A ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 19.349 başlık/FaRk ile birlikte,
19.349 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(35/79)
- İNŞAD ile ŞİİR OKUMA
- İNSAF ile İNSAFLI/LIK ile İNSAFSIZ/LIK ile İNSAFLICA ile İNSAFSIZCA
- İNSAN BAĞIRSAĞI MİKROBİYATASINDA:
FIRMICUTES ile/ve/||/<> BACTEROIDETES ile/ve/||/<> ACTINOBACTERIA ile/ve/||/<> PROTEOBACTERIA
( %65 ile/ve/||/<> %15 ile/ve/||/<> ... ile/ve/||/<> ... )
( )
(
)
- İNSAN:
EŞREF-İ MAHLÛK ve/||/<> AHSEN-İ TAKVİM ÜZERE ve/||/<> KEREMNÂ
- İNSAN GENOMU ile GÖZE KLONLAMA
( İnsanın tüm genetik bilgisinin haritası. İLE Gözelerin genetik olarak kopyalanması süreci. )
- İNSAN/KİŞİ:
DOĞA ve/<> TARİH
( Dirimsel[biyolojik] yanı, gövdesi itibariyle. VE/<> Zihni, bilgisi, deneyimleri, görgüsü, dili ve kültürü itibariyle. )
- İNSAN/KİŞİ ile/ve "AYNA"
( Ayna, görüntüyü yansıtır fakat görüntü, aynayı düzeltmez. )
( Kendinizi, aynadan ve görüntüden ayırd etmeyi öğrenin. )
( HUMAN vs./and MIRROR
The mirror reflects the image, but the image does not improve the mirror.
Learn to separate yourself from the image and the mirror. )
- İNSAN:
SOĞUKTA ile/ve/değil/>< (")KARANLIKTA(")
( Yaşayamaz. İLE/DEĞİL/>< [Ancak/sadece, biyolojik (yığın) olarak] "Yaşar". )
- İNSAN, ZAMANDA değil ZAMAN, İNSANDA
( ... DEĞİL Sürekliliğiyle. )
- İNSAN ve/<> DOĞA["DOA" değil!]
( Doğa, senin herşeyindir. Herşey, senin doğandır! )
( Kişi, doğayla arasındaki derin samimiyeti yitirdiğinde, tapınaklar, önemli bir duruma geçer. )
- İNSAN = HUMAN, MAN[İng.] = HOMME[Fr.] = MENSCH[Alm.] = HOMO[Lat.] = ANTHROPOS[Yun.] = HUMANO/NA[İsp.]
- İNSAN ile İNSANOĞLU ile İNSANLAR ile İNSAN DOĞASI ile İNSAN HAKKI ile İNSAN HAKLARI ile İNSAN HAKLARI KAYDI ile HÜMANİZM ile İNSANLIK ile İNSANCILLAŞTIRMAK ile İNSANCA
( HUMAN vs. HUMAN BEING vs. HUMAN BEINGS vs. HUMAN NATURE vs. HUMAN RIGHT vs. HUMAN RIGHTS vs. HUMAN RIGHTS RECORD vs. HUMANISM vs. HUMANITY vs. HUMANIZE vs. HUMANLY )
( خاکزاد ile هومن ile هومان ile انسان ile ادم ile بشري ile بشر ile وابسته بانسان ile آدميزاد ile آدم ile اشرف مخلوقات ile ناس ile ناسوت ile حق بشر ile حقوق بشر ile پيشينه حقوق بشر ile علوم انساني ile بشريت ile نوع دوستي ile ادبيات وفرهنگ ile آدميت ile انسانيت ile آدمي ile مروت ile نوع بشر ile انسان شدن ile با مروت کردن ile بطور انساني )
( KHAKZAD ile TEOOMEN ile TEOOMAN ile ENSAN ile ADAM ile BESHARY ile BESHAR ile VABASTEH BANSAN ile ADAMYZAD ile ADAM ile ESHARF MOKHLOGHAT ile ناس ile NASUT ile HAGH BESHAR ile HOQUQ BESHAR ile PEYSHYNAH HOQUQ BESHAR ile ALUM ENSANY ile BESHARYT ile NO DOSTY ile ADABYAT VAFAREANG ile ADAMYT ile ENSANYT ile ADAMY ile MOROT ile NO BESHAR ile ENSAN SHODAN ile BA MOROT KARDAN ile BETOR ENSANY )
- İNSANBİLİM = BEŞERİYAT = ANTHROPOLOGY[İng.] = ANTHROPOLOGIE[Fr., Alm.] = ANTHROPOS:İNSAN. LOGOS:BİLİM[Yun.] = ANTROPOLOGÍA[İsp.]
- İNSANBİLİM'DE:
FARKLILAŞMA ile BİREYLEŞME
- İNSANİ ile İNSANCILLIK ile BEŞERİ BİLİMLER ile İNSANLAŞTIRMA
( HUMANITARIAN vs. HUMANITARIANISM vs. HUMANITIES vs. HUMANIZATION )
( بشر دوست ile نوع پرست ile بشر دوستي ile علوم انساني ile انسان پروري ile متمدن سازي )
( BESHAR DOST ile NO PAREST ile BESHAR DOSTY ile ALUM ENSANY ile ENSAN PRORY ile MATMADAN SAZY )
- İNSANIN "DOĞASI" değil İNSANDAKİ(GÖVDESİNDEKİ) DOĞA
- İNSAN(KİŞİ/KENDİN):
OKYANUSUN İÇİNDE BİR DAMLA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİR DAMLANIN İÇİNDEKİ OKYANUS
- İNSANLAŞMA:
KARADA ile/ve/değil/||/<>/>/< DENİZDE
- İNSANLAŞMA ve/||/<>/>/< "DERTLİLİK"
- İNSANLAŞMAK ile İNSAN/LIK ile İNSANİ ile İNSANCA ile İNSANCI/LIK ile İNSANLI/LIK ile İNSANSIZ/LIK ile İNSAN HALİ ile İNSAN BİLİMİ ile İNSAN EVLADI ile İNSAN KURUSU ile İNSAN BİLİMCİ ile İNSAN BİÇİMCİ/LİK ile İNSAN SARRAFI ile İNSANİ YARDIM ile İNSANLIK HALİ ile İNSANLIK SUÇU ile İNSANSIZ ARAÇ ile İNSAN BİLİMSEL ile İNSANSIZ BÖLGE ile İNSAN COĞRAFYASI ile İNSAN MÜSVEDDESİ
- İNSANLIK İÇİN ile İNSANLIK ADINA
- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )
( * Kasten öldürme
* Kasten yaralama
* İşkence, eziyet ya da köleleştirme
* Kişiyi, özgürlüğünden yoksun kılma
* Bilimsel deneylere tâbi kılma
* Eşeysel saldırıda bulunma, çocukların eşeysel istismarı
* Zorla gebe bırakma
* Zorla fuhşa sevketme )
( [unfortunately] HUMAN CRIMES: GENOCIDE and/||/<> TORTURE and/||/<> DISCRIMINATION and/||/<> HATRED and/||/<> TO PUSH ADDICTION (and/||/<> TO DISSAPOINT) )
- İNSANSI | İNSANIMSI ile/||/<> İNSANCA | İNSANCASINA ile/||/<> İNSANSILIK | İNSANIMSILIK ile/||/<> İNSANMERKEZCİ | İNSANİÇİNCİ ile/||/<> İNSANMERKEZCİLİK | İNSANİÇİNCİLİK ile/||/<> İNSANSIZ HAVA ARACI | İNSANSIZ ARAÇ
- İNSANSIZLAŞTIRMA ile/ve/<> DİLSİZLEŞTİRME
- INSEMINASYON/INSEMINATION[İng.] ile/değil/yerine/= TOHUMLAMA
- INSEMINATION[İng.] ile/||/<> TOHUMLAMA
( Hayvanların yapay ya da doğal olarak tohumlanması 1 Yapay tohumlama 2 Doğal tohumlama )
( INSEMINATION )
- İNŞİA | IŞIMA ile/||/<> IŞIMAK ile/||/<> IŞIMA
( Sinema TV Elektromıknatıs dalgalar biçiminde yol alan erke Işık vermek Parçacıklar ya da elektromanyetik dalgalar biçiminde erke yayımı ya da taşınması ışınım ışınım Işık almakta olan bir özdek Başka ya da aynı dalga boyunda ışınlar salmak 1 Bir titreşim kaynağının özellikle bir akımmıknatıssal titreşim kaynağının içinde bulunduğu ortama dalgalar durumunda erke yayımı 2 Işametkin özdeklerin parçacık ya da dalga biçiminde erke ışıması anlamdaş ışınım fizik radyasyon )
( RADIATION | RADIATE | FLUORESCENCE )
( RAYONNEMENT | RAYONNER | ÉMETTRE UNE FLUORESCENCE | RAYONNEMENT, RADIATION )
( STRAHLUNG | STRAHLEN | FLUORESZIEREN )
- İNŞİKÂK[< ŞAKK] ile/değil/yerine/= YARILMA, ÇATLAMA | İKİYE AYRILMA
- İNSOMNİ/INSOMNIA[İng.] ile/değil/yerine/= UYKUSUZLUK, UYUYAMA, UYKU YİTİMİ, UYKU ZORU
- INSULA[İng.] ile/değil/yerine/= ADACIK
- INSULIN[İng.] / INSULINA[Fr.] / INSULIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNSULİN
- INSURANCE :/yerine SİGORTA
- İNTÂ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOK TERLEMEK | KUSMAK
- İNTAÇ ile İNTİHA
( Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme. İLE Son, sona erme, sonu gelme. )
- İNTEGRAL ile İNTEGRAL HESABI ile AYRILMAZ PARÇA ile İNTEGRAND ile ENTEGRE ETMEK ile ENTEGRE ile ENTEGRASYON ile BÜTÜNLÜK
( INTEGRAL vs. INTEGRAL CALCULUS vs. INTEGRAL PART vs. INTEGRAND vs. INTEGRATE vs. INTEGRATED vs. INTEGRATION vs. INTEGRITY )
( لاينفک ile انتگرال ile بي کسر ile حساب جامعه ile جز لازم ile جزء لاينفک ile انتگرالده ile انتگران ile اختلاط ile يکپارچه ile مجتمع سازي ile يکپارچگي ile تماميت )
( LAYNAFAK ile ENTEGARAL ile BEY KASAR ile HASAB JAMEH ile JAZ LAZM ile JOZ LAYNAFAK ile ENTEGARALDEH ile ENTEGARAN ile AKHTELAT ile YKAPARCHEH ile MOJTAM SAZY ile YKAPARCHAGY ile TAMAMYT )
- İNTELİJANSİYA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> İNTELİJANSİYA
( Bir ülkenin aydınlar sınıfı )
- INTELLIGENCE :/yerine ZEKA
- INTELLIGENTSIA[Fr.] ile/||/<> İNTELİJANSİYA[Fr.]
( Entelijansiya Ve Avrupa kapitalizminin uyuz köpeği intelijansiya Cemil Meriç Jurnal 2 156 )
- İNTER- ile İNTRA- ile DİA- ile SİN- ile SUB- ile -LEMMA
( -arası. İLE iç, içine. İLE İçinden, arasından. İLE Bitişik, yapışık, kaynaşık. İLE -altı. İLE ... zarı. )
- INTERFERANS/INTERFERENCE[İng.] ile/değil/yerine/= PARAZİT | KARIŞMA
- INTERMEDIARY BANK[İng.] ile/||/<> ARACI BANKA
( Yurtiçi ya da uluslararası ticari işlemlere komisyon karşılığında üçüncü taraf olarak katılan ve genellikle güvence veren banka )
( INTERMEDIARY BANK )
- INTERMEDİYER/INTERMEDIATE[İng.] ile/değil/yerine/= ORTA, ARA
- INTERNATIONALISATION[İng.] ile/||/<> ULUSLARARASILAŞMA
( Sömürgeci imparatorluklar çağından beri bilinen bir olgu olup iktisadi etkinliklerin ülke sınırlarını aşan coğrafi yayılımı )
( INTERNATIONALISATION )
- İNTERNET[İng. INTERNET] ile/||/<> SİBERKONDRİ[İng. CYBERCHONDRIA]
( Dünya'nın çeşitli yerlerindeki bilgisayar ağlarını birbirine bağlayarak bilgisayarlar arasında veri aktarılmasını sağlayan araç. Kelime, İngilizce "bilgisayar ağı" anlamına gelen "network" sözcüğü ile "arası" anlamındaki "inter-" ön ekinin birleşiminden türetilmiştir. @@ İnternette takıntılı bir biçimde hastalık arayıp kişinin kendini hasta zannetmesine verilen isim. Yunanca "hypochondrium" sözcüğünden gelip aşırı derecede ciddi bir durumu olduğunu zannedip gereksiz endişeye kapılanlar için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INTERPOZİSYON/INTERPOSITION[İng.] ile/değil/yerine/= ARAYA KONUMLAMA
- İNTIBÂ[Ar. < TAB] ile İNTİBÂH[Ar.] ile İNTIBÂH[Ar.]
( Basılma, matbû olma. | Zihinde iz bırakma. | İzlenim. İLE Uyanma, uyanış. İLE Pişme. )
- İNTİBA ile İNTİBAH ile İNTİBAK ile İNTİBAKSIZ/LIK
- İNTIBÂ ile/ve/||/<> İTİBAR
- İNTİBA[Ar. < İNṬİBĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> İZLENİM
- İNTIBÂ[Ar.] ile/değil/yerine/= İZLENİM
- İNTİBAK | ALIŞMA ile/||/<> ALIŞMA ile/||/<> UYMA
( uyma uyarlama Uyum Bir hayvan ya da bitkinin içinde yaşadığı ortamın koşullarına daha iyi uymasıyle ilgili değişmeler Canlıların korunmak için örgenlerinde işlevlerinde ve davranış biçimlerinde değişiklikler yaparak içinde bulundukları doğal koşullara uymaları Organizma ile çevre arasında tepki uyandıracak herhangi bir uyarım değişikliğinin baş göstermediği denge durumu 1 Gözün görme alanının ışıklılık ya da renk koşullarına alışması 2 Bu alışmanın sonunda varılan durum Işıklılığın birkaç cd m² den çok ya da büyüklüğün yüzde birinden az olmasına göre aydınlığa uyma alışma ya da karanlığa uyma alışma dan söz edilir gündüz görmesi gece görmesi karşılık adaptasyon Lât ad yönelme gösteren ön ek aptare uymak Bir organizmanın çevresindeki şartlarda yaşayabilmesi için kendini değiştirmesi zooloji Uyum )
( ADAPTATION )
- İNTİBAK | UYARLANMA ile/||/<> UYARLANMA
( Bireyin çevreyle olan ilişkisinde sorun yaratmayan denge durumu ya da bir bününü oluşturan öğelerin birbirine ya da baskın öğeye uygunluğu Özümleme )
( ADJUSTMENT )
- İNTİBAK | UYMA ile/||/<> UYMA ile/||/<> UYMAK
( Bir hayvan ya da bitkinin içinde yaşadığı ortamın koşullarına daha iyi uymasıyle ilgili değişmeler Canlıların korunmak için örgenlerinde işlevlerinde ve davranış biçimlerinde değişiklikler yaparak içinde bulundukları doğal koşullara uymaları Organizma ile çevre arasında tepki uyandıracak herhangi bir uyarım değişikliğinin baş göstermediği denge durumu 1 Gözün görme alanının ışıklılık ya da renk koşullarına alışması 2 Bu alışmanın sonunda varılan durum Işıklılığın birkaç cd m² den çok ya da büyüklüğün yüzde birinden az olmasına göre aydınlığa uyma alışma ya da karanlığa uyma alışma dan söz edilir gündüz görmesi gece görmesi karşılık adaptasyon Lât ad yönelme gösteren ön ek aptare uymak Bir organizmanın çevresindeki şartlarda yaşayabilmesi için kendini değiştirmesi zooloji Uyum )
( ADAPTATION | ADJUSTMENT | FIT | SNAP-IN )
( ADAPTATION )
( ANPASSUNG | ANPASSUNG, ADAPTATION | ADAPTATION )
( AD , APTARE )
- İNTİFA[Ar. < İNTİFĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> ASILANMA (İNTİFA HAKKI)
- İNTİFA ile İNTİFA HAKKI
- İNTİFÂ'[Ar.] ile İNTİFÂ'[Ar. < NEF | çoğ. İNTİFÂAT] ile İNTİFÂH[Ar. < NEFH]
( Ortadan yok olma, aradan çıkma. İLE Yararlanma, menfaatlenme. İLE Kabarma, şişme. | Örgenlerden birinin şişmesi. )
- İNTIFÂ[Ar.] ile İNTIVÂ[Ar.]
( Sönme. İLE Sarılıp devşirilme, katlanıp sarılma, dürülme. )
- İNTİFADA[Ar. < İNTİFĀDA] ile/değil/yerine/=/||/<> İNTİFADA
( Filistin halkının başkaldırısı )
- İNTİHA[Ar. < İNTİHĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> İNTİHA
( Son sona erme sonu gelme )
- İNTİHÂ'[Ar.] ile İNTİHÂ'[Ar. < NİHÂYET]
( Yanına dayanma, yaslanma. İLE Son bulma, sona erme. | Bitme, tükenme. | Son, nihâyet. )
- İNTİHA ile İNTİHAL ile İNTİHAP ile İNTİHAR ile İNTİHAR BOMBACISI ile İNTİHAR SALDIRISI
- İNTİHAL, SİRKA | İNTİHAL ETMEK | AŞIRMA ile/||/<> AŞIRMA ile/||/<> AŞIRMAK
( Kündede ya da kavak dikme oyunlarında dengeleme durumuna getirilen güreşçinin pes etmediğini görünce çevirip sırtının üstüne yere atma Başkalarının yazılarından bölümler koşuklarından dizeler alıp kendininmiş gibi gösterme ya da başkalarının konularını kavramalarını benimseyip değişik biçimlerde anlatma I aşma aşurma 1 Bakır su kabı su kovası bakraç Akdağ Gelendost Mamutlar Eğridir Gençali Senirkent Isparta aşma Gençali Uluğbey Senirkent Isparta 2 Bakır tencere Deliilyas Şarkışla Sivas aşurma Çakırova Gezve Sinop II aşırtmaç aşurtmaç Kolanı kuvvetlendirmek için semer ile kolan arasına bağlanan ip ya da kayış Sazak Tefenni Burdur Beyceli Fatsa Ordu aşırtmeç Senirkent Isparta Sazak Tefenni Burdur aşurtmaç Kamanlar Güdül Ankara Başkasının eserinden parçalar alıp kendinin imiş gibi göstermek AŞIRMA intihal Plagiat AŞIRMACI Plagiaire Not Bu kelime aylesi malımsamak fiilinden de türetilebilir Okuyucularımızdan teklif bekleriz )
( PLAGIAT | PLAGIER )
- İNTİKA["ka" uzun okunur] ile İNTİKAH["ka" uzun okunur]
( Bir şeyi seçme, ayırd etme. İLE Zayıf olma, nekahat gerektirme. | İyi bir haber duyup sevinme. )
- İNTİKAL | ÇIKARSAMA ile/||/<> ÇIKARSAMA
( Bir ya da daha çok yargıdan başka bir yargıya varma süreci )
( INFERENCE | REASONING )
( INFÉRENCE )
( SCHLUSSFOLGERUNG )
( INFERENZA )
( ΣΥΝΑΓΩΓΉ / συναγωγή )
- İNTİKAL | ÇIKARSAMA ile/||/<> USLAMLAMA
( Bir ya da daha çok yargıdan başka bir yargıya varma süreci. @@ @@ )
( INFERENCE | REASONING~REASONING )
( INFÉRENCE~RAISONNEMENT )
( SCHLUSSFOLGERUNG~ARGUMENTATION )
( INFERENZA~RAGIONAMENTO )
( ΣΥΝΑΓΩΓΉ / συναγωγή~ΣΥΛΛΟΓΙΣΜΌΣ / συλλογισμός )
- İNTİKAL[< NAKL (çoğ. İNTİKALÂT)] ile İNTİMÂ'[Ar.]
- İNTİMÂ'[Ar.] ile İNTİSÂB[Ar. < NİSBET] ile İNTİSÂB[Ar. < NASB]
( Kuşun bir yerden uçup başka bir yere konması. | Birine mensûb olma. İLE Bir kişiye mensûb olma. | Bir yere bağlanma, kapılanma. | Birinin adamı olma. İLE Dikilip durma. | Yükseğe kaldırma. | Kurala göre sözcüğün mensûb olması. )
- İNTİSÂC | DOKU ile/||/<> TELA
( Bir kayacın iç yapısı. (İç yapı, kayacın oluşum koşullarına bağlı olduğundan belli başlı doku örneklerinde, kayaç cinslerine göre şöyledir: A) kor kayaçlar. 1. Kristal: Kayaç yapıcı minerallerin hepsi kristal biçimi göstermektedir, aralarında bağlayıcı madde yoktur. Kristal dokunun şu cinsleri vardır: a) tüm kristal: Kayacı yapan bütün mineraller kristallenmişlerdir. b) yarı kristal: Kristallenmiş yapıcılar arasında camsı madde de vardır. c) iri kristalli: Kristallenmiş yapıcılar çıplak gözle görülebilmektedirler. ç) ince kristalli: Kristal yapıcılar ancak mikroskopla seçilebilmektedir. d) taneli: Kristallenmiş yapıcıların büyüklük ve biçimleri ortalama özdeştir. İri, ufak ve sık taneli dokular vardır. 2. Camsı: Kayaç tüm ya da büyük çoğunlukla, camsı bir madde ile yapılıdır. 3. Porfîrsî: Sık taneli ya da camsı bir kayaç hamuru içinde kendine özgü kristal biçimi gösteren kristaller vardır. 4. Camsı porfirsi: Kayaç hamuru büsbütün camsı maddedir ve bu hamur içinde iri kristaller bulunmaktadır. 5. Akış izli doku: Kayacın geldiği magmanın akış yönü, kayaç hamurundaki kristalciklerin sıralanışından ve camsı maddenin biçiminden bellidir. 6. Yuvarsı doku: Camsı madde ile yapılı kayaç hamurunda, özekten ışınsal ve küresel biçimler vardır. A) tortul kayaçlar. Doku genellikle birikme koşullarına uygun olarak katlıdır. C) başkalaşım kayaçları. Mineralleri az çok özdeş zamanda kristallendiklerinden, bu kayaçlarda, genellikle kristal başkalaşım dokusu bulunur: a) mozaiksi doku: Kayacın mineralleri taneli biçim gösterir. b) eşit doku: Kayacın minerallerinin taneleri ortalama birbirine eşit büyüklüktedir. c) değişik doku: Minerallerin tane büyüklükleri çeşitlidir. ç) porfirsi başkalaşım dokusu: Taneli kayaçta, ötekilerinden sonra ve çok daha büyük tane büyüklüğünde gelişmiş kristaller vardır. d) porfir kırıklı doku: Başkalaşımdan önce oluşmuş kristaller, kayaçta kalıntı durumunda bulunur. @@ (Resim, Heykel, Mimarlık) Bir resmin, heykelin ya da bir yapının iskeleti; yapı kuruluşu. @@ Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren benzer göze toplulukları. Dokular (1) örtü dokusu, (2) bağ dokusu, (3) kas dokusu ve (4) sinir dokusu olmak üzere dört büyük tip altında toplanır. @@ (botanik, biyoloji, zooloji) @@ Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, benzer hücre topluluklarının hücreler arası maddeyle beraber oluşturdukları yapı. Epitel, bağ, kas, sinir dokusu gibi. @@ Karbonlama, nitrürleme ve benzeri işlemlerle oluşarak çeliklerin yüzeyini saran sert kat. @@ Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, ortak yapı ve işleve sahip hücreler grubunun oluşturdukları yapı. @@ @@ anat. Biçim ve görev bakımından birbirlerine benzeyen hücrelerin bir araya toplandıkları yapı. Hücre farklılaşmasıyla organizmada epitel, destek, kas ve sinir dokuları bulunur. )
( TEXTURE, FABRIC | FRAME | TISSUE | CASE | TEXTURE | TEXTUS | TELA~TELA )
( TEXTURE | STRUCTURE | TISSU | CAISSE~ENTOILAGE )
( TEXTURA~TELA )
( GEFÜGE | GEWEBE~EINLAGE )
( TESSITURA~TELA )
( ΥΦΉ / υφή~... )
- İNTİSÂF ile/değil/yerine/= ZAMAN, YARIYI BULMA
- İNTİSAP[Ar. < İNTİSĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞLANMA | GİRME | KAPILANMA
( bağlanma girme kapılanma )
- İNTİŞAR | AYRILMA ile/||/<> AYRILMA ile/||/<> AYRILMAK
( Sinema TV Çeşitli dalga uzunluklarından oluşan ışığın saydam bir yüzeyden geçerek izgeye dönüşmesi Toplu bir birlik oluşturan öğelerden kimilerinin birlikten kopması ya da davranış düzgülerinden sapması bağlanma birleşme fizik Mayozda homolog kromozomların ayrılması ve bunun sonucu olarak alellerin ayrılarak farklı gametlere gitmesi Segregasyon Bir oluşumun oturduğu bulunduğu ya da yapıştığı yüzeyden ayrılması dekolman )
( DISPERSION | SEPARATION | SEGREGATION | QUIT | DETACHMENT | DISPERSION OF LIGHT )
( DISPERSION | SÉGRÉGATION | DISPERSION DE LUMIÈRE )
( DISPERSION, ZERSTREUUNG, FARBENZERSTREUUNG, STREUUNG | SEGREGATION | LICHTSTRUUNG )
( SEGREGARE: AYIRMAK | DISTRIBUTIO )
( DISPERSIONE )
( ΔΙΑΣΠΟΡΆ / διασπορά )
- İNTİŞAR | AYRILMA ile/||/<> DAĞILIM
( Sinema/TV. Çeşitli dalga uzunluklarından oluşan ışığın, saydam bir yüzeyden geçerek izgeye dönüşmesi. @@ Toplu bir birlik oluşturan öğelerden kimilerinin birlikten kopması ya da davranış düzgülerinden sapması, bk. bağlanma, birleşme. @@ (fizik) @@ Mayozda homolog kromozomların ayrılması ve bunun sonucu olarak alellerin ayrılarak farklı gametlere gitmesi. Segregasyon. @@ @@ Bir oluşumun oturduğu, bulunduğu ya da yapıştığı yüzeyden ayrılması, dekolman. )
( DISPERSION | SEPARATION | SEGREGATION | QUIT | DETACHMENT | DISPERSION OF LIGHT~DISPERSION OF LIGHT | DISTRIBUTION | DISPERSION | DISPERSION, PEPTISATION )
( DISPERSION | SÉGRÉGATION | DISPERSION DE LUMIÈRE~DISPERSION DE LUMIÈRE | DISTRIBUTION | DISPERSION | DISPERSION, PEPTISATION )
( SEGREGARE: AYIRMAK | DISTRIBUTIO~DISTRIBUTIO )
( DISPERSION, ZERSTREUUNG, FARBENZERSTREUUNG, STREUUNG | SEGREGATION | LICHTSTRUUNG~LICHTSTRUUNG | VERTEILUNG | DISPERSION | DISPERSION, PEPTISIERUNG )
( DISPERSIONE~DISTRIBUZIONE )
( ΔΙΑΣΠΟΡΆ / διασπορά~ΚΑΤΑΝΟΜΉ / κατανομή )
- İNTİŞAR | YAYILMA ile/||/<> YAYILMA ile/||/<> YAYILMAK
( TV Elektromıknatıs ya da radyoelektrik dalgaların çeşitli yönlerde yol alma yeteneği Kültür öğelerinin ya da kültür karmaşalarının coğrafya bakımından yer değiştirerek bir toplumdan başka bir topluma yayılması süreci Uyaranın gücü arttıkça yorulma durumunun daha geniş bir kas kümesine yayılması Genellikle gözlemlerin ortalama ya da ortanca çevresinde dağılma derecesi Grupça yapılan cimnastik alıştırmalarında çalışma ve yer olanağına göre dağılma Bir kentin nüfusunun ve ekonomik etkinliklerinin bir ya da birkaç özekte yoğunlaşmayıp kentin her yanına ve çevresine doğru yerleşime eğilimi göstermesi Bir sıklık dağılımında gözlemlerin ortalamaya göre uzaklığını ölçen sayımsal ölçüm fizik coğrafya Yeniliklerin piyasada ve piyasa dışı kanallarda yayılma biçimi Bir olayın doğuş ve başlangıç yerinden başka yerlere ilerlemesi olayı )
( PROPAGATION | DIFFUSION | IRRADIATION | DISPERSION | EXPANSION | SPAN )
( PROPAGATION | DIFFUSION | EXTENSION )
( AUSBREITUNG | GEOGRAPHISCHE AUSBREITUNG, DIFFUSION | DISPERSION | FORTPFLANZUNG, VERBREITUNG | FORTPFLANZUNG )
- İNTİZÂ'[Ar. < NEZ]/DISSOCIATION[İng./Fr.]:
Çekip koparma, koparıp alma. -<
- İNTİZÂ'[Ar. < NEZ]/DISSOCIATION[İng./Fr.] ile İNTİZÂH[Ar.]
( Çekip koparma, koparıp alma. İLE Dışkılama sonrası temizlenme, tahâret alma. )
- İNTİZAM ile İNTİZAMLI/LIK ile İNTİZAMSIZ/LIK ile İNTİZAMLICA ile İNTİZAMSIZCA
- İNTRAOPERATİF/İNTRAOPERATIVE[İng.] ile/değil/yerine/= AMELİYAT SIRASINDA
- İNTRİGUE[Fr. < INTRIGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ENTRİKA
( Bir işi sağlamak ya da bozmak için girişilen gizli çalışma oyun desise dek II )
- INVASION :/yerine İSTİLA
- İNVAZYON/İNVASION[İng.] ile/değil/yerine/= YAYILMA
- INVESTIGATION :/yerine SORUŞTURMA
- İNZİBATÎ CEZA ile/||/<> DISIPLINARY PUNISHMENT[İng.] ile/||/<> SANCTION DISCIPLINAIRE[Fr.] ile/||/<> DİSİPLİN CEZASI
( Disiplin suçlarından birini işleyen öğrencilere davranışlarının ağırlık derecesine ve okulun özelliğine göre verilen ceza )
( DISIPLINARY PUNISHMENT )
( SANCTION DISCIPLINAIRE )
- İNZİMAM[Ar. < İNŻİMĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> KATILMA
- İNZİRÂR, TEKEVVÜMÜ EZRAR | TOMURCUKLANMA ile/||/<> TOMURCUKLANMA
( İlkel yapılı hayvanlarda görülen bir eşeysiz üreme biçimi içtomurcuklanma ya da dıştomurcuklanma olmak üzere 2 çeşittir zooloji botanik İlkel yapılı hayvanlarda tomurcuk meydana getirerek yapılan eşeysiz üreme 1 Omurgasız canlılarda tomurcuk meydana getirerek yapılan eşeysiz üreme 2 Sentez adımlarını tamamlamış zarflı virüslerin çoğaldıkları hücrelerden dışarıya salınması ya da bırakılması adımı )
( BUDDING )
( BOURGENEMENT | BOURGEONNEMENT )
( KNOSPUNG | KNOSPENBILDUNG, KNOSPENTREIBEN, KNOSPUNG )
- İNZİVÂ ile/değil/yerine/= ÇEKİLGİ
- İNZİVA ile/ve/||/<>/> HALVET
( Yalnız, tenha kalma, tenhaya çekilme. | Halktan ayrılıp Hakk ile tenha kalmak. İLE/VE/||/<>/> Issız yerde, tenhada yalnız ya da birlikte olma/kalma. )
- İNZİVA[Ar. < İNZİVĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İNZİVA
( Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama Kendini Allah a adayıp dünya işlerinden el çekme )
- İNZİVÂ ile UZLET
( MÜNZEVÎ[Ar.] / BERÇÎDE-DÂMEN[Fars.] )
( "Kendinde/n". İLE Halkta/n. )
- IODIZING[İng.] ile/||/<> İYOTLAMA
( İyotlu tuzda olduğu gibi iyot ya da iyodurla muamele etme )
( IODIZING )
- IONIZATION[İng.] ile/||/<> IONISATION[Fr.] ile/||/<> IONISIERUNG[Alm.] ile/||/<> İYONLAŞTIRMA
( Moleküllerin bölünmesiyle ya da elektronların atomlara ya da moleküllere eklenmesiyle ya da çıkartılmasıyla iyon oluşturulması )
( IONIZATION )
( IONISATION )
( IONISIERUNG )
- İP ile İP TORBA ile İP CAMBAZI ile İP TORBALI ile İP İSKELESİ ile İP MERDİVEN
- İP ile ISKOTA
( ... İLE Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip. )
- İP ile MİSİNA[İt.]
( ... İLE Yapay ve bireşimli hammadde ile tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik. )
- İP ile SAVLA[İt.]
( ... İLE Gemilerde bayrakları, direğe çekmekte kullanılan ince ip. )
- İP ile/ve TENEF/HAYTA
( ... İLE/VE Çadır ipi. )
- İPEK ile İPEKA ile İPEKLİ ile İPEKÇİ/LİK ile İPEK GÜLÜ ile İPEK MATI ile İPEK AĞACI ile İPEK BASKI ile İPEK BÖCEĞİ ile İPEK ÇİÇEĞİ ile İPEK BÖCEKÇİLİĞİ ile İPEK BÖCEĞİ KELEBEĞİ
- İPEKA[Fr. < IPÉCA] ile/değil/yerine/=/||/<> ALTIN KÖKÜ
- İPEKA ile İPEKAĞACI
( Altınkökü. İLE Ekvatorsu bölgelerde yetişen, kerestesi ipek görünüşünde, sarı parıltılı bir ağaç. )
( ... cum C. PROCERA )
- İPTİDA[Ar. < İBTİDÂʾ] ile/||/<> ... | BERÂATİ İSTİHLÂL
( Divan edebiyatı terimi Berâati istihlâl )
- İPTİDA ile İPTİDAİ/LİK ile İPTİDAİ MEKTEP
- İPTİLA[Ar. < İBTİLĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜŞKÜNLÜK
- IQ[AYKÜU] değil/yerine ZEKÂ
- ÎRÂ'[Ar.] ile İ'RÂ'[Ar.] ile İR'Â[Ar.] ile İRHÂ'[Ar.]
( İyilikte bulunma. | Çakmaktan ateş çıkması/parlaması. İLE Soyma, çıplak bırakma. İLE Otlatma. )
- İRÂDE[Ar.] ile MA'NÂ[Ar.]
- İRÂDE ile/ve/değil/||/<>/< RIZÂ
- İRÂDE[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< RIZÂ[Ar.]
- İRAD-I MESEL, İRSAL-İ MESEL | SAVLAMA ile/||/<> SAVLAMA
( Bir düşünceyi atasözleri özdeyiş vb ile güçlendirme Afveyleyelim ki belki bilmez Bir sürçen atın başı kesilmez Şeyh Galip Mahkemede savcının fikir ve dileğini ileri sürmek için söylediği söz Tüze sözenliği )
( RÉQUISITOIRE )
- IRAKLAŞMAK ile IRA ile IRAK/LIK ile IRAKÇA
- IRAKSAMA ile IRAKSAK
( Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak. İLE Birbirinden gittikçe uzaklaşan ışınlar, çizgiler. )
( İSTİBAT ile ... )
- TEBÂİD[Osm.] / DIVERGENCE[İng.] / DIVERGENCE[Fr.] / DIVERGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= IRAKSAMA
- IRAQUOIS(ALTI ULUS):
CAYUGA ve/||/<> MOHAWK ve/||/<> ONCIDA ve/||/<> ONONDAGA ve/||/<> SENECA ve/||/<> TUSCARORA
( New York eyaleti olarak bilinen toprakların gerçek sahipleri. )
- İRBÂ'[Ar. < RİBÂ] ile İRBÂH[Ar. < RİBH]
( Artırma, çoğaltma, yarar verip çoğaltma, nemâlandırma. @@ Faizle para verme. | Yarar ve kazanç elde etme. )
- İRCA[Ar. < İRCÂʿ] ile/||/<> ...
( Divan edebiyatı terimi Söz sanatı terimi Yönenme iltifat öze yönenme tecrit ve onarma rücu yanaçlarının ortak adı )
- İRCA[Ar. < İRCĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖNDÜRME | İNDİRGEME
( Eski biçimine çevirme döndürme indirgeme )
- İRCÂ ve/||/<>/>/< İCRÂ
( Dönmek. VE/||/<>/>/< Uygulamak/eylemek/işlemek/yürütmek. )
- İRCÂ[Ar.] ile İLCÂ[Ar.]
( Dönmek. İLE Zorlama, zorunda bırakma. )
- İRHÂ[Ar.] ile İRHÂ'[Ar.] ile İRÂ[Ar.]
( Kibarca, tatlılıkla hareket etme, yumuşak davranma. İLE Gevşetme/gevşetilme, sarkıtma, aşağı salıverme, koyuverme. )
- İRİ PARÇA ile HANTAL
( HULK vs. HULKING )
( لاشه کشتي ile باسنگيني ورخوت ile درشت استخوان )
( LASHEH KESHTY ile باسنگيني ورخوت ile DARSHT ESTEKHAN )
- IRIAN JAYA ADASI'NDA:
PAPUA YENİ GİNE ile/ve/<> ENDONEZYA
( Sınırları 820 km. fakat herhangi bir sınır kapıları yok.
[Endonezya bölümünün başkenti, Jaiya-Pura] )
- İRİGASYON/IRRIGATION[İng.] ile/değil/yerine/= YIKAMA
- İR/IRRA = UTANÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- IRIS HETEROCHROMIA[İng.] ile/değil/yerine/= İRİS HETEROKROMİSİ
( Her iki göz irisinin renk bakımından birbirinden farklı oluşu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İRİTASYON/IRRITATION[İng.]/TAHRİŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= TIRMALAMA | YAKIŞ, KAŞINDIRMA
- İRKA'["ka" uzun okunur] ile İRKÂ'[Ar.]
( Gözyaşını ve kanı akıtmayıp durdurma. İLE İftira etme. | Geciktirme. )
- IRKLAR ARASI ile BİRBİRİYLE İLİŞKİ KURMAK ile SORGULAMAK ile SORGULAMA ile SORGULAYICI ile SORGULAYICI ile YARIDA KESMEK ile KESİNTİ KOŞULU ile KESİNTİYE UĞRADI ile KESİNTİ
( INTERRACIAL vs. INTERRELATE vs. INTERROGATE vs. INTERROGATION vs. INTERROGATIVE vs. INTERROGATOR vs. INTERRUPT vs. INTERRUPT CONDITION vs. INTERRUPTED vs. INTERRUPTION )
( بين نژادي ile بهم ارتباط داشتن ile مناسبات مشترک داشتن ile تحت بازجويي قرار دادن ile استنطاق کردن ile استفهام ile باز خواست ile بازجويي ile ادوات استفهام ile پرسشي ile استفهامي ile پرسش کننده ile مستنطق ile بازپرس ile ايجاد وقفه ile وضعيت وقفه ile مقطوع ile مقطع ile منقطع ile وقفه )
( BEYNE NEJADY ile BACPAM ERTABAT DASHTAN ile MENASBAT MOSHTARK DASHTAN ile TAHAT BAZJUYY GHARAR DADAN ile ESTANTAGH KARDAN ile ESTEFEHAM ile BAZ KHAST ile BAZJUYY ile EDVAT ESTEFEHAM ile PORSESHY ile استفهامي ile PORSESH KONANDEH ile مستنطق ile BAZPORS ile AYJAD VAQFEH ile VAZEYT VAQFEH ile MOGHTU ile MOGHATE ile MONAGHATE ile VAQFEH )
- İRONİ[Fr. < IRONIE] ile/||/<> ALAYSILAMA
( alaysılama )
( IRONIE )
- İRRADİYE ETME | IŞINLAMA ile/||/<> IŞINLAMA
( Bir özdeği y X ya da morötesi ışınları gibi görünen ışığın dalga boyundan daha küçük ışınımların etkisine bırakma aydınlatma 1 Bir ışınımın bir nesneye düşürülmesi 2 Isıda ve ışıkta olduğu gibi ışınım erkesi yayımı Bir nesnenin ışınlara tutulması ışınlama ölçüsü ışınım akısı ile ışınlama süresinin çarpımına eşittir 1 Biyolojik makromolekülleri parçalamak için elektromanyetik radyasyona maruz bırakma 2 Röntgen gibi radyoaktif ışınlarla çalışan cihazların ışın yayması ekspozür )
( IRRADIATION | EXPOSURE, IRRADIATION )
( RADIOEXPOSITION | IRRADIATION | EXPOSITION À LA LUMIÈRE, IRRADIATION )
( BESTRAHLUNG | BELICHTUNG )
( EXPOSURE )
- İRSÂ'[Ar.] ile İRSÂ'[Ar.] ile İRSÂ'[Ar.]
( Geminin demir atması. | Sağlamlaştırma, kuvvetlendirme, pekitme. İLE Yerinden ayrılma. İLE Uzun ve yaralayıcı bir aletle dürtme. )
- İRŞÂD ile/ve/<> AYDINLANMA
( Kendi özüne uzanmaya yönelik hareket edilmesi/edilmişliği. İLE/VE/<> ... )
- İRSALİYE ile FATURA
- İRSALİYE ile/ve/değil/yerine İRSALİYELİ FATURA
- IRSEN ile/değil/yerine/= KALITIMLA
- İRTÂ'[Ar.] ile İRTÂ'[Ar.]
( Zoraki gülme. İLE Otlatma/otlatılma. )
- İRTİBÂ[Ar.] ile İRTİBÂT[Ar. < RABT]
( Baharda, güzel bir yerde oturma. İLE Bağlanış, rabtedilme. | İlgi, ilgili olma. | Bağlantı, belirtilerin birbirini tutması. )
- İRTİBAT ile ALÂKA
- İRTİCÂ'[Ar. < RECÂ] ile İRTİCÂ'[Ar. < RÜCÛ]
( Ümit etme/ediş, umma. İLE Geri dönme, geri dönücülük, eskiyi isteme. )
- İRTİCA ile/değil/yerine/= GERİCİLİK
- İRTİCA[Ar. < İRTİCĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> GERİCİLİK
- İRTİCÂ ile İLTİCÂ
( Hak ve hakîkata, doğruya, ilme, irfâna, insanlığa dönmek. Rücûdan; geri dönücülük, eskiyi istemek. Yoldan çıkmışın yola girmesi, dönmesi. İLE Sığınma. )
- İRTİCA ile İRTİCÂ
( Hak ve hakîkata, doğruya, ilme, irfâna, insanlığa dönmek. Rücûdan; geri dönücülük, eskiyi istemek. Yoldan çıkmışın yola girmesi, dönmesi. İLE Umma, ümit etmek. )
- İRTİCA/EN ile İRTİCAL/EN
( Geri. İLE Düşünmeden, ağzına geldiği gibi söyleme. )
- İRTİCÂC ile/||/<> SECOUSSE[Fr.] ile/||/<> SARSILMA
( biyoloji )
( SECOUSSE )
- İRTİCAL | DOĞAÇLAMA ile/||/<> DOĞAÇLAMA
( Hazırlanmadan hemen o anda meydana getirme DOĞAÇTAN İrticalen Improvisé Doğaç Saniha 1 Betiğe dayanmadan içe doğduğu gibi oynama ve konuşma 2 Oyun sırasında ortaya çıkan ters bir durumu kapatmak için betikte olmayan hareketler yapma ya da sözler söyleme 3 Güldürmek amacıyla daha önceden saptanmamış hareketlere ve sözlere gitme bu sonuncusu tiyatro sanatı açısından olumsuz sayılır )
( IMPROVISATION )
( IMPROVISATION )
( STEGREIF )
- İRTİCALEN[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞAÇLAMA
- İRTİCALEN[Ar. < İRTİCĀLEN] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞAÇLAMA
- İRTİCALÎ[Ar. < İRTİCĀLĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞAÇLAMA
- İRTİDÂ'[< RİDÂ] -ile
( ÖRTÜNME, ÇARŞAF GİBİ ŞEYE BÜRÜNME )
- İRTİDÂ'[Ar. < RİDÂ] ile İRTİDÂ'[Ar. < RIDÂ]/İRTİZÂ'[Ar. < RIZÂ] ile İRTİDÂ'[Ar.] ile İRTİDÂD[Ar. < REDD]
( Örtünme, çarşaf gibi şeye bürünme. Beğenme, seçme. | Uygun bulma, râzı olma. İLE Süt emme. İLE Yasak olan şeyden geri durma, çekinme. İLE İslâm dinini bırakarak başka bir dini kabul etme. )
- İRTİDÂ'[< RIDÂ]/İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂH
( Bir şey kesilme, bir şeyden ziyân görme. | Beğenme, seçme. | Uygun olma, uygun bulma, râzı olma. İLE Özür dileme. | Biraz bahşiş alma. )
- İRTİFÂ ile İRTİFAK
( Yükseklik. | Yükselti. İLE Dayanma. )
- İRTİFA ile İRTİFAK ile İRTİFAK HAKKI
- İRTİFÂ ile/değil RAKIM
- İRTİFA ile/değil/yerine/= YÜKSEKLİK
- İRTİFA[Ar. < İRTİFĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜKSEKLİK | YÜKSELTİ
( irtifa tahtası yükseklik yükselti )
- İRTİFÂ/RAKIM[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTİ
( Bir noktanın, deniz yüzeyinden olan yüksekliği. | Bir yıldızdan bir bir gözlemcinin gözüne gelen ışın ile ufuk düzleminin oluşturduğu açı. )
- İRTİFA-İ ZU-KESİR-Ü ADLA ile/||/<> APOTHEM[İng.] ile/||/<> APOTHÈME[Fr.] ile/||/<> APO+THEMA[Lat.] ile/||/<> APOTHEMA, INKREISRADIUS[Alm.] ile/||/<> İÇ YARIÇAP
( Bir düzenli çokgenin iç çemberinin yarıçapı )
( APOTHEM )
( APOTHÈME )
( APOTHEMA, INKREISRADIUS )
( APO+THEMA )
- [ne yazık ki]
İRTİKÂB SUÇU:
ZORLAMAYLA(İCBAR) ile/ve/||/<> İKNÂYLA ile/ve/||/<> MUHATABININ HATASINDAN YARARLANARAK
- İRTİŞA[Ar. < İRTİŞĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> İRTİŞA
( Rüşvet alma rüşvet yeme )
- İRTİVÂ'[Ar.] -ile
( Gövdedeki örgenlerin ve eklemlerin/mafsalların kalınlaşması. )
- İRTİVÂ'[Ar.] ile İRTİVÂH[Ar.]
( İçerek kanma. | Gövdedeki örgenlerin ve eklemlerin/mafsalların kalınlaşması. İLE Nöbetle çalışma. )
- İRTİYÂ'[Ar.] ile İRTİYÂH[Ar. < RİH]
( Korkma, ürkme. İLE Ferahlama. | Rüzgârlanıp rahatlama. )
- İRTİZÂ[Ar.] ile İRTİZÂ'[Ar. < RIZÂ] ile İRTİZÂ'[Ar. < RIZÂ] ile İRTİZÂH[Ar.]
( Bir şeyin eksilmesi, bir şeyden zarar/ziyan görme. İLE Beğenme, seçme. | Uygun bulma, râzı olma. İLE Süt emme. İLE Özür dileme. | Biraz bahşiş alma. )
- İRZÂ'[Ar.] ile İRZÂ'[Ar. < RAZV]
( Emzirme/emzirilme. İLE Gönül alma, hoşnut etme, kandırma. )
- IRZA[Ar.] ile IRZÂ'[Ar.] ile IRZ'A GEÇMEK[Ar.]
( Otu çok olan yer, çayırlık. İLE Emzirmek, emzirilmek. İLE Tecavüz. )
- İŞ ADAMI ile/||/<> İŞ AKDİ ile/||/<> İŞ ALANI ile/||/<> İŞBAŞI ile/||/<> İŞ BIRAKIMI ile/||/<> İŞ BIRAKTIRIMI ile/||/<> İŞ BİLİMİ ile/||/<> İŞ BİRLİĞİ ile/||/<> İŞ BÖLÜMÜ ile/||/<> İŞ DONU ile/||/<> İŞ ERİ ile/||/<> İŞ GEZİSİ ile/||/<> İŞGÜDER ile/||/<> İŞ GÜCÜ ile/||/<> İŞ GÜÇ ile/||/<> İŞ GÜÇLÜĞÜ ile/||/<> İŞ GÜNÜ ile/||/<> İŞ HACMİ ile/||/<> İŞ HANI ile/||/<> İŞ HAYATI ile/||/<> İŞ KADINI ile/||/<> İŞ KAZASI ile/||/<> İŞ KOLU ile/||/<> İŞ MERKEZİ ile/||/<> İŞ ÖNLÜĞÜ ile/||/<> İŞ SAATİ ile/||/<> İŞSEVER ile/||/<> İŞ SEYAHATİ ile/||/<> İŞ SÖZLEŞMESİ ile/||/<> İŞVEREN ile/||/<> İŞ YERİ ile/||/<> İŞE UYGUN ile/||/<> İŞİ DUMAN ile/||/<> İŞİ TIKIRINDA ile/||/<> AĞIR İŞ ile/||/<> BEYAZ İŞ ile/||/<> BULAŞIK İŞ ile/||/<> ÇÜRÜK İŞ ile/||/<> GÖTÜRÜ İŞ ile/||/<> İNCE İŞ ile/||/<> KÂRLI İŞ ile/||/<> ACEM İŞİ ile/||/<> ANTEP İŞİ ile/||/<> ANTİKA İŞİ ile/||/<> AYAK İŞİ ile/||/<> ÇOCUK İŞİ ile/||/<> EL İŞİ ile/||/<> ERKEK İŞİ ile/||/<> EV İŞİ ile/||/<> HAMUR İŞİ ile/||/<> HESAP İŞİ ile/||/<> KALEM İŞİ ile/||/<> KAVAF İŞİ ile/||/<> MANCINIK İŞİ ile/||/<> MARAŞ İŞİ ile/||/<> ORAK İŞİ ile/||/<> ORTA İŞİ ile/||/<> PANÇ İŞİ ile/||/<> SIRA İŞİ ile/||/<> ŞIPIN İŞİ ile/||/<> TARAK İŞİ ile/||/<> USTA İŞİ ile/||/<> DIŞ İŞLERİ ile/||/<> DİYANET İŞLERİ ile/||/<> İÇ İŞLERİ ile/||/<> ÖĞRENCİ İŞLERİ ile/||/<> ÖZLÜK İŞLERİ ile/||/<> SU ALTI İŞLERİ ile/||/<> YAZI İŞLERİ ile/||/<> ZAT İŞLERİ
( Bir sonuç elde etmek herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik çalışma Bir değer yaratan emek Birinden istenen hizmet ya da birine verilen görev Sanayi ticaret tarım maliye vb alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü Kamu yararına yapılan işler Herhangi bir yere düzen verici günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma meslek Ticari anlaşma Herhangi bir maksatla kurulan düzen Bazı deyimlerde yarar çıkar anlamında kullanılan bir söz Yapılan şey davranış Nakış örgü makrome gibi elde yapılan şey Emek işçilik ustalık Bir kimsenin uğraştığı yerine getirmeye çalıştığı şey Bir kimseye özgü olan görüş anlayış Başarılı çalışma yapma yeteneği Üzerinde çalışılan ya da bir çalışma sonucunda ortaya çıkan şey e bağlı olan ile ilgili olan Bir sonuca bağlanması çözülmesi gerekli sorun Gizli neden ya da maksat Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç )
- İŞ VERMEK:
YETERSİZE ile/ve/<> HIRSLIYA ile/ve/<> YETERSİZ HIRSLIYA
( Başarısızlığa neden olur. İLE/VE/<> Kavgaya neden olur. İLE/VE/<> Fitneye neden olur. )
( KİFÂYETSİZE ile/ve/<> MUHTERÎSE ile/ve/<> KİFÂYETSİZ MUHTERÎSE )
- İ'ŞÂ'[Ar.] -ile
- İSA MESİH ile İSA
( JESUS CHRIST vs. JESUS )
( ياعلي ile عيسا مسيح )
( ياعلي ile عيسا مسيح )
- Îsâ[Ar.] ile ÎSÂ[Ar.] ile ÎSÂ'[Ar.] ile ÎSÂ'[Ar.] ile İSÂH[Ar. < VESAH]
( Hristiyanlık dininin peygamberi. İLE Teselli edip sabırlılığa teşvik etme/edilme. İLE Vasî yapma, vasiyet yapmaya memur etme. | Vasiyet etme. İLE Zenginleştirme/zenginleştirilme. | Genişletme. İLE Kirletme/kirletilme. )
- İ'ŞÂ'[Ar.] ile İŞ'Â'[Ar.] ile ÎŞÂ'[Ar.] ile İŞÂA/İŞÂAT[Ar. < ŞÜYÛ] ile İŞÂHA[Ar.]
( Akşam yemeği verme. İLE Şuâlanma, güneş, ışığını dağıtma. İLE Ağacın çiçek açması. İLE Haber yayma, herkese duyurma. İLE Misvak kullanma.[İSTİYÂK] )
- İSA ile İSAL
- İSABETSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine HEDEFİ TUTTURAMAMA
- İSÂGA[Ar.] ile İSÂGA[Ar.]
( Kalıba dökme/dökülme. İLE Kolaylıkla yutma. )
- İSAL[Ar. < ĪṢĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ULAŞTIRMA
- İSALE[Ar. < İSĀLE] ile/değil/yerine/=/||/<> AKITMA
- İŞARET, KİNAYE | TELMİH | İMLEME ile/||/<> NOKTALAMA
( Sinema Basılacak ya da çoğaltılacak bölümlerin nereden başlayıp nerede sona ereceğini belirtmek üzere, buna temel olan filmin arasına kâğıt iliştirme ya da deliklerine iplik bağlama. @@ Değinmecenin bir türü. bk. değinmece. @@ Bir olayı ya da imgeyi anımsatacak bir sözü bilerek söyleme. @@ Kelimeler birer im (işaret) diye alındığı vakit bunların görevlerine, yâni bir anlam vermelerine imleme denir. O takdirde kelimenin ses tarafı iMLİYEN (Signifiant), anlam tarafı da İMLENEN (Signifié) adım alır. @@ @@ )
( CORDING OFF, PAPERING | ALLUSION | MARK | TICK | PUNCTUATION~PUNCTUATION )
( REPÉRAGE | ALLUSION | SIGNIFICATION | PONCTUATION~PONCTUATION )
( ANSPIELUNG | FILMISCHE ZEICHENSETZUNG, ÜBERGANG, SZENENÜBERGANG~FILMISCHE ZEICHENSETZUNG, ÜBERGANG, SZENENÜBERGANG | INTERPUNKTION, SATZZEICHENSETZUNG )
( MARCATURA~PUNTEGGIATURA )
( ΣΗΜΕΊΩΣΗ / σημείωση~ΣΤΊΞΗ / στίξη )
- İŞARET ile ÎMÂ
- İŞBA | DOYMA ile/||/<> DOYMA
( Sinema TV Bir renkser rengin en yakın renksemez renkten uzaklığını başka bir deyişle griden ayrımını belirten özellik bir rengin anlık derecesi Özellikle beslenme gibi bir istek ya da gereksinmenin giderilmesi durumu 1 Bir çözücü içinde bir özdeğin bütünüyle ya da en çok oranda çözünmesi 2 Bir molekülde kimyasal bağ yapabilecek tüm elektronların bağlı bulunmaları 3 Bir asit ya da bazın tümüyle yansızlaştırılması fizik 1 Belli sıcaklıktaki bir gazın bu sıcaklığa özgü en yüksek basınç altında bulunduğu durum 2 Bir sıvının içinde en geniş ölçüde eriyebilmiş olma 3 Yeğinliği gittikçe artırılan bir mıknatıs alanı içinde varılan en yeterli mıknatıslanma fizik Bir çözeltinin belirli koşullar altında daha çok çözünen çözememesi durumu Doygunluk Hayvanların yem tüketiminden sonra yeme isteğinin sona ermesi olayı )
( SATURATION | SATIATION | SATIATION, SATIETY | CHROMINANCE )
( SATURATION | CHROMINANCE )
( SÄTTIGUNG, FARBSÄTTIGUNG | SÄTTIGUNG | CHROMINANZ )
( SATURATIO )
( SATURAZIONE )
( ΚΟΡΕΣΜΌΣ / κορεσμός )
- İŞBA | DOYMA ile/||/<> RENKLİLİK
( Sinema/TV. Bir renkser rengin, en yakın renksemez renkten uzaklığını, başka bir deyişle, griden ayrımını belirten özellik; bir rengin anlık derecesi. @@ Özellikle beslenme gibi bir istek ya da gereksinmenin giderilmesi durumu. @@ 1. Bir çözücü içinde bir özdeğin bütünüyle ya da en çok oranda çözünmesi. 2. Bir molekülde kimyasal bağ yapabilecek tüm elektronların bağlı bulunmaları. 3. Bir asit ya da bazın tümüyle yansızlaştırılması. @@ fizik: 1. Belli sıcaklıktaki bir gazın, bu sıcaklığa özgü en yüksek basınç altında bulunduğu durum. 2. Bir sıvının içinde en geniş ölçüde eriyebilmiş olma. 3. Yeğinliği gittikçe artırılan bir mıknatıs alanı içinde, varılan en yeterli mıknatıslanma. @@ (fizik) @@ Bir çözeltinin, belirli koşullar altında, daha çok çözünen çözememesi durumu. @@ Doygunluk. @@ @@ Hayvanların yem tüketiminden sonra yeme isteğinin sona ermesi olayı. )
( SATURATION | SATIATION | SATIATION, SATIETY | CHROMINANCE~CHROMINANCE | CHROMATICNESS )
( SATURATION | CHROMINANCE~CHROMINANCE | COLORIS | CHROMIE )
( SATURATIO~... )
( SÄTTIGUNG, FARBSÄTTIGUNG | SÄTTIGUNG | CHROMINANZ~CHROMINANZ )
( SATURAZIONE~CROMINANZA )
( ΚΟΡΕΣΜΌΣ / κορεσμός~ΧΡΩΜΑΤΙΚΌΤΗΤΑ / χρωματικότητα )
- İŞBA, TENSİF | DOYURMA ile/||/<> DOYURMAK ile/||/<> DOYURMA
( kimya fizik Doyma yaptırma )
( SATURATION )
( IMPRÉGNATION | SATURER | SATURATION )
( SÄTTIGUN )
- İŞBA[Ar. < İŞBĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOYUM | DOYMA
( Karnını doyurma doyum doyma )
- İSBA[Ar.] ile İŞBÂ[Ar.]
( Arapların uzunluk ölçüsü.[kadem'in 1/12'si]. | Uzatma. İLE Karnını doyurma. | Doyum, doyma. )
- İSBA[Ar.] ile İSBÂH[Ar. < SEBH] ile İŞBÂ'[Ar. < ŞİB]
( Arapların uzunluk ölçüsü.[kadem'in 1/12'si] İLE Suda yüzdürme/yüzdürülme. İLE Karnını doyurma, doyrulma. | Doyma. | Çoğalma, çoğaltılma. | Arap nazımında, vezin ve kâfiye zorunluluğundan dolayı sözcüğe bir harf katma. )
- İŞBİRLİĞİ/ÇÖZÜM ORTAKLIĞI ile/ve/||/<> DESTEK ALMA ile/ve/||/<> YARDIM ALMA ile/ve/||/<> YARARLANMA
( %60-70[kendin] - %30-40[öteki]. İLE/VE/||/<> %40-50[kendin] - %50-60[öteki]. İLE/VE/||/<> %70-80[öteki] - %20-30[kendin]. İLE/VE/||/<> %80-90[öteki] - %10-20[kendin]. )
- İŞÇİ ile/ve/||/<>/> USTA ile/ve/||/<>/> SANATKÂR
( Elleriyle çalışan. İLE/VE/||/<>/> Elleri ve aklıyla çalışan. İLE/VE/||/<>/> Elleri, aklı ve gönlüyle çalışan. )
- İŞE ALINDI ile İŞE ALINAN İŞÇİ ile İŞE ALINMIŞ ÇALIŞMA
( HIRED vs. HIRED WORKER vs. HIRED WORKING )
( اجير ile مزدور ile مزدبگير ile مزدوري )
( AJYR ile MOZDOR ile MOZDBAGYR ile مزدوري )
- İŞE ALINMA ile/ve İŞTEN ÇIKARILMA
( Bilgi, beceri gibi özelliklerle. İLE/VE Davranış ve tutumlarla. )
- İŞE YARARLIK ve/||/<> "AKILDA BULUNDURMA"
- İŞGAL ile/değil YAYILMA
- İŞGÜZAR/LIK ile İŞGÜZARCA
- ... IŞIĞINDA ile/<> ... ÇERÇEVESİNDE
- KUDRET-İ ZİYÂ[Osm.] / LUMINOUS ENERGY[İng.] / ÉNERGIE LUMINEUSE[Fr.] / LICHTENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK ENERJİSİ
- IŞIK HIZI:
[ne] KAYNAĞA ne de GÖZLEMCİYE [BAĞLIDIR]
( c = 1/ε0μ0 = 3 x 10üzeri8 m/s )
- SÜRAT-İ ZİYÂ[Osm.] / LIGHT VELOCITY[İng.] / VITESSE DE LA LUMIÈRE[Fr.] / LICHTGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK HIZI
- IŞIK/ŞAVK[Ar. < ŞEVḲ] ile/||/<> IŞIK/ZİYA[Ar. < ŻİYĀʾ]
- IŞIK ile IŞITAÇ/IŞITIN/LAMBA[Yun.]
( Ateş, ampül vb.'den gelen ışık. )
( GLAUKOS ve KYANOS: Işığın ve karanlığın göreli yoğunluğunu ifade etmek için kullanılırdı. )
- NUR, ZİYÂ[Osm.] / LIGHT[İng.] / LUMIÈRE[Fr.] / LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK
- IŞIKLANMAK ile IŞIKLANDIRMAK ile IŞIK ile IŞIKLI/LIK ile IŞIKÇI/LIK ile IŞIKSIZ/LIK ile IŞIKLAMA ile IŞIK HIZI ile IŞIK KÜRE ile IŞIK YILI ile IŞIK AKISI ile IŞIK GÖLGE ile IŞIK GÖÇÜM ile IŞIK IŞINI ile IŞIK AYLASI ile IŞIK AYNASI ile IŞIK BACASI ile IŞIK EĞRİSİ ile IŞIK YUVARI ile IŞIK ÇANAĞI ile IŞIK ÖLÇÜMÜ ile IŞIK DEĞNEĞİ ile IŞIK KORKUSU ile IŞIK KİRLİLİĞİ
- THERMAL AGITATION[İng.] ile/değil/yerine/= ISIL ÇALKALANMA
- THERMAL WAVE[İng.] / THERMISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DALGA
- THERMOJUNCTION BATTERY[İng.] / BATTERIE THERMOJOINTE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL EKLEM BATARYA
- THERMOLUMINESCENCE[İng.] / RADIOLUMINESCENCE THERMIQUE, THERMOLUMINESCENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL IŞILDAMA
- THERMIONIC VALVE[İng.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK VANA
- THERMAL SCATTERING[İng.] / DISPERSION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL SAÇILMA
- THERMAL CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL SIĞA
- THERMAL EXCITATION[İng.] / EXCITATION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE ANREGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL UYARILMA
- GLOW DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE INCANDESCENTE[Fr.] / GLIMMENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILDAMALI BOŞALMA
- LUMINESZIERENDE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILDAYAN IŞIMA
- PHOTOLUMINESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILİŞILDAMA
- PHOTOIONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILİYONLAŞMA
- PHOTOCHEMISTRY[İng.] / PHOTOCHIMIE[Fr.] / PHOTOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILKİMYA, FOTOKİMYA
- IŞIMA ile/değil/yerine/=/||/<> AYDINLANMA | RADYASYON
( aydınlanma radyasyon )
- İNŞİA[Osm.] / REYONNEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞIMA
- IŞIMA ile/ve/||/<> ISIL IŞIMA
- İSİMLER = ESMÂ = NOMS
- EMN-İ ŞUÂ[Osm.] ile/değil/yerine/= IŞIN GÜVENLİĞİ
- KAZÂ-İ ŞUÂ[Osm.] ile/değil/yerine/= İŞİN KAZASI
- ŞİDDET-İ ŞUÂ[Osm.] ile/değil/yerine/= IŞIN ŞİDDETİ
- ŞUA[Osm.] / RAY[İng.] / RADIUS[Fr.] / STRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIN, VEKTÖR
- IŞIN ile IŞINLANMA
( BEAM vs. BEAMING )
( شعاع ile پرتوه ile پرتو ile پرتودار )
( SHOA ile پرتوه ile PORTO ile PORTODAR )
- IŞIN = ŞUÂ' = RAYON
- İŞİNE GELİRSE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARSA/UYUYORSA
- RADIOACTIVE CONTAMINATION[İng.] / CONTAMINATION RADIOACTIVE[Fr.] / RADIOAKTIVE KONTAMINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN/RADYOAKTİF BULAŞMA
- RADIOACTIVE EMANATION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN YAYILMA
- SÂHA-İ İNŞÂ[Osm.] / RADIATION FIELD[İng.] / CHAMP DE LA RADIATION[Fr.] / STRAHLUNGSFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM ALANI
- TAZYİK-İ İNŞÂ[Osm.] / RADIATION PRESSURE[İng.] / PRESSION DE RADIATION[Fr.] / STRAHLUNGSDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM BASINCI
- MİKYÂS-İ NÂR-İ İNŞÂ[Osm.] / RADIATION PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE À RADIATION[Fr.] / STRAHLUNGSPYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM PİROMETRESİ
- IŞINIMA(RADYASYON) EN DAYANIKLI CANLI(HAYVAN):
KARAFATMA değil DEINOCOCCUS RADIODURANS BAKTERİSİ
( ... DEĞİL 1.5 milyon rad'a kadar dayanabilirler. Dondurulurlarsa bu sınır, iki katına çıkar. )
- RADIATIVE COLLISION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIMLI ÇARPIŞMA
- RÉFLEXION RADIATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIMLI YANSIMA
- COLLISION RADIATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIMSAL ÇARPIŞMA
- CAPTURE RADIATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIMSAL YAKALAMA
- EXPOSURE[İng.] / EXPOSITION[Fr.] / BELICHTUNG, STRAHLENBELASTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINLAMA, MARUZ BIRAKMA
- IŞINLANDIRMA ile/||/<> IŞINIMLAMA
( ışınımlama Yemlerin özel bir radyasyona maruz bırakmak suretiyle hazırlama ya da değişime uğratma işlemi )
( EXPOSURE TO RADIATION )
- ISINMA HAREKETİ ile/||/<> ISINMA ISISI ile/||/<> ISINMA KOŞUSU ile/||/<> KÜRESEL ISINMA
( Isınmak işi )
- ISINMA ile/||/<> ISINMA
( Güreşten önce yapılan gövde eylemleri Isıtma işlemi sırasında ısıl işlem gören parçaların sıcaklığının artması olayı Atların yarıştan önce galop koşuyla yarışa hazırlanması )
( HEATING | CANTER )
( CHAUFFAGE )
( BEHEIZUNG )
- ISINMA ile ISINMA ISISI ile ISINMA KOŞUSU
- ISINMA >< SOĞUMA
- ISINMA ile/ve SOĞUMA
( TESAHHUN[< SUHÛNE | çoğ. TESAHHUNÂT] ile/ve TEBERRÜD[< BERD | çoğ. TEBERRÜDÂT][: Soğuma. | Soğuk suya girme. ] )
- IŞINÖLÇER/RADYOMETRE[Fr. < RADIOMÈTRE] ile/||/<> IŞIN/ŞUA[Ar. < ŞUʿĀ]
- ISIRMA GÜCÜ'NDE:
SIRTLAN ve TİMSAH TÜRÜ KAPLUMBAĞA
( 450 kg./1000 lbs.[Bir ısırıştaki uyguladığı çene gücü, aslanınkinden daha fazladır.] VE 453 kg./1004 lbs. )
( İnsan (rekor): 0.8 MPa = 81.6 ton-kuvvet/metrekare
Alman Kurdu: 1.6 - 5.5 MPa = 163-561 ton-kuvvet/metrekare
Pitbull: 1.6 MPa = 163 ton-kuvvet/metrekare
Leopar: 2.1 MPa = 214 ton-kuvvet/metrekare
Rottweiler: 2.3 - 2.4 MPa = 240 ton-kuvvet/metrekare
Beyaz Köpekbalığı: 4.13 MPa = 421 ton-kuvvet/metrekare
Aslan: 4.76 MPa = 485 ton-kuvvet/metrekare
Sivas Kangalı: 4.92 MPa = 502 ton-kuvvet/metrekare
Mürekkepbalığı: 6.89 MPa = 703 ton-kuvvet/metrekare
Sırtlan: 6.89 MPa = 703 ton-kuvvet/metrekare
Timsah: 17.2 - 34.47 MPa = 1754-3515 ton-kuvvet/metrekare )
- ISITMA ile/ve/<> IŞITMA
( TESHÎN[< SAHN | çoğ. TESHÎNÂT] ile ŞAVK )
- ISITMA ile SEVDİRME
- İŞİTMEK ile İŞİTİLMEK ile İŞİTTİRMEK ile İŞİTEBİLMEK ile İŞİTSEL ile İŞİ DUMAN ile İŞİ TIKIRINDA
- İŞİTSEL ZEKÂ ile/||/<> GÖRSEL-İŞİTSEL ile/||/<> GÖRSEL-İŞİTSEL ÇAĞRIŞIM ile/||/<> GÖRSEL-İŞİTSEL EĞİTİM
( İşitimle ilgili )
- İŞİTSEL ZEKÂ ile/||/<> RİTMİK ZEKÂ ile/||/<> MÜZİKSEL ZEKÂ
- İSKA, İRVÂ | SULAMA ile/||/<> SULAMA
( coğrafya tarım )
( IRRIGATION, ARROSAGE )
(1996'dan beri)