I ve İ ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 31.089 başlık/FaRk ile birlikte,
31.089 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(57/126)
- İLHAMÎ değil/yerine/= ESİNSEL/BERGÜSEL
- İLİKLEMEK ile İLİKLENMEK ile İLİK ile İLİKLİ ile İLİKÇİ/LİK ile İLİKSİZ
- İLİM ile/ve/değil FEN/TEKNOLOJİ
- İLİM ile İLİMCİ/LİK ile İLİM ADAMI
- İLİM('İ) ile/ve MAL('I)
( İsteyene verir Allah. İLE/VE İstediğine verir Allah. )
- İLİMLERİN AMACI ile/ve AMELLERİN AMACI
( Tevhid. İLE/VE İstikâmet. )
- ILIMLI ile/ve DENGELİ
- İLİNTİLEMEK ile İLİNTİ ile İLİNTİLİ/LİK ile İLİNTİSİZ/LİK
- İLİŞKEN ile İLİŞKENLİ
- İLİŞKİ
( RELATIONSHIP )
- İLİŞKİ:
KATEGORİK ve/||/<> HİPOTETİK ve/||/<> AYIRICI
- İLİŞKİ:
KESİŞİMSEL ile/ve/değil/yerine/||/<> GEÇİŞLİ
- İLİŞKİ:
MESAFELİ ile/ya da/||/<> YÜZEYSEL
- İLİŞKİ ile/ve AYIRIM(-/)BİRLEŞİM
( Fark gözetmeyin ve ayrılmaz olanı ayırmayın. )
( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )
( To find the common factor you must abandon all distinctions. Only the universal is in common. )
( RELATION vs./and DISCRIMINATION(-/)UNION )
- İLİŞKİ ile/ve BAĞ
( RELATION vs./and LINK )
- İLİŞKİ ile/değil/yerine BAĞINTI
- İLİŞKİ ile/ve BAĞLANTI
( RELATION vs./and CONNECTION )
- İLİŞKİ ile/ve BİLGİ
( Bilgi, kendini isteyen/talep edene, kendini açar. )
( RELATION vs./and INFORMATION )
- İLİŞKİ ile/ve/değil BİRLİKTELİK
( [not] RELATION vs./and/but TO BE IN COMPANY )
- İLİŞKİ ile ÇIKARSAMA
- İLİŞKİ ile/ve EĞİLİM
( RELATION vs./and TENDENCY )
- İLİŞKİ ile/ve EŞİTLİK
( RELATION vs./and EQUALITY )
- İLİŞKİ ile/ve/<> "GEÇİŞ"
- İLİŞKİ ile/ve GEÇİŞ
( Geride kalanı unutmadan ilerlemek olanaklı değildir. )
( RELATION vs./and TRANSITION )
- İLİŞKİ ile/ve GÖRELİLİK/İZÂFET
( RELATION vs./and RELATIVITY )
- İLİŞKİ ile/ve/<> HİZMET/EYLEM
- İLİŞKİ ile/ve/<> İLGİ
( RELATION vs./and/<> INTEREST )
- İLİŞKİ ile/değil İLİŞKİ DIŞI İLİŞKİ
- İLİŞKİ ile/ve İŞLEV
( RELATION vs./and FUNCTION )
- İLİŞKİ ile/ve POTANSİYEL
( RELATION vs./and POTENTIAL )
- İLİŞKİ ile/ve SÜREÇ
( İlişki, kavramın özünü, süreç de onun içeriğini oluşturur. )
( İlişki(relatio), doğasal, toplumsal ve bilinçsel tüm olgular arasındaki karşılıklı bağlılıktır. )
( Bir şey "ne" ise, ancak başka bir şeyle ilişkisinde "o"dur. )
( Bir şeyi tanımak, o şeyin ilişkilerini tanımaktır. )
( Evrende herhangi bir şey ancak ilişkileriyle varlaşır. )
( Uslamlamanın ya da akıl yürütmenin temeli ilişki kurmaktır. )
( Tüm varoluşlar "İlişki'nin zorunlu sonucu olduğu gibi, varoluşların zorunlu koşulu da "İlişki"dir. )
( Bir şeyin kendi iç çelişkisi ve o çeşitli yanları arasındaki ilişkiler "İç İlişkiler"; o şeyle başka şeyler arasındaki ilişkiler ise "Dış İlişkiler"dir. )
( İç ve Dış İlişkiler birbiriyle bağımlıdır. )
( RELATION vs./and PROCESS )
- İLİŞKİ ile/ve/> SÜREKLİ İLİŞKİ
- İLİŞKİ ile/ve VE
( RELATION vs./and AND )
- İLİŞKİ ile/ve YAKINLIK
( RELATION vs./and CLOSENESS/SYMPATHY )
- İLİŞKİDE/EVLİLİKTE:
İKİ KİŞİNİN "BİR KİŞİ OLMASI" (VE BEKLENTİSİ) ile/değil/yerine/>< BİR KİŞİNİN İKİ KİŞİ OLABİLMESİ
- İLİŞKİLENDİRMEK ile İLİŞKİ ile İLİŞKİN/LİK ile İLİŞKİLİ/LİK ile İLİŞKİSİZ/LİK
- İLİŞKİLENDİRMEK ile İLİŞKİLİ ile KORELASYON ile BAĞINTILI ile DİNDAŞ
( CORRELATE vs. CORRELATED vs. CORRELATION vs. CORRELATIVE vs. CORRELIGIONIST )
( مرتبط کردن ile همبستگي داشتن ile همبسته ile مرتبط ile همبستگي ile لازم وملزوم ile هم دين )
( MORTABT KARDAN ile NPAMBASTGY DASHTAN ile NPAMBASTEH ile MORTABT ile NPAMBASTGY ile LAZM VOMLEZOM ile هم دين )
- İLİŞKİLERİ ÖNEMSEMELİ!
- İLİŞKİLERİN:
AÇIK ANLAMLARI ile/ve/||/<> ÖRTÜK ANLAMLARI
- İLİŞKİLİ ile/ve/<> BÜTÜNLÜKTE
- İLİŞKİ/Lİ ile İLİNTİ/Lİ
( RELATION vs./and CONNECTION )
- İLİŞKİLİ ile ÖZDEŞ
( RELATED vs. IDENTICAL )
- İLİŞKİ/Lİ ile/ve/değil/||/<>/< SIRA/LI
- İLİŞKİNİN/TOPLUMUN:
KAYNAŞMASI ile/ve/||/<>/> YAŞAMASI ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRÜLMESİ
( Sevgiyle. İLE/VE/||/<>/> Adâletle. İLE/VE/||/<>/> Dürüst çalışmayla. )
- İLK ARACIN GELİŞTİRİLMESİ ile/ve/<>/> İLK ARAÇ > YAZI ile/ve/<>/> YAZI > MATBAA ile/ve/<>/> MATBAA > BİLGİSAYAR ile/ve/<>/> BİLGİSAYAR > İNTERNET ile/ve/<>/> İNTERNET > BLOK ZİNCİR
( 300.000 yıl öncesi. İLE/VE/<>/> 294.000 yıl. İLE/VE/<>/> 5430 yıl. İLE/VE/<>/> 450 yıl. İLE/VE/<>/> 40 yıl. İLE/VE/<>/> 30 yıl. )
- İLK BAHÇEKÖY CAMİİ :
( Bahçeköy Lozan müdillerinin bulunduğu bir semt. Yunanistan'an göç edenlerden bir grup Bahçeköy'de isk3an edildiler. İbadetlerini de terk edilmiş olan Kilisede yaptılar. 1944/1945'li yıllarda ise köy içinde yeni yapılan cami kullanılmaya başlandı. Bu cami bilahare terk edildi. )
- İLK "BASAMAĞINI" ATTI değil İLK ADIMINI ATTI
- İLK BAŞLANGIÇTA/BAŞLANGICI değil İLK .../İLK BAŞTA ya da [sadece] BAŞLANGIÇTA/BAŞLANGICI
- İLK BATIK (TİCARİ) GEMİ : ULUBURUN
( M.Ö. XIV. yy.'da - Uluburun - Kaş )
- İLK BEŞİĞİ YAPAN KİŞİ -ile
( ASSISI'Lİ AZİZ FRANCIS )
- İLK CADDESİ
- İLK DENİZ FENERİ
- İLK DENİZALTI (MODELİ) ile/ve/||/<>/> OSMANLI'DA DENİZALTI
( )
- İLK ELEKTRİK FABRİKASI
- İLK GÜNEŞ SAATİ -ile
( DİKİLİTAŞ )
- İLK HAYVAN HASTAHANESİ
( Dünyanın ilk Hayvan Hastahanesi olan Gurabahane-i Laklakan(Düşkün Leylekler Evi), XIX. yy'da, Osmanlı tarafından Bursa'da kurulmuştur. Sonbaharda geri dönemeyecek leyleklere yardım amaçlı kurulan bu hastahane, ayrıca sokak hayvanlarına ve çeşitli hayvanlara da yardım amaçlı kurulmuştur. )
- İLK
I ve/<> B
( İçeriden çıkmaya başlayan ilk harf. VE/<> İçeriden en son çıkan/çıkacak harf. )
- İLK İÇKİ
- İLK İLİŞKİ
- İLK KOL ve RAHİM NAKLİ
( Akdeniz Üniversitesi'nde. )
- İLK KORKU (ANI)
- İLK MODERN ÇOCUK HASTAHANESİ
- İLK MÜŞTERİ
- İLK MUTASAVVIFLAR (KİTABI)
- İLK OLARAK ile İLK ile BAŞLANGIÇ KOŞULU ile BAŞ HARFLER ile BAŞLATMAK ile BAŞLATMA ile GİRİŞİM ile BAŞLATICI
( INITIALLY vs. INITIAL vs. INITIAL CONDITION vs. INITIALS vs. INITIATE vs. INITIATION vs. INITIATIVE vs. INITIATORY )
( پاراف کردن ile ابتدايي ile بدبدوي ile آغازي ile وضعيت آغازي ile ابتدا ile پاراف ile بنياد نهادن ile ابتکار کردن ile ابتکار داشتن ile راهاندازي ile ابتکار ile پيشقدمي ile قوه ابتکار ile ابداع ile دخولي )
( PARAF KARDAN ile EBTEDAYY ile بدبدوي ile AGHAZY ile VAZEYT AGHAZY ile EBTEDA ile PARAF ile BANYAD NEHADAN ile EBTEKAR KARDAN ile EBTEKAR DASHTAN ile RANPANANDAZY ile EBTEKAR ile پيشقدمي ile GHOOH EBTEKAR ile EBDA ile دخولي )
- İLK OSMANLI MEZARLIĞI -ile
( ANADOLU HİSARI'nda )
- İLK OSMANLI SARAYI -ile
( BEY SARAYI )
- İLK SEMTİ
- İLK SIRA ARKADAŞI
- İLK SU SAATİ -ile
( M.Ö. 1397 )
- İLK YANGIN KULELERİ -ile
- İLK YAPI -ile
( FATİH CAMİİ )
- İLK YARDIMDA "ABC":
HAVA YOLUNUN AÇIK TUTULMASI ve/||/<>/> SOLUNUMUN SAĞLANMASI ve/||/<>/> KAN DOLAŞIMININ DÜZENİ
( ABC
AIRWAY and/||/<>/> BREATHING and/||/<>/> CIRCULATION )
- İLK YARDIMDA ÖNCELİKLER:
HASTANIN DURUMU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLAY YERİ GÜVENLİĞİ
( Önce kendi güvenliğimiz, sonra çevrenin/trafiğin vs. güvenliği ve daha sonra hastanın güvenliği. )
- İLK YARDIMDA:
SOLUK VERME ve/||/<>/> KALP MASAJI
( İki kere. VE/||/<>/> Otuz kere.[Kalp çalışıncaya kadar, tıbbî yardım gelene kadar ve yalnızsak, yoruluncaya kadar] )
- İLK YAZI
- İLK ile EN ESKİ/YAŞLI
( THE FIRST vs. THE OLDEST )
- İLK ile ÖNCELİKLİ
( FIRST vs. PRIMARY )
- İLKBAHAR NOKTASI ile/ve ORTALAMA İLKBAHAR NOKTASI
( SPRING(VERNAL) EQUINOX vs. MEAN EQUINOX )
- İLKBAHAR NOKTASI ile SONBAHAR NOKTASI ile GÜN-TÜN EŞİTLİĞİ(EKİNOKS)
( 21 Mart. İLE 21/23 Eylül. İLE ... )
( ARISTARKOS: İlk büyük keşif olarak ekinoks noktalarını keşfetmiştir. )
( March 21. İLE September 21/23. )
( SPRING(VERNAL) EQUINOX vs. AUTUMNAL(FALL) EQUINOX vs. EQUINOX )
( ... avec ... avec ÉQUINOXE )
( ... ile ... ile TESÂVÎ-İ LEYL Ü NEHÂR )
- İLKBAHAR ile İLKBAHAR NOKTASI
- İLKECE BİLİNÇLİ:
GERÇEK ile/ve/||/<> OLANAKLI
( )
- İLKECE BİLİNÇLİ ile/ve/||/<> İLKECE BİLİNÇSİZ
( )
- İLKEL DİNLER ile/ve AHLÂK DİNLERİ ile/ve KOZMİK DİNLER
( PRIMITIVE RELIGIONS vs./and MORAL RELIGIONS vs./and COSMIC RELIGIONS )
- İLKEL = İPTİDAİ = PRIMITIVE[İng.] = PRIMITIF[Fr.] = PRIMITIV[Alm.] = PRIMITIVUS < PRIMUS[Lat.] = PRIMITIVO[İsp.]
- İLKELERİN:
VAROLMA SORUNSALI ile/ve İŞLEVSELLİĞİ ile/ve DEĞİŞİMİ ile/ve OLMAMASI ile/ve BİRLİĞİ ile/ve İNKÂRI
- İLKENİN:
GERÇEKLEŞTİRİLMESİ ile/ve/değil/||/<>/> DÜZENLEYİCİLİĞİ
- İLKİNDİ değil İKİNDİ
- ILKOVIC EQUATION[İng.] / ILKOVIC GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLKOVİÇ EŞİTLİĞİ
- İLLEGAL[Fr. < ILLEGAL] değil/yerine/= YASA DIŞI
- ILLEGAL :/yerine YASA DIŞI
- İLLEGAL değil/yerine/= YASADIŞI
- İLLET-İ CELÎ ile/ve/||/<> İLLET-İ HAFÎ ile/ve/||/<> MÜNÂSEBET ile/ve/||/<> REY-İ HÜZZAK
( Zahir ve açık bir nedene dayanan yol. İLE/VE/||/<> Gizli bir nedene dayanan yol. İLE/VE/||/<> Mantıkî bir ilişkiye dayanan yol. İLE/VE/||/<> Bu alanda uğraşan âlimlerin oylarına dayanan yol. )
- ILLIMANI ve/<> CORDILLERA REAL
( Bolivya'nın başkenti La Paz'ın 6462 m. yüksekliğinde bulunan bu iki karlı tepe, kentin en görülmeye değer yerlerindendir. )
- İLLİYET BAĞI değil/yerine/= NEDENSELLİK BAĞI
- İLLİYET ile/||/<> CAUSALITY[İng.] ile/||/<> NEDENSELLİK İLKESİ
( Olayların bir nedene bağlanarak açıklanabileceğini ya da belli nedenlerin belli sonuçlar yaratacağını söyleyen ilke Kütüğe yazımın geçerliği için kabul edilebilir bir nedene bir bağa dayanması anlayışı )
( CAUSALITY PRINCIPLE )
( PRINCIPE DE CAUSALITÉ )
- İLLÜZYON[Fr. < ILLUSION] değil/yerine/= GÖZ BAĞI
- İLLÜZYONİST[Fr. < ILLUSIONISTE] değil/yerine/= GÖZ BAĞCI
- İLM-İ AHVÂL-İ CEV | HAVA BİLGİSİ ile/||/<> HAVA BİLGİSİ
( Havayuvarı içinde geçen sıcaklık değişmelerini yel yıldırım yağmur dolu gibi olayları inceleyen fizik kolu Uçunyuvarı içinde geçen tüm olayları inceleyen ve bunları belirli yasalara bağlayan bilim dalı )
( METEOROLOGY )
( MÉTÉOROLOGIE )
( METEOROLOGIE )
( METEOROLOGIA )
( ΜΕΤΕΩΡΟΛΟΓΊΑ / μετεωρολογία )
- İLM-İ AHVÂL-İ CEV | HAVA BİLGİSİ ile/||/<> METEOROLOJİ
( Havayuvarı içinde geçen sıcaklık değişmelerini, yel, yıldırım, yağmur, dolu gibi olayları inceleyen fizik kolu. @@ Uçunyuvarı içinde geçen tüm olayları inceleyen ve bunları belirli yasalara bağlayan bilim dalı. )
( METEOROLOGY~METEOROLOGY )
( MÉTÉOROLOGIE~MÉTÉOROLOGIE )
( METEOROLOGIE~METEOROLOGIE )
( METEOROLOGIA~METEOROLOGIA )
( ΜΕΤΕΩΡΟΛΟΓΊΑ / μετεωρολογία~ΜΕΤΕΩΡΟΛΟΓΊΑ / μετεωρολογία )
- İLM-İ ARZ | JEOLOJİ ile/||/<> JEOLOJİ ile/||/<> YERBİLİMİ
( yerbilimi geo yer dünya logos bilim Dünyanın fiziksel yapısı faaliyeti ve tarihi ile uğraşan bilim dalı )
( GEOLOGY )
( GÉOLOGIE )
( GEOLOGIE )
- İLM-İ ESÂLİP ile/||/<> STYLISTIC[İng.] ile/||/<> STYLISTIQUE[Fr.] ile/||/<> STILISTIK[Alm.] ile/||/<> ANLATIM BİLİMİ
( Dilde anlatım ile düşünce arasındaki bağlantı ilişkilerini ele alan kişilerin şairlerin ve yazarların dilini anlatım açısından işleyen bilim dalı )
( STYLISTIC )
( STYLISTIQUE )
( STILISTIK )
- İLMİ HAYVANAT | ZOOLOJİ ile/||/<> ZOOLOJİ ile/||/<> ZOOLOJİ[Fr. < ZOOLOGIE]
( Hayvanlar bilimi Biyolojinin hayvanların yapı görev davranış hayat hikâyeleri sınıflandırılması ve yeryüzündeki sınıflandırılmaları ve yeryüzündeki yaşayışlariyle uğraşan bir dalı zooloji zoon hayvan logos bilim Hayvanların sınıflandırılması dağılımı davranışı yapıları ve görevleri ile ilgili bilim dalı Hayvanları inceyen bilim dalı )
( ZOOLOGY )
( ZOOLOGIE )
( ZOOLOGIE )
- İLM-İ HUDÛRÎ ile/ve/<> İLM-İ HUSÛLÎ
( Bilen ile bilinenin aynı olduğu ilim. İLE/VE/<> Bilen ile bilinenin ayrı olduğu ilim. )
( Hazır/huzur olan. İLE/VE/<> Edinilen. Hasıl olan. )
( Sûfi'nin bilgisi. İLE/VE/<> Âlim'in bilgisi. )
( Ancak husûlî ilim ikiye ayrılır. )
- İLM-İ İLÂHÎ ile/ve İLM-İ A'LÂ
( Hem hariçte, hem zihinde, maddeden ârî olan ilimler. )
- İLM-İ MAÂNÎ | ANLAM BİLİMİ ile/||/<> ANLAM BİLİMİ ile/||/<> EŞ ZAMANLI ANLAM BİLİMİ
( Dildeki birimleri anlam bakımından ele alıp inceleyen dil bilimi dalı Anlam bilimi kendi içinde de 1 durgun veya eş zamanlı anlam bilimi 2 gelişmeli veya alt zamanlı anlam bilimi olarak iki alt dala ayrılmaktadır Dilin belirli bir zaman kesitindeki durumunu tarihî değişme ve gelişmelere girmeden inceleyen anlam bilimi dalı eş zamanlı anlam bilimi synchronische Semantik adını alır Bu dalda dilin kelimeleri anlamları kavram alanları ve kapsamları ile eş anlamlılık çok anlamlılık eş seslilik vb açılardan ele alınmaktadır Art zamanlı diachronische Semantik anlam bilimi ise dilin anlamla ilgili olaylarını tarihî değişme ve gelişme süreci içinde ele almaktadır eş zamanlı anlam bilimi ve art zamanlı anlam bilimi Azerbaycan Türkçesi semantika Türkmen Türkçesi semantika Gagauz Türkçesi semantika semasiologiya söz maanası bilimi Özbek Türkçesi semantika mazmuniyet Uygur Türkçesi söz mânisi häqqidä ilim semantika Tatar Türkçesi semantika Başkurt Türkçesi semantika semantika Krç Malk semantika Nogay Türkçesi semantika Kazak Türkçesi semantika semasiologiya Kırgız Türkçesi semantika semasiologiya Alt semantika uçun Hakas Türkçesi semantika pîldîrîg Tuva Türkçesi semantika utka tugayında pilig ertem Türkçesi semantika Rusça semantika semasiologiya )
( SEMANTICS )
( SEMANTIQUE )
( SEMANTIK, BEDEUTUNGSLEHRE )
- İLM-İ SARF | ŞEKİL BİLGİSİ ile/||/<> ŞEKİL BİLGİSİ
( Yapılıklar ve özellikle sonekler kullanarak meydana getirilen kelime şekillerinin incelenmesi Bir dildeki kök ve ekleri bunların birleşme yollarını eklerin anlam ve görevlerini dilin türetme ve çekim özelliklerini ve şekille ilgili öteki konuları inceleyen gramer dalı şekil bilgisi şekil bilgisi )
( MORPHOLOGY )
( MORPHOLOGIE )
( MORPHOLOGIE, FORMENLEHRE )
- İLM-İ SAVT | İLM-İ ESVÂT, MEBÂHİS-İ SADÂ | SESSEL | AKUSTİK ile/||/<> AKUSTİK ile/||/<> SES DAĞILIMI
( Ses dağılımı fizik Yankılanım 1 Fizikte ses ile ilgili bölüm 2 Sesin titreşim sıklığı süresi ve duyulma gücü bakımından taşıdığı nitelik ses dağılımı ses düzenlemesi Bu salonun akustiği iyi hesaplanmıştır Konferans salonunun akustiği bozuktur vb Azerbaycan Türkçesi hava axını Türkmen Türkçesi akustik Gagauz Türkçesi akustika Özbek Türkçesi akustika Uygur Türkçesi akustika Tatar Türkçesi akustika Başkurt Türkçesi akustika akustika Krç Malk akustika Nogay Türkçesi akustika Kazak Türkçesi akustika Kırgız Türkçesi akustika Alt akustika Hakas Türkçesi akustika Tuva Türkçesi akustika Türkçesi akustika Rusça akustika yankılanımlı )
( ACOUSTIC | ACOUSTICS | SOUND | VIBRATION )
( ACOUSTIQUE | SON | RÉSONANCE )
( AKUSTIK | TON | RESONANZ )
( ACUSTICA )
( ΑΚΟΥΣΤΙΚΉ / ακουστική )
- İLM-İ SAVT | İLM-İ ESVÂT, MEBÂHİS-İ SADÂ | SESSEL | AKUSTİK ile/||/<> SELEN ile/||/<> TİTREŞİM | SES DAĞILIMI
( bk. Ses dağılımı. @@ (fizik) @@ Yankılanım. @@ 1. Fizikte ses ile ilgili bölüm, || 2. Sesin titreşim sıklığı, süresi ve duyulma gücü bakımından taşıdığı nitelik; ses dağılımı, ses düzenlemesi: Bu salonun akustiği iyi hesaplanmıştır; Konferans salonunun akustiği bozuktur vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: hava axını; Türkmen Türkçesi: akustik; Gagauz Türkçesi: akustika; Özbek Türkçesi: akustika;Uygur Türkçesi: akustika; Tatar Türkçesi: akustika; Başkurt Türkçesi: akustika; Kmk: akustika; Krç.-Malk.:akustika; Nogay Türkçesi: akustika; Kazak Türkçesi: akustika; Kırgız Türkçesi: akustika; Alt:: akustika;Hakas Türkçesi: akustika; Tuva Türkçesi: akustika; Şor Türkçesi: akustika;Rusça: akustika @@ bk. yankılanımlı @@ )
( ACOUSTIC | ACOUSTICS | SOUND | VIBRATION~SOUND~VIBRATION | RESONANCE )
( ACOUSTIQUE | SON | RÉSONANCE~SON~RÉSONANCE | VIBRATION )
( ...~SONUS~VIBRATIO )
( AKUSTIK | TON | RESONANZ~TON | SCHALL, TON~RESONANZ | SCHWINGUNG | VIBRATION, SCHWINGUNG )
( ACUSTICA~SUONO~VIBRAZIONE )
( ΑΚΟΥΣΤΙΚΉ / ακουστική~ΉΧΟΣ / ήχος~ΔΌΝΗΣΗ / δόνηση )
- İLM-İ SUVER-İ AKLİYE | İDEOLOJİ ile/||/<> İDEOLOJİ[Fr. < IDÉOLOGIE]
( 1 Terimin yaratıcısı Destutt de Tracyye göre ideoloji ideler bilimi dir ideleri geniş anlamıyle bilinç olaylarını idelerin niteliklerini yasalarını gösterdikleri anlamlarla bağlantılarını ve kökenlerini inceler 2 Küçültücü anlamda Gerçekliği olmayan soyut düşüncelere dayanan kuram 3 Kendine özgü verilere dayanarak geliştiğini sanan gerçekte ise toplumsal ve ekonomik olayların dile gelişi olan ancak bunun bilincinde olmayan hiç değilse bu toplumsal olayların kendisini belirlediğini hesaba katmayan kuramsal düşünce Bu anlam özellikle Marksçılarda çok kullanılır onların diliyle bir çağın bir toplumun düşünceler ideler dünyası bilinç yapısı toplumsalekonomik ilişkilerin ürünüdür idelerle ilgili üstyapısıdır Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan bir hükûmetin bir partinin bir grubun davranışlarına yön veren politik hukuki bilimsel felsefi dinî moral estetik düşünceler bütünü )
( IDEOLOGY )
( IDÉOLOGIE )
( IDEOLOGIE )
- İLM-İ VEZAİF | DEONTOLOJİ ile/||/<> DEONTOLOJİ ile/||/<> DEONTOLOJİ[Fr. < DÉONTOLOGIE]
( Sözcük anlamı ödev bilimi Ethiki ödev bilimi olarak belirlemek üzere J Benthamın kullandığı terim Deontology or the Science of Morality 1834 Bu sözcük Kantın anladığı anlamda bir ödev öğretisi için kullanılamaz deontoloji ahlaksal ödevleri şu ya da bu toplumsal duruma göre deney yolu ile incelemeyi dile getirir Hekimlikte hekimlik ödevleri kuramı olarak özellikle kullanılmaktadır 1 Ödev bilgisi yükümlülükler bilgisi normatif bilgi 2 Hekimin mesleki etkinlikleri sırasında hastasına hasta sahibine meslektaşlarına ve topluma karşı uymak ve uygulamak zorunda olduğu kurallar tutum ve davranışların normatif bilgisi )
( DEONTOLOGY | (YUN. DEONTHOLOGY )
( DÉONTOLOGIE )
( DÉONTOLOGIE )
- İLM-İ VÜCÛD ile/ve İLM-İ MEVCÛD ile/ve İLM-İ MADDÎ
( Varlık bilimi. İLE/VE Varolan bilimi. İLE/VE Maddelerin/şeylerin bilimi. )
- İLMÎ ve AMELÎ
- İLMÎ ile/ve/değil ZEVKÎ
- İLMİKLEMEK ile İLMİKLENMEK ile İLMİ/LİK ile İLMİK ile İLMİKLİ ile İLMİKSİZ
- ILR/İMPLANTABLE LOOP RECORDER[İng.] değil/yerine/= YÜREK İÇİ DÖNGÜ KAYDEDICİ
- İLTİCA ile İLTİCA HAKKI
- İLTİFAT ile İLTİFATLI
- İLTİHÂB | YANGI | ENFLAMASYON ile/||/<> ENFLAMASYON ile/||/<> YANGI
( yangı İltihaplanma Büyük zahire küpü Söğüt Dübekli Bozüyük Bilecik Hastalık yapan etkenlere antijenlere fiziksel yaralanmalara karşı vücudun savunulması için ağrı yara yerine kanın yönelmesi sebebiyle kızarıklık serum moleküllerinin damar dışına akması sebebiyle şişme şeklinde gösterdiği değişiklik Enflamasyon İltihaplanma Zararlı etkenlerin canlı dokuda uyardığı ateş ağrı sıcaklık şişkinlik ve işlev bozukluğuyla belirgin damar sıvı ve hücre reaksiyonlarının tümü iltihap )
( INFLAMMATION )
( INFLAMMATION )
- İLTİHAPLANMAK ile İLTİHAP ile İLTİHAPLI ile İLTİHAPSIZ
- İLTİMAS ile İLTİMASLI ile İLTİMASÇI/LIK
- İLTİSAK ile İLTİSAKİ ile İLTİSAKİ DİL
- İLTİSAKLI[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİLİ
- İLTİZAM ile İLTİZAMİ ile İLTİZAMCI/LIK
- İLTİZAMİ SIYGASI | İSTEK KİPİ ile/||/<> İSTEK KİPİ
( Derleme temenni dileklik İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi Türkçede bu kip eylem kök veya gövdesine e eki getirilerek kurulur 1 K T göreyim göreyim 2 K T göresin göresin 3 K T göre göre 1 K Ç görelim görelim 2 K Ç göresiniz göresiniz 3 K Ç göreler göreler vb Fiile istek niyet kavramları veren tasarlama kipi yapılan işin istendiğini veya o işe niyet edildiğini gösteren ve y AyIm y AlIm y AsIn y AsInIz SIn SUn SInlAr SUnlAr ekleriyle kurulan kip Yok artık ben gideyim de sen gelirsin birlikte döneriz dedim M Ş Esendal Ev Ona Yakıştı s 52 Ah Ne olur bütün güneşler batmadan bir türkü daha söyliyeyim bu yerde O V Kanık Bütün Şiirleri s 26 Hayır Önemi yok şöyle oturunuz çay söyliyeyim K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 155 Sizler dünyayı göresiniz diye gece demeyip gündüz demeyip çalışacaktı S Çokum Karanlığa Direnen Yıldız s 14 Şu Horhordaki babadan kalma dükkânı da satıp üstüne koyalım inekçilik yapalım ne dersin H Taner Şişhaneye Yağmur Yağıyordu s 126 vb Azerbaycan Türkçesi arzu şäkli Türkmen Türkçesi iişligiň arzuv forması Gagauz Türkçesi isteyişlikçalımı Özbek Türkçesi istak mayii Uygur Türkçesi B xalaä mäyli D arzutiläkmäyli Tatar Türkçesi teläk nakloneniyese teläk fiğıl teläk törläneşe Başkurt Türkçesi teläkhöykäleşe tilek bagış Krç Malk tilekçi turuş razıçı turuş Nogay Türkçesi tîlek niyet türkîmî Kazak Türkçesi kalaw ray Kırgız Türkçesi niyet ıňgay Alt küünzegenkeber Hakas Türkçesi hınıstıg nakloneniye Tuva Türkçesi çöpşeerel nakloneniyezinge tüüşkek Türkçesi glagoldıň magçı formazı ınagçı nakloneniye Rusça jelatelnoyenakloneniye )
( OPTATIVE | DESIDERATIVE )
( OPTATIF | DÉSIDERATIF, OPTATIF )
( OPTATIV | DESIDERATIVUM, WÜNSCHFORM )
- İM/İNTRAMÜSKÜLER İNTRAMUSCULAR[İng.] değil/yerine/= KAS İÇİ
- İM ile İM BİLİMİ
- İMA ile İMAJ ile İMAL ile İMAM/LIK ile İMAN ile İMAR ile İMANLI/LIK ile İMARCI/LIK ile İMANSIZ/LIK ile İMANLICA ile İMANSIZCA ile İMAM NİKAHI ile İMAN SAHİBİ ile İMAM NİKAHLI ile İMAN TAHTASI
- İMA ile KİNAYELİ
( ALLUSION vs. ALLUSIVE )
( تلميح ile کنيه ile اشاره ile کنيهي )
( تلميح ile کنيه ile ESHAREH ile کنيهي )
- IMAGO DEI ile/ve/||/<>/> IMAGO HUMANI
- IMAGO[İng.] değil/yerine/= BÜYÜKLER İMGESİ
- IMAGE STONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAJ TAŞI
- İMAL ETMEK, PRODÜKSİYON, YAPMA, | PRODÜKSİYON, TELEVİZYON PRODÜKSİYONU, PROGRAM PRODÜKSİYONU | YAPIM ile/||/<> YAPIMCI ile/||/<> YAPIMEVİ
( Sinema 1. Bir filmin gerçekleştirilmesi için yapılan çalışmaların tümü. 2. Bu çalışmaların ürünü (belli bir ülkenin, belli bir dönemin, belli bir okulun, yapımevinin ürünü). TV. 3. Bir televizyon izlencesini gerçekleştirmek için gerekli çalışmaların tümü. 4. Bu çalışmaların ürünü. @@ Bir yapının yapılması eylemi. @@ 1. işIeyim: a. El ya da makine ile yapma işi. b. bk. yapın. 2. bayındırlık, yapıcılık, mimari: a. Yapı işleri, b. Yapı, yol, köprü, gemi vb. yapıma, kurma işi. 3. sinema, televizyon Bir filmi oluşturmak için yapılan çalışmaların tümü. @@ İlkel ve yardımcı özdekleri makine ve el emeği ile işlenmiş bir duruma getirme. @@ Bir tiyatro yapıtının tam olarak seyirci için üretilmesi işlemi. @@ Sürekli olan ve herkese bir gereksinmenin giderilmesi araçlarını sunan insan çalışması. )
( 1-2. PRODUCTION, FILM PRODUCTION (MAKING), 3-4. PRODUCTION, TELEVISION PROGRAMME (ABD: PROGRAM) (PRODUCTION) | BUILDING | 1- MANIFACTURE, 2- CONSTRUCTION, 3- PRODUCTION | MANUFACTURE | PRODUCTION | INDUSTRY | 1-2. PRODUCER, FILM PRODUCER, 3. PRODUCER, TELEVISION PRODUCER | PRODUCTION COMPANY, PRODUCING COMPANY~1-2. PRODUCER, FILM PRODUCER, 3. PRODUCER, TELEVISION PRODUCER | PRODUCER~PRODUCTION COMPANY, PRODUCING COMPANY | MANUFACTURE | PLANT )
( 1-2. PRODUCTION (CINÉMATOGRAPHIQUE), 3-4. PRODUCTION DE PROGRAMME, FABRICATION DE PROGRAMME (VIDÉO) | CONSTRUCTION | FABRICATION, 2- CONSTRUCTION, 3- PRODUCTION | FABRICATION | PRODUCTION | INDUSTRIE | 1-2. PRODUCTEUR, 3. PRODUCTEUR (DE TÉLÉVISION | MAISON DE PRODUCTION, SOCIÉTÉ PRODUCTRICE~1-2. PRODUCTEUR(-TRICE) (DU FILM), 3. PRODUCTEUR(-TRICE) (DE TÉLÉVISION) | PRODUCTEUR~MAISON DE PRODUCTION, SOCIÉTÉ PRODUCTRICE | MANUFACTURE | FABRIQUE )
( PRODUCTIO~...~... )
( 1-2. PRODUKTION, FILMPRODUKTION, HERSTELLUNG, FILMHERSTELLUNG, 3-4. PRODUKTION, FERNSEHPRODUKTION, FERNSEHINSZENIERUNG, PROGRAMMPRODUKTION | PRODUKTION | 1-2. PRODUZENT, FILMP-RÖDUZENT, HERSTELLER, FILMHERSTELLER, .3. PRODUZENT, FEMSEPHRODUZENT, REDAKTEUR, REALISATOR | PRODUKTIONSFIRMA, PRODUKTIONSGESELLSCHAFT, FILMGESELLSCHAFT, FILMFIRMA~1-2. PRODUZENT, FILMP-RÖDUZENT, HERSTELLER, FILMHERSTELLER, .3. PRODUZENT, FEMSEPHRODUZENT, REDAKTEUR, REALISATOR | SPIELLEITER~PRODUKTIONSFIRMA, PRODUKTIONSGESELLSCHAFT, FILMGESELLSCHAFT, FILMFIRMA )
( PRODUZIONE~PRODUTTORE~CASA DI PRODUZIONE )
( ΠΑΡΑΓΩΓΉ / παραγωγή~ΠΑΡΑΓΩΓΌΣ / παραγωγός~ΕΤΑΙΡΕΊΑ ΠΑΡΑΓΩΓΉΣ / εταιρεία παραγωγής )
- İMÂL(ÂT) değil/yerine/= YAPIM (İŞLERİ)
- İMÂLATHANE değil/yerine/= İŞLEYİMEVİ
- İMALI ile İMA
( INSINUATING vs. INSINUATION )
( ريشخند کننده ile دخول تدريجي ile خود جاکني )
( RYSHKHAND KONANDEH ile دخول تدريجي ile KHOD JAKONY )
- İMAM HASAN EFENDİ ÇEŞMESİ :
( Uskumruköy köy içinde ve Gümüşdere'ye giden cadde üzerinde bulunan bu çeşme (H.1286, M.1870), 1999 yılında S. Akdemir ailesi tarafından onarılmış ve onarım sonucu eski hüviyetini tamamıyla kaybetmiştir. Kitabesi şöyledir: Eğer mümin ise bu âbı/ Nasib olsun ana kevser şerabi/ Sahib - ül hayrat Cami - i Şerif imamı / Kastamonulu Hasan Efendi İbn - i Mustafa (1286)". )
- İMAM SUYU ÇEŞMESİ :
( Emirgan Camii bahçesindeki bu çeşme onarımlardan sonra eski hüviyetini tamamen kaybetmiştir (M. 1957). )
- İMAM SUYU ÇEŞMESİ :
( Emirgan'da Emirgan Mektebi Sokaktadır (M. 1958). Bu çeşmenin ilk yapılış tarihi belli değildir. Çeşme birkaç kez onarıldı ve her seferinde bir başka yere taşındı. Bu çeşmede İmam memba suyu kullanıldığı için "İmam Suyu Çeşmesi" adını almıştır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: A. Özaltın Gel iç, 1958". Çeşme 1958 yılında A. Özaltın tarafından onarılmıştır. )
- İMÂME[Ar.] ile İMÂMET[Ar.]
( Sarık. | Tespih, çubuk gibi şeylerin baş tarafına geçirilen, çoğu kehribardan yapılmış olan uzunca bölüm, başlık. | Fildişi oyma ve kakmalarda görünüşü tâcı ve imâmeyi andıran motif. İLE İmamlık. )
- İMAMEVİ ile/||/<> KADINLAR İÇİN CEZAEVİ
( Kadınlar için cezaevi )
- İMAMI AZAM CAMİİ :
( Fatih Sultan Mahmut mahallesinde bulunan bu camii de her hangi bir tarihi özelliği yoktur. )
- İMAMI AZAM CAMİİ :
( Fatih Sultan Mahmut mahallesinde bulunan bu camii de her hangi bir tarihi özelliği yoktur. )
- İMAM('ın yap(ma)tığı) ile CEMAAT('in yapma(ma)sı gerekenler)
( * İmam kunut okumazsa cemaat de okumaz. * İmam bayram namazlarındaki tekbirleri yapmazsa, cemaat de yapmaz. * İmam dört rekatlı namazın ikinci rekatinde oturmazsa cemaat de oturmaz. * İmam secde ayeti okuyup secde etmezse cemaat de etmez. * İmam secde-i sehiv etmezse cemaat de etmez. )
- İMAMOĞLU YALISI :
( Sarıyer, Yenimahalle üzerindedir. İmamoğlu Yalısı olarak bilinmektedir. 19. yy son çeyreğinde inşâ edilmiş olan yalı zamanla el değiştirdi ve tamamen yıkılarak eskisine uygun biçimde yenilendi. )
- İMAN:
BİLGİ ve/+ SEVGİ
( Birbirimizi sevmedikçe eminlik/imân sağlanamaz! Emin olmadıkça da hiçbir adım atamayız! )
- İMAN ile/||/<> FAITH[İng.] ile/||/<> FOI[Fr.] ile/||/<> FIDES[Lat.] ile/||/<> GLAUBE[Alm.] ile/||/<> İNAN
( 1 Özellikle dinsel anlamda Bir bağlanmadan doğan güven Tanrıya duyulan sınırsız güven 2 Görünmez olana içten inanma saklı olanı daha açığa çıkmamış olanı duyma 3 Bilinmeyene bağlanma 4 Kişisel inanmanın içeriği inanılan doğruların tümü )
( FAITH )
( FOI )
( GLAUBE )
( FIDES )
- İMAN ve/> GÜVENLİ/RAHAT HAREKET ALANI
- İMAN ile/ve/değil İZLEM/STRATEJİ
( [not] FAITH vs./and/but STRATEGY )
- YAPI/İMAR:
"BARIŞI" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> "AFFI"
- İMARET | AŞEVİ ile/||/<> AŞHANE
( Yoksullara ve öğrencilere parasız yiyecek dağıtan hayır kurumu. )
( SOUP KITCHEN~SOUP KITCHEN )
( SOUPE POPULAIRE~SOUPE POPULAIRE )
( SUPPENKÜCHE~SUPPENKÜCHE )
( MENSA DEI POVERI~MENSA DEI POVERI )
( ΣΥΣΣΊΤΙΟ / συσσίτιο~ΣΥΣΣΊΤΙΟ / συσσίτιο )
- İMARET ile/||/<> AŞEVİ
( Yoksullara ve öğrencilere parasız yiyecek dağıtan hayır kurumu )
( SOUP KITCHEN )
( SOUPE POPULAIRE )
( SUPPENKÜCHE )
( MENSA DEI POVERI )
( ΣΥΣΣΊΤΙΟ / συσσίτιο )
- İMBİK | DAMITICI ile/||/<> DAMITIM
( işleyim: Damıtma işinde kullanılan aygıt. )
( STILL, ALEMBIC | DISTILLATION~DISTILLATION )
( ALAMBIC | DISTILLATION~DISTILLATION )
( DESTILLATION~DESTILLATION )
( ALAMBICCO~DISTILLAZIONE )
( ΆΜΒΙΚΑΣ / άμβικας~ΑΠΌΣΤΑΞΗ / απόσταξη )
- İMBİK değil/yerine/= DAMITICI
- İMBİK ile/||/<> STILL, ALEMBIC[İng.] ile/||/<> ALAMBIC[Fr.] ile/||/<> DAMITICI
( işleyim Damıtma işinde kullanılan aygıt )
( STILL, ALEMBIC | DISTILLATION )
( ALAMBIC | DISTILLATION )
( DESTILLATION )
( ALAMBICCO )
( ΆΜΒΙΚΑΣ / άμβικας )
- İMBİSAT | AÇILIM ile/||/<> AÇILIM ile/||/<> BAHAR AÇISI
( bahar açısı 1 Bir öğeyi kimi özellikleri daha iyi bilinen öğelerin bir toplamı olarak belirleme 2 Bu iş için elde edilen toplam a onlu açılım derney açılımı a b 2 gibi bir topluterimin bileşenlerine ya da öğelerine ayrılması ikiterimli açılım Bir eksicik demetinin elektriksel itişme yüzünden genişlemesi )
( EXPANSION | DEVELOPMENT, EXPANSION | DEBUNCHING )
( EXPANSION | DÉGROUPEMENT )
( ENTWICKLUNG, ENTWICKELUNG | ENTBUNDEN )
( EXPANSIO )
- İMDAT MERDİVENİ ile/||/<> EMERGENCY STAIRCASE[İng.] ile/||/<> ESCALİER DE SECOURS[Fr.] ile/||/<> NOTTREPPE[Alm.] ile/||/<> YANGIN MERDİVENİ
( Tiyatro yapısının dışında bulunan yangın anında kullanılmak üzere yapılmış merdiven )
( EMERGENCY STAIRCASE )
( ESCALIER DE SECOURS )
( NOTTREPPE )
- İMDAT ile İMDATÇI ile İMDAT KOLU ile İMDAT FRENİ ile İMDAT ÇEKİCİ
- İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)
- İMEYL/E-MAIL NUMARASI değil/yerine/= E-POSTA BULUNAĞI
- İMGE:
CANLANDIRAN ile/ve/||/<>/< "CANLI"
- İMGE/LEME ile/ve/||/<> NESNE TAKLİDİ
- İMGELEMEK ile İMGELENMEK ile İMGE ile İMGECİ/LİK ile İMGELİ ile İMGESEL/LİK
- İMHA ile İMHA ATEŞİ
- İMLÂ ile/ve/||/<>/> MÜMLÎ
- İMLEÇLERİN ÖZELLİKLERİ -ile
- IMMANUEL KANT'IN, ÜÇ KİTABI:
SAF AKLIN ELEŞTİRİSİ ile PRATİK AKLIN KRİTİĞİ ile YARGI GÜCÜNÜN ELEŞTİRİSİ
( Doğru ile yanlışı inceler. İLE İyi ile kötüyü inceler. İLE [Bir bölümünde] Güzel, çirkin ve yüceyi inceler. )
- IMMANUEL KANT'TA, İNSANIN DÖRT YETENEĞİ
( * DUYARLILIK(İHSAS)
* HAYAL GÜCÜ(MUHAYYİLE)
* İDRAK(MÜDRİKE)
* US(AKIL) )
- IMMANUEL KANT'TA:
"ARI USUN ELEŞTİRİSİ" ÖNCESİ ile "ARI USUN ELEŞTİRİSİ" SONRASI
- IMMUNE-MEDIATED/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI
- IMMÜNOJENİTE/IMMUNOGENICITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLILIK YETISİ
- IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= İMMÜNOLOJİ
( Bağışıklık sistemini çalışan bilimin adıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IMMÜNOLOJİ/IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BİLİMİ
- İMMÜNOLOJİ ile/||/<> BAĞIŞIKLIK BİLİMİ
( bağışıklık bilimi Bağışıklık bilimi İnsan ve hayvanlarda bağışıklık sistemini ve hastalıklara karşı oluşan bağışık cevabı inceleyen bilim dalı bağışıklık bilimi Antikorlar ve antikorların antijenlerle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalı İmmünoloji Hastalık veya alerji oluşturan etkenlere karşı bağışıklığı konu alan bilim dalı immünoloji İmmünoloji )
( IMMUNOLOGY )
( IMMUNOLOGIE )
- IMMUNOLOGY[Fr.] / IMMUNITÄTSFORSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İMMUNOLOJİ
- İMMÜNOLOJİ ile/||/<> MİKROBİYOLOJİ
( Bağışıklık düzenini ve işlevlerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Mikroorganizmaları inceleyen bilim dalı. )
( vs./and/||/<> MICROBIOLOGY )
- IMMÜNOMEDİYATÖR/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI
- IMMÜNOMODÜLASYON/IMMUNOMODULATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAMASI
- IMMÜNOMODÜLATÖR/IMMUNOMODULATORY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAŞTIRICI
- IMMÜNOSÜPRESİF/IMMUNOSUPPRESSIVE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI
- IMMÜNOTERAPİ/IMMUNOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= AŞI TEDAVİSİ, BAĞIŞIKLIK SAĞALTIMI
- IMMUNOTHERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= İMMUNOTERAPİ
- İMMUNOTERAPİE ile/||/<> KEMOTERAPİ
( İmmunoterapie bağışıklık sistemini kullanırken İLE kemoterapi doğrudan hücre toksisitesi sağlar )
( Formül: Checkpoint inhibitor )
- IMPACT :/yerine ETKİ
- İMPAKT/IMPACT[İng.] değil/yerine/= ETKİ
- İMPARATOR PENGUENİ ile/değil ADELİE PENGUENİ
( Güney Kutbu'nda yaşarlar. )
- IMPERIAL JODE[İng.] ile/değil/yerine/= İMPARATOR YEŞİMİ
- İMPARATORLUK ile İMPARATORLUK İYİLİKLERİ ile EMPERYALİZM ile EMPERYALİST ile EMPERYALİST ile TEHLİKE ile BUYURGAN ile BUYURGAN BİR ŞEKİLDE
( IMPERIAL vs. IMPERIAL FAVORS vs. IMPERIALISM vs. IMPERIALIST vs. IMPERIALISTIC vs. IMPERIL vs. IMPERIOUS vs. IMPERIOUSLY )
( امپراتوري ile همايوني ile شاهنشاهي ile همايون ile سلطنتي ile مراحم ملوکانه ile امپرياليسم ile استعمار طلبي ile امپرياليست ile بهره جويانه ile استعمار گراي ile درخطر انداختن ile اماره ile آمرانه )
( EMPERATORY ile همايوني ile SHANESHAHY ile CPEHMAYVAN ile SALTANTY ile MARAHAM MOLOKANEH ile EMPERYALYSAM ile ESTEMAR TALABY ile EMPERYALYSET ile BACPAREH JOYANEH ile ESTEMAR GERAY ile DARKHATAR ANDAKHTAN ile EMAREH ile AMRANEH )
- İMPEDANS SPEKTROSKOPİ ile/||/<> DC TEKNİKLER
( EIS AC frekans bağımlı, DC sabit potansiyel/akım. )
( Formül: Nyquist İLE i-V )
- İMPLANT[Fr. < IMPLANT] değil/yerine/= DOKU EKİMİ
- IMPLANT[İng.] değil/yerine/= EKİT, DOKU EKİMİ
- İMPLİSİT BİLGİ/IMPLICIT KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK BİLGİ
- IMPORTANT :/yerine ÖNEMLİ
- IMPRESSIVE :/yerine ETKİLEYİCİ
- İMPRESYON/IMPRESSION[İng.] değil/yerine/= İZLENİM | ÇÖKÜNTÜ, | BASI İZİ
- İMSAK ile İMSAK VAKTİ
- İMTİNÂ-İ ÂDÎ ile/ve/<> İMTİNÂ-İ HAKİKÎ
( Bir şeyin, varoluşunun olanaksızlığı. İLE/VE/<> Bir şeyin, yokluğunun, akılsal olarak olanaksızlığı. )
( Birinin, başka birinin çocuğu olduğu bilinen biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. İLE/VE/<> Birinin, kendinden yaşça büyük biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. [davası edil(e)mez/dinlenmez] )
- İMTİYAZ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZLI
( CONCESSION vs. CONCESSIONAIRE vs. CONCESSIONER vs. CONCESSIVE )
( امتياز ile امتيازنامه ile امتياز دهنده ile صاحب امتياز ile تصديقي )
( EMTYAZ ile EMTYAZNAMEH ile EMTYAZ DAHANDEH ile SAHEB EMTYAZ ile تصديقي )
- İMTİYAZLI ile/||/<> LICENCEE[İng.] ile/||/<> CONCESSIONNAIRE[Fr.] ile/||/<> AYRICALIKLI
( Ayrıcalık elde eden )
( LICENCEE )
( CONCESSIONNAIRE )
- İMTİZAÇ ile İMTİZAÇLI ile İMTİZAÇSIZ/LIK
- İMZA BEYANNÂMESİ ile/ve/||/<>/> İMZA SİRKÜLERİ/SİRKÜSÜ
( Gerçek kişi için, bireysel. İLE/VE/||/<>/> Tüzel kişi/kuruluş için. )
- İMZA BEYTİ ile/||/<> MAHLAS BEYTİ
( Halk edebiyatı terimi Mahlas beyti )
- İMZA | NİŞANE | BELGİ ile/||/<> BELGİ
( Süsleme Eskiden dükkan ve mağazaların kapıları üstünde o dükkan ya da mağazanın nişanı olarak asılan demirden yapılmış üslüplaştırılmış hayvan biçimlerindeki süs Bir yanıtlayıcının soru çizinliğinde yanıtını dile getirmek üzere yaptığı belirtim ya da kimliğini belirtmek üzere kullandığı simge bellik kesit )
( SCUTCHEON | SIGN )
( PANONCEAU )
( WAPPENSCHILD )
- İMZA ile CEMAL SÜREYYA'NIN İMZASI
- İMZALAMAK ile İMZALANMAK ile İMZALATMAK ile İMZALATABİLMEK ile İMZALAYABİLMEK ile İMZA ile İMZALI ile İMZASIZ/LIK ile İMZA GÜNÜ ile İMZA BEYTİ ile İMZA KAĞIDI ile İMZA SAHİBİ ile İMZA TÖRENİ ile İMZA SİRKÜLERİ ile İMZA ÇİZELGESİ
- IN KIND[İng.] ile/||/<> AYNÎ
( Para dışındaki tüm maddi şeyler )
( IN KIND )
- İN ile/ve/değil/||/<> AY İNİ
(
)
- İNÂ'[Ar. < EVÂNÎ] ile İ'NÂ[Ar.] ile ÎNÂ'[Ar.] ile ÎNÂ'[Ar.]
( Kap kacak. İLE Zahmete uğratma. İLE Yemiş toplama zamanının gelmesi. İLE Geciktirme, alıkoyma. )
- İNAN = İMAN = FAITH[İng.] = FOI[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FIDES[Lat.] = FE[İsp.]
- İNANÇ ile/ve/<> SEVGİ ile/ve/<> BİLGİ
( Toplumsal yönetimde, kişiler üzerinde oynanan alanlar. )
( BELIEF vs./and/<> LOVE vs./and/<> KNOWLEDGE )
- İNANCI" değil/yerine ... DÜŞÜNCE VE İNANCI
- İNANDIRICI ile İNANMAK ile OLASILIĞA İNANMAK ile MÜMİN ile ESHRAGH'A İNANAN
( BELIEVABLE vs. BELIEVE vs. BELIEVE IN THE POSSIBILITY vs. BELIEVER vs. BELIEVER OF ESHRAGH )
( باور کردني ile قابل قبول ile باور کردن ile اعتقاد کردن ile گمان کردن ile ايمان داشتن ile اعتقاد داشتن ile عقيدهداشتن ile معتقد بودن ile اعتقادکردن ile بر اين باور بودن ile اعتقادداشتن ile ايمان آوردن ile گمان داشتن ile احتمال دادن ile باور کننده ile اهل ايمان ile مومن ile معتقد ile اشراقي )
( BAVAR KARDANY ile GHABEL GHABOL ile BAVAR KARDAN ile ETEGAD KARDAN ile GOMAN KARDAN ile AYMAN DASHTAN ile ETEGAD DASHTAN ile AGHYDEDDASHTAN ile MOTAGHAD BODAN ile ETEGADKARDAN ile BAR AYNE BAVAR BODAN ile ETEGADDASHTAN ile AYMAN AVARDAN ile GOMAN DASHTAN ile EHTAMAL DADAN ile BAVAR KONANDEH ile اهل ايمان ile MOMEN ile MOTAGHAD ile ESHARAGHY )
- İNANMAK ile/ve BEKLEYİŞ/BEKLENTİ
( TO BELIEVE vs./and EXPECTATION )
- İNANMAK ile İNANILMAK ile İNANDIRMAK ile İNANABİLMEK ile İNANIVERMEK ile İNANDIRILMAK ile İNAN ile İNANÇ ile İNANCA ile İNANCI/LIK ile İNANLI ile İNANSIZ/LIK ile İNANÇLI/LIK ile İNANÇSIZ/LIK ile İNANÇLICA ile İNANÇSIZCA
- İNANMIŞ ile DELİ
- İNAT[Ar.] değil/yerine/= DİRETİ
- İNATÇI/ANUT[Ar.] değil/yerine/= DİRETEK/DİRETKEN
- İNATÇI ile HARIN
( ... İLE Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden hayvan. | [mecaz] Hain, huysuz. | [mecaz] Obur. )
- İNATÇI ile İMPETİGO
( IMPETIGINOUS vs. IMPETIGO )
( زردزخمي ile زرده زخم ile زردزخم )
( زردزخمي ile ZARDEH ZAKHAM ile زردزخم )
- İNAT/ÇI ile/ve/||/<> İNAK/ÇI
- İNATÇILIK ile İNATÇI
( BALK vs. BALKER )
( امتناع ورزيدن ile زيرش زدن ile مايه لغزش ile طفرهرو ile زيرش زن )
( EMTENA VARZYDAN ile ZYRASH ZADAN ile MAYYEH LAGHZESH ile طفرهرو ile ZYRASH ZAN )
- İNATLAŞMAK ile İNAT/LIK ile İNATÇI/LIK ile İNATÇI KEÇİ
- İNBİSAT SABİTİ | VAHDET-İ İNBİSAT | GENLEŞME KATSAYISI ile/||/<> GENLEŞME KATSAYISI
( Birim nicelikte bir özdeğin bir derece sıcaklık artışıyla gösterdiği oylum genişlemesi Sıcaklığın bir derece yükseltilmesiyle birim uzunluk birim yüzölçüm ya da birim oylumdaki artış fizik )
( EXPANSIVITY | COEFFICIENT OF EXPANSION )
( EXPANSIVITÉ | COEFFICIENT DE DILATATION )
( AUSDEHNBARKEIT | WÄRMEDEHNUNGSZAHL )
- İNCE BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI ile/||/<> KALIN BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI
( İnce bağırsak daha az bakteri yoğunluğu İLE kalın bağırsak çok yüksek bakteri yoğunluğu içerir. İnce bağırsakta 10^3-10^7 bakteri/ml İLE kalın bağırsakta 10^11-10^12 bakteri/ml bulunur. )
- İNCE BAĞIRSAK ile/ve 12 PARMAK BAĞIRSAĞI
( SMALL INTESTINE vs./and DUODENUM )
- İNCE BAĞIRSAK ve/||/<> ZONULİN BAĞLARI
- THIN FILM CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DEVRESİ
- THIN FILM CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR DU FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM SIĞASI
- FINE STRUCTURE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTURFAKTOR, FEINSTRUKTURKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI SABİTİ
- FINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI
- İNCE ve/||/<> İNCİ
- İNCEAĞRI ile İNCESAYRILIK
( Verem. İLE Akciğer veremi. )
- THINNER; DILUTING AGENT, DILUENT[İng.] / DILUANT, DILUENT[Fr.] / STRECKMITTEL, VERDÜNNUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCELTİCİ, SEYRELTİCİ
- ^ İNCELTME İMİ(olarak kullanım) ile/ve UZATMA İMİ(olarak kullanım)
değil
DÜZELTME İMİ(olarak kullanım)
- İNCELTME İŞARETİ ile/||/<> ...
( Arapça ve Farsça kelimelerde g k l Batı kaynaklı kelimelerde l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u ünlülerinin üzerine konulan işaret dergâh hikâye kâr mezkûr sükûn yadigâr vb )
- İNCELTME (SİMGESİ) ile/ve/||/<>/< İNCELİK
( İzlemek için burayı tıklayınız... )
- İNCELTME ile İNCELTME İŞARETİ
- İNCELTMEK ile İNCELTEBİLMEK ile İNCELTİCİ
- İNCİ BALIĞI ile/||/<> İNCİ BALIĞI
( Sazangiller familyasından şerit arakonakçısı bir balık türü akbalık anlamdaş ak balık Alburnus alburnus Kemiklibalıklar Teleostei takımının sazangiller Cyprinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 12 cm Pullarını örten gümüşlü bir pigment yapma inci olarak kullanılır Avrupa ve Anadolu ırmaklarında yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının sazangiller Cyprinidae familyasından 12 cm kadar uzunlukta pullarını örten gümüşlü bir pigmentin yapay inci olarak kullanıldığı Avrupa ve Anadolu ırmaklarında yaşayan bir balık türü Akbalık Kemikli balıklardan sazangiller Cyprinidae familyasından boyu 25 cm kadar olabilen pullarını örten gümüşi bir pigmentin yapay inci olarak kullanıldığı Avrupa ve Anadolu ırmaklarında yaşayan bir balık türü akbalık )
( BLEAK )
( ABLETTE | ALBETTE )
( LAUBE )
( ALBURNUS ALBURNUS )
- İNCİ: Cansız ve bitki eşiği. -ile
- İNCİ ile/ve AZRA
( ... İLE/VE Delinmemiş inci. )
- İNCİ ile İNCİ ÇİÇEĞİ(MÜGE[Fr. < MUGUET])
- İNCİ ile/ve/||/<> MERCAN
( [Divân Edebiyatında] Gözyaşını simgeler. İLE/VE/||/<> Kanlı gözyaşını simgeler. )
( Barış. İLE/VE/||/<> Feragat. )
( Hz. Hasan ve soyu. İLE/VE/||/<> Hz. Hüseyin ve soyu. )
( Kavuşmayı/vuslatı simgeler/nişânesidir. İLE/VE/||/<> ... )
- İNCİL ile İNCİL'DEKİ
( BIBLE vs. BIBLICAL )
( انجيل ile کتاب مقدس ile کتابي )
( ENJYLE ile KETAB MOGHODAS ile KETABY )
- İNSAN/KİŞİ:
İNCİL'DE ve/||/<> KUR'ÂN'DA
( İmanı, ümidi ve şefkati olandır. VE/||/<> İman, ihlâs ve doğru/düzgün eylem/etkinlik peşinde koşandır. )
- İNCİNMEK ile İNCİTMEK ile İNCİTİLMEK ile İNCİTEBİLMEK ile İNCİ ile İNCİK ile İNCİL ile İNCİR/LİK ile İNCİLİ ile İNCİ TAŞI ile İNCİR KUŞU ile İNCİ BALIĞI ile İNCİ ÇİÇEĞİ ile İNCİK BONCUK ile İNCİK KEMİĞİ ile İNCİK YAHNİSİ
- İNCİR AĞACI ile/değil KOKAR AĞACI
- İNCİR ÇEKİRDEĞİ ile/||/<> HİNDİSTAN CEVİZİ
- İNCİR/YEMİŞ/BALLIDARI ile BURUK İNCİR/YEMİŞ
( ... İLE Dalında kuruyan, kimyasal kullanılmış incir. )
- İNCİR/YEMİŞ/BALLIDARI ile ÖTEKİ MEYVELER
( Bilgeliği simgeler. İLE ... )
( TİN ile ... )
( FIG vs. OTHER FRUITS
Signs the wisdom. WITH ... )
( FICUS CARICA cum ... )
(1996'dan beri)