L ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.171 başlık/FaRk ile birlikte,
10.171 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(8/42)
- KERNUMWANDLUNG, KERNZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK PARÇALANMASI
- ÇEKİRDEK ile/||/<> MODEL
( Atomik çekirdeğin kollektif modeli )
( Aage Bohr tarafından 1952 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1922-2009) (Ülke: Danimarka) (Alan: fizik) (Önemli katkıları: Atom çekirdeğinin kollektif ve parçacık hareketleri modeli) (Nobel: 1975) )
- ÇEKİRDEKLENMEK ile ÇEKİRDEK ile ÇEKİRDEKLİ ile ÇEKİRDEKÇİ/LİK ile ÇEKİRDEKSEL ile ÇEKİRDEKSİZ ile ÇEKİRDEK AİLE ile ÇEKİRDEK KAHVE ile ÇEKİRDEKSİZ ÜZÜM
- ÇEKÜL/ŞAKUL -ile
( Ucuna bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yerçekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç. )
- ÇEKÜL/ŞAKUL[Ar. < ŞĀḲŪL] ile/||/<> ÇEKÜL/ŞAVUL[Ar. < ŞĀḲŪL]
- ŞÂKUL[Osm.] / PLUMB BOB[İng.] / FIL À PLOMB[Fr.] / LOTBLEI, SENKBLEI[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKÜL
- CELAL ile CELAL ABAD ile CELAL TALEBANİ
( JALAL vs. JALAL ABAD vs. JALAL TALEBANI )
( جلال ile جلال آباد ile جلال طالباني )
( JALAL ile JALAL ABAD ile جلال طالباني )
- CELÂL ile/ve/<> CEMÂL
( Kişinin yüzünde hem Celâl, hem Cemâl gizli. Suratı astın mı Celâl, güldün mü Cemâl... )
( İçte[bâtın]. İLE/VE/<> Dışta/n[zâhir]. )
( ... İLE/VE/<> İkram edilen. )
( Batırır. İLE/VE/< Çıkarır. )
- CELÂL ile GADAP
- CELAL[Ar. < CELĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ULULUK | ÖFKE
( ululuk öfke )
- CELALLENMEK ile CELALLENEBİLMEK ile CELAL ile CELALİ/LİK ile CELALLİ/LİK ile CELALLİCE
- CELESTIAL ile/değil/yerine/= GÖK,GÖKÇE, GÖK İLE İLGİLİ
- CELİ ile CELİL ile CELİ YAZI
- STEEL, CARBON STEEL[İng.] / ACIER[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇELİK
- CELİL[Ar. < CELĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> CELİL
( Çok büyük değeri ve mertebesi yüksek olan Çok büyük ulu Tanrı )
- ÇELİŞKİ | PARADOKS[Fr. < PARADOXE] ile/||/<> PARADOKSAL
( PARADOXICAL~PARADOXICAL )
( PARADOXE | PARADOXAL~PARADOXAL )
( PARADOX~PARADOX )
( PARADOSSO~PARADOSSALE )
( ΠΑΡΆΔΟΞΟ / παράδοξο~ΠΑΡΆΔΟΞΟΣ / παράδοξος )
- ÇELİŞKİLİ | PARADOKSAL[Fr. < PARADOXAL] ile/||/<> ...
( PARADOXAL )
- CELL :/yerine HÜCRE
- ÇELLO[İt. < CELLO] ile/değil/yerine/=/||/<> VİYOLONSEL
- CEM ile İCMAL
- CEM'[Ar.] ile KÜLL[Ar.]
- CEMÂL[Ar.] ile BAHÂ'[Ar.]
- CEMAL[Ar. < CEMĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> CEMAL
( Yüz güzelliği )
- CEMÂL ile/ve/değil CEMÂL'İNİN NÛRU
- CEMÂL ve/||/<> KEMÂL
( Seyr eylenir. VE/||/<> Tahsil edilir. )
- CEMÂL[Ar.] ile NEBL[Ar.]
- CEMÂL[Ar.] ile SERV[Ar.]
- CEMAZİEVVEL[Ar. < CEMĀẔĪ + EVVEL] ile/değil/yerine/=/||/<> CEMAZİYELEVVEL
( Ay takviminin beşinci ayı büyük tövbe ayı geçmiş )
- CEMAZİYELAHİR/CEMAZİAHİR[Ar. < CEMĀẔĪ + ĀḪİR] ile/||/<> CEMAZİYELEVVEL/CEMAZİEVVEL[Ar. < CEMĀẔĪ + EVVEL]
( Ay takviminin altıncı ayı küçük tövbe ayı )
- ÇEMBER/ÇENBER[Fars. < ÇENBER] ile/||/<> ELİPS/ELLİPSE[Fr. < ELLIPSE] ile/||/<> ELİPSOİDAL/ELLİPSOİDAL[Fr. < ELLIPSOÏDAL] ile/||/<> ELİPSOİT/ELLİPSOİDE[Fr. < ELLIPSOÏDE] ile/||/<> ELİPTİK/ELLİPTİQUE[Fr. < ELLIPTIQUE] ile/||/<> HİPERBOL/HYPERBOLE[Fr. < HYPERBOLE] ile/||/<> HİPERBOLİK/HYPERBOLİQUE[Fr. < HYPERBOLIQUE] ile/||/<> HİPERBOLOİDAL/HYPERBOLOİDAL[Fr. < HYPERBOLOÏDAL] ile/||/<> HİPERBOLOİT/HYPERBOLOİDE[Fr. < HYPERBOLOÏDE] ile/||/<> OVAL/OVALE[Fr. < OVALE] ile/||/<> KUTUR/KUTR[Ar. < ḲUṬR] ile/||/<> PARABOL/PARABOLE[Fr. < PARABOLE] ile/||/<> PARABOLİK/PARABOLİQUE[Fr. < PARABOLIQUE] ile/||/<> PARABOLOİT/PARABOLOİDE[Fr. < PARABOLOÏDE] ile/||/<> RADYAN/RADİAN[Fr. < RADIAN]
( çember kayık çember makası çember sakal çember yağı büyük çember çelik çember düşey çember ateş çemberi bodoslama çemberi güvenlik çemberi meridyen çemberi öğlen çemberi kalite çemberleri Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak Sandık denk fıçı vb nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak yemeni Aşılması çözümü güç durum Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka )
- ÇEMBERLEMEK ile ÇEMBERLENMEK ile ÇEMBERLETMEK ile ÇEMBER ile ÇEMBERLİ ile ÇEMBERSİZ ile ÇEMBER KAYIK ile ÇEMBER SAKAL ile ÇEMBER MAKASI ile ÇEMBER SAKALLI/LIK ile ÇEMBERSEL BÖLGE
- CEMEL ile/||/<> CHAMEAU[Fr.] ile/||/<> DEVE
( zooloji Az dǝvǝ düye Blk tewe tüye tüye tüye tȫ tüye Alt Tel Kuğ tȫ Koy Kaça tebä tebe Türki teve Tar Türki tüge Sart tüye Töl tȫ tibe teve ÖzbA tuya YUyg töge tüge täbiän timiän Kałużyńskiye göre ME 16 42 Moğolcadan alınmıştır temegen Ligeti TörK 306 Yakutça biçimlerin täbgän tibgänden geldiğini dile getirmiştir Onun Yakutça biçimlerin Moğolcadan alındığından söz etmemesi düşündürücüdür tĕve Ligetiye göre TörK 306 Çuvaşça tĕvenin v si yden kalma ikincil bir sestir Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede geçtiği gibi Eski Kıpçakçada da kullanılır Clausonun vurguladığı gibi Kâşgarlı Mahmudun saydığı eski veriler karışıktır ED 447448 Yalnız Oğuzların dewe biçimini kullandıkları açıktır Kıpçakların ise tewe ve dewe biçimlerini kullandıkları anlaşılıyor Clauson Studies 234 eski çağlarda Türkçeden Moğolcaya geçtiğini dile getirmiştir Türkçe teve ile Moğolca temegen arasındaki bağ bilimsel yayınlarda türlü tartışma ve açıklamalara yol açmıştır Ramstedt ZİRGO 34 553 KWb 390391 Moğolca temegeyi Türkçe teve deve ile birleştirmiştir Räsänen LTS 129 UAJb 25 25 V 468a de bu birleştirmeye katılmıştır Ramstedtin büyük otoritesi bu birleştirmenin bilimsel yayınlarda sık sık tekrarlanmasını sağlamıştır Örn Egorov ÊS 244 teveyi deve Moğolca temege n biçimiyle karşılaştırmıştır Şçerbak İRLTJa 103104 da teveyi deve temege n biçimiyle karşılaştırmıştır Şçerbak Yakutçada Moğolcadan kalma täbiän biçiminin deve olarak kullanılması karşısında tävänin taba geyik anlamını aldığını da belirtmiştir Ancak ona göre 109110 Moğolcada kullanılan deveciliğe ilişkin terimler ortaktır Bu gözleme dayanan Şçerbak Moğolların devecilik terimlerini Türklerden aldıklarını dile getirmiştir Onun bu gözlemine Doerfer TMEN 1015 de katılmıştır Buna karşılık Ligeti TörK 305306 tevenin deve Türk ve Moğol dilleri arasındaki bağlara ilişkin sorunların bir bölümüne ışık tuttuğunu belirttikten sonra Türkçe ve Moğolcada kullanılan sözün birbirine bağlı olduğunu ancak özdeş identique olmadığını vurgulamıştır Ligetiye göre Törk52 Moğolca temegenin sonundaki gen bir ektir Bazin Hamilton Uray Arm 15 Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1015 Macarca teve biçimi de eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır Gombocz BTLW 204 Ligeti TörK 305306 )
( CHAMEAU )
( DƎVƎ[Az.]~DÜYE[Tkm.]~TÜYE[Nog.]~TÜYE[Kzk.]~TÜYE[Kklp.]~TȪ[Krg.]~TÜYE[Özb.]~TEBE[Soy.]~TIBE[Hak.]~TEVE[Tuv.]~TÄBIÄN[Yak.]~TIMIÄN[Yak.]~TĔVE[Çuv.] )
- CEMİ | ÇOĞUL ile/||/<> ÇOĞUL
( Birden çok birimlerden kurulu olan sözcükler terimler önermeler Çoğul kavram Birden çok nesneyi gösteren kavram Örneğin Amerika Birleşik Devletleri Çoğul önerme ya da yargı Öznesi birden çok olan önerme ya da yargı a Ayrı ayrı öznelerden oluşabilir Ör Ahmet Mehmet vb geldi b Genel bir terim altında birleşmiş öznelerden oluşabilir Ör Ankaralılar geldi Derleme çokluk Belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi Evler elmalar ordular evimiz evlerimiz geldiler geldik geldiniz geliyoruz gelelim biz onlar vb Bazı dillerde aynı türden olmak üzere birden bazılarında ise ikiden artık varlık göstermek için isimlerin ve isimlere bağlı bulunan fiil gibi başka kelimelerin aldıkları şekil Bükün Büyükseme Eksiltili Kısık Küçükseme Mantıkça Obartnıa Sanat Saygı Tumturaklı ç )
( PLURAL | SINGULAR )
( PLURAL | PLURIEL | SINGULIER )
( PLURAL | PLURAL, MEHRZAHL | SINGULAR )
( PLURALIS | SINGULARIS )
( PLURALE )
( ΠΛΗΘΥΝΤΙΚΌΣ / πληθυντικός )
- CEMİ | ÇOĞUL >< TEKİL
( Birden çok birimlerden kurulu olan (sözcükler, terimler, önermeler). Çoğul kavram: Birden çok nesneyi gösteren kavram. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri. Çoğul önerme ya da yargı: Öznesi birden çok olan önerme ya da yargı. a. Ayrı ayrı öznelerden oluşabilir. (Ör. Ahmet, Mehmet vb. geldi.) b. Genel bir terim altında birleşmiş öznelerden oluşabilir. (Ör. Ankaralılar geldi.) @@ (Derleme.. çokluk) Belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi: Evler, elmalar, ordular, evimiz, evlerimiz, geldiler, geldik, geldiniz, geliyoruz, gelelim, biz, onlar vb. @@ Bazı dillerde, aynı türden olmak üzere birden, bazılarında ise ikiden artık varlık göstermek için isimlerin ve isimlere bağlı bulunan fiil gibi başka kelimelerin aldıkları şekil. ( bk. Bükün, Büyükseme, Eksiltili, Kısık, Küçükseme,Mantıkça, Obartnıa, Sanat, Saygı, Tumturaklı ç. ) @@ )
( PLURAL | SINGULAR~SINGULAR )
( PLURAL | PLURIEL | SINGULIER~SINGULIER | SINGUFAIRE )
( PLURALIS | SINGULARIS~SINGULARIS )
( PLURAL | PLURAL, MEHRZAHL | SINGULAR~SINGULAR )
( PLURALE~SINGOLARE )
( ΠΛΗΘΥΝΤΙΚΌΣ / πληθυντικός~ΕΝΙΚΌΣ / ενικός )
- CEMİ ile/ve/||/<> KESİR ile/ve/||/<> MEBZUL[Ar. < BEZL] ile/ve/||/<> CÜMLE
( Toplam. İLE/VE/||/<> Çok. İLE/VE/||/<> Bol, çok, ucuz. | Tıka basa. İLE/VE/||/<> Ne var, ne yok ise hepsi. | O andaki hepsi. )
- CEMİL[Ar. < CEMĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> CEMİL
( sabrıcemil Güzel olan erkek Tüm güzellikleri kendisinde toplayan Tanrı )
- CEMİL ile CEMİLE
- JAW OIL[İng.] ile/değil/yerine/= ÇENE YAĞI
- ÇENGAL[Fars. < ÇENGĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇANGAL
( Dallı budaklı ağaç Fasulye sırığı sırık )
- ÇENGAL[Fars. < ÇENGĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇENGEL
( çengel atış çengel bulmaca çengel çeneliler çengel iğnesi çengel sakızı Bir yere takılmaya geçirilmeye yarayan eğri ve ucu sivri demir )
- CENGEL[Fars. < CENGEL] ile/||/<> MAKİ ile/||/<> ORMAN
( En tanıtıcı örnekleri Hindistan'da, Himalayalar eteğinde görülen, çeşitli türde otsu bitki ve ağaçların birbirine karıştığı ve egemen bitkisi bambu olan balta girmemiş orman. @@ (coğrafya) )
( JUNGLE | MAQUIS | FOREST~MAQUIS~FOREST )
( JUNGLE | MAQUIS | FORÊT~MAQUIS | LÉMUR~FORÊT )
( LEMUR~LEMUR | TARSIUS BANCANUS~SILVA )
( DSCHUNGEL | MACCHIE | WALD~MACCHIE~WALD )
( GIUNGLA~MACCHIA~FORESTA )
( ΖΟΎΓΚΛΑ / ζούγκλα~ΜΑΚΚΊΑ / μακκία~ΔΆΣΟΣ / δάσος )
- CENGEL ile/||/<> CENGEL[Fars. < CENGEL]
( En tanıtıcı örnekleri Hindistanda Himalayalar eteğinde görülen çeşitli türde otsu bitki ve ağaçların birbirine karıştığı ve egemen bitkisi bambu olan balta girmemiş orman coğrafya )
( JUNGLE | MAQUIS | FOREST )
( JUNGLE | MAQUIS | FORÊT )
( DSCHUNGEL | MACCHIE | WALD )
( LEMUR )
( GIUNGLA )
( ΖΟΎΓΚΛΑ / ζούγκλα )
- CENGEL[Fars. < CENGEL] ile/değil/yerine/=/||/<> CENGEL
( Otlarla ve sık ağaçlarla örtülü geniş Hindistan ormanı cangıl )
- CENGEL/CENGEL[Fars. < CENGEL] ile/||/<> SAVANA/SAVANE[Fr. < SAVANE] ile/||/<> SELVA/SELVA[İsp. < SELVA]
( Otlarla ve sık ağaçlarla örtülü geniş Hindistan ormanı cangıl )
- ÇENGELLEMEK ile ÇENGELLENMEK ile ÇENGEL ile ÇENGELLİ ile ÇENGEL ATIŞ ile ÇENGEL İĞNESİ ile ÇENGEL SAKIZI ile ÇENGELLİ İĞNE ile ÇENGEL ÇENELİLER
- CENİN[Ar.] ile/değil/yerine/= DÖLÜT/DÖL
- CENNET ile GÖKSEL ile GÖK CİSİMLERİ ile GÖKSEL ÜCRET ile GÖKSEL VAHİY ile GÖKSEL DÜNYA
( HEAVEN vs. HEAVENLY vs. HEAVENLY BODIES vs. HEAVENLY REMUNERATION vs. HEAVENLY REVELATION vs. HEAVENLY WORLD )
( بهشت ile اخروي ile اهل بهشت ile ملکوتي ile سماوي ile آسماني ile بهشتي ile اجسام سماوي ile افلاکيان ile اجسام آسماني ile اجرا اخروي ile محي منزل ile عالم ملکوت )
( BACPEHSHT ile AKHROY ile HAL BACPEHSHT ile MOLKOTY ile سماوي ile ASMANY ile BACPEHSHTY ile اجسام سماوي ile افلاکيان ile AJSAM ASMANY ile EJRA AKHROY ile محي منزل ile ALAM MOLKOT )
- CENTRAL ANGLE[İng.] ile/||/<> ANGLE AU CENTRE[Fr.] ile/||/<> ZENTRIWINKEL[Alm.] ile/||/<> MERKEZ AÇI
( Çemberin iki yarıçapının oluşturduğu açı )
( CENTRAL ANGLE )
( ANGLE AU CENTRE )
( ZENTRIWINKEL )
- CENTRAL :/yerine MERKEZİ
- CENTRAL[İng.] ile/||/<> MERKEZÎ[Ar. < MERKEZİ]
( CENTRAL )
- CENTRAL ile/||/<> PERIPHERAL ile/||/<> IMMUNE PRİVİLEGE
( Oto-reaktivite kontrol mekanizmaları. )
( Formül: Negatif seleksiyon )
- CENTRAL[Fr. < CENTRAL] ile/değil/yerine/=/||/<> SANTRAL
( barajlı santral hidroelektrik santral nükleer santral termik santral akarsu santrali atom santrali beton santrali elektrik santrali telefon santrali Doğadaki başka enerji türlerini elektrik enerjisine çeviren fabrika Telefonların bağlı olduğu merkez santralci )
- CENTRALE DE LIVRASION DE VALEURS MOBILIERES[İng.] ile/||/<> CEDEL
( Avrovillerin ve diğer taşınır değerlerin güven içinde korunması teslimi ve ödenmesi için bir grup uluslararası mali kuruluş tarafından Lüksemburgda oluşturulmuş merkezi takas odası )
( CENTRALE DE LIVRASION DE VALEURS MOBILIERES )
- CENTRALIZATION/CENTRAL[İng.] ile/değil/yerine/= CENTRALISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= MERKEZCILIK
( Yönetim, denetim, program hazırlama ve geliştirme ile ilgili eğitim etkinliklerinin bir ya da birkaç merkeze bağlanmasını doğru bulan görüş; bu görüşe dayalı tutum. )
- CENTURY :/yerine YÜZYIL
- CENÛB ile/||/<> ŞİMÂL
( Güney. İLE/||/<> Kuzey. )
- ÇEPEL ile/||/<> ...
( içinde sap taş toprak gibi yabancı madde bulunan tahıl çalı çırpı çer çöp çamur pislik Ağızlarda çöpel 1 çöp 2 içinde sap taş toprak gibi yabancı madde bulunan tahıl olarak da kullanılır Kıbrıs ağzında da çöpel içinde yabancı madde bulunan tahıl olarak geçer Anadolu ağızlarında içinde yabancı madde bulunan tahıla çeper çepel adı da verilir Eski kaynaklarda çepel olarak kullanılır Bu verilere göre yalnız Türkiye Türkçesinde kullanıldığı göze çarpıyor Ağızlarda çepel yanında geçen çöpel biçimi göz önüne alınırsa çöp kökünden e l ekiyle yapılmış bir türev olduğu anlaşılır Buna göre ağızlarda kullanılan çöpel biçiminde çöp kökü olduğu gibi saklanmıştır Buna karşılık çepel biçiminde ö ünlüsü eye çevrilmiştir Farsçada kullanılan çapal filthy nasty disgusting biçimi düşündürücüdür )
- ÇEPEL ile/değil/yerine/=/||/<> PİSLİK | ÇALI ÇIRPI
( pislik Ürüne karışmış yabancı madde çalı çırpı Bozuk kapalı hava )
- ÇEPELLEMEK ile ÇEPELLENMEK ile ÇEPEL ile ÇEPELLİ/LİK ile ÇEPELSİZ
- ÇEPEZ ile/||/<> DELİK İPEK KOZASI, GÜĞÜL
( delik ipek kozası güğül Ağızlarda çipez biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz )
- ÇERÇEVE ile SÖVE/SÖĞE ile SÖVE[Fr. SEUIL]
( ... İLE Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. | Eşik. | Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar. İLE Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları. )
- ÇERNOBİL ile ÇERNOMERDİN
( CHERNOBYL vs. CHERNOMERDIN )
( چرنوبيل ile چرنوميردين )
( چرنوبيل ile CHARNOMYRADYNE )
- ÇEŞ ile ÇEŞKEL
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Turkuvaz. İLE Çanak, çömlek ya da parçaları. )
- CESÂRET = ŞECÂ'AT, CESÂRET[Fars., Ar.] = COURAGE[İng., Fr.] = FORTITUDO[Lat.] = MUT[Alm.] = HË ANDREIA[Yun.] = CORRAGIO[İt.] = VALOR[İsp.] = MOED[Fel.] = MOD[Dan.] = MUJYESTVO[Rus.]
- ÇEŞMBULBUL[Fars. < ÇEŞM + BULBUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEŞMİBÜLBÜL
( Üzeri beyaz sarmal süsler ve çiçek motifleri ile bezenmiş cam işi )
- ÇEŞME ile/ve SEBİL
- ÇEŞMİBÜLBÜL[Fars. < ÇEŞM + BULBUL] ile/||/<> ...
( Camdan yapılmış üzeri sarmal süsler ve çiçek örgeleri ile bezenmiş bir çeşit sürahi )
- ÇETREFİL ile/||/<> KARIŞIKLIĞI DOLAYISIYLA ANLAŞILMASI GÜÇ
( karışıklığı dolayısıyla anlaşılması güç Kökenini bilmiyoruz )
- CETVEL ile/||/<> CETVEL
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
( NORMA, NOR (NORMAE) )
( ÉQUERRE, RÈGLE | RÈGLE )
( WINKELMASS )
( NORMA )
- CETVEL ile/||/<> CETVEL[Ar. < CEDVEL]
( Yazma sayfaları ile levhaların kenarına yaldız ya da mürekkeple çekilen çizgi )
( RULER )
- CETVEL ile/değil/yerine/= ÇİZELGE
- CETVEL ile/değil/yerine/= ÇİZGİLİK/ÇİZGEÇ
- CEVHER FİİLİ ile/||/<> SUBSTANTIVE VERB, PREDICATIVE VERB, VERB OF PREDICATION, COPULA, COPULATIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE SUBSTANTIF, VERBE COPULE, VERBE PRÉDICATIF[Fr.] ile/||/<> VERBUM SUBSTANTIVUM, KOPULA, VERBUM PRÄDIKATIVUM, BINDEGLIED[Alm.] ile/||/<> EK-FİİL
( Eski Türkçede er yardımcı fiilinin er ir i biçiminde ekleşmesinden oluşan ad soylu kelimelerin yüklem olarak kullanılmasını sağlayan ve birleşik fiil çekimlerinde de görev alan fiil Şahıslara göre çekiminde Im Um sIn sUn sInIz sUnUz DIrIAr DUrlAr şekillerine girer çalışkan ım çalışkan sın çalışkan dır çalışkan ız çalışkan sınız çalışkan dırlar gibi Yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere ekfiilin 3 şahıs teklik ve çokluk çekiminde eski bir tur yardımcı fiilinin ekleşmesinden oluşan DIr bildirme eki kullanılmaktadır Ekfiilin olumsuzu değil kelimesi ile kurulur Eski değildir rahat değildirler değillerdir Ek fiilin hikâye rivâyet ve şart biçimleri şahıs ekleri ile genişletilmiş DI DU mIş mUş sA ekleri ile kurulur çalışkandım çalışkan idim çalışkan değildim çalışkan değil idim çalışkanmışım çalışkan imişim çalışkan değilsem çalışkan değil isem vb bildirme ekleri )
( SUBSTANTIVE VERB, PREDICATIVE VERB, VERB OF PREDICATION, COPULA, COPULATIVE VERB )
( VERBE SUBSTANTIF, VERBE COPULE, VERBE PRÉDICATIF )
( VERBUM SUBSTANTIVUM, KOPULA, VERBUM PRÄDIKATIVUM, BINDEGLIED )
- CEVİZ ile/ve HİNDİSTAN CEVİZİ/NARCIL[Ar.]
( GÖVEK/TETİR/BEZBÂZ[Fars.]: Cevizin yeşil kabuğu. )
( CEVİZ ile/ve NÂRCÎL, BEVVÂ )
( GİRDGÂN ile/ve NÂRÇÎL, BÂDİNC )
( JUGLANS REGIA cum COCOS NUCIFERA )
- ÇEVRE ile ÇEVRESEL ile ÇEVRE KİRLİLİĞİ ile ORTAMLAR
( ENVIRONMENT vs. ENVIRONMENTAL vs. ENVIRONMENTAL POLLUTION vs. ENVIRONMENTS )
( محيط ile محيطزيست ile محيط زيست ile پرگير ile دوروبر ile محيط زيستي ile محيطي ile آلودگي محيط زيست ile توابع )
( MAHYT ile MAHYTAZYSET ile MAHYT ZYSET ile پرگير ile DOROBAR ile MAHYT ZYSETY ile MAHYTY ile ALODEGY MAHYT ZYSET ile TAVABE )
- ÇEVRİLMEK ile ÇEVRELEMEK ile ÇEVRİLEMEK ile ÇEVRELENMEK ile ÇEVRELEYEBİLMEK ile ÇEVRE/LİK ile ÇEVRİ ile ÇEVRECİ/LİK ile ÇEVRİLİ ile ÇEVRESEL/LİK ile ÇEVRE AÇI ile ÇEVRE YOLU ile ÇEVRE TEKER ile ÇEVRE BİLİMCİ ile ÇEVRE SAĞLIĞI ile ÇEVRE BİLİMSEL ile ÇEVRE FELAKETİ ile ÇEVRE BİLİMLERİ ile ÇEVRE KİRLİLİĞİ ile ÇEVRE TEMİZLİK VERGİSİ
- CEVVAL -ile
( SÜREKLİ HAREKET HALİNDE OLAN )
- CEVVAL ile CAZGIR
( Davranışları, çabuk ve keskin olan. İLE Güreşecek olan pehlivanları, yüksek sesle, izleyicilere tanıtan ve dualarını okuyarak onları alana süren kişi. | Fitneci. )
- CEVVAL[Ar. < CEVVĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> CEVVAL
( Davranışları çabuk ve kesin olan )
- CEYLAN/CEREN[MOĞ.] ile/||/<> CEYLAN/GAZAL[Ar. < ĠAZĀL]
- CEYLÂN ile/||/<> GAZAL
( (anlamdaş. gazel, Gazella dorcas) Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 110, yüksekliği 60 cm. Boynuzları yay gibi ve gözleri iridir. Toprak rengindedir. Zarif ve çeviktir. Eti ve derisi için avlanır. Kuzey Afrika ve Batı Asyada çöl ve steplerde yaşar. @@ Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 110 cm kadar uzunlukta, 60 cm kadar yükseklikte, boynuzları yay gibi ve gözleri iri, toprak renginde, zarif ve çevik, eti ve derisi için avlanan, Afrika ve Asya'da çöl ve steplerde yaşayan bir memeli türü. Gazal. )
( DORCAS GAZELLE | GAZELLE~GAZELLE )
( DORCAS | GAZELLE~GAZELLE )
( GAZELLA DORCAS | GAZELLA~GAZELLA )
( DORKASGAZELLE | GAZELLE~GAZELLE )
( GAZZELLA~GAZZELLA )
( ΓΑΖΈΛΑ / γαζέλα~ΓΑΖΈΛΑ / γαζέλα )
- ÇEYREKLEMEK ile ÇEYREK ile ÇEYREK SON ile ÇEYREK ALTIN ile ÇEYREK FİNAL ile ÇEYREK FİNALİST
- CEZA ile BEDEL
( PENALTY vs. WORTH )
- CEZAÎ ŞART ile/değil/yerine/= KIZITSAL KOŞUL
- CEZEL[Ar.] ile CEZER[Ar.]
( Bir şeyi ikiye bölme. İLE Havuç. )
- CEZEL[Ar.] ile SÜRÛR[Ar.]
- CEZÎL[Ar.] ile CEZL[Ar.]
( Peltek ve bozuk olmayan söz/sözcük. İLE Tomruk, kalın odun. | Çetrefil olmayıp, dürüst, doğru olan. [sözler/sözcükler için kullanılır] )
- CƏDVƏL[Azr.] = ÇİZELGE[Tr.]
- CHANDELLE[Fr. < CHANDELLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞANDEL
( Futbolda topu karşı takımın kalecisinin üzerinden aşırtma )
- CHANNEL :/yerine KANAL
- CHAPELLE[Fr. < CHAPELLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAPEL
( Küçük kilise Büyük kiliselerin içinde bir azizin adına ayrılmış küçük ibadet yeri )
- CHARGE WITH/PERSONNEL[İng.] ile/değil/yerine/= CHARGER/PERSONNEL, GENS DE SERVICE[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖREV
( Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri; iş birimi. @@ 1. Bir nesnenin ya da bir kimsenin gördüğü iş, kendisinden beklenen eylem. 2. İş görme yetisi. 3. Belli bir değişkenle ilişkili olan herhangi bir matematiksel ifade. @@ (anlamdaş. fonksiyon) Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal çalışma. @@ (Lat. functio = yerine getirme, gerçekleştirme) : 1. Bir organın başarısı, gördüğü iş, etkinlik biçimi.(Ör. Görme gözün görevidir.) 2. Bir etkenin değişmesiyle öteki etkenin de değiştiği bağlılık ilişkisi; özellikle iki dizi arasındaki yasal bağlantı. @@ (zooloji) @@ Bir sözcüğün sözdiziminde belirttiği iş: Güzeller sevimli olur (ad görevinde sıfat) ; Arkadaşım güzel konuşur (belirteç görevinde sıfat) ; Okul kitabında yanlış kalmamalıdır (dolaylı tümleç görevinde tamlama) vb. @@ Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet. Fonksiyon. )
- CHECK vs. CONTROL
- CHEMICAL ile/||/<> ION ile/||/<> NUCLEAR
( Yakıtı yakıp yüksek hızda gaz püskürterek itki üreten sistemdir; çok yüksek itme verir ama yakıt verimi düşüktür, fırlatmada kullanılır. @@ Gazı iyonlaştırıp elektrik alanıyla hızlandırarak itki üreten sistemdir; itmesi çok küçük ama verimi çok yüksektir, uzun uzay yolculuklarında kullanılır. @@ Bir çekirdek reaktörüyle itici gazı çok ısıtıp püskürten sistemdir; kimyasaldan verimli, iyondan güçlüdür. Üçü, iticiyi hızlandırma enerjisinin kaynağına göre ayrılır: kimyasal bağ, elektrik alanı ve çekirdek. )
( Formül: Isp = ve/g₀ )
- CHEMICAL :/yerine KİMYASAL
- CHI-POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= CHİ POTANSİYELİ
- CHLOROPHYLLE[Fr. < CHLOROPHYLLE] ile/değil/yerine/=/||/<> KLOROFİL
( Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde )
- CHOLESTEROL :/yerine KOLESTEROL
- CHOLESTEROL[Fr. < CHOLESTÉROL] ile/değil/yerine/=/||/<> KOLESTEROL
( Kanda ve büyük ölçüde ödde bulunan besinlerle alınan sterol kolesterin )
- CHORAL[Fr. < CHORAL] ile/değil/yerine/=/||/<> KORAL
( Koro için yazılmış dinî ezgi Kaynağı dinî ezgi olan orkestra parçası Koroyla ilgili )
- CHRISTMAS :/yerine NOEL
- CHRONOLOGICAL ile/||/<> BIOLOGICAL ile/||/<> EPIGENETIC
( Farklı yaşlanma metrikleri. )
( Formül: Horvath clock )
- CHRYSOBERYL ile/||/<> SPİNEL
( Sarı-yeşil renkte ve sert bir mineral. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir mineral. )
( Mohs Sertlik Derecesi: 8.5 İLE/||/<> 7.5-8
Işık Kırma İndisi: 1.74-1.75 İLE/||/<> 1.71-1.73
Rengi: Sarı-yeşil İLE/||/<> Kırmızı, mavi, yeşil
Molekül yapısı: BeAl²O4 İLE/||/<> MgAl²O4 )
- CI/CARDIAC INDEX | CONFIDENCE INTERVAL ile/değil/yerine/= KALP İNDEKSİ | GÜVEN ARALIĞI
- CHI-POTENTIEL[Fr.] / CHI-POTENZIALE[Alm.] ile/değil/yerine/= Çİ POTANSİYELİ
- ÇIBAN/APSE[Fr. < ABCES]/F(U)RONKÜL ile SULUK
( Gövdenin herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi. İLE Küçük çocukların başlarında, yer yer saç dökülmesi ve kabartılarla beliren bir deri hastalığı. )
( TEKAZZU': Çıbanın irinlenmesi. )
( ÇİRKÎN, ÂBİLE ile ... )
( ABCES avec ... )
- CİDAL[Ar. < CİDĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> CİDAL
( savaş Birbirine karşı ağır sözler söylemek suretiyle yapılan kavga )
- CİDAL ile CİDALCİ
- CİDÂL[Ar.] ile CİDÂR[Ar. çoğ. CÜDÜR/CÜDRÂN]
( Karşılıklı kavga, savaş. | Zorlu, hararetli konuşma. İLE Duvar. | Zar. )
- DOUBLE BETA DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION BÊTA DOUBLE[Fr.] / DOPPEL-BETAABKLINGEN, DOPPEL-BETA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT BETA BOZUNUMU
- ÇİFT KIRILMA / ÇİFT KIRICILIK / ÇİFT KIRICI KRİSTAL ile/||/<> ÇİFT KIRICI LEVHA ile/||/<> ÇİFT KIRILMA SÜZGECİ
( DOUBLE REFRACTiON, BiREFRiNGENCE VS. BiREFRiNGENT PLATE VS. BiREFRiNGENCE FiLTER )
( LA RéFRACTiON DOUBLE, BiRéFRiNGENCE AVEC LA PLAQUE BiRéFRiNGENT AVEC LE FiLTRE DE LA BiRéFRiNGENCE )
( DOPPELREFRAKTiON, DOPPELBRECHUNG MiT DOPPELBRECHUNGSPLATTE MiT DOPPELREFRAKTiONFiLTER )
- ÇİFT KUTUP/LU(DİPOL[Yun.]):
GEÇİCİ ile KALICI
( Kutupsuz[apolar] en küçük birimlerde[moleküllerde] oluşur. İLE Kutuplu[polar] en küçük birimlerde oluşur. )
- ÇİFT RAKKAS[Osm.] / DOUBLE PENDULUM[İng.] / PENDULE DOUBLE[Fr.] / DOPPELPENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT SARKAÇ
- ÇİFT ile PARALEL
( DUAL, DOUBLE, PAIR vs. PARALLEL )
- ÇİFTLİK ile/değil ESTANCIAL
( ... İLE/DEĞİL Patagonya'da, çok büyük alanı kaplayan çiftlikler. )
- CİHANŞÜMUL[Fars. < CİHĀN + Ar. ŞUMŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> EVRENSEL
- CİHÂZ-I HAZIM ile/||/<> DIGESTIF (APPAREIL)[Fr.] ile/||/<> SİNDİRİM AYGITI
( biyoloji )
( DIGESTIF (APPAREIL) )
- [ne yazık ki]
"ÇIKAR" ile/değil/yerine/>< AKIL
- ÇIKARIM YAPMAK ile ANLAŞILIR ile ÇIKARIM ile ÇIKARIMSAL ile ÇIKARIM
( INFER vs. INFERABLE vs. INFERENCE vs. INFERENTIAL vs. INFERRED )
( استنباط کردن ile استقراء کردن ile استنتاج پذير ile استنباط ile تحليل استنباطي ile مستنبط ile استنباط شده )
( ESTANBAT KARDAN ile ESTEGHARA KARDAN ile ESTENTAJ PAZYR ile ESTANBAT ile TAHLYLE ESTANBATY ile MOSTANBET ile ESTANBAT SHODEH )
- ÇIKARIM = İSTİDLÅL = INFERENCE, ILLATION[İng.] = INFÉRENCE[Fr.] = SCHLUSS[Alm.] = ILLATION, CONCLUSIO[Lat.]
- ÇIKARLAR.
GENEL ile/ve/||/<>/< ÖZEL
- ÇIKARMAK ile ÇIKARTMAK ile ÇIKARILMAK ile ÇIKARTILMAK ile ÇIKARABİLMEK ile ÇIKARTTIRMAK ile ÇIKARIVERMEK ile ÇIKARTABİLMEK ile ÇIKARTIVERMEK ile ÇIKAR ile ÇIKARCI/LIK ile ÇIKAR YOL ile ÇIKAR BUDAK
- SPINNING WHEEL[İng.] ile/değil/yerine/= ÇIKIRIK
- CİL ile/||/<> ...
( hasır otu topraktan yeni çıkan bitki ekin čil reed rush Ağızlarda yaprakları sebze olarak kullanılan labadanın çok tazesi ıslatılmış tütün tohumu çil olarak da geçer cil shoot sapling dial a kind of thorn corn stalk wheat in ear )
( ČIL~CIL )
- ÇİL ile ÇİL ile CİL
( Ormantavuğügillerden, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağtavuğu. İLE Çoğunlukla yüzde oluşan, kahverengi, küçük benekler. | Aynada oluşan leke. | Köklerdeki kıl gibi ince uzantılar. | Tüyünde, küçük benekler bulunan hayvan. | Yeni ve parlak. İLE Kuru saz otu. )
- ÇİL ile ÇİL[Oğuz] ile ÇİLDEY
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Gövde üzerinde kalan darp izi. İLE Gövdesel bir kusur. İLE Atın göğsünün üst tarafında ortaya çıkan bir çıban. )
- CİL- ile/||/<> CİLİ-/CİLİİ-/CİLİO-
( Kirpik. İLE/||/<> Gözün yapısıyla ilgili, kirpikle ilgili, kirpiksi yapı. )
- CİLÂ YAĞI ile/||/<> POLIERÖL[Alm.]
( Renksiz asitsiz reçinesiz ince mineral yağ Cilâ topunun kaymasını sağlar )
( POLIERÖL )
- CİLÂ ile SAYKAL[Ar.]
( ... İLE Maden, ayna gibi nesneleri parlatmak için kullanılan cilâ. | Cilâlamakta kullanılan araç. | Bu cilâyı yapan kişi. )
- ÇİLE MAKİNESİ ile/||/<> REEL[İng.] ile/||/<> DÉVIDOIR[Fr.] ile/||/<> ELEMGE
( dokumacılık Çile durumundaki ipliği yumak yapma ya da masuraya sarma işinde kullanılan kendi ekseni üzerinde dönebilen kafes biçimli aygıt Yerel ağızlarda elemit elemüt gibi birtakım biçimler de geçer Rumcadan alındığı anlaşılıyor Ancak Türkçede kullanılan biçimlerle Rumca karşılıklar arasındaki bağlantı ses bakımından açıklanmaya muhtaçtır Ağızlarda yaygın olarak kullanılan elemge biçiminin elemyeden geldiği anlaşılıyor Yerel olarak buna benzer örneklere tanık oluyoruz Örn gelemiye biçimi ağızlarda gelemgeye dönüşmüştür geleme )
( REEL )
( DÉVIDOIR )
- ÇİLEMEK ile ÇİL ile ÇİLE ile ÇİLECİ/LİK ile ÇİLELİ ile ÇİL ÇİL ile ÇİLESİZ
- CİMÂL[Ar.] ile CİMÂR[Ar.]
( Eril develer. İLE Toplu kabîle. | Süvâri alayı. )
- ÇİMEN ile BEZELYE ile ÇİMEN DUL ile ÇİMEN DUL ile OTLAK
( GRASS vs. GRASS PEA vs. GRASS WIDOW vs. GRASS WIDOWER vs. GRASSLAND )
( ماري جوانا ile سبزه ile چمن ile علف ile ماش ile زن خراب ile مرد بيوه ile سبزه زار ile علفزار )
( ماري جوانا ile SABZEH ile CHAMAN ile ALAF ile MASH ile ZAN KHARAB ile MARD BEYVAH ile SABZEH ZAR ile ALAFZAR )
- ÇINAR, TEMEL :
( Esnaftı ve Büyükdere'de bir dönem muhtar olarak görev yaptı. )
- ÇINGI ile ÇINGIL ile ÇINGIR ÇINGIR
- ÇINGIL ile/||/<> ...
( küçük üzüm salkımı küçük üzüm salkımı küçük üzüm salkımı Eski sözlüklerde çingil olarak geçer Ağızlarda cıngıl cingil biçimi de kullanılır Kıbrıs ağzında da çiŋgil biçimi geçer R ἀτσίγγανο kleiner Zweig Stengel der Weintraube nach dem Trocknen Türkçe çıngılın çıngın biçiminden benzeşmezlik dissimilation sonunda çıktığı anlaşılıyor Özbekçe şıngıl küçük salkım çıngıl biçimi düşündürücüdür Bu biçim Tietzenin gözünden kaçmıştır Yerel ağızlarda cıngıl çingil çıngıl biçimi inci boncuk gümüş veya altından yapılmış süs eşyası olarak da geçer cıngıl Eski sözlüklerde çingil olarak geçer Ağızlarda cıngıl cingil biçimi de kullanılır Kıbrıs ağzında da çiŋgil biçimi geçer R ἀτσίγγανο kleiner Zweig Stengel der Weintraube nach dem Trocknen Türkçe çıngılın çıngın biçiminden benzeşmezlik dissimilation sonunda çıktığı anlaşılıyor Özbekçe şıngıl küçük salkım çıngıl biçimi düşündürücüdür Bu biçim Tietzenin gözünden kaçmıştır Yerel ağızlarda cıngıl çingil çıngıl biçimi inci boncuk gümüş veya altından yapılmış süs eşyası olarak da geçer cıngıl Eski sözlüklerde çingil olarak geçer Ağızlarda cıngıl cingil biçimi de kullanılır Kıbrıs ağzında da çiŋgil biçimi geçer R ἀτσίγγανο kleiner Zweig Stengel der Weintraube nach dem Trocknen Türkçe çıngılın çıngın biçiminden benzeşmezlik dissimilation sonunda çıktığı anlaşılıyor Özbekçe şıngıl küçük salkım çıngıl biçimi düşündürücüdür Bu biçim Tietzenin gözünden kaçmıştır Yerel ağızlarda cıngıl çingil çıngıl biçimi inci boncuk gümüş veya altından yapılmış süs eşyası olarak da geçer cıngıl )
( ἈΤΣΊΓΓΑΝΟ / ἀτσίγγανο )
- CİNS + FASL =/> NEV/TÜR
( HAYVAN + DÜŞÜNEBİLEN/NÂTIK =/> İNSAN )
- CİNS = CİNS[Fars., Ar.] = GENUS[İng., Lat.] = GENRE[Fr.] = GATTUNG[Alm.] = T0 GENOS[Yun.] = GENERE[İt.] = GENERO[İsp.] = SOORT[Fel.] = SLAGS[Dan.] = ROD[Rus.]
- CİNS[Ar.] ile KABÎL[Ar.]
- CİNS ile/ve/||/<>/> NEV/TÜR ile/ve/||/<>/> FASL ile/ve/||/<>/> HASSA ile/ve/||/<>/> ARAZ
- CİNSEL/CİNSÎ[Ar. < CİNSĪ] ile/||/<> CİNSEL/SEKSÜEL[Fr. < SEXUEL]
- CİNSEL/LİK yerine EŞEYSEL/LİK
- CİNSEL/LİK ile CİNSEL SAPIK/LIK ile CİNSEL TACİZ ile CİNSELLİK BİLİMİ ile CİNSELLİK BİLİMCİ ile CİNSELLİK BİLİMSEL
- CİNSİ/CİNSEL[Ar.]/SEKSÜEL[İng. < SEXUAL] ile/değil/yerine/= EŞEYSEL
- CİNSÎ | EŞEYSEL >< EŞEYSİZ
( (botanik) )
( SEXUAL~ASEXUAL )
( SEXUEL | ASEXUEL~ASEXUEL )
( SEXUELL~ASEXUELL )
( SESSUALE~ASESSUATO )
( ΓΕΝΕΤΉΣΙΟΣ / γενετήσιος~ΆΦΥΛΟΣ / άφυλος )
- CİNSÎ ile/||/<> SEXUEL[Fr.] ile/||/<> EŞEYSEL
( botanik )
( SEXUAL )
( SEXUEL | ASEXUEL )
( SEXUELL )
( SESSUALE )
( ΓΕΝΕΤΉΣΙΟΣ / γενετήσιος )
- ÇİPİL ile/||/<> AĞRILI VE KİRPİKLERİ DÖKÜLMÜŞ (GÖZ)
( ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz )
- ÇİPİLLEŞMEK ile ÇİPİL
- ÇIPIR ile ÇIPI ÇIPI ile ÇIPIL ÇIPIL ile ÇIPIR MAKİNESİ
- ÇIPLAK ile KEL
( URYÂN ile ... )
( BÜREHNE/BEREHNE ile ... )
( NAKED vs. BALD )
( NU avec CHAUVE )
( NACKT mit KAHL )
( DESNUDO con CALVO )
( NUDO con CALVO )
- CİRÂC(NÜZÛL) ve/||/<> MİRÂC
( Erdemle. VE/||/<> Bilimle. )
- CIRCUMSTANCE :/yerine DURUM, KOŞUL
- CIRDAVAL ile/||/<> ...
( meşe dalından yapılan ucu demirli uzun cirit değneği Kökenini bilmiyoruz )
- ÇİRKİN ile/değil YETERİNCE GÜZEL DEĞİL
- CİSİM ile/ve/<>/< MEKÂN ile/ve/<>/< HEY'ET ile/ve/<>/< SÛRET-İ VEHMİYE(CİSM-İ MEVHUM) ile/ve/<>/< TEŞEKKÜL/TAHAYYÜL/TAŞAHHUS ile/ve/<>/< SÛRET-İ NEV'İYE(İSTİDAD/TAAYYÜN İSTİDADI) ile/ve/<>/< SÛRET-İ CİSMİYE ile/ve/<>/< UNSUR(TAHAYYÜL) ile/ve/<>/< HEYULA
- CİSMANİ[Ar.] ile/değil/yerine/= EYİNSEL
- ÇİTİL ile/||/<> ...
( 1 Küçük yoğurt bakracı Çamyolu Alanya Antalya 2 Küçük su helkesi Saçıkara İslahiye Gaziantep )
- CIVA ile/||/<> CIVA BUHARLI DOĞRULTUCU ile/||/<> CIVA BUHARLI LAMBA ile/||/<> CIVA HAZNELİ KATOT ile/||/<> CIVA LAMBASI ile/||/<> CIVALI ALAŞIM ile/||/<> CIVALI ARK ile/||/<> CIVALI BAROMETRE ile/||/<> CIVALI DOĞRULTUCU ile/||/<> CIVA BUHARLI DOĞRULTUCU ile/||/<> CIVALI MANOMETRE ile/||/<> CIVALI PİL ile/||/<> CIVALI SICAKLIKÖLÇER ile/||/<> CIVALI TERMOMETRE
- MERCURY CELL[İng.] / PILE AU MERCURE[Fr.] / QUECKSILBERBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= CIVALI PİL
- ÇİVİ ile NODUL
( ... İLE Üvendirenin ucuna çakılmış, sivri, demir çivi. )
- CIVIL CIVIL
( Canlı, hareketli bir his yansıtmada. )
- CIVIL/OWNERSHIP[İng.] ile/değil/yerine/= CIVIL[Fr.] ile/değil/yerine/= ZIVIL[Alm.] ile/değil/yerine/= MÜLKIYE[Ar. < MULKIYYE]
( Osmanlılarda, seyfiye ve ilmiye sınıflarından olmayan devlet görevlileri sınıfı. )
- CIVIL :/yerine SİVİL
- CİVİL[Fr. < CIVIL] ile/değil/yerine/=/||/<> SİVİL
( sivil idare sivil polis sivil savunma sivil toplum sivil yönetim Askerî olmayan Asker sınıfından olmayan kimse Özel bir biçimde olmayan üniforma olmayan giysi Üniforma veya özel giysi giymemiş olan kimse Resmî olmayan giysi sivil polis Çıplak çırılçıplak )
- CIVILIAN :/yerine SİVİL
- CIVIMAK ile CIVITMAK ile CIVITILMAK ile CIVIKLAŞMAK ile CIVITABİLMEK ile CIVITIVERMEK ile CIVIKLAŞTIRMAK ile CIVIKLAŞABİLMEK ile CIVIKLAŞTIRILMAK ile CIVIK/LIK ile CIVIKLI ile CIVIL CIVIL ile CIVIK MANTARLAR
- ÇİZGİNMEK ile ÇİZGİLEMEK ile ÇİZGİLENMEK ile ÇİZGİLEŞMEK ile ÇİZGİLEŞTİRMEK ile ÇİZGİ/LİK ile ÇİZGİLİ/LİK ile ÇİZGİ İM ile ÇİZGİSEL ile ÇİZGİSİZ ile ÇİZGİ FİLM ile ÇİZGİ RESİM ile ÇİZGİ ROMAN ile ÇİZGİ ÖLÇEK ile ÇİZGİ HAKEMİ
- ÇİZGİSEL ile/||/<> BİRİNCİ DERECE (CEBİRDE)
( birinci derece cebirde )
- ÇİZGİSEL ile/değil/yerine DOĞRUSAL
- CLARK CELL[İng.] / CELLULE DE CLARK[Fr.] / CLARK-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= CLARK PİLİ
- CLASSIC vs. CLASSICAL
- CLASSIFICATION/PARTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= KLASSIFIKATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLÜM
( Sinema Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük. @@ Çağkatman birimlerinden olan bir dizinin oluş süresi. @@ Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. @@ 1. Bir okul ya da üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan alt-birimlerinden her biri. 2. Bir üniversite ya da yüksek okulu oluşturan başlıca yönetim birimlerinden her birine verilen ad. @@ 1. Bir betikte, uygun görülen düzen gereğince, başlık ya da sayılarla birbirinden ayrılan parçaların her biri. 2. Tiyatro oyunlarında konunun ana parçalarından her biri, perde. @@ Gözlemlerin bölümlendirildiği öbeklerin her biri. @@ Bir çokluğun bir ötekine bölünmesiyle oluşan çokluk. @@ Çiftekercilerin özenci, kazanççı ve bağımsız olarak ayrıldıkları bölümler. @@ Yazmaların kendi içinde bölünebildiği büyük ayırımlardan her biri. @@ (karşılık: divizyo), (Lat. divisio) Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup filumların bir araya gelmesiyle meydana gelir. @@ (matematik) @@ 1. Bir kuruluşun çalışma dallarından birisi. 2. Kendisine ilişkin özellikleri kapsayan işleri yetenek ve yetkileri çevresi içinde düzenleyen ve yapan organ. 3. Genel kuruluşun belirli bir işiyle uğraşan kolu. @@ Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. @@ Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. Divizyo. @@ Canlı organizmaların sistematik sınıflandırılmasında şubelerin bir araya gelmesinden oluşan grup, divizyo. @@ Bölme algoritmasındaki q sayısının adı. @@ @@ @@ @@ @@ bk. bölme@@bk. bölüm. )
- CLAUSIUS NUMBER[İng.] / NOMBRE DE CLAUSIUS[Fr.] / CLAUSIUS-NUMMER, CLAUSIUS-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= CLAUSİUS SAYISI
- CLINICAL :/yerine KLİNİK
- CNC/COMPUTER NUMERICAL CONTROL ile/değil/yerine/= BİLGİSAYAR SAYISAL DENETIMİ
- COAL :/yerine KÖMÜR
- COAP/CONSTRAINED APPLICATION PROTOCOL ile/değil/yerine/= SINIRLI UYGULAMA PROTOKOLÜ
- ÇOBAN ile ÂBİL[Ar.]
( ... İLE Çayırda otlayarak suya gereksinimi olmayan hayvan. | Koyun, at ve deve gibi hayvanlara iyi bakan kişi. )
- COCHENİLLE[Fr. < COCHENILLE] ile/değil/yerine/=/||/<> KOŞNİL
( Kırmız böceğinin güzel lal boya çıkarılan bir türü kabuklu bit Coccus coeti )
- COCKTAİL[İng. < COCKTAIL] ile/değil/yerine/=/||/<> KOKTEYL
( molotofkokteyli Türlü içkiler karıştırılarak yapılan içki Yeri ve zamanı önceden belirlenen ayaküstü sohbetlerin yapıldığı toplantı karışım )
- ÇOCUĞU "ÖVÜNCE":
KİBİRLİ ile HIRSLI ile ÇABALI ile BENCİL ile AHLÂKLI
( "Zekâ" ve "kişiliğini" "översek". İLE (")Başarısını(") "översek". İLE Çabasını översek. İLE "Tipini" "översek". İLE İyi davranışlarını översek. )
- ÇOCUK DİLİ ile/||/<> İŞARET DİLİ ile/||/<> ÖZEL DİL ile/||/<> YAPMA DİL | ÇOCUK SÖZCÜĞÜ
( Küçük çocukların bazı belirli sözcüklerle kullandıkları dil. (bk. çocuk sözcüğü) . @@ Küçük çocukların konuşmağa başlamadan önce kullandıkları tek tük ve basit kelimelerden ibaret dil. @@ Konuşmaya ve ana dilini öğrenmeye başlayan küçük yaştaki çocukların söyleme güçlüğünü yenmek üzere bazı kelimeleri ses yapıları bakımından bozarak veya bazı nesneleri kendilerine has adlandırmalara başvurarak yaptıkları anlatım: 'su'yun buv, 'babaanne'nin bababe, 'gezme'nin addâ, 'Nazmiye'nin Mamila, 'tomurcuk'un gogogo 'yumurta'nın numunumuna biçiminde karşılanması gibi. @@ Azerbaycan Türkçesi: uşag dili; Türkmen Türkçesi: çaaga dili; Gagauz Türkçesi: uşak dili; Özbek Türkçesi: bölalar tili ~ bólalar nutqi; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) bovaq tili ~ (D.Uyg.) gödäk tili ~balilar tili; Tat: balalar söyläme; Başkurt Türkçesi: balalar tele; Kmk: yaşlanı tili; Krç.-Malk.: sabiy til; Nogay Türkçesi: bala tîlî; Kazak Türkçesi: balalar tili; Kırgız Türkçesi: bala tili; Alt:: baldartili; Hakas Türkçesi: pala tîlî; Tuva Türkçesi: uraglar çugaazı; Şor Türkçesi: pala tili; Rusça: yazık detey ~detskaya reç' )
( NURSERY LANGUAGE | LITTLE LANGUAGE, NURSERY LANGUAGE | GESTURE LANGUAGE | VOCATIONAL SLANG | ARTIFICIAL LANGUAGE~GESTURE LANGUAGE | GESTURE LANGUAGE, SIGN LANGUAGE~VOCATIONAL SLANG~ARTIFICIAL LANGUAGE | ARTIFICAL LANGUAGE )
( LANGAGE ENFANTIN | LANGAGE DES GESTES | LANGUE SPÉCIALE | LANGUE ARTIFICIELLE~LANGAGE DES GESTES | LANGUE DE SIGNES | LANGAGE DES GESTES, LANGUE DE SIGNES~LANGUE SPÉCIALE | LANGUE SPÉCIALE, LANGUE SPECIALITÉ~LANGUE ARTIFICIELLE )
( KINDERSPRACHE | GEBÄRDENSPRACHE | SONDERSPRACHE | KÜNSTLICHE SPRACHE~GEBÄRDENSPRACHE~SONDERSPRACHE~KÜNSTLICHE SPRACHE )
( LINGUAGGIO INFANTILE~LINGUA DEI SEGNI~LINGUAGGIO SPECIALE~LINGUA ARTIFICIALE )
( ΠΑΙΔΙΚΉ ΓΛΏΣΣΑ / παιδική γλώσσα~ΝΟΗΜΑΤΙΚΉ ΓΛΏΣΣΑ / νοηματική γλώσσα~ΕΙΔΙΚΉ ΓΛΏΣΣΑ / ειδική γλώσσα~ΤΕΧΝΗΤΉ ΓΛΏΣΣΑ / τεχνητή γλώσσα )
- ÇOCUK":
KAN ile/ve/||/<>/> CAN ile/ve/||/<>/> MAL
( Karnında. @@ Yaşamında. @@ Öldükten sonra. )
- ÇOCUKLUK VE GENÇLİK ile/ve/||/<> RÜŞT VE KEMÂL
- ÇOĞA-ZANBİL değil DUR-UNTAŞ/DURAN-TAŞ
( ELAM, M.Ö. 1250 )
- COGNITIVE :/yerine BİLİŞSEL
- ÇOĞUL ile/ve/değil BİRDEN FAZLA
- ÇOĞUL = CEMİ = PLURAL[İng., Fr., Alm., İsp.] = PLURALIS[Lat.]
- ÇOĞUL ile/<> ÇOĞUL EKİ
- ÇOĞUL ile/ve/||/<> ÇOKLU
- ÇOĞUL ile TEKİL
- ÇOĞUL ile TEKİL
( PLURAL vs. SINGULAR )
- ÇOĞUNLUK ile ÇOĞUL
( MAJORITY vs. PLURAL )
- COIL[İng.] ile/||/<> RODA[İt. < RODA]
( Halatların muhafaza edilmeleri için yapılan istif biçimi İtal Venedik roda coil of rope İtalyancada ruota Fransızcada roue olarak kullanılır )
( COIL )
( RODA )
- MULTIGROUP MODEL[İng.] / MODÈLE À PLUSIEURS GROUPES[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇOK GRUPLU ÖRNEKÇE/MODEL
- MULTIPOLAR[İng.] / MULTIPOLAIRE[Fr.] / MEHRPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇOK KUTUPLU
- ÇOK SÖZ ile/ve/<> ÇOK MAL
( Yalansız olmaz. İLE/VE/<> Haramsız olmaz. )
- ÇOK ile/||/<> BOL
( ... @@ VÜS'AT[: Genişlik, bolluk. | Para durumu. | Boş meydan, fırsat. | Genlik.] )
( BİSYÂR ile GÜMRÂH )
( A LOT vs. ABUNDANCE )
- ÇOK ile BOL BOL
( A LOT vs. ABUNDANTLY/AMBLY )
- ÇOK ile/ve/değil ÇOĞUL
- ÇOKAL ile/||/<> ...
( Evlerin ön kısımlarına yapılan kamış ya da tezek gölgelik Yeşilköy Gelendost Isparta Eskiden atlara giydirilen örtüye de çokal çukal adı verilirdi Yerel ağızlarda geçmediği anlaşılıyor Tryjarskiye göre Altaistic studies 179 Orta Türkçe çoğ sarmak sıkı bağlamak kökünden oluşmuştur Ancak bu açıklama ses bakımından tartışmaya açıktır )
- ÇÖKELGE ile ÇÖNGÜL
( Bataklık, su kenarı, balçık. İLE Ufak bataklık, çamurlu küçük göl. )
- ÇÖKELMEK ile ÇÖKELTMEK ile ÇÖKELTİLMEK ile ÇÖKELTEBİLMEK ile ÇÖKEL
- ÇOKUBARI/ÇOQUBARI ile KİL
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Pota[maden erilme kabı] yapılan kil. İLE ... )
- ÇÖL TİLKİSİ ile ÇÖL ile ÇÖL FARESİ ile ISSIZ ile ÇÖLLER
( DESERT FOX vs. DESERT vs. DESERT RAT vs. DESERTED vs. DESERTS )
( صحرايي ile بيابان ile باديه ile فلات ile کوير ile صحرا ile وادي ile تيه ile روباه صحرا ile زباب ile سرراهي ile خلوت ile صحاري )
( SAHRAYY ile BEYABAN ile BADYYEH ile FELAT ile KOYR ile SAHRA ile وادي ile تيه ile ROBAH SAHRA ile زباب ile سرراهي ile KHLUT ile صحاري )
- ÇÖL ile BÂDİYET-ÜŞ-ŞÂM[Ar.]
( Fırat ile Dicle'nin birleşip denize döküldüğü noktadan itibaren Batı'ya doğru uzanan çöl. )
- ÇÖL ile BEYAZ ÇÖL
- ÇÖL ile ÇÖL İKLİMİ ile ÇÖL TAVUĞU ile ÇÖL TAVUĞUGİLLER
- ÇÖL[Azr.] = DIŞARI[Tr.]
- ÇÖL ile/ve/||/<> NAMİBYA[< Namib/Khoekhoegowab]
( ... İLE/VE/||/<> "Geniş yer." ya da "Hiçbir şeyin olmadığı bir alan". )
- ÇÖL ile/ve/||/<> OKYANUS
( DESERT vs./and/||/<> OCEAN )
- ÇÖL ile/değil PATAGONYA ÇÖLÜ
( ... İLE/DEĞİL Kum ya da çakıldan değil ezildiğinde hoş bir koku çıkaran, gri yapraklı, kısa, sık çalılıklardan oluşur. )
- ÇÖL ile/ve/||/<> TAŞ ÇÖLÜ/ÇÖL KALDIRIMI/HAMADA[Ar. < HAMMADA]
( ... @@ Yel erozyonu sonucu kumların süpürülmesiyle ortaya çıkan, çöl bölgelerinde görülen taş ve kaya parçalarıyla kaplı sert, çorak ve düz yaylalar. )
- ÇÖL ile/||/<> YARI ÇÖL
- COLL- ile/||/<> GLİO-
( Tutkal. İLE/||/<> Zamk. )
- COLLATERAL and LIEN and LIENS IN GOODS and ENFORCEMENT OF LIEN
( Maddî teminat. VE Rehin hakkı. VE Mallar üzerinde rehin, hapis hakkı. VE Haciz konulması. )
- COLLOÏDAL/COLLOÏDE[Fr. < COLLOÏDAL] ile/değil/yerine/= KOLOIDAL[Fr. < COLLOÏDAL]
( (kimya) )
- COLLOİDAL[Fr. < COLLOÏDAL] ile/değil/yerine/=/||/<> KOLOİDAL
( Zamk jelatin yapısında olan koloit nitelikleri taşıyan )
- COLLOQUIAL LANGUAGE[İng.] ile/||/<> GÜNLÜK DİL
( Bir gözlem ya da ölçme aracında yer alacak soru ve sınarları dile getirirken günlük konuşmalardaki terim ve deyimleri kullanan dil )
( COLLOQUIAL LANGUAGE )
- COLOCYNTH, BITTER APPLE, BITTER GOURD[İng.] ile/||/<> COLOQUINTE, CHICOTIN[Fr.] ile/||/<> CITRULLUS COLOCYNTHIS[Lat.] ile/||/<> BITTERZITRULLE, BITTERAPFEL[Alm.] ile/||/<> ACI KARPUZ
( acı karpuz Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından çok yıllık sürünücü sarı çiçekli otsu bir bitki Acı elma ebucehil karpuzu )
- COLOCYNTH, BITTER APPLE, BITTER GOURD[İng.] ile/||/<> COLOQUINTE, CHICOTIN[Fr.] ile/||/<> CITRULLUS COLOCYNTHIS[Lat.] ile/||/<> BITTERZITRULLE, BITTERAPFEL[Alm.] ile/||/<> ACI KARPUZ
( acı karpuz Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından çok yıllık sürünücü sarı çiçekli otsu bir bitki Acı elma ebucehil karpuzu )
- COLONİAL[Fr. < COLONIAL] ile/değil/yerine/=/||/<> KOLONYAL
( kolonyal şapka Sömürgeyle ilgili Sömürgede yaşayan )
- COLONIAL :/yerine SÖMÜRGE
- ÇOLPA/TOPAL ile ÇOLAK
( Ayağında/bacağında sakatlık/aksaklık bulunanlara verilen ad. İLE Elinde/kolunda sakatlık/aksaklık bulunanlara verilen ad. )
- COMIC vs. COMICAL
- COMMERCE/COMMERCE, TRADE, TRADING/MERCHANT, TRADER/BUSINESS, GOODWILL/MERCANTILE, COMMERCIAL[İng.] ile/değil/yerine/= COMMERCE/NÉGOCIANT, COMMERÇANT/FONDS DE COMMERCE/COMMERCIAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TECIM
- COMMERCIAL :/yerine TİCARİ, REKLAM
- COMMON MEDLAR[İng.] ile/||/<> NÉFLIER GERMANIQUE[Fr.] ile/||/<> MESPILUS GERMANICA[Lat.] ile/||/<> DEUTSCHE MISPEL[Alm.] ile/||/<> MUŞMULA
( muşmula Gülgüler Rosaceae familyasından 23 m yükseklikte çalı formunda dikenli ve beyaz çiçekli meyveleri sonbaharda olgunlaşan ve yenen bir tür Döngel beşbıyık Räsänen V 346a Rumca μέσπιλονdan alındığını açıklamıştır Tzitzilis LD 32 1989 34 187 Zaemki 144 8 Daha çok bilgi almak için Tzitzilis Zaemki 144 8 Örn Rumca μουσμουλο μουσπουλο μεσμιουλον eski μεσπιουλον Latince mespilum Balkan dillerine Türkçe yoluyla geçmiştir Orta Türkçede yafışgu yumuşga muşmula olarak geçer Räsänene göre V 211a Orta Türkçe biçimler yapış kökünden gelir Räsänen V177b )
- COMMON vs. MUTUAL
- COMMUNITY CENTER[İng.] ile/||/<> CENTRE SOCIAL, FOYER COMMUNAL[Fr.] ile/||/<> GEMEINSCHAFTS-ZENTRUM[Alm.] ile/||/<> HALKEVİ | KOMŞULUK BİRİMİ
( Bir komşuluk biriminde köy ya da küçük kasabada yaşayanların toplumsal ekinsel ve eğlenme etkinliklerini yürüttükleri toplantılarını yaptıkları yer komşuluk birimi )
( COMMUNITY CENTER )
( CENTRE SOCIAL, FOYER COMMUNAL )
( GEMEINSCHAFTS-ZENTRUM )
- COMPTON RECOIL[İng.] / RECUL COMPTON[Fr.] / COMPTON-RÜCKSTOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= COMPTON GERİ TEPMESİ
- COMPTON RULE[İng.] / RÈGLE DE COMPTON[Fr.] / COMPTON-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= COMPTON KURALI
- ÇÖMÜL ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir Türk kavmi. İLE ... )
- CONCEPTUAL[İng.] ile/||/<> KAVRAMSAL
( CONCEPTUAL )
- CONCEPTUALIZATION/CONCEPTULISRN/CONCEPTUAL[İng.] ile/değil/yerine/= CONCEPTUALISME[Fr.] ile/değil/yerine/= KONZEPTUALISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAM
( Herhangi bir nesne ya da olayın temel öğe ve özelliklerini kapsayan soyut bir düşünü. @@ 1. Bir şey üzerinde birçok ayrı algıları kapsayan genel düşünce. 2. Bir olay, bir nitelik ya da nicelik üzerinde oluşan zihinsel imge. 3. Kaplamı ve içeriği bir im ya da sözle anlatılarak anlam kazandırılan soyut düşünce. @@ Bir nesne, özellikle o nesnenin nitelikleri konusunda edindiğimiz genel düşünce. @@ 1. içlemsel nesne, 2. Bir ad, yüklem ya da işlevin içlemi. @@ Bir olay, nesne, durum ya da koşula, ayrıtsal özelliklerini bireştirerek kavranabilirlik kazandıran düşünsel bütünlük. @@ 1. Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kaplayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım; tek bir nesnenin (bireysel kavram) ya da bir nesneler sınıfının (genel kavram) özünü belirleyen, birbirleriyle bağlantılı niteliklerin ya da özel belirtilerin (özelliklerin) bir sözcükte düşünülmüş olan birleşimi. 2. (Klasik mantıkta) Yargı ile çıkarımın sonradan üzerinde kurulacağı en yalın, en temel öğe. (Gerçekte ise kavram düşüncenin bir başlangıç noktası olmayıp, düşüncenin kendisini topladığı, yoğunlaştığı bir noktadır; düşüncenin bir bütüne, bir bireşime, bir birliğe dönüşmüş biçimidir.) // Klasik mantık için kavramlar çoğunlukla nesne kavramlarıdır ama bunun yanında ilişki ve görev kavramlarından da söz edilebilir (de, üzerine, eğer, ancak vb.). Nesne kavramları: Bir nesnenin özünü, kurucu özelliklerini düşünce ile belirtip kavramaya çalışan kavramlar. Nesne kavramları bireysel olup tek bir nesneyi (Kızılırmak) göz önünde bulundurabilirler, o zaman bireysel kavramlar adını alırlar. Bir nesne öbeğinin ortak özellikleriyle ilintili olduklarında, bunlara tür kavramları denir (dere, çay, ırmak). Ortak özellikleri olan tür kavramlarından cins kavramı kurulur; her cins kavramı yeniden daha yukarı bir cins kavramının tür kavramı olabilir ve bu, böylece oluşan kavram piramidinin en yukarıdaki en son cins kavramına kadar gider. Bu piramit bir kavramlar dizgesidir. Bu dizgede boyuna daha yukarı, daha genel cins kavramına doğru yükselinir. En son cins kavramında kavramlar dizgesi doruğuna ulaşır ve bundan kavram çözümlenmesiyle (Lat. divisio) tersine olarak daha aşağı cinslere, türlere inilir ve sonunda artık bölünemeyen bireylere ulaşılır. @@ Dünyadaki nesnelerin, durumların, hareketlerin ve tasavvurların dildeki ifadesidir. Kavramın değeri, niteliği aynı dili konuşan kimselerce aşağı yukarı aynıdır: ekmek, su, susuzluk, tembellik, delikanlı, dörtnala, tutumlu vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: anlayış, mäfhum; Türkmen Türkçesi: düşünce; Gagauz Türkçesi: öz maana; Özbek Türkçesi: tuşunça; Uygur Türkçesi: uqum; Tatar Türkçesi: töşençä; Başkurt Türkçesi: töşönsä; Kmk: aňlaw; Krç.-Malk.: anılam ~ oyum; Nogay Türkçesi: anlam; Kazak Türkçesi: ugım; Kırgız Türkçesi: tüşünük; Alt::ondomol; Hakas Türkçesi: onnag ~ pîldîrîg; Tuva Türkçesi: pilig; Şor Türkçesi: piliş; Rusça: ponyatiye @@ hlk. Sığır gövde etinde, kavram bölgesi kaslarından yapılan, dikdörtgen biçiminde, 1.0-1.5 kg ağırlığında pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma. )
- CONDITION :/yerine DURUM, KOŞUL
- CONDITIONING[İng.] ile/||/<> CONDITIONNÉ[Fr.] ile/||/<> KONDITIONAL[Alm.] ile/||/<> ŞARTLANMA
( Yeni bir uyaranın tekrarlanması ile bir yeni uyartıya bir cevap sağlanması tekniği )
( CONDITIONING )
( CONDITIONNÉ )
( KONDITIONAL )
- CONFİDENCE İNTERVAL ile/değil/yerine/= GÜVEN ARALIĞI
- CONFITURE[Fr.] ile/||/<> REÇEL[Fars. < RİÇÂL]
( tarım Ağızlarda leçer olarak da geçer rīçāl rīçār a confection electuary preserved fruits Farsçada līçār līçāl biçimleri de kullanılır )
( CONFITURE )
( RĪÇĀL )
- CONGENITAL[İng.] ile/değil/yerine/= KONJENİTAL
( Doğumda mevcut olan bir durum ya da özellik. Genetik ya da genetik olmayan etmenlerin sonucu olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CONGRESSIONAL :/yerine KONGREYLE İLGİLİ
- CONNECTİCUT ile BAĞLAMAK ile BİRBİRİNE BAĞLANMAK ile BAĞLI ile BAĞLANIYOR ile BİYEL ile BAĞLANTI ile BAĞLANTI KABLOSU ile BAĞLANTI TERMİNALİ ile BAĞLAYICI ile BAĞ DOKUSU ile BAĞLAYICI
( CONNECTICUT vs. CONNECT vs. CONNECT TOGETHER vs. CONNECTED vs. CONNECTING vs. CONNECTING ROD vs. CONNECTION vs. CONNECTION CABLE vs. CONNECTION TERMINAL vs. CONNECTIVE vs. CONNECTIVE TISSUE vs. CONNECTOR )
( بهم اتصال دادن ile بهم متصل کردن ile بهم رسيدن ile ربط دادن ile متصل کردن ile ارتباط دادن ile وصل کردن ile پيوستن ile مربوط کردن ile وابسته کردن ile مربوط ساختن ile اتصال دادن ile با هم متصل کردن ile وابسته ile ملتحم ile متصل ile پيوسته ile کانکتيکت ile عطف ile دسته پيستون ile شاتون ile بستگي ile پيوند ile وابستگي ile اتصال ile انتساب ile وصل ile مقارنت ile پيوستگي ile کابل اتصال ile پايانه اتصال ile آگيني ile اتصالي ile متصل کننده ile بافته آگيني ile رابط )
( BACPAM ETESAL DADAN ile BACPAM MOTASL KARDAN ile BACPAM RESYDAN ile RABT DADAN ile MOTASL KARDAN ile ERTABAT DADAN ile VASL KARDAN ile PEYVASTAN ile MARBUT KARDAN ile VABASTEH KARDAN ile MARBUT SAKHTAN ile ETESAL DADAN ile BA NPAM MOTASL KARDAN ile VABASTEH ile ملتحم ile MOTASL ile PEYVASTEH ile KANKETYKAT ile ATF ile DASTEH PEYSETON ile SHATON ile BASTGY ile PEYVAND ile VABASTGY ile ETESAL ile ENTSAB ile VASL ile مقارنت ile PEYVASTGY ile KABEL ETESAL ile PAYANEH ETESAL ile AGYNEY ile ETESALY ile MOTASL KONANDEH ile BAFTEH AGYNEY ile RABET )
- CONNECTING VOWEL[İng.] ile/||/<> VOYALLE DE LİAİSON[Fr.] ile/||/<> BINDEVOKAL[Alm.] ile/||/<> BAĞLAYICI ÜNLÜ
( Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile başlayan eklerin getirilmesi sırasında kullanılan ve kök ile eki birbirine bağlama görevi yüklenmiş olan ünlü elim kolum başın senin başın yolun yordamın senin yolun yordamın alır veririm oturur görür açıl bilin yakın biliş acık geçik görüş koşuş akıt korkut vb )
( CONNECTING VOWEL )
( VOYALLE DE LIAISON )
( BINDEVOKAL )
- CONSEİL[Fr. < CONSEIL] ile/değil/yerine/=/||/<> KONSEY
( kurul Sorunları görüşmek fikir alışverişinde bulunmak ve kararlar almak amacıyla bir araya gelen kimselerden oluşan topluluk kurul )
- CONSOLE[Fr. < CONSOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> KONSOL
( konsol saati oyun konsolu Duvar kenarına yerleştirilen üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan çekmeceli dolaplı mobilya Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi oyun konsolu )
- CONSOLE[Fr. < CONSOLE] ile/||/<> KONSOL ile/||/<> SÜRESİZ TAHVİL
( süresiz tahvil işletmen uçbirimi )
( CONSOLE )
- CONSTITUTIONAL :/yerine ANAYASAL
- CONSTRUCTIVE ile/||/<> CLASSICAL ile/||/<> INTUITIONISTIC ile/||/<> PARACONSISTENT
( Farklı ispat yaklaşımları. )
( Formül: Proofs = Programs )
- CONSUL[İng.] ile/değil/yerine/= CONSUL/CONSOLE[Fr. < CONSOLE] ile/değil/yerine/= KONSOLOS
( 1. Devlete ilişkin tecimsel yararları yabancı ülkelerde korumakla görevli siyasal işyar. 2. Yabancı ülkelerde orada bulunan yurttaşlarının haklarını korumak ve hükümetlerine siyasal ve tecimsel işlemlerle ilgili bilgileri vermekle görevli işyar. )
- CONSUL[Fr. < CONSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> KONSÜL
( Roma da her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri dan e kadar Fransa da birlikte görev alan üç devlet başkanından her biri )
(1996'dan beri)