Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 30.275 başlık/FaRk ile birlikte,
30.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(40/123)


- FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"


- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine ADAM OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK)


- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine FARK YARATMAK(/YARATMAYA ÇALIŞMAK)


- FARKLI ile/ve DEĞİŞİK

( DIFFERENT vs./and VARIOUS )


- FARKLI ile FARK ile GÖRÜŞ AYRILIĞI ile FARKLI ile FARKLILAŞMA ile TÜREVLENEBİLİR ile DİFERANSİYEL ile DİFERANSİYEL DİŞLİ ile FARKLILAŞTIRMAK ile FARKLILAŞMA ile FARKLILAŞTIRICI ile FARKLI

( DIFFER vs. DIFFERENCE vs. DIFFERENCE OF OPINION vs. DIFFERENT vs. DIFFERENTIA vs. DIFFERENTIABLE vs. DIFFERENTIAL vs. DIFFERENTIAL GEAR vs. DIFFERENTIATE vs. DIFFERENTIATION vs. DIFFERENTIATOR vs. DIFFERENTLY )

( متفاوت بودن ile تفاوت داشتن ile تباين داشتن ile اختلاف داشتن ile تمايز ile مابه التفاوت ile تباين ile تفاضل ile تفاوت ile فرق ile اختلاف ile اختلاف عقيده ile اختلاف نظري ile جوربجور ile غيريکسان ile ناهمانند ile مختلف ile متباين ile متفاوت ile متمايز ile وجه امتياز ile قابل تشخيص ile فرق گذاشتني ile تفاضلي ile افتراقي ile ديفرانسيل ile فرق گذاشتن ile مشتغ گيري ile فرق گذاري ile فرق گذار ile بطور متفاوت )

( MOTEFAVAT BODAN ile TAFAVAT DASHTAN ile TABAYNE DASHTAN ile AKHTELAF DASHTAN ile TAMAYZ ile MABEH ELTEFAVAT ile تباين ile TAFAZEL ile TAFAVAT ile FARGH ile AKHTELAF ile AKHTELAF AGHYDAH ile AKHTELAF NAZARY ile جوربجور ile GHYRYKESAN ile ناهمانند ile MOKHTELF ile متباين ile MOTEFAVAT ile MOTEMAYZ ile VAJEH EMTYAZ ile GHABEL TASHKHYSE ile FARGH GOZASHTANY ile تفاضلي ile AFTARAGHY ile DYFARANSYLE ile FARGH GOZASHTAN ile MOSHTAGH GYRY ile FARGH GOZARY ile FARGH GOZAR ile BETOR MOTEFAVAT )


- FARKLI/LIK ile AYRICA/LIK

( DIFFERENCY vs. PRIVILEGE )


- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK

( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )


- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK


- FARKLI/LIK ile/ve/||/<> ETKİLİ/LİK


- FARKLILIK ile/ve/<> FARKINDALIK

( Farklılık, sadece, farklı olmak isteğinden çıkmaz. Ancak, yaşam biçiminde (de) olursa farklılıktır. )

( DIFFERENCY vs./and/<> AWARENESS )


- FARK/LI/LIK ve IŞIK


- FARK/LI/LIK ile NİTELİK FARKI/FARKLILIĞI

( DIFFERENT/DIFFERENCY vs. DIFFERENCE/Y OF QUALITY )


- FARKLILIK ile/ve/<> SÜREKLİLİK


- FARM :/yerine ÇİFTLİK


- FARMAKODİNAMİ ile FARMAKODİNAMİK ile FARMAKOKİNETİK ile FARMAKOKİNEZİ ile FARMAKOLOG ile FARMAKOLOJİ ile FARMAKOLOJİK ile FARMAKOPE

( İlaç etkisi. İLE İlaç etkisi [ile ilgili], ilaç etkibilim. İLE İlaç yazgısı [ile ilgili], ilaç yazgıbilim. İLE İlaç yazgısı. İLE İlaçbilim uzmanı. İLE İlaçbilim. İLE İlaçbilimsel, ilaçbilim [ile ilgili]. İLE İlaç kılavuzu. )


- FARMAKOLOJİK değil/yerine/= EMBİLİMSEL/EMSEL


- FARMING/FARMER[İng.] değil/yerine/= AGRICULTURE[Fr.] değil/yerine/= ACKERBAU[Alm.] değil/yerine/= ÇIFTÇILIK

( Toplayıcılık ve avcılıktan geliştiği sanılan, genellikle hayvancılıkla birlikte yapılan ekonomi biçimi. )


- FARZ ETMEK ile VARSAYILAN ile VARSAYMAK ile ADINI VARSAYMAK

( ASSUME vs. ASSUMED vs. ASSUMING vs. ASSUMING THE NAME )

( فرض کردن ile فرضکردن ile پنداشتن ile بر عهده داشتن ile بخود بستن ile گمان کردن ile فرضي ile مفروض ile لاف زن ile بفرض ينکه ile متخلص به )

( FARZ KARDAN ile FARZEKARDAN ile PANDASHTAN ile BAR EADEH DASHTAN ile BAKHOD BASTAN ile GOMAN KARDAN ile FARZY ile MOFRUZ ile LAF ZAN ile بفرض ينکه ile MOTEKHLES BAH )


- FARZETMEK | VARSAYMAK ile/||/<> VARSAYMAK

( matematik )

( ASSUME )

( SUPPOSER )


- FASARYA ile GÜRÜLTÜ/PATIRTI/KARIŞIKLIK


- FÂSIK ile/ve/<> FÂCİR


- FASİKÜL/FASCICLE[İng.] değil/yerine/= DEMETÇİK


- FASILA | ARALIK ile/||/<> ARALIK ile/||/<> DENKLEŞME

( Düzyazıda bölümlerin koşukta dizelerin son sözcükleri denkleşme Gerçek eksen üzerindeki dışbükey küme a açık aralık kapalı aralık yanaçık aralık Toplu cimnastiklerde biri birinin ardı sıra durarak dizilenleri ayıran derinliğine açıklık Bir ölçme aracının simgelediği ölçüm sürekliliği üzerindeki ardıl birimler arasındaki uzaklık 1 İki üşek arasında bir kıvılcım ya da yay atlamasının oluşabileceği uzaklık 2 Bir mıknatıssal çevrimin iki parçasını ayıran hava aralığı 3 Belirli iki değer arasındaki bölge fizik ara matematik Bir işlemin belli bir amaca göre yapılabileceği işlem değişkenlerinin iki sınır arası Aralıkların uyaklı değil de ölçülü oluşları Her tarzı latif her hulku kerim Âleme camı sefa sunduğu dem bana felek Bir kadeh sunmadı kim vermeye bir türlü kesel Latif le kerim felekle kesel uyaklı değil ölçülüdür aralık Tikel ya da tam denge koşulu denkleşim )

( INTERVAL | DISTANCE | GAP, INTERVAL | RANGE; INTERVAL | GAP )

( INTERVALLE | DISTANCE | ESPACE, INTERVALLE | RANGÉE )

( INTERVALL | ABSTAND | SPALTE | REIHE )

( INTERVALLUM )


- FAŞİSTLEŞMEK ile FAŞİSTLEŞTİRMEK ile FAŞİST/LİK


- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK" ile/değil/yerine !ZORBA/LIK


- FASİT/LİK ile FASİT DAİRE


- FASL[Ar.] ile FETK[Ar.]


- FAST FOOD[İng.] ile/||/<> HAZIR YEMEK

( Hazır yemek. )

( FAST FOOD~FAST FOOD )

( RESTAURATION RAPIDE~RESTAURATION RAPIDE )

( SCHNELLIMBISS~FERTIGGERICHT )

( CIBO VELOCE~CIBO PRONTO )

( ΓΡΉΓΟΡΟ ΦΑΓΗΤΌ / γρήγορο φαγητό~ΈΤΟΙΜΟ ΦΑΓΗΤΌ / έτοιμο φαγητό )


- FAST FOOD[İng.] ile/||/<> HAZIR YEMEK

( Ev yemeğine alternatif teşkil eden çabuk hazırlanan ve servisi yapılan uygun fiyatta yiyecek fast food )

( FAST FOOD )


- FAŞTAK FIŞTAK ([ÖZENSİZ] YIKAMAK/YIKANMAK)


- FATALITE/FATALITY[İng.] değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜLÜK


- FATALİZM[Fr. < FATALISME] değil/yerine/= YAZGICILIK


- FATİHÂ'YA İZNİ OLMAK ile/ve FATİHÂ'SI DÜZGÜN OLMAK


- FÂTIR ile/ve HÂLİK


- FATURALAMAK ile FATURALATMAK ile FATURALANDIRMAK ile FATURA ile FATURALI ile FATURASIZ/LIK ile FATURALI HAT ile FATURASIZ HAT ile FATURALI YAŞAM


- FAUL ile FAUL YAPMAK

( FOUL vs. FOUL PLAY )

( ناجوانمردانه ile چرک شدن ile گير ناپاک ile ناجوانمردي ile کار نادرست )

( NAJAVANMARDANEH ile CHARK SHODAN ile GYR NAPAK ile NAJAVANMARDY ile KAR NADREST )


- FAVOR :/yerine İYİLİK, DESTEK


- FAVORİ[Fr.] ile FAVORİ[Fr.]/DULUK[Tr.]

( Gözde. İLE Sakal. )


- FAVORİ ile KAYIRMACILIK

( FAVORITE vs. FAVORITISM )

( موردعلاقه ile محبوب ile سوگلي ile مورد پدند ile مورد علاقه ile سوگيري ile پارتي بازي )

( MOORDALAGHEH ile MOHBUB ile سوگلي ile MOORD PEDAND ile MOORD ALAGHEH ile سوگيري ile PARTY BAZY )


- FAVORİ/LİK ile FAVORİLİ ile FAVORİSİZ


- FAX[İng.] ile/||/<> BELGEÇLEMEK

( FAX )


- FAYANS ile FAYANSÇI/LIK


- FAYDA ile/||/<> UTILITY[İng.] ile/||/<> YARARLILIK

( Bir gözlem ya da ölçme aracının kullanılma ve yararlanmaya elverişlilik düzeyi )

( UTILITY )


- FAYDALANILMAK ile FAYDALANDIRILMAK


- FAYDALANMAK ile FAYDALANDIRMAK ile FAYDALANABİLMEK ile FAYDA ile FAYDACI/LIK ile FAYDALI/LIK ile FAYDASIZ/LIK ile FAYDASIZCA


- FAYDALANMAK ile SÖMÜRÜ ile SÖMÜRÜLEN

( EXPLOIT vs. EXPLOITATION vs. EXPLOITED )

( دوشيدن ile استثمار کردن ile استخراج کردن ile بهره برداري ile استثمار ile مستخرج )

( دوشيدن ile ESTESMAR KARDAN ile ESTEKHARAJ KARDAN ile BACPAREH BARDARY ile ESTESMAR ile مستخرج )


- FAYDALI ile İYİLİK ile HAYIRSEVER ile YARARLI ile YARARLANICI ile FAYDA ile FAYDALANMAK ile FAYDALAR

( BENEFIC vs. BENEFICENCE vs. BENEFICENT vs. BENEFICIAL vs. BENEFICIARY vs. BENEFIT vs. BENEFITING vs. BENEFITS )

( فايده برنده ile نيکوکاري ile نکويي ile صاحب کرم ile منان ile نيک کردار ile منعم ile سودمند ile افاضه ile نافع ile بااستفاده ile باصرفه ile ذينفع ile بهره گرفتن ile مستفيض ile سود بردن ile احسان کردن ile فايده بردن ile منتفع کردن ile فايده ile سود ile توشه برگرفتن ile مزيت دادن ile منتفع شدن ile مفيد بودن ile توشه برداشتن ile فايدهرساندن ile منتفع ile متمتع ile حقوق و مزايا ile خواص ile مزايا ile حقوقومزايا )

( FAYDAH BARANDEH ile NEYKOKARY ile نکويي ile SAHEB KARAM ile MENAN ile NEYK KARDAR ile MANAM ile SOODMAND ile AFAZEH ile NAFE ile BAESTEFADEH ile BASERFEH ile ZEYNAF ile BACPAREH GARAFTAN ile مستفيض ile SOOD BARDAN ile EHSAN KARDAN ile FAYDAH BARDAN ile MONTAF KARDAN ile FAYDAH ile SOOD ile TOOSHEH BARGARAFTAN ile MOZYT DADAN ile MONTAF SHODAN ile MOFYD BODAN ile TOOSHEH BARDASHTAN ile فايدهرساندن ile MONTAF ile MOTEMOTE ile HOQUQ VE MOZAYA ile KHAVAS ile MOZAYA ile حقوقومزايا )


- FAYTON ile FAYTONCU/LUK


- FAZ UZAYI ile/ve/||/<> TERSİNEMEZLİK

( ... ile/ve/||/<> 10[üzeri 10 üzeri 25] [olasılıksızlık] )

( m = 3, n= 3 [1/4060]
m = 4, n= 4 [1/10.000]
m = 5, n= 5 [1/100.000] )


- FAZ UZAYI ile/||/<> TERSİNEMEZLİK

( )

( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )


- FAZİLET ile FAZİLETLİ/LİK ile FAZİLETSİZ/LİK


- FAZLA ALÇAKGÖNÜLLÜKTE/TEVÂZÛDA:
RİYÂ ile/ve/||/<> GERÇEK

( Fazla tevâzû gösterme, riyâdan sayarlar. İLE/VE/||/<> Fazla tevâzû gösterme, gerçek sayarlar. )

( [Fazla alçakgönüllük göstermek] İkiyüzlülük olarak yorumlanabilir. İLE/VE/||/<> İncelik olarak yorumlanmayıp çarpıtılarak, genelde de bilindiğiniz ya da göründüğünüz kadar incelikli olmadığınız biçiminde yorumlanabilir. )


- FAZLA FEDÂKÂR/LIK
ve/||/<>/>/ne yazık ki
(FAZLA) VEFÂSIZ/LIK

( Fedâkârlığın fazlası, vefâsızlığa neden olur. )


- FAZLA KONUŞMAK ile/değil/yerine GEREĞİNDEN FAZLA KONUŞMAK

( Kişinin, "Fazla konuşmak" diye bir durumu ol(a)maz fakat belirli/belirsiz bir konuda/alanda/olguda, gereğinden fazla konuşması söz konusu olabilir. [Kişinin, doğadaki fiziksel donanımlarının yetersizliğini giderecek olanın, beyni ve zihni olmasından dolayı ve bunu da, geri dönülmez bir duruma girmeden önce gidermek, çözüm üretmek üzere dili ve konuşma becerisi karşılar. Modern dönemlerde gelinmiş kopukluklar, hızlı ve kısa/kesik sözler kullanma "çabası/beklentisi" nedeniyle de "konuşmanın fazlası" diye bir olgu, durum geliştirilemez ve/ya da bu kişisel/düşük "beklentinin" karşılanması, çevremizdeki kişilerden beklenilemez!] )


- FAZLA SAFLIK ile/ve/> İHÂNET

( Bazen fazla saflık da ihanetin nedeni/kaynağı olabilir. )


- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK

( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )


- [ne yazık ki]
(FAZLA) ŞIMARTILAN ÇOCUK ve/||/<>/> KENDİNDEN NEFRET EDEN ÇOCUK


- FAZLA ile ÇOK

( EXCESS vs. MANY )


- FAZLA/BOŞ/BOŞUNA ile/ve/değil/yerine GEREKLİ/LİK


- FAZLALAŞMAK ile FAZLALAŞTIRMAK ile FAZLA/LIK ile FAZLACA


- FAZLALIK ile/ve AİDİYET

( EXCESS vs./and STATE OF BELONGING )


- FAZLALIK ile AŞIRILIK

( EXCRESCENCE vs. EXCRESCENCY )

( رويش ناهنجار ile رويش ناهنجارنسوج )

( ROYSH NANPANJAR ile ROYSH NANPANJARENSOJ )


- FAZLA/LIK ile/değil AŞKIN/LIK


- FAZLALIK ile OBUR

( GLUT vs. GLUTTON )

( سيراب کردن ile پرخور ile شکم پرست )

( SYRAB KARDAN ile PORKHOR ile SHKAM PAREST )


- FEASIBILITY[İng.] ile/||/<> OLURLUK

( FEASIBILITY )


- FEATURE :/yerine ÖZELLİK


- FEDÂ ETMEK değil/yerine/= YOLUĞLAMAK/GÖZDEN ÇIKARMAK


- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DESTEK


- FEDA ile FEDAİ/LİK ile FEDAİCE


- FEDÂKÂR/LIK ile CÖMERT/LİK

( Yapayalnızken ya da birşeylerle, birileriyle çatışırken başkalarına karşı daha cömert olmalı ama birey olarak da kendine saygı duymalıdır. )

( Cömert cömert derler maldan ederler, yiğit yiğit derler candan ederler. )

( AKI / BÂSİK[Ar.]: Cömert. )


- FEDAKARLIK ile FEDAKAR ile FEDAKAR

( ALTRUISM vs. ALTRUIST vs. ALTRUISTIC )

( غيرپرستي ile نوع پرستي ile بشردوستي ile نوعدوست ile نوعدوستانه )

( غيرپرستي ile NO PARESTY ile BESHARDOSTY ile NODOOST ile NODOOSTANEH )


- FEDAKAR/LIK ile FEDAKARCA


- FEDÂ(KÂRLIK) ile/<> FERÂGAT

( Sadakat. İLE/VE/||/<> Sevgi. )

( Mal/dan vermek. İLE/VE/||/<> "Can vermek" ve candan vermek. )

( Babadan gelen. İLE/VE/||/<> Anneden gelen. )

( Bedel ödemek. İLE/VE/||/<> Muhabbet. )


- FEDÂKÂRLIK > FERÂGAT > AŞK


- FEDÂKÂRLIK ile "GERİ ADIM ATMA"


- FEDÂKÂRLIK değil/yerine HAK/LAR


- FEDÂKÂR/LIK ile/ve/||/<>/> KAHRAMAN/LIK


- FEDÂKÂRLIK ile KATLANMA

( EXTREME DEVOTION vs. TO BEAR )


- VAZGEÇME/FEDÂKÂRLIK[Ar.] değil/yerine/= ÖZVERİ, EL ÇEKME

( Temiz ve özverili bir hayat yaşayın, bu yeter. )

( Live a clean, selfless life, that is all. )

( EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE )


- FEDERALLEŞMEK ile FEDERAL ile FEDERALİST ile FEDERALİZM


- FEDERASYON[Fr./İng. < FEDERATION] değil/yerine/= ÜSTBİRLİK


- FEED :/yerine BESLEMEK


- FEEDBACK[İng.] ile/||/<> DÖNÜT

( FEEDBACK )


- FEEDBACK[İng.] ile/||/<> GERİ BİLDİRİM

( Başa tepki )

( FEEDBACK )

( RÉTROACTION )

( RÜCKMELDUNG )

( RETROAZIONE )

( ΑΝΑΤΡΟΦΟΔΌΤΗΣΗ / ανατροφοδότηση )


- FEEDBACK[İng.] ile/||/<> GERİ TEPME

( Başa tepki )

( FEEDBACK )


- FEEL :/yerine HİSSETMEK


- FEHM ETMEK | KAVRAMAK ile/||/<> KAVRAMA ile/||/<> KAVRAMAK

( 1 Karşılaşılan sorunları yeni durumları ve düşünceleri zihinde oluşturmak 2 Düşünmek 3 Anlamak birleştirme otomobil 1 Motor anamili ile hız kutusunu birbirine bağlayıp ayıran motordan gelen devinimi sarsıntısız olarak öteki aktarma öğelerine ileten düzen 2 Bu düzeni işletmeye yarayan ayaklık I gavrama II Bodur ekini kesme Güllüce Gümüşhacıköy Amasya Orakla biçmek Amasya yakalamak )

( CONCEIVE | CLUTCH, CLUTCH PEDAL )

( CONCEVOIR | DÉBRAYAGE, EMBRAYAGE )


- FEK ile/||/<> ÇENE ile/||/<> ÇENE[Fars. < ÇÂNE]

( 1 Omurgalı hayvanlarda kemik ya da kıkırdak ile desteklenen dişleri taşıyan ve ağızın açılıp kapanmasını sağlayan yapı 2 Omurgasız hayvanlarda buna benzeyen yapı I Keçe üzerine süsleme yapılan renkli keçe parçası Yalvaç Isparta II 1 Kapı dilinin oturduğu köşeli demir İlyaslı Uşak 2 Saban demirinin takıldığı ökçe bölümü Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta III Koyun çanı Adalıkuzu Güdül Ankara 2 Kapı dilinin oturduğu köşeli demir İlyaslı Uşak 3 Saban demirinin takıldığı ökçe bölümü Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta biyoloji biyoloji 1 Omurgalılarda kemik ya da kıkırdak ile desteklenen dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan yapı 2 Omurgasızlarda bu görevi taşıyan benzer yapı Omurgalılarda kemik veya kıkırdakla desteklenen dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan yapı Ağız boşluğunun alt ve üst kısmında diş ve dudaklarla çevrilmiş bulunan ve konuşma sırasında ağzın rahatlıkla hareketini sağlayan organ Çenenin alt kesimi alt çene üst kesimi de üst çene diye adlandırılır Azerbaycan Türkçesi çänä Türkmen Türkçesi enek Gagauz Türkçesi çenä Özbek Türkçesi cağ Uygur Türkçesi iňäk Tatar Türkçesi kaznalık teş kaznası iyäk Başkurt Türkçesi yaňaq çene yayak süyek Krç Malk cayak süyek Nogay Türkçesi yak Kazak Türkçesi jak Kırgız Türkçesi caak Alt aldığı taak altıgı taak Hakas Türkçesi naah söögî Tuva Türkçesi segel Türkçesi naak söögü Rusça çelyust Ağzın üst kısmını oluşturan ve konuşma sırasında ağzın rahatlıkla hareketini sağlayan organ çene Az çǝnǝ Hal çana çene Yaygın bir inanca göre Farsçadan alınmıştır çāna çana the lower jawbone the chin Türkçede çeneye eŋek adı verilirdi Bu ad bugün daha çok yerel ağızlarda enek ve eğek olarak kalmıştır Buna karşılık çağdaş diyalektlerde eŋek yaygın olarak kullanılır Diyalektlerde çeneye birtakım adlar daha verilir alkım Türkmenler eŋek adını da kullanırlar alkım Karakalpaklar iyek adını da kullanırlar Bundan başka çeneye buğak adını da verirler Blk cayak cayak süyek Balkarlar sakal tüb adını da kullanırlar yak Alt saŋat Tel saŋıt sıŋax yanax Leksika da čäŋä sözü üzerinde durmuştur Leksika yazarlarına göre Budagovun çene sözünün Farsçadan alıntı olduğuna ilişkin görüşü büyük bir olasılıkla yanlıştır Bu yeni Farsça sözün İran kökenli değildir Halaççadaki čana biçimi ise ŋ n damaksılaşması nedeniyle Farsçadan geri alıntıdır Yakutçadaki ekleşmiş säŋijä biçimini de gözden geçiren Leksika yazarları bu sözün dış biçimsel paralelliklerinin henüz saptanamadığını da dile getirmişlerdir Bununla birlikte Oğuzca čayna čeyne çiğnemek ile çene sözünün Anadolu ağızlarında kullanılışı sırasında görülen čeyne çene biçiminin karşılaştırılması gereğini ortaya koymuşlardır Dilimizde kullanılan organ adlarının öz Türkçe köklerden geldiğini biliyoruz Türkçe ağız avurt ayak boğaz boyun burun göz kulak gibi O bakımdan çenenin Farsça bir alıntı olarak görülmesi çarpıcı ve düşündürücüdür Farsça çāna çana biçimlerinin etimolojisini ise bilmiyoruz Benim görüşüme göre Türkçede çeneye verilen eŋek adı çeyne çiğnemek fiilinin baskısı altında çeŋe çene biçimini almıştır contamination )

( JAW )

( MÂCHOIRE | MAXILLA )

( KIEFER )

( ÇĀNA )

( ÇƎNƎ[Az.]~ALKIM[Kklp.]~YAK[Nog.]~SAŊAT[Alt.]~SAŊIT[Tel.]~SIŊAX[Yak.]~YANAX[Çuv.] )


- FEK ile FEKE


- FEKÇE | ÇENEK ile/||/<> ÇENEK

( biyoloji botanik Tohumlu bitkilerin tohumlarının çimlenmesiyle oluşan embriyonun ilk yaprağı veya yaprakları kotiledon )

( COTYLEDON )

( MANDIBULE | COTYLÉDON )


- FEL ile FELÇ ile FELÇLİ/LİK


- FELEK[Ar. < FELEK] ile/||/<> ...


- FELEK[Pehlevice] ile KÖTÜLÜK TANRISI

( Kötülük tanrısı. )


- FELEK ile/ve/||/<> ON/UNCU AKIL


- FELEMENK ile FELEMENKLİ ile FELEMENKÇE


- FELLİK FELLİK (ARAMAK)


- FELSEFE:
AKLIN SORUNLARINA YANIT ARAMAK ve/<>/>
SORU(N)LARINA YANIT ARAMAK ve/<>/>
ETKİNLİK

( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )


- FELSEFE/BİLİM/SANAT'TA:
SAYGI DUY(UL)MA ile/ve/||/<>/< SAYGI UYAN(DIR)MA


- FELSEFE:
DÜŞÜNCE BİÇİMİ OLARAK ile/ve/değil/||/<>/>/< YAŞAM BİÇİMİ OLARAK


- FELSEFE:
DÜŞÜNMEK ve/||/<>/> BİLMEK ve/||/<>/> YAŞAMAK


- FELSEFE:
İYİLİK ve/<> GÜZELLİK ve/<> DOĞRULUK


- FELSEFE/BİLİM/SANAT/...
KONUŞMAK" değil ÜZERİNE KONUŞMAK


- FELSEFE ÖĞRENMEK değil/yerine FELSEFE YAPMAK


- FELSEFE ÖĞRENMEK ile/yerine/değil FELSEFE YAPMAYI ÖĞRENMEK


- FELSEFE:
"ÖĞRETİ" değil ETKİNLİK


- FELSEFE:
"ÖĞRETMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖĞRETİLENLERİ DÜŞÜNMEK


- FELSEFE:
"ŞAPŞALLIK" ile/ve/değil/||/<>/< ŞAŞIRMAK

( Felsefe, yaşam, durum, konu ve süreçteki [olası] her ayrıntıya, sürekli bir bebek ve çocuk şaşkınlığında[sevimli "şapşallığı" gibi] fakat sorumlulukla, iddiasızca, duygusal değil ölçüyle ve yetişkince bakabilme çabası, özeni, saygısı, emeği ve sürecidir. )


- FELSEFE:
SORGULAMAK ile/ve/||/<>/> SORGULAMAYI VE SORGULAYABİLMEYİ SORGULAMAK


- FELSEFE:
UYURGEZER/LİK değil/yerine/>< GELİŞMİŞ BİLİNÇ/LİLİK


- FELSEFE ÜZERİNE KONUŞMAK:
"KEYFÎ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORUNLULUKLA


- FELSEFE:
"YAPILAN/YAPMAK" değil İNŞÂ EDİLEN/ETMEK


- FELSEFE YAPMAK" ile/ve/||/<> "EDEBİYAT PARÇALAMAK"

( İkisi de doğru/geçerli değildir! Kişi/kim anlamıyorsa ve ilgilenmiyorsa o kişinin/kişilerin çarpıttığı/çevirdiği saçma ve boş bir sözdür. )


- FELSEFE:
"YAPMAK" değil ÜZERİNE OKUMAK/ÇALIŞMAK/ARAŞTIRMAK


- FELSEFE:
"YETENEK/ZEKÂ" ile/ve/değil/||/<>/< ÇABA/EMEK


- FELSEFE:
ZORUNLULUK ve/||/<>/> GÜVENİLİRLİK


- FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT

( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )


- FELSEFE ile BENGİ BİLGELİK

( ... İLE HİKMET-İ HÂLİDA, CÂVİDÂN-I HIRED, PHILOSOPHIA PERENNIS )


- FELSEFE ile/ve BİLGELİK


- FELSEFE ve/=/||/<>/>/< BÜTÜN/LÜK


- FELSEFE ile FELSEFECİ/LİK


- FELSEFE ile/ve GELENEK


- FELSEFE ile/ve İSTATİSTİK


- FELSEFE ile/ve MATEMATİK

( Tekillerden tümeli görmeye çalışmak. İLE/VE Tekilde tümeli görmek esastır. )

( Felsefe, matematiğin çalışma odasını röntgen ışığıyla yansıtmaya çalışır. )

( Kavramlarla ilgili etkinlik. İLE/VE Kavram inşâ etmek. )

( PHILOSOPHY vs./and MATHEMATICS )


- FELSEFE ile/ve METAFİZİK ile/ve MİSTİSİZM["MİSTİZİM" değil!]

( ... İLE/VE Metafizik sözü ilk defa Peripatos'culardan Rodos'lu Andronikos (M.Ö. I. yy.) tarafından kullanıldığı öne sürülür. İLE/VE ... )

( METAFİZİK: BİLGİ - VARLIK - AHLÂK )

( MİSTİSİZM VE FELSEFE - WALTER T. STACE - İNSAN YAY.
PHILOSOPHY vs./and METAPHYSICS vs./and MYSTICISM )

( ... ile/ve XIN ER SHANG XUE ile/ve XUAN )


- FELSEFE ile/ve MÜZİK ile/ve FİZİK


- FELSEFE = PHILOSOPHY[İng.] = PHILOSOPHIE[Fr., Alm.] = PHILOSOPHIA(PHILIA:SEVGİ, SOPHIA:BİLGELİK)[Yun.] = FILOSOFIA[İsp.]


- FELSEFE ve SANAT ve GÖRELİLİK


- FELSEFE ile/ve/||/<> TÜMEL/LİK

( FELSEFE: Tümel anlama ve açıklama. )


- FELSEFE ve TÜZE(HUKUK)

( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )


- FELSEFE ile VARLIK


- FELSEFE/DE:
KAVRAMSAL/LIK ve/||/<> NEDENSEL/LİK ve/||/<> ELEŞTİREL/LİK


- FELSEFE'DE MÎLÂDLAR:
TEKERLEK ve YELKEN ve YAZI


- FELSEFE/DE:
ÖZEL/LİK ile/ve/||/<> TÜMEL/LİK ile/ve/||/<> KESİN/LİK


- FELSEFE'DE:
SORUN ÇÖZMEK ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET


- FELSEFE('NİN "KUSURU"):
ÖNCESİ var SONRASI [yok]

( Öncesinin var olup ve fakat sonrasının olmaması. )


- FELSEFEYİ ANLAMAK ile/ve/||/<> FELSEFE İLE ANLAMAK


- FELSEFÎ ANLAYIŞ VE BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ VE SANATSAL DUYARLILIK ve/< BEREKET


- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ DÖNGÜSELLİK

( İnsanlığın sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE Tarihin ve insanlığın döngüsel bir biçimde tekrar ettiğini savunan görüş. )


- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ DURUM/KONUM KORUMACILIK/STATÜKOCULUK

( İnsanlığın sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE Mevcut durumun korunmasını ve değişime karşı çıkılmasını savunan görüş. )


- FELSEFİ İYİMSERLİK ile FELSEFİ HİÇÇİLİK/NİHİLİZM

( Dünyanın ve insanlığın temelde iyi olduğunu savunan görüş. İLE Her türlü anlam, değer ve amaç reddini savunan görüş. )


- FELSEFİ İYİMSERLİK ile FELSEFİ KÖTÜMSERLİK

( Dünyanın ve insanlığın temelde iyi olduğunu savunan görüş. İLE Dünyanın ve insanlığın temelde kötü olduğunu savunan görüş. )


- FELSEFİ KUŞKUCULUK ile BİLİMSEL KUŞKUCULUK

( Bilginin kesinliğine dair köklü kuşkuler içeren felsefi tutum. İLE Bilimsel iddiaların kanıt ve deneyle sorgulanmasını savunan tutum. )


- FELSEFİ ÖZGÜRLÜK ile FELSEFİ ZORUNLULUK

( Kişinin irâdesini özgürce kullanma olanağına sahip olduğunu ve kendi yeğleme ve seçimlerini kendinin yapabildiğini/yapabileceğini savunan görüş. İLE Bireyin eylemlerinin önceden belirlenmiş olduğunu savunan görüş. )


- FELSEFÎ SÖZLÜK ile/ve/değil/yerine FELSEFÎ ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK


- FEMİNİST EKOLOJİ/EKOFEMİNİZM değil/yerine/= DİŞİCİ ÇEVREBİLİM/ÇEVREDİŞİCİLİK


- FEMİNİZM değil/yerine/= DİŞİCİLİK


- FENÂ-Fİ-LLÂH ile/ve/||/<> FENÂ-Fİ-L-AŞK

( Allah'ın varlığı içinde yok olma. İLE Aşk içinde yok olma. )


- FENALAŞMAK ile FENALAŞTIRMAK ile FEN ile FENA/LIK ile FENT ile FEN BİLİMİ ile FENA HALDE ile FENA KALPLİ/LİK ile FEN BİLİMLERİ


- FENÂLAŞMAK değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇMEK


- FENALIK ile NAZAR ile KÖTÜ HUYLU

( EVIL vs. EVIL EYED vs. EVIL NATURED )

( سوء ile بدي ile خبيثه ile خبيث ile طاغوت ile شر ile زيان آور ile شرارت آميز ile بديمن ile شور چسم ile بد جنس )

( SUE ile BADY ile خبيثه ile KHABYS ile TAGHOT ile SHAR ile ZYAN AVAR ile SHARART AMYZ ile بديمن ile SHOR CHASM ile BAD JENS )


- FENER ile FENERCİ/LİK ile FENERLİ ile FENERSİZ ile FENER ALAYI ile FENER BALIĞI ile FENERLİ BURGU ile FENER BALIĞIGİLLER


- FENERLİ BOSTAN SOKAK :

( Rumelihisar Mahallesi sokaklarından biridir, R. Hisar'ın üst kısımlarında bulunan bostana (büyük tarlaya) sahibinin gece gündüz fenerli gitmesi nedeni ile sokaklardan birine "Fenerli Bostan Sokak" ismi verilmiştir. )


- FENERLİ TÜRBE SOKAK :

( Rumelihisarı Mahallesi sokaklarından biridir. R. Hisarı mezarlıklarında bulunan türbelerden birinde devamlı fener yandığı için sokaklarından birine "Fenerli Türbe Sokak" adı verilmiştir. )


- FENETİK ile FİLOGENETİK

( Organizmaların benzerlik ve farklarına göre sınıflandırılması. İLE Organizmaların evrimsel ilişkilerine göre sınıflandırılması. )


- ASİT FENİK[Osm.] / PHENOL[İng.] / PHÉNOL, ACID PHENIQUE[Fr.] / PHENOL[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOL


- FENOMENİZM[Fr. < PHÉNOMÉNISME] değil/yerine/= GÖRÜNGÜCÜLÜK


- FEODALİTE A[Fr. < FÉODALITÉ] değil/yerine/= DEREBEYLİK


- FEODALİTE değil/yerine/= DEREBEYLİK


- FEODAL/İZM değil/yerine/= DEREBEYCİ/LİK


- FEODAL/LİK ile FEODALİZM


- FER ile FERİ ile FERT ile FERZ ile FERÇ ile FERACE/LİK ile FERACELİ ile FERACESİZ


- FERAGAT ETMEK ile FERAGAT ile FERAGAT EDEN

( ABNEGATE vs. ABNEGATION vs. ABNEGATOR )

( بخود حرام کردن ile کف نفس ile منکر )

( BAKHOD HARAM KARDAN ile KOF NAFS ile MANKER )


- FERÂGAT ETMEK ile ÖDÜN VERMEK


- FERÂGAT ve/> İŞTİYÂK ve/> AŞK


- FERAGAT ile VAZGEÇMEK

( ABJURATION vs. ABJURE )

( ارتداد ile عهد شکني ile سوگند شکني ile نقض عهد ile رافضي شدن )

( ERTEDAD ile EAD SHKANY ile SOGAND SHKANY ile NAQZ EAD ile RAFAZY SHODAN )


- FERAH FEZA (OTURMAK)


- FERAH FUHUR (YAŞAMAK)


- FERAH PARK :

( Ferahevler Mahallesindedir. 1.120,00 m²'lik bir alan üzerinde kuruldu. 660,00 m²'lik yeşil alanı, 150,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- FERAHFEZA[Ar. + Fars.] ile FERAHNAK[Ar. + Fars.]

( Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri. İLE Türk müziğinde, bir birleşik makam. )


- FERAHLAMAK ile FERAHLANMAK ile FERAHLATMAK ile FERAHLANDIRMAK ile FERAH/LIK ile FERAHİ ile FERAH FAHUR ile FERAH FERAH


- FERAHLAMAK değil/yerine/= İNÇLEMEK


- FERAHLATMAK değil/yerine/= İNÇLETMEK


- FERAH/LIK değil/yerine/= İNÇ/LİK


- FERASET ile FERASETLİ ile FERASETSİZ/LİK


- FERDANİYE, FERDİYETÇİLİK | BİREYCİLİK ile/||/<> BİREYCİLİK

( 1 Toplum yaşayışında temel amacın bireylerin başarı ve mutlulukları olduğu düşüncesini ileri süren öğreti 2 Toplumun bireylere ve kümelere geniş bir özgürlük tanıdığında gelişeceğine ve mutluluğa kavuşacağına inanan toplumbilim görüşü 3 Bütün değerlerin hak ve ödevlerin kaynağı olarak bireyi kabul eden ahlak görüşü 1 Genel olarak a Bütüne genele değil de bireye tek olana üstünlük tanıyan görüş b Bireyin kendine dayanması eğilimi 2 Fizikötesi açısından a Yalnızca tek olanın bireyin bağımsız gerçekliği olduğunu b Gerçekte yalnız bireylerin bulunduğunu tümel terimlerin gerçeklikte hiç bir karşılığı olmadığını savunan öğreti 3 Yöntembilim açısından Tarihsel ve toplumsal olayların açıklanmasını bireysel ruhbilime dayandıran görüş 4 Gelenekçiliğin karşıtı olarak Kurulu düzene eleştirmeden uyma yerine bireylerin toplumda her türlü kurum inanç kanı ve eylem üzerinde tartışıp bunları yargılamaları gerektiğini savunan görüş düşünce bağımsızlığı 5 Toplumun kendi başına bir ereği olmadığı gibi kendini kuran bireylerin üstünde bir ereğe araç da olmadığını savunan görüş Bu görüşe göre toplumsal kurumların ereği a bireylerin mutluluğu b bireylerin yetkinliği olmalıdır böylece bireyin ereğine erişmesi için toplum ve devlet yardımcı araç olacaktır 6 Kişiliğin ve kişisel sorumluluğun kaldırılamıyacağını dile getiren görüş 7 Yaşamın özellikle toplumsal yaşamın tek kişiler üzerine kurulduğunu ileri süren ve bu tek kişileri özce aynı türden ve eşit haklı olarak kabul eden öğreti aydınlanma felsefesi 8 Başkalarıyla karşılaştırılmayan niteliksel özelliği ve bir kezliği içinde bireyin kendi değeri üzerindeki kanı Shaftesbury Herder 9 Seçkin bireycilik Bütün bireyleri eşit görmeyip kimi bireylere özel koşulları ve özel nitelikleri dolayısıyle ayrı bir yer veren görüş Nietzsche 10 Ekonomik yaşamla ilgili bireycilik Her bireyin özgür olarak kendi ölçülerine göre kendi ekonomik işlerini düzenleyebileceğini savunan görüş Laissezfaire Bırakınız yapsınlar ilkesi Bireylerin kendi çıkarlarını en çoklaştıracak şekilde davrandığında toplumsal yararın en çoğa çıkacağını ileri süren görüş 1 Bireyin haklarını savunan 1 Bireycilikten yana olan bireycilik bireycilik )

( INDIVIDUALISM )

( INDIVIDUALISME )

( INDIVIDUALISMUS )


- FERDİLEŞTİRME | BİREYSELLEŞTİRME ile/||/<> BİREYSELLEŞTİRME ile/||/<> BİREYSELLEŞTİRMEK

( Bir kimseyi başkalarından ayıran özelliklerin öğrenme ve olgunlaşma süreci içinde geliştirilmesi 1 Bireysel duruma getirme eylemi 2 Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma 3 İnsanların doğal toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin özelliklerin bireysel olanın çekilip çıkarılması 4 Genelleştirmenin karşıtı olarak bireyselleştirme Doğa bilimindeki genelleştirmeye karşı tarih bilimindeki bireyselleştirici yöntem tarihçinin konularını bireysel özelliği kendine özgülüğü içinde ele alması Bir şeyi ayrı olarak bireysel olarak göz önüne almak )

( INDIVIDUALISATION | INDIVIDUALIZATION )

( INDIVIDUALISATION | INDIVIDUALISER )

( INDIVIDUALISIERUNG | INDIVIDUALISIEREN )


- FERDİ/LİK ile FERDİ KAZA SİGORTASI


- FERDİYET | BİREYSELLİK ile/||/<> BİREYSELLİK

( Bir canlıyı benzerlerinden ayıran özelliklerin tümü 1 Birey olma olgusu 2 Bir bireyin biricik ve kendine özgü oluşu 3 Bir insanı başkalarından ayıran ona kişilik veren şey 4 Kendini sıradan bir insan olmaktan kurtarmış olma durumu )

( INDIVIDUALITY )

( INDIVIDUALITÉ )

( INDIVIDUALITAET )

( INDIVIDUALITAS )


- FERDİYET ile FERDİYETÇİ/LİK


- FERİK[Fars.] ile FERİK[Ar.]

( Hayvanların, civcivlikten çıkmış yavruları. | Gevrek bir elma türü. İLE Tümgeneral ya da Korgeneral. )


- FERÎK[Ar.] ile FERÎK[Ar.]

( Askerî kolordu komutanı, korgeneral[birinci ferîk], tümgeneral[ikinci ferîk]. | İnsan topluluğu, cemâat. İLE Buğday tanesinin olgunu, öğütülecek duruma gelmişi. )


- FERİK[Fars.] ile PALAZ

( Hayvanların, civcivlikten çıkmış yavruları. İLE Kaz, ördek, güvercin gibi bazı kuş yavrularının, civcivlikten sonraki durumu. )


- FERİK[Ar. < FERİK] ile/||/<> PİLİÇ

( piliç Yerel ağızlarda firik biçimi de geçer Dar bir çevrede verik varik olarak da kullanılır Az fǝrik Bläsinge göre AL 3 Ermeniceden alınmıştır varek Hühnchen junge Henne Kürtçede firik poulet olarak kullanılır Kürtçe firikin poulet yanında qui nest pas encore mûre anlamına geldiği göze çarpıyor Bu anlamıyla Kürtçe firik Türkçede olgunlaşmaya başlayan tahıl ve çerez olarak yenen tahıl kavurgası olarak kullanılan firikten başka bir şey olamaz Olgunlaşmaya başlayan tahıla verilen firik adının Arapçadan geldiğini biliyoruz Tietze 299 167 Bläsingin açıklaması karşısında ferik firik biçimlerinin ağızlarda geçen perik pirik bilik pilik gibi sözlerle birleştirilmesinin yanlış olduğu açıklık kazanmıştır Eren TDAY 1960 354 167 )


- FERİK/LİK ile FERİK ELMASI


- FERMAN[Fars.] değil/yerine/= YARLIK/BUYRUK


- FERMENE[İt. < PARAMANO] ile/||/<> İŞLEMELİ YELEK

( işlemeli yelek Yerel ağızlarda fermele fermile biçimleri de kullanılır R φέρμελι gestickte Weste Bulgarca Sırpça Arnavutça Rumence gibi Balkan dillerinde de geçer Škaljić Turc 280 Skok Slavia 15 346 256 EtRj 1 512 )

( PARAMANO )

( ΦΈΡΜΕΛΙ / φέρμελι )


- FERMENE ile FERMENECİ/LİK ile FERMENELİ


- FERMENTE ETMEK ile FERMANTASYON ile FERMENTATİF ile FERMENTE EDİLMİŞ

( FERMENT vs. FERMENTATION vs. FERMENTATIVE vs. FERMENTED )

( ترش کردن ile تخمير شدن ile مخمر کردن ile مخمر شدن ile ماده تخمير ile تخمير کردن ile ترش شدن ile تخمير ile تخميري ile مخمره ile مخمر ile مرخم )

( TARSH KARDAN ile TAKHAMYR SHODAN ile MOKHMAR KARDAN ile MOKHMAR SHODAN ile MADEH TAKHAMYR ile TAKHAMYR KARDAN ile TARSH SHODAN ile TAKHAMYR ile تخميري ile مخمره ile MOKHMAR ile MORKHAM )


- FERMETURE[Fr.] ile/||/<> KAPALILIK

( Kapalı denilen seslerin hali )

( FERMETURE )


- FERMI-DIRAC STATISTICS[İng.] / STATISTIQUE DE FERMI-DIRAC[Fr.] / FERMI-DIRAC-STATISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ-DİRAC İSTATİSTİĞİ


- FERMI STATISTICS[İng.] / STATISTIQUE DE FERMI[Fr.] / FERMI-STATISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ İSTATİSTİĞİ


- FERMUAR ile FERMUARCI/LIK


- FERRODIELEKTRIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FERRODİELEKTRİK


- FERROELECTRIC SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK ÖZDEK


- FERROELECTRIC[İng.] / FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK


- FERROELEKTRİK ile/||/<> PİEZOELEKTRİK ile/||/<> PİROELEKTRİK

( Katıların özel elektrik davranışları. )

( Formül: d₃₃ piezoelektrik katsayı )


- FERROELECTRICITY[İng.] / FERROÉLECTRICITÉ[Fr.] / FERROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİKLİK


- FERROMAGNETIC SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK ÖZDEK


- FERROMAGNETIC, FERROMAGNETICS[İng.] / FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK


- FERS | FERES | AT ile/||/<> AYGIR ile/||/<> KISRAK

( (Equus caballus): Tek-parmaklılar (Perissodactyla) takımının atgiller (Equidae) takımsından bir memeli türü. Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Uzun kıllardan yapılmış yele ve kuyruğu vardır. Geniş bir tırnakla çevrilmiş oları üçüncü parmağının ucu ile yere basar. Asya ve Avrupa yaban atlarından evciIleştirilmiştir. Bütün dünyaya yayılmıştır. Erkeğine aygır, dişisine kısrak denir. Birçok ırkları vardır. @@ (zooloji) @@ Binme, yük çekme kadar, sirklerde gösteri hayvanlarının, başında gelen, toynaklıların tek parmaklı altakımından olan hayvan. @@ Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının, atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür. @@ Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos. @@ Eski ve yeni bütün diyalektlerde at olarak geçer. Türkmencede de at biçimi kullanılır. -Az at. -Hal hat. Başındaki h- ikincil bir sestir. -Kzk at. -Krg at. -Özb åt. -Yak at. -Çuv ut. Çuvaşçada a'ların u'ya çevrilmesi eski bir kuraldır. Örn. Türkçe kan ~ Çuvaşça yun; Türkçe kanat ~ Çuvaşça śunat; Türkçe altmış ~ Çuvaşça utmăl. Türkçeden komşu dillere de geçmiştir. bk. Doerfer: TMEN 413. Macarların ata verdikleri ló adı eski bir Türk dilinden kalma bir alıntıdır. Bu adın Eski Türkçe ulağ'dan geldiği anlaşılıyor (Ligeti: TörK 139-141, 237-238). Rusçada ata verilen lošad' adının da Türk diyalektlerinden alındığını biliyoruz. Bu adın Rusçada kon' sözünün yerine geçtiği göze çarpıyor. Bu yolda daha çok bilgi almak için bk. G. F. Odintsov: İz istorii gipologičeskoj leksiki v russkom jazyke. Moskva 1980. Moğolcada 'at' olarak morin biçimi kullanılır. Moğolca morin de Rusçaya merin olarak geçmiştir. bk. yunt. Eski Türkçede ata yunt (yont) adı da verilirdi. Çağdaş diyalektlerde yılkı sözü de kullanılır. bk. yılkı. || Eski ve yeni bütün diyalektlerde at olarak geçer. Türkmencede de at biçimi kullanılır. -Az at. -Hal hat. Başındaki h- ikincil bir sestir. -Kzk at. -Krg at. -Özb åt. -Yak at. -Çuv ut. Çuvaşçada a'ların u'ya çevrilmesi eski bir kuraldır. Örn. Türkçe kan ~ Çuvaşça yun; Türkçe kanat ~ Çuvaşça śunat; Türkçe altmış ~ Çuvaşça utmăl. Türkçeden komşu dillere de geçmiştir. bk. Doerfer: TMEN 413. Macarların ata verdikleri ló adı eski bir Türk dilinden kalma bir alıntıdır. Bu adın Eski Türkçe ulağ'dan geldiği anlaşılıyor (Ligeti: TörK 139-141, 237-238). Rusçada ata verilen lošad' adının da Türk diyalektlerinden alındığını biliyoruz. Bu adın Rusçada kon' sözünün yerine geçtiği göze çarpıyor. Bu yolda daha çok bilgi almak için bk. G. F. Odintsov: İz istorii gipologičeskoj leksiki v russkom jazyke. Moskva 1980. Moğolcada 'at' olarak morin biçimi kullanılır. Moğolca morin de Rusçaya merin olarak geçmiştir. bk. yunt. Eski Türkçede ata yunt (yont) adı da verilirdi. Çağdaş diyalektlerde yılkı sözü de kullanılır. bk. yılkı. )

( HORSE | STALLION | MARE~STALLION~MARE )

( CHEVAL | ÉTALON | JUMENT~ÉTALON~JUMENT )

( EQUUS CABALLUS~ADMISSARIUS~EQUA )

( PFERD | HENGST | STUTE~HENGST~STUTE )

( CAVALLO~STALLONE~CAVALLA )

( ΆΛΟΓΟ / άλογο~ΕΠΙΒΉΤΟΡΑΣ / επιβήτορας~ΦΟΡΆΔΑ / φοράδα )


- FERSAH FERSAH (UZAKTA OLMAK)


- FERSAH/LIK ile FERSAH FERSAH


- FERSİZLEŞMEK ile FERSİZ/LİK


- FERT | BİREY ile/||/<> BİREYLEŞME ile/||/<> BİREYSELLİK

( İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek canlıya verilen ad. @@ 1. Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-Bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad. @@ Bir evrenin öğesi olan nesne; bir adın gösterdiği nesne. || Anl. gösterilen, değişken değeri. Krş.. özbirey. @@ (anlamdaş. fert): Bir grup canlının, yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve aralarında çiftleşebilen organizmaların herbiri. @@ (Lat. indiviuum, = bölünmeyen < dividere = bölünmek)(Yun. a-tomon = bölünmeyen kendi içinde bölünmez olan] 1-Kendine özgülüğünü yitirmeden bölünemeyen 'tek' varlık. // Genel olarak her var olan bir birey olabiliceği gibi, bağımsız bir kişi olan insan da bir bireydir. 2-(Mantıkta) Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. // Cins içinde bir çok türler vardır, her türde de her birinin kendine özgü nitelikleri olan belirsiz sayıda birey bulunur. @@ (botanik, zooloji) @@ Bir grup canlının yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve çiftleşebilen organizmaların her biri. Fert. )

( INDIVIDUAL | INDIVIDUALIZATION | INDIVIDUALITY~INDIVIDUALIZATION | INDIVIDUATION~INDIVIDUALITY )

( INDIVIDU | INDIVIDUÉL | INDIVIDUEL | INDIVIDUATION | INDIVIDUALITÉ~INDIVIDUATION~INDIVIDUALITÉ )

( INDIVIUUM | INDIVIDUATIO | INDIVIDUALITAS~INDIVIDUATIO~INDIVIDUALITAS )

( INDIVIDUUM | EINZELWESEN | INDIVIDUATION | INDIVIDUALITAET~INDIVIDUATION~INDIVIDUALITAET )

( INDIVIDUO~INDIVIDUAZIONE~INDIVIDUALITÀ )

( ΆΤΟΜΟ / άτομο~ΕΞΑΤΟΜΊΚΕΥΣΗ / εξατομίκευση~ΑΤΟΜΙΚΌΤΗΤΑ / ατομικότητα )


- FERTILITY[İng.] değil/yerine/= FERTILITÉ/FERTILE[Fr.] değil/yerine/= FRUCHTBARKEIT[Alm.] değil/yerine/= BITEKLÎK

( Toprağın, doğal koşullar altında iyi ürün elde edilmesine olanak veren fiziksel ve kimyasal nitelikleri. )


- FERYÂD-FİGÂN (ETMEK)


- FERYAT/FERYÂD ETMEK değil/yerine/= HAYKIRMAK


- FESAT[Ar.] KARIŞTIRMAK değil/yerine/= DOLAN KATMAK


- FESAT ile PARANOYAK

( İçi fesat olanın işi kesat olur. )


- FESAT/LIK ile FESATÇI/LIK ile FESAT KUMKUMASI


- FESHETMEK ile FESHEDİLMEK ile FESHEDEBİLMEK


- FESİH ile/||/<> İLGÂ[Ar. < LAĞV] ile/||/<> TASFİYE[Ar. < SAFVET/SAFÂ: Saf, duru olmak.]

( Verilmiş bir yargıyı kaldırma, bozma. | Dağıtma, dağıtılma, lağıv. İLE Bir şeyin varlığını ortadan kaldırma. İLE Arıtma/arıtım/arıtılma, ayıklama, temizleme, saflaştırma/saflaştırılma. | Bir kuruluşun iflâsı ya da kapanması sonunda hesaplarının kapatılıp kalan maddî varlığın, mal ve paranın alacaklılara dağıtılması. | Bir kuruluşta işçi ve memur çıkarma. | Görevine son verme. )


- FESTİVAL, SİNEMA FESTİVALİ, FİLM FESTİVALİ, | FESTİVAL, TELEVİZYON FESTİVALİ | ŞENLİK ile/||/<> ŞENLİK

( Sinema 1 Çeşitli filmlerin topluca oynatılması değerlendirilmesi ödüllendirilmesi biçiminde düzenlenen ulusal ya da uluslararası film gösterisi TV 2 Çeşitli televizyon izlencelerinin topluca gösterilmesi değerlendirilmesi ödüllendirilmesi biçiminde düzenlenen gösteri festival Bir toplumun kendini her tür kötü dış ve iç etkenlerden korumak bol ürün elde etmek barış ve güvence içinde yaşamak amacıyla bir mevsimden ötekine bir yaşam çağından sonrakine ve toplumsal bir yaşantıdan başka bir yaşantıya geçme ya da tarihsel dinsel söylensel olay kişi varlık ve yüce varlıkları anma sırasında topluca yemek yiyerek oynayarak bağırarak iş görerek yaptığı geleneksel eğlenim türü büyü din söylen Her çeşit taşıt araçlarına kapalı bir yolda kurallarına göre saptanan sayıda dönülerek koşulan ve seyircilerinden para alınan dönülü yarış gösterileri Çeşitli oyunların ve sanat ürünlerinin halk Önünde belli bir düzen ve sıra içinde topluca değerlendirilmesi ve sonunda ödül verilmesi ile ortaya çıkan gösteriler kümesi Bazı şenlikler ödülsüzdür )

( 1. FILM FESTIVAL, 2. TELEVISION FESTIVAL | FESTIVAL )

( 1. FESTIVAL (DU FILM, DE CINÉMA), 2. FESTIVAL DE TÉLÉVISION | FÊTE | KERMESSE | FESTIVAL )

( 1. FILMFESTSPIELE, 2. FERNSEHFESTSPIELE | FESTIVAL, FEST | FESTSPIEL )


- FESTİVAL ile ŞENLİKLER ile ŞENLİK

( FESTIVAL vs. FESTIVITIES vs. FESTIVITY )

( جشنواره ile عيدي ile عيد ile اعياد ile بزم ile جشن و سرور )

( JASHNAVAREH ile EYDY ile عيد ile AYAD ile BOZM ile JASHEN VE SARVAR )


- FETHETMEK ile FETHEDİLDİ ile FATİH ile FETİH

( CONQUER vs. CONQUERED vs. CONQUEROR vs. CONQUEST )

( فتح کردن ile تسخير کردن ile مسخر کردن ile مفتوح ile مسخر ile غالب ile فاتح ile ظافر ile تسخير )

( FATH KARDAN ile TASKHYR KARDAN ile MOSKHAR KARDAN ile MOFTOH ile MOSKHAR ile GHALEB ile FATEH ile ظافر ile TASKHYR )


- FETHETMEK ile FETHETTİRMEK ile FETHEDEBİLMEK


- FETİŞ ile TAPMA/TAPINMA, TAPINCAK

( FETISH vs. TO ADORE/WORSHIP )

( ... cum DEVOTIO )


- FETİŞİZM | PUTPERESTLİK | FETİŞİZM ile/||/<> FETİŞİZM ile/||/<> TAPINCAKÇILIK

( tapıncakçılık tapıncakçılık Nesnelerle bireylerin kendilerine değgin olmayan ruhlarca ele geçirilmelerine ilişkin halk öğretisi ya da tapıncakla ilgili olarak yapılan dilekte bulunma kurban kesme ve kutyasaklara kesinkes uyma gibi uygulamalardan oluşan bir saygınlık düzeni tapıncak din büyü cancılık İçerisinde büyüsel bir güç olduğuna ya da belli bir cinin eğleştiğine inanılan taş boynuz pençe post deri bez parçası vb nesnelerden yarar umma onlara korkuyla karışık dinsel ve büyüsel saygı duyma 1 Herhangi bir nesne ya da varlığa karşı duyulan aşırı ve tapınmaya benzer bağlılık 2 Karşı cinsle ilişkisi olan giysi ve benzeri şeylerle cinsel coşku ve doygunluk sağlama durumu 1 Kendilerinde doğaüstü güçlerin bulunduğuna inanılan nesnelere tapma 2 Cinsel alanda Sevilen insanın kendisi yerine onun giysilerini v b taparcasına sevme )

( FÉTICHISME )


- FETK[Ar.] ile FASL[Ar.]


- FETTANLAŞMAK ile FETTAN/LIK ile FETTANE ile FETTANCA


- FETVA ile FETVACI/LIK


- FEVK[Ar.] ile A'LÂ[Ar.]


- FEVK ile/||/<> FEVKÂNÎ ile/||/<> FEVKÂNÎ TAHTÂNÎ

( Üst. İLE/||/<> Binanın üst bölümü, binanın üst katı. İLE/||/<> Altlı üstlü. )


- FEVKALADE/LİK ile FEVKALADE HAL


- FEVT ile/ve/||/<> "HELÂK"

( [Osmanlı mahkeme kayıtlarında] Vefât etmiş müslümanlar için kullanılan. İLE/VE/||/<> Vefât etmiş müslüman olmayanlar için kullanılan. )


- FEYİZLENMEK ile FEYİZLENDİRMEK ile FEYİZ ile FEYİZLİ


- FEYLESOF/LUK ile FEYLESOFÇA


- FFP2 MASKE/FFP2 MASK[İng.] değil/yerine/= N95 MASKE


- FİBER OPTİK ile/||/<> BAKIR KABLO

( Fiber optik ışıkla iletim İLE bakır kablo elektrikle )

( Formül: Tam iç yansıma İLE ohm yasası )

( İbn-i Heysem (Alhazen) tarafından 1015 yılında keşfedildi/formüle edildi. (965-1040) (Ülke: İslam Dünyası) (Alan: Fizik, Matematik, Optik) (Önemli katkıları: Optik, bilimsel yöntem) )


- FIBER OPTICS[İng.] / OPTIQUE DES FIBRES[Fr.] / FIBER-OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FİBER OPTİK


- FİBRİL değil/yerine/= İPLİKÇİK


- FİBRİL[İng.] değil/yerine/= LIFÇİK


- FIÇI ile/değil ÇAPÇAK

( ... İLE/DEĞİL Ağaçtan, oyularak yapılmış su tası. | Ağzı açık fıçı. )


- FIÇICI KERİM SOKAK :

( Yenimahalle ahşap fıçı ve sepet imalatında hayli isim yapmıştı. Balık tuzlayıcıları ile sirke imalatçılarının ihtiyacın Fıçıcı ustası Kerim Efendi karşıladığından imalathanenin bulunduğu bu sokağa "Fıçıcı Kerim Sokak" adı verildi. )


- FIÇILAMAK ile FIÇI ile FIÇICI/LIK ile FIÇI BALIĞI


- FICK'S LAWS[İng.] / LOIS DE FICK[Fr.] ile/değil/yerine/= FİCK YASALARI


- FİDAN ile ARIK

( Fidan dikilen yer. )


- FİDANLIK ile AĞAÇ PARKI/ARBORETUM[Lat.]

( Ağaç yetiştirilen alan. İLE Çeşitli ağaçların, sergilenme, eğitim ya da bilimsel inceleme amacıyla yetiştirildikleri ya da korundukları geniş bahçe. )

( NURSERY vs. ARBORETUM )


- FİDAN/LIK ile FİDANCA ile FİDAN BİTİ ile FİDAN BOYLU


- FİDANLIK ile/||/<> FİDANLIK


- FİDANLIK ile/ve KERDE

( ... İLE Sebze fideliği. )


- FİDBEK[İng. < FEEDBACK] değil/yerine/= GERİBİLDİRİM


- FİDEİZM[Fr. < FIDÉISME] değil/yerine/= İNANCILIK


- FİDELEMEK ile FİDE/LİK ile FİDECİ/LİK ile FİDEİST ile FİDEİZM


- FIDELITY[İng.] ile/||/<> TEK EŞLİLİK

( Eşlerin çiftleşme sezonunda başka bireyle çiftleşmemesi )

( FIDELITY )


- FİDYE, FİDYE-İ NECAT ile/||/<> RANSOM[İng.] ile/||/<> RANÇON[Fr.] ile/||/<> LÖSEGELD[Alm.] ile/||/<> KURTULMALIK

( Tutsaklıktan kurtulmak için ödenen para )

( RANSOM )

( RANÇON )

( LÖSEGELD )


- FİDYE[Ar.] değil/yerine/= KURTULMALIK


- FIGHT :/yerine KAVGA ETMEK


- FİGÜRLÜ ile MECAZİ ile MECAZİ OLARAK ile FİGÜR ile ŞEKİL LİSTESİ ile ŞEKİL YUMRUK ile RAKAMLAR

( FIGURAL vs. FIGURATIVE vs. FIGURATIVELY vs. FIGURE vs. FIGURE LIST vs. FIGURE PUNCH vs. FIGURES )

( بطور تشبيه ile صورت وار ile تلويحي ile مجازي ile مجازاً ile فرم ile پيکر ile نگاره ile رقم ile اندام ile قلمداد کردن ile عدد ile جدول ارقام ile عددکوب ile رقوم ile اعداد ile ارقام )

( BETOR TASHABYYEH ile SORT VAR ile تلويحي ile MOJAZY ile مجازاً ile FARAM ile PEYKAR ile NEGAREH ile RAGHAM ile ANDAM ile GHALAMDAD KARDAN ile ADAD ile جدول ارقام ile ADADKOOB ile رقوم ile EDAD ile ARAGHAM )


- FİHRİST/KATALOG değil/yerine/= DİZİNLİK