K ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 34.483 başlık/FaRk ile birlikte,
34.483 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(51/139)
- GİZLİ-KAPAKLI (İŞLER ÇEVİRMEK)
- GİZLİ-SAKLI (İŞLER ÇEVİRMEK)
- GİZLİ ile GİZLİLİK
( COVERT vs. COVERTNESS )
( پوشپر ile نهفتگي )
( پوشپر ile NAOFTAGY )
- GİZLİ ile/ve/değil ÖRTÜK
( SIR: Kuşatmanın, betimlemenin dışında olan. )
( SIR: Çömleğin, dışına çekilen son kat toprakla tekrar fırına verilerek pişirilmesi. [İçindeki sıvıyı sızdırmamayı sağlar fakat albenisi/parlaklığı artar. Dolayısıyla "Bu sırdır! ona göre!" denilerek anlatılanlar, anlatılan kişi tarafından da başka bir kişiye aynı biçimde "sırdır!" diyerek anlatılır.] )
( İki kişinin bildiği, (artık) sır değildir. )
( [not] SECRET/HIDDEN vs./and/but COVERED )
- GİZLİLİK ve GEREKLİLİK
- GİZLİ/LİK ile GİZLİCE ile GİZLİ OY ile GİZLİ DİL ile GİZLİ DİN ile GİZLİ YAMA ile GİZLİCİLİK ile GİZLİ CELSE ile GİZLİ SITMA ile GİZLİ ŞEKER ile GİZLİ DERNEK ile GİZLİ OTURUM ile GİZLİ REKLAM ile GİZLİ SERVİS ile GİZLİ CEMİYET ile GİZLİ DURUŞMA ile GİZLİ KAPAKLI
- GİZLİ/LİK ile/ve/değil/<> GÖRÜLMESİ/DUYULMASI/BİLİNMESİ İSTENİLMEYEN
- GİZLİLİK ile/ve PİŞMANLIK
- GLADYATÖR ile MEMNUN ile MEMNUN EL ile SEVİNDİRMEK ile MEMNUNİYETLE ile SEVİNÇ
( GLADIOUS vs. GLAD vs. GLAD HAND vs. GLADDEN vs. GLADLY vs. GLADNESS )
( شادمان ile شاد ile خشنود ile درود گرم ile خوشحال کردن ile شاد شدن ile سيف الغراب ile بخشنودي ile خشنودي )
( SHADMAN ile SHAD ile KHSHNOD ile DORUD GARAM ile KHOSHHAL KARDAN ile SHAD SHODAN ile سيف الغراب ile BAKHSHNODY ile KHSHNODY )
- GLANCE :/yerine GÖZ ATMAK
- GLANDULA[İng.] ile/değil/yerine/= BEZCİK
- GLASMOSAIK[Alm.] ile/||/<> CAM MOZAİK
( Resim Renkli taş parçaları yerine cam parçalarından yapılan mozaik )
( GLASMOSAIK )
- GLASS :/yerine CAM, BARDAK
- GLYPTAL LACQUER[İng.] ile/değil/yerine/= GLİPTAL VERNİK
- GLOBALLEŞMEK ile GLOBALLEŞTİRMEK ile GLOBAL/LİK
- GLOBAL/LEŞ(TİR)MEK ile/değil/yerine/= KÜRESEL/LEŞ(TİR)MEK
- GLOMERÜL/GLOMERULUS[İng.] ile/değil/yerine/= YUMAKÇIK
- GLORY[İng.] ile/||/<> GLOIRE[Fr.] ile/||/<> GLORIE[Alm.] ile/||/<> KUŞLUK
( Gün ağarmasından Güneşin gözeriminde bir süre yükselmesine dek geçen zaman aralığı kusluk Türkçe kuş kökünden geldiği yolundaki inanç bilimsel yayınlarda sık sık dile getirilmiştir Clauson da kuşlukun kuştan geldiğini yazmıştır Türkçe kuşluk ile Özbekçe tuşlik öğle yemeği biçimi arasında ilk bakışta büyük bir benzerlik göze çarpar Özbekçe tuşlik sözü tuş öğle kökünden gelir tuş lik Türki alanında bu söz tüşlük olarak geçer Kırgızlar tüştük öğle yemeği ikindi kahvaltısı biçimini kullanırlar Kazaklar öğle yemeğine tüstik adını verirler Nogaylar da tüski as veya üyle as adını kullanırlar Diyalektlerde öğle yemeği olarak kullanılan tüşlük sözü lük ekiyle yapılmış bir türevdir tüş lük Bu türevin kökü Orta Türkçede tüş öğle olarak geçer Orta Türkçede tüş ödü kuşluk vakti anlamına gelir Çağdaş diyalektlerde de tüş düş öğle olarak geçer Ancak Oğuz diyalektlerinde tüş veya düş biçimine rastlanmaz Çuvaşçada da tüşün karşılığına rastlanmadığı anlaşılıyor Ligeti MNy 72 17 O bakımdan bu diyalektlerde tüşlük veya düşlük biçimi kullanılmaz Bu duruma göre Türkçe kuşluk ile tüşlük Özbekçe tuşlik arasında bağlantı kurulamaz kusluk Türkçe kuş kökünden geldiği yolundaki inanç bilimsel yayınlarda sık sık dile getirilmiştir Clauson da kuşlukun kuştan geldiğini yazmıştır Türkçe kuşluk ile Özbekçe tuşlik öğle yemeği biçimi arasında ilk bakışta büyük bir benzerlik göze çarpar Özbekçe tuşlik sözü tuş öğle kökünden gelir tuş lik Türki alanında bu söz tüşlük olarak geçer Kırgızlar tüştük öğle yemeği ikindi kahvaltısı biçimini kullanırlar Kazaklar öğle yemeğine tüstik adını verirler Nogaylar da tüski as veya üyle as adını kullanırlar Diyalektlerde öğle yemeği olarak kullanılan tüşlük sözü lük ekiyle yapılmış bir türevdir tüş lük Bu türevin kökü Orta Türkçede tüş öğle olarak geçer Orta Türkçede tüş ödü kuşluk vakti anlamına gelir Çağdaş diyalektlerde de tüş düş öğle olarak geçer Ancak Oğuz diyalektlerinde tüş veya düş biçimine rastlanmaz Çuvaşçada da tüşün karşılığına rastlanmadığı anlaşılıyor Ligeti MNy 72 17 O bakımdan bu diyalektlerde tüşlük veya düşlük biçimi kullanılmaz Bu duruma göre Türkçe kuşluk ile tüşlük Özbekçe tuşlik arasında bağlantı kurulamaz )
( GLORY )
( GLOIRE )
( GLORIE )
( KUSLUK[Nog.] )
- GLUMELLA[İng.] ile/||/<> GLUMELLE[Fr.] ile/||/<> GLUMA: DIŞ YAPRAK[Lat.] ile/||/<> GLUMELLA[Alm.] ile/||/<> İÇ KAVUZ
( Buğdaygillerin başağında bulunan tek bir çiçeği saran alt glumella lemma ve üst glumelladan palea oluşan örtü pulu )
( GLUMELLA )
( GLUMELLE )
( GLUMELLA )
( GLUMA: DIŞ YAPRAK )
- GNOSTİK ile KADÎM
- GO :/yerine GİTMEK
- GOAL-KICK[İng.] ile/||/<> ABSTOSS[Alm.] ile/||/<> KALE VURUŞU
( Top karşı takım oyuncularınca kale çizgisi dışına çıkarıldığında yeniden oyuna sokulması için kale alanı içinden ve yerden kaleyi koruyanlardan birince topa yapılan vuruş )
( GOAL-KICK )
( ABSTOSS )
- GÖBEK ile GEBELİK/BEBEK
( İRTİKÂZ[Ar.]: Gebelikte çocuğun karında hareket etmesi. )
( HABL-İ SÜRREVÎ: Ana rahmindeki bebeği meşîme denilen sona bağlayan ip, göbek bağı. )
( ... ile ÂBİSTENÎ )
( NAVEL vs. PREGNANCY/GESTATION/BABY )
- GÖBEK ile/ve/||/<> GÖBEK DELİĞİ
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- GÖBEK ile MERKEZ
( Ulvî ve süflî (aydınlık ve karanlık) bölgelerin birleştiği nokta. İLE ... )
- GÖBEK ile/değil/yerine/=/||/<> POYRA | KUŞAK
( göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbek marul göbek odunu göbek otu göbek taşı ayva göbek iç göbek yedi göbek akciğer göbeği camgöbeği hanımgöbeği kadıngöbeği kuzugöbeği İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk Yağ bağlamış şişman karın Şehir ülke vb nin orta kısmı Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı Bahçe halı tavan tepsi vb süslü şeylerin ortalarındaki biçim Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada poyra Değirmen taşının ortası Kilitleme sistemlerinde anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva Dölütte yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer kuşak Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça )
- GÖBEKLENMEK ile GÖBEK ile GÖBEKLİ/LİK ile GÖBEKSİZ ile GÖBEK ADI ile GÖBEK OTU ile GÖBEKLİCE ile GÖBEK BAĞI ile GÖBEK TAŞI ile GÖBEK DANSI ile GÖBEK ODUNU ile GÖBEK HAVASI
- GÖBEKLİTEPE ile/||/<> ÇATALHÖYÜK
( Göbeklitepe MÖ 9600 tapınak yapısı İLE Çatalhöyük MÖ 7500 yerleşim merkezidir. Göbeklitepe avcı-toplayıcı toplum İLE Çatalhöyük tarımsal toplum ürünüdür. Göbeklitepe din-tapınak önce İLE Çatalhöyük yerleşim sonra geldi hipotezini destekler. Klaus Schmidt Göbeklitepe'de 20 yıl kazı yaptı. )
( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )
- GÖBEKLİTEPE ile/ve EŞİK
- GÖBELEK ile/||/<> ...
( etli ve güzel tatlı bir çeşit mantar Ağızlarda gövelek ve gömelek olarak da geçer Az göbǝlǝk mantar kömelek Türkmenler ağılı bir çeşit mantara yılankömelek adını verirler göbek lek küçültme eki Türkçe göbek birçok yerde mantar anlamına da gelir Türkçe göbekin mantar olarak kullanılması mantarın biçim bakımından göbeğe benzemesine bağlıdır Sulak çayırlarda yetişen bir mantar çeşidine kuzu göbeği adının verilmesi de düşündürücüdür )
- GÖBELEK ile/||/<> ÇOCUK
( çocuk Tietzeye göre Gr 1 227 142 Rumcadan alınmıştır R κοπελάκι kleiner Junge als Bedienter kopil )
- GÖÇEBE | GÖÇER ile/||/<> GÖÇEBELİK | GÖÇERLİK
( göçerkonar )
- GÖÇEBELİK ile/<> GÖÇEBE
- GÖÇEBELİK ile/||/<> GÖÇER ile/||/<> GÖÇMEN | YAN GÖÇEBELİK
( Çobanlığa, avcılığa ve toplayıcılığa dayanan ekonomik yaşamın gerektirdiği gezgincilik, a. bk. yan göçebelik. @@ Göçebelerin yaşam biçimi. )
( NOMADISM | NOMADISME | IMMIGRANT~NOMAD~IMMIGRANT | EMIGRANT )
( NOMADISME | ÉMIGRANT~NOMADE~ÉMIGRANT | EMIGRANT )
( NOMADISMUS | AUSWANDERER~NOMADE~AUSWANDERER )
( NOMADISMO~NOMADE~IMMIGRATO )
( ΝΟΜΑΔΙΣΜΌΣ / νομαδισμός~ΝΟΜΆΔΑΣ / νομάδας~ΜΕΤΑΝΆΣΤΗΣ / μετανάστης )
- GÖÇEBELİK ile/||/<> YAN GÖÇEBELİK
( Çobanlığa avcılığa ve toplayıcılığa dayanan ekonomik yaşamın gerektirdiği gezgincilik a yan göçebelik Göçebelerin yaşam biçimi )
( NOMADISM | NOMADISME | IMMIGRANT )
( NOMADISME | ÉMIGRANT )
( NOMADISMUS | AUSWANDERER )
( NOMADISMO )
( ΝΟΜΑΔΙΣΜΌΣ / νομαδισμός )
- GÖÇEBİLMEK ile GÖÇEBELEŞMEK ile GÖÇEBE/LİK
- GÖÇERLİK ile/||/<> GÖÇEBE
( Belli bir yerde yerleşmiş olmayıp ekonomik koşullara ve mevsime bağlı olarak sürekli yer değiştirenlerin, yer ve yurt değiştirmeye alışık olanların durumu. )
( NOMADISM | NOMAD~NOMAD | NOMADIC POPULATION | TATAR )
( NOMADISME | NOMADE~NOMADE | TATAR )
( ...~NOMAS )
( NOMADE~NOMADE | TATAR )
( NOMADISMO~NOMADE )
( ΝΟΜΑΔΙΣΜΌΣ / νομαδισμός~ΝΟΜΆΣ / νομάς )
- GÖÇERMEK ile GÖÇERTMEK ile GÖÇER/LİK ile GÖÇERİ
- GÖÇME ile/||/<> GÖÇMEK
( Bir kelimede bir sesin yer değiştirmesi ki ekşi eşkide olduğu gibi ses eğer yanındakinin yerine geçerse BİTİŞİK veya YALIN GÖÇME M en contact ou simple scintilla stincillada olduğu gibi ayrı bulunan iki ses birbiriyle yer değiştirirlerse GÖÇÜŞME veya KARŞILIKLIyahut UZAKTAN GÖÇME M à distance ou réciproque adını alır Bunlardan başka açınıklarda yalnız niceliğin yer değiştirmesinden ibaret olan bir NİCELİK GÖÇMESİ M quantitative vardır )
( FALLING IN | MIGRATION | MIGRATE )
( ÉBOULEMENT | MÉTATHÈSE OU TRANSPOSITION )
( EINSTURZ )
- GÖÇMEK ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖKMEK | ÖLMEK
( kaçgöç kona göçe göçerkonar konargöçer Yerleşmek amacıyla mahalle köy şehir veya ülke değiştirmek Bazı hayvanlar iklime göre topluca yer değiştirmek çökmek ölmek )
- GÖÇMEK ile GÖÇMENLEŞMEK ile GÖÇMENLEŞTİRMEK ile GÖÇMEN/LİK
- GÖÇMEK(RIHLET)(BURADAN SIRLANMAK)
- GÖÇMEN ile GÖÇ ETMEK ile GÖÇ
( IMMIGRANT vs. IMMIGRATE vs. IMMIGRATION )
( کوچ نشين ile ميهن گزيدن ile توطن اختيار کردن ile جلاي وطن کردن ile مهاجرت کردن ile مهاجرت ile جلاي وطن )
( KUCH NESHYNE ile MYNPAN GOZYDAN ile TOTAN AKHTYAR KARDAN ile JALAY VATAN KARDAN ile MACPEHEJRAT KARDAN ile MACPEHEJRAT ile JALAY VATAN )
- GÖÇMEN ile GÖÇ ETMEK ile GÖÇ ile GÖÇMEN
( EMIGRANT vs. EMIGRATE vs. EMIGRATION vs. EMIGRATORY )
( مهاجر ile کوچ کننده ile جلاء ile هجرت کردن ile هجرت ile مهاجرتي )
( MACPEHEJR ile KUCH KONANDEH ile جلاء ile NPAJRAT KARDAN ile NPAJRAT ile MACPEHEJRATY )
- GÖÇMENLİK ile/||/<> MUHACİRLİK
- GÖÇMENLİKTE:
[TÜRKİYE]
GÖÇ ALAN/VARIŞ ile/ve/||/<> GÖÇ VEREN/KAYNAK ile/ve/||/<> GEÇİŞ/TRANSİT
- GÖÇÜ ile GÖÇÜK
( Toprak kayması, kayşa. İLE Çökmüş, göçmüş yer, çöküntü. )
- GOCUK[BULGARCA] ile/değil/yerine/=/||/<> GOCUK
( Tek parça hayvan postundan yapılan ceket İçi kürk pelüş vb nden yapılan kalın ceket )
- GÖÇÜK ile DİŞ ile DİŞ KORONA ile DİŞ CERRAHI ile DİŞ AMELİYATI ile EZİK ile DİŞLİ ile DİŞLİ ile DİŞÇİ ile DİŞ HEKİMLİĞİ
( DENT vs. DENTAL vs. DENTAL CORONA vs. DENTAL SURGEON vs. DENTAL SURGERY vs. DENTED vs. DENTICULATE vs. DENTICULATED vs. DENTIST vs. DENTISTRY )
( تو رفتن ile جاي ضربت ile دندانه کردن ile فرورفتگي ile تو رفتگي ile دنداني ile تاج دندان ile جراح دندان ile جراحي دندان ile لب پريده ile گنکره دار ile دندانپزشک ile دندانساز ile دندان ساز ile دندانپزشکي ile دندانسازي ile دندان سازي )
( TO RAFTAN ile JAY ZARBAT ile DANDANEH KARDAN ile FARVARAFTAGY ile TO RAFTAGY ile DANDANY ile TAJ DANDAN ile JARAH DANDAN ile JARAHY DANDAN ile LAB PARYDAH ile GONKEREH DAR ile DANDANPEZESHK ile DANDANSAZ ile DANDAN SAZ ile DANDANPEZESHKY ile DANDANSAZY ile DANDAN SAZY )
- GOCUK ile GOCUKLU ile GOCUKSUZ
- GOCUNMAK ile GOCUNDURMAK
- GÖÇÜRMEK ile/||/<> GÖÇMEK
( göçmek )
- GÖÇÜRMEK ile GÖÇÜRTMEK ile GÖÇÜRÜLMEK ile GÖÇÜRÜCÜ
- GODNESS/GODLESS/HERETIC/DEIFICATION, ADORATION[İng.] ile/değil/yerine/= DÉESSE/ATHÉE/HÉRÉTIQUE/APOTHÉOSE[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖTTIN/ATHEIST/KETZER/VERGÖTTERUNG, APOTHEOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANRICILIK
( Kökeni tarihin derinliklerine inen, çağlar boyunca yaşantısını sürdürerek bugüne ulaşan evrensel bir oluşum olarak, tek Tanrıya ya da birkaç Tanrıya inanma biçimindeki geleneksel tapını, bk. gelenek, krş. Tanrıtanımazlık, cancılık, tapıncakçılık, atasoyculuk, Tarıdoğum, Tanrısal savaş. @@ Bir Tanrıya inanma.@@Bir kuşaktan diğerine tarihsel ve toplumsal bazı değişikliklere uğradıktan sonra ve yalnız konuşma yoluyla geçerek çağımıza ulaşan, kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, bk. geleneksel yasa, gelenek özdeği, gelenekçilik, geleneksel zincir, geleneksel uygarlık. krş. görenek, boş inanç. @@ Sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılan ve bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen kültür kalıtları, alışkanlıklar, bilgiler, töreler, davranışlar. @@ Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her türlü kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar. )
- GODOŞ[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PEZEVENK
- GÖĞÜS KASI "GELİŞTİRMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖZ KASI GELİŞTİRMEK
- GÖĞÜSLEMEK ile/||/<> ...
( El ve ayak çalışırken göğüsle itmek )
- GÖĞÜSLEMEK ile GÖĞÜSLENMEK ile GÖĞÜSLEŞMEK ile GÖĞÜSLEYEBİLMEK ile GÖĞÜS/LÜK ile GÖĞÜSLÜ ile GÖĞÜS ETİ ile GÖĞÜSLÜCE ile GÖĞÜS SESİ ile GÖĞÜS GÖĞÜSE ile GÖĞÜS İNGİNİ ile GÖĞÜS KAFESİ ile GÖĞÜS KEMİĞİ ile GÖĞÜS KOVUĞU ile GÖĞÜS ÇUKURU ile GÖĞÜS BOŞLUĞU ile GÖĞÜS DARLIĞI ile GÖĞÜS TAHTASI ile GÖĞÜS ÇAPRAZI ile GÖĞÜS CERRAHİSİ ile GÖĞÜS HASTALIĞI
- GOING TO READ vs. GOING TO TALK
- GÖK DALIŞINDA:
UÇMAK ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞMEK (YATAY DÜŞÜŞ)
- GÖK GÜRÜLTÜSÜ ile/değil HAVAİ FİŞEK
( Yağmurun izlediği gök gürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )
- GÖK/UZAY ile/ve/<> AYYUK[Ar.]/CAPELLA (YILDIZI)[< ARABACI/AURIGA TAKIMYILDIZINDA/N]
( ... İLE/VE/<> Göğün en yüksek yeri. | Göğün kuzey yarımküresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı. )
( AYYUKA ÇIKMAK/ÇIKMASI: Sesin yükselmesi. | Bir "sözün"/dedikodunun çoğunluk tarafından duyulması/bilinmesi.
AYYUK[Ar.]/CAPELLA (YILDIZI)[< ARABACI/AURIGA TAKIMYILDIZINDA/N]: Dünyadan görülebilen en parlak beşinci yıldız. [Kuzey yarımkürede gökyüzünün tepe noktasında yer almasından.] )
- GÖK ile GÖK
( İlâhi. İLE Atmosfer. )
( ARUBA: Göğün yedinci katı. )
( ... ile ÂSÜMÂN/ÂSMÂN )
- GÖK ile GÖK ADA ile GÖK KIR ile GÖK KUMU ile GÖK TAŞI ile GÖK CİSMİ ile GÖK GÖZLÜ ile GÖK KUBBE ile GÖK KUTBU ile GÖK YAKUT ile GÖK ATLASI ile GÖK BİLİMİ ile GÖK EKSENİ ile GÖK EŞLEĞİ ile GÖK KANDİL ile GÖK KÜRESİ ile GÖK BİLİMCİ ile GÖK BOYLAMI ile GÖK BİLİMSEL ile GÖK GÜRLEMESİ ile GÖK GÜRÜLTÜSÜ ile GÖK TIRMALAYICI
- GÖK ile/ve/değil/<> UZAY
- GÖK ve/<> YER ve/<> YERALTI
( [Ar..] SEMÂ ve/<> .... ve/<> ... )
( ÂSMÂN ve/<> .... ve/<> ... )
- GÖKÇE ile GÖKÇEK/LİK ile GÖKÇE YAZIN
- GÖKDELEN:
BÜYÜKLÜK değil KÜÇÜKLÜK
- GÖKTEKİ AY ile AY'I GÖSTEREN PARMAK
- GÖKTÜRK ile GÖKTÜRKÇE ile GÖKTÜRK HARFLERİ
- GÖL ile BATAKLIK/ÇÖKEK
( LAKE vs. BOG/MARSH/SWAMP/FEN )
- GOL ile GOLF ile GOLFÇÜ/LÜK ile GOL TOTO ile GOLF PANTOLON
- GOL ile GOLF ile GOLFÇÜ/LÜK ile GOL TOTO ile GOLF PANTOLON
- GÖLCÜK ile/= GÖLEK ile/= GÖLET
( Küçük göl. İLE Küçük, su birikintisi. İLE Gölek. | Suyu biriktirmek için önüne yapılan set. )
- GÖLEK ile/||/<> KÜÇÜK SU BİRİKİNTİSİ, GÖLCÜK
( küçük su birikintisi gölcük göl e k küçültme eki Yapı bakımından yolak keçi yolu küçük geçit türevine benzer yolak )
- GÖLET ile/||/<> BÜĞET ile/||/<> BÜVET ile/||/<> GÖLEK
- GÖLGE BALIĞI ile/||/<> GÖLGE MUTFAK ile/||/<> GÖLGE OLAY ile/||/<> GÖLGE OYUNU ile/||/<> GÖLGE TİYATROSU ile/||/<> IŞIK GÖLGE ile/||/<> YARI GÖLGE ile/||/<> MİNAREGÖLGESİ
( Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık saye Güneş ışınlarından korunacak yer saye Ne olduğu anlaşılamayan karartı silüet Resimde bir şekli cisimlendirmek için onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan Saç renginin iki üç ton açığını kullanarak saça istenilen kalınlık ve sıklıkta parça parça yapılan renk uygulaması Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse Koruma kayırma himaye )
- GÖLGE MUTFAK ile/||/<> HAYALET MUTFAK ile/||/<> BULUT MUTFAK
- GÖLGE ile EĞLEK
( ... İLE Öğle sıcağında, sürünün dinlendiği gölgelik. | Yolcuların, geceyi geçirdiği yer, han, konak. )
- GÖLGE ile/ve/||/<> İKİNCİL/LİK
- GÖLGELEMEK ile GÖLGELENMEK ile GÖLGELENDİRMEK ile GÖLGELEYEBİLMEK ile GÖLGE/LİK ile GÖLGELİ ile GÖLGESİZ/LİK ile GÖLGE OLAY ile GÖLGE OYUNU ile GÖLGE BALIĞI ile GÖLGE OLAYCI/LIK ile GÖLGELİ RESİM ile GÖLGE TİYATROSU ile GÖLGE BALIĞIGİLLER
- GÖLGELEMEK ile/ve/||/<> KAPATMAK
- GÖLGELENDİRME ile/||/<> GÖLGELENDİRMEK
( SHADING | SHADE )
- GÖLGE/LİK ile/ve/değil/||/<>/< BİLGE/LİK
- GÖLGELİK ile/||/<> GÖLGELİK
- GÖLLEMEK ile GÖLLENMEK ile GÖLLEŞMEK
- GOLLÜ ile GOLLÜK
- GÖLÜK ile/||/<> YÜK HAYVANI (BEYGİR, KATIR, EŞEK)
( yük hayvanı beygir katır eşek Yerel ağızlarda dölük olarak da geçer kölük iş hayvanı yük hayvanı beygir kölük iş hayvanı yük hayvanı Orta Türkçede kölük gölük yük hayvanı olarak geçer Diyalektlerde kullanılan köl atı arabaya koşmak kökünden geldiği açıktır köl ü k eki Bu kök Sagaycada köl Çuvaşçada kül olarak saklanmıştır )
- GÖLYAKA ile/ve/||/<> GÖLKONAK
( HOYRAN ile/ve/||/<> MUMA )
- GÖMLEK YAĞI ile/||/<> ATEŞTEN GÖMLEK ile/||/<> DON GÖMLEK ile/||/<> KIRMIZI GÖMLEK ile/||/<> ODDAN GÖMLEK ile/||/<> YAKASIZ GÖMLEK ile/||/<> YEDİ GÖMLEK UZAK ile/||/<> ACEM GÖMLEĞİ ile/||/<> DELİ GÖMLEĞİ ile/||/<> FRENK GÖMLEĞİ ile/||/<> YILAN GÖMLEĞİ
( Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu yakalı giysi işlik II Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz yakasız iç çamaşırı kombinezon Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı Kitap kapağına geçirilen kap kılıf Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf Dosya kartonu Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar Basamak kat derece )
- GÖMLEK ile BLUZ
( CHEMISE[< KÂMİS(Ar.)] ile ... )
( [Divân şiirinde] Âşığın bağrındaki ve gövdesindeki yaralar ile kendi teni bir pîrâhen olarak düşünülür. Ayrıca sevgilinin pîrâheni aşık tarafından kıskanılır. Çünkü o, sevgiliyi sarıp kucaklamıştır. )
( PÎRÂHEN ile ... )
- GÖMLEK ile/||/<> İŞLİK
- GÖMLEK ile/ve/<> PLASTRON[Fr. < İt.]
( ... İLE/VE/<> Erkek giyiminde, gömleğin göğüs tarafının üzerine takılan parça. )
- GÖMLEK ile TESPİT(/DELİ) GÖMLEĞİ
- GÖMLEK/LİK ile GÖMLEKLİ ile GÖMLEKÇİ/LİK ile GÖMLEKSİZ ile GÖMLEKLİLER
- GOMME A LAQUE[Fr. < GOMME À LAQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> GOMALAK
( Asya kökenli bir ağaçtan elde edilen mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan alkolde eriyen bir tür reçine )
- GÖMME AYAK ile/||/<> GÖMME BALKON ile/||/<> GÖMME BANYO ile/||/<> GÖMME DOLAP ile/||/<> GÖMME KİLİT
( Gömmek işi Defnetme tedfin Mayalı mayasız yağlı veya yağsız olarak yapılıp külde pişirilen bir tür çörek kül çöreği Güzün veya kışın ekilen ekin Üzerinde bulunduğu yüzeyin içine gömülmüş olan )
- GÖMME DOLAP ile/||/<> ARMOIRE MURALE[Fr.] ile/||/<> WANDSCHRANK[Alm.]
( Yapının duvarlarında bırakılan boşluk ölçüsüne göre yapılan ve orada kullanılan dolap )
( ARMOIRE MURALE )
( WANDSCHRANK )
- GÖMMEK ile GÖMME AYAK ile GÖMME BANYO ile GÖMME DOLAP ile GÖMME KİLİT ile GÖMME BALKON
- GÖMMEK değil/yerine/>< GÖRMEK
- GOMME-LAQUE[Fr.] ile/||/<> GOMALAK[Fr.]
( Mobilya cilası mühür mumu zamk yapımında kullanılan bir tür reçine Gomalak Lak mühür mumu yapılan lök zamk Ahmet Vefik Paşa Lehçei Osmani )
- GÖMÜLDÜRÜK ile/||/<> ...
( boyunduruğa geçirilen kısa değnek eyerin geriye kaymaması için atların boyunlarından aşırılıp kolanlarına bağlanan kayış kümildirik kömüldürük ömüldrük ömüldirik Karag hümüldürük Orta Türkçede kömüldürük olarak geçer Eski Kıpçakçada da kömüldürük biçiminin kullanıldığını görüyoruz Çağataycada da kömüldürük olarak kullanılmıştır Kıpçakçada yömüldürük olarak da geçer Osmanlıcada da gömüldürük kullanılmıştır Ramstedt NyK 42 234 kömüldürük ömüldrük biçimlerinin Moğolcadan alındığını yazmış kömüldürge bu biçimleri Türkçe köŋül gönül sözüyle karşılaştırmıştır Daha sonra KWb 239a Moğolca kömüldürgenin Türkçeye geçtiğini dile getirmiş işaretiyle Türkçe köŋülü vermiştir Ramstedt Formenlehre 214 Bang Túrán 1918 294 kömüldürük biçiminin dürük ekiyle yapıldığını belirttikten sonra kömül bölümünü köŋül gönül sözüyle birleştirmiş daha sonra ömüldürük ve kömüldürük biçimlerini açıklamaya çalışmıştır 296297 Brockelmann OGM 46 kömüldürük biçimini duruk turuk ekinin türevleri arasında saymış ancak kömül üzerinde durmamıştır Räsänen MTS 97 de Orta Türkçe kömüldürük biçimini vermiş daha sonra V 289b Orta Türkçe kömüldürükten başlayarak belli başlı verileri saymakla yetinmiş ancak Moğolca kömüldürgenin Türkçeden geldiğini de bildirmiştir Clauson ED 722723 kömüldürükü kömülden Türkçe köŋül gelen bir türev olarak değerlendirmiş Moğolca kömüldürgenin Türkçeden geçtiğini bildirmiştir Ancak Clausonun ömüldürük biçimi üzerinde durmaması düşündürücüdür Sevortyan ÊSTJa 1974 530 ömüldürük biçimi üzerinde durmuş daha sonra 1980 7172 gömüldürük biçiminin kökenine geçmiştir Kazakça ömüldürükün kömüldürükün yan biçimi olduğu Sevortyanın gözünden kaçmıştır HalasiKun Köprülü Arm 1 5152 ömüldürükün kömüldürük biçiminin başındaki knin düşmesi sonunda oluştuğunu açıklamıştır Ligeti NyK 49 243 ömüldrükten yola çıkarak birtakım Moğolca ve Türkçe karşılıklar üzerinde durmuş Bangın düşündüğü gibi ömüldrükün Türkçe kömüldürük biçimiyle ilgili olduğunu göz ardı etmemiştir Son olarak Eren TD 1995 2 893897 Türkçe gömüldürük kömüldürük sözünün Kazakçada kullanılan ömüldürük biçimi üzerinde durmuştur Vietze RelLSym 482 Slavca Rusça xomut sözünün Moğolca kömülün normal bir çokluk biçimi olduğunu ortaya atmış hamut olarak kullanılan Almanca Kumt biçiminin de Slavca yoluyla Moğolcadan alındığını dile getirmiştir Ancak Vietzenin Slavcadan geldiği anlaşılan Türkçe hamuttan habersiz kaldığı göze çarpıyor hamut )
( KÖMÜLDÜRGE )
( KÜMILDIRIK[Bşk.]~KÖMÜLDÜRÜK[Krg.]~ÖMÜLDRÜK[Kzk.]~ÖMÜLDIRIK[Özb.] )
- GÖMÜLMEK ile GÖMÜLEMEK ile GÖMÜLEBİLMEK ile GÖMÜLÜVERMEK ile GÖMÜ ile GÖMÜK ile GÖMÜT/LÜK ile GÖMÜŞ ile GÖMÜCÜ/LÜK ile GÖMÜLÜ
- GÖMÜLMEK değil TOPRAĞA SIRLANMAK
- GÖMÜLMEK değil TOPRAĞA SIRLANMAK
- GÖMÜLÜ ile GÖĞSÜNÜ KABARTMAK
( EMBOWED vs. EMBOWER )
( کماني شکل ile درداربست جادادن )
( KAMANY SHEKL ile DARDARBAST JADADAN )
- GÖMÜLÜ ile/ve/||/<> ÖRTÜK
- GÖN ile GÖNÇ/LÜK
- GÖNDERMEK ile GÖNDERTMEK ile GÖNDERİLMEK ile GÖNDEREBİLMEK ile GÖNDERİVERMEK ile GÖNDER ile GÖNDERİ ile GÖNDERLİ ile GÖNDERİCİ
- GÖNDERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÖNLENDİRMEK
- GONDOL ile GONDOLCU/LUK
- GÖNELMEK -ile
( Yönelmek, yüzünü döndürmek. )
- GÖNENCE/KONFOR değil/yerine/>< EYTİŞİM/DİYALEKTİK
- GÖNENÇLİLİK ile/||/<> MÜREFFEHLİK
- GÖNENMEK ile GÖNENDİRMEK ile GÖNENDİRİLMEK ile GÖNEN ile GÖNENÇ ile GÖNENÇLİ/LİK
- GONG[Fr. < GONG] ile/değil/yerine/=/||/<> GONK
( Keçe veya bez kaplı bir tokmakla vurularak uzun süreli ses veren tepsi biçiminde madenî bir çalgı Bazı saatlerde belirli zamanları bildiren zil düzeneği Boksta her raundun başlangıç ve bitimini bildiren ses verici araç )
- GONK ile/||/<> GONK[Fr. < GONG]
( Sinema TV Sinemalarda filmin başlayacağını televizyonda saat ayarını belirtmede kullanılan madenden tepsi biçiminde tokmakla vurulunca ses veren araç Tunçtan bir levha üzerine saplı bir topuzla vurularak tiyatroda perdenin asılacağı bildirilir Çoğunlukla klasik yapıtlarda )
( GONG )
( GONG )
( GONG )
- GÖNLÜ DARLIK ile/||/<> UFKU DARLIK ile/||/<> GÖĞÜS DARLIĞI ile/||/<> GÖNÜL DARLIĞI ile/||/<> MİTRAL DARLIĞI ile/||/<> NEFES DARLIĞI ile/||/<> SOLUK DARLIĞI ile/||/<> YÜREK DARLIĞI
( Dar olma durumu daraşlık Geçim zorluğu müzayaka İç sıkıntısı )
- GÖNLÜ TOKLUK ile/||/<> GÖZÜ TOKLUK ile/||/<> KARNI TOKLUK ile/||/<> GÖNÜL TOKLUĞU ile/||/<> BOĞAZ TOKLUĞUNA ile/||/<> KARIN TOKLUĞUNA
( Tok olma durumu )
- GÖNLÜNCE ile GÖNLÜ BOL/LUK ile GÖNLÜ DAR/LIK ile GÖNLÜ TOK/LUK ile GÖNLÜ GANİ/LİK ile GÖNLÜ KARA/LIK ile GÖNLÜ YARALI/LIK ile GÖNLÜ ZENGİN/LİK
- GONOCOQUE[Fr. < GONOCOQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> GONOKOK
( Belsoğukluğu mikrobu )
- GÖNÜL:
İNSAN-I KÂMİL ve/||/<>/> SIR-I HAKK
- GÖNÜL KOYMAK ile/değil/yerine/||/<>/< MESAFE KOYMAK
- GÖNÜL VERMEK ile/ve GÖNÜL KOYMAK
- GÖNÜL YAPMAK ve/||/<> RIZÂ DEVŞİRMEK
- [ne yazık ki]
"GÖNÜL KIRMAK/GÖNÜLDEN ÇIKMAK"
değil/yerine/><
"GÖNÜLE GİRMEK/GÖNÜL ALMAK"
( [ne yazık ki] Zihindeki (tek ya da çoğul) olumsuz ve ölümlü kayıtlarla. DEĞİL/YERİNE/>< Zihindeki (tek) olumlu ve ölümsüz kayıtla. )
( Kişi, "nasıl" ise gireceği/çıkacağı gönül de öyledir. )
- GÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve/||/<> ADANMIŞ/LIK
- GÖNÜLLÜLÜK ile/||/<> HASBİLİK
- GÖNÜLLÜLÜK ile/ve/||/<> NEŞE
- GÖNÜLLÜLÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SORUMLULUK ALMAK
- GÖNYELEMEK ile GÖNYE
- GOOGLE EFFECT (DIGITAL AMNESIA)[İng.] ile/değil/yerine/= GOOGLE ETKİSİ (DİJİTAL UNUTKANLIK)
( Google Etkisi, dijital unutkanlık, Google gibi internet arama motorlarında kolaylıkla bulunabilecek bilgileri unutma yatkınlığıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GÖRDÜĞÜNÜ "SEVMEK" ile/değil/yerine/>< SEVDİĞİNİ GÖRMEK
- GÖRDÜRMEK ile GÖRDÜRTMEK ile GÖRDÜREBİLMEK
- GÖRE ile/||/<> BAKARAK
- GÖREBİLMEK ile GÖREVLENMEK ile GÖREVLENDİRMEK ile GÖRE/LİK ile GÖREV ile GÖRECE/LİK ile GÖRECİ/LİK ile GÖRELİ/LİK ile GÖREVLİ/LİK ile GÖRECELİ/LİK ile GÖREVSEL ile GÖREVSİZ/LİK ile GÖREVCİLİK ile GÖRECECİLİK ile GÖREV ADAMI ile GÖREV ŞEHİDİ ile GÖREV KURBANI ile GÖREVSELCİLİK ile GÖREVSİZLİK KARARI ile GÖREVSEL DİL BİLİMİ
- GÖRECE/Lİ/LİK" ile/ve/değil GÖRELİ/LİK
- RELATIVISME[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖRECİLİK
- RELATIVISTIC MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRELİ DEVİNİRLİK
- ZERRE-İ İZÂFÎ[Osm.] / RELATIVISTIC PARTICLE[İng.] / PARTICULE RELATIVISTE[Fr.] / RELATIVISTISCHES TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRELİ PARÇACIK/TANECİK
- [ne yazık ki]
GÖRELİ YOKSULLUK ile/ve/||/<> MUTLAK YOKSULLUK ile/ve/||/<> İNSANİ YOKSULLUK
- GÖRELİ/LİK ile/>< AHLÂK
- GÖRELİLİK ile ÇOĞULCULUK
- GÖRELİLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< GÖREVLİLİK
- İZÂFİYET[Osm.] / RELATIVITY[İng.] / RELATIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖRELİLİK
- GÖRELİLİK = İZAFİYET = RELATIVITY[İng.] = RELATIVITÉ[Fr.] = RELATIVITÄT[Alm.]
- GÖRELİ/LİK ile/ve/||/<> YARARCI/LIK
- GÖRELİLİK ile/ve YASALI GÖRELİLİK
- GÖR(E)MEMEK ile DİKKAT ETMEMEK/EDEMEMEK
( TO (CAN) NOT SEE vs. TO (CAN) NOT ATTEND )
- GÖRENEK ile GÖRENEKLİ ile GÖRENEKÇİ/LİK ile GÖRENEKSEL ile GÖRENEKSİZ/LİK
- GÖRENEK ile GÖRGÜ
( Bir şeyi, eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı. İLE Bit toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kuralları, terbiye. | Bir kimsenin, karşılaştığı ve kişiliği üzerinde olumlu etki yapan deneysel bilgi, deneyim. | Görmüş olma durumu. )
- GÖREV ile/ve/||/<>/> HAK
( Modern öncesindeki öncelikler. İLE/VE/||/<>/> Modern dönemdeki öncelikler. )
( DUTY vs./and/||/<>/> RIGHT )
- GÖREV ile/ve/<>/değil SORUMLULUK
( [not] TASK vs./and/<>/but RESPONSIBILITY )
- GÖREV ile/ve/<> YETENEK
( TASK vs./and/<> TALENT )
- GÖREVİNİ YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> GEREĞİNİ YAPMAK
- GÖRGÜ ile/ve/> UFUK
( Görgülü kuşlar, gördüğünü işler. )
- GÖRGÜLENMEK ile GÖRGÜ ile GÖRGÜL ile GÖRGÜCÜ/LÜK ile GÖRGÜLÜ ile GÖRGÜSÜZ/LÜK ile GÖRGÜLÜCE ile GÖRGÜSÜZCE ile GÖRGÜ TANIĞI ile GÖRGÜ FUKARASI ile GÖRGÜ KURALLARI
- GÖRGÜSÜZ/LÜK ile/değil/yerine BİLGİSİZ/LİK
( Bilgisizlik, görgüsüzlükten daha ağırdır ve görgüsüzlüğe yeğdir. )
( Görgü, sürekliliğin, kalıcılığa dönüşmesiyle gerçekleşir. )
- GÖRK ile GÖRKLÜ/LÜK
- GÖRKEM ile GÖRK
( Göz alıcı ve gösterişli olma durumu. İLE Güzellik, gösteriş. )
- GÖRKEM ile GÖRKEMLİ/LİK ile GÖRKEMSİZ/LİK
- GÖRKEME BAŞVURMAK değil/yerine/>< YALINLAŞMAK
( Zayıf "kişilikler"de. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü kişiliklerde. )
- GÖRKEMLİLİK ile/||/<> İHTİŞAMLILIK ile/||/<> ŞATAFATLILIK ile/||/<> HAŞMETLİLİK ile/||/<> MUHTEŞEMLİK
- GÖRKLÜ = GÜZEL, MÜBÂREK
- GÖRME ENGELLİLİK ile/||/<> ÂMÂLIK
- GÖRME ENGELLİLİK ile/||/<> İŞİTME ENGELLİLİK
( Engelli olma durumu )
- GÖRMEDE:
HAREKET ve/||/<> BİÇİM ve/||/<> RENK
- GÖRMEK/BAKMAK KATILMAK
- GÖRMEK (BAKMAK) = REGARD[İng.] = CONSIDÉRER[Fr.] = BETRACHTEN[Alm.] = CONTEMPLOR[Lat.]
- GÖRMEK/DUYMAK ile/ve BAKMAK/DİNLEMEK
( İşlevsel. İLE/VE Niyetle. )
- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK
( İşlevsel/lik. İLE/VE/||/<>/> Niyetli, bilinçli, amaçlı. )
( GÖRMEK: Can kulağıyla dinlemek. )
( Görmek, dinlemek ile başlar. )
(
)
( İnsanın her bir gözü, doğrudan doğruya karşıya baktığı zaman, burundan dışarı doğru 95 derecelik bir görüş alanına sahiptir.
Ayrıca, gözlerimiz sayesinde burundan aşağıya doğru 75 derece,
burna doğruysa 60 derecelik bir açıyı görebiliriz.
İki gözün görüş açısının, yani sol gözümüzün burna ve sağa doğru 60 derecelik görüş alanıyla,
sağ gözümüzün burna ve sola doğru 60 derecelik görüş alanının çakıştığı bölge, kabaca 3 boyutlu görüş alanımızdır.
Bu 3 boyutlu görüş alanı, sadece 114 derecelik bir alanı kapsar.
Bu iki alanın çakışması sayesinde derinlik algılanabilir.
114 derecenin geri kalan alanında teknik olarak 2 boyutlu görebiliriz ve
derinlik algısı yok denecek kadar azdır.
İki göz hesaba katıldığında, insanın yatayda (göz ekseninde)
180 dereceden birazcık büyük bir görüş alanı vardır.
Bunun üzerine göz hareketleri de görüş alanını değiştirir.
Her bir gözümüz, yuvası içinde 90 dereceye yakın bir açıyla sola ya da sağa dönebilir.
Bu sayede, kafamızı hareket ettirmeksizin,
görüş alanımız göz ekseninde 270 dereceye kadar ulaşabilir.
Kafamız da 100-130 dereceye kadar sağa ya da sola dönebilir.
Bu sayede görüş alanımızı toplamda 340-350 dereceye kadar çıkarmamız mümkündür.
Kafa ve boyun hareketine, göğüs ve bel dönüşü (rotasyonu) da eklenirse,
bacakları hareket ettirmeksizin 360 dereceyi görmemiz olanaklıdır.
Her bir gözümüzde, dimdik ileri baktığımızda 12-15 derece dışa,
1.5 derece aşağıya denk gelecek biçimde optik sinirin retinayı yararak girdiği kör nokta bulunur.
Bu kör nokta, görüş alanını gövde eksenimizde 7.5 derece,
göz eksenimizde 5.5 derece kısıtlayan bir evrimsel kusurdur. )
( BASAR ile/ve/||/<>/> NAZAR )
( DÎDÂR: Görme, görüş gücü. İLE/VE/||/<>/> ... )
( TO SEE vs./and/||/<>/> TO LOOK )
- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK ile/ve/||/<>/> İZLEMEK
( Denk gelerek, istemeden de görülmüş olabilir. İLE/VE/||/<>/> Dikkati yönelterek. İLE/VE/||/<>/> Bakışı kararlı bir biçimde sürdürerek. )
( BASAR ile/ve/||/<>/> NAZAR ile/ve/||/<>/> SEYİR/SEYR )
( TO SEE vs./and/||/<>/> TO LOOK vs./and/||/<>/> TO WATCH )
- GÖRMEK ile/ve/<> BİLMEK
( Görüyorum demek, göz ile değil
Biliyorum demek, dil ile değil! )
( Duyduğumu unuturum, gördüğümü anımsarım, okuduğumu anlarım. )
( TO SEE vs./and/<> TO KNOW )
- GÖRMEK ile/ve/değil EŞİK
- GÖRMEK ile/ve GÖRENİ GÖRMEK
( Gözümüzü iyi görmeye ve iyiyi görmeye alıştırmalıyız. )
( GÖRMEK: Nur'un Nur'a olan iştiyakı. )
- GÖRMEK ile GÖRMEZ/LİK ile GÖRMECE ile GÖRME AÇISI ile GÖRME GÖZESİ ile GÖRME ENGELLİ/LİK ile GÖRME HÜCRESİ
- GÖRMEK ile GÖRÜŞMEK
- GÖRMEK ile/ve/<> İLGİ
( Göz görmeyince, gönül katlanır. )
( Gözden ırak/uzak, gönülden ırak/uzak olur/kalır. )
( TO SEE vs./and/<> INTEREST )
- GÖRMEK ile/ve KABUL ETMEK
( "TO SEE" vs./and TO ACCEPT )
- GÖRMEK ve/||/<>/> ÖRMEK
( Kazâ. VE/||/<>/> Kader. )
- GÖRMEMEK ile GÖRÜNENİ GÖRENİ GÖRMEMEK
( Nakışa bak, nakkaşı anla! )
- GÖRMEMEK ile/ve/değil "KATLANMAK"
- GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve/<> KAÇMAK
- GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve/||/<> YOK SAYMAK
- GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve YUTTURMAK
- GÖRMEZDEN GELMEK ile CEHALET ile CAHİL ile CAHİL İNSANLAR ile CAHİLCE ile CAHİLLER ile GÖRMEZDEN GELİNDİ
( IGNOR vs. IGNORANCE vs. IGNORANT vs. IGNORANT PEOPLE vs. IGNORANTLY vs. IGNORANTS vs. IGNORED )
( ناديده گرفتن ile ناداني ile ناشناسي ile جاهليت ile بيدانشي ile جهالت ile بي خبري ile جهل ile جاهل ile نادان ile جهول ile بيانش ile بيعلم ile بي معرفت ile لايعلم ile تيره دل ile بي مايه ile جهلا ile جاهلانه ile جهال ile ازقلم افتاده )
( NADYDAH GARAFTAN ile NADANY ile NASHENASY ile JAOLYT ile بيدانشي ile JACPEHELT ile BEY KHBARY ile JOHAL ile JAOL ile NADAN ile جهول ile BEYENSH ile بيعلم ile BEY MARAFT ile لايعلم ile TYRAH DEL ile BEY MAYYEH ile جهلا ile JAOLANEH ile جهال ile AZGHALAM AFTADEH )
- GÖRMEZLİKTEN GELMEK ile/değil GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK
- GÖRMÜŞ-GEÇİRMİŞ (OLMAK)
( BÂRÂN-DÎDE )
- GÖRMÜŞLÜK DUYGUSU ile/||/<> GÖRMÜŞLÜK HİSSİ ile/||/<> GÜNGÖRMÜŞLÜK ile/||/<> SONRADAN GÖRMÜŞLÜK ile/||/<> UMURGÖRMÜŞLÜK
( Bir şeyi görmüş olma durumu )
- GÖRMÜŞLÜK ile GÖRMÜŞ GEÇİRMİŞ/LİK ile GÖRMÜŞLÜK HİSSİ ile GÖRMÜŞLÜK DUYGUSU
- GÖRSEL/LİK ile DIŞSAL/LIK
( DIŞSALLIĞI İLE ALGINDA, İÇSELLİĞİ İLE AKLINDA )
( VISUAL/NESS vs. EXTERIOR/NESS )
- GÖRSEL/LİK ile GÖRSEL ETKİLEME ile GÖRSEL SANATLAR
- GÖRÜ ile/ve TANIKLIK
- GÖRÜLEN GEÇMİŞ ZAMAN ile/||/<> ÖNGÖRÜLMEK
( Göz yardımıyla bir şey bir varlık algılanmak seçilmek Gereken iş yapılmış olmak Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak karşılaşılmak rastlanmak Kabul edilmek sayılmak )
- GÖRÜLMEK ile GÖRÜNMEK ile GÖRÜŞMEK ile GÖRÜŞÜLMEK ile GÖRÜLEBİLMEK ile GÖRÜNEBİLMEK ile GÖRÜNÜVERMEK ile GÖRÜŞEBİLMEK ile GÖRÜ ile GÖRÜM/LÜK ile GÖRÜŞ ile GÖRÜCÜ/LÜK ile GÖRÜMCE/LİK ile GÖRÜŞLÜ/LÜK ile GÖRÜŞSÜZ/LÜK ile GÖRÜŞ AÇISI ile GÖRÜŞ SAHİBİ ile GÖRÜŞ BİRLİĞİ ile GÖRÜŞ AYRILIĞI
- GÖRÜLMEMİŞ HASTALIK ile/ve/<> GÖRÜLMÜŞ OLSA DA TEDAVİ EDİLEMEYEN HASTALIK
- APPARENT WEIGHT[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN AĞIRLIK
- GÖRÜNGÜ BİLİM/FENOMENOLOJİ ile YORUMBİLİM/HERMENEUTİK
( Bilinç ve deneyimlerin yapısını inceleyen felsefi yaklaşım. İLE Metinlerin ve anlamların yorumlanması üzerine odaklanan felsefi yaklaşım. )
- GÖRÜNGÜ BİLİMİ/FENOMENOLOJİ ile VAROLUŞÇULUK
( Bilinç ve deneyimlerin yapısını inceleyen felsefi yaklaşım. İLE Bireyin özgürlüğünü, sorumluluğunu ve varoluşsal anlamını vurgulayan felsefi yaklaşım. )
- GÖRÜNGÜ ile GÖRÜNGÜCÜ/LÜK ile GÖRÜNGÜ BİLİMİ ile GÖRÜNGÜ BİLİMSEL
- GÖRÜNGÜCÜ | OLAYCI ile/||/<> GÖRÜNGÜCÜLÜK | OLAYCILIK ile/||/<> GÖRÜNGÜ BİLİMSEL | OLAY BİLİMSEL
( gölge olaycılık )
- GÖRÜNME ile GÖRÜNMEZ/LİK ile GÖRÜNMEZ KAZA
- GÖRÜNMEK ile/||/<> GÖZÜKMEK
- ... GÖRÜNMEK ile/ve OLMAK
( "TO APPEAR AS ..." vs./and TO BE )
- GÖRÜNMEZLİK ile GÖRÜNMEZ
( INVISIBILITY vs. INVISIBLE )
( ناپديدي ile غيرقابل مشاهده ile ناپيدا ile ناپديد ile غير مرئي ile غير محسوس ile غيبي ile غيرقابل تشخيص ile نا مرئي ile غيب ile نامرئي )
( NAPADYDY ile GHYRAGHABEL MOSHADEH ile ناپيدا ile NAPADYD ile غير مرئي ile غير محسوس ile GHYBEY ile GHYRAGHABEL TASHKHYSE ile نا مرئي ile GHYBE ile NAMRAYEY )
- GÖRÜNTÜ/FOTOĞRAF:
ÇEKMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TASARLAMAK
- GÖRÜNTÜ PARLAKLIĞI | PARLAKLIK ile/||/<> PARLAKLIK
( Sinema TV 1 Konudan yansıyıp merceğe giden ışığın niceliği başka bir deyişle bir yüzeyin bakıldığı yöne doğru ışık yansıtma gücü Parlaklık birimi birim alana kandeladır 2 Bir sinema ya da televizyon resminde siyahların tam siyah beyazların tam beyaz olması durumu resmi oluşturan çeşitli noktaların tam ışık yeğinliği görüntülük parlaklığı Bir ışık kaynağının yıldızın verdiği ışığın alıcı göz fotoğraf plağı ışıkgöze üzerinde yaptığı etki Gökbilimde bu etki ışık yeğinliğinin logaritması ile ölçülür Ay kadir sınıfı Birim yüzey basma mum gücü ya da lümen olarak belli bir doğrultudaki ışık yeğinliğinin o doğrultuya dik ışıyan yüzölçüme oranı Bir yüzeyin ışığı yansıtıcı ve parlak görüntüde olması özelliği )
( 1. LUMINANCE, 2. BRIGHTNESS (OF IMTIGE), BRILLIANCE (OF IMAGÉ), BRILLIANCY (OF IMAGE) | BRIGHTNESS | BRIGTHNESS | BRIGHTNESS, BRILLANCY, LUSTER | BRIGHTNESS; LUSTRE | LUMINANCE )
( 1. LUMINANCE, 2. LUMINOSITÉ (DE L'IMAGE), BRILLANCE (DE L'IMAGE), CLARTÉ (DE L'IMAGE) | ÉCLAT | LUMINANCE, BRILLANCE PHOTOMÉTRIQUE | LUSTRE | CLARTÉ )
( 1. LUMINANZ, LEUCHTDICHTE, 2. BRILLANZ, HELLIGKEIT, BILDHELLIGKEIT | HELLIGKEIT | GLÄNZE )
- FICTITIOUS CHARGE[İng.] / CHARGE FACTICE, CHARGE IMAGINAIRE[Fr.] / EINGEBILDETE-AUFLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ YÜK
- GÖRÜNTÜ ile/ve/değil EŞİK
- GÖRÜNTÜ ile/ve GÜZELLİK
( Rüya. İLE/VE Gerçek. )
( APPEARANCE vs./and BEAUTY )
- GÖRÜNTÜLEME ile/||/<> GÖRÜNTÜLEMEK
( Sinema TV 1 Belirli bir konuyu buna en yatkın görüntüler içinde tasarlama yaratma gerçekleştirme 2 Konuyu görüntü olarak verme görünüm )
( VISUALISATION | DISPLAY )
( VISUALISATION )
( SICHTBARMACHUNG )
- GÖRÜNTÜLEMEK ile GÖRÜNTÜLENMEK ile GÖRÜNTÜLETMEK ile GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK ile GÖRÜNTÜ/LÜK ile GÖRÜNTÜLÜ ile GÖRÜNTÜSEL ile GÖRÜNTÜSÜZ
- GÖRÜNTÜSELLİK -ile
( ICONICITY )
- POIDS APPARENT[Fr.] / SCHEINBARES GEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR AĞIRLIK
- APPARENT MAGNITUDE[İng.] / MAGNITUDE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE GRÖSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR BÜYÜKLÜK
- GÖRÜNÜRLÜK ile/ve/<> SAYDAMLIK
- GÖRÜNÜRLÜLÜK" değil GÖRÜNÜRLÜK
- GÖRÜNÜŞ ile/ve DUYARLILIK
( APPEARANCE vs./and SENSITIVITY )
- ÖZ ile/ve/||/<>/> GÖRÜNÜŞ ile/ve/||/<>/> EDİMSELLİK
- GÖRÜŞ ile/ve/||/<>/< GÖRMÜŞ/LÜK
- GÖRÜŞME ile GÖRÜŞMECİ/LİK
- GÖRÜŞTÜRMEK ile GÖRÜŞTÜRÜLMEK ile GÖRÜŞTÜREBİLMEK
- GÖSTERGE ile GÖSTERGE ile BELİRTMEK ile BELİRTİLEN ile GÖSTEREN ile GÖSTERGE ile GÖSTERGE NİTELİĞİNDE ile GÖSTERGE
( INDICAN vs. INDICANT vs. INDICATE vs. INDICATED vs. INDICATING vs. INDICATION vs. INDICATIVE vs. INDICATOR )
( ماده سازنده نيل ile نشان دهنده ile حکايت داشتن ile حاک بودن ile دلالت داشتن ile حاکي بودن ile مشار ile مشعر ile وجنه ile اشارت ile اشاره ile اشارهکننده ile اخباري ile حاکي ile دال بر ile مشعر بر ile شاخص ile دفتر نماينده ile فشار سنج ile انديکاتور ile اشاره نما )
( MADEH SAZANDEH NEYLE ile NESHAN DAHANDEH ile HOKAYT DASHTAN ile HAK BODAN ile DELALT DASHTAN ile HAKY BODAN ile MOSHAR ile MOSHER ile وجنه ile ESHART ile ESHAREH ile ESHARECKONANDEH ile AKHABARY ile HAKY ile DAL BAR ile MOSHER BAR ile SHAKHS ile DAFTAR NAMAYNADEH ile FESHAR SANJ ile ANDYKATOR ile ESHAREH NAMA )
- GÖSTERGEBİLİM = SEMIOTIC[İng.] = SÉMIOTIQUE, SÉMIOLOGIE[Fr.] = SEMIOTIK[Alm.] = SEMA, SEMEION[Yun.]
- GÖSTERİ ile GÖSTERİŞ (YAPMAK)
- GÖSTERİCİ | NÜMAYİŞÇİ ile/||/<> GÖSTERİCİLİK | NÜMAYİŞÇİLİK
- GÖSTERİŞ YAPMAK ile GÖSTERİŞLİ
( FLAUNT vs. FLAUNTY )
( نازيدن ile جولان دادن ile پزده )
( نازيدن ile JOOLAN DADAN ile PAZDEH )
- GÖSTERİŞ ile GÖSTERİŞLİ/LİK ile GÖSTERİŞÇİ/LİK ile GÖSTERİŞSİZ/LİK ile GÖSTERİŞLİCE
- GÖSTERİŞLİLİK | FİYAKALILIK ile/||/<> GÖSTERİŞÇİLİK | FİYAKACILIK
- GÖSTERMECİLİK ile/||/<> TEŞHİRCİLİK ile/||/<> UT AÇICILIK
- GÖSTERMEK ile GÖSTERTMEK ile GÖSTERİLMEK ile GÖSTEREBİLMEK ile GÖSTERİVERMEK ile GÖSTERİ ile GÖSTERİCİ/LİK ile GÖSTERİ ADAMI ile GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ
- GÖSTERMEK ile/ve KANITLAMAK
( TO SHOW vs./and TO PROVE )
- GÖSTERMEK ile ORTAYA KOYMAK
( TO SHOW vs. TO PUT FORWARD, TO EXPOSE )
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTEREK GÖSTERMEK
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Sanat. )
- GÖSTERMEK ile RESİMLİ ile İLLÜSTRASYON ile AÇIKLAYICI ile İLLÜSTRATÖR
( ILLUSTRATE vs. ILLUSTRATED vs. ILLUSTRATION vs. ILLUSTRATIVE vs. ILLUSTRATOR )
( با تصوير نشان دادن ile بامثال روشنساختن ile مصور کردن ile مصور ile عکسا دار ile نمايش ile روشنگر ile توضيح دهنده ile ترسيمي )
( BA TASOOYR NESHAN DADAN ile BAMSAL ROSHENSAKHTAN ile MOSUR KARDAN ile MOSUR ile AKSA DAR ile NAMAYSH ile ROSHANGAR ile TOZYHE DAHANDEH ile ترسيمي )
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/<> SİMGELERLE/ÖYKÜLERLE/MASALLARLA ANLATMAK
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine SUNMAK
( [not] TO SHOW vs./and/but TO PRESENT
TO PRESENT instead of TO SHOW )
- GÖSTERMEK ile/ve/||/<> TANITMAK
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine YAŞAMAK
( [not] TO SHOW vs./and/but TO LIVE/VALUE
TO LIVE/VALUE instead of TO SHOW )
- GÖSTERME/LİK ile GÖSTERMECİ/LİK ile GÖSTERME HAKKI ile GÖSTERME ZARFI ile GÖSTERME SIFATI ile GÖSTERME ZAMİRİ ile GÖSTERME PARMAĞI ile GÖSTERME HASTALIĞI
- GÖT-GÖBEK (SALMAK, BÜYÜTMEK)
- GOTHIC[İng.] ile/||/<> ART GOTHİQUE[Fr.] ile/||/<> GOTISCHE KUNST[Alm.] ile/||/<> GOTİK | ERKEN GOTİK
( Mimarlık Roman üslûbundan sonra gelen abartılı dantela dokusunda Orta mimarlık üslûbu Kiliselerde çaprazsahının kanatları kısalır anasahının bir devamı gibi olur Yuvarlak kemer yerini sivri kemere bırakır Üç bölümlü anakapı bütün önyüzü kaplar Yapı incelir ve yükselir Korodalızı koronun çevresini dolanır 2 Almanların kullandıkları bir yazı çeşidi a erken gotik geçgotik yüksek gotik )
( GOTHIC )
( ART GOTHIQUE )
( GOTISCHE KUNST )
- GOTHİQUE[Fr. < GOTHIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> GOTİK
( Gotik harfler Gotik sanat Gotça Gotlarla ilgili Orta Çağ a özgü )
- GOTİK ile GOTİK SANAT ile GOTİK HARFLER
- GOTİK ile/||/<> ULUSLARARASI GOTİK ile/||/<> STİL GALANTE
( Avrupa'da Ortaçağ mimarisine verilen ad. XII. yüzyılın ortasından Rönesans'a kadar süreci içeren Gotik, resim ve heykel de kapsayan geniş bir sanat akımıdır. Geç Gotik, Uluslararası Gotik (Bkz. "Bkz." ile geçen madde) altı bir dönemi niteler. İLE/||/<> XIV. yüzyıl sonunda ilk kez Fransız sarayında beliren bir sanat üslûbu. Bir üslûp olarak temelde Gotik'e bağlı olan bu anlayışta özellikle manzara ayrıntılarına, hayvanlara ve giysilere gerçekçi bir yaklaşım söz konusudur. Ama bu gerçekçilik, daha geç dönemin esinini doğadan alan ve Masaccio ile Donatello'nun yapıtlarında anlatımını bulan gerçekçi yaklaşımdan farklıdır. İLE/||/<> Zarif üslûp. Almanya'da XIV. yüzyıl sonu ile XV. yüzyıl başında egemen olmuş bir sanat anlayışı. Uluslararası Gotik'le sıkı sıkıya ilişkili olan bu anlayışta, figürler yumuşak, zarif ve incelikli bir biçimde betimlenir, sıcak renklerle boyanırdı. )
(1996'dan beri)