Bugün[11 Nisan 2026]
itibarı ile 20.315 başlık/FaRk ile birlikte,
20.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(82/83)


- CHARGE LINE[İng.] / LIGNE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DOĞRUSU


- CHARGE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK ENERJİSİ


- CONSERVATION DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KORUNUMU


- CHARGE QUANTIZATION[İng.] / QUANTIFICATION DE LA CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTALANMASI


- CHARGE CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI YOĞUNLUĞU


- CHARGE CARRIER[İng.] / PORTEUR DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI


- CHARGE NEUTRALITY[İng.] / NEUTRALITÉ DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK YANSIZLIĞI


- KANÛN-İ HAMÛLE-İ BERKİYE[Osm.] / CHARGE LAW[İng.] / LOI DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK YASASI/KANUNU


- HAMÛLE[Osm.] / CHARGE, LOAD[İng.] / CHARGE[Fr.] / LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK


- YUKARI ile YUKARI MAHALLE


- YUKAWA FORCE[İng.] / FORCE DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA KUVVETİ


- YÜKLEM = ATTRIBUTE[İng.] = ATTRIBUT[Fr., Alm.] = ATTRIBUTUM[Lat.]


- YÜKLEM = MAHMUL = PREDICATE[İng.] = PRÉDICAT[Fr.] = PRÄDIKAT[Alm.] = PRAEDICATUM[Lat.] = KATEGOREMA[Yun.]


- CHARGING CURRENT[İng.] / COURANT DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME AKIMI


- YÜKLEME ile/ve/değil/yerine "AKTARMA"


- YÜKLEME ile YÜKLEME HALİ ile YÜKLEME DURUMU ile YÜKLEME BOŞALTMA


- YÜKLEME ile YÜKLENME


- YÜKLEMLEME ile/ve/||/<> ÇELİŞMEZLİK


- YÜKLEMLEME ile/ve/||/<> TERİMLERİN SINIFLANDIRILMASI


- YÜKLENME ile/değil/yerine DÜŞÜNME


- YÜKLENME ile/değil/yerine ÜSTLENME


- CHARGED CONDUCTOR ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETE LEITERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN ENERJİSİ


- CHARGED CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETER LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN


- CHARGED PARTICLE[İng.] / PARTICULE CHARGÉE[Fr.] / GELADENER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK/TANECİK


- YÜKLÜ/LÜK ile YÜKLÜK ile YÜKLÜCE


- HIGH PRESSURE MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE HAUTE PRESSION[Fr.] / HOCHDRUCKQUECKSILBERDAMPFLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI CIVA BUHARLI LAMBA


- CHAMBRE DU BROUILLARD À LA PRESSION HAUTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI SİS ODASI


- HEED REFLECTION, HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION PAR DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI YANSIMASI


- HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI


- HIGH ENERGY NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIENEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ NÖTRONLAR


- HIGH ENERGY PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIETEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ PARÇACIK


- HIGH ENERGY SCATTERING[İng.] / DISPERSION À HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ SAÇILMA


- BLAST-FURNACE[İng.] / HOUT FOURNEAU[Fr.] / HOCHOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FIRIN


- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS


- HIGH VOLTAGE ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK GERİLİMLİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM


- YÜKSEK ile YÜKSEK TEKLİF VE DÜŞÜK TEKLİF ile YÜKSEK ÇİZME ile YÜKSEKTEN UÇMAK ile YÜKSEK GELİR ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK MORAL ile YÜKSEK POZİSYON ile YÜKSEK RAHİP ile YÜKSEK RÜTBE ile YÜKSEK SIRALAMA ile YÜKSEK RÜTBELİ YETKİLİ ile LİSE ile YÜKSEK SONDAJ ile YÜKSEK HIZ ile YÜKSEK SU ile DAHA YÜKSEK ile DAHA YÜKSEK ile YAYLA ile MAJESTELERİ ile OTOYOL ile OTOYOL DEVRİYESİ

( HIGH vs. HIGH BID AND LOW BID vs. HIGH BOOT vs. HIGH FLYING vs. HIGH INCOME vs. HIGH JUMP vs. HIGH MINDED vs. HIGH MORALE vs. HIGH POSITION vs. HIGH PRIEST vs. HIGH RANK vs. HIGH RANKING vs. HIGH RANKING OFFICIAL vs. HIGH SCHOOL vs. HIGH SOUNDING vs. HIGH SPEED vs. HIGH WATER vs. HIGHER vs. HIGHER UP vs. HIGHLAND vs. HIGHNESS vs. HIGHWAY vs. HIGHWAY PATROL )

( شامخ ile منيع ile شاهق ile عالي ile آسمان پايه ile بو گرفته ile منيف ile مرتفع ile علوي ile سامي ile رفيع ile بلند ile متعال ile سني ile مزايدهومناقسه ile مزايده و مناقسه ile چکمه ile بلند خيال ile ياوه انديش ile پردرآمد ile پرش ارتفاع ile نظر بلند ile با روح ile مقام منيع ile کاهن اعظم ile علو مقام ile بلند پايه ile عالي رتبه ile صاحب منصب ile دبستان ile دبيرستان ile مدرسه متوسطه ile عوام فريب ile پر سرعت ile مد دريا ile والاتر ile عضو ارشد ile کوهسار ile جناب ile والاحضرت ile جاده ile شارع ile شاهراه ile راهبان )

( SHAMOKH ile منيع ile شاهق ile ALY ile ASMAN PAYYEH ile BO GARAFTEH ile منيف ile MORTAF ile ALUY ile سامي ile RAFYE ile BALAND ile MOTAAL ile SANY ile MOZAYDEOOMENAGHASEH ile MOZAYDAH VE MENAGHASEH ile CHEKAMEH ile بلند خيال ile YOH ANDYSH ile PARDARAMAD ile PORSH ERTAFA ile NAZAR BALAND ile BA RUH ile مقام منيع ile KANPAN EAZAM ile ALU MOGHAM ile BALAND PAYYEH ile ALY RATBEH ile SAHEB MONASB ile DABASTAN ile DABYRASTAN ile MADRESEH MOTOSETEH ile عوام فريب ile PAR SARAT ile MAD DARYA ile VALATAR ile OZV ERSHOD ile KUHOSAR ile JENAB ile VALAHAZRAT ile JADEH ile SHARE ile SHARAH ile RANPABAN )


- YÜKSEK/LİK ile YÜKSEK SES ile YÜKSEK FİYAT ile YÜKSEK FIRIN ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK BASINÇ ile YÜKSEK LİSANS ile YÜKSEK TABAKA ile YÜKSEK TAHSİL ile YÜKSEK YAYLAK ile YÜKSEK GERİLİM ile YÜKSEK SOSYETE ile YÜKSEK TEKNOLOJİ ile YÜKSEKLİK KORKUSU ile YÜKSEK KAN BASINCI


- YÜKSELEN GÖVDE = SÂK-I SÂ'İD = TIGE MONTANTE, TIGE ASCENDANTE


- OXIDATION PROCESS[İng.] / ACTION OXYDANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEME İŞLEMİ


- TO OXIDIZE[İng.] / OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEMEK


- OXIDATION STATE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME BASAMAĞI


- OXIDATION VALUE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME DEĞERİ


- TAHAMMUZ ETME[Osm.] / OXIDATION[İng.] / OXIDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME


- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV


- YUMRUKLAMAK ile YUMRULANMAK ile YUMRUKLANMAK ile YUMRUKLAŞMAK ile YUMRUKLAYABİLMEK ile YUMRU/LUK ile YUMRUK ile YUMRU KÖK ile YUMRU TOP ile YUMRU KÖFTE ile YUMRUK TOPU ile YUMRUK HAKKI ile YUMRUK OYUNU ile YUMRUK OYUNCUSU


- YUMURTALIK[İng. OVARIES] ile/||/<> ALGILAMA[İng. PERCEIVE] ile/||/<> DÖLLENME[İng. FERTILIZATION] ile/||/<> FSH (FOLİKÜL UYARICI HORMON)[İng. FSH] ile/||/<> GENLİK[İng. AMPLITUDE] ile/||/<> GONAD

( Yumurtalıklar dişi gonadlarıdır - başlıca dişi üreme organlarıdır. Bu bezlerin üç önemli fonksiyonu vardır: hormon salgılamak, yumurtaları korumak ve muhtemel döllenme için yumurta üretmek. İnsanlarda dişiler genellikle iki yumurtalıkla birlikte doğarlar. Ergenlik öncesi, yumurtalıklar sadece uzun doku demetleridir. Dişi olgunlaştıkça, yumurtalıkları da olgunlaşır. Olgun yumurtalıklar bir üzüm büyüklüğündedir. @@ Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma sürecidir. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürüne algı denir. @@ Dişi ve erkek haploid gametlerinin diploid bir zigot oluşturmak için birleşmesidir. @@ Follikül stimüle edici hormon, gonadotropik hormonlardan biridir (diğeri LH'dır). Her ikisi de hipofiz bezi tarafından kan dolaşımına salınır. Folikül stimüle edici hormon, pubertal gelişim ve kadınlarda yumurtalıklarının, erkeklerde testislerinin gelişmi ve işlevi için gerekli hormonlardan biridir. @@ Genlik, bir dalganın periyodik hareketinde, dalganın tepe noktasından çukur noktasına olan uzaklığının yarısıdır. Genlik, yaylarda telin boyuna, gerginliğine, kesitine, cinsine bağlı olarak değişir. @@ Gamet üreten bir üreme bezi (yumurtalık ya da testis gibi).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YUMURTALIK = MEBÎZ = OVAIRE


- YUMURTLAMAK ile YUMURTLATMAK ile YUMURTLAYABİLMEK ile YUMURTA/LIK ile YUMURTACI/LIK ile YUMURTA AKI ile YUMURTA ZARI ile YUMURTA ÖKÇE ile YUMURTA SARISI ile YUMURTA HÜCRESİ


- YUMUŞAK/NERM[Fars.] ile İNCE


- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU


- YUMUŞATMA ile/ve/<> DENGELEME


- YUNANCA ile/ve LATİNCE

( ile/ve ... )


- YUNUS EMRE ile/ve İSMAİL EMRE


- Yunusları DİNLE!!!


- YÜREKLENMEK ile YÜREKLENDİRMEK ile YÜREK ile YÜREKLİ/LİK ile YÜREKSİZ/LİK ile YÜREKSİZCE ile YÜREK ACISI ile YÜREK AĞRISI ile YÜREK KARASI ile YÜREK YARASI ile YÜREK DARLIĞI ile YÜREKLER ACISI ile YÜREK ÇARPINTISI


- YÜRÜME/"YOL ALMA"[GELİŞİM, DEĞİŞİM]:
AYAKKABI İLE değil AKIL İLE!


- MAHREK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜRÜŞE


- YÜRÜTME ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRME


- YÜRÜTME ile TUTTURMA

( EXECUTION vs. TO FASTEN )


- YÜRÜTME ile/ne yazık ki "YÜRÜTME"

( Sürdürme. İLE/NE YAZIK Kİ Çalma. )


- YÜRÜTME ile YÜRÜTME GÜCÜ ile YÜRÜTME KURULU


- YUVARLAK ile MÜHRE[Fars.]

( ... İLE Her tür yuvarlak şey, küçük top. | Cam boncuk. | Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç. | Bir yıl saklama. | Deniz böceği kabuğu. | Demirci çekici. | Yılanın başında bulunan, taca benzer çıkıntı. )


- YUVARLAMA ile/ve/||/<> KESTİRME


- YÜZ ile/ve/||/<> ÇEHRE[Fars.]

( ... İLE/VE/||/<> Yüze bakıldığında göze çarpan tüm örgenler. )


- YÜZ GÖVDE


- YÜZ ile YÜZ AŞAĞI ile YÜZLEŞMEK ile SORUNLARLA YÜZLEŞMEK ile YÜZ YÜZE ile YÜZ YUKARI ile YÜZLER

( FACE vs. FACE DOWN vs. FACE OFF vs. FACE PROBLEMS vs. FACE TO FACE vs. FACE UP vs. FACES )

( لقا ile چهر ile ريخت ile شکل ile رو به رو بودن ile چهره ile صورت ile روبرو شدن ile رو به رو شدن ile سيما ile عارض ile مواجه شدن ile روي ile مواجهه کردن ile رو ile رخ ile از رو بردن ile رودررويي ile بمانعي برخورد کردن ile رودررو ile روبه رو کردن ile بالمواجهه ile بالمشافه ile ورق روبه بالا ile رخساره )

( LAGHA ile CHEHAR ile RYKHT ile SHEKL ile RO BAH RO BODAN ile CHEHAREH ile SORT ile ROBRO SHODAN ile RO BAH RO SHODAN ile SYMA ile AREZ ile MOVAJEH SHODAN ile ROY ile MOVAJEYEH KARDAN ile RO ile RAKH ile AZ RO BARDAN ile RUDARROYY ile BEMANEY BARKHORD KARDAN ile RUDARRO ile ROBEH RO KARDAN ile بالمواجهه ile بالمشافه ile VARGH ROBEH BALA ile RAKHSAREH )


- YÜZ ile YÜZLERCE ile YÜZÜNCÜ

( HUNDRED vs. HUNDREDS vs. HUNDREDTH )

( صد ile عدد صد ile مآت ile صدها ile صدم ile يک صدم )

( SAD ile ADAD SAD ile مآت ile SADEHYA ile SADAM ile YK SADAM )


- YIELD PERCENTAGE[İng.] / GEWINN PROZENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZDE VERİM


- FLOTATION[İng.] / FLOTTATION[Fr.] / FLOTATION, SCHWIMMVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZDÜRME


- YÜZERGEZER/SUCULKARACIL/AMFİBİ[Fr. < AMPHIBIE] ile/ve/||/<> AMFİBYUMLAR

( İki yaşamlılar. | Yüzergezer. İLE/VE/|/<> Kurbağa ve semenderleri içine alan iki yaşamlı omurgalılar sınıfı. )


- SURFACE ACOUSTIC WAVE[İng.] / ONDE ACOUSTIQUE DE SURFACE[Fr.] / AKUSTISCHE OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY AKUSTİK DALGASI


- VITESSE DE RECOMBINAISON EN SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BİRLEŞME HIZI


- SURFACE BOLOMETER[İng.] / BOLOMÉTER DE LA SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENBOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BOLOMETRESİ


- MEVC-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE WAVE[İng.] / ONDE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DALGASI


- TRANSISTOR À AVALANCHE COMMANDÉE PAR LA SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DENETİMLİ ÇIĞ TRANSİSTÖRÜ


- MUKÂVEMET-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DİRENCİ


- FLÄCHENDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DİYODU


- SURFACE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENERJİSİ


- SURFACE BARRIER[İng.] / BARRIÈRE EXTÉRIEURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELİ


- SURFACE BARRIER DIODE[İng.] / DIODE À BARRIÈRE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELLİ DİYOT


- SURFACE BARRIER TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À BARRIÈRE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELLİ TRANSİSTOR


- SURFACE ACTIVE AGENT, SURFACTANT[İng.] / OBERFLÄCHENAKTIVSTOFFE, NETZMITTEL, SCHAUMERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİN/AKTİF NESNE


- EFFET DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİSİ


- SURFACE TENSION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİM KATSAYISI


- NOMBRE DE TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNGSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİM SAYISI


- SURFACE TENSION[İng.] / TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİMİ, YÜZEYLER ARASI GERİLİM


- SURFACE MAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTIQUE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MANYETİK DALGASI


- FACE CENTERED CUBIC STRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİK YAPI


- SURFACE PASSIVATION[İng.] / PASSIVATION DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENPASSIVIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY PASİFLEŞTİRMESİ


- SURFACE DENSITY[İng.] / DENSITÉ SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YOĞUNLUĞU


- SURFACE ORIENTATION[İng.] / ORIENTATION SUPERFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÖNELMESİ/YÖNLENMESİ


- SURFACE CHARGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À CHARGE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜK TRANSİSTÖRÜ


- DENSITÉ DE CHARGE SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENLADUNGSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜK YOĞUNLUĞU


- SURFACE[İng.] / SURFACE[Fr.] / FIXIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY


- EXPANSION SUPERFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEYCE GENLEŞME


- SURFACE RECOMBINATION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE BİRLEŞME


- ADSORPTION HEAT[İng.] / ADSORPTIONHITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE TUTULAN ISI


- OBERFLÄCHENADSORPTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE TUTUNMA ISISI


- İNBİSÂT-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE GENLEŞME


- INTERFACIAL TENSION[İng.] / GRENZENDE KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYLER ARASI GERİLİM


- YÜZEYSEL ile/değil/yerine/>< YETERİNCE


- YÜZLEME ile YÜZLEMECE


- YÜZLEMEK ile YÜZLENMEK ile YÜZLEŞMEK ile YÜZLEŞTİRMEK ile YÜZLEŞEBİLMEK ile YÜZLEŞTİRİLMEK ile YÜZLER ile YÜZLERCE


- YÜZLEŞME ile KARŞILAŞMA


- YÜZLEŞME ile ÖZELEŞTİRİ


- YÜZLEŞME ile/ve/değil/yerine TANIŞMA


- YÜZLEŞME ile YÜZLEŞMECE


- YÜZLEŞMEK ile YÜZLEŞME ile YÜZLEŞMEK

( CONFRONT vs. CONFRONTATION vs. CONFRONTING )

( رو به رو بودن ile مواجه شدن ile روبرو کردن با ile روبرو کردن ile مواجهه کردن ile مقابله کردن ile برخورد کردن ile رو به رو شدن ile روبرو شدن ile روياروئي ile رودررويي ile روياروي ile مواجه )

( RO BAH RO BODAN ile MOVAJEH SHODAN ile ROBRO KARDAN BA ile ROBRO KARDAN ile MOVAJEYEH KARDAN ile MOGHABLEH KARDAN ile BARKHORD KARDAN ile RO BAH RO SHODAN ile ROBRO SHODAN ile ROYOROYEY ile RUDARROYY ile ROYOROY ile MOVAJEH )


- BUOYANCY[İng.] / POUSSEE[Fr.] / AUFFRIEB[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZME KAPASİTESİ


- YÜZME ile KRAVL[İng. < CRAWL]

( ... İLE Dizleri bükmeksizin bacakları hızla hareket ettirerek kulaçla yüzme. )


- YÜZSÜZLEŞMEK ile YÜZSÜZLEŞTİRMEK ile YÜZSÜZLEŞTİRİLMEK ile YÜZSÜZ/LÜK ile YÜZSÜZCE ile YÜZSÜZ YÜZSÜZ


- YÜZSÜZLÜK = IMPUDENCE[İng., Fr.] = UNVERSCHÄMTHEIT[Alm.] = IMPUDENTIA[Lat.]


- ... YÜZÜNDEN ile/ve/değil/yerine ... NEDENİYLE


- YÜZYIL GEÇİŞİNDE ile/ve/||/<>/> BİNYIL GEÇİŞİNDE


- YÜZYILLARA GÖRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÖNEMLERE GÖRE


- Z-AXIS[İng.] / AXE-Z[Fr.] / Z-ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= Z EKSENİ


- Z-SCHALE[Alm.] ile/değil/yerine/= Z KABUĞU


- ZÂDE[Ar.] ile ZÂDE[Fars. | çoğ. ZÂDEGÂN] ile -ZEDE[Ar.] ile ZEDE[Ar.]

( "Çok olsun!", "Artsın!" anlamlarında iyi bir dilek sözü. İLE Evlât, oğul. | Doğru, insaniyetli kişi. | "Doğmuş, meydana gelmiş" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[MERDÜM-ZÂDE: İnsan.] İLE ... kişi. İLE Vurma, çarpma, düşme sonunda oluşan yara ya da ezilme. )


- ZAHİR ile ZAHİRE ile ZAHİRİ


- ZÂHİRE[Ar.] ile ZÂHİRE[Ar. < ZEVÂHİR] ile ZAHÎRE[Ar. < ZAHÂİR]

( Dışarı fırlamış göz, lokma göz. İLE Parlak. İLE Gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat, yiyecek. )


- ZÂHİREN[Ar. + Fars.] değil/yerine/= GÖRÜNÜŞTE


- ZAHMET ile ZAHMETLİ/LİK ile ZAHMETSİZ/LİK ile ZAHMETSİZCE


- ZAHRİYE ile ...

( Fatih devrinde çift sahifedir. İlk sahifede Fatih'in mütalaası için kaydı. İkincisi normal... Bazıları madalyon biçimindedir. )


- ZÂLİMCE değil/yerine/= KIYINÇLA


- ZALİM/LİK ile ZALİMCE


- ZAMAN:
BEKLEYİNCE ile/ve/||/<> GECİKİNCE ile/ve/||/<> ÜZÜLÜNCE ile/ve/||/<> MUTLU OLUNCA ile/ve/||/<> ACI ÇEKİNCE ile/ve/||/<> SIKILINCA

( "Yavaşlar". İLE/VE/||/<> "Hızlanır". İLE/VE/||/<> "Can yakar". İLE/VE/||/<> "Kısallır". İLE/VE/||/<> "Bitmek bilmez". İLE/VE/||/<> "Uzar". )


- ZAMAN ...:
" 'GEÇSE/GEÇSİN' DİYE BEKLEDİĞİNDE" ile/ve/||/<> " 'DURSA/DURSUN' DİYE BEKLEDİĞİNDE"

( Durur [gibi algılanır]. İLE/VE/||/<> Geçer [gibi algılanır]. )


- TIME REVERSAL OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR D'INVERSION TEMPORELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERSİNİRLİK İŞLEMCİSİ


- ZAMAN VE ZEMİNDE NESNE değil BİRLİKTE OLUŞMAYLA

( Özdek/nesne, zamanı gerçekleştiren devinimdir. )


- Zaman zaman DİNLE!!!


- ZAMAN[Ar.] ile HIKBE[Ar.] ile BURHE[Ar.]


- ZAMANI GELDİĞİ ZAMAN ... değil ZAMANI GELDİĞİNDE ...


- ZAMANI GELİRSE" ile/ve "ZAMANI GELDİĞİNDE"


- ZAMANIN EL VERDİĞİNCE değil ZAMAN EL VERDİĞİNCE

( "ZAMANIN EL VERDİĞİ KADAR" demek üzereyken "ZAMANIN" diye başlayıp bu sözü kullandıktan sonra bir anda zihne başka bir sözün gelmesiyle hızla yön değiştirerek ifadenin bozulmasıyla oluşur. [Dli yanlış kullanmaktan değil bazen konuşma koşullarının çoklu etkileri altında sözcükler arasında karmaşalar yaşanabilir.] )


- ÖĞRENME/ÖĞRENENLER:
ZAMANINDA ile/ve/||/<> OTORİTEDEN ile/ve/||/<> DENEYEREK ile/ve/||/<> YAŞAMDAN ile/ve/||/<> YAŞAMDAN BİLE (ÖĞRENEMEME/ÖĞRENEMEYENLER)

( İndirimli fiyattan. İLE/VE/||/<> Özgürlük bedeliyle. İLE/VE/||/<> Etiket fiyatından. İLE/VE/||/<> Gecikme zammıyla. İLE/VE/||/<> Boşa geçmiş, koskoca bir yaşamla. )


- ZAMANLAMAK ile ZAMANLAYABİLMEK ile ZAMAN ile ZAMANE ile ZAMANLI ile ZAMANSIZ/LIK ile ZAMAN EKİ ile ZAMAN AŞIMI ile ZAMAN ZAMAN ile ZAMAN ZARFI ile ZAMAN AYARLI ile ZAMAN BİLİMİ ile ZAMAN BİRİMİ ile ZAMAN DİZİNİ ile ZAMAN TÜNELİ ile ZAMANE ADAMI ile ZAMANE ÇOCUĞU ile ZAMAN BİLİMSEL ile ZAMAN BELİRTECİ ile ZAMANLI ZAMANSIZ


- ZAMÂN/ZEMÂN[Ar. çoğ. EZMİNE] ile ZAMÂN[Ar.]

( Zaman, vakti, çağ, devir. | Süre, mehil. | Mevsim. | Fiillerde, geçmiş, şimdiki, gelecek ve geniş zamanlardan her biri. İLE Kefil olma, kefillik. | Bir şeyin mislini ya da değerini vermek üzere zarara karşı kefil olma, garanti. )


- ZAMBAK ile AKÇÖPLEME

( ... İLE Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi. )

( ... cum VERATRUM ALBUM )


- ZAMLI SÛRE değil ZAMM-I SÛRE

( "Zamm-ı Sûre okunur." DEĞİL Zamm-ı Sûre yapılır. )


- ZAN ile/ve/||/<> ŞAİBE


- ZANBI ile ÇEKİRGE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir çekirge türü. İLE ... )


- ZANCLEAN AGE[İng.] değil/yerine/= ZANKLEYAN ÇAĞI

( Milattan önce 5.332.000 ile milattan önce 3.600.000 yılları arasındaki zaman dilimini kapsayan jeolojik zaman dilimi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ZANNETME! ile/ve/||/<> FARZ ETME! ile/ve/||/<> SOR! ile/ve/||/<> SÖYLE!


- ZANNETMEDEN ÖNCE ve/<> YARGILAMADAN ÖNCE ve/<> YARALAMADAN ÖNCE ve/<> KONUŞMADAN ÖNCE

( Öğren! VE/<> Anla! VE/<> Hisset! VE/<> Düşün! )


- ZAPTEDİLEMEME ile HAMİLE BIRAKMAK ile EMPRENYE ETME ile EMPRENYE ETME

( IMPREGNABILITY vs. IMPREGNATE vs. IMPREGNATING vs. IMPREGNATION )

( استواري ile آبستن نشدني ile باردار کردن ile آبستن کردن ile لقاح کردن ile آبستن کننده ile لقاح ile آبستنسازي ile القاح ile تلقيح )

( ESTAVARY ile ABSTAN NESHODANY ile BARDAR KARDAN ile ABSTAN KARDAN ile LAGHAH KARDAN ile ABSTAN KONANDEH ile LAGHAH ile ABSTENSAZY ile القاح ile TALGHYHE )


- ZAPTİYE ile ZAPTİYE MEMURU


- ZARE ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAR ELEKTROT


- MEMBRANE[İng.] / MEMBRANE, DIAPHRAGME[Fr.] / MEMBRAN, DIAPHRAGM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAR


- ZAR ile PERDE


- ZARAFET ile ZARİF ile ZARİFÇE

( ELEGANCE vs. ELEGANT vs. ELEGANTLY )

( ظرافت ile زيبندگي ile ظريفي ile نغز ile ظريف ile پربراز ile با سليقه ile موزون ile عبهر ile مستظرف ile ظريفانه )

( ZARAFT ile ZYBANDEGY ile ZARYFEY ile NAGHZ ile ZARYFE ile PARBARAZ ile BA SELYGHEH ile MOZON ile عبهر ile MOSTAZARF ile ظريفانه )


- TOXINE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI NESNE


- TOXIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI


- ZARÎFE[Ar.] ile ZÂRİFE[Ar.]

( Zarif şey. İLE Fazla, gereksiz söz. )


- ZARİF/LİK ile ZARİFÇE


- ZÂT[Ar.]-EN[Fars.][<>/||/>< SIFAT-EN] değil/yerine/=/: ÖZCE, ÖZ OLARAK, ÖZÜ İTİBARİYLE["doğrusu" değil!]
[<>/||/>< SIFATEN: görünüşçe, görünüş olarak, görünüşü itibariyle]

( NOUMENON vs./||/<>/>< PHENOMENON )

( I vs./||/<>/>< ME )


- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEMELDE


- ZÂTEN ile/ve/değil/yerine YİNE DE


- ZÂT-ÜL-BATNEYN[Ar.] ile BIVENTRE[Fr.] ile ...

( İkikarınlı. )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-BATNİYYE[Ar.] ile GASTÉROPODES[Fr.] ile ...

( Karındanbacaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-CEZRİYYE[Ar.] ile ...

( Köktenbacaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KEFFİYYE[Ar.] ile PALMIPÈDES[Fr.] ile ...

( Perdeayaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KESÎRE[Ar.] ile MYRIAPODES[Fr.] ile ...

( Çokayaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MAFSALİYYE[Ar.] ile ARTHROPODES[Fr.] ile ...

( Eklembacaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İR-RE'SİYYE[Ar.] ile CÉPHALOPODES[Fr.] ile ...

( Baştanayaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] ile ONGULÉS[Fr.] ile ...

( Toynaklılar, tektırnaklılar. )


- ZÂT-ÜL-ESÂBİ-İL-MÜZDEVİCE[Ar.] ile ...

( Suaygırı gibi ayakları eşit parmaklarla biten iri hayvanlar. )


- ZÂT-ÜL-IZÂM-İT-TÂMME[Ar.] ile ...

( Tamamen kemikleşmiş fıkraları birer kıhıftan ibaret olan balıklar sınıfı. )


- ZÂT-ÜL-KURÛN-İL-MUSAMME/MÜCEVVEFE[Ar.] ile ...

( Boynuzlarının içi boş olan hayvanlar, boş boynuzlular. )


- ZÂT-ÜS-SEDÂYÂ-Yİ BAHRİYYE[Ar.] = SIRÉNIENS[Fr.] = ...

( Denizyılanı gibi memeliler sınıfı. )


- ZÂVİYE değil/yerine/= AÇI


- ZÂVİYE ile KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE

( KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE )


- ZÂVİYE ile/||/<> ZÂVİYE MUSATTAHA

( Açı. İLE/||/<> Düzlemsel açı. )


- ZAYİ ile ZAYİÇE


- ZAYİÇE ile ...

( Yıldızların belirli zamanlardaki yerlerini gösteren cetvel. )


- WEAK ACID/CONJUGATE BASE PAIRS[İng.] / SCHWACHE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİT/KONJUGE BAZ ÇİFTİ


- WEAK BASE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF BAZ


- WEAK ELECTROLYTE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ELEKTROLİT


- WEAK INTERACTIONS[İng.] / INTERACTION FAIBLE[Fr.] / SCHWACHE WECHSELWIRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ETKİLEŞME


- ZAYIFLAMA ile/ve/<> "ÇÖKME"


- ZEBSE değil SEBZE


- ZEDELEME ile/ve/||/<> RENCİDE[Fars.] (ETMEK)

( Vurma, çarpma sonucunda hafifçe yaralamak. | Zarar vermek, zarara uğratmak. İLE/VE/||/<> İncitmek, kalbini kırmak. )


- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA


- ZEDELE(N)ME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇEŞİTLE(N)ME


- ZEEMAN ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ENERJİSİ


- ZEHİRLEMEK ile ZEHİRLENMEK ile ZEHİRLETMEK ile ZEHİR ile ZEHİRLİ/LİK ile ZEHİRSİZ/LİK ile ZEHİRLİ GAZ ile ZEHİR HAFİYE ile ZEHİR ZIKKIM ile ZEHİR ZEMBEREK


- ZEHİRLİ BİTKİLER = NEBÂTÂT-I SEMMÎYE = PLANTES VÉNIMEUSES, PLANTES VÉNÉNEUSES


- NOXIOUS GASES[İng.] / NOCIF GAS[Fr.] / SCHÄDLICHE GASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ GAZLAR


- TOXICOLOGY[İng.] / TOXICOLOGY, TOXICITÉ[Fr.] / GIFTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİLİK, TOKSİKOLOJİ


- ZEHV[Ar.] ile NAHVE[Ar.]


- ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE


- ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE değil/yerine/= TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ


- ZEKİ ile/ve/değil/yerine/<>/< BİLGE

( [Sorunu] Çözümleyen/çözen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/< Önleyen. )

( Nerede aptal olacağını biliyorsan, yeterince zekisin demektir. )


- ZEKİ/LİK ile ZEKİCE


- ZELLE(T) ile ZULÜM

( Sürçüp kayma. İLE Güçlü birinin yasaya ya da vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık. )


- DEPREM / ZELZELE/ZİLZÂL/ZELZAL/ZÜLZAL[Ar.] değil/yerine/= YER SARSINTISI/YER SARSAN


- ZELZELE[Ar.] ile RECFE[Ar.]

( Sarsıntı. İLE Çok güçlü sarsıntı. )


- ZEMİN ile ZEMİN LAMBASI ile DÖŞEME ile DÖŞEME TAHTASI ile DÖŞEME

( FLOOR vs. FLOOR LAMP vs. FLOORAGE vs. FLOORBOARD vs. FLOORING )

( اشکوب ile طبقه ile چراغ پايهدار ile فضاي صحن ile کف تخته اي ile کف سازي )

( ESHKUB ile TABAGHEH ile CHARAGH PAYCPEHDAR ile FAZAY SAHN ile KOF TAKHTEH AY ile KOF SAZY )


- ZEN:
ANLAŞILABİLMESİ ANLAŞILAMAMASINDA ile/ve/||/<> ANLAŞILMAMASI DA ANLAŞILABİLMESİNDE


- ZEN ile/ve/||/<>/< BUDİZM/FELSEFE

( ZEN vs./and/||/<>/< BUDHISM/PHILOSOPHY )


- ZENB - SEİYYE


- ZENCEFİL ve/||/<> KAKULE

( ... VE/||/<> Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki. | Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu. )

( ... et/||/<> ELETTARIA CARDAMOMUM )


- ZENER DIODE[İng.] / DIODE ZENER[Fr.] / Z-DIODE, ZENER-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENER DİYODU


- ZENGİNLEMEK ile ZENGİN EKMEK ile ZENGİNLENMEK ile ZENGİNLEŞMEK ile ZENGİNLEŞTİRMEK ile ZENGİN/LİK ile ZENGİN ERKİ ile ZENGİN KAFİYE


- ENRICHMENT[İng.] / ENRICHISSEMENT[Fr.] / BEREICHERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRME


- ZENGİNLEŞTİRMEK ile ZENGİNLEŞTİRME

( ENRICH vs. ENRICHMENT )

( غني کردن ile توانگر کردن ile پرمايهکردن ile غنا ile غني سازي ile پرمايگي )

( GHENY KARDAN ile TAVANGAR KARDAN ile PORMAYCPEHKARDAN ile GHENA ile GHENY SAZY ile پرمايگي )


- ZEOLITE[İng.] / ZEOLITHE[Fr.] / ZEOLITH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEOLİT


- ZERDÜŞTLÜK'TE ile ...

( İYİ DÜŞÜN - İYİ KONUŞ - İYİ YAP )


- ZER-İ DEH-PENCÎ[Fars.] ile ZER-İ KAMER-TÂB[Fars.] ile ZER-İ KÂMİL[Fars.] ile ZER-İ MAHBÛB[Fars.] ile ZER-İ MAKLÛB[Fars.] ile ZER-İ SÂV/SÂVE[Fars.] ile ZER-İ ŞEŞ-SERÎ/VÎJE[Fars.]

( Yarısı bakır olan altın.[onda beşi] İLE Üzerinde ay simgesi bulunan bir altın para. İLE Tam, hâlis, ayarı tamam altın. İLE Yirmibeş kuruş değerinde bir altın para.[1787'de 3,5 kuruş değer konulmuş ve II. Mustafa devrinde çıkarılmıştı.] İLE Kalıp altın. İLE Ayarı tam altın ya da kırıntısı. İLE Hâlis altın. )


- ZERO-KNOWLEDGE İLE MPC İLE FHE ile/||/<> GİZLİLİK KORUMALI HESAPLAMA

( Veri ifşa etmeden hesaplama. )

( Formül: Prover→Verifier )


- ZERO-KNOWLEDGE İLE MPC İLE FHE ile/||/<> İLERİ KRİPTOGRAFİ

( Modern kriptografik protokoller. )

( Formül: ZKP: P kanıtlar İLE V doğrular )


- ZERRE ile/ve/||/<> KÜRRE[Ar. < KURE]

( Çok küçük parçacık. | 0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi. İLE/VE/||/<> Tüm noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı nesne. | Yeryüzü, acun/dünya. )


- ZERRE ile MONAD


- ZERRE[Ar.]/MOLEKÜL[Fr.] değil/yerine/= PARÇACIK/TOZAN

( Çok küçük parçacık. | Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim. | [fiziksel kimya] Bir ya da birkaç çekirdek ya da elektronlu yapı. | Bir bütünün, en küçük parçası. )


- ZERRE değil/yerine/= TOZAN


- ZERRE ile ZERRECE


- ZEVCE[Ar. çoğ. EZVÂC] değil/yerine/= EŞ/KARI


- ZEVEBAN[Ar.] değil/yerine/= ERGİME


- ZEVK ALMAK İÇİN/ÜZERE ile ZEVK VERMEK İÇİN/ÜZERE


- Zevk için DİNLE!!!


- Zevk için DİNLE!!!


- ZEVKLENMEK ile ZEVKLENDİRMEK ile ZEVK ile ZEVKLİ/LİK ile ZEVKÇE ile ZEVKSİZ/LİK ile ZEVK EHLİ


- ZEVZEKLENMEK ile ZEVZEK/LİK ile ZEVZEKÇE


- ZEYTİNLER'DE:
ÇOLUR ile/ve HAL ile/ve KALİ ile/ve KALAMATA ile/ve KALEMBEZİ ile/ve MEMECİK ile/ve MEMİLİK ile/ve SARIULAK ile/ve SELE ile/ve USLU ile/ve YOĞULIĞ


- ZEYTİNSİ ile ZEYTİNSİ MEYVE


- OLIVE OIL[İng.] / HUILE D'OLIVE[Fr.] / OLIVENÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEYTİNYAĞI


- ZEYTİNYAĞLI ile/ve/||/<> MEZE


- ZIBÂBİYE[Ar.] ile ...

( Kertenkele, timsah, bukalemun, kör yılan gibi hayvanları içine alan bir sınıf. )


- ZIBÂBİYE-İ BERRİYYE[Ar.] ile ZIBÂBİYE-İ MÂİYYE[Ar.]

( Kertenkele ve benzeri hayvanlar. İLE Bu sınıfın suda yaşayan bölümü. )


- PECHKOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİFT KÖMÜRÜ


- ZİGOT[İng. ZYGOTE] ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI[İng. ALLELIC EXCLUSION] ile/||/<> AYRIKLIK (TRANS-DÜZENLEME)[İng. TRANS-ARRANGEMENT] ile/||/<> AYRILMA KURALI[İng. LAW OF SEGREGATION] ile/||/<> BOZUCU SEÇİLİM[İng. DISRUPTIVE SELECTION] ile/||/<> ÇEKİNİK GEN[İng. RECESSIVE GENE] ile/||/<> HETEROZ[İng. HETEROSIS] ile/||/<> HETEROZİGOT AVANTAJI[İng. HETEROZYGOUS ADVANTAGE] ile/||/<> HOMOZİGOT[İng. HOMOZYGOUS]

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze. Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme sebebiyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur. @@ Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin ifade edilmesi durumudur. İmmoglubulin ve T Hücresi Reseptörlerini kodlayan genlerde bu durum görülür. T Hücrelerinde sadece 1 set TCR geni ifade edilir. @@ Ebeveynlerinden mutant ve doğal aleller aktarılmış olan, iki özellik açısından da heterozigot genler. Genlerin karşılıklı iki DNA zincirinde çapraz olarak iki baskın ya da iki çekinik özellik bulunması durumu. Bireyde birbirine bağlı olarak iki baskın gen ve iki çekinik gen varken mayoz bölünme sırasında birbirine bağlı bir çekinik bir baskın gamet oluşması ve çocuğa aktarılması durumunda trans-düzenlemeye rastlanabilir. @@ Bir genin iki farklı alelinin ayrılarak farklı gametlere dağılması. Tamamen rastgele gerçekleşir. Eğer genler homozigot ise gametlerdeki ayrılan genler %100 aynı olur. Fakat eğer ayrılan genler heterozigot ise gametlerin %50'si baskın aleli, diğer %50'si ise çekinik aleli alır. @@ Bir özellik için uçlardaki özelliklerin seçilmesi ve ortada kalan özelliğe karşı olunması. 2 alelle kontrol edilen bir özellik için çekinik ve baskın homozigot genin tercih edilmesi ve heterozigota karşı olunması. Heterozigot bireylerin sayısında azalma görülür. @@ Alelde heterozigot durumdayken fenotipte gözlemlenemeyen genlerdir. Yalnızca homozigot durumdayken fenotipte gözlemlenebilirler. @@ Daha az güçlü homozigot ebeveynlerden oluşan heterozigot dölün alışılmışın dışında bir gelişim, güç gösterip, daha sağlıklı olması. @@ Aşırıbaskınlık. Bir dengeleyici seçilim çeşididir. Bu durumdaki türlerin bazı özelliklerinin genetik temeli açısından heterozigot olan bireyler, homozigot baskın ya da homozigot çekinik genotipe sahip bireylerden avantajlı olurlar. Belirli bir lokusta bulunan heterozigot genotipin, homozigot genotipten daha yüksek uyum başarısına sahip olması durumudur. @@ Kromozomlarda verilen bir alel çifti ya da serisi bakımından aynı genleri taşıyan bireylerdir. Homozigotlar, belirli bir özellik bakımından sadece tek tip gamet meydana getirirler ve bu nedenle de saf olarak görülürler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DÖL GÖZE/ZİGOT[Fr. < Yun. ZYGOTE] ile/ve/> ÖNDÖLÜT/EMBRİYON[İng. < EMBRYO] ile/ve/> DÖLÜT/CENİN/FETÜS

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

( ZYGOTE vs./and/> EMBRYO vs./and/> FETUS/FOETUS )


- ZİHİN(/DÜŞÜNCE) ve/||/<> DİL ve/||/<> YAŞAM(/UZAY)

( Ne ki, dilinde, aynı zihninde; ne ki, zihninde, aynı dilinde! )

( Dil, ne kadar zengin; zihin, o kadar engin. )

( "Dilin, Zihin Yapısı ve Kültür Üzerindeki Etkileri" başlıklı yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- ZİHİN ile ZİHİNCE ile ZİHİNSEL ile ZİHİN HESABI ile ZİHİN AÇIKLIĞI ile ZİHİN BERRAKLIĞI ile ZİHİN JİMNASTİĞİ ile ZİHİN YORGUNLUĞU ile ZİHİN BULANIKLIĞI ile ZİHİN KARIŞIKLIĞI


- ZİHİNSEL FELSEFE ile/ve SAPTAMAK


- Zihnin için DİNLE!!!


- ZİHNİNDE ve/=/||/<>/>/< DİLİNDE

( Ne ki, var zihninde; aynı var dilinde!
Ne ki, var dilinde; aynı var zihninde! )


- Zihnini DİNLE!!!


- Zihnini dizginlemek için DİNLE!!!


- ZİHNİYE ile ZİHNİYET


- ZİL ile ZİLE ile ZİLİ


- ZİMBABWE < ZİMBA ZE MAHWE ya da ZİMBA WAYE

( [Şuna kabilesi dilinde/n] "Ulu Taş Evler" YA DA "Değerli Taş Evler" )


- ZİMMETE GEÇİRMEK ile ZİMMETE PARA GEÇİRME ile ZİMMETE PARA GEÇİREN KİŞİ

( EMBEZZLE vs. EMBEZZLEMENT vs. EMBEZZLER )

( بالا کشيدن ile اختلاس کردن ile اختلاس ile مختلس )

( BALA KESHYDAN ile AKHTELAS KARDAN ile AKHTELAS ile MOKHTELS )


- CHAIN ISOMERISM[İng.] / ISOMÉRIE ENCHAIN[Fr.] / KETTEN ISOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR İZOMERİSİ


- CHAIN FORMATION[İng.] / EN CHAINE[Fr.] / VERKETTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR OLUŞUMU


- CHAIN REACTION[İng.] / RÉACTION EN CHAÎNE[Fr.] / KETTEN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR TEPKİMESİ, ZİNCİRLEME TEPKİME


- ZİNCİR ile BOSA, MANTİLYE

( ... İLE Gemide kullanılan bir zincir. )


- CHAIN[İng.] / CHAINE[Fr.] / KETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR


- ZİNCİR ile KORZA[İt. < CROSE]

( ... İLE Denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşması. )