A ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 19.344 başlık/FaRk ile birlikte,
19.344 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(41/79)
- KELEBEK BİÇİMİNDE/KELEBEKSİ KOROLLA = TÜVEYC-İ FERÂŞÎ = COROLLE PAPILIONACÉE
- KELEBEK OTU ile KELEBEK ÇİÇEĞİ
( Bir cins yaban yoncası. İLE İki çeneklilerden, aydınlık oda ve salonlarda zengin renkli ve çok dallı bir süs bitkisi. )
- KELEBEK ile KURUKAFA
( ... İLE Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi bir tür kelebek. )
( ... cum ACHERANTIA ADROPHOS )
- KELEM/DÜRME/KAPUSKA[Slav]/LAHANA[Yun.] ile BRÜKSEL LAHANASI
( Turpgillerden, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve çok çeşitli türü olan bitki. İLE Ceviz büyüklüğünde, bir lahana türü. )
( KOLZA: Lahana tohumu. )
( MELFUF ile ... )
( CABBAGE vs. BRUSSELS SPROUTS )
( BRASSICA OLERACEA cum BRASSICA OLERACEA GEMMIFERA )
- KELEM[Fars. < KELEM] ile/||/<> LAHANA
( lahana Az kǝlǝm kelem kalam Brassica )
( KALAM )
( KƎLƎM[Az.]~KELEM[Tkm.] )
- KELEME ile/||/<> İKİ YIL SÜRÜLMEMİŞ, BOŞ TARLA
( iki yıl sürülmemiş boş tarla Yerel olarak gelemiye kelemiye gelemge gibi birtakım yan biçimler de geçer R καλαμιὰ Halm Stoppel Ağızlarda gelemiye biçiminin gelemgeye çevrildiği göze çarpıyor Yerel ağızlarda buna benzer örnekler geçer Örn çile durumundaki ipliği yumak yapmak ya da masuraya sarmak için kullanılan araca verilen elemye adının da ağızlarda elemgeye çevrildiğini biliyoruz gelembe Bulgarca kelemè Türkçeden alınmıştır BER 2 321 Türkçe kelemenin kökenine ilişkin açıklama yanlıştır )
( ΚΑΛΑΜΙᾺ / καλαμιὰ )
- KELER ile VEZEGA[Ar.]
( ... İLE Bir çeşit büyük keler. )
- KELLEŞME ile/||/<> AĞAÇSIZLANMA
( ağaçsızlanma coğrafya )
( DÉBOISEMENT )
- KELVIN TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE THERMOMÉTRIQUE KELVIN[Fr.] / KELVIN TEMPERATURSKALA, KELVIN-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN SICAKLIK ÖLÇEĞİ
- KEM ile/||/<> NOKSAN, EKSİK / KÖTÜ, FENA
( noksan eksik kötü fena Az kǝm 1 yetersiz az 2 kötü pis fena yaramaz kam deficient bad Clausonun belirttiği gibi eski ve yeni diyalektlerde hastalık olarak kullanılan kem biçimiyle karıştırılmaması gerekir ED 720b )
( KAM )
( KƎM[Az.] )
- KEMÂL ile BEKÂ
- KEMÂL ile/ve BEKÂ
- KEMALPAŞA ile KEMALPAŞA TATLISI
- KEMAN ile/ve SARİNDA
( ... İLE/VE Hint kemanı. )
- KEMAN/VARDI GELDİ ile/ve/<>/> VİYOLA ile/ve/<>/> ÇELLO/VİYOLONSEL[İt. < VIOLONCELLO] ile/ve/<>/> KONTRBAS[Fr.]
( Çenenin altına dayanarak çalınan telli çalgı. İLE/VE/<>/> Kemandan biraz büyükçe dört sürtme telli saz. İLE/VE/<>/> Viyoladan büyük, kontrobastan küçük dört sürtme telli saz. İLE/VE/<>/> En kalın sesli yaylı çalgı. )
( )
- KEMERLEMEK ile KEMER/LİK ile KEMERE ile KEMERCİ/LİK ile KEMERLİ ile KEMERSİZ ile KEMER GÖZÜ ile KEMER BAĞLAMA ile KEMER PATLICANI
- KEMHA[Fars. < KEMHÂ] ile/||/<> BİR ÇEŞİT İPEK KUMAŞ
( bir çeşit ipek kumaş kamka simli ipek kumaş kamka simli kumaş kamka Alt Tel kamka kamxā Damask silk of one colour Çinceden alınmıştır Doerfer UAJb 40 252 Avrupa dillerinde de yaygın olarak kullanılır camoca camucum esk camaca cammaca camoca cammoca esk camocan camocas esk kamcha esk kamká esk kamuka kamxa )
( KAMXĀ )
( KAMXA )
( KAMKA[Nog.]~KAMKA[Kzk.]~KAMKA[Krg.]~KAMKA[Alt.]~KAMKA[Tel.] )
- KEMHA[Fars. < KEMḪĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KEMHA
( Bir tür ipek kumaş )
- KEMHA/KEMHA[Fars. < KEMḪĀ] ile/||/<> MANTİN/MANTİLLE[Fr. < MANTILLE] ile/||/<> OTOMAN/OTTOMAN[Fr. < OTTOMAN] ile/||/<> PAPAZİ/PAPAZİ[Yun. < ] ile/||/<> SADAKOR/SETA CRUDA[İt. < SETA CRUDA] ile/||/<> PONJE/PONGE[Fr. < PONGÉ] ile/||/<> SÜNDÜS/SUNDUS[Ar. < SUNDUS] ile/||/<> SURA/SURA[SURATE][YER ADI] ile/||/<> TAFTA/TAFTE[Fars. < TĀFTE]
( Bir tür ipek kumaş )
- KEMİK ile KEMİK İLİĞİ ile KEMİK KIRMA
( BONE vs. BONE MARROW vs. BONESETTING )
( استخوان ile عظم ile مغز استخان ile شکستهبندي )
( ESTEKHAN ile عظم ile MOGHZ ESTEKHAN ile SHKASTEHABANDY )
- KEMİK ile OMACA
( ... İLE Kesilen ağaç kökü, asma kütüğü. | İri kemik. )
- KEMİRİCİ ile ÇİNÇİLYA
( ... İLE Çinçilyagillerden, yumuşak ve gümüş rengi tüyleri olan, kemirici bir hayvan. )
( ... cum CHINCHILLA LANIGER )
- CHEMOANESTHESIA[İng.] ile/değil/yerine/= KEMOANESTEZİ
- KEMOPROFİLAKSİ/CHEMOPROPHYLAXIS[İng.] ile/değil/yerine/= İLAÇLA KORUMA
- KENARIYA değil KENARA
- KENÇ LİYÜ ile SOFRA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Hakan'ların şölenleri ya da bayramlarda kurulan, herkesin gönlünce, yağmalarcasına yemek yediği bir sofra. İLE ... )
- KENDİ ADINA ile/||/<> KENDİ BAŞINA ile/||/<> KENDİ BESLEK ile/||/<> KENDİGELEN ile/||/<> KENDİ HÂLİNDE ile/||/<> KENDİ KENDİNE ile/||/<> KENDİ PAYINA ile/||/<> KENDİNE HAS ile/||/<> KENDİNE MAHSUS ile/||/<> KENDİNE ÖZGÜ
( İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri zat Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz Yaptığı giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz Kendisi kendileri biçiminde bazen saygı duygusuyla ya da söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz )
- KENDİ BAŞINA ile/ve/değil TEK BAŞINA
- KENDİ GİBİ OLMAYANDAN UZAKLAŞMA ile/ve KENDİ GİBİ OLMAYANI DIŞLAMA
- KENDİ İÇİN KILMA ile/değil/yerine BELİRLEME
- KENDİ ...:
ZAVİYEM(/DEN BAKINCA) ile/değil/yerine/= AÇIM(/DAN BAKINCA)
- SPONTANEOUS POLARIZATION[İng.] / POLARISATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN KUTUPLANMA
- SPONTANEOUS MAGNETIZATION[İng.] / AIMANTATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN MIKNATISLANMA
- SPONTANEOUS COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION SPONTANÉE[Fr.] / SELBSTVERBRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN YANMA
- KENDİLİĞİNDENLİK ile DOĞAÇLAMA
- KENDİLİĞİNDENLİK ve ÖKE/DEHÂ
( SPONTANEOUSLINESS, SPONTANEITY and GENIUS )
( SPONTANÉ et ... )
( ZIFA ve TIANCAI )
- KENDİLİK EDİMLERİ ile/ve/||/<> BAŞKALARININ TEPKİLERİNE ÖZGÜ BEKLENTİLER ile/ve/||/<> BAŞKALARININ EDİMLERİ ile/ve/||/<> KENDİLİĞİN, KENDİLİĞE KARŞI EDİMLERİ(İÇE YANSITMA)
- KENDİLİK:
KAYITLARIMIZDA ile/ve/||/<>/< BELLEĞİMİZDE
- KENDİ/LİK ile KENDİR ile KENDİNCE ile KENDİRCİ/LİK ile KENDİ ADINA ile KENDİ BAŞINA ile KENDİ BESLEK ile KENDİ PAYINA ile KENDİ HALİNDE ile KENDİ KENDİNE
- KENDİNDE/SENDE VARSA ile/ve KENDİNDE/SENDE YOKSA
( Herkeste (de) vardır. İLE/VE Hiçkimsede yoktur. )
- [ne yazık ki]
KENDİNE KARŞI OLMA ile/ve/değil/||/<>/< ANLAMSIZLIK
- KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİĞİNİ BAŞKASINA YAPMA!
ve/||/<>/>
BAŞKASINA (DA) YAPILMASINI İSTEMEDİĞİNİ KENDİNE (DE) YAPMA!
- KENDİNİ EŞELE! ve KENDİNE SAKLA!
- KENDİNİ:
GERÇEKLEŞTİRME ile/ve/değil/||/<>/< BOŞLAMAMA/AZIMSAMAMA
- KENDİNİ KAÇINMA değil KAÇINMA
- KENDİNİ KORUMA ile/ve/<>/değil VAROLUŞUNU SÜRDÜRME
- KENDİNİ ... OLARAK:
TANIŞTIRMIŞ değil TANITMIŞ
- KENDİNİ TANIMA ile/ve/<> KENDİNİ TAMAMLAMA
( Kişiyi/insanı tanımıyorsak/bilmiyorsak, hiçbir şey(i) bilmiyoruz/tanımıyoruz demektir. )
( RECOGNIZE THE SELF vs./and/<> SELF REALIZATION )
( GNOTHI SEAUTONU [Türkçe seslendirilişi: GNOTHI S' AFTON] )
- KENDİNİ TANIMA ile/ve/<> KENDİNİ TANIMLAMA
( Kendini tanımlamak üzere ve gereğiyle kendinden bahsediş, kibir değildir. )
( RECOGNIZE THE SELF vs./and/<> SELF DEFINITION )
- KENDİYLE:
BAĞDAŞMA ile/ve/||/<>/> BARIŞMA
- KENDİYLE DALGA GEÇEBİLME KENDİYLE (FAZLA/GEREKSİZ) UĞRAŞMA
- KENE ile/||/<> KENELER ile/||/<> SAKIRGA ile/||/<> YAVSI
( İnsan ve hayvanlara saldırarak, kan emici, ağılayıcı, sokup sömürücü özelliklerinden başka, çeşitli hastalıklar bulaştırmasıyle de suçlu görülen örümceğimsi eklembacaklıların genel adı; sakırga, kırışak, yavsı. @@ (İxodes ricinus), Eklembacaklı hayvanlardan örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfının keneler (Acarina) takımından bir tür. Gözleri yoktur. Erginleri koyun, köpek v.b. üzerinde asılak yaşar. Kan emer. 4 mm olan dişi kan emdikten sonra 12 mm'ye kadar şişer. @@ (zooloji) @@ Eklem bacaklı hayvanlardan, örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfının, keneler (Acarina) takımından, erginleri koyun, köpek vb. üzerinde, kan emerek asalak yaşayan, 4 mm. kadar boyda olan dişisi kan emdikten sonra 12 mm. kadar şişebilen, gözleri bulunmayan bir tür. Akar. @@ Acarina alt takımı. Ixodida takımında Ixodoidea üst ailesinde bulunan, yumuşak (Argasidae) ve sert (İxodidae) keneler olmak üzere iki ailede toplanmış, ilişkili olduğu diğer akrabalarından (akarlardan) daha büyük olan, özel ağız organelleriyle konaklarına tutunan, karada yaşayan tüm omurgalılarda parazitlenen, insanlarda ve hayvanlarda birçok hastalık etkenine vektörlük yapan kan emen akarlar, hlk. sakırga. @@ Ağızlarda gene biçimi de geçer. ~ Az gǝnǝ. -Kklp kene, taskene. -Kzk kene. -Krg kene. < Far kanah 'a tick'. -Farsça kanah biçiminin etimolojisini bilmiyoruz. Bu biçim Türk diyalektlerinden de alınmış olabilir. Halaçça kana ise Farsçadan geri alınmış bir biçime benzemektedir. Diyalektlerde kene yerine sakırga (> sakırtga) ve kasartgı (~ kasartkı) gibi adlar kullanılır. bk. sakırga. Daha dar bir alanda talpan (Başkurtça), mal gubu (Balkarca), mal gıbı (Karaçayca), kandagay 'tahtakurusu, tahta biti' (Karaçayca, Balkarca) adları da geçer. )
( TICK | TICKS~TICKS | MITES AND TICKS~TICK~... )
( TIQUE | IXODE, TIQUE, RICIN DES CHIENS | TIQUES~TIQUES | ACARIENS~TIQUE~... )
( IXODES RICINUS | IXODOIDEA~IXODOIDEA | ACARUS | ACARINA, ACARUS: KENE | ACARINA, ACARUS~...~... )
( ZECKE | HOLZBOCK | ZECKEN~ZECKEN | MILBEN~ZECKE~... )
( ZECCA~ZECCHE~ZECCA~... )
( ΤΣΙΜΠΟΎΡΙ / τσιμπούρι~ΤΣΙΜΠΟΎΡΙΑ / τσιμπούρια~ΤΣΙΜΠΟΎΡΙ / τσιμπούρι~... )
( KANAH )
- KENE ile/||/<> SAKIRGA
- KENET ile/||/<> BAĞLANTI. (*TAVŞANLI -KÜTAHYA)
( Bağlantı Tavşanlı Kütahya )
- KENT[SOĞDCA] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEHİR (KENT EFSANESİ, KENT SOYLU, KENTLER ARASI, ANA KENT, BAŞKENT, ÇADIR KENT, MANTAR KENT, MEGAKENT, YÖREKENT, UYDU KENT)
- KENZ[< KÜNÛZ] ile HAZÎNE, DEFÎNE, YERALTINDA BULUNAN DEĞERLİ EŞYÂ
- KEPÇIR[İng. < CAPTURE] ile/değil/yerine/= YAKALAMA
- KEPEK/DONRA ile KEPEK
( Saçlı derideki pulcuklar. İLE Elenen undan sonra kalan kabuk kırıntıları. )
( DANDRUFF/FURFUR vs. BRAN )
- KEPEK/KİR ile DONRA
( ... İLE Saç kepeği, baş konağı. | Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir. )
- KERAKÎ ile/||/<> GRUE (GRUS)[Fr.] ile/||/<> TURNA
( astronomi )
( GRUE (GRUS) )
- KERÂMET ile/ve/değil KESKİN ZEKÂ
( Keskin zekâ, kerâmete kıç attırır. )
- KERÂMET değil/yerine RIZÂ
- KERATA[Yun.] ile/||/<> ...
( Ayakkabı çekeceği Uluborlu Senirkent Yukarıtırtar Yalvaç Isparta Gölbaşı Çankaya Güdül Ankara R κέρατα boynuzlar κέρατοnun çokluk biçimi İkinci anlam R κέρατᾶς boynuzlu karısını satan sözünden alınmıştır )
( ΚΈΡΑΤΑ / κέρατα )
- KERATA[Yun.] yerine ÇEKECEK
( Karısı tarafından aldatılan erkek. | Sevgi ile söylenilen sitem sözü. | Ayakkabı çekeceği. )
- KERATA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KERATA
( çekecek Küçüklere sevgi ile söylenen bir sitem sözü Karısı tarafından aldatılan erkek )
- KERATINIZATION[İng.] ile/||/<> BOYNUZLAŞMA
( Keratinleşme )
( KERATINIZATION )
- KERBELÂ ile KURB-U ÂLÂ
- DEFA/KERE[Ar.] ile/değil/yerine/= KEZ
- KERE ile "POSTA"
- KERES ile/||/<> BÜYÜK VE DERİN KARAVANA
( büyük ve derin karavana Kökenini bilmiyoruz )
- KERESTE[Fars. < KERASTE] ile/= KALAS[< Romanya'da Galati kenti]
( Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç. | Ayakkabı yapımında kullanılan gereç. | Kaba saba kişi, "kalas". İLE/= Kalın biçilmiş uzun tahta. | Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta. | Kaba, anlayışsız kişi, "kereste". )
- KERKES[Ar. < KERKES] ile/||/<> AKBABA
( akbaba Ağızlarda kerkez olarak geçer Az kǝrkǝs akbaba kargas )
( KARGAS )
- KERKES[Ar. < KERKES] ile/değil/yerine/=/||/<> AKBABA
- KERMA[İng.] / KERMA[Fr.] / KERMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KERMA
- KERNITE[İng.] / KERNITA[Fr.] / KERNIT, RASORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KERNİT, KERNİTEN
- KERPETEN ile DAVYA
( ... İLE Diş çekme kerpeteni. )
- KERTERİZ[Yun.] (ALMA) ile/değil/yerine/= ÖLÇME, ÖLÇÜ ALMA
( Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme. Denizcilerin, denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları imlerin tümü. )
- KESELİ SIÇANLARDA:
KESELİ ile BASİT KESELİ ile BEYAZ KULAKLI ile BÜYÜK KULAKLI ile ANDEAN BEYAZ KULAKLI ile GUIAN BEYAZ KULAKLI ile KUZEY AMERİKA
( 
KESELİ SIÇAN
ile

BASİT KESELİ SIÇAN
ile
BEYAZ KULAKLIKESELİ SIÇAN
ile
BÜYÜK KULAKLI KESELİ SIÇAN
ile
ANDEAN BEYAZ KULAKLI KESELİ SIÇAN
ile
...
GUIANAN BEYAZ KULAKLI KESELİ SIÇAN )
( OPPOSSUMS: OPPOSSUM vs. COMMON OPPOSSUM vs. WHITE-EARED OPPOSSUM vs. BIG-EARED OPPOSSUM vs. ANDEAN WHITE-EARED OPPOSSUM vs. GUIANAN WHITE-EARED OPPOSSUM )
( DIDELPHIS: DIDELPHIS VIRGINIANA cum DIDELPHIS MARSUPIALIS cum DIDELPHIS ALBIVENTRIS cum DIDELPHIS AURITA cum DIDELPHIS PERNIGRA cum DIDELPHIS IMPERFECTA )
- KEŞİF ile/ve/||/<>/> ORTAYA ÇIKARMA
- KEŞİF ile/ve RİYÂZÂT(UYGULAMA)
( Mistisizm (İşrâkîlik). İLE/VE Tasavvuf. )
- KESİK/LİK ile KESİKLİ ile KESİKSİZ ile KESİK HAVA ile KESİK KONİ ile KESİK KEREM ile KESİK KESİK ile KESİK KELİME ile KESİK PRİZMA ile KESİK PİRAMİT
- CEREYÂN-İ İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE[Fr.] / DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME AKIMI
- CUT-OFF PARABOLA[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM PARABOLİ
- KESİMEVİ/MEZBAHA[Ar. < MEẔBAḤA] ile/||/<> KESİMEVİ/KASAPHANE[Ar. < ḲAṢṢĀB + Fars. ḪĀNE] ile/||/<> KESİMEVİ/KANARA[Ar. < ḲİNNĀRE] ile/||/<> KESİMEVİ/KESİMHANE[Tr. < KESİM + Fars. ḪĀNE] ile/||/<> KESİMEVİ/SALHANE[Ar. < SALḪ + Fars. ḪĀNE]
- KESİNLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BULANIKLAŞTIRMA
( TO BECOME DEFINITE vs./and TO BECOME TURBIDITY )
- KESİNLİK ile/ve/||/<> ELE AVUCA SIĞMAMA
- KESİNLİKLE/BEHEMEHÂL[Fars. < BE+ HEME + Ar. ḤĀL] ile/||/<> KESİNLİKLE/MUTLAKA[Ar. < MUṬLAḲĀ]
- KESİNTİ/İNKITA[Ar. < İNḲİṬĀʿ] >< SÜREKLİLİK/İSTİMRAR[Ar. < İSTİMRĀR]
- KESİŞME ile/ve/değil ÇAKIŞMA
- KESKİN ile/değil/yerine/=/||/<> KIVRAK | HASSAS | ZAMPARA
( keskin bakış keskin nişancı keskin zekâ gözü keskin nefesi keskin Çok kesici iyi kesen Tiz olan Kırıcı incitici olan Etkili sert olan kıvrak hassas Dikkatli olan Yoğun bir biçimde zampara İşini iyi yapan )
- KEŞKÜL ile/ve CİLBENT ile/ve SOFRA
( Gezgin dervişlerin âletleridir. )
( Bknz. Tarikat Kıyafetlerinde Sembolizm - Ocak Yay. )
- KEŞKÜLÜFUKARA[Fars. < KEŞKŪL + Ar. FUḲARĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KEŞKÜL
- KESMEK ile DOĞRANMIŞ ile PİRZOLA
( CHOP vs. CHOPPED vs. CHOPS )
( ريزه کردن ile ريزه ريزه کردن ile ريز ريز کردن ile ريز ريز ile لب و لوچه ile دک و پوز )
( RYZAH KARDAN ile RYZAH RYZAH KARDAN ile RYZ RYZ KARDAN ile RYZ RYZ ile LAB VE LOCHEH ile DAK VE POZ )
- KESMEK ile KESMECE ile KESMELİK ile KESME İMİ ile KESME TAŞ ile KESME KAYA ile KESME ŞEKER ile KESME İŞARETİ
- KEŞMEKEŞ ile CURCUNA
- KESTANE ile/ve/||/<> BARBUNYA
( İkisinin de tadı ve nişastası apayrı birer lezzet durağı ve haz kaynağı. )
- KESTANE ile CASSAVA
( ... İLE Kestaneye benzeyen, büyükçe bir kök.[Uganda] )
- KESTEM ile SOFRA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Önceden sözleşmeden, aniden konuk olarak gelenler için verilen ziyafet. İLE ... )
- KET ile/||/<> NİŞASTA
( nişasta Kökenini bilmiyoruz Türkçede daha çok nişasta adı kullanılır nişasta )
- KETÇAP/KETCHUP[İng. < KETCHUP] ile/||/<> MEYANE/MİYANE[Fars. < MİYĀNE] ile/||/<> SALÇA/SALSA[İt. < SALSA]
( Temel maddesi baharat katılmış domates olan İngiliz sosu )
- KETEBE ile/ve SEVVEDE ile/ve NESEHA ile/ve HARRERE ile/ve NEMEKA ile/ve RAKAME ile/ve NAKALE ile/ve ZEBERE ile/ve SATARE ile/ve İSTİRAHE
- KETEN[Ar. < KETTÂN] ile/||/<> KOLZA
( @@ (botanik) @@ Ketengiller (Linaceae) familyasından, mavi çiçekli, gövdelerinden keten lifi, tohumlarından keten yağı elde edilen, bir ya da iki yıllık, otsu bitkiler. @@ 1. Ketengillerden çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki. 2. Bu bitkinin liflerinden yapılmış dokuma. @@ ~ Az kǝtǝn. Azeri alanında kǝtǝncǝ de geçer. -TatK keten. -Kar keten. -Blk geten ~ keten. -Nog keten. -Alt keden. -Hak kiden. -Şor keden. -Tuv keden. -Çuv kätan. Eski diyalektlerde de geçer: Ermeni Kıpçakçası k'etan. Belli başlı Türk diyalektlerinde keten, keten bezi olarak geçer. Diyalektlerde 'kızların düğünleri için dokudukları kumaş' olarak da kullanılır. Ermeni Kıpçakçasında 'yelken' anlamında da kullanılmıştır. Hakasçada 'çuval bezi' olarak da geçer. Räsänen (V 239a) Arapça kattan biçiminden geldiğini öne sürmüştür. Leksika (128) batı kültür çevreleri için tipik bir biçim olduğunu vurgulamışsa da doğu diyalektlerinde (Altayca, Hakasça, Şorca) de geçer. Bu biçimlerin ticaret yoluyla yaygınlaştığı anlaşılıyor. )
( FLAX~RAPESEED )
( LIN | COLZA~COLZA )
( LINUM | LINUM USITATISSIMUM | BRASSICA RAPA, OLEIFERA~BRASSICA RAPA, OLEIFERA | BRASICCA NAPUS )
( LEIN~RAPS )
( LINO~COLZA )
( ΛΙΝΆΡΙ / λινάρι~ΕΛΑΙΟΚΡΆΜΒΗ / ελαιοκράμβη )
( KƎTƎN[Az.]~KETEN[Tatk.]~KETEN[Nog.]~KEDEN[Alt.]~KIDEN[Hak.]~KEDEN[Şor.]~KEDEN[Tuv.]~KÄTAN[Çuv.] )
- KETEN ile KETEN KUŞU ile KETEN HELVA ile KETEN TOHUMU ile KETEN HELVACI
- KETENPERE[Yun. < KATO PERA] ile/değil/yerine/= ÖTEKİ TARAFIN AŞAĞISI | KASIMPAŞA[AŞAĞI BEYOĞLU]
- KETHÜDA[Fars. < KED + HUDÂ] ile/||/<> ...
( Zenginlerin ve devlet adamlarının buyruğunda çalışan ve onların birtakım işlerini gören kişi )
- KETMEN = ÇAPA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Toprağı parça parça yapmakta kullanılan araç. İLE ... )
- KETONURIA[İng.] ile/değil/yerine/= KETONÜRİ
- KEVÂKİB-İ MUVAKKATA | NOVA ile/||/<> NOVA[Lat.]
( Parlaklığı birden bire ononüç kadir artan değişen yıldız Novalar başlangıçta yeni doğmuş yıldızlar sanılmıştır astronomi )
( NOVA, NOVAE | OUTBURST )
( NOVA, NOVAE | NOVA | EXPLOSION )
( NOVA, NEUER STERN | AUSBRUCH )
( NOVA )
( NOVA )
( ΝΌΒΑ / νόβα )
- KEVÂKİB-İ MUVAKKATA | NOVA[Lat.] ile/||/<> PATLAMA
( Parlaklığı birden bire (on-onüç kadir) artan değişen yıldız. Nova'lar başlangıçta yeni doğmuş yıldızlar sanılmıştır. @@ (astronomi) )
( NOVA, NOVAE | OUTBURST~OUTBURST | EXPLOSION | EXPLOSION, DETONATION | 1- DEFLAGRATION, COMBUSTION; 2- DETONATION, 3- EXPLOSION | BOOM | BURSTING )
( NOVA, NOVAE | NOVA | EXPLOSION~EXPLOSION | EXPLOSION, DÉGAGEMENT GAZEUX EXPLOSIF | CREVAISON | EXPLOSION, DÉTONATION | 1- DÉFLAGRATION, 2- DÉTONATION, 3- EXPLOSION | DÉTONATION | PLOSION )
( NOVA~... )
( NOVA, NEUER STERN | AUSBRUCH~AUSBRUCH | EXPLOSION | EXPLOSION, DETONATION )
( NOVA~ESPLOSIONE )
( ΝΌΒΑ / νόβα~ΈΚΡΗΞΗ / έκρηξη )
- KEVŞENG/KEWŞENG ile/ve/||/<> SOFRA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Harman temizlendikten sonra tahılın yığılmasına yardım eden kişiye verilen yemek/armağan. )
- KEYFÎ DAYATMA ile ZORUNLU "DAYATMA"
- KEYFİ YERİNDE ile/||/<> KEYFİ YOLUNDA
- KEYFİ/LİK ile KEYFİNCE ile KEYFİ SIRA ile KEYFİ YERİNDE ile KEYFİ YOLUNDA ile KEYFİ TIKIRINDA
- KEYİF ile/değil RIZÂ
- KEZ/DEFA[Ar. < DEFʿA] ile/||/<> KEZ/KERE[Ar. < KERRE]
- KEZA[Ar. < KEẔĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KEZA
( Aynı biçimde kezalik )
- KEZÂ[Ar.] ile ZİRA[Fars.]
( Aynı zamanda. İLE Çünkü. )
( Zarf. İLE Bağlaç. )
- KEZALİK[Ar. < KEẔĀLİK] ile/değil/yerine/=/||/<> KEZA
- KEZÂ/HAKEZÂ/KEZÂLİK[Ar.] ile/değil/yerine/= NİTEKİM/AYNI BİÇİMDE
- KEZBERET-ÜL-BÜR | BALDIRIKARA ile/||/<> BALDIRIKARA
( botanik karabaldır )
( CAPILLAIRE )
( ASPLENIUM ADIANTHUM NIGRUM )
- KHAOS ve GAIA ve EROS
- KHK ile/ve/||/<> TORBA YASA
- Kİ/Kİ[Fars. < Kİ] ile/||/<> MEĞERKİ/MEGERKİ[Fars. < MEGER + Kİ] ile/||/<> YA ... YA .../YA ... YA[Fars. < YĀ ... YĀ ...]
( hâlbuki vakta ki kaldı ki Anlam bakımından birbirleriyle ilgili cümleleri birbirine bağlayan bir söz kim II Özneyi tümleci güçlendirerek cümlenin temel bölümüne bağlayan bir söz Öyle o kadar o denli vb nden sonra kullanıldığı cümleye güç katan bir söz İkinci cümledeki yargının birincideki hareketin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını bildiren bir söz Bazı kelimelerin sonuna bir ek gibi eklenerek birtakım zarflar yeni bağlaçlar oluşturan bir söz belki çünkü hâlbuki mademki sanki vb )
- KİBARCA ile/||/<> KİBARCASINA
- KİBARLAŞMAK ile KİBARLAŞTIRMAK ile KİBAR/LIK ile KİBARCA ile KİBAR DÜŞKÜNÜ ile KİBAR LOKMASI ile KİBARLAR ALEMİ ile KİBARLIK DÜŞKÜNÜ ile KİBARLIK BUDALASI
- KİBİR ile/değil/yerine MESAFE KOYMA
- KİBİR = PRIDE[İng.] = ORGUEIL[Fr.] = HOCHMUT[Alm.] = SUPERBIA[Lat.]
- KİBİRLİ EDÂ ile KÜFÜR
- KİBLENUMA[Ar. < ḲİBLE + Fars. -NUMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KIBLENÜMA
( Kıble yönünü göstermek için bulunulan yere göre özel işareti olan pusula )
- KİBR[Ar.] ile KİBRİYÂ'[Ar.]
- KIÇÜSTÜ ile/||/<> KIÇI KIRIK ile/||/<> KIÇIN KIÇIN ile/||/<> KIÇTAN BACAKLI ile/||/<> KIÇTANKARA
( Kuyruk sokumu bölgesi dip göt kaba et kaba but popo toto I makat mabat küfe Deniz teknelerinde art taraf Arka bölümde olan )
- KİFÂYETSİZ MUHTERİS ile/ve/<> HEBENNEKA[Ar.]
( ... İLE/VE/<> Zeki ve becerikli olmadığı halde, kendini öyle sanan. )
- KİK[İng. < GIG] ile/değil/yerine/=/||/<> FUTA
- KİKLA ile/||/<> KİKLA
( Labrus berggylta Kemiklibalıklar Teleostei takımının lapinagiller Labridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 50 cm Güzel renklidir Marmarada çoktur Kemikli balıklar Teleostei takımının lapinagiller Labridae familyasından 50 cm kadar uzunlukta Marmara Denizinde bol olarak bulunan bir tür R κίχλα )
( BALLON WRASSE )
( GRANDE VIEILLE | GRANDE VIELLE )
( LIPPFISCH )
( LABRUS BERGGYLTA )
( ΚΊΧΛΑ / κίχλα )
- KİKLA ile/||/<> ÖRDEK BALIĞI
( Lapinagillerden güzel renkli 50 santimetre uzunluğunda bir balık Labrus berggylta @@ Lapinagillerden Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşayan 2535 santimetre uzunluğunda çeşitli renkleri olan bir balık Labrus mixtus )
( LABRUS BERGGYLTA cum/||/<> LABRUS MERULA cum/||/<> LABRUS VIRIDIS cum/||/<> LABRUS MIXTUS cum/||/<> LABRUS BIMACULATUS cum/||/<> LABRUS BERGYLTA )
- KIL BURUN ile/||/<> KIL ÇADIR ile/||/<> KIL DÖNMESİ ile/||/<> KILKAPAN ile/||/<> KIL KEÇİSİ ile/||/<> KILKIRAN ile/||/<> KIL KURT ile/||/<> KILKUYRUK ile/||/<> KIL KUYRUK ile/||/<> KIL OTU ile/||/<> KIL PAYI ile/||/<> KIL TESTERE ile/||/<> KIL YUMAĞI ile/||/<> KILI KILINA ile/||/<> EMİCİ KILLAR
( Bazı hayvanların derisinde insan vücudunun belli yerlerinde çıkan üst deri ürünü olan ipliksi uzantı Keçi tüyü Keçi tüyünden yapılmış ya da dokunmuş olan Huysuz geçimsiz olan kimse Bitkilerde görülen genellikle silindirimsi içi boş çok ince uzantı )
- KIL ile KIL OTU ile KIL KURT ile KIL PAYI ile KIL BURUN ile KIL ÇADIR ile KIL KEÇİSİ ile KIL KUYRUK ile KIL YUMAĞI ile KIL DÖNMESİ ile KIL TESTERE ile KILI KILINA
- KILÂ'[Ar. < KAL'A] ile KILÂA[Ar.]
( Kaleler, surlar. İLE Yelken. )
- KILAVUZ RNA ile/||/<> DONOR ŞABLON
( Kılavuz RNA kılavuz kesim, donor şablon onarım. )
( Formül: Cutting guide İLE repair template )
- KILAVUZ = REHBER = GUIDE[İng., Fr.] = FÜHRER[Alm.] = GUIDA[İt.] = GUÍA[İsp.]
- GUIDED WAVE[İng.] / ONDE GUIDÉE[Fr.] / GEFÜHRTE-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZLANMIŞ DALGA
- KILBARAK/MİDİLLİ[Yun.] ve KATANA/KADANA[Mac.]
( Küçük at. VE İri yapılı at. )
- CAPILLARY WAVE[İng.] / ONDE CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL DALGA
- KILCAL DAMAR[İng. CAPILLARY VESSEL] ile/||/<> ALVEOL[İng. PULMONARY ALVEOLUS] ile/||/<> ERİTEM[İng. ERYTHEMA]
( Vücuttaki en küçük kan damarlarıdır. Çapları yaklaşık 5 ile 10 mikrometre arasında değişmektedir. Kılcal damarların içinde diğer kan damalarına kıyasla dolaşım hızı ve basınç düşüktür. Duvar yapıları tek bir göze tabakasından oluşur. @@ Havayı kılcal damarlara geçmeden önce temizleyen yapı. Hava, nefes alındığında burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğerler, bronşlar, bronşçuklar ve alveoller biçiminde bir yol izler. @@ Kılcal kan damarlarının genişlemesine neden olan yaralanma ya da tahriş sonucu cildin genellikle benekler halinde yüzeysel olarak kızarması.
Kılcal damar tıkanıklığı nedeniyle ciltte ya da mukoza zarında ortaya çıkan anormal kızarıklık (inflamasyonda olduğu gibi).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CAPILLARY CONDENSATION[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL YOĞUNLAŞMA
- KILÇIK ile GELMİÇ[Fars.]
( Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik. | Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif. | Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup onu ön ya da yan tarafına aşırıp atması. İLE İri balıklarda, kılçık durumunda olan kemik. )
- KILIÇ ALAYI ile/||/<> KILIÇ BACAK ile/||/<> KILIÇ BALIĞI ile/||/<> KILIÇ GAGALI ile/||/<> KILIÇHANE ile/||/<> KILIÇKALKAN ile/||/<> KILIÇ KUŞANMA ile/||/<> KILIÇKUYRUK ile/||/<> KILIÇ OYUNU ile/||/<> KILIÇ PABUCU ile/||/<> ÇALAKILIÇ ile/||/<> DALKILIÇ ile/||/<> DELİCİ KILIÇ ile/||/<> DÜRTÜCÜ KILIÇ ile/||/<> KESİCİ KILIÇ ile/||/<> YALIN KILIÇ ile/||/<> ACEM KILICI ile/||/<> KUZGUNKILICI ile/||/<> MERASİM KILICI ile/||/<> TÖREN KILICI
( Uzun düz ya da eğri ucu sivri bir ya da her iki yüzü keskin kın içinde bele takılan çelikten silah tığ II Bu silah kullanılarak oynanan hedef bölgesi baş gövde ve kollar olan bir tür oyun Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası )
- KILIÇ KUŞANMA ile/||/<> ...
( Tahta yeni çıkan Osmanlı padişahlarının Eyüp Sultan türbesine giderek törenle kılıç kuşanmaları )
- KILIÇ KUŞANMA ile/||/<> KILIÇ ALAYI
- KILIÇ ile PALA
( ... İLE Kavisli, kısa, uc bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç. | Kürek gibi bazı araçların, enli ve yassı bölümü. | Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş ya da kereste. )
- KILICINA = KILIÇLAMA
( Kalas, cetvel tahtası gibi kalınlığı eninden az olan nesnelerin, keskin ve dar tarafının yukarı gelmesi üzerine. )
- KILIÇLAMA ile/değil/yerine/=/||/<> KILICINA | ÇAPRAZLAMA
( Kılıçlamak işi kılıcına çaprazlama )
- KILIÇLAMAK ile KILIÇLAŞMAK ile KILIÇ ile KILIÇLI ile KILIÇÇI/LIK ile KILIÇ ALAYI ile KILIÇ BACAK ile KILIÇ OYUNU ile KILIÇ BALIĞI ile KILIÇ GAGALI ile KILIÇ PABUCU ile KILIÇ KUŞANMA ile KILIÇ OYUNCUSU ile KILIÇ BALIĞIGİLLER
- KILIK KIYAFET ile/||/<> ADAM KILIĞINDA
( Bir kimsenin giyinişi dış görünüşü eşkâl Bir kimsenin resmi fotoğrafı )
- KILIKSIZLAŞMAK ile KILIK ile KILIKLI/LIK ile KILIKSIZ/LIK ile KILIKSIZCA ile KILIK KIYAFET ile KILIKLI KIYAFETLİ ile KILIK KIYAFET DÜŞKÜNÜ
- KİLİM ile/değil/||/<> CACALA
( ... İLE Eski parça[/partal] kumaşlardan yapılan kilim. )
- KİLİM ile/ve PALA
( ... İLE/VE Adi kilim, yaygı. )
- KİLİTLEMEK ile KİLİTLENMEK ile KİLİTLETMEK ile KİLİTLEYEBİLMEK ile KİLİT ile KİLİTLİ/LİK ile KİLİTSİZ ile KİLİT DİLİ ile KİLİT TAŞI ile KİLİT YERİ ile KİLİT MEVKİ ile KİLİT NOKTA ile KİLİT SARMA ile KİLİTSİZ KÜREKSİZ
- KİLİZ ile/||/<> HASIR OTU, KOFA
( hasır otu kofa Kökenini bilmiyoruz Yerel ağızlarda daha çok kofa adı kullanılır kofa )
- KILKAPAN/SAMANKAPAN/KEHRİBAR[Fars. < KEHRUBÂ ] ile KARAKEHRİBAR/OLTU TAŞI
( Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılan ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif nesneleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine. İLE Bu reçineden yapılmış: )
- KILLI/LIK ile KILLICA
- KİM KİME, TIM TIMA/DUM DUMA
- KİMİ:
GİTTİKÇE ile KALDIKÇA
( Kalır. İLE Gider. )
- KİMSEYE GÜVENME! değil KİMSEYE (TAMAMEN) BIRAKMA!
- KİMYÂ' ile ...
( ARZUYU TERK, MEVCÛDA KANÂAT )
- KİMYA ile/||/<> ÇEKİRDEK KİMYASİ
( Atomların elektron kabuklarının etkileşimini, yani bağ kurma ve tepkimeleri inceleyen bilimdir; çekirdek değişmez, element korunur. @@ Atom çekirdeğinin kendisinin değiştiği süreçleri (bozunma, fisyon, füzyon) inceleyen daldır; burada bir element başkasına dönüşebilir. İlki elektronların, ikincisi çekirdeğin kimyasıdır. )
- KİMYA ile/ve/<> ÇEKİRDEK KİMYASI
( ... İLE/VE/<> Atom çekirdeğindeki değişimlerle ilgilenen kimya dalı. )
- CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE[Fr.] / CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYA
- KİMYA[Ar. < KĪMYĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> KİMYA
( kimya doğrulumu kimya göçümü inorganik kimya organik kimya uzvi kimya plazma kimyası Maddelerin temel yapılarını birleşimlerini dönüşümlerini çözümleme birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey uyum )
- KİMYA ile KİMYACA ile KİMYACI/LIK ile KİMYASAL/LIK ile KİMYA GÖÇÜMÜ ile KİMYASAL SAVAŞ ile KİMYASAL SİLAH ile KİMYA DOĞRULUMU ile KİMYASAL TEDAVİ
- KİMYA/KİMYA[Ar. < KĪMYĀʾ] ile/||/<> RADYOKİMYA/RADİOKİMYA[Fr. < RADIO + Ar. KĪMYĀ]
( kimya doğrulumu kimya göçümü inorganik kimya organik kimya uzvi kimya plazma kimyası Maddelerin temel yapılarını birleşimlerini dönüşümlerini çözümleme birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey uyum )
- KİMYAGER ile KİMYA
( CHEMIST vs. CHEMISTRY )
( شيميدان ile شيمي )
( شيميدان ile SHYMY )
- KİMYA/GER ile SİMYA/GER ile el-KİMYA
( Nesneleri yapılandırma/dönüştürme. İLE Bilinci/kendini yapılandırma/dönüştürme. İLE ... )
( Söylediklerine göre, Avusturya'da bir altın simyacısına türbe yapmışlar. Türbenin yanında da bir kütüphane varmış. Altın yapmak için uğraşıp da başarılı olamayan simyacılar, yarım kalan eserlerini o kütüphaneye bırakırmış. )
- KOL, BAĞ, BAĞ TEŞKİLİ[Osm.] / CHEMICAL BOND, BOND, BONDING, LINKAGE[İng.] / LIAISON[Fr.] / CHEMISCHE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL BAĞ, BAĞ, BAĞLANMA
- CHEMICAL FORMULA[İng.] / FORMULE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL FORMÜL
- CHEMICAL SHIFT[İng.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL KAYMA
- CHEMICAL POLARIZATION[İng.] / POLARISATION CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE-POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL KUTUPLANMA
- CHEMICAL POLISHING[İng.] / CHIMIQUE DÉPOLLISSAGE[Fr.] / CHEMISCHER POLIEREN, SCIESSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL PARLATMA
- CHEMICAL PURIFICATION[İng.] / PURIFICATION DE CHEMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE REINIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL SAFLAŞTIRMA
- CHEMICAL STRIPPING[İng.] / DE POULIE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ENTPLATTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL SIYIRMA
- KİMYASAL ile KİMYASAL ARITMA
( CHEMICAL vs. CHEMICAL TREATMENT )
( شيميايي ile شيمي درماني )
( SHYMYAYY ile SHYMY DARMANY )
- KIN, RELATIVE[İng.] ile/||/<> PARENT[Fr.] ile/||/<> VERWANDT[Alm.] ile/||/<> AKRABA ile/||/<> KINSHIP[İng.] ile/||/<> PARENTÉ[Fr.] ile/||/<> VERWANDTSCHAFT[Alm.] ile/||/<> AKRABALIK
( Aynı kandan gelen ya da geldiklerine inanan bireylerle birtakım uygulama ve kutsamalarla aralarında kan birliği sağlanan bireylere verilen ad akrabalık dirimbilimsel akraba atasoylu akrabalık Birbirlerine karşı birtakım toplumsal ekonomik kültürel ilişki ya da yükümlülükleri olan akrabaların oluşturdukları düzen akraba babayanlı akrabalık anayanlı akrabalık sınıflayıcı akrabalık atasoylu akrabalık )
( KIN, RELATIVE )
( PARENT )
( VERWANDT )
- HENNA[İng.] / HENNÉ[Fr.] / HENNA[Alm.] ile/değil/yerine/= KINA
- KINAKINA[isp. < QUINAQUINA] ile/ve/||/<>/> KİNİN[Fr. < QUININE]
( Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. [Lat. CINCHONA] | Bu bitkiden yapılan içecek. İLE/VE/||/<>/> Kınakınadan elde edilen ve sıtmanın sağaltımında kullanılan beyaz alkaloit. )
- CINCHONA[İng.] ile/değil/yerine/= KİNAKİNA
- KINAMA ile KINAMA CEZASI
- KINAMA ile TENKİD
- KINAMAK ile KINALAMAK ile KINALANMAK ile KIN ile KINA ile KINALI ile KINASIZ/LIK ile KIN KANAT ile KINA AĞACI ile KINA GECESİ ile KINA ÇİÇEĞİ ile KINALI KUZU ile KINALI BAMYA ile KINALI KEKLİK ile KIN KANATLILAR ile KINALI YAPINCAK ile KINA ÇİÇEĞİGİLLER
- KINAMAK ile ÖLÜME MAHKUM ETMEK ile KINAMA ile KINANDI ile ÖLÜME MAHKUM EDİLDİ
( CONDEMN vs. CONDEMN TO DEATH vs. CONDEMNATION vs. CONDEMNED vs. CONDEMNED TO DEATH )
( محکوم کردن ile محکوم نمودن ile محکوم بمرگ ساختن ile محکوم بمرگ کردن ile محکوميت ile محکوم به زوال ile محکوم بمرگ )
( MOHKOM KARDAN ile MOHKOM NEMUDAN ile MOHKOM BEMORG SAKHTAN ile MOHKOM BEMORG KARDAN ile MOHKOMYT ile MOHKOM BAH ZAVAL ile MOHKOM BEMORG )
- KİNÂYE ile/yerine "DOKUNDURMA"
- KİNÂYE-İ BAÎDE ile KİNÂYE-İ HAFÎFE ile KİNÂYE-İ KARÎBE ile KİNÂYE-İ VÂZIHA
( Uzak bir ipucuna dayanan dokundurma/kinâye. İLE Dokundurmalı söz, şiir. İLE Yakın bir ipucuna dayanan dokundurma/kinâye. İLE Başka bir anlama gelme olasılığı bulunmayan apaçık dokundurma/kinâye. )
- KINDIRA ile KINDIRAÇ
- KİNOA ile AMARANT
( İkisi de glutensiz tahıldır. )
- KİNOA[İsp. < KINOA] ile/değil/yerine/=/||/<> KİNOA
( Yenilebilir tohumları için tarımı yapılan m uzunluğunda Güney Amerika da yetişen bir bitki Chenopodium quinoa Bu bitkinin pirinç ya da bulgur gibi tüketilen yuvarlak tohumu )
- KIPÇAK TÜRKÇESİ ile/||/<> KUMANCA ile/||/<> KIPÇAKÇA ile/||/<> KUMAN TÜRKÇESİ
- KIPÇAK ile KIPÇAKÇA
- KIPIRTI | KIMILTI ile/||/<> KIPIRTISIZCA | KIMILTISIZCA ile/||/<> KIPIRTISIZLIK | KIMILTISIZLIK
- KIPIRTI ile KIPIRTILI ile KIPIRTISIZ/LIK ile KIPIRTISIZCA
- ONDE MODULÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KİPLEMLİ DALGA
- MODULATED WAVE[İng.] / MODULIERTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLENMİŞ DALGA
- MODULATING WAVE[İng.] / ONDE MODULATRICE[Fr.] / MODULATORWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ DALGA
- KİPPA ve/<> TALLETH
( Dua takkesi. VE/<> Kutsal şal. )
- KİR ile/değil BOYA
- KİRA[Ar. < KİRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> KİRA
( kira arabası kira bedeli kira kontratı kira sözleşmesi ayak kirası diş kirası maden kirası Bir konutun bir mülkün ya da taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi icar Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para Bu biçimde tutulan taşınmaz )
- KİRA ile/<> KİRA ile/<> LİRA
- KİRA ile KİRALIK
( LEASE vs. LEASED )
( اجاره دادن ile اجاره ile اجاره رفتن ile اجاره کردن ile اجارهاي )
( EJAREH DADAN ile EJAREH ile EJAREH RAFTAN ile EJAREH KARDAN ile EJAREHYAY )
- KİRALAMAK ile KİRALANMAK ile KİRALATMAK ile KİRALAYABİLMEK ile KİR ile KİRA/LIK ile KİRACI/LIK ile KİRALI ile KİR PAS ile KİRA BEDELİ ile KİRALIK KIZ ile KİRA ARABASI ile KİRALIK ADAM ile KİRALIK KASA ile KİRA KONTRATI ile KİRALIK KADIN ile KİRALIK KATİL ile KİRA SÖZLEŞMESİ
- KİRALIK ADAM ile/||/<> KİRALIK KASA ile/||/<> KİRALIK KATİL
( Kiraya verilecek olan )
- KIRAN KIRANA ile/||/<> ...
( 1 Yağlı güreşte ve karakucakta ilk seçmelerden sonra yenenler arasında yapılan karşılaşmalar 2 Çok sert çok çetin güreş )
- KIRAN KIRANA ile/||/<> BACAKKIRAN ile/||/<> BUZKIRAN ile/||/<> DALGAKIRAN ile/||/<> DALKIRAN ile/||/<> DANAKIRAN OTU ile/||/<> EVCİKKIRAN ile/||/<> FINDIKKIRAN ile/||/<> FİLİZKIRAN ile/||/<> KAYIŞKIRAN ile/||/<> KERVANKIRAN ile/||/<> KILKIRAN ile/||/<> MALKIRAN ile/||/<> PİREKIRAN ile/||/<> SABANKIRAN ile/||/<> SAÇKIRAN ile/||/<> TAŞKIRAN ile/||/<> YELKIRAN ile/||/<> YILDIRIMKIRAN
( Kırma işini yapan kimse Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden salgın ya da başka neden ölet )
- KIRAN ile KIRAN KIRANA
- KIRANTA[İt. < QUARANTA] ile/||/<> ...
( saçları ağarmaya başlamış orta yaşlı erkek İtal quaranta kırk yaşında İtal quaranta biçiminin Türkçede karanta olarak kullanılması beklenirdi O açıdan Türkçe kıranta biçiminin kır kırçıl sözünün baskısı altında kaldığı anlaşılıyor )
( QUARANTA )
- KIRANTA[İt. < QUARANTA] ile/değil/yerine/= KIRÇIL
( Saçları ağarmaya başlamış eril kişi. | İlerlemiş yaşına karşın bakımlı, özenli eril kişi. | Kırlaşmış saç, sakal. )
- KIRBA[Ar. < KİRBA]/MATARA[Ar. < MİTHARE] ile KIRBA
( Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı. İLE Çok su içen. | Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. )
- KİRBA[Ar. < ḲİRBA] ile/değil/yerine/=/||/<> KIRBA
( Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar altı geniş deriden yapılmış kap Çok su içen kimse Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık )
- KIRBAÇLAMAK ile KIRBAÇLANMAK ile KIRBAÇLATMAK ile KIRBA ile KIRBAÇ ile KIRBAÇ KURDU ile KIRBAÇ KURTLARI
- KIRCHHOFF'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE KIRCHHOFF[Fr.] / KIRCHHOFFS FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİRCHHOFF FORMÜLÜ
- KİREÇLEŞME ile/ve/||/<> ÇÖZÜNME ile/ve/||/<> AYRIŞMA ile/ve/||/<> BAĞLAŞIM ile/ve/||/<> MAYALANMA(FERMENTASYON) ile/ve/||/<> DAMITMA(DİSTİLASYON) ile/ve/||/<> ÇÖKELME
- KİREÇTEN ARINDIRMAK ile DEKALKOMANYA
( DECALCIFY vs. DECALCOMANIA )
( بي آهک کردن ile عکس برگردان )
( BEY AHAK KARDAN ile AKS BARGARDAN )
- KİREMİT/KİREMİT[Yun. < ] ile/||/<> PEDAVRA/PEDAVRA[Yun. < ] ile/||/<> ŞINGIL/SHİNGLE[İng. < SHINGLE] ile/||/<> ONDÜLİN/ONDÜLİN[ONDULİN][MARKA ADI]
( kiremit fabrikası kiremithane kiremit rengi mahya kiremidi Çatıları örtmekte kullanılan yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış kızıl toprağın renginde pişmiş balçık levha )
- KİRGİN ile KIZIŞMA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Aygırın kızışma zamanı. İLE ... )
- KIRGIZ TÜRKÇESİ ile/||/<> KIRGIZCA
- KIRGIZ ile KIRGIZCA
- KIRI ile/> SIPA
- KIRIK HAVA ile/||/<> ...
( 1 Ezgileri canlı oynak olan oyun havaları 2 Türkü ezgilerinden biri )
- KIRIKLAMAK ile KIRIK/LIK ile KIRIKÇI/LIK ile KIRIK DÖLÜ ile KIRIK HAVA ile KIRIK DÖKÜK/LÜK ile KIRIK ÇİZGİ
- REFRACTED WAVE[İng.] / ONDE RÉFRACTÉE[Fr.] / BRECHUNGENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILAN DALGA
- İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN[İng.] / DURCHBRUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA/KESİLME
- KIRILMA ile BOZULMA
- KIRILMA ile/ve/değil BÜKÜLME
- KIRILMA/KIRIK ile/ve/||/<>/< ÇIKMA/ÇIKIK ile/ve/||/<>/< BURKULMA
( Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar, darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşabilir. Yaşlılık ile birlikte kendiliğinden kırık oluşma riski de artar. İLE/VE/||/<>/< Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır. Kendiliğinden normal konumuna dönemez.[Yoğun ağrı, şişlik ve kızarıklık, işlev kaybı ve eklem bozukluğu gibi belirtileri vardır.] İLE/VE/||/<>/< Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır. Zorlamalar sonucu oluşur.[Burkulan bölgede ağrı, kızarma, şişlik, işlev kaybı gibi belirtileri vardır.] )
( [Kırıklarda İlk Yardım]
- Yaşamı tehdit eden yaralanmalara öncelik verilir.
- Hasta/yaralı, hareket ettirilmez, sıcak tutulur.
- Kol etkilenmişse yüzük ve saat gibi nesneler çıkarılır.
- Sabitleme ve sargı yapılırken, parmaklar görünecek biçimde açıkta bırakılır.
- Kırık kuşkusu bulunan bölge, ani hareketlerden kaçınılarak bir alt ve bir üst eklemleri de içine alacak biçimde sabitlenir.
- Açık kırıklarda, sabitlemeden önce yara temiz bir bezle kapatılmalıdır.
- Kırık bölgede sık aralıklarla nabız, derinin rengi ve ısısı gözlenir.
- Kol ve bacaklar yukarıda tutulur.
- Tıbbî yardım istenir[112].
İLE/VE/||/<>/<
[Çıkıkta İlk Yardım]
- Eklem aynen bulunduğu biçimde sabitlenir.
- Çıkık yerine oturtulmaya çalışılmaz.
- Hastaya/yaralıya, ağızdan hiçbir şey verilmez.
- Bölgede nabız, deri rengi ve ısısı kontrol edilir.
- Tıbbi yardım alınır.
İLE/VE/||/<>/<
[Burkulmada İlk Yardım]
- Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklem sabitlenir.
- Şişliği azaltmak için bölge yukarı kaldırılır.
- Hareket ettirilmez.
- Tıbbî yardım alınır. )
- KIRILMA(") ile/<> (")ÇÖKME(")
- KIRILMA ile DAĞILMA
- KIRILMA ve/> DEĞİŞİM ve/> GÜÇLENME ve/> UMURSAMAMA
- KIRILMA ile/ve/değil EŞİK
- KIRILMA ile/ve/||/<> EVRİLME
- İNİTAF, İNKİSAR[Osm.] / REFRACTION[İng.] / RÉFRACTION, RUPTURE[Fr.] / BRECHUNG, REFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA
- KIRILMA ile KIRILMA NOKTASI
- KIRILMA ile/<> KIVRILMA
- KIRILMA ile/ve SIÇRAMA
- KIRILMA" ile/></> UMURSAMAZLIK
( Kırıldıkça değişir, değiştikçe güçlenir, güçlendikçe de umursamazsın. )
- KIRILMA ile/||/<> YANSIMA
( Kırılma ışığın ortam değiştirirken yön değiştirmesi İLE yansıma geri dönmesidir )
( Formül: n₁sinθ₁ = n₂sinθ₂ (Snell yasası)\nθ_i = θ_r (Yansıma yasası)\nsinθ_c = n₂/n₁ (Kritik açı) )
- KIRILMA ile/||/<> YANSIMA ile/||/<> GİRİŞİM ile/||/<> KIRINIM
( Işığın bir ortamdan ötekine geçerken hız değiştirip yön kırmasıdır; mercek ve prizmanın temelidir. @@ Işığın bir yüzeye çarpıp geri dönmesidir; geliş açısı yansıma açısına eşittir, ayna bununla çalışır. @@ İki dalganın üst üste binip yer yer güçlenmesi (yapıcı), yer yer sönmesidir (yıkıcı); sabun köpüğü renkleri buna örnektir. @@ Bir dalganın engel ya da yarık kenarında bükülüp yayılmasıdır. Dördü de ışığın dalga davranışının ayrı görünümleridir: yön kırma, geri dönme, üst üste binme ve bükülme. )
( Formül: n₁sinθ₁ = n₂sinθ₂ )
- KIRILMA ile/ve/||/<>/> YIKILMA
- KIRILMADA:
BURKULMA ile BASINÇ ile KESME
(
)
- KIR(IL)MAK ile/değil/yerine/>< EĞ(İL)MEK
( Komik değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Komiktir. )
- KIRIM ile/= TAURIS ile/= TAVRIA/TAVRIDA
( ... İLE/= Kırım'dan, ilk kez Antik Çağ'da, Heredotos söz etmiş ve bu adı vermiştir. İLE/= Roma'lılar da, bu adlarla anmıştır. )
- KIRINTI | MELEZ/KIRIK ile/||/<> PİLE | MELEZ/KIRMA
( kırık beyaz kırık çıkık kırık çizgi kırık dökük kırık hava ırzı kırık ipi kırık kalbi kırık kıçı kırık Kırılmış olan münkesir Tam nota göre düşük olan not Saf renkten hafif uzaklaşmış Kırılmış bir şeyden ayrılan parça Kemiğin bir etki ile kırılması Bir şeyin kırılan yeri kırıntı melez Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul Gücenmiş üzgün )
- KIRIŞMA ile KIRIŞMACA
- KİRİZMA[Yun.] ile/||/<> ...
( toprağı derince kazarak altını üstüne getirme R γύρισμα Umdrehung yer Pflügen des Ackers Tzitzilise göre κύλισμα tiefes Pflügen biçiminden de yola çıkılabilir )
( ΓΎΡΙΣΜΑ / γύρισμα )
(1996'dan beri)