Bugün[11 Temmuz 2026]
itibarı ile 10.501 başlık/FaRk ile birlikte,
10.501 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(13/43)


- ENGEL ile ENGEL

( IMPEDIMENT vs. IMPEDIMENTA )

( رادع ile بنه سفر ile توشه سفر )

( رادع ile BANEH SAFAR ile TOOSHEH SAFAR )


- ENGEL ile ENGELLİ YARIŞI

( HURDLE vs. HURDLE RACE )

( چارچوب پريدن ile سبدترکه اي ile دو با مانع )

( CHARCHUB PARYDAN ile SABADTARKEH AY ile DO BA MANE )


- [hem, ne] ENGEL ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de/||/<>/> KAYNAK

( [hem, ne] Kendimizden başka yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/HEM DE/NE DE/||/<>/> Kendimizden başka yoktur. )


- ENGEL ile/ve KESİNTİ

( OBSTACLE vs./and INTERRUPTION )


- ENGEL ile/ve MÜHÜR

( OBSTACLE vs./and SEAL )


- ENGEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLANAK


- ENGEL ile/ve PEKENT

( ... İLE/VE Geçit vermeyen doğal engel. )


- ENGEL ile PEKENT

( ... İLE Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel. )


- ENGEL ile PERDE

( Engeller yaratmayabilirsiniz. )

( Engeller aşılabilir. )

( Engellerin en yıldırıcısı kişinin kendidir. )

( Engeller bir ölçüde kalktığında, O, bir anda içinize doğar. )

( Onu tümüyle alın! Buradadır, istemeniz yeter. Fakat istemezsiniz. İsteseniz bile almazsınız. Almanızı engelleyen nedir, onu bulun. )

( Obstacles can be overcome. )

( You can avoid creating obstacles.
It will dawn on you suddenly, when the obstacles are removed to some extent.
Take the whole of it! It is here for the asking. But you do not ask. Even when you ask, you do not take. Find out what prevents you from taking. )

( OBSTACLE vs. VEIL/CURTAIN )


- ENGEL ile SANSÜR


- ENGEL ile/ve TUZAK

( BARRIER vs./and TRAP )


- ENGEL ile/ve ZAHMET

( OBSTACLE vs./and BOTHER )


- ENGELLEMEK ile ENGELLENMEK ile ENGELLETMEK ile ENGELLEYEBİLMEK ile ENGEL ile ENGELLİ/LİK ile ENGELSİZ/LİK ile ENGEL BALIĞI ile ENGEL SINAVI ile ENGELLİ KOŞU


- ENLEM ile/ve BOYLAM/TUL[Ar.]

( )

( Enlem Farkı[111 km.] ile Uzaklık Hesaplama

Enlem farkı bulunurken verilen merkezler aynı yarımkürede ise büyük olan enlem derecesinden küçük olan çıkarılır. İLE/VE/>< Farklı yarımkürede olurlarsa enlem dereceleri toplanır.

A - B = ?
50 - 20 = 30 [enlem farkı]
30 x 111 = 3330 km.

İLE/VE/><

B + D = ?
20 + 15 = 35 [enlem farkı]
35 x 111 = 3885 km.

)

( LATITUDE vs./and LONGITUDE )


- ENLEMSEL ile GENİŞ GÖRÜŞLÜLÜK

( LATITUDINARIAN vs. LATITUDINARIANISM )

( گسترده فکر ile متساهل ile وسيع نظري )

( GOSTARDEH FEKAR ile متساهل ile VESYE NAZARY )


- ENSÂL[Ar. < NESL] ile ENSÂR[Ar. < NÂSIR]

( Soylar, evlâtlar, sülâleler. İLE Yardımcılar/muavinler, koruyucular/müdâfîler. )


- ENSÂL[Ar. < NESL] ile ENZÂL[Ar. < NEZL/NEZÎL]

( Soylar, evlâtlar, sülâleler. İLE Soysuzlar, alçaklar, aşağılıklar. )


- ENSEMBLE METHOD ile/||/<> SINGLE MODEL

( Ensemble çoklu model, single tek model. )

( Formül: Multiple İLE single model )


- ENSTRÜMANTAL[Fr. < INSTRUMENTAL] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖZSÜZ | ARAÇ DURUMU

( enstrümantal müzik sözsüz araç durumu )


- ENSTRÜMANTAL ile/değil/yerine/= ÇALGISAL


- ENSTRÜMANTAL ile ENSTRÜMANTALİZM ile ENSTRÜMANTAL MÜZİK


- ENTEL ile ENTELEKTÜEL


- ENTELEKHEIA = KEMÂL-İ EVVEL = ENTELECHY[İng.] = ENTÉLÉCHIE[Fr.] = ENTELECHIE[Alm.] = ENTELEKHEIA[Yun.]


- ENTELEKTÜEL ile/ve/değil/yerine AYDIN

( [Bilgiyi/düşünceyi] Tüketen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Üreten. )


- ENTENTION vs. AIM/PURPOSE/GOAL


- ENTERNASYONAL ile ENTERNASYONALCİ/LİK ile ENTERNASYONALİST ile ENTERNASYONALİZM


- ENTERNASYONAL ile/değil/yerine/= ULUSLARARASI


- ENTEROCELE[Fr. < ENTÉROCÈLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ENTEROSEL

( İnce bağırsak fıtığı )


- ENTEROSEL[Fr. < ENTÉROCÈL] ile/değil/yerine/= İNCE BAĞIRSAK FITIĞI


- ENTOMOLOJİK[Fr. < ENTOMOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> BÖCEK BİLİMSEL


- ENTOMOLOJİK[Fr. < ENTOMOLOGIQUE] ile/değil/yerine/= BÖCEL BİLİMSEL


- ENVIRONMENTAL :/yerine ÇEVRESEL


- ENVIRONMENTAL[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEVRESEL


- ENZÂL[Ar. < NEZL/NEZÎL] ile ENZÂR[Ar. < NAZAR]

( Soysuzlar, alçaklar, aşağılıklar. İLE Bakışlar, bakmalar. )


- EÖTVÖS RULE[İng.] / RÈGLE D'EÖTVÖS[Fr.] / EÖTVÖSSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= EÖTVÖS KURALI


- EPHEMERAL vs. PERISHABLE vs. PROVISIONAL vs. TOPICAL vs. TRANSIENT vs. TRANSITIONAL


- EPİDERMAL ile EPİDERMİS

( EPIDERMAL vs. EPIDERMIS )

( بشره اي ile روپوست )

( BESHAREH AY ile ROPOST )


- EPİDERM/İS ile EPİDERMAL

( Üst deri. İLE Deriden. )


- EPİDURAL ile/||/<> ANESTEZİ[İng. ANESTHESIA] ile/||/<> SIRT[İng. BACK]

( Özellikle karın ya da pelvik bölgesinde duyu kaybı yaratmak amacıyla, alt sırt bölgesinde omuriliğin dura materinin dışındaki boşluğa uygulanan lokal anestezik enjeksiyondur. @@ Ameliyat gibi tıbbi işlemler sırasında ağrı hissetmenizi önlemek için anestezik adı verilen ilaçların kullanımıdır. Anestezikler, tıbbi işlem yapılan bölgede sinirlerinizden beyninizdeki merkezlere giden duyusal sinyalleri geçici olarak bloke eder. @@ Bir hayvanın ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi; yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ANESTEZİ[Fr. < ANESTHESIE]:
EPİDURAL ile SPİNAL

( )

( Canlı gövdesinin tümünde ya da bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. | Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak gövdedeki ilgili bölgesinde ortaya çıkan duyu olmaması. )


- EPITAXIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYAL


- EPITAXIAL TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR ÉPITAXIAL[Fr.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL TRANSİSTÖR


- EPİTEL ile/||/<> EPİTELYUM

( epitelyum Epitelyum anat Epitelyum Deri ve mukoza yüzeylerini örten epitel hücrelerinden oluşmuş hücre tabakası epitel anat Yüzeysel hücre tabakası epitel )

( EPITHELIUM | MUCOUS MEMBRANE, MUCOSA )

( MUQUEUSE (TUNIQUE )

( SCHLIMHAUT )

( MUCUS: SÜMÜKSÜ, MUKUS )

( EPITELIO )

( ΕΠΙΘΉΛΙΟ / επιθήλιο )


- EPİTEL ile/||/<> MUKOZA ile/||/<> EPİTELYUM | EPİTELYUM

( bk. epitelyum. @@ Epitelyum. @@ anat. Epitelyum.@@Deri ve mukoza yüzeylerini örten epitel hücrelerinden oluşmuş hücre tabakası, epitel. @@ anat. Yüzeysel hücre tabakası, epitel. @@ )

( EPITHELIUM | MUCOUS MEMBRANE, MUCOSA~MUCOUS MEMBRANE, MUCOSA | MUCOSA~EPITHELIUM )

( MUQUEUSE (TUNIQUE~MUQUEUSE (TUNIQUE) | MEMBRANE MUQUEUSE~ÉPITHÉLIUM )

( MUCUS: SÜMÜKSÜ, MUKUS~MUCUS: SÜMÜKSÜ, MUKUS~EPITHELIUM )

( SCHLIMHAUT~SCHLIMHAUT~EPITHEL )

( EPITELIO~MUCOSA~EPITELIO )

( ΕΠΙΘΉΛΙΟ / επιθήλιο~ΒΛΕΝΝΟΓΌΝΟΣ / βλεννογόνος~ΕΠΙΘΉΛΙΟ / επιθήλιο )


- EPİTELYAL ile EPİTELOİD ile EPİTELİZE ETMEK

( EPITHELIAL vs. EPITHELIOID vs. EPITHELIZE )

( برپوشي ile شبيه بشره اي ile بافت پوششي شدن )

( BARPUSHY ile SHABYYEH BESHAREH AY ile BAFT PUSHESHY SHODAN )


- EPİTELYUM[Fr. < ÉPITHÉLIUM] ile/değil/yerine/= EPİTEL


- EPİTELYUM[Fr. < ÉPITHÉLIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİTEL


- EQUAL :/yerine EŞİT


- EQUATORİAL[Fr. < ÉQUATORIAL] ile/değil/yerine/=/||/<> EKVATORAL

( Ekvator la ilgili eşleksel )


- EQUATORİAL[Fr. < ÉQUATORIAL] ile/değil/yerine/=/||/<> EKVATORAL

( ekvatoral iklim Gök cisimlerinin sağ açıklık ve dik açıklıklarını temel alan kurgu )


- EQUIPOTENTIAL ile/değil/yerine/= EŞGİZİLGÜÇ


- EQUISETUM PASTUREL[Lat.] ile/||/<> KATIRKUYRUĞU

( Bataklık atkuyruğu )

( EQUISETUM PASTUREL )


- EQUISETUM PASTUREL[Lat.] ile/||/<> TİLKİKUYRUĞU

( Bataklık atkuyruğu )

( EQUISETUM PASTUREL )


- ERÂZÎ/ARÂZÎ[Ar.] ile ERÂZİL[Ar. < ERZEL]

( Yerler, topraklar. İLE Reziller, namussuzlar, yüzsüzler. )


- EREK ile EREKÇİ/LİK ile EREĞLİ ile EREKSEL/LİK ile EREKLİLİK ile EREK BİLİMİ ile EREK BİLİMSEL ile EREKSEL NEDEN


- EREK ile/ve/||/<> POTANSİYEL


- ERGON/OMİK ile/değil/yerine/= İŞLEV/SEL


- ERGOSTEROL[İng.] ile/değil/yerine/= ERGOSTEROL


- ERİL -ile

( MASCULINE )


- ERİL ile/ve DİŞİL

( Yaprağı daha küçük olur. Meyve vermez. İLE/VE Yaprağı erile göre daha büyük olur. Meyve verir. )


- FLUXES[İng.] / SCHMELZMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİTİŞ NESNELERİ


- ERKAPTAN (ERSİN), İCLAL :

( Yeniköy'de ikamet eden, Erkan - ı Harbiye mirlivalığından emekli Ali Rıza Paşa'nın kızı olup, cumhuriyetin ilk iktisat doktoru ve ilk banka müdürüdür. )


- ENERGY LEVEL[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE DÜZEYİ


- ERKEK değil/yerine ERİL


- ERKEN VURU | EKSTRASİSTOL ile/||/<> EKSTRASİSTOL[Fr. < EXTRASYSTOLE]

( Sıra dışı kasılma )

( EXTRASYSTOLE )

( EXTRASYSTOLE )


- EROSAL ile/||/<> EROTİK

( Şehvet uyandıran resim ve heykeller için kullanılan bir sıfat. )

( EROTIC~EROTIC )

( EROTIQUE | ÉROTIQUE~ÉROTIQUE )

( EROTISCH~EROTISCH )

( EROTICO~EROTICO )

( ΕΡΩΤΙΚΌΣ / ερωτικός~ΕΡΩΤΙΚΌΣ / ερωτικός )


- EROTIQUE[Fr.] ile/||/<> EROSAL

( Şehvet uyandıran resim ve heykeller için kullanılan bir sıfat )

( EROTIC )

( EROTIQUE | ÉROTIQUE )

( EROTISCH )

( EROTICO )

( ΕΡΩΤΙΚΌΣ / ερωτικός )


- EROZYON["EREZYON" değil!]//EROSION[İng.]/EROSİYON[Fr.]/İTİKAL[Ar.] ile/değil/yerine/= AŞINMA


- ERTİK ile YOL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İşlek yol. İLE ... )


- ERZEL[Ar. < ERẔEL] ile/değil/yerine/=/||/<> ERZEL

( Pek rezil Alçak soysuz olan )


- EŞ GÖNDERİM ile EŞ GÖNDERİMSEL

( CO-REFERENCE vs. CO-REFERENTIAL )


- ÉQUIPOTENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞ POTANSİYELLİ


- EŞ ile/ve/<> EHİL

( İyi eş, ötekini, "çantada keklik" görmez. Başkalarıyla birlikteyken, kendine özenen ama eşiyle baş başayken yeterince özenmeyen eş, "ötekini çantada keklik" "görmeye" başlamış demektir. Ötekine karşı (bakımına, görünüşüne, duruşuna) özen göstermemek, ötekini etkilemeye ve ara sıra -yani sık sık- yeniden elde etmeye çalışmamak, ilişkinin zeminini dinamitlemekle birdir. İlişki, sürekli yenilik ve tazelikle beslenmesi gereken canlı bir varlıktır. Onu, kendi haline ya da ötekinin insafına bırakmak, güçsüz düşüp ölmesini seyretmekle birdir.

İyi eş, ilişkisini, yaşamın öteki parçalarından önde tutar. Herkesin işi, gücü, kariyeri, evi, anası, babası, tamir edilecek eşyası, ödenecek faturası var. Bunlar, kimseyi ayrıcalıklı kılmaz. Hayat memat konularını, ilişkisine dayanarak ya da sürekli sırasını kaydırarak halletmeye çalışan eş, ilişkiyi öldürür. İyi eş, yaşam konularından, ilişkisini beslemeye çalışan ve ilişkisinden güç alan eştir.

İyi eş, ötekinin gereksinimlerini anlamaya ve karşılamaya isteklidir. Kediler, çiçekler ve çocuklar gereksinimlerini önceden ifade edemezler. İfade edebildiklerinde, iş işten çoktan geçmiş olur. Bu yüzden, varolanların gereksinimleri, önceden sezilmeli ve zamanında ilgilenilmelidir. Yoksa ölürler. İyi eş; ilgi, özen, şefkat gereksinimlerini önceden sezmeye istekli ve bunların söylenmesine gerek bırakmadan karşılamaya hevesli eştir.

İyi eş, ne zaman hareket etmek, ne zaman durmak gerektiğini bilir. Bazen yaşamda ve ilişkide, bize bırakılsa asla öyle yapmayacağımız işleri yapmakla, bazen de bizim için yapılmasında hiç de sakınca olmayan ama deneyim kabımızda olmayan durumlarla karşı karşıya kalırız. Esneklik gösterip yeni koşullara uyum sağlamayla, olduğu gibi durup etrafı kendine göre biçimlendirme arasındaki çizgiyi koruyabilen eş, iyi eştir.

İyi eş, kendine değer verir. Yokluk üzerinden aşk, kendi eksiğini, ötekinin "tamlığından", tamamlamaya çalışmak demektir. Varlık üzerinden aşk ise "olmuş" bir benliği, ötekiyle birlikte daha da zenginleştirmektir. Kendilik değerini, öteki üzerinden tamamlamaya çalışan eş, bunun sonucunda, hayal kırıklığına uğrayacaktır. İlişkideki kişilerin birbirini geliştirip büyütmesi ne kadar zenginleştiriciyse, birinin, öteki üzerinden tamamlanması o kadar fakirleştiricidir. Yokluk üzerinden âşık olandan, iyi eş çıkmaz.

İyi eş, zihnindeki bir ideali değil olduğu haliyle ötekini sever. Kusursuz âşık arayan, aşksız kalacaktır. Bir süre idare etse bile her türlü idealleştirme, günün birinde hayal kırıklığı olarak dönecektir. Gerçek kişi, kusurlu, mantıksız ve fevri olabilir. Aklıyla değil duygularıyla karar verebilir. İnatçıdır ve sözünden dönmeyi beceremeyecek kadar boş gururludur. Tıpkı, sizin ve benim gibi.

İyi eş, değiştiremeyeceği şeyleri sevmeyi (ya da vazgeçmeyi) bilir. Pek çok öğretiye göre en büyük bilgelik, kişinin neyi değiştirip neyi değiştiremeyeceğini bilmesidir. Eğer eşinizin boyundan, bazı huyundan, bazı alışkanlıklarından pek de memnun değilseniz, ya bunlarla beraber olmayı öğreneceksiniz ya da bu ilişkiyi sürdürmeyeceksiniz. Buradaki öğrenme, kesinlikle tahammül etmeyle karıştırılmamalı. Tahammül, er ya da geç patlayacak bir bombadır. Eğer farklı bir şeyi sevebilme beceriniz varsa, bu becerinizden bu "değişmeyecek" özellikleri sevmeyi öğrenmekte yararların. Yok eğer bunlara tahammül etmekte olduğunuzu hissederseniz, derhal yolunuzu değiştirin. Ne dikene dokunun, ne de gülü incitin.

İyi eş, ötekine açıktır. Nasıl ki, öteki, "ideal" değil "gerçek" bir insansa, ilişkideki kişi olarak biz de ideal değiliz. Hedef bu olabilir. Çıtayı düşürmek gerekmez. Ama çıtanın bulunduğu yerle olduğumuz yer arasındaki mesafeyi iyi belirlemek ve bunu açıkça ortaya koymak, ilişkinin sürmesi için olmazsa olmaz koşuldur. Yoksa, yaşamımız "-mış gibi" oyunuyla geçer. Bu da çok enerji ve çok tahammül gerektirir. Yani er ya da geç patlar. Açıklık, pek çok stres kaynağının ve iletişim kopukluğunun kökünü kurutan, sağlam bir ilâçtır.

İyi eş, zamanı iyi geçirmek için uğraşır ve kötü zamanlara birlikte direnmeyi bilir. İyi eş, iyi zaman geçirmek ve zamanı iyi geçirmek için fırsatların, ayağına gelmesini beklemez. Fırsat yaratır. Kötü zamanlar ise, iyi eş için, birlikte öğrenme, büyüme ve güçlenme zamanlarıdır. Dahası, yaşamı ve birbirini daha iyi tanıma ve yakınlaşma fırsatlarıdır.

İyi eş, ötekinin, kendine nasıl davranmasını istiyorsa, ona, öyle davranır. Almanın, vermekten çok daha kolay olduğu bir dünyada, ötekine denk ve eşit davranmak, gerçekten ciddi çaba ister. Ama ötekinin yerine kendini koyabilmek, empati yapabilmek, önden sezebilmek; bunları isteyebilmenin, bunları elde edebilmenin -koşulu değil ama- karşılığı. İyi eş, koşul sürmeyen ama karşılığın ne olduğunu bilen eştir. )


- ESANSİYEL/ESSENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= TEMEL | NEDENİ BİLİNMEYEN


- EŞANTİYON/PROMOTIONAL MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= TANITMALIK


- ESAS | ESASÎ ile/||/<> TEMEL ile/||/<> TEMEL[Yun.]

( Mimarlık Toprak altında kalan üzerine yapının anaduvarları çıkılan taş döşek 1 Genel anlamda Bir şeyin üzerinde temellendiği kurulduğu şey bir evin temeli bir kurumun temeli vb 2 Tinsel nitelikte bir şeyin varsaydığı ve kendisine dayandığı ilke Ma tematiğin temeli hukukun temeli eğitimin temeli ahlakın temeli vb Ahlakın temeli bir ahlak öğretisinde ahlaksal doğruların kendisinden çıkarıldığı ilkedir ör Epikurosun ahlak felsefesinde bu ilke hazdır 3 Bütün bir bilgiler bağlamının kendisinden çıkarılabildiği en genel ve en yalın önerme en genel önermelerden ve en genel düşüncelerden kurulmuş bir dizge Ör Tümevarımın temeli kendisinden biçimsel olarak olaylardan yasalara geçme hakkının çıkarılabileceği bir ilkedir sıfat biyoloji R θεμέλιον temel Anadolunun bir bölümünde temele him adı verilir him Eski Türkçede temel olarak ul biçimi kullanılır Clauson ED 124a )

( FOUNDATION | BASIC | BASE )

( FONDEMENT | FONDAMENTAL )

( FUNDAMENT, SOCKEL | GRUND, GRUNDLAGE, FUNDAMENT )

( FUNDAMENTUM )

( ΘΕΜΈΛΙΟΝ / θεμέλιον )


- ESAS ile/değil/yerine/= ÖZÜL


- ESAS ile TEMELDE ile TEMEL

( FUNDAMENTAL vs. FUNDAMENTALLY vs. FUNDAMETAL )

( عنصري ile سازماني ile ريشهاي ile بنيادي ile اصولي ile اساسي ile از پي ile اصلي ile بنياني )

( ONSERY ile SAZMANY ile RYSHESAY ile بنيادي ile OSOLY ile ASASY ile AZ PEY ile ESLY ile بنياني )


- ESAS/ASIL ile/ve/||/<> DAYANAK


- ESASİ[Ar. < ESĀSĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ASAL


- ESATİR | ÖYKÜNCE ile/||/<> ÖYKÜNCE ile/||/<> MASAL

( Dinleyenlere aktöre ve yaşam anlayışı yönünden bazı sonuçlar çıkarma olanakları sağlayan genellikle hayvanlar ara sıra Tanrı ya da insanlarla ilgili imgesel kısa ve tek olaylı halk anlatım türü masal söylence nedenli söylence masalcık hayvan öyküncesi Bir ahlak dersi vermek amacıyla koşuk biçiminde söylenmiş eğretilemeli öykü İnsanoğlunun evren dünya yaşam doğa toplum ve kendisiyle ilgili tarihsel oluşum düşün istek ve izlenimlerinin az ya da çok değişikliğe uğrayarak ağızdan ağıza geçme yoluyla çağımıza ulaşan geleneksel anlatı örnekleri öykülü masal küme masal sevi masalı yiğitlik masalı kurtarım masalı Genellikle halkın yarattığı ağızdan ağıza kuşaktan kuşağa sürüp gelen olağanüstü kişilerin başından geçen olağandışı olayları anlatan öykü türü Kötülükle iyiliğin çarpıştığı olaylara bir tekerleme ile başlanır sonunda iyilik üstün gelir Konular peri Keloğlan hain vezir padişah şehzadeler fakir kız ya da delikanlı gibi kahramanlar çevresinde döner Temsillerle eşyayı canlılaştırma hayvanları dile getirme gibi yollarla çekici bir şekil verilmiş kısa hikâye MASAL YAZARI MASALYAZAR Fabuliste Olağanüstü kişiler ve olaylarla geliştirilen öykü )

( FABULATE )

( FABLE )

( FABEL, FEBULAT )


- EŞCİNSEL | HOMOSEKSÜEL ile/||/<> HOMOSEKSÜEL[Fr. < HOMOSEXUEL]

( Eşcinsel )

( HOMOSEXUAL )

( HOMOSEXUEL )


- EŞDEĞERLİ = MUADİL = EQUIVALENT[İng.] = ÉQUIVALENT[Fr.] = ÄQUÏVALENT[Alm.] = AEQUIVALENS[Lat.] = EQUIVALENTE[İsp.]


- EQUIVALENT POINT POTENTIAL[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI POTANSİYELİ


- ISOELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞELEKTRİKSEL


- EŞGAL[Ar. < ŞUGL] ile EŞGAL[Ar. < MEŞGUL] ile EŞKÂL[Ar. < ŞEKL]

( İşler. İLE Çok işi olan. İLE Şekiller, biçimler, sûretler, tarzlar. )


- GAL ile EŞL


- EŞGEÇERLİ = MUADİL = EQUIPOLLENT[İng.] = ÉQUIPOLLENT[Fr.] = ÄQUIPOLLENT[Alm.] = AEQUIPOLLENS[Lat.]


- EŞHEL[Ar.] ile EŞHER[Ar. < ŞEHÎR]

( Koyun gözlü, elâ gözlü adam, kırmızı ile karışık koyu mavi, elâ.[dişili/müennes ŞEHLÂ] İLE En/pek ünlü, çok iyi tanınmış. )


- THRESHOLD WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DALGA BOYU


- SEUIL[Fr.] / SCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DEĞER


- THRESHOLD FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK FREKANSI


- THRESHOLD VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SEUIL[Fr.] / EINSATZSPANNUNG, SCHWELLENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK GERİLİM


- ESÎL[Ar.] ile ESÎL[Ar.]

( Uzun, dolgun ve parlak yüz. | Doğru şey. İLE Şerefli ve otoriter kişi. )


- EŞKÂL[Ar. < EŞKĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> BİÇİM | KILIK

( Dıştan görünüş biçim kılık )


- ESKAL[Ar. < SIKAL]["ka" uzun okunur] ile ESKAL[Ar. < SAKİL]

( Ağır yükler/şeyler. İLE Daha sakil, en ağır. | En çirkin. | Kaba, can sıkıcı. )


- RHOMBOHEDRAL[İng.] / RHOMBOÉDRIQUE[Fr.] / RHOMBOEDRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞKENAR DÖRTGEN YÜZLÜ


- ESKİ DİL ile TEMEL DİL


- ESKİ HÂL, MUHAL: [YA] YENİ HÂL ya da İZMİHLÂL


- ESKİMEK ile ESKİTMEK ile ESKİLEŞMEK ile ESKİTİLMEK ile ESKİTEBİLMEK ile ESKİYEBİLMEK ile ESKİ/LİK ile ESKİL ile ESKİZ ile ESKİCE ile ESKİCİ/LİK ile ESKİ ÇAĞ ile ESKİ KURT ile ESKİ YAZI ile ESKİ DÜNYA ile ESKİ PÜSKÜ ile ESKİ TÜFEK ile ESKİ KAFALI/LIK ile ESKİ TOPRAK ile ESKİ ESERLER ile ESKİ GÖZ AĞRISI


- EŞLEMEK ile EŞLENMEK ile EŞLEŞMEK ile EŞLEŞTİRMEK ile EŞLEŞEBİLMEK ile EŞLEK ile EŞLEM ile EŞLEKSEL


- ESNEK ile EVRENSEL


- ESPADRİLLE[Fr. < ESPADRILLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ESPADRİL

( Üstü keten tabanı ipten örme ayakkabı )


- EQUIPOTENTIAL[İng.] / ÄQUIPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞPOTANSİYEL


- ESPRİTUEL[Fr. < ESPRITUEL] ile/değil/yerine/=/||/<> ESPRİTÜEL

( Yerinde ve zamanında güzel ve hoş karşılanan ince anlamlı düşündürücü söz söyleyen nükte yapan kimse )


- ESSENTIAL :/yerine GEREKLİ, ESAS


- EŞSESLİ = EQUIVOCAL[İng.] = ÉQUIVOQUE[Fr.] = ÄQUIVOK[Alm.] = AEQUIVOCUS < AEQUUS[Lat.]


- ESTETİK ile/değil/yerine/= GÖRKEYSEL


- EŞYA | MAL[Ar. < MÂL] ile/||/<> PAY

( Gümrük sınırından geçirilen her türlü canlı, cansız nesne ve değer. @@ 1. Yapılan ya da üretilen, topraktan, sudan çıkartılan her türlü özdek. 2. Satılabilen bir yerden başka bir yere gönderilen sarmalama ya da sandıklama yoluyla depolara konulabilen ürünler. @@ 1. İnsan gereksinimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne. 2. Geniş anlamda, insan gereksinimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak karşılayan mal ve hizmetler.@@Ticarete konu olan mallar. krş. mal )

( GOODS | GOODS, MERCHANDISE | GUOTA~GUOTA | NUMERATOR | QUOTA | SHARE )

( MARCHANDISE | MARCHANDISES | CONTINGENT~CONTINGENT | NUMÉRATEUR | ACTION )

( NUMERARE~NUMERARE )

( ZAHLER~ZAHLER | ZÄHLER )

( MERCE~QUOTA )

( ΕΜΠΌΡΕΥΜΑ / εμπόρευμα~ΜΕΡΊΔΙΟ / μερίδιο )


- EŞYA | MAL ile/||/<> MAL ile/||/<> MAL[Ar. < MÂL]

( Gümrük sınırından geçirilen her türlü canlı cansız nesne ve değer 1 Yapılan ya da üretilen topraktan sudan çıkartılan her türlü özdek 2 Satılabilen bir yerden başka bir yere gönderilen sarmalama ya da sandıklama yoluyla depolara konulabilen ürünler 1 İnsan gereksinimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne 2 Geniş anlamda insan gereksinimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak karşılayan mal ve hizmetler Ticarete konu olan mallar mal )

( GOODS | GOODS, MERCHANDISE | GUOTA )

( MARCHANDISE | MARCHANDISES | CONTINGENT )

( ZAHLER )

( NUMERARE )

( MERCE )

( ΕΜΠΌΡΕΥΜΑ / εμπόρευμα )


- EŞYA KULLANMAK[VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK değil!]


- EŞYA ile MAL

( FURNITURE vs. PROPERTY )


- ETANOL ile/||/<> ETANOL

( C2H3OH etil alkol renksiz uçucu saydam bir sıvı Asetaldehit ve asetik asitin elde edilmesinde alkollü içki yapımında çözücü yakıt ve donma önleyici olarak kullanılır kimya Gözetleçli incelemeler için örnek parça hazırlamada temizleyici olarak kullanılan ayrıca parlatılmış metal yüzeyleri silme işinde yararlanılan etil alkolün öteki adı Etil alkol )

( ETHANOL, ETHYL ALCOHOL | ETHANOL | SPIRIT )

( ÉTHANOL | ESPRIT DE VIN )

( ATHANOL | SPIRITUS )

( ETANOLO )

( ΑΙΘΑΝΌΛΗ / αιθανόλη )


- ETHANOL, ETHYL ALCOHOL[İng.] / ETHANOL, ALCOHOL ÉTHYLIQUE[Fr.] / ESTER GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETANOL


- ETANOL ile/||/<> İSPİRTO

( C2H3OH, etil alkol; renksiz, uçucu, saydam bir sıvı. (Asetaldehit ve asetik asitin elde edilmesinde, alkollü içki yapımında, çözücü, yakıt ve donma önleyici olarak kullanılır.) @@ (kimya) @@ Gözetleçli incelemeler için örnek parça hazırlamada temizleyici olarak kullanılan; ayrıca, parlatılmış metal yüzeyleri silme işinde yararlanılan etil alkolün öteki adı. @@ Etil alkol. )

( ETHANOL, ETHYL ALCOHOL | ETHANOL | SPIRIT~SPIRIT )

( ÉTHANOL | ESPRIT DE VIN~ESPRIT DE VIN | ESPRIT DE VIN, ALCOOL ÉTHYLIQUE )

( ...~SPIRITUS )

( ATHANOL | SPIRITUS~SPIRITUS )

( ETANOLO~SPIRITO )

( ΑΙΘΑΝΌΛΗ / αιθανόλη~ΟΙΝΌΠΝΕΥΜΑ / οινόπνευμα )


- ETÇİ/LİK ile ETÇİK ile ETÇİL ile ETÇİLLER


- ETFAL[Ar. < EṬFĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ETFAL

( Çocuklar )


- ETHYLE[Fr. < ÉTHYLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ETİL

( etil alkol Organik birleşiklerin birleşimine giren karbon ve hidrojen atomları grubu )


- ETİ ile ETİK ile ETİL ile ETİL ALKOL ile ETİK BİLİMİ


- LABELING[İng.] / ETIQUETER[Fr.] / ETHANOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ETİKETLEME


- ETİL ALKOL ile/||/<> ETANOL

( etanol etanol Çeşitli tahıl meyve ve köklerdeki karbonhidratların fermantasyonuyla elde edilen özgül ağırlığı 0 8 den az olup yakıldığında gram başına 7 1 kalori enerji veren alkol çeşidi etanol C2H3OH etil alkol renksiz uçucu saydam bir sıvı Asetaldehit ve asetik asitin elde edilmesinde alkollü içki yapımında çözücü yakıt ve donma önleyici olarak kullanılır kimya Gözetleçli incelemeler için örnek parça hazırlamada temizleyici olarak kullanılan ayrıca parlatılmış metal yüzeyleri silme işinde yararlanılan etil alkolün öteki adı Etil alkol )

( ETHYL ALCOHOL )

( ALCOOL ÉTHYLIQUE )

( ÄTHYLALKOHOL )


- ETHYL[İng.] / ÉTHYLE[Fr.] / ÄTHYL[Alm.] ile/değil/yerine/= ETİL


- ETİL = VOLGA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kıfçak ülkesinde akan, Bulgar denizine dökülen bir ırmağın adı. )


- ETİMOLOJİK[Fr. < ÉTYMOLOGIQUE] ile/değil/yerine/= KÖKEN BİLİMSEL


- ETİMOLOJİK[Fr. < ÉTYMOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖKEN BİLİMSEL


- ETİYOLOJİK[Fr. < ÉTIOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEDEN BİLİMSEL


- ETİYOLOJİK/ETIOLOGICAL[İng.] ile/değil/yerine/= NEDENSEL


- ETKEN FİİL ile/||/<> AKTİF FİİL


- ETKEN FİİL ile/||/<> ETKEN MADDE

( Etki eden şey amil faktör Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey müessir )


- ETKEN/ETMEN = ÂMİL = FACTOR[İng., İsp.] = FACTEUR[Fr.] = FAKTOR[Alm.]


- ETKEN/LİK ile ETKEN FİİL ile ETKEN MADDE


- ETKİ ile/ve BEDEL

( EFFECT vs./and WORTH )


- ETKİ ile/ve/<> DENETİM

( EFFECT vs./and/<> CONTROL )


- ETKİMEK ile ETKİLEMEK ile ETKİLENMEK ile ETKİLEŞMEK ile ETKİNLEŞMEK ile ETKİLEŞTİRMEK ile ETKİSİZLEŞMEK ile ETKİLENEBİLMEK ile ETKİLEYEBİLMEK ile ETKİLEŞEBİLMEK ile ETKİNLEŞTİRMEK ile ETKİNLEŞEBİLMEK ile ETKİSİZLEŞTİRMEK ile ETKİ ile ETKİN/LİK ile ETKİLİ/LİK ile ETKİNCİ/LİK ile ETKİSİZ/LİK ile ETKİSİZCE ile ETKİN OKUL ile ETKİLİ MADDE ile ETKİN ÖĞRETİM ile ETKİNLİK MERKEZİ


- FAAL[Osm.] / ACTIVE[İng./Fr.] / AKTIF, REAKTIONSFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF


- EFFECTIVE INTERVAL[İng.] / INTERVALLE EFFECTIF[Fr.] / EFFEKTIVER ABSTAND/INTERVALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN ARALIK


- ETKİN OKUL ile/||/<> ETKİN ÖĞRETİM ile/||/<> ETKİN PİŞMANLIK ile/||/<> AŞIRI ETKİN ile/||/<> IŞIN ETKİN

( Hareket hâlinde olan faal aktif Fiilde bulunan etkinlik gösteren faal aktif edilgin karşıtı İşleyen çalışan faal olan Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren molekül atom )


- ETKİN ile/<> ETKİN OKUL


- ETKİN = FAAL = ACTIVE[İng.] = ACTIF[Fr.] = AKTIV[Alm.] = ACTIVO[İsp.]


- ETKİN/AKTİF METAL ile/||/<>/>< SOY METAL

( Kolay tepkimeye girer. İLE/VE/||/>< Zor tepkimeye girer. )


- ETKİNLİK/FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM

( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )


- ETMEN = ÅMİL = AGENT[İng., Fr.] = AGENS, DAS WIRKENDE[Alm.] = AGENS[Lat.] = AGENTE[İsp.]


- ETNİK/ETHNIC[İng.] ile/değil/yerine/= BUDUNSAL


- ETNİK ile/||/<> BUDUNSAL


- ETNOLOJİK[Fr. < ETHNOLOGIQUE] ile/değil/yerine/= IRK BİLİMSEL


- ETNOLOJİK[Fr. < ETHNOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> IRK BİLİMSEL


- ETOLE[Fr. < ÉTOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ETOL

( Genellikle kürkten gösterişli kumaşlardan ya da yün örgüden yapılmış omuz atkısı )


- ETTİRGEN ÇATI ile/||/<> ETTİRGEN EYLEM ile/||/<> ETTİRGEN FİİL

( İşi başkasına yaptıran ya da yapılmasına yol açan )


- ETTİRGEN FİİL ile/||/<> ETTİRGEN EYLEM


- ETTİRGEN/LİK ile ETTİRGEN FİİL ile ETTİRGEN ÇATI


- EUFONİO[İt. < EUFONIO] ile/değil/yerine/=/||/<> FANYOL

( Bariton ya da tenor ses veren bakırdan yapılmış çalgı )


- EULER'S ANGLES[İng.] / ANGLES D'EULER[Fr.] / EULERSCHE WINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER AÇILARI


- NOMBRE D'EULER[Fr.] / EULERSCHE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER SAYISI


- EUROBOND[İng.] ile/||/<> AVROVİL

( Avrovil Avrupa İktisadi ve Parasal Birliği dışındaki ülkeler tarafından Avroya dayalı olarak tutulan ve çıkarılan borç senedi )


- EUSOCIAL[İng.] ile/değil/yerine/= ÖSOSYAL

( Çakışan nesiller, ortak olarak yavru yetiştirme ve özelleşmiş eşeysel ve eşeysel olmayan görev dağılımları ile karakterize edilen sosyal yapılardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EVCEL[Ar.] ile EVCER[Ar.]

( Çok korkak. İLE Çok çekingen. )


- EVCİL ile EVCİMEN


- EVCİL ile/ve/değil/<> İNSANCIL


- EVIL EYE[İng.] ile/||/<> MAUVAIS OEIL[Fr.] ile/||/<> BÖSER BLICK[Alm.] ile/||/<> NAZAR

( İnsanı nazardan kötü gözden koruduğuna inanılan ve bu amaçla daha çok çocukların omuzbaşlarına ve gömleklerinin yakalarına dikilen camdan yapılma göz biçimindeki boncuk a nazar Belli kimselerde bulunduğuna inanılan insanlara özellikle çocuklara evcil hayvanlara eve mala mülke hatta cansız nesnelere de zarar veren bakışla dışarı fırlayan çarpıcı ve öldürücü güç )


- EVİN/EWİN ile TAHIL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Tahıl tanesi, tohum. İLE ... )


- EVLÂD-I İNÂS ile/||/<> EVLÂD-I YOL

( Kız çocukları.[vakfiyelerde geçer] İLE/||/<> Çoluk çocuk.[vakfiyelerde geçer] )


- EVLADÜİYAL[Ar. < EVLĀD + ʿ İYĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> EV HALKI


- EVLEK ile/||/<> MANDAL


- EVLENME/İZDİVAÇ[Ar. < İZDİVĀC] ile/||/<> EVLENME/TEZEVVÜÇ[Ar. < TEZEVVUC] ile/||/<> EVLENME/TEEHHÜL[Ar. < TEʾEHHUL]


- EVOK POTANSİYEL/EVOKED POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= UYARILMIŞ GİZİL GÜÇ


- PHASE REVERSAL[İng.] / OPPOSITION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE ZITLIĞI


- EVRENSEL AKIL ile/ve/<> BİREYSEL AKIL


- EVRENSEL/ÂLEMŞÜMUL[Ar. < ʿĀLEM + ŞUMŪL] ile/||/<> EVRENSEL/CİHANŞÜMUL[Fars. < CİHĀN + Ar. ŞUMŪL] ile/||/<> EVRENSEL/ÜNİVERSAL[Fr. < UNIVERSAL]


- EVRENSEL | ÜNİVERSAL[Fr. < UNIVERSAL] ile/||/<> ...

( UNIVERSAL )


- EVRENSEL ile/ve DOLAYLILIK


- EVRENSEL ile/||/<> EVRENSEL

( UNIVERSAL | GLOBAL )


- EVRENSEL ile KÜRESEL/KÜREVİ

( ÂLEM-ŞÜMÛL ile ... )

( UNIVERSAL vs. GLOBAL )


- EVRENSEL ile/ve ORTAK

( UNIVERSAL vs./and COMMON )


- EVRENSEL ile ORTAK

( UNIVERSAL vs. COMMON )


- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN

( [not] UNIVERSAL vs./and/but SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )


- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN

( [not] UNIVERSAL vs./and SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )


- EVRENSEL ile/değil TÜMEL


- EVRENSEL = UNIVERSAL[İng., Alm.] = GÉNÉRALE[Fr.] = UNIVERSALIS[Lat.]


- EVRENSELLEŞMEK ile EVRENSELLEŞTİRMEK ile EVRENSELLEŞEBİLMEK ile EVRENSELLEŞTİRİLMEK ile EVRE ile EVREN ile EVRENSEL/LİK ile EVREN PULU ile EVREN BİLİMİ ile EVREN DOĞUMU ile EVREN BİLİMSEL


- EVRİM AĞACI[İng. EVOLUTIONARY TREE] ile/||/<> ATASAL[İng. ANCESTRAL] ile/||/<> EDİNİLMİŞ[İng. ACQUIRED] ile/||/<> FİLOGENETİK[İng. PHYLOGENETIC] ile/||/<> FİLOGENETİK AĞAÇ[İng. PHYLOGENETIC TREE] ile/||/<> FOSİL[İng. FOSSIL] ile/||/<> KARDEŞ GRUPLAR[İng. SISTER GROUPS] ile/||/<> KARDEŞ TÜRLER[İng. SIBLING SPECIES/SISTER SPECIES] ile/||/<> PALEONTOLOJİ[İng. PALEONTOLOGY]

( Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zamanda "filogenetik ağaç" olarak da bilinir. @@ Evrim Ağacı üzerinde, ortak atanın torun türlerle ortak olarak paylaştığı özellikler. Zıt anlamlısı edinilmiş ya da gelişmiştir. @@ Evrim Ağacı üzerinde ortak atanın sahip olmadığı; ancak torun türlerden biri ya da birkaçının sonradan edindiği özelliklerin her biridir. @@ Çeşitli organizma grupları arasındaki evrimsel ilişkinin araştırılmasını konu alan bilim dalıdır. Filogenetik ağaçlar ise (filogeni ağacı, evrim ağacı ya da yaşam ağacı olarak da bilinir), bu tarihi şematik olarak göstermemize yarayan araçlardır. @@ Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren bir çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zaman "evrim ağacı" olarak da bilinir. @@ Çökelti kayaçları ya da taşlar ile kayaların içinde rastlanan taşlaşmış, canlı parçaları ya da kalıntıları. "Taşıl" olarak da bilinir. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı ortak atasal düğümden farklılaşmış tür grupları ve soy hatlarıdır. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı atasal düğüm noktasından farklılaşmış türlerdir. @@ Fosiller üzerinde çalışan bilim alanı. Bu dalın uzmanları paleontolog olarak isimlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EVRİM:
DİRİMSEL ile/değil TARİHSEL


- EVRİM ile EVRİMSEL ile EVRİMSEL EĞİLİM

( EVOLUTION vs. EVOLUTIONARY vs. EVOLUTIONARY TREND )

( تکامل ile ريشه گيري ile تکامل تدريجي ile سير تکاملي ile فرگشتي ile تکاملي ile سير تکامل )

( TAKAMEL ile RYSHEH GYRY ile TAKAMEL TADARYJY ile SYR TAKAMELY ile FARGASHTY ile TAKAMELY ile SYR TAKAMEL )


- EVRİM/SEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELİŞİM/SEL

( )

( [not] EVOLUTION vs./and/but/||/<> PROGRESS/DEVELOPMENT
PROGRESS/DEVELOPMENT instead of EVOLUTION )


- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]


- EVVEL ile/ve ÂHİR

( Bâtın. İLE/VE Zâhir. )


- EVVEL[Ar. < EVVEL] ile/değil/yerine/=/||/<> EVVEL

( evvel ahir evvelallah evvel bahar evvelemirde bir an evvel bir ayak evvel bir gün evvel aklıevvel cemaziyelevvel kânunuevvel rebiyülevvel teşrinievvel önce İlk gelen ilk olan )


- EVVEL[Ar.] ile KABLE[Ar.]


- EVVEL[Ar.] ile/||/<> MUKADDEM[Ar.]


- EWALD SPHERE[İng.] / SPHÈRE D'EWALD[Fr.] / EWALDSCHE KUGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= EWALD KÜRESİ


- EXCEL ile MÜKEMMELLİK

( EXCEL vs. EXCELLENCE )

( بهتربودن از ile فضيلت ile سبق ile نغزي ile رجحان ile جودت ile شگرفي ile کمال )

( BACPEHTARBUDAN AZ ile FAZYLAT ile سبق ile نغزي ile رجحان ile JOODAT ile SHGARFY ile KAMAL )


- EXCELLENT :/yerine MÜKEMMEL


- EXECUTIVE[İng.] ile/||/<> YÖNETİMSEL

( EXECUTIVE )


- EXHAUST TUBE[İng.] ile/||/<> QUEUSOT)[Fr.] ile/||/<> PUMPROHR (PUMPSTENGEL)[Alm.] ile/||/<> BOŞALTMA BORUSU

( Lambanın havasını boşaltmaya ve gaz doldurmaya yarayan ampulün içiyle bağlantılı cam boru )

( EXHAUST TUBE )

( QUEUSOT) )

( PUMPROHR (PUMPSTENGEL) )


- EXISTENCE/EXISTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= EXISTENCE/EXISTENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= EXISTENTIA[Lat.] ile/değil/yerine/= DASEIN, EXISTENZ/EXISTENZIELL[Alm.] ile/değil/yerine/= VAROLUŞÇULUK

( W. Dünya Savaşı sonunda Fransız yazarı J.P.Sartre'ın yaydığı yazın ve felsefe çığırı. (Bu düşünce çığırı, varoluşu temel sorun olarak benimser; insanın hiç bir ussal nedenlilikle temellendirilmeyen dünya ile çatışması üzerinde durur ve elindeki biricik değerin özgürlük olduğunu ileri sürer.) @@ Çağımızın bir felsefe akımı. Varoluşçu felsefe düşüncesini temel olarak alan bütün düşünsel uğraşılara verilen ad. Danimarkalı düşünür Kierkegaard'ın büyük ölçüde başlattığı, aynı zamanda felsefenin öteden beri ele aldığı sorunları kökten yenilemeye çalışan, günümüz Avrupa'sının bir çok düşünürünün yaşattığı akım. // Varoluş felsefesinde, varlık sorunu insan olma sorunuyle bir bağlantı içine getirilir; bunun yanında felsefe yapmanın kaynağı olarak insan, varoluşu, sonluluğu, zamana bağlı oluşu ve tarihselliği içinde, yeni bir düşünme tutumu ile ele alınır; özellikle insan varoluşunun anlamı söz konusudur. Varoluşçuluk dünyada bulunan insan varoluşundan kalkarak onu kendine yabancılaşmadan kurtarmayı ister; özgürlüğü içinde insanın varoluşu ve insanın kendini gerçekleştirmesi söz konusudur bu felsefede. 1. Günümüz Fransa'sında bir felsefe-edebiyat akımı olarak biçim almıştır. Başlıca temsilcisi J. P. Sartre'a göre: 'Varoluş özden önce gelir.' ve her bir kimseye bir öz kazandırmayı sağlayacak özgürlükle özdeştir; 'İnsan ne ise o değildir, ne olmuşsa odur.' İnsan kendini kendi yapar, daha önce kazandığı bazı belirlenimlerin elverdiği ölçüde kendine biçim verir, kendini oluşturur. (Fransa'da başka temsilcileri: À. Camus, Merlaeu Ponty, Simone de Beauvoir); Hıristiyan varoluşçuluğun başlıca temsilcisi: Gabriel Marcel. 2-Almanya'daki başlıca temsilcileri: Martin Heidegger ve Karl Jaspers. Heidegger'e göre 'İnsanın özü varoluşundadır.' yani 'dünyada-olma' sındadır. Yalnızca insan 'gerçek varoluş'tur. Çünkü yalnız insan varolanın (kendisinin) sınırlarını aşıp varlığa adım atabilir. Yalnız insan varolan olarak kalmaz, kendini var olan olarak anlayabilir; bütün öteki şeyleri anlayabilmesinin temeli de budur. Böyle olunca -> varlıkbilim bütün öteki bilimlerin dayanağıdır; Heidegger ağırlık özeği ahlak felsefesi ve -> insanbilim ile ilgili sorunlar olan her varoluşçu felsefenin karşısına bilinçli olarak bir varoluşçu varlıkbilim koymak ister; böylece varlığı varoluşta arayarak felsefenin temel sorunu olan varlık felsefesine dönmüş olur. Varlığın (Sein) araştırılması gereken yer varoluştur (Existenz). İnsanın özü varoluşunda olduğuna göre, varoluştan kalkarak varlık sorusu yeniden düzenlenmelidir. Ancak Heidegger bir varlıkbilim değil de, yalnızca ilerideki evrensel varlıkbilime olanak sağlayacak bir hazırlık olmak üzere bir 'temel varlıkbilim' (Fundamentalontologie) kurmak ister. Varoluş (Existenz) de Heidegger'e göre: İnsanın varlık sorusunu sormakla doğrudan doğruya bir bağlantı kurduğu kendi varlığıdır. Buna karşılık Jaspers, her varlıkbilimde, varoluşsal olanın bir katılaşması ve yozlaşması tehlikesini görür; onun yöntemi varoluşu açma, aydınlığa çıkarma (-> varoluş aydınlanması) yöntemidir; ama, kendi felsefesinin salt bir varoluş felsefesi olduğunu ileri sürmekle birlikte, kendisi de bilincin ötesine geçen (transsendens) bir fizikötesine yönelişiyle varoluş felsefesinin dışına çıkar.@@bk. varoluşçuluk )


- EXISTENTIAL[İng.] ile/||/<> EXISTENTIEL[Fr.] ile/||/<> EXISTENZIELL[Alm.] ile/||/<> VAROLUŞSAL

( Varoluşa ilişkin Varoluş felsefesinin kavramı olarak yalnız var olmayla açığa çıkarılan yalnız var olmada kavranan ve yaşanılan insanın kendi varoluşunu kavramasına ilişkin anlayış )

( EXISTENTIAL )

( EXISTENTIEL )

( EXISTENZIELL )


- EXOTIQUE[Fr.] ile/||/<> YABANCIL

( Uzak yabancı ülke insanlarının törelerini geleneklerini yöresel görünüşlerini ele alan yapıt )

( EXOTIQUE )


- EXTERIOR vs. EXTERNAL


- EXTERNAL :/yerine DIŞ


- EXTRASYSTOLE[Fr. < EXTRASYSTOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSTRASİSTOL

( Yürekte normal dışı bir odaktan kaynaklanan ve beklenen zamandan önce ortaya çıkan atma )


- EXTREMOPHILE[İng.] ile/değil/yerine/= EKSTREMOFİL

( Aşırı koşullarda yaşayan mikroorganizmalar. Genellikle yüksek sıcaklık, yüksek tuzluluk, asidik ya da alkali pH, yüksek basınç gibi ekstrem çevresel etmenleri kapsar. Zorlu ortamlarda evrimleşmiş ve ekstremozim adı verilen enzimler sayesinde yaşamlarını sürdürmektedirler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET

( Tek. İLE/VE Çok. )

( Somut. İLE/VE Soyut. )

( Fizikteki simgesi: S )

( ACTION vs./and ACTIVITY )


- EYLEM:
US/AKIL ve/+/||/<> İSTENÇ/İRÂDE


- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL

( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )


- EYLEM = FİİL = ACTION, ACTIVITY[İng.] = ACTION[Fr.] = AKTION, HANDLUNG[Alm.] = ACTION[Lat.] = ACCIÓN[İsp.]


- EYLEM/FİİL ve/> KEMÂL


- EYLEMSİZLİK ile DEVRE DIŞI BIRAKMAK ile AKTİF DEĞİL ile HAREKETSİZLİK

( INACTION vs. INACTIVATE vs. INACTIVE vs. INACTIVITY )

( ناکنش ile بي کاري ile غير فعال کردن ile بي جنبش ile غير فعال ile ناکنش ور ile ناداير ile بدون فعاليت ile کم تحرک ile شل و ول ile بي کاره ile عدم فعاليت ile بي جنبشي )

( NAKONASH ile BEY KARY ile GHYR FAAL KARDAN ile BEY JONBASH ile غير فعال ile NAKONASH VAR ile ناداير ile BEDON FAALYT ile KAM TAHRAK ile SHEL VE VEL ile BEY KAREH ile ADAM FAALYT ile BEY JONBASHY )


- EYLUL[Ar. < EYLŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> EYLÜL

( Altıeylül Yılın dokuzuncu ayı ilkgüz )


- EYLÜL ile/||/<> İLKGÜZ


- EYTİŞİM ile EYTİŞİMSEL


- EYTİŞİM = FENN-İ MÜNAZARA, İLMİ- CEDEL, İLM-İ HİLAF Ü CEDEL = DIALECTIC[İng.] = DIALECTIQUE[Fr.] = DIALEKTIK[Alm.] = DIALEKTIKE[Yun.] = DIALECTO[İsp.]


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK:
DOĞAL ile/ve/||/<> TARİHSEL


- EZ-BER[Fars.] ile EZ-DİL[Fars.]

( Zihinde tutma, unutmamaya çalışma. [EZ: -den. | BER: Göğüs. EZ-BER: Göğüsten.(Kalpten/kalbe anlamına!)]["ezberden" değildir/yanlıştır!] İLE Gönülden. )


- EZEL[Ar. < EZEL] ile/değil/yerine/=/||/<> EZEL

( ezel ebet Başlangıcı belli olmayan zaman öncesizlik )


- EZEL ile EZELİ/LİK ile EZEL EBET ile EZELİ TAKDİR ile EZELİ REKABET


- EZEL[Ar.] ile EZELL[Ar. < ZELÎL]

( Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, öncesizlik. İLE Daha/pek/çok aşağılık kişi. )


- EZEL ile KADÎM


- EZEL ile/değil/yerine/= ÖNCESİZLİK


- EZHEL[Ar.] ile EZHER[Ar.]

( Pek dalgın ve unutkan. Gaflette çok bulunan. İLE Pek beyaz, güzel ve parlak. )


- EZOTERİK[Fr. < ÉSOTÉRIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇREK (EZOTERİK ÖĞRETİ, EZOTERİK ÖRGÜT, EZOTERİK SEMBOL)


- EZOTERİK RİTÜEL ile/ve/<> DİNSEL RİTÜEL

( İçselliği geliştirici. İLE/VE/<> Dışsallaştırıcı. )


- F-NUMBER[İng.] / NOMBRE F[Fr.] / F-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= F SAYISI


- FAAL FİİL ve AYNEL FİİL ve LÂ'MEL FİİL

( SAĞDAN SOLA!: Birinci/baştaki harf. VE İkinci/ortadaki harf. VE Üçüncü/sondaki harf. )

( VEZİN - MEVZUN )


- FAAL MEKTEP | ETKİN OKUL ile/||/<> ETKİN ÖĞRETİM

( 1. Eğitim ve öğretim etkinliklerinin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi konularında öğrencilere geniş çapta katılma olanağı sağlayan okul. 2. Program, yöntem ve insan ilişkileri bakımından işe ve etkinliğe önem veren okul. )

( ACTIVE SCHOOL | ACTIVE TEACHING~ACTIVE TEACHING )

( ÉCOLE ACTIVE | ENSEIGNEMENT ACTIF~ENSEIGNEMENT ACTIF )

( ARBEITSSCHULE~AKTIVER UNTERRICHT )

( SCUOLA ATTIVA~INSEGNAMENTO ATTIVO )

( ΕΝΕΡΓΌ ΣΧΟΛΕΊΟ / ενεργό σχολείο~ΕΝΕΡΓΗΤΙΚΉ ΔΙΔΑΣΚΑΛΊΑ / ενεργητική διδασκαλία )


- FAAL MEKTEP ile/||/<> ACTIVE SCHOOL[İng.] ile/||/<> ÉCOLE ACTIVE[Fr.] ile/||/<> ETKİN OKUL

( 1 Eğitim ve öğretim etkinliklerinin planlanması uygulanması ve değerlendirilmesi konularında öğrencilere geniş çapta katılma olanağı sağlayan okul 2 Program yöntem ve insan ilişkileri bakımından işe ve etkinliğe önem veren okul )

( ACTIVE SCHOOL | ACTIVE TEACHING )

( ÉCOLE ACTIVE | ENSEIGNEMENT ACTIF )

( ARBEITSSCHULE )

( SCUOLA ATTIVA )

( ΕΝΕΡΓΌ ΣΧΟΛΕΊΟ / ενεργό σχολείο )


- FAAL[Ar. < FAʿĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ETKİN


- FABL ile/değil/yerine/= ÖYKÜNCE


- FABL ile/||/<> ÖYKÜNCE


- FABLE[Fr. < FABLE] ile/değil/yerine/=/||/<> FABL

( Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen sonunda ders verme amacı güden genellikle manzum hikâye öykünce )


- FACTORIAL[İng.] ile/değil/yerine/= FAKTÖRİYEL

( Seçilen bir pozitif tam sayıdan 1'e kadar olan tüm pozitif tam sayıların çarpımıdır. Matematikte "!" işareti ile gösterilir. Gösterimi şöyledir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FACTUAL[İng.] ile/||/<> OLGUSAL

( Olguya olgusal durumlara ilişkin olan )

( FACTUAL )


- FACULE[Fr.] ile/||/<> FAKÜL[Fr. < FACULE]

( güneş yüzünde parlak nokta astronomi )

( FACULE )


- FADL -ile

( DÜNYADA RIZK, ÂHİRETTE CENNET )


- FAHRî ile/değil/yerine/= ONURSAL


- FAHRÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= SAYGIL


- FAİL ile ÂMİL


- FAIL :/yerine BAŞARISIZ OLMAK


- FAIL[İng.] ile/||/<> BAŞARISIZ OLMAK

( FAIL )


- FAİL ile/değil/yerine/= EDİMCİ


- FÂİL ile FÂİL

( İŞLEYEN, YAPAN, EDEN ile ETKİLİ/TE'SİRLİ )


- FAİL[Ar. < FĀʿİL] ile/değil/yerine/=/||/<> FAİL

( faili meçhul failimuhtar Eden yapan işleyen özne Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse )


- FAİL ve KÂBİL


- FAİL ile MEF'UL

( Etken, müessir. İLE Edilgen, müteessir. )


- FAİLİ MEÇHUL ile/değil/yerine/= EDİMCİSİ BELİRSİZ/EDİMCİSİ BİLİNMEYEN


- FAİL/LİK ile FAİLİ MEÇHUL


- FAIR :/yerine ADİL


- FAKİR KOL ile/||/<> TRUVAKAR KOL


- FAKTİTİF[Fr. < FACTITIF] ile/değil/yerine/=/||/<> ETTİRGEN FİİL


- [gökbilim] FAKÜL[Fr.] ile/değil/yerine/= BENEK


- FAL[Ar. < FĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> FAL

( falname fal taşı bakla falı el falı iskambil falı kahve falı papatya falı Geleceği öğrenmek şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı kahve telvesi el ayası vb ne bakarak anlam çıkarma bakı )


- FAL ile FAL TAŞI