L ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.497 başlık/FaRk ile birlikte,
10.497 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(16/43)
- GİZLİ DİL ile/||/<> GİZLİ DİL | DİL
( Dil Toplumdaki sınırlı bazı kesimlerin ya da bazı esnaf zümresinin başkalarınca anlaşılmasına engel olmak için kelimelere özel birtakım anlamlar vererek konuştukları dil Burdur ve Muğla yöresindeki kalaycı argosu ile Geygeli Yörüklerinin ve Erkilet çerçilerinin kullandıkları gizli dil bunun tipik örnekleridir Muğla daki kalaycı argosunda avanmak gezmek dolaşmak cimitci sarıklı hoca çiye et dinlice buğday dünemek misafir kalmak düve kız çocuğu pir müşteri memur eşraf anlamlarındadır Geygelli Yörüklerinde de astarmak almak getirmek davamak vermek çay kız hanik çadır merdirmek yıkmak kaldırmak tırıt ayakkabı yakı ateş anlamlarındadır Cümle örnekleri saña bir mezleci piri kırdım sana bir paralı müşteri getirdim Nazileyi kılavgır parayı az al Yankol nereye ovanıyor Efendi nereye gidiyor Şu yıkımı ovadacağım şu güzeli alacağım Çilengeri kön et kantarı kaydır vb ve argo )
- GİZLİ ile/ve/değil/yerine KİŞİYE ÖZEL
- GİZLİ/LİK ile GİZLİCE ile GİZLİ OY ile GİZLİ DİL ile GİZLİ DİN ile GİZLİ YAMA ile GİZLİCİLİK ile GİZLİ CELSE ile GİZLİ SITMA ile GİZLİ ŞEKER ile GİZLİ DERNEK ile GİZLİ OTURUM ile GİZLİ REKLAM ile GİZLİ SERVİS ile GİZLİ CEMİYET ile GİZLİ DURUŞMA ile GİZLİ KAPAKLI
- GKM/GAUSSIAN MIXTURE MODEL[İng.] ile/değil/yerine/= GAUSS KARIŞIM MODELİ
- GLADYATÖR ile MEMNUN ile MEMNUN EL ile SEVİNDİRMEK ile MEMNUNİYETLE ile SEVİNÇ
( GLADIOUS vs. GLAD vs. GLAD HAND vs. GLADDEN vs. GLADLY vs. GLADNESS )
( شادمان ile شاد ile خشنود ile درود گرم ile خوشحال کردن ile شاد شدن ile سيف الغراب ile بخشنودي ile خشنودي )
( SHADMAN ile SHAD ile KHSHNOD ile DORUD GARAM ile KHOSHHAL KARDAN ile SHAD SHODAN ile سيف الغراب ile BAKHSHNODY ile KHSHNODY )
- GLASİYE[Fr. < GLACIER] ile/değil/yerine/=/||/<> BUZUL
- GLASS WOOL[İng.] ile/||/<> CAM YÜNÜ
( İnce cam iplikçiklerinden oluşmuş yün görünüşlü ısı yalıtıcı gereç )
( GLASS WOOL )
- GLASYOLOJİK[Fr. < GLACIOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> BUZUL BİLİMSEL
- GLAYÖL[Fr. < GLAÏEUL] ile/değil/yerine/=/||/<> KUZGUNKILICI
- GLAYÖL[Fr. < GLAIEUL] ile/değil/yerine/= KUZGUNKILICI
( Süsengillerden, uzun, ensiz ve sivri yapraklı bir süs bitkisi. )
( GLADIOLUS ILLYRICUS )
- GLYOXAL, OXALDEHYDE, ETHANEDIAL[İng.] ile/değil/yerine/= GLİOKSAL
- GLYCERYL[İng.] / GLYCÉRILE[Fr.] / GLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİL
- GLYCERIN, GLYCEROL[İng.] / GLYCÉRINE[Fr.] / GLYCERYL[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİN
- GLOBAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GLOCAL
- GLOBAL :/yerine KÜRESEL
- GLOBAL[Fr. < GLOBAL] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜRESEL | TOPTAN
( küresel toptan )
- GLOMERÜLUS ile/||/<> TÜBÜL
( Glomerülus süzgeç İLE tübül geri emilim/salgı. )
( Formül: Filtration İLE reabsorption )
- GLYCOL[Fr.] ile/||/<> GLİKOL[Fr. < GLYCOL]
( kimya )
( GLYCOL )
- GLYCOL[Fr. < GLYCOL] ile/değil/yerine/=/||/<> GLİKOL
( Çok dayanıklı filmlerin ve bazı sentetik kumaşların yapımında kullanılan birleşiminde iki alkol grubu bulunan madde dialkol CH OH CH OH )
- GMM/GAUSSIAN MIXTURE MODEL[İng.] ile/değil/yerine/= GAUSS KARIŞIM MODELİ
- GOAL[İng. < GOAL] ile/değil/yerine/=/||/<> GOL
( gol açısı gol çizgisi gol çizgi teknolojisi gol kralı gol sevinci gol toto gol vuruşu altın gol Futbol hentbol hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı )
- GOAL :/yerine HEDEF, GOL
- GÖBEK MARUL ile/||/<> ACI MARUL ile/||/<> YABANİ MARUL
( Birleşikgillerden geniş ve uzun olan yeşil yaprakları salatalarda kullanılan tek yıllık otsu bir bitki Lactuca sativa @@ Birleşikgillerden tadı acı yaprakları dişli sürgününden çıkan sütü uyuşturucu ve yatıştırıcı olarak kullanılan iki yıllık bir bitki Lactuca virosa @@ Sarı çiçekli beyaz sütlü iki yıllık otsu bir bitki yağ marulu Lactuca serriola )
( LACTUCA SATIVA cum/||/<> LACTUCA SERRIOLA cum/||/<> LACTUCA VIROSA cum/||/<> LACTUCA SALIGNA )
- GÖBEK MARUL ile/||/<> YABANİ MARUL
( Birleşikgillerden geniş ve uzun olan yeşil yaprakları salatalarda kullanılan tek yıllık otsu bir bitki Lactuca sativa )
( LACTUCA SATIVA cum/||/<> LACTUCA SERRIOLA cum/||/<> LACTUCA VIROSA cum/||/<> LACTUCA SALIGNA )
- GÖBEL ile/||/<> ...
( piç çocuk yaramaz çocuk kimsesiz çocuk Ağızlarda gobel kobel biçimi de geçer Tietzeye göre Gr 1 227 143 Rumcadan alınmıştır kopil )
- GÖDEL ile/ve/||/<> MAXWELL
- GÖĞSE AİT | PEKTORAL ile/||/<> PEKTORAL[Fr. < PECTORAL]
( Göğse ait pektoralis )
( PECTORAL )
( PECTORAL )
- GÖK ile GÖK ADA ile GÖK KIR ile GÖK KUMU ile GÖK TAŞI ile GÖK CİSMİ ile GÖK GÖZLÜ ile GÖK KUBBE ile GÖK KUTBU ile GÖK YAKUT ile GÖK ATLASI ile GÖK BİLİMİ ile GÖK EKSENİ ile GÖK EŞLEĞİ ile GÖK KANDİL ile GÖK KÜRESİ ile GÖK BİLİMCİ ile GÖK BOYLAMI ile GÖK BİLİMSEL ile GÖK GÜRLEMESİ ile GÖK GÜRÜLTÜSÜ ile GÖK TIRMALAYICI
- GÖKADALAR/GALAKSİLER'DE:
SIRIUS ile/ve/< POLLUX ile/ve/< ARCTURUS ile/ve/< RIGEL ile/ve/< ALDEBARAN ile/ve/< BETELGEUSE ile/ve/< ANTARES
- GÖKÇÜL ile GÖKÇÜL/GÖKSEL
( Maviye çalan renk, mavimsi. İLE Gökle ilgili. )
( ... ile SEMÂVÎ )
- GÖKSEL ile GÖKSEL
( EMPYREAL vs. EMPYREAN )
( عرشي ile عرش ile کره آتش )
( عرشي ile ARSH ile KAREH ATASH )
- GÖKSEL ile GÖKSEL YÖRÜNGELER ile GÖK KÜRESİ
( CELESTIAL vs. CELESTIAL ORBITS vs. CELESTIAL SPHERE )
( عرشي ile سماوي ile علوي ile افلاک ile چرخ گردون )
( عرشي ile سماوي ile ALUY ile AFLAK ile CHARKH GARDON )
- GÖKSEL ile/ve/||/<> UZAYSAL
( SEMÂVÎ ile/ve/||/<> FEZÂÎ )
- GÖL ALASI ile/||/<> GÖL AYAĞI ile/||/<> GÖL BİLİMİ ile/||/<> GÖL KESTANESİ ile/||/<> ARTIK GÖL ile/||/<> ÇÖKÜNTÜ GÖLÜ ile/||/<> DAĞ GÖLÜ ile/||/<> KRATER GÖLÜ
( Karaların içinde denizlerle bağlantısı olmayan durgun su birikintisi Yapay su birikintisi )
- GOL[İng. < GOAL] =
( İngilizce "GOAL"[: Amaç, hedef] sözcüğünden Türkçe olarak yazılması ve seslendirilmesiyle dönüşmüştür. )
- GÖL ile ARJANTİN GÖLÜ
( 1560 km² alanı ve 27 km. uzunluğu ile Güney Amerika'nın en büyük 3. gölü. )
- GÖL ile BATAKLIK/ÇÖKEK
( LAKE vs. BOG/MARSH/SWAMP/FEN )
- GÖL ile BÜĞET/BÜRKE/BİRKE[Ar.]
( ... İLE Ufak göl, gölcük, su birikintisi. )
- GÖL ile/ve DENİZKULAĞI/LAGÜN[Fr. < LAGUNE < İt. < Lat.]
( ... İLE/VE Denizden bir resifle ayrılmış göl. )
- GÖL ile/||/<> GÖL
( Karalar üzerinde dört yanından kapalı ve oluşumlarıyla ayrımlı çanakları dolduran az çok geniş ve derin tuzlu ya da tatlı su örtüleri coğrafya jeoloji Karalar üzerindeki çeşitli etkenlerle meydana gelen çukur yerlerin zamanla sularla dolması sonucunda oluşan suları tamamen boşaltılamayan genellikle derin durgun su kütlesi Az göl kȫl Doerfere göre TMEN 1682 k dolayısıyla Farsçadan alınmıştır köl Blk köl köl köl Kırgızlar kölmö kölmök durgun su havuz küçük göl türevlerini de kullanırlar Alt Tel köl Bu diyalektlerde ırmak ayağı ve bataklık olarak da geçer kül kül xöl köl küöl külĕ Tatarcadan alınmıştır Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını görüyoruz Uygur belgelerinde köl olarak geçer Orta Türkçede kȫl havuz birikmiş su ve göl olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre deniz anlamına da gelir Eski Kıpçakçada da köl biçimi geçer Poppe Lautlehre 110 Moğolcada ayak anlamına gelen köl sözüyle birleştirmiştir Daha sonra Poppe CAJ 12 157 bu birleştirmeyi anlam yönünden açıklamıştır ayak son bir akarsuyun sonu göl Steplerde normal olarak göllerin ayağı yoktur Buna karşılık Menges Byzantion 17 276 Moğolca ġōl Fuluβmitte Fluβett Fluβ biçimiyle birleştirmiştir Türkçe göl köl Moğolca köl ayak karşılaştırması düşündürücüdür Doerferin bu karşılaştırmaya ilişkin görüşü için The Bulletin of the International Institute for Linguistic Sciences 2 1981 39 Bilimsel yayınlarda gölün Farsçadan alındığı da ortaya atılmıştır Doerfer TMEN 1682 Monchizadeh Xurāsān 317 gibi uzmanlar bu savı doğrulamak için Orta Farsça kwl pit sink biçimini tanık olarak kullanmışlardır Doerfer Orta Farsça biçimin Türkçeden geldiğini olası görmeyerek daha çok Farsça Türkçe yönünde bir gelişmeden söz etmiştir Ancak büyük bir olasılıkla Türkçe ve Farsça sözlerin birbirine bağlı olmadan ortaya çıktığını da göz ardı etmemiştir Az göl kȫl Doerfere göre TMEN 1682 k dolayısıyla Farsçadan alınmıştır köl Blk köl köl köl Kırgızlar kölmö kölmök durgun su havuz küçük göl türevlerini de kullanırlar Alt Tel köl Bu diyalektlerde ırmak ayağı ve bataklık olarak da geçer kül kül xöl köl küöl külĕ Tatarcadan alınmıştır Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını görüyoruz Uygur belgelerinde köl olarak geçer Orta Türkçede kȫl havuz birikmiş su ve göl olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre deniz anlamına da gelir Eski Kıpçakçada da köl biçimi geçer Poppe Lautlehre 110 Moğolcada ayak anlamına gelen köl sözüyle birleştirmiştir Daha sonra Poppe CAJ 12 157 bu birleştirmeyi anlam yönünden açıklamıştır ayak son bir akarsuyun sonu göl Steplerde normal olarak göllerin ayağı yoktur Buna karşılık Menges Byzantion 17 276 Moğolca ġōl Fuluβmitte Fluβett Fluβ biçimiyle birleştirmiştir Türkçe göl köl Moğolca köl ayak karşılaştırması düşündürücüdür Doerferin bu karşılaştırmaya ilişkin görüşü için The Bulletin of the International Institute for Linguistic Sciences 2 1981 39 Bilimsel yayınlarda gölün Farsçadan alındığı da ortaya atılmıştır Doerfer TMEN 1682 Monchizadeh Xurāsān 317 gibi uzmanlar bu savı doğrulamak için Orta Farsça kwl pit sink biçimini tanık olarak kullanmışlardır Doerfer Orta Farsça biçimin Türkçeden geldiğini olası görmeyerek daha çok Farsça Türkçe yönünde bir gelişmeden söz etmiştir Ancak büyük bir olasılıkla Türkçe ve Farsça sözlerin birbirine bağlı olmadan ortaya çıktığını da göz ardı etmemiştir )
( LAKE | ARTIFICIAL RESERVOIR )
( LAC | LAC DE RETENUE )
( SEE "DER" | SPEICHERSEE )
( LACUS )
( LAGO )
( ΛΊΜΝΗ / λίμνη )
( GÖL[Az.]~KȪL[Tkm.]~KÖL[Nog.]~KÖL[Kklp.]~KÖL[Krg.]~KÖL[Alt.]~KÖL[Tel.]~KÖL[Şor.]~KÖL[Sag.]~KÜL[Tatk.]~KÜL[Bşk.]~XÖL[Tuv.]~KÖL[Hak.]~KÜÖL[Yak.]~KÜLĔ[Çuv.] )
- GÖL ile GÖLE ile GÖL ALASI ile GÖL AYAĞI ile GÖL BİLİMİ ile GÖL BİLİMSEL ile GÖL KESTANESİ
- GÖL ile GÖLET
- GOL ile GOLF ile GOLFÇÜ/LÜK ile GOL TOTO ile GOLF PANTOLON
- GOL ile GOLF ile GOLFÇÜ/LÜK ile GOL TOTO ile GOLF PANTOLON
- GÖL ile/<> GÜL
- GÖL ile/ve/değil/<> İRKİNTİ
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Su birikintisi. )
- GÖL ile KOROLEV GÖLÜ
( Dünyada. İLE Mars'ta. )
( ... İLE 82 km. genişliğindeki dev kraterin, 4 milyar yıl önce, suyun bol olduğu zamanlarda oluştuğu öngörülüyor. )
- GÖL ile MOREN SET GÖLÜ
- GÖL ile ZİFT GÖLÜ
( ... İLE Trinidad Tobago'da bulunan bu gölden, ham petrol ve bitum fay hattından sızarak neredeyse sonsuz bir asfalt havuzu ve kendine özgü bir ekosistem oluşmuştur. )
( LAKE vs. PITCH LAKE )
- GÖMÜT[Alm.] = GÖNÜL
- GÖNDERME/İRSAL[Ar. < İRSĀL] ile/||/<> YOLLAMA/İZAM[Ar. < İʿZĀM]
- GONDOL ile GONDOLCU/LUK
- GONDOL ile/değil PEREME[Yun.]
( ... İLE/DEĞİL Gondola benzeyen bir kayık. )
- GONDOLE[Fr. < GONDOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> GONDOL
( Genellikle Venedik te kullanılan ayakta kıç tarafta tek kürekle yürütülen metre uzunluğunda yassı ve iki başı yukarıya kıvrık kayık Genellikle söz ve nişanlarda kız tarafına içine şeker çikolata vb konularak armağan olarak verilen kesme cam ya da gümüşten yayvan kayık biçiminde tabak )
- GÖNÜL -ile
( İLÂHİ GÖRÜNÜŞÜN MEKÂNI(TECELLİGÂH'I İLÂHİ) | KALP GÖZÜ | FUAD )
- GÖNÜL:
İNSAN-I KÂMİL ve/||/<>/> SIR-I HAKK
- GÖNÜL ile/ve/||/<>/> GÖRÜNMEYEN GÖNÜL
( Kişi/nin. İLE/VE/||/<>/> Toplum/un. )
- GÖNÜL ve/=/<> HAKİKAT
- GÖNÜL ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEK | SİNE
( gönül avcısı gönül bağı gönül belası gönül birliği gönül borcu gönül borçlusu gönül bulantısı gönül çöküşü gönül darlığı gönül dilencisi gönül eğlencesi gönül eri gönül ferahlığı gönül hoşluğu gönül maskarası gönül meselesi gönül okşayıcı gönül rahatlığı gönül rızası gönül tokluğu gönül uğrusu gönül yarası gönlü bol gönlü dar gönlü gani gönlü kara gönlü tok gönlü zengin gönlü yaralı canıgönülden Sevgi istek düşünüş anma hatır vb duyguların kaynağı içeri yürek dil kalp I istek sine )
- GÖREBİLMEK ile GÖREVLENMEK ile GÖREVLENDİRMEK ile GÖRE/LİK ile GÖREV ile GÖRECE/LİK ile GÖRECİ/LİK ile GÖRELİ/LİK ile GÖREVLİ/LİK ile GÖRECELİ/LİK ile GÖREVSEL ile GÖREVSİZ/LİK ile GÖREVCİLİK ile GÖRECECİLİK ile GÖREV ADAMI ile GÖREV ŞEHİDİ ile GÖREV KURBANI ile GÖREVSELCİLİK ile GÖREVSİZLİK KARARI ile GÖREVSEL DİL BİLİMİ
- İZÂFÎ, NİSBÎ[Osm.] / RELATIVE[İng./Fr.] / RELATIF[Fr.] / RELATIV[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRELİ, BAĞIL
- GÖRELİ ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL
- GÖRENEK ile GÖRENEKLİ ile GÖRENEKÇİ/LİK ile GÖRENEKSEL ile GÖRENEKSİZ/LİK
- GÖREV ile/ve ROL
- GÖRGÜLENMEK ile GÖRGÜ ile GÖRGÜL ile GÖRGÜCÜ/LÜK ile GÖRGÜLÜ ile GÖRGÜSÜZ/LÜK ile GÖRGÜLÜCE ile GÖRGÜSÜZCE ile GÖRGÜ TANIĞI ile GÖRGÜ FUKARASI ile GÖRGÜ KURALLARI
- GORİL ile/||/<> GORİL[Fr. < GORILLE]
( Gorilla gorilla Maymunlar Primates takımının insansımaymungiller Pongoidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 2 m Geniş omuzlu kalın kemikli uzun kollu ve kuvvetli çenelidir Kulakları küçük burnu geniş ve yassıdır Yapı bakımından insana en yakın olan maymundur ve genel olarak ayakları üzerinde fazla yürüyemez Kılları kırmızı esmer yanlarda sık ve uzun olur Tropik Batı Afrikada ormanlarda toplu halde yaşar zooloji Maymunlar Primates takımının insansı maymungiller Pongidae familyasından 2 m kadar uzunlukta geniş omuzlu kalın kemikli uzun kollu çenesi kuvvetli kulakları küçük burnu geniş ve yassı ayakları üzerinde fazla yürüyemeyen kılları kırmızı esmer Afrika ormanlarında yaşayan bir tür )
( GORILLA | ORANGUTAN | CHIMPANZEE )
( GORILLE ORDINAIRE | GORILLE | ORANG-OUTAN | CHIMPANZÉ )
( GABUN-GORILLA | GABUN GORILLA | ORANG-UTAN | TSCHEGE )
( GORILLA GORILLA | PONGO PYGMAEUS | PAN SATYRUS )
( GORILLA )
( ΓΟΡΊΛΑΣ / γορίλας )
- GORİL[Fr. GORILLE] ile ORANGUTAN[< (Malayca), ORANG: İnsan. UTAN: Orman.]
( Ekvator bölgesinde ormanlarda yaşar. Maymunların en iri ve en güçlü olanıdır. İLE Sumatra ve Borneo'da yaşar. İnsana benzer. )
( Dişilleri ve genç olanları ağaçlarda, eriller ve gümüşsırt(silverback) denilenleri yerde uyumayı tercih eder. )
( Goriller, yüzemez. )
( ... İLE Yavrularının annesini/bölgesini terk etmesi belirli donanımları edinmesiyle ya da edinmeleri için en az 9 yıl gerektirir. [200 çeşit meyveyi/otu ayırd edebilmelilerdir] )
( ... İLE 50 yıl kadar yaşayabilirler. )
( 48 kromozomları vardır. [İnsandan 2 fazla] )
(
ile
)
( ... İLE Erilleri, dişillerine oranla, 2 kat daha iridir. )
( GURİLLÂ ile ... )
( GORILLA vs. ORANGUTAN, ORANG-OUTANG
)
( TROGLODYTES/GORILLA GORILLA cum PONGO PYGMAEUS, SIMIA SATYRUS )
- GORİLLE[Fr. < GORILLE] ile/değil/yerine/=/||/<> GORİL
( Afrika nın Ekvator bölgesinde ormanlarda yaşayan iri ve güçlü bir tür maymun Gorilla gorilla Koruma kollama işi yapan )
- GÖRMEZDEN GELMEK ile CEHALET ile CAHİL ile CAHİL İNSANLAR ile CAHİLCE ile CAHİLLER ile GÖRMEZDEN GELİNDİ
( IGNOR vs. IGNORANCE vs. IGNORANT vs. IGNORANT PEOPLE vs. IGNORANTLY vs. IGNORANTS vs. IGNORED )
( ناديده گرفتن ile ناداني ile ناشناسي ile جاهليت ile بيدانشي ile جهالت ile بي خبري ile جهل ile جاهل ile نادان ile جهول ile بيانش ile بيعلم ile بي معرفت ile لايعلم ile تيره دل ile بي مايه ile جهلا ile جاهلانه ile جهال ile ازقلم افتاده )
( NADYDAH GARAFTAN ile NADANY ile NASHENASY ile JAOLYT ile بيدانشي ile JACPEHELT ile BEY KHBARY ile JOHAL ile JAOL ile NADAN ile جهول ile BEYENSH ile بيعلم ile BEY MARAFT ile لايعلم ile TYRAH DEL ile BEY MAYYEH ile جهلا ile JAOLANEH ile جهال ile AZGHALAM AFTADEH )
- GO-ROUND[İng.] ile/||/<> CARROUSSEL[Fr.] ile/||/<> KARUSSELL[Alm.] ile/||/<> ATLI KARINCA
( Ellerini karşılıklı birbirlerinin enselerinde kenetleyen iki kişinin kolları üzerinden öteki çiftin aynı durumu alarak alttakilerin kendi eksenlerinde hızlanıp dönmesiyle ayaklarının yerden kesilmesi ve savrulması biçiminde bir eğlenceli alıştırma )
( GO-ROUND )
( CARROUSSEL )
( KARUSSELL )
- GÖRSEL ETKİLEME ile/||/<> GÖRSEL-İŞİTSEL ile/||/<> GÖRSEL SANATLAR ile/||/<> GÖRSEL ZEKÂ
( Görme duyusuyla ilgili olan görmeye dayanan )
- GÖRÜ AKSİYONLARI ile/ve/||/<> ALGI ÖNGÖRÜLERİ ile/ve/||/<> DENEYİM ANALOJİLERİ ile/ve/||/<> AMPİRİK DENEYİMİN POSTULATLARI[genel]
- GÖRÜ:
BÜTÜNSEL ile/ve/=/||/<> TANRISAL
- GÖRÜNGÜ ile GÖRÜNGÜCÜ/LÜK ile GÖRÜNGÜ BİLİMİ ile GÖRÜNGÜ BİLİMSEL
- GÖRÜNGÜCÜ | OLAYCI ile/||/<> GÖRÜNGÜCÜLÜK | OLAYCILIK ile/||/<> GÖRÜNGÜ BİLİMSEL | OLAY BİLİMSEL
( gölge olaycılık )
- FARAZÎ TEVETTÜR[Osm.] / FICTITIOUS POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL FICTIF, POTENTIEL IMAGE[Fr.] / EINGEBILDETES POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ POTANSİYEL
- GÖRÜNTÜ ile GÖRSEL
- HAYAL[Osm.] / IMAGE, PHANTOM[İng.]IMAGE, FANTÔME[Fr.] / BILD[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ
- GÖRÜNTÜLEMEK ile GÖRÜNTÜLENMEK ile GÖRÜNTÜLETMEK ile GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK ile GÖRÜNTÜ/LÜK ile GÖRÜNTÜLÜ ile GÖRÜNTÜSEL ile GÖRÜNTÜSÜZ
- GOSSYPOL[İng.] ile/değil/yerine/= GOSSYPOL
- GÖSTERGE | ÖZET/İCMAL[Ar. < İCMĀL] ile/||/<> ÖZET | ÖZ/HÜLASA[Ar. < ḪULĀṢA]
( gösterge özet )
- GÖSTERGE = İŞARET = SIGN[İng.] = SIGNE[Fr.] = ZEICHEN[Alm.] = SIGNUM[Lat.] = SENAL[İsp.]
- GÖSTERİMSEL -ile
( DEICTIC )
- GÖVDELENMEK ile GÖVDE ile GÖVDELİ/LİK ile GÖVDESEL ile GÖVDESİZ/LİK ile GÖVDE GÖSTERİSİ
- GÖVDESEL ile GÖVDE BAĞIMLI
- GÖVEL ile/||/<> YEŞİL BAŞLI (ÖRDEK)
( yeşil başlı ördek Yerel ağızlarda gövel yanında güvel olarak da geçer kögöl erkek ördek kăvakal ördek gök kök e l eki )
- GÖZ ve/||/<>/>/< AKIL
( Göz, odur ki; dağın arkasını göre! VE/||/<>/>/< Akıl, odur ki; başına geleni/geleceği bile! )
- GÖZ ile/ve/=/<> KİŞİLİK/AKIL
- GÖZALTI | NEZARETHANE | BAKANLIK | GÖRÜ/NEZARET[Ar. < NEẒĀRET] ile/||/<> VEKİLLİK | BAKANLIK/VEKÂLET[Ar. < VEKĀLET] ile/||/<> MİLLETVEKİLİ | BAKAN/VEKİL[Ar. < VEKĪL]
( nezarethane Bakma gözetme gözetim gözaltı nezarethane bakanlık görü )
- CELL[İng.] / CELLULE[Fr.] / ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖZE/HÜCRE
- GÖZE/HÜCRE[Ar.]/SEL[İng. < CELL] ile/||/<> AYLITSEL[İng. < İSLET CELL]
( Göze. İLE/||/<> Adacık gözesi. )
- GÖZE ile ORGANEL
( Canlıların temel yapı birimi. İLE Gözenin işlevlerini yerine getiren küçük organcıkları. )
- GÖZLÜK ve/||/<> GAZEL
( Körler çarşısında satma! VE/||/<> Sağırlar çarşısında satma! )
- GÖZLÜK ile/ve/<> MONOKL[Fr.]
( ... İLE/VE/<> Kaş kemerinin altına sıkıştırılarak kullanılan gözlük camı. )
- GÖZYAŞI | LAKRİMAL[Fr. < LACRYMAL] ile/||/<> ...
( LACRYMAL )
- GPCR ile/||/<> RTK ile/||/<> ION CHANNEL ile/||/<> NUCLEAR
( Hücre sinyal algılama sistemleri. )
( Formül: 7TM domain (GPCR) )
- GRADE ile GRADİENT ile GRADİNG ile GRADUAL
( Aşama, derece. İLE Eğim, eğilim. İLE Aşamalandırma, dereceleme. İLE Adım adım. )
- GRADUAL[İng.] ile/||/<> GRADINE[Fr.] ile/||/<> GRADUALE[Alm.] ile/||/<> TAŞÇI TARAĞI
( Heykel Mimarlık Mozaik sıvayı taramak için tarakçıların kullandıkları ağzı dişli çelikten kalem )
( GRADUAL )
( GRADINE )
( GRADUALE )
- GRADUAL ile/||/<> PUNCTUATED ile/||/<> SALTATION
( Evrimsel değişimin hız modelleri. )
( Formül: Staz → Hızlı değişim → Staz )
- GRADYAN ile/||/<> DİVERGENS ile/||/<> ROTASYONEL
( Vektör analizinin temel diferansiyel operatörleri. )
( Formül: ∇ = (∂/∂x İLE ∂/∂y İLE ∂/∂z) )
- GRAETZ NUMBER[İng.] / NOMBRE DE GRAETZ[Fr.] / GRAETZ-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= GRAETZ SAYISI
- GRAPHITE[İng.] / GRANUL[Alm.] ile/değil/yerine/= GRAFİT
- GRAIN :/yerine TAHIL
- GRAM-NEGATIVE, -POSITIVE[İng.] / GRAM-NÉGATIF[Fr.] / GOOCHRIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GRAM-NEGATİF, -POZİTİF
- GRAMATİKAL/GRAMMATİCAL[Fr. < GRAMMATICAL] ile/||/<> GRAMER/GRAMMAİRE[Fr. < GRAMMAIRE] ile/||/<> GRAMATİK/GRAMMATİQUE[Fr. < GRAMMATIQUE]
( Dil bilgisi kurallarına uygun )
- GRAMMATICAL[Fr.] ile/||/<> GRAMATİKAL[Fr. < GRAMMATICAL]
( Mantıkçının duygucanın ve doğalın karşıtı olarak kullanılıp gerçeğe ve kavrama bağlı olmaksızın sırf deyi gereğince olan özne haber yüklem cins )
( GRAMMATICAL )
- GRAMMATİCAL[Fr. < GRAMMATICAL] ile/değil/yerine/=/||/<> GRAMATİKAL
( Dil bilgisi kurallarına uygun )
- GRANÜL ile/||/<> TANE ile/||/<> TANE[Fars. < DÂNE]
( Yığın özellikleri akışkanlarınkine benzeyen küçük katı parçacıklar 1 kimya Asıltı içinde dağılmış parçacıklara verilen ad 2 metalbilim Katılaşma sırasında belirli bir konum içinde dizilen öğeciklerin oluşturduğu içyapı Katılaşma sırasında belirli bir konum içinde dizilen atomların oluşturduğu içyapı bölgesi Anadolu Türkçesinde herhangi bir sayıda olan şey adet olarak da kullanılır Az dənə Hal dāna Korn dāna grain a berry stone of fruit seet of grain or fruit piece counting word dān grain a Diyalektlerde tahıl tanesine bürtük ve tüyir adları da verilir bürtük )
( GRANULE | GRAIN )
( GRANULE | 1- GRANULE, 2- GRAIN | GRAIN )
( GRANUL, KORN | KORN )
( DĀNA )
- GRANULE[Fr.] ile/||/<> ÇİĞİL
( Çapı 24 mm olan kum )
( GRANULE )
- GRANULE[Fr. < GRANULE] ile/değil/yerine/=/||/<> GRANÜL
( Bir maddenin en küçük tanesi Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler )
- GRANÜLER ile GRANÜL ile GRANÜLE ile TANELİ ile GRANÜL ile GRANÜLİT
( GRANULAR vs. GRANULATE vs. GRANULATED vs. GRANULATIVE vs. GRANULE vs. GRANULITE )
( دان دان ile دانهدار ile دانه دانه ile دانه اي ile دانهاي شدن ile دانه کردآن ile دانهدانه کردن ile جو دانه ile دانه ريز ile گرانوليت )
( DAN DAN ile دانهدار ile DANEH DANEH ile DANEH AY ile DANEYAY SHODAN ile DANEH KARDAN ile DANEHDANEH KARDAN ile جو دانه ile DANEH RYZ ile GERANOLYT )
- GRASHOF FORMULA[İng.] / FORMULE DE GRASHOF[Fr.] / GRASHOF-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GRASHOF FORMÜLÜ
- GRASHOF NUMBER[İng.] / NOMBRE DE GRASHOF[Fr.] / GRASHOF-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= GRASHOF SAYISI
- GRAVİMETRİK ile/||/<> VOLUMETRİK ile/||/<> SPEKTROSKOPİK ile/||/<> KROMATOGRAFİK ile/||/<> ELEKTROKİMYASAL
( Kimyasal analizde kullanılan beş temel yöntem sınıfı. )
( Formül: A = εbc (Beer-Lambert) )
- GRAY ile/||/<> SİEVERT ile/||/<> BECQUEREL ile/||/<> CURIE
( Radyasyon ölçüm birimleri. )
( Formül: H = D × WR )
( Formül: H = D × WR )
- GREEN :/yerine YEŞİL
- GRİ ile GRİL ile GRİP ile GRİPLİ ile GRİ PASAPORT
- GRİPPAL[Fr. < GRIPPAL] ile/değil/yerine/=/||/<> GRİBAL
( Grip hastalığıyla ilgili )
- GRÖNLAND ile YEŞİL ile YEŞİL KIZILAĞAÇ ile BEZELYE ile YEŞİL ENGEREK ile YEŞİLLİK ile SERA ile YEŞİLLİK
( GREENLAND vs. GREEN vs. GREEN ALDER vs. GREEN PEA vs. GREEN VIPER vs. GREENERY vs. GREENHOUSE vs. GREENNESS )
( سبز شدن ile سبز کردن ile سبز ile خضرا ile سرسبز ile خرم ile راز دار ile خلر ile مار جعفري ile گياهان سبز ile سبزه ile گلخانه ile گرم خانه ile گرونلند ile سبزي ile سرسبزي )
( SABZ SHODAN ile SABZ KARDAN ile SABZ ile KHOZRA ile SARSABZ ile KHRAM ile RAZ DAR ile خلر ile MAR JAFARY ile GYANPANAN SABZ ile SABZEH ile GOLKHANEH ile GARAM KHANEH ile GERONLAND ile SABZY ile SARSABZY )
- GROVER ile/||/<> SHOR ile/||/<> HHL ile/||/<> VQE
( Kuantum hızlandırma sağlayan algoritmalar. )
( Formül: O(√N) İLE O(N) )
- GUAIACOL[İng.] ile/||/<> GAYAKOL[Fr. < GAÏACOL]
( Antiseptik anestezik balgam söktürücü ve dezenfektan olarak kullanılan bir fenolik bileşik )
( GUAIACOL )
( GAÏACOL )
- GÜBRE | ZİBİL ile/||/<> GÜBRE ile/||/<> GÜBRE[Yun.]
( Bitkilere gelişmesi için gerekli olan azot fosfor potasyum gibi öğeleri vermek üzere toprağa katılan yapay ya da doğal özdek Toprağı bitekleştirmede çok kez zorunlu olarak kullanılan örgensel ya da madensel kökenli her türlü özdek hayvansal gübre kemre kimyasal gübre tarım 1 Toprağın ıslah edilmesinde kullanılan genellikle hayvansal orijinli organik artık 2 Hayvan dışkılarının bir süre bekletilerek yanması ve toprağa atılacak hâle gelmesi R κοπριά Yerel ağızlarda gübreye ahbun kemre gemre kığ ters tezek gibi birtakım adlar da verilir Buna göre gübrenin Anadoluda büyük bir yaygınlık kazanamadığı anlaşılıyor Ağızlarda kullanılan gübür güpür de Rumcadan kalma bir alıntıdır gübür Azeri alanında kullanılan gübrǝ Türkçeden geçmiştir )
( FERTILIZER | DUNG | MANURE )
( ENGRAIS | ANGRAIS, ENGRAIS ANIMAL )
( DÜNGEMITTEL | DÜNGER )
( ΚΟΠΡΙΆ / κοπριά )
- GÜÇ/KUVVET | BÜYÜKLÜKLER SKALER ile/||/<> VEKTÖREL
( )
( William Rowan Hamilton tarafından 1843 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1805-1865) (Ülke: İrlanda) (Alan: matematik) )
- GÜÇ/KUVVET | BÜYÜKLÜKLER:
SKALER ile/ve/||/<> VEKTÖREL
( Sadece büyüklük içeren fiziksel nicelik. İLE/VE/||/<> Büyüklük ve yön içeren fiziksel nicelik. )
- GÜÇTE:
HIRSLI İLE/VE/||/<> GÜVENSİZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
( İstismar eder. İLE/VE/||/<> Tirana dönüşür. @@ Korur. )
( [Görünür kıldığı ...] Sınır tanımazlık. İLE/VE/||/<> Denetim isteği. @@ Adâlet. )
- GUDDEN-POHL EFFECT[İng.] / EFFET GUDDEN-POHL[Fr.] / GUDDEN-POHL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GUDDEN-POHL ETKİSİ
- GÜDÜ:
ZİHİNSEL ile/ve/||/<> FİZYOLOJİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL
- GÜDÜLMEK ile GÜDÜLEMEK ile GÜDÜLENMEK ile GÜDÜMLEMEK ile GÜDÜKLEŞMEK ile GÜDÜ ile GÜDÜK/LÜK ile GÜDÜL ile GÜDÜM ile GÜDÜCÜ/LÜK ile GÜDÜMCÜ/LÜK ile GÜDÜMLÜ/LÜK ile GÜDÜMSÜZ/LÜK ile GÜDÜM BİLİMİ ile GÜDÜMLÜ SANAT
- GÜDÜSEL ile DUYGUSAL
( MOTIVATIONAL vs. EMOTIONAL )
- GUKHMAN NUMBER[İng.] / NOMBRE DE GUKHMAN[Fr.] / GUKHMANSCHES ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= GUKHMAN SAYISI
- GÜL/GUL[Fars. < GUL] ile/||/<> GONCA/GONÇE[Fars. < ĠONÇE]
( gülabdan gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gül böreği güldeste gülhatmi gül ibik gülibrişim gülistan gülkurusu gül kurusu gül rengi gül suyu gülşen gül yağı karagül yabani gül ayı gülü Çin gülü denizgülü gün gülü Isparta gülü ipek gülü Japon gülü kır gülü menekşe gülü Noel gülü orman gülü rüzgârgülü yaban gülü yayla gülü Gülgillerin örnek bitkisi Rosa Bu bitkinin katmerli genellikle kokulu olan çiçeği )
- GÜL[Fars. < GUL] ile/||/<> GÜLGİLLER
( (botanik) @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran, genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan, ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins. )
( ROSE | ROSE FAMILY~ROSE FAMILY )
( ROSE | ROSACÉES~ROSACÉES )
( ROSA | ROSACEAE~ROSACEAE )
( ROSE~ROSENGEWÄCHSE )
( ROSA~ROSACEE )
( ΤΡΙΑΝΤΆΦΥΛΛΟ / τριαντάφυλλο~ΡΟΔΟΕΙΔΉ / ροδοειδή )
- GÜL ve/||/<> BÜLBÜL
- GÜL[Azr.] = ÇİÇEK[Tr.]
- GÜL ile ÇİN GÜLÜ
- GÜL ve/||/<> GECE
( [... ve ...]
Dikeni. VE/||/<> Gizemi. )
- GUL[Fars. < GUL] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜL
( gülabdan gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gül böreği güldeste gülhatmi gül ibik gülibrişim gülistan gülkurusu gül kurusu gül rengi gül suyu gülşen gül yağı karagül yabani gül ayı gülü Çin gülü denizgülü gün gülü Isparta gülü ipek gülü Japon gülü kır gülü menekşe gülü Noel gülü orman gülü rüzgârgülü yaban gülü yayla gülü Gülgillerin örnek bitkisi Rosa Bu bitkinin katmerli genellikle kokulu olan çiçeği )
- GÜL ile/||/<> GÜL[Fars. < GUL]
( botanik Gülgiller Rosaceae familyasından reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins )
( ROSE | ROSE FAMILY )
( ROSE | ROSACÉES )
( ROSE )
( ROSA | ROSACEAE )
( ROSA )
( ΤΡΙΑΝΤΆΦΥΛΛΟ / τριαντάφυλλο )
- GÜL ile GÜL SUYU ile GÜL YAĞI ile GÜL RENGİ ile GÜL YAĞCI/LIK ile GÜLE GÜLE ile GÜL BÖCEĞİ ile GÜL BÖREĞİ ile GÜL KURUSU ile GÜLE OYNAYA
- GÜL[Fars.] ile GÜL | ile GÜL
( | Çiçeklere verilen genel ad. İLE En güzel çiçeğe[çiçek olan güle] verilen ad. | İLE Gülmenin buyruk kipi. )
( Cins ad. İLE Özel ad. İLE ... )
( Genel. İLE Özel. İLE ... )
- GÛL[Ar.] ile GÛL[Ar.] ile GULL[Ar.]
( Hortlak, şeytan, karakoncolos.[GÛL-İ BEYÂBÂNÎ: Gulyabani.] İLE Ahmak, bön, safdil. İLE Suçlunun boynuna ve bileklerine geçirilen demir halka, pranga. )
- GÜL[Fars.] ile/ve/<> KAMELYA/ÇİNGÜLÜ/JAPONGÜLÜ
( Arı her çiçeğe konar. Güle konmaz ki, incinmesin diye. Bülbül hem kokusuna, hem rengine aşıktır gülün. )
( ... İLE/VE Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe ya da kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki. )
(
İLE/VE/<> ... )
( ... VS./AND Chinese/Japanese rose. )
( VERD ile/ve ... )
( ROSE vs./and CAMELLIA )
( ROSA cum/et CAMELLIA JAPONICA )
- GÜL ile KARA GÜL
( ... İLE Sadece Halfeti'de(Urfa'da) yetişir. )
- GÜL ile "KIRIK GÜL"
( ... İLE Mezar taşlarında kırık bir gül varsa o mezar, genç yaşta ölmüş bir kıza ait olduğunu gösterir. )
(
)
- GÜL ile KIZILYAPRAK/KOYUN OTU/FITIK OTU/KUZU PITRAĞI
( ... İLE Gülgillerden, 20-120 santimetre yüksekliğinde, yol kenarlarında biten, sarı çiçek açan, çok yıllık, otsu bir bitki. )
- GÜL[Fars.] ile MENEKŞEGÜLÜ
( Gülgillerin örnek bitkisi. | Bu bitkinin, katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği. İLE Tırmanıcı, küçük çiçekli bir gül. )
( ROSA cum ROSA CHINENSIS )
- GÜL ile/<> NİLÜFER(LOTUS)
( Dikenlikte. İLE/<> Bataklıkta. )
- GÜL ile SARMAŞIK GÜL
- GÜL ile YEŞİL GÜL
( ... İLE 7-8 hafta yeşil kalan ve Halfeti-Şanlıurfa'da yetiştirilen bir gül. )
(
)
- GÜMÜŞ BALIĞI ile/||/<> GÜMÜŞ GOL ile/||/<> GÜMÜŞ GÖZ ile/||/<> GÜMÜŞ GRİSİ ile/||/<> GÜMÜŞ KAPLAMA ile/||/<> GÜMÜŞ RENGİ ile/||/<> GÜMÜŞSERVİ ile/||/<> GÜMÜŞ VARAK ile/||/<> GÜMÜŞ YAĞMURCUN ile/||/<> GÜMÜŞ YIL ile/||/<> YENİ GÜMÜŞ ile/||/<> ALMAN GÜMÜŞÜ
( Atom numarası 47 atom ağırlığı 107 88 yoğunluğu 10 5 olan 960 C ye doğru sıvı durumuna geçen parlak beyaz renkte kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element sim I arjante simgesi Ag Bu elementten yapılmış arjante )
- GÜMÜŞLEMEK ile GÜMÜŞLENMEK ile GÜMÜŞLETMEK ile GÜMÜŞ ile GÜMÜŞİ ile GÜMÜŞLÜ ile GÜMÜŞÇÜ/LÜK ile GÜMÜŞSÜZ ile GÜMÜŞ GOL ile GÜMÜŞ YIL ile GÜMÜŞ GRİSİ ile GÜMÜŞ RENGİ ile GÜMÜŞ VARAK ile GÜMÜŞ BALIĞI ile GÜMÜŞ KAPLAMA ile GÜMÜŞİ AKASYA ile GÜMÜŞ YAĞMURCUN ile GÜMÜŞ BALIĞIGİLLER
- GÜN-AY-YIL ile AY-GÜN-YIL
( DAY-MONTH-YEAR vs. MONTH-DAY-YEAR )
- GÜNBERİ/PERİHEL >< GÜNÖTE/AFELİ[Fr.]
( Yer'in, Güneş'e en yakın bulunduğu nokta. >< Yer yörüngesinin, Güneş'e en uzak bulunduğu nokta. )
( 147.300.00 km. >< 152.100.000 km. )
( 03 - 04 Ocak >< 04 - 06 Temmuz )
- GÜNCEL ile ÇAĞDAŞ
- GÜNCEL = FİİLİ = ACTUAL[İng.] = ACTUEL[Fr.] = AKTUELL[Alm.] = REAL[İsp.]
- GÜNCELLİK/GÜNLÜK/ŞİMDİKİ/AKTÜEL[Fr.] yerine GÜNCELLİK/AKTÜALİTE[Fr.] yerine GÜNCELLEŞTİRME/AKTÜALİZASYON[Fr.]
- GÜNDELİK ile GELİŞİGÜZEL ile ZAYİAT
( CASUAL vs. CASUALLY vs. CASUALTY )
( غير مهم ile غير جدي ile تفريحاً ile تلفات )
( غير مهم ile غير جدي ile TAFARYHAN ile TALFAT )
- GÜNDEM ile/ve/<> GÜNCEL
( ORDER/DIARY/AGENDA vs./and/<> ACTUAL )
- GÜNDEŞ ile/değil/yerine/=/||/<> ÇAĞDAŞ | GÜNCEL
( Aynı günde olan çağdaş güncel )
- GÜNDÜZLERİ DENİZDEN KARAYA ESEN YEL ile GECELERİ DENİZDEN KARAYA ESEN YEL
( SEA BREEZE vs. LAND BREEZE )
- SOLAR CELL[İng.] / CELLULE SOLEIL[Fr.] ile/değil/yerine/= GÜNEŞ PİLİ
- GÜNEŞE:
YAKIN OLMA! ve UZAK OLMA!
değil/yerine/><
BELİRLİ BİR UZAKLIKTA OL!
( Yanarsın. VE Donarsın. DEĞİL/YERİNE Yaşam bulursun. )
- GÜNEY/CENUP[Ar. < CENŪB] >< KUZEY/ŞİMAL[Ar. < ŞİMĀL]
- GÜNEY KORE ve/<> SEUL
( ... VE/<> Güney Kore'nin başkenti. )
( ... VE/<> Han Irmağı, kenti, ikiye bölmektedir. )
( Türk Şehitliği, Birleşmiş Milletler bölgesinde, güneydeki liman kenti Pusan'dadır. )
( Budist tapınaklarında, her sabah saat 06:00'da, 10:00'da ve 18:00'de, 4 ayrı davul çalınır. Bunlardan ilk 3'ü, sırası ile hava, su ve karadaki canlılar içindir ve sonuncu vuruş ise tüm evren içindir. )
( Tekvando'nun anavatanıdır. )
- GÜNLÜ ile GÜNLÜK ile GÜNLÜKÇÜ/LÜK ile GÜNLÜK DİL ile GÜNLÜK AĞACI ile GÜNLÜK DEĞER ile GÜNLÜK DEFTER ile GÜNLÜK KONUŞMA ile GÜNLÜK GÜNEŞLİK
- GÜNLÜK "DİL" / HUKUK/TIP "DİLİ" / YAZI/KONUŞMA "DİLİ" değil GÜNLÜK KONUŞMA / HUKUK/TIP TERİMLERİ / YAZININ/KONUŞMANIN KOŞULLARI/KURALLARI
- GÜNLÜK/GÜNCEL ... ile GÜNDELİK ...
- GÜPGÜZEL
- GÜREŞ ve/||/<> KAFAKOL
( ... VE/||/<> Güreşte bir oyun türü. )
- GÜREŞ'TE:
ŞAHİN ile/ve/<> FİL ile/ve/<> ASLAN
( [güreşçiye verilen unvan] 5 rakibini yenen. İLE/VE/<> 7 rakibini yenen. İLE/VE/<> Tüm rakiplerini yenen.
[Moğolistan'da, 1921'den beri, Temmuz ayında kutlanan ve "Naadam" olarak adlandırılan ulusal bayramın üç ana etkinliğinden biri de güreştir.] )
- GUSÜL[Ar. < ĠUSL] ile/değil/yerine/=/||/<> BOY ABDESTİ (GUSLETMEK, GUSÜLHANE)
- GUSÛL ile/ve/||/<>/< USÛL
( Usûlsüz, gusûl olmaz. )
- CONFIDENCE INTERVAL[İng.] ile/değil/yerine/= GÜVEN ARALIĞI
- GÜVENCE ile GARANTİ ETMEK ile EMİN ile KEFİL
( ASSURANCE vs. ASSURE vs. ASSURED vs. ASSURER )
( اطمينان ile پشتگرمي ile خاطرجمعي ile يقان ile پشت گرمي ile مطمئن کردن ile خاطرجمع کردن ile خاتر جمع کردن ile اطمينان دادن ile مطمئن ساختن ile بيمه شده ile اطمينان دهنده )
( ETMYNAN ile POSHTGARAMY ile KHATRAJMAY ile يقان ile POSHT GARAMY ile MOTMAEN KARDAN ile KHATRAJMA KARDAN ile KHATAR JAM KARDAN ile ETMYNAN DADAN ile MOTMAEN SAKHTAN ile BEYMAH SHODEH ile ETMYNAN DAHANDEH )
- GÜVENİLİR ...:
YOL ile/ve/||/<> BAĞ/İP
- GÜZEL DEĞİL değil BAKILIŞI (YETERİNCE) GÜZEL DEĞİL
- GÜZEL ile/ve/değil AHSEN
( ... İLE/VE/DEĞİL Güzellerin güzeli. | Kaybedilemeyecek derecede güzellik. )
- GÜZEL ile/ve/değil DİKKAT ÇEKİCİ
( Güzel ol, âşık bol! )
- GÜZEL ile/ve/değil ETKİLEYİCİ
( Tümüyle güzellik yoktur! Her zaman, 1 [ya da 2 yanı] baskındır/etkiler ve ona göre ilgi görür. )
- GÜZEL ile/ve/değil/||/<>/< FARKLI
- GÜZEL = GÖZ-EL = BEAUTIFUL[İng.] = BEAU[Fr.] = SCHÖN[Alm.] = KALOS[Yun.] = HERMESO/SA, BELLO[İsp.]
- GÜZEL ile/||/<> GÜZEL
( Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden yazı şiir yapıt Sözcüğün somut anlamı Görmeyle ilgili göze hoş görünen Estetiğin temel kavramı değer yargılarının ana kavramlarından biri Güzel genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir Platondan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal )
( BEAUTIFUL )
( BEAU | LE BEAU | BEAUTÉ )
( SCHÖN )
( PULCHER )
( BELLO )
( ΌΜΟΡΦΟΣ / όμορφος )
- GÜZEL ile/<> GÜZELLEME
- GÜZEL ile/||/<> GÜZELLİK
( Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden (yazı, şiir, yapıt). @@ (Sözcüğün somut anlamı: Görmeyle ilgili, göze hoş görünen). Estetiğin temel kavramı; değer yargılarının ana kavramlarından biri. Güzel, genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir. Platon'dan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir. @@ İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal. )
( BEAUTIFUL~BEAUTY )
( BEAU | LE BEAU | BEAUTÉ~BEAUTÉ )
( PULCHER~... )
( SCHÖN~SCHÖNHEIT )
( BELLO~BELLEZZA )
( ΌΜΟΡΦΟΣ / όμορφος~ΟΜΟΡΦΙΆ / ομορφιά )
- GÜZEL ile/ve/||/<>/> GÜZİDE[Fars.]
- GÜZEL ile/ve/değil "HAVALI"
- GÜZEL ile HOŞ
- GÜZEL ile/ve/değil/||/<> IŞILTILI
- GÜZELİM ile GÜZEL İDEAL ile GÜZEL MONDE
( BEAU vs. BEAU IDEAL vs. BEAU MONDE )
( جوان شيک ile کمال مطلوب ile عالم اشرافيت )
( JAVAN SHYK ile KAMAL MOTLUB ile ALAM ESHARAFYT )
- GÜZELLEŞMEK ile GÜZELLEŞTİRMEK ile GÜZELLEŞEBİLMEK ile GÜZELLEŞTİRİLMEK ile GÜZEL/LİK ile GÜZELCE ile GÜZELLEME ile GÜZEL DUYU ile GÜZEL GÜZEL ile GÜZEL DUYUSAL ile GÜZEL SANATLAR ile GÜZEL DUYUCULUK ile GÜZELLİK SALONU ile GÜZEL YAZI SANATI ile GÜZELLİK ENSTİTÜSÜ ile GÜZELLİK KRALİÇESİ ile GÜZELLİK MALZEMESİ ile GÜZELLİK YARIŞMASI ile GÜZELLİK MÜSTAHZARLARI
- GÜZELLİK UZMANI ile GÜZELLEŞTİRME ile GÜZELLEŞTİRİCİ ile GÜZEL ile GÜZELLEŞTİRMEK
( BEAUTICIAN vs. BEAUTIFICATION vs. BEAUTIFIER vs. BEAUTIFUL vs. BEAUTIFY )
( مشاطه ile زيباسازي ile زيبا سازي ile قشنگ کننده ile زيباکننده ile ماه پيکر ile صاحب جمال ile خوشرو ile وجيه ile خوشگل ile قشنگ ile پري پيکر ile زيبا ile پر جلوه ile ماهرو ile جميل ile ماهرخ ile پريرو ile زيبا کردن ile قشنگ کردن ile داراي ظاهرخوب کردن )
( مشاطه ile ZYBASAZY ile ZYBA SAZY ile GHSHANG KONANDEH ile ZYBAKONANDEH ile MAH PEYKAR ile SAHEB JOMAL ile KHOSHRO ile وجيه ile KHOSHGOL ile GHSHANG ile PARY PEYKAR ile ZYBA ile پر جلوه ile MANPARO ile جميل ile MANPARKH ile PARYRO ile ZYBA KARDAN ile GHSHANG KARDAN ile DARAY ZANPARKHOB KARDAN )
- GÜZELLİK ile/ve/hem de AKIL
( Güzellik ondur, dokuzu don-dur. )
( Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz. )
( Güzel bürünür, çirkin görünür. )
( vs./and/||/<> REASON/MIND )
- GÜZELLİK ile/||/<> GÜZEL
( Görme ve işitme duyuları aracılığıyla hoşumuza giden ve bizde hayranlık duygusu uyandıran biçim ve ölçülerin oluşturduğu uyumlu bütün güzel güzel Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden yazı şiir yapıt Sözcüğün somut anlamı Görmeyle ilgili göze hoş görünen Estetiğin temel kavramı değer yargılarının ana kavramlarından biri Güzel genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir Platondan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal )
( BEAUTÉ )
- GÜZERGÂH/[Fars.]/ROTA[İt.]/DESTİNASYON[İng. < DESTINATION] değil/yerine GEÇEKYOL, İZLENİLEN YOL
- HABER/MAHMUL ile/değil/yerine/= YÜKLEM
- HÂBİL[Ar.] ile HABÎL[Ar.] ile Hâbîl[Ar.]
( Büyücü, sihirbaz, efsuncu. İLE Tuzak. | Yiğit. İLE Hz. Âdem'in oğullarından birinin adı.[Kâbil'in kardeşi] )
- HABİTAT ile HABİTÜASYON ile HABİTÜEL ile HABİTÜEL ABORTUS
( Doğal ortam, yaşama alanı. İLE Alışkanlık. İLE Alışkanlık. İLE Yineleyen. İLE Yineleyen düşük. )
- HABL ile/||/<> CORDE[Fr.] ile/||/<> İP
( biyoloji Az ip yüp Tar yip Alt Tel yip çip çip tuzak ağı jip yip ip cip śip Orta Türkçede yıp olarak geçer Bu biçim başındaki ynin baskısı altında yipe dönüşmüştür Kıpçakçada da yip ip olarak geçer Türkçede yip biçiminin başındaki y sesi düşmüştür ipek Kökünü bilmiyoruz Ana Türkçede yip olarak geçtiği anlaşılıyor Çuvaşça śip biçiminin başındaki ś sesi yip biçiminin başındaki ynin Ana Türkçeden kalma bir ses olduğuna tanıktır lik ekiyle kurulan yiplik iplik türevi Macarcaya gyeplő dizgin olarak geçmiştir Ligeti TörK 244 )
( CORDE )
( IP[Az.]~YÜP[Tkm.]~YIP[Alt.]~YIP[Tel.]~ÇIP[Şor.]~ÇIP[Sag.]~JIP[Kzk.]~YIP[Nog.]~IP[Özb.]~CIP[Krg.]~ŚIP[Çuv.] )
- HACC[Ar.] ile/ve/||/<>/< SILA[Ar. < VASL]
( Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belİRli aylarında ziyaret edilmesi. | İslâm'ın beş koşulundan biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti. İLE/VE/||/<>/< Bir süre ayrı kaldığı bir yere ya da yakınlarına kavuşma. Memleketine gitme, yakınlarına ulaşma. | Gurbetteki biri için doğup büyüdüğü ve özlediği yer. | Bahşiş, hediye. | Rabıt sigâsı.[ulaç, bağ-fiil][Fr. GERONDIF] )
- HACEL[Ar.] ile HACER[Ar. çoğ. AHCÂR]
( Utanma, utanıp şaşırma. İLE Taş. )
- HACEL[Ar.] ile HAYÂ'[Ar.]
- HACI ile BEDEL
( ... İLE Başkasının adına ve masrafıyla hacca giden. )
- HACÎL -ile
( UTANMIŞ, UTANCINDAN YÜZÜ KIZARMIŞ )
- HACÎL[Ar.] ile HACÎL[Ar.]
( Üç ayağı beyaz olan at. İLE Utanmış, utancından yüzü kızarmış. )
- BULK MODULUS, MODULUS OF VOLUME[İng.] / MODULE DE COMPRESSIBILITÉ, MODULE D'ÉLASTICITÉ VOLUMIQUE[Fr.] / MASSENMODUL, RAUMMODUL, VOLUMENMODUL[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİM MODÜLÜ
- HADÎS-İ KUTSÎ ile/ve HADÎS-İ MÜRSEL
( Ma'nâ Allah'ın, söz Hz. Muhammed'in. İLE Hz. Muhammed'den duyulduğu söylenilen söz. )
- HADÎS-İ MÜRSEL ile/ve HADÎS-İ SAHİH
( Hz. Muhammed'den duyulduğu söylenilen söz. İLE Râvîsi sağlam olan hadisler. )
- HAFİ | GİZİL ile/||/<> GİZİL
( Gelişip ortaya çıkmamış olan kişisel özellikler gizli )
( LATENT )
- HAFİF RAYLI SİSTEM ile/||/<> MODERN DEKOVİL
- LEICHTER NEBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HAFİF SİS
- HAFİFLEMEK ile HAFİFLETMEK ile HAFİFLEŞMEK ile HAFİFLEŞTİRMEK ile HAFİFLETEBİLMEK ile HAFİFLEYEBİLMEK ile HAFİF/LİK ile HAFİFÇE ile HAFİF UYKU ile HAFİF HAFİF ile HAFİF YOLLU ile HAFİF YEL/RÜZGAR ile HAFİF SANAYİ ile HAFİF SIKLET ile HAFİF TERTİP ile HAFİF GÜVERTE ile HAFİF MAKİNELİ ile HAFİF HAPİS CEZASI
- HAFL/HAFLE[Ar.] ile HAFR/HAFŞ[Ar.]
( Kederlenme, tasalanma. | Toplanma, toplantı. İLE Kazma, kazılma. )
- HÂHUT ile/ve İNSAN-I KÂMİL
- HAİL[Ar.] değil/yerine ENGEL
- HAİL[Ar. < ḤĀʾİL] ile/değil/yerine/=/||/<> ENGEL
- HÂİL[Ar. < HAVL] ile HÂİL[Ar. < HEVL]
( İki şey arasında ya da bir şey önünde perde olan, engel olan, arayı kapayan, engel. | Ekran.[fizikte] İLE Korkunç. )
- HAİL ile HAİLE
- HAKİKAT ile FAKTÖR ile FAKTÖRİYEL ile FAKTORİNG ile ÇARPANLARA AYIRMA ile FAKTÖRLER ile FABRİKA ile FABRİKA SAHİBİ ile GERÇEKLER
( FACT vs. FACTOR vs. FACTORIAL vs. FACTORING vs. FACTORIZATION vs. FACTORS vs. FACTORY vs. FACTORY OWNER vs. FACTS )
( وجود مسلم ile حقيقت ile واقعيت ile عامل ile سازه ile فاکتوريل ile فالگيري ile فاکتور گيري ile عوامل ile کارخانه ile توليدي ile کارگاه ile کارخانه چي ile مطالب )
( VOJUD MOSLAM ile HAGHYGHT ile VAGHEYT ile AMEL ile SAZEH ile FAKTORYLE ile فالگيري ile FAKTOR GYRY ile AVAMEL ile KARKHANEH ile TOLYDY ile KARGAH ile KARKHANEH CHY ile MOTALEB )
- HAKİKATE YOL ile/ve/<> HAKİKATTE YOL
( Vardır/olur. İLE/VE/<> Yoktur/olmaz. )
- HAKİM/LİK ile HAKİM YEL/RÜZGÂR
- HAKK-I MESİL ile/değil/yerine/= SU YOLU ÜLEVİ
- HAKLARIMIZIN ANIMSATILMASINDA:
"SARKITMA" değil/>< ANINDA/DERHAL
- HAL[Ar. < ḤALL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖZÜM | ERİTME
( hal çaresi halletmek hallihamur hallolmak Çözme çözülme çözüm eritme Karışık bir sorunun içinden çıkma sonuca varma )
- HAL ile/ve AN
- HAL ile/ve AN
- HAL ve/< ÂSÂN[Fars.]
( Durum. VE/< Kolaylık. )
- HAL ile/||/<> DETHRONEMENT, DEPOSITION[İng.] ile/||/<> DÉTHRONEMENT, DÉPOSITION[Fr.] ile/||/<> ENTTHRONUNG[Alm.] ile/||/<> TAHTTAN İNDİRMEK
( Hükümdarlıktan düşürmek )
( DETHRONEMENT, DEPOSITION )
( DÉTHRONEMENT, DÉPOSITION )
( ENTTHRONUNG )
- HAL ile/ve/< DİL
( Her dille karışıktır hal dili. )
( Herkes kendi halini iyi bilir ve kendi halini söyler. )
( Tasavvuf ve hâl, kelâmın bittiği yerde başlar. )
( Tasavvuf âlemi, ilme değil hâle sığar. )
( Yerini beğenen hapı yutmuştur. Sürekli düşer. )
( Dilden sonra hâl başlar. )
- HAL ile/değil/yerine/= DURUM
- HÂL[Ar. < ḤĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> DURUM | TAKAT
( hâl değişimi hâl dili hâl eki hâl tercümesi hâlihazır arzuhâl behemehâl fevkalade hâl hasbihâl herhâl her hâlükârda hüsnühâl ilmihâl iyi hâl lisanıhâl medeni hâl olağanüstü hâl seferî hâl tercümeihâl yalın hâl aksi hâlde fena hâlde herhâlde her hâlde o hâlde şu hâlde ay hâli eşitlik hâli insan hâli insanlık hâli isim hâli keyif hâli nez hâli ruh hâli vasıta hâli yönelme hâli yükleme hâli kendi hâlinde koro hâlinde orta hâlli durum Tutum tavır Şimdiki zaman içinde yaşanılan zaman takat Kötü durum sıkıntı dert )
- HAL ile/ve HAKK
( Peygamber ve büyük kişilerin halleri, ardından gelenlere yardımda bulunabilmelidir. )
- HÂL ile HAL
( Durum. İLE Sebze-Meyve toptan satış yeri. )
- HÂL ile/||/<> HÂL[Ar. < HÂL]
( Sebze meyve bakliyat vb nin satıldığı pazar yeri durum Azerbaycan Türkçesi hal Türkmen Türkçesi düşüm Gagauz Türkçesi hal Özbek Türkçesi kelişik Uygur Türkçesi keliş kileş Başkurt Türkçesi kileş padej geliş Krç Malk boluş Nogay Türkçesi kelîs Kazak Türkçesi septew Kırgız Türkçesi cöndömö Alt kubultkış Hakas Türkçesi padej hubulthıs Tuva Türkçesi padej Türkçesi keliş Rusça padej )
( FOOD MARKET )
- HAL[Ar. < ḪALʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAL
( haletmek Tahttan indirme )
- HAL ile/||/<> HAL[Ar. < HALL | AR. < HALʿ | FR. < HALLE]
( Damdaki karları kürümek ya da harman yerindeki samanları bir araya getirmek için kullanılan araç Türközü Posof Kars Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad anlamdaş durum matematik Süreç ve İsim çekimi Kar küremek için kullanılan büyük kürek olarak da kullanılır Ağızlarda hel olarak da geçer Kökeni karışıktır Tietze ZBalk 18 176 115 Dankoff ALT E 115 Ermenice yer hal ya da hel Hemşin biçimiyle birleştirmiştir Ermenice hal ya da hel biçimleri için Adjarian MSL 20 162 Kar küremek için kullanılan büyük kürek olarak da kullanılır Ağızlarda hel olarak da geçer Kökeni karışıktır Tietze ZBalk 18 176 115 Dankoff ALT E 115 Ermenice yer hal ya da hel Hemşin biçimiyle birleştirmiştir Ermenice hal ya da hel biçimleri için Adjarian MSL 20 162 )
( STATE )
( ÉTAT | CAS | HALLE )
( ZUSTAND )
- KİŞİ/İNSAN:
HAL ve/<> HAL
- HAL ile HÂL/GÖVEÇLİK ile HAL[Fr. < Cerm.] ile HAL
( Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların ya da taşıdığı niteliklerin tümü, durum. | Davranış. | Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman. | Güç, kuvvet, takat. | Kötü durum, sıkıntı, dert. İLE Genellikle üstü kapalı pazaryeri. İLE Çözme, çözülme eritme, karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. İLE Tahttan indirme. )
- HÂL[çoğ. AHVÂL] ile HÂL[çoğ. AHVÂL] ile HAL[Ar.] ile HAL'[Ar.] ile HÂL[Fars., Ar.]
( Annenin eril kardeşi, dayı. İLE Şimdiki zaman, geçmiş ve gelecek olmayan zaman. | Oluş, bulunuş, sûret, keyfiyet, durum, vaziyet. İLE Pazar yeri; Çözme. İLE Soyma. | Boşanma. | Tahttan indirme. Sultanın makamını terk etmek zorunda bırakılması. İLE Gövdede oluşan ben, nokta. )
- HAL ile/ve/||/<> HAREKET
- HAL ile/ve HAVA
- HAL ile/ve HAVA
- HÂL[Ar.] ile/ve/||/<> HÂY[Ar.]
- HAL <> HULÛL <> MAHAL
- HAL ve/> MAHAL ve/> TAHALLÜL
- HÂL ile MAKAM
( Her bireye bakma, kişilerin hallerine bak. Hangisinin hâli kâmilse ona bak. )
( Seni kaldır, beni kaldır! O hali yakalayalım! )
( Bizim için ne din, ne mezhep, ne millet var, yekpâre bir hâl. )
( Geçici. İLE Kalıcı. )
- HAL ile MAKAM
( ... ile/ve CÂH/E )
- HAL ile MECAL
( CONDITION vs. POWER )
- HAL ile/ve/||/<>/> MELEKE
( Geçici. İLE/VE/||/<>/> Kalıcı. )
(1996'dan beri)