İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 22.832 başlık/FaRk ile birlikte,
22.832 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(78/93)
- SÖYLEMEK ile BAHSETMEK
- SÖYLEMEK ile/ve KAVRAMAK
- SÖYLEMEK ile/ve/<> KONUŞMAK
( Yılan imgesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Değnek imgesi. )
( dd İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> mdw )
( Sonuç [odaklılık]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç ve sonuç [birlikteliği ve bütünlüğü]. )
( "Kendini merkeze alma" ve ötekileri önemsizleştirmeye neden olur/olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Ötekiyle birlikte kendini ve herkesin olası düşüncesini, durumunu/sürecini dikkate almayı gerektirir/sağlar. )
- SÖYLEMEK ile/ve ÖNERMEK
- SÖYLEMEK ile SAPTAMAK
- SÖYLEMEK ile SÖYLEMEMEK
- SÖYLENCE = ÜSTURE = MYTHE[İng., Fr.] = MYTHOS[Alm., Yun.] = MITO[İsp.]
- SÖYLENCEBİLİM = İLM-İ ESATİR = MYTHOLOGY[İng.] = MYTHOLOGIE[Fr., Alm.] = MYTHOLOGIA[Yun.] = MITOLOGIA[İsp.]
- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/değil/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]
( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )
( Dinleyen, anlatandan ârif gerektir. )
( Çok dinlememiz ve az konuşmamız için, iki kulağımız ve bir dilimiz var. )
- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]
( Doğruyu konuşmak iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen. )
( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )
- SÖYLENİŞ/SÖYLEYİŞ ile SESLENDİRİŞ
- SÖYLEYİŞ/DİKSİYON[Fr./İng. < DICTION] ile/ve/değil/||/<> SESLENDİRİŞ/ARTİKÜLASYON[Fr./İng. < ARTICULATION]
- SOYMAK ile SIYIRMAK
- SOYULMA ile ÇIPLAK
- SOYUT ile/değil AYRI
- SOYUT ile/ve EVRENSEL
- SOYUT ile MİSTİK
- SOYUT = MÜCERRET = ABSTRACT[İng.] = ABSTRAIT[Fr.] = ABSTRAKT[Alm.] = ABSTRACTUM[Lat.] = ABSTRACTO/TA[İsp.]
- SOYUT ile/ve/değil ÖZ
- SOYUT ile SOMUT
( Soyut, AKIL'ın alanıdır. Varlık-Yokluk, Birlik-Çokluk gibi kavramlardır soyut olanlar. | İlişkisizlik. İLE İlkesine/yasasına göre işleyen olgu. | Duyunun kavramlaştırılması. | Kavram çiftleri arasındaki ilişki. | Ayrımların birliği. )
( BAZI SOYUTLAR:
* AHLÂK
* CEBİR
* MÛSİKÎ
* METAFİZİK )
( Saltık[mutlak]. İLE Göreli. )
- SOYUT ile/ve/||/<> SONUÇ
- SOYUT ile SOYUT İSİM ile ÖZET NUMARASI ile SOYUTLAMA ile SOYUTLAYICI
- SOYUT ile YALITILMIŞ
- SOYUTLA(N)MAK ile/değil/yerine DERİNLEŞ(TİR)MEK
- SOYUTLAMA GÜCÜ ile/ve/||/<> YÖNETİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<> İLİŞKİLERİN ÖNCELİĞİ
- SOYUTLAMA ile AYIKLAMA
- SOYUTLAMA ile/ve BÜTÜNLÜKLÜ SOYUTLAMA
- SOYUTLAMA ile DEĞİLLEME
- SOYUTLAMA ile/ve EVRENSELLEŞTİRME
- SOYUTLAMA ve KENDİNİ GÖZLEMLEYEBİLMEK
- SOYUTLAMA ile OLASI SONSAL SOYUTLAMA
- SOYUTLAMA ile/ve SOMUTLAŞTIRMA
( Bilim. İLE/VE Denetleme. )
- SOYUTLAMA ile/ve/||/<> SOYUTLANMA
- SÖZ (ALMAK/VERMEK) ile/değil/yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK)
- SÖZ DİZİLİMİ DEĞİŞTİRGENİ ile ...
- SÖZ/EYLEM ile/ve/<> DOĞRU YER
( Meyvesiz sözler söyleyip, söylediklerini yaşamında uygulamayan kişi, güzel ve renkli görünen fakat kokusu olmayan bir çiçeğe benzer. )
- SÖZ/EYLEM ile/ve/<> DOĞRU ZAMAN
- SÖZ/SAB ile/ve TATLI SÖZ
( Güftâr. İLE/VE Güftâr-ı şirin. )
( "Bir sözü(sırrı) söylediğimde o bana malik olur, ben ona malik olamam". )
( "Sözünde doğru, işinde dakik olmalısın. Sözünde doğru olan kimsenin değeri artar, işinde dakik olan kimsenin de işi neticeye bağlanır". )
( Söz taşıyanların(su'ât) getirdiklerini kabul etmek büyük bir zulümdür. )
( Sözlerin öfkesini gözleyin, ağızdan çıkan sözleri kulaklarınız duysun. Sözlerle hiç kimseye zarar vermeyin. )
( En kolay olmayan şey: Söz Söylemek ve Söz Anlamak. )
( Balcının var bal tası, oduncunun var baltası. )
( Tatlı dil, yılanı bile deliğinden çıkarır. )
( Taşa geçer, kendime geçmez sözüm. )
( Huzur veren tek bir söz, yararı olmayan binlerce sözden daha yeğdir. )
( Bu sözler/şiirler, "Onlar benim!" diyenindir. )
( Sözden suret doğup ölür, dalga kendini tekrar denize götürür. )
( DEKLAMASYON: Sözü güzel söyleme, süslü sözlerle söyleme. )
( Âb-ı Hayat, kulakla içilir. )
( Âb-ı Hayat, su değil Kâmil'in sözleridir. )
- SÖZ ile/ve/<> ÇÖZÜM
- SÖZ ile/ve/<> GARANTİ
( Neye söz verdiysen oradan hesaba çekilirsin. )
( VAAD ile TAAHHÜD/T )
( VAİT: Söz verme. Belirli bir şeyi yapmayı taahhüt. )
( TAAHHÜD[< AHD]: Bir işin yapılması üzerine resmi olarak sözleşme. )
- SÖZ = PHRASE[İng.] = EXPRESSION[Fr.] = ÄUßERUNG[Alm.] = ESPRESSIONE[İt.] = EXPRESIÓN[İsp.]
- SÖZ ile/ve/<> YAZI
( Etkileme sanatı. İLE/VE Varolma sanatı. )
( Söz ile ses hem delâlet eden hem edilen. İLE/VE Sadece delâlet/işaret eden. )
( DİLEKÇE/ARÎZA[Ar.]: Küçükten büyüğe yazılan yazı. )
( GRAFOLOJİ: El yazısını inceleyen bilim dalı. )
( Söz, uçar; yazı, kalır! [Lat. Verbevolent, scriptamanent.] )
- SÖZCÜK AİLESİ ile ...
- SÖZCÜKLERDEN, ANLAMA ULAŞMAK/"GİTMEK" ile/ve/<>/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE ULAŞMAK
( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )
( Sözler, gerçekleri yaratmaz; onlar ya tarif ya tahrif eder. )
( Sözün tamamı, anlamayana söylenilir. )
( Try to go beyond the words.
Words do not create facts; they either describe them or distort. )
- SÖZCÜKLERİN ANLAMLARINI
- SÖZCÜKTEN, ANLAMA GİTMEK ile/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE GİTMEK
( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )
- SÖZLEŞME = MUKÂVELE[Ar.] = CONTRACT[İng.] = CONTRAT[Fr.] = VERTRAG[Alm.] = CONTRAER[İsp.]
- SÖZLÜ ile SÖZEL
- SÖZLÜK ile/ve/yerine/<> ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
( İlk sözlük yazarı... Halil b. Ahmed [ö. 786] )
- SÖZLÜK = LÛGAT/KAMUS = DICTIONARY[İng.] = DICTIONNAIRE[Fr.] = WÖRTERBUCH[Alm.] = DIZIONARIO[İt.] = DICCIONARIO[İsp.]
- SÖZLÜK ile SÖZLÜK KÜTÜĞÜ ile SÖZLÜKBİRİM ile SÖZLÜKÇE ile SÖZLÜKSEL ile SÖZLÜKSEL BİÇİMBİLİM ile SÖZLÜKSEL KÜTÜK ile SÖZLÜKSEL BİÇİMBİRİM
- SÖZÜ:
YANLIŞ ANLAMA ile SAPTIRMA
( Anlamaya uğraşmayın! Yanlış anlamamanız yeter. )
( Yanlış düşüncelerden kurtulun, bu yeter. )
( Kendinize iyice bakın, tüm yanlış anlamalar ve yanlış düşünceler eriyip gideceklerdir. )
( Herkese, anlayabileceği kadar söz söyleyin. [Kellimünnâse alâ kader-i ukûlihim] )
( Bir sözü anlamak için, estetik bir hal gerek. )
( Don't try to understand! Enough if you do not misunderstand.
Get rid of wrong ideas, that is all.
Have a good look at yourself and all these misapprehensions and misconceptions will dissolve. )
- SÖZÜN KISASI ile SÖZÜN ÖZÜ
- SPA/SALUS PER AQUA, HEALTH FROM WATER[İng.] değil/yerine/= SUDAN GELEN SAĞLIK
- SPACE CHARGE POLARIZATION[İng.] / POLARISATION DE CHARGE D'ESPACE[Fr.] / RAUMLADUNGSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY YÜKÜ KUTUPLANMASI
- SPACE CHARGE[İng.] / CHARGE D'ESPACE, CHARGE SPATIALE[Fr.] / RAUMLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY YÜKÜ
- SPACE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= UZAY AKIMI
- SPACE GROUP[İng.] / GROUPE SPATIAL[Fr.] / RAUMGRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY GRUBU
- SPACE QUANTIZATION[İng.] / ESPACE DE QUANTIFICATION[Fr.] / RAUMQUANTELUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY KUANTALANMASI
- SPACE-TIME[İng.] / ESPACE-TEMPS[Fr.] / RAUM-ZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY-ZAMAN
- SPACER[İng.] değil/yerine/= ARACI TÜP
- SPAR VARNISH, BARYTES LAKE[İng.] / VERNIS IMPERMÉABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPAR CİLASI
- SPAR[İng.] / SPATH[Fr.] ile/değil/yerine/= SPAR
- SPARK[İng.] / ÉTINCELLE[Fr.] / FUNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM
- SPASYAL DEZORYANTASYON/SPATIAL DISORIENTATION[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL YÖNELIM BOZUKLUĞU
- SPASYAL/SPATIAL[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL | MEKANSAL
- SPATULA[İng.] / SPATULE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPATÜL
- SPAZM/SPASM[İng.] değil/yerine/= KASILIM
- SPAZMODİK/SPASMODIC[İng.] değil/yerine/= KASILIMLI
- SPAZMOLITİK/SPASMOLYTIC[İng.] değil/yerine/= KASILIMÇÖZER
- SPAZMOLİZ/SPASMOLYSIS[İng.] değil/yerine/= KASILIM ÇÖZÜLMESİ
- SPB/SEREBRAL PERFÜZYON BASINCI/ CEREBRAL PERFUSION PRESSURE[İng.] değil/yerine/= BEYİN KANLANMA BASINCI
- SPECIES MOLARITY[İng.] ile/değil/yerine/= TÜR MOLARİTESİ
- SPECIFIC ACOUSTIC IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK EMPEDANS
- SPECIFIC ACOUSTIC OHM[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK OHM
- SPECIFIC ACOUSTIC REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK TEPKİL
- SPECIFIC ACOUSTIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK DİRENÇ
- SPECIFIC ACTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ETKİNLİK
- SPECIFIC COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL YANMA
- SPECIFIC GAMMA-RAY CONSTANT[İng.] / SPEZIFISCHE GAMMASTRAHLUNGSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL GAMA IŞINI SABİTİ
- SPECIFIC GRAVITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK
- SPECIFIC HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ISI SIĞASI
- SPECIFIC IONIZATION[İng.] / IONISATION SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL İYONLAŞMA
- SPECIFIC MAGNETIC RESISTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL MANYETİK DİRENÇ
- SPECIFIC REFRACTIVITY[İng.] / SPEZIFISCHE REFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL KIRICILIK
- SPECIFIC RESISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DİRENÇ
- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ
- SPECIFIC RESISTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DİRENÇLİLİK
- SPECIFIC ROTATION[İng.] / SPEZIFISCHE DREHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DÖNME
- SPECIFIC SURFACE AREA[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL YÜZEY ALANI
- SPECIFIC VOLUME[İng.] / VOLUME SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL HACİM
- SPECT/TEK FOTON EMISYON BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ/SINGLE PHOTON EMISSION COMPUTERIZED TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= TEK FOTON SAÇILIMLI BİLGİSAYARLI KESITÇEKİM
- SPECTRAL ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTRAL ÇÖZÜMLEME/ANALİZ
- SPECTRAL EXTINCTION[İng.] / EXTINCTION SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL SÖNÜM
- SPECTRAL INTERFERENCE[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTRAL GİRİŞİM
- SPECTRAL IRRADIANCE[İng.] / IRRADIANCE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM
- SPECTRAL LINE, SPECTRUM LINE[İng.] / RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ
- SPECTRAL LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK ETKİNLİĞİ
- SPECTRAL LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX SPECTRAL[Fr.] / SPEKTRALE LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK VERİMİ
- SPECTRAL REGIONS[İng.] ile/değil/yerine/= TAYF/SPEKTRUM BÖLGELERİ
- SPECTRAL SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL DUYARLILIK
- SPECTROCHEMICAL SERIES[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTROKİMYASAL SERİ
- SPECTROCHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTROKİMYA
- SPECTROFLUOROMETER, SPECTROPHOTOMETER[İng.] / SPECTROPHOTOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPEKTROFOTOMETRE
- SPECTROGRAM[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTROGRAM
- SPECTROGRAPH[İng.] / SPECTROGRAPHE[Fr.] / SPEKTROGRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFÇEKER/SPEKTROGRAF
- SPECTROMETER[İng.] / SPEKTROMETRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPEKTROMETRE
- SPECTROSCOPE, SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPE[Fr.] / SPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFGÖZER/TAYFÖLÇER, SPEKTROSKOP
- SPECTROSCOPIC ENTROPY[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTROSKOPİK ENTROPİ
- SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ
- SPEED[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRAT
- SPEKTRA[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFLAR/SPEKTRUMLAR
- SPEKTRAL YOĞUNLUK[Osm.] / SPECTRAL DENSITY[İng.] / DENSITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL YOĞUNLUK
- SPEKTRAL/SPECTRAL[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜSEL
- SPEKTROFOTOMETRİ/SPECTROPHOTOMETRY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL IŞIL ÖLÇÜMÜ
- SPEKTROSKOPI / SPECTROSCOPIQUE[Fr.] / SPACE LATTICE[İng.] / RAUMGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY ÖRGÜSÜ
- SPEKTROSKOPİ/SPECTROSCOPY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL GÖRÜNTÜLEME
- SPEKÜLASYON[Fr., İng.] değil/yerine/= KURGU
- SPEKÜLATİF[Fr., İng. SPECULATIVE] değil/yerine/= KURGUSAL | SAPTIRICI
- SPEKÜLATİF[İng.] değil/yerine/= TARTIŞILIR
- SPELTER, ZINC[İng./Fr.] / ZINK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİNKO, SPELTER
- SPERM WHALE[İng.] / CACHALOT[Fr.] / POTWALL[Alm.] ile/değil/yerine/= İSPERMEÇET BALİNASI
- SPERM[İng.] ile/değil/yerine/= SPERM
- SPERMA ile/ve OVÜL
( En küçük hücre. İLE/VE En büyük hücre. )
- SPERMACETI[İng.] / WALRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İSPERMEÇET YAĞI
- SPESİFİK[İng. < SPECIFIC] değil/yerine/= ÖZGÜL
- SPESIFIK/SPECİFIC[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL
- SPESİFİKASYON/SPECIFICATION[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLEME | ÖZGÜL ÖZELLİK
- SPESIFISITE/SPECİFICITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLÜK
- SPESİMEN/SPECIMEN[İng.] değil/yerine/= PARÇA ÖRNEK
- SPHERICAL ABERRATION[İng.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL SAPINÇ
- SPHERICAL CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR SPHÉRIQUE[Fr.] / KUGELFÖRMIGER KONDENSATOR, KUGELKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL SIĞAÇ
- SPHERICAL COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES SPHÉRIQUES[Fr.] / KUGEL KOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL KOORDİNATLAR
- SPHERICAL HARMONICS[İng.] / HARMONIQUES SPHÉRIQUES[Fr.] / KUGELFÖRMISCHE HARMONIKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL HARMONİKLER
- SPHERICAL MIRROR[İng.] / MIROIR SPHÉRIQUE[Fr.] / KUGELSPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL AYNA
- SPHERICAL REFRACTING SURFACE[İng.] / SURFACE RÉFRACTANTE SPHÉRIQUE[Fr.] / KUGELBRECHENDE FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL KIRICI YÜZEY
- SPİKER[İng. SPEAKER] =
( İngilizce "Speaker" yani "Konuşan" demektir. "Parlamento Sözcüsü" için kullanılan özel bir görevin adıdır. )
- SPIN ANGULAR MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ AÇISAL DEVİNİRLİĞİ
- SPIN ECHO METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ YANKI YÖNTEMİ
- SPIN ISOMER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ İZOMERİ
- SPIN LABEL[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ETİKETİ
- SPIN LABELLING[İng.] ile/değil/yerine/= SPİN ETİKETLEME
- SPIN MAGNETISM[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ MANYETİZMASI
- SPIN MOMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME MOMENTİ
- SPIN QUANTUM NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ KUANTUM SAYISI
- SPIN STATE[İng.] / ÉTAT DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN DURUMU
- SPIN TEMPERATURE[İng.] ile/değil/yerine/= SPİN SICAKLIĞI
- SPIN TRAPPING[İng.] ile/değil/yerine/= SPİN TUZAKLAMA
- SPIN WAVE[İng.] / ONDE DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN DALGASI
- SPIN-DENSITY WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-YOĞUNLUK DALGASI
- SPIN-FLIP LASER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ÇEVİRMELİ LAZER
- SPIN-FLIP SCATTERING[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ÇEVİRMELİ SAÇILMA
- SPIN-LATTICE INTERACTION[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-ÖRGÜ ETKİLEŞMESİ
- SPIN-LATTICE RELAXATION[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-ÖRGÜ DURULMASI
- SPIN-ORBIT COUPLING[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-YÖRÜNGE EŞLEMESİ
- SPIN-ORBIT MULTIPLET[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-YÖRÜNGE ÇOKLUSU
- SPIN-SPIN ENERGY[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-DÖNÜ ENERJİSİ
- SPIN-SPIN RELAXATION[İng.] / RELAXATION SPIN-SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİN SPİN DURULMASI
- SPIN[İng.] / SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ
- SPINAL[İng.] değil/yerine/= OMURGAYLA İLGILİ | DİKENSİ
- SPINEL[İng.] / CANDITE, SPINELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPİNEL
- SPINNING WHEEL[İng.] ile/değil/yerine/= ÇIKIRIK
- SPINOR[İng.] / SPINEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNÜSER
- SPINOZ/SPINOUS[İng.] değil/yerine/= DİKENSİ (ÇIKINTI)
- SPIRAL[İng.] değil/yerine/= SARMAL
- SPIRANS[İng.] ile/değil/yerine/= SPİRANLAR
- SPIRIT[İng.] ile/değil/yerine/= İSPİRİTO
- SPIRITS OF HARTSHORN[İng.] ile/değil/yerine/= NİŞADİR RUHU
- SPIRITS OF WINE[İng.] / ESPRIR DE VIN[Fr.] / WEINGEIST[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞARAP RUHU
- SPIRO[İng.] ile/değil/yerine/= SPİRO-
- SPIROMETRİ/SPIROMETRY[İng.] değil/yerine/= SOLUK ÖLÇÜMÜ
- SPLINTER[İng.] değil/yerine/= KIYMIKSI
- SPLIT[İng.] değil/yerine/= YARILMA | ÇİFTLENME | INCE DİLIM
- SPLITTING, DECAY[İng.] / DESINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARILIM/BOZUNMA
- SPLITTING[İng.] değil/yerine/= AYIRMA/AYRIŞTIRMA
- SPODUMENE, TRIPHANE[İng.] / SPODUMÈNE, TRIPHANE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPODUMEN
- SPONGE[İng.] / SCHWAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜNGER
- SPONGY PLATINUM[İng.] / MOUSSE DE PLATINE[Fr.] / GÖZENEKLI PLATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖZENEKLİ PLATİN
- SPONJİYÖZ/SPONGIOUS[İng.] değil/yerine/= SÜNGERİMSİ
- SPONSOR[İng.] ile SAKMAN/DESTEKÇİ/REKLÂM VEREN/DÜŞ ORTAĞI
- SPONTANEOUS COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION SPONTANÉE[Fr.] / SELBSTVERBRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN YANMA
- SPONTANEOUS FISSION[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ
- SPONTANEOUS MAGNETIZATION[İng.] / AIMANTATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN MIKNATISLANMA
- SPONTANEOUS POLARIZATION[İng.] / POLARISATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN KUTUPLANMA
- SPONTANEOUS PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN OLAN SÜREÇ
- SPOR SALONU ile JİMNASTİKÇİ ile JİMNASTİK ile JİMNASTİK
- SPOR[İng. SPORT] ile SPOR[Fr. SPORE < Yun.]
( Bedeni ya da zihni geliştirmek amacıyla kişisel ya da toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü. | Kullanışı rahat, kolay olan. İLE Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. | tek hücreli hayvanların, çok özelleşmiş olan üreme gözesi. )
- SPOR ile/değil FUTBOL
( Futbol, "spor yanı"nın olmasının ötesinde, daha çok, toplumları gütme aracı kullanıldığından, spor olmaktan çok fazla uzaklaşmıştır. )
- SPOR = SPORT[İng., Fr., Alm., İt.] = DEPORTE[İsp.]
- SPORADİK/SPORADIC[İng.] değil/yerine/= TEK TÜK
- SPORCU ile SUSPANSİYON
- SPORE[İng.] / SPORE[Fr.] ile/değil/yerine/= SPOR
- SPOT DISTORTION[İng.] / DÉFORMATION DE LA TACHE[Fr.] / FLECKVERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK BOZULMASI
- SPREAD OF DATA[İng.] ile/değil/yerine/= VERİLERİN DAĞILIMI
- SPREY[İng. SPRAY] değil/yerine/= PÜSKÜRTÜCÜ
( Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı. | Püskürtücü. )
- SPS/HEALTH PROFILE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK PROFİL DÜZENİ
- SPUR[İng.] değil/yerine/= MAHMUZ | MAHMUZSU
- SQL/STRUCTURED QUERY LANGUAGE[İng.] değil/yerine/= YAPILANDIRILMIŞ SORGU DİLİ
- SQUARE PLANAR[İng.] ile/değil/yerine/= KARE DÜZLEM
- SQUARE WAVE POLAROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= KARE DALGA POLAROGRAFİSİ
- SRT/STEROTAKTİK RADYOTERAPİ STEREOTACTIC RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= STEROTAKTİK IŞIN SAĞALTIMI
- SS-CHLOROPROPIONITRILE[İng.] ile/değil/yerine/= SS-KLOROPROPİONİTRİL
- SS-LACTAM ANTIBIOTICS[İng.] ile/değil/yerine/= SS-LAKTAM ANTİBİYOTİKLERİ
- SSD/SOLİD STATE DISK[İng.] değil/yerine/= KATI HAL SÜRÜCÜSÜ
- SSL/SECURE SOCKET LAYER[İng.] değil/yerine/= GÜVENLİ SOKET KATMANI
- ST ELMO'S FIRE[İng.] ile/değil/yerine/= ST ELMO KIVILCIMI
- ST. VENANT'S EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= ST.VENANT DENKLEMİ
- STABIL/STABLE[İng.] ile/değil/yerine/||/=/<> KARARLI | DEĞİŞMEZ | DENGELİ | SABİT
- STABILITE/STABILITY[İng.] değil/yerine/= DENGELİLİK
- STABILITY CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= KARARLILIK SABİTİ
- STABİLİZASYON/STABILIZATION[İng.] değil/yerine/= DENGELEME
- STABILIZATION ENERGY[İng.] ile/değil/yerine/= KARARLILIK ENERJİSİ
- STABİLİZATÖR/STABILIZER[İng.] değil/yerine/= DENGELEYEN
- STABILIZER[İng.] / STABILISATEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI HALE GETİRİCİ
- STABILOMETRE/STABILOMETER[İng.] değil/yerine/= DENGE ÖLÇER
- STABILOMETRİ/STABILOMETRY[İng.] değil/yerine/= DENGE ÖLÇÜMÜ
- STABLE CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT STABLE[Fr.] / BESTÄNDIGER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARLI DEVRE
- STABLE STATE[İng.] / ETAT STABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI HAL
- STAGE[İng.] değil/yerine/= EVRE
- STAI/STATE-TRAIT ANXIETY INVENTORY[İng.] değil/yerine/= DURUM-SÜREKLİ KAYGI DÖKÜMÜ
- STAINLESS/CHROMIUM STEEL[İng.] / NICHTBESTAND STAHL, ROSTFREIERSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= PASLANMAZ ÇELİK, KROM ÇELİĞİ
- STAJ[Fr./İng. STAGE] değil/yerine/= ÇIRAKLIK
( Herhangi bir meslek edinecek olan kimsenin geçirdiği uygulamalı öğrenme dönemi. | Birinin, meslek bilgisini artırmak için bir kurumun bir ya da birçok bölümünde çalışarak geçirdiği dönem. )
(1996'dan beri)