A ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 19.345 başlık/FaRk ile birlikte,
19.345 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(23/79)
- EKLEMLİ ile/ve/değil YANINDA
( [not] ARTICULATED vs./and/but BESIDE )
- EKLER:
ADDAN AD YAPMA ile/ve/||/<> EYLEMDEN AD YAPMA ile/ve/||/<> ADDAN EYLEM YAPMA ile/ve/||/<> EYLEMDEN EYLEM YAPMA
( - Addan ad yapma ekleri
-aç / -eç
-ak / -ek
-al / -el
-an / -en
-ar / -er
-ay / -ey
-ca / -ce / -ça / -çe
-cağız / -ceğiz
-cak / -cek / -çak / -çek
-cı / -ci / -cu / -cü / -çı / -çi / -çu / -çü
-ciğaz / -ciğez / -cuğaz / -cüğez
-cık / -cik / -cuk / -cük / -çık / -çik / -çuk / -çük
-cı / -ci / -cu / -cü/ / -çı / -çi / -çu / -çü / -cılayın / -cileyin
-cm / -cin / -cun / -cün / -çın / -çin / -çun / -çün
-ç
-dam / -dem / -tam / -tem
-daş / -deş / -taş / -teş
-dmk / -dirik / -duruk / -dürük
-ga / -ge
-gan / -gen
-k
-l
-lak / -lek
-layın / -leyin
-lı / -li / -lu / -lü
-lık / -lik / -luk / -lük
-m
-man / -men
-msı / -msi / -msu / -msü
-mtırak
-ncı / -nci / -ncu / -ncü
-rak / -rek
-sal / -sel
-sı / -si / -su / -sü
-sıl / -sil / -sul / -sül
-sız / -siz / -suz / -süz
-şar / -şer
-şın / -şin
-t
-tı / -ti / -tu / -tü
-z
- Addan eylem yapma ekieri
-a- / -e-
-al- / -el-
-ar- / -er-
-da- / -de- / -ta- / -te-
-ı- / -i- / -u- / -ü-
-k-
-kır- / -kir- / -kur- / -kür-
-1-
-la- / -le-
-lan- / -len-
-laş- / -leş-
-msa- / -mse-
-r-
-rga-
-sa- / -se-
-sı- / -si- / -su- / -sü-
- Eylemden ad yapma ekleri
-a / -e
-acak / -ecek
-acan / -ecen
-aç / -eç
-ağan / -eğen
-ak / -ek
-al / -el
-alak / -e/ek
-alga / -elge
-am / -em
-amaç / -emeç
-amak / -emek
-an / -en
-anak / -enek
-ar / -er
-ası / -esi
-ay / -ey
-az / -ez
-ca / -ce
-cak / -cek
-ç
-dık / -dik / -duk / -dük / -tık / -tik / -tuk / -tük
-ga / -ge / -ka / -ke
-gıç / -giç / -guç / -güç
-gm / -gin / -gun / -gün / -km / -kin / -kun / -kün
-ı / -i / -u / -ü
-ıcı / -ici / -ucu / -ücü
-ış / -iş / -uş / -üş
-k
-1
-m
-ma / -me
-maca / -mece
-maç / -meç
-mak / -rnek
-man / -men
-maz / -mez
-mık / -mik / -muk / -mük
-mış / -miş / -muş / -müş
-n
-nç
-ntı / -nti / -ntu / -ntü
-r
-sal / -sel
-t
-tay
-tı / -ti / -tu / -tü
-v
-z
- Eylemden eylem yapma ekieri
-ala- / -ele-
-ar- / -er-
-dar- / -der-
-dır- / -dir- / -dur- / -dür-1 -tır- / -tir- / -tur- / -tür-
-ga / -ge
-ı- / -i- / -u- / -ü-
-k-
-l-
-ma- / -me-
-msa- / -mse-
-n-
-p-
-r-
-ş-
-t-
-z-
)
- EKLER/ECLAİR[Fr. < ÉCLAIR] ile/||/<> BEZE/BAİSER[Fr. < BAISER] ile/||/<> KEK/CAKE[İng. < CAKE] ile/||/<> PANDİSPANYA/PANE Dİ SPAGNA[İt. < PANE DI SPAGNA] ile/||/<> PASTA/PASTA[İt. < PASTA]
( İçi krema ile doldurulmuş bir pasta türü )
- EKMEK BULAMAYANLAR PASTA YESİN:
PASTA değil ÇÖREK
( Sözde geçen, pasta değil "brioche" adı verilen ve ekmeğe çok benzeyen bir çörekti. Bu sözü söyleyen de Marie Antoinette değildi. Bu söz, 1760'tan beri "Aristokratik" çürümenin betimlemesi olarak yazılı bir biçimde kullanılıyordu. Jean-Jacques Rousseau, bu sözü 1740'ta duyduğunu ileri sürüyordu. )
- EKMEK ile PAÇAMURA
( Suyla ezilmiş ekmek. )
- EKO DÜZEN DENGESİ ile BOZULMA
( Bir eko düzendeki canlı ve cansız bileşenlerin birbiriyle uyumlu bir biçimde var olması durumu. İLE Bu dengenin bozulması ve ekodüzenin işlevlerini yerine getirememesi durumu. )
- EKOLALİ:
ANINDA ile/ve/||/<>/> GECİKMELİ
- EKOLALİ[Fr. < ÉCHOLALIE] ile/değil/yerine/=/||/<> YANKILI KONUŞMA
- EKOLALİ[Fr. < ÉCOLALIE] ile/değil/yerine/= YANKILI KONUŞMA
- EKOLOJİK TOLERANS ile/değil/yerine/= ÇEVRESEL DAYANCA
- EKONOMİK ile EKONOMİK PATLAMA ile EKONOMİK BOYKOT ile EKONOMİK KRİZ ile EKONOMİK BÜYÜME ile EKONOMİK ile EKONOMİ ile İKTİSATÇI ile TASARRUF ETMEK ile EKONOMİ
( ECONOMIC vs. ECONOMIC BOOM vs. ECONOMIC BOYCOTT vs. ECONOMIC CRISIS vs. ECONOMIC GROWTH vs. ECONOMICAL vs. ECONOMICS vs. ECONOMIST vs. ECONOMIZE vs. ECONOMY )
( اقتصادي ile شکوفائي اقتصادي ile سرکوب اقتصادي ile بحران اقتصادي ile رشد اقتصادي ile مقتصد ile با صرفه ile اقتصاد ile علم اقتصاد ile اقتصاديات ile متخصص اقتصاد ile امساک کردن ile صرفه جويي کردن ile رعايت اقتصاد کردن ile صرفه جويي )
( EGTESADY ile SHKOFAYEY EGTESADY ile SARKUB EGTESADY ile BAHRAN EGTESADY ile RASHOD EGTESADY ile MOGHTASAD ile BA SARFEH ile EGTESAD ile ALAM EGTESAD ile اقتصاديات ile MOTEKHSOS EGTESAD ile EMSAK KARDAN ile SARFEH JOYY KARDAN ile ROAYT EGTESAD KARDAN ile SARFEH JOYY )
- EKOPRAKSİ/ECHOPRAXIA[İng.] ile/değil/yerine/= YANSILAMA
- EKOPRAKSİ[Fr. < ÉCHOPRAXIE] ile/değil/yerine/= YANSICA
- EKOPRAKSİ[Fr. < ÉCHOPRAXIE] ile/değil/yerine/=/||/<> YANSICA
- EKRANDA:
LED ile PLAZMA ile LCD
( LED'ler ile aydınlatılan sıvı kristal ekranlardır. İLE İki cam arasında düzgün dağılmış ve içinde xenon ve neon gazlarının bulunduğu fosfor kaplı gözeler sayesinde görüntü elde edilir. İLE Floresan lambalarla aydınlatılan sıvı kristal ekranlardır. [Yapısal olarak plastik bir tabaka içindeki sıvı kristalin üretilen ışığı yansıtması mantığına dayanır.][Ekran tepki süresi düşük olan ekranlarda görüntü bulanıktır.] )
(
)
( LIGHT EMITTING DIODE vs. PLASMA vs. LIQUID CRYSTAL DISPLAY )
- SCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EKRANLAMA
- EKSELANS ile HARİKA
( EXCELLENCY vs. EXCELLENT )
( جناب ile جناب آقاي ile بسيار خوب ile ممتاز ile نغز ile عالي ile نکو ile غرا ile فايق )
( JENAB ile JENAB AGAY ile BESYAR KHOB ile MOMTAZ ile NAGHZ ile ALY ile NEKO ile غرا ile فايق )
- EKSERİYA[Ar. < EKS̱ERİYYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELLİKLE
- EKSERİYETİ ÂRA ile/||/<> MAJORİTÉ DE VOİX[Fr.] ile/||/<> OY ÇOKLUĞU
( MAJORITÉ DE VOIX )
- EKSERİYETLE ile/değil/yerine/=/||/<> GENELLİKLE | ÇOĞUNLUKLA
( genellikle çoğunlukla )
- EKŞİ ELMA ile/||/<> EKŞİ KİRAZ ile/||/<> EKŞİKULAK ile/||/<> EKŞİ MAYA ile/||/<> EKŞİ SURAT ile/||/<> EKŞİ YONCA ile/||/<> EKŞİ YÜZ
( Sirke ya da limon tadında olan Bu tadı veren şey Uygunsuz yakışıksız olan )
- EKŞİ MAYA(BUĞDAYÇAVDAR/YULAF/...) ile/<> YAŞ MAYA ile/<> ETKİN KURU MAYA ile/<> HAZIR/ÇABUK(INSTANT) KURU MAYA
- ELECTRON BEAM PUMPING[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK DEMETİ POMPALAMA
- ELECTRON CAPTURE[İng.] / CAPTURE ÉLECTRON[Fr.] / ELEKTRONENREIFENFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK/ELEKTRON YAKALAMA
- EKSİK ÇİÇEK = ZEHRE-İ NÂKISA = FLEUR INCOMPLÈTE
- EKSİK ile HATA ile KASIT
( LACKING/DEFICIENCY vs. MISTAKE vs. INTENTION )
- EKSİLTME/MÜNAKASA[Ar. < MUNĀḲAṢA] ile/||/<> EKSİLME/TENAKUS[Ar. < TENĀḲUṢ] ile/||/<> EKSİLTME/TENKİS[Ar. < TENḲĪṢ]
- EKŞİMEK ile EKŞİTMEK ile EKŞİTİLMEK ile EKŞİ/LİK ile EKŞİLİ ile EKŞİ YÜZ ile EKŞİ ELMA ile EKŞİ MAYA ile EKŞİ KİRAZ ile EKŞİ SURAT ile EKŞİ YONCA ile EKŞİLİ ÇORBA ile EKŞİ YONCAGİLLER
- EKSİTASYON | UYARILMA ile/||/<> UYARILMAK ile/||/<> UYARILMA
( Bir elektronun ışınımları soğurarak erkesini artırması sonucu kendi olanağan yörüngesinden daha yüksek erke düzeyindeki bir yörüngeye geçmesi biyoloji 1 Uyartıının meydana getirilmesi ya da şiddetinin artırılması 2 Hücrenin bir uyartıya hemen cevap vermesi 3 Bir ortama giren radyasyon enerjisi ortamı oluşturan atomlardan elektron koparacak kadar yüksek olmadığı durumda elektronların yörünge değiştirmesi )
( EXCITATION )
( EXCITATION | ÊTRE EXCITÉ )
( ANREGUNG | EXCITATION )
( EXCITARE: UYANDIRMAK )
- EKSİZYON/EXCISION[İng.] ile/değil/yerine/= KESİP ÇIKARMA
- EKSPOJUR/EXPOSURE[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIĞA ÇIKARMA (CERRAHİ) | MARUZ BIRAKMA
- EKSTERNALİZASYON/EXTERNALİZING[İng.] ile/değil/yerine/= DIŞSALLAŞTIRMA
- EKSTRA ile EKSTRA-
( Artık, ek, fazladan. İLE -dışı. )
- EKSTRA ile EKSTRA ÖDEME ile OLAĞANÜSTÜ
( EXTRA vs. EXTRA PAY vs. EXTRAORDINARY )
( اضافي ile زيادي ile فوقالعاده ile اضافه ile مدد معاش ile فوق العاده ile شگفت آور ile غيرعادي ile خارق العاده )
( اضافي ile ZYADY ile FOGHALEADEH ile EZAFEH ile مدد معاش ile FOGH OLOADEH ile SHGOFT AVAR ile GHYRAADY ile KHARAGH OLOADEH )
- EKTAZİ/ECTASIA[İng.] ile/değil/yerine/= GENİŞLEME
- EKTO-/EKZO- ile ENDO- ile EKSTRA-
( Dış-, dış [ile ilgili]. İLE İç-, iç [ile ilgili]. İLE -dışı. )
- EKTODERMA ile/||/<> ENTODERMA
( Ektoderma dış yaprak sinir İLE entoderma iç yaprak sindirim. )
( Formül: Gastrula katmanları )
- EKÜMENİK[Fr. OECUMÉNIQUE < Lat. OECUMENICUS < EYun. OIKOUMENIKOS] ile DİASPORA[Fr.]
( Tüm piskoposlukların rûhânî meclislerini ya da tüm kiliseleri içeren, dünya genelinde Hıristiyan birliğine yönelik olan. İLE Herhangi bir ulusun ya da inanç mensuplarının ana yurdu dışında azınlık olarak yaşadığıı yer. | Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu. | Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları. )
- EKZEMA ile/||/<> PSORİASİS
( deride kızarıklık, kaşıntı ve kabuklanma. İLE/||/<> Deride kalın, pullu plaklar ile ilişkili süreğen bir durum. )
- EL NİNO ile/ve/||/<> LA NİNA
- EL SALLAMA! ve/||/<> BEL BAĞLAMA!
( Dönecek olana. VE/||/<> Dönmeyecek olana. )
- EL YAZISI ile RİKA[Ar.]
( ... İLE Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi. )
- EL YORDAMIYLA ile/||/<> EL YORDAMI
- EL ile EL ÖRS ile EL BOMBASI ile EL DÖVÜŞÜ ile EL CAMI ile EL DEĞİRMENİ ile BİR SAATİN ELİ ile EL BİRLİĞİ ile EL AĞZA
( HAND vs. HAND ANVIL vs. HAND BOMB vs. HAND COMBAT vs. HAND GLASS vs. HAND MILL vs. HAND OF A WATCH vs. HAND SOMENESS vs. HAND TO MOUTH )
( يک وجب ile عقربک ile چنگ ile عقربه ile آويزان شدن ile دست ile سندان چه ile بمب دستي ile جنگ تن به تن ile ساعت شني ile دستاس ile خوش اندامي ile گنجشک روزي )
( YK VOJAB ile AGHARBAK ile CHANG ile AGHARBEH ile AVYZAN SHODAN ile DAST ile SANDAN CHEH ile BAMB DASTY ile JANG TAN BAH TAN ile SAAT SHENY ile DASTAS ile KHOSH ANDAMY ile GONJESHK RUZY )
- EL ile/değil/yerine/=/||/<> YURT | AHALİ | OBA
( Elbasan tavası el erki yad el gurbet eli Türk eli yad eller yurt ahali oba )
- ELÂ[Ar.] ile ELA[Ar.]
( Başlama ve tenbih edatı.[Nazımda ve sözün başında kullanılır.][ELÂ'dan sonra EY nidâsı gelir.] İLE Sarıya çalar kestanerengi.[göz] )
- ELA ile ELAN
- ELASTİK ÇARPIŞMA ile/||/<> ESNEK OLMAYAN ÇARPIŞMA
( Hem momentumun hem kinetik enerjinin korunduğu çarpışmadır; cisimler çarpışıp ayrılır, deformasyon ve ısı kaybı yoktur. Bilardo topları ve gaz molekülleri buna yakındır. @@ Momentumun korunduğu ama kinetik enerjinin bir bölümünün ısıya, sese ya da deformasyona dönüştüğü çarpışmadır; tam olanında cisimler yapışıp birlikte hareket eder. Çamurun duvara yapışması örnektir; gerçek çarpışmaların çoğu ikincisine yakındır. )
( Formül: ΣKEönce=ΣKEsonra ~ kayıp )
- ELASTİK ÇARPIŞMA ile/||/<> PLASTİK ÇARPIŞMA
( Elastik çarpışmada kinetik enerji korunur, plastik çarpışmada korunmaz )
( Formül: ΣKE_önce = ΣKE_sonra (elastik) İLE ΣKE_önce > ΣKE_sonra (plastik) )
- ELBASAN TAVASI ile/||/<> ELBASAN TAVA
- ELBETTE/TABİİ ile/değil/yerine/= KUŞKUSUZ/DOĞALCA
- ELBİSE[Ar.]/URBA[İt.] ile/değil/yerine/= GİYECEK/GİYSİ
- EL-BURHÂN ile CEDEL ile HATÂBE(T) ile ŞİİR ile MUĞÂLATA/SAFSATA
( İspat. Kesin sonuç olmak amacıyla kesinlik taşıyan öncüllerden oluşturulan kıyas. İLE Diyalektik. Yaygın olarak bilinen önermelerden oluşan kıyas. İLE Retorik. Güvene bağlı olarak kabullenilen(makbûlât) önermelerden oluşan kıyas. İLE Poetik. İnsan ruhunu mutluluğa ya da mutsuzluğa yöneltici etkisi olan önermelerden oluşan kıyas. İLE Sofistik. Gerçeğe benzer ya da yaygınlık kazanmış yalan ya da kuruntudan oluşan önermelerden oluşan kıyas. )
( Safsata Türleri )
- ELE ALMAK ile TARTIŞMA
( "DISCUSS" vs. ARGUE )
- ELE ALMAK ile TARTIŞMA
( DISCUSS vs. ARGUE )
- ELE "GEÇİRME" ile "EL KOYMA"
- ELE-GÜNE ... değil İL'E(DEVLET'E)-KÜN'E(TOPLUM'A) ...
- ELECTROCHEMISTRY[İng.] ile/||/<> ÉLECTROCHIMIE[Fr.] ile/||/<> ELEKTROCHEMIE[Alm.] ile/||/<> ELEKTROKİMYA[Fr. < ÉLECTRO + AR. < KIMYÂ]
( Elektrik akımı etkisiyle yürüyen kimyasal değişmeleri ve kimyasal tepkimelerde oluşan erkeyi elektrik üretiminde kullanma konularını inceleyen bilim dalı )
( ELECTROCHEMISTRY )
( ÉLECTROCHIMIE | ÉLECTRO )
( ELEKTROCHEMIE )
- ELECTROKAPLAMA[Fr. < ÉLECTRO + Tr. KAPLAMA] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEKTROKAPLAMA
( Metal bir malzemeyi kaplamak için kullanılan suyla inceltilmiş boya dolu havuzda elektrik akımı uygulaması ile boyanın katı kısmının bir defada parça yüzeyine taşındığı bir yöntem )
- ELECTROKİMYA[Fr. < ÉLECTRO + Ar. KĪMYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEKTROKİMYA
( Elektrik akımının etkisiyle ortaya çıkan kimyasal değişmeleri ve kimya işlemlerinde oluşan enerjiyi elektrik üretiminde kullanmayı araştıran bilim dalı )
- ELECTROMAGNETİSME[Fr. < ÉLECTROMAGNÉTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEKTROMANYETİZMA
( Elektriklenme ile mıknatıslanmanın karşılıklı olarak etkilenmelerinden ortaya çıkan olayların bütünü Elektrik akımıyla mıknatıs elde etme )
- ELECTRONIC MAIL (E-MAIL)[İng.] ile/||/<> ELEKTRONİK POSTA
( elektronik posta )
( ELECTRONIC MAIL (E-MAIL) )
( COURRIEL )
( E-MAIL )
( POSTA ELETTRONICA )
( ΗΛΕΚΤΡΟΝΙΚΌ ΤΑΧΥΔΡΟΜΕΊΟ / ηλεκτρονικό ταχυδρομείο )
- ELEĞİMSAĞMA[Ar. < ʿALĀ´M + SEMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖKKUŞAĞI
- ELEKTRİFİKASYON/ELEKTRİKLENME ile/değil/yerine/= ÇINGILANMA
- ELEKTRİK ALAN ile/||/<> MANYETİK ALAN ile/||/<> ELEKTROMANYETİK DALGA ile/||/<> FOTON
( Elektrik ve manyetik alanlar birleşerek EM dalgaları, kuantumda ise fotonları oluşturur. )
( Formül: c = 1/√(ε₀μ₀) İLE E = hf )
- ELEKTRİKLİ SAHA[Osm.] / ELECTRIC FIELD[İng.] / CHAMP ÉLECTRIQUE[Fr.] / ELECTRISCHES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK ALANI
- ELEKTRISCHE QUADRUPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK DÖRTKUTUPLAŞMA
- ELECTRIC PROBE[İng.] / SONDE ÉLECTRIQUE[Fr.] / ELEKTRISCHER FÜHLER/TASTER[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK SONDA
- ELEKTRİK ile/||/<> MANYETİZMA
( Elektromanyetizma temelleri )
( André-Marie Ampère tarafından 1820 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1775-1836) (Ülke: Fransa) (Alan: Fizik, Matematik) (Önemli katkıları: Elektrodinamik, amper birimi) )
- ELEKTRİKÇİ, ENSTALLATÖR, LAMBA GARDİYENİ, ELEKTRİSYEN ile/||/<> ELECTRICIAN, LIGHTING ELECTRICIAN, TECHNICIAN, LAMP OPERATOR, JUICER (A.), SPARKS (A.)[İng.] ile/||/<> ÉLECTRICIEN (DE PLATEAU), ÉCLAIRAGISTE[Fr.] ile/||/<> BELEUCHTER, ELEKTRIKER[Alm.] ile/||/<> IŞIKÇI
( Sinema TV Baş ışıkçının yönetiminde çalışan görünçlüğün aydınlatılması için gerekli aygıtları düzenleyen ve kullanan kimse )
( ELECTRICIAN, LIGHTING ELECTRICIAN, TECHNICIAN, LAMP OPERATOR, JUICER (A.), SPARKS (A.) )
( ÉLECTRICIEN (DE PLATEAU), ÉCLAIRAGISTE )
( BELEUCHTER, ELEKTRIKER )
- ELECTRODISINTEGRATION[İng.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKLE PARÇALANMA
- ELEKTRİKLİ BASAÇ ile/||/<> ELEKTRİKLİ BATTANİYE ile/||/<> ELEKTRİKLİ DAKTİLO ile/||/<> ELEKTRİKLİ FIRIN ile/||/<> ELEKTRİKLİ ISITICI ile/||/<> ELEKTRİKLİ SANDALYE ile/||/<> ELEKTRİKLİ SOBA ile/||/<> ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE ile/||/<> ELEKTRİKLİ TREN ile/||/<> ELEKTRİKLİ ZİL
( Elektriği olan elektrik enerjisiyle yüklü olan elektrikle işleyen Sinirli ve gergin bir duruma gelmiş olan )
- ELEKTRİKNÜMA ile/||/<> ÉLECTROSCOPE[Fr.] ile/||/<> ELEKTROSKOP[Fr. < ÉLECTROSCOPE]
( fizik )
( ÉLECTROSCOPE )
- ELECTRICAL DOUBLE LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKSEL ÇİFT TABAKA
- ÉLECTROLUMINESCENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKSEL IŞILDAMA
- ELEKTROANALİTİK KİMYA ile/||/<> SPEKTROANALİTİK KİMYA
( Elektriksel özellikleri kullanarak nesnelerin analizini yapan bilim dalı. İLE/||/<> Işık spektrumunu kullanarak nesnelerin analizini yapan bilim dalı. )
- ELEKTROANALİTİK KİMYA ile/||/<> SPEKTROANALİTİK KİMYA
( Elektroanalitik kimya elektriksel özelliklerle analiz yaparken İLE spektroanalitik kimya elektromanyetik spektrum kullanır )
( Formül: Voltametri )
- ELECTROPLATING[İng.] / ELEKTROPLATTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROKAPLAMA
- ELEKTROKATALİZ ile/||/<> FOTOELEKTROKİMYA
( Elektrokataliz aktivasyon düşürme, foto ışık uyarım. )
( Formül: Pt/C İLE TiO₂ )
- ELEKTROKİMYA/ELECTROKİMYA[Fr. < ÉLECTRO + Ar. KĪMYĀ] ile/||/<> ELEKTROLİZ/ELECTROLYSE[Fr. < ÉLECTROLYSE] ile/||/<> ELEKTROKAPLAMA/ELECTROKAPLAMA[Fr. < ÉLECTRO + Tr. KAPLAMA]
( Elektrik akımının etkisiyle ortaya çıkan kimyasal değişmeleri ve kimya işlemlerinde oluşan enerjiyi elektrik üretiminde kullanmayı araştıran bilim dalı )
- ELECTROCHEMISTRY[İng.] / ÉLECTROCHIMIE[Fr.] / ELEKTROCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROKİMYA
- ELEKTROKİMYA ile/||/<> ELEKTROANALİTİK KİMYA
( Elektriksel süreçlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Elektriksel analiz yöntemlerini inceleyen bilim dalı. )
- ELEKTROKİMYA ile/||/<> NÜKLEER KİMYA
( Elektriksel süreçlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Nükleer süreçlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. )
- ELEKTROKİMYA ile/||/<> PİL
( Kuru pil öncüsü elektrokimyasal pil )
( Johann Wilhelm Ritter tarafından 1802 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1776-1810) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ultraviyole ışınların keşfi) )
- ELEKTROKİMYA ile/||/<> REDOKS KİMYASI
( Elektriksel süreçlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Oksidasyon ve indirgenme süreçlerinin kimyasını inceleyen bilim dalı. )
- ELEKTROKİMYA ile TERMOKİMYA
( Elektrik ve kimyasal tepkimeler arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı. İLE Isı ve kimyasal tepkimeler arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı. )
- ELEKTROKİMYASAL DEPOLAMA ile/||/<> ELEKTROSTATİK DEPOLAMA
( Elektrokimyasal depolama redoks reaksiyonuyla enerji depolarken İLE elektrostatik depolama elektrik alanında yük biriktirir )
( Formül: Li-ion batarya )
- GALVANOPLASTIE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTROKLAPLAMA
- ELEKTROKOTERİZASYON/ELECTROCAUTERIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKLE DAĞLAMA
- ELECTROLYTIC SEPARATION[İng.] / SÉPARATION ÉLECTROLYTIQUE[Fr.] / ELEKTROLYTISCHE SEPARATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİTİK AYIRMA/AYRIŞMA
- ELECTROLYTIC POLARIZATION[İng.] / POLARISATION ÉLECTROLYTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİTİK KUTUPLANMA
- ELEKTROLYTISCHE POLARISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİTİK KUTUPLAŞMA
- ELECTROLYTIC PICKLING[İng.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİTİK PAKLAMA
- RHÉOSTAT ÉLECTROLYTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİTİK REOSTA
- ELEKTROLUMINESZENZPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLÜMİNESANS PLAKA
- ELEKTROMANYETİK DALGA ile/ve/||/<> SES DALGA
( Elektrik ve manyetik alanların birbirine dik olarak yayılmasıyla oluşan dalgalar. İLE/VE/||/<> Bir ortamın parçacıklarının titreşimiyle yayılan dalgalar. )
- ELECTROMAGNETIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ÉLECTROMAGNÉTIQUE[Fr.] / ELEKTROMAGNETISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROMANYETİK IŞINIM/IŞIMA
- ELEKTROMANYETİZMA ile/değil/yerine/= ÇINGIKAPGILIK
- ELECTROMAGNETISM[İng.] / ÉLECTROMAGNÉTISME[Fr.] / ELEKTROMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROMANYETİZMA
- ELEKTRONENSTRAHLPUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON DEMETİ POMPALAMA
- POMPAGE PAR FAISCEAU D'ÉLECTRONS[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON DEMETİYLE POMPALAMA
- ELEKTRON ile/||/<> DALGA
( Elektronların dalga özelliği gösterdiğinin deneysel kanıtı. Kristallerden elektron kırınımı gözlemlendi. )
( George Paget Thomson tarafından 1927 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1892-1975) (Ülke: İngiltere) (Alan: fizik) (Önemli katkıları: Elektron kırınımı keşfi, dalga-parçacık ikiliğinin deneysel kanıtı) (Nobel: 1937) )
- ELEKTRONİK FATURA ile/||/<> E-FATURA
- ELEKTRONİK İMZA ile/||/<> SAYISAL İMZA ile/||/<> E-İMZA
- ELEKTRONİK POSTA ile/||/<> E-POSTA ile/||/<> ELEKTRONİK İLETİ
- ELEKTRONİK ile ELEKTRONİKÇİ/LİK ile ELEKTRONİK İMZA ile ELEKTRONİK SAAT ile ELEKTRONİK BEYİN ile ELEKTRONİK MÜZİK ile ELEKTRONİK POSTA ile ELEKTRONİK SAZLAR ile ELEKTRONİK ÇALGILAR
- ÉLECTRODÉSINTÉGRATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTRONLA PARÇALANMA
- ELECTROSTATIC WAVE[İng.] / ONDE ÉLECTROSTATIQUE[Fr.] / ELEKTROSTATISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSTATİK DALGA
- ELEKTROSTATISCHE ABSCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSTATİK KALKANLAMA
- ELECTROSTATIC DEFLECTION[İng.] / DÉVIATION ÉLECTROSTATIQUE[Fr.] / ELEKTROSTATISCHE ABLENKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSTATİK SAPTIRMA
- ELEM | TASA ile/||/<> TASALANMA
( Doyurucu olmayan ya da tedirgin edici durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede güvensizlik içinde bulunulduğu zaman algılanan tedirgin edici bir duygu. )
( WORRY | APPREHENSION~APPREHENSION )
( SOUCI~INQUIÉTUDE )
( SORGE~BESORGNIS )
( PREOCCUPAZIONE~PREOCCUPAZIONE )
( ΑΝΗΣΥΧΊΑ / ανησυχία~ΑΝΗΣΥΧΊΑ / ανησυχία )
- ELEM ile/||/<> WORRY[İng.] ile/||/<> TASA
( Doyurucu olmayan ya da tedirgin edici durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede güvensizlik içinde bulunulduğu zaman algılanan tedirgin edici bir duygu )
( WORRY | APPREHENSION )
( SOUCI )
( SORGE )
( PREOCCUPAZIONE )
( ΑΝΗΣΥΧΊΑ / ανησυχία )
- CRITICAL AREA[İng.] ile/değil/yerine/= ELEŞTİK ALAN
- CRITICAL VOLTAGE PARABOLA[İng.] ile/değil/yerine/= ELEŞTİK GERİLİM PARABOLİ
- CRITICAL POINT[İng.] / TEMPÉRATURE CRITIQUE DE SOLUTION[Fr.] / KRITISCHER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEŞTİK/KRİTİK NOKTA
- ELEŞTİRİ ile/ve/<>/> ÇOĞALMA
( Eleştiril(e)meyen şey, çoğal(a)maz. )
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine/<>/> DAYANIŞMA
- ELEŞTİRİ ile "DİL UZATMA"
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/ne yazık ki/< DIŞLAMA
- ELEŞTİRİ ile/ve OLUMSUZLAMA
( CRITIQUE vs./and AFFIRMATION )
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TARTIŞMA
( vs./and/||/<>/and/but/< DISCUSSION
DISCUSSION instead of CRITICISM )
- ELEŞTİRİ ile YADSIMA
( CRITIQUE vs. TO DENY | REJECT )
- ELEŞTİRMEN ile KRİTİK ile KRİTİK NOKTA ile KRİTİK DEĞER ile ELEŞTİRMEK ile ELEŞTİRİ ile ELEŞTİRMEK ile ELEŞTİRMENLER
( CRITIC vs. CRITICAL vs. CRITICAL POINT vs. CRITICAL VALUE vs. CRITICISE vs. CRITICISM vs. CRITICIZE vs. CRITICS )
( عيب گور ile نقدگر ile نکوهشگر ile انتقاد کننده ile نکته گير ile نقاد ile سخن سنج ile منقد ile منتقد ile منتقدانه ile وخيم ile انتقاد آميز ile خرده بين ile بحراني ile نقطه بحراني ile ارزش بحراني ile انتقادکردن ile نکوهش ile نقدگري ile نکته گيري ile اظهارنظر شديدوتند ile انتقاد ile انتقاد لفظي ile سخن سنجي ile ايراد گرفتن ile بباد انتقاد گرفتن ile ببادانتقاد گرفتن ile صرافي کردن ile انتقاد کردن ile نکته گرفتن ile نکوهش کردن ile ادبا )
( EYBE GOR ile نقدگر ile نکوهشگر ile ENTEGAD KONANDEH ile NEKTEH GYR ile NAGHAD ile SOKHAN SANJ ile منقد ile MONTEGHAD ile MONTEGHDANEH ile VAKHYM ile ENTEGAD AMYZ ile KHARDEH BEYNE ile BAHRANY ile NAGHTEH BAHRANY ile ARZESH BAHRANY ile ENTEGADKARDAN ile NAKUHOSH ile NAGHODEGARY ile NEKTEH GYRY ile EZEHARNAZAR SHODYDOTAND ile ENTEGAD ile ENTEGAD LAFZY ile SOKHAN SANJY ile AYRAD GARAFTAN ile BEBAD ENTEGAD GARAFTAN ile BEBADANTEGAD GARAFTAN ile SARAFY KARDAN ile ENTEGAD KARDAN ile NEKTEH GARAFTAN ile NAKUHOSH KARDAN ile ADBA )
- ELEVATÖR/ELEVATOR[İng.]/MANİVELA[İt. < MANOVELLA] ile/değil/yerine/= KALDIRAÇ
( Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol. | Kaldıraç. )
- ELHAMDÜLİLLAH:
DUA ile/ve ZİKR (OLARAK)
- ELİBBÂ[Ar. < LEBÎB] ile ELİFBÂ/ELİFBE[Ar.]
( Akıllı, olgun, kâmil kişiler. İLE 33 harften oluşan Osmanlı abecesi. | Bir şeyin başlangıcı. | Bir örgü motifi. )
- ELİF:
İBTİDÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİVÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İNFİRÂD[Ar. < FERD] ile/ve/||/<> İNKITÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİĞNÂ[Ar.] ile/ve/||/<> ÜLFET[Ar.]
- ELİF/ELİF[Ar. < ELİF] ile/||/<> ELİFBA/ELİFBA[Ar. < ELİF + BĀ]
( elifba elifbe elifi elifine Arap alfabesinin ilk harfinin adı okunuşu )
- ELİFBA[Ar. < ELİF + BĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ELİFBA
( Elif harfiyle başlayan Arap alfabesi elifbe Bu alfabeyi öğrenmek isteyenler için hazırlanmış ilk okuma kitabı Bir şeyin başlangıcı başı )
- ELİFBE[Ar. < ELİF + BE] ile/değil/yerine/=/||/<> ELİFBA
- ELİK/TECEN ile/ve ŞAMUA
( Dağ keçisi. İLE/VE Bir tür dağ keçisi. )
- ELİMGA ile YAZMAN/KÂTİP
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Hakanın mektuplarını Türk yazısıyla yazan yazman. İLE ... )
- ELİNDEN GELENİ, ARDINA KOYMA!(") ile/ve/||/<>/> (")NE HALİN VARSA GÖR!(")
( İki söz/"deyim" de daha çok olumsuz bağlam ve anlamda kullanılsa da bağlamına, kişiye, kişiyle olan muhabbet ve hukuka göre hem olumlu, güdüleyici, yapıcı, üretici, destekleyici anlamda, hem de olumsuz, yıkıcı ve ümidini kesmiş olarak kullanılabilir. )
- ELİNİ/AYAĞINI/BAŞINI KIR fakat GÖNÜL KIRMA!
- TAKATTUB-İ BEYZÎ[Osm.] / ELLIPTICAL POLARIZATION[İng.] / POLARISATION ELLIPTIQUE[Fr.] / ELLIPTISCHE POLARISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELİPTİK KUTUPLANMA
- ELISA[İng.] ile/değil/yerine/= ELİSA
( HIV antikorlarını tanımada kullanılan enzim bağlantılı görüntüleme metodu. Pozitif (HIV bulunmaktadır) ya da negatif (HIV bulunmamaktadır) biçiminde sonuç verir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- el-Kânûn fi't-Tıbb ve/||/<>/< İbni Sinâ
( Su, yiyecek ve içeceklerin bir kısmı olarak alınan yegâne doğa elementidir. O, besin olarak alınmaz,
fakat besin maddesine özel yapı kazandırır ve onun emilmesinde yardımcı olur. O, besleyici değildir;
gövde örgenlerinin değil ancak kanın biçimlenebilmesine yardımcı olan bir maddedir.
Bir bileşik içinde biçimlenmediği takdirde, su gibi bir cevherin kan gibi bir şey yapması olanaklı
değildir. Şüphesiz ki su, besini sıvı hale getirmek ve onu kan damarları ve gövdenin öbür dar
kanallarının emmesi ve onu nakletmesine uygun inceliği ona vermekle kendi görevini yapar. Suyun bu rolü,
beslenme rolünden hiçbir biçimde daha az önemli değildir. Suyun çeşitli tipleri vardır. Bununla birlikte,
bu çeşitli suların kendine özgü doğası farklıdır demek değildir. Onların karışımlarının tipleri ve kendi
özel niteliklerinin fazlalığında fark vardır. En iyi su tipi saf ve anormal durum ve niteliklerden
arınmış olan toprak üzerine yerleşmiş kaynaklardan gelen ve kayalık yerlerden çıkan ve böylece, saf
topraktan gelen su kadar kolayca kokuşmayan sudur.
Ancak, saf topraktan kaynaklanan su, kayalık yerden gelen sudan daha iyidir. Sadece Güneş ve havaya
maruz kalmış olan kaynaklar ve özellikle akan sular gerçekten en iyisidir. Durgun kaynaklardan gelen su
havayla temas edince bozulur. Bundan dolayı, böyle kaynakların derinde ve kapalı kuyularda olması daha
iyi olur. Alelâde toprak üzerinde akan su, kayalık yerlerden akan sudan iyi ve daha temizdir. Çünkü
alelâde toprak, pislikleri kayalık yerlerden daha iyi süzer. Bu toprak şüphesiz gerçekten temiz
olmalıdır ve de azotlu ve çamurlu olmamalıdır. İyi suyun öteki karakteristikleri, derinden alınması,
çıkışının hızlı olması ve onun akış yönünün Güneş'e doğru, yani doğuya doğru olması ve özellikle de
yaz-doğusuna doğru olması gerekir. Böyle suların kaynağın biraz uzağında alınması gerekir.
Öteki en iyi su, kuzeye doğru akan sudur. Güneye ve doğuya doğru akan su, iyi nitelikte değildir ve
özellikle, o güney rüzgârlarına açıksa, iyi nitelikte değildir. Sağlıklı olmayan su, eğer belli bir
yükseklikten damlarsa, nispeten su daha iyi hale gelir.
İyi Suyun Özellikleri
İyi su, şu niteliklere sahiptir:
1. Onun karakteristik bir "tatlı" lezzeti vardır;
2. Hatta biraz alkolün zehirleyici etkisini azaltma özelliği taşır;
3. Hafiftir;
4. Nadir bulunur ve kolayca ısınır, kolayca soğur;
5. Kışın kolayca serinler, soğur; yazın kolayca ısınır;
6. Başkaca hiç bir lezzeti yoktur ve kokusuzdur;
7. Midede uzun süre kalmaz;
8. Pişirmesi kolay ve çabuk olur.
Suyun İncelenmesi
Suyun niteliğini tayin eden mükemmel bir yöntem onun ağırlığını ölçmektir. Hafif olan su,
genellikle mükemmel bir sudur. Bundan dolayı, su şöyle incelenebilir:
a. Mikyal: Mahiyeti bilinmeyen suyun aynı miktarda bilinen suyun ağırlığı ile ölçülmesi.
İki sudan daha hafif olanı, o sulardan daha iyi olanıdır.
b. Bilinen ve bilinmeyen suyun içine aynı miktarda keten ya da pamuklu parçası sokup, onları ıslatmak.
Sonradan, iki sudan çıkarılan kumaş parçaları tamamen kurutulur ve birbirine nispetle ağırlıkları
tespit edilir. Daha ağır olan, iki sudan daha iyi olandır.
Suyun Temizlenmesi
Su distilasyonla ya da tortusundan ayırmak için süzülerek saflaştırılır. Bu yöntemler, uygun değilse,
uygulanamıyorsa, kaynatma yoluyla su saflaştırılabilir. Bu konuya daha iyi bilenlere göre, kaynamış su
daha az şişkinlik yapar ve gövdeden daha çabuk geçip, dışarı atılır. Bazı cahil hekimler, kaynamış su
içmenin hiç bir yararı olmadığını düşünürler ve kaynatmanın suyun daha hafif kısmını buharlaştırdığını
ve arkada daha ağır olan kısmın kaldığını iddia ederler. Suyun bir element olduğu ve bir bileşik
olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. O, aynı doğada ve eşit ağırlık ve yoğunluktaki parçacıklardan meydana
gelir. Eğer su yoğun hale gelirse, bu ya fazla soğuktan ya da suyun yoğunluğuyla gösterdiği direnci
yenmekle başarılı olmayan az miktarda fevkalâde küçük toprak parçacıklarının ona karışması ve böylece
bir tortu olarak aşağıya inmemesinden dolayıdır.
Bu açıklamadan anlaşılacağı gibi, kaynama;
a. Aşağı derecelere göre yoğunluğu azaltarak,
b. Karışmış parçacıklarının çökelmesiyle, suyu hafifletir.
Bu tümcenin doğru olduğunu gösteren delil, uzun zaman için bile olsa, kendi haline bırakılan bulanık
suyun, pek önemli tortu vermemesidir fakat o kaynağında çok miktarda tortu verir ve hafif ve içindeki
partiküllerden arınmıştır. Ceyhun gibi nehirler ve maalesef onun kaynağından alınan su, bulanık ve
çamurludur, fakat bir kuyuda bekletilirse, o temiz hale gelir; herhangi bir tortu bırakmaz. Bazı
insanlar, Nil Nehri'ne dua ederler, çünkü;
a. Onun uzun yolu vardır;
b. O nispeten daha temiz topraklara doğru seyreder;
c. Onu hafif yapan akışının kuzeye doğru akışıdır;
d. Ancak, birçok nehir gibi o da çok derin olma özelliğine de sahiptir.
Eğer kirli su, yeni bir kap içinde sürekli bırakılırsa, muntazam bir biçimde taze bir tortu bırakır.
Bununla birlikte, bu suyun uzun zaman bırakıldığında bile tamamen temizlenmez. Bunun nedeni,
parçacıklarının ince, hafif ve yoğunluktan yoksul olan sıvıdan ve yoğun olan sıvıdan zorlukla
ayrılmasıdır. Şüphesiz, kaynatma, suyu her durumda hafifletir; çalkalama ve sallama suyu arıtmanın
başka bir yöntemidir.
Kar ve Buz
Eğer, onlar saf ve kirden yoksunsa, eritilebilir ve su eklenebilir ya da kalıplarla soğutmakta kullanılır.
Bu su, genellikle yoğundur ve böylece baş ağrısından mustarip olanlar zararlıdır. Aslında kaynatma bu
kusuru ortadan kaldırır. Kirli sudan yapılmış buz ve yerden toplanmış kar, soğutma kalıpları olarak
kullanılabilir.
Soğuk Su
Kararınca içilen soğuk su, sağlıklı kişiler için iyidir. Ancak, o sinirleri harap eder ve karnın iltihaplı durumlarında köyü etki yaratır.
Sıcak Su
Sindirimi bozar; iştihayı keser ve susuzluğu gidermez; sık sık içildiğinde, o ascites phthisis'e zemin
hazırlar ve gövdenin harap olmasına neden olur. Sıcak su bulantı yapar, fakat boş mideyle yudumlanan
sıcak su mideyi temizler ve laksatif gibi hareket eder. Eğer sıcak su çok sık kullanılırsa, sindirimi
zayıflatır. Bazen sıcak su kolikteki yeli dağıttığından çok yararlıdır. Ilık su, sarada, melankolide,
soğuktan ortaya çıkan baş ağrısında ve göğüs hastalıkları ve incinmelerinde yararlıdır. O, diuretiktir
ve mensturasyonu kolaylaştırır. O, aynı zamanda ağrı gidericidir.
Tuzlu Su
Deriyi inceltir ve kurutur. Rahatsız edici olarak diyareye neden olur, fakat kalıtsal kuruluğundan
dolayı daha sonra peklik yapar; kanı rahatsız ederek, kaşıntı ve uyuza neden olur.
Bulanık Su
Taş gelişmesini teşvik eder, tıkanıklığın olası bir nedenidir. Böylece, sistemi temizlemek için, daha
sonra bir diuretik alınmalıdır. Diyareden mustarip olanlar, ancak, aşağı doğru inişi yavaş olan ve
alıkoymaya uygun yoğun ve ağır olan öteki sularla birlikte bulanık sulardan da yararlanırlar.
Bulanık suları özellikle yağlar ve tatlılarla iyileştirmek olanaklıdır.
Amonyaklı Tuz İçeren Sular
Ağızdan alınsın ya da oturarak yapılan banyolarda ya da şırıngalarda kullanılsın, amonyak tuzu içeren
tuzlar laksatif olarak hareket ederler. Şap içeren sular memorrhagi(normalden fazla adet kanaması),
haematemesis(kan kusma) ve kanayan basurlara yararlıdır, fakat hummalara uygun zemin hazırlar. Demir
içeren sular dalağın büyümesini yavaşlatır, eşeysel tonik olarak hareket eder. Bakır içeren sular,
mizaç düzensizliklerinde yararlı bir etkiye sahiptir.
Suların iyi ve kötü tipleri birbirine karıştırılırsa, daha çok miktarda olan en etkilidir.
Gövdedeki su oranı yaşa, cinsiyete, şişmanlık ve zayıflık gibi çeşitli durumlara göre değişir. Yetişkinlerin gövde ağırlığının %50-65 kadarı sudur. Bebeklerde su oranı çok daha yüksektir; büyüdükçe bu oran düşer. Su oranı; şişman kimselerde yağ oranı yüksek olduğundan düşük; zayıf ve kasları gelişmiş kimselerde ise yüksektir. Gövde suyu sürekli yenilenir. Fazla su kaybına dayanılamaz. Gövdeden su kaybının karşılanması yaşam için bir zorunluluktur.
Suyun Gövdede Dağılımı
Su, canlıların yaşamının sürmesi için alınması zorunlu olan bir maddedir. Her canlının yapısında su bulunur. Canlıdaki su miktarı, canlının çeşidine, yapısına ve kısımlarına göre değişir.
İnsan gövdesinde en çok miktarda bulunan madde sudur. Su, gövdenin her yanına dağılmıştır. Organ ve dokuya göre su miktarı değişir. Su oranı; kas, karaciğer ve böbrek gibi organlarda yüksek, kemik ve dişlerde ise düşüktür. Gövdedeki suyun içinde çok çeşitli maddeler bulunur. Gerekli maddelerin taşınması, kullanılması ve gövdeden atılması gibi çok yönlü yaşamsal olay, suyun yardımıyla gerçekleşir. Gövdedeki suyu belirtmek için, gövde suyu yerine gövde sıvıları demek daha uygundur.
Gövde sıvısının %55-65'i hücre içinde, %35-45'i de hücre dışındadır. Hücredışı sıvılarının başlıcalarını kanın plazması, hücrelerarası boşlukları dolduran sıvı ve lenf oluşturur. Tükürük bezlerinin salgısı; safra, pankreas özsuyu, sindirim sistemindeki bezlerin salgıları da hücre dışı sıvısı sayılır. Hücre içi ve hücre dışı sıvıları hacim, yoğunluk ve başka yönlerden dengede tutulur. Bu dengenin sağlanmasında değişik sistemler ve organlar görev alır.
SU GEREKSİNİMİ
Suyun Gövdedeki Görevleri
Su iyi bir eritkendir. İçinde çok sayıda madde eriyebilir. Hücrenin sitoplazmasında hemen hemen tüm maddeler değişik derecelerde suda erimiş olarak bulunur. Hücre dıı sıvılarında da çok çeşitli maddeler su içinde erimiş durumdadır. Bu ve başka özellikleri nedeniyle su; besinlerin gövdeye alınması, sindirilmesi, besin öğelerinin emilmesi, hücrelere taşınması ve metabolizmasında görev yapar. Su, tepkimelerin oluşabileceği sıvı bir ortam hazırlar. Hücre çalışması su ve içinde çözünmüş maddelerle sürdürülür.
Metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin, zararlı maddelerin akciğerlere be böbreklere taşınarak gövdeden atılmasını da su sağlar.
Su, gövde sıcaklığının normal düzeyde ve iç sıcaklığının da dengelenmesinde görev yapar. Suyun buharlaşması için önemli miktarda ısı harcandığından, su buharlaşınca gövdeden ısı kaybı olur. Böylece gövde sıcaklığı normal derecede tutulmaya çalışılır. Su; akciğer ve deri yoluyla buharlaşır, terle de su kaybı olur.
Gövdeden Su Kaybı
Gövdeden sürekli su kaybı olur; bu kaybın karşılanarak su dengesinin sağlanması yaşamın sürmesi için zorunludur. Gövdeden su kaybı böbrek, deri, ter, dışkı ve akciğer yoluyla olur. Tükürük, gözyaşı, sümük ve üreme yollarıyla, emziklilikte sütle de su kaybedilir. Günlük su kayıp miktarı, yaşa, çevre sıcaklığına, hastalıklara ve bireyin başka özelliklerine göre değişir.
1. Böbreklerle Su Kaybı: Normal durumda en çok su kaybı böbreklerle olur. İdrarın %95 kadarı sudur. Yetişkinlerde, idrarla günde 40 gr. dolayında artık madde dışarı atılır. İdrarla atılan maddeler; üre, ürik asit, amonyak gibi azotlu metabolik artıklar, potasyum, klor ve başka metabolizma artık ürüleridir. Bu ve benzeri maddelerden gövdenin kurtulması için böbreklerle zorunlu olarak 500-900 ml. kadar su atılır. Ancak, normal durumda idrarla su kaybı yetişkinlerde günde 1200-1500 ml. dolayındadır.
Böbrekler; öteki düzenleyici ve koruyucu sistemlerin yardımıyla, gövde sıvılarının bileşimini, hacimini normal sınırlarda tutar; zararlı, gereksiz ve fazla maddeleri dışarı atar, gerekli maddeleri de geri emer. Böbreklere günde 150 litre dolayında kan gelir. Bunun içindeki gerekli maddeler ve suyun büyük bir bölümü geri emilir. Böbrekler saklayıcı, düzenleyici ve yönetici görev yapar. Artık maddelerin dışarı atılmasını sağlayacak kadar su, bu maddelerle birlikte dışarı atılır. Bunu karşılayacak miktarde su alınmazsa, artık maddelerin atımı için gerekli olan su, gövde suyundan karşılanır. Bu durum gövde sıvılarının dengesini, dolayısıyla gövde çalışmasını bozar, hayatı tehlikeye sokar.
Fazla protein ve tuz böbreklerden su kaybını artırıcı etki gösterir. Çeşitli hastalıklarda idrar artabilir ya da azalabilir. Bu durum böbreklerin çalışmasıyla ilgilidir.
2. Bağırsakların Su Kaybı: Tükürük, mide özsuyu, safra, pankreas ve incebağırsak özsuyu ile sindirim kanalına salgılanan sıvı miktarı günde 5-8 litre kadar tutar. Bunun büyük bir bölümü geri emilir. Günde 100-300 ml. kadarı da dışkıyla dışarı atılır. İshal, bağırsak yoluyla su kaybını artırır.
3. Solunumla ve Deri Yoluyla Su Kaybı: Akciğerlerde ve deriden günlük su kaybı 600-1000 ml. arasında değişir. Bunun 300-400 ml. kadarı soluk verilen hava içindedir. Kalanı, deriden gözle görülmeyen buharlaşma biçiminde ve terle olur. Sıcak, soğuk, fiziksel etkinlik derecesi bu yolla su kaybını artırır. Çevrenin sıcak olması, ağır fiziksel etkinlikler ve ateşki hastalıklarda terle fazla su kaybedilir. Çok sıcakta ağır iş yapan kişilerde terle günde 5-12 litreye varan miktarda su kaybı olduğu bildirilmiştir.
Normal koşullarda, yetişkinlerin günlük toplam su kaybı 2500-2750 ml. dolayındadır. Bu miktar, aşırı terleme, kusma, sürgün, emziklilik ve hastalık gibi durumlarda çoğalır. Kaybı karşılayacak miktarde su alınırsa gövdede su dengesi sağlanır.
Su Gereksiniminin Karşılanması
Günde ortalama 2500 ml. kadar su kaybı olduğuna göre su dengesinin sağlanması için bu miktarda suyun gövdeye alınması gerekir. Suya gereksinim olduğunda, sağlıklı bireyler susarlar ve su alarak yetersizliği karşılarlar. Bebekler ve hastalar, suya gereksinim olsa bile susuzluk duymayabilirler. O nedenle, bu durumlarda ve su kaybının çok olduğu bozukluklarda bu kaybın karşılanması zorunludur.
Su gereksinimi; içeceklerle, suyla, sulu-katı besinlerle ve metabolizma sonucu oluşan suyla karşılanır. Besinlerin ve yemeklerin türüne göre içerdiği su miktarı değişiktir. Karpuz, protakal gibi meyvelerde, taze sebzelerde su oranı çok yüksektir. Taze sebze ve meyve, sulu yemekler yendiğinde, su gereksiniminin çoğu karşılanır. Koyu ve katı besinler yenildiğinde ise su çok içilir. Normal durumda, gereksinim kolayca karşılanır ve yetersizlik görülmez.
Besin öğelerinin hücrelerde oksitlenmesi sonucu gövdede az miktarda su oluşur. Bu iç kaynaklı suya metabolik su ya da metabolizma suyu denir. Metabolik su miktarı; diyette enerji veren besin öğelerinin çeşit ve miktarlarına, dolayısıyla gövdede oluşan enerji miktarına göre değişir. Yağ asitlerinin yapısında çok hidrojen bulunduğu için, su en çok bunların oksitlenmesiyle oluşur. 100 gr. yağ gövdede oksitlenince 107 gr. su oluşur. Bu değerle karbonhidratlar için 56-60 gr., proteinler için ise 34-40 gramdır. Gövdede üretilen 100 kalorilik (0,418 MJ.) enerji karşılığında 10-15 ml. dolayında su oluşur.
Gövdeye alınan suyun çoğu incebağırsakta, az olarak da kalınbağırsakta emilir ve gövde sıvılarına katılır. Hücre içinde oluşan metabolik su da gövde sıvılarına geçer. Gövdedeki su sürekli olarak yenilenir. Toplam gövde suyunun yaklaşık yarısının ortalama 10 gün içinde dışarıdan alınan suyla değiştiği ortaya konmuştur. Suyun gövdedeki devir hızı günde yetişkinlerde yaklaşık %6, bebek ve çocuklarda ise %15'e yakındır. Bu yüzden gövde büyüklüğüne göre, bebek ve çocukların su gereksinimleri yetişkinlerden daha fazladır. Enerji harcamasına göre, her kalori için yetişkinlerin ortalama 1.0 ml., bebeklerin ise 1.5 ml. kadar su alması gerekir.
Fazla protein, tuz, kusma, ishal, terleme, ateşli hastalıklar, sıcak çevrede çalışmak gibi durumlar su gereksinimini artırır. Sağlıklı kimselerin su gereksinimini karşılaması kolaydır. Bunu karşılarken, besin değeri olmayan kolalı içecekler, çay ve benzerleri yerine; taze meyve suları içmek daha besleyicidir. İçilen suyun temiz ve mikropsuz olmasına özen gösterilmelidir. Su temiz görünse ve berrak olsa bile mikroplu olabilir. Mikroplu sularla çok çeşitli hastalıklar bulaşır. Bunun için, şehir suları klorlanarak güvenilir duruma getirilir. Şehirde su şebekesine bağlı olmayan, klorlanmayan, kırsal bölgelerdeki suların mikroplu olabileceği unulmamalıdır. "Akan su kir tutmaz" sözüne inanılmamalıdır. Akan su da hastalık yapıcı organizmaları taşır. Ülkemizde ishal ve bağırsak asalakları gibi çeşitli hastalıkların çok yaygın oluşunun en önemli nedenlerinden biri, su ve çevre kirliliğidir. Kirli çevrede temiz su bulmak zordur. Uygar insan çevresini evi gibi temiz tutar. Mikroplu olduğundan kuşku duyulan ve klorlanmamış sular 10-15 dakika kaynatıldıktan ya da klorlandıktan sonra kullanılmalıdır.
Evlerde suyu klorlamak için kireç kaymağı kullanılabilir. Kireç kaymağından 2.5 yemek kaşığı kadar alınıp bir litre suda (4.5 su bardağı) eritilip iyice dinlendirilir. Üstte kalan klorlu sıvı kısım renkli şişeye konup ağzı kapatılır ve 10 gün süreyle kullanılır. Kirlilik derecesine göre suyun bir litesine 5-10 damla damlatılır, 30-40 dakika bekletildikten sonra içilebilir.
Gövde su yetersizliğine çok dayanıksızdır. Hastalıklar ve su kaybının çok olduğu durumlarda, zamanında su verilmezse hayat tehlikeye girer. Su eksikliği ya da gövde suyunun azalması durumunda(dehidratasyon), su ve elektrolitler gerektiği gibi karşılanmazsa gövde çalışması bozulur. Gövde suyunun %5 kadarının kaybına dayanılabilir, bu kayıp %10-15'e çıkınca, yaşamsal olaylarda ciddi bozukluklar başgösterir. Durum sürerse ölümle sonuçlanır. Bebekler, küçük çocuklar ve yaşlılar susuzluğa çok duyarlıdır. Sürgün ve kusma gibi su kaybının arttığı durumlarda gövde suyunun azalmaması için su, tuzlu ayran ve sulu besinler verilmelidir. Şiddetli sürgünde ise su ve elektrolit dengesi tehlikeli olarak bozulabilir. Bu durumdaki hastanın hekim denetimine alınması gerekir.
Su ve besin kaynaklaırnın kısıtlı olduğu kaza ve doğal afet gibi tehlikeli durumlarda suya öncelik verilmelidir. Su kıtsa; fiziksel etkinlik azaltılmalı, terleme önlenmeli, enerji orta derecede karşılanmalı, idrarla su kaybını azaltmak için protein ve tuz az alınmalıdır. Fazla tuzlu su ya da deniz suyu içilmesi de susuzluğu artırır; su ve elektrolit dengesini bozar ve öldürücü olur. Deniz kazalarında deniz suyu ile susuzluğu gidermeye çalışanların daha da susayarak susuzluktan öldükleri bilinmektedir.
Suya göre sodyumun çok alınarak gövde sıvılarında çok tutulması ödem(şişlik) denilen duruma yol açar. Hücre dışı sıvısında sodyum yoğunluğu ile geçişme basıncı artar, dengenin sağlanması için, hücre içi sıvısı hücre dışına geçmeye başlar. Bunun sonucu, hücre içi sıvısı azalırken hücre dışı sıvısı artar ve ödem oluşur. Bu tür ödem çeşitli hastalıklarda ve deniz suyu içilmesi gibi durumlarda, su ile elektrolit dengesinin bozulması sonucu oluşur.
Plazma proteinlerinin, özellikle albümin düzeyinin düşmesi de ödeme yol açar. Plazmada protein düzeyi düşünce ya da kılcal damarların geçirgenliği artınca, plazmanın hücrelerarası sıvıya geçişi de hızlanır. Bunun sonucu, plazmanın geçişme basıncı düşer, hücrelerarası sıvıya süzülen plazma tekrar geri dönemez ve yavaş yavaş hücreler arasında birikmeye başlar. Hücrelerarası sıvı haciminin artması sonucu, gövdenin her yerinde ya da yüz ve bacak gibi kısımlarında daha belirgin olan ödem oluşur. Ödemli yere parmakla basınca hemen düzelmeyen çukur iz bırakır.
Su Kaynakları
Toprağa yağmur yağınca su nehirlerde, göllerde, rezervuarlarda toplanır, bir kısmı da toprağa nüfus eder, öbür kısmı da bitkiler tarafından emilir ya da buhar olur. Su nehirlerden, göllerden ya da rezervuarlardan sağlandığında "yüzeyden sağlama" diye tanımlanır.
Genellikle büyük şehirler bu yüzey kaynaklardan yararlanırlar. Ufak kasabalar ve endüstri kuruluşları ise yeraltı kaynaklarından yararlanırlar.
Kamu tarafından kullanılacak suda şu karakteristikler önemle aranır:
- Hastalığa neden olabilecek hiçbir organizma bulunmamalıdır.
- Renksiz ve parlak bir görünümü olmalıdır.
- Tadının iyi, kokulardan yoksun ve tercihen serin olması gereklidir.
- Çürütücü ve yüzeyde tabakalar oluşturan nitelikte olmalıdır.
- Mantıklı bir yumuşaklığı olmalıdır.
- Demir ve manganez gibi minarellerden ve hidrojen sulfat gibi istenmeyen gazlardan arınmış olmalıdır.
- Bol olması ve sağlanma maliyetinin düşük olması gereklidir.
Suyun Gıda Endüstrisinde Kullanılma Amaçları
Suyun gıda endüstrisinde kullanılma nedenleri şöyle gruplanabilir.
- Yiyecek maddelerinin yıkanması, temizlenmesi için gereklidir.
- Yiyeceğin beyazlatma işleminde yiyecek maddesinin sıcak suya ya da buhara batırılması. Ayrıca yiyeceğin pastörize edilmesinden de su aracı olarak kullanılır.
- Çeşitli maddelerin pişirilmesinde aracı olarak kullanılır.
- Yiyeceğin üretilmesinde kullanılan materyalin temizlenmesinde deterjanla ya da başka karışımlarla birlikte kullanılır.
Suyun Temizlenmesi
Su bulutları terk ettiği zaman damıtılmış su kadar temizdir. Fakat toprağa erişene kadar havadaki yabancı materyali bünyesine alır ve mikroorganizmaların gelişmesi için yararlı ortamı yaratır.
Şiddetli bir yağmurdan sonra nehir suları çok çamurlu bir hal alır. Çünkü mikro-biol. yapısı yüksek olan erimemiş topraklar nehire karışır.
Bu suyun bir kısmı da toprağa nüfus eder ve toprak tabakalarından geçerken erimemiş toprak maddeleri ile organizmalardan arınır. Dolayısıyla toprak filtrasyon görevini görmüş olur. Öbür taraftan topraktan, suda eriyen minerallerden, kalsiyum manganez ve demir tuzlarını da bünyesine alır. Kimyevi maddeler suya sert bir nitelik kazandırır. Su toprağın altında çürümüş ve kokmuş organik maddelerle de temas eder ve hoş olmayan tad ve kokuları da yapısına katar.
Suyu doğanın kirletmesinin yanısıra bir de insanlar kirletir. Endüstri artıkları ve kanalizasyonun yüzeydeki sulara akıtılması ve suyun her türlü mikro-organizma ile kirlenmesini sağlar.
Yeraltı Su Kaynakları
Yeraltı su kaynağı genellikle kuyu suyu olarak düşünülür. Bu kaynaktan sağlanan suların yüzey kaynaklarından elde edilen sulara oranla şu avantajları vardır:
- Genellikle daha temiz olur.
- Daha az bakteri bulunur.
- Hep aynı kuyudan sağlanan suyun mineral yapısı değişmez.
- Yaz aylarında sürekli ve düşük ısı derecesine sahip olurlar.
25 metreden alınan su, alındığı bölgenin ısısından çok farklı olmaz. Eğer 25 metreden daha yüksekten su sağlanırsa ısı derecesi alındığı bölgenin ısısından yaz aylarında biraz daha sıcak ve kış aylarında da biraz daha soğuk olur. 25 metreden daha derinden elde edilen suyun ısı derecesi bölgenin ısısından çok daha yüksek olur. Isı her 30 metrede ortalama olarak 1 derece yükselir.
Yeraltı su kaynaklarının bazı olumsuz yönleri şöyle özetlenebilir:
- Geniş tüketici kitleleri için yetersizdir.
- Emniyetli ve sürekli bir kaynak olarak benimsenmiştir.
- Aynı bölgede bulunan yüzey sulardan daha fazla kalsiyum ve manganez karışımları bulunur.
- Hidrojen sulfat genellikle mevcuttur.
- Kuyu suyunun pompa ile yer yüzeyine çıkartma maliyeti yüzey kaynaklardan su pompalamaktan daha pahalıya mal olur.
- Aynı bölgede bulunan iki kuyudan elde edilen suyun mineral terkibi tamamen birbirinden ayrı olabilir. )
- ELLIPSIS[İng.] ile/||/<> ÜÇ NOKTA
( ELLIPSIS )
- ELMA ile ARMUT[Fars. < EMRUD]
( Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
[Elma, kabuğu soyularak, armut da aşırı gidilmeyerek, sayı ile yenilmelidir.] )
( Armudun önü, kirazın sonu. Armudu ilk çıktığı zaman, kirazı da biteceği zaman yemeli. )
( Her gün bir elma, doktor uzakta! )
( Elma, birçok uyarandan daha etkili bir uyku açıcıdır. )
( SİG: ELMA [Sevgilinin çenesi ve gabgabı sürekli elmayla betimlenir.] )
( Elmayı, ayışığı kızartır. )
( Gülgillerden, çiçekleri pembe ya da beyaz bir ağaç. | Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi ya da tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi. İLE Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç. | Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi. | Çok bön, çok aptal. )
( TÜFFÂH[çoğ. TEFÂFÎH] ile İCCÂS )
( APPLE vs. PEAR
ONE APPLE A DAY, KEEP DOCTOR AWAY! )
( PYRUS MALUS cum PIRUS COMMUNIS )
- ELMA ile/||/<> ELMA
( Gülgiller Rosaceae familyasından çiçekleri pembe ya da beyaz yapraklarını döken ülkemizde meyvesi için kültürü yapılan bir tür Yerel ağızlarda alma olarak kullanılır Eski kaynaklarda da alma biçimi geçer Türkçede alma biçiminin elmaya çevrildiği göze çarpıyor Türkçe ala ela örneğinde olduğu gibi Çağdaş diyalektlerde yaygın olarak geçer Az alma alma alma alma alma alma alma alma Hal alımla Tar alma ulma yıvăś ulmi elma śӗr ulmi patates Orta Türkçede almıla olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Türkler almıla biçimini kullanırlar Oğuzlar ise almıla yerine alma biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada da alma olarak geçer Brockelmanna göre OGM 12 alımla biçimi haploloji haplologie sonunda almaya çevrilmiştir Moğolca alima biçimi Türkçeden alınmıştır Şçerbak JaS 97 15 172 Doerfere göre UAJb l 1981 137 Moğolca alimada orta hece saklanmıştır Kökenini bilmiyoruz Brockelmann OGM 18 O almılanın köken bakımından açık olmadığını dile getirmiştir Munkácsi KSz 6 376 Avrupa dillerinden kalma bir alıntı olduğunu ortaya koymuştur Onun verdiği biçimin saftig unreif anlamına geldiği anlaşılıyor Charpentier ZDMG 73 142 Ramstedt SKE 135 Orta Türkçe alımla biçiminden yola çıkarak li m biçimiyle birleştirmiştir Daha sonra Tomaschek Ksz VI 1905 376 İran biçimlerini de katmıştır Räsänen V 18a ve Clauson ED 146 birbirine benzer rekonstrüksiyonlar yapmışlardır Sevortyan ÊSTJa 1974 138 Türkçe almanın kökeniyle uğraşırken alma ve almıla Kâşgarlı Mahmud gibi izole biçimler üzerinde durmuştur Moğol dillerinde Türkçe biçimlere yakın biçimler göze çarpar Monguorca alim elma Ordosça alima Kalmıkça almn Leksikaya göre 145 almaya nispetle alima biçimi ikincildir Almıla biçimi alma la tün tünlä olarak açıklanabilir Almala biçiminde vurgusuz a gücünü yitirerek ıya dönüşmüştür almala almıla Macarca alma biçimi eski Türk dillerinden kalma bir alıntıdır Gombocz BTLw 4 Ligeti TörK Doerfer KhalMat 290 )
( APPLE | PLUM | APRICOT | CHERRY | PEACH | BEAM TREE | MORELLO CHERRY )
( POMME | PRUNE | ABRICOT | CERISIER | PÊCHE | SORBIER | GRIOTTE, CERISE ARRIÈRE )
( APFEL | PFLAUME, ZWETSCHGE | APRIKOSE | KIRSCHE | PFIRSICH | MEHLBEERE | SAUER KIRSCHE, WEICHSELKIRSCHE )
( MALUS SYLVESTRIS | PRUNUS | ARMENIACA VULGARIS | CERASUS AVIUM | PERSICA VULGARIS | SORBUS | CERASUS VULGARIS )
( MELA )
( ΜΉΛΟ / μήλο )
- ELMA ile ELMA SUYU ile ELMA AĞACI
( APPLE vs. APPLE JUICE vs. APPLE TREE )
( سيب ile مردمک چشم ile آب سيب ile درخت سيب )
( SYBE ile MARDMAK CHESHAM ile AB SYBE ile DARKHT SYBE )
- ELMA'/ELMAÎ[Ar.] ile ELMAH/ELMAHÎ[Ar.]
( Pek zeki, çok anlayışlı. İLE Her gördüğü şeyi, incelemeye/tetkike, araştırmaya meraklı. )
- ELMA ile/||/<> ERİK ile/||/<> KAYISI ile/||/<> KİRAZ ile/||/<> ŞEFTALİ ile/||/<> ÜVEZ ile/||/<> VİŞNE
( @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, çiçekleri pembe ya da beyaz, yapraklarını döken, ülkemizde meyvesi için kültürü yapılan bir tür. @@ Yerel ağızlarda alma olarak kullanılır. Eski kaynaklarda da alma biçimi geçer. Türkçede alma biçiminin elma'ya çevrildiği göze çarpıyor. Türkçe ala > ela örneğinde olduğu gibi. Çağdaş diyalektlerde yaygın olarak geçer: Az alma. -Tkm alma. -TatK alma. -Bşk alma. -Nog alma. -Kzk alma. -Kklp alma. -Krg alma. -Hal alımla. -Tar alma. -Çuv ulma: yıvăś ulmi 'elma'; śӗr ulmi 'patates'. Orta Türkçede almıla olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre Türkler almıla biçimini kullanırlar. Oğuzlar ise almıla yerine alma biçimini kullanırlar. Eski Kıpçakçada da alma olarak geçer. Brockelmann'a göre (OGM 12. §), alımla biçimi haploloji (haplologie) sonunda alma'ya çevrilmiştir. Moğolca alima biçimi Türkçeden alınmıştır (Şçerbak: JaS 97/15, 172). Doerfer'e göre (UAJb l, 1981, 137) Moğolca alima'da orta hece saklanmıştır. Kökenini bilmiyoruz. Brockelmann (OGM 18. § O) almıla'nın köken bakımından açık olmadığını dile getirmiştir. Munkácsi (KSz 6: 376) Hint-Avrupa dillerinden kalma bir alıntı olduğunu ortaya koymuştur. Onun verdiği biçimin 'saftig, unreif' anlamına geldiği anlaşılıyor (Charpentier: ZDMG 73: 142). Ramstedt (SKE 135) Orta Türkçe alımla biçiminden yola çıkarak *li̮m biçimiyle birleştirmiştir. Daha sonra Tomaschek (Ksz VI, 1905, 376) İran biçimlerini de katmıştır. Räsänen (V 18a) ve Clauson ( ED 146) birbirine benzer rekonstrüksiyonlar yapmışlardır. Sevortyan (ÊSTJa 1974, 138) Türkçe alma'nın kökeniyle uğraşırken alma ve almıla (Kâşgarlı Mahmud) gibi izole biçimler üzerinde durmuştur. Moğol dillerinde Türkçe biçimlere yakın biçimler göze çarpar: Monguorca alim 'elma', Ordosça alima, Kalmıkça alm'n. Leksika'ya göre (145) alma'ya nispetle alima biçimi ikincildir: Almıla biçimi alma + la (krş. tün ~ tünlä) olarak açıklanabilir. Almala biçiminde vurgusuz a gücünü yitirerek ı'ya dönüşmüştür (almala > almıla). Macarca alma biçimi eski Türk dillerinden kalma bir alıntıdır. bk. Gombocz: BTLw 4; Ligeti: TörK; Doerfer: KhalMat 290. )
( APPLE | PLUM | APRICOT | CHERRY | PEACH | BEAM TREE | MORELLO CHERRY~PLUM~APRICOT~CHERRY~PEACH~BEAM TREE~MORELLO CHERRY )
( POMME | PRUNE | ABRICOT | CERISIER | PÊCHE | SORBIER | GRIOTTE, CERISE ARRIÈRE~PRUNE~ABRICOT~CERISIER~PÊCHE~SORBIER~GRIOTTE, CERISE ARRIÈRE )
( MALUS SYLVESTRIS | PRUNUS | ARMENIACA VULGARIS | CERASUS AVIUM | PERSICA VULGARIS | SORBUS | CERASUS VULGARIS~PRUNUS~ARMENIACA VULGARIS~CERASUS AVIUM~PERSICA VULGARIS~SORBUS~CERASUS VULGARIS )
( APFEL | PFLAUME, ZWETSCHGE | APRIKOSE | KIRSCHE | PFIRSICH | MEHLBEERE | SAUER KIRSCHE, WEICHSELKIRSCHE~PFLAUME, ZWETSCHGE~APRIKOSE~KIRSCHE~PFIRSICH~MEHLBEERE~SAUER KIRSCHE, WEICHSELKIRSCHE )
( MELA~PRUGNA~ALBICOCCA~CILIEGIA~PESCA~SORBO~AMARENA )
( ΜΉΛΟ / μήλο~ΔΑΜΆΣΚΗΝΟ / δαμάσκηνο~CAISĂ / caisă~ΚΕΡΆΣΙ / κεράσι~ΡΟΔΆΚΙΝΟ / ροδάκινο~ΣΟΡΒΙΆ / σορβιά~ΒΎΣΣΙΝΟ / βύσσινο )
- ELMA ile FİLELMASI
( ... İLE Turunçgillerden, Hindistan'da yetişen bir ağaç. | Bu ağacın, yenilen meyvesi. )
( ... cum FERONIA ELEPHANTUM )
- ELMA değil HABBE
- ELMA ile/değil HÜNLAP
- ELMA ile İSVİÇRE ELMASI
- ELMA ile KAK
- ELMA ile KUBA ELMASI
- ELMA ile MİSKET (ELMASI)
( ... İLE Amasya ya da şeker elması. )
- ELMA/ALMA[Oğuz] ile/= ALMILA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- ELMABAŞ PATKA ile/ve/|| ÜVEYİK
( Soyu, dünya ölçeğinde tehlikede olan, çok sayıda ülkede avı yasaklanan ve koruma çalışmaları başlatılan üveyik ve elmabaş patkanın "avı", ülkemizde ne yazık ki hâlâ yasal. Çoğu avcı, bu iki türün gerçekten yok olmanın eşiğinde olduğuna inanmak istemiyor. 11 Mayıs'ta toplanacak olan Merkez Av Komisyonu'nun bilimsel verilerle karar alması, üveyik ve elmabaş patkanın avının yasaklanması gerekiyor. )
- ELMABAŞ ile/||/<> ELMA SİRKESİ ile/||/<> ELMA ŞARABI ile/||/<> ELMA ŞEKERİ ile/||/<> ELMA YANAKLI ile/||/<> ACI ELMA ile/||/<> ÇÜRÜK ELMA ile/||/<> EKŞİ ELMA ile/||/<> KIZILELMA ile/||/<> ÂDEMELMASI ile/||/<> AMASYA ELMASI ile/||/<> AMERİKAN ELMASI ile/||/<> DAĞ ELMASI ile/||/<> DEVEELMASI ile/||/<> FERİK ELMASI ile/||/<> FİL ELMASI ile/||/<> JAPON ELMASI ile/||/<> KABAK ELMASI ile/||/<> KİRAZ ELMASI ile/||/<> MİSKET ELMASI ile/||/<> PAMUK ELMASI ile/||/<> ŞEYTAN ELMASI ile/||/<> YER ELMASI
( Gülgillerden çiçekleri pembe ya da beyaz bir ağaç Pyrus malus Bu ağacın kabuğu parlak sert kırmızı sarı ve yeşil renkte kokusu hoş tadı ekşi ya da tatlı dokusu gevrek ufak çekirdekli meyvesi )
- ELMAS ile ROZA[İt.]
( ... İLE Bir tür pembe elmas. | Bu elmasla yapılmış takı. )
- ELMAS'TA:
SIRÇA ile/ve KARAVANA ile/ve PERO ile/ve ROZA ile/ve CULLINAN
( Ham. İLE/VE Yassı ve ince. İLE/VE Armut biçiminde tek parça. İLE/VE Pembe. Hollanda taşı. İLE/VE Dünyanın en büyük elması. Afrika yıldızı. Yapuk. )
- ELMEK[ELEKTRONİK MEKTUP'TAN] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEKTRONİK POSTA
- ELSE :/yerine BAŞKA
- ELVİDA[Ar. < ELVİDĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> ELVEDA
( Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken Allah a ısmarladık Allah a emanet olun anlamlarında kullanılan bir söz )
- EM- ile/||/<> -EMİA/-AEMİA ile/||/<> AP-/APO-/APH- ile/||/<> HEM-/HEMA-/HEMAT-/HEMATA-/HEMATO-/HEMO- ile/||/<> SANGUİ-/SANGUİN- ile/||/<> -PLASMİA ile/||/<> THROMB-/THROMBO-
( Kan. İLE/||/<> Kan, kanla ilgili durum. İLE/||/<> Kan. İLE/||/<> Kan, kanla ilgili. İLE/||/<> Kan. İLE/||/<> Kan plazmasının özel bir durumu ile ilgili. İLE/||/<> Pıhtı ya da trombusla ilgili. )
- E-MAIL yerine E-POSTA
- EMANCIPATION[İng.] ile/||/<> BAĞIMSIZLAŞMA
( Duygu düşünce ve davranışta ana babaya da bir başkasının güdüm ve etkisinden kurtulacak duruma gelme )
( EMANCIPATION )
- EMAYE ile EMAYECİ ile EMAYE EŞYA
( ENAMEL vs. ENAMELLER vs. ENAMELWARE )
( لعاب دادن ile مينا ile لعاب ile ميناي دندان ile مينا ساختن ile ميناکاري کردن ile دواتگر ile ظروف لعابي )
( LOAB DADAN ile MYNA ile LOAB ile MYNAY DANDAN ile MYNA SAKHTAN ile MYNAKARY KARDAN ile DAVATEGAR ile ZAROF LOABY )
- EMBOLİZASYON/EMBOLIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= TIKAÇLA(N)MA
- EMEK ile/ve ÇABA
( Büyük çabalar harcamadıkça, çaba harcamanın bizi hiçbir yere götürmeyeceğini anlayamayız. )
( LABOUR vs./and EFFORT
Unless you make tremendous efforts, you will not be convinced that effort will take you nowhere. )
( ... ile/ve PRAYATNA )
- EMETOPHOBIA[İng.] ile/değil/yerine/= EMETOFOBİ
( Kusma korkusu olarak bilinen terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EMEZİS/EMESIS, VOMITING[İng.] ile/değil/yerine/= KUSMA
- EMİNA ile/ve İZE
( Tahıllar için eski bir ağırlık ölçüsü. İLE/VE Bir tahıl ölçüsü. )
- EMİR ile EMİR ABBAS ile EMİR ALİ ile EMİR FARAJ ile EMİR GHOLİ ile EMİR HASAN ile EMİR HÜSEYİN ile EMİR MANSUR ile EMİR MEHDİ ile EMİR RIZA
( AMIR vs. AMIR ABBAS vs. AMIR ALI vs. AMIR FARAJ vs. AMIR GHOLI vs. AMIR HASAN vs. AMIR HOSEYN vs. AMIR MANSUR vs. AMIR MEHDI vs. AMIR REZA )
( امير ile اميرعباس ile اميرعلي ile اميرفرج ile اميرقلي ile اميرحسن ile اميرحسين ile اميرمنصور ile اميرمهدي ile اميررضا )
( AMYR ile اميرعباس ile AMYRALY ile اميرفرج ile اميرقلي ile AMYRAHSAN ile AMYRAHASYNE ile اميرمنصور ile اميرمهدي ile AMYRAREZA )
- EMİR-RİCA ile EMİR
- EMİR-ÜL-ÜMERA ile/||/<> BEYLERBEYİ
( Osmanlı İmparatorluğu döneminde eyaletlere atanan askerî ve sivil yetkileri olan yüksek dereceli görevli )
- EMISSION :/yerine EMİSYON, YAYMA
- EMİSYON[Fr. < ÉMISSION] ile/değil/yerine/= ÇIKARMA
- EMLÂ'[Ar. < MELÂ] ile EMLAH[Ar. < MELÎH] ile EMLÂH[Ar. < MİLH]
( Bölükler, kalabalıklar, cemaatler. İLE Son derece güzel, en melâhatli, pek melîh. İLE Tuzlar. )
- EMLES, MELSA ile/||/<> LISSE[Fr.] ile/||/<> YALIZ
( düz biyoloji )
( LISSE )
- EMME BASMA TULUMBA ile/||/<> ALAVERE TULUMBASI
- EMMEK ile EMMEÇ ile EMME BASMA TULUMBA
- EMOJİ[JAPONCA] ile/değil/yerine/=/||/<> RESİMCE
- EMPATHY[İng.] ile/||/<> DUYUMSAMA
( Bireyin başkalarına karşı beslediği olumlu duygusallık )
( EMPATHY )
- EMPATİ ile SORGULAMA
- EMPATİK:
ANLAYIŞ ile/ve/||/<> DOĞRULAMA ile/ve/||/<> İRDELEME ile/ve/||/<> KATILIM ile/ve/||/<> YORUMLAMA
- EMPHYSEMA[İng.] ile/||/<> AMFİZEM[Fr. < EMPHYSÈME]
( Dokularda patolojik olarak hava birikmesi ya da kalması Havanın biriktiği organ ya da dokuya göre farklı adlarla anılır 1 Alveoler amfizem 2 Bağırsak amfizemi 3 Dölüt amfizemi 4 Deri altı amfizemi 5 Akciğer amfizemi )
( EMPHYSEMA )
( EMPHYSÈME )
- EMPROVİZASYON[Fr. < IMPROVISATION] ile/değil/yerine/= DOĞAÇLAMA
- EMPROVİZASYON[Fr. < IMPROVISATION] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞAÇLAMA
- EMPROVİZASYON ile/değil/yerine/= DOĞAÇLAMA
- EMPROVİZE[Fr. < IMPROVISÉ] ile/değil/yerine/= DOĞAÇLAMA
- EMPROVİZE[Fr. < IMPROVISÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞAÇLAMA
- EMTİA[Ar. < EMTİʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAL
- EMYÂH[Ar. < MÂ] ile EMYÂ/EMYÂN[Fars.]
( Sular. @@ Para kesesi/çantası. )
- EN AZ ile EN FAZLA
( MINIMUM vs. MAXIMUM )
- EN BAŞLANGIÇTA ile/değil (EN) BAŞINDA
- EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ:
PETRA
( Ürdün'ün başkenti Amman'a 350 km. uzaklıkta bulunmaktadır. )
- [ne yazık ki]
EN BÜYÜK BİLGİSİZLİK/CEHÂLET:
YAKINLARIMIZIN VE SEVDİKLERİMİZİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA" ile/ve/||/<>/> BİZİ SEVENLERİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA"
- EN BÜYÜK İN/MAĞARA -ile
( DEER CAVE ( Mulu - Borneo'da )
- EN BÜYÜK KUŞ HEYKELİ : JUDAYUPARA
( 61 m.[200 fit] uzunluğunda, 46 m.[150 fit] genişliğinde, 21 m.[70 fit] yüksekliğindedir ve 15.000 metrekarelik bir alanı kaplar. )
(
)
- EN BÜYÜK SORUNLAR:
KENDİNDEN MEMNUN OL(A)MAMA ile/ve/||/<> TATMİN OL(A)MAMA
- EN BÜYÜK YUMURTA -ile
( BENEKLİ KÜÇÜK KİVİ KUŞU [Kendi ağırlığının %26'sı kadardır.]
Herhangi bir hayvan tarafından yumurtlanmış en büyük yumurta (dinozorlar da dahil) Madagaskar'da yaşayan Fil Kuşu[Lat. Aepyornis maximus]'na aitti. [Soyu 1700'de tükenmiştir] [9 litre hacminde, 180 tavuk yumurtasına denktir] )
- EN ESKİ AHŞAP BİNA -ile
( AMCZADE HÜSEYİN PAŞA KÜLLİYESİ'NDE [FATİH] [1700] )
- EN GENİŞ VE UZUN KABURGA -ile
( DÖRDÜNCÜ KABURGA )
- EN GÜNEY NOKTA:
USHUAIA
( [yerel dilde] "Batı'ya sokulan körfez" anlamına gelmektedir.[Arjantin][Öteki ucundaki Alaska'yla mesafesi, 18.649 km.dir.] )
- [ne yazık ki]
EN KÖTÜ HUY ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK
( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )
- ASGARÎ İNHİRAF[Osm.] / MINIMUM DEVIATION[İng.] / DÉVIATION MINIMALE[Fr.] / MINIMALE ABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EN KÜÇÜK SAPMA
- EN NİTELİKLİ (PANAMA) ŞAPKA -ile
( SUPERFINO [ Panama'ya özgü bir palmiye ağacının lifinden yapılır. Yapımı 5 ay sürebilir. ] )
- EN SESSİZ ODA
- EN UC NOKTADA ile/ve EN SON NOKTADA
( IN EXTREMIS cum/et IN ULTIMUS )
- EN UC NOKTADA ile/ve EN SON NOKTADA
- EN UZUN/YÜKSEK BAYRAK DİREĞİ:
MARDEKA MEYDANI'NDA
( Dünyanın en uzunu/yükseği olduğu iddia edilen bayrak direği, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'un özgürlük meydanı olan Mardeka Meydanı'ndadır. )
- EN YÜKSEK İBÂDET:
İNSAN(A)/KİŞİYE ve/=/<> HİZMET
( Bir çiçeği bile yetiştirsen, İNSAN'a hizmet etmiş olursun. )
- EN YÜKSEK İYİ = HAYR-İ ÂLÂ = SUMMUM BONUM[İng., Lat.] = LE SOUVERAIN BIEN[Fr.] = DAS HÖCHSTE GUT[Alm.]
- EN YÜKSEK YAPI:
BURJ KHALIFA
( 830 m. | Dubai - Birleşik Arap Emirlikleri )
- EN ... değil/yerine DAHA ...
( "Ya, ya da" düşüncesi/zannı/yüklemesi. DEĞİL/YERİNE "Hem, hem de | Ne, ne de" düşüncesiyle/mantığıyla. )
( Durağan. DEĞİL/YERİNE Hareketli. )
( Yapay. DEĞİL/YERİNE Doğal. )
( Sahte. DEĞİL/YERİNE Gerçek. )
( Konfor temelli/odaklı. DEĞİL/YERİNE Yaşam temelli/odaklı. )
( İnorganik. DEĞİL/YERİNE Organik. )
- ENBİYA[Ar. < ENBİYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ENBİYA
( Nebiler )
- ENCYCLOPEDISM/ENCYCLOPEDIA[İng.] ile/değil/yerine/= ENCYCLOPÉDISME/ENCYCLOPÉDIE[Fr. < ENCYCLOPÉDIE] ile/değil/yerine/= ENZYKLOPÄDIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANSIKLOPEDICILIK
( 1. Bütün bilgi alanlarında bilgi edinme ve edinilen bilgileri çoğaltma amacı güden öğrenme biçimi. 2. Bilgi ve olguları, aralarında ilişki kurmadan yalnızca ezberleme durumu. 3-Ansiklopediciler diye bilinen Fransız bilgin ve düşünürlerinin öğretilerine ve etkilerine verilen ad. )
- ENDEMI/ENDEMIA[İng.] ile/değil/yerine/= YÖRESEL SAYRILIK
- ENDONEZYA ile ENDONEZYA DİLİ
( INDONESIA vs. INDONESIAN )
( اندونزي ile اندونزيايي ile وابسته به اندونزي )
( ANDONZY ile ANDONZYAYY ile VABASTEH BAH ANDONZY )
- ENDPOİNT[İng.] ile/değil/yerine/= SON NOKTA
- ENDÜKSİYON İNDUCTION[İng.] ile/değil/yerine/= BAŞLATMA
- ENE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İNNÂ
- ENERGIA ile/ve/||/<> KINESIS
( Bilfiil. İLE/VE/||/<> Hareket. )
- ENERJİ DEPOLAMA ile/||/<> ENERJİ ÜRETİMİ
( Üretilen enerjiyi (elektrik, ısı) sonradan kullanmak üzere saklama işidir (batarya, pompalı hidroelektrik); üretim ile tüketim arasındaki dengeyi kurar. @@ Bir kaynaktan (yakıt, güneş, rüzgâr) kullanılabilir enerji elde etme işidir. İkincisi enerjiyi ortaya çıkarır, ilki onu zamanda taşır; değişken kaynaklarda ikisi birlikte gerekir. )
- ENERJİ = ENERGY[İng.] = ÉNERGIE[Fr.] = ENERGIE[Alm.] = ENERGIA[İt.] = ENERGÍA[İsp.]
- ENFLAMASYON/INFLAMMATION[İng.] ile/değil/yerine/= YANGI, YANGILANMA
- ENFLÜANZA[Fr. < INFLUENZA] ile/değil/yerine/=/||/<> GRİP
- ENFORCEMENT :/yerine YÜRÜTME, UYGULAMA
- ENFORMASYON[Fr. < INFORMATION] ile/değil/yerine/= DANIŞMA, TANITMA
- ENGEL/BARİYER[Fr. < BARRIÈRE] ile/||/<> ENGEL/HAİL[Ar. < ḤĀʾİL] ile/||/<> ENGEL/KET[Erm. < ] ile/||/<> ENGEL/MÂNİ[Ar. < MĀNİʿ] ile/||/<> ENGEL/MÂNİA[Ar. < MĀNİʿA] ile/||/<> ENGELLEME/OBSTRÜKSİYON[Fr. < OBSTRUCTION]
- BARRIER PENETRATION[İng.] / PÉNÉTRATION DE LA BARRIÈRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ENGELİ AŞMA
- ENGELLEME/ENGELLENME ile/ve/||/<> DAĞITMA/DAĞILMA
- ENGRAFTMAN/ENGRAFTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YAMA TUTMA | YAMALA(N)MA
- ENHÂ'[Ar. < NAHV] ile ENHÂR[Ar. < NEHR]
( Taraflar, yanlar, cihetler. | Yollar. İLE Irmaklar, çaylar. )
- ENİNDE-SONUNDA[değil ÖNÜNDE-SONUNDA] ile ENİNE BOYUNA
- ENİNDE SONUNDA değil ÖNÜNDE SONUNDA
- TRANSVERSE ELECTROMAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE ÉLECTROMAGNÉTIQUE TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALE ELEKTROMAGNETISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE ELEKTROMANYETİK DALGA
- TRANSVERSE MAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTIQUE TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALMAGNETISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE MANYETİK DALGA
- ENJEKSİYON/İNJECTION[İng.] ile/değil/yerine/= İĞNE YAPMA
- ENKERE MİN-HU KEZÂ[Ar.] ile NEKAME MİN-HU KEZÂ[Ar.]
- ENOCHLOPHOBIA[İng.] ile/değil/yerine/= ENOKLOFOBİ
( Kalabalık korkusu olarak bilinen, Yunancada "kalabalık" anlamına gelen ὄχλος ("ókhlos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ENSTALLASYON | MONTAJ, TESİS ETME | İNSTALLASYON | KURMAK ile/||/<> KURMAK ile/||/<> KURMA
( Sinema Zemberekli alıcılarda motoru çalıştıran zembereği kurulu duruma geçirmek üzere kolu ya da anahtarı çevirmek Oyun Bir oyunu bütün öğeleri ile belli bir düzen içinde oynanır hale getirmek metalbilim Bir işlem kabını fırın ya da aygıtı istenilen yere yerleştirip oturtma işi Bir yunak fırın ya da aygıtı istenilen yere yerleştirip oturtma işi )
( WIND | INSTALLATION | ERECTION | SETUP | SET UP | INSTALL | SPRING )
( REMONTER | INSTALLATION | ÉRECTION, MONTAGE | RESSORT )
( AUFZIEHEN | AUFBAU, AUFRICHTUNG, MONTAGE | INSTALLATION | FEDER(WERK )
( CARICA )
( ΚΟΎΡΔΙΣΜΑ / κούρδισμα )
- ENSTRÜMANTASYON/INSTRUMENTATION[İng.] ile/değil/yerine/= ÂLETLİ ÇALIŞMA
- ENTARİ ile/değil BABU/DERRA
( ... İLE/DEĞİL Moritanya'da kullanılan açık renkli entari. )
- ENTEGRE DEVRE ile/değil/yerine/= YONGA
- ENTELEKHEIA = KEMÂL-İ EVVEL = ENTELECHY[İng.] = ENTÉLÉCHIE[Fr.] = ENTELECHIE[Alm.] = ENTELEKHEIA[Yun.]
- ENTELEKYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ENTELEKYA
( Aristo ya göre her varlığın erişmeye yöneldiği olgunluk durumu )
- ENTENTE[Fr.] ile/||/<> UZLAŞMA
( ENTENTE )
- ENTOURAGE/INDIRECT[İng.] ile/değil/yerine/= ENTOURAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOLAYLAMA
( Dolamlamanın bezekli ve sanatlı biçimi. Süslü ve sanatlı bir dolamlama. Ör. Ankara yerine, Türkiye'nin kalbi; Atatürk için ulusal varlığımızın kurtarıcısı, kurucusu, koruyucusu... demek gibi. @@ (Söz sanatı terimi) Süslü ve sanatlı bir dolamlama. Ankara yerine 'Türkiyenin kalbi' ya da Paris yerine 'Nur beldesi' demek gibi (DOLAYLAMALI, Périphrastique, DOLAYLI SÖYLEMEK ya da YAZMAK, Périphraser). )
- ENTRİKA ile ENTRİKACI/LIK
- ENTRİKACI ile MERAK UYANDIRICI ile ENTRİKA ile ENTRİKALAR
( INTRIGANT vs. INTRIGUANT vs. INTRIGUE vs. INTRIGUES )
( انتريک چي ile فتنه جو ile دوز و کلک زدن ile دوز و کلک چيدن ile دسائس )
( انتريک چي ile فتنه جو ile DOZ VE KOLK ZADAN ile DOZ VE KOLK CHYDAN ile دسائس )
- ENÜREZ/İS ile ENÜREZİS NOKTÜRNA
( Sidik kaçırma. İLE Gece işemesi, yatak ıslatma. )
- ENVA[Ar. < ENVĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> ENVA
( envaiçeşit envaitürlü Çeşitler )
- ENVOI[Fr.] ile/||/<> AĞIRLAMA
( Bir koşuğun sonuna birine saygı göstermek için konulan dizeler )
( ENVOI )
- EPA ya da DHA ile/değil/yerine/>< ALA
( )
(1996'dan beri)