Bugün[02 Nisan 2026]
itibarı ile 23.947 başlık/FaRk ile birlikte,
23.947 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(79/97)


- SEVGİ ile/ve BAĞIMLILIK

( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )


- SEVGİ ve/<> BİLGİ


- SEVGİ ile/ve/değil/< ÇEKİM

( İnsanda. İLE/VE/DEĞİL/< Doğada. )

( Önce akım, sonrası bakım. )

( [not] For human. vs./AND/BUT/< In nature. )


- SEVGİ ile/ve/<> DAYANIŞMA


- SEVGİ ile/ve DİKKAT


- SEVGİ ile/ve/<> ENERJİ

( Enerji, içtenlik ve ciddiyetten kaynaklanarak akıp gelir. )

( Enerji, tıpkı ateş gibi yıkıcı değil yapıcı olması amacıyla kontrol edilmelidir. )

( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )


- SEVGİ ile/ve/<> İLİŞKİ


- SEVGİ ile/ve/<> İŞBİRLİĞİ


- SEVGİ ve KEŞF ve SEZGİ


- SEVGİ ile/ve/değil/yerine KOŞULSUZ SEVGİ

( Sevgi, ayırmanın, ayrımların reddidir. )

( Dünyanın eylem durumundaki sevgi olduğunu bir kez anlarsak, ona tamamen farklı bir gözle bakarız. )

( Sevgide, belirli bir düşünce kaynaklı ve/ya da dayanaklı, beklentili bir duygulanım durumu var olabilir fakat koşulsuz sevgide hiçbir düşünce, beklenti olmaksızın, olumlu ya da olumsuz, her koşulda sevmek vardır. )

( KOŞULSUZ SEVGİ, "EĞER"siz, "ÇÜNKÜ"süz, "AMA"sız; "KARŞIN'LI/RAĞMEN"li SEVGİ'dir! )

( Ayırd etme, ayrılık "düşünce ve duygusu" olmadığında, buna SEVGİ diyebiliriz. )

( Eğer, ne bir gövde, ne bir zihin, hatta ne de tanık, fakat bunlardan tümüyle öte olduğumuz düşüncesini sürekli taşırsak, zihnimizin berraklığı artacak, isteklerimiz saflık kazanacak; eylemlerimiz, merhametli ve sevecen olacaktır. Bu iç arınması, bizi başka bir dünyaya, gerçek ve korkusuz sevgi dünyasına götürecektir. )

( Sevgide yabancılar yoktur. )

( Sevgide "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )

( Sevgi, yaradılışın önünde gelir. )

( Gerçek ve sevgi, kişinin asıl doğasıdır. Akıl ve gönül, onun paylaşım araçlarıdır. )

( Sevgi, mutluluktan çok, gelişmeyi; bilincin ve var oluşun genişleyip derinleşmesini ister. Bunu her ne engellerse acıya neden olur. Sevgi, acıdan çekinmez. )

( Anlayabiliriz ki bilmek, sevmektir. Sevmek de bilmektir. )

( Kendini ifade etmek, teyit etmek, zorlukları yenmek, sevginin doğasıdır. )

( Sevgi ve sevginin ilham ettiği yapma gücü[irâde] olmadıkça, hiçbir şey yapılamaz. )

( Sevginin doğal sonucu, itaattir. )

( Sever de dinlersek, o da bizi kendine alır. )

( Kişi, sevdiğini omzuna alır da yine de yorulmaz. )

( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez. Düşkünlük ise sevgi değildir. )

( Sevgi, tembel değildir ve berraklık da yönetir. )

( Aşırı "sevgi", boşlama/ihmal doğurur. )

( Sözleri ve davranışları doğru, erdem ve görüş sahibi kişiyi tüm dünya sever. )

( In love there are no strangers. )

( Love is the refusal to separate, to make distinctions.
Once you have understood that the world is love in action, you will look at it quite differently.
Unconditional love is, unless "IF", "BECAUSE", "BUT". ( If you stay vs. the idea that you are not the body nor the mind, not even their witness, but altogether beyond, your mind will grow in clarity, your desires - in purity, your actions - in charity and that inner distillation will take you to another world, a world of truth and fearless love.
Truth and love are man's real nature and mind and heart are the means of its expression.
More than happiness, love wants growth, the widening and deepening of consciousness and being. Whatever prevents becomes a cause of pain, and love does not shirk from pain.
When the sense of distinction and separation is absent, you may call it love.
To know is to love and to love is to know.
Love does not cling; clinging is not love.
Without love, and will inspired by love, nothing can be done.
It is in the nature of love to express itself, to affirm itself, to overcome difficulties.
Love is not lazy and clarity directs. )


- SEVGİ ile/ve/<> KUT/SAL


- SEVGİ ve/> NEŞE


- SEVGİ ile/ve/değil/||/<>/< SAYGI

( Zaman. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mekân. )

( Sevgi, saygıyla devam eder. )

( Mum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mumun etrafındaki cam/fanus. )

( Hz. Mûsâ. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Hz. Îsâ. >
[İkisini de birliğe getiren, Hz. Muhammed.] )

( Koşullu[Hak edene, lâyık olan(lar)a]. İLE/VE/<>/< Koşulsuz[Herkese]. )

( Alev. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fener. )

( Ferâgat ile. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fedâkârlık ile. )

( [Bağlamına/koşullarına göre ...] Yetebilir/yetmeyebilir. | Yetersiz. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yeter/yeterli. )

( [en az] %1 olmalı [ve geri kalan her şey] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %99 olmalı! )


- SEVGİ ile/ve/<> SEÇİM/SEÇİCİLİK


- SEVGİ ile/ve/<> SEVİ/ŞEFKÂT

( İstenç/irâde dışı. İLE/VE/<> İstençli/irâdeli. )

( Şefkatli ol! Bil ki, karşılaştığın herkes, kolay olmayan bir yaşam mücadelesi veriyor. )

( ŞEFKAT: İmbikten geçirilmiş aşk. )

( ... İLE/VE/<> Kişiyi, içeriden, kurtuluşa erdiren. )

( Sadece şefkat, iyileştiricidir. Çünkü, kişinin içindeki tüm hastalıklar, sevginin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. )

( Without will. VS./AND/<> Strong-willed. )


- SEVGİ ile/ve/||/<> SEZGİ ile/ve/||/<> COŞKU


- SEVGİ ile/ve/<> SÖZ

( Sizi sevmesem, size söz söyler miyim? )

( Siz beni sevmeseniz, beni dinler misiniz? )


- SEVGİ ile/ve/<> TAKDİR


- SEVGİ ile TUTKU


- SEVGİ ile/ve/<> YAKINLIK


- SEVGİ ile/ve ZORUNLULUK


- SEVİ = AŞK = LOVE[İng.] = AMOUR[Fr.] = LIEBE[Alm.] = AMOR, CARITAS[Lat.] = PHILIA, EROS, AGAPE[Yun.] = AMOR[İsp.]


- SEVİMSİZ ile HOŞLANMAMAK ile SEVİMSİZ


- SEVİNÇ = JOY, GLADNESS[İng.] = ÉPANOUISSEMENT[Fr.] = FREUDE[Alm.] = GAUDIUM[Lat.]


- SEVİŞMEK ile OYNAŞMAK


- SEVİYE-İ TANÎN[Osm.]DÜZEYI / RESONANCE LEVEL[İng.] / NIVEAU DE RÉSONANCE[Fr.] / KERNRESONANZNIVEAU, RESONANZNIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= REZONANS SEVİYESİ


- SEVİYE-İ TAZYÎK-İ SAVT[Osm.] / SOUND PRESSURE LEVEL[İng.] / NIVEAU DE PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] / SCHALLDRUCKPEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SES BASINCI DÜZEYİ


- SEVİYE ile/değil/yerine FREKANS


- SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA


- SEVİYORUM ile/ve/değil/yerine YEĞLİYORUM / TERCİH EDİYORUM


- SEVK ETMEK ile SEVK EDİLEN


- SEVMEK ve/> BENZEMEK/BENZEŞMEK


- SEVMEK ile/ve/<> DEĞER VERMEK


- SEVMEK ile/ve HUY


- SEVMEK ile/değil/yerine İSTEKLİ SEVMEK

( Sevmek, ihtiyârî değildir! )


- SEVMEK ile/ve KORUMAK


- SEVMEK ile/ve/değil ÖNEMSEMEK


- SEVMEK ve/> ÖZENMEK


- SEVMEK ve/<>/= ÖZLEMEK


- SEVMEK ve/||/<>/>/< SEVİLMEK

( Bir şey. VE/||/<>/>/< Çok şey. )

( Cesaret verir. VE/||/<>/>/< Güç verir. )

( Kimseye, kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, kendinizi sevilmeye bırakmaktır. )


- SEWER GAS[İng.] / FASS[Alm.] ile/değil/yerine/= LAĞIM GAZI


- SEXY SON HYPOTHESIS[İng.] değil/yerine/= SEKSİ OĞUL HİPOTEZİ

( Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikler sergileyen erkek bireyleri seçtiğini ileri süren açıklama. Herhangi bir sebepten ötürü erkek birey, dişi bireylerin ilgisini çekecek bir davranışta bulunduğunda bu davranış evrimsel süreçte avantajlı konuma geçer. Bu durumda dişi birey, kendi yavrularının da bu tarz çekici özelliklere sahip olmasını sağlamak adına bu tarz çekici özelliklere sahip erkek bireylerle çiftleşmeyi tercih eder. Bu sayede dişi üreme başarısını artırır. Yani dişi üreme başarısını artırmak amacıyla "seksi oğullar" üretmeyi hedefler. Bu durumda dişiler arasındaki çekici özellikler gösteren erkekleri seçme davranışı giderek güçlenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ŞEY:
CİSİM ANLAMINDA ile/ve VAR ANLAMINDA


- ŞEY:
CİSİM ANLAMINDA ile/ve VAR ANLAMINDA


- ŞEY/LER ile/ve/değil/yerine/||/<> AN/LAR


- ŞEY/LİK ile/ve/+ ŞEY ile/ve/+ ŞEY


- ŞEY ile AM[: Sevgi (AM-ON-RA: Kozmik sevgi güneşi.)/AMRAMAK]/PENİS(SİK/YARAK) / VAJİNA/VAJEN/VULVA/MEHBİL/FERÇ/FERC[Ar.]/KÜS[Fars.]/KAOS[Yun.]/KUKU/ÇİLİK/PITTIK/GUBBAK/MUNİ/MUNYA

( FALLUS cum ... )


- ŞEY ile/ve/||/<>/> MAL

( [cebirde]
Bilinmeyen.[X] İLE/VE/||/<>/> İkinci dereceden bilinmeyenin kuvveti.[x2] )


- ŞEY ile/ve NESNE

( ... İLE/VE Bükülmüş zaman ve mekân, uzayın yoğunlaşması. )


- ŞEY ile/ve/||/<> NESNE ile/ve/||/<> GÖSTERGE

( )


- ŞEY ve/<> SAYI


- ŞEY = THING[İng.] = CHOSE[Fr.] = DING[Alm.] = RES[Lat.] = ENS[Skolastik'te]


- ŞEY ile/ve/+ YÖNELİM


- SEYAHAT ile KALFA


- ŞEYH ile/ve ŞEYHÛHET


- SEYL[Osm.] / FLUX[İng.] / FLUX[Fr.] / FLUX, STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKI, AKIŞ


- ŞEYLERİ:
HAYAL ETTİĞİMİZ GİBİ GÖRMEK yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK

( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )

( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )

( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )

( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )

( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )

( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
It is your behaviour that blinds you to yourself.
How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )


- ŞEYLERİN DOĞASI = UNIVERSE, NATURE[İng.] = NATURE[Fr.] = NATURDER DINGE[Alm.] = RERUM RATURA[Lat.]


- SEYR-Ü-SEFER[Ar.]/TRAFİK[Fr., İng.] değil/yerine/= GİDİŞ-GELİŞ


- SEYRELTİK ile SEYRELTİLMİŞ ile SEYRELTME


- ŞEYTAN ÇIKARMA ile ŞEYTAN ÇIKARMA ile ŞEYTAN KOVUCU


- ŞEYTAN ile ŞEYTANİ ile ŞEYTANİ ile KANITLANABİLİRLİK ile KANITLANABİLİR ile GÖSTERMEK ile GÖSTEREN ile GÖSTERİ ile AÇIKLAYICI ile GÖSTERİCİ


- ŞEYTAN ile ŞEYTANLAR


- ŞEYTANİ ile ŞEYTANİ


- SEYV[İng. < SAVE] değil/yerine/= KAYDETMEK/KORUMAK


- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] değil/yerine/= GEZGİN


- SEYYÂL, MÂYÎ[Osm.] / FLUID[İng.] / FLUIDE[Fr.] / FLUID, FLÜSSIG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN


- SEYYÂLİYET[Osm.] / FLUIDITY[İng.] / FLUIDITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AKIŞKANLIK


- SEZARYEN ile/değil/yerine NORMAL DOĞUM

( İTİLÂN: Âşikâr, meydanda olma. | Doğum sırasında, bebeğin görünmesi. )


- SEZARYEN ile SEZARYEN


- SEZGİ ile/ve APAÇIK GÖRMEK


- SEZGİ = HADS, TEHADDÜS = INTUITION[İng., Fr.] = ANSCHAUUNG[Alm.] = INTUITIO-INTUITUS < IN-TUERI:İÇİNİ GÖRME[Lat.] = NOESIS[Yun.] = INTUICIÓN[İsp.]


- SEZGİ ile İÇGÜDÜ


- SEZGİ ile İÇSEL ALGI


- SEZGİ ile/değil ÖNGÖRÜ/TAHMİN[Ar.]


- SEZGİ ile SEZGİSEL


- SEZGİ ile/ve YORUM


- SEZGİ ile ZAN


- SEZGİ ile/ve/<> ZEKÂ


- SEZGİYİ HAREKETE GEÇİRMEK ile/ve SEZGİYİ OLGUNLAŞTIRMAK


- SEZMEK ile AŞMAK


- SEZON[Fr., İng.] değil/yerine/= DÖNEM/MEVSİM


- SF/SALINE SOLUTION[İng.] değil/yerine/= SERUM FİZYOLOJİK


- SFERİK/SPHERICAL[İng.] değil/yerine/= KÜREMSİ


- SFİGMOMANOMETRE/SPHYGMOMANOMETER[İng.] değil/yerine/= KAN BASINÇÖLÇER


- SFS/SEQUENTIAL FORWARD SELECTION[İng.] değil/yerine/= SIRALI İLERİ YÖNLÜ SEÇİM


- SFT/PULMONARY FUNCTION TESTS[İng.] değil/yerine/= SOLUNUM İŞLEV TESTLERİ


- SHADOW[İng.] / OMBRE[Fr.] / SCHATTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖLGE


- SHALLOW STORAGE[İng.] / EMMAGASINAGE PEU PROFOND[Fr.] / LAGERUNG MIT GERINGER TIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= SIĞ DEPOLAMA


- SHEARING STRESS[İng.] / EFFORT DE CISAILLEMENT, TENSION DE CISAILLEMENT[Fr.] / SCHERBEANSPRUCHUNG, SCHERSPANNUNG, SCHUBSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA GERİLMESİ


- SHEATH[İng.] değil/yerine/= KILIF


- SHELL MODEL[İng.] / MODÈLE EN COUCHES[Fr.] / OBERTEL-MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= KABUK ÖRNEKÇESİ/MODELİ


- SHELL[İng.] / COQUILLE, CALCIN[Fr.] ile/değil/yerine/= KABUK


- SHELLAC[İng.] / GOMME-LAQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ŞELLAK


- SHENSTONE EFFECT[İng.] / EFFET SHENSTONE[Fr.] / SHENSTONE-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SHENSTONE ETKİSİ


- SHIELD[İng.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU


- SHIFT OF SPECTRAL LINE[İng.] / DÉCALAGE DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ KAYMASI


- SHOCK WAVES[İng.] / ONDES DE CHOC[Fr.] ile/değil/yerine/= ŞOK DALGALARI


- SHOCKLEY DIODE[İng.] / DIODE SHOCKLEY[Fr.] / SHOCKLEY-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SHOCKLEY DİYOTU


- SHOT[İng.] ile/değil/yerine/= ATIM


- SHUBNIKOV GROUPS[İng.] / GROUPES DE SHUBNIKOV[Fr.] / SHUBNIKOV-GRUPPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SHUBNİKOV GRUPLARI


- SHUBNIKOV-DE HAAS EFFECT[İng.] / EFFET SHUBNIKOV-DE HAAS[Fr.] / SHUBNIKOV-DE HAAS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SHUBNİKOV-DE HAAS ETKİSİ


- SHUNT CHARACTERISTIC MOTOR[İng.] / MOTEUR À CARACTÉRISTIQUE SHUNT[Fr.] / SHUNTCHARAKTERISTISCHER MOTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞÖNT KARAKTERİSTİKLİ MOTOR


- SHUNT-WOUND MACHINE[İng.] / MACHINE À ENROULEMENT SHUNT[Fr.] ile/değil/yerine/= ŞÖNT SARGILI MAKİNE


- SHUNT[İng.] / SHUNT[Fr.] / SHUNT[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞÖNT, YATAK


- SHUNT[İng.] değil/yerine/= ŞANT


- SHUNTING[İng.] / SHUNTAGE[Fr.] / SHUNTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞÖNTLEME


- SI[İng.] / SI[Fr.] / SI[Alm.] ile/değil/yerine/= SI


- ŞİBİHMADEN[Osm.] / NONMETAL[İng.] / NON-ME'TAL[Fr.] / NICHTMETALL[Alm.] ile/değil/yerine/= AMETAL


- SICAK >< SOĞUK["SOUK" değil!] | ile/ve/||/<>/> ILIK

( ... ve/||/<>/+ ... ve/||/<>/> Hem ortak, hem de sonuç. )


- SICAK ile SICAK KOLTUK ile ÖFKE ile ÇABUK SİNİRLENEN ile SICAK HAVA


- SICAKLIK ile ISI

( Bir nesnenin, sıcaklığının artmasına yol açan fiziksel enerji. İLE Sıcak olan şeyin etkisi ya da niteliği. )

( Bir nesnenin moleküllerinin deviminin ve ortalama kinetik enerjisinin bir ölçüsüdür. İLE Enerjinin bir biçimidir ve sıcaklık farkı nedeniyle bir nesneden ötekine aktarılması. )

( Termometre ile ölçülür. İLE Kalorimetre ile ölçülür. )


- SICAKLIK ile ISI EMİCİ ile İSİLİK ile ISIYA DAYANIKLI ile SOĞUTUCU ile ISITICI ile SICAK ÇARPMASI


- SIÇAN ile KAHVERENGİ SIÇAN

( Kahverengi sıçanlar, normal sıçanların yok olmasına neden olmuşlardır. İLE Kutup buzulları ve Alberta - Kanada dışında bulunmadıkları yer yoktur. )

( ... İLE Anavatanları Moğolistan'dır. [1727'de Batı Avrupa'ya yayılmışlardır.] [1942 yılında Alberta şehrinin doğu sınırına varmışlardır.(Alberta'lılar savaşmaya karar vererek 650 km. uzunluğunda, bugün bile korunan bölge oluşturmuştur.)] )

( ... İLE Dünyada 150 milyon kadar oldukları tahmin edilmektedir. )

( ... İLE 15 metre yükseklikten hiç incinmeden atlayabildikleri iddia edilmektedir.. )

( ... İLE Dik yüzeylere tırmanabilirler. [1 metreye kadar sıçrayabilirler.(Sıçanın üzerinize doğru sıçraması size değil omzunuzun üzerinden ışığa/kaçacağı noktaya yöneliktir.)] )

( ... İLE İp üzerinde yürüyebilirler. )

( ... İLE Susuzluğa deveden bile daha çok dayanabilirler. )

( ... İLE Hiç durmadan 72 saat yüzebildikleri iddia edilmektedir. )

( ... İLE Yenilebilir herşeyi yerler. [Kurşun plağı, yumuşak beton, tuğla, kereste ve alüminyum gibi][Elektrik kablolarındaki zararların 1/4'ünün nedeni sıçanların büyük dişleridir. Nedeni açıklanamayan ev yangınlarının da çoğunlukla sorumlularılardır.][Dünyada her yıl üretilen ürünün 1/5'ini tüketir.] )

( ... İLE 3 ayda eşeysel olgunluğa erişirler. [Günde 20 kereye kadar çiftleşirler.][Çok eşlilerdir.] )

( ... İLE Yılda 12 doğum yaparlar ve her seferinde 22 yavru doğururlar. )

( ... İLE Zeki ve beceriklilerdir. Çabuk öğrenirler ve müthiş bir belleğe sahiptir. )

( ... İLE Tüm pislik algılamalarına karşın zamanlarının neredeyse yarısını kendilerini temizlemekle geçirirler. )

( Fareler ve sıçanlar, iletişimini sidiğiyle sağlar. [Sevgi, etkilenme, egemenlik ya da itaat ettiklerini göstermek için birbirinin üzerine ya da yenilebilir olduğunu göstermek için yiyeceğin üzerine işerler.] )


- SIÇAN ile KESELİ SIÇAN

( ... İLE Doğu ABD'de, Kuzey Amerika'da Rio Grande Nehri'nin kuzeyinde bulunur. Yavrusunu, karnındaki kesesinde taşır. Tek başına yaşayan ve bir kedi büyüklüğünde olan bir hayvandır; fırsatçılığıyla ünlüdür. Tehlike karşısında, ölü taklidi yaparlar.

Cinsindeki en büyük tür ve diğer keseli sıçanların en büyüğüdür. Genellikle, 38–51 cm. uzunluğunda, kuyruğu 33 cm.'dir. 4–6 kg. ağırlığındadır. Tüyleri, grimsi kahverengi; yüzleri, beyazdır. Uzun tüyleri ve sarılıcı kuyrukları vardır. Kuyruklarıyla küçük nesneleri taşıyabilirler. Kulakları tüysüzdür, uzun ve sivri bir burunları vardır. 50 tane dişleri bulunur. )

( ... ile | )


- SIÇAN ile KÖSTEBEK/KÖRSIÇAN/YERSIÇANI/YER GÖÇKENİ/SOKUR


- SIÇAN ile SU KOBAYI

( ... İLE Güney Amerika bölgesinde, akarsu ve göl kenarlarında yaşar. )

( ... İLE Kuyruksuz, ayakları yarım perdeli, kaba tüylü bir kemirgen. )


- SIÇANYILANI ile/ve ÇİN SIÇANYILANI

( ... İLE Boyu, 5 m.'yi bulabilir. )

( ... ile )


- SİCİM KURAMI ile/ve/||/<> ZAR KURAMI

(





)


- SIÇRAMA ile FEDAİ


- SIÇRAMAK ile ZIPLAMAK


- ŞİDDET-İ ZİYÂ[Osm.] / ILLUMINATION INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ D'ÉCLAIRAGE, INTENSITÉ DE L'ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLANMA YEĞİNLİĞİ/ŞİDDETİ


- ŞİDDETLİ UYARI ile/ve GERÇEK/LİK


- ŞİDDETLİ ile ATEŞ YAKMAK ile ATEŞLİ


- ŞİDDETLİ ile ŞİDDETLİ DOĞA


- SIDE CHAIN ISOMERY[İng.] ile/değil/yerine/= YAN ZİNCİR İZOMERİSİ


- SIDE CHAIN[İng.] / CHAINE LATÉRAL[Fr.] / SEITENKETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN ZİNCİR


- SIDE PRODUCT, BY-PRODUCT[İng.] / SOUS-PRODUIT[Fr.] / NEBENPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN ÜRÜN


- SIDE REACTION[İng.] / NEBEN REAKTION, SEITEN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN TEPKİME


- SIDERCYTE[İng.] ile/değil/yerine/= SİDERSİT


- SIDERITE, SPATHIC IRON ORE[İng.] / SIDÉRITE, FER SPATHIQUE[Fr.] / SIDERIT, EISENSPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİDERİT


- SIDEROPHORE[İng.] değil/yerine/= SİDEROFOR

( Demir şelasyonu. Çok düşük konsantrasyonda bile demire (Fe+3) bağlanıp göze içine alınımını sağlayan molekül.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SIDOT'S BLEND[İng.] ile/değil/yerine/= SİDOT ÇİNKO SÜLFÜR


- SIEMENS ELECTRODYNAMOMETER[İng.] / ÉLECTRODYNAMOMÈTRE DE SIEMENS[Fr.] / SIEMENS-ELEKTRODYNAMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİEMENS ELEKTRODİNAMOMETRESİ


- SIEMENS[İng.] / SIEMENS[Fr.] / SIEMENS[Alm.] ile/değil/yerine/= SİEMENS


- SIEVERT[İng.] / SIEVERT[Fr.] / SIEVERT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİEVERT


- SİF[İng. COST-INSURANCE-FREIGHT] değil/yerine/= MALİYET

( Bir malın fiyatı, sigortası ve navlunu birlikte olmak üzere maliyeti. )


- SIFAT ile/ve KAYIT


- SIFAT ile NİTELİK


- SIFAT ile SIFAT


- SIFAT ile SIFAT TÜMCECİĞİ


- SIFIR BİÇİM ile SIFIR TÜRETİM


- ŞİFON ile ŞİFONİYER


- ŞİFRE OLARAK KALMASI GEREKEN ile/ve DEŞİFRE EDİLMESİ GEREKEN


- ŞİFRE[Fr. CHIFFRE] = KOD[Fr., İng. CODE]

( Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü, kod. | Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam/harf. )


- ŞİFREYİ ÇÖZMEK ile ŞİFRE ÇÖZÜCÜ ile KOD ÇÖZME


- SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM


- SIGHT SPACE[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜŞ UZAYI


- SIĞINMACI ile/ve/||/<> GÖÇMEN ile/ve/||/<> MÜLTECİ


- SIĞIR ile SIĞIR ZARARLISI ile SIĞIR YETİŞTİRİCİLİĞİ ile SIĞIR YETİŞTİREN KİŞİ


- SIGMA HYPERON[İng.] / HYPÉRON SIGMA[Fr.] / SIGMA-HYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= SİGMA HİPERONU


- SIGMA NEGATIVE HYPERONIC ATOM[İng.] / ATOME HYPERONIQUE NÉGATIF SIGMA[Fr.] / SIGMA-MINUS-HYPERONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİGMA EKSİ HİPERONİK ATOM


- SIGMA PILE[İng.] / PILE SIGMA[Fr.] ile/değil/yerine/= SİGMA PİLİ


- SIGMA[İng.] / SIGMA[Fr.] / SIGMA[Alm.] ile/değil/yerine/= SİGMA


- SIGMATROPIK[İng.] ile/değil/yerine/= SİGMATROPİK


- SIGNAL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE SIGNAUX[Fr.] / SIGNALGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL ÜRETECİ


- SIGNAL-TO-NOISE RATIO[İng.] / RAUSCHABSTAND, SIGNAL-RAUSCH-VERHÄLTNIS, STÖRABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL-GÜRÜLTÜ ORANI


- SIGNIFICANT FIGURE[İng.] / BEDEUTSAME ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLAMLI RAKAM


- SİGORTA[İt.] ile REASÜRANS[Fr.]

( Bir şeyin ya da birinin, herhangi bir yönden, ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen önödeme karşılığında, bu işle uğraşan kuruluşla yapılan bağlnatı sözleşmesi. | Bu tür sözleşmeleri yapan şirket. | Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda, eriyerek, güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne ya da düzenek. İLE Bir sigorta ortaklığının, sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi. )


- SİGORTALANABİLİR ile SİGORTA ile SİGORTA POLİÇESİ ile SİGORTALAMAK ile SİGORTALI ile SİGORTACI


- ŞİİR ile/ve/<> MÜZİK

( Şiir, ifade edilemez olanı sözlere dökme sanatıdır. )

( Tanrı Toth'un konuşmasının taklidi. )

( Şiir şişmanlatmaz fakat (egoyu) şişirir. )


- ŞİİR = POEM[İng.] = POÈME[Fr.] = GEDICHT[Alm.] = POEMA[İt., İsp.]


- ŞIK/LIK ile GÜZEL/LİK


- ŞIK ile HİNDİBA


- SİKATRİL ile SİKATRİS ile SİKATRİZASYON


- ŞİKÂYET[Ar.] ile/değil YAKINMA

( Uyumsuzluk yaratıyor, sonra da yakınıyorsunuz. )

( You create disharmony and then complain! )


- ŞİKÂYET ile GAMMAZLAMA


- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine HAYRET


- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ


- ŞİKAYET ile ÜZÜLMEK ile ÜZGÜN ile KEDERLİ ile KEDERLİ


- SIKI/LAŞMA ile KATI/LAŞMA


- SIKICI ile DONUKLUK


- SİKİL" ile/değil/< SKILL[İng.]


- SIKINTI ile/ve ARAYIŞ

( SIKINTI: Varoluşun sesi. )


- SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER

( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )

( "Çare/ler" yazısı için burayı tıklayınız... )

( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...

I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )


- SIKINTI ile SIKINTILI ile ÜZÜCÜ


- SIKLET MERKEZİ[Osm.] / CENTER OF GRAVITY[İng.] / CENTRE DU POIDS[Fr.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK MERKEZİ


- SIKLET-İ ZÂTÎYE, ZÂTÎ SIKLET[Osm.] / SPECIFIC GRAVITY[İng.] / GRAVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK


- SIKLET[Osm.] / GRAVITY[İng.] / POIDS[Fr.] / GEWICHT, SCHWERE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK, YERÇEKİMİ


- SİKLİK/CYCLIC[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜSEL


- SİKLOTRON/CYCLOTRON[İng.] değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK HIZLANDIRICI


- SİKLUS/CYCLE[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜ


- SILAGE[İng.] ile/değil/yerine/= SİLAJ


- SİLAH ile SİLAH KAMA ile SİLAH MENZİLİ ile SİLAH KİTRE ile TOPÇU ile TOPÇULUK ile SİLAHLA VURMA


- SİLAHLI ile SİLAHLI KUVVETLER ile SİLAHLI SOYGUNCU ile SİLAHLI SOYGUN


- SİLAHSIZLANDIRMAK ile SİLAHSIZLANMA


- SILAL[İng.] ile/değil/yerine/= SİLAL


- SILANE[İng.] / SILANE[Fr.] / SILAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLAN


- SILEX[İng.] ile/değil/yerine/= SİLEKS


- SILICA[İng.] / TERRE SILICEUSE, SILICE[Fr.] / KIESEL, KIESELERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİS


- SILICAM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİKAM


- SILICATE[İng.] / SILICATE[Fr.] / SILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİKAT


- SILICE ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSİK ASİT


- SILICIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSTİR


- SILICON CARBIDE[İng.] / CARBURE DE SILICIUM[Fr.] / SILIZIUMCARBID, KARBORUND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM KARBÜR


- SILICON CONTROLLED RECTIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM DENETİMLİ DOĞRULTUCU


- SILICON[İng.] / SILICIUM[Fr.] / SILIZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM


- SİLİKAT[Fr./İng. < SILLICATE] ile KANBİYİT[Fr. < CANBYTE]

( Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. nesnelerin bileşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz. İLE Hidratlı doğal demir silikat. )


- ŞİLİN[İng. SHILLING] ile/||/<> PENİ[İng. PENNY]

( Avusturya para birimi. | Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti, Kenya, Somali ve Uganda para birimi. | İngiliz lirasının yirmide biri olan para. @@ Sterlin'in yüzde biri değerindeki para birimi. )


- SİLİNDİR ile SİLİNDİR KAFASI ile SİLİNDİRİK ile SİLİNDİRİK


- SİLİNMEZ ile NEZAKETSİZLİK ile KABA


- SILOXANE[İng.] / SILOXANE[Fr.] / SILOXAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLOKSAN


- SILOXICON[İng.] ile/değil/yerine/= SİLOKSİKON


- SİLSİLE[Ar.] değil/yerine/= DİZİ

( Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra. | Bilinen en eski atalardan, yaşayan torunlara kadar aile sırası. )


- SILUNDUM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLUDİUM


- SILVER DISC PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE À DISQUE ARGENTÉ[Fr.] / SILBERNE-PLATTEN-PYRHELIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜMÜŞ DİSKLİ PİRHELYOMETRE


- SILVER-SILVERCHLORIDE ELECTRODE[İng.] / SILBER-SILBERCHLORIDE ELECTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜMÜŞ-GÜMÜŞ KLORÜR ELEKTROT


- SILVER[İng.] / ARGENT[Fr.] / SILBER[Alm.] ile/değil/yerine/= GÜMÜŞ


- ŞIMARIKLIK ile/ve KİBİR

( Şımardıysan, artık başka bir düşmana gerek kalmamış demektir. )


- ŞIMARTMAK ile HOŞGÖRÜ ile ANLAYIŞLI


- SİMBİYOTİK/SYMBIOTIC[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAR


- SİMBİYOZ[İng. SYMBIOSIS] ile/||/<> ORTAK YAŞAMA (SİMBİYOZ)[İng. SYMBIOSIS]

( Birlikte yaşayıp iki canlının da bundan faydalandığı yaşam biçimi. Örnekler, mercan polipleri ve zooxanthellae algi, geviş getiren hayvanlar ve rumenlerindeki selülozik bakteriler. @@ Ayrı türden iki canlı arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı olarak süren, birlikte yaşama biçimidir. Simbiyoz olarak da bilinmektedir. Ortak yaşama biçimi iki ayrı bitki türü, iki ayrı hayvan ya da bir bitki ile bir hayvan arasında kurulabilir. Genel olarak ortak yaşama biçimleri iki ayrı sınıfa ayrılır: ortakçılık ve karşılıklı bağımlılık.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİMBİYOZ/SYMBIOSIS[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAM


- ŞİMDİ = NOW[İng.] = MAINTENANT[Fr.] = JETZT[Alm.] = ORA[İt.] = AHORA[İsp.]


- SİMETRİ/K[İng.]/MÜTENAZIR[Ar.] değil/yerine/= BAKIŞIM/LI

( İki ya da daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu. | [mat.] Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur. )


- SİMETRİK OLMAYAN ile ASİMETRİK


- SİMGE/LEŞTİRME ile/ve/değil/||/<>/< BENZETME


- SİMGE ile/ve DUYU

( Tini gösterir. İLE/VE Nesnenin görünüşünü gösterir. )


- SİMGE ile/ve/<> İŞARET


- SİMGE ile/ve/<> KAVRAM


- SİMGE ile KAVRAM


- SİMGE = REMZ[çoğ. RÜMÛZ(ÂT)] = SYMBOL[İng., Alm.] = SYMBOLE[Fr.] = SYMBOLON[Yun.] = SIMBOLO[İsp.]


- SİMGE ile/ve SİMGE


- SİMGEBİLİM = SYMBOLICS[İng.] = SYMBOLIQUE[Fr.] = SYMBOLIK[Alm.]


- SİMGELEMEK ile/ve TEMSİL ETMEK


- SİMGELEŞTİRME ile/ve/<> DIŞLAŞTIRMA


- SİMGESEL (ANLATIM) ile/ve/<> ÇOKLU (ANLATIM)

( Akıllı kişiler, canlı bir varolanın, dil ve sözle çizilerek anlatılmasını, boya ya da herhangi bir sanat yapıtıyla gösterilmesine yeğ tutar; akılla izleyemeyen kişilere ise sanat yapıtı daha uygun gelir. )


- SİMGESEL/LİK ile/ve/<> AŞKIN/LIK

( Aşkınlığın imgesi. İLE/VE/<> Aşkınlığın gerçekleşmesi. )

( Simgelerin hem örtücü, hem de açıcı özellikleri vardır. )


- SİMGESEL/LİK ile/ve/değil/yerine/<>/hem de İŞLEVSEL/LİK


- SİMPATRİK[İng. SYMPATRIC] ile/||/<> SİMPSON 1/3 KURALI[İng. SIMPSON'S 1/3 RULE]

( Aynı coğrafyada yaşayan canlıları belirtmek için kullanılır. @@ İntegral hesaplamasında kullanılan sayısal bir yöntem. Verilen bir fonksiyonun belirli bir integralinin yaklaşık değerini bulmak için kullanılır. Temel olarak, eğri altındaki alanı parabolik dilimlerle yaklaştırarak hesaplar. Özellikle eğrinin düzgün bir biçimde değişmediği yerlerde iyi sonuçlar verir ve yüksek doğruluk sağlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SIMPLE HARMONIC ELECTROMOTIVE FORCE[İng.] / FORCE ÉLECTROMOTRICE HARMONIQUE SIMPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BASİT HARMONİK ELEKTROMOTOR KUVVET


- SIMPLE HARMONIC MOTION[İng.] / MOUVEMENT HARMONIQUE SIMPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BASİT HARMONİK HAREKET


- SIMPLE LATTICE[İng.] / RÉSEAU SIMPLE[Fr.] / EINFACHES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT ÖRGÜ


- SIMPLE MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE SIMPLE[Fr.] / EINFACHES MIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT MİKROSKOP


- SIMPLE SOUND SOURCE[İng.] / SOURCE SONORE SIMPLE[Fr.] / EINFACHES SCHALLQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT SES KAYNAĞI


- SIMPLE TONE[İng.] / TON SIMPLE[Fr.] / EINFACHER TON[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİT TON


- SIMSIKI ile DİPDİRİ


- SİMÜLATÖR/SIMULATOR[İng.] değil/yerine/= BENZETEÇ


- SİMÜLE HASTA/SIMULATED PATIENT[İng.] değil/yerine/= SÖZDE SAYRI


- SİMÜLTANE/SIMULTANEOUS[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SIMULTANEOUS REACTION[İng.] / SIMULTAN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI TEPKİME


- SİMYACI ile SİMYACI ile SİMYA


- SINAAT/ZANAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SANAT

( Tasarım. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yaratıcı imgelem. )

( İşlevi/nde olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İşlevinden/görünüşünden arındırılmış olan. )

( Aktarılabilir, tekrarlanabilir, devredilebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Aktarılamaz, tekrarlanamaz, devredilemez. )


- SİNAPSİT[İng. SYNAPSID] ile/||/<> İNFERİOR ile/||/<> ÖRİYAPSİT[İng. EURYAPSID] ile/||/<> SİNODONT[İng. CYNODONT] ile/||/<> TERAPSİT[İng. THERAPSID]

( Göz çukurunun arka altında tek bir temporal açıklığa sahip olan omurgalı grubu. Diapsidlerdeki arka alt (posteroinferior) çukura yakın bir konumda bulunur. Bu kafatası tipindeki bütün sürüngenlerin soyu tükenmiştir. Ancak memeliler ve memelilere yakın olan canlı türleri bu öbekte yer alır. Filogenetik olarak sinapsitler kendi içinde terapsit denilen bir dal verir. Memeliler ve yakın akrabaları bu alt grup içerisindedir. İnsanda (Homo sapiens) göz çukurundan sonraki ikinci açıklık elmacık kemiğinin kemeri olan arcus zygomaticus'un arkasındadır. Memelilere gelecek dal olan terapsitler dışındaki sinapsitlere aynı zamanda pelikozor denir. Örneğin Dimetrodon bir sinapsit cinsidir ve dinozor değildir. Memelilerle filogenetik olarak daha yakın akrabadır. @@ Alt, altta bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için ayağa yakın olan taraf, dört ayak üzerinde duran omurgalılar için ventral tarafa yakın olan. Vena cava inferior, kanı vücudun alt tarafından kalbin sağ atrium`una getirir. @@ Göz çukurunun arkasında, sinapsitlere benzer olarak tek bir açıklığa sahip omurgalı grubudur. Ancak deliğin konumu sinapsitlerden farklı olarak göz çukurunun arka üstünde (posterosuperior) yer alır, üstelik daha dar ve uzun bir morfolojiye sahiptir. Bütün türlerinin soyu tükenmiştir. Soyu tükenmiş deniz sürüngenleri olan Plesiosauria ve Ichthyosauria takımı bu kafatası tipi dahilindedir. @@ Kafatasında göz çukurunun arkasında tek delik barındıran sinapsitler içinde memelilere gidecek dal olan terapsitler grubunda insanlar dahil memelilere ve yakın akrabalarına evrimleşecek öbeği oluşturan omurgalılardır. Kelime anlamı "köpek dişli" olan sinodontlar, yaklaşık 260 milyon yıl önce Geç Permiyen'de bir grup terapsitten evrimleşmiştir. Fakat bütün sinodontlar memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir. @@ Memelileri ve yakın akrabalarını barındıran, yaklaşık 275 milyon yıl önce yaşamış sinapsit alt grubudur. Sinapsitler gibi kafatasında, göz çukurunun arkasında tek delik bulundururlar. Bacak pozisyonları atasal sürüngen postürü gibi yere paralel değil, daha erekte (dik) ve vücudun merkezine yöneliktir. Bu grup içinde memelilere ulaşacak dal terapsitler içerisindeki sinodont grubudur. Bilinen en eski sinapsitlerden biri Tetraceratops insignis türüdür. Fakat bütün terapsitler memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Gebelik süreleri 22 - 24 gündür. [Yavruları 1 aylıkken annesinin kesesine geçer.] )

( ... İLE Doğumun kuraklık zamanına gelmesini engelleyebilirler. [Embriyolarını yumurtalıklarından birinde aylarca saklayabilirler.] )

( ... İLE Dişillerin 3 vajinası vardır. [Biri doğurmak, ikisi çiftleşmek üzere] )

( ... İLE Meme bezleri, tam yağlı ve yağsız sütü aynı anda üretebilir. )

( ... İLE Saatte 32 km. hıza ulaşabilirler. [Hızlandıkça daha az enerji harcarlar.][Kullandıkları enerjinin %70'ini geri dönüştürebilirler. (İnsanda ise ancak %20)] )

( ÇEKELEZ/ÇÖKELEZ, DEĞİN, GALLİ, TEYİN ile ... )

( SİNCÂBİYYE[Ar.]: Sincapgiller. )

( ... ile Kanguru )

( ... İLE Büyümeleri, hiç durmaz. )

( ... İLE Yavruları, 6.5 aylık olduklarında annelerinin keselerinden çıkarlar. )

( ... İLE Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, arka ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan. )


- SİNCAP/ÇEKELEZ ile AMERİKA SİNCABI

( Sincap ile Amerika Sincabı

Sincap

Sincap )


- SİNDESMOZ[İng. SYNDESMOSIS] ile/||/<> KAVAL KEMİĞİ[İng. TIBIA]

( Kemikler arasında olan sıkı bağ doku eklemleri. Kaval kemiği ve baldır kemiği arasında bulunmakta. @@ Diz ile ayak bileğini bağlayan iki kemikten içte ve kalın olanı. Tibya. Latincede tibia, Osmanlıcada azm-i kasaba olarak kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNDİRİM ile EMİLİM

( )


- SINE GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE À SINUS[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSLÜ GALVANOMETRE


- SINE QUA NON[Lat.]/ABSOLUTE MUST[İng.] değil/yerine/= OLMAZSA OLMAZ