Bugün[02 Nisan 2026]
itibarı ile 23.947 başlık/FaRk ile birlikte,
23.947 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(62/97)


- MUTAJENİTE/MUTAGENICITY[İng.] değil/yerine/= GEN DEĞİŞTİRICİLİK


- MUTANT METAL[İng.] ile/değil/yerine/= MUNT ET METALİ


- MUTANT[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMİŞ GEN


- MUTAROTATION[İng.] / MUTAROTATIA, MUTAROTATION[Fr.] / MUTARATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTARATASYON


- MUTASYON[İng. MUTATION] ile/||/<> BEKÇİ GENLER[İng. CARETAKER GENE] ile/||/<> BİLEŞİK HETEROZİGOT[İng. COMPOUND HETEROZYGOT] ile/||/<> ÇERÇEVE KAYDIRICI MUTASYON[İng. FRAMESHIFT MUTATION] ile/||/<> ÇOKLUPARMAK (POLİDAKTİL)[İng. POLYDACTYLY]

( Bir organizmanın nükleik asit dizisinde meydana gelen, dış etkenlere bağlı ve/veya rastlantısal olarak meydana gelen değişikliklerin tümü. Mutasyonların %70-90 arası nötr etkiye sahip ve canlıda herhangi bir ani değişim yaratmaz. %8-25 arası ani zararlı etkiler doğurur, %2-5 civarı ise ani yararlı etkilere sahip. @@ İnaktif hale getirildiğinde direkt olarak tümörleri teşvik etmeyen bir gen sınıfı; Bunun yerine, inaktivasyonu genetik dengesizliklerle sonuçlanır ve tüm genleri etkileyen mutasyon oranının artmasına neden olur. BRCA1 ve BRCA2 bekçi genlerin örnekleridir. @@ Bileşik homozigotluk, belirli bir gen lokusunda iki ya da daha fazla sayıda farklı mutasyonlara uğramış alellerin bulunması durumudur. @@ Genetik kodun içerisine 3 ya da 3'ün katlarından farklı sayıda kodun eklenmesi ya da çıkması sonucunda, kodun okunmasında meydana gelen şablon kayması tipi mutasyonlardır. Çoğunlukla yepyeni özelliklerin üretilmesine neden olur ya da ciddi sorunlar doğurur. @@ Genetik mutasyon ile el ve ayak parmak sayısının normalin üzerinde olmasına denir. Şimdiye kadar bir insanda görülmüş en fazla parmak sayısı, 34 adet parmak ile Akshat Saxena'nın parmak sayısıdır. Saxena'nın ellerinde 7'şer tane, ayaklarında 10'ar tane parmak bulunur. Aşağıda, bir görseli verilmiştir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MUTASYON ile PERMUTASYON


- MUTATION-SELECTION BALANCE[İng.] değil/yerine/= MUTASYON-SEÇİLİM DENGESİ

( Bir alelin mutasyonlar sebebiyle yeni kopyalarının yaratılmasıyla, seçilim nedeniyle var olan kopyalarının elenmesi arasındaki hızın eşit olması durumu. Alel, bu sayede popülasyon içinde dengede kalabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MUTÇULUK = İSTİSADİYE = EUDAEMONISM[İng.] = EUDÉMONISME[Fr.] = EUDÄMONISMUS[Alm.] = EUDAIMONISMOS[Yun.]


- MÜTEALİYE[Ar.]/TRANSANDANTALİZM[İng..] değil/yerine/= DENEY ÜSTÜCÜLÜK/AŞKINCILIK


- MÜTÊBAHHİR[Osm.] / EVAPORATOR, VAPORIZER[İng.] / ÉVAPORATEUR[Fr.] / EINDAMPFGERÄT, VERDAMPFER[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞTIRICI


- MÜTECANİS[Osm.] / HOMOGENEOUS[İng.] / HOMOGÉNE[Fr.] / HOMOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRDEŞ/HOMOJEN


- MÜTEDEYYİN[Ar.]/RELIGIOUS[İng.] değil/yerine/= DİNDAR/KÖNECİL

( ILIMLI (İNSAN) | DİNDAR. | DİN İLE GÖREVLİ. | BORÇLU OLAN )


- MUTEDİL[Osm.] / NEUTRAL[İng.] / NEUTRE[İng./Fr.] ile/değil/yerine/= NÖTR, NÖTÜR


- MÜTEHAVVİL[Ar.]/PARAMETRE[Fr./İng. < PARAMETER] ile DEĞİŞKEN


- MUTENA[Ar.]/MÜMTAZ[Ar.]/GÜZİDE[Fars.]/ELİT[Fr./İng. < ELITE] değil/yerine/= ÖZENİLMİŞ | SEÇİLMİŞ, SEÇKİN, BEĞENİLMİŞ, ÖNEMLİ | AYRI/ÜSTÜN


- MÜTENASİP[Osm.] / PROPORTIONAL[İng.] / PROPORTIONAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ORANTILI


- MÜTENÂVİB CEREYAN[Osm.] / ALTERNATING CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN AKIM


- MÜTENÂVİB TEVETTÜR[Osm.] / ALTERNATING VOLTAGE[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN GERİLİM


- MÜTENAVİP[Ar.]/ALTERNATİF[İng.] değil/yerine/= SEÇENEK, ALMAŞIK


- MÜTENAZİR[Osm.] / SYMMETRIC, SYMMETRICAL[İng.] / SYMÉTRIQUE[Fr.] / SYMPTOMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKIŞIK, SİMETRİK


- MÜTERÂDİF[< RİDF]/SİNONİM[İng.] değil/yerine/= EŞANLAMLI

( TERÂDÜF EDEN, BİRBİRİNİN ARDI SIRA GİDEN | YAZILIŞI AYRI, ANLAMI BİR OLAN, ANLAMDAŞ [İng., Fr. SYNONYME] )


- MÜTEVAZI ile MÜTEVAZI EŞYALAR ile TEVAZU


- MUTFAK ile/||/<> İŞLİK/ATÖLYE ile/||/<> GARAJ[İng. < GARAGE] ile/||/<> LABORATUVAR[Fr. < LABORATOİRE]


- MUTILASYON/MUTILATION[İng.] değil/yerine/= SAKATLAMA


- MUTİZM/MUTISM[İng.] değil/yerine/= KONUŞMAZLIK


- MUTLAK (KAVRAMLAR) ile/ve/değil EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK (KAVRAMLAR)

( Birbirinden ayrılamayan kavramların didişmesi. )


- MUTLAK EŞİK DEĞERLERİNDE:
GÖRME ile/ve İŞİTME ile/ve TAT ALMA ile/ve KOKU ALMA(ŞAMME[Ar.], ODORAT[Fr.], SMELL[İng.]) ile/ve DOKUNMA

( Karanlık bir gecede 50 km.'den bir mum ışığı. İLE/VE Sessiz bir ortamda 5 metreden bir kol saatinin işleyişi. İLE/VE Sekiz litrelik bir suda bir çay kaşığı şeker. İLE/VE Altı odalı büyük bir evde bir damla esans. İLE/VE Bir santimetre yükseklikten yüzüne düşen bir sineğin kanadı. )


- MUTLAK/LIK ile DOĞRU/LUK

( Doğruluk ve eylemin birliği! )


- MUTLAK/LIK ile/ve KESİN/LİK


- MUTLAK ile/ve ADÂLET


- MUTLAK ile/ve DEĞİŞMEZ


- MUTLAK ile/ve İLKE

( Göreliliği, birliğe getiren ilke. İLE/VE ... )

( MUTLAK: ZAMAN VE MEKÂN ÜSTÜ )

( MUTLAK: Değişenlerin, ilkeleri. )


- MUTLAK ile İNAK


- MUTLAK ile MUTLAK ADRES ile MUTLAK CEHALET ile MUTLAK VEKALETNAME ile MUTLAK KURAL ile MUTLAK DEĞER ile KESİNLİKLE


- MUTLAKA ile BİR ŞEKİLDE


- MUTLU BİR ŞEKİLDE ile MUTLULUK


- MUTLU ile/ve/<> MEMNUN

( Başarının sırrı nedir bilmiyorum fakat başarısızlığın sırrı herkesi memnun etmeye çalışmaktır. )


- MUTLU ile MUTLU SONUÇ ile MUTLU GÜN ile MUTLU GİT ŞANSLI ile MUTLU HAYAT ile MUTLU YILLAR


- MUTLULUK ARAYIŞI değil/yerine MUTLULUK

( Mutluluğa engel olan şey, mutluluk arayışıdır. )

( Mutluluk, kelebek gibidir. Biz yakalamaya çalıştıkça, o kaçar. Ne zaman ki, dikkatimizi başka şeylere veririz, ancak o zaman gelip omzumuza konar. )


- MUTLULUK ile/ve GÜÇ


- MUTLULUK ile/ve/değil HUZUR

( Kişi/insan her zaman için mutluluktur fakat asla mutluluk sahibi değildir. )

( Her şeyden çok iç huzuruna gereksiniminiz var -ki bu iç ve dış arasındaki uyumu gerektirir. )

( Huzurlu olmadıkça gerçeği göremezsiniz. )

( Eğer huzur istiyorsanız o yolda çaba göstermelisiniz. )

( İçindeki huzur kişinin felâketlere daha çabuk karşı gelmesini sağlar. )

( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )

( Omurgayı hiçbir eylem rahatsız etmediğinde, huzursuz zihin yavaş yavaş rahatlar. )

( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )

( Ne tür bir huzur? İstediğinize sahip olmanın huzuru mu, yoksa sahip olmadığınızı istememenin huzuru mu? )

( EUDAIMONIA ile/ve/değil ... )

( Takmadığın kadar. İLE/VE/DEĞİL Boşverdiğin kadar. )

( One is always bliss, but never blissful.
You cannot see the true unless you are at peace.
If you want peace you must strive for it.
What kind of peace is it? The peace of having what you want, or not wanting what you do not have? )


- MUTLULUK = SAADET = HAPPINESS[İng.] = BONHEUR, FELICITÉ[Fr.] = GLÜCK[Alm.] = FELICITAS[Lat.] = FELICIDAD[İsp.]


- MUTLULUK ile/ve/> VERİMLİLİK


- MÜTTEFİK KUVVETLER ile İTTİFAK ile MÜTTEFİK ile MÜTTEFİKLER


- MUTUAL ADMITTANCE[İng.] / GEGENSEITIGER ADMITTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI ADMİTANS


- MUTUAL CAPACITANCE[İng.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI SIĞA


- MUTUAL CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE MUTUELLE[Fr.] / GEGENSEITIGE CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI KARAKTERİSTİK


- MUTUAL CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIBILITÉ MUTUELLE[Fr.] / GEGENSEITIGE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI İLETKENLİK


- MUTUAL IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE MUTUELLE[Fr.] / GEGENSEITIGE IMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI EMPEDANS


- MUTUAL INDUCTANCE[İng.] / INDUCTANCE MUTUELLE[Fr.] / GEGENINDUKTÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI İNDÜKTANS


- MUTUAL INDUCTION[İng.] / INDUCTION MUTUELLE[Fr.] / GEGENSEITIGE INDUKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI İNDÜKLEME


- MUTUALISM[İng.] değil/yerine/= MUTUALİZM

( Genellikle iki ayrı türden olan, iki ayrı bireyin, birbirleriyle olan etkileşimlerinden ikisinin de faydalanması durumu.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MUVAZENE ŞARTI[Osm.] / EQUILIBRIUM CONDITION[İng.] / CONDITION D'ÉQUILIBRE[Fr.] / GLEICHGEWICHTSBEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE KOŞULU


- MUVÂZENE TEMİN ETME[Osm.] / EQUALIZATION[İng.] / BALANCER, ÉGALISATION[Fr.] / AUSGLEICHUNG, GLEICHSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENKLEŞTİRME


- MUVÂZENE-İ MÂYİAT[Osm.] / HYDROSTATICS[İng.] / HYDROSTATIQUE[Fr.] / HYDROSTATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROSTATİK


- MUVÂZENE, TEVÂZÜN[Osm.] / EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE[Fr.] / BALANCE, GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE


- MUVÂZENE[Ar.]/BALANS[Fr., İng. < BALANCE] değil/yerine/= DENGE


- MUVÂZİ[Osm.] / PARALLEL[İng.] / PARALLÈLE[Fr.] / PARALLEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALEL


- MÜVELLİD-ÜL HÜMÛZA[Osm.] / OXYGEN[İng.] / OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN


- MÜVELLİD-ÜL MA[Osm.] / HYDROGEN[İng.] / HYDROGÈNE[Fr.] / WASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN


- MÜVELLİD[Osm.] / GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR[Fr.] / GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜRETEÇ, JENERATÖR


- MÜVELLİDULHUMUZALI SU[Osm.] / HYDROGEN PEROXIDE, HYDROGEN DIOXIDE, OXYGEN WATER[İng.] / EAU OXYGÉNÉE, EAU OXYGÉNÉ[Fr.] / WASSERSTOFFSUPEROXYD, WASSERSTOFFPEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN PEROKSİT, OKSİJENLİ SU


- MUZ ile EBEKE

( ... İLE Filipinler'de yetişen bir muz. )

( Muz bitkisinin yaşamı 5 yıldır. )

( Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, birçenekli, çok yıllık bir bitki.[ağaç değildir!] | Bu bitkinin, kendine özgü, hoş kokulu, tatlı, besleyici, kalın kabuklu, uzun meyvesi. İLE ... )


- MUZÂDD-İ NESNE[Osm.] / ANTIMATTER[İng.] / ANTIMATIÈRE[Fr.] / ANTIMATERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NESNE


- MUZÂDD-İ TANÎN[Osm.] / ANTIRESONANCE[İng.] / ANTIRÉSONANCE[Fr.] / GEGENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT REZONANS


- MUZÂDD-İ UKDE[Osm.] / ANTINODE[İng.] / ANTINŒUD[Fr.] ile/değil/yerine/= KARŞIT DÜĞÜM


- MÜZİK KONSERİ değil KONSER[Fr., İng. < CONCERT]/DİNLETİ


- MÜZİK ve/<> MİMARLIK

( [temelinde] Zaman. VE/<> Mekân. )

( Akan mimarlık. VE/<> Taşlaşmış/donmuş müzik.[Architektur ist erstarrte Musik.] )


- MÜZİK = MÛSİKÎ = MUSIC[İng.] = MUSIQUE[Fr.] = MUSIK[Alm.] = MUSICA[İt.] = MÚSICA[İsp.]


- MÜZİKAL[Fr.] ile MÜZİKHOL[İng.]

( Müzikle ilgili. | Müzik eşliğinde sergilenen, film ya da tiyatro oyunu. İLE Fon müziğinden yararlanılarak eğlenceli, fantezi oyunların oynandığı yer. )


- MÜZİSYEN ile VİRTÜÖZ


- MÜZİSYEN ile VİRTÜÖZ


- MÜZMİN[Ar.]/CHRONIC[İng.]/KRONİK[Fr.] değil/yerine/= SÜREĞEN/SÜREGEN

( Ne kadar süreceği belirli olmaksızın sürüp giden. | Uzun zamandan beri süren. | Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık). )


- MW/MICROWAVE[İng.] değil/yerine/= MİKRODALGA


- MYA (MILLION YEARS AGO)[İng.] değil/yerine/= MYÖ (MİLYON YIL ÖNCE)

( Türlerin yaşadıkları dönemleri ya da jeolojik zamanların günümüzden kaç milyon yıl önce olduğunu anlatmak için kullanılan bir kısaltmadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MYCOPROTEIN[İng.] ile/değil/yerine/= MUKOPROTEROLLER


- MYOSIN[İng.] / MIOZYNA[Fr.] / MYOSIN[Alm.] ile/değil/yerine/= MİYOSİN


- MYRICA OIL[İng.] / MYRICA FETT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEFİNE YAPRAĞI YAĞI


- MYRMECOPHYTES[İng.] değil/yerine/= MİRMEKOFİT

( Sağkalım için, mutualist bir ilişki içinde bulunduğu avcı karıncalara oldukça ya da bütünüyle muhtaç olan bitkiler (Yunanca murmēx- “karınca” ve phuton- “bitki” demektir.).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MYRON[İng.] / MYRCE'NE[Fr.] / MYRCEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MİRSEN


- MYS/MODEL MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= MODEL YÖNETİM DÜZENİ


- MYSOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= MİZOFOBİ

( Mikrop korkusu olarak bilinen, Yunancada "kirlilik" anlamına gelen μύσος ("musos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- N-BUTYL ETHER[İng.] / ETHER BUTYLIQUE NORMAL[Fr.] / N-BUTYLÄTTER[Alm.] ile/değil/yerine/= N-DİBÜTİL ETER


- N-BUTYLAMINE[İng.] / N-BUTYLAMINE[Fr.] / N-BUTYLAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= N-BÜTİLAMİN


- N-BUTYLCHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE N-BUTYLE[Fr.] / PRIM. BUTYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= N-BÜTİLKLORÜR


- N-CHANNEL[İng.] / CANAL DE N[Fr.] / N-KANAL[Alm.] ile/değil/yerine/= N-KANALI


- N-CHLOROSUCCINIMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= N-KLOROSÜKSİNİMİT


- N-ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON N[Fr.] / N-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= N ELEKTRONU


- N-METHYLANILINE[İng.] / N-ANILINE DE MÉTHYL[Fr.] / N-METHYLANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= N-METİL ANİLİN


- N-UNIT[İng.] / UNITÉ N[Fr.] / N-EINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= N BİRİMİ


- NA/NOMINA ANATOMICA[İng.] değil/yerine/= NABIZ PULSE VURU


- NAAL OIL[İng.] / NAAL OEL[Alm.] ile/değil/yerine/= NAAL YAĞI


- NABIZ[Osm.] / PULSE[İng.] / POULS[Fr.] / IMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE


- NABLA[İng.] / NABLA[Fr.] ile/değil/yerine/= NABLA


- NADİREN ile YERİ GELDİĞİNDE


- NAFTOLENS[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTOLENLER


- NAHİV[Ar.]/SENTAKS[Fr., İng.] değil/yerine/= SÖZ DİZİMİ


- NAHOŞ ile FELAKET


- NAILAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= NİYALAMİT


- NAKİL[Osm.] / CONDUCTION, TRANSMISSION[İng.] / CONDUCTION, TRANSMISSION[Fr.] / LEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİM


- NÂKİLİYET-İ ZÂTÎ[Osm.] / SPECIFIC CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL İLETKENLİK


- NÂKİLİYET[Osm.] / TRANSMISSIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİLİRLİK


- NAKL-İ HARÂRET[Osm.] / CONVECTION[İng.] / CONVECTION[Fr.] / KONVEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM, KONVEKSİYON


- NAKLEDEN, NAKLETMEK[Osm.] / CONDUCTOR, CONDUCTANCE, CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTEUR, CONDUCTIBILITÉ[Fr.] / LEITER, LEITFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKEN/LİK


- NAKLETMEK, NAKLEDEN[Osm.] / TO CONDUCT, CONDUCTANCE, CONDUCTIVITY, CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTIBILITÉ, CONDUCTEUR[Fr.] / LEITEN, LEITFÄHIG, LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETMEK, İLETKEN, İLETKENLİK


- NAKRITE[İng.] ile/değil/yerine/= NAKRİT


- NÂKUS[Osm.] / MINUS, NEGATIVE[İng.] / MOINS, NÉGATIF, NÉGATIVE[Fr.] / MINUS[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİ, OLUMSUZ


- NÂLE[Fars.], MOAN[İng.] değil/yerine/= İNLEME


- NALIDIXIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= NALİDİKSİK ASİT


- NALORPHINE HYDROCHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= NALORFİN HİDROKLORÜR


- NALOXONE HYDROCHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= NALOKSON HİDROKLORÜR


- NAM/NATIONAL ACADEMY OF MEDICINE[İng.] değil/yerine/= ULUSAL TIP AKADEMISİ


- NAMAZGÂH ile NAMAZGÂH ile NAMAZGÂH

( 1786'da, Sultan II. Mahmud'un annesi Nakşıdil Sultan tarafından. İLE 1642'de, Sadrazam Gürcü Mehmet Paşa tarafından. İLE 1812'de, Sultan II. Mahmud'un eşi Nevfidan Sultan tarafından. )


- NÂMİHRAK[Osm.] / AFOCAL[İng.] / AFOCAL[Fr.] / OHNE FOKUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAKSIZ


- NAND CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT NAND[Fr.] ile/değil/yerine/= NAND DEVRESİ


- NANDININE[İng.] ile/değil/yerine/= NANDİNİN


- NANDROLONE PHENYLPROPIONATE[İng.] ile/değil/yerine/= NANDROLON FENİLPROPİONAT


- NANE ile/ve/<> KEKİK


- NANKÖR ile NANKÖR OLMAK ile YAĞMA ile NANKÖRLÜK


- NANO-[İng.] / NANO[Fr.] / NANO[Alm.] ile/değil/yerine/= NANO-


- NANO-[İng.] değil/yerine/= NANO-

( Milyarda bir anlamına gelen bir birim ön ekidir. "n" ile gösterilir ve 10⁻⁹'a eşdeğerdir. Son derece küçük ölçekli yapıları ifade etmek için kullanılır. Örneğin, nanosaniye saniyenin milyarda birine eşitken; nanometre ise metrenin milyarda birine eşittir. Bilimde ve elektronikte zaman ile uzunluk birimlerinin ön eki için yaygın olarak kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NANOELECTRONICS[İng.] / NANOÉLECTRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= NANOELEKTRONİK


- NANOGEN[İng.] ile/değil/yerine/= NANOGEN


- NANOMETER[İng.] / NANOMETRE[Fr.] / NANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= NANOMETRE


- NANTOKITE[İng.] ile/değil/yerine/= NANTOKİT


- NAPALIN[İng.] ile/değil/yerine/= NAPALİN


- NAPALITE[İng.] ile/değil/yerine/= NAPALİT


- NAPALM[İng.] ile/değil/yerine/= NAPALM


- NAPELLINE[İng.] ile/değil/yerine/= NAPELİN


- NAPHAZOLINE NITRATE[İng.] ile/değil/yerine/= NAFAZOLİN NİTRAT


- NAPHSULTONE[İng.] ile/değil/yerine/= NAFSULTON


- NAPHTENS[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTENLER


- NAPHTHA[İng.] / NAPHTA[Fr.] / NAPHTHA[Alm.] ile/değil/yerine/= NAFTA


- NAPHTHACENE[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTASEN


- NAPHTHALDEHYDE[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTALDEHİT


- NAPHTHALENE[İng.] / NAPHTHALÈNE, NAPHTALINE[Fr.] / NAPHTHALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= NAFTALİN


- NAPHTHALIZE[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTALİNLESTİRMEK


- NAPHTHANES[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTENİKLER


- NAPHTHIONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTİYONİK ASİT


- NAPHTHISODIAZINE[İng.] ile/değil/yerine/= NAFTİZODİAZEPİN


- NARATOR[İng. < NARRATOR] değil/yerine/= ANLATICI


- NARBÜLBÜLÜ/ARDIÇKUŞU(TURDUS PILARIS[Lat.], ROBIN[İng.], Avrupa ve Asya ormanlarında yaşar.) ile/ve BAYIR KUŞU ile/ve ÇALI KUŞU ile/ve ÇAMURCUN ile/ve DALGIÇ KUŞU ile/ve DEVEKUŞU ile/ve FIRTINA KUŞU ile/ve GELİNKUŞU[Lat. OTOCORIS PENCILLATUS] ile/ve İNCİRKUŞU[Lat. ANTHUS TRIVIALIS] ile/ve İSHAK KUŞU/BATAKLIKBAYKUŞU[Fars. ŞEB-ÂVÎZ][ayağından asılarak başaşağı sarkar ve öter] ile/ve KARDİNALKUŞU ile/ve KARİYAMA(Güney Amerika'da) ile/ve KAŞIK GAGA ile/ve KAŞIKCI KUŞU ile/ve KEDİKUŞU ile/ve KELAYNAK[Sadece bu üç yerde: BİRECİK-URFA, FAS, PALMİRA ÇÖLLERİ-SURİYE][Lat. GERONTICUS EREMITA]17 Şubat, Birecik'te, Kelaynak Günü'dür! ile/ve KUYRUKKAKAN[Afrika ile/ve Asya'da][Lat. SAXICOLA] ile/ve MALURUS[Avustralya'da] ile/ve MAMO[Hawaii'de] ile/ve MANAKİN[Amerika'da] ile/ve MİNO[Asya'da] ile/ve MOA ile/ve MOHO ile/ve MUHABBET KUŞU ile/ve ÖRÜMCEK KUŞU[Lat. LANIUS] ile/ve TARLA KUŞU ile/ve YAĞMUR KUŞU ile/ve ALICI KUŞ ile/ve BOĞMAKLI KUŞ ile/ve MAKARALI KUŞ ile/ve SAKSAĞAN(AK'AK[Ar.], PÎSE[Fars.], PICA PICA[Lat.]) ile/ve SAKARMEKE ile/ve SIĞIRCIK(MÜRG-İ ZÎREK/ZÎREK-SÂR, LÂLESAR[Fars.], STURNUS VULGARIS[Lat.]) ile/ve İBİBİK, ÇAVUŞ KUŞU, HÜDHÜD[çoğ. HEDÂHİD][HÛC-I HÜDHÜD:
İbibik ibiği.](EBÜRREBÎ', UPUPA EPOPS[Lat.]) ile/ve ÖZKUŞU ile/ve PAPUÇGAGA[Afrika'da] ile/ve POTU(Güney Amerika'da) ile/ve POYRAZKUŞU ile/ve SUBAKALI ile/ve TORGU ile/ve TURAKO/MUZCUL(Afrika'da yaşar.) ile/ve UZUNBACAK ile/ve ÜVEYİK(TURTLE DOVE[İng.], STREPTOPELIA TURTUR[Lat.]) ile/ve YEŞİLBAŞ

( Kolombiya'da, dünyadaki tüm ülkelerdeki kuş türlerinden daha fazla kuş türü bulunur. )


- NARSİSIST/NARCISSIST[İng.] değil/yerine/= ÖZSEVER


- NASH EQUILIBRIUM[İng.] değil/yerine/= NASH DENGESİ

( Oyun teorisinde bir tarafın karşı tarafın seçimini bildiği için stratejisini değiştirmek istemediği özel durum. Yani birinci taraf, ikinci tarafın seçimini göz önünde bulundurarak kendi seçimini belirler. Adını Amerikalı matematikçi ve iktisatçı John Forbes Nash'ten alır. Nash dengesinin görüldüğü en meşhur sistemlerden biri mahkûm ikilemidir. Mahkûm ikileminde her ne kadar tek bir nash dengesi olsa da farklı sistemlerde birden fazla bulunabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NASIL? ile NE KADAR?


- NASIL ile NE KADAR KÖTÜ ile NASIL OLUR ile NE KADARDIR ile KAÇ TANE ile KAÇ KEZ ile NE KADAR ile NE KADAR TUHAF ile NE SIKLIKTA ile NE KADAR TUHAF ile NE KADAR ŞAŞIRTICI ile NE KADAR HARİKA


- NASIR ile NASIRLI


- NATIONAL CENTER FOR BIOTECHNOLOGY INFORMATION[İng.] değil/yerine/= ULUSAL BİYOTEKNOLOJİ BİLGİ MERKEZİ (NCBİ)

( 1988 yılında Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün bir kolu olarak Moleküler Biyoloji Bilgi Araştırma Merkezi olarak kuruldu. Özellikle genetik bilimciler ve moleküler biyologların araştırma yaparken en fazla kullandığı sitelerden biridir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NATURAL ANTENNA FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ANTEN SIKLIĞI


- NATURAL CONVECTION[İng.] / CONVECTION NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL TAŞINIM/KONVEKSİYON


- NATURAL FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL SIKLIK


- NATURAL NUMBERS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL SAYILAR

( 0'dan başlamak üzere sonsuza kadar giden pozitif tam sayılar. N\NN sembolüyle gösterilir. Gösterimi şu şekildedir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NATURAL PERIOD[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DÖNEM


- NATURAL PHILOSOPHY ile/ve/değil NATURAL SCIENCE


- NATURAL RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL REZONANS


- NATURAL URANIUM REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM REAKTÖRÜ


- NATURAL URANIUM[İng.] / URANIUM NATUREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM


- NATURAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DALGA BOYU


- NATURALISM[İng.] değil/yerine/= NATÜRALİZM

( Her şeyin doğal nedenlerden ve sebeplerden kaynaklandığını, her türlü doğaüstü ve ruhani açıklamaların yanlış olduğunu ya da görmezden gelinebileceğini ileri süren felsefi tutumdur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NAVIER-STOKES EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE NAVIER-STOKES[Fr.] ile/değil/yerine/= NAVİER-STOKES DENKLEMİ


- NAVİGASYON/NAVİGATION[İng.] değil/yerine/= YOL BUL, SEYİR


- NAZ ile CİLVE

( Fazla naz, âşık usandırır. )


- NAZİK ile NAZİK SEKS ile KİBARLAR ile BEYEFENDİ ile CENTİLMENCE ile NEZAKET ile BEYEFENDİ


- NCD/NONCOMMUNICABLE DISEASE[İng.] değil/yerine/= BULAŞICI OLMAYAN SAYRILIK


- NE BULA?(") ile/değil BULUTSU/NEBULA[İng.]

( O, neyi bulabilir? @@ Uzayda gaz ve toz bulutu. )


- NE DEDİĞİ(Nİ ANLAMAK) ile NE DEMİŞ OLABİLECEĞİ(Nİ ANLAMAK)


- NE OLDUĞU/N ile/ve/<>/değil/yerine NE OLMADIĞI/N

( Bize ancak ne olmadığımız söylenilebilir. )

( Ne olmadığımızı bilme yoluyla gerçek kimliğimizi tanırız. )

( By knowing what we are not, we come to know ourselves.
The way back to ourselves is through refusal and rejection.
Can only tell us what we are not.
By knowing what we are not, we come to know ourselves. )

( Aslımıza geri dönüş yolu, reddetme ve geri çevirmeden geçer. )


- NE OLURSA OLSUN ile SOLUNAMAZ ile SORUMSUZ


- NE VAROLANI ile/ve/<> KİM VAROLANI

( İnsan dışındaki herşey. İLE/VE/<> İnsan. )


- NE YAPABİLİRİM? ve/> NASIL YAPABİLİRİM?

( Kişinin, kendine sorabileceği en temel sorulardır! )


- NE YAPACAĞINI BİLMEK
ile/ve/değil/yerine/<
NE YAPMAYABİLECEĞİNİ/YAPMAYACAĞINI! BİLMEK !!!

( Ne yapman gerektiğinden çok, önce ne yapmaman gerekiğini bil, yeter. Çoğu zaman ne yapman gerektiğini bilemeyebilirsin, fakat ne yapmaman gerektiğini her zaman çok iyi bilebilirsin. )

( İsabet ve kesinlik tutturulamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< İsabet ve kesinlik üzerinedir, kolaylıkla sağlanabilir, tamamen uzlaşımsal ortak bir hareket noktası sunabilir. )

( Kendini gerçekleştirmiş, saygın ve önemli birine sormuşlar:
Nasıl bu noktaya geldiniz?
Yakınlarında bulunan bir kişiyi göstererek, herşeyi ondan öğrendiğini söylemiş.

Çevresindekiler hayret içinde ve inanamayarak demişler ki:
Nasıl olur? O işaret ettiğiniz kişi, her türlü, düzenbazlığı, yalanı, rezilliği yapan biridir.

Yanıt: Heh işte!
O ne yaptıysa ben yapmadım! )

( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA!
Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

( Irmağın derinliği, iki ayakla birden ölçülmez! )

( Bilme sanatı, neyi gözardı edeceğini bilmektir. )

( )


- NE? ile/ve KİM?

( "Ne?", doğa yasalarıyla bilinebilir. Ya "Kim?" )


- NE? ve/||/<>/>/< NASIL? ve/||/<>/>/< NEDEN? ve/||/<>/>/< NİÇİN?

( Hangi şey? VE/||/<>/>/< Ne asıl? VE/||/<>/>/< Ne'den? VE/||/<>/>/< Ne için? )

( Evren/doğa/nesne/insan. VE/||/<>/>/< Bilim. VE/||/<>/>/< Felsefe/Sanat. VE/||/<>/>/< Sanat/Felsefe. )

( Nedir sorusu, metafizik bir sorudur. )

( "What is?" question is metaphysical question. )

( Cosmos/nature/matter/human. VS./AND/||/<>/>/< Science. VS./AND/||/<>/>/< Philosophy/Art. VS./AND/||/<>/>/< Art/Philosophy. )


- NEAR INFRARED RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE INFRAROUGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN KIZILÖTESİ IŞINIM


- NEAR-ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE ULTRAVIOLET[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN MORÖTESİ IŞINIM


- NEBAT[Osm.] / PLANT[İng.] / PFANZZE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİTKİ


- NEDEN-ETKİ ile/ve/değil EYLEM-AMAÇ


- NEDEN?(NE'DEN?) ile NASIL?(NE ASIL?)["NASI" değil!]

( Bilimin sorularıdır. )

( Önemli[öncelikli] olan, neyi yaşadığınız değil nasıl yaşadığınızdır. )


- NEDEN? ile NİÇİN?

( Ne'den? İLE Ne için? )


- NEDEN? ile/<> NİÇİN?

( Ne'den? İLE Ne için? )

( Hangi şey? VE Ne asıl? VE Ne'den? VE Ne için? )

( Nedir sorusu, metafizik bir sorudur. )

( Her biri bir ötekinin nedenidir. )

( ŞERAİT ile/ve/<> ŞERİAT )

( ... İLE Neden, sebep, vesile. | Eksik, noksan, kusur, garaz. | Yalandan özür. )

( Çocuk sorusu. İLE/VE Yetişkin sorusu. )

( "Ne?", doğa yasalarıyla bilinebilir. Ya "Kim?" )

( Felsefe ve din alanının sorularıdır. )

( Ne'den? İLE Ne için? )


- NEDEN/SEBEP/MÜSEBBİB ile VESİLE


- NEDEN/SEL/LİK ile/ve GEREKÇE/Lİ/LİK

( [durumdan/olaydan] Önce. İLE/VE Sonra. )


- NEDEN ile BAĞLANTI


- NEDEN ile BAHÂNE[Fars.]

( ... İLE Neden, sebep, vesile. | Eksik, noksan, kusur, garaz. | Yalandan özür. )


- NEDEN = İLLET, SEBEP = CAUSE, REASON[İng.] = CAUSE, RAISON[Fr.] = URSACHE, GRUND[Alm.] = CAUSA, RATIO[Lat.] = CAUSA, RAZON[İsp.]


- NEDEN ile KANIT

( Tek kanıtınız kendinizsiniz. )


- NEDEN ile/ve KENDİNİN NEDENİ

( Hiçbir şey, kendinin nedeni olamaz. )


- NEDEN ile/ve KENDİNİN NEDENİ


- NEDEN ile/ve ÖZGÜR NEDEN


- NEDEN ile TETİKLEYİCİ

( Her şey kendi kendinin nedenidir. )


- NEDENİ ile/yerine/değil NEDENLERİNDEN BİRİ

( Her biri bir ötekinin nedenidir. )


- NEDENİ ile/yerine/değil NEDENLERİNDEN BİRİ


- NEDENLERDEN BİRİNCİSİ ile/ve/değil/yerine NEDENLERDEN BİRİ


- NEDENSEL ile NEDENSELLİK ile NEDEN ile KAYBA NEDEN OLMAK ile SEBEP VE SONUÇ ile RAHATSIZLIĞA NEDEN OLMAK ile GECİKMEYE NEDEN OLMAK ile ZORLUK ÇIKARMAK ile ANLAŞMAZLIĞA NEDEN OLMAK ile RAHATSIZLIĞA NEDEN OLMAK ile RAHATSIZLIK NEDENİ ile RAHATSIZLIK NEDENİ ile İLİŞKİLENDİRMEYE NEDEN OLMAK ile DANS ETMEYE NEDEN OLMAK ile ÇÜRÜMEYE NEDEN OLMAK ile ORTADAN KAYBOLMASINA NEDEN OLMAK ile KAÇMASINA NEDEN OLMAK ile UÇMAYA NEDEN OLMAK ile VEBAYA NEDEN OLMAK ile GÖÇ ETMEYE NEDEN OLMAK ile GEÇMESİNE NEDEN OLMAK ile SALLANMASINA NEDEN OLMAK ile AYAKTA DURMAYA NEDEN OLMAK ile AĞLAMAYA NEDEN OLMAK ile SORUN ÇIKARMAK ile CAUSER ile NEDENLERİ ile ŞÖHRETİN NEDENLERİ ile SEBEP OLMAK ile SORUN ÇIKARMAK ile CAUSİNG TROUBLES


- NEDENSELLİK ile/ve/değil EŞZAMANLILIK


- NEDENSELLİK = İLLİYET = CAUSALITY[İng.] = CAUSALITÉ[Fr.] = KAUSALITÄT[Alm.] = CAUSALITAS[Lat.]


- NEDENSİZ/SEBEPSİZ ile/değil BİR ANDA


- NÉEL TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE NÉEL[Fr.] ile/değil/yerine/= NÉEL SICAKLIĞI


- NEFELOMETRE / NEPHELOMETER[İng.] / NÉPHÉLOMÈTRE, OPACIMÈTRE[Fr.] / NEPHELOMETER, TRÜBUNGSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= BULANIKLIKÖLÇER


- NEFES VEREN ile NEFES VERME ile NEFES VERMEK


- NEFES ile NEFES ALMAK ile NEFES ALMAK ile NEFESSİZ ile NEFES DARLIĞI ile NEFES KESİCİ


- NEFRET ile/ve/> DİKKAT > İLGİ > YAKINLIK


- NEFRET ile NEFRET DOLU


- NEFRET ile/ve/değil/yerine/<> ÖFKE

( Nefretiniz, elektriğe dönüştürülebilseydi, dünyanın tamamını aydınlatırdı. )


- NEFRET ile/değil/yerine/>< SEVGİ

( 3 DEREKE[Cehâletle orantılı olarak] ile/değil/yerine/>< 3 DERECE )

( Kendinden. Yanındakilerden. Onu sevenlerden. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini. Yanındakileri de. Onu sevenleri de. )

( Eden uzaklaşır. >< Yakınlaştırır. )

( Düşmanlarımızdan nefret etmemek gerek. Bu, algılama ve yargılama yetimizi sınırlar. )

( Nefret, başarısızlığa uğramış sevgidir. )

( Ürküp kaçma. | Tiksinme, iğrenme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ... )

( NEFRET-İ TECEDDÜD: Yenilik kaygısı. )


- NEFRON/NEPHRON[İng.] değil/yerine/= BÖBREK BİRİM


- NEFS/KAN ve/> GÖNÜL

( ... VE/> Nefsin imana gelmiş hali. )


- NEGATİF SEÇİLİM[İng. NEGATIVE SELECTION] ile/||/<> SAFLAŞTIRICI SEÇİLİM[İng. PURIFYING SELECTION]

( Silici mutasyonlara karşı olan seçilimdir. "Saflaştırıcı seçilim" olarak da bilinir. @@ Silici mutasyonları eleyecek biçimde olan seçilim sürecidir. Negatif seçilim olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NEGATİF/LİK ile/ve İÇEDÖNÜK/LÜK


- NEGATİF/NEGATIVE[İng.] değil/yerine/= EKSİ | OLUMSUZ | YOK


- NEGATİF ile/ve DEZAVANTAJ


- NEGATIVE BUOYANCY[İng.] değil/yerine/= NEGATİF BATMAZLIK

( Bir cismin sıvı içerisine daldırıldığında cismin yoğunluğunun sıvının yoğunluğundan daha fazla olması durumudur. Negatif kaldırma kuvveti olarak da bilinir. Bu durumda, cisme etki eden yukarı yönlü kaldırma kuvveti, cismin ağırlığından (yani aşağı yönlü yerçekimi kuvvetinden) daha azdır. Arşimet prensibine göre kaldırma kuvveti, cismin sıvı içinde yer değiştirdiği hacme bağlıdır. Kaldırma kuvveti, cismin ağırlığını dengeleyecek kadar yeterli olmadığında cisim negatif batmazlık deneyimler ve batar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NEGATIVE ELECTRIC CHARGE[İng.] / CHARGE ÉLECTRIQUE NEGATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ ELEKTRİK YÜKÜ


- NEGATIVE FEEDBACK[İng.] / CONTRE-RÉACTION NÉGATIVE[Fr.] / GEGENKOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİ GERİ BESLEME


- NEGATIVE GLOW REGION[İng.] / RÉGION LUMINESCENTE NÉGATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ IŞILDAMA BÖLGESİ


- NEGATIVE IMPEDANCE[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİ EMPEDANS


- NEGATIVE ION VACANCY[İng.] / LACUNE D'ION NÉGATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ İYON BOŞLUĞU


- NEGATIVE ION[İng.] / ION NÉGATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ İYON


- NEGATIVE NODAL POINTS[İng.] / POINTS NODAUX NÉGATIFS[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ DÜĞÜM NOKTALARI


- NEGATIVE POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL NÉGATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ POTANSİYEL


- NEGATIVE PRESSURE[İng.] / PRESSION NÉGATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ BASINÇ


- NEGATIVE PRINCIPAL PLANES[İng.] / PLANS PRINCIPAUX NÉGATIFS[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ ASAL DÜZLEMLER


- NEGATIVE PRINCIPAL POINTS[İng.] / POINTS PRINCIPAUX NÉGATIFS[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ ASAL NOKTALAR


- NEGATIVE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE NÉGATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ DİRENÇ


- NEGATIVE TEMPERATURE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA TEMPÉRATURE NÉGATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ SICAKLIK KATSAYISI


- NEGATİVİZM/NEGATIVISM[İng.] değil/yerine/= OLMAZCILIK


- NEGATOSCOPE[İng.] / NÉGATOSCOPE[Fr.] ile/değil/yerine/= NEGATOSKOP


- NEGATOSKOP/NEGATOSCOPE[İng.] değil/yerine/= FİLMGÖREÇ


- NEGATRON[İng.] / NEGATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= NEGATRON


- NEGLECTED ÇOCUK/NEGLECTED CHILD[İng.] değil/yerine/= İLGIDEN YOKSUN ÇOCUK


- NEGLEKT/NEGLECT[İng.]/İHMAL[Ar.] değil/yerine/= BOŞLAMA


- NEKROPSİ/NECROPSY[İng.] değil/yerine/= ÖLÜ AÇIMI


- NEKROZ/NECROSIS[İng.] değil/yerine/= DOKU ÖLÜM


- NELOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= NELOFOBİ

( Cam ve camın kırılmasına yönelik aşırı korku. Hiyelofobi ve hiyalofobi olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NEM <> GAM

( Duvarı yıkar. <> İnsanı yıkar/bitirir[/öldürür]. )


- NEMATIC[İng.] / NÉMATIQUE[Fr.] / NEMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= NEMATİK


- NEMESE/HEMS[Ar.]/WHISPER[İng.] değil/yerine/= FISILDAMA

( Fısıldama. )


- NEMLİ ile NEMLENDİRİCİ ile NEM


- NEMLİ ile NEMLENDİRMEK ile SÖNÜMLEMEK ile NEM


- NEODYMIUM GLASS LASER[İng.] / LASER AU VERRE AU NÉODYME[Fr.] / NEODYMGLASLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= NEODİMYUM CAM LAZERİ


- NEODYMIUM[İng.] / NÉODYME[Fr.] / NEODYM[Alm.] ile/değil/yerine/= NEODİMYUM


- NEON LAMP[İng.] / LAMPE AU NÉON[Fr.] / NEONLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= NEON LAMBASI


- NEON[İng.] / NÉON[Fr.] / NEON[Alm.] ile/değil/yerine/= NEON


- NEONATAL[İng.] değil/yerine/= YENİDOĞAN (İLİŞKİLİ)


- NEONATOLOJİ/NEONATOLOGY[İng.] değil/yerine/= YENİDOĞAN BİLİMİ


- NEOPLASIA[İng.] değil/yerine/= NEOPLAZİ

( Herhangi bir sınırlama ya da sonlanma göstermeyen, konak canlının kontrol mekanizmaları dışında hareket eden, kontrolsüz göze çoğalmasıyla ortaya çıkan anormal bir doku kitlesidir. Neoplazinin tıp dilinde olağan kullanımı “tümör”dür. Aslında tümör deyimi; Latincedeki “tumor” sözcüğünden gelmektedir. Neo= yeni; plasm= oluşum, gelişme, büyüme anlamındadır. Onkolojide neoplazmların “benign” (iyi huylu) ve “malign” (kötü huylu) olarak gruplandırılması önemlidir. Kötü huylu tümörler, kanser gözelerinin bir diğer ismidir. Her tümör, kanser demek değildir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NEOPLAZİ/NEOPLASIA[İng.] değil/yerine/= UR GELİŞİMİ


- NEPER[İng.] / NÉPER[Fr.] / NEPER[Alm.] ile/değil/yerine/= NEPER


- NEPHELOMETRY[İng.] / NÉPHÉLOMÉTRIE[Fr.] / NEPHELOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BULANIKLIKÖLÇÜM, NEFELOMETRİ


- NEPODIN[İng.] ile/değil/yerine/= NEPODİN