Bugün[11 Temmuz 2026]
itibarı ile 34.573 başlık/FaRk ile birlikte,
34.573 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(16/140)


- BASMACILIK ile/değil/yerine/=/||/<> BASIMCILIK | BOHÇACILIK

( taş basmacılık Basmacının yaptığı iş basımcılık bohçacılık )


- BASMAK/TABETMEK[Ar. < ṬABʿ + Tr. ETMEK] ile/||/<> BASI/TAB[Ar. < ṬABʿ]


- BAŞMAK ile/||/<> AYAKKABI / AYAKKABI

( ayakkabı ayakkabı Az başmag üstü kapalı topuğu ve pençesinin yarısı açık kadın ve erkek ayakkabısı başmak paşmak başmak terlik Orta Türkçede başmak pabuç olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca ve Kıpçakçada başmak olarak kullanılır Buna karşılık Çiğilcede başak biçimi geçer Eski Kıpçakçada başmak biçimi kullanılır Kumancada da başmak olarak geçtiğini biliyoruz Korecede a kind of leather shoe worn by the gentry olarak kullanılan palmaktan geldiği yolundaki açıklama yanlıştır Ramstedt SKE 186 JSFOu 55 80 Aalto StO 59 246 249 Pelliotya göre Toung Pao 31 176 Ramstedtin Türkçe başmak Korece palmak birleştirmesi çarpıcıdır frappant Räsänen V 65 Ramstedtin açıklamasını işaretiyle vermekle yetinmiştir Clausona göre ED 382383 ilk bakışta baş kökünden geldiği düşünülebilir Ona göre baş kökü de possibly a Coop f of ba giving the sense of something tied together or tied to the foot Kâşgarlı Mahmudun verdiği başak biçimiyle başmak arasındaki ilişki karışıktır Ona göre Oğuzlar bir m ekleyerek başakı başmak biçimine sokmuşlardır Kâşgarlı Mahmud Orta Türkçe borsmuk biçimindeki myi de buna örnek olarak vermiştir Clauson ED 369a Doerfer TMEN 744 başmakı Orta Türkçede geçen başa kertik yapmak kertiklemek kökünden kalma bir türev olarak açıklamayı denemiştir başamak başmak Doerfer Çiğilce başakı da başa kökünden k ekiyle yapılmış bir türev saymıştır Ona göre başmakta bir fiil kökü saklanmıştır Türkçede başa yanında eskiden baş kökünün kullanıldığı da göz ardı edilemez Monchizadeh CC 102 Kumanca başmakta Farsça sarmōza hose worn over boots gaiters biçimini vermiş Türkçe başmak sözünü baş kökünün bir türevi olarak değerlendirmek istemiştir Türkçeden Arapça Farsça gibi komşu dillere de geçmiştir Bulgarca Sırpça Rumca gibi Balkan dillerinde de kullanılır Rusçada da başmák olarak geçer Macarca pacsmag doğrudan doğruya Türkçeden geçmiş olabileceği gibi Sırpçadan da alınmış olabilir Az başmag üstü kapalı topuğu ve pençesinin yarısı açık kadın ve erkek ayakkabısı başmak paşmak başmak terlik Orta Türkçede başmak pabuç olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca ve Kıpçakçada başmak olarak kullanılır Buna karşılık Çiğilcede başak biçimi geçer Eski Kıpçakçada başmak biçimi kullanılır Kumancada da başmak olarak geçtiğini biliyoruz Korecede a kind of leather shoe worn by the gentry olarak kullanılan palmaktan geldiği yolundaki açıklama yanlıştır Ramstedt SKE 186 JSFOu 55 80 Aalto StO 59 246 249 Pelliotya göre Toung Pao 31 176 Ramstedtin Türkçe başmak Korece palmak birleştirmesi çarpıcıdır frappant Räsänen V 65 Ramstedtin açıklamasını işaretiyle vermekle yetinmiştir Clausona göre ED 382383 ilk bakışta baş kökünden geldiği düşünülebilir Ona göre baş kökü de possibly a Coop f of ba giving the sense of something tied together or tied to the foot Kâşgarlı Mahmudun verdiği başak biçimiyle başmak arasındaki ilişki karışıktır Ona göre Oğuzlar bir m ekleyerek başakı başmak biçimine sokmuşlardır Kâşgarlı Mahmud Orta Türkçe borsmuk biçimindeki myi de buna örnek olarak vermiştir Clauson ED 369a Doerfer TMEN 744 başmakı Orta Türkçede geçen başa kertik yapmak kertiklemek kökünden kalma bir türev olarak açıklamayı denemiştir başamak başmak Doerfer Çiğilce başakı da başa kökünden k ekiyle yapılmış bir türev saymıştır Ona göre başmakta bir fiil kökü saklanmıştır Türkçede başa yanında eskiden baş kökünün kullanıldığı da göz ardı edilemez Monchizadeh CC 102 Kumanca başmakta Farsça sarmōza hose worn over boots gaiters biçimini vermiş Türkçe başmak sözünü baş kökünün bir türevi olarak değerlendirmek istemiştir Türkçeden Arapça Farsça gibi komşu dillere de geçmiştir Bulgarca Sırpça Rumca gibi Balkan dillerinde de kullanılır Rusçada da başmák olarak geçer Macarca pacsmag doğrudan doğruya Türkçeden geçmiş olabileceği gibi Sırpçadan da alınmış olabilir )

( BAŞMAG[Az.]~BAŞMAK[Tkm.]~PAŞMAK[Tkm.]~BAŞMAK[Tatk.] )


- BASMAK ile BASMACI/LIK ile BASMALI ile BASMALIK ile BASMA KALIBI


- BAŞMAK ile/ve/||/<> BAŞMAKLIK

( ... İLE Camide ayakkabı konulan yer. | Sultanın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has. )


- BASMAK" ile/ve "TEPELEMEK"


- BASMAKALIPLAŞMAK ile BASMAKALIP/LIK


- BAŞMAK/LIK ile BAŞMAKÇI/LIK


- BAŞMAKLIK ile/||/<> PAŞMAKLIK

( paşmaklık )


- BAŞMÜDÜRLÜK ile/||/<> GENEL MÜDÜRLÜK ile/||/<> UMUM MÜDÜRLÜK ile/||/<> ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ ile/||/<> ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ile/||/<> TELAŞE MÜDÜRLÜĞÜ

( Müdür olma durumu müdüriyet Yönetmenin müdürün görevi ya da yeri müdüriyet )


- BAŞMÜFETTİŞLİK ile/||/<> TRAFİK MÜFETTİŞLİĞİ

( Müfettişin yaptığı iş )


- BAŞMÜHENDİSLİK ile/||/<> KALDIRIM MÜHENDİSLİĞİ ile/||/<> TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ

( Mühendis olma durumu )


- BAŞÖĞRETMENLİK ile/||/<> BAŞMUALLİMLİK


- BAŞÖĞRETMENLİK ile/||/<> SINIF ÖĞRETMENLİĞİ

( Öğretmen olma durumu muallimlik Öğretmenin mesleği muallimlik )


- BAŞÖRTÜ ile BAŞÖRTÜLÜ/LÜK


- BAŞÖRTÜSÜ | ÇARŞAF | ATKI/BÜRGÜ ile/||/<> ÇARŞAF | DUVAK/BÜRÜK

( başörtüsü çarşaf atkı İnce perde )


- BAŞÖRTÜSÜ ile/||/<> BAŞÖRTÜ ile/||/<> LEÇEK


- BAŞPARMAK ile/||/<> BADEM PARMAK


- BAŞRAHİPLİK ile/||/<> BAŞKEŞİŞLİK


- BAŞŞEHİR ile BAŞŞEHİRLİ/LİK


- BAŞTA ile BAŞTAN ile BAŞTAN BAŞA ile BAŞTAN SONA ile BAŞTAN AŞAĞI ile BAŞTAN SAVMA ile BAŞTAN SAVMACI/LIK


- BAŞTAN ANLATMAK ile/yerine SORULURSA ANLATMAK

( EXPLAINING AT THE BEGINNING vs. EXPLAINING IF SOMEBODY ASKS
EXPLAINING IF SOMEBODY ASKS instead of EXPLAINING AT THE BEGINNING )


- BAŞTAN BAŞA (SARMAK, DOLAŞMAK)

( SER-Â-PÂ, SER-TE-SER )


- BAŞTAN ÇIKARMAK ile/ve YOLDAN ÇIKARMAK


- BAŞTAN ÇIKMAK ile/ve/||/<>/> YOLDAN ÇIKMAK


- BAŞTAN DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> ZAMANINDA DÜŞÜNMEK


- BAŞTANIMAZLIK ile/||/<> TANRITANIMAZLIK ile/||/<> TÖRETANIMAZLIK

( Tanımama durumu )


- BAŞTAŞLIK ile/değil/yerine/=/||/<> KAFADARLIK | AKRANLIK

( kafadarlık akranlık )


- BASTIBACAK ile/||/<> BACAKLARI KISA VEYA ÇARPIK (KİMSE)

( bacakları kısa ya da çarpık kimse mastıbacak Türkçe mastı bacakları kısa kulakları tüylü av köpeği bacak Türkçe bastıbacak biçiminde mastının başındaki m sesi bacak ve basmak sözlerinin baskısı altında bye çevrilmiştir mastı Bulgarca mastiya Türkçeden alınmıştır )


- BASTIK ile/||/<> PESTİL

( pestil Ağızlarda pastık olarak da geçer Dankoffa göre ALT 604 Ermeniceden alınmıştır pasteł fruit leather Ermenice pastełin Rumca pastilostan geldiği anlaşılıyor ALT 8 s 604 pestil Türkçeden Arapça Suriye Farsça ve Kürtçeye de geçmiştir HalasiKun AO 5 47 Doerfer TMEN 690 Halaçça bastuq Süβspeise biçimi düşündürücüdür Doerfer UAJb N F 1 126 )


- BASTIRAK ile/||/<> ...

( Çadırın çökmesini önlemek amacıyla göbek direği alt ucunun oturduğu Garip Senirkent Isparta )


- BASTIRIK ile/||/<> ...

( Yağ peynir keş gibi sütten yapılan ürünlerin tümüne verilen ad Yenikent Aksaray Niğde )


- BASTIR(IL)MAK ile SİNDİR(İL)MEK

( TO (GET) SURPASS vs. TO (GET) CROUCH DOWN )


- BASTIRILMIŞ/LIK ile/ve VAZGEÇMİŞ/LİK

( Kişiler, neden/nasıl vazgeçerler?
( Why people give up? )

Hızlı sonuç beklediklerinden dolayı...
( Expect fast results... )

Kendilerine inançlarını kestiklerinden dolayı...
( Stop believing in themselves... )

Geçmişe saplanıp kalmalarından dolayı...
( Get stuck in the past... )

Hatalarında yaşadıklarından dolayı...
( Dwell on mistakes... )

Gelecekten korktuklarından dolayı...
( Fear the future... )

Değişime direndiklerinden dolayı...
( Resist the change/alteration... )

Güçlerinden vazgeçtiklerinden dolayı...
( Give up the power... )

Güçsüzlüklerine inandıklarından dolayı...
( Believe in their weaknesses... )

Dünyaya sahip oldukları zannından dolayı...
( Feel the world owes them something... )

Başarıyı istemekten çok, hata yapma korkularından dolayı...
( Fear failure more than desire success... )

Nelerin olanaklar içinde olduğunu görememelerinden dolayı...
( Never visualize what is possible... )

Kaybedecek şeylerinin çok olduğu zannından dolayı...
( Feel they have something to lose... )

Fazla çalışmaktan dolayı...
( Overwork... )

Sorunlarının sadece kendilerine özgü ve biricik olduğunu zannetmelerinden dolayı...
( Assume their problems are unique... )

Geri dönmenin ve geri dön işaretinin, hata yaptıkları anlamına geldiğini zannetmelerinden dolayı...
( See failure as the signal to turn back... )

Kendilerini, üzgün, güçsüz, acınası hissetmelerinden dolayı...
( Feel sorry for themselves... ) )


- BASTIRMAK ile BASTIRILMAK ile BASTIRABİLMEK ile BASTIRIVERMEK ile BASTI ile BASTIK


- BASTIRMAK ile/değil/yerine/=/||/<> DURDURMAK | GİDERMEK

( Basma işini yaptırmak Basma işini yapmak Zararlı bir olayı önlemek durdurmak Üstünlüğünü göstermek Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek gidermek Hemen söylemek Bir yere beklenmedik bir anda kalabalık hâlde gelmek Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek Baskı yapmak üzerine iyice düşmek Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak )


- BASTIRMAK ile/ve/<> GÖZARDI ETMEK


- BASTIRMAK ile/ve/değil/||/<>/>/< TUTMAK


- BASTIRMAK ile ÜSTÜNÜ ÖRTMEK


- BASTIRMAK ile YATIŞTIRICI ile DEPRESİF ile DEPRESYON ile DEPRESİF

( DEPRESS vs. DEPRESSANT vs. DEPRESSED vs. DEPRESSION vs. DEPRESSIVE )

( دلسرد شدن ile افسردن ile دژم ساز ile فرورفته ile دژم ile افسرده ile غر ile ملول ile منکسر ile گود شدگي ile فرورفتگي ile پريشاني ile فرودافت ile افسرده کننده )

( DELSARD SHODAN ile AFSARDAN ile دژم ساز ile FARVARAFTEH ile دژم ile AFSARDEH ile GHAR ile MOLOL ile منکسر ile GOD SHODEGY ile FARVARAFTAGY ile پريشاني ile FORODAFT ile AFSARDEH KONANDEH )


- BASTON ile BASTONCU/LUK ile BASTONLU ile BASTONSUZ ile BASTON KİLİDİ ile BASTON KÖSTEĞİ ile BASTON FRANCALA


- BASTON ile DEĞNEK


- BAŞVEKÂLET[Tr. < BAŞ + Ar. VEKĀLET] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞBAKANLIK


- BAŞVURMAK ile/||/<> BAŞVURMAK

( REFER | APPLY )


- BAŞVURMAK ile BAŞVURULMAK ile BAŞVURDURMAK ile BAŞVURABİLMEK ile BAŞVURU ile BAŞVURUCU


- BAŞYAZARLIK ile/||/<> BAŞMUHARRİRLİK ile/||/<> SERMUHARRİRLİK


- BAŞYAZARLIK ile/||/<> OKURYAZARLIK ile/||/<> KÖŞE YAZARLIĞI ile/||/<> OYUN YAZARLIĞI

( Yazar olma durumu muharrirlik Yazarın yaptığı iş muharrirlik )


- BAŞYÖNETMENLİK ile/||/<> BAŞREJİSÖRLÜK


- BATA-ÇIKA (BUGÜNLERE GELMEK)


- BATABİLMEK ile BATAK/LIK ile BATAR ile BATAKÇI/LIK ile BATA ÇIKA ile BATAKLIK GAZI ile BATAKLIK ARDICI ile BATAKLIK KETENİ ile BATAKLIK BAYKUŞU ile BATAKLIK KUŞLARI ile BATAKLIK NERGİSİ ile BATAKLIK ÇULLUĞU ile BATAKLIK KIRLANGICI


- BATAKHANE ile/||/<> KARABATAK

( Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak Kötü durum içinden çıkılmaz iş Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu Hayır gelmez yarar sağlamaz batmış )


- BATAKLIK ile/||/<> AYNAZ


- BATAKLIK ve/||/<> BATAKÇIL

( ... VE/||/<> Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan bitki ya da hayvan. )


- BATAKLIK ile KARAKURBAĞASI

( FEN vs. FENNY )

( سياه آب ile زمين آبگير ile لجن زار )

( SYAH AB ile ZAMYNE ABGYR ile LAJAN ZAR )


- BATAKLIK ile/||/<> KEÇİBOYNUZU


- BATAKLIKTA SİNEK AVLAMAK değil/yerine BATAKLIĞI KURUTMAK


- BATERİCİLİK ile/||/<> BATERİSTLİK


- BATHOMETER, BATHYMETER/DEEPENING[İng.] ile/değil/yerine/= BATHYMÈTRE, BATHOMÈTRE/APPROFONDISSEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= VERTIEFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DERINLIK

( Sinema/TV. 1. Bir görüntünün, çekimin, görünçlüğün seyircide uyandırdığı üçboyutluluk duygusu. 2. Derinlemesine görüntü düzenlemesinin yol açtığı üçboyutluluk duygusu. 3. Değişik ses kaynaklarının uzay içinde yerleştirilmesinden doğan üçboyutluluk duygusu. @@ Bir gözlemcinin gözlemlerinde ulaştığı en alt düzey ya da bir gözlem aracının araştırdığı konuların kökeni. @@ (coğrafya, matematik) )


- BATI | GARP ile/||/<> BATILILAŞTIRILMAK | GARPLILAŞTIRILMAK ile/||/<> BATICILIK | BATILI | BATILILAŞMA | BATILILAŞMAK | BATILILAŞTIRMA | BATILILAŞTIRMAK | BATILILIK ile/||/<> GARPÇILIK | GARPLI | GARPLILAŞMA | GARPLILAŞMAK | GARPLILAŞTIRMA | GARPLILAŞTIRMAK | GARPLILIK


- BATİ ile BATİK


- BATİK[Fr. < BATIK] ile/değil/yerine/=/||/<> BATİK

( Kumaş deri ya da kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem Bu yöntemle hazırlanmış kumaş Bu kumaştan yapılan giysi )


- BATİK ile ÇİTENGE

( ... İLE Zambiya'da, 2 m.'lik, göz alıcı renklerle yapılan tek parçalı, pamuk batik. )


- BATİK ile/||/<> İKAT

( Ak kumaş üzerine çizilen bezeğin boyanacak bölümlerinin boş bırakılması boyanmayacak bölümlerininse eritilmiş balmumuyla kapatılmasıyla Cavada Hindistanda Malezyada uygulanan basma ve ipekli kumaşları boyama tekniği a ikat Süsleme Bez üzerinde süs yapma tekniği Süslenecek bez üzerine bezeme çizimi yapılır Boyanmayacak bölümler çizime göre balmumu ile kapatılır Boyanacak yerler açık bırakılır Bez boyanmak üzere kumaş boyasının içine atılır )

( BATIK )

( ABDECKVERFAHREN )


- BÂTIL[< BUTLÂN] ile/değil/yerine/>< HAK


- BATI/LI(uygarlık) = GARB/Î = OCCIDENT/AL[İng., Fr.] = DAS ABENDLAND/ABENDLÄNDISCH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = VESPER, OCCIDENS, TERRÆ OCCIDENTEM VERSUS SITÆ[Lat.] = HE PROS HELIOU DÜSMAS[Yun.] = el-MAĞRİB[Ar.] = GARBÎ[Fars.] = HET AVONDLAND/S[Felm.]


- BATIN[Ar. < BAṬN] ile/değil/yerine/=/||/<> KARIN | KUŞAK

( karın kuşak )


- BATINİ/EZOTERİK ile/değil/yerine/= İÇREK


- BÂTINÎ >< ZÂHİRÎ ile/değil/yerine/= İÇREK >< DIŞRAK


- BÂTINÎ ile/değil HERETİK

( Kendi dininin içindeki "sapmalar". İLE/DEĞİL Dinin dışına yönelik "sapmalar". )

( ... İLE/DEĞİL Ortodoksluk içinde ve sonrasında oluşmuşluğuyla ad bulmuştur. )

( [not] ESOTERIC vs./but HERETIC )


- BÂTINÎ/LİK = ESOTERIC/ISM[İng.] = ÉSOTÉRIQUE/ÉSOTÉRISME[Fr.] = ESOTERISCH/ESOTERISMUS[Alm.] = ESOTERISMO[İt., İsp.] = ESOTERICUS[Lat.] = ESOTERIKOS[Yun.] = BÂTİNİ/YYE, SİRRİ/YYE[Ar.] = BÂTİNÎ/GERÎ[Fars.] = ESOTERISCH/ESOTERISME[Felm.]


- BÂTINİYE[Ar. < BĀṬİNİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> BÂTINİLİK


- BATIRIK ile/||/<> ...

( Etli bulgur köftesi Başkışla Karaman Konya )


- BATIRMAK ile BANDIRMAK


- BATIRMAK ile BATIRILMAK ile BATILILAŞMAK ile BATIRABİLMEK ile BATIRIVERMEK ile BATILILAŞTIRMAK ile BATILILAŞABİLMEK ile BATILILAŞTIRILMAK ile BATI ile BATIK ile BATIL/LIK ile BATIN ile BATIŞ ile BATICI/LIK ile BATILI/LIK ile BATILICA ile BATI BLOKU ile BATIL İNANÇ ile BATIL İTİKAT ile BATI TÜRKÇESİ ile BATILILAŞMACI/LIK


- BATIRMAK ile/değil/yerine/=/||/<> BULAMAK | MAHVETMEK

( Bir şeyin sıvı ya da yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak batmasını sağlamak Sivri uçlu bir şeyi yumuşak bir yere saplamak Denizde ve suda yüzen taşıtların suya gömülmesine batmasına sebep olmak Elindeki mal para vb varlığını kaybetmek Çok kirletmek bulamak Bir şeye aşırı derecede maruz bırakmak Son bulmasına sebep olmak Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek mahvetmek )


- BATIRMAK ile DALDIRMA

( IMMERSE vs. IMMERSION )

( غسل ارتماسي دادن ile زير آب گرفتن ile زير آب کردن ile غوطهوري )

( GHASL ERTAMASY DADAN ile ZYR AB GARAFTAN ile ZYR AB KARDAN ile GHUTEHORY )


- BATKI/HÜSRAN ile PİŞMANLIK


- BATKI/HÜSRAN[Ar.] ile/değil/yerine ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK


- BATKI ile BATKIN/LIK


- BATMADAN YÜZMEK ile YÜZER

( FLOAT vs. FLOATING )

( غوطهورساختن ile بهوا راندن ile شناور ساختن ile شناور شدن ile غوطهدادن ile غوطهوري ile شناور ile غوطه ور ile غوطهورسازي )

( GHUTEHORSAKHTAN ile BACPEHVA RANDAN ile SHENAVAR SAKHTAN ile SHENAVAR SHODAN ile غوطهدادن ile GHUTEHORY ile SHENAVAR ile GHUTEH VAR ile GHUTEHORSAZY )


- BATMAK ile BATMAN ile BATMANLI/LIK


- BATMAK ile/değil/yerine/=/||/<> KİRLENMEK | ÇÖKMEK | DALAMAK | DOKUNMAK

( bata çıka batar kat batçık battıçıktı gün batımı amiralbattı Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek Güneş Ay ve yıldız Dünya nın dönüşü dolayısıyla ufkun altına inmek İflas etmek kirlenmek Bir yere saplanmak Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak Devlet kurum vb yıkılmak sona ermek çökmek dalamak Daha kötü bir duruma uğramak Yıkılmak egemenliği sona ermek dokunmak I )


- BATTALLAŞMAK ile BATTAL/LIK ile BATTAL BOY ile BATTAL BEDEN


- BAUZE | SİVRİSİNEK ile/||/<> SİVRİSİNEK ile/||/<> SITMA SİVRİSİNEĞİ

( Sivrisinekler familyasına bağlı sinek türlerinin ortak adı a sıtma sivrisineği ev sivrisineği Culicidae ailesinde yer alan birçoğu insan ve hayvanlardan kan emen birçok hastalığa vektörlük yapan kimileri zehirli tatarcık sineklerine benzeyen sinekler sıtma sivrisineği Bunların larvaları sularda yaşamakta olup erişkinleri karakteristik damar düzenine ve uzun bir hortuma sahip birçok türü tıbbi öneme sahiptir Culicidae ailesinde yaklaşık 3500 tür bulunmaktadır En önemli cinsler Anophelinae ve Culicinae alt ailesinde bulunan Anopheles Culex Mansonia ve Aedes cinsleridir Sivrisinekler birçok bakteriyel ve viral hastalığın özellikle sıtma hastalığının vektörü olarak bilinmektedirler Konduğu yüzeye eğik olarak duran ve dişileriyle sıtma bulaştıran uçuşu vızıltısız sivrisinek Ortak özellikler gösteren soydaşı birçok sivrisinek türü daha vardır karşılık anofel Anopheles maculipennis Böcekler İnsecta sınıfının ikikanatlılar Diptera takımına giren bir eklembacaklı türü İnce uzun vücutlu ve dar kanatlıdır Dişisi sıtma asılağını insandan insana taşır Lârvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak durur zooloji Böcekler Insecta sınıfının iki kanatlılar Diptera takımından ince uzun vücutlu ve dar kanatlı dişisi sıtma asalağını insandan insana taşıyan larvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak duran bir eklem bacaklı türü Anofel Sivrisinek )

( MOSQUITO )

( MOUSTIQUE )

( MÜCKE )


- BAVLIMAK ile BAVLI


- BAVUL ile BAVULCU/LUK ile BAVULLU ile BAVULSUZ ile BAVUL TİCARETİ


- BAY ile BAYİ/LİK


- BAYAĞI ile/||/<> BAYAĞILIK

( Anlam özelliği ve sanat değeri olmayan söz, düşünce ve anlatış. )

( VULGAR~VULGARITY )

( BANAL~VULGARITÉ )

( VULGARIS~... )

( GEWÖHNLICH~GEWÖHNLICHKEIT )

( VOLGARE~VOLGARITÀ )

( ΧΥΔΑΊΟΣ / χυδαίος~ΧΥΔΑΙΌΤΗΤΑ / χυδαιότητα )


- BAYAĞILAŞMAK ile BAYAĞILAŞTIRMAK ile BAYAĞI/LIK ile BAYAĞI KESİR


- BAYAĞILIK | SIRADANLIK ile/||/<> BAYAĞILAŞMA | SIRADANLAŞMA ile/||/<> BAYAĞILAŞTIRMAK | SIRADANLAŞTIRMAK


- BAYATLAMAK ile BAYATLATMAK ile BAYAT/LIK ile BAYATİ ile BAYATI


- BAYATSIMAK ile BAYATSI


- BAYBURT ile BAYBURTLU/LUK


- BAYDAK[Ar. < BAYDAḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> PAYTAK

( paytak adım paytak paytak Çarpık eğri bacaklı Çarpık eğri bacaklı bir biçimde Satranç oyununda piyade taşı Dama oyununda yuvarlak taşlardan her biri )


- BAYGINLAŞMAK ile BAYGIN/LIK


- BAYILMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> AYILMAK


- BAYILMAK ile BAYILTMAK ile BAYILTILMAK ile BAYILABİLMEK ile BAYILTTIRMAK ile BAYILA BAYILA


- BAYILMAK ile DAHA SOLUK ile BAYILMA ile BAYGINLIK

( FAINT vs. FAINTER vs. FAINTING vs. FAINTNESS )

( کم نور ile غش کردن ile غشي شدن ile مدهوش شدن ile از حال رفتن ile ضعف کردن ile پس افتادن ile از پا افتادن ile غش ile غشي ile اغماء ile بي هوشي ile هوش بري ile ضعف ile بي حالي )

( KAM NOR ile GHESH KARDAN ile GHESHY SHODAN ile MODEHOSH SHODAN ile AZ HAL RAFTAN ile ZAF KARDAN ile PES AFTADAN ile AZ PA AFTADAN ile GHESH ile غشي ile EGHMA ile BEY TEOOSHY ile TEOOSH BARY ile ZAF ile BEY HALY )


- BAYILMAK ile KENDİNDEN GEÇMEK

( İGMÂ )


- BAYILMAK ile KOMA

( Kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybıdır. Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur. İLE Yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azalması ya da yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli bilinç kaybıdır. )

( [Bayılma nedenleri]
- Korku, aşırı heyecan.
- Sıcak, yorgunluk.
- Kapalı ortam, kirli hava.
- Aniden ayağa kalkma.
- Kan şekerinin düşmesi.
- Şiddetli enfeksiyonlar.

[Bayılma belirtileri]
- Baş dönmesi, baygınlık, yere düşme.
- Bacaklarda uyuşma.
- Bilinçte bulanıklık.
- Yüzde solgunluk.
- Üşüme, terleme.
- Hızlı ve zayıf nabız.

İLE

[Koma nedenleri]
- Düşme ya da şiddetli darbe.
- Özellikle kafa travmaları.
- Zehirlenmeler.
- Aşırı alkol, uyuşturucu kullanımı.
- Şeker hastalığı.
- Karaciğer hastalıkları.
- Havale gibi ateşli hastalıklar.

[Koma belirtileri]
- Yutkunma, öksürük gibi tepkilerin kaybolması.
- Sesli ve ağrılı dürtülere tepki olmaması.
- İdrar ve dışkı kaçırma. )

( [Koma duruşu(yarı yüzükoyun-yan tutuş)]
- Sesli ya da omzundan hafif sarsarak, uyarı verilerek bilinç kontrol edilir.
- Sıkan giysiler, gevşetilir.
- Ağız içinde yabancı nesne olup olmadığı kontrol edilir.
- Bak, dinle, duyumsa yöntemi ile solunum kontrol edilir.
- Şah damarından nabız kontrol edilir.
- Hastanın/yaralının döndürüleceği tarafa diz çökülür.
- Hastanın/yaralının karşı tarafta kalan kolu karşı omzunun üzerine konur.
- Karşı taraftaki bacağı, dik açı yapacak biçimde kıvrılır.
- İlk yardımcıya yakın kolu, baş hizasında omuzdan yukarı uzatılır.
- Karşı taraf, omuz ve kalçasından tutularak bir hamlede çevrilir.
- Üstteki bacak, kalça ve dizden bükülerek öne doğru destek yapılır.
- Alttaki bacak, hafif dizden bükülerek arkaya destek yapılır.
- Başı uzatılan kolun üzerine yan duruşta hafif öne eğik konur.
- Tıbbî yardım[112] gelinceye kadar bu duruşta tutulur.
- 3–5 dakika ara ile solunum ve nabız kontrol edilir.
)


- BAYINDIRLAŞMAK ile BAYINDIRLAŞTIRMAK ile BAYINDIRLAŞTIRABİLMEK ile BAYINDIR/LIK ile BAYINDIRCI/LIK


- BAYINDIRLIK ile/||/<> MAMURLUK


- BAYIR DERSEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞ DERSEK

( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bağ olur. )


- BAYIR DERSEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> HAYIR(!) DERSEK

( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hayır olur. )


- BAYIRLAŞMAK ile BAYIR ile BAYIR KUŞU ile BAYIR AŞAĞI ile BAYIR TURPU ile BAYIR YUKARI


- BAYKUŞ ile YAPALAK


- BAYLANMAK ile BAYLAN/LIK


- BAYLARDA:
AYAKTA İŞEMEK ile/yerine OTURARAK/ÇÖMELEREK İŞEMEK


- BAYRAK AÇMAK ile/||/<> ...

( 1 Başkaldırmak 2 Gönüllü asker toplamaya başlamak )


- BAYRAK ile BANDIRA[< İt. < Alm.]

( ... İLE Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. | Yabancı devlet bayrağı. )


- BAYRAK ile MISIR BAYRAĞI


- BAYRAK[BADRAK < BATRAK] ile/ve/||/<>/< SANCAK/LİVA[Ar. çoğ. ELVİYE]

( Bir ulusun, belirli bir topluluğun ya da bir örgütün simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş. | Öncü. | Simge. İLE/VE/||/<>/< Bayrak. | Çoğunlukla askeri birliklere verilen, yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. | Osmanlı yönetim örgütünde, illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık. | Gemilerin sağ yanı. )

( Vatanı simgeler. İLE/VE/||/<>/< Dili(mizi) simgeler. )

( Simgelerin işlevi, anlamı ve değeri çok büyüktür. Bayrak ve Sancak gibi.

Bayrağımız, toprağımızı, vatanımızı ve özgürlüğü simgeler! Sancağımız ise o topraklardaki varlığımızın/birliğimizin göstergesi olan dilimizi!

Bayrak düşerse vatan kaybedilmiş sayılmaz ama Sancak düşmüşse herşey kaybedilmiş demektir! )

( )

( RÂYET/ALEM )


- BAYRAK ile UÇUN

( ... İLE Bayrağın gönder/uçkurluk karşısındaki kenarı. )


- BAYRAK ile ZAYIF ile BAYRAKÇI ile AMİRAL GEMİSİ ile KALDIRIM TAŞI

( FLAG vs. FLAGGY vs. FLAGMAN vs. FLAGSHIP vs. FLAGSTONE )

( بيرق ile رايت ile پرچم ile شل وول ile جگن زار ile پرچمدار ile کشتي دريادار ile تخته سنگ ile سنگ فرش کردن )

( BEYRAGH ile RAYT ile PARCHAM ile SHEL VUL ile جگن زار ile PARCHAMDAR ile KESHTY DARYEDAR ile TAKHTEH SANG ile SANG FARSH KARDAN )


- BAYRAKÇIK, VEKSİLLUM, PAPILIONACEAE FAMİLYASINDA ÇİÇEĞİN ÜST PETALİ = BAYRAK = PAVILLON, ÉTENDARD


- BAYRAKLAŞMAK ile BAYRAKLAŞTIRMAK ile BAYRAKLAŞABİLMEK ile BAYRAKLAŞTIRILMAK ile BAYRAK/LIK ile BAYRAKLI ile BAYRAKÇI/LIK ile BAYRAK BİLİMİ ile BAYRAK DİREĞİ ile BAYRAK TÖRENİ ile BAYRAK YARIŞI ile BAYRAK BİLİMCİ ile BAYRAK MERASİMİ


- BAYRAKTA:
UÇKURLUK ile/ve/||/<>/> UÇUM

( Direğe yakın olan ve ipe bağlı olan eni. İLE/VE/||/<>/> Öteki taraftaki eni. )


- BAYRAMLAŞMAK ile BAYRAMLAŞABİLMEK ile BAYRAM/LIK ile BAYRAMİ/LİK ile BAYRAM AYI ile BAYRAM GÜNÜ ile BAYRAM TOPU ile BAYRAM YERİ ile BAYRAM ALAYI ile BAYRAMLIK AD ile BAYRAM HAVASI ile BAYRAM NAMAZI ile BAYRAM ÇOCUĞU ile BAYRAM ŞEKERİ ile BAYRAM TEBRİĞİ ile BAYRAMLIK AĞIZ ile BAYRAM GAZETESİ ile BAYRAM HEDİYESİ ile BAYRAM ZİYARETİ


- BAZ ile BAZA ile BAZI ile BAZALI ile BAZİÇE ile BAZ YÜK ile BAZASIZ ile BAZI BAZI ile BAZ LOSYON ile BAZ MORFİN


- BAZEN ve BAZI "DURUMLARI/KABULLERİ":
"KURMAK/SÜRDÜRMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YIKMAK/BOZMAK


- BAZI ŞEYLERİ ...
ANLADIKTAN SONRA YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ANLAMAK


- BAZI AYRINTILARI ...:
ÖĞRENDİKTEN SONRA YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ÖĞRENMEK

( [not] TO REALIZE SOMETHING BEFORE TO LEARN vs./and/but TO LEARN SOMETHING BEFORE TO REALIZE
TO LEARN SOMETHING BEFORE TO REALIZE instead of TO REALIZE SOMETHING BEFORE TO LEARN )


- BAZI BEYİN/PSİKOJENİK HASTALIKLAR ile/ve/||/<>/> YARATICILIK


- BAZI BİLGİLERİN SUNUMUNDA:
TAÇLANMAK ile/ve/değil/<>/></< TAŞLANMAK

( Taşlanılmadan, taçlanılmaz! )


- BAZI DEĞERLERİ/İLKELERİ:
"ALMIŞ/ALMAMIŞ" OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ANLAMIŞ OLMAK


- BAZI DUYGULAR/DURUMLAR:
DİLLENDİR(E)MESEK DE ... ile/ve/değil/||/<>/>/< DİLLENDİRİRSEK

( ... de (")olur("). İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Bambaşka[tatlı/değerli/etkil(eşiml)i/karşılıklı/coşkulu/sevimli/sevecen] olur. )


- BAZI) DUYGULARI/NI:
SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK


- BAZI KAVRAMLARI:
KOPYALA-YAPIŞTIR değil/yerine TEKRAR TEKRAR DA OLSA YAZMAK


- BAZI KİŞİLER(E/DEN):
UZAK DUR(!)MAK ile/ve/değil/yerine/||/<> (FAZLA) YAKIN OLMAMAK


- BİR ŞEY/BAZI ŞEYLER) BİLİYOR OLMAK ile/ve/değil/yerine (DERİNLEMESİNE) BİLİYOR OLMAK

( [not] TO KNOW (SOMETHING) vs./and/but TO KNOW (DEEPLY)
TO KNOW (DEEPLY) instead of TO KNOW (SOMETHING) )


- BİR/BAZI ŞEY/LER YAPMAK:
BİRİLERİYLE/BAŞKALARIYLA ve/||/<>/> BİRİLERİ/BAŞKALARI İÇİN


- BAZI ŞEYLERİ:
ÇIRPINARAK SİLMEK ile/değil/yerine/>< BİR ÇIRPIDA SİLMEK


- BAZI ŞEYLERİ ...
UNUTMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine/>
HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


- (BAZI) TROPİKAL MEYVELERİN[AVOKADO, MANGO, KİVİ VB.] YUMUŞATILMASINDA:
PİRİNCİN İÇİNE YATIRMAK ve/||/<> BUZDOLABININ ÜSTÜNE KOYMAK


- BAZİK ile/||/<> ALKALINE[İng.] ile/||/<> BASIQUE[Fr.] ile/||/<> BASISCH[Alm.] ile/||/<> BAZLI

( Sudaki çözeltilerinde hidroksil yükünü OH veren bileşikler ve bunların çözeltilerinin genel özelliği )

( ALKALINE )

( BASIQUE )

( BASISCH )


- BAZİK ile BAZİK OKSİTLER


- Bazı durumları) Tecrübe ederek anlamak yerine SUS!!!


- BAZOFİL ile BAZOFİL ile BAZOFİLİK

( BASOPHIL vs. BASOPHILE vs. BASOPHILIC )

( ماده قليادوست ile بازدوست )

( MADEH GHALYADOST ile BAZDOST )


- BE :/yerine OLMAK


- BEAT :/yerine YENMEK


- BEATNİK[İng. < BEATNIK] ile/değil/yerine/=/||/<> BİTNİK

( Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç )


- BEAUTY :/yerine GÜZELLİK


- BEBEK/ÇOCUK ile APALAK

( ... İLE Tombul, gürbüz, iri bebek ya da küçük çocuk. )


- BEBEK ile/||/<> BEBEK

( T K O Anadoluda ilkel bir kukla oyununa verilen ad Henüz süt emme çağında bulunan çocuk genellikle bir yaşından daha küçük olan çocuğa verilen ad Anadoluda kukla oyununa verilen ad )

( BABY )

( BÉBÉ )


- BEBEK ile BEBEK DİŞİ

( BABY vs. BABY TOOTH )

( طفل ile طفل شيرخوار ile کودک ile کودک شيرخوار ile رضيع ile نوزاده ile نوزاد ile بچه ile دندان شيري )

( TAFEL ile TAFEL SHYRAKHAR ile KOODAK ile KOODAK SHYRAKHAR ile رضيع ile NOZADEH ile NOZAD ile BECHEH ile DANDAN SHYRY )


- BEBEK ile BEBEK ÖLDÜRME ile ÇOCUKSU ile PİYADE

( INFANT vs. INFANTICIDE vs. INFANTILE vs. INFANTRY )

( بچه ile طفل ile خردسال ile خرد سال ile بچه کشي ile کودکانه ile پياده نظام ile پياده )

( BECHEH ile TAFEL ile KHARDSAL ile KHARD SAL ile BECHEH KESHY ile KOODKANEH ile PEYADEH NEZAM ile PEYADEH )


- BEBEK ile/ve/<>/> ÇOCUK

( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )

( ÇAĞA: Çocuk, bebek. )

( BABY vs./and/<>/> CHILD )


- BEBEK ile/ve/<>/> ÇOCUK ile/ve/<>/> ERGEN ile/ve/<>/> GENÇ ile/ve/<>/> ORTA YAŞ ile/ve/<>/> YAŞLI

( [yaş arası] 0-1 İLE/VE/<>/> 1-12. İLE/VE/<>/> 12-18. İLE/VE/<>/> 18-65. İLE/VE/<>/> 66-79. İLE/VE/<>/> 79-99.[Dünya Sağlık Örgütü'nün kabulü olarak] )


- BEBEK ile TAŞ BEBEK

( ... İLE Genellikle alçı vb. yapılmış oyuncak bebek. | Yaşı ilerlemiş olmasına karşın genç görünen kişi. )


- BEBEK ile/ve/değil YENİ DOĞAN

( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )

( ... ile/ve/değil NEVZAT )

( RADIUN ile/ve/değil ... )


- BEBEK ile/ve/<> ÇOCUK/İN[Türkçe]

( Coşturur. İLE/VE/<> Eğlendirir. )

( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )

( ... ile EN: Büyük çocuk, yetişkin kişi. )

( Çocuktan al haberi! )

( RADÎ'[< REDÂ/REZÂ]: Süt emen bebek. ile TIFIL[çoğ. ETFÂL] )


- BEBEKLEŞMEK ile BEBE ile BEBEK/LİK ile BEBEKÇE ile BEBEK ÖLÜMÜ ile BEBE ASPİRİNİ


- BEBEK/LİK EVRELERİ/NDE:
OTİSTİK ile/ve/> SİMBİYOTİK ile/ve/> AYRIŞMA VE BİREYLEŞME

( 0-2 ay. İLE/VE/> 2-5 ay. İLE/VE/> 6-30 ay. İLE/VE/> 30 ay sonrası. )

( [bkz.] Margaret Mahler )

( NORMAL AUTISTIC PHASE vs./and/> NORMAL SYMBIOTIC PHASE vs./and/> SEPERATION-INDIVIDUATION PHASE )


- BEBEKTE:
BOŞLUK DUYUSU ile/ve/||/<> YÜKSEKLİK


- BEC[Fr. < BEC] ile/değil/yerine/=/||/<> BEK

( Hava gazı lambasının ucu )


- BEÇÇE/BEÇE[Fars.] ile ENİK, ENCİK ile CERV[Ar.]

( İnsan ya da hayvan yavrusuna verilen genel ad. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. | [Ar. ENÎK] Güzel, sevimli, şirin şey. İLE Yırtıcı hayvan yavrusu. )


- BEÇENEK ile BEÇENEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Rum ülkesi yakınında yaşayan bir Türk kavmi. İLE Oğuzların bir kolu. )


- BECERİ:
SÖYLEMEK değil/yerine DİNLEMEK

( Dinlemeyenler, öğrenemezler.
Öğrenemeyenler, bilemezler.
Bilemeyenler, olamazlar. )


- BECERİ ile/ve/||/<>/< YETKİNLİK


- BECERİKSİZCE ile BECERİKSİZLİK

( CLUMSILY vs. CLUMSINESS )

( شلخته وار ile ناشيانه ile ناشيگري ile بي عرضگي )

( SHALKHTEH VAR ile NASHYANEH ile ناشيگري ile BEY ARZAGY )


- BECERİKSİZLEŞMEK ile BECERİKLİ/LİK ile BECERİKSİZ/LİK ile BECERİKSİZCE


- BECERİKSİZ/LİK ile/değil TİTİZ/LİK

( [not] CLUMSINESS/INCOMPETENCE vs./but FASTIDIOUSNESS/FUSSINESS )


- BECERİSİZ | BECERİSİZLİK ile/||/<> BECERİKSİZ | BECERİKSİZLİK ile/||/<> BECERİKSİZCE | MAHARETSİZCE ile/||/<> BECERİKLİLİK | MAHARETLİLİK | BECERİLİLİK ile/||/<> MAHARETSİZ | MAHARETSİZLİK


- BECERMEK ile BECERTMEK ile BECERİLMEK ile BECEREBİLMEK ile BECERİVERMEK ile BECERİ ile BECERİ YİTİMİ


- BECERMEK ile SAĞLAMAK


- BECOME BARREN/BARRENNESS[İng.] ile/değil/yerine/= DEVENIR INFERTILE[Fr.] ile/değil/yerine/= UNJRUCHBAR BEKOMMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇORAK

( Kurak, tuzlu, tarıma elverişsiz topraklarla ilgili nitelik. @@ 1. Tas. (*Senirkent -Isparta) 2. Tabak. (*Senirkent -Isparta) ~ Az şorag 'tadı çok tuzlu olan'. < OFar *şōrag. Farsçada şōra 'marshy, unfertile ground; a salt-marsh; nitrous earth' olarak kullanılır. Yerel ağızlarda şor (> çor) 'tuzlu' olarak geçer (< Far şōr 'salt, brackish; salsuginous ground'). Azeri alanındaki şor 'tuzlu, içerisinde çok tuz olan', Türkmence şōr 1. 'tuzlu'; 2. 'çorak yer', Kırgızca şor, Kazakça sor gibi biçimler de Farsçadan alınmıştır. )


- BECOME :/yerine OLMAK


- BED ile BET ile BET SURATLI/LIK


- BED :/yerine YATAK


- BEDAVA ile BEDAVALIK

( GRATIS vs. GRATISNESS )

( مجانا ile رايگان ile مفت ile رايگاني )

( مجانا ile RAYGAN ile مفت ile RAYGANY )


- BEDAVACILIK ile/||/<> BELEŞÇİLİK ile/||/<> LÜPÇÜLÜK


- BEDAVALAŞMAK ile BEDAVA/LIK ile BEDAVACI


- BEDAVAYA GETİRMEYE ÇALIŞMAK ile/değil PARASIZLIK(TAN)


- BEDBAHTLIK ile/değil/yerine/= MUTSUZLUK


- BEDBİNLEŞMEK ile BEDBİNLEŞTİRMEK ile BEDBİN/LİK


- BEDEL (ÖDEMEK) ile/ve/<>/değil/yerine KEFÂLET (ÖDEMEK)


- BEDEL ile BEDELCİ ile BEDELLİ ile BEDELSİZ/LİK ile BEDELLİ ASKERLİK ile BEDELSİZ İTHALAT


- BEDEL[Ar. < BEDEL] ile/değil/yerine/=/||/<> FİYAT | DENK

( rayiç bedel kira bedeli nefaset bedeli piyasa bedeli satış bedeli tayın bedeli fiyat Bir şeyin yerini tutabilen başka bir şey Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse denk Askerlik yapmamak ya da yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para Bir ücret karşılığında çalışan kimse Karşılık olarak )


- BEDEL ile KARŞILIK

( Olumsuz(lar)da. Ödenir. İLE Olumlu(lar)da. Sağlanır/Bulunur. )

( PRICE vs. EQUIVALENT )

( ... ile ALOFA )


- BEDELİ/HARCAMAYI:
KABUL ETMEK ile/ve/<> GÖZDEN ÇIKARMAK


- BEDENDE (OLMAK) ile/ve/değil BEDENDEN (OLMAMAK)


- BEDENLEŞMEK ile BEDEN ile BEDENİ ile BEDENCE ile BEDENCİ ile BEDENSEL/LİK ile BEDEN DİLİ ile BEDEN CEZASI ile BEDEN İŞÇİSİ ile BEDEN EĞİTİMİ ile BEDEN TERBİYESİ


- BEDEVÎ | GÖÇEBE ile/||/<> KIŞLAK ile/||/<> OBA ile/||/<> TATAR ile/||/<> YÜRÜK

( Bir yere yerleşik olmayıp durum ve koşullara göre sürekli yer değiştiren kişi ya da topluluk. @@ Belirli bir konutu olmaksızın, yurt içinde, genellikle belli bir yöre içinde, çadır, hayvan ve öteki araçlarıyla mevsim ve iklime göre yer değiştiren ve göçebe özelliğinin gerektirdiği işlevleri gören, yerleşik olmayan kimse ya da topluluk. bk. göçer. @@ Yaşamak için gerekli koşulları bulmak amacıyla hayvanları ve diğer araçları ile sürekli yer değiştiren belirli bir konutu olmayan kabileler ya da insan toplulukları. @@ ~ Az köçǝbǝ. -Tkm göçme 'göçebe'. -Nog köşpeli 'göçebe'; köşpe 'göçücü'. -Kklp köşpeli 'göçebe', köşpe 'gezgin'. -Kzk köşpeli, köşpölü 'göçebe'. Kazaklar 'göçme, göç' ve 'göçebe' olarak köşpö biçimini de kullanırlar. Türkçe göç- (< köç-) kökünden -me ekiyle yapıldığı anlaşılıyor: köçme > göçme >> göçebe. Göçme biçimiyle göçebe arasında yer alması gereken *göçeme ara biçiminde görülen -e- ünlüsü sonradan türemiştir. Bu biçim yerel ağızlarda -m- > -b- değişmesi sonunda göçebe'ye çevrilmiştir. Diyalektlerde göçme (< köçme) biçimi yanında kullanılan köşpe (< köçme) yan biçiminde olduğu gibi. Kırgızlar köçmön 'göçebe' (< köç + -men) türevi yanında köçömal 'göçebe' biçimini de kullanırlar. Bu biçimin ikinci hecesindeki -ö- ünlüsü de sonradan türemiştir. Türkçede göçebe biçimi yanında göçer türevi de yaygın olarak geçer. Doerfer (TMEN 3: 187. s.; UAJb 43: 135) göçebe'yi köç-opa olarak açıklamıştır. Bu açıklama Radloff'tan alınmıştır. )

( NOMAD | NOMADIC POPULATION | TATAR~WINTERING~...~TATAR~NOMAD )

( NOMADE | TATAR~HIVERNAGE~...~TATAR~NOMADE )

( NOMAS~HIBERNA~...~...~... )

( NOMADE | TATAR~ÜBERWINTERN~...~TATAR~NOMADE )

( NOMADE~SVERNAMENTO~...~TATARO~NOMADE )

( ΝΟΜΆΣ / νομάς~ΧΕΙΜΑΔΙΌ / χειμαδιό~...~ΤΆΤΑΡΟΣ / τάταρος~ΝΟΜΆΔΑΣ / νομάδας )

( KÖÇƎBƎ[Az.]~GÖÇME[Tkm.]~KÖŞPELI[Nog.]~KÖŞPELI[Kklp.]~KÖŞPELI[Kzk.]~KÖŞPÖLÜ[Kzk.] )


- BEDİİLEŞMEK ile BEDİİLİK


- BEDİRİK ile/||/<> ...

( eğrilmek için atılmış ve taranmış yün ya da pamuk yumağı Ağızlarda bedrek bedirek bedirik olarak geçer Eski kaynaklarda da bedrik bedrük olarak kullanılır patruyk wick yer badrək skein of wool or cotton from which the spindle is fed Orta Türkçede eğrilmek üzere atılmış pamuk yumağına bistek adı verilirdi Clauson ED 372 Bulgarca bedricanın bedrikten geldiği anlaşılıyor Ancak bedricanın BERde geçmediği göze çarpıyor Türkçede eğrilmek için atılmış ve taranmış yün yumağına sümek adı da verilir sümek )

( PATRUYK )


- BEDİRLENMEK ile BEDİR


- BEDÜK = BÜYÜK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BEEF STEAK[İng.] ile/||/<> BIFTECK[Fr.] ile/||/<> BİFTEK[Fr. < BIFTECK]

( Büyükbaş hayvanlarda vücudun yumuşak bölgelerinden çıkarılmış yağları temizlenmiş ve dövülmüş et preparatı )

( BEEF STEAK )

( BIFTECK )


- BEĞENDİRTMEK ile BEĞENDİREBİLMEK


- BEĞENİ ALMAK değil/yerine BEĞENİLMEK


- BEĞENİ ile ÇEKEMEMEZLİK


- BEĞENİ ile HOŞLANMAK


- BEĞENİ ile/ve/<> İÇERİK

( LIKING vs./and/<> CONTENT )


- BEĞENİ ile UMURSAMAZLIK

( UMÛR[Ar.< EMR]: İşler, hususlar, maddeler, şeyler. | Önem verme, aldırma, üzerinde durma, iş sayma/edinme. )


- BEĞENİLMEK ve/||/<>/>/< KABUL EDİLMEK


- BEĞENİP BEĞENMEMEK değil/yerine BECERİP BECERMEMEK

( Yapılması gerekenlerin ya da düşünülmesi gerekenlerin, beğenilip beğenilmemesi değil becerip becerememek ya da ne kadar becerebildiğindir öncelikli(önemli) olan. )


- BEĞENİR/LİK ile BEĞENİRLİLİK


- BEĞENİRLİLİK ile/||/<> BEĞENİRLİK

( güçbeğenirlik )


- BEĞENME ile BEĞENMEZLİK


- BEĞENMEK ile BEĞENİLMEK ile BEĞENDİRMEK ile BEĞENEBİLMEK ile BEĞENİVERMEK ile BEĞENDİRİLMEK ile BEĞENİ ile BEĞENCE ile BEĞENİLİ ile BEĞENİSİZ


- BEĞENMEK ile/ve/<> BENİMSEMEK

( TO LIKE vs./and/<> TO MAKE ONE'S OWN )


- BEĞENMEK ile/ve/<> SEVMEK

( TO LIKE vs./and/<> TO LOVE )


- BEĞENMEMEK ile GÖZÜ TUTMAMAK


- BEGIN :/yerine BAŞLAMAK


- BEHAVIORISM ile/değil/yerine/= DAVRANIŞÇILIK


- BEHAVIORISM[İng.] ile/değil/yerine/= DAVRANIŞÇILIK

( Davranışları inceleyen psikoloji dalıdır. Amerikan psikologu John Watson (1878-1958), pozitivizm ve pragmatizmi psikolojiye uygulayarak, psikolojinin bir davranışlar bilimi (etoloji dalı) olduğunu ileri sürmüştür. Pozitivist ve pragmatist görüşe uygun olarak nesnel bir psikoloji elde etmek istiyorsak, içsel değerler olan duyguları ve düşünceleri değil, dışsal değerler olan davranışları incelemeliyiz. Davranışçılık, aklı, bilinci, duyuyu ve soyaçekimi yadsımakta ve sadece olgucu bir alanda gözlemler yapmakla yetinmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BEHERGLAS ile/||/<> BARDAK

( Cam kuvars ya da porselenden yapılmış sıvı koymaya yarayan yuvak biçiminde kap Ağaç su kabı Boyalı Meyvebükü Güdül Ankara Eski Kıpçakçada bardak olarak geçer OT bart su içmek için kullanılan bardak a k küçültme eki Orta Türkçe bart biçimine ilişkin bilgi almak için Clauson ED 358a Bulgarca bardàk Sırpça bàrdak Rumca μπαρδακι biçimleri Türkçeden geçmiştir BER l 33 Skok EtRj 1 112 Andriotis EL 218 Mısır Arapçasında da bardâq olarak kullanılır Littmann Tschudi Arm 112 33 )

( BEAKER )

( VASE )

( BECHERGLAS )


- BEING :/yerine VARLIK


- BEK[İng. < BACK] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVUNMA OYUNCUSU (SAĞ BEK, SOL BEK)


- BEK ile BEK[İng. < BACK] ile BEK[Fr. < BEC]

( Sert, katı. | Sağlam. İLE Savunma oyuncusu. İLE Hava gazı lambasının ucu. )


- BEK ile/||/<> BEK[Fr. < BEC | İNG. < BACK]

( Av hayvanı gözetleme kulübesi KemaIpaşa izmir Bunsen beki )

( BUNSEN BURNER | BACK )

( BEC )


- BEK ile BEKA


- BEK ile/değil/yerine/=/||/<> SERT | SAĞLAM

( sert sağlam )


- BEKÂ BULMAK ile/değil/yerine/= KALICILAŞMAK/KALICI OLMAK


- BEKA[Ar. < BEḲĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KALICILIK | ÖLÜMSÜZLÜK

( kalıcılık ölümsüzlük )


- BEKÂ ile/değil/yerine/= KALIM/KALICILIK


- BEKÂRET ile/||/<> VIRGINITY[İng.] ile/||/<> VIRGINITÉ[Fr.] ile/||/<> JUNGFRÄULICHKEIT[Alm.] ile/||/<> KIZLIK

( Kızın evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunmaması saflığını koruması )

( VIRGINITY )

( VIRGINITÉ )

( JUNGFRÄULICHKEIT )


- BEKAR/LIK ile BEKAR ODASI


- BEKAS[Fr. < BÉCASSE] ile/değil/yerine/= ÇULLUK


- BEKAS[Fr. < BÉCASSE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇULLUK


- BEKAS[Fr. < BÉCASSE] ile/değil/yerine/= ÇULLUK

( Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, 32 cm. uzunluğunda, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, uzun gagalı bir kuş. )

( SCOLOPAX RUSTICOLA )


- BEKÇİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAHÇIVAN[Fars. < BAĞÇEVAN] OLMAK


- BEKİNMEK ile/değil/yerine/=/||/<> DİRENMEK | TIKANMAK

( direnmek tıkanmak )


- BEKİTMEK ile/değil/yerine/=/||/<> TIKAMAK | SAĞLAMLAŞTIRMAK

( tıkamak sağlamlaştırmak )


- BEKLEME:
GEVŞEK ile/ve/||/<> SIKI ile/ve/||/<> SAF


- BEKLEME ile/||/<> BEKLEMEK

( STANDBY | WAIT )


- BEKLEMEK ile BEKLENMEK ile BEKLETMEK ile BEKLEŞMEK ile BEKLENİLMEK ile BEKLETİLMEK ile BEKLENEBİLMEK ile BEKLETEBİLMEK ile BEKLETİVERMEK ile BEKLEYEBİLMEK ile BEKLEYİVERMEK


- BEKLEMEK ile BEKLENTİ ile ÖNGÖRÜLÜ

( ANTICIPATE vs. ANTICIPATION vs. ANTICIPATIVE )

( پيشدستي کردن ile پيشبيني کردن ile انتظار داشتن ile پيشدستي ile درحالت انتظار )

( PEYSHODASTY KARDAN ile PEYSHABYNEY KARDAN ile ENTEZAR DASHTAN ile PEYSHODASTY ile DARHALT ENTEZAR )


- BEKLEMEK ile BEKLEYEN ile BEKLENTİ ile BEKLENEN ile BEKLEMEK ile BALGAM SÖKTÜRÜCÜ ile BALGAM ÇIKARMA

( EXPECT vs. EXPECTANT vs. EXPECTATION vs. EXPECTED vs. EXPECTING vs. EXPECTORANT vs. EXPECTORATIONS )

( چشم اميد داشتن ile متوقع بودن ile توقع داشتن ile منتظر شدن ile انتظار داشتن ile در انتظار ile آبستن ile ترصد ile چشم داشت ile انتظار ile توقع ile مترقبه ile مورد انتظار ile مترقب ile منتظر ile متوقع ile مترصد ile اميدوار ile بلغم آور ile کف آور ile اخلاط آور ile اخلاط )

( CHESHAM AMYD DASHTAN ile MOTOQE BODAN ile TOQE DASHTAN ile MONTAZAR SHODAN ile ENTEZAR DASHTAN ile DAR ENTEZAR ile ABSTAN ile ترصد ile CHESHAM DASHT ile ENTEZAR ile TOQE ile MOTERGHABEH ile MOORD ENTEZAR ile مترقب ile MONTAZAR ile متوقع ile MOTARSAD ile AMYDAVAR ile BOLGHAM AVAR ile KOF AVAR ile AKHLAT AVAR ile AKHLAT )


- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> DAYANÇ/SABIR


- BEKLEMEK ile/değil/yerine EMEK


- BEKLEMEK" ile/ve İSTEMEK


- BEKLEMEK ile İSTEMEK

( TO WAIT vs. REQUEST )


- BEKLEMEK ile NÖBET


- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNGÖRMEK


- BEKLEMEK ve/> SORGULAMA


- BEKLEMEK ve/= TERBİYE


- BEKLEMEK ve/= TERBİYE

( TO WAIT and/= TRAINING )


- BEKLEMEK ve/> YORGUNLUK


- BEKLENME | BEKLENMEK ile/||/<> BEKLENİLME | BEKLENİLMEK


- BEKLENME ile BEKLENMEZ/LİK ile BEKLENMEZLİK FİİLİ


- BEKLENMEDİK ... ile HİÇ BEKLENMEDİK ...


- BEKLENMEDİK ile/ve/<> SIRADIŞI


- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/değil/yerine İSTEDİĞİN ŞEY İÇİN GEREKENİ YAPMAK


- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/yerine PLANLAMA YAPMAK

( TO BE IN EXPECTATION vs. TO PLAN
TO PLAN instead of TO BE IN EXPECTATION )


- BEKLENTİ İÇİNDE SORMAK ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORMAK

( Doğru biçimde anlamak için -inceleyin, araştırın. )

( Anlamak için öteki kişilere güvenmek, iyileşmek için doktorlara güvenmeye benzer. Onlardan, sadece var oldukları ve doğru oldukları zaman yararlanabiliriz. Yok olmuşlarsa ya da yanlışlarsa şanssızız demektir. Fakat bunun yerine, eğer tüm yaşamı, bildiklerimizi nasıl anlayacağımızı öğrenmeye harcarsak, içsel olarak kendini bilme sürekli bizimle birlikte olur, yanlış olduğu zaman ise hemen hemen her zaman işe yarayana kadar onu değiştirebiliriz. )


- [ne yazık ki]
BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine/> ANLAMDAN/DEĞERDEN UZAK DÜŞMEK


- BEKLENTİ ile/yerine BEKLEMEK

( Beklenti içinde olmamak esastır. )

( EXPECTATION vs. TO WAIT
TO WAIT instead of EXPECTATION )


- BEKLENTİ ile/ve/<>/değil YÜKSEK EŞİK

( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and/<>/but HIGH EDGE )


- BEKLENTİ(DE OLMAK) değil/yerine/>< KABUL (ETMEK)

( Hiçbir şey için! DEĞİL/YERİNE/>< Her şeyi. )

( Expect(ation) (for) nothing but accept(ion) (for) everything! )

( not EXPECTATION but/>< ACCEPTION
ACCEPTION instead of EXPECTATION )