Bugün[12 Temmuz 2026]
itibarı ile 34.561 başlık/FaRk ile birlikte,
34.561 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(53/140)


- GÜL ile GÜL SUYU ile GÜL YAĞI ile GÜL RENGİ ile GÜL YAĞCI/LIK ile GÜLE GÜLE ile GÜL BÖCEĞİ ile GÜL BÖREĞİ ile GÜL KURUSU ile GÜLE OYNAYA


- GULÂMPERESTLİK ile/||/<> PEDERASTY, SODAMY[İng.] ile/||/<> OĞLANCILIK

( Cinsel ilginin erkek çocuk ya da gençler üzerinde toplanıp onlarla doyurulması )

( PEDERASTY, SODAMY )


- GULBANG[Fars. < GUL + BĀNG] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLBANK

( Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua ya da ant )


- GÜLDÜR GÜLDÜR (AKMAK)


- GÜLDÜRMEK ile GÜLDÜRTMEK ile GÜLDÜREBİLMEK ile GÜLDÜRÜ ile GÜLDÜRÜCÜ/LÜK ile GÜLDÜR GÜLDÜR


- BİR ŞEY/BİRİ:
GÜLDÜRMEYEN/GÜLDÜRMÜYORSA > GÜLÜP GEÇMEK


- GÜLE GÜLE ile/||/<> GÜLE OYNAYA ile/||/<> GÜLEYAZMAK ile/||/<> YÜZE GÜLÜCÜ

( İnsan hoşuna ya da tuhafına giden olaylar durumlar karşısında genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak Mutlu sevinçli zaman geçirmek eğlenmek hoşça vakit geçirmek Biriyle alay etmek )


- GÜLE-OYNAYA (GİTMEK, KABUL ETMEK)


- GÜLER YÜZ ile GÜLER YÜZLÜ/LÜK


- GÜLER YÜZLÜ ile GÜLER YÜZLÜLÜK

( GENIAL vs. GENIALITY )

( خوش دهن ile خوش معاشرتي )

( KHOSH DAHAN ile KHOSH MOASHRATY )


- GÜLER YÜZLÜLÜK ile/||/<> BEŞUŞLUK


- GÜLLABİ ile GÜLLABİCİ/LİK


- GÜLLENMEK ile GÜLLE ile GÜLLECİ ile GÜLLE ATMA


- GÜLLÜ ile GÜLLÜK ile GÜLLÜK GÜLİSTANLIK


- GÜLLÜK-GÜLİSTANLIK


- GÜLMEK / YAŞAM/AK / KONUK (OLMAK)/MİSAFİR/LİK:
"UMDUĞUMUZLA ile/ve/değil/yerine/>< BULDUĞUMUZLA


- GÜLMEK ile AYIPLAMA


- GÜLMEK ve/||/<>/> EĞLENMEK ve/||/<>/> GEZMEK ve/||/<>/> DÜŞÜNMEK ve/||/<>/> ÖNERMEK ve/||/<>/> ÖNEMSEMEK ve/||/<>/> SEVMEK

( 10 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 20 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 30 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 40 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 50 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 60 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 70 yaşındaymış gibi. )


- GÜLMEK ile/ve/değil EŞİK

( Gülmek, devrimci bir eylemdir. )


- GÜLMEK :) ile/ve/||/<>/>/< GÖZLERİNİN İÇİNİN GÜLMESİ :)


- GÜLMEK ile GÜLMECE ile GÜLMECELİ


- GÜLMEK ile/ve/<> GÜLÜMSEMEK :)

( ... İLE/VE/<> En etkili/kolay/hızlı yapıt/eylem/ibâdet. )

( Sen gül ki, biz de gülelim! )

( Bir iyi hareket, bin iyi düşünceden
Bir gülüş de bin hareketten daha güçlüdür. )

( Gül ki, gül yüzünde güller açsın! )

( Gülmesini bilmeyen, dükkân açmasın! )

( Paranız yoksa, gülümsemeniz de mi yok? )

( Bir kişinin nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden akıl seviyesini anlarsın! )

( TEBEŞBÜŞ: Güleryüz gösterme. [küçükten büyüğe] )

( Gülün de, isterseniz beni paçamdan sürükleyin. )

( MÜBTESİM[< TEBESSÜM]: Gülümseyen, tebessüm eden. )

( Haydi! Bırak zihnindeki olumsuz kayıtları ve şu AN'a dön biraz! Ve bunu, sık sık tekralamaya çalışarak olan bitenlere, kişilere/çevrene/yaşama gülümse!... :) Sadece gülümse! :) (Herhangi bir nedeni/kaynağı olmaksızın, aklına geldikçe/getirerek gülümse!) :) Yaşam, vererek başlar ve sürdürülür. Verebilecek hiçbir şeyin olmasa/kalmasa bile, boşver sıkıntıları/saçmalıkları ve hiçbir zaman elinden alınamayacak olanı vererek, o, dünyanın en güzel manzarası olan gülümsemeni paylaşarak yaşa ve yaşat! Haydi! Tekrar tekrar gülümse!... :) )

( Seni güldürmeyen "şeye/duruma/soruna" gülüp geç. :) )

( Ne haliniz varsa gülün! )

( DIHK ile TEBESSÜM )

( LAUGHING vs. SMILING )

( HANDE )


- GÜLMEK ile GÜLÜNÇ ile GÜLÜYOR ile GÜLÜNÇ STOK ile ALAY KONUSU

( LAUGH vs. LAUGHABLE vs. LAUGHING vs. LAUGHING STOCK vs. LAUGHINGSTOCK )

( زير خنده زدن ile خنداندن ile خنده ile خنده کردن ile بخنده افتادن ile خنديدن ile ضحک ile خنده آور ile خنده دار ile خندهآور ile خندان ile الت مسخره ile آالت مسخره ile مايه خنده ile مضحکه ile مظحکه )

( ZYR KHANDEH ZADAN ile KHANDANDAN ile KHANDEH ile KHANDEH KARDAN ile BAKHANDEH AFTADAN ile KHANDYDAN ile ZEHAK ile KHANDEH AVAR ile KHANDEH DAR ile KHANDEHAVAR ile KHANDAN ile ELT MOSKHAREH ile AOT MOSKHAREH ile MAYYEH KHANDEH ile MOZHAKEH ile مظحکه )


- GÜLMEK ile/ve/değil/<> GÜLÜŞÜNE MEŞRÛ KAYNAK BULMAK/BULABİLMEK

( Umberto Eco'nun, Gülün Adı adlı kitabını okumanızı salık veririz. )


- GÜLMEK = SMILE/LAUGH[İng.] = RIRE[Fr.] = LACHEN[Alm.] = RIDERE[İt.] = REÍR[İsp.]


- GÜLMEK :) ile YÜKSEK SELENLE/SADÂYLA GÜLME/KAHKAHA[Ar.] :D )))

( En az iki biraraya getirilemezin ya da çelişkilerin buluşması durumunda zihnin bu durumla başa çıkamaması ve/ya da ağlanamaması/ağlayarak çözümlenemeyeceği durumlarda yaşanan fizyolojik ve zihinsel davranış/tutum/dışavurum/paylaşım. İLE Çelişkilerin çok fazla etkili olması durumlarında. )

( LAUGHING vs. LAUGHING LOUDLY )


- GÜLMEZ HASAN SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Hasan Efendi'nin oturduğu bu sokak, bu şahsın hayat boyu gülmemiş olması, mutsuzluğu, ağlayıp sızlaması nedeni ile sokağa "Gülmez Hasan Sokak" ismi verilmiştir. )


- GÜLÜ KOKLAMAK ile/ve/||/<>/< ELİNİ KANATMAK

( Elini kanatmayan, gülü koklayamaz. )


- GÜLÜK ile/||/<> ...

( kümrük Sapı ve ağzı kırık testi Yeşilköy Gelendost Isparta kümrük Yağcılar Yalvaç Isparta )


- GÜLÜMSEMEK ile GÜLÜMSETMEK ile GÜLÜMSEYEBİLMEK ile GÜLÜMSEYİVERMEK ile GÜLÜMSER/LİK


- GÜLÜMSEMEK(") ile/ve/değil/< KAHROLMAK


- GÜLÜMSEMEYİ:
İKRAM/İNFÂK ETMEK ile/ve/||/<>/< ESİRGEMEMEK


- GÜLÜNÇ/KOMİK ile/ve/değil/||/<> GARİP


- GÜLÜNÇLEŞMEK ile/||/<> KOMİKLEŞMEK


- GÜLÜNMEK ile GÜLÜNÇLEŞMEK ile GÜLÜNÇLEŞTİRMEK ile GÜLÜNÇ/LÜK ile GÜLÜNÇLÜ


- GÜLÜŞMEK ile GÜLÜŞÜLMEK ile GÜLÜŞ


- GÜLÜT ile GÜLÜTÇÜ/LÜK


- GÜM GÜM (VURMAK)


- GÜMBÜR GÜMBÜR (GELMEK | KOŞMAK)

( Daha çok, çocukların çıkardığı seslerde. )


- GÜMBÜRDEMEK ile GÜMBÜRDETMEK


- GÜME GİTMEK ile/ve/||/<> KİM VURDUYA GİTMEK


- GÜMLEMEK ile GÜMLETMEK


- GÜMRAHLAŞMAK ile GÜMRAH/LIK


- GÜMRÜK[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜMRÜK

( gümrük beyannamesi gümrük birliği gümrük kapısı gümrük kolcusu gümrük muayenesi gümrük tarifesi Bir ülkeye giren ya da bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer )


- GÜMRÜKLEME ile/||/<> GÜMRÜKLEMEK

( Gümrük işlemlerini yaptırıp bitirerek malları yurda sokma ya da yurttan çıkarma Bir malın giriş işlemlerini yapma Malın gümrüğe giriş işlemlerinin yapılması yani gümrük vergilerinin ödenmesi gümrükleme )

( CLEARANCE THROUGH CUSTOMS | CLEAR THROUGH THE CUSTOMS | CLEAR THROUGH THE CUSTOMS, PAYMENT OF THE DUTY CUSTOMS )

( DÉDOUANEMENT | DÉDOUANER )


- GÜMRÜKLEMEK ile/||/<> GÜMRÜKLENMEK ile/||/<> GÜMRÜKLENDİRMEK ile/||/<> GÜMRÜK[Yun. < KOMMERKİ] ile/||/<> GÜMRÜKLÜ ile/||/<> GÜMRÜKÇÜ/LÜK ile/||/<> GÜMRÜKSÜZ ile/||/<> GÜMRÜK KAPISI ile/||/<> GÜMRÜK BİRLİĞİ ile/||/<> GÜMRÜK KOLCUSU ile/||/<> GÜMRÜK TARİFESİ ile/||/<> GÜMRÜK KOLCULUĞU ile/||/<> GÜMRÜKSÜZ MAĞAZA ile/||/<> GÜMRÜK BEYANNAMESİ


- GÜMÜŞ BALIĞI ile/||/<> GÜMÜŞ GOL ile/||/<> GÜMÜŞ GÖZ ile/||/<> GÜMÜŞ GRİSİ ile/||/<> GÜMÜŞ KAPLAMA ile/||/<> GÜMÜŞ RENGİ ile/||/<> GÜMÜŞSERVİ ile/||/<> GÜMÜŞ VARAK ile/||/<> GÜMÜŞ YAĞMURCUN ile/||/<> GÜMÜŞ YIL ile/||/<> YENİ GÜMÜŞ ile/||/<> ALMAN GÜMÜŞÜ

( Atom numarası 47 atom ağırlığı 107 88 yoğunluğu 10 5 olan 960 C ye doğru sıvı durumuna geçen parlak beyaz renkte kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element sim I arjante simgesi Ag Bu elementten yapılmış arjante )


- GÜMÜŞÇÜN ile/||/<> KILKUYRUK

( Eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, küçük, parlak pullarla örtülü, kanatsız böcek; kılkuyruk. @@ (zooloji) )

( SILVERFISH | PINTAIL~PINTAIL )

( PETIT POISSON D'ARGENT | LÉPISME ARGENTÉ, FORBICINE | CANARD PILET~CANARD PILET )

( LEPISMA SACCHARINA | ANAS ACUTA~ANAS ACUTA )

( SILBERFISCHCHEN | SPIESSENTE~SPIESSENTE )

( PESCIOLINO D'ARGENTO~CODONE )

( ΑΣΗΜΌΨΑΡΟ / ασημόψαρο~ΨΑΛΊΔΑ / ψαλίδα )


- GÜMÜŞHANE ile GÜMÜŞHANELİ/LİK


- GÜMÜŞLEMEK ile GÜMÜŞLENMEK ile GÜMÜŞLETMEK ile GÜMÜŞ ile GÜMÜŞİ ile GÜMÜŞLÜ ile GÜMÜŞÇÜ/LÜK ile GÜMÜŞSÜZ ile GÜMÜŞ GOL ile GÜMÜŞ YIL ile GÜMÜŞ GRİSİ ile GÜMÜŞ RENGİ ile GÜMÜŞ VARAK ile GÜMÜŞ BALIĞI ile GÜMÜŞ KAPLAMA ile GÜMÜŞİ AKASYA ile GÜMÜŞ YAĞMURCUN ile GÜMÜŞ BALIĞIGİLLER


- GÜN YELİ ile/||/<> SARILIK

( hlk Sarılık )


- GUNA ile NİTELİK

( Nitelik. )


- GÜNAH ÇIKARMAK" ile/ve/||/<> PİŞMANLIK


- GÜNAH ile GİZLİ ŞİRK


- GÜNAH ile GÜNAHLI/LIK ile GÜNAHSIZ/LIK ile GÜNAHSIZCA ile GÜNAH KEÇİSİ


- GÜNAH ile/ve/değil TERSTEN İYİLİK

( MEKR-İ İLÂHİ )


- GÜNAHI İŞLEMEK ile GÜNAH SAVUNMAK


- GÜNÂŞIK[Tr. < GÜN + Ar. ʿĀŞİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYÇİÇEĞİ


- GÜNCEK/ŞEMSİYE[Ar.] ile/ve YAĞMURLUK

( [kökeni/etimolojisi] [Ar.] ŞEMS: Güneş. > ŞEMSİYYE: Güneşlik, güneşle ilgili. İLE/VE ... )


- GÜNCELLEME ile/||/<> GÜNCELLEMEK

( UPDATE )


- GÜNCELLEMEK ile GÜNCELLENMEK ile GÜNCELLETMEK ile GÜNCELLEŞMEK ile GÜNCELLEŞTİRMEK ile GÜNCELLEYEBİLMEK ile GÜNCE/LİK ile GÜNCEK ile GÜNCEL/LİK


- GÜNCELLEŞTİRMEK | GÜNCELLEŞMEK ile/||/<> GÜNCELLEŞTİRME | AKTÜELLEŞTİRME ile/||/<> AKTÜELLEŞTİRMEK | AKTÜELLEŞMEK


- GÜNCELLİK ile/||/<> HUTTON-LYELL İLKESİ

( HuttonLyell ilkesi )


- GÜNDELİK ile GELİŞİGÜZEL ile ZAYİAT

( CASUAL vs. CASUALLY vs. CASUALTY )

( غير مهم ile غير جدي ile تفريحاً ile تلفات )

( غير مهم ile غير جدي ile TAFARYHAN ile TALFAT )


- GÜNDE/LİK ile GÜNDEM ile GÜNDEŞ ile GÜNDELİKLİ ile GÜNDELİKÇİ/LİK ile GÜNDEM DIŞI ile GÜNDEN GÜNE


- GÜNDELİKLİ | YEVMİYELİ ile/||/<> GÜNDELİKÇİ | YEVMİYECİ ile/||/<> GÜNDELİKÇİLİK | YEVMİYECİLİK


- GÜNDEN-GÜNE (İYİLEŞMEK/KÖTÜLEŞMEK)


- GÜNDÜZ/LÜK ile GÜNDÜZCÜ/LÜK ile GÜNDÜZLÜ ile GÜNDÜZ FENERİ ile GÜNDÜZ GÖZÜYLE ile GÜNDÜZ GÖSTERİMİ ile GÜNDÜZ YIRTICILARI


- GÜNEŞ/KARANLIK ile/ve/||/<>/< TAN/FECİR

( ... İLE/VE/||/<>/< Güneş doğmadan önceki alaca karanlık. )


- GÜNEŞ || YER/TOPRAK ve/<>
GÜNBERİ

( ... VE/<> Yer'in, Güneş'e en yakın bulunduğu nokta. )

( Yer, Aralık ayının 31'ine doğru, günberide bulunur. )


- GÜNEŞ ile/ve/<> ATEŞ ile/ve/<> OCAK

( Gökte. İLE/VE/<> Yerde. İLE/VE/<> Evde. )


- GÜNEŞ ve/||/<> BULGURCUK

( ... VE/||/<> Güneş yüzeyinde, uzak görülerle seçilebilen, küçük, dairesel görünüşlü parçacıklardan her biri. )


- GÜNEŞE:
ARKAMIZI DÖNMEK değil/yerine/>< YÜZÜMÜZÜ DÖNMEK

( Gölgeleri/sorunları, önümüzde gösterir ve ümit yitiricidir. DEĞİL/YERİNE/>< Gölgeleri/sorunları, ardımızda bırak(tır)ır. )


- GÜNEŞLENMEK | GÜNEŞLEMEK ile/||/<> GÜNEY YARIM KÜRE | GÜNEY KÜRE ile/||/<> GÜNEY KARAMANI | GÜNEY KARAMAN KOYUNU


- GÜNEŞTE:
YANMAK ile/ve/değil/yerine KARARMAK

( 11:00 ile 16.00 arası güneş altında kalınmamalı! [yaz saati uygulamasına göre] )


- GÜNLEMEK ile GÜNLERCE ile GÜNLER GÜNÜ


- GÜNLÜ ile GÜNLÜK ile GÜNLÜKÇÜ/LÜK ile GÜNLÜK DİL ile GÜNLÜK AĞACI ile GÜNLÜK DEĞER ile GÜNLÜK DEFTER ile GÜNLÜK KONUŞMA ile GÜNLÜK GÜNEŞLİK


- GÜNLÜK AĞACI ile/||/<> AKGÜNLÜK

( Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı )


- GÜNLÜK "AHLÂK" ile/ve TASAVVUF AHLÂKI

( DAILY MORALS vs./and MORALS OF SUFISM )


- GÜNLÜK DEFTER ile/||/<> GÜNLÜK DEĞER ile/||/<> GÜNLÜK GÜNEŞLİK ile/||/<> AĞ GÜNLÜĞÜ

( O günkü o günle ilgili Üzerinden gün geçmiş ya da geçecek Her gün yapılan her gün yayımlanan her gün çıkan jurnal Her gün için Her gün yaşanan Günü gününe tutulan hatıra günce muhtıra Her gün giyilen kıyafet Günü gününe tutulan anı yazısı ya da bu yazıları içine alan eser günce güncelik )


- GÜNLÜK GÜNEŞLİK GÜLLÜK GÜLİSTANLIK


- GÜNLÜK KONUŞMALARIN SIRADANLIĞINDA/YALINLIĞIYLA:
AMAÇLI ile/ve/||/<> BİLEREK ile/ve/||/<> BİLMEDEN ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ

( Reklam. İLE/VE/||/<> Evlilik. İLE/VE/||/<> Dostluk. İLE/VE/||/<> Sanat. )

( Kitlelere "oynanıyorsa". İLE/VE/||/<> Saygıyla bütünleşilecekse. İLE/VE/||/<> Sevgiyle yaklaşılıyorsa. İLE/VE/||/<> Susulabiliyorsa. )

( )


- GÜNLÜK TELGRAF ile GÜNLÜK ile GÜNLÜK YEMEK ile GÜNLÜK MESELELER ile GÜNLÜK ÖDEME ile YEVMİYE

( DAILY TELEGRAPH vs. DAILY vs. DAILY FOOD vs. DAILY MATTERS vs. DAILY PAY vs. DAILY WAGES )

( بطور يوميه ile روز بروز ile يوميه ile روزانه ile روز به روز ile روزمره ile هر روزه ile همه روزه ile رزق ile امور روزمره ile روز مزد ile روزمزد ile ديلي تلگراف ile مزد روزانه )

( BETOR YVAMYYEH ile RUZ BORUZ ile YVAMYYEH ile ROZANEH ile RUZ BAH RUZ ile RUZMAREH ile NPAR RUZEH ile CPEHMEH RUZEH ile REZQ ile AMOR RUZMAREH ile RUZ MOZD ile RUZAMZAD ile DYLEY TELGARAF ile MOZD ROZANEH )


- GÜNLÜK YAŞA(MAK) ile/değil/yerine GÜNÜ YAŞA(MAK)

( Vurdumduymazlık içinde, hesapsız, düzensiz, aykırı, asalak yaşam. İLE/DEĞİL/YERİNE Gün içinde yaşanan, olan-biten herşeyi, olumlu ya da olumsuz tam anlamıyla yaşamak. )

( Temel olan, günü tam bir uyum ve bütünlük içinde yaşamak. Günü Yaşa(Carpe Diem), günlük yaşamak değildir! )

( [not] LIVE IN DAILY vs./but LIVE THE DAY [CARPE DIEM]
LIVE THE DAY [CARPE DIEM] instead of LIVE IN DAILY )


- GÜNLÜK ile/||/<> GÜNCE ile/||/<> GÜNCELİK


- GÜNLÜK/GÜNCEL ... ile GÜNDELİK ...


- GÜNLÜK ile GÜNLÜK

( O günkü, o günle ilgili. | Üzerinden ... gün geçmiş ya da geçecek.[On günlük bebek.] | Her gün yapılan, her gün yayımlanan/çıkan. | Günü gününe tutulan anı yazısı ya da bu yazıları içine alan yapıt, günce, muhtıra. İLE Bir çeşit ağaç sakızı. )


- GÜNLÜK ile SÜT SIĞIRI ile SÜT FABRİKASI ile SÜT ÜRÜNLERİ ile SÜT TİCARETİ ile SÜTÇÜ

( DAIRY vs. DAIRY CATTLE vs. DAIRY FACTORY vs. DAIRY PRODUCTS vs. DAIRY TRADE vs. DAIRYMAN )

( لبنياتي ile شير بندي ile احشام لبنياتي ile کارخانه لبنيات ساز ile لبنيات ile ماست بندي ile شير فروش ile لبنيات فروش )

( LABANYATY ile SHYR BANDY ile AHESHAM LABANYATY ile KARKHANEH LABANYAT SAZ ile LABANYAT ile MAST BANDY ile SHYR FOROSH ile LABANYAT FOROSH )


- GÜNÜ GEÇİRMEK değil/yerine GÜNÜ YAŞAMAK

( Kişi, inandığı gibi yaşayamıyorsa, yaşadığı gibi inanmaya başlar. )

( [not] TO PASS THE DAY but LIVE THE DAY
LIVE THE DAY instead of TO PASS THE DAY )


- GÜNÜ GÜNÜNE (NOT ALMAK, ÇALIŞMAK)


- GÜNÜBİRLİK ... ile/değil GÜNLÜK ...


- GÜNÜBİRLİK ile/||/<> GÜNÜBİRLİĞİNE


- GÜR ile ÇOK


- GÜR ile GÜRE ile GÜRZ ile GÜRECİLİK


- GURBET ile/||/<> GURBETLİK


- GURBET/LİK ile GURBETÇİ/LİK ile GURBET ELİ


- GÜRBÜZLEŞMEK ile GÜRBÜZ/LÜK


- GÜREŞ ile KARAKUCAK

( ... İLE Kökeni Orta Asya'ya uzanan, serbest stilde, yağ sürülmeden yapılan en eski, geleneksel Türk güreşi. )


- GÜREŞMEK ile GÜREŞİLMEK ile GÜREŞTİRMEK ile GÜREŞEBİLMEK ile GÜREŞTİRİLMEK ile GÜREŞ ile GÜREŞÇİ/LİK ile GÜREŞ MAYOSU ile GÜREŞ MİNDERİ ile GÜREŞÇİ KÖPRÜSÜ


- GÜREŞMEK ile/||/<> YIKIŞMAK


- GURK ile/||/<> KULUÇKA / ERKEK HİNDİ

( kuluçka erkek hindi Yerel ağızlarda gurk yanında kurk kuluçka biçimi de geçer Bundan başka gulk guluk kuluk kulluk gibi birtakım biçimler de kullanılır Kuluçka tavuğun ya da erkek hindinin çıkardığı sesten geldiği açıktır )


- GURKLAMAK ile GURK


- GÜRLEMEK ile GÜRLETMEK ile GÜRLEŞMEK ile GÜRLEŞTİRMEK ile GÜRLEK


- GURU[SANSK.] ile/değil/yerine/=/||/<> GURU

( Brahmacı eğitimde yüksek kasttan gençleri ve öğrencileri yetiştiren manevi gücünün en yüksek noktada olduğuna inanılan kimse pir )


- GURÛB | BATMA ile/||/<> BATMAK ile/||/<> BATMA

( Bir gökcisminin Ay Güneş yıldız v b gözerimi altına inmesi Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi Deniz yüzünün yükselmesi ya da oluşum deyimleriyle kıyıların ve karaların su altına girmesi I Göze benzeyen bir çorap motifi Yeşilova Aksaray Niğde Başkışla Karaman Konya II Ahırdaki hayvan yemliği Yeşilköy Gelendost Isparta Yenikent Aksaray Niğde kıyıda coğrafya astronomi )

( SETTING | SET | SUBMERGENCE, COVERING | RISING )

( COUCHER | SE COUCGER | SUBMERSION, IMMERSION | SUBMERSION | COUCHER (SE-) | LEVER )

( UNTERGANG | UNTERGEHEN | UNTERTAUCHEN | AUFGANG )

( OCCASUS )

( TRAMONTO )

( ΔΎΣΗ / δύση )


- GÜRÜL GÜRÜL (AKMAK)


- GURULDAMAK ile/||/<> GURLAMAK


- [ne yazık ki]
GÜRÜLTÜ ÇIKARMAK/KORNA ÇALMAK ile/değil/yerine/>< SUSMAK/SESSİZLİĞİ YEĞLEMEK

( [ne yazık ki] Bilgisizlik ne kadarsa o kadar çok ve yüksektir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgelik ve zarâfet ne kadar derinse/yüksekse. )


- GÜRÜLTÜ-PATIRTI (ÇIKARMAK)


- GÜRÜLTÜ ile GÜRÜLTÜCÜ/LÜK ile GÜRÜLTÜLÜ ile GÜRÜLTÜSÜZ/LÜK ile GÜRÜLTÜSÜZCE ile GÜRÜLTÜ PATIRTI ile GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ ile GÜRÜLTÜLÜ PATIRTILI ile GÜRÜLTÜSÜZ PATIRTISIZ


- GÜRÜLTÜCÜ | KAVARACI | VELVELECİ ile/||/<> GÜRÜLTÜCÜLÜK | KAVARACILIK | VELVELECİLİK


- GÜRÜLTÜSÜZLÜK ile/ve/||/<>/> SESSİZLİK/SAKİNLİK

( ŞÛR[Fars.]: Gürültü, şamata. )

( Gereksiz dış etmenlerin (sesin) bulunmamasıyla. İLE/VE/||/<>/> Kendiliğinden, doğal olarak. )

( SILENCE vs./and/||/<>/> QUITENESS )


- GURUR >< AŞK


- GURUR değil/yerine/>< MUTLULUK

( Neden, çocuklar, kavga ettikten sonra hemen barışıp birlikte oynamaya devam ederler? Çünkü, onların mutluluğu, gururdan daha değerlidir. )


- GURURLANMAK ile GURURLANDIRMAK ile GURURLANABİLMEK ile GURU ile GURUP ile GURUR ile GURURLU/LUK ile GURURSUZ/LUK ile GURURLUCA ile GURUP RENGİ


- GURUR(LU OLMAK)/MAĞRUR ile/değil/yerine VAKUR (OLMAK)


- GURURUNU/N KIRMAK/KIRILMASI ile/ve/||/<>/> KÜÇÜK DÜŞ(ÜR/ÜL)MEK


- GÛŞ[Fars.] (ETMEK) ile/ve/||/<> KULAK | İŞİTMEK

( Kulak, gûş edecek. )


- GUSLETMEK/GUSLETMEK[Ar. < ĠUSL + Tr. ETMEK] ile/||/<> GASLETMEK/GASLETMEK[Ar. < ĠASL + Tr. ETMEK]

( Gusül abdesti almak )


- GUSLETMEK[Ar. < ĠUSL + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> GUSLETMEK

( Gusül abdesti almak )


- GÜVEN KAYBETMEK yerine PARA KAYBETMEK/PARASIZ KALMAK

( TO LOSE MONEY instead of TO LOSE TRUST )


- GÜVEN ile APTALLIK

( TRUST vs. FOOLISHNESS )


- GÜVEN ve/||/<> DERİNLİK ve/||/<> SEVGİ

( Söz ile yapılan iyilik. VE/||/<> Düşünce ile yapılan iyilik. VE/||/<> Vererek yapılan iyilik. )


- GÜVEN ile/ve/<> İNANDIRICILIK

( TRUST vs./and/<> PLAUSIBILITY )


- GÜVEN ile/ve/||/<> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK


- GÜVEN ile/>< ÜMİTSİZLİK


- GÜVENCE ile GARANTİ ETMEK ile EMİN ile KEFİL

( ASSURANCE vs. ASSURE vs. ASSURED vs. ASSURER )

( اطمينان ile پشتگرمي ile خاطرجمعي ile يقان ile پشت گرمي ile مطمئن کردن ile خاطرجمع کردن ile خاتر جمع کردن ile اطمينان دادن ile مطمئن ساختن ile بيمه شده ile اطمينان دهنده )

( ETMYNAN ile POSHTGARAMY ile KHATRAJMAY ile يقان ile POSHT GARAMY ile MOTMAEN KARDAN ile KHATRAJMA KARDAN ile KHATAR JAM KARDAN ile ETMYNAN DADAN ile MOTMAEN SAKHTAN ile BEYMAH SHODEH ile ETMYNAN DAHANDEH )


- GÜVENCESİZ | GARANTİSİZ ile/||/<> GÜVENCESİZLİK | GARANTİSİZLİK


- [NE YAZIK Kİ]
GÜVENEMEMEK ile/ve/||/<>/> KESTİREMEMEK


- GÜVENİLİRLİK ile BAĞIMLILIKLAR

( DEPENDABILITY vs. DEPENDENCIES )

( توکل پذيري ile توابع )

( TOKL PAZYRY ile TAVABE )


- GÜVENİLİRLİK ile/||/<> GÜVENİLİRLİK

( Sinema TV Herhangi bir aygıtın ya da bu aygıtı oluşturan bölümlerin gerektiği biçimde çalışma olasılığının derecesi Belirli bir dizgenin önceden saptanan belirli bir yarılışsız işleme standardına göre başarı ölçüsü kullanılırlık Genel anlamda bir sonuçta yer alan güven derecesi Nesnelerin bozulmalarını ve kestirim yöntemlerini inceleyen güvenilirlik kuramında ise bir nesnenin tanımlanmış bir amacı belli bir zaman aralığında tam olarak yerine getirme olasılığıdır Bir ölçümün benzer koşullar altında aynı birime birden fazla uygulanması sonucunda benzer ve tutarlı sonuçlar alınması )

( RELIABILITY )

( FIABILITÉ )

( BETRIEBSSICHERHEIT, ZUVERLÄSSIGKEIT | ZUVETIAESSIGKEIT )


- GÜVENİLİRLİK ile/ve/> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

( SİKA[< VÜSÛK]: Güven, emniyet. | Güvenilir/inanılır kişi. )

( RELIABILITY vs./and/> SUSTAINABILITY )


- GÜVENİRLİK değil GÜVENİLİRLİK


- GÜVENLİK ATAŞESİ ile/||/<> GÜVENLİK BORUSU ile/||/<> GÜVENLİK ÇEMBERİ ile/||/<> GÜVENLİK ENGELİ ile/||/<> GÜVENLİK GÖREVLİSİ ile/||/<> GÜVENLİK KAMERASI ile/||/<> GÜVENLİK ŞERİDİ ile/||/<> GÜVENLİK VANASI ile/||/<> MİLLÎ GÜVENLİK ile/||/<> SİBER GÜVENLİK ile/||/<> SOSYAL GÜVENLİK ile/||/<> ULUSAL GÜVENLİK ile/||/<> KAMU GÜVENLİĞİ

( Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu emniyet )


- GÜVENLİK ile/ve/||/<> DÜZEN


- GÜVENLİK ile/ve/||/<>/>/< GÜVEN


- GÜVEN/LİK ile/ve/||/<>/> GÜVENCE

( Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. | Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil. | Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. )


- GÜVENLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ


- GÜVENLİK ve/||/<> SIRADÜZEN/HİYERARŞİ


- GÜVENLİK ile/ve TEDBİR

( ASPHALEIA ile/ve ... )

( SECCURITY vs./and PRECAUTION )


- GÜVENLİLİK | EMNİYETLİLİK ile/||/<> GÜVENLİK ŞERİDİ | EMNİYET ŞERİDİ ile/||/<> GÜVENLİK ATAŞESİ | EMNİYET ATAŞESİ ile/||/<> GÜVENSİZLİK | EMNİYETSİZLİK | İTİMATSIZLIK


- GÜVEN/MEK ile/ve/fakat/||/<>/> DOĞRULA/MAK


- GÜVENMEK ile/ve SAĞLAMLAŞTIRMAK

( TO TRUST vs./and TO CONSOLIDATE )


- GÜVENSİZ ile GÜVENSİZLİK

( INSECURE vs. INSECURITY )

( غيرمحفوظ ile بي اعتبار ile ناامن ile غير قطعي ile تزلزل )

( غيرمحفوظ ile BEY ETEBAR ile NAOMAN ile غير قطعي ile TEZELZEL )


- GÜVENSİZLİK ile/ve/değil BELİRSİZLİK

( [not] DISTRUSTFULNESS/LACK OF CONFIDENCE vs./and/but INDEFINITENESS )


- [ne yazık ki]
GÜVENSİZLİK ile/ve/||/<> BENCİLLİK ile/ve/||/<> AHLÂK

( )


- GÜVENSİZLİK ile/ve/değil EMİNSİZLİK

( [not] DISTRUSTFULNESS/LACK OF CONFIDENCE vs./and/but LACK OF SURE )


- GÜVERCİN/LİK ile GÜVERCİNLER


- GÜVEYFENERİ ile/||/<> ALTIN ÇİLEK ile/||/<> TOMATİLLO

( Patlıcangillerden kırmızı ve ekşimsi meyvesi idrar söktürücü olarak kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki gelin otu Physalis alkekengi )

( PHYSALIS ALKEKENGI cum/||/<> ALKEKENGI OFFICINARUM cum/||/<> PHYSALIS PERUVIANA cum/||/<> PHYSALIS PHILADELPHICA cum/||/<> PHYSALIS PUBESCENS )


- GÜVEYİ/LİK ile GÜVEYİ YEMEĞİ


- GÜZEL AHLÂK ve/=/<> İLİM


- GÜZEL GÜZEL (ÇALIŞMAK, KONUŞMAK, OYUN OYNAMAK)


- GÜZEL İNSAN değil/yerine KİŞİDEKİ(/İNSANDAKİ) GÜZELLİK


- GÜZEL/LER ile/ve/||/<>/> GÜZELLİK

( Duyumsanan/görülen, görerek. İLE/VE/||/<>/> Düşünülen, düşünerek. )


- GÜZEL ÖRNEK ile/ve/değil/||/<>/< İYİ ÖRNEK


- GÜZEL ile/||/<> GÜZELLİK

( Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden (yazı, şiir, yapıt). @@ (Sözcüğün somut anlamı: Görmeyle ilgili, göze hoş görünen). Estetiğin temel kavramı; değer yargılarının ana kavramlarından biri. Güzel, genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir. Platon'dan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir. @@ İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal. )

( BEAUTIFUL~BEAUTY )

( BEAU | LE BEAU | BEAUTÉ~BEAUTÉ )

( PULCHER~... )

( SCHÖN~SCHÖNHEIT )

( BELLO~BELLEZZA )

( ΌΜΟΡΦΟΣ / όμορφος~ΟΜΟΡΦΙΆ / ομορφιά )


- GÜZELDE/GÜZELLİKTE ARANANLAR:
BAKIŞIM/LI(SİMETRİ/K) ve ORANTI/LI(EURYTMIE) ve UYUM/LU(HARMONİ/K)

( DÜZGÜN ve DÜZENLİ ve DİZGELİ ve AÇIK/LIK/PARLAK/LIK(CLARITAS/MUŞÂ'ŞÂA) )


- GÜZELİ SEVMEK ile/ve/değil/yerine/<> GÜZELLİĞİ SEVMEK


- GÜZELLEŞMEK ile GELİŞEN ile GELİŞEN İŞ ile GELİŞME DURUMU

( FLOURISH vs. FLOURISHING vs. FLOURISHING BUSINESS vs. FLOURISHING CONDITION )

( معمور ile آباد کردن ile شکوفايي ile رونق يافتن ile آباد شدن ile نشو و نما کردن ile برومند شدن ile آبادان ile آباد ile کسب با رونق ile آبادي )

( MAMOR ile ABAD KARDAN ile SHKOFAYY ile RONGH YAFTAN ile ABAD SHODAN ile NESHO VE NAMA KARDAN ile BOROMAND SHODAN ile ABADAN ile ABAD ile KASB BA RONGH ile ABADY )


- GÜZELLEŞMEK ile GÜZELLEŞTİRMEK ile GÜZELLEŞEBİLMEK ile GÜZELLEŞTİRİLMEK ile GÜZEL/LİK ile GÜZELCE ile GÜZELLEME ile GÜZEL DUYU ile GÜZEL GÜZEL ile GÜZEL DUYUSAL ile GÜZEL SANATLAR ile GÜZEL DUYUCULUK ile GÜZELLİK SALONU ile GÜZEL YAZI SANATI ile GÜZELLİK ENSTİTÜSÜ ile GÜZELLİK KRALİÇESİ ile GÜZELLİK MALZEMESİ ile GÜZELLİK YARIŞMASI ile GÜZELLİK MÜSTAHZARLARI


- GÜZELLEŞTİRMEK ile GÖZ ALICI

( GLAMORIZE vs. GLAMOROUS )

( جادو کردن ile طلسم آميز ile مسحور کننده )

( JADO KARDAN ile TALSAM AMYZ ile MASHUR KONANDEH )


- DÜŞKÜNLÜK:
GÜZELLİĞE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜRÜSTLÜĞE


- GÜZELLİK ENSTİTÜSÜ ile/||/<> GÜZELLİK KRALİÇESİ ile/||/<> GÜZELLİK MALZEMESİ ile/||/<> GÜZELLİK MÜSTAHZARLARI ile/||/<> GÜZELLİK SALONU ile/||/<> GÜZELLİK YARIŞMASI ile/||/<> İYİLİK GÜZELLİK

( Estetik bir zevk coşku hoşlanma duygusu uyandıran nitelik hüsün Okşayıcı söz ya da davranış iyilik yumuşaklık Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey Güzel olan bir kimsenin niteliği )


- GÜZELLİK UZMANI ile GÜZELLEŞTİRME ile GÜZELLEŞTİRİCİ ile GÜZEL ile GÜZELLEŞTİRMEK

( BEAUTICIAN vs. BEAUTIFICATION vs. BEAUTIFIER vs. BEAUTIFUL vs. BEAUTIFY )

( مشاطه ile زيباسازي ile زيبا سازي ile قشنگ کننده ile زيباکننده ile ماه پيکر ile صاحب جمال ile خوشرو ile وجيه ile خوشگل ile قشنگ ile پري پيکر ile زيبا ile پر جلوه ile ماهرو ile جميل ile ماهرخ ile پريرو ile زيبا کردن ile قشنگ کردن ile داراي ظاهرخوب کردن )

( مشاطه ile ZYBASAZY ile ZYBA SAZY ile GHSHANG KONANDEH ile ZYBAKONANDEH ile MAH PEYKAR ile SAHEB JOMAL ile KHOSHRO ile وجيه ile KHOSHGOL ile GHSHANG ile PARY PEYKAR ile ZYBA ile پر جلوه ile MANPARO ile جميل ile MANPARKH ile PARYRO ile ZYBA KARDAN ile GHSHANG KARDAN ile DARAY ZANPARKHOB KARDAN )


- GÜZELLİK YAPMAK ile KIYAK GEÇMEK


- GÜZEL/LİK ve AHLÂK


- GÜZELLİK ile/ve/hem de AKIL

( Güzellik ondur, dokuzu don-dur. )

( Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz. )

( Güzel bürünür, çirkin görünür. )

( vs./and/||/<> REASON/MIND )


- GÜZELLİK ve/=/< ARINMA

( BEAUTY and/=/< PURIFICATION )


- GÜZELLİK ile/ve/||/<>/>/< AŞK

( GÜZELLİK: Aşkın olmadığı yerde ne işim var?! VE AŞK: Güzelliğin olmadığı yerde ne işim var?! )

( ... İLE/VE/||/<>/>/< Güzelliğe duyulan özlem. )

( BEAUTY and/<> LOVE )


- GÜZEL/LİK ile BAKIMLI/LIK

( BEAUTINESS vs. WELL CARED )


- GÜZELLİK = BEAUTY[İng.] = BEAUTÉ[Fr.] = SCHÖNHEIT[Alm.] = PULCHRITUDO[Lat.]


- GÜZELLİK ile/ve BİLEŞİK

( vs./and/||/<>/and COMPOUND )


- GÜZELLİK ve/||/<> BİRİNİ SEVMEK

( Dünyayı kurtaracak. VE/||/<> ile başlayacak herşey. )

( )


- GÜZELLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNSEL KAVRAYIŞ


- GÜZELLİK ile/ve/değil/yerine CÂZİBE


- GÜZELLİK ile/ve/değil/||/<>/< ÇEŞİTLİLİK


- GÜZEL/LİK >< ÇİRKİN/LİK

( HÜSN >< KUBH )


- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜRÜST/LÜK


- GÜZELLİK ile/ve/< DÜZEN

( GÜZELLİK: GERÇEĞE ÖZGÜ İNCELİĞİN PARLAKLIĞI [HAKİKATİN ŞÂŞA-İ LETÂFETİ - RECAİZÂDE EKREM BEY] )

( BEAUTY vs./and/< ORDER )

( YOUMEI ile/ve/< ... )


- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZGÜN/LÜK


- GÜZELLİK ile/ve EDÂ


- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB

( Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir. )

( BEAUTY vs./and/<> ETHICS/MANNERS )


- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB

( BEAUTY vs./and/<> ETHICS/MANNERS )


- GÜZELLİK >< FAZLALIK

( Güzellik, fazlalıklardan arınmışlıktır. )


- GÜZELLİK ile/||/<> GÜZEL

( Görme ve işitme duyuları aracılığıyla hoşumuza giden ve bizde hayranlık duygusu uyandıran biçim ve ölçülerin oluşturduğu uyumlu bütün güzel güzel Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden yazı şiir yapıt Sözcüğün somut anlamı Görmeyle ilgili göze hoş görünen Estetiğin temel kavramı değer yargılarının ana kavramlarından biri Güzel genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir Platondan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal )

( BEAUTÉ )


- GÜZELLİK ile GÜZELLİK SALONU ile GÜZELLİK NOKTASI

( BEAUTY vs. BEAUTY SALON vs. BEAUTY SPOT )

( وجاهت ile خوبي ile خوشگلي ile جمال ile زيبائي ile زنان زيبا ile نيکويي ile صباحت ile سالن زيبايي ile آرايشگاه ile خال )

( VOJANPAT ile KHOBY ile KHOSHGOLY ile JOMAL ile ZYBAYEY ile ZANAN ZYBA ile نيکويي ile صباحت ile SALEN ZYBAYY ile ARAYSHGAH ile KHAL )


- GÜZELLİK ile İÇTENLİK/CANA YAKINLIK

( İçtenlik vermez. İLE Güzellik verir. )


- GÜZEL/LİK ile İDDİALI GÜZEL/LİK


- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İLGİNÇ/LİK


- GÜZELLİK ile/ve/<> İNCELİK


- GÜZELLİK ile/ve/değil IŞILTI

( Güzel yüzün, süse/boyaya/makyaja gereksinimi yoktur/olmaz! [Fars. Hâcet-i meşşâta nîst rûy-ı dil-ârâmrâ - Hâfız-ı Şirâzî] )


- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖZEL/LİK

( BEAUTY(TIFERET[Kabala]) vs. FEATURE )


- GÜZELLİK ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK

( Güzellik, özgür kılar. )


- GÜZELLİK ile/ve/||/<> SEVDÂ

( Güzelliğin beş para etmez, bende/onda bu sevdâ olmasa. )


- GÜZELLİK ve/||/<>/> SONSUZLUK

( Ancak, güzellikte sonsuzluğa ulaşabiliriz. )

( Tüm tekil parçaların her biri, özünü sınırlandırarak uyumlulaşmışsa ve bütün, o tekil parçaların özgürlüğünün sonucuysa güzel olarak nitelendirilir. )


- GÜZEL/LİK ile/ve SÜRÜKLEYİCİ/LİK

( BEAUTY vs./and FASCINATING )


- GÜZELLİK ve VASIF

( BEAUTY and QUALITY )


- GÜZEL/LİK ile YETERLİ/LİK

( BEAUTY/NESS vs. SUFFICIENCY )


- GÜZEL/LİK ile/ve/<>/>< YÜCE/LİK ile/ve/<>/>< YALIN/LIK (GELİŞMİŞ/LİK)

( Hz. Muhammed. İLE/VE/<>/>< Hz. Âlî. )


- GÜZLEK ile GÜZLÜK

( Güz yağmuru. | Güz mevsiminin geçirildiği yer. İLE Güzün yapılan. | Güzün ekilen tahıl. )


- GÜZLEMEK ile GÜZLEK


- GYMNASTİQUE[Fr. < GYMNASTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JİMNASTİK

( jimnastikhane aletli jimnastik araçlı jimnastik artistik jimnastik düzeltici jimnastik ritmik jimnastik beyin jimnastiği zihin jimnastiği Vücudu çevikleştirmek ve güçlendirmek için yapılan alıştırmaların tümü kültürfizik Erkeklerde yer alıştırmaları barparalel barfiks halkalar ve kulplu beygir kadınlarda yer alıştırmaları eşit olmayan çubuklar barfiks denge kalası alıştırmalarını içeren yarışma disiplini )


- GYNECOLOGİQUE[Fr. < GYNÉCOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JİNEKOLOJİK

( Kadın hastalıkları ile ilgili )


- HABABAM-DEBABAM (ÇALIŞMAK)


- HABAK[Ar.] ile HABÂK[Ar.]

( Yarpuz ya da narpuz da denilen ve nane cinsinden olan güzel kokulu, iştah açıcı bir ot.[Lat. MENTHA PULEGIUM] İLE Dört yanı çevrilmiş olan yer, avlu. | Ağıl, mandra. )


- HABASET[Ar. < ḪABĀS̱ET] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖTÜLÜK | ALÇAKLIK

( kötülük alçaklık )


- HABBE | KABARCIK ile/||/<> KABARCIK

( Katı ve sıvı yığın evrelerde çeşitli etkilerle oluşan yerel gaz kümeleri tomur köpük Sıvı ya da katıların içinde oluşan gaz oylumu )

( BUBBLE | FOAM )

( BULLE | ÉCUME )

( BLASE | BLASE, LIBELLE | SCHAUM )

( BULLA )

( BOLLA )

( ΦΥΣΑΛΊΔΑ / φυσαλίδα )


- HABBE | KABARCIK ile/||/<> KÖPÜK

( Katı ve sıvı yığın evrelerde çeşitli etkilerle oluşan yerel gaz kümeleri. @@ bk. tomur @@ @@ bk. köpük @@ Sıvı ya da katıların içinde oluşan gaz oylumu. )

( BUBBLE | FOAM~FOAM | BUBBLE )

( BULLE | ÉCUME~ÉCUME | ECUME, MOUSSE | ÉCUME; MOUSSE )

( BULLA~SPUMA )

( BLASE | BLASE, LIBELLE | SCHAUM~SCHAUM )

( BOLLA~SCHIUMA )

( ΦΥΣΑΛΊΔΑ / φυσαλίδα~ΑΦΡΌΣ / αφρός )


- HABER VERMEK ile/değil/yerine/= ÇAVLAMAK


- HABER ve/||/<>/< PİŞMANLIK


- HABERCİ ile HANTALLIK

( HARBERDASHER vs. HARBERDASHERY )

( خرازي فروش ile خرازي فروشي )

( KHARAZY FOROSH ile KHARAZY FOROSHY )


- HABERCİ ile/||/<> ULAK

( özel ulak el ulağı )


- HABERDAR OLMAK | BİLMEK ile/||/<> BİLME

( Herhangi bir şeyi başka şeylerden ayırmaya yarayacak biçimde öğrenmiş olmak 1 Bir şeyi anlamış ya da öğrenmiş bulunma 2 Bir şeyi yapmaya alışmış olma elinden gelme 3 Tanıma anımsama 1 Geniş anlamda Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma 2 Soru ve araştırmalarla kazanılmış kesinlik inanmanın karşıtı 3Temellendirilmiş olan bilgi edinme tanıma kuşku ve kanının karşıtı 4 Bilgi edinmenin erek ve sonucu )

( KNOW | KNOWING )

( SAVOIR | SAVOIR, SCIENCE )

( WISSEN )


- HABERDAR OLMAK ile/ve/<> FARKINDALIK

( TO BE AWARE OF vs./and/<> AWARENESS )


- HABERİN/BİLİNİN "DEĞERİ":
"DOLAŞIM GÜCÜ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRULUK


- HABERLEŞMEK ile/ve/değil HABERDAR ETMEK


- HABERLEŞMEK ile HABERLEŞTİRMEK ile HABERLEŞEBİLMEK ile HABER/LİK ile HABERCİ/LİK ile HABERLİ/LİK ile HABERSİZ/LİK ile HABER KİPİ ile HABERSİZCE ile HABER AJANSI ile HABER BÜROSU ile HABER BÜLTENİ ile HABER KAYNAĞI ile HABER MERKEZİ ile HABER STÜDYOSU


- HABERLEŞMEK ile/||/<> İLETİŞMEK


- HABERSİZ AYRILMADA/UZAKLAŞMADA:
VAROLUP OLMAMANI UMURSAMAMAK ile/ve/<>/< VAROLUŞUNUN, ÖNEMİ/ANLAMI/DEĞERİ/FARKI YOK


- HABERSİZLİK ile/||/<> BİHABERLİK


- HABIT :/yerine ALIŞKANLIK


- HABSEDEBİLMEK[Ar. < ḤABS + Tr. EDEBİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAPSEDEBİLMEK

( Hapsetme ihtimali ya da imkânı bulunmak Hapsetmeye gücü yetmek )


- HABSETMEK[Ar. < ḤABS + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAPSETMEK

( Bir suçluyu hapishaneye koymak kapamak Engellemek sınırlamak Bir kimseyi ya da bir şeyi boşu boşuna tutmak alıkoymak )


- HABSOLMAK[Ar. < ḤABS + Tr. OLMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAPSOLMAK

( Bulunduğu yerden dışarı çıkamamak )


- HABTETMEK[Ar. < ḤABṬ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAPTETMEK

( Karşısındakini susturmak cevap veremez durumunda bırakmak )


- HAC/HACC[Ar. < ḤACC] ile/||/<> HACCETMEK/HACCETMEK[Ar. < ḤACC + Tr. ETMEK] ile/||/<> HACI/HACC[Ar. < ḤĀCC]

( Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi İslam ın beş şartından biri olan Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke de yapılan Kâbe yi ziyaret ve tavaf ibadeti )


- HAC ile HAÇ ile HACI/LIK ile HACILAR ile HACI YAĞI ile HACI DEVESİ ile HACI FIŞFIŞ


- HACAMATLAMAK ile HACAMAT ile HACAMATÇI/LIK ile HACAMAT ŞİŞESİ ile HACAMAT BALTASI


- HACC'A GİTMEK ile/ve HACC'TAN GİTMEK


- HACCETMEK[Ar. < ḤACC + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HACCETMEK

( Müslümanlıkta hac zamanında Kâbe yi ziyaret ve tavaf etmek Hristiyanlıkta kutsal sayılan yerleri ziyaret etmek )


- HACEREYN ve/||/<> NESÎK

( İki taş.[Altın ve gümüş.] VE/||/<> Altın. | Gümüş. )


- HÂCET(GEREK/SİNİM) YOK:
[ne] İNKÂR'A ve/ne de İKRAR'A


- HACI MAHMUT EFENDİ SOKAK :

( Merkez Sarıyer'de Muhacir Mahallesi yerleşim bölgesindeki sokaklardan biridir. Mahallenin ilk hacısı ve saygın bir kişisi olarak mahalleye bu "Hacı Mahmut Efendi Sokak" ismi verildi. )


- HACIAĞALIK ile/||/<> HIYARAĞALIK

( Ağa olma durumu )


- HACİM ile HACİMCE ile HACİMLİ/LİK ile HACİMSİZ/LİK ile HACİMLİCE


- VOLUME SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ VOLUMIQUE[Fr.] / VOLUMETRISCHE SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİMSEL ALINGANLIK


- VOLUME RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ DE VOLUME[Fr.] / DURCHGANGSSPEZIFISCHE WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= HACİMSEL DİRENÇLİLİK


- HACİMSİZ | OYLUMSUZ ile/||/<> HACİMSİZLİK | OYLUMSUZLUK


- HACIYA GİTMEK" değil HACCA GİTMEK


- HACİZ/HACZ[Ar. < ḤACZ] ile/||/<> HACZETMEK/HACZETMEK[Ar. < ḤACZ + Tr. ETMEK]

( haczetmek Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına aylığına ya da malına icra dairesi tarafından el konulması )


- HACİZ KOYMAK ile/değil/yerine/= ELKOY YAPMAK


- HACİZ/HACZETMEK ile/değil/yerine/= ELKOY / ELKOYLAMAK


- HACK[İng.] ile/değil/yerine/>< HAK[Ar.]


- HEKİNG/HEKİNK/HACKING[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖKERTME


- HAÇLI ile ÇARMIHA GERİLMİŞ ile ÇARMIHA GERİLME ile HAÇ BİÇİMİNDE ile ÇARMIHA GERMEK

( CRUCIFEROUS vs. CRUCIFIED vs. CRUCIFIXION vs. CRUCIFORM vs. CRUCIFY )

( صليبي ile مصلوب ile مصلوب ساختن ile خاجديس ile چارميخ کردن ile به چارميخ کشيدن ile مصلوب کردن ile برصليب آويختن )

( SELYBEY ile MASLUB ile MASLUB SAKHTAN ile خاجديس ile CHARAMYKH KARDAN ile BAH CHARAMYKH KESHYDAN ile MASLUB KARDAN ile برصليب آويختن )


- HACZETMEK[Ar. < ḤACZ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HACZETMEK

( Bir alacağın ödenmesi için borçlunun geçim ve mesleğinde gerekli olan şeyler dışında kalan para aylık ya da malına icra dairesi el koymak )


- HAD ile/ve/<> TERK

( LIMITING vs./and ABANDONMENT )


- HADARA ile MEDENİYET/UYGARLIK


- HADDE ile/değil/yerine/= SÜZGEÇ, İMBİK

( Ezilerek biçimlendirilebilen mâdenlerin kütük, levha, çubuk biçimindeki parçalarını, aralarındaki mesâfeler gittikçe daralan bir dizi silindir ya da makara arasından geçirmek sûretiyle saç, tel, ray vb. duruma getiren makine. )


- HADDELEMEK ile HADDE ile HADDECİ/LİK ile HADDE FABRİKASI