Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 25.496 başlık/FaRk ile birlikte,
25.496 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(59/103)


- KORKMAK ile/ve/değil ŞÜPHE

( [not] FEAR vs./and/but DOUBT/SUSPICION )


- KORKMAK ile ÜRKMEK

( TO FEAR vs. TO BE FRIGHTENED )

( ... cum TIMID(US) )


- KORKMAK ile/ve/değil/||/<>/< UTANMAK

( Allah'tan. @@ Kuldan. )


- KORKMAK ile/ve/değil UZAK KALMAK


- KORKMAK değil/yerine/>< YÜRÜMEK

( Yürümeyi gerektiren nedenler, korkmaya neden olanlardan daha fazladır. )


- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET


- KORKU/KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI/SAYMAK

( Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır. )

( Tanrı'yı düşünmeden önce, kendinizi kabul etmek zorundasınız. )

( Before you think God, you must accept yourself. )

( FEAR vs./and RESPECT
RESPECT instead of FEAR )


- KORKU ile/ve/||/<>/> AĞRI ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK


- KORKU ve/> BERRAKLIK ve/> ERK(GÜÇ) ve/> YAŞLILIK

( BİLGİ KİŞİSİ

Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi kişisi" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.

"Bilgi kişisi, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kişidir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."

"Her isteyen, bilgi kişisi olabilir mi?"

"Hayır, herkes olamaz."

"Bilgi kişisi olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"

"Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."

"O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi kişisi olur mu?"

"Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi kişisi' denir."

"Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur mu?"

"Hepsini yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur."

"Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"

"Yoktur. Her isteyen, bilgi kişisi, olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi kişisi olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."

"Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?

Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi kişisi olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi kişisi olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.

"Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi kişisi olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:

"Bilgi kişisi olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"

"Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"

Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.

 

( Ertesi gün... )

 

Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişinin düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.

Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:

"Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."

"Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.

"İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."

"Korkup kaçan kişiye ne olur?"

"Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."

"Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."

"Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?

"Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."

"Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"

"Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."

"Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."

"Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."

"Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"

"Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."

"Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"

"Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."

"Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!

"Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."

"Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."

"Erkini yitirir mi?"

"Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."

"Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"

"Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."

"Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"

"Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."

"Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"

"Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."

"Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"

"Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."

"Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."

"Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."

"Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"

"Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."

"Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."

"İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."

"Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )


- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK


- KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK


- KORKU > DEHŞET > NEFRET/(><)HAYRANLIK


- KORKU ile İKİRCİK

( REV', REV'A ile TEREDDÜT )

( FEAR vs. HESITATION )


- KORKU ile/ve/> KAÇMAK


- KORKU ile/ve/||/<> KIZMA/ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ/ÜZÜLME ile/ve/||/<> UTANMA/UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> İĞRENME/TİKSİNTİ | ile/ve/||/<> SEVİNÇ(NEŞE)/COŞKU ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK/HAYRET

( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 ya da 7 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )

( )

( )


- KORKU ile KORKUTMAK ile KORKMUŞ ile KORKUTUCU ile KORKUNÇ

( FRIGHT vs. FRIGHTEN vs. FRIGHTENED vs. FRIGHTENING vs. FRIGHTFUL )

( رم دادن ile متوحش ساختن ile متوحش کردن ile وحشت دادن ile هراسانيدن ile ترساندن ile متوحش ile ترسان ile ترسيده ile وحشتزده ile وهمناک ile وحشتناک ile ارعاب ile ترساننده ile هولناک ile وحشت انگيز )

( RAM DADAN ile MOTOHESH SAKHTAN ile MOTOHESH KARDAN ile VAHSHT DADAN ile NPARASANYDAN ile TARSANDAN ile MOTOHESH ile TARSAN ile TARSYDAH ile VAHSHTEZODEH ile VAHAMNAK ile VAHSHTENAK ile AREAB ile TARSANANDEH ile TEOOLNAK ile VAHSHT ENGYZ )


- KORKU ile TANRI KORKUSU ile KORKUNÇ ile KORKUSUZ ile KORKUSUZCA ile KORKUSUZLUK

( FEAR vs. FEAR OF GOD vs. FEARFUL vs. FEARLESS vs. FEARLESSLY vs. FEARLESSNESS )

( بيم داشتن ile هراسيدن ile هراس کردن ile باک داشتن ile ترسيدن ile شکوه ile وهم کردن ile جبن ile وحشت کردن ile پروا داشتن ile حساب بردن ile مخافت ile هراس ile رعب و وحشت ile هول ile خوف ile باک ile واهمه ile وحشت ile محابا ile ترس ile رعب ile بيم ile سهم ile خدا ترسي ile خوفناک ile هراسانده ile بيمناک بودن ile ترسان ile متهور ile بي باک ile بي هراس ile بيباک ile ناپروا ile بي واهمه ile بي وحشت ile بي ترس ile نترس ile بي پروا ile بدون بيم ile بي محابا ile بي مهابا ile بي باکانه ile بي باکي )

( BEYM DASHTAN ile هراسيدن ile NPARAS KARDAN ile BAK DASHTAN ile TARSYDAN ile SHKUH ile VAHAM KARDAN ile جبن ile VAHSHT KARDAN ile PARVA DASHTAN ile HASAB BARDAN ile MOKHAFT ile NPARAS ile RAB VE VAHSHT ile TEOOL ile خوف ile BAK ile VANPAMEH ile VAHSHT ile MOHABA ile TARS ile RAB ile BEYM ile SONPAM ile KHODA TARSY ile خوفناک ile NPARASANDEH ile BEYMENAK BODAN ile TARSAN ile متهور ile BEY BAK ile BEY NPARAS ile BEYBAK ile ناپروا ile BEY VANPAMEH ile BEY VAHSHT ile BEY TARS ile NETRES ile BEY PARVA ile BEDON BEYM ile BEY MOHABA ile BEY MEHABA ile BEY BAKANEH ile بي باکي )


- KORKU ve/||/<>/> TEMBELLİK


- KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK


- KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]

( REV', REV'A ile/ve RU'B-FEZ' )

( FEAR vs./and PANIC )


- KORKU ile/ve UTANMAK

( FEAR vs./and SHAME )


- KORKU ve/||/<>/< ZARAR GÖRMEK


- KORKULMASI GEREKEN:
HATA YAPMAK ile/değil/> AYNI HATALARI TEKRAR (TEKRAR) YAPMAK

( Korkmayalım! İLE/> Korkalım! )


- KORKULUK ile BOSTAN KORKULUĞU/MİCDÂR[Ar.]/ÜFÇE[Fars.]


- KORKUNÇLAŞMAK ile KORKUNÇLAŞTIRMAK ile KORKUNÇ/LUK


- KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESÂRET

( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )


- KORKUTMAK ile KORKUTABİLMEK ile KORKU/LUK ile KORKUT ile KORKUŞ ile KORKULU ile KORKUSUZ/LUK ile KORKULUKLU ile KORKUSUZCA ile KORKULUKSUZ ile KORKU DAMARI


- KORKUTMAK ile KORKUTMAK

( Engellemek/korumak için olan. İLE Şaşırtmak, gülmek, eğlenmek için olan. )

( Çocukları hiçbir biçimde korkutmayınız! [Belki sadece/ancak savaşta düşmanı olabilir![o da ancak daha fazla zarar görmemek içindir.] İLE Düşmanın bile olsa, ne şaka, ne de başka bir gerekçe ya da koşulla, hiç kimseyi korkutmayınız! )


- KORKUTUCU/LUK ile/||/>< GÜLÜNÇ/LÜK

( "Korkutucu olmaya" çalışırken, abartı ölçüsü artırılırsa korkutuculuktan kolaylıkla gülünçlüğe düşülebilir/düşülür. )


- KÖR-KÜTÜK ÂŞIK değil SIRILSIKLAM ÂŞIK


- KÖR-KÜTÜK (SARHOŞ OLMAK)


- [ne yazık ki]
"KORKUYU, ÖFKE İLE YATIŞTIRMAK" ile/ve/||/<> "ÖFKEYİ, KORKU İLE YATIŞTIRMAK"


- KÖRLEŞMEK ile KÖRLEŞTİRMEK


- KÖRLETMEK ile KÖRLETEBİLMEK


- KÖRLÜK:
ZİHİNSEL ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL

( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<> Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )


- KÖRLÜK ile/||/<> AMAROZİS

( ... İLE/||/<> Sinirsel körlük. | Fugaks geçici körlük. )


- KÖRLÜK ile "DAĞ KÖRLÜĞÜ"


- KÖR/LÜK ile/ve/değil/||/<>/< DİKKATSİZ/LİK / ÖZENSİZ/LİK


- KÖRLÜK ile TRAHOM[Fr.]

( ... İLE Göz kapaklarının altında bazı kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık. )


- KÖRLÜK ile/<> YOKLUK


- KORNA/ZİL değil/yerine FREN / BEKLEMEK!

( Motorlu araç sürücülerinin, özellikle sokak aralarında ve tüm yollarda, yayalara/bisikletlilere/motosikletlilere korna çalmasının; bisikletlilerin de yayalara, özellikle de yayaların arasındayken zil çalmasının bir anlamı/farkı olmadığını/olmayacağını sürekli anımsaması gerekmektedir.

Herhangi bir araç kullananların, yayalara ve büyük araçların, kendinden daha küçük araca öncelik verme zorunluluğunu anlaması/anımsaması gerekmektedir. )


- KORNET ile KORNETÇİ/LİK


- KORNİŞ ile KORNİŞÇİ/LİK


- KORO değil/yerine/= KÜMEK


- [ne yazık ki]
"KORONA SALAK(KORONASALAK)/COVIDIOT" ile/ve/||/<> "KORONA NARSİST(KORONARSİST)"

( "Bana/bize bir şey olmaz" diyerek çoğu kişiye virüs bulaştıranlar. İLE/VE/||/<> "Kendileri dışında kimseye bulaşıp bulaşmadığını önemsemeyenler." )


- KOROZYON ile AŞINDIRICI ile AŞINDIRICILIK

( CORROSION vs. CORROSIVE vs. CORROSIVENESS )

( زنگ زدگي ile خورندگي ile خوردگي ile فساد تدريجي ile خورنده ile ماده اکاله ile اکال ile فاسد کننده ile اکالي )

( ZANG ZADEGY ile KHORANDEGY ile KHORDEGY ile FESAD TADARYJY ile KHORANDEH ile MADEH AKALEH ile اکال ile FASAD KONANDEH ile اکالي )


- KÖRPƏ[Azr.] = BEBEK[Tr.]


- KORPÜSKÜL/CORPUSCLE[İng.] değil/yerine/= CİSİMCİK


- KORSE ile KORSECİ/LİK ile KORSELİ ile KORSESİZ


- KORTE[İt. < CORTE]/FLÖRT[Fr./İng. < FLIRT] değil/yerine/= ÂŞIKTAŞLIK

( Kadınla erkek arasındaki duygusal ilişki. | Birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkek. | Siyasal bir parti, yabancı bir ülke vb.ne tam olarak bağlanmadan yaklaşma. )


- KÖRÜ KÖRÜNE (BAĞLANMAK, İNANMAK)

( ALE-L-IMIYÂ, ALE-L-AMYÂ )


- KORU MANDRA SOKAK :

( Merkez Sarıyer'de bir sokaktır. Orta Çeşme üzerinde bulunan Çukurçeşme'nin sağından başlar ve Yeni Sarıyer Merkez Camii arkasınan Hamam Sokakta son bulur. Bu sokağın karşısında eskiden Mandra vardı, bu mandraya izafeten sokağa "Koru Mandra Sokağı" adı verildiği düşünülmektedir. )


- KORU ile/ve/||/<> AĞAÇLIK

( Bakımlı küçük orman. İLE/VE/||/<> Ağacı bol olan yer. )


- KÖRÜK ile/ve HAMLAÇ[Ar.]

( Ateşi canlandırmak için kullanılan araç. İLE/VE Küçük körük. )


- KORUK ile KORUK SUYU ile KORUK LÜFERİ ile KORUK ŞERBETİ


- KÖRÜK ile/||/<> KÖRÜKLEMEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Körük. İLE/||/<> ... )


- KORUK ile ÜZÜM


- KÖRÜKLEMEK ile KÖRÜKLENMEK ile KÖRÜKLEYEBİLMEK ile KÖRÜK ile KÖRÜKLÜ ile KÖRÜKÇÜ/LÜK ile KÖRÜKSÜZ ile KÖRÜKLÜ OTOBÜS


- KORUMA ile KALICILIK

( VİKAYE["ka" uzun okunur!]: Koruma, kayırma, esirgeme. | Herhangi bir hastalık için önleyici tedbir alma. İLE ... )

( TO PROTECT/SAVE vs. PERMANENCE )


- KORUMAK ile/ve/<> BÂKÎ KILMAK


- KORUMAK ile/ve/<> DEVAM ETTİRMEK


- KORUMAK ile/ve GÖZETMEK


- KORUMAK ile/ve/||/<> KOLLAMAK

( TO PROTECT/SAVE vs. TO WATCH FOR/TO PROTECT )


- KORUMAK ile/ve/<> KULLANMAK

( Dengede olmalılardır! )


- KORUMAK ile KURTARMAK

( TO SAVE vs. TO REDEEM )


- KORUMAK ile ÖNEMSEMEK

( TO PROTECT/SAVE vs. TO CONSIDER )


- KORUMAK ile/ve/||/<>/> SAHİP ÇIKMAK

( TO SAVE vs. TO CLAIM )


- KORUMAK ile/ve SAKINMAK

( TO PROTECT/SAVE vs./and TO AVOID )


- KORUMA/LIK ile KORUMACI/LIK ile KORUMALI ile KORUMASIZ ile KORUMA ARACI ile KORUMA POLİSİ ile KORUMA ÜNSÜZÜ ile KORUMA GÖREVLİSİ


- KORUNAK ile KORUNAKLI/LIK ile KORUNAKSIZ/LIK


- KORUNAK ile KORUNCAK/MAHFAZA[Ar.] ile KORUNGA

( Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. | Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. | Koruyan, esirgeyen, saklayan kişi. İLE Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme. İLE Otsu, genellikle 30-70 cm. boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. )


- KORUNMAK ile KORUNULMAK ile KORUNABİLMEK ile KORUN ile KORUN DOKUSU


- KORUSUN ile KUTSANMIŞ ile KUTSANMIŞ RUH ile KUTLULUK ile NİMET ile KILIK DEĞİŞTİRMİŞ NİMET

( BLESS vs. BLESSED vs. BLESSED SOUL vs. BLESSEDNESS vs. BLESSING vs. BLESSING IN DISGUISE )

( مبارک خواندن ile برکت دادن ile مخلد ile متبارک ile نظر کرده ile تبارک ile خدا بيامرز ile مبارکي ile برکت ile نعمت ile يمن ile توفيق اجباري )

( MOBARK KHANDAN ile BARKAT DADAN ile MOKHOLD ile MOTBARK ile NAZAR KARDEH ile TABARK ile KHODA BEYEMRZ ile مبارکي ile BARKAT ile NEMAT ile YMAN ile TOFYGH EJBARY )


- KORUYABİLMEK ile KORUYUCU/LUK ile KORUYUCU AİLE ile KORUYUCU ÜNSÜZ ile KORUYUCU KAPLAMA ile KORUYUCU HEKİMLİK


- KOŞABİLMEK ile KOŞAMLAMAK ile KOŞA/LIK ile KOŞAM ile KOŞAÇ ile KOŞAR ADIM


- ... değil KOŞARADIM (YÜRÜMEK)


- KÖŞE-BUCAK (KAÇMAK, SAKLANMAK, GEZMEK, TANI(T)MAK)


- KÖSGÜK ile/||/<> KORKULUK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( "Kötü gözler"den sakınmak için küçük bahçelere ve üzüm bağlarına dikilen korkuluk. İLE/||/<> ... )


- KÖŞK ile BEYKEM[Fars.]

( ... İLE Yazlık köşk. | Sofa ve salon. )


- KÖŞK ile KÖŞKLÜ


- KOŞMAK ile KOŞMACA


- KOŞMAK ile KOŞMAK

( Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. | Bir yere hızlıca gitmek. | Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. | Koşuya çıkmak. | Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. İLE Birlikte iş görmesi için bir şeyi, birini, başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. | Birini, bir işte görevlendirmek. )


- KOŞMAK ile KOŞUCU ile HAFİF KOŞU

( JOG vs. JOGGER vs. JOGGING )

( قدم تند کردن ile يورغهرو ile هل دهنده ile يورغه )

( GHODAM TAND KARDAN ile يورغهرو ile CPEL DAHANDEH ile يورغه )


- KOŞMAK ile/ve/<>/değil/yerine SEĞİRTMEK

( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Hızlı adımlarla ya da sıçrayarak yakın bir yere doğru yürümek. )


- KOŞMAK ile/= YORTMAK

( Koşmak, sürekli yol yürümek. | İşsiz güçsüz gezmek. )


- KOŞMAK ile YÜPÜRMEK

( ... İLE Telâşla, öteye-beriye koşmak. )


- KÖSNÜ ile KÖSNÜK ile KÖSNÜL/LÜK ile KÖSNÜLÜ


- KÖSNÜK ile KÖSNÜL

( Eş isteme dönemi gelmiş hayvan. İLE Eşeysel istekli/lik, şehvetli/lik. )


- KÖSNÜLMEK ile KÖS ile KÖSE/LİK ile KÖS KÖS ile KÖSE SAKAL ile KÖSE BUĞDAY


- KOSTAKLANMAK ile KOSTAK


- KÖSTEBEK ile ALTIN KÖSTEBEK

( ... İLE Çölde bulunurlar. )

( ... İLE Görünen herhangi bir gözleri bulunmamaktadır.[kumdaki ve havadaki titreşimlerle ilerlemektedir.] )

( ... İLE Ot öbeklerindeki termitleri avlarlar. )


- KÖSTEBEK ile DESMAN


- KÖSTEBEK ile KESELİ KÖSTEBEK


- KÖSTEBEK ile KÖR FARE

( )


- KÖSTEBEK ile KÖSTEBEK İLLETİ


- KÖSTEBEK ile KÖSÜRGEN


- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK


- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK

( Hayvanlar arasındaki en keskin koku alma yeteneğine sahip hayvanlardandır. )


- KÖSTEK değil/yerine/>< DESTEK


- KÖSTEKLEMEK ile KÖSTEKLENMEK ile KÖSTEK ile KÖSTEKLİ ile KÖSTEKSİZ


- KOSTİK[Fr. < CAUSTIQUE] değil/yerine/= DOKU YAKAN

( Hayvan ve bitki dokularını yakan, aşındıran. )


- KOSTÜM/LÜK ile KOSTÜMCÜ/LÜK ile KOSTÜMLÜ ile KOSTÜMSÜZ


- KOŞTURMAK ile ACELE ETMEK


- KOŞTURMAK ile KOŞTURTMAK ile KOŞTURULMAK ile KOŞTURABİLMEK


- KOŞTURMAK ile/değil KOŞUŞTURMAK


- KOŞUK ile EGLOG[Yun.]

( ... İLE Kısa, kır koşuğu. )


- KOŞUK ile GÜZELLEME

( ... İLE Halk yazınında, konusu sevi olan, lirik bir koşuk türü. | Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi. )


- KOŞUK ile HEZEL[Ar.]/HEZLİYAT

( ... İLE Şaka, alay, mizah. | Bir koşuğu ya da koşuk parçasını, şakalı bir anlatıma çevirme. / Hezel türünde yazılmış koşuklar. )


- KOŞUK = KOŞMA = GAZEL

( İslâm'dan önce. = Halk yazınında. = Divan yazınında. )


- KOŞUK ile NEŞİD/E[Ar. çoğ. NEŞAİD]

( ... İLE Bir toplulukta okunmaya değer koşuk. | Atasözü gibi kullanılan beyit ya da dize. )


- KOŞUK ile ROMANS[İsp.]

( ... İLE Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol koşuk türü. | Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste. )


- KOŞUK ile SAGU

( Çoğunlukla aşk, kahramanlık, güzellik, doğa, hasret, savaş ile ilgili söylenirdi. İLE Ölüm ve yas ile ilgiliydi. )

( Genellikle şölen ve sığır adlı eğlence törenlerinde söylenirdi. İLE Yuğ adlı cenaze törenlerinde söylenmekteydi. )


- KOŞUL BELİRTMEK / SORU SORMAK


- KOŞUL ile/ve/||/<> NEDENSELLİK


- KOŞUL ile/ve/||/<> OLANAK


- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK


- KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK


- KOŞULLULUK ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK

( Yaparsa(n)/verirse(n) değil (o/sen) yaptıkça/verdikçe vermek/almak. )


- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/değil/yerine/> HER KOŞULDA


- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/<> İLİŞKİSİZ/LİK


- KOŞULSUZ/LUK ile KUŞKUSUZ/LUK


- KOŞULSUZ/LUK ile ÖZGÜR/LÜK


- KÖSÜRGE ile KÖSÜRGEN ile KÖSÜRGEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir tür sıçan. İLE Bir tür köstebek. İLE Evine konuk geldiği zaman canı sıkılan, içi daralan kişi. )


- KOŞUT ile KOŞUK

( Paralel. İLE Türklerin İslâm öncesi dönemlerinde, toylarda ya da kazanılan savaş sonrasında yapılan eğlencelerde kopuzla birlikte söylediği, genellikle aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen, uyak düzeni aaab, cccb, dddb vb. olan şiir. )


- KOŞUTLUK = MÜVAZAT = PARALLELISM[İng.] = PARALLELISME[Fr.] = PARALLELISMUS[Alm.] = PARALLELOS[Yun.] = PARALELO[İsp.]


- KÖT ile KÖTİÇ ile KÖTLÜK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kıç. | Zaman ya da sıra bakımından daha sonra gelen. İLE "Kokan göt!" anlamına gelen sövgü. İLE "Seni gidi yüreksiz/gulam/oğlancı!" anlamına gelen sövgü. )


- KOTARMAK ile KOTARILMAK ile KOTARABİLMEK ile KOTA ile KOTAN


- KÖTEK[Fars.] ile KÖTEK

( Baston, sopa. | Sopayla atılan dayak, patak. İLE Gölge balığı. )


- PAMBIK[Fars. < PANBUK]/KOTON[Fr./İng. < COTON] değil/yerine/= PAMUK/LU


- KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)

( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )


- KÖTÜ KOKU ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK


- KÖTÜ NESNE - KÖTÜ KENDİLİK ile/ve/değil/yerine/>< İYİ NESNE - İYİ KENDİLİK


- KÖTÜ NİYET ("VAR") ile/değil/yerine/>< İYİ NİYET (YOK)


- KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK


- KÖTÜ NİYETLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< APTAL/LIK


- KÖTÜ (OLMAK) ile/ve/değil/||/<>/< YAŞAMDA KALACAK KADAR KÖTÜ OLABİLMEK


- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK


- KÖTÜ ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> BENLİK

( İd. İLE/VE/||/<> Süper ego. İLE/VE/||/<> Ego. )

( Düşman/rakip. İLE/VE/||/<> Yardımcı. İLE/VE/||/<> Kahraman. )


- KÖTÜ ile KÖTÜ DAVRANIŞ ile KÖTÜ GÜN ile KÖTÜ ŞANS ile KÖTÜ ET ile KÖTÜ RUH HALİ ile KÖTÜ ALAMET ile KÖTÜ DURUM ile KÖTÜ KOKU ile KÖTÜ TAT ile HUYSUZLUK ile HUYSUZLUK

( BAD vs. BAD BEHAVIOR vs. BAD DAY vs. BAD LUCK vs. BAD MEAT vs. BAD MOOD vs. BAD OMEN vs. BAD SITUATION vs. BAD SMELL vs. BAD TASTE vs. BAD TEMPER vs. BAD TEMPEREDNESS )

( بد ile بي محل ile لاوصول ile مشئوم ile ناسره ile سوء ile بدسلوکي ile روزبد ile نگون بختي ile بد شانسي ile بدبياري ile بخت سياه ile گوشت خراب ile خلق تنگ ile طيره ile مرغوا ile تنگنا ile تعفن ile بي سليقگي ile بدمزگي ile بدسليقگي ile کج سليقگي ile تند خويي ile بي ظرفيتي )

( BAD ile BEY MOHAL ile LAVASOL ile مشئوم ile NASAREH ile SUE ile بدسلوکي ile RUZBAD ile NEGON BAKHTY ile BAD SHANSY ile بدبياري ile BAKHT SYAH ile GUSHT KHARAB ile KHALGH TANG ile طيره ile مرغوا ile TANGNA ile TAFAN ile BEY SELYGHAGY ile بدمزگي ile بدسليقگي ile KAJ SELYGHAGY ile TAND KHOYY ile BEY ZARFYTY )


- KÖTÜCÜL/LÜK ile KÖTÜCÜL YAZILIM


- KÖTÜLEMEK ile KÖTÜLENMEK ile KÖTÜLEŞMEK ile KÖTÜLEŞTİRMEK ile KÖTÜLEYEBİLMEK ile KÖTÜ/LÜK ile KÖTÜ GÖZ ile KÖTÜ YOL ile KÖTÜ ADAM ile KÖTÜLÜKÇÜ/LÜK ile KÖTÜ HABER ile KÖTÜ HUYLU/LUK ile KÖTÜ KADIN ile KÖTÜ KALPLİ/LİK


- KÖTÜLEMEK ile/değil/yerine NE OLDUĞUNU BELİRTMEK

( [not] "TO RUN DOWN" vs./but TO STATE
TO STATE instead of "TO RUN DOWN" )


- KÖTÜLÜĞE, EN İYİ KARŞILIK -ile

( UNUTMAK )


- KAYGILAN/MAK / KORK/MAK:
KÖTÜLÜK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN
ile/ve/değil/yerine/daha çok/||/<>/<
İYİLİK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN


- KÖTÜLÜK ETMEK ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK

( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

( ÖNCE, ZARAR VERME!

DO NOT HARM!

PRIMUM NON NOCERE PRIMA NON NOCERE )


- KÖTÜ/LÜK ile ...

( VAROLANLAR ARASINDAKİ GÖRELİLİK )


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/<> GEREKSİZ YERE/LİK


- KÖTÜLÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ OLANIN YOKLUĞU


- [ne yazık ki]
"KÖTÜLÜK" değil/yerine/>< İYİLERİN ÇABASI

( Kötülüğün baskın gelmemesi için tek koşul, iyilerin, çaba göstermeleridir. )


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<> KABA/LIK


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil KISKANÇ/LIK / HASUT[Ar.]

( Başkasına zarar vermek, kendini güvende hissetmeyen kişinin korkusundan kaynaklanır. )

( [not] BADNESS vs./and/but JEALOUSY )


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN

( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

( HABÂSET ile HASED )


- KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


- KÖTÜMSEMEK ile KÖTÜMSERLEŞMEK ile KÖTÜMSERLEŞTİRMEK ile KÖTÜMSER/LİK


- KÖTÜMSER/LİK >< İYİMSER/LİK ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK

( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

( [sadece] Her fırsattaki "zorluğu" "görür". >< Her zorluktaki "fırsatı" "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her fırsatla birlikte kolay olmayabilecekleri birlikte değerlendirir. )


- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK = BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]


- KÖTÜMSER/LİK ile/ve/değil/||/<>/< DUYGUSAL/LIK


- KÖTÜMSERLİK değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK

( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )


- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK:
ÇÖZÜM ARAMAMAK ve/||/<>/< ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAMAK


- KÖTÜRÜMLEŞMEK ile KÖTÜRÜM/LÜK


- KÖTÜYÜ, DOĞRUDAN GÖSTERMEK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine KÖTÜYÜ, DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖSTEREREK GÖSTERMEK/ANLATMAK


- KOVA ile KÜLEK

( ... İLE Tahta kova. )


- KOVALAMAK ile KOVALANMAK ile KOVALATMAK ile KOVALAYABİLMEK ile KOV ile KOVA/LIK ile KOVALAMACA


- KOVAN/LIK ile KOVAN OTU ile KOVANCILAR ile KOVAN ANAHTAR


- KOVARYANS/COVARIANCE[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞİŞKENLİK


- KOVBOY/LUK ile KOVBOYCULUK


- KOVDURMAK ile KOVDURTMAK ile KOVDURABİLMEK


- KOVMAK ile KOVALAMAK


- KÖVŞEK/KÖWŞEK ile KÖVÜRGEN/KÖWÜRGEN/KÖMÜRGEN[Oğuz]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İyi mayalanmış hamurdan yapılan ekmek. İLE Dağ soğanı. )


- KOVUK ile KOVUCUK/ADESE[Ar.]

( Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü. İLE Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik. )


- KOV(UL)MAK yerine ÇIKAR(IL)MAK


- KOVUŞTURMA değil/yerine/>< TAKİPSİZLİK


- KÖY[Fars. < KÛY] ile KÖYLÜK

( Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu yaşama uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri. | Köy halkı. İLE Köy bulunan yer. )


- KÖY ALEVİLİĞİ ile ŞİİLİK


- KÖY/KARYE ile/ve/<> MAHALLE ile/ve/<> ÇİFTLİK


- KOYAK ile/ve KAPUZ

( ... İLE/VE Dar ve derin koyak. | Kanyon. | İçine girilmeyen sık orman. )


- KOYAK ile/ve KISIK

( Vadi. | Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk. | Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur. İLE/VE Kanyon. )

( KLÜZ )


- KOYAK ile/ve RİA

( ... İLE/VE Denizin örttüğü vadi. )


- KOYDURMAK ile KOYDURTMAK ile KOYDURABİLMEK


- KÖYLEŞMEK ile KÖYLEŞTİRMEK


- KÖYLÜ ile/ve KULAK

( ... İLE/VE Varlıklı Rus köylüsü. )


- KÖYLÜ ile MUJİK

( ... İLE Rus köylüsü. )


- KÖYLÜ/LÜK ile KÖYLÜK ile KÖYLÜK YER ile KÖYLÜ KENTLİ ile KÖYLÜ ÇORBASI ile KÖYLÜ KURNAZLIĞI


- KOYMAK ile/ve/değil/||/<>/< BIRAKMAK

( TO PUT vs. TO PUT )


- KOYMAK ile/ve/değil BIRAKMAK


- KOYMAK ile KOYMA AKIL


- KOYMAK ile/ve/değil/||/<>/< KUYMAK

( Katılarda. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Sıvılarda. )

( Bırakmak, yerleştirmek. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dökmek. )


- KÖYMEK = KÖYÜK = KÖYDE = KÖZEGÜ/KÖSEĞİ = KÖZMEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yanmak. İLE Yanan bir şey. İLE Boşaltmak üzere altın ve gümüş filizlerinin eritildigi kazan. İLE Ateşi karıştırmakta kullanılan demir ya da odundan çubuk. İLE Közde pişirilen ekmek. )


- KOYULAŞMAK ile KOYULAŞTIRMAK ile KOYULAŞTIRABİLMEK ile KOY ile KOYU/LUK ile KOYU GRİ ile KOYU KIR ile KOYU KOYU ile KOYU MAVİ ile KOYU SARI ile KOYU PEMBE ile KOYU YEŞİL ile KOYU KIRMIZI ile KOYU LACİVERT ile KOYU KAHVERENGİ


- KOYULMAK ile KOYULTMAK ile KOYULABİLMEK


- KOYUN KOYUNA (YATMAK) ile KOYUN KOYUNA

( Koyun koyuna yatmak. İLE Koyunlar arasında. )


- KOYUN ile KOYUNCU/LUK ile KOYUN ETİ ile KOYUN OTU ile KOYUN DEDE ile KOYUN KOYUNA ile KOYUN BAKLASI ile KOYUN BAKIŞLI ile KOYUN MANTARI


- KOZ ile KOZA ile KOZACI/LIK ile KOZALI ile KOZASIZ ile KOZ HELVA ile KOZ HELVACI ile KOZ HELVASI


- KOZA ile/değil KOZALAK

( ÇAM KOZALAĞI: Üremeyi simgeler. )


- KOZAK ile KOZAKLI


- KOZAK ile/= KOZALAK

( Kozalak. | Metalden yapılmış, içine antlaşma ve sultan mektuplarının konulduğu kutu. İLE/= Koza. | Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi, kozak. | Olmamış, kuru, ham meyve. | Bal mumuna basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan kapakçık. )


- KOZALAK ile/||/<> KOBALAK

( Koza. | Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi, kozak. | Olmamış, kuru, ham meyve. | Bal mumuna basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan kapakçık. İLE Palamut ağacının ya da karaçalının yemişi. | Çam ve servi kozalağı. | Haşhaş bitkisinin tohumu. | Taneli ve tanesiz mısır koçanı. | Ham meyve. | Etli meyve. | Toparlak, yuvarlak. )


- KOZALAK ile KOZALAKLI ile KOZALAKLILAR


- KOZALAK = MAHRÛTÎYÜ'L-ESMÂR = CÔNE


- KÖZKENİ ile KÖZKÜNEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Geceleri uçan ve vızıltıya benzer bir ses çıkaran böcek. İLE Kendini yele bırakarak uçan bir kuş.[Şahine ve kertenkeleye benzetilir.] )


- KÖZLEMEK ile KÖZLEŞMEK


- KOZMETİK ile KOZMETİKLİ ile KOZMETİKSİZ


- KOZMİK MADDE değil/yerine/= EVRENÖZDEK


- KOZMİK değil/yerine/= EVRENSEL


- KOZMİK değil/yerine/= EVRENSEL


- KOZMİK ile KOZMİK IŞIN

( COSMIC vs. COSMIC RAY )

( کيهاني ile اشعه کيهاني )

( کيهاني ile ASHEH KYCPEHANY )


- KOZMİK ile KOZMİK ODA ile KOZMİK MADDE ile KOZMİK IŞINLAR


- KOZMOGONİK değil/yerine/= EVRENDOĞUMSAL


- KOZMOLOJİK değil/yerine/= EVRENBİLİMSEL


- KOZMOPOLİTİZM ile MİLLİYETÇİLİK

( Tüm insanlığın tek bir topluluk olduğunu ve evrensel değerleri savunan görüş. İLE Ulusal kimliği ve çıkarları ön planda tutan görüş. )


- KRAL OLMAK ile/değil/yerine/>< BABA OLMAK


- KRAL ile KRAL SONRASI ile KRALLARA LAYIK ile KRALLAR ile KRALLIK

( KING vs. KING POST vs. KINGLY vs. KINGS vs. KINGSHIP )

( شاه ile شهريار ile شه ile پادشاه ile سلطان ile شاه تير ile خسروانه ile ملوکانه ile سلاطين ile شاهي ile مقام سلطنت )

( SHAH ile SHEHARYAR ile SHEH ile PADESHAH ile SALTAN ile SHAH TYR ile KHSARVANEH ile MOLOKANEH ile سلاطين ile SHAHY ile MOGHAM SALTANT )


- KRALDAN ÇOK, KRALCI/LIK ile/ve/değil/yerine/<> KURALDAN ÇOK, KURALCI/LIK


- KRALLAŞMAK ile KRALLAŞTIRMAK ile KRAL/LIK ile KRALCI/LIK ile KRALİÇE/LİK


- KRAL/LIK" ile/ve/değil/||/<>/>/< BİLGE/LİK

( Davranışla. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sessizlikle. )


- KRANK[İng. < CRANK] ile/ve/||/<> KRANK MİLİ

( Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil. | Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım. İLE/VE/||/<> Pistonun doğrusal hareketini dairesel dönme hareketine çeviren mil. )


- KRANK ile KRANK MİLİ

( CRANK vs. CRANKSHAFT )

( محوردار ile ميل لنگ )

( MAHVARDAR ile MYLE LANG )


- KRANK ile KRANK MİLİ


- KRAVAT ile KRAVATLI/LIK ile KRAVATSIZ/LIK ile KRAVATLICA ile KRAVATSIZCA ile KRAVAT İĞNESİ


- KREDİBİLİTE değil/yerine/= GÜVENİLİRLİK


- KREDİBİLİTE değil/yerine/= İNANILIRLIK


- KREDİLEMEK ile KREDİLENDİRMEK ile KREDİ ile KREDİLİ ile KREDİSİZ/LİK ile KREDİ KARTI ile KREDİ LİMİTİ ile KREDİ MEKTUBU ile KREDİLİ SATIŞ ile KREDİ ANLAŞMASI ile KREDİ SÖZLEŞMESİ


- KREMLEMEK ile KREM ile KREMA ile KREMALI ile KREMASIZ ile KREM RENGİ


- KRİKO ile KRİKOCU/LUK


- KRİSTAL ile KRİSTAL ÇEKME ile KRİSTALİMSİ ile KRİSTAL LENS ile KRİSTALLEŞMEK ile KRİSTALİZE

( CRYSTAL vs. CRYSTAL PULLING vs. CRYSTALLINE vs. CRYSTALLINE LENS vs. CRYSTALLIZE vs. CRYSTALLIZED )

( بارفتن ile بلور ile بلور پردازي ile بلورين ile جليديه ile متبلور کردن ile متبلور شدن ile متبلور )

( BARAFTAN ile BELOR ile BELOR PARDAZY ile BELORYNE ile جليديه ile MOTEBLOR KARDAN ile MOTEBLOR SHODAN ile MOTEBLOR )


- KRİSTALLENMEK ile KRİSTALLEŞMEK ile KRİSTALLENDİRMEK ile KRİSTALLEŞTİRMEK ile KRİSTAL ile KRİSTALLİ ile KRİSTAL CAM ile KRİSTAL KAR ile KRİSTAL MAVİSİ


- KRİTİK YOĞUNLUK ile/||/<> GERÇEK YOĞUNLUK

( Kritik düz evren ρ_c, gerçek gözlenen Ω = ρ/ρ_c ≈ 1. )

( Formül: 10^(-29) g/cm³ )


- KRITİK/CRITICAL[İng.] değil/yerine/= CİDDİ | TEHLİKELİ


- KRİTİK[Fr./İng. < CRITIQUE] değil/yerine/= ELEŞTİRİ


- KRİYOJEN ile KRİYOJENİK

( CRYOGEN vs. CRYOGENICS )

( سرمازاي ile برودت شناسي )

( SARMAZAY ile BORUDAT SHENASY )


- KRİZ YOK değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK


- KRİZ[Yun.] ile/=/||/<>/< EŞİK


- KRİZ ile KRİTİK


- KROMATİK ile KROMATİK İPLİK


- KROMATİK ile KROMATİN ile KROMATOLOJİ

( CHROMATICS vs. CHROMATIN vs. CHROMATOLOGY )

( رنگ شناسي ile رنگينه )

( RANG SHENASY ile RANGYNAH )


- KROMATİK değil/yerine/= RENKSER

( Renkser. | Kromozomlarla ilgili. | Yarım tonlardan oluşan ses dizisi. )


- KROMOJENİK ile KROMOMER ile KROMOZOM ile RENK KÜRE

( CHROMOGENIC vs. CHROMOMERE vs. CHROMOSOME vs. CHROMOSPHERE )

( رنگ زا ile رنگينپار ile رنگين تن ile رنگين کره )

( RANG ZA ile RANGYNAPAR ile RANGYNE TAN ile RANGYNE KAREH )


- KRONİK ile KALIP

( CHRONIC vs. PATTERN )


- KRONİK ile KRONİK HASTALIK

( CHRONIC vs. CHRONIC DISEASE )

( دامنگير ile مزمن ile گرانرو ile مرض مزمن ile بيماري مزمن )

( DAMANGYR ile MAZMAN ile GERANRO ile مرض مزمن ile BEYMARY MAZMAN )


- KRONİKLEŞMEK ile KRONİK/LİK ile KRONİKÇİ/LİK


- KRONİK/VAKAYİNÂME değil/yerine/= OLAYLIK/SIRADİZİMLİK


- KRONOLOJİK ile KRONOMETRE ile KRONOSKOP

( CHRONOLOGICAL vs. CHRONOMETER vs. CHRONOSCOPE )

( زماني ile گاه نگار ile گاه شمار ile زمانسنج ile وقت نگار ile گاهشمار ile لحظه شمار )

( ZAMANY ile GAH NEGAR ile GAH SHMAR ile ZAMANSANJ ile VAGHT NEGAR ile GAHOSHMAR ile LAHZEH SHMAR )


- KUANTUM DOLANIKLIK ile/||/<> KLASİK KORELASYON

( Kuantum dolanıklık yerel olmayan İLE klasik korelasyon yereldir )

( Formül: |ψ⟩ = (|00⟩ + |11⟩)/√2 İLE Bell eşitsizliği: |E(a ileb) - E(a ilec)| ≤ 1 + E(b ilec) )


- KUANTUM NOKTASI ile/||/<> NANOPARÇACIK

( QD boyut ayarlı emisyon, NP geniş uygulama. )

( Formül: 2-10nm İLE 1-100nm )


- KUANTUM OPTOMEKANİK ile/||/<> KLASİK OPTİK

( Kuantum optomekanik ışık-madde kuantum etkileşimiyken İLE klasik optik elektromanyetik dalga yayılımıdır )

( Formül: g₀ = √(ħω/2m) )


- KUANTUM ile/||/<> ELEKTRODİNAMİK

( QED kuramınin geliştirilmesi )

( Richard Feynman tarafından 1949 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1918-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Kuantum elektrodinamiği, Feynman diyagramları) (Nobel: 1965) )


- KUARK ile ACAYİP KUARK

( ... İLE Elektrik yükü -1/3, baryon sayısı 1/3 ve acayipliği -1 olan kuark. )

( QUARK vs. STRANGE QUARK )

( QUARK mit MERKWÜRDİGES QUARK )

( QUARK avec QUARK ÉTRANGE )


- KUARK ile/ve/||/<>/>< KARŞI KUARK


- KUARK ile/||/<> LEPTON

( Kuark güçlü etkileşir renk yükü İLE lepton güçlü etkileşmez. )

( Formül: 6 çeşit İLE 6 çeşit )


- KUARK ile/||/<> LEPTON (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Kuark güçlü etkileşim, lepton zayıf etkileşim yapar )

( Formül: Hadron yapıtaşı İLE temel )