I ve İ ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 37.334 başlık/FaRk ile birlikte,
37.334 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(9/151)
- ANEMİ ile/||/<> LÖSEMİ
( Kanda yeterli miktarda sağlıklı kırmızı kan gözesi bulunmaması. İLE/||/<> Kemik iliğinde olağandışı beyaz kan gözelerinin çoğalması ile ilişkili bir kanser türü. )
- ANEMİ[Fr.] ile PERNİSİYÖZ ANEMİ
- ANEMİ ile/||/<> POLİSİTEMİ
( Kanda düşük seviyede hemoglobin ya da kırmızı kan gözesi bulunması./Kanda yeterli oranda sağlıklı kırmızı kan gözesi bulunmaması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede kırmızı kan gözesi bulunması. )
- ANEMOFİLİ[Fr.] ile/değil/yerine/= ANEMOGRAF[Yun.] ile/değil/yerine/= ANEMOKOR[Fr.] ile/değil/yerine/= ANEMOMETRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANEMOSKOP[Fr.]
( Yel ile tozlaşan bitkilerin tozlaşma biçimi. İLE Yelin yönünü ve hızını kaydeden araç. İLE Yel ile dağılan tohumlar ve tohumlardan üreyen bitki. İLE Yel ölçer. İLE Yelin yönünü belirten araç. )
- ANEMOGRAF ile ANEMOGRAFİ
( ANEMOGRAPH vs. ANEMOGRAPHY )
( بادنگار ile باد نگاري )
( BADANGAR ile BAD NEGARY )
- ANEMOMETRE ile ANEMOMETRİ
( ANEMOMETER vs. ANEMOMETRY )
( بادسنج ile بادسنجي )
( BADSANJ ile بادسنجي )
- ANEMON[Fr. < ANÉMONE] ile/değil/yerine/= DAĞ LALESİ
- ANEMON[Fr. < ANÉMONE] ile/değil/yerine/=/||/<> DAĞ LALESİ
- ANÉMONE DES BOIS, SYLVIE[Fr.] ile/||/<> ANEMONE NEMEROSA[Lat.] ile/||/<> MANİSA LÂLESİ
( botanik )
( ANÉMONE DES BOIS, SYLVIE )
( ANEMONE NEMEROSA )
- ANENCEPHALY[İng.] ile/değil/yerine/= ANENSEFALİ
( Bir canlının beyni olmadan ya da beyni gelişmeden doğması durumudur. Bir canlı, beyin sapı var olduğu sürece beynin geri kalanı olmaksızın varlığını bir süre sürdürebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANESTETİK/ANESTEZİK ile/||/<> ANESTEZİ ile/||/<> ANESTEZİST/ANESTEZİ[Y]OLOG
( Duyum yokluğu, duyumsuzlaştırıcı. İLE/||/<> Duyum yitimi. İLE/||/<> Anestezi uzmanı. )
- ANESTEZİ ile ANESTEZİST ile ANESTEZİ BİLİMİ ile ANESTEZİ BİLİMCİ ile ANESTEZİ BİLİMSEL
- ANESTEZİ[Yun.] ile/değil/yerine/=/<> ANESTEZİYOLOJİ[Fr.] ile/değil/yerine/=/<> ANESTEZİK[Fr.] ile/değil/yerine/=/<> ANESTEZİST[Fr.] ile/değil/yerine/=/<> ANESTEZİYAN[Fr.]
( Duyu/m yitimi. İLE/VE/||/<> Anestezi bilimi ve onu tamamlayan tıbbî işlemlerin tümü. İLE/VE/||/<> Duyu yitimi sağlayan nesne. İLE/VE/||/<> Duyu yitimine yol açan nesne ya da sayrılıklar. )
- ANESTEZİ ile/değil/yerine/= DUYU YİTİMİ
- ANESTEZİ ile/||/<> DUYU YİTİMİ
- ANESTEZİ ile/değil/||/<> SEDASYON
- ANESTEZİ ile UYUŞTURMAK ile ANESTEZİK ile UYUTMAK
( ANESTHESIA vs. ANESTHESIZE vs. ANESTHETIC vs. ANESTHETIZE )
( هوش بري ile بي هوشي ile بيحسي ile بيهوش کردن ile بيحس کننده ile بي حس کردن )
( TEOOSH BARY ile BEY TEOOSHY ile BEYHESY ile BEYTEOOSH KARDAN ile BEYHES KONANDEH ile BEY HES KARDAN )
- ANESTEZİST[Fr. < ANESTHÉSTISTE] ile/değil/yerine/= ANESTEZİ UZMANI
- ANESTEZİYOLOG[Fr. < ANESTHÉSIOLOGUE] ile/değil/yerine/= ANESTEZİ BİLİMCİ
- ANESTEZİYOLOG[Fr. < ANESTHÉSIOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANESTEZİ BİLİMCİ
- ANESTEZİYOLOJİ[Fr. < ANESTHÉSIOLOGIE] ile/değil/yerine/= ANESTEZİ BİLİMİ
- ANESTEZİYOLOJİ[Fr. < ANESTHÉSIOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANESTEZİ BİLİMİ
- ANESTHÉSIE[Fr. < ANESTHÉSIE] ile/değil/yerine/= ANESTHESIC/ANESTHETIST/ANESTHESIOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= ANESTEZI
( (Yun. an =sız, Yun.aisthesis = duygu): İlaç, hastalık ya da hipnotizma ile duygunun yok olması, kısmen ya da bütün olarak bir duygusuzluk meydana getirilmesi. bak uyuşturma. @@ bk. uyuşturma @@ Uyuşturma. @@ Canlı vücudunun tümünde ya da bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması. @@ )
- ANESTHESİE[Fr. < ANESTHÉSIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANESTEZİ
( anestezi bilimi bölgesel anestezi genel anestezi lokal anestezi Herhangi bir cerrahi müdahale öncesi insan ve hayvanların vücudunun bütününde ya da belirli bir kesimindeki duyunun geçici olarak yok edilmesi uyuşturma duyu yitimi Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmama durumu )
- ÂNESTU Bİ BASARÎ[Ar.] ile AHSESTU Bİ BASARÎ[Ar.]
- ANETODERMİ[Fr.] ile/değil/yerine/= LEKELERLE KAPLI DERİ BOZUKLUĞU
- ANEVRİZMA ile/||/<> EMBOLİ
( Bir kan damarının duvarında balonlaşma. İLE/||/<> Kan damarında bir pıhtı ya da hava kabarcığı ile tıkanıklık. )
- ANGAJE ETMEK ile MEŞGUL OLMAK ile NİŞANLI ile NİŞANLANMAK ile NİŞAN YÜZÜĞÜ
( ENGAGE vs. ENGAGE IN vs. ENGAGED vs. ENGAGEMENT vs. ENGAGEMENT RING )
( گير دادن ile درهم انداختن ile گرو گذاشتن ile گرو دادن ile متعهد کردن ile نامزد کردن ile دست بکار شدن ile سفارش شده ile مشغول ile سرگرم ile نامزدي ile انگشتر نامزدي )
( GYR DADAN ile DAREAM ANDAKHTAN ile GERO GOZASHTAN ile GERO DADAN ile MOTEAD KARDAN ile NAMZAD KARDAN ile DAST BEKAR SHODAN ile SEFARSH SHODEH ile MOSHGHUL ile SARGARAM ile NAMZADY ile ENGASHTAR NAMZADY )
- ANGAJMAN[Fr. < ENGAGEMENT] ile/değil/yerine/= BAĞLANTI
- ANGAJMAN[Fr. < ENGAGEMENT] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞLANTI (ANGAJMAN KURALLARI)
- ANGAJMAN ile ANGAJMANLI ile ANGAJMANSIZ/LIK
- ANGARYA[Yun.] ile/değil/yerine/= YÜKLENTİ
( Bir kimseye ya da bir topluluğa zorla ve ücretsiz yaptırılan iş. (Yasaktır! [Anayasa md. 17]) | Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş. | Maldan ya da hizmetten ücretsiz yararlanma. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine zorunlu ücretsiz hizmeti. | Savaş durumundaki bir devletin, kendi karasularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. | Olağanüstü durumlarda, devletin vatandaşlara ait taşıtlarına el koyması. )
- ANGARYA ile/||/<> YÜKLENTİ
- ANGİOLOGİE[Fr. < ANGIOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANJİYOLOJİ
( Kan ve ak kan damarlarını inceleyen bilim dalı )
- ANGLE PLATE[Fr.] ile/||/<> DOĞRU AÇI
( matematik )
( ANGLE PLATE )
- ANGLE :/yerine AÇI
- ANGORA RABBIT[İng.] ile/||/<> ANKARA TAVŞANI
( Uzun ve yumuşak tüylü tavşanlar sınıfında yer alan genelde beyaz renkli olupfarklı renklerde de olabilen yününe angora adı verildiği için Angora tavşanı olarak da bilinen yetiştirildiği ülkenin iklim şartları ve verim özelliklerine göre seleksiyonu yapılarak Fransız Alman İngiliz Giant ve Satin Angorası gibi tipleri elde edilmiş döl ve et verimleri de iyi olan Türkiyenin tavşan ırkı )
( ANGORA RABBIT )
- ANGORA ile ANGORA TAVŞANI
- ANGOUMOIS GRAIN MOTH[İng.] ile/||/<> ALUCIDE DES CÉRÉALES[Fr.] ile/||/<> SITOTROGA CEREALELLA[Lat.] ile/||/<> GETREIDEMOTTE[Alm.] ile/||/<> ARPA GÜVESİ
( Başta arpa olmak üzere çeşitli ekin ürünlerine hem tarlada hem ambarda saldıran üst kanadı esmer alt kanadı külrengi küçük kelebek türü )
( ANGOUMOIS GRAIN MOTH )
( ALUCIDE DES CÉRÉALES )
( GETREIDEMOTTE )
( SITOTROGA CEREALELLA )
- ÅNGSTRÖM COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ANGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM KATSAYISI
- ÅNGSTRÖM'S RULE[İng.] / RÈGLE D'ÅNGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM KURALI
- ÅNGSTRÖM PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE D'ÅNGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-PYRHELIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM PİRHELYOMETRESİ
- ANGULUS VENTRALIS[İng.] ile/||/<> ALT AÇI
( anat Kürek kemiğinin ön kenarıyla arka kenarı arasındaki köşe angulus ventralis )
( ANGULUS VENTRALIS )
- ANGUTİ[Tr. < ANGUT + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> ANGUDİ
( Angut kuşunun rengi Bu renkte olan )
- ANHİDROZ[Fr.] ile/değil/yerine/= TER SALGISININ YOK OLMASI YA DA AZALMASI
- ANI DEFTERİ ile/||/<> HATIRA DEFTERİ
- AXE INSTANTANÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ANÎ DÖNME EKSENİ
- ANI ile ... ÂNI
- ANİ[Ar. < ĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ANİ
( Ansızın yapılan Ansızın ortaya çıkan ansızın )
- ÂNÎ[Ar.] ile ÂNÎ[Ar.] ile ÂNÎ[Ar.] ile A'NÎ[Ar.]
( Alçakgönüllü. | Köle. | Meşgul. | Mustarib. | İşçi. | Müfettiş. | Tahsildar. [dişil ÂNİYE] İLE Bir an içinde, hemen, o anda, derhal. İLE Olmuş, kemâle ermiş. İLE Yâni. )
- ANİ ile ANİDEN
( ABRUPT vs. ABRUPTLY )
( ناگهان ile تند ile بي مقدمه )
( NAGEHAN ile TAND ile BEY MOGHODAMEH )
- ANİ ile ANİF ile ANİMİZM ile ANİMASYON
- ANI ile/ve/değil/||/<>/< AN('IN DENEYİMİ/FARKINDALIĞI)
- ANI ile/ve/||/<> DÜŞ/HAYAL
( Geçmişe taşıyan. İLE/VE/||/<> Geleceğe taşıyan. )
- ANI ile/değil GÖZLEM
- ANİ ile/değil HANİ
- ANİ ile/değil HANİ
( Ansızın, birden. İLE/DEĞİL Nerede, ne oldu, nerede kaldı? )
- ANI ve/<> TANI
- ANIK ile/||/<> DAĞ REYHANI
- MÜSTAHZAR[Osm.] ile/değil/yerine/= ANIKLANTI
- ANİLİN[Fr.] ile/değil/yerine/= YAPAY BOYA YAPIMINDA KULLANILAN ÇİVİT BİTKİSİNDEN YA DA TAŞKÖMÜRÜNDEN ELDE EDİLEN SIVI
- ANILMAK ile ANIRMAK ile ANIKLAMAK ile ANIKLAŞMAK ile ANITLAŞMAK ile ANIŞTIRMAK ile ANILABİLMEK ile ANIŞTIRILMAK ile ANITLAŞTIRMAK ile ANITLAŞABİLMEK ile ANITLAŞTIRILMAK ile ANI ile ANIK/LIK ile ANIT ile ANIZ/LIK ile ANITLI ile ANIZLI ile ANITSAL/LIK ile ANITSIZ ile ANIT MEZAR
- ANİMALİZM[Fr.] ile/değil/yerine/= HAYVANLARIN TANRILIĞI VE KUTSALLIĞI İNANCI
- ANİMATO[Fr.] ile/değil/yerine/= BİR MÜZİK PARÇASININ CANLI ÇALINACAĞI BİLGİSİ/UYARISI
- ANİMATÖR[Fr. < ANIMATEUR] ile/değil/yerine/= CANLANDIRICI
- ANİMATÖR[Fr. < ANIMATEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> CANLANDIRICI
- ANIMSAMA ile/ve/||/<>/> ANIMSAMA TEPESİ
( ... İLE/VE/||/<>/> 17-25 yaş arası. )
- ANIMSAMA ile/ve/||/<> ZEIGARNIK ETKİSİ
( ... İLE/VE/||/<> Yarım kalmış, tamamlanmamış şeylerin aniden ve daha kolay bir biçimde anımsanabildiği savunulan etki.[< Bluma Zeigarnik - 1920] )
- ANIMSAMALI!
- ANIRTMAK ile ANIRTI
- ANIŞTIRMA ile ANIŞTIRMALI
- ANIT/ABİDE[Ar. < ĀBİDE] ile/||/<> ANITSAL/ABİDEVİ[Ar. < ĀBİDEVĪ]
- ANIT ÇINAR AĞACI :
( Bilezikçi Çiftliğinde ve Bahçeköy caddesine yakın bir yerdedir. Ağaç bin yaşın üzerinde çevresi 15 - 20 metre, gövdesi kovuk olup, kovuk kısmı bir salon kadar büyüktür, içinde 25 - 30 kişi girip oturabilmektedir. )
- ANİT[Fr.] ile/değil/yerine/= ANÜS YANGISI
- ANITSI ile/||/<> ANITIMSI ile/||/<> ABİDEMSİ
- ANİZOKORİ/ANISOCORIA[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZBEBEĞİ EŞİTSİZLİĞİ
- ANİZOKORİ ile/||/<> ANİZOSİTOZ
( Gözbebeği eşitsizliği. İLE/||/<> Göze eşitsizliği. )
- ANİZOSİTOZ ile/||/<> ANİZOKORİ
( Alyuvar eşitsizliği. İLE/||/<> Gözbebeği eşitsizliği. )
- ANISOTROPY ENERGY[İng.] / ÉNERGIE D'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIE-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ ENERJİSİ
- ANISOTROPY CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE L'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIE-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ SABİTİ
- AEOLOTROPY, ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ
- ANİZOTROPİ[Fr.] ile/değil/yerine/= BİR BİTKİNİN PARÇALARININ AYNI KOŞULLAR ALTINDA DEĞİŞİK YÖNLERDE BÜYÜME ÖZELLİĞİ GÖSTERMESİ, YÖNSEME
- ANJİN DÖ PUVATRİN[Fr.] ile/değil/yerine/= SOLUK DARLIĞI
- ANJİNA ile/||/<> KALP KRİZİ
( Kalp kasına giden kan akışının geçici olarak azalması sonucu oluşan göğüs ağrısı. İLE/||/<> Kalp kasına giden kan akışının tamamen kesilmesi sonucu oluşan kriz. )
- ANJİOGENEZ ile/||/<> METASTAZ ile/||/<> EMT ile/||/<> KANSER SÜREÇLERİ
( Kanserin yayılma mekanizmaları. )
( Formül: VEGF → Anjiogenez )
- ANJİYOGENEZ ile/||/<>/> ANJİYOGRAFİ ile/||/<>/> ANJİYOKARDİYOGRAFİ
( Damar oluşumu. İLE/VE/||/<>/> Damar görüntüleme. İLE/VE/||/<>/> Damar-yürek görüntülemesi. )
- ANJİ[Y]OGENEZİ ile/||/<> ANJİ[Y]OPLASTİ ile/||/<> ANJİ[Y]OSPAZM
( Damarlanma. İLE/||/<> Damar onarımı. İLE/||/<> Damar kasılımı. )
- ANJİYOGRAFİ/ANGIOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= DAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ
- ANJİYOGRAFİ[Fr.] ile/ve/||/<> ANJİYOKARDİOGRAFİ[Fr.]
( Damarlara opak nesne verildikten sonra elde edilen radyografi. İLE/VE/||/<> Kalp boşlukları ve kalp tabanındaki büyük damarlar radyografisi. )
- ANJİYOLOJİ[Fr.] ile ANJİYOM[Fr.] ile ANJİYOSKOP[Fr.]
( Anatominin dolaşım örgenlerini inceleyen bölümü. İLE Damarların çoğalmasından ileri gelen tehlikesiz ur. İLE Kılcal damarları yerinden çıkarmadan, canlı üzerinde inceleme yapmaya yarayan büyüteç. )
- ANJİYOSKOPİ ile/||/<> ANJİYOPLASTİ
( Damar gözlemi. İLE damar açımı )
- ANKÂ KUŞU/ZÜMRÜD-Ü ANKÂ/SİMURG/PHOENIX ile/ve KAF DAĞI
- ANKA/ANKA[Ar. < ʿANḲĀ] ile/||/<> SFENKS/SPHİNX[Fr. < SPHINX] ile/||/<> PERİ/PERİ[Fars. < PERĪ] ile/||/<> ŞAHMERAN/ŞAHMARAN[Fars. < ŞĀH + MĀRĀN]
( Zümrüdüanka Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş Simurg Zümrüdüanka )
- ANKARA ÇİĞDEMİ ile/||/<> ANKARA KEÇİSİ ile/||/<> ANKARA KEDİSİ ile/||/<> ANKARA TAŞI ile/||/<> ANKARA TAVŞANI
( Türkiye nin İç Anadolu Bölgesi nde yer alan illerinden biri Türkiye nin başkenti )
- ANKARA KEÇİSİ ile/||/<> ANKARA KEÇİSİ
( anlamdaş tiftik keçisi Capra hircus angoriensis Evcil keçinin bir ırkıdır Uzun ipek gibi olan tüyleri için beslenir Uzun ipek gibi tüylere sahip evcil keçinin bir ırkı Tiftik keçisi Türkiye de özellikle Orta Anadolu ve Güney Doğu Anadolu yörelerinde yetiştirilen küçük zarif görünümlü ve olağanüstü güzel yapılı Ankara bölgesinde yetiştirilenlerin vücutları beyaz renkli tiftikle kaplı Mardin ve Siirt yörelerinde yetiştirilenleri ise siyah kurşuni sarı ve bej renkte olabilen ipek gibi yumuşak parlak tiftiği için yetiştirilen yerli bir tiftik keçisi ırkı Türk Ankara keçisi )
( ANGORA GOAT )
( CHÈVRE D'ANGORA )
( ANGORASSTEINBOCK )
( CAPRA HIRCUS ANGORIENSIS )
( CAPRA D'ANGORA )
( ΚΑΤΣΊΚΑ ΆΓΚΥΡΑΣ / κατσίκα άγκυρας )
- ANKARA KEÇİSİ ile/||/<> TİFTİK KEÇİSİ
( (anlamdaş. tiftik keçisi, Capra hircus angoriensis): Evcil keçinin bir ırkıdır. Uzun ipek gibi olan tüyleri için beslenir. @@ Uzun ipek gibi tüylere sahip evcil keçinin bir ırkı. Tiftik keçisi. @@ Türkiyede özellikle Orta Anadolu ve Güney Doğu Anadolu yörelerinde yetiştirilen, küçük zarif görünümlü ve olağanüstü güzel yapılı, Ankara bölgesinde yetiştirilenlerin vücutları beyaz renkli tiftikle kaplı, Mardin ve Siirt yörelerinde yetiştirilenleri ise siyah, kurşuni, sarı ve bej renkte olabilen, ipek gibi yumuşak parlak tiftiği için yetiştirilen yerli bir tiftik keçisi ırkı, Türk Ankara keçisi. )
( ANGORA GOAT~ANGORA GOAT )
( CHÈVRE D'ANGORA~CHÈVRE ANGORA )
( CAPRA HIRCUS ANGORIENSIS~... )
( ANGORASSTEINBOCK~ANGORAZIEGE )
( CAPRA D'ANGORA~CAPRA D'ANGORA )
( ΚΑΤΣΊΚΑ ΆΓΚΥΡΑΣ / κατσίκα άγκυρας~ΑΊΓΑ ΑΓΚΌΡΑΣ / αίγα αγκόρας )
- ANKARA KEÇİSİ ile/ve YABAN KEÇİSİ(NÄFE[Fars.]) ile/ve AKDAĞ KEÇİSİ ile/ve MARKOR ile/ve ŞAMİ ile/ve ŞAMUA ile/ve TAR ile/ve TİFTİK
- ANKARA KEDİSİ ile/||/<> ANKARA KEDİSİ
( Felis domesticus angorensis Evcil kedinin bir ırkıdır Tüyleri ak kulakları sağır ve iki gözü ayrı renklerde olur Tüyleri ak işitme duyusu zayıflamış ve iki gözü ayrı renkte olan evcil kedinin atası Türkiye de Ankara yöresinden köken alan uzun tüylü kedilerin atası olarak kabul edilen ve Avrupa da Angora olarak tanınan kafası keskin hatlarla belirlenmiş orta büyüklükte burnu oldukça uzun ve üçgenimsi gözler iri yuvarlak ve çoğunlukla mavi ayrıca kehribar sarısı yeşilsarı tonları ve sarımavi olabilen birbirinden farklı göz rengi olanlarda biri her zaman mavi olan göz bebekleri dikey bir badem şeklinde vücudu uzun ve adaleli kuyruğu bol tüylü kabarık uzun ve karakteristik olarak yürürken kuyruğunu sırtına doğru yatay biçimde kıvrık tutan kalıtsal olarak en karakteristik özelliği sağırlık olan fakat bazıları da normal olabilen sahibini hiç yalnız bırakmayan enerjik oyuncu zeki ve meraklı yapıda uzun tüylü kedi ırkı Türk Ankara kedisi )
( ANGORA CAT )
( CHAT D'ANGORA, | CHAT D'ANGORA )
( ANGORAKATZE )
( FELIS DOMESTICUS ANGORENSIS )
- ANKARA KEDİSİ/ANGORA ile/ve VAN KEDİSİ
( Suyu sevmezler. İLE/VE Suyu, suda oynamayı ve yüzmeyi seven, ender türden kedilerdir. )
( Hareketlidir. İLE/VE Yavaş hareket ederler. )
( İki gözü de mavidir. İLE/VE Bir gözü mavi, öteki ise yeşil ya da sarıdır.[Genetik bozukluktan dolayı] )
- ANKARA TAŞI ile/||/<> ANKARA TAŞI
( Yüzey kayacı genellikle camsı maddeli plajioklas amfibol mika ve avgitli kayaç Hamuru içinde aynı minerallerin iri kristalleri bulunur jeoloji )
( ANDESITE )
( ANDÉSITE )
( ANDESIT )
- ANKARA TAVŞANI ile/||/<> ANGORA TAVŞANI
- ANKARA ile ANKARALI/LIK ile ANKARA TAŞI ile ANKARA KEDİSİ ile ANKARA KEÇİSİ ile ANKARA TAVŞANI ile ANKARA ÇİĞDEMİ
- ANKETÖR[Fr. < ENQUÊTEUR] ile/değil/yerine/= ANKETÇİ
- ANKETÖR[Fr. < ENQUÊTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> ANKETÇİ
- ANKETÖR ile/değil/yerine/= SORMACI
- ANKİLOZ[Fr. < ANKYLOSE] ile/değil/yerine/=/||/<> EKLEM KAYNAŞMASI
- ANKİLOZ ile/değil/yerine/= EKLEM KATILIĞI
- ANKLE[İng.] ile/||/<> CHEVİLLE DE PİED[Fr.] ile/||/<> FUSSKNÖCHEL, ENKEL[Alm.] ile/||/<> AYAK BİLEĞİ
( Ayak ile bacak arasında kalan ve en büyüğü topuğu oluşturan dokuz küçük kemik kapsayan bölge )
( ANKLE )
( CHEVILLE DE PIED )
( FUSSKNÖCHEL, ENKEL )
- ANLADIM değil PEKİ/Yİ["PİKİ" değil!] / hmmm
( [belirsiz/bilinmeyen bir şeyin sorulması/konuşulması durumunda] Belirsizliğe/bilinmeyene verilecek yanıt, "peki[pekiyi]" ya da "hmmm"dır. )
- ANLADIN MI? ile/değil/yerine ANLATABİLDİM Mİ?
- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/<> ANLAM ÇOKLUĞUNA YÖNELME
- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/||/<> ANLAM VERME
- ANLAM AYKIRILIĞI ile/||/<> ANLAM AYKIRILIĞI
( Karşıt anlamlı sözcüklerin sözlerin bir araya gelmesi 1 Bir metinden çıkarılan anlamın asıl anlama uygun olmaması 2 Okumada söylemede deyitlemede alınan tavrın ağızdan çıkan sözlerdeki anlama uygun düşmemesi )
( CONTRARY SENSE | CONTRAST )
( CONTRE SENS | CONTRESENS | CONTRASTE )
( WIDERSINN | KONTRAST )
( CONTRARIETAS )
( ANTITESI )
( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση )
- ANLAM AYKIRILIĞI ile/||/<> KARŞITLIK
( Karşıt anlamlı sözcüklerin, sözlerin bir araya gelmesi. @@ 1. Bir metinden çıkarılan anlamın asıl anlama uygun olmaması. 2. Okumada, söylemede, deyitlemede, alınan tavrın, ağızdan çıkan sözlerdeki anlama uygun düşmemesi. )
( CONTRARY SENSE | CONTRAST~CONTRAST | CONTRARIETY | CONTRARINESS | OPPOSITION )
( CONTRE SENS | CONTRESENS | CONTRASTE~CONTRASTE | OPPOSITION | CONTRARIÉTÉ | RÉCIPROCITÉ | ANTAGONISME )
( CONTRARIETAS~CONTRARIETAS )
( WIDERSINN | KONTRAST~KONTRAST | GEGENSATZ | GEGENSCHEIN )
( ANTITESI~CONTRASTO )
( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση~ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση )
- ANLAM BAYAĞILAŞMASI ile/||/<> ANLAM BAYAĞILAŞMASI
( Derleme mana bayağılanması Bazı sözcüklerin gerçek anlamlarının yerine göre bayağı ve kötü anlama kayması Herif kaba dilde erkek kabak aptal kaba adam uşak emir kulu köle canavar Farsçada canlı anlamını verirken bugünkü Türkçede yırtıcı cana kıyan anlamlarını vermesi gibi anlam kötüleşmesi )
( PEJORATIVE | SEMANTIC RESTRICTION | SEMANTIC CHANGE | SEMANTIC EXTENSION, SEMANTIC EVOLUTION )
( PÉJORATION, DÉGRADATION | RESTRICTION SÉMANTIQUE | CHANGEMENT DU SENS | EXTENSION SÉMANTIQUE, ÉVOLUTION SÉMANTIQUE | DÉPLACEMENT SÉMANTIQUE )
( PEJORATION, BEDEUTUNGSVERSCHLECHTERUNG | BEDEUTUNGSBESCHRÄNKUNG, BEDEUTUNGSVERENGERUNG | BEUDEUTUNGSWANDEL | BEDEUTUNGSVERBREITUNG, BEDEUTUNGSERWEITERUNG | BEDEUTUNGSWANDEL )
( PEGGIORAMENTO SEMANTICO )
( ΥΠΟΤΙΜΗΤΙΚΉ ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΙΚΉ ΑΛΛΑΓΉ / υποτιμητική σημασιολογική αλλαγή )
- ANLAM BAYAĞILAŞMASI ile/||/<> ANLAM BİLİMİ ile/||/<> ANLAM BİLİMSEL ile/||/<> ANLAM DARALMASI ile/||/<> ANLAM DEĞİŞMESİ ile/||/<> ANLAM GENİŞLEMESİ ile/||/<> ANLAM İYİLEŞMESİ ile/||/<> ANLAM KAYMASI ile/||/<> ANLAM KÖTÜLEŞMESİ ile/||/<> BAĞLAMSAL ANLAM ile/||/<> ALT ANLAM ile/||/<> EŞ ANLAM ile/||/<> İKİZ ANLAM ile/||/<> ÖRTÜK ANLAM ile/||/<> ÖRTÜLÜ ANLAM ile/||/<> ÜST ANLAM ile/||/<> BİR ANLAMDA
( Bir kelimeden bir sözden bir davranış ya da olgudan anlaşılan şey bunların hatırlattığı düşünce mana Kelimenin tek başına ya da söz dizimindeki öteki ögelerle bağlantılı olarak zihinde yarattığı kavramlardan her biri deme mana meal mazmun medlul )
- ANLAM BAYAĞILAŞMASI ile/||/<> ANLAM DARALMASI ile/||/<> ANLAM DEĞİŞMESİ ile/||/<> ANLAM GENİŞLEMESİ ile/||/<> ANLAM KAYMASI
( (Derleme. mana bayağılanması) Bazı sözcüklerin gerçek anlamlarının, yerine göre, bayağı ve kötü anlama kayması: Herif (kaba dilde erkek) , kabak (aptal, kaba adam) , uşak (emir kulu, köle) , canavar (Farsça'da 'canlı' anlamını verirken bugünkü Türkçede 'yırtıcı, cana kıyan' anlamlarını vermesi) gibi. @@ bk. anlam kötüleşmesi )
( PEJORATIVE | SEMANTIC RESTRICTION | SEMANTIC CHANGE | SEMANTIC EXTENSION, SEMANTIC EVOLUTION~SEMANTIC RESTRICTION~SEMANTIC CHANGE~SEMANTIC EXTENSION, SEMANTIC EVOLUTION | SEMANTIC EXTENSION~SEMANTIC CHANGE | SEMANTIC TRANSFER )
( PÉJORATION, DÉGRADATION | RESTRICTION SÉMANTIQUE | CHANGEMENT DU SENS | EXTENSION SÉMANTIQUE, ÉVOLUTION SÉMANTIQUE | DÉPLACEMENT SÉMANTIQUE~RESTRICTION SÉMANTIQUE | RESTRICTION SEMANTIQUE~CHANGEMENT DU SENS | CHANGEMENT SÉMANTIQUE | CHANGEMENT SEMANTIQUE~EXTENSION SÉMANTIQUE, ÉVOLUTION SÉMANTIQUE | EXTENTION SÉMANTIQUE | EXTENSION SEMANTIQUE~DÉPLACEMENT SÉMANTIQUE )
( PEJORATION, BEDEUTUNGSVERSCHLECHTERUNG | BEDEUTUNGSBESCHRÄNKUNG, BEDEUTUNGSVERENGERUNG | BEUDEUTUNGSWANDEL | BEDEUTUNGSVERBREITUNG, BEDEUTUNGSERWEITERUNG | BEDEUTUNGSWANDEL~BEDEUTUNGSBESCHRÄNKUNG, BEDEUTUNGSVERENGERUNG~BEUDEUTUNGSWANDEL | BEDEUTUNGSWANDEL, BEDEUTUNGSWECHSEL~BEDEUTUNGSVERBREITUNG, BEDEUTUNGSERWEITERUNG | BEDEUTUNGSVERBREITUNG, BEDEUTUNGSVERWEITERUNG~BEDEUTUNGSWANDEL | BEDEUTUNGSVERSCHIEBUNG )
( PEGGIORAMENTO SEMANTICO~RESTRIZIONE SEMANTICA~MUTAMENTO SEMANTICO~ESTENSIONE SEMANTICA~SLITTAMENTO SEMANTICO )
( ΥΠΟΤΙΜΗΤΙΚΉ ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΙΚΉ ΑΛΛΑΓΉ / υποτιμητική σημασιολογική αλλαγή~ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΙΚΉ ΣΤΈΝΩΣΗ / σημασιολογική στένωση~ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΙΚΉ ΜΕΤΑΒΟΛΉ / σημασιολογική μεταβολή~ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΙΚΉ ΔΙΕΎΡΥΝΣΗ / σημασιολογική διεύρυνση~ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΙΚΉ ΜΕΤΑΤΌΠΙΣΗ / σημασιολογική μετατόπιση )
- ANLAM BİLİMCİ ile/||/<> ANLAM BİLİMCİ
( Anlam bilimi üzerinde çalışan kimse Azerbaycan Türkçesi semasiolog Türkmen Türkçesi semasiolog Gagauz Türkçesi semasiolog Özbek Türkçesi semasiolog Uygur Türkçesi manini takşürgüçi alim semasiolog Tatar Türkçesi semasiolog Başkurt Türkçesi semasiolog semasiolog Krç Malk semasiolog Nogay Türkçesi semasiolog Kazak Türkçesi semasiolog Kırgız Türkçesi semasiolog Alt semasiolog Hakas Türkçesi semasiolog Tuva Türkçesi semasiolog Türkçesi semasiolog Rusça semasiolog )
( SEMANTICS )
( SEMANTIQUE )
( SEMANTIK, BEDEUTUNGSLEHRE )
( SEMANTISTA )
( ΣΗΜΑΣΙΟΛΌΓΟΣ / σημασιολόγος )
- ANLAM BİLİMCİ ile/||/<> ANLAM BİLİMİ
( Anlam bilimi üzerinde çalışan kimse. @@ Azerbaycan Türkçesi: semasiolog; Türkmen Türkçesi: semasiolog; Gagauz Türkçesi: semasiolog;Özbek Türkçesi: semasiolog; Uygur Türkçesi: manini takşürgüçi alim ~ semasiolog; Tatar Türkçesi: semasiolog; Başkurt Türkçesi: semasiolog; Kmk: semasiolog; Krç.-Malk.: semasiolog;Nogay Türkçesi: semasiolog; Kazak Türkçesi: semasiolog; Kırgız Türkçesi: semasiolog; Alt:: semasiolog;Hakas Türkçesi: semasiolog; Tuva Türkçesi: semasiolog; Şor Türkçesi: semasiolog; Rusça: semasiolog )
( SEMANTICS~SEMANTICS )
( SEMANTIQUE~SEMANTIQUE )
( SEMANTIK, BEDEUTUNGSLEHRE~SEMANTIK, BEDEUTUNGSLEHRE )
( SEMANTISTA~SEMANTICA )
( ΣΗΜΑΣΙΟΛΌΓΟΣ / σημασιολόγος~ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΊΑ / σημασιολογία )
- ANLAM BİLİMİ ile DİL BİLİMİ ile YAZIN/EDEBİYAT BİLİMİ ile GÖK BİLİMİ ile HALK BİLİMİ ile İŞ BİLİMİ ile TOPLUM BİLİMİ ile TOPRAK BİLİMİ ile YER BİLİMİ/ARZİYAT
( İlim, gücümüz; iman, kılıcımız; sükût da delinmez zırhımız olsun! )
- ANLAM BOŞLUĞU ile/ve/değil ANLAM YİTİMİ
( [not] MEANING SPACE vs./and/but MEANING LOSS )
- ANLAM DARALMASI ile/||/<> ANLAM DARALMASI
( Geniş kavramları olan bir sözcüğün bu kavramlar içinden tek bir anlama bağlanabilmesi Mal geniş anlamda bütün mallar dar anlamda hayvan davar yemiş geniş anlamda bütün yemişler dar anlamda incir salatalık geniş anlamda salata yapılabilen her türlü sebze dar anlamda hıyar örneklerinde olduğu gibi Bir kelimedeki anlamın genel iken az çok özel bir dereceye geçmesi Duymak sözünün işitmek anlamına alınması gibi Kelimenin kavram ve anlam kapsamı bakımından bir daralmaya uğrayarak eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü bir türünü anlatır duruma gelmesi bir kelimenin genel bir anlamdan özel bir anlama geçişi ET oğlan erkek ve kız dahil Çocuk evlât urı oğlan erkek çocuk kız oğlan kız çocuk oğlan TT erkek çocuk ET tawar her türlü mal mülk eşya TT davar küçükbaş hayvan ET alkış övme kutlama medih dua takdis TT alkış el çırparak alkışlamak ET uçuz kolay değeri olmayan değersiz TT ucuz para değeri az olan ET tünemek geceyi geçirmek gecelemek TT tünemek yalnız kuşlar ve evcil kanatlı hayvanlar için kümeste ya da tünekte gecelemek ET tünek karanlık yer hapishane TT tünek evcil kanatlı hayvanların içinde tünedikleri kümes kuşların üzerinde tünedikleri dal ya da sırık ET EAT konmak yer tutmak yerleşmek gecelemek bir yerde kalmak TT yalnız kuşlar için konmak pencereye kuş kondu vb ET yaş taze yeşil genç TT yaş ıslak vb EAT dirlik hayat yaşam TT geçim yaşayış düzeni huzur Evde dirliği düzeni yerindedir Aile hayatında dirliği bozuldu vb )
( SEMANTIC RESTRICTION )
( RESTRICTION SÉMANTIQUE | RESTRICTION SEMANTIQUE )
( BEDEUTUNGSBESCHRÄNKUNG, BEDEUTUNGSVERENGERUNG )
- ANLAM DARALMASI ile/||/<> BELLEK DARALMASI ile/||/<> ÜNLÜ DARALMASI
( Daralmak işi darlaşma )
- ANLAM DEĞİŞMESİ ile/||/<> ANLAM DEĞİŞMESİ
( Anlamın daralması genişlemesi kayması iyileşmesi ya da bayağılaşması Yemiş bütün yemişler anlamından incir anlamına terkos göl adı anlamından musluk suyu anlamına palas saray anlamından rahat kolay gevşek kötü anlamına vb Bir kelimenin anlamında olan değişme ki ANLAM DARALMASI ANLAM GENİŞLEMESİ ANLAM İYİLEMESİ ANLAM KEMLEMESİ ANLAM KAYMASI tarzında olabildiği gibi BAĞINTILI BAĞIMSIZ YAKIŞIR RASLAMALI BİRİNCİL ve İKİNCİL denilen çeşitleri de vardır Bu kelimelere bakınız Bir kelimenin gösterdiği anlamdan az ya da çok uzaklaşarak yeni bir anlam kazanması olayı Olay geniş kapsamlı olarak anlam genişlemesi anlam daralması anlam iyileşmesi anlam kötüleşmesi gibi değişme olaylarını da içine alabilirse de asıl bir anlamdan başka bir anlama geçiş yani bir kavramdan başka bir kavrama geçişle ilgili anlam değişmelerini içine almaktadır ET okşamak benzemek TT okşamak okşamak ET sakınmak düşünmek üzerinde durmak plânlamak EAT sagın düşünmek sanmak TT sakınmak çekinmek bir şeyi yapmaktan uzak durmak ET ve EAT okımak davet etmek çağırmak TT okumak okumak küpe küçük metal halka lehç koşum takımlarında halka çağdaş lehçelerde demir gömlek zırh H Eren Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü s 275 1 TT kulağa takılan süs eşyası ET bekle sağlam tutmak tahkim etmek tutturmak bağlamak muhafaza etmek gözetlemek TT gözetlemek mec ummak EAT yapmak kapamak örtmek TT yapmak imal etmek EAT uslu akıllı TT uslu yaramazlık etmeyen haşarı olmayan vb )
( SEMANTIC CHANGE )
( CHANGEMENT DU SENS | CHANGEMENT SÉMANTIQUE | CHANGEMENT SEMANTIQUE )
( BEUDEUTUNGSWANDEL | BEDEUTUNGSWANDEL, BEDEUTUNGSWECHSEL )
- ANLAM GENİŞLEMESİ ile/||/<> ANLAM GENİŞLEMESİ
( Dar bir anlamda kullanılan bazı sözcüklerdeki anlamın zamanla ilgili kavramlara yayılması Terkos bir göl adından anlam genişlemesiyle musluk suyu anlamının doğması baş kafa anlamından anlam genişlemesiyle her meslek ve kuruluştaki üst aşama anlamının doğması ödül güreşi kazananlara verilen armağan anlamından bütün armağanlarda kullanılması gibi vb Bir kelimenin anlamı dar iken az çok genel bir dereceye çıkması Terkos Salatalık gibi Anlam kapsamı dar olan bir kelimenin zamanla ilgili bulunduğu kavram alanı içinde yayılarak daha geniş daha genel bir anlam kazanması olayı Alan sözü başlangıçta yalnız orman içindeki düz ağaçsız yer anlamında iken sonradan anlam genişlemesi ile TT de bölge branş bilim kolu anlamlarını da kazanmıştır Kültür kelimesi cultura aslında ekilmeye hazır toprak tarla anlamını verirken zamanla verim birikim kavramındaki anlam sınırının çok genişlemesi ile yüzyıllar boyunca elde edilen maddî ve manevî değerler bütünü yani kültür olmuştur ödül EAT öñdül öğdül yalnız Anadolu ağızlarında güreşte kazananlara verilen armağan mükâfat anlamıyla kullanılırken standart Türkçede her yarışmada kazanana verilen armağan mükâfat anlamını kazanmıştır Terkos un bir göl adından musluk suyu frijider in bir şahıs adından belirli bir buz dolabı markasına oradan genelleşerek buzdolabı anlamlarına geçişi de böyledir )
( SEMANTIC EXTENSION, SEMANTIC EVOLUTION | SEMANTIC EXTENSION )
( EXTENSION SÉMANTIQUE, ÉVOLUTION SÉMANTIQUE | EXTENTION SÉMANTIQUE | EXTENSION SEMANTIQUE )
( BEDEUTUNGSVERBREITUNG, BEDEUTUNGSERWEITERUNG | BEDEUTUNGSVERBREITUNG, BEDEUTUNGSVERWEITERUNG )
- ANLAM GENİŞLEMESİ ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ANLAM "ŞİŞ(İRİL)MESİ"
- ANLAM İYİLEŞMESİ ile/>< ANLAM KÖTÜLEŞMESİ
- ANLAM KAYBI ile/ve/<> ANLAM KAYMASI
- ANLAM KAYMASI ile/||/<> ANLAM KAYMASI
( Derleme başka manaya geçiş anlam yer değiştirmesi Yeni bir anlam vermek üzere sözcüklerin gerçek anlamlarından kayarak kalıplaşmaları Hanımeli aslanağzı imambayıldı başsavcı adamotu dil dökmek yüz sürmek ağız yoklamak vb Daralma ya da genişleme dışında olarak anlamın sadece yer değiştirmesi îğretileme kapsamlama ad değişi kaydırma gibi edebiyat yanaçları birer anlam kaymasından ibarettir Somut ya da soyut nitelikteki kelimelerin benzetme yolu ile kullanışları dolayısıyla zamanla anlamlarında meydana gelen kayma ya da kayma yoluyla kalıplaşma Bu olayın anlam değişmesinden farkı kelimenin benzetildiği şey ile arasındaki anlam bağının tamamen kopmamış olmasıdır aslanağzı bir çiçek adı aslan ağzına benzeyen çiçek babayiğit karafatma bir böcek adı katırtırnağı bir bitki dedikodu çıtkırıldım dil dökmek vb Ayrıca canbaz canı ile oynayan aldatıcı hilekâr EAT kaba iri büyük kocaman İleri gittiler bir kaba ağaç yanına vardılar belirsiz oldular Altı yıla değin kaba ağaç gibi olur TS IV s 2143 TT kaba sakil biçimsiz sevimsiz nezaketsiz kabarmak ağırlığı artmadan hacmi büyümek şişmek anlam kayması ile öfkelenmek hiddetlenmek kumaşta üzerinde tüyleş oluşmak vb )
( SEMANTIC CHANGE | SEMANTIC TRANSFER )
( DÉPLACEMENT SÉMANTIQUE )
( BEDEUTUNGSWANDEL | BEDEUTUNGSVERSCHIEBUNG )
- ANLAM KAYMASI ile/||/<> EKSEN KAYMASI ile/||/<> TOPRAK KAYMASI
( Kaymak II işi Herhangi bir nedenle filmin atlaması görüntünün perdeye ya da ekrana tam olarak gelmemesi )
- ANLAM TEKLİĞİ ile/ve/||/<> GÖRÜNÜŞ ÇOKLUĞU
- ANLAM VAROLANI ile/ve BİLGİ VAROLANI
( Anlam üretimi varsa. İLE/VE Veri ve bilgi sahibi. )
( Aşkın. İLE/VE Özdeş. )
( İnsan. İLE/VE Beşer. )
- ANLAM YİTİMİ ile/ve DİRENÇ YİTİMİ
( LOSS OF MEANING vs./and LOSS OF RESISTANCE )
- ANLAM ile ANLAM VERİCİ
( Ne olmadığını anlamak, anlamaya olanak/ortam yaratır. )
- ANLAM ile/ve ANLAM'IN ANLAMI
- ANLAM ile/ve/> ETKİ
( Anlam varsa ifadesi sonsuza kadar gider. )
( MEANING vs./and/> EFFECT )
- ANLAMADIĞI YA DA "BEĞENMEDİĞİ" KARŞISINDA:
(NE DEMEKSE?)
"BEYNİN YANMASI" ile/ve/||/<> "KULAĞIN TIRMALANMASI" ile/ve/||/<> "GÖZÜN KANAMASI"
- ANLAMAK ile ANLAŞILIR ile ANLAMA ile KAPSAYICI ile KAPSAMLI OLARAK ile KOMPRES ile SIKIŞTIRILMIŞ ile SIKIŞTIRMA ile SIKIŞTIRICI ile KOMPRESÖR
( COMPREHEND vs. COMPREHENSIBLE vs. COMPREHENSION vs. COMPREHENSIVE vs. COMPREHENSIVELY vs. COMPRESS vs. COMPRESSED vs. COMPRESSION vs. COMPRESSIVE vs. COMPRESSOR )
( درک نمودن ile قابل درک ile تفهم ile قوه ادراک ile فهم ile درک ile جامع ile عميم ile فرا گيرنده ile مشروح ile مشروحا ile کمپرس ile متراکمکردن ile فشرده ile متراکم ile متراکم سازي ile تراکم ile فشردگي ile فشاريآد ile مايه تراکم ile فشاري ile متراکم کننده ile کمپرسور )
( DARK NEMUDAN ile GHABEL DARK ile تفهم ile GHOOH EDRAK ile FANPAM ile DARK ile JAME ile عميم ile FARA GYRANDEH ile MOSHRUH ile مشروحا ile KAMPERES ile MOTERAKAMKARDAN ile FESHARDEH ile MOTERAKAM ile MOTERAKAM SAZY ile TARAKAM ile FESHARDEGY ile فشاريآد ile MAYYEH TARAKAM ile FESHARY ile MOTERAKAM KONANDEH ile KAMPERSOR )
- ANLAMAK ile/ve (İLKELERE BAĞLI) ÇEVİRİ
( MEANING vs./and (FAITHFUL) TRANSLATION )
- ANLA(MA)MAK ile KAFANIN BASMA(MA)SI
- [ne yazık ki]
"ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK" ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"
- ANLAMANIN:
SESİ ile/ve KURALLARI
( Hmmm.[içinden ve/ya da sesli!] İLE/VE 1. Nötr olmak. | 2. Nitelikli soru sormak. )
- ANLAMAYAN" VAR MI? / "KİM/LER ANLAMADI"? ile/değil/yerine/||/>< ANLAYAN VAR MI? / ANLAYAN KİM/LER?
- ANLAMBİLİM = SEMANTICS[İng.] = SÉMANTIQUE[Fr.] = WORTBEDEUTUNGSLEHRE, SEMANTIK[Alm.] = SEMANTICO[İt., İsp.] = İLM el-DELÂLET[Ar.] = NAMÛGÂRŞİNASÎ[Fars.] = SEMANTIEK[Felm.]
- ANLAMIN:
KAYMASI ile İÇİNİN BOŞALMASI
( İkisi de, kavramın dizgesinden/bağlamından çıkmasıyla oluşmaya başlar. )
- ANLAM/KAVRAM ve/||/<> NİTELİK ve/||/<> İLİŞKİ ve/||/<> KİPLİK
- ANLAMLANDIRMA ile/ve ETKİ
( Sorgulanmayan yaşam, yaşam değildir. )
- ANLAMLANDIRMAK | ANLAMLAMAK ile/||/<> ANLAMA | ANLAMAKLIK | FEHMETME ile/||/<> ANLAYIŞSIZCA | ANLAYIŞSIZCASINA ile/||/<> ANLAM KÖTÜLEŞMESİ | ANLAM BAYAĞILAŞMASI
- ÇAĞRIŞIM/LI ile/değil/yerine/></< ANLAMAK | ANLAM/LI
( [not] ASSOCIATION/ASSOCIATED vs./>< MEANING/FUL
MEANING/FUL instead of ASSOCIATION/ASSOCIATED )
- ANLAM/LI = MEAN/ING[İng.] = SIGNIFICATION[Fr.] = BEDEUTUNG[Alm.] = SIGNIFICATO[İt.] = SIGNIFICACION[İsp.] = SIGNIFICATIO[Lat.] = HE DIANOIA, HE DÜNAMIS[Yun.] = MEDLÛL, DELÂLET[Ar., Fars.] = BETEKENIS[Felm.]
- ANLAR ile/ve/değil/<> AN'IN SÜREKLİLİĞİ
- ANLAŞILMA "BEKLENTİSİ" ile/değil/yerine/>< ANLAMAK
- ANLAŞMA ile ANLAŞMALI ile ANLAŞMASIZ/LIK ile ANLAŞMAZLIK ile ANLAŞMALI İFLAS
- ANLAŞMAK ile UĞRAŞMAK ile ANLAŞMA ile SATICI ile BAYİLİK ile UĞRAŞMAK ile PİRİNÇ TİCARETİ
( DEAL vs. DEAL WITH vs. DEALATION vs. DEALER vs. DEALERSHIP vs. DEALING vs. DEALING IN RICE )
( مقدار ile معامله کردن ile سر وکار داشتن ile چوب کاج ile معامله ile سروکله زدن ile بي بالي ile فروشنده ile معاملات چي ile عمده فروش ile فروشندگي ile طرز رفتار ile سروکار ile راست باز ile رزازي )
( MOGHDAR ile MOAMLEH KARDAN ile SAR VEKAR DASHTAN ile CHUB KAJ ile MOAMLEH ile SOROKLEH ZADAN ile بي بالي ile FOROSHANDEH ile MOAMELAT CHY ile AMADEH FOROSH ile FOROSHANDEGY ile TARZ RAFTAR ile SOROKAR ile RAST BAZ ile رزازي )
- ANLAŞMAK ile UZLAŞMACI
( COMPROMISE vs. COMPROMISER )
( توافق ile مدارا کردن ile مصالحه کردن ile راه آمدن ile مصالحه ile تراضي ile متصالح ile سازشکار )
( TAVAFEGH ile MADARA KARDAN ile MOSALEHEH KARDAN ile RAH AMADAN ile MOSALEHEH ile TARAZY ile متصالح ile SAZESHKAR )
- ANLAŞMALI!
- ANLATICI ile/||/<> ANLATICI
( Bir anlatıda olayları olguları durumları öyküleyen kişi 1 Ortaçağda oyun sırasında az da olsa anlatan özet ve yorum yapan ya da oyunun bölümlerini birbirine bağlayan oyuncu 2 Çağdaş tiyatroda özellikle göstermeci nitelikteki oyunlarda sahne üzerinde geçmeyen kişileri ve olayları özetleyen yoruma yardımcı oyun kişisi )
( NARRATOR )
( NARRATEUR )
( ERZÄHLER )
- ANLATILABİLMEK ile ANLATI ile ANLATIM ile ANLATIŞ ile ANLATIMCI/LIK ile ANLATIMLI ile ANLATISAL/LIK ile ANLATIMSAL/LIK ile ANLATIM TONU ile ANLATIM BİLİMİ ile ANLATIM BİLİMSEL
- ANLATIM BİLİMİ ile/||/<> ANLATIM BİLİMSEL ile/||/<> ANLATIM TONU
( Anlatmak işi Bir duyguyu bir düşünceyi bir konuyu söz ya da yazı ile bildirme ifade )
- ANLATIMCI ile/değil/yerine/=/||/<> ANLATICI YAZAR | DIŞA VURUMCU
( anlatıcı yazar Yalnızca hikâye etmeye ağırlık veren yazar ve bu niteliklere sahip eser dışa vurumcu )
- ANLATIMDA:
"DÜNKÜ" değil "BİR GÜN ÖNCEKİ"
- ANLATIMDA:
ÜLKE ADI ile/yerine/değil KENT/ŞEHİR ADI
- ANLAYICI ile/ve ANLAMLANDIRICI
- ANLAYIŞLI ile/ve/değil FEDÂKÂR
- ANLI-ŞANLI
- ANLI ŞANLI -
- AUGENBLICKLICHE DREHACHSE, MOMENTANDREHACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK DÖNME EKSENİ
- PROMPT NEUTRON FRACTION[İng.] / FRACTION DE NEUTRONS PROMPTS[Fr.] / PROMPT-NEUTRONEN-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK NÖTRON KESRİ
- ANLIK/ZİHİN > US/AKIL ve/||/<>/> BETİMLEME > KAVRAM ve/||/<>/> OLASILIK > ZORUNLULUK (BİLİNCİ)
- ANLIK/ZİHİN ile/ve/||/<> ACUN/DÜNYA / GALAKSİ
- ANLIK ile ANLIKÇI/LIK ile ANLI ŞANLI
- ANMA GERİLİM ile/||/<> ANMA PULU ile/||/<> ANMA TÖRENİ
( Anmak işi yâd Ölmüş bir insanı hatırlamak için yapılan tören )
- ANMAK ile ANMALIK ile ANMA TÖRENİ ile ANMA GERİLİM
- ANN/ARTIFICIAL NEURAL NETWORK[İng.] ile/değil/yerine/= YAPAY SİNİR AĞI
- ANNE SÜTÜ ile/ve/=/||/<>/> BİLİNÇ IRMAĞI
- ANNE ile/ve/ya da/||/<> BAKICI
- ANNE ile/ve/> MÜREBBÎ ile/ve/> RAB
( [bebeği/çocuğu] 1 yaşına kadar. İLE/VE/> 18 yaşına kadar. İLE/VE/> Ömrünün sonuna kadar. )
- ANNEALED[İng.] ile/||/<> RECUIT[Fr.] ile/||/<> GEGLÜHT[Alm.] ile/||/<> TAVLI
( Tavlama işlemi uygulanmış olan )
( ANNEALED )
( RECUIT )
( GEGLÜHT )
- ANNEANNE ile/||/<> ANNE AYAKKABISI ile/||/<> ANNE ELBİSESİ ile/||/<> ANNE YARISI ile/||/<> BABAANNE ile/||/<> BİYOLOJİK ANNE ile/||/<> BÜYÜKANNE ile/||/<> CİCİANNE ile/||/<> FİZYOLOJİK ANNE ile/||/<> HANIMANNE ile/||/<> ÖZ ANNE ile/||/<> SÜTANNE ile/||/<> TAŞIYICI ANNE ile/||/<> ÜVEY ANNE ile/||/<> SINIF ANNESİ
( Çocuğu olan kadın aba I ana kocakarı nene valide mader Yavrusu olan dişi hayvan ana )
- ANNE-ÇOCUK İLİŞKİSİ ile/ve/değil/< ANNE-BEBEK İLİŞKİSİ
- ANNELİK ile/ve/||/<> BİRİCİKLİK GEREKSİNİMİ
- ANNUİTE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ GELİR | BİR BORCUN DÖRT YIL İÇİNDE FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDENMESİ GEREKEN TUTARI
- ANOFEL[Fr. < ANOPHÈLE] ile/değil/yerine/=/||/<> SITMA SİVRİSİNEĞİ
- ANOFEL ile/||/<> SITMA SİVRİSİNEĞİ
( sıtma sivrisineği sıtma sivrisineği Konduğu yüzeye eğik olarak duran ve dişileriyle sıtma bulaştıran uçuşu vızıltısız sivrisinek Ortak özellikler gösteren soydaşı birçok sivrisinek türü daha vardır karşılık anofel Anopheles maculipennis Böcekler İnsecta sınıfının ikikanatlılar Diptera takımına giren bir eklembacaklı türü İnce uzun vücutlu ve dar kanatlıdır Dişisi sıtma asılağını insandan insana taşır Lârvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak durur zooloji Böcekler Insecta sınıfının iki kanatlılar Diptera takımından ince uzun vücutlu ve dar kanatlı dişisi sıtma asalağını insandan insana taşıyan larvaları su yüzeyinde yatay olarak erginleri bulundukları yere dikey olarak duran bir eklem bacaklı türü Anofel Sivrisinek )
( ANOPHÈLE )
- ANOFTALMİ[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞUŞTAN GÖZ YOKSUNLUĞU
- ANOKSEMİ ile HİPOKSEMİ
( Kanda oksijen(O2) yokluğu. İLE Kanda oksijen(O2) azalması. )
- ANOKSİ ile/||/<> ANOKSEMİ
( Oksijensizlik. İLE/||/<> Kan oksijensizliği. )
- ANOKSİ[Yun.] ile HİPOKSİ[Yun.]
( Kanda/dokuda oksijen(O2) yokluğu. İLE Oksijenin(O2) dokuda azalması, yeterince bulunmaması. )
- ANOKSİ ile/değil/yerine/= OKSİJENSİZLİK
- ANOMALİ ile/||/<> ANORMAL/LİK
( Sapaklık. İLE Olağandışı/lık, doğal olmayan. )
- ANOMİ ile HİÇÇİLİK/NİHİLİZM
( ... ile LEYSİYYE )
( ... vs. NIHILISM )
( ... avec NIHILISME )
- ANOMİ/ANOMIA[İng.] ile/değil/yerine/= SÖZCÜK BULAMAMA | DEĞER YOKSULLUĞU
- ANONA[İsp.] ile/değil/yerine/= EKVATORDA YETİŞEN BİR MEYVE AĞACI
- ANONS[Fr. < ANNONCE] ile/değil/yerine/=/||/<> DUYURU | SESLİ DUYURU
( anons panosu duyuru sesli duyuru )
- ANOPSİ[Fr.] ile/değil/yerine/= YUKARI ŞAŞILIK
( Göz küresinin yukarı kayması biçiminde beliren şaşılık. )
- ANORKİDİ[Fr.] ile/değil/yerine/= BİR CANLIDA ERBEZLERİNİN BULUNMAMASI
- ANORMAL ile ANOMALİ
( ANOMALOUS vs. ANOMALY )
( غير متشابه ile غير متعارف )
( غير متشابه ile غير متعارف )
- ANORŞİDİ -ile
( Doğuştan erbezlerinde eksiklik. )
- ANOSMİ[Yun.] ile/ve/||/<> ANOSMATİK[Fr.]
( Koku yitimi. İLE/VE/||/<> Beynin koku alma bölümü az gelişmiş olan. )
- ANOSMİ ile/||/<> HİPEROSMİ
( Koku alma duyusunun kaybı. İLE/||/<> Koku alma duyusunun aşırı hassas olması. )
- ANOSOGNOZİ ile/ve/<> YARISAL BOŞLAMA(İHMAL)
( Anosognozi, daha çok felçli bireylerde görülen, gövdesinin kötürüm bölümünün, kötürüm olduğunun farkında olmamaya ya da buna inanmamaya neden olan bir sinir sayrılığıdır(hastalığıdır). [Anosognozik bir kötürüm sayrının(hastanın), elinin önüne bir kalem koyup bunu kaldırmasını isterseniz, "yorgunum" ya da "kalem gereksinimim yok" gibi yanıtlar alırsınız. Eli felçli olduğundan dolayı, alamayacağının farkında bile değildir. Bazı ileri örnekler de, körken, hâlâ görebildiğini sanabilir. Beynin sağ tarafındaki bir bozulma, bu sayrılığa yol açıyor.] İLE/VE/<> Bu beyin bozulumu sayrılığını yaşayanlar, kendilerinin ve çevrelerinin sadece yarısını algılayabiliyor. [ Sayrı, erkekse, yüzünün sadece bir yarısını traş eder. Öteki yarısının farkında bile değildir. Bir tabak yemek verseniz, sadece yarısını yiyip, yemeğin çok az olduğundan yakınırlar. Çevrelerinin ve gövdelerinin sadece yüzde ellisini algılarlar. ] )
( ANOSOGNOZIA vs./and/<> HEMISPATIAL NEGLECT )
- CEREYÂN-İ KUTB-İ MÜSBƏT[Osm.] / ANODE CURRENT[İng.] / COURANT ANODIQUE[Fr.] / ANODENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AKIMI
- ANODE CORROSION EFFECT[İng.] / EFFET DE CORROSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENABNUTZUNGSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AŞINMA ETKİSİ
- ANODE REGION[İng.] / DOMAINE ANODIQUE[Fr.] / ANODENGEBIET[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT BÖLGESİ
- ANODE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ANODIQUE[Fr.] / INNENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DİRENCİ
- ANODE SATURATION[İng.] / SATURATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DOYMASI
- ANODE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ANODIQUE[Fr.] / ANODENIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT EMPEDANSI
- ANODE EFFECT[İng.] / EFFET ANODIQUE[Fr.] / ANODENEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT ETKİSİ
- ANODE VOLTAGE[İng.] / TENSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT GERİLİMİ
- ANODE GLOW SPACE[İng.] / DOMAINE LUMINEUX ANODIQUE[Fr.] / ANODENGLIMMLICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞIKLI BÖLGESİ
- ANODE RAYS[İng.] / ANODENSTRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞINLARI
- ANODE DARK SPACE[İng.] / DOMAINE SOMBRE ANODIQUE[Fr.] / ANODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KARANLIK BÖLGESİ
- ANODE DISSIPATION[İng.] / DISSIPATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENVERLUSTLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KAYBI
- ANODE CRITICAL VOLTAGE[İng.] / ANODENKRITISCHE SPANNUNG, KRITISCHE ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KRİTİK GERİLİMİ
- ANODE NEUTRALIZATION[İng.] / ANODENNEUTRALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT NÖTRLEŞMESİ
- ANODE EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT ANODIQUE[Fr.] / ANODISCHE LEISTUNGSFÄHIGKEIT, ANODISCHE NUTZLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT VERİMİ
- NEUTRALISATION D'ANODE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANOT YANSIZLAŞTIRMASI
- ANOT ile ANOT BAŞLIĞI ile ANOT KABLOSU
- ANŞEF[Fr.] ile/değil/yerine/= BAŞ, BİRİNCİ
- ANSEFALİT[Fr.] ile/ve/||/<> ANSEFALOZ[Fr.] ile/ve/||/<> ANSEFALİPATİ[Fr.]
( Beyin yangısı. İLE/VE/||/<> Bir yangı olmaksızın kafanın şişmesi. İLE/VE/||/<> Beyinle ilgili her türlü sayrılık. )
- ANSİKLOPEDİ ile ANSİKLOPEDİCİ/LİK ile ANSİKLOPEDİST
- ANSİKLOPEDİ ile ANSİKLOPEDİK ile ANSİKLOPEDİST
( ENCYCLOPEDIA vs. ENCYCLOPEDIC vs. ENCYCLOPEDIST )
( دايرهالمعارف ile دايرهالعلوم ile دايرهالمعارفي ile دايرهالمعارف نويس )
( DAYRAYAALMAAREF ile DAYRECOLOLOM ile DAYRAYAALMAAREFY ile DAYRAYAALMAAREF NOYS )
- ANSİKLOPEDİ ile/||/<> BİLGİLİK
- ANSİKLOPEDİ ile/||/<> BİLİM
( Marifetname İLE dönemin bilimsel bilgilerini toplayan ansiklopedi )
( Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından 1756 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1703-1780) (Ülke: Osmanlı/Erzurum) (Önemli katkıları: Marifetname, ansiklopedik eser) )
- ANSİKLOPEDİ ile/ve/<>/yerine INTERNET
( ENCYCLOPEDIA vs./and/<> INTERNET
INTERNET instead of ENCYCLOPEDIA )
- ANSİKLOPEDİK ile ANSİKLOPEDİK BİLGİ ile ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
- ANŞÖVİYMAN[Fr.] ile/değil/yerine/= KEMİK İLİĞİNE BİR BAŞKA KEMİK SOKULARAK YAPILAN BİR TÜR KIRIK KEMİK AMELİYATI
- ANSTABİL ANJİNA PEKTORİS/UNSTABLE ANGINA PECTORİS[İng.] ile/değil/yerine/= KARARSIZ GÖĞÜS AĞRISI
- ANT ile ANT KARDEŞİ
- ANTAGONISTIC PLEIOTROPY[İng.] ile/değil/yerine/= ANTAGONİSTİK PLEİOTROPİ
( Bir genin hayatın erken dönemlerinde yararlı etkileri olurken ilerleyen zamanlarda zararlı etkilerinin ortaya çıkması. Gen etkisini göstermeye başladığı zamanda taşıyıcı çoktan diğer bireylerden daha fazla birey dünyaya getirmişse bu genlerin üreme çağından sonra uyum gücüne herhangi bir etkisi olmaz ve seçilimle korunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANT-/ANTİ- ile/||/<> ANTRİ- ile/||/<> OB- ile/||/<> RE- ile/||/<> DE- ile/||/<> DİS- ile/||/<> ANT- ile/||/<> NON-
( -e karşı, karşıt, yerine, zıt. [antibiyotik: Bakterilere karşı kullanılan ilaç.] İLE/||/<> Karşıt, önünde, üzerinde, -e doğru, karşıt yönde. İLE/||/<> Geri, geride, tekrar, karşıt, yeniden. İLE/||/<> -e karşı, karşıt, zıt. İLE/||/<> -den uzakta, bütünü ile, aşağı, kopmuş, yoğunlaşma, bitme, ayrılma, karşıt, ters, bozma, olumsuz, sakin, eksik, yoksun, aşağı, ayrı, değişik. İLE/||/<> Ayrılma, karşıt, ters, bozma, olumsuz, eksik, yoksun değil. İLE/||/<> Bir şeyden türeyen, bir şeyden çıkan. İLE/||/<> Değil, hayır, olmayan, olumsuz. )
- ANTASİT ile/değil/yerine/= ASİT GİDERİCİ
- ANTEDİLÜVIEN[Fr.] ile/değil/yerine/= TUFAN ÖNCESİ
- ANTEMERİDIEN/A.M.[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖĞLE ÖNCESİ
- ANTENNA AMPLIFIER[İng.] / ANTENNENVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN YÜKSELTECİ
- ANTEN ile ANTENLİ ile ANTENLİ BALIK ile ANTEN YÜKSELTECİ
- FRÉQUENCE PROPRE D'ANTENNE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANTENİN DOĞAL FREKANSI
- ANTEP FISTIĞI ile/||/<> ANTEP FISTIĞI
( botanik Anacardiaceae familyasından 10 m kadar boyda yapraklarını döken meyvesi kuruyemiş olarak yenen bir ağaç türü Şam fıstığı Antep fıstığı )
( PISTACHIE NUT )
( PISTACHIER VRAI | PISTACHIER DU LEVANT, PISTACHIER VRAI )
( ECHTE PISTAZIE, GEMEINE PISTAZIE )
( PISTACHIA VERA | PISTACIA VERA )
- ANTEP FISTIĞI ile/||/<> SAKIZ AĞACI
( Antep fıstığıgillerin örnek bitkisi olan yurdumuzda Gaziantep ve Siirt bölgelerinde yetişen 10 metre boya erişebilen kışın yaprak döken bir ağaççık Şam fıstığı Pistacia vera Bu ağacın ince ve sert kabuklu yağlı yemişi Şam fıstığı @@ Antep fıstığıgillerden kışın yaprak dökmeyen meyvesi üzümsü ve yağlı bodur bir ağaç sakız Pistacia lentiscus )
( PISTACIA VERA cum/||/<> PISTACIA LENTISCUS cum/||/<> PISTACIA TEREBINTHUS cum/||/<> PISTACIA ATLANTICA cum/||/<> PISTACIA KHINJUK cum/||/<> PISTACIA CHINENSIS cum/||/<> PISTACIA PALAESTINA )
- ANTEP FISTIĞI ile/||/<> SAKIZ AĞACI ile/||/<> MENENGİÇ
( Antep fıstığıgillerin örnek bitkisi olan yurdumuzda Gaziantep ve Siirt bölgelerinde yetişen 10 metre boya erişebilen kışın yaprak döken bir ağaççık Şam fıstığı Pistacia vera Bu ağacın ince ve sert kabuklu yağlı yemişi Şam fıstığı )
( PISTACIA VERA cum/||/<> PISTACIA LENTISCUS cum/||/<> PISTACIA TEREBINTHUS cum/||/<> PISTACIA ATLANTICA cum/||/<> PISTACIA KHINJUK cum/||/<> PISTACIA CHINENSIS )
- FISTIK:
ANTEP ile/||/<> SİİRT ile/||/<> İRAN
- ANTEP İŞİ ile ANTEP FISTIĞI ile ANTEP FISTIĞIGİLLER
- ANTEP/ŞAM FISTIĞI ile SİİRT FISTIĞI ile ÇAM FISTIĞI
- ANTERİ[Ar. < ʿANTERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ENTARİ
( gecelik entari Genellikle tek parçalı kadın giyeceği )
- ANTESEDAN/ANTECEDENT[İng.] ile/değil/yerine/= SAYRILIK/HASTALIK GEÇMİŞİ
- ANTET ile ANTETLİ ile ANTETSİZ
- ANTET/Lİ[Fr. ENTETE] ile/değil/yerine/= BAŞLIK/LI
( Ticari şirketlerde, resmi dairelerde kullanılan başlıklı kağıt ya da zarf. )
- ANTHEMIS NOBILIS[Lat.] ile/||/<> ALMAN PAPATYASI
( Rumipapatya )
( ANTHEMIS NOBILIS )
- ANTHROPOLOGİE[Fr. < ANTHROPOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANTROPOLOJİ
( kültürel antropoloji sosyal antropoloji İnsanın kökenini evrimini biyolojik özelliklerini toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim insan bilimi )
- ANTHROPONYMİE[Fr. < ANTHROPONYMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANTROPONİMİ
( Kişi adlarının ortaya çıkışlarını kuruluşlarını işlevlerini ve dil bilgisel gelişimlerini inceleyen ad biliminin alt kolu )
(1996'dan beri)