K ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 32.612 başlık/FaRk ile birlikte,
32.612 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(52/132)
- HAPSETMEK ile HAPSEDİLMEK ile HAPSETTİRMEK ile HAPSEDEBİLMEK
- HAPSETMEK ile/değil/yerine/= KISINGILAMAK
- HAPŞIRIK ile HAPŞIRIKLI
- HAPŞIRIRKEN:
AÇIĞA/HAVAYA DOĞRU değil/yerine/>< ELİMİZLE/KOLUMUZLA AĞZIMIZI KAPATARAK
- HAPŞIRMAK ile HAPŞIRTMAK ile HAPŞIRABİLMEK ile HAPŞIRIVERMEK ile HAPŞIRTABİLMEK
- HAPŞIRMAK ile ÖKSÜRMEK
( NAHNAHA: Öksürük. | Hırıltılı soluma. )
( TO SNEEZE/STERNUTATION vs. TO COUGH )
- HAPSOLMAK ile/değil/yerine/= KISINGILANMAK
- HAPUR-HUPUR (YEMEK)
- HAPUR HUPUR/HAPPURU HUPPURU (YEMEK, "GÖTÜRMEK")
- HAR HAR (YAKMAK)
- HAR VURUP HARMAN SAVURMAK ile BOL KESEDEN HARCAMAK/SAVURMAK
- HARABAT ile HARABATİ/LİK
- HARABİ[Ar. < ḪARĀBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HARAPLIK
- HARABİYET[Ar. < ḪARĀBİYET] ile/değil/yerine/=/||/<> HARAPLIK
- HARAÇ ile HARAÇLI ile HARAÇÇI/LIK
- HARALA-GÜRELE (YAŞAMAK, UĞRAŞMAK)
- HARAM/LIK ile HARAMİ/LİK ile HARAMSIZ ile HARAM PARA ile HARAM LOKMA
- HARAPLAŞMAK ile HARAP/LIK
- HARARET[Ar.] ile/değil/yerine/= COŞKUNLUK
- HARÂRET ile/değil/yerine/= SICAKLIK; ISI; SUSUZLUK
- HARARETLENMEK ile HARARETLENDİRMEK ile HARARET ile HARARETLİ/LİK
- HARBİ/LİK ile HARBİCİ/LİK
- HARBİYE ile HARBİYELİ/LİK
- HARCADIKLARINDAN KALANI BİRİKTİRMEK değil/yerine/>< BİRİKTİRDİKTEN SONRA, KALANI HARCAMAK
- HARCAMA ile/ve/<>/> YALNIZLIK
( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )
- HARCAMAK ile HARCANMAK ile HARCATMAK ile HARCANILMAK ile HARCATILMAK ile HARCANABİLMEK ile HARCAYABİLMEK ile HARCAYIVERMEK
- HARCAMAK ile TÜKETMEK
( TO SPEND vs. TO CONSUME )
- HARCAMALARINDAN KALANI TASARRUF ETMEK değil/yerine TASARRUFLARINDAN KALANI HARCAMAK
- HARCETMEK[Ar. < ḪARC + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HARCETMEK
( Harcama yapmak )
- HARCIRAH[Ar. < ḪARC + Fars. RĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> YOLLUK
- HARCIRAH | YOLLUK ile/||/<> YOLLUK
( Bulundukları yerden bir başka yere gönderilen görevlilere yol ve gittikleri yerlerdeki oturum giderlerini karşılamak üzere verilen para Sürekli ya da geçici olarak resmen görevlendirilen kişilere yolculuk ve konaklama giderleri için yapılan ödeme yolluk )
( TRAVELLING EXPENSES | TRAVEL PAY, TRAVEL ALLOWANCE )
( FRAIS DE VOYAGE )
- HARCIRAH[Ar., Fars.] değil/yerine YOLLUK
- HARCIRAH[Ar.] ile/değil/yerine/= YOLLUK
- HARDAL/LIK ile HARDALLI ile HARDALSIZ ile HARDAL GAZI ile HARDAL RENGİ ile HARDAL YAKISI
- HARDOVER[İng.] ile/||/<> ALABANDA ETMEK
( Geminin dümenini sağa veya sola sonuna kadar çevirmek )
( HARDOVER )
- HAREKELEMEK ile HAREKETLENMEK ile HAREKETLENDİRMEK ile HAREKE ile HAREKET ile HAREKELİ ile HAREKESİZ ile HAREKETLİ/LİK ile HAREKETSİZ/LİK ile HAREKET DAİRESİ ile HAREKET NOKTASI ile HAREKET HASTALIĞI
- HAREKET ETMEK | DEVİNMEK ile/||/<> DEVİNME
( Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi fizik Bir özdeğin tüm ya da kimi noktalarının zamana bağlı olarak yer değiştirmesi )
( MOVE | MOVEMENT, MOTION )
( ÊTRE EN MOUVEMENT, SE MOUVOIR | MOUVEMENT )
( SICH BEWEGEN )
- HAREKET ETMEK ile/değil/yerine/= DAVRANMAK
- HAREKET ETMEK ile/değil/yerine/= DEVİNMEK/KIMILDA(N)MAK/KIPIRDA(N)MAK
- HAREKET ETMEK ile/değil/yerine/= YOLA GİTMEK/YOLA ÇIKMAK
- HAREKET ETTİRİLMEK ile/değil/yerine/= DEVİNDİRİLMEK/KIMILDATILMAK/KIPIRDATILMAK
- HAREKET ETTİRMEK ile/değil/yerine/= DEVİNDİRMEK/KIMILDATMAK/KIPIRDATMAK
- HAREKET ile/ve ARDIŞIKLIK
- HAREKET ile/ve BELİRLEYİCİLİK
( MOVEMENT vs./and DETERMINATION )
- HAREKET ile/ve BELİRSİZLİK
( MOVEMENT vs./and INDEFINITENESS )
- HAREKET ve/<> DİNGİNLİK
- HAREKET ile/ve DİRİLİK
- HAREKET ile/ve ETKİNLİK
( Hareket, tamamlanmamış etkinlik; etkinlik ise tamamlanmış harekettir. )
( Geçmiş-Şimdi-Gelecek'in bütünlüğü. )
( MOVEMENT vs./and ACTIVITY )
- HAREKET ve/= HAKK
- HAREKET ve/<> HAREKETTE DİNGİNLİK
- HAREKET ile/ve/değil KESİNTİSİZLİK
- HAREKET ve SABİTLİK
( MOVEMENT and CONSTANCY )
- HAREKET ile/ve SINIRLILIK
- HAREKET ve/> SÜREKLİLİK
( MOVEMENT/MOTION and/> CONTINUITY )
- HAREKETLİLİK | DEVİNGENLİK ile/||/<> DEVİNGENLİK
( Devingen olma özelliği 1 Kişilerin bir yerden ve durumdan bir başka yere ve duruma devinmeye anık ve devinme gücünde olmaları 2 Bu yatay ve dikey devinmenin sıklığı Bir akışkan içinde devinen parçacıkların hızlarını devindiren kuvvete bağlayan katsayı Belirli bir ortamda ortalama sürüklenme hızının elektrik alan şiddetine oranı )
( MOBILITY | MOBILITY / MOBILITE )
( MOBILITÉ )
( MOLBILITÄT, BEWEGLICHKEIT | BEWEGLICHKEIT )
- HAREKETLİ/LİK ile/ve/<> ETKİN/LİK
- HAREKETSİZ DİRENİŞ ile/ve/||/<> SESSİZ ÇIĞLIK
- HAREKETSİZ ile HAREKETSİZLİK ile HAREKETSİZ KILMAK
( IMMOBILE vs. IMMOBILITY vs. IMMOBILIZE )
( غير متحرک ile جنبش ناپذير ile بي جنبشي ile سکون ile بي حرکتي ile بي بسيج کردن )
( GHYR MOTAHRAK ile JONBASH NAPAZYR ile BEY JONBASHY ile SEKON ile BEY HARKATY ile BEY BESYJ KARDAN )
- HAREKETSİZLİK ve/||/<>/> ÇÜRÜME
- HAREKET'TE:
YER DEĞİŞTİRMEK değil KENDİ İÇİNDE DEĞİŞMEK
- HAREKÎ | KİNETİK ile/||/<> KİNETİK[Fr. < CINÉTIQUE]
( fizik )
( CINÉTIQUE )
- HAREKİYÂT ile/||/<> CINÉMATIQUE[Fr.] ile/||/<> KİNEMATİK[Fr. < CINÉMATIQUE]
( fizik )
( CINÉMATIQUE )
- HAREM[Ar. < ḤAREM] >< SELÂMLIK
( Eskiden saray ve konaklarda yalnız kadınlara ayrılan bölüm. @@ (Mimarlık) Müslüman ölkelerde yalnız kadınlara ayrılan ve yabancı erkeklerin girmesi yasak olan bölüm. )
( GYNAECEUM~... )
( HAREM~... )
( GYNAECEUM~... )
( HAREM, FRAUENGEMACH~... )
( HAREM~... )
( ΧΑΡΈΜΙ / χαρέμι~... )
- HAREM/LİK ile HAREM AĞASI ile HAREM KAHYASI ile HAREM SELAMLIK
- HAREMLİK-SELÂMLIK değil HAREM-SELÂMLIK
( SELÂMLIK: Saray, köşk ya da konkalarda, erkeklerin bulunduğu ve erkek konukların alındığı bölüm. | Osmanlı sultanlarının, Cuma namazını kılmaları için camiye giderken yapılan tören. )
- HARFİTARİF[Ar. < ḤARF + TAʿRĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TANIMLIK
- HARİÇ ANİL-MERKEZİYYET | DIŞ MERKEZLİK ile/||/<> DIŞ MERKEZLİK
( Bir konik üzerindeki noktaların odağa ve doğrultmana uzaklıkları oranı Elips ve hiperbolde bu oran odaklar uzaklığının büyük eksene oranına eşittir dış özeklik )
( ECCENTRICITY )
( EXCENTRICITÉ )
( EXZENTRIZITÄT )
- HARİÇ TUTULABİLİR ile HARİÇ TUTMAK ile HARİÇ
( EXCLUDABLE vs. EXCLUDE vs. EXCLUDING )
( محروم کردني ile مستثني کردن ile به جز )
( MAHROM KARDANY ile MOSTESNY KARDAN ile BAH JAZ )
- HARİCİ HAFIZA | DIŞ BELLEK >< İÇ BELLEK
- HARİCİ HAFIZA ile/||/<> EXTERNAL MEMORY[İng.] ile/||/<> MÉMOIRE EXTERNE[Fr.] ile/||/<> DIŞ BELLEK
( Ana belleğin oylumunu daha ucuza artırabilmek amacıyla bilgisayar çevresinde büyük oylumlu veri kümelerinin daha yavaş erişim öngörülerek saklandığı özellikle doğrudan erîşimli mıknatıslı teker ya da mıknatıslı davul bellek )
( EXTERNAL MEMORY )
( MÉMOIRE EXTERNE )
- HARİCÎ TUFEYLÎ | DIŞ ASALAK ile/||/<> DIŞ ASALAK
( zooloji dış parazit Konağın üzerinde yaşayan ve çoğunlukla kan emme alışkanlığı olan asalak eksternal parazit ektoparazit dışparazit )
( ECTOPARASITE )
( ECTOPARASITE )
- HARİCÎ TUFEYLÎ | DIŞ ASALAK >< İÇ ASALAK
- HARİCİ ile DIŞ DUYU ile HARİCİ KULLANIM ile DIŞSALLIK ile DIŞSALLAŞTIRMAK
( EXTERNAL vs. EXTERNAL SENSE vs. EXTERNAL USE vs. EXTERNALITY vs. EXTERNALIZE )
( ظاهري ile بيروني ile مشعر ile استعمال خارجي ile وقوع درخارج ile وجود خارجي ile احوال ظاهري ile ظاهري ساختن )
( ZANPARY ile BEYRONY ile MOSHER ile استعمال خارجي ile VAGHU DARKHARJ ile VOJUD KHARJY ile AHVAL ZANPARY ile ZANPARY SAKHTAN )
- HARİCÎ ile/||/<> EXOTERIC[İng.] ile/||/<> ÉXOTÉRIQUE[Fr.] ile/||/<> EXOTERISCH[Alm.] ile/||/<> DIŞRAK ile/||/<> ESOTERIC[İng.] ile/||/<> ÉSOTÉRIQUE[Fr.] ile/||/<> ESOTERISCH[Alm.] ile/||/<> İÇREK
( ekso dışarda dışta Dışarıdaki dışta kalan Karşıtı içrek eso içerde içte 1 Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen yalnızca sınırlı dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi öğreti vb 2 Özellikle eski Yunan okullarında yalnız okul içinde okulun kendi öğrencileriyle sürdürülen kapalı gizli öğretim biçimi Karşıtı dışrak )
( EXOTERIC )
( ÉXOTÉRIQUE )
( EXOTERISCH )
- HARİCİYE ile HARİCİYECİ/LİK ile HARİCİYE NAZIRI
- HARİÇTE BIRAKMA | DIŞLAMA ile/||/<> DIŞLAMA ile/||/<> DIŞLAMAK ile/||/<> İÇLEME
( Bir deneylemede deneysel değişkenin etkilerinin çıkarılması içleme dışlama etkisi )
( EXCLUSION | EXCLUDE )
- HARÎFÎ ile/||/<> AUTOMNAL[Fr.] ile/||/<> GÜZLÜK
( astronomi )
( AUTOMNAL )
- HARÎK[Ar.] ile CAHÎM[Ar.] ile NÂR[Ar.] ile SA'ÎR[Ar.]
- HÂRIK[Ar.] ile HÂRIK[Ar.]
( Yırtıcı, yırtan. İLE Yakan, yakıcı. | Yanan, tutuşmuş. )
- HARÎK[Ar.] ile HARÎK[Ar.]
( Yangın, ateş. İLE Hadım. )
- HARÎKA[Ar.] ile HÂRİKA[Ar. < HAVÂRIK] ile HÂRİKA[Ar.]
( Bulamaç, yulaf vs. lapası. | Acı, sızı. İLE Olanakların üstünde olup kişide hayret uyandıran. İLE Ateş, od. )
- HARİKA ile/değil/yerine/= OLAĞANÜSTÜLÜK
- HARIL HARIL ile HALDIR HALDIR (ÇALIŞMAK)
- HARİR ile/||/<> İPEK
( tarım İpek böcekleri tarafından salgılanan glisin ve alanin amino asitleri bakımından zengin ve antiparalel beta yaprakları şeklinde düzenlenmiş birden fazla polipeptit zincirinden oluşan molekül ağırlığı 350000 Dalton kadar olan kozayı oluşturan fibroin ve serisin proteinlerini içeren ipliksi madde Az ipǝk yüpek yibek Nogaylar şille adını da kullanırlar ÖzbA ipak cibek jibek Alt yibek çibek Sagaylar ipeğe mangıs adını da verirler çibek Çuvaşlar ipeğe purşăn adını verirler Kökeni için Clauson ED 357a s v barçın Macarcaya bársony olarak geçmiştir Ligeti TörK 301302 Eski ve Orta Türkçede geçmediği anlaşılıyor Ancak Kıpçakçada yipek olarak kullanılır yip ip e k küçültme eki ip Eski ve yeni diyalektlerde ipeğe torgu torku adı da verilir Räsänen V 490 Clauson ED 539a )
( SILK )
( SOIE )
( SEIDE )
( IPƎK[Az.]~YÜPEK[Tkm.]~YIBEK[Nog.]~CIBEK[Krg.]~JIBEK[Kzk.]~YIBEK[Alt.]~ÇIBEK[Şor.]~ÇIBEK[Sag.]~ÇIBEK[Hak.] )
- HARİR[Ar. < ḤARĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> İPEK
- HARİTA[Ar.] ÇİZMEK ile/değil/yerine/= ÇİZİNÇ ÇIKARMAK
- HARİTA ile/||/<> DENİZCİLİK
( Amerika kıtasını gösteren dünya haritası )
( Piri Reis tarafından 1513 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1465-1553) (Ülke: Osmanlı) (Önemli katkıları: Dünya haritası, Kitab-ı Bahriye denizcilik ansiklopedisi) )
- HARİTA/CILIK ile HALÎTA/CILIK / ALAŞIM/CILIK
(
)
- HARİTA/LIK ile HARİTACI/LIK
- HARK[Ar.] ile HARK[Ar.]
( Yarıp yırtma, yırtılma. | Su akacak yarık, ark. İLE Yakma. )
- HARLAMAK ile HARLATMAK ile HARLAK
- HARMAN YAPMA | HARMANLAMA ile/||/<> HARMANLAMA ile/||/<> HARMANLAMAK
( Çeşitli malları örneğin çay kahve şarap gibi nesnelerin çeşitlerini geliştirme amacıyla harmanlayarak karıştırma karşılaştırma Lop etten yapılan ürünlerin kürlenmesi için salamura çözeltisiyle etlerin tumbler adı verilen makinede uzun süre belli bir devirde harmanlanması işlemi )
( BLENDING | COLLATE | TUMBLING AND MASSAGING )
( MÉLANGE )
( MISCHUNG )
- HARMAN YAPMAK ile/||/<> HARMAN DÖVMEK
- HARMANLAMAK ile HARMANLANMAK ile HARMANLATMAK ile HARMAN/LIK ile HARMANİ ile HARMANCI/LIK ile HARMAN SONU ile HARMAN YERİ
- HARMONİK ile ARMONİKA ile HARMONİKLER ile UYUMLU ile ARMONİST ile UYUM ile UYUMLU HALE GETİRMEK ile UYUM
( HARMONIC vs. HARMONICA vs. HARMONICS vs. HARMONIOUS vs. HARMONIST vs. HARMONIUM vs. HARMONIZE vs. HARMONY )
( موزون ile هارمونيک ile ساز دهني ile سازدهني ile همسازها ile همساز ile موسيقي دان ile گارمن ile هم آهنگ شدن ile متناسب بودن ile موافق کردن ile همسازي ile توازن ile هارموني ile هم آهنگي ile همگيني )
( MOZON ile CPEHARMONYK ile SAZ DAHANY ile SAZDEHANY ile همسازها ile NPAMSAZ ile MOSYGHY DAN ile GARMAN ile NPAM AHANG SHODAN ile MOTENASB BODAN ile MOVAFEGH KARDAN ile NPAMSAZY ile TAVAZAN ile CPEHARMONY ile NPAM AHANGY ile CPEHMGYNEY )
- HARMONIC[İng.] / HARMONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= HARMONİK
- INHARMONICITY[İng.] ile/değil/yerine/= HARMONİKSİZLİK
- HARMONİQUE[Fr. < HARMONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ARMONİK
( Armoni ile ilgili olan armonika )
- HARP/CENK ile/değil/yerine/= SAVAŞ
- HARTREE-FOCK APPROXIMATION[İng.] / APPROXIMATION D'HARTREE-FOCK[Fr.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YAKLAŞIMI
- HARTREE-FOCK METHOD[İng.] / MÉTHODE DE HARTREE-FOCK[Fr.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YÖNTEMİ
- HAS[Ar. < ḪĀṢṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZGÜ | SAF | BAŞMAKLIK
( has un kendine has özgü saf Hükümdara özgü olan İyi nitelikleri kendinde toplamış olan kimse başmaklık Yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik )
- HAS/MAHSUS/TİPİK ile/değil/yerine/= ÖZGÜ
- HASA ile/||/<> GÖMME ile/||/<> GÖMMEK ile/||/<> GÖMEV
( 1 gömev 2 iki küme arasında bir gömev bulma 1 doğramacılık Bir tahta parçasının daha geniş bir parça üzerine açılmış yarığa düz olarak zıvana dili olmadan girmesiyle oluşan birleşme biçimi 2 genel uygulayım Bir nesnenin üzerinde yarık açılmış ya da önceden bir boşluk bırakılmış başka bir nesne içine yerleştirilmesi P F P indirgenmiş dönüşümü homeomorfîzim olacak biçimde birebir bir F P M daldırması Yerel ağızlarda gömme yanında gömbe biçimi de kullanılır Türkçe göm kökünden geldiği açıktır göm me eki Ağızlarda kullanılan gömbe biçimi basit bir benzeşmezlik dissimilation sonunda oluşmuştur gömme gömbe Türkmencede külde pişirilen pideye gömme çörek adı verilir Türkçe gömme biçiminin de gömme pide adından geldiği açıktır ellipse Yerel ağızlarda külde pişirilen mayasız ekmeğe daha çok gömeç gümeç adı verilir Anadolunun birçok yerinde kete adı da kül pidesi olarak kullanılır kete )
( EMBEDDING | COUNTERPART, INSERT, COUNTERSINK | IMBEDDING | EMBED )
( PLONGEMENT )
( EINBETTUNG )
- HAŞA ile HAŞAT/LIK
- HASAR ile HASARLI/LIK ile HASARSIZ/LIK ile HASARSIZCA
- HAŞARILAŞMAK ile HAŞARI/LIK ile HAŞARICA
- HASASET | DÜŞÜKLÜK ile/||/<> DÜŞÜKLÜK
( Düşüncede duyguda anlatımda aşağılığa bayağılığa kaçan bir yolda olma Karşıtı soyluluk basınç düşüklüğü )
- HASAT ile HASATÇI/LIK
- HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA ile/değil/yerine/></>/< SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV
( "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun".
İLE/DEĞİL/YERİNE/>>/<
"Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". )
- HAŞEFE[Ar. < ḤĀŞEFE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞÇIK
- HASENÂT[< HASENE] ile İNFÂK
( İYİLİKLER, HAYIRLI İŞLER, GÜZELLİKLER )
- HAŞERE | BÖCEK ile/||/<> BÖCEK
( Böcekler sınıfına bağlı eklembacaklıların ortak adı Tanıma uymayan ve dilimize yanlış olarak yerleşen sözcükler de vardır Sümüklüböcek uyuzböceği tespihböceği v b langust zooloji langust )
( INSECT | INSECTS )
( INSECTE | INSECTES )
( KERBTIER | KERBTIERE )
( INSECTUM | INSECTA )
( INSETTO )
( ΈΝΤΟΜΟ / έντομο )
- HAŞERE | BÖCEK ile/||/<> BÖCEKLER
( Böcekler sınıfına bağlı eklembacaklıların ortak adı. (Tanıma uymayan ve dilimize yanlış olarak yerleşen sözcükler de vardır: Sümüklüböcek, uyuzböceği, tespihböceği v. b.) @@ bk. langust @@ (zooloji) @@ bk. langust )
( INSECT | INSECTS~INSECTS )
( INSECTE | INSECTES~INSECTES )
( INSECTUM | INSECTA~INSECTA | INSECTUM | INSECTA, INSECTUM: BÖLÜNMÜŞ )
( KERBTIER | KERBTIERE~KERBTIERE )
( INSETTO~INSETTI )
( ΈΝΤΟΜΟ / έντομο~ΈΝΤΟΜΑ / έντομα )
- HAŞERE ile/değil/yerine/= BÖCEK
- HAŞERE[Ar. < ḤAŞERE] ile/değil/yerine/=/||/<> BÖCEK
- HASET ETMEK ile/değil/yerine/= KISKANMAK/ÇEKEMEMEK/KISKANÇLIK ETMEK
- HASETLENMEK ile HASET/LİK ile HASETLİ ile HASETÇİ/LİK
- HÂSIL OLMAK ile/değil/yerine/= OLUŞMAK/ORTAYA ÇIKMAK/TÜREMEK
- HAŞILLAMAK ile HAŞIL ile HAŞILLI ile HAŞILSIZ
- HASIM/LIK ile HASIMCA
- HAŞİNLEŞMEK ile HAŞİN/LİK
- HAŞ(I)R-NEŞ(İ)R OLMAK ile YAKINLIK
- HASIRLAMAK ile HASIRLANMAK ile HASIR ile HASIRCI/LIK ile HASIRLI ile HASIR OTU ile HASIR DEMİR ile HASIR ÇELİK ile HASIR OTUGİLLER
- HAŞİV | ŞİŞİRME ile/||/<> ŞİŞİRMEK ile/||/<> ŞİŞİRME
( Bir konunun gereksiz ayrıntılarla aşırı ölçüde genişletilmesi Söz sanatı terimi Bir konuyu uydurma ayrıntılar katarak geliştirmek ŞİŞİRME Amplification ŞİŞİRME Ampoulé Dövme işleminin yandan vurularak yapılanı Tanelerin nişasta kısmının jelatinleştirilmesi için nem basınç ve ısıya maruz bırakma işlemi Yemlere ekstrüzyon işlemi uygulandığında basıncın birdenbire düşmesi nedeniyle hacmin artması gibi )
( UPSETTING | POPPING )
( AMPLIFIER | REFOULEMENT )
( STAUCHUNG )
- HÂŞİYE | BE-DERGÂH | CUMBA | DİSLOKASYON | DERKENAR | MOSTRA | ÇIKMA ile/||/<> ÇIKMA ile/||/<> ÇIKMAK
( Bir oluşuğun ya da bir yapının yeryüzünde göründüğü yer ya da yüzey Sayfa yanlarına yazılan açıklayıcı kısa yazı Edirne Galata ve İbrahimpaşa saraylarındaki acemi oğlanların kapıkulu süvari bölüklerine ya da devlet hizmetlerine saray hizmetlerinde bulunan kimselerin de dış hizmete atanmaları Mimarlık Bir yapının giriş katının üzerindeki katlarında anaduvardan aşağı doğru cumbayı andıran çıkıntı Bir yapının üst katlarından önyüz çizgisi düzdiziminin dışına doğru taşan bölümleri Domates salatası Kamanlar Güdül Ankara Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması Bir yazıya sonradan yapılan ekleme çıkma I çıkma II )
( EXPOSURE, OUTCROPE | JUTTING OUT | DISLOCATION | MARGINAL NOTE | COME UP | CROP, CROPPING, OUTCROP | EXIT )
( AFFLEUREMENT | APOSTILLE, ANNOTATION | SAILLIE | DISLOCATION | NOTE MARGINALE | REMONTE )
( AUFSCHLUSS, AUSBISS | VORSPRUNG, AUSLADUNG | VERSETZUNG | AUSFAHREN, ZUTAGEFAHREN | AUSGEHENDE )
- HASL ETMEK ile/ve/değil/yerine VASL ETMEK
- HAŞLAK ile/||/<> SARILIK
( Sarılık )
( (AR. )
- HAŞLAMAK ile HAŞLANMAK ile HAŞLATMAK ile HAŞLAYABİLMEK ile HAŞLAK/LIK ile HAŞLAMLILAR
- FASTNESS[İng.] / RÉSISTANCE[Fr.] / FESTER ZUSTAND REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= HASLIK
- HAŞMET ile HAŞMETLİ/LİK
- HASREDEBİLMEK[Ar. < ḤAṢR + Tr. EDEBİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HASREDEBİLMEK
( Hasretme ihtimali veya imkânı bulunmak )
- HASRETMEK[Ar. < ḤAṢR + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HASRETMEK
( Bir şeyin bütününü birine bir şeye ayırmak vermek )
- HASRETMEK ile HASREDEBİLMEK ile HASRET/LİK ile HASRETLİ/LİK ile HASRETSİZ/LİK
- HASRETMEK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜLEMEK
- HAŞR[Ar.]-KALKMAK/KOPMAK -ile/ve/||/<>
( Gizlendiği yerden ortaya çıkmak.[HA-ŞA-RA > HA-ŞA-RE: Açıkta olmayan. Gizlendiği yerden çıkan.] İLE/VE/||/<> Oturduğu/görüldüğü yerden kalkmak.[Kıyam, kıyamet.] )
- HASROLMAK[Ar. < ḤAṢR + Tr. OLMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> HASROLMAK
( Bir şeyin bütünü birine bir şeye ayrılmak verilmek )
- HASROLUNMAK[Ar. < ḤAṢR + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> HASROLUNMAK
( Bir şey bütünüyle birine verilmek ayrılmak )
- HASSA ile HASSAS/LIK ile HASSA ASKERİ
- HASSASİYET | DUYARLILIK ile/||/<> DUYARLILIK
( Duyu alabilme ve uyartılara cevap verebilme yeteneği Duyu alabilme ve uyartılara cevap verebilme yeteneği hassasiyet Duyarlılık )
( SENSIBILITY | PRECISION )
( SENSIBILITÉ )
( SENSIBILITÄT )
- HASSASİYET[Ar. < ḤASSĀSİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> DUYARLILIK
- HASSASİYET, HIZ, FİLM HIZI, SÜRAT, FİLM SÜRATİ | DUYARLIK ile/||/<> DUYARLIK
( Sinema Bir duyarkatın ışıktan etkilenme ışık etkisiyle gizli görüntü oluşturma yeteneğini anlatan genel terim Göz fotoğraf plağı ışıkgöze fotosellül gibi alıcıların ışık ışınlarından ya da elektro mağnetik dalgalardan etkilenme özelliği 1 Bir niceliği gösteren sayısal bir veride anlamlı sayamak sayısına göre belirlenen ve verinin kesinliğini belirten özellik çifte duyarlı sayı 2 Bilgi erişimde erişilen anlamlı belge sayısının toplam erişilen belge sayısına oranı Belirli bir yönde ya da genel olarak duyumları ve duyguları algılayabilme yeteneği 1 Bir etkiye uyarıya zaman ya da büyüklük bakımından verilen yanıt oranı 2Çözümsel kimyada kullanılan ayıraçla nitel ya da nicel olarak saptanabilecek en düşük nicelikteki özdek 3 Aygıtların belli büyüklükteki değişiklikleri saptayabilme sınırı Bir ölçme aracının ölçüm konusuna ilişkin ayrımcıkları saptama yeteneği duygunluk 1 genel uygulayım Bir patlayıcı özdeğin çarpma sürtme sıcaklık yükselmesi gibi uyarmalar karşısında gösterdiği tepki 2 fizik Göz fotoğraf plağı ışıkgözü gibi alıcıların ışık ışınlarından ya da elektromanyetik dalgalardan etkileme özelliği 3 fotoğrafçılık Bir fotoğraf katının ışın ışık etkisiyle gizli ya da görünür görüntü verebilme hızı 4 radyo Bir radyoelektrik alıcısının az ya da çok düşük sinyalleri yeterli bir biçimde alabilmesi Duygu alabilme ve uyartılara cevap verebilme yeteneği 1 Duyular yolu ile algılama yetisi duyu izlenimlerini alma yeteneği 2 Kantta Görüler sağlayan yeti insanda bilgiyi sağlayan bilgiyi oluşturan iki yetiden duyarlık ve anlık biri Duyarlık ile nesneler bize verilir anlık ile bu nesneler üzerinde düşünülür ve kavramlar oluşturulur 1 Bir uyarıma karşılık alınabilen tepkinin uyarıma oranı ile ölçülen nitelik 2 Bir telsiz alıcısının alınan dalgalara karşılık verebilme ölçüsü biyoloji zooloji terazinin ı fizik 1 Duyusal uyarımları alabilme yeteneği 2 Kantta Nesnelerin bizi uyarışı yüzünden tasarımlar edinme yeteneği duyarlık )
( SENSIBILITY, SENSITIVITY, FILM SENSITIVITY, SPEED, EMULSION SPEED, FILM SPEED, EXPOSURE INDEX | SENSITIVITY | PRECISION | SENSIBILITY, SENSITIVITY | SENSIBILITY )
( SENSIBILITÉ (DU FILM), RAPIDITÉ (DU FILM) | SENSIBILITÉ | PRÉCISION | SENSITIVITÉ | SENSIBILITÉ D'UNE BALANCE )
( EMPFINDLICHKEIT, FILMEMPFINDLICHKEIT, FILMSENSIBILITÄT | EMPFINDLICHKEIT | SENSITIVITÄT | SENSIBILITÂT | SENSIBILITÄT, SINNLICHKEIT )
- HASSASİYET ile/değil/yerine/= DUYARLILIK
- HASSASİYET ile/değil/yerine/= DUYARLILIK/DUYGUNLUK
- HASSAS/LIK ile DUYARLI/LIK
( SENSITIVE/NESS vs. AWARE/NESS )
- HASSAS/LIK ile/ve/<> PAYLAŞIM
( SENSITIVENESS vs./and/<> SHARING )
- HASTA ile/değil/yerine HAYRAN/LIK
( SNOBİZM: Moda olan her şeye, yapmacıklı ve budalaca hayranlık. )
- HASTA değil PARASIZLIK
- HASTALANMAK ile HASTALANDIRMAK ile HASTALANABİLMEK ile HASTA/LIK ile HASTACA ile HASTALIKLI/LIK ile HASTA BAKICI/LIK ile HASTA KAĞIDI ile HASTA HAKLARI ile HASTALIK TABLOSU
- HASTALIĞI, ZİHİN/DÜŞÜNCE GÜCÜYLE:
"İYİLEŞTİRMEK" ile/ve/<>/değil/yerine İLERLEMESİNİ ENGELLEMEK
- HASTALIK ile/ve/||/<> EN AĞIR HASTALIK
( Akılda ya da mantıkta/algıda/yorumda ise. [Çözüm/ü yoktur!] İLE/VE/||/<> Bunları hafife almaktır. )
- HASTA/LIK ile/değil FARKLI/LIK
( Özellikle Down Sendromu'nda. )
- HASTALIK ile/ve/değil/yerine HAL
- HASTALIK ile/ve/<> HASAR
( Daha çok, geçicidir. İLE/VE/<> Daha çok, kalıcıdır. )
- HASTALIK ile/ve/değil HASTA
( Hastalık yoktur, hasta vardır! [Her hastanın kendi özel/"karmaşık" durumu ve hastalığı vardır.] )
( [not] DISEASE/ILLNESS vs./and/but PATIENT/SICK )
- HASTALIK ile HASTALIKLAR
( DISEASE vs. DISEASES )
( دچارعلت کردن ile مرض ile امراض )
( DOCHARALAT KARDAN ile مرض ile EMRAZ )
- HASTALIK ile KALITSAL/IRSÎ HASTALIK
( DISEASE vs. HEREDITARY DISEASE )
- HASTA/LIK ile/değil/yerine/= SAYRI/LIK / SAYRU
- HASTALIKLI BAĞIMLILIK ile/değil/yerine/||/<>/< SAĞLIKLI BAĞIMLILIK
( )
- HASTANE/LİK ile HASTANE GEMİSİ ile HASTANE ENFEKSİYONU
- HAT, GÜZERGÂH | GEÇEK ile/||/<> GEÇEK
( ulaştırma 1 Ulaştırma ve iletişim ağlarının geçtiği yol 2 Ulaşımı sağlayan taşıtların uğradığı yerlerin tümü Seyyar merdiven Ordu )
( FORD, PLACE OF PASSAGE )
( PASSERELIE )
- HAT TRİCK[İng. < HAT TRICK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAT TRİCK
( üçleme )
- HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK
- HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> APTALLIK (ETMEK)
- HATA ile/ve/değil/||/<>/< ÇIKMAZ "SOKAK"
( İnsanda/kişide[kişinin emeğinde, üretiminde, davranış ve tutumunda, sözünde/yazısında/çiziminde, yeğlemesinde ve seçiminde] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Doğada/fizikte/kimyada, dirimbilimde. )
- HATA ile/değil FARK
( Kişiler arasında ve kişisel özelliklerde/"eksikliklerde", hata değil ancak fark olabilir. )
- HATA ile HATASIZ ile HATA ORANI ile HATALI ile HATASIZ ile HATASIZLIK
( ERROR vs. ERROR FREE vs. ERROR RATE vs. ERRORFUL vs. ERRORLESS vs. ERRORLESSNESS )
( سهو ile غلط ile اشتباه ile خطا ile بي اشتباه ile ميزان خطا ile پر غلط ile بي لغزش ile بي لغزشي ile بي غلطي )
( SATEOO ile GHALT ile ESHTABAH ile KHATA ile BEY ESHTABAH ile MYZAN KHATA ile پر غلط ile BEY LAGHZESH ile BEY LAGHZESHY ile BEY GHALTY )
- HATA ile HATAY ile HATALI/LIK ile HATASIZ/LIK ile HATAYLI/LIK ile HATASIZCA ile HATALI YÜRÜME
- HATA ile HELÂK
( MISTAKE vs. DESTRUCTION )
- HATA ile/ve/<>/değil/yerine İSABETSİZLİK
- HATA[Ar. < ḪAṬĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> YANLIŞ | YANLIŞLIK
( hatasıyla savabıyla ayak hatası yanlış yanlışlık İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış )
- HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> YETERSİZLİK
- HATADAN:
ÇEKİNMEK ile/değil KAÇINMAK
- HATAİ/HATAYİ ile/||/<> ALTILI ÇİÇEK
( Doğu Asya kökenli süsleme motifleri öbeği. Stilize edilmiş şakayık, nar, iri gonca ve sapları başlıca ögeleridir. İLE/||/<> Enine kesitli altı yapraklı hatayi. )
- HATALARINLA:
[ya] YÜZSÜZLEŞMEK ya da/değil/yerine YÜZLEŞMEK
( Kişinin, kendiyle yüzleşmeye yüzü yoksa, başkalarının hatalarıyla oynar durur. )
- HATAYA ŞANS VERMEK değil HATA(YA) (YAPMAYA DA) FIRSAT VERMEK
- HATAYI KENDİMDE ARARIM" değil HATAYI SÜREÇTE(/DURUMLARDA/KOŞULLARDA/AYRINTILARDA) ARAMAK GEREK
- HATAYI/SORUNU/YÜKÜ:
ÜSTLENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK
- HATE :/yerine NEFRET ETMEK
- HATILLAMAK ile HATIL
- HATIR HATIR (KAŞINMAK)
- HATIRLAMAK[Ar.] ile/değil/yerine/= ANIMSAMAK
- HATIRLAMAK ile HATIRLANMAK ile HATIRLATMAK ile HATIRLANABİLMEK ile HATIRLATABİLMEK ile HATIRLAYABİLMEK ile HATIR ile HATIRA ile HATIRLI/LIK ile HATIRSIZ/LIK ile HATIRSIZCA ile HATIR HATIR ile HATIR HUTUR ile HATIR SENEDİ ile HATIR BELASINA ile HATIRA DEFTERİ
- HATIRLATILMAK ile HATIRLATIVERMEK
- HATM ETMEK ile/ve/<> HAZM ETMEK
- HATMETMEK[Ar. < ḪATM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HATMETMEK
( Kur an ın tamamını okumak Herhangi bir kitabı baştan sona kadar tekrar tekrar okumak Sona erdirmek bitirmek )
- HATT:
TERKİB ve/||/<> SEYYALLİK ve/||/<> İBDÂ ve/||/<> MEVZUN(ÖLÇÜLÜLÜK)
- HATTA ile HATTAT/LIK
- HATT-İ İSTİVÂ | EŞLEK ile/||/<> EŞLEK
( Yer merkezinde dönme eksenine dik olan düzlemin yeryuvarlağı ile arakesiti kimi zaman eşlek çemberi denir eşlek uzayı Yeryuvarı özeğinden yer eksenine dik geçen düzlemin yeryuvarı ile arakesiti olan ve yeri iki eşit yarımyuvara bölen çember )
( EQUATOR | DUAL )
( ÉQUATEUR | DUAL )
( ÄQUATOR | DUAL )
( DUALIS )
- HAUSDORFF ile/||/<> KOMPAKT ile/||/<> METRİK
( Farklı aksiyomları sağlayan uzaylar. )
( Formül: d(x iley) ≥ 0 )
- HAVA ATMAK" ile/ve/||/<> "CAKA SATMAK"
- HAVA ATMAK ile/ve/değil/yerine/||/</>< HAVA KATMAK
- HAVA "ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK
- HAVA ATMAK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK" ile "KÖR DÖVÜŞÜ"
- HAVA[Ar. < HEVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖKYÜZÜ | ESİNTİ | ÜSLUP | ÇEKİCİLİK
( hava akımı havaalanı hava ambulansı hava aracı hava aralığı hava atışı hava barajı hava basıncı hava bilgisi hava birliği hava boşaltma makinesi hava boşluğu hava burçları havacıva hava cıva hava çekici hava değişimi hava deliği hava durumu hava düzenleyicisi hava gazı hava gemisi hava girdabı hava haritası hava hukuku hava indirme hava kanalı hava kapağı hava kazması hava kesesi hava köprüsü hava kuvvetleri hava küre havalimanı hava meydanı hava mili hava muhalefeti hava musluğu hava oyunu hava parası hava raporu hava sahası hava süzgeci hava şartları hava tahmini hava taksi hava taşı hava taşıtı hava tebdili hava trafik kontrolörü hava ulaşımı hava üssü hava yastığı hava yastıklı hava yolu hava yuvarı abuhava açık hava ağır hava basınçlı hava kapalı hava kesik hava kırık hava kuru hava limoni hava soğuk hava dalgası soğuk hava deposu tebdilihava uzun hava ağzı havada başı havada burnu havada bar havası Barak havası bayram havası bozum havası curcuna havası dağ havası gelin havası göbek havası karnaval havası kasap havası kaşık havası matem havası memleket havası oyun havası uçkur havası yayla havası zeybek havası Hava yuvarını oluşturan bütün canlıların solunumuna yarayan renksiz kokusuz akışkan gaz karışımı Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu gökyüzü Çevreyi kuşatan boşluk esinti Müzik parçalarında tür Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi Sonuçsuz anlamsız boş durum davranış söz Görünüş davranış söz vb için bir kimsenin durumunu belirten özellik üslup İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam atmosfer çekicilik Keyif âlem )
- HAVA/CI/LIK ile/değil/yerine/= GÖĞEY/Cİ/LİK
- HAVACILIK ile HAVA KÜRESİ
( AEROSPACE vs. AEROSPHERE )
( آرواسپيس ile اتمسفر ile کره هوا )
( ARVASPYS ile ETMOSFAR ile KAREH NPAVA )
- HAVADAN-CIVADAN (KONUŞMAK)
- HAVADAN EN İYİ FARK EDİLEN RENK -ile
( FOSFOR )
- HAVAİ/LİK ile HAVAİ HAT ile HAVAİ MAVİ ile HAVAİ FİŞEK
- HAVALANDIRABİLMEK ile HAVALANDIRICI
- HAVALANDIRMAK ile/değil/yerine/= GÖĞELTMEK
- HAVALANMAK ile/değil/yerine/= GÖĞELMEK
- HAVANDA SU DÖVMEK ve/||/<> PATİNAJ ile/ve/değil/||/<> TOP ÇEVİRMEK
- HAVANTEPE KÜÇÜK PARK :
( Yenimahalle'nin Havantepe yerleşim bölgesinde ve Havantepe Camiini, geçtikten sonra sağ tarafta yer alan küçük parktır. )
- HAVARİ ile/||/<> PATRİK ile/||/<> PİSKOPOS ile/||/<> VOYVODA ile/||/<> MİSYONER
( Bir öndere bağlı, onun düşünce ya da inançlarını yayan kişi. İLE/||/<> Ortodoks ve Doğu kiliselerinin başkanlarına verilen ad. İLE/||/<> Katoliklerde bir bölgenin din işlerine başkanlık eden, papalığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi. İLE/||/<> Anadolu ve Rumeli'deki resmî Hıristiyan yöneticiler. [Slav dillerinde kumandan ya da prens anlamına gelir. Osmanlı'da, Eflak ve Boğdan'ı topraklarına katmadan önce bu ülkelerin kralları voyvoda adıyla anılmaktaydı. Osmanlı zamanında aynı terim, Eflak ve Boğdan vilayetlerine Sultan tarafından tayin edilen valiler için kullanılmaya devam etti. Voyvodalar Osmanlı'nın kadrolarında sancak beylerine eşit konumdaydı.] İLE/||/<> Bir dini, özellik Hıristiyanlığı yaymakla görevli kişi. )
- HAVAYA GİRMEK ve BUNALIMA GİRMEK
- HAVE :/yerine SAHİP OLMAK
- HAVELOCK'S LAW[İng.] / LOI D'HAVELOCK[Fr.] / HAVELOCK-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAVELOCK YASASI
- HAVLAMAK ile HAVLANMAK ile HAVLATMAK ile HAVLAYABİLMEK
- HAVLAMAK ile HAVLIYOR
( BARK vs. BARKING )
( عوعو ile پارس کردن ile وغ وغ کردن ile عوعو کردن ile عو )
( عوعو ile PARS KARDAN ile VAGH VAGH KARDAN ile OUOU KARDAN ile OU )
- HAVLU ile/değil PEŞTAMÂL[< Fars. PÜŞT-MÂL), MİZER/NİTÂK[Ar.]
( ... İLE/DEĞİL Hamamda, örtünmek ve kurulanmak için kullanılan ince dokuma. | İş yaparken, bele bağlanan, uzun, geniş dokuma. | Başa örtülen dokuma. )
( PÎŞ-GÎR[PEŞKİR şeklinde galat olarak kullanılmıştır.] ile PÜŞT-MÂL[: Arka örten/silen şey.] )
- HAVLU/LUK ile HAVLUCU/LUK
- HAVUZ ile LOK[İng.]
( ... İLE Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz. )
- HAVUZCUK ile/||/<> LEĞENCİK
( leğencik )
- HAVUZLAMAK ile HAVUZLANMAK ile HAVUZ ile HAVUZCU/LUK ile HAVUZLU ile HAVUZSUZ
- HAVZ-I MÜSELLES ile/||/<> MÉDIASTIN[Fr.] ile/||/<> ORTALIK
( biyoloji )
( MÉDIASTIN )
- HAWKİNG IŞIMASI ile/||/<> KLASİK KARA DELİK
( Hawking ışıması kuantum etki ile buharlaşma İLE klasik kara delik hiçbir şey yaymaz.
Hawking ışıması kara delik kütlesini azaltır İLE klasik kara delik ebedidir. Hawking kuantum mekaniği ve genel görelilik birleştirdi. )
( Stephen Hawking tarafından 1974 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1942-2018) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kozmoloji) (Önemli katkıları: Hawking ışıması, kara delik termodinamiği, tekillik teoremleri, kuantum kozmoloji) )
- HAYA[Fars. < ḪĀYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞAK
- HAYAL EDİLEBİLİR ile HAYALİ ile HAYALİ ile HAYAL GÜCÜ ile YARATICI ile HAYAL GÜCÜ FAKÜLTESİ ile HAYAL ETMEK ile HAYAL EDİLDİ
( IMAGINABLE vs. IMAGINAL vs. IMAGINARY vs. IMAGINATION vs. IMAGINATIVE vs. IMAGINATIVE FACULTY vs. IMAGINE vs. IMAGINED )
( متصور ile قابل درک ile قابل تصور ile انگاشتني ile تجسمي ile انگاشتي ile تصوري ile انگاري ile پنداري ile موهوم ile خيالي ile تخيلي ile تصور ile تخيل ile انگاشت ile خيال ile مخيله ile پندار ile پرپندار ile متخيله ile متخيل ile پر انگاشت ile قوه متخيل ile قوه متخيله ile تصور کردن ile خيال کردن ile انگاشتن ile مجسمساختن ile درذهن مجسم کردن ile توهم داشتن ile توهم کردن ile فرضکردن ile تخيل کردن ile مجسم )
( MOTESOR ile GHABEL DARK ile GHABEL TASOR ile ENGASHTANY ile TAJASMY ile ENGASHTY ile TASORY ile ENGARY ile PANDARY ile MOUHOOM ile KHYALY ile TAKHYLEY ile TASOR ile TAKHYLE ile ENGASHT ile خيال ile مخيله ile PANDAR ile پرپندار ile متخيله ile متخيل ile PAR ENGASHT ile قوه متخيل ile GHOOH MOTEKHYLAH ile TASOR KARDAN ile KHYAL KARDAN ile ENGASHTAN ile MOJASAMSAKHTAN ile DAREZEAN MOJASM KARDAN ile TOUHOM DASHTAN ile TOUHOM KARDAN ile FARZEKARDAN ile TAKHYLE KARDAN ile MOJASM )
- HAYAL ETMEK ile/değil/yerine/= DÜŞLEMLEMEK/DÜŞLEMEK
- HAYAL (ETMEK) ile/ve/değil/yerine HEDEF/LEMEK
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Eylem. )
- HAYAL KIRIKLIĞI ile/ve/||/<> MUTSUZLUK
- HAYAL KIRIKLIĞI ile/ve/değil/<> YAŞANABİLECEK MUTLULUK
( İnsanı en çok üzen, hayal kırıklığı değil yaşanabilecekken yaşanamayan mutluluklardır. )
- HAYAL KIRIKLIĞI(NA UĞRAMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÜZÜLMEK
- HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK ile HÜSRANA UĞRAMIŞ ile HAYAL KIRIKLIĞI
( FRUSTRATE vs. FRUSTRATED vs. FRUSTRATION )
( نااميد کردن ile هيچ کردن ile بيچاره کردن ile عقدهاي ile محروم سازي ile نا اميدي )
( NAOMYD KARDAN ile YEHYCH KARDAN ile BEYCHAREH KARDAN ile AGHODEHYAY ile MAHROM SAZY ile NA AMYDY )
- HAYAL KURMAK ile DEDİKODU
( CONFABULATE vs. CONFABULATION )
( درد دل کردن ile درد دل )
( DARD DEL KARDAN ile DARD DEL )
- HAYAL KURMAK ile HAYAL KURMAK
( DAYDREAM vs. DAYDREAMING )
( خيالبافي کردن ile افکار پوچ ile خيال باطل کردن ile خيال بافي ile خيالبافي )
( KHYALBAFY KARDAN ile AFKAR POOCH ile KHYAL BATEL KARDAN ile KHYAL BAFY ile خيالبافي )
- HAYAL-MEYAL/MAYAL (ANIMSAMAK)
- HAYÂL ile/değil/yerine/= DÜŞ(LEM)/SAYIK
- HAYAL ile GERÇEKLİK
( Kusursuzdur. İLE "Kusurludur." )
( "Paris". İLE Bitlis. )
- HAYAL ile/ve/||/<>/> OLANAKLI ile/ve/||/<>/> GERÇEK
( Konuşuyorsak. İLE/VE/||/<>/> Öngörüyorsak. İLE/VE/||/<>/> Planlıyorsak. )
- HAYALHÂNE ile/ve/||/<> HÂFIZA/BELLEK
( Tekil biçim deposu. İLE/VE/||/<> Tekil anlam deposu. )
- HAYALÎ[Ar.]/FANTASTİK[Fr. FANTASTIQUE/İng. FANTASTIC] ile/değil/yerine/= DÜŞLEMSEL
- HAYALİLEŞMEK ile HAY ile HAYA ile HAYALİ/LİK ile HAYALI ile HAYASIZ/LIK ile HAYASIZCA ile HAYALİ FENER ile HAYALİ İHRACAT
- HAYAL(İN)DEN "YOLA ÇIKMAK" ile/değil/yerine HAYALLER(İN)DEN YARARLANMAK
- HAYALLEMEK ile HAYAL ile HAYALCİ/LİK ile HAYALLİ ile HAYALSİZ ile HAYAL GÜCÜ ile HAYAL MEYAL ile HAYAL OYUNU ile HAYAL KIRIKLIĞI
- HAYALPERESTLİK ile ABARTMA
( FANCIFULNESS vs. TO EXAGGERATE )
- HAYAT SOKAK :
( Merkez Sarıyer'de Kocataş dağ silsilesinin eteğinde ve eski Sarıyer Kaymakamlık binasının arkasında (Şimdi Sarıyer Müftülüğü) bulunmaktadır. Sokağın üst kısmı ağaçlıktır. Buradan "Kumsal suyu" çıkar. Suyun kum dökme özelliği olması nedeni ile sokağa Hayat Sokak denilmiştir. )
- HAYATI/NI YAŞAMAK ile/değil/yerine ADAM OLMAK
- HAYATINI YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine HAYATI YAŞAMAK
- HAYATİYE ile/||/<> VITALISM[İng.] ile/||/<> VITALISME[Fr.] ile/||/<> VITA[Lat.] ile/||/<> VITALISMUS[Alm.] ile/||/<> DİRİMSELCİLİK
( vita yaşam Yaşam olaylarını fiziksel kimyasal güçlerle değil de özel bir yaşama ilkesi yaşam gücü ile açıklayan öğreti 1 Eski Aristotelese bağlı olan dirimselcilik doğa olaylarını bir entelekheianın özdek biçiminde ortaya çıkışı ile açıklamış sonradan modern nedenselmekanik dünya görüşünün egemen oluşu ile bir yana itilmiştir 2Yeni dirimselcilik 19 yüzyılın sonu ve 20 yüzyılda Driesch Reinke Becher Uexküllle geliştirilmiştir Bu yeni dirimselcilik yaşam olaylarının nedenselmekanik yasalarla açıklanmayacağını yaşam sürecinin özerkliğinin ve etkinliğinin bir plana göre bir ereğe doğru ilerlemeye çalışan kendine özgü bir yasası bulunduğunu öne sürer 3 Son zamanlarda güdümbilime dayanan dirimbilimciler dirimselciliğin kesin olarak çürütülmüş olduğunu ileri sürüyorlar )
( VITALISM )
( VITALISME )
( VITALISMUS )
( VITA )
- HAYÂTİYET, KABİLİYET-İ HAYÂT | YAŞARLIK ile/||/<> YAŞARLIK
( Yaşayabilme kapasitesi yaşamak büyümek gelişmek yeteneği zooloji Yaşayabilme kapasitesi yaşama büyüme ve gelişme yeteneği )
( VIABILITY )
( VIABILITÉ )
( LEBENSKRAFT )
- HAYBE ile HAYBECİ/LİK
- HAYDAMAK ile HAYDALAMAK ile HAYDALANMAK ile HAYDA
- HAYDAR DOĞ SOKAĞI VE HAYDAR EFENDİ SOKAK :
( Yenimahalle'nin Pazarbaşı bölgesinde yer alan iki sokaktır. Burada ikamet Eden İğneadalı Haydar Doğ'un beyin Milli Mücadele sırasında verdiği büyük mücadele nedeni ile iki sokaktan birine "Haydar Doğ Sokağı", diğerine de "Haydar Efendi Sokağı" adı verildi. Haydar Bey, Milli Müacedele sırasında Trakya Paşaeli Müdafaa - 1 Hukuk Cemiyeti mensubu idi. Bu Cemiyet Anadolu Müdafaa - i Hukuk Cemiyeti ile birleşti. Haydar Doğ bu kuruluşların içinde M.M: Grubu da dahil Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılması işlerinde görev yaptı. Sarıyer'de pek çok derneğin kurulmasına öncülük yaptı kurucu oldu. Bir kadirbilirlik örneği olarak Yenimahalle/Pazarbaşında iki sokağa adı verildi. )
- HAYDUT ile EŞKIYALIK
( BANDIT vs. BANDITRY )
( سارق ile راهزن ile سرقت مسلح ile راهزني )
( SARAGH ile RANPAZAN ile سرقت مسلح ile راهزني )
(1996'dan beri)