak yayınladı. Çalışmalarını Sarıyer'de bir deniz müzesi açılması için sürdürmektedir. )
- AYDIN, EROL (İST. 1966) :
( Sarıyerli, Sarıyer Lisesini bitirdi. İ.Ü. İktisat Faktültesinden mezun oldu ve ABD. Southern Üniversitesine lisans ve lisansüstü eğitim için gitti ama çeşitli nedenlerle tamamlayamadı. Siyasete DSP saflarında atıldı. 1999 yerel seçimlerinde DSP den Sarıyer Belediye Başkan adayı oldu, kazanamadı. 2009 yerel seçimlerinde CHP den Belediye Meclis Üyesi seçildi ve Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (2009/2010) Yönetim Kurulu Üyesi Asbaşkan olarak görev yaptı. Spor olarak futbolu seçti ve Beşiktaş, Galatasaray, Sarıyer (PAF) alt yapı takımlarında ve Rumelihisar Kulübünde futbol oynadı. )
- AYDIN, HÜSEYİN (SÜRMENE, 1931 - 1985) :
( Bir yıl İstanbul Tıp Fakültesinde okuduktan sonra İ.Ü. Diş Hekimliği Fakültesine geçti ve bu fakülteyi bitirdi. Askerlik görevini Karadeniz Ereğli'de yaptı. Diş Hekimi olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AYDIN, NURİ FATİH (ÜSKÜDAR, 1996) :
( UTAŞ Uşakspor'dan orta saha elemanı olarak transfer edildi bir sezon (2018/2019) tescilli kaldı. Bu süre içerisinde takımının 33 lig ve 2 özel olmak 37 maçında forma giydi ve takımına lig maçlarında 5 gol kazandırdı. Gebze Karadenizspor, İstanbulspor A.Ş. Ofspor A.Ş. UTAŞ Uşakspor ve Sarıyer'de oynayan bu futbolcu sezon sonunda serbest kaldı. )
- AYDIN, OĞUZ KONUK (ASLANKÖY, 1954) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi (1978) 9 sezon Sarıyer'de kaldı. 232 Lig, 4 B Takımlar ligi, 20 Kupa ve 6 Turnuva maçı olmak üzere 262 resmi, 66 özel olmak üzere 328 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 14, özel maçlarda 4 olmak üzere 18 gol kaydetti. )
- AYDIN, ŞAKİR (...) :
( Çayırbaşı Mahallesinde muhtarlık yaptı. )
- AYDIN, VAROL (RUMELİKAVAK, 1964) :
( Rumlikavaklı işadamı ve dernekçi. Rumelikavağı Spor Kulübü üyesi ve başkanı, Rumelikavağı Güzelleştirme Derneği Üyesi ve Başkanı. Sarıyer Spor Kulübü Üyesi olup iki dönem (2015/2016 ve 2016/2017) Yönetim kurulunda bulundu. )
- AYDIN, YEKTA (YEŞİLCE/ORDU, 1950) :
( İstinyeli, eğitimci, yazar ve siyasetçi. İlk ve ortaokulu Yeşilce ve Mesudiye'de, öğretmen okulunu Perşembe'de, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümünü Ankara'da, lisansını Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde tamamladı. Memuriyete öğretmen olarak başladı. Mesudiye Lisesi ve Mesudiye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. İstanbul Yeni Levent Lisesi ve sonrasında Şişli Çağlayan Lisesinde Müdür olarak atandı. 2000‘de emekli oldu ve Beşiktaş Özel Yıldız Kolejinde Müdür olarak görev yaptı. Siyasete CHP saflarında başladı ve Yeşilce Belediye Başkanı seçildi (2004 - 2009). CHP İstanbul İl Yönetim Kurulunda üye olarak görev yaptı. İstanbul ikinci bölgeden milletvekilliğine aday oldu kazanamadı. Çeşitli vakıf, dernek ve diğer sivil toplum kuruluşlarında üye ve yönetici alarak çalıştı. Aynı zamanda saz sanatçısı ve bestekâr olarak da eserler verdi. Yazın hayatını da devam ettirdi ve uzun yıllar Mesudiye'nin Sesi ve Mora Dergilerinde yazıları yayınlandı. Ayrıca Gül Dalı, Yayla Yeli, İnsan İlişkilerimiz, Işıksız Köyler, Gökten Sevgi Yağsın Yere, Dostun Yolu İnce Uzun adlı şiir kitapları ile Göle Düşen Damla, Dünden Bugüne İzlenimlerim isimlerini taşıyan kitapları var. )
- AYDINALP, ALİ (?) :
( Sarıyer Kaymakamı olarak hayli iz bıraktı. Bilhassa halkın içine girmesi, derneklerle yakın ilişki kurması ve Sarıyer Spor Kulübü'nün I. Türkiye Ligine yükseldiği sezon, kulübe verdiği destek ve diğer amatör kulüplere gösterdiği yakın ilgi ile iz bıraktı. Sarıyer'den Tekirdağ Vali Yardımcısı olarak ayrıldı. )
- AYDINER SOKAK PARKI :
( Baltalimanı Mahallesindedir. 352,00 m2'lik bir alan üzerindedir. 150,00 m2'lik yeşil alanı, 42,00 m2'lik çocuk oylun alanı ve 80,00 m2'lik spor alanı bulunmaktadır. )
- AYDINEVLER EBUBEKİR CAMİİ :
( Tarabya'da Aydınevler Sitesi içindeki cami sitenin ismini almış olup, tarihi özelliği yoktur. )
- AYDOĞDU, OĞUZ (İST. 1960) :
( Sarıyer altyapısından yetişti. Profesyonel kadroya alındı (1976). 70 Lig, 3 Kupa, 28 Amatör lig olmak üzere 101 resmi ve 20 özel maçla birlikte toplam 121 maçta forma giydi. Prof. Lig maçlarında 7 olmak üzere 134 gol kaydetti. 9 kez Amatör ve 4 kez de A Genç olmak üzere 13 kez milli oldu. )
- A'YEN[Ar.] ile ÂYEN, ÂHEN[Ar.]
( Büyük, iri gözlü. | Bakılan yer. | Çok açık, pek belirli. İLE Demir. )
- AYİA PARASKEVİ AYAZMASI :
( Yeniköy'ün en eski ve önemli ayazmalarından biridir. Suyunun göz hastalıklarına iyi geldiğine inanılır. )
- AYİOS HARALAMBOS AYAZMASI :
( Hala kullanılan bir ayazmadır. Rum meşatlığı (mezarlığı) içindeki bu ayazma mermer su haznesi bulunan bir ayazma olup, son yıllarda büyük onarım gördü. )
- AYIOS NİKOLAOS KİLİSESİ :
( Yeniköy'deki kiliselerin büyüklerinden biridir. Balıkçı ve denizcilerin koruyucusu Aziz Nikola'ya ithaf edilmiştir. 1772'deki yangından sonra bir kaç kez onarıldı ve yenilendi. 1839'da yeniden inşâ edilen kilise, bahçe içindeki çan kulesi 1888'de inşâ edilmiştir. )
- AYİOS PARASKAVİ KİLİSESİ :
( Büyükdere Ayios Paraskavi Rum Ortodoks Kilisesi Büyükdere eski vapur iskelesi karşısında, Danışmend sokağı PTT binası bitişiğindedir. Kilise yangın sonucu harap olduktan sonra 1831'de yeniden inşâ edildi. )
- AYİOS PARASKAVİ RUM İLKOKULU :
( Büyükdere eski vapur iskelesi karşısında, Danışmend sokakta bulunan Ayios Paraskavi Rum Ortodoks Kilisesi arka kısmında set üzerindeki büyük binada eğitim vermekteydi. Rum nüfusun azalması sonucu okul kapandı. )
- AYİOS PARASKAVİ RUM KİLİSESİ AYAZMASI :
( Bu ayazma Ayios Paraskavi Rum Kilisesinin içindedir. )
- AYIOS THERAPON AYAZMASI :
( Yeniköy'de Sermet Sokak'ta bir baraka içinde bulunan bu ayazma 1960'lı yıllara kadar ziyaret edilen bir ayazma idi. Arazi üzerine konut yapıldığı için ayazma ortadan kalktı. )
- AYİOS YEORGİOS KİLİSESİ :
( Yeniköy'deki bu kilise, İstanbul'dan Kudüs Patrikhanesine bağlı kiliselerden biridir. Bu kilisenin ne zaman yapıldığı bilinmiyor ancak 1740 yılında var olduğu biliniyor. Kilise 1851'de büyük onarım gördü. )
- AYIRAÇ/BELİRTEÇ/MİYAR/REAKTİF ile AYIRAN ile AYIRICI ile AYIRMAÇ/FARİKA ile AYIRTI/ÇALAR/NÜANS
( Nesneleri kimyasal birleşime ya da ayrışıma uğratarak niteliklerini belirlemede kullanılan bileşikler. İLE Işığı yalın öğelerine ayırma özelliği olan. İLE Ayırma özelliği ya da gücü olan. | Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç. İLE Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum ya da öğe. İLE Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark. )
- AYKOL, İZZET (İST. 1916 - ?) :
( Sarıyerlidir. Uzun yıllar çeşitli gazetelerde çalıştı. Sarıyer Gençlik Mahfili mensuplarından biridir. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde bir dönem (1957 - 1958) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AYKUT, PROF. DR. İSMAİL TURGAY (ANKARA, 1938) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. Ilk, orta ve lise eğitimini İstanbul'da tamamladı. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1960'da mezun oldu. Askerliğini tamamladıktan sonra 1963'te sınavları kazanarak Orman İnşaatı Kürsüsüne asistan atandı. "Bolu Mıntıkasında Orman Nakliyatının Tekniği Bakımından Araştırılması" tezi ile 1970'de "Pek İyi" derece ile "Ormancılık Doktoru Unvanı"nı aldı. 1976'da "Kastamonu Mıntıkasında Üst Yapı Tekniği Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını aldı. "Orman Ürünleri Taşımacılığında Araç ve Teknikler" konulu tezini tamamlayarak 1984'te Profesör oldu. 1997 - 2004 yılları arasında İ.Ü.Orman İnşaatı ve Transportu Anabilim Dalı Başkanlığı görevini emekli olduğu 2004 yılına kadar sürdürdü. Yayınlanmış üç kitabı ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- AYNA ODASI" ile/değil YANKI ODASI
- AYNA ile/ve YANSIMA
(
)
( MIRROR vs./and REFLECTION )
( ... ile İNİKÂS )
- AYNI PARALELDE değil AYNI YÖNDE ya da PARALELDE
- AYRIK ile AYRIM
( Ayrılmış. | Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen. | Kuraldışı, müstesna. İLE Ayırma eylemi. | Bir kişi ya da nesnenin, ötekilerle karış(tırıl)mamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. | Alt bölüm. | Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter. | Ayrılma noktası. | Bir ya da daha çok sahne içinde geliştirilip, olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. )
- AYRILMAK ile/ve UZAKLAŞMAK
( TO LEAVE vs./and TO DIGRESS )
- AYRIM (NOKTASI):
KAVŞAK ile/ya da/||/<> MAKAS ile/ya da/||/<> ÇATAL
- AYRIM ile/ve SINIR
( DISTINGUISH vs./and BOUNDARY )
- AYŞE HANIM ÇEŞMESİ :
( Zekeriyaköy'de Kirazlıbahçe'ye (Çay Bahçesi) giderken tepenin alt kısmında ve yolun solundadır (H.1208, M.1793). Bu çeşmenin halk arasında kullanılan ismi "Soğuksu Çeşmesi'dir. Sokak Soğuksu Sokağındadır ve ismini bu sudan almıştır. Çeşme değişik zamanlarda onarım gördüğü ve onarım sırasında aslı korunmadığından mimari özelliğini kaybetmiştir. Çeşmenin suyu iptal edilmiş ve köy meydanındaki "Hayrat" çeşmeye bağlanmıştır. Çeşmenin kitabesinde şöyle yazmaktadır: Hüseyin aşkına iç bu çeşmeden mâ - ül hayat sahib - ül hayrat Ziştovi Ayşe Hanım (1208)". )
- AYTAÇ, ALİ ÇETİN (İST. 1989) :
( Sarıyerlidir. İlk, orta ve Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Arel Üniversitesinde Sosyoloji üzerine yüksek lisans tezi yaptı. CHP üyesidir. Gençlik kollarında çeşitli görevler üstlendi. Son Baskı isimli yerel gazetesinin genel yayın yönetmenidir ve Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Sarıyer Şubesi üyesidir. )
- AYTUĞ, PROF. DR. BURHAN (ERZURUM, 1929 - 2016) :
( İ.Ü. Orman Fakültesi öğretim üyesidir. İlk ve orta öğrenimini Erzurum'da tamamladıktan sonra, 1949'da İ.Ü. Orman Fakültesini bitirdi. Askerliğini takiben 1953 yılında İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsünde asistan oldu. 1958'de "Ormancılık bilimleri Doktoru", 1964'te aynı kürsüde "Doçent" unvanlarını aldı. 1972 yılında profesörlüğe yükseldi. Değişik ülkelerde mesleği ile ilgili araştırma ve incelemelerde bulundu. Yirmi Avrupa ülkesini kapsayan "Atlas Europeen des Pollens Allergistants" da "Calendrier Polliniquesen Turquie" araştırmalarıyla Türkiye'yi temsil etti. Montreal ve New York Üniversiteleriyle Türkiye'de yapılan ortak bir araştırmadan ötürü Dr. J. Bordaz ve Dr. D. Perkins ile birlikte "Canada Council'in 1968 yılı "Bilim Ödülü" nü kazandı. Kitap, atlas, bilimsel araştırma ve bilimsel makale olarak 89 yayım gerçekleştirdi. Bunların 20'si yurtdışında yayınlandı.1975 - 1980 yıllarında İ.Ü. Orman Fakültesinde iki kez dekanlık görevi üstlendi. İ.Ü. Orman Fakültesinin en büyük ihtiyacı olan bir araştırma ormanı kazandırmak için büyük mücadele verdi ve başardı. Kazandırdığı "Araştırma Ormanı" (Bilezikçi Çiftliği), kendisinden sonra YÖK'cü tutumlarla yitirilme aşamasına gelen Bilezikçi Çiftliği'ni geri alabilmek için yargı yolu ile verdiği onurlu kavgayı kazanarak çok büyük bir başarı elde etti. )
- AYVAT BENDİ :
( Kâğıthane deresinin Ayvat Çayı üzerine Sultan III. Mustafa (1717 - 1774)'nın isteği üzerine 1765'te yapılmıştır. 156.000 m³ kapasitelidir. Bendin yüksekliği 12,57 m. uzunluğu 55,20 m, denizden yüksekliği ise 102 m dir. Bu bende Mustafa III Bendi de denilmektedir. )
- AZAK, ÇETİN (İST. 1943 - ...) :
( Sarıyerlidir. İlk, orta ve lise öğrenimini Sarıer'de yaptı. Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. Bir süre muhasebecilik ve sonra da Sigorta acenteliği yaptı. Siyasete CHP saflarında başladı, çeşitli görevler yaptı. Partinin kapanması üzerine SODEP'ne geçti ve yerel seçimlerde Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi (1984 - 1989). Çeşitli Sivil Toplum kuruluşunda üyedir. )
- AZAP/AZEB ile/||/<> AZAP
( Anadolu beyliklerinde donanma askeri. İLE/||/<> Osmanlı Ordusu'nda hafif piyade olarak kullanılan asker sınıfıdır. Bir tarihsel terim olarak kökeni bilinmez. 14. yüzyıldan başlayarak donanmadaki bir askeri sınıfın adı olarak kullanılmıştır. İlk dönemlerde azaplar, yaya ve deniz azapları diye ikiye ayrılırken sonraları duyulan gereksinme gereğince sınır kalelerinde görev yapan kale azapları ortaya çıktı. Bu askerler, ön saflarda savaşırdı. Savaşlarda hafif okçu birliklerine gereksinim duyulduğunda 20 - 30 eve bir asker düşmek üzere Anadolu'nun bekâr ve güçlü gençleri azap olarak seçilirdi. Bu biçimde asker toplanmasına “azap çağırtmak” denirdi. Ücretlerini bulundukları sancak öder ve kendilerinden savaş sırasında vergi alınmazdı. Azaplar en önde yer alır ve düşman üzerine ok yağdırırdı. İstanbul'un alınması sırasında orduda 20 bin azap vardı. Kale ve deniz azaplarının varoluşu II. Mahmut dönemine kadar sürmüştür. Azaplar, başına kırmızı börk giyer, ok, yay, pala, kakan ve kargı gibi silahlar kullanırdı. Deniz azapları, 15. yüzyıldan başlayarak oluşturuldu. Unkapanı Köprüsü'nün Galata bölümünde bugün Azap kapı olarak anılan yerde tersanenin yanında kışlaları vardı. Orada konaklar ve eğitimlerini yaparlardı. )
- AZARYAN YALISI :
( Yalı Tüccar Bedros Azaryan tarafından Büyükdere'de Piyasa Caddesi üzerinde yaptırılmıştır. Yalının bir adı da "Vidalı Yalı" dır. Yalının tüm malzemeleri yurtdışından getirilmiş, montajı sırasında çivi yerine ahşap kavale (ahşap çivi/vida) kullanıldığı için binaya "Vidalı Yalı" denilmektedir. Bu yalı 1954 yılında Vehbi Koç (1901 - 1996) tarafından satın alınmıştır. Bina Vehbi Koç'un eşi Sadberg Hanım adı ile Müzesi olarak kullanılmaktadır. )
- AZARYAN, BEDROS (İST. 1842 - 1906) :
( Aristakes Azarya'nın büyük oğludur. Yüksek tahsilini tamamladıktan sonra babasının işlerini yönetti. 1899'da İstanbul Ticaret Odası Başkan vekili, 1901'de Başkanı oldu ve ölene kadar bu görevde kaldı. Şirket - i Hayriye'nin İdare Meclisi Üyesi, Aliyanz Sigorta Şirketi genel müdürlüğünde bulundu. Ermeni Katolik cemaatinin idari işleri ile ilgilenmen ve hayırseverliği ile tanınmıştır. Azaryan adını taşıyan yalısı Büyükdere Piyasa Caddesindeydi. Bu yalı Sadberg Hanım Müzesi olarak değerlendirilmektedir. )
- AZARYAN/VEHBİ KOÇ YALISI :
( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindedir. 19. yy sonu yapılan bir tarihi eserdir. Ahşap binanın tüm malzemesi yurtdışından getirilip monte edilmek suretiyle inşâ edildiği ve inşatta çivi yerine ahşap vida kullanıldığı için yalının bir ismi de "Vidalı" yalıdır. Ancak yalı sahibinin ismi ile "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Yalı sahibi Bedros Azaryan (1842 - 1906) Ayan azalarındandı. Yalıyı Vehbi Koç alınca "Vehbi Koç Yalısı" olarak anılmaya başlandı. Yalı çok büyük onarım gördü ve Koç ailesi tarafından müzeye dönüştürüldü (bkz. Sadberg Hanım Müzesi). )
- AZATLI SOKAK :
( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Çeşitli nedenlerle ceza almış bazı kişilerin serbest bırakılması (Azat edilmesi) bu kişilerin bu sokakta ikamet etmeleri nedeni ile sokağa "Azatlı Sokak" ismi verildiği söylenmektedir. )
- AZI, GÖRÜP; "DÜNYAYA SAHİP OLACAĞIM(IZ)A" değil/yerine DÜNYAYI GÖRÜP AZA, SAHİP OLMAK
- AZİZ PRODROMOS KİLİSESİ :
( Yenimahalle'de ve sahilde 16. yy da inşâ edilen kilise yıkıldıktan sonra, aynı yere küçük bir kilise inşâ edildi. 1834'te bu kilisenin yerine de bugün hala açık Aziz Prodromos kilisesi yapıldı. Bu kilise Terkos Metropolitliği ve Fener Rum Patrikhanesine bağlıdır. )
- AZİZE EFİMYA AYAZMASI :
( Aghia Triada Kilisesi yanında bulunan Azize Efimya Ayazması adını taşıyan ayazma Yakup Ağa tarafından ihya edildiyse de zamanla ayazma yıkılarak ortadan kalktı. )
- AZMAK ile AZMAK ile AZMAK[< AĞIZMAK]
( Taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak. | Denizin, ırmağın kabarması/yükselmesi. | Etkili, tehlikeli duruma gelmek. | Eşeysel duyguları artmak. | Çamaşırın, artık beyazlatılamaz duruma gelmesi. | İki ayrı ırktan doğmak. [Katır, Liger, Tigon gibi.] İLE Yolunu kaybetmek/şaşırmak. İLE Su birikmiş çukur ya da hendek. | Aakarsu kenarlarında yağmurdan sonra tarlalarda, yollarda görülen küçük su birikintisi, gölcük, su toplanan çukurcuk. | Bataklık, sızlık, büyük su birikintisi. | Azmak[< aġızmaḳ: Akarsuyun denize döküldüğü yer.] )
- AZMAK[Azr.]/AZDIM = YİTMEK/KAYBOLMAK[Tr.]/KAYBOLDUM
- BAALBEK(HELIOPOLIS) -ile
( Dünyanın en geniş akrapolu olan Roma kalıntısı.[Beyrut] | Güneş şehri. [Lübnan'dadır.] )
- BÂB-I ÂLİ/HÜMÂYUN ile/ve/||/<> BÂB-I ÂSÂFÎ ile/ve/||/<> BÂB-I MEŞÎHAT ile/ve/||/<> BÂB-I SERASKERÎ ile/ve/||/<> BÂB-I DEFTERÎ
( Sultan kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Sadrazam kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Seyhülislâm kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Genelkurmay başkanlığı kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Maliye kapısı/makamı. )
- BÂB[Ar. çoğ. EBVÂB] ile BÂB[Ar.] ile BÂB[Ar.]
( Kapı. | Geçit, boğaz. | Bölüm. | İş, biçim, mesele, yol, konu/mevzû. | Tövbe.[tas.] | Kaş ve göz[B] ve burun[|] ve kaş ve göz[B].[tas.] İLE Uygun, lâyık. Elverişli. Hayır, uğur. İLE Baba, ata. | Mânevî önder, şeyh. )
- BABA KENAN PARKI :
( Maden mahallesi Şifa Evleri üst kısmındadır. 4.998 m2'lik bir alan üzerinde ki park yenilenerek Baba Kenan (Dereli) ismi ile hizmete açıldı. Parkta 2.208,03 m2'lik yeşil alanı, jimnastik aletleri, spor ve dinlence alanı bulunuyor. )
- BABADAĞI ile/ve SANDAK DAĞLARI
- BÂBİL -ile
( Bağdat'ın aşağı tarafında bulunan~büyücülüğünden dolayı, eski edebiyatımızda "çeh-i Bâbil" olarak yer alan ve birçok dilin meydana gelmesi bakımından da masalda adı geçen "Bâbil Kulesi"nin bulunduğu, ilk çağdan kalma şehir. )
- BACAK/EL SALLAMAK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİSİZ VE SAKİN, O ANDA VE ORADA OLMAK
( Bulunulan koşullardan çıkma ya da [çeşitli ve belirli/belirsiz] sıkılma durumlarında yapılan kontrolsüz el/kol/ayak/bacak sallamalarının/hareketlerinin nedeni daha çok "bir an önce o ortamdan/koşullardan çıkma/uzaklaşma" ya da "sonraki sürece/aşamalara geçme" isteği üzerinedir. Bunu da sürenin/sürecin "kısalması/hızlanması" beklentisiyle, farkında olmadan [/"ne yaptıklarını biliyor oldukları" "iddiasıyla"/zannıyla] el/ayak/bacak sallayarak ya da nesnelerle uğraşarak [çizerek, kağıt karalayarak, kalem çevirerek, nesne parçalayarak/delerek, tespih çekerek vs.], zihinlerini başka şeylerle meşgul ederek ve ancak bir şeylerle uğraşmak yoluyla çözmeye çalışırlar. Bu hareketler, "küçük/önemsiz/değersiz hareketler" varsayıldığından dolayı yapan kişi tarafından algılanmaz. [Daha çok da gençlikte/olgunlaşmamışlıktan ve/ya da cahillikten dolayı görülen/yaşanılan bir durumdur.] Bu durumlarda, çevredeki kişiler, çıkan sesle ya da gözleriyle ve zihinleriyle, yapılan harekete ister istemez takılırlar. Bu uyaranları, hem kişinin kendi için, hem de çevresindekileri düşünerek kontrol altında tutmaları gerekir. Bunu da, zihinlerini bulundukları zaman ve zeminde tutmaya çalışarak, geçmesi gereken zamana ve koşullara biraz daha sabrederek ya da odaklanarak sağlayabilirler. Sürekli olarak anımsanmalı ki, zihin, başka/çeşitli noktalarda bulunabilir fakat gövdeyi düşünce hızında bir yerlere taşımak olanaklı değildir. )
- BÂC-I AĞNAM ile/ve/<> BÂC-I TAMGA ile/ve/<> BÂC-I BÜZÜRK ile/ve/<> BÂC-I KIRTIL ile/ve/<> BÂC-I NİYÂBET
( BÂC[Fars.]: Vergi/harç. | Gümrük vergisi. )
- BADAL ART:
UÇ ile/||/<> BARSGAN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Uç ile Barsgân arasındaki bir dag geçidi. )
- BAĞ MEZARLIĞI :
( Rumelihisarı'ndaki mezarlıklardan biriydi. Fakat bu mezarlık da ortadan kaldırıldı. )
- BAĞ ile BAĞ[Fars.]
( Bir şeyi başka bir şeye ya da çok sayıda olanı topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. | Sargı. | Bağlam, deste, demet. | İlgi, ilişki, rabıta. | Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. | Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. | Nota yazarken yan yana gelen aynı ya da farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret. İLE Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. | Meyve bahçesi. )
- BAĞ değil/yerine/= ÜZÜMLÜK
- BAGAJ[Fr. BAGAGE] değil/yerine/= YÜKLÜK
- BAĞDAD -ile
( DARÜ'S-SELÂM )
- BAĞIR ile BAĞIR
( Göğüs, sine. | Ok yayının orta bölümü. | Dağın orta bölümü. | Ciğer, bağırsak vb. gövde boşluklarında bulunan örgenlerin ortak adı, ahşa. | Bir şeyin ortası, orta yeri. İLE Birinin sesini yükseltmesini istemek. )
- BAĞLAÇ ile BAĞLAM ile BAĞLANTI/BAĞLANAK ile BAĞLAŞIK ile BAĞLAYICI ile BAĞLI
( Eş görevli sözcükleri ya da önermeleri birbirine bağlayan sözcük türü. İLE Deste. | Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. | Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce ya da sonra gelen, çok sayıdaki durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim ya da birimler bütünü. | Bent. İLE İki ya da daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki. | İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. | Yapılacak işle ilgili sözlü ya da yazılı antlaşma. İLE Aralarında antlaşma ya da sözleşme sağlanmış olan kişi ya da topluluk, müttefik. | Sonuç, neden gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan nesne, terim. İLE Bağlama niteliği olan. | Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan. | Uyulması zorunlu. | Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu nesnelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. İLE Bir bağ ile tutturulmuş olan. | Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. | Sınırlanmış, sınırlı. | Kapatılmış olan, kapalı. | Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. | Birine, bir düşünceye, bir anıya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sâdık, tutkun. | Halk inanışına göre, büyü etkisiyle eşeysel güçten yoksun edilmiş eril. )
- BAĞLAR MEVKİİ CAMİİ :
( Yeniköy'de Bağlar mevkiinde yapılan bu camiye Cevahirler Camii de denilmektedir. Tarihi bir özelliği yoktur. )
- BAĞLARALTI DALYANI :
( Baltalimanı koyunda kurulan bir dalyan olup İstanbul'un en büyük ve en çok balık avlanan dalyanıdır. )
- BAĞLARALTI KOYU :
( Rumelifeneri, Papazburnu ve Garipçeburnu arasında yer alan ve dalyan kurulan bir koydur. )
- BAĞLARALTI :
( Garipçe Köyü ile Rumelifener Köyü, Papazburnu ve Garipçe burnu arasında yer alan deniz sahili alandır. )
- BAGRAM ile/= BAKU/BAQU
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Tepe. İLE/= Tepe. )
( BAGRAM KUM/BAGRAM QUM: Kum tepesi, kumul[remi âli'c-cûbeyl]. )
( BAGRAM KUMI/BAGRAM QUMI: Kâşgar ile Yârkend arasındaki kumluk arazi. )
- BAĞRIAÇIK, AYLA SERPİL (İST. 1957) :
( Orta ve Lise öğrenimini Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesinde okudu. Bristol Üniversitesi (İngiltere) ve Uluslararası İlişkiler dalında eğitim aldı. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Fransız ve Roman Dilleri Bölümünden mezun oldu. Koç Holding bünyesinde iş hayatına atıldı. Üst düzeyde yönetici olarak görevler üstlendi. PERA Organizasyonu ve MEDKON Turizm Kurucusu ve Başkanı olarak görev yaptı. Ulusal ve uluslararası kongrelere katıldı. Pera Kültür Sanat ve Basın Danışmanlığı yaptı. Amerikan Deniz Kuvvetleri Donanması Sosyal ve Turistik Faaliyetler Koordinatörlüğü yaptı. Uluslararası 1993 EASD, 1998 En Başarılı Ulusal Kongre Ödülü, Amerikan Dz. Kuvvetleri Liyakat ödüllerini aldı. Sarıyer ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Meclis üyesi olarak (2009 - 2014) görev yaptı. )
- BAHÂ[Ar.] ile BAHÂ'[Ar.] ile BÂHÂ/BÂHA[Ar.]
( Güzellik, zariflik. | Parıltı. | Alışma, dadanma. İLE Değer, kıymet, bedel. İLE Bir evin etrafiındaki kapalı avlu ya da bahçe. | Açık meydan, alan. | Suyun derin yeri. )
- BAHAR SUYU MESİRESİ :
( PTT Mahallesi sınırları içinde ve Sultansuyu mesiresi yanında bulunan bir mesiredir. Aynı zamanda Gazinosu, parkı ve çay bahçesi bulunmaktadır. )
- BAHARINDAN" değil BAĞRINDAN
- BAHÇE YOLU SOKAK SOSYAL KONUT PARKI :
( Ayazağa Mahallesinde bulunan bir parktır. 290 m2'lik bir alanı ve 120 m2 yeşil alanı bulunuyor. )
- BAHÇE ile ASMA BAHÇE
( ... İLE Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapılmış bahçe. )
- BAHÇE ile HARIM
( ... İLE Sebze ve meyve bahçesi. | Tarla ve bahçe çevresindeki çit. )
- BAHÇEKÖY ASKERİ HASTANESİ :
( Bahçeköy'deki Orman Mektebi Alisi binasında 1917'de I. Dünya Savaşı sırasında cephelerden gönderilen yaralı ve hastalıklı hastaların tedavi ve bakımlarının yapılması amacıyla açılan bu hastanenin, savaşın bitimi ile birlikte faaliyetine son verildi. )
- BAHÇEKÖY BELDE BELEDİYESİ :
( Bahçeköy 1894'ten 1992 yılına kadar muhtarlıkla yönetildi. 1992'de Belediye oldu. 1992 nüfus sayımına göre nüfusu 5.486'dır. Bahçeköy Belde Belediyesinin ilk başkanı Muzaffer Altınsoy olup üç dönem başkanlık yaptı. Sonra ki Başkan ise Mustafa Başaran'dır (bkz. Muzaffer Altınsoy ve Mustafa Başaran). )
- BAHÇEKÖY CADDESİ :
( Çayırbaşı çarşı içinden başlar ve Bahçeköy Kemerine kadar giden uzun bir caddedir. Cadde Bahçeköy'e ulaştığından "Bahçeköy Caddesi" adını almıştır. )
- BAHÇEKÖY CAMİİ :
( Bahçeköy Lozan mübadillerinin bulunduğu bir semt. Yunanistan'dan göç edenlerden bir grup Bahçeköy'de iskan edildiler. İbadetlerini de terk edilmiş olan Kilisede yaptılar. 1944/1945'li yıllarda ise köy içinde yeni yapılan cami kullanılmaya başlandı. Bu cami bilahare terk edildi. )
- BAHÇEKÖY İ.Ü. ORMAN FAKÜLTESİ KAPALI SALONU :
( Kapalı spor salonu hemen hemen tamamen yenilendi ve Türkiye Ligi maçlarına açıldı. 600 seyirci kapasitelidir )
- BAHÇEKÖY İLİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ TALEBE YURDU :
( Bahçeköy'de İlim ve Kültür Derneğine ait Talebe Yurdu 1976'da açıldı. 1992'de büyütüldü. Yurt üniversite öğrencilerine hizmet vermektedir. )
- BAHÇEKÖY KEMERİ :
( Bu kemere Sultan I. Mahmut Kemeri de denilmektedir. Bahçeköy Kemeri 1731 yılında Sultan I. Mahmut tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Kemerin uzunluğu 409 metre, yüksekliği 27 metre, genişli de 3,25 metre olup 21 gözlüdür. Bu kemerden; Beyoğlu, Beşiktaş, Ortaköy, Galata, Kuruçeşme, Arnavutköy, Kasımpaşa ve Sultan'ın sarayına su veriliyordu. Kemer halen kullanılmaktadır. )
- BAHÇEKÖY MERKEZ CAMİİ :
( Köy içindeki eski tarihi küçük ahşap cami yıkılarak yerine Osmanlı mimarisi tarzında yeni bir cami yapıldı. Camiin tarihi özelliği yoktur. )
- BAHÇEKÖY METEOROLOJİ İSTASYONU :
( Bahçeköy'deki İ.Ü. Orman Fakültesi kampüsü içindedir. )
- BAHÇEKÖY MEYDAN PARKI :
( Bahçeköy'dedir. 28000 m2'lik bir alanı kapsar, 140,00 m2'lik yeşil alan bulunmaktadır. )
- BAHÇEKÖY MEZARLIĞI :
( Zekeriyaköy yolu üzerinde köy çıkışında ve sağ taraftadır. Köyde Müslümanlara ait ilk mezarlıktır. )
- BAHÇEKÖY NURAY ARTAM CAMİİ :
( Kemer mahallesinde olup Nuray Artam adına yaptırılan cami 1993'te ibadete açıldı. )
- BAHÇEKÖY ÖĞRENCİ YURDU :
( Bahçeköy Öğrenci Yurdu eskiden Bahçeköy'deki İ.Ü. Orman Fakültesi Kampusu içinde iken, sonraları Hacı Osman Bayırı'ndaki İSKİ arıtma tesislerinin yanındaki yeni binasına taşındı. PTT Evleri Mahallesi sınırları içindedir ve Kredi Yurtlar Müdürlüğüne bağlıdır. )
- BAHÇEKÖY ORMAN FAKÜLTESİ STADI :
( İ,Ü. Orman Fakültesinin spor alanıydı ama yeterli değildi. İl Spor Gençlik Müdürlüğü ile yapılan bir anlaşma ile alana futbol stadı ve kapalı salon yapılması sağlandı. Bir iki yıl sonra tesis onarıma alındı. Futbol sahası halı saha haline getirildi, tribünler yenilendi. Stad 1.000 seyirci kapasitelidir. Otoparkı vardır. )
- BAHÇEKÖY ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ :
( İstanbul Orman Bölge Müdürlüğüne bağlıdır ve Bahçeköy sınırları içinde bulunmaktadır. Belgrad Ormanları, bentler, av sahası, piknik yerleri, Atatürk Arberatumu bu müdürlüğe bağlıdır. )
- BAHÇEKÖY SAĞLIK OCAĞI :
( Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı olarak açılan bu birim Bahçeköy Sağlık Ocağı olarak sağlık hizmeti vermektedir. )
- BAHÇEKÖY SİNEMASI :
( Lozan Antlaşması nedeni ile köyü terk eden Hristiyanlara ait kilise içinde 1965 yılında Hüseyin ve Zelkif Güner kardeşler tarafından açıldı Bahçeköy Sineması. 1975 yılında ise kapatıldı. Bu kilise halen Camii olarak kullanılıyor. Bahçeköy Sineması 1978 yılında bu kez İnönü Caddesi üzerinde 1978'de açıldıysa da 1981'de kapatıldı. )
- BAHÇEKÖY SPOR KULÜBÜ :
( Kulüp 1950 yılında gayri federe olarak faaliyete geçti. 1985'te Hüseyin Yalaza, Metin Taşkınsoy, Ahmet Kınay, Bülent Pehlivanoğlu, Mustafa Coşkun, Ali Çetin, Baki Yurttaş, Turhan Gülhaner, Ali Kılıç ve Mehmet Öz tarafından kurularak resmiyet kazandı. Renkleri: Sarı - yeşil olup futbol dalında faaliyet göstermektedir. Kulübe ait tesisleri Kulüp binası ve lokalden ibarettir. İstanbul Amatör liginde olup İ.Ü. Orman Fakültesine ait futbol sahasından yararlanmakta ve lig maçlarını da burada oynamaktadır. İstanbul Amatör Liginde yer almaktadır. Yaş grupları takımları da vardır. Kulüpte: Hüseyin Yalaza, Av. Nurettin Özbekrem, Mustafa Coşkun, Cevat Karaman, Ömer Gülüştür, Fahrettin Erkaptan, Cevdet Kain, Muzaffer Altınsoy, Mustafa Başaran, Hüsnü Yazıcı, Zeki Yazıcı, Serdar Taşkınsoy Başkanlık yaptılar. Bahçeköy Spor Kulübü iki sezon arka arkaya büyük başarı gösterdi. 2010/2011'de İst. 2. Kümede ve grubunda şampiyon olarak İst. Amatör 1. Kümeye geçti. 2011/2012 sezonunda da İst. Amatör 1. Kümede ve grubunda şampiyon olarak Süper Amatör Lige yükseldi. )
- BAHÇEKÖY TAKSİM SULARI :
( Yeniköy'den Kasımpaşa'ya kadar olan sahil şeridi yerleşim bölgeleri ile Beyoğlu, Beşiktaş, Galata ve Kurtuluş'un su ihtiyacını karşılamak amacı ile Bahçeköy kemerinden geçirilerek getirilen suların Taksim'den tevzi edilmesine Taksim Suları denilmektedir. )
- BAHÇEKÖY TÜRKAN EFE İLKÖĞRETİM OKULU :
( Bahçeköy'de ilkokul 1924/1925 ders yılında Rumlardan kalan okulda açıldı. 1933'te bu okul binası yanında bulunan kilise beş yıl süre ile okul olarak kullanıldı. Eski okul binasına yeni ilaveler yapılarak büyütüldü. 1987'de hayırseverlerden Güngör Efe tarafından hayatta bulunmayan eşi adına yeni bir okul binası yaptırdı ve okulun adı da Bahçeköy Türkan Efe İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )
- BAHÇEKÖY :
( Sarıyer'in köyüdür. 1992'de Belde Belediyesi oldu. Bahçeköy, Sultan Kanuni Sultan Süleyman'ın Belgrad seferi dönüşü (1521) beraberinde getirdiği Sırp esirleri Bizans döneminde ismi Petra olan orman içerisinde köye iskân etmiş, köyün ismi Belgrad Köyü bilahare Bahçeköy olmuştur. Ormanın adı da Belgrad Ormanı olmuştur. Köy, 1894 yılında Orman içinden çıkarılmış ve bugünkü yerine iskân edilmiştir. Köy halkı Ulusal Kurtuluş Savaşından sonra 1923/24 mübadeleye tabi tutulmuş ve Yunanistan'a göç ettirilmiş, Yunanistan'dan Türkler de buraya getirilerek iskan edilmişlerdir. Köy 1894'ten 1992 yılına kadar muhtarlıkla yönetildi. Bahçeköy ormanları, mesire yerleri, tarihi eserleri ve suları ile ünlüdür. İ.Ü. Orman Fakültesi Bahçeköy'dedir. )
- BAHREYN:
2 ADA ile/ve/+/<> 31 ADA
( Bahreyn'in başkenti, Mename'nin yer aldığı Bahreyn Adası ve 8ona bir dalgakıranla bağlı olan küçük] Maharrak Adası. İLE/VE/+/<> Öteki 31 ada. )
( Bahreyn, 33 adadan oluşan bir aral(takımada) ülkesidir. )
( Bahreyn'in sözcük anlamı, "iki deniz ülkesi"dir. [Denizin içinde, tatlı su kaynakları olduğundan dolayı bu ad verilmiş.] )
- bahreyn[Ar.] ile Bahreyn[Ar.]
( İki deniz. [Basra Körfezi ile Hint Denizi. / Akdeniz ile Hint Denizi. / Karadeniz ile Hint Denizi.] | İki büyük esas, temel şey. İLE Basra Körfezi'nde yer alan bir ada ülkesi. )
- BAHRİYE ÜÇOK PARKI :
( Zekeriyaköy'dedir. 1.035,00 m2'lik bir alan üzerindedir. 681,00 m2'lik yeşil alanı 98,30 m2'lik çocuk oyun alanı ve 88,00 m2'lik spor alanı bulunmaktadır. )
- BAHRİYE ÜÇOK SAĞLIK VE KÜLTÜR MERKEZİ :
( Reşitpaşa Mahallesinden Bahriye Üçok adı verilerek açılan bu sağlık merkezinin bir süre sonra ismi değiştirilerek Sahva Vakfı Reşitpaşa Diyaliz ve Laboratuar Merkezi yapıldı (bkz. Sahva Vakfı). )
- BAHRİYELİLER ÇEŞMESİ :
( Yenimahalle, Pazarbaşı Karakütük Caddesi üzerinde ve deniz kenarındaki Dz. Astsb. Gazinosu bahçesindedir. Pınarı, bahçe içindeki çam ağaçları içinde ve kayalıklar arasından çıkar. Gazino Komutanı Kd. Astsb. Bşç. Ahmet Çatalbaş tarafından çeşme haline getirildi. Etrafı tuğla duvarla çevrildi. Ön tarafına büyük kemer yapılarak üstten koruma altına alındı. Tek musluğu var. Musluğun üzerindeki kitabesinde yapılış tarihi ile ilgili olmayan bir tuğra iliştirilmiş. Başka da bir yazı yok. Kendi kaynak suyu ile beslenmektedir. Askeri bölgede olduğu için halka açık değildir. )
- BAK, HÜSEYİN (BORNOVA, 1984) :
( Sivasspor'dan orta saha elemanı olarak transfer edildi ve bir sezon (2018/2019) tescilli kaldı takımının 34 lig ve 1 Türkiye Kupası olmak üzere 34 resmi maçında oynadı ve lig maçlarında takımına 2 gol kazandırdı. Sezon sonunda serbest kaldı. Göztepe A.Ş., Rize Çaykur, Ünyespor, Altınordu A.Ş., Ank. Demirspor, Çubukspor Futbol A.Ş., Darıca Gençlerbirliği, Kastamonuspor, Diyarbakırspor, Sivas Belediyespor ve Sarıyer'de oynadı. )
- BAKAN/LIK ile/değil/yerine/> KALEM(SEKRETER/YA)
- BAKAR, İSMAİL (GÜMÜŞHANE, 1968) :
( Rumelihasarlı'dır ve burada ikamet etmektedir. Kütüphaneci ve yazardır. 1990'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik bölümünden mezun oldu. Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) kütüphanesinde çalıştı. Bunun yanı sıra Doğal Hayatı Koruma Derneği Kütüphanesinde danışman kütüphaneci görevini sürdürdü. 1994 yılından bu yana Vehbi Koç Vakfı Sadberg Hanım Müzesinde uzman kütüphaneci olarak çalışmaktadır. Mimar İbrahim Yalçın Kütüphanesi, Doğal Hayatı Koruma Derneği Kütüphanesi, Fisun - Mithat İstanbullu Kütüphanesi gibi çeşitli kütüphaneleri düzenledi. Anatolia, Aykırı Sanat, Home Style, Travel, Collection, Skylife, Oksijen, YKY 4. Kat, Yeşil Martı dergilerinde yazıları yayınlandı Üniversite döneminde lisanslı olarak futbol oynadı, atletizm yaptı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra Özgürlük ve Dayanışma Partisi üyesidir. Eserleri: TUGEV Dokümantasyon Merkezi Yayın Kataloğu (1991), Turizm Sözlüğü (1996), Ayazda Bir Yürek (Şiirler) (1996), Basında ÖDP (1996), SHM Hüseyin Kocabaş Koleksiyonu Yazmaları Kataloğu (2001), SHM Yıllıklar. Salnameler, Nesaller, Takvimler (2016). )
- BAKIR MUSTAFA (ERZİNCAN, 1976) :
( Lise mezunu, mali müşavir. Bir grup arkadaşı ile Sarıplatform Derneği'nin kuruluş çalışmalarını başlattı ve kurucu başkan olarak görev aldı. Sarıplatform Dereği'nin kuruluşunu 2010 yılında gerçekleştirdi. CHP de siyaset yapmaktadır. Sarıyer Belediyesi Meclisi üyesi olarak görev yapmıştır (2014 - 2019). Sarıplatform Derneğinde Başkanlık görevini devam ettirmektedir. )
- BAKIRKÖY < MAKRİKÖY[YEDİNCİ KÖY]
- BAKIRLIG/BAQIRLIG ile BAKIRLIG/BAQIRLIG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bakırlı. İLE Balasagun yakınlarındaki bir yerin adı. )
( BAKIRLI DAĞ/BAKIRLI TAG: Bakırlı dağ. )
- BAKIŞIM = SYMMETRY[İng.] = SYMÉTRIE[Fr.] = EBENMAß, SPIEGELGLEICHHEIT, SYMMETRIE[Alm.] = SIMMETRIA[İt.] = SIMETRIA[İsp.] = CONVENIENTIA PARTIUM[Lat.] = SÜMMETRIA, EMMETRIA, EURÜTHMIA[Yun.] = el-TENÂSUK, el-TAMÂSUL, TAVÂZİ, MAVÂZÂT[Ar.] = TEKÂRON, SÂZOVÂRÎ[Fars.] = SYMMETRIE[Felm.]
- BAKIŞIM/SİMETRİ ile AYAR/GAUGE SİMETRİLERİ
- BAKIŞIMSIZLIK/ASİMETRİ ile TERS ORANTI
- BA'L[Ar.] ile BÂL[Ar.] ile BÂL[Ar.] ile BAL[Ar.]
( Karı-koca'dan her biri. | Güneş tanrısı. [İslâm öncesi] İLE Kanat. | Kol. | Boypos. | Üst, yukarı. İLE Kalp, yürek, gönül, hatır. | Kızıldeniz'in Habeş sahillerinde bulunduğu söylencesiyle gayet büyük ve pullu bir balık. İLE Arıların, beslenmek için [insan için değildir!] çiçeklerden topladığı ve peteklere doldurdukları sıvı. )
- BALA ile BÂLÂ[Fars.] ile Balâ
( Çocuk, yavru. İLE Yüksek, yukarı, üst, yüce. | Boy, uzunluk. İLE Ankara iline bağlı ilçelerden biri. )
- BALABAN, CELAL :
( Zekeriyaköy'lüdür. 1952 - 1954 yılları arasında Zekeriyaköy muhtarı olarak görev yaptı. )
- BALABAN, GÜRCÜ İSMAİL EFENDİ :
( Zekeriyaköy'lüdür. Bir süre Zekeriyaköy muhtarlığı yaptı. )
- BALABAN, HAKTER (SARIYER, 1960) :
( Sarıyerli tiyatro sanatçısı ve yönetmen. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu ve Sarıyer Ortaokulundan mezun oldu. Lise eğitimini Şişli Motor Teknik Lisesinde tamamladı. Yeniköy'de kurdukları Sarıyer Halkevi bünyesinde tiyatro ile tanıştı. Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Tiyatrosunun kurulması üzerine burada amatör tiyatro çalışmalarına başladı. SHEM tiyatrosunda hem öğrenci, hem oyuncu hem de yönetmen olarak görev yaptı. Amatör Tiyatrolar Birliğinin kurulması çalışmalarında bulundu. 1986'da bu birlikten ayrılarak Ortaköy Kültür Merkezini işletmeye başladı. Bilahare İbrahim Alben ile birlikte İstanbul Gökkuşağı Tiyatrosunu kurarak çocuk oyunları sahnelediler. "Umut Taksi" dizisi ile Star TV'de kamera karşısına geçti. Çalışmalarına bir süre ara verdikten sonra Şehir Tiyatrosu ve Nokta tiyatrolarında sanatçı olarak devam etti. "Üvey Baba", "Bizimkiler" gibi dizilerde oynadı. İlk sinema filmi olan "Deniz Bekliyordu" filminde oynadı. Sarıyer Belediyesinde dört yıl süre ile tiyatro eğitmenliği yaptı, oyunlarda oynadı. Sarıyer'i anlatan ve Müşfik Saltık'ın kaleme aldığı müzikli oyun olan "Dünden Bugüne Sarıyer" oyununda oynadı. Evlendikten sonra Mersin'e gitti. Burada da "Matine Suare" yı kurarak çalışmalarını devam ettirdi. "Yol Ayrımı", "46 Yok Olan" ve "Kanıt Ateş Üstünde Yürümek" dizilerinde oynadı. "De Babam Rıfat" adlı Rıfat Ilgaz'ın hayat hikâyesinin hicv edildiği oyunla tekrar sahneye döndü. "Arım Balım Eyvah Karım"" adlı komedi oyununu sahneledi. Sahne çalışmalarına devam etmektedir. )
- BALABAN, İBRAHİM (BURSA, 1921) :
( Doğduğu köyün (Seçköy) üç sınıflı okulunu 1931'de bitirdi ve çobanlığa başladı. Tarım işçiliği ve taş kırma işlerinde çalıştı. Bir kaçakçılığa adı karıştığı için (1937), sonra da adam öldürme suçuyla (1942) tutuklandı. Cezaevinde ünlü ozan Nazım Hikmet'le tanıştı. Ondan resim yapmayı öğrendi. 1950 yılında çıkan aftan yararlanarak serbest kalınca İstanbul'da Maya Galerisinde açılan bir karma sergiye katıldı. 1953'te yine İstanbul'da düzenlediği ilk kişisel sergisi ile gerçekçi toplumsal akıma yöneldi. "Birinci dönem" adını verdiği bu sergiyi, 1959 yılından başlayarak çeşitli aralıklarla Ankara ve İstanbul'da açtığı öteki dönem sergileri izledi. 1961'de İstanbul'da Yeni Dal Grubu'na katıldı. Özellikle üçüncü ve dördüncü dönem sergilerini, büyük iller dışında Bursa, Denizli, Aydın, Konya, Burdur ve Antalya'ya da götüren sanatçı, bu dönem resimlerini "Dağınık", "Nakışsı", "Ağıraksak" gibi özgün adlar altında topladı. 1979 - 1980 yıllarında Almanya ve Hollanda'da kişisel sergiler açtı. Sanata ve toplumsallığa ilişkin görüşlerini, düşüncelerini "Balaban" (1962), "İz" (1965), "Şair Baba ve Damdakiler" (1968), "İzdüşümü" (1969) adlı kitaplarında kendine özgü bir anlatımla dile getirdi. Kendini yetiştirmiş ender ressamlardan biridir. )
- BALAHATUN İLKÖĞRETİM OKULU :
( Yenimahalle'de ilk kez ilkokul 1955'te Bağlar Yolu üzerindeki bir Rum vatandaşa ait üç katlı binada açıldı. On yıl burada hizmet veren okul, 1965'te Havantepe'de yeni açılan binasında eğitim vermeye başladı. Okulun ismi de Balahatun İlköğretim Okuluna dönüştürüldü. )
- BALCI BAĞI :
( Rumelikavağı kavşağının kuzeyinde ve Rumelifener yolu üzerinde olup sitelerin bulunduğu geniş alandır. Burada eskiden arıcılık yapıldığı için Balcıbağı ismini aldı. Alan zamanla imara açıldı ve üzerinde Sinpaş, Kiptaş gibi çok büyük siteler inşâ edildi. )
- BALCI, İBRAHİM (RİZE, 1934) :
( Bir süre denizde çalıştıktan sonra İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Hasılatı ve İktisadı Kürsüsünde memuriyete başladı ve 1983'te buradan emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 17 dönem yönetim kurulu üyesi (Genel Sekreter), bilahare yönetim kurulu dışında iken sekreterya da uzun süre ile görev yaptı. Ayrıca 2 dönem (2007/2008 ve 2008/2009) Kulüp Başkanı olarak görev yaptı. Divan kurulu üyesidir. Türkiye Futbol Federasyonu Müşahidi (Gözlemci), İst. İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü Saha Komiserliği görevlerinde bulundu. 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği Kurucu Üyesi ve Başkanı, Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı olarak görev yaptı. Tür. Fut. Federasyonu tarafından tertiplenen "Profesyonel Yönetici" Seminerine (1995) katıldı. Memuriyeti sırasında Sarıyer Spor Kulübü'nün tarihini araştırdı. Maç Mecmuası'nda (1962, 1963), Son Saat Gazetesi'nde ve Aylık Sarıyer Spor Dergisi'nde spor yazarı olarak görev yaptı. Yazın hayatını araştırmacı yazar olarak sürdürdü ve Başarı ve Kutlamalar (1985), Sarıyer'de Spor ve Sarıyer Spor Kulübü Tarihi (1989), Kuruluşunun 50. Yılında Sarıyer Spor Kulübü'nde Yöneticilik Yapanlar (1992), Sarıyer'i Görmek ve Hissetmek (1998), Simas'tan Sarıyer'e (1999), Sarıyer Profesyonel Takımında Oynayan Futbolcular (2001), Sarıyer Suları ve Çeşmeleri (2003), Milli Mücadele'de Boğaziçi (2004), Ketencioğlu Hacı Yakup Ağa (2005), Mustafa Kemal Destanı (2005), Sarıyer Aşiyan'dan Kısırkaya'ya (2006), Şafak Sökmeden (2009), Bir Avuç Sarıyerli (2010), İpsiz Recep Reis "Emice" (2012), Sarıyerli Şaban Reis (2012). Azatlı (2013), Günboyu Sarıyer'de Dolaşmak (2015), Şekerci İbrahim (2015), Baba Bizi Hiç Sevmedin ki (2016), Unutulmayan Sevdalar (2017), Milis Binbaşı Hacıoğlu Hafız Mehmet Ragıp Bey (2018) ve Osmanlı'da Kimi Boğduruldu, Kimi İdam Edildi, Kimi de.. (2020) isimli kitaplarını yayımladı. )
- BALCI, MUHARREM (SARIYER, 1952) :
( İ.Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Serbest avukatlık yapmaktadır. Hukukçular Derneği (HD), İnsan Hakları ve Mazlumlar Derneği, (MAZLUMDER), Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları (ÖZGÜRDER)'in kurucu üyesidir. Tüketici Birliği (TB) Onur Kurulu Başkanlığı, Araştırma Kültür Vakfı (AKV) Mütevelli Heyet üyeliği yaptı. Aynı zamanda yazın hayatını devam ettirmekte olup; Sivas Olayları Davası (1996), MGK ve Demokrasi (1997), Hukuk - Ordu - Siyaset Eğitim ve Öğretimde Haklar ve Yükümlülükler (1998), Üniversitelerde Disiplin Cezaları ve Hak Arama Yolları (1999), İhtilafların Çözüm Yolları ve Tahkim (1999) ve Temel Belgelerde İnsan Hakları (2001) kitaplarını yayımladı. )
- BALCI, MUSTAFA (SARIYER, 1961) :
( Sarıyerli. Turizm işletmeciliği dalında iş hayatına atıldı. Etiler Şamdan müessesinden emekli oldu. Siyasete CHP saflarında başladı. 2014 yerel seçimlerinde CHP'den Sarıyer Belediye Meclisine seçildi. Aynı biçimde 2019 yerel seçimlerinde ikinci kez aday oldu ve yine Belediye Meclis üyesi oldu. Uzun zamandan beri Sarıyer Times isimli ile internet gazetesi çıkarmaktadır. Sarıyer Spor Kulübü Üyesi ve aynı zamanda Divan Kurulu üyesidir. Sarıyerli Taraftarlar Derneği Kurucusu ve kurucu başkanlığını yaptı. Sarıyerliler Derneği ile Atatürkçü Düşünce Derneği üyeliği da vardır. )
- BALCI, PROF. DR. A. NİHAT (AMASYA, 1928 - 2010) :
( Üniversite öğretim üyesi. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1950'de Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre Orman teşkilatında çalıştıktan sonra 1954'te açılan sınavı kazanarak Ormancılık Coğrafyası ve Yakın Şark Ormancılığı Enstitüsüne ve Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1958'de "Elmalı Barajının Siltasyondan Korunması İmkânları ve Vejetasyon Düzeni Üzerine Araştırmalar" tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1965 de "Kurak ve Nemli İklim Şartları Altında Gelişmiş Bazı Orman Topraklarının Erozyonlaşma Karakteristikleri" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını aldı. 1972'de "İç Anadolu da Anamateryal ve Bakı Faktörlerinin Erodibilite ile ilgili Toprak Özellikleri Üzerindeki Etkileri" tezi ile profesörlüğe yükseltildi. İ.Ü. Orman Fakültesi Havza Amenajmanı Anabilim Dalı Başkanlığını yürütürken 1995'te emekli oldu. Yayımlanmış ders kitapları ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- BALCI, SERKAN (NAZİLLİ, 1983) :
( Savunma oyuncusu olarak transfer edildi. İki sezon (2017 - 2019) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 48 lig, 1 Türkiye Kupası olmak üzere 49 resmi ve ayrıca 3 özel maçla birlikte toplam olarak Sarıyer forması ile 52 müsabaka oynadı, Lig maçlarında 2 ve Kupa maçında 1 olmak üzere takımına 3 gol kazandırdı. Pamukspor, Yalıkavak Belediye, Gençlerbirliği, Fenerbahçe, Trabzonspor, Antalyaspor, Mersin İdmanyurdu, MKE. Ankaragücü ve Sarıyer'de oynadı. 3 kez U - 18, 6 kez U - 19, 6 kez U - 20, 11 kez U - 21 ve 21 kez A Milli olmak üzere 50 kez Türk Milli takımında oynadı. )
- BALCIOĞLU, SEMİH (İST, 1928 - 2006) :
( Merkez Sarıyerlidir. Işık Lisesi ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümünden mezun oldu (1951). Akbaba, Karikatür, Taş, Akşam, Vatan, Dünya, Tercüman, Hürriyet ve Yeni Yüzyıl gibi pek çok dergi ve gazetede çalıştı. Meslek yaşamında yurtiçi ve yurtdışından olmak üzere 41 ödül kazandı. Gümüş Güvercin (Skopje), Altın Madalya (Pescara) Altın Palmiye ve Gümüş Hurma (Bordghe - ra), Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Abdi İpekçi Barış ve Kardeşlik Ödülü, TÜYAP Onur Çizeri, Karikatür Vakfı Onur Ödülü bunlardan bazılarıdır. Türkiye'de üç boyutlu karikatürü gerçekleştiren ilk sanatçıdır. Seramikle yaptığı karikatürler üç yıl arka arkaya İstanbul ve Ankara sergilendi (1964 - 65 - 66). 28 Karikatür kitabı yayımlandı. Güle Güle İstanbul isimli eseri Pescara'da (İtalya) yapılan karikatür kitapları yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. Gabrovo Mizah Evi'nin yaptığı oylama sonucu dünyanın 106 çizerinden biri olarak kabul edildi. İtalya'da Tolentino, Bulgaristan'da Gabrovo, İsviçre'de Basel. Polonya'da Varşova Karikatür Merkezlerinde karikatürleri vardır. Yedisi yurt dışında olmak üzere (Skopje 1972, Paris 1975, New Castle 1978, Frankfurt 1981, Melbourne, Sydney ve Canberra 1994) 71 kişisel sergi açtı. 1969 da iki arkadaşıyla Karikatürcüler Derneğini kurdu ve yedi dönem derneğin başkanlığını yaptı. 1996'da derneğin Onursal Başkanı oldu. 1973 - 1979 arasında Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanlığını yaptı. )
- BALIG ile BALIK/BALIQ ile BALIK/BALIQ[Argu] ile BALIK/BALIQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yaralı. İLE Balık. İLE Çamur. İLE Kale, kent. )
( BEŞ BALIK/BALIQ: Beş kent. | YANGI BALIK/YANGI BALIQ: Yeni kent. )
- BALIK ÜRETİM SAHASI :
( Belgrad Ormanı içinde bulunmaktadır. Balık üretim istasyonlarında aynalı sazan ve alabalık üretimi yapılmaktadır. )
- BALIK, BESİM (İST. 1953) :
( Atçılıkla uğraşır. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- BALİOĞLU, HİKMET (MANİSA, 1990) :
( Utaş Uşakspor'dan defans adamı olarak transfer edildi ve bir sezon(2019/2010) tescilli kaldı. Lacivert beyazlı takımın 10 lig maçında forma giydi ve devre arasında serbest bırakıldı. 1 kez U - 19 ve 5 kez A2 Milli olmak üzere 6 kez milli takım forması giyerek ülkesini uluslararası alanda temsil etti. Manisaspor. Menemenspor, Gençlerbirliği, Şanlıurfaspor, UTAŞ Uşakspor kulüplerinde oynadı. )
- BALKAN ŞATOSU :
( Büyükdere'de deniz cepheli örnek binalardan biridir. Boğaziçi'ndeki şatoya benzer tek binadır. Alaattin Balkan'a ait olduğu için "Balkan Şatosu" olarak anılmaktadır. )
- BALKANLARDA TÜRKÇE YER ADLARI KILAVUZU
- BALO[< İt. BALLO < Yun.] ile BALOZ[< Yun.]
( Danslı ve resmi giyimli gece toplantısı. İLE Gemici, işçi gibi kişilerin, eğlenmek üzere gittikleri içkili, danslı yer. )
- BALTA BURNU :
( Baltalimanı'nda bulunan bir burun (çıkıntı). )
- BALTALİMANI CADDESİ :
( Rumelihisar Mahallesi caddelerinden biridir. Baltalimanı'na kadar uzanan bu cadde en uzun caddelerden biridir. )
- BALTALİMANI DERESİ :
( Baltalimanı'nın üst kısımlarından akış ve iki koldan beslenir. Derenin eski ismi Kimarrus idi. Ancak coğrafi ismi Kanlıkavak deresi olmasına rağmen yerleşen ve benimsenen ismi Baltalimanı deresidir. )
ELLER HAVAYA!!!
Sen! Yalnız adam!Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!
Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!
Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...
Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.
Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...
New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...
Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...
Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...
Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...
YUNANİSTAN
II. Mahmut'tan Yunan İsyanına DestekNisan 1821, Fener Patrikhanesi
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.
Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.
Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.
Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.
Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.
Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.
Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.
Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.
Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.
Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.
Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.
İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.
Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.
Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.
Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.
Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.
Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.
Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.
DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.
(1996'dan beri)