Dil'deki
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 12.258 başlık/FaRk ile birlikte,
12.258 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(23/50)
- İCÂT[Ar.] ile/||/<> İCÂB[Ar.]
- İCAT/ÎCÂD ile/değil/yerine/= BULGU; BULUŞ/YARATMA; TÜRETİ
- İCAT ile/ve/değil/<>/> YAYGINLAŞTIRMA
( Abecenin icadı, FİNİKE'liler değil/< UGARİT'ler üzerindendir. Finike'liler, yaygınlaştırmıştır. )
- İCAZ[Ar. < İʿCĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> İCAZ
( Az sözle çok şey anlatma )
- İCAZ ile/ve/||/<> İCÂZET
( Az sözle çok şey anlatma. İLE/VE/||/<> İzin, onay, onaylama. )
- İÇERİĞE GEÇMEK ile İÇERİYE GEÇMEK
- İÇERİK ÖNEMLİ DEĞİL değil İÇERİĞİ, (BURADA/BUGÜN[ÇAĞIMIZDA]) ÖNEMLİ DEĞİL
- İÇERİK ile/ve ANLATIM
( Süreklilik | Töz | Biçim İLE/VE Biçim | Töz | Süreklilik )
( Doğal dilin göstergebilimsel bir közü/modeli. )
( Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı - Umberto Eco )
- İÇERİK ile/ve/||/<> İŞLEYİŞ
- İÇERİM değil İÇERİK
- İÇİ BOŞ ile/değil ORTASI BOŞ
- İÇİ/NDE ile/ve/||/<>/> SONRASI/NDA
- ICIĞINI-CICIĞINI (ÇIKARMAK)
( CICIK(< CÜCÜK): Soğanın cücüğü/ortası. | İç örgen. )
- İÇİM BURKULUYOR değil İÇİM BURULUYOR
- İÇİM ÜÇBUÇUK ATIYOR değil GÖTÜM ÜÇBUÇUK ATIYOR
- İÇİMDEN GELMİYOR ile/ve ZİHNİMDEN GEÇMİYOR
- İÇİN İÇİN İÇLİ İÇLİ (AĞLAMAK/GÜLMEK/ÜZÜLMEK/DÜŞÜNMEK)
- İÇİN ile İÇİN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Arasındalık. İLE Amacıyla. )
- İÇİN ile ÜZERİNE
- İÇİNDE ile/ve/değil/||/<>/>/< İÇİNDEKİ İÇİNDE(FİH-İ MA FİH)
- İÇİNE ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BÜTÜNLEŞMEK
- İÇİNE GİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İNCELEMEK
- İÇİNİ DOLDURMAK ve/||/<>/> ARDINI GETİRMEK
- İÇKİN ile/ve/||/<> GÖMÜLÜ
- İÇLİ-DIŞLI (OLMAK)
- İCRAAT[Ar.] ile/değil/yerine/= İŞ YAPMA; UYGULAMALAR
- İÇSELLEŞTİRME ile/ve/||/<>/> KAVRAMA/KAVRAMSALLAŞTIRMA
- İÇSELLEŞTİRME ile/ve/||/<>/>/< KAYNAĞINA YÖNELME/KAYNAĞINDAN YARARLANMA
- İÇSELLEŞTİRMEK ile/>< KURTULMAK
- İÇSELLİK ile/||/<> İÇSELLİK
( Kişisel duyguların esin yolu ile katıksız coşkun ve etkili olarak anlatılışı )
- İÇSELLİK ile/||/<> İÇTENLİK
( Kişisel duyguların, esin yolu ile, katıksız, coşkun ve etkili olarak anlatılışı. @@ )
- İÇTEN İÇE (ÜZÜLMEK)
- İCTİMÂ-İ ŞERÂİT ve/||/<> İMTİNÂ-İ MEVÂNİ
( Koşulların, biraraya gelmesi. VE/||/<> Engellerin, ortadan kalkması. )
- İDÂD[Ar.] ile İDÂD/İDED[Ar.] ile İDÂD[Ar. < ADD]
( Sayı, hesap. İLE Zor, kuvvet; zafer, üstünlük. İLE Hazırlama/hazırlanılma, geliştirme/geliştirilme. )
- İDARE | YÖNETMEK ile/||/<> YÖNETMEK ile/||/<> YÖNETME
( Sinema TV Yönetim işi 1 Tiyatroyu idare etmek 2 Bir tiyatro yapıtını sahneye çıkarma işinin başında olmak Bir iş ya da çalışma takımını bir örgüt ya da kuruluşu amaca uygun olarak yönlendirme 1 Tiyatroyu yönetmek 2 Bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek Yönetik )
- İDARE ETMEK" ile YETİNMEK
- İDARE ETMEK ile/değil/yerine ÇÖZÜM BULMAK
- İDARE ETMEK ile/ve/<> OYALAMAK
- İDÂRE[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= YÖNETMEK/YÖNETİM
- İDDİA ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BELİRTMEK
- İDDİÂ["İDDA/A" değil!] ile/değil/yerine/= SAV
- İDDİA[Ar.] ETMEK/EDİLEN ile/değil/yerine/= İLERİ SÜRMEK/SÜRÜLEN
- İDDİA ile DAYANAK
( İddiaya itiraz edilmez! Ancak "delil"lerine edilebilir. )
( UMDE: Dayanılacak, güvenilecek şey/kişi/yer, destek. | İlke. | Herkesin güvendiği kişi. )
- İDDİA ile/ve/||/<>/> GEREKÇE
- İDDİA ve/> İSPAT
( İddia ettin mi, ispat isterler. )
( HALLAC-I MANSUR )
- İDDİA ile/değil SÖYLEM
- İDDİALI DEĞİL değil İDDİA ETMİYOR
- İDDİALI ile ÖNEMLİ
- İDEA ile/ve/||/<> İMGE
( Kişide. İLE/VE/||/<> Düşünmek isteyenlerde. )
- İDEAL ile/değil/yerine/= DÜŞÜNSEL
- İDEAL yerine ÜLKÜ
- IDEO- ile/||/<> IDIO- ile/||/<> LOG-/-LOGIA/-LOGO-/-LOGY-/-OLOGY ile/||/<> AUT-/AUTO-
( Düşünce, fikir. İLE/||/<> Kendiliğinden oluşan, kendine özgü, ayrı, değişik. İLE/||/<> Düşünce, konuşma, sözcük, mantık, doktrin, öğreti, sav, bilim. İLE/||/<> Kendi, aynı, kendi kendine, kendine ait, öz [otoimmün: Bağışıklık sisteminin kendi gözelerine saldırması]. )
- IDEO- ile/||/<> IDIO- ile/||/<> LOG-/-LOGIA/-LOGO-/-LOGY-/-OLOGY ile/||/<> AUT-/AUTO-
( Düşünce, fikir. İLE/||/<> Kendiliğinden oluşan, kendine özgü, ayrı, değişik. İLE/||/<> Düşünce, konuşma, sözcük, mantık, doktrin, öğreti, sav, bilim. İLE/||/<> Kendi, aynı, kendi kendine, kendine ait, öz [otoimmün: Bağışıklık sisteminin kendi gözelerine saldırması]. )
- İDEOGRAM[Fr. < IDÉOGRAMME] ile/değil/yerine/=/||/<> KAVRAM YAZI
- İDEOGRAM ile PİKTOGRAM
( Trafik işaretleri gibi. İLE Tuvaletleri gösteren simgeler gibi. )
- İDİ ile İDİ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Efendi [seyyid, mevlâ]. İLE Geçmiş zaman eki. )
- IDISI-DIDISI(YLA) (ANLATMAK)
- İDMÂN ile/değil/yerine/= ALIŞTIRMA
- İDOL ile/||/<> İKON
- İDRAK (ETMEK/EDEMEMEK) ile/ve/||/<>/> İZAH (ETMEK/EDEMEMEK)
- İDRAK:
DERK ile/ve/<> EDREKE
( Kovayı, suya atıp su almak. İLE/VE/<> Koşarak ulaşıp elde etmek. )
- İDRAK ve/||/<> İHYÂ
- İDRAK ve/||/<>/> İNŞÂ
- İDRAK ve/=/||/<>/>/< İTİBÂR
- İDRÂR[Ar.] ile/değil/yerine/= SİDİK
- İFADE (EDİLEBİLEN) ile/ve/||/<>/>/< İŞARET (EDİLEBİLEN)
- İFADE | SÖYLEM ile/||/<> SÖYLEM
( Bir şey bildirirken konuşanın ağzından çıkan sözlerin bütünü )
- İFADE ETMEK ile DİLE GETİRMEK
- İFADE[Ar.] ile/değil/yerine/= DEYİŞ/SÖYLEYİŞ
- İFADE ile/değil/yerine/= DIŞAVURUM
- İFADE ile/ve/||/<>/> EDEBİ İFADE
- İFÂDE ile/ve/<> İBÂRE
- İFADE ve/<> İÇGÖRÜ
- İFÂDE ile İFŞÂ
- İFADEDE:
KARIŞMA(MA)K ile AÇMA(MA)K
- İFLÂS ETMEK ile/ve DİBİ/Nİ BULMAK
- İFNÂ / İCBÂR değil/yerine İKNÂ
- İFRAT/TEFRİT ve/> TENKİT" değil/ne yazık ki/||/<>/< İFRAT ve/>< TEFRİT
- İFŞÂ ile İMÂ
( Gizli bir şeyi yayma, ortaya dökme, açığa vurma. İLE İşaret. | İşaretle/dolaylı anlatma. )
- İFŞÂ ile/ve/<> KEŞF
( Varoluş. İLE/VE/<> Şuur. )
( Yukarıdan aşağı.[İNZAL] İLE/VE/<> Aşağıdan yukarı.[URÛC] )
- İFŞALAMAK değil İFŞA ETMEK
- İFTİHÂR (ETMEK)/MEMNUNİYET ile/değil/yerine/= KIVANÇ (DUYMAK)/ÖVÜNÇ, ÖĞÜNMEK
- İĞFÂL ile/değil/yerine/>< İFÂ
( Bir kadını aldatma, baştan çıkarma. | Bir ya da kadının ırzına geçme; tecavüz etme. | Aldatma, ayartma, kandırma, baştan çıkarma. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir işi yapma, yerine getirme. | Ödeme. )
- İĞRETİ" ile/değil EĞRETİ/İĞRENÇ
- İĞTİLÂF[Ar.] ile İHTİLÂF[Ar. < HİLÂFET, çoğ. İHTİLÂFÂT] ile İTİLÂF[Ar. < ÜLFET, çoğ. İTİLÂFÂT]
( Kılıf içine girme. İLE Ayrılık, uymayış/uymama, anlaşmazlık, aykırılık. İLE Alışma, ülfet etme. | Uyuşma, uygunluk. )
- İHAM[Ar. < ĪHĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> İHAM
( Kuruntuya düşürme İki anlamı olan bir sözün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması ve anlamı güçlendirmesi sanatı )
- İHÂTA ile/değil/yerine/= KAVRAYIŞ/ANLAYIŞ
( Bir şeyin etrafını çevirme, sarma, kuşatma. | Tam kavrayış, anlayış, geniş bilgi. )
- İHBAR ile/ve/değil İKAZ
- İHBÂRÎ ÖNERME ile İNŞÂÎ ÖNERME
- İHMAL ETMEK ile/ve/değil/yerine İMAL ETMEK
- İHMAL[Ar.] ile/değil/yerine/>< İMAR[Ar.]
- İHMÂLÎ ile/ve/<> İCRÂÎ
- İHTİLAÇ ile İHTİYAÇ
( Çırpınma. İLE Gereksinim. )
- İHTİLÂF ile İTİRAZ
- İHTİMAL DAHİLİNDE[Ar.] ile/değil/yerine/= OLASILIK İÇİNDE
- İHTİMÂL ile/değil/yerine/= OLASILIK
- İHTİMAM[< HEMM] ile/ve/||/<> İTİNÂ[< UNİYY]
( Dikkatle, çabayla çalışma, özenle iş görme. İLE Çok dikkat etme. )
- İHTİMÂM[Ar. < HEMM] (GÖSTERMEK) ile/değil/yerine/= ÖZEN (GÖSTERMEK)
- İHTİMAM[Ar. < HEMM] ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR[Ar.]
- İHTİMAM ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR
- İHTİRÂS ile/değil/yerine/= TUTKU
- İHTİŞÂM ile/değil/yerine/= GÖRKEM/GÖZALICILIK
- İHTİSÂR[Ar. < HASR]/İKTİSÂR/SIMPLIFICATION[Fr., İng.] ile KISALTMA
( Kısaltma tekniği. )
- İHTİVA(EDEN) ile/değil/yerine/= İÇERME/İÇEREN
- İHTİVÂ ile/değil/yerine/= KAPSAMA
- İHTİYAÇ ile/yerine GEREKSİNİM
- İHTİYÂR/İRÂDE ile/ve/değil/||/<> TASARRUF
- İHTİYÂR ve/||/<> EDEBİ KORUMA/MUHAFAZA, SÜRDÜRME
- İHTİYÂR ile İHTİYÂR
( Yaşlı. İLE Seçmek, üstün tutmak, katlanmak. )
- İHTİYÂR = İNSAN
- İHTİYAR ile/ve/< ISTIFÂ'[< SAFVET]
- İHTİYÂR ile/değil/yerine/=/<>/> YAŞLI
- İHTİYARLAMA ile/değil/yerine YAŞLANMA
- İHTİYAT/Î[Ar.] ile/değil/yerine/= SAKINTI/L
- İHTİYÂT ile TEMKİN
- İHTİYATEN ile İHTİYATÎ
( Her duruma, her olasılığa karşı, ileriyi düşünerek. İLE İlerisi düşünülerek yapılan. )
- İHTİYATÎ TEDBİR ile/değil/yerine/= SAKINTIL ÖNLEM
- İHTİZAZ[Ar.]/VİBRASYON[Fr./İng.]/REZONANS[Fr./İng. < RESONANCE] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM/SESELİM/TINLAŞIM
- İHTİZÂZ[Ar.] ile İHTİZÂZ[Ar.] ile İHTİZÂZ[Ar.]
( Hazzetme, gönlü ferahlama. İLE Kendini alçak tutma, alçalma. İLE Titreme. | Sıçrayıp oynama, sallanma. )
- II. MAHMUT ve/||/<>/> ABDÜLAZİZ ve/||/<>/> FEYZİ PAŞA/FEYZULLAH İZMİDÎ
( )
- İKAL ile/ve/||/<> AKIL
( İçten. İLE/VE/||/<> Dıştan. )
- İKÂME (ETME) ile/değil/yerine/= ORNATMA
( Bir türün yerine onun değişik bir biçiminin geçmesi. | [kimya] Molekülün geri kalan bölümünde değişikliğe yol açmadan, bir atom ya da bir kök yerine bir başka atom ya da kökün geçmesi. | [mat.] Bir cebirsel ifadenin yerine bir başkasını koyma işlemi. )
- İKÂME[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKMAL[Ar.]
- İKAME ile/ve/<>/> İDÂME
- ÎKÂZ[Ar.] ile/değil/yerine/= UYARI
- İKİ "HAFTADIR" ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİ OTURUMDUR/DERSTİR ...
- İKİ AYAĞINI BİR PABUCA SOKTURMAK ile BOĞAZINA DİZDİRTMEK
- İKİ AYRI ŞEYİN BULUŞMASI ile/ve/değil VAROLANIN ALGILANMASI
- İKİ DİLEMMA" değil İKİLEM
- İKİ KELİME LÂF ETMEK değil İKİ KELÂM LÂF ETMEK
- İKİ TANE HATALARIM VAR değil İKİ HATAM VAR
- İKİ TERAZİNİN KEFESİ GİBİ" değil "TERAZİNİN İKİ KEFESİ GİBİ"
- İKİ YAN ile/ve/||/<> İKİ UC
- İKİ/LEME ile TEKRAR/LAMA
- İKİLEM ile/değil İLİŞKİ
- İKİLEMLİ ile/değil İKİLİ
- İKİLİ ÇATI ile/||/<> İKİLİ ÇATI
( İki görevde de kullanılabilen çatı Alınmak avlanmak tavlanmak yakalanmak toplanmak sanılmak yazılmak atılmak kapılmak tutulmak sıkılmak sözcüklerinin hem dönüşlü hem de edilgen çatı olarak kullanılması gibi Bir fiil çatısının hem dönüşlü hem de edilgen olarak kullanılması atılmak alınmak bulunmak silinmek sıkılmak kapılmak tutulmak yıkılak gibi Örnekler ortaya atılmanın ne anlamı vardır Tembelliği yüzünden işten atıldı Arkadaşımın sözlerinden iyiden iyiye alındı İstediklerimizin hepsi de alındı Toplantıda bulunması iyi olacaktı Kayıp eşya bulunamadı Silinmek için havlu gerekli Camlar silindi mi Bu türlü işlerden sıkıldığını bilmiyorduk Portakalların sıkılmasına yardım edecek vb )
- İKİLİK/İKİLEM ile ÇELİŞKİ
( İkiliğin geçerli olmadığı âlemde her şey tamam, kendi kendinin kanıtı, anlamı ve amacıdır. )
- İKİLİK ile İKİYÜZLÜLÜK
- IKINA-SIKINA (ANLATMAK)
- İKİNCİ BİR SÖZ ile/ve/||/<> BAŞKA BİR SÖZ ile/ve/||/<> AYKIRI BİR SÖZ
- İKİNCİ:
KEZ ile/ve/değil/||/<>/< BÖLÜM/AŞAMA
- İKİNCİ ile/ve/||/<> ÇİFTE
- İKİNCİ ile/ve/değil/||/<>/> İKİNCİL
- İKİNCİLLEŞTİRME ile/ve/<> TARİHSELLENDİRME
- İKİŞER İKİŞER ile TEKRAR TEKRAR
- İKİSİ AYRI ...:
"ŞEYLER" değil ŞEY
- İKİSİ DE İKİZ değil İKİZLER
- İKİSİ DE ile/ve/değil/yerine İKİSİ BİRLİKTE
- İKİSİNİN/ONLARIN ...:
"GÖNÜLLERİ" BİR değil GÖNLÜ BİR
( "Gönül", her kişide ayrı ayrı olarak "düşünülen/kabul edilen/zannedilen" değil iki kişinin ya da kişilerin ortak alanda bulunmasının ve buluşmasının karşılığıdır. )
- İKNÂ ETME "ÇABASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İDDİA ETMEK
- İKNA OLMA(MA)K ile "AKLINA YATMA(MA)K"
( Kişileri kandırmak, kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolaydır. )
- İKNA ile İTİRAZ
- İKSÂ'[< KİSVET(KİSVE değil!)] ile İKSÂ'
( Giydirme, giydirilme. İLE Kasvet, sıkıntı ver[il]me. )
- İKTİBÂS ve MEHAZ[< AHZ | çoğ. MEÂHİZ]
( Ödünç alma. | Bir sözcüğü, tümceyi ya da bunların anlamlarını, olduğu gibi alma/aktarma. VE Bir şeyin alındığı, çıkarıldığı yer; kaynak. [Bir yapıt yazılırken başvurulan.] )
- İKTİDAR[Ar.] ile/değil/yerine/= ERK
- İKTİDÂR ile/ve İHTİYÂR
- İKTİDAR değil/yerine İTİBAR
- İKTİFÂ' (ETMEK) ile/ve/<> KÂFÎ
( İkisi de, [< KİFÂYET] kökünden gelmektedir. )
- İKTİFA'[Ar. < KİFÂYET] ile/değil/yerine/= YETİNME
- İKTİSAR ile İKTİSAD ile İSTİKSA
( Başlangıç. İLE Orta. İLE İleri. )
- İLÂ[Ar.] ile ÎLÂ'[Ar.] ile İ'LÂ[Ar. < ULÜVV] ile ÎLÂ'[Ar.]
( ...ye (kadar), ... dek. İLE Yemin etme. İLE Yükseltme, yükseltilme, yüceltilme; şöhretini artırma. İLE Çok istekli kılma. )
- İLÂÇ/I YEMEK değil İLÂÇ/I YUTMAK
- İLÂM[Ar.] ile/değil/yerine/= YARGI BELGESİ
- İLÂN[Ar.]/ANONS[Fr. < ANNONCE] ile/değil/yerine/= DUYURU/DUYURMAK/DUYUT
( Söz ve yazı yoluyla verilen kısa haber. )
( ANONSE[Fr.]: Bildirilmiş, ilân edilmiş. )
- İLÂN ile/ve/||/<> TEBLİĞ
- İLÂVE (ETMEK) ile/değil/yerine/= EK/KATKI, ULAMA
- İLÂVE ETMEK | İLTİHAK SURETİYLE BİRLEŞME | KATILMA ile/||/<> KATILMA ile/||/<> KATILMAK ile/||/<> KATMA
( katma Güçlü bir ortaklığın tecimsel gücünü ve hukukî görüntüsünü kaybetmiş diğer bir ortaklığın borçlu ve alacaklı değerleriyle yükümlenmek ve bunlardan doğacak her çeşit sonuçları da üzerine almak suretiyle onunla birleşmesi Bir kent yönetiminin sınırları dışındaki bir yerleşim yerini yetkili kurul ve örgenlerin vargısıyla kendi sınırlarının içine alması matematik Yüklemlik fiillerin yüklemine denir Birini başkan seçmek sözündeki başkan sıfatı biri nesnesinin katması sayılır İki veya daha fazla çeşitte yem maddesini bir araya getirme veya karıştırma işlemi )
- İLCA | TEPİ ile/||/<> TEPİ
( İstençli bir yöntem ya da uyaranın denetimi söz konusu olmadan birdenbire yapılan davranım Freudçularda ilkel benliğe bağlı içgüdüsel bir davranış Gırtlak kapantısı )
- İLE BİRLİKTE ile/ve/değil/||/<>/< İLE BİR
- İLE yerine/değil VE
- ILENÇ/İLENÇ ile YAKINMA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Belirli bir konuya özgü görüşünün hatalı olduğu anlaşıldığında, salık veren kişiye yöneltilen yakınma. İLE ... )
- İLERİ "DÖNELİK" değil İLERİ DÖNÜK/YÖNELİK
- İLERİ GÖRÜŞLÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<>/< ÖNGÖRÜLÜ/LÜK
- İLERİ-GERİ (KONUŞMAK)
- İLERİ:
SUNMAK ile/ve/||/<> SÜRMEK
- İLERİ/DE ile/||/<> ÖN/DE
- İLERİ ile/ve/değil KAPSAYICI
- İLERİCİ/LİK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜKÇÜ/LÜK
- İLERİDE ile ARADA
- İLERİDE ile SONRA
- İLERİYE SÜRMEK değil İLERİ SÜRMEK
- İLERİYE SÜRÜLEN ... değil İLERİ SÜRÜLEN ...
- İLERLE(T)ME ile/ve/||/<> GENİŞLE(T)ME
- İLERLEME ile ÇOĞALMA
- İLERLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÜRDÜRMEK
- İLERLEMEK ile/ve YÜRÜMEK
- İLERLEYİCİ BENZEŞME ile/||/<> İLERLEYİCİ BENZEŞME
( Derleme ilerlek benzeşme ilerleyen benzeşme Sözcükte önceki sesin sonraki sesi etkilemesi yokdur yoktur gelmişdur gelmiştir ve bütün ünlü uyumlarında olduğu gibi Kelime içinde yanyana bulunan ünsüzlerden öncekinin kendinden sonrakini etkileyerek boğumlanma niteliği bakımından kısmen veya tamamen kendisine benzetmesi olayı işçi balcı askı eski bitki yetki sözcü gözcü yanında yaygı kaygı vergi attan ağaçtan elden evden vb Benzeşme olayı ağızlarda yaygındır Türü bakımından ilerleyici yarı benzeşme ve İlerleyici tam benzeşme olmak üzere ikiye ayrılır İlerleyici tam benzeşme anlamak annamak dinlemek dinnemek şemsiye şemşiye yanlış yannış vb İlerleyici yarı benzeşme düğümlenmek düğümnenmek kimler kimnBe mumlu mumnu añlatmış añnatmış vb İlerleyici benzeşme ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak bazen kaynaşmış birleşik kelimelerde ünlülerde de görülür hay demek haydamak bir az birez yalın öz yalınız yalnız kıl ibrik kılıbık sekiz on sekizen seksen vb Karşıtı gerileyici benzeşmedir benzeşme Azerbaycan Türkçesi iräli assimilyasiya Türkmen Türkçesi progressivassimilyaasiya Gagauz Türkçesi progresiv asimilätsiyası Özbek Türkçesi progressivassimilyatsiya Uygur Türkçesi oň assimilyatsiyä Tatar Türkçesi turı assimilâtsiya progressivassimilâtsiya Başkurt Türkçesi progressiv assimilyatsiya tuwra assimilâtsiya Krç Malk progressiv assimilâtsiya Nogay Türkçesi progressiv assimilyatsiya Kazak Türkçesi progressivti assimilyatsiya ilgerindi ıkpal Kırgız Türkçesi progressivdüüassimilyatsiya Alt progressiv assimilyatsiya Hakas Türkçesi progressivassimilyatsiya Tuva Türkçesi aay assimilyatsiya Türkçesi progressiv assimilyatsiya Rusça progressivnaya assimilyatsiya )
- İLETİŞİM (SORUNU) ile/ve/değil/||/<>/>/< BAĞ/BAĞLANTI (SORUNU)
- İLETİŞİM KURAMADIK" ile/değil/||/<>/> ANLAŞAMADIK
- İLETİŞİM:
AÇIK ile/ve/||/<> ÖRTÜK
- İLETİŞİM = COMMUNICATION[İng., Fr.] = KOMMUNIKATION[Alm.] = COMUNICAZIONE[İt.] = COMUNICACIÓN[İsp.]
- İLETİŞİM ile/ve/||/<>/>/< ULAŞIM ile/ve/||/<>/>/< ENERJİ
( İnsanlığın/bilginin/aklın gelişim, araç ve kaynak yönetimindeki önceliklerindeki/sıralamasındaki üç temel alan. )
- İLGA ile LAĞV
- İLGEÇ/BELİRTEÇ/EDAT ile/||/<> BAĞLAÇ
( Yalnız, ancak, sadece, sade, tek, bir, için, diye, üzere, kadar, denli, gibi, ile, değil -e dair, -e doğru, -e değin, -e dek, -e göre, -e kadar, -e karşın, -e rağmen, -den başka, -den beri, -den dolayı, -den ötürü, -den sonra, -den önce, -den evvel vb. @@ Ama, fakat, lakin, ancak, yalnız, oysa, oysaki, hâlbuki, ve, ile, ki, de, çünkü, zira, madem, mademki, ya dahut, yahut, ya da, ya da, şayet, eğer, ise, öyleyse, o hâlde, kısacası, demek ki, nitekim, yoksa, anlaşılan, ne (...) ne (de), ya (…) ya (da), gerek (...) gerek (se), ha (…) ha, ister (…) ister (se), kâh (...) kâh, de (…) de, hatta, üstelik, ayrıca, hem, hem de, yine, gene, meğer vb. )
( Edatlar, tümcenin bir öğesi durumuna gelirken, bağlaçlarda ise bir öğe özelliği yoktur. Edatlar, tümceden çıkarıldığında tümce/cümle anlamsızlaşabilir. Bağlaçlar ise tümceden çıkarıldığında, tümcede en fazla anlam daralabilir, tümce anlamsızlaşmaz.
Örneğin:
"Onun gibisi çıkmadı."
"Gibisi" çıkarıldığında, anlamda bir bozulma oluşur. Dolayısıyla, bu bir edattır.
"Sevdim ama sevilmedim."
"Ama" çıkarıldığında, anlamda daralma olsa da tümcenin yapısı değişmediğinden, bağlaç özelliği taşır.
"Ancak" ve "yalnız" yerine "sadece" sözcüğü getirilebilirse bu sözcükler edat, "ama" bağlacı getirilebilirse bu sözcükler bağlaçtır. "ile" yerine "ve" getirilemez ise buradaki "ile" edat, getirilebilir ise "ile" bağlaçtır. )
( "ile" yerine "ve" kullanılamıyorsa.
[Ancak saygı ile sürdürülen ilişki, sürekli olur.] @@ "ile" ya da "ve" kullanılabiliyorsa.
[Yarın, fizik "İLE" (/"VE") matematik sınavım var.] )
- İLGEÇ/EDÂT ile/||/<> BELİRTEÇ ile/||/<> ADIL/ZAMİR ile/||/<> KOŞAÇ/SILA
( Ününde yer aldığı ya da ardından geldiği birimle başka bir birim ya da tümcenin geri kalan bölümü arasında ilgi kurmaya yarayan birim. İLE/||/<> Bir eylemin, bir ön adın/sıfatın, bir ilgecin, bir bağlacın ya da kendi türünden bir başka birimin anlamım etkileyen, onu kesinleştirerek ya da kısıtlayarak belirleyen birim. İLE/||/<> Dilsel bağlamda daha önce anılan bir öğeyi, bildirişime katılan birini, sözcenin oluşturulduğu sırada gözlem alanına giren bir varlık ya da nesneyi gösteren biçimbirim ve bu niteliği taşıyan biçimbirimlerin oluşturduğu dilbilgisi ulamı. Adıllar, ad soylu biçimbirimlerin önemli bir bölümünü oluşturur, genellikle adların yerini tutar, kişi, soru, iyelik ilgi, gösterme ya da belgisizlik kavramını içerir. İLE/||/<> Yüklemi özneye bağlayan öğe.[Türkçe'de ek eylemin üçüncü kişi eki, -dir, bildirme koşacı olarak kullanılır.] )
- İLGİ UYANDIRMAK ile/ve CAZİBE YARATMAK/OLUŞTURMAK
- İLGİ UYANDIRMAK ile/ve DİKKATLERİ TOPLAMAK
- İLGİ ile/||/<>/> BİLGİ ile/||/<>/> FARKINDALIK
- İLGİLEN(DİR)MEMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< BAKMAMAK/DUYMAMAK (-YI YEĞLEMEK)
- İLGİLENDİRİR ile BAĞLAR
- İLGİLENDİRMEK ile/ve/||/<> IRGALAMAK
- İLGİNÇ (OLAN) ile ESRARENGİZ (OLAN)
- İLGİNÇ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> SIRADIŞI/LIK
- İLGİNÇ ile ACAYİP
- İLGİNÇ ile TEZAD
- İLGİNİN:
"KABARMASI" ile/ve/değil/yerine ARTMASI
- İLGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> UZAK/LIK
( Olmaz ilâç sîne-i sad pâreme
Çâre bulunmaz bilirim yâreme,
Baksa tabibân-ı cihân çâreme,
Çare bulunmaz bilirim yâreme
Kast ediyor tîr-i müjen cânıma,
Gözlerin en son girecek kanıma,
Şerh edemem halimi cânânıma
Çare bulunmaz bilirim yâreme
)
( MÜFTEİLÜN MÜFTEİLÜN FAİLÜN [RECEZ-İ MÜSEDDES-İ MUTFİ-İ MEKŞUF] )
- ILGIT ILGIT
( Yavaş yavaş. [Esinti ve akış için] )
( ILGIT: Yavaş. | Belirli belirsiz. | Suyun aklığı belirli olmayan. | Yavaş ve hafif esen yel. | Kişiye üzüntü veren, dokunaklı türkü söylemek. )
- İLHAK | KATMA ile/||/<> KATMAK ile/||/<> KATMA
( Bir kent yönetiminin sınırları dışındaki bir yerleşim yerini yetkili kurul ve örgenlerin vargısıyla kendi sınırlarının içine alması matematik Yüklemlik fiillerin yüklemine denir Birini başkan seçmek sözündeki başkan sıfatı biri nesnesinin katması sayılır İki veya daha fazla çeşitte yem maddesini bir araya getirme veya karıştırma işlemi )
- İLHÂK[Ar.] ile İŞGÂL[Ar. < ŞUGL]
( Katma, katılma, karışma, katıştırma. | Egemenlik altına alma, bağlama. | Sözcüğün sonuna bir harf ya da edat katma. İLE Meşgul etme, işle uğraştırma. | İşten alıkoyma. | Tutma. | Oyalama. )
- İLHÂM[Ar.] ile/değil/yerine/= ESİN(LENME)/İÇE DOĞMA/BERGÜ
- İLHAM ile İLHAN
( Esin. | Allah tarafından peygamberlerin ve seçkin kulların gönlüne verilen ilahi düşünce. İLE imparator. | İran Moğollarında hükümdarın unvanı. )
- İLİM-İRFAN (SAHİBİ OLMAK)
- İLİM ile/ve/||/<> FİKİR ile/ve/||/<> AKIL
( İlâhın [olsun]. @@ Silahın [olsun]. @@ Külâhın [olsun]. )
- İLİM ve/<>/>/< İRFAN ve/<>/>/< BURHAN ve/<>/>/< BEYAN
( Başkası. VE/<>/>/< Kendi. VE/<>/>/< Özü. VE/<>/>/< Bunların da merkezi/kaynağı. )
- İLİNEK = ARAZ = ACCIDENT[İng., Fr.] = AKZIDENZ[Alm.] = ACCIDENS[Lat.] = SYMBEBEKOS[Yun.] = ACCIDENTE[İsp.]
- İLİNEK ile/ve/||/<> İKİNCİL
- İLİO- ile/||/<> İSCHİ-/İSCHİO-
( Böğür, yan tarafla ilgili. | Kalça kemiğinin üstteki geniş bölümü ile ilgili. İLE/||/<> Kalça. )
- İLİŞKİ:
BULMAK/BULUNAN ile/değil KURMAK/KURULAN
- İLİŞKİ:
KESİŞİMSEL ile/ve/değil/yerine/||/<> GEÇİŞLİ
- İLİŞKİ/Lİ ile İLİNTİ/Lİ
- İLİŞKİ/Lİ ile/ve/değil/||/<>/< SIRA/LI
- İLİŞKİ ile/ve/<> "GEÇİŞ"
- İLİŞKİ ile/ve BAĞLANTI
- İLİŞKİLENDİRMEK ile/ve/değil/yerine/<>/> AN'A GETİRMEK
- İLİŞKİLENDİRMEK ile/ve/<> DERİNLEŞTİRMEK
- İLİŞKİLERDE:
DEVRİLMEK değil/yerine EVRİLMEK
- İLİŞKİSEL/LİK ile/ve/||/<>/> İÇKİN/LİK
- İLK "BASAMAĞINI" ATTI değil İLK ADIMINI ATTI
- İLK BAŞLANGIÇTA/BAŞLANGICI değil İLK .../İLK BAŞTA ya da [sadece] BAŞLANGIÇTA/BAŞLANGICI
- İLK BİR HAFTA ile/değil/||/<> BİRİNCİ HAFTA
- İLK DİL ile/ve EVRENSEL DİL
( Tüm dillerde ortak dilbilgisel ilkeler arayabiliriz ancak bu, zorunlu olarak bir ilk dile dönmemizi gerektirmez. )
- İLK DİL ile/ve İKİNCİ DİL ile/ve ÜÇÜNCÜ DİL
( Hiyeroglif dili. İLE/VE Simge dili. İLE/VE Mektup dili. )
( Kutsal ya da tanrısal dil. İLE/VE İşaretler ya da kahramanlık armaları. İLE/VE Biririnden uzak kimselerin yaşamlarının halihazırdaki gereksinimlerini birbirine iletmeleri için. )
( GIAMBATTISTA VICO )
- İLK İCAT/MUCİT değil İCAT/MUCİT
- İLK KEZ MİLLÎ OLMAK" değil MİLLÎ OLMAK
- İLK PARAŞÜT VE KRAVAT:
HIRVATLAR
( Otuz Yıl[1618 - 1648] Savaşları'na katılan Hırvat askerler, Fransız'lardan boyunalarına bağladıkları atkılarla ayırt edilince Fransızlar, bu boyun bağına "Cravate" demişler. Kravat sözcüğünün kökeni de buradan geliyor. )
- İLK SÖZLER ile SONRAKİ SÖZLER
- İLK TANIŞTIĞIMIZ GÜN değil TANIŞTIĞIMIZ GÜN
- İLK) FIRSAT/TA ile/ve/||/<> (İLK) BOŞLUK/TA
- İLK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN İLK
- İLK ile/değil İLKSEL
- İLK ile/ve/||/<> KÖK
- İLKE/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
( Olmayanı oldurmak üzere/için. İLE/VE/<> ... )
( İlkelerle düşünürüz. İlkeler bizi birliğe getirir. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
- İLKE/LER ile/ve/||/<>/>< KOŞUL/LAR
( İlkeler, koşullara göre oluşmazlar ve belirlenemezler! )
- İLKE ile/ve/||/<> DAYANAK
- İLKE ile/ve/||/<> DÜZEN
( İlkelerimizin ışığında dünyaya katılamazsak, ilkelerimize karşın dünyaya katılmak zorunda kalırız. )
( Olgun kişiler, ilkesiz davranmaktan vazgeçerek kendilerine olan güveni ve meziyetlerini sağlamlaştırır. )
- İLKE ve/||/<>/= ÜST SOYUTLAMA
- İLKE ile/ve/||/<>/>/< UYUM
- İLKEL/LİK değil/yerine/>< İLKELİ/LİK
( Kişiyi ayakta tutan, iskelet ve kas sistemi değil ilkeliliğidir. )
(
)
( İlkel olmak istemiyorsak ilkeli olmak durumundayız. )
(1996'dan beri)