K ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 32.612 başlık/FaRk ile birlikte,
32.612 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(95/132)
- PİRELENMEK ile PİRELENDİRMEK ile PİR ile PİRE ile PİRELİ ile PİRELER ile PİRE OTU
- PIRIL PIRIL (PARLAMAK, PARILDAMAK)
- PIRILDAK ile/||/<> GÜÇLÜ, PARLAK IŞIK VEREN LAMBA
( Güçlü parlak ışık veren lamba )
- PIRILDAMAK ile PIRILDAK ile PIRILDAKÇI
- | PİRİNÇ EKMEK ile AĞAÇ DİKMEK |
ile/ve/değil/||/<>/<
ÇOCUK YETİŞTİRMEK
( [öngörümüz/"beklentimiz"] Bir yıllıksa. İLE On yıllıksa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yüz yıllık olursa. )
- PİRİNCİ:
[hem] PİŞİRMEK ile/ve/<>/hem de ŞİŞİRMEK
( ... İLE/VE/<>/HEM DE Tencerenin içine bir baş, bütün kurusoğan konularak pirincin şişirilmesi sağlanabilir. )
- PIRLAMAK ile PIRLAK
- PIRLANMAK
( Yavru kuşun, uçmaya çabalaması. )
- PIRNAL/LIK ile PIRNAL KÖMÜRÜ
- PYROÉLECTRIQUE[Fr.] / PYROELEKTRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİK
- PYROELECTRICITY[İng.] / PYROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİKLİK
- PYROCONDUCTIVITY[İng.] / PYROCONDUCTIVITÉ[Fr.] / PYROLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROİLETKENLİK
- PYROMAGNETIC[İng.] / PYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / PYROMAGNETIK, PYROMAGNETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMANYETİK
- PYROTECHNICS[İng.] ile/değil/yerine/= PİROTEKNİK
- PIRPIRLAMAK ile PIRPIRLANMAK ile PIRPI ile PIRPIR ile PIRPIT ile PIRPITÇI
- PIRTLAMAK ile PIRTLATMAK ile PIR ile PIR PIR
- PİRÜPAK[Fars. < PĪR + PĀK] ile/değil/yerine/=/||/<> TERTEMİZ
- PİS OLMAK ile/ve/<>/değil/yerine (YETERİNCE) TEMİZ OLMAMAK
- PİS PİS (GÜLMEK)
- PIŞ PIŞ (UYU(T)MAK)
- PİS ile PİSİ ile PİST ile PİS SU ile PİS PİS ile PİS SÖZ ile PİS BIYIK ile PİSİ PİSİ ile PİS LAKIRTI ile PİSİ BALIĞI ile PİSİ PİSİNE ile PİS SU BORUSU ile PİS SU TESİSATI
- PİŞEĞEN = PİŞEK
( Kolay pişen. )
- PİŞER-PİŞMEZ YEMEK ile/değil/yerine PİŞTİKTEN SONRA BİRAZ DİNLENDİRİP YEMEK
- PİSET | FIŞKIRDAK ile/||/<> FIŞKIRDAK
( 1 genel uygulayım Sıvıları fışkırtmaya yarayan araç 2 kimya Çökelti ve süzgeçlerin yıkanmasında kullanılan birinden üflendiğinde diğerinden su fışkırtacak biçimde düzenlenmiş iki cam borudan oluşan deney aracı kimya )
( WASHING-FLAST )
( PISSETTE )
- PİSİ PİSİNE ("GİTMEK")
( Öldürülmek. )
- PİŞİK[Azr.] = KEDİ[Tr.]
- PİŞİK ile/değil MANTAR
- PİSİK ile PİSİK OTU
- PİŞİRİK ile/||/<> ...
( soğuktan korunmak için evlerin tavanına sıvanan çamur veya sulu kireç Ağızlarda bişirik ve püşürük olarak da geçer pšruk a kind of mud that is spread on roofs Yerel ağızlarda yapı işlerinde kullanılan Ermeniceden kalma birçok kavram geçtiği göze çarpar Arıstak çörten him keran maran gibi )
( P )
- PISIRIK ile PİNPİRİK
( Tutuk, yüreksiz, beceriksiz. İLE Yaşlı ve güçsüz. )
- PISIRIKLAŞMAK ile PISIRIK/LIK ile PISIRIKÇA
- PİŞİRİM/LİK ile PİŞİRİŞ ile PİŞİRİCİ/LİK
- PİŞİRMEK ile/değil/yerine BÖRTMEK
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Az pişirmek, haşlamak. )
( [Fars.] PÛHTE: Pişmiş, pişkin, olgun. | NÂ-PÛHTE: Pişmemiş. )
- PİŞİRMEK ile PİŞİRİLMEK ile PİŞİREBİLMEK ile PİŞİ ile PİŞİK ile PİŞİM
- PİŞKİN/LİK ile/ve/değil/yerine EMİN/LİK
- PİŞKİN/LİK ile PİŞKİNCE
- PİŞKİN/LİK ile/ve/değil/yerine/>< PİŞMAN/LIK
- PİŞKİN/LİK ile/ve PUŞT/LUK
- PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK
- PİSKOPOS ile PİSKOPOSLUK ile PİSKOPOSLUK
( BISHOP vs. BISHOPRIC vs. BISHOPRY )
( اسقف ile مقام اسقفي ile اسقفي )
( ESGHOF ile MOGHAM ESGHOFY ile اسقفي )
- PİSKOPOSHANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİSKOPOSLUK
- PİSKOPOSLUK ile PİSKOPOSLUK
( EPISCOPACY vs. EPISCOPAL )
( مقام اسقفي ile اسقفي )
( MOGHAM ESGHOFY ile اسقفي )
- PİSLEMEK ile/değil/yerine/=/||/<> KİRLETMEK | PİSLETMEK
( kirletmek pisletmek )
- PİSLEMEK ile PİSLENMEK ile PİSLETMEK ile PİSLEŞMEK
- PİSLİK ile/değil ÇAKILDAK
( ... İLE Bir çarkın, yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen ya da değirmen, sudolabı gibi bazı makinelerin işleyişini, çıkardığı sesle denetlemeye yarayan parça. | Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmen biçiminde bir çocuk oyuncağı. | Koyun, keçi gibi bazı hayvanların kuyrukları altındaki kıllara takılıp kuruyan pislik. )
- PİSLİK ile/değil/yerine/=/||/<> DIŞKI | KİRLİLİK
( pislik böceği etek pisliği Pis olma durumu çepel dışkı kirlilik Kötü zararlı davranış veya iş Kötü durum Başkalarına zarar veren kimse )
- PİSLİK ile PİSLİKÇİ/LİK ile PİSLİK BÖCEĞİ
- PİSLİK ile TORTU
( DREG vs. DREGS )
( درده ile لرد )
( DARDEH ile LARD )
- PİŞMAN OLMAK ile/değil/yerine/= ÖKÜNMEK
- PİŞMANİYE ile PİŞMANİYECİ/LİK
- PİŞMANLIK ile ...
( MERTEBE VE TEKALLÜB/DEVİNİM VE TÖVBE )
- PİŞMAN/LIK ile/ve/> ÇARESİZ/LİK
- PİŞMAN/LIK değil/yerine/>< DAYANÇ/LI / SABIR/LI
( Uzun süreli. DEĞİL/YERİNE/>< Kısa süreli.
[Kısa süreli dayanç, uzun süreli pişmanlıktan korur.] )
- PİŞMANLIK / OKSINMAK/OXSINMAK[dvnlgttrk] ile/ve/yerine (İÇ) HESAPLAŞMA
- PİŞMANLIK ile/ve İSTİĞFAR
- PİŞMANLIK = REPENTANCE[İng.] = REPENTIR[Fr.] = REUE[Alm.] = POENITENTIA[Lat.]
- PİŞMANLIK ile/ve/||/<> SON PİŞMANLIK
( Yarar getirir/getirebilir. İLE/VE/||/<> Yarar getirmez. )
- PİŞMANLIK[Fars. < PEŞÎMAN] ile/ve TÖVBE
( Pişmanlık, tövbedir. )
( Tövbede niyet, pişmanlıktır. )
( PİŞMAN < PEŞÎMÂN )
( PENITENCE/REGRET vs./and REPENTANCE )
( PAENITENTIA cum/et ... )
- PİŞMANLIK değil/yerine ÜMİT
- PİŞMANLIK ile/ve/<> UTANÇ
( PENITENCE/REGRET vs./and/<> SHAME )
- PİŞMAN/LIK ile/ve/> ÜZGÜN/LÜK
- PİŞMANLIK ile/ve/> ÜZÜLMEK
( Son pişmanlık işe yaramaz. )
( Yaptığımız şeyler için.["Keşke yapmasaydım."] İLE/VE/> Yapmayı isteyip henüz yapamadıklarımızdan dolayı.["Keşke yapabilsem."] )
( KOUKAI ile/ve/> KUYASHI )
- PİŞMAN/LIK ile/ve/||/<>/> VİCDAN AZABI
( REGRET vs./and/||/<>/> REMORSE )
- PİŞMİŞ AŞA SU KATMAK ile BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETMEK
( BER-BÂD[Fars.]: Perîşan, harap, viran. | Pis, fenâ, kirli. )
- PİŞPİRİK ile PİŞPİRİKÇİ
- PIŞPIŞLAMAK ile PIŞPIŞLAYABİLMEK
- PİST | YARIŞLIK ile/||/<> YARIŞLIK
( Kılıçoyunu yarışma yönetmeliğinde belirtilen ölçülerde özel yarışma yeri Bu yer tahta toprak olabileceği gibi yarışmanın özelliğine göre lineleum kauçuk plastik ya da madeni yaygı da olabilir Hız yarışları için özel olarak yapılmış oval biçimde akıntılı dönemeçleri hıza göre ayarlanmış beton ya da tahtadan hız yarış yolu uzunluğu 500 m nin tam bölümü olarak hesap edilir En büyük uzunluklar ancak 250 333 33 ve 500 m olabilir Eni ise 6 m ile 12 m arasında değişebilir )
( PISTE )
( PISTE )
- PİST ile/||/<> TRACK[İng.] ile/||/<> PISTE[Fr.] ile/||/<> LAUFBAHN[Alm.] ile/||/<> KOŞU YOLU
( Üstü taş kum kömür tozu kiremit kırığı gibi bir karışımla ya da yapay bir özdekle tartan gibi sıkılaştırılıp koşular için özel olarak yapılmış 68 koşaklı yol )
( TRACK )
( PISTE )
( LAUFBAHN )
- PİSTAN/PİSİK ile PİSTÂN
( Kedi. İLE Meme. )
- PİSTON[Fr.] ile/değil/yerine/= İTENEK
( Bazı araçlarda, motorlarda, bir silindir içinde düzenli hareket eden, daha küçük çaplı silindir. | [mecaz] Kayıran kişi. | Pistona benzeyen, piston görevi yapan. )
- PISTON[İng.] ile/değil/yerine/= İTENEK
- PİSTON ile/değil/yerine/= İTENEK
- PİSTON ile/||/<> İTENEK
- PIT PIT (ATMAK)
- PIT[İng.] ile/||/<> PARTERRE[Fr.] ile/||/<> HOCHPARKETT[Alm.] ile/||/<> LÜKS KOLTUK
( Sinema Koltuğun bazı sinemalarda uğradığı ikinci bölünme )
( PIT )
( PARTERRE )
( HOCHPARKETT )
- PITIR PITIR (YÜRÜMEK)
- PITIRDAMAK ile PITIRDATMAK
- PIT-PIT PIT-PIT (BİR İŞİ HIZLICA YAPMAK)
- PITRAK ile/||/<> PITRAK
( Karda kaymamak için ayakkabıların altına çakılan kabara Yayla İnönü Eskişehir Papatyagiller Compositae familyasına ait meyveleri dikenli ve yapışıcı olan bir yıllık otsu bir bitki cinsi Papatyagiller familyasından meyveleri dikenli ve yapışıcı olan dikenli tohumları koyunların yapağısına yapışarak yapağı kalitesini bozan ve koçlarda şiddetli akropostitis salgınlarına koyunlarda da irinli vajinitise neden olabilen tek yıllık zehirli özellikte otsu bir bitki Yerel ağızlarda bıtrak bıtırak olarak da geçer Bulg butràk Xantium spinosum Bulgarca butràk biçimi bòtur kökünden gelir bòtur àk eki BER 1 93 70 )
( XANTHIUM | XANTHIUM STRUMARIUM )
- PİYADE = PAYTAK
( ... = Çarpık, eğri bacaklı. | Satrançta, piyade taşı. )
- PİYAN ile PİYANO ile PİYANİST ile PİYANOCU/LUK ile PİYANO MENTEŞE
- PİYANGO ile PİYANGOCU/LUK ile PİYANGOLU
- PİYASA MÜZİĞİ ile/ve POPÜLER MÜZİK
- PİYASA ile PİYASACI/LIK ile PİYASA YERİ ile PİYASA BEDELİ ile PİYASA DEĞERİ ile PİYASA FİYATI ile PİYASA KURUCU ile PİYASA EKONOMİSİ
- PİYASTOS OLMAK ile/||/<> YAKALANMAK, TUTULMAK
( yakalanmak tutulmak piyastos etmek yakalamak tutmak R πιαστός gefangen verhaftet )
( ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός )
- PİYASTOS[Yun.] ile/||/<> PİYASTOS OLMAK
( 'yakalanmak, tutulmak' @@ piyastos etmek 'yakalamak, tutmak'. < R πιαστός 'gefangen, verhaftet'. )
( ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός~ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός )
- PİYASTOS[Yun.] ile/||/<> YAKALANMAK, TUTULMAK
( yakalanmak tutulmak piyastos etmek yakalamak tutmak R πιαστός gefangen verhaftet )
( ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός )
- PİYATA[İt.] ile/değil/yerine/= BÜYÜK TABAK
( Yassı ve büyük yemek tabağı. )
- PİYAZLAMAK ile PİYAZ ile PİYAZCI/LIK
- PİYESLEŞTİRMEK ile PİYES
- PİZZA ile PİZZACI/LIK
- PLACE :/yerine YER, KOYMAK
- PLAÇKA ile PLAÇKACI/LIK
- PLAGIARISM'/EXTREMITY[İng.] ile/değil/yerine/= PLAGIAT[Fr.] ile/değil/yerine/= PLAGIAT[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRICILIK
( Bir yazarın, başka bir yazarın yapıtından konu ya da biçim alması. (Aşırmacılık). )
- PLAK[Fr. < PLAQUE] ile/>< KONTRPLAK[Fr. < CONTRE-PLAQUE]
( Metal nesne, plaka. İLE Genellikle mobilya işlerinde kullanılan, en az üç kaplamanın üst üste tutkallanmasından oluşan, ince, esnek tahta. )
- PLAK ile PLAKA ile PLAKÇI/LIK ile PLAKACI/LIK ile PLAKALI ile PLAKASIZ
- PLAN :/yerine PLAN, PLANLAMAK
- PLANCK'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE PLANCK[Fr.] / PLANCKSCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK FORMÜLÜ
- PLANCK FUNCTION[İng.] / FONCTION DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-FUNKTION, PLANCKSCHE FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK İŞLEVİ/FONKSİYONU
- PLANCK'S QUANTUM THEORY[İng.] / THÉORIE DES QUANTA DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-QUANTENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KUANTUM KURAMI
- PLANCKSCHE QUANTENMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KUANTUM MEKANİĞİ
- PLANCK MASS[İng.] / MASSE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KÜTLESİ
- PLANCK CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK SABİTİ
- PLANCK LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK UZUNLUĞU
- PLANCK'S LAW[İng.] / LOI DE PLANCK[Fr.] ile/değil/yerine/= PLANCK YASASI
- PLANCK ile/||/<> EİNSTEİN ile/||/<> BOHR ile/||/<> DE BROGLİE ile/||/<> SCHRÖDİNGER
( Kuantum mekaniğinin gelişimine katkıda bulunan beş önemli bilim insanı. )
( Formül: E = hf İLE λ = h/p İLE ĤΨ = EΨ )
( Erwin Schrödinger tarafından 1926 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1887-1961) (Ülke: Avusturya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Dalga mekaniği, Schrödinger denklemi) (Nobel: 1933) )
- PLANCK[İng.] / PLANCK[Fr.] / PLANCK[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK
- PLANE :/yerine UÇAK
- PLANETARYUM | GÖKEVİ ile/||/<> GÖKEVİ ile/||/<> PLANETARIUM[İng.] ile/||/<> PLANÉTARIUM[Fr.] ile/||/<> PLANETARIUM[Alm.] ile/||/<> YILDIZLIK
( yıldızlık gökbilim Gök olaylarını yıldızların Güneş Ay ve gezegenlerin konumlarını devinimlerini bir yarım küre içinde izdüşürücülerle gösteren yapı astronomi Gök olaylarını yıldızların Güneş Ay ve gezegenlerin konumlarını devinmelerini küresel bir kubbe içinde izdüşürücülerle gösteren yapı )
( PLANETARIUM )
( PLANÉTARIUM )
- PLANLAMA | TASARLAMA ile/||/<> TASARLAMA ile/||/<> TASARLAMAK
( 1 Kıt kaynaklarla belli ereklere varabilmek için gereksinmelerin ve kaynakların uzun dönemler için belli ussal önceliklere uyularak dengelenmesi eylemi 2 Kentler ve kasabalar için düzentasar hazırlama ve uygulama işi )
( PLANNING | DESIGN )
( PLANIFICATION )
( PLANUNG | ENTWERFEN, PLANUNG )
- PLANLAMAK ile PLANLANMAK ile PLANLAYABİLMEK ile PLAN ile PLANCI/LIK ile PLANLI/LIK ile PLANSIZ/LIK ile PLANSIZCA ile PLANLAMACI/LIK ile PLANTASYON ile PLANLI BÜYÜME ile PLANLI EKONOMİ ile PLANSIZ PROGRAMSIZ
- PLANLANMIŞ/LIK ile SINIRLANDIRILMIŞ/LIK
- PLANÖR ile PLANÖRCÜ/LÜK
- PLANT :/yerine BİTKİ, DİKMEK
- PLANYALAMAK ile PLANYA ile PLANYACI/LIK
- PLAQUE[Fr. < PLAQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAK
( taş plak bakteri plağı diş plağı Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak plaka )
- PLASELEMEK ile PLASE
- PLASMONİK ile/||/<> FOTONİK
( Işığı metal yüzeyindeki elektron salınımlarına (yüzey plazmonlarına) bağlayarak dalga boyunun çok altındaki ölçeklere sıkıştıran alandır; ışığı nanometre ölçeğinde denetler ama metalde soğurma kaybı yüksektir. @@ Işığı yalıtkan (dielektrik) yapılarda yöneten, kırılma ve yasak bant ilkeleriyle çalışan alandır; kaybı düşüktür ama sınır kırınım boyutudur. İlki küçük ve kayıplı, ikincisi büyük ve az kayıplıdır. )
( Formül: SPP ~ dalga kılavuzu )
- PLASTIC :/yerine PLASTİK
- PLASTİK ile ABS[Acrylonitrile-Butadiene Styrene]
( ... İLE Boru ve levha yapımında kullanılan, çok dayanıklı bir çeşit plastik. )
- PLASTİK ile PLASTİKÇİ/LİK ile PLASTİK CAM ile PLASTİK BORU ile PLASTİK TUTKAL ile PLASTİK CERRAHİ ile PLASTİK AMELİYAT ile PLASTİK SANATLAR
- PLASTIQUE[Fr.] / KUNSTSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİK
- PLASTİK[Fr.] ile TERMOFOR[Fr.] ile TERMOPLAST[Fr.]
( Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik ya da sentetik olarak yapılan nesne. | Bu maddeden yapılan. İLE Kauçuk vb. maddelerden yapılan, içi su ya da kimyasal bir madde ile doldurularak ısının aynı düzeyde kalmasını sağlayan kap. İLE Sıcakta biçim verilmeye elverişli, soğukta oldukça sert olan, kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi. )
- PLASTİK ile/değil/yerine/= YOĞRUK
- PLASTICITY[İng.] / PLASTICITÉ[Fr.] / PLASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLİK
- PLASTIQUE/PLASTICITÉ[Fr. < PLASTIQUE] ile/değil/yerine/= PLASTICITY[İng.] ile/değil/yerine/= PLASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTIK
( Oyuncu oynarken yumuşak, uyumlu bir hareket sırasıyla gereğine göre- gövdesini ve gövde organlarını kımıldatacaktır. Stanislavski yönteminden. @@ (biyoloji, kimya) )
- PLASTİQUE[Fr. < PLASTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLASTİK
( plastik ameliyat plastik badana plastik boru plastik cam plastik cerrahi plastik sanatlar plastik toprak plastik tutkal duromer plastik plastomer plastik Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen organik veya sentetik olarak yapılan madde Bu maddeden yapılan )
- PLASTISITE/PLASTICITY[İng.] ile/değil/yerine/= UYUMLANABİLİRLİK
- PLASTİSİTE ile/||/<> PLASTICITY[İng.] ile/||/<> PLASTICITÉ[Fr.] ile/||/<> PLASTIZITÄT[Alm.] ile/||/<> PLASTİKLİK
( Mekanik gerilim altında uğradığı biçim değişimini bu etki kalktıktan sonra da sürdürme özelliği )
( PLASTICITY )
( PLASTICITÉ )
( PLASTIZITÄT )
- PLASTRON | GÖĞÜSLÜK ile/||/<> GÖĞÜSLÜK
( Delici kılıç oyuncularının ve kılıçoyunu öğretmenlerinin kullandıkları göğüs karın ve koltuk altını koruyucu nitelikte iki ayrı çeşiti olan göğüslük Delici kılıç için olanını yönetmelik gereğine uygun nitelikte ve yarışmalarda ceket altına takmak zorunludur Öğretmenler için olanı ise içi pamuk kıtık ya da süngerle beslenmiş ve ceket üstüne takılır Savaşlarda göğüsü korumak için kullanılan zırh I Hayvan sırtına vurulan semerin düşmemesini sağlayan kayış ya da ip kolan Senirkent Isparta Amasya II Alt değirmen taşının ortasındaki dikdörtgen biçimindeki bölüm Köprü Şarkikaraağaç Isparta )
( PLASTRON )
( PLASTRONS )
- PLATE :/yerine TABAK
- PLATO/PLATEAU[İng.] ile/değil/yerine/= DÜZLÜK
- PLATO, SET ile/||/<> FLOOR, STUDIO STAGE, LIVE STAGE, | FLOOR, STUDIO, TELEVISION STUDIO[İng.] ile/||/<> PLATEAU (DE STUDIO), "SET", | PLATEAU (DE TÉLÉVISION)[Fr.] ile/||/<> SSÜHNE, FILMATELIER, AÜFNAHMERAUM, | STUDIO, AUFNAHMESTUDIO, FERNSEHAUFNAHMESTUDIO[Alm.] ile/||/<> DÜZLÜK
( Sinema 1 İşliklerde film çevirmekte kullanılan uzun geniş yüksek hangar biçiminde içinde aydınlatmayı alıcı devinimlerini bezem kurmayı kolaylaştıracak düzeni bulunan yapı TV 2 Bir yayının hazırlandığı işlik ya da işliğin bir bölümü )
( 1. FLOOR, STUDIO STAGE, LIVE STAGE, 2. FLOOR, STUDIO, TELEVISION STUDIO )
( 1. PLATEAU (DE STUDIO), "SET", 2. PLATEAU (DE TÉLÉVISION) )
( 1. SSÜHNE, FILMATELIER, AÜFNAHMERAUM, 2. STUDIO, AUFNAHMESTUDIO, FERNSEHAUFNAHMESTUDIO )
- PLATO ile PLATONCU/LUK ile PLATONİZM
- PLATONIQUE[Fr.] ile/||/<> PLATONİK[Fr.]
( Gerçekte var olmayan düşte kalan hep öyle kalması istenilen sevgi veya ilgi Dinî kitaplara girmiş bu platonik aşka dair bir tiyatro kitabı yazmak klasik bir edebiyat kültürüyle yetişmiş kimseler tarafından belki hoş görülebilirdi Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 36 Platonik bir aşk olabilir Adalet Ağaoğlu Başka Karşılaşmalar 35 Hâlbuki daha platonik daha manidar gözükecektin Peyami Safa Sözde Kızlar 82 Evet aşkın çeşitleri var Platonik aşk zevkaşk tutkuaşk Cemil Meriç Kırk Ambar 155 Ona duyduğu ilgi olsa olsa platonik bir ilgi olacaktı Haldun Taner Şişhane ye Yağmur Yağıyordu Ayışığında Çalışkur 70 Bir aşkı simgelediğini platonik biçimde tadıldığını sanırım gözler önüne seriyor Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 73 Sarıyerli Gülüver le platonik bir aşk yaşıyorlar yıllardır Tomris Uyar Sesler Yüzler Sokaklar 17 gençliğinde pek platonik sahada kalan bazı günahlarını hatırlamıştı Halide Edip Adıvar Tatarcık 152 Yalnızca şiirsel ve platonik bir ilişki sürdüremeyeceğini başından beri biliyor üstelik buna belli bir hevesle hazırlanıyordu Genç Kız Pınar Kür Bitmeyen Aşk 90 Onlarla platonik bir ilişki kurmayı tercih etti Oğuz Atay Tutunamayanlar 695 Necib e platonik aşk yetmemeye başlıyor Fethi Naci Yüzyılın 100 Türk Romanı 63 )
- PLATONİQUE[Fr. < PLATONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATONİK
( platonik aşk Gerçekte var olmayan karşılığı bulunmayan hayalde yaşatılan hep öyle kalması istenilen aşk sevgi ve ilgi eflatuni )
- PLATONISM[İng.] ile/değil/yerine/= PLATONISME/PLATONIQUE[Fr. < PLATEAU] ile/değil/yerine/= PIATONISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATONCULUK
( Platon'un kurduğu, sonradan kendisine bağlı öğrencilerinin geliştirdiği; duyulur dünya ile asıl gerçeklik olan -> idealar dünyasının karşıtlığı üzerine temellendirilmiş idealist felsefe öğretisi. )
- PLATONİZM[Fr. < PLATONIZME] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATONCULUK
- PLAY :/yerine OYNAMAK
- PLAYBACK[İng. < PLAYBACK] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAYBACK
( söylemseme )
- PLAYBACK[İng. < PLAYBACK] ile/değil/yerine/=/||/<> PLEYBEK
( Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması )
- PLAZMALAŞTIRMAK ile PLAZMA ile PLAZMA KİMYASI
- PLAZMOLİTİK ile TURGORLUK
( Bitki gözelerinin su kaybederek büzülmesi. İLE Bitki gözelerinin su alarak şişmesi ve sertleşmesi. )
- PLEASE :/yerine MEMNUN ETMEK
- PLEASURE :/yerine ZEVK
- PLEDGE[İng.] ile/değil/yerine/= DESTEK
- PLEOMORFİZM/PLEOMORPHISM[İng.] ile/değil/yerine/= ÇOK BİÇİMLİLİK
- PLEOSPORA BJOERLINGII[Lat.] ile/||/<> KARABACAK
( Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne veya cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklımantar bu mantarın doğurduğu hastalık )
( PLEOSPORA BJOERLINGII )
- PLÜRALİZM[Fr. < PLURALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞULCULUK | ÇOKÇULUK
( çoğulculuk çokçuluk )
- PLÜRALİZM ile/değil/yerine/= ÇOĞULCULUK
- PLÜRALİZM ile/değil/yerine/= ÇOKÇULUK
- PLÜTOKRASİ[Fr. < PLOUTOCRATIE] ile/||/<> VARSIL ERK
( varsıl erk )
( PLOUTOCRATIE )
- PLUTONİQUE[Fr. < PLUTONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLÜTONİK
( plütonik kayaç Yerin derinliklerinde yer alan ve pütürlü yapıda olan )
- PME-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PME ETKİSİ (FOTOELEKTROMANYETİK)
- PNEUMATIC[İng.] / PNEUMATIQUE[Fr.] / PNEUMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PNÖMATİK
- PÖÇÜK ile/||/<> ...
( kuyruk sokumu kuyruk uç Yerel ağızlarda pöç olarak da geçer poč tail coccyx tail of shoe počik Kürtçede poç boç ve boçik olarak geçer )
( POČ )
- pocul.[Lat. < POCULUM] ile/değil/yerine/= BARDAK
- POETİK[İng./Yun.] ile/değil/yerine/= ŞİİRSEL
- POETİKA ile/ve/||/<>/> RETORİK ile/ve/||/<>/> DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ANALİTİK
( Üretim/İntac. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... )
- POETİQUE[Fr. < POÉTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POETİK
( Bir şairin sanat anlayışının açıklandığı metin )
- POFURDAMAK ile POFURDATMAK
- POĞAÇA ile POĞAÇACI/LIK
- POH POH (SERİLMEK)
- POHPOHLAMAK ile POHPOHLANMAK ile POHPOH ile POHPOHÇU/LUK
- PÖHRENK[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜNK
- POINT :/yerine NOKTA, İŞARET ETMEK
- POKER ile POKERCİ/LİK
- POLAR COMPOUND[İng.] / COMPOSE POLAIRE[Fr.] / POLAR BILEŞIK[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAR BİLEŞİK, POLAR NESNE
- POLARITE/POLARITY[İng.] ile/değil/yerine/= KUTUPLULUK
- POLARIZE[İng.] ile/||/<> KUTUPLAŞMAK
( POLARIZE )
- POLARMAK ile POLAR ile POLARICI
- POLAT[Fars. < PŪLĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇELİK
- POLE :/yerine DİREK
- POLEMİK ile POLEMİKÇİ/LİK
- POLİANDRİ[Fr. < POLYANDRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK KOCALILIK
- POLİANDRİ ile/||/<> ÇOKKOCALILIK
( çokkocalılık polys çok aner erkek 1 Bir defada birden fazla erkekle çiftleşme 2 Yirmi ya da daha fazla stameni olma )
( POLYANDRY )
( POLYANDRIE )
( POLYANDRIE )
- [ne yazık ki]
POLİFALJİ ile/ve/||/<> OBURLUK
- POLİFLLETİK ile/||/<> HOLOFİLETİK
( Poliflletik farklı atalar İLE holofiletik tam monofiletik. )
( Formül: Multiple İLE single complete )
- POLİFLLETİK ile/||/<> MONOFİLETİK
( Poliflletik farklı köken İLE monofiletik tek köken. )
( Formül: Multiple İLE single ancestry )
- POLİFONİ[Fr. < POLYPHONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK SESLİLİK
- POLİFONİ ile/değil/yerine/= ÇOKSESLİLİK
- POLİFONİ ile POLİFONİK
- POLİFONİK ile/değil/yerine/= ÇOKSESLİ
- POLİGAMİ[Fr. < POLYGAMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK EŞLİLİK
- POLİGAMİ ile/||/<> ÇOKEŞ EVLİLİK
( çokeş evlilik polys çok gamos evlenme Aynı zamanda birden çok eşe sahip olma durumu polys çok gamos evlenme Birden çok eşe sahip olma durumu Çok eşlilik 1 Çok eşlilik birden çok eşle çiftleşme 2 Erkeğin birden fazla dişiyle çiftleştiği sosyal sistem )
( POLYGAMY )
( POLYGAMIE )
( POLYGAMIE )
- POLİJİNİ[Fr. < POLYGYNIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK KARILILIK
- POLİJİNİ[Fr. < POLYGYNIE] ile/||/<> ÇOKKARILILIK
( çokkarılılık )
( POLYGYNIE )
- POLİM ile POLİP ile POLİS/LİK ile POLİÇE ile POLİS ARABASI ile POLİS NOKTASI ile POLİS HAFİYESİ ile POLİS KARAKOLU
- POLİMERİ[Fr. < POLYMÉRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİMERLİK
- POLİMERLEŞMEK ile POLİMERLEŞTİRMEK ile POLİMERLEŞTİRİLMEK ile POLİMER/LİK ile POLİMERİ ile POLİMERLEŞME DERECESİ
- POLIMORFİZM/POLYMORPHISM[İng.] ile/değil/yerine/= ÇOK BİÇİMLİLİK
- POLİTEİZM[Fr. < POLYTHÉISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK TANRICILIK
- POLİTEİZM[Fr. < POLYTHÉISME] ile/||/<> ÇOKTANRICILIK
( çoktanrıcılık )
( POLYTHÉISME )
- POLITICAL :/yerine POLİTİK
- POLITICALLY :/yerine POLİTİK OLARAK
- POLİTİK/LİK ile POLİTİKA ile POLİTİKACI/LIK
- POLİTİQUE[Fr. < POLITIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİTİK
( ekonomi politik siyasal Belli bir hedefe ulaşabilmek için uzlaşmayı iyi geçinmeyi amaçlayan )
- POLLUTION :/yerine KİRLİLİK
- POLYANNA'CI/LIK ile/değil/yerine/<>/< İYİMSER/LİK
- POLYANNACILIK ile/değil POZİTİFLİK
- POLYCLİNİQUE[Fr. < POLYCLINIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLİKLİNİK
( Hastalıkların ön tanılarının ve hastaların ayakta tedavilerinin yapıldığı özel klinik )
- POMAK
( Rumeli'de, Bulgarca konuşan bir Türk ve Müslüman topluluğu. )
- POMAK ile POMAKÇA
- POMPALAMAK ile/değil/yerine DESTEKLEMEK
- POMPALAMAK ile POMPALANMAK ile POMPALAYABİLMEK ile POMPA ile POMPAJ ile POMPALI ile POMPALI SİLAH ile POMPALI TÜFEK
- POMPALAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ŞİŞİRMEK
- PONÇIK[Rus.] ile/||/<> ...
( mayalı hamurdan yapılan içine marmelat konulan ve üzerine fırınlandıktan sonra pudra şekeri serpilen yumruk büyüklüğünde bir tür poğaça Rusçadan alındığı anlaşılıyor Rusçada pónçik puf böreği olarak kullanılır Rusça pónçik biçimi Bulgarcaya póniçka olarak geçmiştir BER 5 517 519 )
- PONÇİK[Rus. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PONÇİK
( Kruvasana benzeyen içi marmelatlı bir tür kurabiye İnsan ve hayvanlar için kullanılan bir sevgi sözü )
- POND[İng.] ile/||/<> ÉTANG[Fr.] ile/||/<> TÜMPEL[Alm.] ile/||/<> GÖLCÜK
( Killi topraklar üzerindeki küçük kapalı çukurluklarda kaynak ve yağmur sularıyla beslenerek oluşan akışsız sığ ve kimi kez yapayları da olan bir göl türü )
( POND )
( ÉTANG )
( TÜMPEL )
- PONDOIR[Fr.] ile/||/<> FOLLUK
( tarım )
( PONDOIR )
- PONZALAMAK ile PONZA ile PONZA TAŞI
- POP :/yerine POP (MÜZİK), PATLATMAK
- POP[Fr. < POP] ile/değil/yerine/=/||/<> POP MÜZİK (POP MÜZİK)
- POP ile POPO ile POPÜLER/LİK ile POP MÜZİK ile POPÜLER BİLİM ile POPÜLER MÜZİK ile POPÜLER KÜLTÜR
- POP ile/ve/değil/yerine/||/<>/> POPÜLER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KLASİK
- POP ile/ve/||/<>/> ROCK ile/ve/||/<>/> KLASİK ile/ve/||/<>/> CAZ/JAZZ
- POPO ile SİLAHIN POPOSU ile DÜĞÜN ÇİÇEĞİ ile KELEBEK ile KELEBEK BENZERİ ile TEREYAĞLILAR ile AYRAN
( BUTT vs. BUTT OF A GUN vs. BUTTERCUP vs. BUTTERFLY vs. BUTTERFLY-LIKE vs. BUTTERIES vs. BUTTERMILK )
( نزديک يا متصل شدن ile شاخ زدن ile ته تفنگ ile گل آلاله ile پروانه ile پروانه وار ile سم تراش ile آبدوغ )
( NAZADYK YA MOTASL SHODAN ile SHAKH ZADAN ile TAH TAFANG ile GOL ALALEH ile PARVANEH ile PARVANEH VAR ile SAM TARASH ile ABDOGH )
- POPULASYON ile/||/<> GENETİK
( Populasyon genetiğinin matematiksel temelleri )
( Ronald Fisher tarafından 1930 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1890-1962) (Ülke: İngiltere) (Alan: İstatistik, Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, istatistiksel genetik) )
- POPÜLASYON ile TOPLULUK
( Aynı türün bireylerinin oluşturduğu öbek. İLE Farklı türlerin bireylerinin oluşturduğu öbek. )
- POPULUS TREMULA[Lat.] ile/||/<> TİTREK KAVAK
( Kabuklarında salisin ve papulin adlı glikozitler bulunan ateş düşürücü ve romatizma ağrılarını teskin edici olarak kullanılan söğütgiller familyasından bir bitki )
( POPULUS TREMULA )
- POR/PORE[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZENEK
- PORNO ile PORNOCU/LUK
- PORNO/GRAFİ = APAÇIK
( Apaçık olan.
[ Sadece eşeysel birlikteliğin tüm ayrıntıları ve örgenleriyle görüntülendirilmesiyle sınırlı değildir. Yorum, tartışma, ayrım gerektirmeyecek kadar üzerinde uzlaşılmış olan her tür olgu, kavram ya da nesne için de kullanılabilmektedir. ] )
- PORNOGRAFİ ile PORNOGRAFİK
- PORNOGRAFİK:
APAÇIK ile/ve/<> ÖZSÜZ GÖRÜNÜŞ
- PORNOGRAPHİQUE[Fr. < PORNOGRAPHIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PORNOGRAFİK
( Porno ile ilgili olan )
- POROSİTÉ | POROZİTE | GÖZENEKLİLİK ile/||/<> GÖZENEKLİLİK
( Bir kayaçtaki gözeneklerin tüm oylumu ile kayacın tüm oylumu arasındaki orantı Katı bir özdeğin çok küçük oylumlu boşluklarla kaplı olması 1 genel uygulayım Bileşiminde küçük boşluklar bulunan özdek nesne vb 2 taşıbilim Bir kayanın bileşimindeki tanecikler arasındaki boşlukların oylumunun o kayanın toplam oylumuna oranı Gözenekli olma durumu )
( POROSITY | POROSITY, POROUSNESS )
( POROSITÉ )
( PORENGEHALT | POROSITÄT )
- POROZİTE/POROSITY[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZENEKLİLİK
- PORSELEN ile MERTEBANİ/SELADON TABAK
( ... İLE İçine konulan yiyeceğin zehirli olup olmamasına göre renk değiştiren tabak. )
- PORSELEN ile PORSELENCİ/LİK
- PORSİYON ile/değil/yerine/= PAYLIK
- PORSUK ile BOZ ALABAŞLI BOZ PİS PORSUK
( ... İLE Zeki Müren'in seslendirdiği/yaygınlaştırdığı tekerlemede geçen. )
- PORSUK ile DACHSHUND
( ... İLE Sosis biçiminde gövdeleri olan köpekler. )
- PORSUK ile KUTUP PORSUĞU
- PORSUK ile/||/<> PORSUK
( Meles meles Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 70 kuyruğu 17 cm Kısa ve kalın bacaklıdır Başında 3 beyaz çizgi bulunur Kış uykusuna yatar Kuzey Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar zooloji Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından 70 cm kadar uzunlukta 17 cm kadar kuyruğu olan kısa ve kalın bacaklı kış uykusuna yatan Avrupa ve Asya da yaşayan bir tür Az porsug torsuk porsuk Türkmenler sakartorsuk adını da kullanırlar Başındaki t düşündürücüdür bursık burhık Başkurtçada snin hye çevrilmesi kuraldır Blk borsuk borsık porsık borsık Alt Tel Kuğ porsuk Kuğular morsık biçimini de kullanırlar morzuk purăş Çuvaşça purăş biçimi ses bakımından açıklanmaya muhtaçtır Özellikle purăş biçiminin sonundaki ş çarpıcı ve düşündürücüdür Orta Türkçeden başlayarak geçer borsmuk Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar borsuk biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada da borsuk olarak geçer Etimolojisi tartışmalı ve karışıktır Clausona göre ED 369a biçim bakımından Türkçeye benzemez O açıdan yabancı bir dilden kalma alıntı olduğu hemen hemen açıktır Clauson Toharcadan geldiğini dile getirmiştir Bilimsel yayınlarda bor gri kül rengi kökünden geldiği yolundaki sav sıklıkla dile getirilmiştir Örn Bang KSz 17 136 bordan geldiğini yazmıştır Räsänen V 81 Ancak Şçerbak İRLTJa 139 çağdaş Türk diyalektlerinde bor yerine boz biçiminin geçtiğini öne sürerek bu görüşe karşı çıkmıştır Ramstedt KWb 52a Moğolca borki ve Türkçe borsuk biçimlerini bor gefrässig fett kökünden getirmiştir Türkologlar porsukun borsuk borsu pis kokmak kökünden çıktığını da sık sık sözlendirmişlerdir örn RónaTas Bevezetés 25 Leksikaya göre de 164 b porsı pis kokmak kökünden geldiği yolundaki açıklama çok muhtemeldir İlk bakışta bu yaklaşım düşündürücüdür Ancak Clauson borsı porsı kökünün borsuktan porsuk türetilmiş bir biçim backformation olduğunu ortaya atmıştır Brockelmann OGM 84 a bursumak Oğuzca bursuk biçiminden yola çıkarak mak ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmiştir Doerfer TMEN 733 Bangın etimolojik açıklamasını geri çevirdikten sonra Macarca ve Çuvaşça biçimleri göz önüne alarak çağdaş bor sukun porsuk bors biçiminden geldiğini bir olasılık olarak düşünmüştür Ona göre borsuk bir küçültme biçimidir Doerfer Türkçeden komşu dillere geçen biçimleri toplu olarak vermiştir Macarcada kullanılan borz biçimi eski bir Türk dilinden kalma bir alıntıdır Gombocz BTLw 35 Ligeti TörK 307308 Doerfer TMEN 733 borz biçiminin Eski Macarca borzoktan geldiğini ileri sürmüştür Ona göre borzok biçiminin sonundaki ok Macarcada yanlışlıkla çokluk eki olarak değerlendirildiğinden düşmüştür Ligeti TörK 308 Macarca borzun geçmişinin Doerferin bu kuramına ters düştüğünü açıklamıştır Ona göre Türkçe borsuk porsuk biçimi karşısında tek heceli Macarca borz yalnız Eski Çuvaşçadan alınmış olabilir Benkőnün yeni açıklaması için MNy 61 403404 Türk diyalektlerinden Kalmıkçaya da geçmiştir Ramstedt KWb 52a Moğolcada porsuğa borki vieux blaireau adı verilir Bu ad Kalmıkçada da geçer Çağdaş diyalektlerde porsuğa kaşkulak ve kaşkakulak adı da verilir kaşkulak Tar kaşkakulak Bang KSz 17 137 Şçerbak İRLTJa 154 kaşkulak biçimini vermekle yetinmiştir Kuğu diyalektinde porsuk olarak torokon adı kullanılır Altay diyalektinde bu adın yorokon biçimi geçer Bu biçimlerin Moğolcadan alındığı açıktır coruqan Gombocz NyK 35 271 KSz 13 26 Sibirya diyalektlerinde kullanılan yorokon biçimini öz Türkçe bir öge sayarak Moğolca doroğo biçimiyle birleştirmiştir ki yanlıştır Ramstedt KWb 476 b Kalmıkça biçimi vermişse de yorokon ve torokon biçimlerini gözden kaçırmıştır Az porsug torsuk porsuk Türkmenler sakartorsuk adını da kullanırlar Başındaki t düşündürücüdür bursık burhık Başkurtçada snin hye çevrilmesi kuraldır Blk borsuk borsık porsık borsık Alt Tel Kuğ porsuk Kuğular morsık biçimini de kullanırlar morzuk purăş Çuvaşça purăş biçimi ses bakımından açıklanmaya muhtaçtır Özellikle purăş biçiminin sonundaki ş çarpıcı ve düşündürücüdür Orta Türkçeden başlayarak geçer borsmuk Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar borsuk biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada da borsuk olarak geçer Etimolojisi tartışmalı ve karışıktır Clausona göre ED 369a biçim bakımından Türkçeye benzemez O açıdan yabancı bir dilden kalma alıntı olduğu hemen hemen açıktır Clauson Toharcadan geldiğini dile getirmiştir Bilimsel yayınlarda bor gri kül rengi kökünden geldiği yolundaki sav sıklıkla dile getirilmiştir Örn Bang KSz 17 136 bordan geldiğini yazmıştır Räsänen V 81 Ancak Şçerbak İRLTJa 139 çağdaş Türk diyalektlerinde bor yerine boz biçiminin geçtiğini öne sürerek bu görüşe karşı çıkmıştır Ramstedt KWb 52a Moğolca borki ve Türkçe borsuk biçimlerini bor gefrässig fett kökünden getirmiştir Türkologlar porsukun borsuk borsu pis kokmak kökünden çıktığını da sık sık sözlendirmişlerdir örn RónaTas Bevezetés 25 Leksikaya göre de 164 b porsı pis kokmak kökünden geldiği yolundaki açıklama çok muhtemeldir İlk bakışta bu yaklaşım düşündürücüdür Ancak Clauson borsı porsı kökünün borsuktan porsuk türetilmiş bir biçim backformation olduğunu ortaya atmıştır Brockelmann OGM 84 a bursumak Oğuzca bursuk biçiminden yola çıkarak mak ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmiştir Doerfer TMEN 733 Bangın etimolojik açıklamasını geri çevirdikten sonra Macarca ve Çuvaşça biçimleri göz önüne alarak çağdaş bor sukun porsuk bors biçiminden geldiğini bir olasılık olarak düşünmüştür Ona göre borsuk bir küçültme biçimidir Doerfer Türkçeden komşu dillere geçen biçimleri toplu olarak vermiştir Macarcada kullanılan borz biçimi eski bir Türk dilinden kalma bir alıntıdır Gombocz BTLw 35 Ligeti TörK 307308 Doerfer TMEN 733 borz biçiminin Eski Macarca borzoktan geldiğini ileri sürmüştür Ona göre borzok biçiminin sonundaki ok Macarcada yanlışlıkla çokluk eki olarak değerlendirildiğinden düşmüştür Ligeti TörK 308 Macarca borzun geçmişinin Doerferin bu kuramına ters düştüğünü açıklamıştır Ona göre Türkçe borsuk porsuk biçimi karşısında tek heceli Macarca borz yalnız Eski Çuvaşçadan alınmış olabilir Benkőnün yeni açıklaması için MNy 61 403404 Türk diyalektlerinden Kalmıkçaya da geçmiştir Ramstedt KWb 52a Moğolcada porsuğa borki vieux blaireau adı verilir Bu ad Kalmıkçada da geçer Çağdaş diyalektlerde porsuğa kaşkulak ve kaşkakulak adı da verilir kaşkulak Tar kaşkakulak Bang KSz 17 137 Şçerbak İRLTJa 154 kaşkulak biçimini vermekle yetinmiştir Kuğu diyalektinde porsuk olarak torokon adı kullanılır Altay diyalektinde bu adın yorokon biçimi geçer Bu biçimlerin Moğolcadan alındığı açıktır coruqan Gombocz NyK 35 271 KSz 13 26 Sibirya diyalektlerinde kullanılan yorokon biçimini öz Türkçe bir öge sayarak Moğolca doroğo biçimiyle birleştirmiştir ki yanlıştır Ramstedt KWb 476 b Kalmıkça biçimi vermişse de yorokon ve torokon biçimlerini gözden kaçırmıştır )
( BADGER )
( BLAIREAU COMMUN )
( DACHS )
( MELES MELES )
( PORSUG[Az.]~TORSUK[Tkm.]~BURSIK[Tatk.]~BURHIK[Bşk.]~BORSIK[Kzk.]~PORSIK[Kklp.]~BORSIK[Nog.]~MORZUK[Tuv.]~PURĂŞ[Çuv.] )
- PÖRSÜK ile PÖRTLEK
( Gevşeyip sarkmış, yıpranmış. İLE Dışarı doğru çıkık, patlak göz. | Cıvık şeylerin, çatlayan kabuktan, delikten dışarı çıkmış durumu. )
- PORSUMAK ile PORSUK ile PORSUK AĞACI
- PÖRSÜME ile KOFLUK
- PÖRSÜMEK ile PÖRSÜTMEK ile PÖRSÜK/LÜK
- PÖRSÜMEK = SALKIMAK
( Gevşeyip sarkmak, pörsümek. )
- PORTAKAL/LIK ile PORTAKAL SUYU ile PORTAKAL RENGİ ile PORTAKAL BAHÇESİ
- PORTAL yerine EŞİK
- PORTAL değil/yerine EŞİK
- PORTE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİZEK[müzik'te]
( Notaların, üzerinde ya da arasında yazıldığı, beş koşut çizgi. )
- PORTE ile/değil/yerine/= DİZEK
- PORTICO, COLONNADE[İng.] ile/||/<> PORTIQUE[Fr.] ile/||/<> SÄULENGANG, LAUBE, SÄULENHALLE[Alm.] ile/||/<> REVAK ile/||/<> ARCADING, ARCADE[İng.] ile/||/<> ARCATURE[Fr.] ile/||/<> BOGENREIHE, BOGENSTELLUNG[Alm.] ile/||/<> KEMERLEME
( Mimarlık Önyüzü kemerlemeli arkası körduvarlı üstü tonoz kubbe ya da damla örtülü geçit a kemerleme kapı revakı revaklı avlu revaklı bahçe arapçası garip gözüküyor Mimarlık 1 Körkemer dizisi 2 Birden çok kemerin yanyana dizilmesi kemer dizisi )
( PORTICO, COLONNADE )
( PORTIQUE )
( SÄULENGANG, LAUBE, SÄULENHALLE )
- PÖRTLEMEK ile PÖRTLETMEK
- PORTMANTO[Fr.] ile/değil/yerine/= ASKILIK
( Palto, şapka gibi şeyleri asmak için yapılmış, raflı ve bazısı aynalı askı yeri. )
(1996'dan beri)