K ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 32.612 başlık/FaRk ile birlikte,
32.612 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(35/132)
- DÖVÜNMEK ile/değil/yerine/>< ÖVÜNMEK
- DÖVÜŞ ile SAVAŞÇI ile KAVGACI ile MÜCADELECİLİK
( COMBAT vs. COMBATANT vs. COMBATIVE vs. COMBATIVENESS )
( حرب ile مبارزه ile مصاف ile مصاف کردن ile رزمنده ile جنگجو ile جنگجويي )
( حرب ile MOBARZEH ile MOSAF ile MOSAF KARDAN ile RAZMANDEH ile JANGJO ile JANGJOYY )
- DÖVÜŞMEK ile DÖVÜŞEBİLMEK ile DÖVÜŞ ile DÖVÜŞÇÜ/LÜK
- DÖVÜŞTÜRMEK ile DÖVÜŞTÜREBİLMEK
- DOYA DOYA (YEMEK/İÇMEK, SEVMEK/ÖPMEK) ile/ve/||/<> KANA KANA (İÇMEK)
- DOYABİLMEK ile DOYA DOYA
- DOYAMAMAK ile/ve DAYANAMAMAK
- SATURATION[İng.] / SATURÉE[Fr.] / GESÄTTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYGUN/LUK
- DOYGUNLAŞMAK ile DOYGU ile DOYGUN/LUK
- DOYGUNLUK ile/ve/değil/yerine TADINA VARMAK
- DOYMAK(SINIRA GELMEK) ile/yerine GEREKSİNİM DUYDUĞUN KADARINI ALMAK
- DOYMAK ile DOYMAZ/LIK ile DOYMA NOKTASI
- İŞBÂ, MEŞBÛ OLMAK[Osm.] / SATURATION, TO BE SATURATED[İng.] / SATURATION[Fr.] / GESÄTTIGT SEIN, WERDEN, SÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMAK
- DOYMAK ile "KESİLMEK"
- DOYMAK ile/ve/değil ŞİŞMEK
( Beyin, doyma bilgisini, 20 dak. sonra oluşturur. )
- SATURATED VAPOR PRESSURE[İng.] / PRESSION DE VAPEUR SATURANTE[Fr.] / GESÄTTIGTEDAMPFESDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ BUHAR BASINCI
- GESÄTTIGTEAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ ETKİN/AKTİFLİK
- SATURATED ACTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ ETKİNLİK
- DOYMUŞLUK >< DOYMAZLIK | RENKSEL DOYMUŞLUK
( bk. renksel doymuşluk. )
( SATURATION~UNSATURATION )
( INSATURATION~INSATURATION )
( SÄTTIGUNG~UNGESÄTTIGTHEIT )
( SATURAZIONE~INSATURAZIONE )
( ΚΟΡΕΣΜΌΣ / κορεσμός~ΑΚΟΡΕΣΤΌΤΗΤΑ / ακορεστότητα )
- DOYMUŞLUK ile/<> DOYMUŞ
- DOYMUŞLUK ile/||/<> RENKSEL DOYMUŞLUK
( renksel doymuşluk )
( SATURATION )
( INSATURATION )
( SÄTTIGUNG )
( SATURAZIONE )
( ΚΟΡΕΣΜΌΣ / κορεσμός )
- DOYUM:
"İNANARAK" ile/değil ANLAYARAK
- DOYUM ve/||/<>/< BÜTÜNLÜK
- DOYUM/LUK ile DOYUMLU/LUK ile DOYUMSUZ/LUK ile DOYUMSUZCA ile DOYUM NOKTASI
- DOYUMLULUK ve/||/<> GÜVEN
( En büyük zenginlik. VE/||/<> En iyi yakınlık/akrabalık. )
- DOYUMSUZLUK ile DOYUMSUZ ile DOYUMSUZ
( INSATIABILITY vs. INSATIABLE vs. INSATIATE )
( اقناع نشدني ile سير نشدني ile اقناع ناپذير ile سيري ناپزير )
( EGHENA NESHODANY ile SYR NESHODANY ile EGHENA NAPAZYR ile SYRY NAPEZYR )
- DOYUMSUZ/LUK ile/ve/<>/|| DUYARSIZ/LIK
- DOYURMAK ÜZERE ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇİRMEK
- DOYURMAK ile DOYURULMAK ile DOYURABİLMEK ile DOYURUCU/LUK
- İŞBA ETMEK[Osm.] / TO SATURATE[İng.] / SÄTTIGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYURMAK
- DOZ ile DOZAJ ile DOZE ETMEK ile DOZİMETRE
( verit, ölçü. İLE Kullanım ölçüsü, düzem. İLE Ölçüsünü ayarlamak. İLE Işınölçer. )
- DOZUNU KAÇIRMAK ile ABARTMAK
( TO OVERDO vs. TO EXAGGERATE )
- DRAFT :/yerine TASLAK
- DRAG :/yerine SÜRÜKLEMEK
- DRAG[İng.] ile/||/<> SÜRÜKLEMEK
( DRAG )
- DRAHMİ/DRAHMİ[Yun. < ] ile/||/<> DİNAR/DİNAR[Ar. < DĪNĀR] ile/||/<> FLORİN/FLORİN[Fr. < FLORIN] ile/||/<> FORİNT/FORİNT[MACARCA FORİNT] ile/||/<> FRANK/FRANC[Fr. < FRANC] ile/||/<> MARKKA/MARKKA[FİNCE] ile/||/<> YEN/YEN[İng. < YEN] ile/||/<> LEVA/LEVA[BULGARCA] ile/||/<> LEY/LEY[RUMENCE] ile/||/<> LİRET/LİRETTE[Fr. < LIRETTE] ile/||/<> MARK/MARK[Alm. < MARK] ile/||/<> RİYAL/REAL[İsp. < REAL] ile/||/<> RUBLE/RUBLE[Rus. < ] ile/||/<> RUPİ/RUPEE[İng. < RUPEE] ile/||/<> PESETA/PESETA[İsp. < PESETA] ile/||/<> PESO/PESO[İsp. < PESO] ile/||/<> ŞEKEL/SHEKEL[İng. < SHEKEL] ile/||/<> STERLİN/STERLİNG[İng. < STERLING] ile/||/<> ŞİLİN/SHİLLİNG[İng. < SHILLING] ile/||/<> ZLOTİ/ZLOTY[POL. ZLOTY] ile/||/<> İNTİ/İNTİ[KIZILDERİLİ DİLLERİNDEN]
( Yunanistan ın para birimi )
- DRAM[Fr. < DRAME] ile/||/<> DRAMATİK
( Sinema/TV. Tiyatrodaki geleneksel ağlatının, zamanın gelişmesine ve sinema ile televizyonun özelliklerine uygun olarak gösterdiği evrimle oluşan tür. Kahramanlar, ağlatının kapalı, dar, dış dünyayla ilişkisiz çevresinde yaşamaktan çıkıp, belli bir çevrenin, belli bir çağın somut koşulları içinde yer alırlar; günlük yaşamın içindedirler; durumları, davranışları bu yaşamın koşullarıyla belirlenir. Dram kahramanlarının belirli bir toplumsal durumu, bu durumdan ileri gelen davranışları vardır. Dramatik yapı, duygulardan, tutkulardan çok, kahramanın içinde yaşadığı toplumsal koşulların etkisiyle kurulur. Dramda da kahraman, olağandışı bir durumla karşı karşıyadır. Toplumsal yapısının, bilincinin, kendini çevreleyen koşulların elverdiği ölçüde bu olağandışı durumun üstesinden gelmeye çalışır. Kahraman ile onu çevreleyen koşullar arasında bir güç denemesi, çetin bir sınav ortaya çıkar. Dram kahramanı bu sınavla kendi kendini daha iyi tanır, güçlü ya da zayıf yönlerini öğrenir, elindeyse zayıf yönlerini güçlendirmeye çalışır. Dramın amacı, ortaya böyle olağandışı bir durum koyup, kahramanı bu durumla karşı karşıya getirmek, bu sınavı anlatmak, bunun sonunda kahramanın hangi noktaya, nasıl ve neden geldiğini açıklamaktır. @@ (Yun. Drama) 1. Lirik ve epik yanında üçüncü bir edebiyat türü. Genel olarak tiyatro yapıtlarının konuşma düzeni için kullanılır. 2. Sahnede oynanmak üzere konuşmalı olarak yazılmış karşıt oluşların çatışmasıyla gelişen oyun. 3. Halk dilinde ciddi oyun. @@ 1. Trajedi veya komedi nevinden sahne eseri. 2. Trajedi ile komedi arasında karma bir sahne eseri. @@ Yunancada 'bir şey yapmak' ya da 'yapılan bir şey' anlamına gelir. Yazın tarihçilerine göre lirik ve epik yanında üçüncü bir yazın alanıdır. 1. Sahnede oynanmak üzere, konuşmalar ve hareketlerle gelişen, karşıt oluşların çalışmasıyla sonuçlanan oyun. 2. Halk dilinde ciddi oyun. )
( DRAM | DRAMA | DRAMATIC~DRAMATIC )
( DRAME | DRAMATIQUE~DRAMATIQUE )
( DRAMA~... )
( DRAMA | DRAMATISCH~DRAMATISCH )
( DRAMMA~DRAMMATICO )
( ΔΡΆΜΑ / δράμα~ΔΡΑΜΑΤΙΚΌΣ / δραματικός )
- DRAMATIC :/yerine DRAMATİK
- DRAMATİK ile/||/<> DRAMATİK[Fr. < DRAMATIQUE]
( Sinema TV 1 Tiyatroyla ilgili 2 Dramla ilgili 3 Coşkulandırıcı acılı feci 1 Dramla yani oyun türü ile ilgili olan 2 Oyun türü ile kesin ilintisi olmadan içinde gerilim çatışma zengin olaylar karşıtlıklar bulunan herhangi bir yapıt ya da olay 3 Zaman ve konu bakımından gerilimli ve bölümlü yoğunluğu olan bir yapıt türü 1 Drama yani oyun türüne ilişkin olan 2 İçinde gerilim çatışma çeşitli olaylar ve karşıtlıklar bulunan insanla ve insan ilişkileriyle gelişen herhangi bir yapıt ya da olay )
( DRAMATIC )
( DRAMATIQUE )
( DRAMATISCH )
- DRAMATİK ile DRAMATİK ile OYUN YAZARI ile DRAMATURJİ
( DRAMATIC vs. DRAMATICS vs. DRAMATIST vs. DRAMATURGY )
( نمايشي ile شبيه سازي ile هنر تاتر ile شبيه ساز )
( NAMAYSHY ile SHABYYEH SAZY ile NPANNAR TATAR ile SHABYYEH SAZ )
- DRAMATİKLEŞMEK ile DRAMATİKLEŞTİRMEK ile DRAMATİK/LİK
- DRAMATİQUE[Fr. < DRAMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DRAMATİK
( Sahne oyununa özgü olan İçinde gerilim çatışma vb olaylar bulunan insan ilişkileri ile gelişen eser olay Coşku veren duyguları kamçılayan acıklı )
- DRAW :/yerine ÇİZMEK
- DRAW[İng.] ile/||/<> UNENTSCHIEDEN[Alm.] ile/||/<> BERABERE KALMAK
( Bir oyunu takımların golsüz ya da eşit sayıda gol atarak bitirmesi )
( DRAW )
( UNENTSCHIEDEN )
- DRAWING[İng.] ile/||/<> KEŞİDE ETMEK
( Keşidecinin değerli kâğıtları düzenleme işlemi )
( DRAWING )
- DRESS :/yerine ELBİSE, GİYİNMEK
- DRINK :/yerine İÇMEK
- DRIVE :/yerine SÜRMEK
- DROP :/yerine DÜŞÜRMEK
- DRUGLAMAK" ile/değil/yerine DURAKLAMAK
- DRY :/yerine KURU, KURUTMAK
- DUA ETMEK ile/ve BOYNUNU BÜKMEK
- DUA ile/ve DİLEMEK
- DUA ile/ve İSTEK
- DUA ile/||/<> PRAYER, BLESSING[İng.] ile/||/<> PRIÈRE, ORAISON[Fr.] ile/||/<> GEBET, BITTGEBET[Alm.] ile/||/<> YAKARI | SÖZLÜ GELENEK
( Gücüyle başaramadığı bir dileğini gerçekleştirmek isteyen birey ya da toplumun doğaüstü güç nesne ya da varlıktan sözlü ya da yazılı gelenek yoluyla öğrendiği genellikle belirli bir yapı ve uyumla söylenen ya da içten yinelenen dinsel nitelikli sözlerle yardım istenmesini içeren eylemli ya da eylemsiz dilek sözlü gelenek adak yapmak )
( PRAYER, BLESSING )
( PRIÈRE, ORAISON )
( GEBET, BITTGEBET )
- DUALİTE ile/değil/yerine/= EŞLEKLİK/İKİLİK/İKİLLİK/İKİLEM
- DÜALİZM[Fr. < DUALISME] ile/değil/yerine/= İKİCİLİK
- DÜALİZM[Fr. < DUALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> İKİCİLİK
- DUALİZM ile/değil/yerine/= İKİCİLİK
- DÜALİZM ile/değil/yerine/= İKİCİLİK
- DÜB | AYI ile/||/<> FİL ile/||/<> GEYİK
( (zooloji) @@ bk. kara ayı, boz ayı @@ ~ Az ayı. -Tkm ayı. -Blk ayıw. -Nog ayuv. -Kklp ayıw. -TatK ayū. -Bşk ayū. -Özb åyig. -Krg ayū. -Alt, Tel ayū. -Hak azığ. -Tuv adığ. Orta Türkçede adığ olarak geçer. Ancak Kâşgarlı Mahmud'a göre Oğuzlar, Kıpçaklar, Yağmalar ayığ biçimini kullanırlar. Kıpçaklar ayığ yanında apa adını da kullanırlar. Daha yeni Kıpçakça sözlüklerde ayığ yerine artık ayu biçimini görüyoruz. Kökenini bilmiyoruz. Çuvaşlar ayıya upa adını verirler. Bu ad diyalektlerde kullanılan aba biçimiyle birleştirilebilir: Sag, Kaça aba 'ayı'. Ancak aba Teleüt, Şor, Sagay gibi diyalektlerde 'baba' olarak da geçer. Sibirya Türkleri, özellikle Yakutlar ayıya karşı eskiden beri özel bir saygı duymuşlardır. Bu saygı dolayısıyla Türkler arasında birtakım söz yasakları yerleşmiştir. Bu yasaklar sonunda birçok ad unutulmuş, bunların yerini birtakım euphémisme'ler almıştır. Böylelikle ayı adı birçok diyalektte yerini euphémique birtakım kavramlara bırakmıştır. Kâşgarlı Mahmud'un tanıklığına göre Kıpçaklar ayığ adını kullandıkları gibi ayıya apa adını da veriyorlardı. Bu adın diyalektlerde 'ata', 'ana', 'büyük kardeş', 'büyük kız kardeş' gibi anlamlara geldiğini görüyoruz. )
( BEAR~ELEPHANT~DEER )
( OURS | ÉLEPHANT | CERF~ÉLEPHANT~CERF )
( URSUS~ELEPHANTUS~CERVUS )
( BÄR~ELEFANT~HIRSCH )
( ORSO~ELEFANTE~CERVO )
( ΑΡΚΟΎΔΑ / αρκούδα~ΕΛΈΦΑΝΤΑΣ / ελέφαντας~ΕΛΆΦΙ / ελάφι )
( AYI[Az.]~AYI[Tkm.]~AYUV[Nog.]~AYIW[Kklp.]~AYŪ[Tatk.]~AYŪ[Bşk.]~ÅYIG[Özb.]~AYŪ[Krg.]~AYŪ[Alt.]~AYŪ[Tel.]~AZIĞ[Hak.]~ADIĞ[Tuv.] )
- DUBARA ile DUBARACI/LIK
- DÜBEŞ/DUBEŞ[Fars. < DŪ + Tr. BEŞ] ile/||/<> DÜSE/DUSE[Fars. < DŪ + SE] ile/||/<> DÜŞEŞ/DUŞEŞ[Fars. < DŪ + ŞEŞ] ile/||/<> DÖRTCİHAR/DÖRTÇEHAR[Tr. < DÖRT + Fars. ÇEHĀR] ile/||/<> DUBARA/DUBARE[Fars. < DŪ + BĀRE] ile/||/<> CİHARIDÜ/ÇEHARDÜ[Fars. < ÇEHĀR + DÜ] ile/||/<> CİHARISE/ÇEHARSE[Fars. < ÇEHĀR + SE] ile/||/<> CİHARIYEK/ÇEHARYEK[Fars. < ÇEHĀR + YEK] ile/||/<> HEPYEK/HEPYEK[Fars. < HEP +YEK] ile/||/<> SEBAYÜDÜ/SEBA[Fars. < SE + BĀ] ile/||/<> SEYEK/SEYEK[Fars. < SE + YEK] ile/||/<> PENCÜDÜ/PENCDU[Fars. < PENC + DŪ] ile/||/<> PENCÜSE/PENCSE[Fars. < PENC + SE] ile/||/<> PENCÜYEK/PENCYEK[Fars. < PENC + YEK] ile/||/<> ŞEŞCİHAR/ŞEŞÇEHAR[Fars. < ŞEŞ + ÇEHĀR] ile/||/<> ŞEŞÜDÜ/ŞEŞDU[Fars. < ŞEŞ + DŪ] ile/||/<> ŞEŞÜSE/ŞEŞSE[Fars. < ŞEŞ + SE] ile/||/<> ŞEŞYEK/ŞEŞYEK[Fars. < ŞEŞ + YEK] ile/||/<> BEŞCİHAR/BEŞÇEHAR[Tr. < BEŞ + Fars. ÇEHĀR] ile/||/<> CİHARIPENÇ/ÇEHARPENC[Fars. < ÇEHĀR + PENC] ile/||/<> YEKDÜ/YEKDU[Fars. < YEK + DŪ]
( Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan her ikisinin de beş benekli yüzünün üste gelmesi )
- DUBLAJ ile DUBLAJCI/LIK
- DUBROVNİK -ile
( Meşe ağacı. )
- DUC[Fr. < DUC] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜK
( Avrupa ülkelerinde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk ünvanı )
- DUCHY[İng.] ile/||/<> DUCHÉ[Fr.] ile/||/<> HERZOGTUM[Alm.] ile/||/<> DÜKLÜK
( Bir dükün yönetimi altındaki ülke Toskana düklüğü 2 Bir dükün görevi orunu )
( DUCHY )
( DUCHÉ )
( HERZOGTUM )
- DÛD | KURT ile/||/<> KURTÇUK ile/||/<> TIRTIL
( En çok ufak boylu solucanlara ve böcek kurtçuklarına, seyrek olarak böceklere ya da başka eklembacaklılara verilen ortak ad. @@ (Canis lupus): Etçiller (Carnivora) takımının köpekgiller (Canidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 122, kuyruğu 45 cm. Kara, kül-kahverengi değişebilen bir renkleri vardır. Karnı daha açık renklidir. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asyada yaşar. @@ (zooloji) @@ Etçiller (Carnivora) takımının, köpekgiller (Canidae) familyasından, 122 cm kadar uzunlukta, 45 cm kadar kuyruğu olan, kara, kül kahverengimsi değişebilen renkli, karnı daha açık renkte, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'da yaşayan bir memeli türü. @@ ~ Az gurd 1. 'worm'; 2. 'wolf'. -Tkm gūrt 1. 'worm'; 2. 'wolf. -Nog kurt 'worm'. -Kzk kurt 'worm'. -Kklp kurt. -Krg kurt 'worm'. -Kûr kurut 'worm'. -Alt, Tel, Şor, Koy, Kaça, Sag kurt. -Tar kurt. -YUyg kurut 'worm'. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (kurt 'worm'). Orta Türkçede kurt 'worm' olarak geçer. Ancak Oğuzlar 'yırtıcı hayvan' (İng wolf) olarak da kullanırlar. Türkler arasında başlangıçta kurda (yırtıcı hayvan olarak) börü (< böri) adının verildiğini biliyoruz. Daha sonra Oğuz diyalektlerinde bu adın yerini kurt almıştır. Başlangıçta birinci anlamda yaygın olarak kullanılan kurt'un Oğuz alanında 'kurt (yırtıcı hayvan)' değerini kazanması düşündürücüdür. Clauson, 'worm' ve 'wolf' anlamları arasıdaki bağın açık olmadığını dile getirmekle kalmayarak ayrıca birbirinden büsbütün ayrı sözler olarak değerlendirilebileceklerini de seslendirmiştir. Ancak bu görüşe katılmak güçtür. Buna benzer örneklere birçok yabancı dilde tanık oluyoruz. Örn. Macarca féreg 'Wurm' adı da halk ağızlarında 'Wolf' olarak kullanılır. Yaygın bir inanca göre Oğuzların eski Türkçe börü yerine kurt sözünü kullanmaları, börü adının tabu sayıldığına tanıktır. Bunun gibi Kazak ve Karakalpaklar da börü yerine kaskır, Kırgızlar karışkır adlarını kullanırlar. Çuvaşçada da kaşkăr biçimi geçer. bk. Bang: KSz 17: 123. s. 2. not. || ~ Az gurd 1. 'worm'; 2. 'wolf'. -Tkm gūrt 1. 'worm'; 2. 'wolf. -Nog kurt 'worm'. -Kzk kurt 'worm'. -Kklp kurt. -Krg kurt 'worm'. -Kûr kurut 'worm'. -Alt, Tel, Şor, Koy, Kaça, Sag kurt. -Tar kurt. -YUyg kurut 'worm'. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (kurt 'worm'). Orta Türkçede kurt 'worm' olarak geçer. Ancak Oğuzlar 'yırtıcı hayvan' (İng wolf) olarak da kullanırlar. Türkler arasında başlangıçta kurda (yırtıcı hayvan olarak) börü (< böri) adının verildiğini biliyoruz. Daha sonra Oğuz diyalektlerinde bu adın yerini kurt almıştır. Başlangıçta birinci anlamda yaygın olarak kullanılan kurt'un Oğuz alanında 'kurt (yırtıcı hayvan)' değerini kazanması düşündürücüdür. Clauson, 'worm' ve 'wolf' anlamları arasıdaki bağın açık olmadığını dile getirmekle kalmayarak ayrıca birbirinden büsbütün ayrı sözler olarak değerlendirilebileceklerini de seslendirmiştir. Ancak bu görüşe katılmak güçtür. Buna benzer örneklere birçok yabancı dilde tanık oluyoruz. Örn. Macarca féreg 'Wurm' adı da halk ağızlarında 'Wolf' olarak kullanılır. Yaygın bir inanca göre Oğuzların eski Türkçe börü yerine kurt sözünü kullanmaları, börü adının tabu sayıldığına tanıktır. Bunun gibi Kazak ve Karakalpaklar da börü yerine kaskır, Kırgızlar karışkır adlarını kullanırlar. Çuvaşçada da kaşkăr biçimi geçer. bk. Bang: KSz 17: 123. s. 2. not. || ~ Az gurd 1. 'worm'; 2. 'wolf'. -Tkm gūrt 1. 'worm'; 2. 'wolf. -Nog kurt 'worm'. -Kzk kurt 'worm'. -Kklp kurt. -Krg kurt 'worm'. -Kûr kurut 'worm'. -Alt, Tel, Şor, Koy, Kaça, Sag kurt. -Tar kurt. -YUyg kurut 'worm'. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (kurt 'worm'). Orta Türkçede kurt 'worm' olarak geçer. Ancak Oğuzlar 'yırtıcı hayvan' (İng wolf) olarak da kullanırlar. Türkler arasında başlangıçta kurda (yırtıcı hayvan olarak) börü (< böri) adının verildiğini biliyoruz. Daha sonra Oğuz diyalektlerinde bu adın yerini kurt almıştır. Başlangıçta birinci anlamda yaygın olarak kullanılan kurt'un Oğuz alanında 'kurt (yırtıcı hayvan)' değerini kazanması düşündürücüdür. Clauson, 'worm' ve 'wolf' anlamları arasıdaki bağın açık olmadığını dile getirmekle kalmayarak ayrıca birbirinden büsbütün ayrı sözler olarak değerlendirilebileceklerini de seslendirmiştir. Ancak bu görüşe katılmak güçtür. Buna benzer örneklere birçok yabancı dilde tanık oluyoruz. Örn. Macarca féreg 'Wurm' adı da halk ağızlarında 'Wolf' olarak kullanılır. Yaygın bir inanca göre Oğuzların eski Türkçe börü yerine kurt sözünü kullanmaları, börü adının tabu sayıldığına tanıktır. Bunun gibi Kazak ve Karakalpaklar da börü yerine kaskır, Kırgızlar karışkır adlarını kullanırlar. Çuvaşçada da kaşkăr biçimi geçer. bk. Bang: KSz 17: 123. s. 2. not. )
( WORM | GREY WOLF | CATERPILLAR~LARVA~CATERPILLAR | CRAWLER )
( VER | LOUP COMMUN | LOUP VULGAIRE | LARVE | CHENILLE~LARVE | VERMIS~CHENILLE )
( CANIS LUPUS | LARVA~LARVA~ERUCA )
( WURM | WOLF | RAUPE~LARVE~RAUPE )
( VERME~LARVA~BRUCO )
( ΣΚΟΥΛΉΚΙ / σκουλήκι~ΠΡΟΝΎΜΦΗ / προνύμφη~ΚΆΜΠΙΑ / κάμπια )
( GURD[Az.]~GŪRT[Tkm.]~KURT[Nog.]~KURT[Kzk.]~KURT[Kklp.]~KURT[Krg.] )
- DUDAK BÜKMEK ile/ve/||/<> BURUN KIVIRMAK
- DUDAK BÜKMEK ile DUDAK SARKITMAK
( Beğenmemek. İLE Somurtmak. )
- DUDAK ile DUDAKLARLA TELÂFFUZ ETMEK
( LABIAL vs. LABIALIZE )
( لبي ile شفوي ile با لب ادا کردن )
( لبي ile شفوي ile BA LAB EDA KARDAN )
- DUDAK ile DUDAKLI ile DUDAKSIZ ile DUDAK BOYASI ile DUDAK KALEMİ ile DUDAK YARIĞI ile DUDAK ÇUKURU ile DUDAK ÜNSÜZÜ ile DUDAK EŞLEMESİ ile DUDAK TİRYAKİSİ ile DUDAK BENZEŞMESİ
- DUDAK ile DURAK
- DUDAK ile/ve/değil EŞİK
- DUDAK/ERİN[dvnlgttrk] ile/ve/değil YANAK ile/ve/değil YAKA
( ŞEFE ile/ve/değil HADD, VECNE )
( LEB, LA'L ile/ve/değil BÎLE, KELE )
( [not] LIP vs./and/but CHEEK )
- DÛD-İ MÜSTAKİM | SİVRİKUYRUK ile/||/<> SİVRİKUYRUK
( 312 mm uzunluğunda olup insanların özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan ipliksi solucan kılkurt kıl kurdu iğnekurdu oksiyür Evcil hayvanlarda konaklayan kardeş türleri vardır zooloji )
( PINWORM )
( OXYURE VERMICULAIRE | OXYURE )
( PFRIEMENSCHWANZ )
( ENTEROBIUS VERMICULARIS | OXYURUS )
- DUDU DUDU (KONUŞMAK)
- DÜDÜK ile/ve/değil DUDUK
( ... İLE/VE/DEĞİL Kayısı ağacından yapılır. )
- DÜDÜK ile/ve/değil KAVAL
( ... ile/ve/değil PİŞE )
- DÜDÜK ile SİPSİ
( ... İLE Ağaç dallarından yapılan düdük. | Gemici düdüğü. | Zurnanın, dudaklara gelen, kamış bölümü. )
- DÜDÜKLEMEK ile DÜDÜK ile DÜDÜKLÜ ile DÜDÜKÇÜ/LÜK ile DÜDÜK MAKARNASI ile DÜDÜKLÜ TENCERE
- DÜELLO ile DÜELLOCU/LUK
- DÜGÂH/DUGAH[Fars. < DŪGĀH] ile/||/<> CANFEZA/CANFEZA[Fars. < CĀNFEZĀ] ile/||/<> BAYATİ/BAYATİ[Fars. < BAYĀT + Ar. -Ī] ile/||/<> BAYATİARABAN/BAYATİARABAN[Fars. < BAYĀT + Ar. -Ī + Ar. ʿARABĀN] ile/||/<> BAYATİBUSELİK/BEYATİBUSELİK[Fars. < BEYĀTĪ + BŪ-SELĪK] ile/||/<> ACEM/ACEM[Ar. < ʿACEM] ile/||/<> ACEMAŞİRAN/ACEMAŞİRAN[Ar. < ʿACEM + ʿAŞĪRĀN] ile/||/<> ACEMBUSELİK/ACEMBUSELİK[Ar. < ʿACEM + Fars. BŪ-SELĪK] ile/||/<> ACEMKÜRDİ/ACEMKURDİ[Ar. < ʿACEM + Fars. KURD + Ar. -Ī] ile/||/<> ARABAN/ARABAN[Ar. < ʿARABĀN] ile/||/<> ARABANKÜRDİ/ARABANKURDİ[Ar. < ʿARABĀN + Fars. KURD + Ar. -Ī] ile/||/<> ARAZBAR/ARAZBAR[Ar. < ʿARAŻ + Fars. BĀR] ile/||/<> ARAZBARBUSELİK/ARAZBUSELİK[Ar. < ʿARAŻ + Fars. BŪ-SELĪK] ile/||/<> BESTENİGÂR/BESTENİGAR[Fars. < BESTE + NİGĀR] ile/||/<> BUSELİK/BUSELİK[Fars. < BŪ-SELĪK] ile/||/<> BUSELİKAŞİRAN/BUSELİKAŞİRAN[Fars. < BŪ-SELĪK + ʿAŞĪRĀN] ile/||/<> DAĞİ/DAĞİ[Tr. < DAĞ + Ar. -Ī] ile/||/<> FERAHFEZA/FERAHFEZA[Ar. < FERAḤ + Fars. -FEZĀ] ile/||/<> FERAHNAK/FERAHNAK[Ar. < FERAḤ + Fars. -NĀK] ile/||/<> FERAHNAKAŞİRAN/FERAHNAKAŞİRAN[Ar. < FERAḤ + Fars. -NĀK + Ar. ʿAŞĪRĀN] ile/||/<> FERAHNÜMA/FERAHNUMA[Ar. < FERAḤ + Fars. -NUMĀ] ile/||/<> EVCARA/EVCARA[Ar. < EVC + Fars. -ĀRĀ] ile/||/<> EVİÇ/EVC[Ar. < EVC] ile/||/<> ÇARGÂH/ÇARGAH[Fars. < ÇĀRGĀH] ile/||/<> GERDANİYE/GERDANİYYE[Fars. < GERDĀN + Ar. -İYYE] ile/||/<> GERDANİYEBUSELİK/GERDANİYYEBUSELİK[Fars. < GERDĀNİYYE + BŪ-SELĪK] ile/||/<> YEGÂH/YEGAH[Fars. < YEGĀH] ile/||/<> HİCAZ/HİCAZ[Ar. < ḤİCĀZ] ile/||/<> HİCAZKÂR/HİCAZKAR[Ar. < ḤİCĀZ + Fars. -KĀR]
( Türk müziğinde bir birleşik makam )
- DÜĞME ile DÜĞMEYE BENZER ile DÜĞMELİ ile İLİK ile İLİK ile DÜĞMELİ
( BUTTON vs. BUTTON-LIKE vs. BUTTONED vs. BUTTONHOLE vs. BUTTONHOOK vs. BUTTONY )
( دکمه بستن ile تکمه انداختن ile تکمه کردن ile تکمه ile دکمه ile دکمه کردن ile دکمه اي ile دکمه دار ile دکمهدار ile مادگي ile سگک دکمه ile قلاب دکمه ile دکمهاي )
( DOKMEH BASTAN ile TAKMEH ANDAKHTAN ile TAKMEH KARDAN ile TAKMEH ile DOKMEH ile DOKMEH KARDAN ile DOKMEH AY ile DOKMEH DAR ile DOKMEHDAR ile مادگي ile SAGAK DOKMEH ile GHALAB DOKMEH ile DOKMEHYAY )
- DÜĞMEK ile DÜĞMELEMEK ile DÜĞMELENMEK ile DÜĞMECİ/LİK ile DÜĞMELİ ile DÜĞMESİZ
- DÜĞÜM ile/ve/değil EŞİK
- DÜĞÜM ile İLMİK
( ... İLE Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm. )
- DÜĞÜMLEMEK ile DÜĞÜMLENMEK ile DÜĞÜMLEYEBİLMEK ile DÜĞÜ ile DÜĞÜM ile DÜĞÜN ile DÜĞÜMLÜ ile DÜĞÜNCÜ/LÜK ile DÜĞÜMSÜZ ile DÜĞÜNSÜZ ile DÜĞÜM DÜĞÜM ile DÜĞÜN ALAYI ile DÜĞÜN DERNEK ile DÜĞÜN HAMAMI ile DÜĞÜN PİLAVI ile DÜĞÜN SALONU ile DÜĞÜN ÇİÇEĞİ ile DÜĞÜM NOKTASI ile DÜĞÜN YAHNİSİ ile DÜĞÜN ÇORBASI ile DÜĞÜN ÇİÇEĞİGİLLER
- DÜĞÜMÜ KESMEK ile/değil/yerine DÜĞÜMÜ ÇÖZMEK
- DÜĞÜN-DERNEK
- DÜHENÎ ile/||/<> ONCTUEUX[Fr.] ile/||/<> KAYPAK
( kimya Ağızlarda gaypak gaypaḫ olarak da geçer kayıp a k eki Ağızlarda kayıp kaymak olarak kullanılır )
( ONCTUEUX )
- DUHULİYE, GİRİŞ ÜCRETİ ile/||/<> ADMISSION PRICE (FEE), TICKET PRICE, PRICE OF ADMISSION[İng.] ile/||/<> PRİX D'ENTRÉE (DE LA PLACE)[Fr.] ile/||/<> EINTRITTSPREIS[Alm.] ile/||/<> GİRİMLİK
( Sinema Bir sinemaya girmek için ödenen para bilet parası )
( ADMISSION PRICE (FEE), TICKET PRICE, PRICE OF ADMISSION )
( PRIX D'ENTRÉE (DE LA PLACE) )
( EINTRITTSPREIS )
- DUHULİYE | GİRMELİK ile/||/<> GİRMELİK
( Tiyatroya girmek için ödenecek para duhuliye Bir tiyatroya giriş için ödenen ücret )
( ENTRANCE FEE )
( PRIX POUR ENTRÉE )
( EINTRITTSPREIS | EINTRITTPREIS )
- DÜK ile DÜK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yumruk. İLE DÜK MİNG: Binlerce. )
- DÜK =/< DUKA
( ... =/< Dük sanının, eskiden kullanılan biçimi. | XIII. yüzyılda Venedik'te çıkarılmış altın akçesine verilen ad. )
- DÜK[Fr.] ile GRANDÜK[Fr.]
( Büyük bir düklüğün egemenine verilen ad. | Çarlık Rusya'sında, prenslere verilen ad. )
- DUKE[İng.] ile/||/<> DUC[Fr.] ile/||/<> DUX[Lat.] ile/||/<> HERZOG[Alm.] ile/||/<> DÜK[Fr. < DUC]
( 1 Eskiden Batı ülkelerinde prens sanından sonra gelen en yüksek soyluluk sanı 2 Bir düklükte egemen olan kimsenin sanı )
( DUKE )
( DUC )
( HERZOG )
( DUX )
- DÜKKAN ile DÜKKANCI/LIK
- DULDALAMAK ile DULDALANMAK ile DULDA ile DULDALI ile DULDASIZ
- DÜLEK ile/<> KIRIK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kırık çanak çömlek, ağzı kırık bir testi. İLE/<> ... )
- DÜLGER/LİK ile DÜLGER BALIĞI
- DULUK ile/||/<> ŞAKAK
( şakak Ağızlarda duluk tuluk biçimi yanında dulun tulun dulum tulum ve tulup biçimleri de kullanılır Eski sözlüklerde duluŋ tuluŋ şakak biçimi yaygın olarak geçer duluk tulım saç örgüsü tulım saç örgüsü tulum saç örgüsü Alt Tel tuluŋ saç örgüsü Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede tuluŋ şakak olarak geçer Harezm alanında da tuluŋ zülüf olarak kullanılır Eski Kıpçakçada tuluŋ şakak tulum ise saç örgüsü olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Sonundaki ŋ sesi diyalektlerde k n ve mye çevrilmiştir Anadoluda duluk ve dulum biçimleri yanında tulup biçimi de geçer )
- DULUK ile/değil/yerine/=/||/<> YÜZ | ŞAKAK | FAVORİ
( yüz şakak Yüzün şakakla çene arasındaki yanı favori )
- DUMANLAMAK ile DUMANLANMAK ile DUMA ile DUMAN ile DUMANLI/LIK ile DUMANSIZ/LIK ile DUMAN RENGİ
- DÜMBELEK[< DÜBALAK] -<
- DÜMBELEK/DUNBEK[Fars. < DUNBEK] ile/||/<> BATERİ/BATTERİE[Fr. < BATTERIE] ile/||/<> BENDİR/BENDİR[Ar. < BENDĮR] ile/||/<> DARBUKA/DARABUKKA[Ar. < DARABUḲḲA] ile/||/<> DAVUL/TABL[Ar. < ṬABL] ile/||/<> ÇALPARA/ÇARPARE[Fars. < ÇĀR + PĀRE] ile/||/<> GONK/GONG[Fr. < GONG] ile/||/<> KÖS/KUS[Fars. < KŪS] ile/||/<> KSİLOFON/XYLOPHONE[Fr. < XYLOPHONE] ile/||/<> KUDÜM/KUDUM[Ar. < ḲUDŪM]
( enayi dümbeleği ukala dümbeleği Ağzına deri gerilmiş çanak biçiminde darbukaya benzer bir tür çalgı dümbüldek Anlayışsız ve sersem kimse )
- DÜMBELEK/LİK ile DÜMBELEKÇİ/LİK
- DÜMEN ile DÜMENCİ/LİK ile DÜMENSİZ ile DÜMEN SUYU ile DÜMENİ EĞRİ ile DÜMEN BEDENİ ile DÜMEN BOĞAZI ile DÜMEN NEFERİ ile DÜMEN YELPAZESİ
- DUNBEK[Fars. < DUNBEK] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜMBELEK
( enayi dümbeleği ukala dümbeleği Ağzına deri gerilmiş çanak biçiminde darbukaya benzer bir tür çalgı dümbüldek Anlayışsız ve sersem kimse )
- DÜNKÜ ile DÜNKÜ ÇOCUK
- DÜNÜR/LÜK ile DÜNÜRCÜ/LÜK
- DÜNYA İŞLERİNİ BİLMEK ile/ve AHİRET İŞLERİNİ BİLMEK
( Aldanmamak için. İLE/VE Aldatmamak için. )
( Kişinin ibadeti bilmektir. )
- DÜNYADA, BİR KİŞİ/İNSAN OLMAK ile/ve/değil/||/<> BİR KİŞİ İÇİN DÜNYA OLMAK
- DÜNYADA EŞEYSELLİK/SEKS ile/ve UZAYDA/BOŞLUKTA/YERÇEKİMSİZ ALANDA EŞEYSELLİK/SEKS
- DÜNYA/LIK ile DÜNYACI/LIK ile DÜNYALI ile DÜNYA ALEM ile DÜNYA MALI ile DÜNYA GÖRMÜŞ ile DÜNYA GÖRÜŞÜ ile DÜNYA GÜZELİ ile DÜNYA KELAMI ile DÜNYA NİMETİ ile DÜNYA GÖRÜŞLÜ ile DÜNYA PENCERESİ
- DÜNYAYA GELMEK/GELDİK değil DÜNYADAN GELMEK/GELDİK
- DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK ile/değil/yerine DÜNYANI[İSTEKLERİNİ/ÇEVRENİ/KOŞULLARINI] DEĞİŞTİRMEK
- DÜNYAYI YERİNDEN OYNATMAK ile/ve/||/<>/< OTURDUĞUMUZ YERDEN KALKMAK
- DÜNYAYI/ÜLKEYİ/KİŞİLERİ KURTARMAK/KORUMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KURTARMAK VE KORUMAK
- DUPLİKASYON | TERKÎB-İ İHTİMÂLÎ, MÜHMELÂT | İKİLEME ile/||/<> İKİLEME ile/||/<> İKİLEMEK
( Karşı yarışmacının döner çelgi alma eğiliminde olduğunu sezerek çift sıyırma yapma 1 Herhangi bir işin iki kez yapılması örn bir verinin iki kez toplanması 2 Bir veri ya da başka bir nesnenin bir benzerinin elde edilmesi örn bir delikli kartın ikilenmesi Sürüldükten sonra bir yıl nadasa bırakılan tarlayı tohum saçımından önce bir daha sürme Beyağıl Ulukışla Yenikent Aksaray Niğde Nadastan önce sürülmüş olan tarlayı ekime başlamadan bir defa daha sürmek Dereköy Uluborlu Isparta Derleme koşma koşuk kelime koşması eş deyim Anlamı güçlendirmek için aynı sözcüğün tekrar edilmesi veya anlamları birbirine yakın yahut karşıt olan ya da sesleri birbirini andıran sözcüklerin yan yana kullanılması Yavaş yavaş ağır ağır tak tak koşan koşana kaçan kaçana yığın yıfın çoluk çocuk kap kaçak ufak tefek aşağı yukarı irili ufaklı ileri geri karma karışık sandık mandık kalem malem defter mefter vb Bir kelimede bir parçanın tekrarlanması Kelimenin tamamı tekrarlanırsa KELİME İKİLEMESİ olur Kelime ikilemesi Yunancada HECELİK ve ZAMANLIK İKİLEME R syllabique R temporel denilen gramatikal değerde ikilemeler vardır Aralarında belli bir ses düzeni bulunan biçim ve anlamca birbiriyle ilişkili olan aynı yakın ya da zıt anlamlı iki veya daha çok kelimenin bir tek kelime gibi anlam göstermek üzere yanyana gelmesi ile oluşturulan kelime grubu birer birer delik deşik köşe bucak yalvarıp yakarmak yorgun argın düğün dernek hısım akraba boy pos endam cız cız hele hele of of vah vah vb Ad çekimi ekleri alabilen cümle içinde ad sıfat ve zarf görevi yüklenen anlamı güçlendirmek üzere kullanılan ikilemelerin başlıca türleri şunlardır a Aynı kelimenin tekrarı ile kurulanlar birer birer teker teker mışıl mışıl dinleye dinleye dura dura bekleye bekleye göre göre vb b Eş veya yakın anlamlı kelimelerle kurulanlar ev bark belli başlı bitip tükenmek delik deşik doğru dürüst köşe bucak yalvarıp yakarmak düğün dernek yalan yanlış soy sop vb c Zıt anlamlı kelimelerle kurulanlar bata çıka düşe kalka yaza çize doğru yanlış iyi kötü az çok üst baş analı babalı karı koca yaz kış vb d Aynı kelimenin ön sesisinin değiştirilerek tekrarlanması ile kurulanlar ayak mayak güzel müzel yaka maka kutlu mutlu çehiz mehiz sandık mandık vb )
( DOUBLE (DISENGAGEMENT) | DUPLICATION | HENDIADYOIN )
( DOUBLEMENT | DUPLICATION | HENDIADYOIN | REDOUBLEMENT | HENDIODYOIN )
( HENDIADYOIN )
- DUR ile DURDURULDU ile YULAR ile DURMA ile DURAKSAYARAK
( HALT vs. HALTED vs. HALTER vs. HALTING vs. HALTINGLY )
( ايست کردن ile متوقف کردن ile ايست دادن ile مکث ile توقف ile متوقف نمودن ile لنگر انداختن ile ايست ile متوقف ile مهار کردن ile مهار ile غير مداوم ile سکته دار ile لنگان لنگان )
( AYSET KARDAN ile MOTOGHOF KARDAN ile AYSET DADAN ile MAKS ile TOGHOF ile MOTOGHOF NEMUDAN ile LANGAR ANDAKHTAN ile AYSET ile MOTOGHOF ile MEHAR KARDAN ile MEHAR ile غير مداوم ile SEKTEH DAR ile LANGAN LANGAN )
- DURABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= DAYANIKLILIK, SAĞLAMLIK
- DURABİLMEK ile/ve/||/<> UNUTABİLMEK ile/ve/||/<> SUSABİLMEK ile/ve/||/<> AFFEDEBİLMEK
- DURAĞANLAŞMAK ile DURAĞAN/LIK ile DURAĞAN ELEKTRİK
- DURAĞANLIK ile/ve/değil/yerine/||/>< DEVİNİMSEL/LİK
- DURAĞAN/LIK ile/ve/||/<> KABIZ/LIK
- DURAĞAN/LIK ve YOK/LUK
( STABLE/STABILITY and NONEXISTENT/NONEXISTENCE )
- DURAĞAN/STATİK ile/>< DEVİNGEN/DİNAMİK
( Durağan nesnelerin dengesi ve Güçlerle ilgilenen fizik dalı. İLE/>< devimli nesnelerin Güç ve devimle ilgilenen fizik dalı. )
- DURAK ile/ve/değil EŞİK
- DURAK ile/değil İSKELE
- DURAK ile PERON[Fr.]
( ... İLE Tren istasyonlarında, tren yolu boyunca uzanan, inilip binilen, yüksekçe döşeme. )
- DURAKLAMA ile/||/<> DURAKLAMAK
( Yarışlıkta yapılan hız yarışlarında koşucuların birbirinin yönelgelerini ve morallerini bozmak için çifteker üzerinde yaptıkları durma ve yerinde soyma devinimi )
( PAUSE )
( SUR-PLACE )
- DURAKLAMAK ile/ve/değil DURAKSAMAK
- DURAKSAMAK ile DURAKSATMAK
- DURALAMAK ile DURABİLMEK ile DURAKLAMAK ile DURALATMAK ile DURAKLATMAK ile DURAK/LIK ile DURAL/LIK ile DURAÇ ile DURAKLI ile DURAKSIZ/LIK ile DURAN TOP ile DURAKLI DALGA
- DÜRBÜN ile PERİSKOP[Fr. < Yun. PERI: Dolay. SKOPEIN: Gözetlemek.]
( ... İLE Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin gözünü çevirmeksizin çevreyi araştırmasını sağlayan optik araç. )
- DURDURMA ile/||/<> DURDURMAK ile/||/<> DURDURULMUŞ ÖRNEKLEM
( durdurulmuş örneklem Temizlemek ve gözden geçirmek için bir fırının çalışmasına son verme )
( CENSORING | SHUT-DOWN | ABORT | HALT | STOP )
( ZENSIERUNG | STILLSETZEN )
- DURDURMAK ile DURDURTMAK ile DURDURULMAK ile DURDURABİLMEK ile DURDURUVERMEK
- DURDURMAK ve/||/<>/< DURMAK
( Yaşamımızdaki ve çevremizdeki tüm yakın ya da uzak sorunları, öncelikle sorunların ve sorunları yaratanların karşılarında durarak, yapmayarak, yaptırmayarak, "Hayır!" deme olanağımızla[ihtiyârımızla/muhtariyetimizle] durdurabiliriz. )
- DURDURMAK ile/ve/<> ENGELLEMEK
- DURDURMAK ile/ve/||/<> KURTULMAK
- DURDURMAK ile/ve/değil SABİTLEMEK
- DURDURMAK ile VARLIĞININ SONA ERMESİ
( CEASE vs. CEASE TO EXIST )
( پايانيافتن ile دستکشي ile موقوف شدن ile بازايستادن ile منتفي شدن )
( PAYANYAFTAN ile DASTKESHY ile MOGHOOF SHODAN ile BAZAYSETADAN ile MONTEFY SHODAN )
- DURDURMAK ile/ve YAVAŞLATMAK
( TO CEASE/STOP vs./and TO SLOW DOWN )
- STATIC PRESSURE[İng.] / RUHEDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN BASINÇ
- REST DENSITY[İng.] / DENSITÉ AU REPOS[Fr.] / RUHEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN YOĞUNLUK
- STATIC CHARGE[İng.] / CHARGE STATIQUE[Fr.] / RUHELADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN YÜK
- DURGUNLAŞMAK ile DURGUNLAŞTIRMAK ile DURGU ile DURGUN/LUK ile DURGUN ŞİŞKİNLİK
- DURGUN/LUK ile/ve/değil/yerine DİNGİN/LİK
- DURGUN/LUK ile/ve/değil/||/<> DURAĞAN/LIK
- DURGUN/LUK ile/ve/değil/||/<>/< YORGUN/LUK
- DURMAK ile DURMALI ÇIKIŞ
- DURMAK ve/<> DURU BAKMAK
- DÜRMEK ile DÜRMECE
- DÜRMEK ile KATLAMAK
- DURMUŞ DEDE SOKAK :
( Rumelihisarı Mahallesi sokaklarından biridir. Kayalar mezarlığının üst kısımlarında bulunan Tekke 17. yy başlarında buraya gelen Durmuş Baba tarafından kurulmuş, öldükten sonra da müritleri tarafından kendisine tekke yapılmıştır. Şeyh Durmuş ve tarihi eser özelliği taşıyan tekke ve türbesi unutulmamış ve sokağa "Durmuş Dede Sokak" ismi verilmiştir. )
- DURSUN FAKİH SOKAK :
( Merkez Sarıyer Mahallesinin en uzun sokaklarından biridir. Bu sokak köşkleri, konakları, evleri ile eskiyi hatırlatır. Adeta Osmanlıyı günümüze taşır. Sarıyer'in ekabirleri, okumuşları bu sokakta bulunuyordu. Sokağa "Dursun Fakih Sokak" denmesinin nedeni budur. Bu sokaktaki önemli isim ise Milli Mücadelenin büyük isimlerinden Mareşal Fevki Çakmak'ın İlkokulu buradaki Özel Hayriye okulunda (Hakkı Paşa Konağında - okuldu) okumuş olmasıdır. Tabii ki bu sokakta pek çok paşa ikamet ettiği gibi, işgal günlerinin önemli milislerinden de bu sokakta pek çok kişi vardı. Muhtar Hacı Müezzin Mehmet Raci Efendi bunlardan biriydi. )
- DÜRTMEK ile DÜRTÜLMEK ile DÜRTELEMEK ile DÜRTÜ ile DÜRTÜCÜ KILIÇ
- DÜRTMEK ile GIDIKLAMAK
- DÜRTMEK ile İTMEK
- DÜRTMEK ile/değil/yerine UYARMAK
- DÜRTÜLER ile ACELECİLİK ile İVME
( IMPETUOS vs. IMPETUOSITY vs. IMPETUS )
( تهور آميز ile تهور ile نيروي جنبش )
( TEHOR AMYZ ile TEHOR ile NEYROY JONBASH )
- DÜRTÜŞMEK ile DÜRTÜŞLEMEK ile DÜRTÜŞ
- DURULMAK ile DURULAMAK ile DURULANMAK ile DURULAŞMAK ile DURULUVERMEK ile DURULAŞTIRMAK ile DURU/LUK ile DURUK/LUK ile DURUM ile DURUŞ ile DURUM EKİ ile DURUM ULACI ile DURUP DURUP ile DURUM ORTACI ile DURUP DURURKEN ile DURUP DİNLENMEDEN
- DÜRÜLMEK ile DÜRÜMLEMEK ile DÜRÜ ile DÜRÜM ile DÜRÜLÜ ile DÜRÜMCÜ/LÜK ile DÜRÜM DÜRÜM ile DÜRÜM EKMEĞİ
- DÜRÜM DÜRÜM (KATLAMAK)
- DURUM ile/ve/||/<> SÜREDURUM/EYLEMSİZLİK
- DURUMDAN/HALDEN ANLAMAK ve/||/<> GÖNÜL KIRMAMAK
- ["DURUMU"] KABUL ETME(ME)K ile KABULLENME(ME)K
( TEK ELİNİ KALDIRMAK ile İKİ ELİNİ BİRDEN KALDIRMAK )
- DURUMUNDA OLMAK ile/ve KONUMUNDA OLMAK
( BEING IN THE STATE OF vs. HAD TO IN THE STATE OF )
- DURUMUNDA OLMAK ile ZORUNLULUK
( BEING IN THE STATE OF vs. OBLIGATION )
- DURUMU/OLAYI BÜYÜLTMEYE:
"YAKIN" ile/ve/değil/<> "AÇIK"
( Cahil ve/ya da ahmak kişiler[zihin(li)ler]dir. )
- DURUP DURURKEN (AĞLAMAK, GÜLMEK VS.)
- DOĞRU/DÜRÜST[Fars.] OLMAK =/||/<> "MANZARA KAPATAN AĞAÇ OLMAK"
( Ne yazık ki, bazı "kişiler" için dürüst kişilerin (istenilmeme) durumu. )
- DOĞRU/LUK/DÜRÜST/LÜK[Fars.] ile/ve AÇIK/LIK
( TO BE HONEST vs./and OPEN/NESS, CLARITY )
- DÜRÜST/LÜK >< BİLGİSİZ/LİK(CEHÂLET)
- DÜRÜST/LÜK ile DÜRÜST OYUN
- DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.] =/> RAHATLIK
- DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.] ile/ve/<> SAYGI
( Dürüst olmayan cezalandırılır. İLE/VE Saygı göstermeyene toplumda yer verilmez. )
( Teşekkür ve özür dilemeyi bilmek/uygulamak ile. )
( TO BE HONEST vs./and RESPECT )
- DUŞ ALMAK değil/yerine YIKANMAK
- DÜŞ/ÜNÜ KURMAK ve/||/<>/> HAREKETE GEÇMEK
- DUŞAK ile/||/<> DUŞAĞI
( duşağı Ağızlarda tuşak biçimi de kullanılır duşak bukağı köstek tuşak köstek Kırgızcada tuşō biçimi de kullanılır tuşov tusau tısav tuzax 1 bukağı köstek 2 kuş avlamak için kullanılan ilmikli kapan tălă at kösteği Çuvaşçada şnin lye çevrilmesi kuraldır OT tuşağ Eski Kıpçakçada da tuşak olarak geçer tuşa kösteklemek k eki Moğolca tuşağa biçimi Türkçeden alınmıştır Poppe KCsA 2 80 )
- DUŞAKLAMAK ile DUŞAK
- DÜŞÇÜLÜK ile/||/<> DÜŞÇÜLÜK
( XX yüzyıl başlarında çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik karışık ve fantazi yanı güçlü öncü sanat akımı XX yüzyil başlarında ortaya çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik karışık ve bezek yanı güçlü sanat akımı Yirminci yüzyıl başlarında çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik karışık ve fantezili bir şekilde anlatan öncü sanat çığırı Yirminci yüzyıl başlarında ortaya çıkan öyküleri düşteki gibi silik karışık usdışı ve fantazi yanı varsıl olan kısa sürmüş bir sanat eğilimi )
( ONIRISM | FRAGMENTISM | ABSOLUTISM | ABSTRACTIONISM | NEO-REALISM )
( ONIRISME | FRAGMENTISME | ABSOLUTISME | ABSTRACTIONNISME | NEO-RÉALISME )
( ONIRISMUS | FRAGMENTISMUS | ABSOLUTE KUNST | ABSTRAKTE KUNST | NEO-REALISMUS )
( ONIRISMO )
( ΟΝΕΙΡΙΣΜΌΣ / ονειρισμός )
- DÜŞÇÜLÜK ile/||/<> PARÇACILIK ile/||/<> SALTÇILIK ile/||/<> SOYUTÇULUK ile/||/<> YENİ GERÇEKÇİLİK
( XX. yüzyıl başlarında çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik; karışık ve fantazi yanı güçlü, öncü sanat akımı. @@ XX.yüzyil başlarında ortaya çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik, karışık ve bezek yanı güçlü, sanat akımı. @@ Yirminci yüzyıl başlarında çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik, karışık ve fantezili bir şekilde anlatan öncü sanat çığırı. @@ Yirminci yüzyıl başlarında ortaya çıkan, öyküleri düşteki gibi silik, karışık, usdışı ve fantazi yanı varsıl olan kısa sürmüş bir sanat eğilimi. )
( ONIRISM | FRAGMENTISM | ABSOLUTISM | ABSTRACTIONISM | NEO-REALISM~FRAGMENTISM~ABSOLUTISM | ABSOLUTISM, AUTOCRACY~ABSTRACTIONISM~NEO-REALISM | NEW REALISM )
( ONIRISME | FRAGMENTISME | ABSOLUTISME | ABSTRACTIONNISME | NEO-RÉALISME~FRAGMENTISME~ABSOLUTISME | ABSOLUTISME, AUTOCRATIE~ABSTRACTIONNISME~NEO-RÉALISME | NÉO-RÉALISME | NÉO RÉALISME )
( ONIRISMUS | FRAGMENTISMUS | ABSOLUTE KUNST | ABSTRAKTE KUNST | NEO-REALISMUS~FRAGMENTISMUS~ABSOLUTE KUNST | ABSOLUTISMUS~ABSTRAKTE KUNST~NEO-REALISMUS | NEO-REALISMUS, NEUE SACHLICHKEIT, MAGISCHER REALISMUS | NEUREALISMUS )
( ONIRISMO~FRAMMENTISMO~ASSOLUTISMO~ASTRATTISMO~NEOREALISMO )
( ΟΝΕΙΡΙΣΜΌΣ / ονειρισμός~ΑΠΟΣΠΑΣΜΑΤΙΣΜΌΣ / αποσπασματισμός~ΑΠΟΛΥΤΑΡΧΊΑ / απολυταρχία~ΑΦΑΙΡΕΤΙΣΜΌΣ / αφαιρετισμός~ΝΕΟΡΕΑΛΙΣΜΌΣ / νεορεαλισμός )
- DÜŞEY/LİK ile DÜŞEY DÜZLEM ile DÜŞEY ÇEMBER
- DÜŞKÜNLEŞMEK ile DÜŞKÜ ile DÜŞKÜN/LÜK ile DÜŞKÜNLER YURDU
- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)
( [not] FONDNESS/ADDICTION vs./and/but PRIORITY
PRIORITY instead of FONDNESS/ADDICTION )
- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine SEVGİ
( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )
- DÜŞLEMEK ile DÜŞLEYEBİLMEK ile DÜŞLEM ile DÜŞLEMLİ/LİK ile DÜŞLEMSEL/LİK ile DÜŞLEMSİZ/LİK
- DÜŞMAN ve DELİ ile/değil/yerine/||/>< DOST ve ÂŞIK
( İşine geleni söyler. VE Ağzına geleni söyler. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gerçekleri söyler. VE Gönlünden geçeni söyler. )
- DÜŞMAN OLMAK değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK
- DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK
- DÜŞMANA:
| "ZARAR VERMEK ve/ya da ÖÇ ALMAK" |
ile/değil/yerine/><
BAĞIŞLAMAK
( | Düşmanından daha alçağa düşürür. VE/YA DA Düşmanınla aynı seviyeye düşürür. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüceltir. )
- DÜŞMANCA ile DÜŞMANLIK
( HOSTILE vs. HOSTILITY )
( مخاصم ile متخاصم ile خصمانه ile خصومتآميز ile عمليات خصمانه ile مخاصمه ile خصومت ile دشمني ile عناد ile عداوت )
( مخاصم ile MOTEKHASAM ile KHSAMANEH ile خصومتآميز ile AMELYAT KHSAMANEH ile MOKHASEMEH ile KHSUMAT ile DASHMANY ile ANAD ile EDAVAT )
- DÜŞMANDAN KORUNMAK ile/ve/değil/||/<> "DOST"TAN KORUNMAK
( Kendin korunabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Bir şeylerin ve/ya da birilerinin de koruması gerekir. )
( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )
( Kusursuz dost isteyen, dostsuz kalır. )
( Ayıpsız yâr isteyen, yârsız kalır. )
- DÜŞMANLAŞMAK ile DÜŞMANLAŞTIRMAK ile DÜŞMAN/LIK ile DÜŞMANCA ile DÜŞMAN AĞZI
- DÜŞMANLIK değil/yerine/>< BİREŞİM/TEVHİD
- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine/>< DOST/LUK
( Dostluğunun bedelini ödemekten kaçınanın, "düşmanlığı"nı önemsemeyebilirsin. Fakat düşmanlığının bedelini ödemeye hazır olanın, "dostluğu"nu ciddiye al! )
( Düşmanın en büyük hilesi, "dostluğudur". )
( Dedikodu/nu eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyarır/ikaz eder. )
(
)
( [ölümü] Unutturan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anımsatan. )
( "Ne yapmamız gerektiğini" gösterir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ne yapabileceğimizi gösterir. )
( Her canımızı sıkanla. VE Her elimizi sıkanla. [Olmayalım!] )
( Her başımızı ağrıtanı düşman bilmeyelim/saymayalım. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her başımızı okşayanı dost bilmeyelim/saymayalım. )
( Düşmana sus. İLE/VE/>< Dost ile konuş. )
( ADÂVET ile/değil/yerine/>< SÂDIK[< SIDK] )
- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine FARKLI/LIK
- [ne yazık ki]
DÜŞMAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARŞIT/LIK
- DÜŞMAN/LIK ve KİN
- DÜŞMANLIK ile RAKİP ile DÜŞMANLAŞTIRMAK
( ANTAGONISM vs. ANTAGONIST vs. ANTAGONIZE )
( اصل مخالف ile هم آوري ile هم نبرد ile دشمني کردن ile دشمن کردن )
( ESL MOKHALEF ile NPAM AVARY ile NPAM NABARD ile DASHMANY KARDAN ile DASHMAN KARDAN )
- DÜŞMAN/LIK ve/||/<> YAKIN/LIK
( "Hiçbir şey, çetin düşmanlar kadar birbirine yakın değildir." )
- DÜŞMANLIKLAR ile DÜŞMANLIK
( ENMITIES vs. ENMITY )
( اغراض ile خصومت ile عناد ile عداوت ile دشمني ile کين )
( EGHARAZ ile KHSUMAT ile ANAD ile EDAVAT ile DASHMANY ile کين )
- DÜŞMEK ile İNMEK
- DÜŞMEK ile KAPAKLANMAK
- DÜŞMEK ile UYKUYA DALMAK ile GERİ ÇEKİLMEK ile GERİDE KALMAK ile DÜŞMEK ile DÜŞEN ADAM ile AŞIK OLMAK ile AŞIK OLMAK ile TERK EDİLMEK ile GECİKMEYE DÜŞMEK ile DÜŞMEK ile ARALARI AÇILMAK ile HASTALANMAK ile BİLİNÇSİZ DÜŞMEK ile YANGINA KURBAN GİTMEK ile YANILABİLİR ile DÜŞMEK ile KAYAN YILDIZ
( FALL vs. FALL ASLEEP vs. FALL BACK vs. FALL BEHIND vs. FALL DOWN vs. FALL GUY vs. FALL IN LOVE vs. FALL IN LOVE WITH vs. FALL INTO ABEYANCE vs. FALL INTO DELAY vs. FALL OFF vs. FALL OUT vs. FALL SICK vs. FALL UNCONSCIOUS vs. FALL VICTIM TO FIRE vs. FALLIBLE vs. FALLING vs. FALLING STAR )
( سقوط ile سقوط کردن ile نازل شدن ile خريف ile خزان ile غلط افتادن ile پائين افتادن ile افت داشتن ile زمين خوردن ile برگ ريزان ile افتادن ile انقراض ile هبوط ile افت ile پاييز ile افت کردن ile فروريختگي ile پائيز ile خواب بردن ile وا افتادن ile باز ماندن ile پس افتادن ile عقبافتاده ile عقب افتادن ile به زمين خوردن ile زود باور ile خاطرخاه شدن ile دل از دست دادن ile دل باختن ile خاتر خواه شدن ile عارض شدن ile مسکوت ماندن ile به تعويق افتادن ile ور آمدن ile بيرون افتادن ile بيمار شدن ile مريض شدن ile بي هوش شدن ile طعمه آتش شدن ile جايزالخطا ile افتان ile ريزان ile تير شهاب )
( SAGHOOT ile SAGHOOT KARDAN ile NAZEL SHODAN ile خريف ile KHAZAN ile GHALT AFTADAN ile PAYEYNE AFTADAN ile AFT DASHTAN ile ZAMYNE KHORDAN ile BARG RYZAN ile AFTADAN ile انقراض ile CPEHBUT ile AFT ile PAYYZ ile AFT KARDAN ile FOROORYKHTGY ile PAYEYZ ile KHAB BARDAN ile VA AFTADAN ile BAZ MANDAN ile PES AFTADAN ile AGHABAFTADEH ile AGHAB AFTADAN ile BAH ZAMYNE KHORDAN ile ZUD BAVAR ile KHATARKHAH SHODAN ile DEL AZ DAST DADAN ile DEL BAKHTAN ile KHATAR KHAH SHODAN ile AREZ SHODAN ile MOSKOT MANDAN ile BAH TAVYGH AFTADAN ile VAR AMADAN ile BEYRON AFTADAN ile BEYMAR SHODAN ile MARYZE SHODAN ile BEY TEOOSH SHODAN ile TAMEH ATASH SHODAN ile جايزالخطا ile AFTAN ile RYZAN ile TYR SHEHAB )
- DÜŞMEK/YERE DÜŞMEK ile/>< GÖZDEN/GÖNÜLDEN DÜŞMEK
( Çözümü/dermanı var. İLE/>< Çözümü/dermanı yok. )
- DÜŞMEMEK değil/yerine KALKABİLMEK
( Hiç. DEĞİL/YERİNE Her düştüğünde. )
- DÜŞMƏK[Azr.] = İNMEK[Tr.]
- DUŞTA/YIKANMADA SICAK/SOĞUK SU AYAKLARDAN YUKARI DOĞRU ISLATMAYA BAŞLAYARAK DÖK(ÜN)MEK
- DUŞU:
YEMEKTEN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/yerine YEMEKTEN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK
- DUŞU:
YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/>< YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK
- NIEDERDRUCK, UNTERDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK BASINÇ
- LOW ENERGY PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES BASSES ÉNERGIES[Fr.] / NIEDRIGENERGIEPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK ENERJİ FİZİĞİ
- DÜŞÜK YOĞUNLUK ile YÜKSEK YOĞUNLUK
( Düşük kütle/oylum oranı. İLE Yüksek kütle/oylum oranı. )
- DÜŞÜK ile/||/<> DÜŞÜK
( Düşme denilen olaya uğramış ses Yavru atma )
( LOW )
( CADUC )
( ABORTUS )
- DÜŞÜK ile HAFİF/YEĞNİ
- DÜŞÜK ile YETERSİZ
( "LOW" vs. INSUFFICIENT )
- [ne yazık ki]
DÜŞÜLEN YALNIZLIK ile/ve/değil/yerine YEĞLENİLEN YALNIZLIK
( Çürütür/eritir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olgunlaştırır/geliştirir. )
- DÜŞÜNCE, DÜŞÜNMEK yerine ZAMANINDA DÜŞÜNMEK
( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!][düşen, düşünce/düştükten sonra anlar/bilir!] )
( "Melek Şehri" filmini de izlemenizi salık veririz. )
- DÜŞÜNCE ve/||/<>/< MANTIK
ve/||/<>
EYLEM ve/||/<>/< EDEB
( Düşüncenin edebi, mantıktır. VE/||/<> Eylemin mantığı, edebdir. )
- DÜŞÜNCE ve/||/<> BİLGİ ve/||/<> BELLEK
- DÜŞÜNCE ve/||/<> IŞIK ve/||/<> KİŞİ ve/||/<> İLİŞKİ
( Her zaman, zemin ve koşulda, her yöne ilerleyebilirler. )
- DÜŞÜNCE ile/ve/||/<> VARLIK
( ... İLE/VE/||/<> En temel düşünce. )
- İNCELİK:
DÜŞÜNCEDE ile/ve/||/<> DUYGUDA ile/ve/||/<> DİLDE
( Derinlik yansıtır. İLE/VE/||/<> Sevgi oluşturur. İLE/VE/||/<> Güven yansıtır. )
- DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
KOŞMAK/EMEKLEMEK değil/yerine YÜRÜMEK
- DÜŞÜNCELERİ ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK/BECERMEK
( [not] TO LEARN IDEAS vs./and/but TO LEARN/MANAGE TO THINK
TO LEARN/MANAGE TO THINK instead of TO LEARN IDEAS )
- DÜŞÜNCELERİN/HAYALLERİN:
"KAÇMAK" ile/değil/yerine PEŞİNDEN KOŞMAMAK
- DÜŞÜNCESİZ ile DÜŞÜNCESİZLİK ile DÜŞÜNCESİZ ile DÜŞÜNCESİZLİK
( INDISCREET vs. INDISCREETNESS vs. INDISCRETE vs. INDISCRETION )
( بي تميز ile بي بصيرت ile بي بصيرتي ile بهم پيوسته ile غير مجزا ile بي خردي )
( بي تميز ile BEY BESYRAT ile BEY BESYRATY ile BACPAM PEYVASTEH ile GHYR MAJZA ile BEY KHARDY )
- DÜŞÜNCESİZLİK ile DÜŞÜNEMEMEK/DÜŞÜNEMEMİŞ OLMAK
( THOUGHTLESSNESS vs. NOT ABLE TO THINK )
- DÜŞÜNCEYİ/DÜŞLERİ, DOĞAYA YANSITMAK değil/yerine DOĞAYI, ZİHİNDE İNŞÂ ETMEK
- DÜŞÜNCEYİ:
SÖZDE/YAZIDA BIRAKMAK ile/değil/yerine UYGULAMAYA SOKMAK
( Bir düşüncene(/düşünceye/ilkeye/mirasa), ancak, sen sahip çıkarsan (uygular ve devam ettirirsen), bir anlam/değer kazanır/sın ve/ya da kazandırır/sın. )
- DÜŞÜNCEYLE BAKMAK ile DÜŞÜNCE OLMADAN BAKMAK
( TO LOOK IN THINKING vs. TO LOOK WITHOUT THINKING )
- DÜŞÜNDÜĞÜNÜ, VAROLANA GİYDİRMEK ile/değil/yerine VAROLANI DÜŞÜNMEK
- DÜŞÜNDÜRTMEK ile DÜŞÜNDÜREBİLMEK ile DÜŞÜNDÜRÜCÜ/LÜK
- DÜŞÜNEBİLDİĞİN KADAR (BİLE)BİLMEK ve/||/<>/> BİLEBİLDİĞİN KADAR DÜŞÜN(EBİL)MEK
- [ne yazık ki]
DÜŞÜNEMEMEK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ADLANDIRAMAMAK/ANLAMLANDIRAMAMAK
- DÜŞÜNEMEMEK ile/ve/<> AYIRD EDEMEMEK
( Düşünemeyen ayırd etmeyi de ayrıntıları da göremez. [ayıramayınca/düşünemeyince de bedelini ağır ödeyebilir!] )
- DÜŞÜNEMEMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< DÜŞÜNMEMEK (> DÜŞÜNEMEMEK)
- DÜŞÜN(E)MEMEK değil/ne yazık ki/< "DÜŞÜNMEYİ İSTEMEMEK"
- DÜŞÜNENDEN ÜSTÜN OLMAYA ÇALIŞMAK değil DÜŞÜNCENİN ÜSTESİNDEN GELEBİLMEK
( [ne yazık ki] Düşüncenin üstesinden gelemeyen ya da söylenilen söze yanıt veremeyecek olan, düşünenin, söz söyleyenin "üstesinden gelmeye çalışır". )
- DÜŞÜNME/FELSEFE:
KARANLIK ile/||/<> UYKU ile/||/<> DIŞKI/BOK / SİDİK
( Üçü ile başlar ve sürer. )
- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK
- DÜŞÜNME = TEFEKKÜR = THINK[İng.] = PENSÉE[Fr.] = DENKEN[Alm.] = COGITARE, COGITATIO[Lat.] = NOEIN, DIANOIA[Yun.] = PENSAR[İsp.]
- DÜŞÜNMEDEN KONUŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> SONRADAN DÜŞÜNMEK ZORUNDA KALMAK
- DÜŞÜNMEDEN ÖĞRENMEK ile/ve/<> ÖĞRENMEDEN DÜŞÜNMEK
( Yararsız. İLE/VE/<> Tehlikeli. )
- DÜŞÜNMEK => VAR OLMAK
ve/||/<>/>
VAR OLMAK =< ALGILANMIŞ OLMAK
( René Descartes VE/||/<>/> George Berkeley )
( COGITO ERGO SUM and/||/<>/> ESSE EST PERCIPI )
- DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine BİLDİĞİN ŞEY ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tefekkür. )
( [not] TO THINK vs./and/but TO THINK ON WHICH YOU KNOW
TO THINK ON WHICH YOU KNOW instead of TO THINK )
(1996'dan beri)