Bugün[03 Temmuz 2026]
itibarı ile 1.863 başlık/FaRk ile birlikte,
1.863 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(2/9)


- AEROGRAF[Fr.] İLE AEROGRAFİ[Yun.]

( Hava basınçlı boya püskürtme tabancası. İLE Basınç, nem ve sıcaklık gibi olguların özelliklerini inceleyen bilim dalı. )


- AEROKARTOGRAF[Yun.] değil/yerine/= ÖLÇÜM VE HARİTA ARACI

( Bir yerin havadan çekilen fotoğrafına dayanılarak ölçümünü ve haritasını yapmaya yarayan araç. )


- AF ile/ve İSTİĞFAR

( Cezası saklı olarak, ceza almama. İLE/VE Tüm yanlış/ceza kayıtlarının silinmesi. )


- AF ve/||/<>/>/< MAĞFİRET[< GUFRÂN]


- AFAKÎ, ŞEYİ ile/||/<> OBJECTIVE[İng.] ile/||/<> OBJECTIF[Fr.] ile/||/<> OBJEKTIV[Alm.] ile/||/<> NESNEL

( 1 Nesneye ilişkin olan 2 Nesne ile uyuşan nesne ile uyum içinde olan 3 Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan 4 Genel geçer olan her düşünce için geçerli olan 5 Bireyüstü olan örneğin nesnel tin a Bireyleri aşan ama aynı zamanda onları birleştiren tinsel yaşam alanı sanat bilim ahlak hukuk b Tinin öznenin dışına çıkan ürünleri yapıtları kuruluşları )

( OBJECTIVE )

( OBJECTIF )

( OBJEKTIV )


- AFF-[İng.] değil/yerine/= AFF-

( "-e doğru" ya da "yanında" anlamında bir ön ektir. Örneğin, "affix" sözcüğü "bir yere sabitlemek" anlamına gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- AF[F]EKSİYON ile/||/<> AF[F]EKT ile/||/<> AF[F]EKTE ile/||/<> AF[F]EKTİF

( Duygulanım, sayrılığa yakalanma. İLE/||/<> Duygu durum. İLE/||/<> Sayrılığa yakalanmış. İLE/||/<> Duygusal. )


- AFİF ile/||/<> AKARYAKIT FİYAT İSTİKRAR FONU

( Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonu )


- (not AFRAID FROM) AFRAID OF


- AĞAÇKAKAN/TAKDELEN ile TUHAF

( ... İLE Ağaçkakan türünden iri gagalı bir kuş. )

( 200'den fazla türü vardır. İLE ... )

( Gaga uzunlukları bazı türlerde kendi boyunun üçte ikisi kadar olabilir. İLE ... )

( Herbirinin kendine özgü delme hızı ve ritmi vardır. [Bazıları ağaca saniyede 16 kere vurabilir.] İLE ... )

( Gagasını her vurduğunda yerçekiminin uyguladığı gücün bin katını uygular. [Astronotların dikey havalanış sırasında maruz kaldıkları basıncın 250 katı] İLE ... )

( Kafataslarının kırılmamasının nedeni, şokun hemen hemen tamamını emen süngerimsi kıkırdak yastıktır. İLE ... )

( Dillerinin kullanılmadığı zamanlarda içi sıvı dolu bir akerdeon gibi katlanmasını sağlayan bir dizi zarımsı dil kemiği vardır. [Kullanılmadığı zamanlar kafatasının etrafındaki yerde toplanır, burun deliklerinin arkasında sabitlenir.] İLE ... )

( Kulakları dillerinin ucundadır. [Kaçmaya çalışan böcekleri dinlemesini sağlar.] İLE ... )

( Gagalarını vururkenki amaçları yemek aramak değildir. Haberleşmeye ve eşleri çekmeye yarayan türe özgü bir "imza"dır. İLE ... )

( PECKER/WOODPECKER vs. ... )


- ÂGÂH ile ÂRİF


- ÂGÂH ile ÂRİF


- AGGRESSIVE :/yerine AGRESİF


- AGRESİF[Fr. < AGRESSIF] değil/yerine/= SALDIRGAN


- AGRESİF değil/yerine/= SALDIRGAN


- AHLAMAK ile AHLAF ile AHLAK ile AHLAT ile AHLAKLI/LIK ile AHLAKÇA ile AHLAKÇI/LIK ile AHLAKSIZ/LIK ile AHLAK DIŞI ile AHLAKSIZCA ile AHLAK BİLİMİ ile AHLAK DIŞICI/LIK ile AHLAK YASASI ile AHLAK BİLİMCİ ile AHLAK BİLİMSEL ile AHLAK ZABITASI


- AHMAK ile/değil/yerine/>< FİLOZOF

( Felsefeyi zorlaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Felsefeyi kolaylaştırır. )


- AJUR[Fr.] değil/yerine/= GÖZENEKLİ MOTİF


- ÂKİF[Ar. çoğ. ÂKİFÂN, AKÛF] ile/ve/||/<> ÂRİF[Ar. < İRFAN | çoğ. UREFÂ]

( Sebât eden. | İbâdet eden. İLE/VE/||/<> Bilen, bilgili, irfan sahibi.[(Bildiğinin, yapacağının ve söyleyeceğinin) Zamanını ve zeminini] )


- AKILSAL TASAVVUF ile/ve RUHSAL TASAVVUF


- AKİTTE:
TASAVVUN SURETİYLE BEYİ ile/ve/||/<> TEVLİYET ile/ve/||/<> TERÂBUH ile/ve/||/<> TEHASSÜR ile/ve/||/<> ŞİRKET ile/ve/||/<> İKÂLE ile/ve/||/<> MÜBÂDELE ile/ve/||/<> SARF ile/ve/||/<> TEVEHHÜP ile/ve/||/<> SULH ile/ve/||/<> BORÇ ile/ve/||/<> TEATİ ile/ve/||/<> HIYAR ile/ve/||/<> SELEM ile/ve/||/<> MEŞRÛİYET KEYFİYETİ ile/ve/||/<> RIZÂ VE MUVAFAKAT >< FUZÛLÎ


- AKSÂM ile ENVÂ ile ESNAF

( [tekili] "Kısım". İLE "Nev". İLE "Sınıf". )


- AKTİF İLE PASİF ile/||/<> İMMÜNİZASYON

( Bağışıklık kazandırma yöntemleri. )

( Formül: Bellek > Primer yanıt )


- AKTİNODERMATOZ[Fr.] ile AKTİNOGRAF[Fr.] ile AKTİNOLOJİ[Fr./İNG.] ile AKTİNOMETRE[Fr.] ile AKTİNOMETRİ[Fr.] ile AKTİNOSKOPİ[Fr.] ile AKTİNOTERAPİ[Fr.] ile AKTİNOTROPİZM[Fr.] ile AKTİNYUM[Yun.]

( Güneş ışınları etkisiyle oluşan bir deri sayrılığı. İLE Kaydedici ışınım ölçer. İLE Güneş ışınlarının insan gövdesindeki etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE Işınım ölçer. İLE Işınım ölçümü. İLE Karanlık bir odada, ışık kaynağı ile aydınlatılan örgenlerin saydamlığının incelenmesi. İLE Mor ötesi ışınların sağaltım amacıyla kullanılması. İLE Bitkilerin tek yönden gelen ışık etkisiyle o yana doğru büyümesi. İLE Radyoaktif bir öğe. )


- AKTİVASYON ile AKTİF ile AKTİF AJAN ile AKTİF ELEMAN

( ACTIVATION vs. ACTIVE vs. ACTIVE AGENT vs. ACTIVE ELEMENT )

( فعال سازي ile کنشي ile پر تحرک ile فعال ile عامل ile اثرکننده ile عنصر فعال ile عنصر کنشي )

( FAAL SAZY ile KONASHY ile PAR TAHRAK ile FAAL ile AMEL ile ASARKONANDEH ile ONSER FAAL ile ONSER KONASHY )


- AKTOGRAF[Fr.] değil/yerine/= BİREYİN DAVRANIŞ ETKİNLİĞİNİN ZAMAN İÇİNDEKİ DAĞILIMINI ÖLÇMEYE YARAYAN DÜZENEK


- AKUZATİF[Fr. < ACCUSATIF] değil/yerine/= BELİRTME DURUMU


- A'LÂF[Ar. < ALEF] ile ÂLÂF[Ar. < ELF]

( Hayvan yemleri. | Otlar, samanlar. İLE Binler. )


- ALAN ile/ve/< ÂLEM ile/ve/< ŞUBE ile/ve/< SINIF ile/ve/< TAKIM ile/ve/< AİLE ile/ve/< CİNS ile/ve/< TÜR

( ZÜMRE[Ar.]: Alttakım. )

( LEOPAR: Eukarya alanının, Hayvan/Animalia âleminin, Chordata şubesinin, Memeli/Mammalia sınıfının, Etobur/Carnivora takımının, Felidae ailesinin, Panthera cinsinin, Panthera Pardus türündendir. )

( Taksonomi Nedir? Sınıflandırma Biliminin Temel Kuralları )

( DOMAIN vs./and/||/<>/< REGNUM vs./and/||/<>/< FILUM vs./and/||/<>/< CLASSIS vs./and/||/<>/< ORDO vs./and/||/<>/< FAMILIA vs./and/||/<>/< GENUS vs./and/||/<>/< SPECIES )


- ALENGİRLİ[argo] değil/yerine/= GÖSTERİŞLİ, TUHAF | HOŞ | KARMAŞIK


- ALERGOGRAF[Fr.] ile ALERGOGRAFİ[Fr.] ile ALERGOLOJİ[Fr.] ile ALERGOLOG[Fr.] ile ALERJİ[Fr.] ile DUYARCIL/ALERJİK[Fr.] ile ALERJİT[Fr.]

( Tepkilerden yararlanarak alerji nedenini saptayan araç. İLE Tepkilerden yararlanarak alerji nedenini saptama yöntemi. İLE Alerjilerin sağaltımını konu alan bilim dalı. İLE Alerji uzmanı. İLE Belirli bir nesneye karşı gövdenin gösterdiği duyarlılık. İLE Alerji ile ilgili. İLE Alerji sonucu gövdede oluşan değişme ve bozukluk. )


- RÉSIDU ALPHA-ACTIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ALFA ETKİN ATIK


- ALFABE DIŞI ile/||/<> HARF ile/||/<> SESÇİL ALFABE

( (Derleme.. alfabe dışı harf) Bir ulusun alfabesinde bulunmayan harf: Türk alfabesinde bulunmayan w, x, q harfleri gibi. @@ Bir ulusun kabul ettiği alfabede bulunmayan harf; alfabede karşılığı bulunmayan ses: Türk alfabesinde yer almayan w / x / q (Lâtin), c (Rus. ), ny (Macar, n), (Arapçada hemze ve ayn) harfleri veya el 'yabancı', yel 'rüzgâr' kelimelerindeki kapalı e (e) gibi. )

( ANALPHABETIC | LETTER | PHONETIC ALPHABET~LETTER~PHONETIC ALPHABET )

( ANALPHABÉTIQUE | ANALPHABETIQUE | LETTRE | ÉCRITURE PHONÉTIQUE~LETTRE~ÉCRITURE PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONETIQUE )

( ...~LITTERA~... )

( ANALPHABETISCH | BUCHSTABE | LAUTSCHRIFT~BUCHSTABE~LAUTSCHRIFT | PHONETISCHES ALPHABET )

( ANALFABETICO~LETTERA~ALFABETO FONETICO )

( ΑΝΑΛΦΆΒΗΤΟΣ / αναλφάβητος~ΓΡΆΜΜΑ / γράμμα~ΦΩΝΗΤΙΚΌ ΑΛΦΆΒΗΤΟ / φωνητικό αλφάβητο )


- ALGI YANILSAMALARI'NDA:
MÜLLER-LYLER ve POGGENDORFF ve WUNDT ve ZOLLNER ve BOURDON


- ALİ ile ALİ ABBAS ile ALİ EKBER ile ALİ EKBER HAŞİMİ RAFSANCANİ ile ALİ AŞGAR ile ALİ EŞREF ile ALİ BABA ile ALİ HASAN ile ALİ KARAM ile ALİ MUHAMMED ile ALİ PANAH ile ALİ ŞAMKHANİ

( ALI vs. ALI ABBAS vs. ALI AKBAR vs. ALI AKBAR HASHEMI RAFSANJANI vs. ALI ASGHAR vs. ALI ASHRAF vs. ALI BABA vs. ALI HASAN vs. ALI KARAM vs. ALI MOHAMMAD vs. ALI PANAH vs. ALI SHAMKHANI )

( علي ile عليعباس ile علياکبر ile علي اکبر هاشمي رفسنجاني ile علياصغر ile علياشرف ile عليبابا ile عليحسن ile عليکرم ile عليمحمد ile عليپناه ile علي شمخاني )

( علي ile عليعباس ile علياکبر ile ALY AKBAR CPEHESHAMY RAFSANJANY ile ALYASGAR ile علياشرف ile عليبابا ile عليحسن ile ALYKARAM ile عليمحمد ile عليپناه ile علي شمخاني )


- ÂLİM ile/ve/||/<>/> ÂRİF

( Bilgi(sonuç). İLE/VE/||/<>/> Bilme(süreç). )

( Cins. İLE/VE/||/<>/> Fasıl. )

( Koşul. | Durum, hal, vaziyet. | Yemin. İLE/VE/||/<>/> Yarı, yarım. | Bölüm, kısım, parça. | Mısra. )

( Tekil.(Taksim edilir.) İLE/VE/||/<>/> Çoğul.(Tasnif edilir.) )

( İlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilip, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme uğraşıdır. İLE/VE/||/<>/> İrfan; ilmin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilme durumudur. )

( İlim: - Kendini bilmek ve - Gayrıyı bilmek İrfan: - İlm'ul-ilim ve - İlm'un Nefs )

( İlim: - İlm-i Hudurî ve - İlm-i Husulî )

( İlim: - Tasavvur(Kavram) ve - Tasdik(Yargı) İlim: - Bilmek ve - Bilgi )

( İlimde marifet zât'ı bilmektir. Eşyanın(nesnenin) akılda hasıl olan(meydana gelen) suretine ilim denir. Hariçten kattı nazarla malûma ilim denir. )

( İhvân-ı Safâ, "Fasl fî ecnâsi'l-ulûm" başlığı altında ilimleri, -Riyâzî, -Dinî ve -Felsefî olmak üzere üç ana grupta toplamıştır. )

( Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzân olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz. )

( Âlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilen, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme seviyesine ulaşmış kişi. İLE Ârif; aliminin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilen kişidir. )

( Sindiren. İLE/VE/||/<>/> Geviş getiren. )

( Birikime hizmet eden. İLE/VE/||/<>/> Yaşayışa hizmet eden. )


- ÂLİM ile/ve ÂRİF

( Âlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilen, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme seviyesine ulaşmış kişi. İLE/VE Ârif; alimin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilen kişidir. )

( Fikir üretir. İLE/VE Akıl üretir. )

( Faal akıldaki bilgi ile ittisâl eder. İLE/VE Işk ile ittisâl eder. )

( Faal akıldaki bilgiyle belirli bir tecrîd-tehzîb süresince ve hads yoluyla ittisâl eder. İLE/VE Belirli bir riyâzet-tezkiye süresince, ilâhî ışığa doğrudan değer. )

( Doğru hisse sahip olandır. İLE/VE Doğru sonuca sahip olandır. )

( Sorunları/engelleri çözer/çözebilmelidir. İLE/VE Kişileri çözer. )

( İlmini ölümlüden tahsil eden. İLE/VE İlmini ölümsüzden alan. )

( Eşyanın (kesret) hakikatini inceler. İLE/VE Tek'in (letâfet) hakikatini inceler. )

( ... İLE/VE İlâhî inâyetin tecellî sürecini mistik riyâzetle deneyimleyen. )

( Ârifler, ilimsiz, gözsüz, habersiz, müşahedesiz, sıfatsız ve perdesiz görürler. )

( Ârifler meclisine git de, istersen uyu. )

( Âlim, bir konuyu ilm-el yakîn; Ârif, ayn-el yakîn olarak bilir. )

( Âlim fikir/hüküm icâd eder; Ârif, akıl icâd eder. )

( Ölümlüden ilmi alan. İLE/VE Allah'tan ilim sahibi olan. )

( Meselerle, konuşmakla, hükümleri icrâ etmekle adâleti teskin eden zât. İLE Gördüğü şey üzerine insana hali vermekle sekinete ulaştıran zât. )

( Yarım âlim, dinden; yarım doktor, candan eder. )

( Âlimlerin en faziletli ilmi sükûttur. )

( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )

( Bilirler. İLE/VE Yaşadıklarını da bilirler. )

( Vazgeçer. İLE/VE Sığdırır. )

( Malumu bilirler. İLE/VE Mazeretleri bilirler. )

( Baba. İLE/VE Anne. )


- ÂLİM ile/ve ÂRİF ile/ve KÂMİL

( Bildiğini bilen, nesnesini bilen. İLE/VE Bilmediğini bilen, kendini bilen. İLE/VE Eksiğini bilen. )

( Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. )

( Âlimin yanında dilini, ârifin yanında kalbini tut! )

( Ârif'e, târif gerekmez! )

( Dünyanın anasını Kâmil ağlatır, Kâmil'in anasını da cahil. )


- ÂLİM/ÂRİF ile/ve/değil/yerine/<> İMAN EDEN

( [not] SCHOLAR/GNOSTIC vs./and/but/<> BELIEVER
BELIEVER instead of SCHOLAR/GNOSTIC )


- ALINTI ile/ve/değil ATIF


- ALIŞKANLIK ile ZAAF

( Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. )

( Alışkanlıklar, tutkuyu; tutku da karakteri etkiler. )


- [ne yazık ki]
"ALIŞKANLIK":
ÖNCE HAFİF ve/||/<>/> SONRA GÜÇLÜ

( Duyumsanılamayacak kadar. VE/||/<>/> Kırılamayacak kadar. )


- ALLOSTERİK ile/||/<> KOMPETİTİF

( Bir molekülün, enzimin etkin bölgesine değil başka bir bölgesine bağlanıp enzimin biçimini değiştirerek işlevini düzenlemesidir. @@ Bir molekülün, tam da substratın bağlandığı etkin bölgeye yarışarak bağlanıp onu engellemesidir. İlki başka bölgeden dolaylı, ikincisi aynı bölgede doğrudan yarışarak etki eder. )


- ALT CİNS ile/||/<> ALT FAMİLYA ile/||/<> ALT SINIF ile/||/<> ALT TAKIM ile/||/<> ÜST SINIF

( Canlıların sınıflandırılmasında cinsin altında yer alan bir kategori. @@ Canlıların sınıflandırılmasında cinsin altında yer alan bir kategori. )

( SUBFAMILY | SUBCLASS | SUBORDER | SUPERCLASS~SUBFAMILY~SUBCLASS~SUBORDER~SUPERCLASS )

( SUBFAMILLE | SUBCLASSE | SUBORDRE | SUPERCLASSE~SUBFAMILLE~SUBCLASSE~SUBORDRE~SUPERCLASSE )

( SUB: ALTINDA; GENUS: IRK | SUBGENUS | SUB: ALTINDA; FAMILIA: EV HALKI | SUB: ALTINDA; CLASSIS: BÖLÜM | SUB:ALTINDA; ORDO:TAKIM | SUPER: ÜZERINDE~SUB: ALTINDA; FAMILIA: EV HALKI | SUBFAMILIA~SUB: ALTINDA; CLASSIS: BÖLÜM | SUBCLASSIS~SUB:ALTINDA; ORDO:TAKIM | SUBORDO~SUPER: ÜZERINDE )

( UNTERFAMILIE | UNTERKLASSE | UNTERORDNUNG | SUPERKLASSE~UNTERFAMILIE~UNTERKLASSE~UNTERORDNUNG~SUPERKLASSE )

( SOTTOGENERE~SOTTOFAMIGLIA~SOTTOCLASSE~SOTTORDINE~SUPERCLASSE )

( ΥΠΟΓΈΝΟΣ / υπογένος~ΥΠΟΟΙΚΟΓΈΝΕΙΑ / υποοικογένεια~ΥΠΟΚΛΆΣΗ / υποκλάση~ΥΠΟΤΆΞΗ / υποτάξη~ΥΠΕΡΚΛΆΣΗ / υπερκλάση )


- ALT SINIF ile/||/<> ALT SINIF

( Canlıların sınıflandırılmasında sınıftan daha küçük gruplar topluluğunu ifade eden bir terim sınıf ile takım arasında bir kategori Subklasis Canlıların sınıflandırılmasında sınıftan daha küçük gruplar topluluğu subklasis Sınıf altı )

( SUBCLASS )

( SUBCLASSE )

( UNTERKLASSE )

( SUB: ALTINDA; CLASSIS: BÖLÜM | SUBCLASSIS )


- ALT SINIF ile ALT ŞUBE ile ALT TAKIM ile ALT TÜR


- ALTERATION vs./and CHANGING THE SELF


- ALTERNATIVE CURRENT[İng.] / COURANT ALTERNATIF[Fr.] / WECHSELSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTERNATİF AKIM


- ALTERNATİF[İng. < ALTERNATIVE] değil/yerine/= DALGALI


- ALTERNATİF ile DÖNÜŞÜMLÜ OLARAK ile ALTERNATİF ile MÜNAVEBE ile ALTERNATİF ile ALTERNATİF AKIM ile ALTERNATİF OLARAK ile ALTERNATÖR

( ALTERNATE vs. ALTERNATELY vs. ALTERNATING vs. ALTERNATION vs. ALTERNATIVE vs. ALTERNATIVE CURRENT vs. ALTERNATIVELY vs. ALTERNATOR )

( تناوب داشتن ile متناوب کردن ile تناوب کردن ile متناوب بودن ile غبا ile تناوبي ile متناوب ile تناوب ile يک درمياني ile جريان متناوب ile بنوبت ile به تناوب ile متناوبا ile تناوبگر ile متناوب ساز )

( TANAVEB DASHTAN ile MOTENAVEB KARDAN ile TANAVEB KARDAN ile MOTENAVEB BODAN ile غبا ile TANAVEBY ile MOTENAVEB ile TANAVEB ile YK DARAMYANY ile JARYAN MOTENAVEB ile بنوبت ile BAH TANAVEB ile MOTENAVBA ile تناوبگر ile MOTENAVEB SAZ )


- ALTERNATİF ile OLANAK

( ALTERNATIVE vs. POSSIBILITY )


- ALTERNATİF ile/ve/||/<> TEKABÜLİYET


- ALTERNATİF ile/ve/değil UZANIM


- ALTERNATIVE/ALTERNATEUR[Fr. < ALTERNATIF] değil/yerine/= ALTERNATIF

( bk. seçenek @@ @@ @@Bir soru çizinliği ya da ölçekte bir soru ya da sınarı izleyen ve verilebilecek olanaklı yanıtları gösteren almaşıklardan her biri. @@ (Lat. alter = ikiden biri) : 1. İki olanak arasında zorunlu bir seçme yapma durumu. Seçenekli önermeler: İkisinden birini kabul edince öteki dışarıda kalan, geçersiz sayılan önermeler. (Ör. Bir şey ya böyledir ya şöyledir. Bir şey böyledir veya böyle değildir.) 2. Seçilmesi gereken iki yoldan; iki olanaktan biri. @@ )


- ALTERNATIVE :/yerine ALTERNATİF


- ALTIN:
SAF ile/ve/değil/<> SOM

( Sade(ce) altın. İLE/VE/DEĞİL/<> Altınla dolu. )


- AMORPHOUS[İng.] / AMORPHE[Fr.] / AMORPH, FORMLOS[Alm.] ile/değil/yerine/= AMORF


- AMORF ile/||/<> KRİSTAL ile/||/<> KUASİKRİSTAL

( Atomların uzun erimli düzeni olmayan, cam gibi rastgele dizildiği katıdır. @@ Atomların uzun erimli, dönemsel olarak düzenli tekrarlandığı katıdır; keskin erir. @@ Düzenli ama dönemsel olmayan, klasik kristallerde yasak beşli simetriyi gösteren katıdır. Üçü, atom diziliminin düzen derecesine göre ayrılır: düzensiz, düzenli-tekrarlı ve düzenli-tekrarsız. )

( Formül: Penrose döşeme )


- ANA MOTİF ile ANA MOTİF

( LEITMOTIF vs. LEITMOTIVE )

( مهم تکراري )

( MANPAM TAKRARY )


- ANAGLİF[Fr.] ile/ve/||/<> ANAGLİPTİK[Fr.]

( Oymalı bir yapıt ya da kabartma heykel. İLE/VE/||/<> Körler için hazırlanan kabartmalı baskı biçimi. )


- ANEMOFİLİ[Fr.] değil/yerine/= ANEMOGRAF[Yun.] değil/yerine/= ANEMOKOR[Fr.] değil/yerine/= ANEMOMETRE[Fr.] değil/yerine/= ANEMOSKOP[Fr.]

( Yel ile tozlaşan bitkilerin tozlaşma biçimi. İLE Yelin yönünü ve hızını kaydeden araç. İLE Yel ile dağılan tohumlar ve tohumlardan üreyen bitki. İLE Yel ölçer. İLE Yelin yönünü belirten araç. )


- ANEMOGRAF ile ANEMOGRAFİ

( ANEMOGRAPH vs. ANEMOGRAPHY )

( بادنگار ile باد نگاري )

( BADANGAR ile BAD NEGARY )


- ANİ ile ANİF ile ANİMİZM ile ANİMASYON


- ANÎF[Ar. < UNF] ile ÂNİF[Ar.]

( Sert, şiddetli. | Kaba/kötü tutumda bulunan. İLE Pek yakında geçen. )


- ANOMALISTIC MONTH[İng.] ile/||/<> RÉVOLUTİON ANOMALİSTİQUE DE LA LUNE[Fr.] ile/||/<> ANOMALISTISCHER MONAT, ANOMALISTISCHER UMLAUF[Alm.] ile/||/<> AYRIKSI AY

( Ayın yörüngesindeki enberi noktasından art arda iki geçişi arasındaki zaman farkı 27g13sa18dk )

( ANOMALISTIC MONTH )

( RÉVOLUTION ANOMALISTIQUE DE LA LUNE )

( ANOMALISTISCHER MONAT, ANOMALISTISCHER UMLAUF )


- ANŞEF[Fr.] değil/yerine/= BAŞ, BİRİNCİ


- ANTİDEPRESAN[Fr.] ile/||/<> ANTİDEPRESİF[Fr.] ile/||/<> ANTİNEVRALJİK[Fr.]

( Depresyon çözücü ilaçlar. İLE/||/<> Çöküntülere karşı etkili olan nesneler. İLE/||/<> Nevraljiye karşıt olan, eden. )


- ANTİENFEKTİF değil/yerine/= BULAŞ KESEN


- ANTİHİPERTANSİF değil/yerine/= TANSİYON DÜŞÜRÜR


- ANTİKONVÜLSİF değil/yerine/= NÖBET KESER


- ANTİPROLİFERATİF değil/yerine/= ÇOĞALIM ÖNLER


- APERITIF[İng.] ile/||/<> APERİTİF[Fr. < APÉRITIF]

( Aparatif )

( APERITIF )

( APÉRITIF )


- APERİTİF[Fr.]["APERATİF/APERETİF" değil!] değil/yerine/= ÖN İÇECEK/YİYECEK


- APOMORF ile/||/<> PLEZİOMORF

( Apomorf türetilmiş yeni İLE pleziomorf atsal eski. )

( Formül: Derived İLE ancestral )


- APOSTROF[Fr. < APOSTROPHE < Yun.] değil/yerine/= KESME (İMİ)


- APOSTROPHE[Fr.] ile/||/<> APOSTROF[Fr. < APOSTROPHE]

( Yazıda bir kelimeden bir sesin veya bir öğenin düştüğünü gösteren virgül şeklindeki işaret ki bu başka görevlerle de kullanılmaktadır )

( APOSTROPHE )


- APPROACH[İng.] ile/||/<> COURSE D'ÉLAN[Fr.] ile/||/<> ANLAUF[Alm.] ile/||/<> GELİŞME KOŞUSU

( Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu )

( APPROACH )

( COURSE D'ÉLAN )

( ANLAUF )

( INCURSUS )

( RINCORSA )

( ΦΌΡΑ / φόρα )


- (not APPROVE [/TO]) APPROVE OF


- A'RAF ile BERZAH

( ... İLE İki şey arası, fasıl, boşluk, sınır alanı, âlem-i dünya ile âlem-i âhire arası. Hakk ile halk arası. | Ölülerin ruhlarının kıyâmete kadar bulunacakları yer. )


- ARAF ile/ve/değil EŞİK


- ÂRİF ve ÂGÂH ve HEMDERT


- ARİF ile ÂRİF[Ar. < İRFAN | çoğ. UREFÂ]

( Ünlü, çok tanınmış. | Bilgi sahibi. İLE Bilen, bilgili, irfan sahibi.[(Bildiğinin, yapacağının ve söyleyeceğinin) Zamanını ve zeminini] )


- ÂRİF ile ARRÂFE

( GNOSTIC vs. ARRAFE )


- ÂRİF ile/ve/> HAKÎM ile/ve/> MÜTEELLİH

( ... > Hem ârif, hem de hakîm olan. )

( Kâmiller/ârifler, Allah'ın nazarıyla bakar. )

( Ârif olan... İçi, dışı, dengede tutan. )


- ÂRİF ile MUHLİS


- ÂRİF ile/ve ZARÂFET

( GNOSTIC vs./and ELEGANCE )


- ÂRİF ile/ve ZARİF

( Karşılık almaz/beklemez. İLE/VE Fazladan verir. )

( Ârif, muhatabının, kendi selâmıyla selâmlar. )

( ÂRİF: Devr eden. )


- ARİFANE[Ar. < HARĮF + FARS. < -ÂNE | AR. < ʿÂRİF + FARS. < -ÂNE] ile/||/<> YİYECEĞİ ORTAKLAŞA SAĞLANAN (TOPLANTI, EĞLENCE)

( yiyeceği ortaklaşa sağlanan toplantı eğlence Ağızlarda erfane erfene elfene ferfane ferfene herfene gibi yan biçimler almıştır Osmanlıcada herîfâne olarak geçer ḥarīfāna in a companionable manner ḥarīf associate companion messmate āna eki Bulgarca erfene Türkçeden alınmıştır BERde l 508 yanlışlıkla Rumcadan geldiği yazılmış ancak sonra orfene maddesinde kökeni düzeltilmiştir BER 4 930 Rumcada da ρεφενές olarak geçer )

( ḤARĪF )

( ḤARĪFĀNA )


- ARPA ile/||/<> BUĞDAY ile/||/<> BUĞDAYGİLLER ile/||/<> MISIR ile/||/<> YULAF

( (tarım, botanik) @@ Buğdaygiller (Gramineae, Poaceae) familyasından, tohumları ve otsu kısımları hayvan yemi olarak kullanılan, ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan, bir yıllık otsu bitki. @@ Buğdaygiller familyasından, tohumları ve otsu kısımları hayvan yemi olarak kullanılan, enerji içeriği yüksek, yapısında bulunan beta glukanlar nedeniyle kanatlı rasyonlarında sınırlı kullanılan ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan bir yıllık otsu bitki. @@ ~ Az arpa. -Tkm arpa. -TatK arpa. 'Arpacık' olarak da kullanılır. -Bşk arpa. -Kzk arpa. -Kklp arpa. -Krg arpa. -Alt, Tel, Sag, Kuğ, Koy, Kaça, Küer arba. -Tub arma. -Çuv urpa. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır. Orta Türkçede arpa olarak geçer. Eski Kıpçakçada da arpa biçimi kullanılır. Türkçe arpa'nın eski ve yeni diyalektlerde arpacık, arpağan gibi birtakım türevleri göze çarpar. bk. arpağan. Bilimsel yayınlarda Hint-Avrupa dillerinden alındığı sıklıkla dile getirilmiştir. Örn. Németh (Csoma Arm 92. s. 1. not) arpa'nın Hint-Avrupa dilleriyle ilişkisinden söz etmiştir. Bu yoldaki görüşleri Doerfer (TMEN 445) değerlendirmiştir. Clauson (ED 198b) Hint-Avrupa dillerinden kalma (Toharca?) bir alıntı olduğunu bir olasılık olarak seslendirmiştir. Poppe'nin türlü 'Altayca' biçimleri eski yakınlık tanığı olarak değerlendirmesi düşündürücüdür (Lautlehre 87). Doerfer'in vurguladığı gibi bu biçimler kültür alıntısından başka bir şey olamaz. Damdinov (Sanjeev Arm 54) arpa'yı 'Altayca' ortak sözlük ögeleri arasında saymıştır. Dmitrieva'nın, arpa'nın Farsçadan alındığı yönündeki savı yanlıştır (ST 2, 1975, 23). Türkçeden Macarcaya árpa olarak geçmiştir (Gombocz: BTLw 8; Ligeti: TörK). Moğolca arbai 'avoine, orge' biçimi Türkçeden alınmıştır. Soyotça arbay biçimi ise Moğolcadan kalma yeni bir alıntıdır. Türk diyalektlerinden Sölkupçaya da geçmiştir (Márk: Néprajz és Nyelvtudomány 19-20: 248). Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir. Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır. )

( COMMON BARLEY | COMMON WHEAT | GRAIN, CEREALS | INDIAN CORN, MAIZE, TURKEY WHEAT | COMMON CULTIVATED OAT~COMMON WHEAT~GRAIN, CEREALS~INDIAN CORN, MAIZE, TURKEY WHEAT~COMMON CULTIVATED OAT )

( ORGE | ORGE COMMUNE | BLÉ, FROMENT | GRAMINÉES | MAIS | AVOINE~BLÉ, FROMENT~GRAMINÉES | GRAINES~MAIS | MAÏS, BLÉ DE TURQUIE~AVOINE )

( HORDEUM | HORDEUM VULGARE | TRITICUM SATIVUM | GRAMINAE | ZEA MAYS | AVENA SATIVA~TRITICUM SATIVUM | TRITICUM SATIVUM, TRITICUM VULGARE | TRITICUM AESTIVUM, TRITICUM VULGARE~GRAMINAE | GRAMINEAE, POACEAE~ZEA MAYS~AVENA SATIVA )

( SAATGERSTE, GERSTE | SAATWEIZEN | KORN | ECHTER MAIS, TÜRKISCHES KORN | SAATHAFER, EVEN, HAFER~SAATWEIZEN~KORN~ECHTER MAIS, TÜRKISCHES KORN~SAATHAFER, EVEN, HAFER )

( ORZO~FRUMENTO~GRAMINACEE~MAIS~AVENA )

( ΚΡΙΘΆΡΙ / κριθάρι~ΣΙΤΆΡΙ / σιτάρι~ΑΓΡΩΣΤΏΔΗ / αγρωστώδη~ΚΑΛΑΜΠΌΚΙ / καλαμπόκι~ΒΡΏΜΗ / βρώμη )

( ARPA[Az.]~ARPA[Tkm.]~ARPA[Tatk.]~ARPA[Bşk.]~ARPA[Kzk.]~ARPA[Kklp.]~ARPA[Krg.]~URPA[Çuv.] )


- POSITIVE ION VACANCY[İng.] / LACUNE D'ION POSITIF[Fr.] / POSITIVE-IONEN-FEHLSTELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTI İYON BOŞLUĞU


- POSITIVE ION[İng.] / ION POSITIF[Fr.] / POSITIVES ION[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTI İYON


- ARTISAN, CRAFTMAN, RETAILER[İng.] ile/||/<> ESNAF[Ar. < EṢNÂF]

( Kendi emeği ve sermayesini kullanan yanında az sayıda işçi çalıştıran küçük sermaye ve zanaat sahibi )

( ARTISAN, CRAFTMAN, RETAILER )


- ÂSIF ile/||/<> BOURRASQUE[Fr.] ile/||/<> BURAĞAN

( coğrafya Az boran bōrān buran buran Kum Krç Blk boran borăn borān porān borān tipi Osmanlı Türkçesinde boran bora fırtınalı tipili yağmur olarak yaygındır Türkçe bora yağmur getiren geçici rüzgâr biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır bora kar bol bol yağmak ve boruga n rain kökeninin açıklamasında değerlendirilmiştir Bulgarcaya buràn olarak geçmiştir )

( BOURRASQUE )

( BORAN[Az.]~BŌRĀN[Tkm.]~BURAN[Bşk.]~BURAN[Tat.]~BORĂN[Özb.]~BORĀN[Krg.]~PORĀN[Hak.]~BORĀN[Tuv.]~BORA[Tkm.] )


- ÂŞIK ile ÂRİF

( Susarsa helâk olur. İLE Konuşursa helâk olur. )


- BUHÂR-İ İŞBÂ[Osm.] / OVERSATURATED VAPOR, SUPERHEATED STEAM[İng.] / VAPEUR SURSATURÉE, VAPEUR SURCHAUFFÉE[Fr.][Fr.] / ÜBERSÄTTIGTER DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI/SÜPER DOYMUŞ/ISITILMIŞ/KIZGIN BUHAR


- ASİTFAST ile/||/<> ASİT-PROOF

( Aside dirençli. İLE/||/<> Aside dirençli. )


- AŞK ve/<> AF


- AŞKA DÜŞMEK:
GÖNÜL İLE ile ZEKÂ İLE ile AKIL İLE ile DUYGU İLE ile DÜŞMEZSEK

( Yanarız. İLE Kavruluruz. İLE Çıldırırız. İLE Gülünç oluruz. İLE Kalabalığa karışıp ezilir gideriz. )


- ASOSİYATİF ile/||/<> DİSOSİYATİF

( Asosiyatif 7 koordinat ara İLE disosiyatif 5 koordinat. )

( Formül: A İLE D mekanizma )


- ASSEMBLY, SHOT ASSEMBLY, FIRST ASSEMBLY, ROUGH ASSEMBLY, DAILY ASSEMBLY[İng.] ile/||/<> ASSEMBLAGE, GROUPAGE, MONTAGE PREMIER POSITIF[Fr.] ile/||/<> TÄGLICHES AUSMUSTERN VON AUFNAHMEN, MUSTERZUSAMMENSTELLEN, VORMONTAGE, ROHSCHNITT, SCHNITTROLLE[Alm.] ile/||/<> DİZİLEME

( Sinema Kurguya hazırlık olmak üzere bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme )

( ASSEMBLY, SHOT ASSEMBLY, FIRST ASSEMBLY, ROUGH ASSEMBLY, DAILY ASSEMBLY )

( ASSEMBLAGE, GROUPAGE, MONTAGE PREMIER POSITIF )

( TÄGLICHES AUSMUSTERN VON AUFNAHMEN, MUSTERZUSAMMENSTELLEN, VORMONTAGE, ROHSCHNITT, SCHNITTROLLE )


- ASTARLAMAK ile ASTARLANMAK ile ASTARLATMAK ile ASTAR/LIK ile ASTARLI ile ASTARSIZ ile ASTAR BOYASI ile ASTARLI ZARF ile ASTAR KAPLAMA


- ASÛF[Ar.] ile ASÛF[Ar. < ASF]

( Çok şiddetli rüzgâr. | Hızlı yürüyen. İLE Çok zulüm eden. )


- A'TAF[Ar. < ATF] ile A'TÂF[Ar. < ATF]

( En âtıfetli, pek şefkatli, çok merhametli. İLE Merhametler, şefkatler. | Meyiller, atmalar. )


- ATIF değil/yerine/= GÖNDERME


- ATIF[Ar.] ile İSTİSNÂ[Ar.]


- ATIF ile/ve PAY ALMA

( ATTRIBUTION vs./and TO GET SHARE )


- ATIF ile TEŞMİL


- ATIF ile YORUM

( Bilginin yanlış olduğu yerde yorumun doğruluğu yanlışlığı konuşulmaz. [Usûlü yanlışın füruğu tartışılmaz.] )

( ATTRIBUTION vs. INTERPRETATION )


- ÂTIFET[Ar. çoğ. AVÂTIF] değil/yerine/= KARŞILIK BEKLEMEDEN GÖSTERİLEN SEVGİ, İYİLİKSEVERLİK


- ATIŞ değil ATIF


- ATOMWASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM HİDROJEN


- ATTRİBUT OU TERME PRÉDİCATİF[Fr.] ile/||/<> HABER[Ar. < HABER]

( İsimi cümlelerinde yüklem ki isim sıfat zamir veya zarf olabilir Ağaç bitkidir Su soğuktur Gelen odur Onun her işi yapması canla başladır misallerinde bitki soğuk o ve canla başla birer haberdir )

( ATTRIBUT OU TERME PRÉDICATIF )


- AYÂN ile/||/<>/> AYÂN-EŞRÂF

( Bir bölgenin ileri gelenlerine verilen ad. İLE/||/<>/> Derebeyi konumuna ulaşan taşra ileri gelenlerine verilen ad. )


- AYDINLANMA(/IŞIKLANMAK) = TENEVVÜR = İŞRAK(tasavvuf) = ENLIGHTENMENT[İng.] = ENLAITEMENT, SIÈCLES DES LUMIÈRES[Fr.] = AUFKLæRUNG[Alm.] = ESSERE ILLUMINATO[İt.]


- MİYAR[Osm.] / REAGENT[İng.] / RÉACTIF[Fr.] / REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRAÇ/BELİRTEÇ


- AYIRAÇ/BELİRTEÇ/MİYAR/REAKTİF ile AYIRAN ile AYIRICI ile AYIRMAÇ/FARİKA ile AYIRTI/ÇALAR/NÜANS

( Nesneleri kimyasal birleşime ya da ayrışıma uğratarak niteliklerini belirlemede kullanılan bileşikler. İLE Işığı yalın öğelerine ayırma özelliği olan. İLE Ayırma özelliği ya da gücü olan. | Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç. İLE Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum ya da öğe. İLE Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark. )


- AYKIRI ile TUHAF

( INCONGRUOUS vs. WEIRD )


- AZOTE[Fr.] / STICKSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= AZOT


- AZOT = NITROGENE[İng.] = AZOTE[Fr.] = STICKSTOFF[Alm.] = AZOTO[İt.] = NITROGENO[İsp.] = NİRÛCÎN, AZÛT[Ar.] = NÎTRÛJEN, AZOT[Fars.] = STIKSTOF[Felm.]


- RELATIVE STOPPING POWER[İng.] / POUVOIR D'ARRÊT RELATIF[Fr.] / RELATIVES BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL DURDURMA GÜCÜ


- İZÂFÎ EMSÂL, NİSBÎ EMSÂL[Osm.] / RELATIVE INDEX[İng.] / INDICE RELATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞIL İNDİS


- BAĞIMLILIK = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]


- BAĞIŞ ile/||/<> İHSÂN ile/||/<> LÜTÛF ile/||/<> HİMMET ile/||/<> KEREM ile/||/<>
İNÂYET ile/||/<> İLTİFAT ile/||/<> ATÂ ile/||/<> ATIFET ile/||/<> HÎBE


- BAKIŞ AÇISI | PERSPEKTİF ile/||/<> PERSPEKTİF[Fr. < PERSPECTIVE]

( perspicere derinliğine bakma Geriye doğru ufalan düzeniyle Rönesansta derinlik duygusu verme XV yüzyıl ortasında İtalyada resim sanatında Masaccioi Mantegna yer almış tiyatroya İtalyan mimarı Serbio ile geçmiş ve 1508 yılından sonra da gelişmiştir )

( PERSPECTIVE )

( PERSPECTIF | PERSPECTIVE )

( PERSPECTIVE )


- BALAKLAVA ile/ve/||/<> BAF

( ile/ve/||/<> )

( BALACLAVA vs./and/||/<> BUFF )


- FISH-EYE OBJECTIVE[İng.] / OBJECTIF FISH-EYE[Fr.] ile/değil/yerine/= BALIKGÖZÜ OBJEKTİF


- BALIKGÖZÜ ile BALIKGÖZÜ OBJEKTİF


- BÂM[Fars.]/KÜMBET[Fars. < GUNBED]/SAKAF[Ar.]/KUBBE[Ar.] değil/yerine/= ÇATI, DAM


- BANKER[Fr. < BANQUİER] ile/||/<> SARRAF

( 1. Banka yatırımları ve saygınlık işlemleri dışında belirli bir alanda banka işlemleri yapan kişi. 2. Para ve para karşılığı alınıp verilen tecimsel belgitlerin tecimi ile uğraşan kişi. @@ 1. Banka sahibi kişi. 2. Bankaların dışında, yasal olarak para, altın, döviz ve taşınır değer gibi varlıkların alım satımıyla uğraşan kişi. )

( BANKER | MONEY CHANGER~MONEY CHANGER )

( BANQUIER | CHANGEUR~CHANGEUR )

( ...~ARGENTARIUS )

( BANKIER~GELDWECHSLER )

( BANCHIERE~CAMBIAVALUTE )

( ΤΡΑΠΕΖΊΤΗΣ / τραπεζίτης~ΑΡΓΥΡΑΜΟΙΒΌΣ / αργυραμοιβός )


- BAROGRAPH[İng.] / BAROGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= BAROGRAF


- BAROGRAF[< Fr. < Yun.] ile BAROMETRE[< Fr. < Yun.] ile BAROSKOP[< Fr. < Yun.] ile BAROSTAT[< Fr. < Yun.]

( Yükseltiyazar.[BAROS: Ağırlık. | GRAPHEIN: Yazmak.] İLE Basınçölçer. [BAROS: Ağırlık. | METRON: Ölçü.] İLE Havanın, içinde bulunduğu nesnelerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve hava basıncında oluşan değişimleri kaydeden, havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik aygıtı.[BAROS: Ağırlık. | SKOPEIN: Gözlemlemek.] İLE Basıncı sabit bir değerde tutmaya yarayan aygıt.[BAROS: Ağırlık. | STAT: Durum, ölçek.] )


- BAŞKA ALTERNATİF değil ALTERNATİF (ya da BAŞKA ÇÖZÜM)


- BAŞKA (BİR) ALTERNATİF/İ (ÇÖZÜM/Ü) değil ALTERNATİF (ÇÖZÜM)


- BAŞKUMANDAN ile/||/<> CHIEF COMMANDER[İng.] ile/||/<> COMMANDANT EN CHEF[Fr.] ile/||/<> OBERBEFEHLSHABER[Alm.] ile/||/<> BAŞKOMUTAN

( Tüm silâhlı kuvvetlerin başı )

( CHIEF COMMANDER )

( COMMANDANT EN CHEF )

( OBERBEFEHLSHABER )


- BAŞMUALLİM ile/||/<> HEAD MASTER (MISTRESS)[İng.] ile/||/<> İNSTİTUTEUR EN CHEF[Fr.] ile/||/<> BAŞÖĞRETMEN

( Bir ilkokulun yönetiminden sorumlu olan kimse ilkokul yönetmeni )

( HEAD MASTER (MISTRESS) )

( INSTITUTEUR EN CHEF )


- BASTIRMAK ile YATIŞTIRICI ile DEPRESİF ile DEPRESYON ile DEPRESİF

( DEPRESS vs. DEPRESSANT vs. DEPRESSED vs. DEPRESSION vs. DEPRESSIVE )

( دلسرد شدن ile افسردن ile دژم ساز ile فرورفته ile دژم ile افسرده ile غر ile ملول ile منکسر ile گود شدگي ile فرورفتگي ile پريشاني ile فرودافت ile افسرده کننده )

( DELSARD SHODAN ile AFSARDAN ile دژم ساز ile FARVARAFTEH ile دژم ile AFSARDEH ile GHAR ile MOLOL ile منکسر ile GOD SHODEGY ile FARVARAFTAGY ile پريشاني ile FORODAFT ile AFSARDEH KONANDEH )


- BAYRAK ile ZAYIF ile BAYRAKÇI ile AMİRAL GEMİSİ ile KALDIRIM TAŞI

( FLAG vs. FLAGGY vs. FLAGMAN vs. FLAGSHIP vs. FLAGSTONE )

( بيرق ile رايت ile پرچم ile شل وول ile جگن زار ile پرچمدار ile کشتي دريادار ile تخته سنگ ile سنگ فرش کردن )

( BEYRAGH ile RAYT ile PARCHAM ile SHEL VUL ile جگن زار ile PARCHAMDAR ile KESHTY DARYEDAR ile TAKHTEH SANG ile SANG FARSH KARDAN )


- (BAZI TANINMIŞ) FİLOZOF ve BİLGİNLER

( * ORPHEUS: Antik Yunan'ın mitolojisini -mitini değil mitinin lojisini, bilimini- oluşturan ve öğreten.
( Orpheus, Fenike dilinde Nur anlamına gelen Aur, Yunanca'da Arpha ile şifa anlamına gelen Rafae sözcüklerinden oluşmuştur ve "Nur ile şifa veren" anlamına gelmektedir. )
* HERMES: Hermes Trimegistes(Üç kere bilge Hermes).
( TRIMEGISTES (3 KEZ BİLGELİK): SEMÂVÎ ve ARZÎ ve KALBÎ )
( Hermes'in Mısır dilindeki adı Thot'tur. )
( İdris sözcüğünün anlamı terzidir. )
( Hermes sözcüğü Ermes, Hermis ve Heramis biçimlerinde söylenildiği gibi, Anadolu Türkçesi'ne de Ermiş olarak girmiş ve Tanrı'ya kavuşma durumunun bir adı olarak benimsenmiştir. Böylece tasavvufun en temel kavramı ve amacı, "ermiş" olmuştur. )
( Hermetik Öğreti'nin etkisi altında gelişmiş İbrani ve Arabi kültürlerde, "İbrani Kabalası ve Zohar'da, Arabi Ebced ve Hurufilik'te" görülen sessiz harflerin sayılarla eşleştirilmesi ve yerlerinin değiştirilerek anlama kombinasyonları oluşturulması geleneği Hermetik'tir. )
* HERAKLEİTOS: Filozof.
( Herakleitos'a göre Evren, var olanları tüm içeriği bakımından sürekli bir oluş içinde değişmektedir. )
( Herakleitos'a göre, kişiler, duyular ve görüngüler tarafından aldatılmaktadır, bunun için bilge insan mutluluğa ve doyuma giden yolda us'u izlemelidir. )
* HERAKLEİTOS: Filozof.
( Parmenides'te "Doğa", "Var olan" anlamına gelir. )
* PROTOGORAS: Filozof.
( Hakikatin ölçüsü insandır; insandan bağımsız saltık bir hakikat yoktur. )
* DEMOKRİTOS: Filozof.
( Demokritos'a göre metafiziksel araştırmanın hedefi bilgi kazanmaktır; törel hedef ise mutluluğu, ansal barış ya da huzuru kazanmaktır. )
* ARKHILOKHOS: Şair.
* SAPPHO: Şair.
* ALKAIOS: Şair.
* SOLON: Kanun koyucu, hukukçu. (Yedi Bilge'den).
* THALES (M.Ö. 600): Doğa ve felsefe bilimcisi. Suyu ilk arke olarak nitelendirmiştir. İyonya Mektebi denilen ünlü okulun kurucusu, Yedi Bilge'nin birincisi ve astronomi bilginlerindendir. Güneş tutulmasının olduğunu keşfetmiştir.
( Aristoteles tarafından Thales'in ilk filozof olarak kabul edilmesinin nedeni, Thales'in düşünceyi teolojiden doğa üzerine yöneltmesidir. Başka bir deyişle, evrende olan bitenin bilgisini kişinin kendi düşüncesi, becerisi ve çabasında aramayı, bunun için doğaüstü hiçbir güce gereksinim duymamayı, zihinsel düzeyde Thales başlatmıştı. Bu, kişinin inandan/dogmadan akla yükselmesinin bir göstergesidir. )
* ANAKSIMANDROS: Astronomi ve coğrafya bilginidir.
* PYTHAGORAS: Filozof ve geometri bilgini, sayı mistiği-matematikçi-felsefeci.
( Pİ: 3,1416, THA: İlk ilke, GORAS: Karanlıktan aydınlığa çıkaran, aydınlatan, RA'ya kavuşturan. )
( Matematikte (pi) ile gösterilen, "Çember uzunluğunun çemberin çapına oranı"ndan çıkartılan sabit bir sayıdır.
Pi sayısı sınırlı sonsuzluğu ifade etmekle, bilginin kesin değil ama yaklaşık olarak doğruluğunu belirtmekte.
Pi sayısı rasyonel tamsayılara karşın irrasyonel ve aşkın bir sayıdır.
Geometriye ait bir ifadenin matematiksel anlatımı.
Pythagoras'ın mistisizmindeki kavramsallığı, sınırlı sonludan sınırsız sonsuza akıl yoluyla bağ kurma çabasıdır. Başka bir deyişle, sonlu ve karşıtı sonsuzun akıl aracılığı ile armonik bir bütünlük olarak kavranma denemesidir. )
( Piramit: PY-RA-MYTH )
* AISOPOS: Ünlü Kinik, bir öykücü.
* PINDAROS: Şair.
* AISKHYLOS: Tragedya mucidi.
* SOPHOKLES: Dram yazan şairlerin birincisidir.
* ARISTOPHANES: Komedya şairi.
* HERODOTOS: Tarihçilerin babası. (Şeyhü'l-Müverrihîn)
* THUKYDIDES: Tarihçi.
* KSENEPHON: Filozof, tarihçi.
* METON: Matematikçi | Astronomide "Altın Dönem" denilen ondokuz senenyi keşfetmiştir.
* HIPPOKRATES: Tabâbeti diriltmiştir.
* PERIKLES: Kendi adıyla anılan bir ilerleme döneminin kurucusudur.
* ANAKSAGORAS: Atina'da felsefeyi ilk kurandır.
* SOKRATES: Filozof.
( GNOTHI SEATONU! )
( Sokrates dışta olan bitenden çok, insana, insan aklına ve onun kavramlarına yönelmekle, bilgi kuramcılığının temellerini atmıştır. )
* PLATON(EFLATUN): Filozof. Sokrates'in öğrencisi. Geniş omuzlu/göğüslü.
* ARİSTOTELES: Filozof. Platon'un öğrencisi.
( İSKENDER ÖNCESİ ARİSTOTELES ile İSKENDER SONRASI ARİSTOTELES )
* ARISTIPPOS: Tanınmış Kirene Okulu'nun kurucusudur ve Kirene'liler arasında en çok incelik sahibi olanıdır.
* PHIDIAS: Ünlü heykeltıraş.
* POLYGNOTOS: Ünlü ressam.
* DEMOSTHENES: Ünlü konuşmacı/hatip.
* EUKLEIDES: Ünlü geometri bilgini.
* ARKHIEMEDES: Ünlü geometri bilgini olup, yakıcı aynaları ve hidrostatikteki yasası ve burgusu ile olağanüstü ün kazanmıştır.
* KONFÜÇYÜS(KUNG-FU-TZU) (İ.Ö. 557-479): Öğretisi mistik değil tamamıyla uygulamalı ahlâk öğretisidir. Bu öğreti dinsel ve metafizik hiçbir öğe taşımaz. )


- BASIC DYE[İng.] / BASIC PEINTURE[Fr.] / BASISCHER FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK BOYA


- BEBEKTE) EK GIDADA:
PİRİNÇ değil/yerine İRMİK / YULAF


- BEKLEME:
GEVŞEK ile/ve/||/<> SIKI ile/ve/||/<> SAF


- BEKLENTİ ile/ve HEDEF

( EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and TARGET )


- BELIEF :/yerine İNANÇ


- BELIEF vs./and SUBMISSION

( İNANÇ ile/ve TESLİMİYET )


- BELİRLEME ile TARİF


- BELİRLEME ile TARİF

( DESIGNATION vs. DESCRIPTION )


- BELİT/AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]


- BERF ile/||/<> KAR

( Billûrlaşmış beyaz lapalar halinde yağan donmuş su buğusu Havadan ak ince taneli buz kırılcaları biçiminde ya da lapa lapa yağan sıcaklık koşulları elverişli ise yerde biriken su buğusu yağış coğrafya Az gar gār kar kar kar kar kar kar kor xar Hal qâr xār yur Baştaki k sesi y ye çevrilmiştir Türkçe kal Çuvaşça yul Türkçe kın Çuvaşça yĕnĕ örneklerinde olduğu gibi Bu açıdan Türkçe kanat Çuvaşça śunat örneği de düşündürücüdür Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede kār olarak geçer Eski Kıpçakçada da kar biçimi kullanılır Türkçe ka kökünden r ekiyle kurulduğu anlaşılıyor Kar fırtınası tipi olarak kullanılan kaδ Türkmence gay fırtına kar fırtınası tipi Türkçe kay da ka kökünden gelir kay Az gar gār kar kar kar kar kar kar kor xar Hal qâr xār yur Baştaki k sesi y ye çevrilmiştir Türkçe kal Çuvaşça yul Türkçe kın Çuvaşça yĕnĕ örneklerinde olduğu gibi Bu açıdan Türkçe kanat Çuvaşça śunat örneği de düşündürücüdür Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede kār olarak geçer Eski Kıpçakçada da kar biçimi kullanılır Türkçe ka kökünden r ekiyle kurulduğu anlaşılıyor Kar fırtınası tipi olarak kullanılan kaδ Türkmence gay fırtına kar fırtınası tipi Türkçe kay da ka kökünden gelir kay )

( SNOW )

( NEIGE )

( SCHNEE )

( GAR[Az.]~GĀR[Tkm.]~KAR[Tatk.]~KAR[Bşk.]~KAR[Kklp.]~KAR[Krg.]~KAR[Kzk.]~KAR[Nog.]~KOR[Özb.]~XAR[Soy.]~XĀR[Yak.]~YUR[Çuv.] )


- BERTARAF ile TELÂFİ


- BE'S/BÜ'S[Ar.] ile HAVF[Ar.]


- BETİM, BETİMLEME = TASVİR, TAVSİF = DESCRIPTION[İng., Fr.] = BESCHREIBUNG[Alm.] = DESCRIPTIO[Lat.] = DESCRIPCIÓN[İsp.]


- BETİM, BETİMLEME = TAVSÎF = DESCRIPTION


- BEYİS ile İHTİLÂF


- BEZ ile/değil ÇARŞAF


- BİLGE/ÂRİF ile BİLİM İNSANI/ÂLİM ile AYDINLANMIŞ ile CAHİL ile AHMAK

( İzler/seyreder. İLE Söz söyler, konuşur. İLE Susar. İLE İnat eder. İLE Laklak eder. )

( Âlimler, mesafe/menzil alır; cahiller, yolun başında birinin gelip kendini götürmesini bekler. )

( Cahilin kalbi, dudağında; âlimin/ârifin ağzı/dili, kalbindedir. )

( Âlimin sözü incidir; cahilin sözü, günde, bin can incitir. )

( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )

( Bilen/bilge kişi konuşur, çünkü söyleyebileceği bir şeyleri vardır. Cahil kişi konuşur, çünkü "bir şeyler söylemek zorundadır". )

( Wise people talk, because they have something to say; fools talks, because they "have to say something". )

( [hatasını gösterdiğimizde] Teşekkür eder. İLE Anlayışla kabul eder ve gülümser. İLE Yararlanır. İLE Küfür/hakaret eder. İLE ... bile görmez. )

( Akıllı, şakadan bile öğüt alır; ahmak, her öğüdü, şaka sanar. )

( Ancak yaşadıklarına/deneyimleyebildiklerine hükm eder. İLE Yaşamadıklarına da hükm eder ya da etmeye çabalar. İLE ... İLE ... İLE ... )

( Bilenle ya da bilmeyenle tartışılabilir. Fakat bildiğini sananla tartışmak, ahmaklıktır. )


- BİLGİ'DE:
KANIT/DELİL ile/ve KEŞİF


- BİLİM MERKEZLİ TASNİF ile HİKMET MERKEZLİ TASNİF


- BİLİŞSEL | KOGNİTİF[Fr. < COGNITIF] ile/||/<> ...

( COGNITIF )


- BÎNÎ, ENF[çoğ. ÂNÂF] ile BURUN, UC, DORUK

( Yayın ele alındığı kısmının ucu. İLE ... )


- BİNYE[Ar.] ile TE'LÎF[Ar.]


- BİRİNCİ ile İLK SEBEP ile BİRİNCİ SINIF ile İLK VİTES ile ÜSTEĞMEN ile ÖNCELİKLE ile BİRİNCİ SINIF ile İLK DİZE ile AKLIMA İLK GELEN ŞEY ile İLK ELDEN ile İLK ÖNCE

( FIRST vs. FIRST CAUSE vs. FIRST CLASS vs. FIRST GEAR vs. FIRST LIEUTENANT vs. FIRST OF ALL vs. FIRST RATE vs. FIRST STRING vs. FIRST THING COMING TO MIND vs. FIRSTHAND vs. FIRSTLY )

( نخستين ile اولي ile اولين ile اول ile نخست ile اول آنکه ile ابتدا ile نزست ile علت اوليه ile درجهاول ile دنده يک ile ناوبان يکم ile اولاً ile درجه اول ile درجه يک ile متبادر بذهن ile دست اول ile درمرحله اول )

( NAKHASTYNE ile OLY ile OLYNE ile OL ile NAKHAST ile OL ANKEH ile EBTEDA ile نزست ile ALAT OLYYEH ile DARJEKAVEL ile DANDEH YK ile ناوبان يکم ile OLAN ile DARJEH OL ile DARJEH YK ile MOTBADAR BEZEAN ile DAST OL ile DARMARHALEH OL )


- BİRİNCİ/LİK ile BİRİNCİ EL ile BİRİNCİ ZAR ile BİRİNCİ ÇAĞ ile BİRİNCİ AYAK ile BİRİNCİ MEVKİ ile BİRİNCİ SINIF ile BİRİNCİ ZABİT/LİK ile BİRİNCİ KEMANCI/LIK


- BİŞEKİL | BİÇİMSİZ | AMORF ile/||/<> AMORF ile/||/<> ŞEKİLSİZ

( şekilsiz biçimsiz a sız morphe şekil 1 Şekilsiz 2 Aktif bir genin meydana gelmediği bir mutasyon Biçimsiz anat Düzensiz biçim veya yapı Kristalin tersine katı cisimlerin atom ya da moleküllerinin bir kurala bağlı olmaksızın bulundukları durum Genellikle dengesiz bir durumdur ve kendiliğinden kristalli duruma dönüşür kimya )

( AMORPH | AMORPHOUS )

( AMORPHE | AMORPH )

( AMORPH )

( AMORPHUS )

( AMORFO )

( ΆΜΟΡΦΟΣ / άμορφος )


- BİŞEKİL | BİÇİMSİZ | AMORF ile/||/<> ŞEKİLSİZ | ŞEKİLSİZ

( bk. şekilsiz. @@ bk. biçimsiz. @@ (Yun. a:..sız; morphe: şekil) 1. Şekilsiz. 2. Aktif bir genin meydana gelmediği bir mutasyon. @@ Biçimsiz. @@ anat. Düzensiz biçim veya yapı. @@ @@Kristalin tersine, katı cisimlerin atom ya da moleküllerinin bir kurala bağlı olmaksızın bulundukları durum. (Genellikle dengesiz bir durumdur ve kendiliğinden kristalli duruma dönüşür.) @@ (kimya) )

( AMORPH | AMORPHOUS~AMORPHOUS )

( AMORPHE | AMORPH~AMORPH | AMORPHE )

( AMORPHUS~... )

( AMORPH~AMORPH )

( AMORFO~AMORFO )

( ΆΜΟΡΦΟΣ / άμορφος~ΆΜΟΡΦΟΣ / άμορφος )


- BİSİKLET ve/<> SÖRF/SURF


- BITING vs. BREAKING OFF


- BIODEGRADABLE SUBSTANCE[İng.] / SUBSTANCE BIODÉGRADABLE[Fr.] / BIOLOGISCHER ABBAUBARER STOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİK PARÇALANABİLİR NESNE


- BIOFUEL[İng.] / BIOCARBURANT OU BIOCOMBUSTIBLE[Fr.] / BIO-TREIBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOYAKIT


- -BLAST ile -BORN/E ile -EKTAZİ ile -EKTOMİ ile -GRAF ile -GRAFİ ile -GRAM ile -MALASİ, -MALAZİ ile -MEGALİ ile -OSTOMİ ile -ÜRİ

( -göze[si] öncüsü. İLE ... kaynaklı. İLE ... genişlemesi. İLE ... alım/ı / çıkarım/ı. İLE -yazar, -çizer. İLE -yazım/ı, -çizim/i, -çekim/i. İLE -yazı/sı, -çizim/i, sayım/ı, -ölçüm/ü. İLE ... yumuşaması. İLE ... büyümesi, ... büyüklüğü. İLE ... ağızlaştırımı. İLE ... işeme. )


- BLÖF ile BLÖF

( BLUF vs. BLUFF )

( غورت انداختن ile توپ ile توپ زدن ile لاف زدن ile بلف ile بلوف زدن )

( GHORT ANDAKHTAN ile TOP ile TOP ZADAN ile LAF ZADAN ile بلف ile BELOF ZADAN )


- BLÖF ile BLÖFÇÜ/LÜK


- BÖCEK ile HERİF

( BUG vs. BUGGER )

( جو جو ile سوسک ile جوجو ile ساس ile کثيف وفاسد )

( جو جو ile SOSK ile JOJO ile SAS ile KESYFE VAFASAD )


- BÖLÜM/KISIM ile SINIF ile TÜR

( İkisi. İLE Araz. İLE Zât. )

( AKSAM ile ASNAF ile ENVÂ )


- BÖN ile/||/<> BUDALA, SAF

( budala saf Eski Kıpçakçada bön olarak geçer Eski Türkçe bün mün suç biçimiyle birleştirilmesi ses ve anlam bakımından olanaksızdır Türkçe bun buŋ sıkıntı biçimiyle karşılaştırılması büsbütün yanlıştır )


- BOŞ ile/ve/değil KOF

( [not] EMPTY/VACANT/VAIN/FUTILE vs./and/but ROTTEN )


- BOŞAMAK ile BOŞ ile BOŞ BOŞ ile BOŞ LAF ile BOŞ KÜME ile BOŞ YERE ile BOŞ İNANÇ ile BOŞ KAFALI/LIK ile BOŞ KAĞIDI ile BOŞU BOŞUNA


- BOUNCE UP[İng.] ile/||/<> SCHIEDSRICHTERBALL, NIEDERWURF[Alm.] ile/||/<> HAKEM ATIŞI

( Kimi nedenlerle hakemce durdurulan oyunu yeniden başlatırken hakemin topu eliyle yere bırakarak oyuna sokması )

( BOUNCE UP )

( SCHIEDSRICHTERBALL, NIEDERWURF )


- DYESTUFFS[İng.] / COLORANTS[Fr.] / FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYAR NESNELER


- BRIEF :/yerine KISA


- BUDA = ZÜLKÜF (A.S.)


- FOG, MIST[İng.] / BROUILLARD, BRUME[Fr.] / DUNST, DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR, BUĞU, PUS


- STEAM, VAPOUR[İng.] / VAPEUR[Fr.] / DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR


- BUKÛKET-ÜS-SAYF[Ar.] ile BUKÛKET-ÜŞ-ŞİTÂ'[Ar.]

( Yaz mevsiminin en sıcak zamanı. İLE Kışın en soğuk zamanı[zemherir]. )


- SLURRY[İng.] / BARTOBINE, PATÉ[Fr.] / TONSCHLAMM, DICKSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BULAMAÇ


- BUNSEN-KIRCHHOFF LAW[İng.] / LOI DE BUNSEN-KIRCHHOFF[Fr.] / BUNSEN-KIRCHOFFSCHE GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BUNSEN-KİRCHHOFF YASASI


- BURJUVAZİ[Fr. < BOURGEOISIE] ile/||/<> KENTSOYLU SINIF

( kentsoylu sınıf )

( BOURGEOISIE )


- BÜYÜK HARF ile/||/<> BÜYÜK HARF

( CAPITAL (LETTER) | UPPERCASE )


- BÜYÜK YAZAÇ(İMLEÇ/HARF) ile KÜÇÜK YAZAÇ


- CAFCAF ile CAFCAFLI/LIK


- CÂHİL ile/değil/yerine/||/>/>< ÂLİM ve ÂRİF

( "Keser atar." İLE/DEĞİL/YERİNE/>/>< Temkinli/ihtiyatlı konuşur. )

( [Her sözünde] Kendini aklar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/>< Kendini yoklar. )

( Kişiyi, hedef yapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/>< Kişiye hitap eder. )

( "Cahil" dediğimizde, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir.

Yoksa, okumuş olanlardan, en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikati gören, gerçek âlimler çıkabilir. )

( [Hatasını gösterdiğinde ...] Küfür ve hakaret eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/>< Teşekkür eder. )

( (Kendi) "Sonuçlar"/ı ile hareket eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/>< Süreçleri bilir ve takip eder. VE Hem süreç, hem sonuç birliği ve bütünlüğüyle hareket eder. )

( Bilmeyenle/câhille oturup pekmez yiyeceğine, bilenle oturup kuru ekmek ye. )


- ÇAKIŞMAK ile DENK GELMEK ile TESADÜF ile TESADÜFİ ile ÇAKIŞAN

( COINCIDE vs. COINCIDE WITH vs. COINCIDENCE vs. COINCIDENT vs. COINCIDING )

( مصادف شدن ile منطبق شدن ile متصادف بودن ile باهم رويدادن ile تصادف ile همرويده ile منطبق ile مصادف ile متصادف )

( MOSADEF SHODAN ile MANTABAGH SHODAN ile MOTESADEF BODAN ile BANPAM ROYDADAN ile TASADEF ile NPAMROYDAH ile MANTABAGH ile MOSADEF ile MOTESADEF )


- CALENDRIER JUIF[Fr.] ile/||/<> YAHUDİ TAKVİMİ

( astronomi )

( CALENDRIER JUIF )


- CALF[İng.] ile/||/<> BUZAĞI

( Doğumdan sütten kesilinceye kadar olan yaştaki her iki cinsiyetteki inek yavrusu Az buzav buzav bızau TatU bızåu bıδau buzau Bar puzau bızav buzav muzō buzav Tel Alt pozū Alt bozū puzā pızā pızō puzū pıza pızo bızā păru Çuvaşçada znin rye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır buzağu Orta Türkçede buzāğu olarak geçer Eski Kıpçakçada da buzāğu buzawu biçimi kullanılır Moğolcada birağu olarak geçtiğini görüyoruz Türkçe buzağı ile Moğolca birağuyu Budenz NyK 20 150 Bálint Párhuzam gibi uzmanlar birleştirmişlerdir Bu birleştirmeyi Gombocz NyK 35 253254 KSz 13 10 26 da benimsemiştir Clausona göre ED 291a Moğolca birağu eski çağlardan kalma bir alıntıdır Türkçe buzağı biçiminin yabancı kökenli bir öge olduğu sıklıkla ileri sürülmüştür Örn Munkácsi NyK 24 404 KSz 6 377 Eski Hintçe páçáu Av pasu Vieh biçimleriyle birleştirmiş ancak Gombocz NyK 35 253254 KSz 13 1011 bu birleştirmeyi geri çevirmiştir Joki LwSS 111 ve Şçerbak İRLTJa 100 gibi uzmanlar da Munkácsinin etimolojisini eleştirmişlerdir Ramstedt KWb 69a Sümerce bir cattle biçimiyle karşılaştırmıştır Şçerbak Ramstedtin bu görüşünü de tartışmıştır Sinor AOH 15 318 Ugor kökeni üzerinde durmuştur Bu yolda da birçok görüş seslendirilmiştir En akla yakın görüşe göre buzağı buza buz böğürmek kökünden ğu ğı ekiyle türetilmiş bir türevidir Bang KOsm 3 4243 Zaj ączkowski Sufiksy 74 Brockelmann OGM 60 c Bu görüşü Sevortyan ÊSTJa 1978 239242 da değerlendirmiştir Son olarak Ligeti TörK 230 buzağu biçiminin ğu ekiyle türetildiğini seslendirmiştir Ligeti buzağu yerine yanlışlıkla burağu biçimini vermiştir Sevortyanın Pavet de Courteilleden aktardığı Çağatayca برغو veau biçimi yanlıştır ÊSTJa 1978 176 s v bozla Macarca borjú biçimi Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır Gombocz BTLw 32 TESz l 345346 Ligeti CAJ 24 226232 TörK 6869 Son yıllarda Poppe Overview 1975 145 ve Doerfer TDAY 19751976 3536 Macarcada geçen Çuvaş özellikleri taşıyan alıntılara dayanarak Ramstedtin kuramını doğrulamaya çalışmışlardır Bu kurama göre Ortak Türkçe z ve ş sesleri Altayca Ana Türkçe palatal ŕ ve lden gelir Poppe ve Doerfer Macarca borjú biçiminin jsinde rnin palatalliğinin tanıklığından yararlanmak istemişlerdir Bu değerlendirmeye dayanan kuramı Ligeti MNy 56 291297 CAJ 24 2250 açık olarak çürütmüştür Menges Introduction 178179 )

( CALF )

( BUZAV[Az.]~BUZAV[Tkm.]~BIZAU[Tatk.]~BIΔAU[Bşk.]~BUZAU[Kzk.]~BIZAV[Kklp.]~BUZAV[Kklp.]~MUZŌ[Krg.]~BUZAV[Nog.]~POZŪ[Tel.]~POZŪ[Kumd.]~POZŪ[Alt.]~BOZŪ[Alt.]~PUZĀ[Şor.]~PUZĀ[Sag.]~PIZĀ[Sag.]~PIZŌ[Sag.]~PUZŪ[Sag.]~PIZA[Soy.]~PIZO[Hak.]~BIZĀ[Tuv.]~PĂRU[Çuv.] )


- GLASS FIBER[İng.] / FIBRE DE VERRE[Fr.] / GLASFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM ELYAF


- CÂNİB[Ar.] ile KENEF[Ar.]


- CANSIZLAŞMAK ile CANSIZLAŞTIRMAK ile CANSIZLAŞABİLMEK ile CANSIZLAŞTIRILMAK ile CANSIZ/LIK ile CANSIZCA ile CANSIZ HEDEF


- (not CAPABLE TO) CAPABLE OF


- CAR ile CARİ ile CART ile CAR CAR ile CARİ KUR ile CARİ PARA ile CART CURT ile CARİ GİDER ile CARİ HESAP ile CARİ ÜCRET ile CARİ MASRAF


- CAR ile/||/<> ÇARŞAF

( 'kadınların boydan boya örtündükleri çarşaf' / 'kadınların boydan boya örtündükleri çarşaf' @@ Anadolu'nun birçok yerinde zar olarak da geçer. Ağızlarda izar (ve ızar) biçimi de kullanılır. < Ar ᵓizār 'grosser Schleier, in den die Frauen den ganzen Körper einhüllen'. Anadolu ağızlarında car (~ zar) yerine bürgü (> pürgü) adı da kullanılır. || Anadolu'nun birçok yerinde zar olarak da geçer. Ağızlarda izar (ve ızar) biçimi de kullanılır. < Ar ᵓizār 'grosser Schleier, in den die Frauen den ganzen Körper einhüllen'. Anadolu ağızlarında car (~ zar) yerine bürgü (> pürgü) adı da kullanılır. )

( BEDSHEET~SHEET )

( DRAP~DRAP )

( BETTLAKEN~BETTLAKEN )

( TELO~LENZUOLO )

( ΣΕΝΤΌΝΙ / σεντόνι~ΣΕΝΤΌΝΙ / σεντόνι )

( IZĀR )


- CÂRİ MASRAF değil/yerine/= DÖNEM GİDERİ


- ÇARŞAF ile/değil MAHRAMA[Ar.]

( ... İLE/DEĞİL Bazı bölgelerde, kadınların sokağa çıkarken, manto üstüne örtündükleri, işlemeli geniş örtü. )


- ÇARŞAF[Fars.] ile/ve/değil/||/<> NEVRESİM[Fars., Ar.]

( Yatağın üzerine serilen ya da yorgana kaplanan bez örtü. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Torba biçiminde, yorgan çarşafı. )


- ÇARŞAF ile YELDİRME

( ... İLE Kadınların, çarşaf yerine kullandığı, başörtüsü ile birlikte giyilen hafif üstlük. )


- ÇARŞAFLAMAK ile ÇARŞAFLANMAK ile ÇARŞAFLATMAK ile ÇARŞAF/LIK ile ÇARŞAFLI ile ÇARŞAFÇI/LIK ile ÇARŞAFSIZ/LIK ile ÇARŞAF ÇARŞAF


- CASSCF ile/||/<> MRCI

( CAS aktif uzay tam, MRCI çok referanslı CI. )

( Formül: Statik İLE dinamik korelasyon )


- CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE CAUSATIF VERBE FACTITIF[Fr.] ile/||/<> FAKTITIV[Alm.] ile/||/<> ETTİRGEN FİİL

( Hareketin her zaman özne dışındaki bir varlığa yöneldiği geçişli veya geçişsiz fiil kök ve gövdelerine I r U r DIr DUr I t U t z zır gibi ettirgenlik eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulan fiil çıkar kopar aşır bitir uçur aldır baktır güldür yoldur acıt eskit çürüt tanıt akıt korkut ürküt emzir gibi Kollarını gerdi geriye doğru yaylandırdı T Buğra Yalnızlar s 171 Hürrem masaya biraz daha yaklaştırdı iskemlesini göst e s 231 vb )

( CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB )

( VERBE CAUSATIF VERBE FACTITIF )

( FAKTITIV )


- ÇEHOV değil ÇEHOF


- CEHR[Ar.] ile KEŞF[Ar.]


- ÇEKELEMEK ile ÇEK ile ÇEKİ ile ÇEKİCİ/LİK ile ÇEK VALF ile ÇEK VANA


- ÇEKİNİK | RESESİF ile/||/<> RESESİF ile/||/<> ÇEKİNİK

( çekinik Çekinik botanik Baskın dominant alelinin varlığında etkisini göstermeyen alel Resesif Yavruya geçerek fenotipe yansımadan gizli bir biçimde kalan ve genetik bir özelliğin fenotipe yansıyabilmesi için her iki allelde de olması gerekli olan karakter resesif )

( RECESSIVE )

( RÉCESSIF )


- CEM ile/></< İRTİFÂ[< REF]

( ... İLE/>< İki şeyin birarada olamazlığı. )


- CEM[Ar.] ile TE'LÎF[Ar.]


- ÇERÇEVE ile GERGEF[Fars.]

( ... İLE Üzerine kumaş gerilerek, nakış işlemeye yarayan, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde olan çerçeve. )


- ÇERÇEVE ile/ve/||/<> ZARF


- CEVAPLAMAK ile CEVAPLANMAK ile CEVAPLANDIRMAK ile CEVAPLAYABİLMEK ile CEVAP ile CEVAPLI ile CEVAPSIZ/LIK ile CEVAP HAKKI ile CEVAP KAĞIDI ile CEVAP ANAHTARI ile CEVAPLI TELGRAF


- CEVHER FİİLİ ile/||/<> SUBSTANTIVE VERB, PREDICATIVE VERB, VERB OF PREDICATION, COPULA, COPULATIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE SUBSTANTIF, VERBE COPULE, VERBE PRÉDICATIF[Fr.] ile/||/<> VERBUM SUBSTANTIVUM, KOPULA, VERBUM PRÄDIKATIVUM, BINDEGLIED[Alm.] ile/||/<> EK-FİİL

( Eski Türkçede er yardımcı fiilinin er ir i biçiminde ekleşmesinden oluşan ad soylu kelimelerin yüklem olarak kullanılmasını sağlayan ve birleşik fiil çekimlerinde de görev alan fiil Şahıslara göre çekiminde Im Um sIn sUn sInIz sUnUz DIrIAr DUrlAr şekillerine girer çalışkan ım çalışkan sın çalışkan dır çalışkan ız çalışkan sınız çalışkan dırlar gibi Yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere ekfiilin 3 şahıs teklik ve çokluk çekiminde eski bir tur yardımcı fiilinin ekleşmesinden oluşan DIr bildirme eki kullanılmaktadır Ekfiilin olumsuzu değil kelimesi ile kurulur Eski değildir rahat değildirler değillerdir Ek fiilin hikâye rivâyet ve şart biçimleri şahıs ekleri ile genişletilmiş DI DU mIş mUş sA ekleri ile kurulur çalışkandım çalışkan idim çalışkan değildim çalışkan değil idim çalışkanmışım çalışkan imişim çalışkan değilsem çalışkan değil isem vb bildirme ekleri )

( SUBSTANTIVE VERB, PREDICATIVE VERB, VERB OF PREDICATION, COPULA, COPULATIVE VERB )

( VERBE SUBSTANTIF, VERBE COPULE, VERBE PRÉDICATIF )

( VERBUM SUBSTANTIVUM, KOPULA, VERBUM PRÄDIKATIVUM, BINDEGLIED )


- ÇEVRE ile ETRAF


- CEZÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< LÜTÛF


- CF ile/||/<> CFR

( CFR )


- CHAMP COERCITIF[Fr.] ile/||/<> GİDEREN ALAN

( fizik )

( CHAMP COERCITIF )


- CHEF[Fr.] ile/||/<> ŞEF[Fr.]

( 1 Yetki ve sorumluluğu olan yöneten kimse Tıpkı bir orkestra şefi gibiydi Ahmet Hamdi Tanpınar Mahur Beste 33 Müdürler şefler bütün ücretliler Murat ın önünde eğildiler Adalet Ağaoğlu Üç Beş Kişi 142 İstanbul da ittihatçıların polis şeflerinden olan büyük dayım da Anadolu ya geçmiş Necip Fazıl Kısakürek O ve Ben 44 Aman çok bağırıp durma bizim şef duyar da devletin memuruna hakaretten zabıt tutturursa başın derde girer Gidip o numarayı da alamazsın Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz 63 Bu büyük işten narkotik büro elemanları doktorlar polisler aracılar şefler ve uluslararası karanlık örgütler aslan payını alırlar Tomris Uyar Sesler Yüzler Sokaklar 66 Gitsem şef tepeden tırnağa süzer Ferit Edgü Av 13 Adam bir an durdu benim yanımdaki bir şube şefine rica etti başka bir dairenin memuruna Füruzan Yeni Konuklar 189 Şef çılgıncasına sallar çubuğunu Çalgılar devam eder Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 30 Yalnız gazinoyu yeni açan eski şef garson Gülgün ün Cüneyt in karısı olmadığını biliyordu Oğuz Özdeş Yerdeki Bulutlar 107 O kadar uzaktır ki tıpkı bir konser verilirken orkestra şefinin elinde bir değneği sağa ve sola sallayarak gayet kolay bir vazife gördüğünü zanneden bir insanın hayaline benzer Yahya Kemal Edebiyata Dair 146 Birinci perona çoğu zaman yük vagonlarını yanaştırıyordu istasyon şefi Oğuz Atay Korkuyu Beklerken 187 En sonunda sanki orkestra şefinin değneği havada döner Refik Halit Karay Bir İçim Su 172 Bir arkadaşımla buluşacaktım diyorum şef garsona Pınar Kür Bir Cinayet Romanı s 196 Paşa babanın bir eli havada durduracağı yeri bekleyen bir orkestra şefi gibi dinliyordu Halide Edip Adıvar Tatarcık 127 2 Önder lider Vallahi siz idealist tahsil gençliğinin gerçek şefi idiniz hocam Reşat Nuri Güntekin Balıkesir Muhasebecisi 18 Onun şefliğindeki zaferler hepimizin yaralarına merhem gibi gelmektedir Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 151 )


- CHEF :/yerine ŞEF, AŞÇI


- CHIEF :/yerine ŞEF, BAŞ


- CHIFFCHAFF[İng.] ile/||/<> POUILLOT VÉLOCE[Fr.] ile/||/<> PHYLLOSCOPUS COLLYBITA[Lat.] ile/||/<> ZILPALP[Alm.] ile/||/<> ÇIVGIN

( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının ötleğengiller Sylviidae familyasından 11 cm kadar uzunlukta Avrupa ve Balkanların güneyinde yerli Orta ve Doğu Avrupada Kuzey Rusya Kafkasya Kuzey İrandan Kuzeybatı Moğolistana kadar olan bölgelerde yaz göçmeni olarak yaşayan kışı Akdeniz sahillerinde Kuzey ve Orta Afrika ile Güneybatı Asyada geçiren göçmen bir tür Çifçat Ağızlarda şıvgın şıvkın şıfkın olarak da kullanılır Dilimizde ağaç sürgünü filiz olarak fışkın biçimi de geçer fışkın çıv ağaç filiz vermek gın Ağızlarda cıv çıv civ boy atmak birdenbire büyümek uzamak olarak da kullanılır Ağızlarda filiz olarak kullanılan şıvga da çıv kökünün bir türevidir şıvga Dankoffun şıvgının Ermeniceden alındığı yönündeki savı düzeltmeye açıktır ALT 559 )

( CHIFFCHAFF )

( POUILLOT VÉLOCE )

( ZILPALP )

( PHYLLOSCOPUS COLLYBITA )


- CIF ile/ve/||/<>/> CIF TESLİM BİÇİMİ


- CİHET/TARAF değil/yerine/= YÖN/DOĞRULTU


- ÇIKAR/NEF'[Ar.] ile/yerine YARAR ile/yerine KÂR

( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık, dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )

( It is only vs. separateness and self-seeking that real suffering appears in the world. )


- CINEMA THEATRE (HOUSE), CINEMA, (ABD) THEATER, MOTION PICTURE THEATER, MOVIE HOUSE (THEATER), PICTURE HOUSE, PICTURES, MOVIES | CINEMATOGRAPHY), KINEMA(TOGRAPHY), (ABD) MOTION PICTURE, MOVING PICT/CINEMATOGRAPHY), KINEMATOGRAPH(Y), FILM-MAKING, (ABD) MOTION PICTURES/FILM LOVER, DISCRIMINATING CINEGOER/CINEMATOGRAPHIC, CINEMATIC/CINEMATOGRAPH, KINEMATOGRAPH[İng.] değil/yerine/= 1. CINÉMA, SALLE (DE CINÉMA) | CINÉMA(TOGRAPHIÉ)/CINÉMATOGRAPHE), CINÉMATOGRAPHIE/CINÉPHILE/CINÉMATOGRAPHIQUE, DU CINÉMA/CINÉMATOGRAPHE/CINÉMATIQUE[Fr. < CINÉMA + TÜR. < SEVER] değil/yerine/= FILMTHEATER(BAU), KINO(BAU), LICHTSPIELHAUS, LICHTSPIELTHEATER, SCHAUSPIELHAUS | FILM, KINEMATOGRAFIE/KINEMATOGRAFIE, FILMGEWERBE/FILMES FREUND/KINEMATOGRAFISCH/KINEMATOGRAF[Alm.] değil/yerine/= SINEMA

( Sinema 1. İzleyicilerin filmleri topluca görebilmeleri için özel olarak yapılmış yapı. 2. Herhangi bir devinimi, düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini saptama, sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde görüntülük üzerine yansıtarak devinimi yeniden oluşturma işi. 3. Bir ülkede sinemayı oluşturmak üzere gerekli kuruluşların tümü, sinema işleyimi (bk. sinema işleyimi). 4. Güzel sanatların bir dalı olarak sinema sanatı (bk. sinema sanatı). 5. Sinemayı oluşturmak için yapılan çalışmaların tümü, sinemacılık (bk. sinemacılık). 6. Bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal sineması. ('Sinema', sinematograf sözcüğünün kısaltmasıdır).@@Sinema 1. Sinema filmlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak, film çevirmek, bunların sürümünü sağlamak için yapılan çalışmaların tümü. 2. Bu çalışmaları yapanların işi, uğraşı. 3. Sinema çalışmaları, uygulayımı, işleyimi, sanatıyla ilgili konular. )


- CINEMATOGRAPH, KINEMATOGRAPH[İng.] ile/||/<> CINÉMATOGRAPHE[Fr.] ile/||/<> KINEMATOGRAF[Alm.] ile/||/<> SİNEMATOGRAF[Fr. < CINÉMATOGRAPHE]

( Sinema Lumière Kardeşlerin kendi buluşları olan sinema aygıtına verdikleri ad Bu aygıt hem alıcı hem gösterici hem de basım aygıtı olarak kullanılabiliyordu Sinematograf ve bundan türeyen sinematografi sonradan sinema sine biçiminde kısaltılarak çeşitli anlamlarda kullanıldı )

( CINEMATOGRAPH, KINEMATOGRAPH )

( CINÉMATOGRAPHE )

( KINEMATOGRAF )


- CİNS[Ar.] ile SINIF[Ar.]


- CIS! ile EE! ile UF!

( Nesnelere dokundurmamak üzere. İLE Pis nesneler için. İLE Can acımasında. )


- CIS! ile EE! ile UF!

( Nesnelere dokundurmamak üzere. İLE Pis nesneler için. İLE Can acımasında. )


- CLASS :/yerine SINIF


- CLOSURE[İng.] değil/yerine/= INTÉGRALISME/SUPPLÉMENTAIRE/SUPPLÉTIF[Fr.] değil/yerine/= BÜTÜNLEŞME

( Kültür değerlerinin, budunsal azınlıkların, toplumsal öbeklerin bir bütüne alınışı, bir bütüne dönüşmesi. @@ 1. Hızla kentleşen bir yerleşim yerinde, kente yeni gelenlerle orada eskidenberi oturmakta olanlar arasındaki kopukluğun ortadan kalkması, toplumsal ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesi süreci. 2. Kente yeni göçmüş olanların yerleştikleri yeni kesimlerin, kentin bir parçası durumuna gelmesi süreci. @@ Bireyler ya da küme üyelerinin ortak amaçlar çerçevesinde toplanarak bağlayıcı bir birlik oluşturmaları durumu. @@ bk. 1. birleşme 2. iktisadi bütünleşme )


- NIEDERSCHLAG (RADIOAKTIVER)[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖKELTİ (RADYOAKTİF)


- ÇÖKKÜN | DEPRESİF[Fr. < DÉPRESSIF] ile/||/<> ...

( DÉPRESSIF )


- CÖMERTLİK ile İSRAF

( SAHÂ', SAHÂVET ile İSRÂF[< SEREF] )

( GENEROSITY vs. EXTRAVAGANCE )


- (not CONSIST FROM) CONSIST OF


- CORAL REFF[İng.] ile/||/<> RÉCIF CORALLIEN[Fr.] ile/||/<> KORALLENRIF[Alm.] ile/||/<> MERCAN RESİFİ

( Tropikal denizlerin kıyılarında koloni yapan mercanlar kavkılı hayvanlar ve kireç salıcı denizel bitkilerin döküntü tortullarıyle birlikte oluşturdukları sağlam dalgaya dayanan yapılar )

( CORAL REFF )

( RÉCIF CORALLIEN )

( KORALLENRIF )


- CORRELATIVE[İng.] değil/yerine/= KORELATİF

( Karşılıklı bağlantı olanlardan her birine verilen isim. Varlıkları birbirlerini gerektirenlerin durumunu dile getirir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- CORROSIVE[İng.] ile/||/<> CORROSIF[Fr.] ile/||/<> FRESSEND[Alm.] ile/||/<> YİYİCİ

( Yenime uğratabilecek özellikte olan )

( CORROSIVE )

( CORROSIF )

( FRESSEND )


- COUNTER ATTACK[İng.] ile/||/<> GEGENANGRIFF[Alm.] ile/||/<> KARŞI AKIN

( Karşı takımın yaptığı bir akını durdurup hemen akına geçme eylemi )

( COUNTER ATTACK )

( GEGENANGRIFF )


- COURTYARD[İng.] ile/||/<> COUR[Fr.] ile/||/<> HOF[Alm.] ile/||/<> AVLU[Yun.] | ATRIYUM

( Mimarlık Bir yapının ortasında önünde ya da arkasında duvarlarla çevrili üstü açık alan yer Yapının ortasında bulunursa buna içavlu denir a atriyum revaklı avlu Ağızlarda havlu olarak da geçer R αὐλή avlu Türkçe ağıl sözüyle birleştirilmesi yanlıştır )

( COURTYARD )

( COUR )

( HOF )

( ΑΥ̓ΛΉ / αὐλή )


- SOLUTE[İng.] / SOLUTÉ[Fr.] / AUFGELÖSTER STOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNEN


- CUFF değil/yerine/= BALON | MANŞET | KILIF


- CURATIVE[İng.] değil/yerine/= KÜRATİF

( Tedavi edici, hastalığı iyileştirici anlamına gelir. Küratif tedavi, hastalığı, geride hiçbir sekil kalmayacak biçimde tedavi etmeyi ifade eder.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- CÜRÛF[Ar.] ile CÜRÜF[Ar.]

( Maden posası, dışık. Erimiş malzemelerin yüzeyindeki safsızlık. İLE Yar, uçurum. )

( SCUM vs. ... )

( ABSCHAUM/SCHAUM/SCHLACKEN mit ... )

( ÉCUMER avec ... )


- SCUM[İng.] / ÉCUMER[Fr.] / ABSCHAUM, SCHAUM, SCHLACKEN, SCHLACKE[Alm.] ile/değil/yerine/= CURUF


- WASTE STEAM[İng.] / VAPEUR INUTILISÉE[Fr.] / ABDAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÜRÜK BUHAR


- CUT DOWN ile CUT-OFF

( Damar açımı. İLE Sınır değer, ayrım değeri. )