İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.950 başlık/FaRk ile birlikte,
23.950 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(43/97)
- İLİŞKİ ile/ve EŞİTLİK
- İLİŞKİ ile/ve GEÇİŞ
( Geride kalanı unutmadan ilerlemek olanaklı değildir. )
- İLİŞKİ ile/ve GÖRELİLİK/İZÂFET
- İLİŞKİ ile/ve/<> İLGİ
- İLİŞKİ ile/ve İŞLEV
- İLİŞKİ ile/ve POTANSİYEL
- İLİŞKİ ile/ve SÜREÇ
( İlişki, kavramın özünü, süreç de onun içeriğini oluşturur. )
( İlişki(relatio), doğasal, toplumsal ve bilinçsel tüm olgular arasındaki karşılıklı bağlılıktır. )
( Bir şey "ne" ise, ancak başka bir şeyle ilişkisinde "o"dur. )
( Bir şeyi tanımak, o şeyin ilişkilerini tanımaktır. )
( Evrende herhangi bir şey ancak ilişkileriyle varlaşır. )
( Uslamlamanın ya da akıl yürütmenin temeli ilişki kurmaktır. )
( Tüm varoluşlar "İlişki'nin zorunlu sonucu olduğu gibi, varoluşların zorunlu koşulu da "İlişki"dir. )
( Bir şeyin kendi iç çelişkisi ve o çeşitli yanları arasındaki ilişkiler "İç İlişkiler"; o şeyle başka şeyler arasındaki ilişkiler ise "Dış İlişkiler"dir. )
( İç ve Dış İlişkiler birbiriyle bağımlıdır. )
- İLİŞKİ ile/ve VE
- İLİŞKİ ile/ve YAKINLIK
- İLİŞKİLENDİRMEK ile/ve/<> DERİNLEŞTİRMEK
- İLİŞKİLENDİRMEK ile İLİŞKİLİ ile KORELASYON ile BAĞINTILI ile DİNDAŞ
- İLİŞKİLİ NEDEN ile DIŞTAKİ NEDEN
- İLİŞKİLİ ile ÖZDEŞ
- ILIUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLİUM
- İLK
- İLK KAR, YENMEZ!
- İLK ÖĞE -ile
- İLK OLARAK ile İLK ile BAŞLANGIÇ KOŞULU ile BAŞ HARFLER ile BAŞLATMAK ile BAŞLATMA ile GİRİŞİM ile BAŞLATICI
- İLK YARDIMDA "ABC":
HAVA YOLUNUN AÇIK TUTULMASI ve/||/<>/> SOLUNUMUN SAĞLANMASI ve/||/<>/> KAN DOLAŞIMININ DÜZENİ
- İLK ile (ve) TEK
- İLK ile EN ESKİ/YAŞLI
- İLK ile/ve/||/<> KÖK
- İLK ile ÖN
- İLK ile ÖNCELİKLİ
- İLKBAHAR NOKTASI ile/ve ORTALAMA İLKBAHAR NOKTASI
- İLKBAHAR NOKTASI ile SONBAHAR NOKTASI ile GÜN-TÜN EŞİTLİĞİ(EKİNOKS)
( 21 Mart. İLE 21/23 Eylül. İLE ... )
( ARISTARKOS: İlk büyük keşif olarak ekinoks noktalarını keşfetmiştir. )
( March 21. İLE September 21/23. )
- İLKE/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
( Olmayanı oldurmak üzere/için. İLE/VE/<> ... )
( İlkelerle düşünürüz. İlkeler bizi birliğe getirir. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
- İLKE ile/ve/||/<>/>/< ARKE ile/ve/||/<>/>/< ERKE
- İLKE ile/ve BELİT/AKSİYOM
( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )
( ... İLE/VE Geriye götürülemeyen ilke. )
( On physics. WITH/AND On mathematics. )
- İLKE ile/ve/<> BÜTÜNSELLİK/BÜTÜNLÜK
- İLKE ile/ve/değil DOĞRU
- İLKE ile/ve/<> DÖNÜŞÜM
- İLKE ile/ve/||/<> DÜZEN
( İlkelerimizin ışığında dünyaya katılamazsak, ilkelerimize karşın dünyaya katılmak zorunda kalırız. )
( Olgun kişiler, ilkesiz davranmaktan vazgeçerek kendilerine olan güveni ve meziyetlerini sağlamlaştırır. )
- İLKE ile/ve/||/<> ERDEM
- İLKE ve/=/<>/> HAKİKAT
- İLKE = MEBDE, UMDE = PRINCIPLE[İng.] = PRINCIPE[Fr.] = PRINZIP, GRUNDSATZ[Alm.] = PRINCIPIUM[Lat.] = ARKHE[Yun.] = PRINCIPIO[İsp.]
- İLKE ile/ve/<> ÖNKABUL
- İLKE ile/ve REFERANS
- İLKE ve/<> SİMGE
( İp. VE/<> Uçurtma.
İlke[ip] yoksa simge[uçurtma] da olmaz. )
- İLKE ile/ve/<> SIRADÜZEN
- İLKE ile/ve VARSAYIM
- İLKEL DİNLER ile/ve AHLÂK DİNLERİ ile/ve KOZMİK DİNLER
- İLKEL ile/ve/değil/||/<> BİRİNCİL
- İLKEL = İPTİDAİ = PRIMITIVE[İng.] = PRIMITIF[Fr.] = PRIMITIV[Alm.] = PRIMITIVUS < PRIMUS[Lat.] = PRIMITIVO[İsp.]
- İLKELER ile/ve/değil İÇERİK
- İLKESİZLİK ile/ve/= DÜŞÜNCESİZLİK
- İLKÖRNEK = ENMUZEC-İ EVVEL = ARCHETYP[İng.] = ARCHÉTYPE[Fr.] = ARCHETYP[Alm.] = ARKHÉTYPOS[Yun.]
- ILKOVIC EQUATION[İng.] / ILKOVIC GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLKOVİÇ EŞİTLİĞİ
- İLKSEL ile SONSAL
( İlksel, Biçimi verir. [İnsandaki olanaklar ilkseldir(deneye dayanmayandır)]. İLE Sonsal, Malzemeyi verir. )
- İLLET-İ SEHER[Ar.]/ENSOMİ/INSOMNIA[İng.] ile ARIK[Ar.]
( Uykusuzluk hastalığı. İLE Uykusuzluk. )
- ILLINUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLLİNYUM
- ILLIPE[İng.] ile/değil/yerine/= İLLİPE
- ILLUMINANT[İng.] / LEUCHTKÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATICI
- ILLUMINATING GAS, COAL GAS, TOWN GAS[İng.] / GAZ D'ECLAIRAGE, GAZ DE HOUILLE[Fr.] / BELEUCHTUNG GASE, LEUCHTGAS, STEINKOHLENGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA GAZI, HAVA GAZI, ŞEHİR GAZI, KÖMÜR GAZI
- ILLUMINATION PHOTOMETER, ILLUMINOMETER, LUXMETER[İng.] / LUXMÈTRE[Fr.] / BELEUCHTUNGSSTÄRKEMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLIKÖLÇER
- ILLUMINATION[İng.] / ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA/AYDINLANMA
- ILLUSORY SUPERIORITY[İng.] değil/yerine/= ASILSIZ ÜSTÜNLÜK
( Kişinin kendi özelliklerini ve becerilerini diğerlerinden üstün görmesi olarak bilinen bir tür bilişsel taraflılık. Özellikle zeka ya da bir testi yapabilme yeteneği gibi istenilen kişisel özelliklere sahip olmak söz konusu olduğunda etkisi görülür. Sosyal psikoloji tarafından incelenen pozitif illüzyonlardan birisidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İLLÜZYON[İng./Fr. < ILLUSION] değil/yerine/= YANILSAMA
- İLM-İ KELÂM ve İLM-İ FIKIH ve İLM-İ HÂL
( İman ve itikadı anlatan geniş ve derin ilim.[Bu ilmi anlatan kitaplara AKÂİD de denilir.] VE Gövde ile yapılacak ahkâm-ı islâmiye'yi bildiren ilim ve kitapları. VE Halk için, tahsili olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan ilim ve kitapları. )
- İLM-İ SADÂ, İLM-İ SAVT, MEBHAS-İ ESVÂT, SAVTÎ, SAVTİYE[Osm.] / ACOUSTIC[İng.] / ACOUSTIQUE, PHONÉTIQUE[Fr.] / AKUSTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK
- İLM-ÜL HİYEL[Osm.] / MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK
- İLM'EL YAKÎN ile/ve AYN'EL YAKÎN ile/ve HAKK'EL YAKÎN
( AVAM ile/ve EBRAR ile/ve MUKARREBÎN )
- ILMEHITE[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİT
- ILMENIUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİUM
- ILR/İMPLANTABLE LOOP RECORDER[İng.] değil/yerine/= YÜREK İÇİ DÖNGÜ KAYDEDICİ
- İLTİVÂ[Osm.] / TORSION[İng.] / TORSION[Fr.] / TORSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BURULMA
- İLÜSTRASYON[İng. < ILLUSTRATION] ile GÖRSELLEŞTİRME
( Resimlerle süsleme. )
- İLÜZYON[İng. ILLUSION] ile/||/<> TARİHİN-SONU İLÜZYONU[İng. END-OF-HISTORY ILLUSION]
( Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir. @@ Tarihin Sonu İlüzyonu psikolojik bir ilüzyondur. Her yaştan insanın, kişisel olarak geliştiğini ve ileriki zamanlarda ciddi ölçüde büyümeyeceğini ya da olgunlaşmayacağını düşünmesidir. Bakış açılarının geliştiğini görseler de, kişiler bakış açılarının ileride aşağı yukarı aynı kalmasını bekleyecekler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ILVAITE[İng.] / ILVAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLVAİT
- IM-[İng.] ile/değil/yerine/= İM-
- İM/İNTRAMÜSKÜLER İNTRAMUSCULAR[İng.] değil/yerine/= KAS İÇİ
- İMA EDİLEN ile İMA ETMEK ile İMA ETMEK
- İMA ile KİNAYELİ
- IMAGE ANTENNA[İng.] / ANTENNE DE L'IMAGE[Fr.] / BILDANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ ANTENİ
- IMAGE EFFECT[İng.] / EFFET D'IMAGE[Fr.] / BILDEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ ETKİSİ
- IMAGE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE IMAGE[Fr.] / BILDIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ EMPEDANSI
- IMAGE INTENSIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ GÜÇLENDİRİCİ
- IMAGE PHASE CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ EVRE SABİTİ
- IMAGE STONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAJ TAŞI
- IMAGE TRANSFER COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ AKTARIM KATSAYISI
- IMAGE TRANSFER CONSTANT[İng.] / COEFFICIENT DU TRANSFERT DE L'IMAGE[Fr.] / BILDES ÜBERTRAGUNG KONSTANTE, BILDÜBERGANGSKOEFFIZIENT/BILDÜBERGANGSKONSTANTTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ AKTARIM SABİTİ
- IMAGINARY CHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL YÜK
- IMAGINARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL POTANSİYEL
- IMAGO[İng.] değil/yerine/= BÜYÜKLER İMGESİ
- İMAJ/IMAGE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ | İMGE
- İMAJ ile/ve KARİZMA
( Sizin kendi hakkınızda taşıdığınız imaj, sahip olduğunuz en değişken şeydir. )
- İMAJİNASYON/IMAGINATION[İng.] değil/yerine/= İMGELEM
- İMALÂT ile/ve İCAT
- İMALI ile İMA
- İMAM ile İMAM ALİ RAHMANEV
- İMAN ile/ve/<> AKIL
( Bir elinden, bir eline. İLE/VE/<> ... )
- İMAN ile/ve BÂTIL İNANÇ/İ'TİKAD
( BÂTIL[Ar. < BUTLÂN]: Boş, beyhude, yalan; çürük. )
- İMÂN ile/ve DİN
( Din mülkle, mülk orduyla, ordu malla, mal ülkenin imarıyla, ülkenin imarı, yönetilenlere adâletle sağlanır. )
( Din: Fıtratını bozmamak üzere konulmuş düzen. )
( İman, düşünce ve inancın pekişmişliği anlamına gelir. Her kavram, olgu için geçerli olabilir ve kullanılabilir. Din ve/ya da dine bağlı bir kavram değildir. )
( Güvenilir olmak. İLE/VE İhlâs. )
- İMAN ile/ve/değil İZLEM/STRATEJİ
- IMASATIN[İng.] ile/değil/yerine/= İMASATİN
- IMAZINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAZİN
- IMBIBITION[İng.] ile/değil/yerine/= İMBİBİSYON
- IMELON[İng.] ile/değil/yerine/= İMELON
- İMGE = HAYAL = IMAGE[İng., Fr.] = BILD, VORSTELLUNG[Alm.] = IMAGEN[İsp.]
- İMGE ile/ve/<> İMGE
( Patlayana kadar zamanla dolu olan. )
- İMGE ile/ve/değil/<> SİMGE
( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE/<> Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kabalaştırılmış[kesifleştirilmiş] hali. )
( [eski dönemlerde][> İMGE] IMAGO: Ölen (önemli) kişinin/kralın, -ölmeden önce- balmumundan yapılmış sûreti. | Çifte varoluş, ölümle yaşam arasında varolan. [Ölüme de gönderme yapan!] İLE/VE/<> ... )
( [M.S. I. yüzyıldaki kayıtlardan] Uzaklara giden sevdiği kişinin gölgesinin hatlarını/konturunu çıkarma. İLE/VE/<> ... )
( [modern dönemde] Anlamı, kendine sabitleyen, öznesine göndermeyen. [TEMSİL | İng. REPRESENTATION] İLE/VE/<> ... )
( Buluşturan/buluşturur. İLE Ayrıştıran/ayrıştırır ve buluşturan/buluşturur. )
( Kavramayı sağlatan. İLE Birliği sağlatan. )
( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )
( İmgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif olanaklı değildir, o ancak yaşanabilir. )
( İşitilen ve okunan sözler ancak zihnimizde imgeler yaratır fakat biz zihinsel bir imge değiliz. )
( Gerçek olmayanı yaratan imgelemedir, onu devam ettiren ise arzudur. )
( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
( Simgeler, tek bir anlama indirgenemez. )
( Simgenin imgesi olmaz ama imgenin simgesi olur. )
( Zihnimizin aynasında imgeler görünür ve kaybolur. Ayna kalır. )
( RÂBITA: İmge ile simgenin buluşturulması. )
( Sürekli dolaşımda olan/kalan/bırakılan. [JACQUES DERIDA (ö. 1930)] )
( The innards created by imagination and perpetuated by desire.
Words, heard or read, will only create images in your mind, but you are not a mental image.
You are the power of perception and action behind and beyond the image.
In the mirror of your mind images appear and disappear. The mirror remains. )
- İMGE ile/ve SİMGE
( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kesifleştirilmiş(kabalaştırılmış) hali. )
( ... İLE/VE Çoklu yorum. )
( Eylem'e yöneliktir. İmgelediğine yönelir. İLE/VE Düşünme'ye yöneliktir. )
( ... İLE/VE İnsan için en temel simge, cogito kaynaklı "ben" simgesidir. )
( ... İLE/VE * Yansıtıcıdır.
* Gösterirken gizleyen bir özelliğe sahiptir.
* İzleyiciyi düşünsel etkinliğe çağırır.
* Temsil ettiği soyut ve aşkın değerlerin anımsanmasını, anlaşılmasını ve paylaşılmasını sağlayan bir anahtardır.
* Bilenler arasında tanıma, tanışma ve anlaşma aracı olarak işlev görür.
* Belirli bilgi ve anlayışı, âşina olmayanların zihninden gizler ve âşina olanlara açar.
* Sezginin ve keşfin anahtarıdır.
* Arketipleri(ilk örnekleri) gösterdiği gibi onları yeniden üretir. )
( ... İLE/VE Zamandan ve mekândan bağımsız bir hakikati gösterirler.[Zaman-mekânı aşkın bir ide/ilke'yi gösterebilmek sadece simge ile olanaklıdır.] )
( ... İLE/VE Farklı zaman ve mekânda ortak doğası olan nesneleri gösterebilmesidir. )
( ... İLE/VE 3 temel özelliği...
* Bir ilkeyi gösteriyor olması.
* Farkları birliğe getirmesi.
* Çok anlamlılığa açık olması. )
( ... İLE/VE "Zamanda olan"ı, "zamana aşkın olan" ilişkilendirmede önemli bir rol oynar. )
- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]
- İMGELEMEK ile/ve DOĞALLIK
- IMHOFF SLUDGE[İng.] / IMHOFF SCHLAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= İMHOFF ÇAMURU
- IMIDAZOLE[İng.] / IMIDAZOLE, GLYOXALINE[Fr.] / IMIDAZOL, GLYOXLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOL
- IMIDAZOLETRIONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLETRİON
- IMIDAZOLONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLON
- IMIDAZOLYL MERCAPTAN[İng.] ile/değil/yerine/= İMİAZOLİL MERKAPTAN
- IMIDAZOLYL[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLİL
- IMIDE CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİT KLORÜR
- IMIDE[İng.] / IMIDE[Fr.] / IMIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİT
- IMIDO CARBAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO KARBAMİT
- IMIDO CARBONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO KARBONİK ASİT
- IMIDO ESTER[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO ESTER
- IMIDO[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO
- IMIDOXANTHIN[İng.] / IMIDOXANTHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDOKSANTİN
- IMINE[İng.] / IMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİN
- IMINO[İng.] / IMINO[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİNO
- IMINOACETIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= İMİNO ASETİK ASİT
- IMINONTIRILE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİNO NİTRİL
- IMIPROMINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİPRAMİN
- İMKANSIZLIK ile İMKANSIZ
- IMMATÜR/IMMATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMAMIŞ
- IMMERSION[İng.] / IMMERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DALDIRMA
- IMMISCIBLE[İng.] / NON MISCIBLE[Fr.] / KARIŞMAYAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞMAYAN
- IMMOBIL/IMMOBILE[İng.] değil/yerine/= HAREKETSİZ
- IMMOBİLİZASYON/IMMOBILIZATION[İng.] değil/yerine/= SABİTLEME
- IMMORAL/ITY[Fr./İng.] değil/yerine/= TÖRETANIMAZ/LIK
( Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan. | Töre kurallarına aykırı olan. )
- IMMÜN/IMMUNE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIK
- IMMUNE-MEDIATED/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI
- IMMUNE, IMMUNITY[İng.] / IMMUNITE, IMMUNITÉ[Fr.] / IMMUN, IMMUNITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIŞIK, BAĞIŞIKLIK
- IMMÜNİTE/IMMUNITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK
- IMMUNITY[İng.] / IMMUNITÉ[Fr.] / IMMUNITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK
- IMMÜNİZASYON/IMMUNIZATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLAMA
- IMMUNIZATION[İng.] / IMMUNISATION[Fr.] / IMMUNISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIŞIKLAMA
- IMMUNOCHEMISTRY[İng.] / IMMUNOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK KİMYASI
- IMMÜNOJENİK/IMMUNOGENIC[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLAŞTIRAN
- IMMÜNOJENİTE/IMMUNOGENICITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLILIK YETISİ
- IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= İMMÜNOLOJİ
( Bağışıklık sistemini çalışan bilimin adıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IMMÜNOLOJİ/IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BİLİMİ
- İMMÜNOLOJİ ile/||/<> MİKROBİYOLOJİ
( Bağışıklık düzenini ve işlevlerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Mikroorganizmaları inceleyen bilim dalı. )
- IMMÜNOMEDİYATÖR/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI
- IMMÜNOMODÜLASYON/IMMUNOMODULATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAMASI
- IMMÜNOMODÜLATÖR/IMMUNOMODULATORY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAŞTIRICI
- IMMÜNOSÜPRESİF/IMMUNOSUPPRESSIVE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI
- IMMÜNOTERAPİ/IMMUNOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= AŞI TEDAVİSİ, BAĞIŞIKLIK SAĞALTIMI
- IMMUNOTHERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= İMMUNOTERAPİ
- IMMUTABLE[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMEZ
- İMPAKSİYON/IMPACTION[İng.] değil/yerine/= TAKILMA
- İMPAKT/IMPACT[İng.] değil/yerine/= ETKİ
- İMPARATORLUK ile AMPİRİK ile AMPİRİK
- İMPARATORLUK ile İMPARATORLUK İYİLİKLERİ ile EMPERYALİZM ile EMPERYALİST ile EMPERYALİST ile TEHLİKE ile BUYURGAN ile BUYURGAN BİR ŞEKİLDE
- İMPARİPİNNAT ile EŞİTSİZLİK
- IMPATT AMPLIFIER[İng.] / IMPATT-VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT YÜKSELTEÇ
- IMPATT DIODE[İng.] / DIODE D'IMPATT[Fr.] / IMPATT-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT DİYOT
- IMPATT[İng.] / IMPATT[Fr.] / IMPATT[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT
- IMPEDANCE BRIDGE[İng.] / PONT D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS KÖPRÜSÜ
- IMPEDANCE COMPONENTS[İng.] / COMPOSANTES DE L'IMPÉDANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS BİLEŞENLERİ
- IMPEDANCE DROP[İng.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS DÜŞÜMÜ
- IMPEDANCE MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE À IMPÉDANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= EMPEDANSLI MANYETOMETRE
- IMPEDANCE MATCHING[İng.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS UYUMLAMASI
- IMPEDANCE MATRIX[İng.] / MATRICE D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS MATRİSİ
- IMPEDANCE REFLECTION[İng.] / IMPEDANZREFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS YANSIMASI
- IMPEDANCE RISE[İng.] / ÉLÉVATION D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZANSTIEG, IMPEDANZERHÖHUNG, IMPEDANZSTEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS YÜKSELMESİ
- IMPEDANCE-ADMITTANCE MATRIX[İng.] / MATRICE IMPÉDANCE-ADMITTANCE[Fr.] / IMPEDANZ-ADMINISTRATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS-ADMİTANS MATRİSİ
- IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZ, SCHEINWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS
- İMPEDANS/IMPEDANCE[İng.] değil/yerine/= DİRENÇ
- IMPERATORIN[İng.] / IMPERATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İMPERATORİN
- IMPERIAL JODE[İng.] ile/değil/yerine/= İMPARATOR YEŞİMİ
- IMPERIALINE[İng.] / IMPERIALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMPERİALİN
- İMPERMEABL/IMPERMEABLE[İng.] değil/yerine/= GEÇİRİMSİZ
- IMPERVIOUS, IMPERMEABLE[İng.] / ÉTANCHE, IMPERMÉABLE[Fr.] / GEÇIRMEZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMEZ
- IMPINGER[İng.] ile/değil/yerine/= TOZ TOPLAMA KABI
- IMPLANT[İng.] / EINPFLANZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGAN NAKLİ
- IMPLANT[İng.] değil/yerine/= EKİT, DOKU EKİMİ
- İMPLANTASYON ile İMPLANTE EDİLMİŞ
- İMPLİSİT BİLGİ/IMPLICIT KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK BİLGİ
- İMPLİSİT/IMPLICIT[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK
- IMPLOSION[İng.] / IMPLOSION[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ PATLAMA
- IMPREGNATION, IMPREGNATE[İng.] / IMPREGNATION, IMPREGNER[Fr.] / IMPRÄGNIEREN, TRÄNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPRENYELEME, EMPRENYE ETME
- İMPRESYON/IMPRESSION[İng.] değil/yerine/= İZLENİM | ÇÖKÜNTÜ, | BASI İZİ
- IMPRINTING[İng.] değil/yerine/= BASIMLAMA
- IMPROVER[İng.] / VERBESSERUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GELİŞTİRİCİ
- İMPULS[İng. < IMPULSE] değil/yerine/= UYARIM/UYARAN
- İMPULS/IMPULSE[İng.] değil/yerine/= UYARI | DÜRTÜ
- İMPULSE[İng.] / DARBE[Osm.] / IMPULSION[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= İTKİ
- İMPULSİF/IMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= DÜRTÜSEL
- IMPURITY[İng.] ile/değil/yerine/= KATKISIZLIK
- İMTİYAZ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZLI
- İMZA ile NİŞAN
- IN SILICO[İng.] değil/yerine/= SANAL ORTAMDA
- IN SITU[İng.] değil/yerine/= İN SİTU
( (Latince) “yerinde” anlamındadır. Tarih öncesi çalışmalarda, konulduğu yerde bulunan eser ya da fosil anlamında kullanılır. In situ (yerinde) malzemeler, tortu tabakası içinde bozulmamış bir halde bulunur; böylece arkeologlar onları tarihleyebilir ve/veya aynı tabakada bulunan diğer eser, fosil ya da tortuları inceleyerek onlara daha iyi bir bağlam sağlayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IN SITU[İng.] değil/yerine/= YERİNDE
- IN VITRO[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMA DIŞINDA
- İN VİVO DESENSITİZASYON/IN VIVO DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA DUYARSIZLAŞTIRMA
- IN VIVO EKSPOJUR[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA KARŞI KARŞIYA GELME
- IN VIVO[İng.] değil/yerine/= İN VİVO
( Latincede vivere "yaşamak" sözcüğünden gelen, "canlı bir organizmada" anlamına gelir. Olgu olarak canlı organizma ya da doğada gerçekleştirilen deneyler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İN'İSÂB[Ar.]/INNERVATION[İng./Fr.] değil/yerine/= SİNİRLERİ GÜÇLENDİRME | SİNİRLERİN GÖVDEDEKİ DAĞILIŞI
- INACTIVATION[İng.] / INAKTIVATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK GİDERİLMESİ
- INACTIVE[İng.] / INACTIVE[Fr.] / INAKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF OLMAYAN
- İNAK/DOGMA ile/ve BELİRLENİM
- İNAK = NASS = DOGMA[İng., Alm.] = DOGME[Fr.] = DOGMA[Yun.]
- İNAKTİF/İNACTIVE[İng.] değil/yerine/= EYLEMSİZ | ETKİSİZ
- İNAKTIVASYON/INACTIVATION[İng.] değil/yerine/= ETKINSİZLEŞME
- İNAN ile İMAN
- İNAN = İMAN = FAITH[İng.] = FOI[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FIDES[Lat.] = FE[İsp.]
- İNANÇ/İNANDIRILMA ile KOŞULLANMA/KOŞULLANDIRILMA
- İNANÇ/SIZLIK ile/ve/||/<> KUŞKU/ŞÜPHE
( Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak, ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, kuşku ve isteklerden arınmamış bir kişiyi kurtarmaz. )
- İNANÇ ile/ve BELİRSİZLİK
- İNANÇ ile DEĞER
- İNANÇ ile GÜVEN
- İNANÇ ile/ve/<> İMAN
( Düşüncenin pekişmişliği. İLE/VE/<> İnancın pekişmişliği. )
( Herşeyin başlangıcı ve kaynağı olan düşünce, inancın da imanın da başlangıcı ve kaynağıdır. İLE/VE/<> İnanç, düşüncenin pekişmiş/yoğunlaşmış hali, iman da inancın pekişmiş/yoğunlaşmış halidir. )
( Kuramı, uygulamaya geçiren tek ve en önemli olgu. İLE/VE/<> ... )
- İNANÇ ile İNANÇLAR
- İNANÇ ile İNANÇLAR
- İNANÇ ve/<> ISRAR
- İNANÇ = İTİKAT = BELIEF[İng.] = CROYANCE[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FE, CREENCIA[İsp.]
- İNANÇ ile/ve/<>/değil KABUL
- İNANÇ ile/ve METAFİZİK
- İNANÇ ile SADIK ile SADAKAT ile İNANÇSIZ ile SADAKATSİZLİK ile İNANÇLAR
- İNANÇ ile/ve/<> SEVGİ ile/ve/<> BİLGİ
( Toplumsal yönetimde, kişiler üzerinde oynanan alanlar. )
- İNANÇ ile/ve/değil/yerine TESPİT
- İNANÇ ile/ve UĞRAŞ
- İNANÇ ile/ve/<> ÜMİT
( İkisi de geleceğe yöneliktir. )
( Both of them are directed to the future. )
- İNANÇ ile/ve YAŞAM
- İNANÇSIZLIK ile İNANMAMAK
- İNANDIRICI ile İNANMAK ile OLASILIĞA İNANMAK ile MÜMİN ile ESHRAGH'A İNANAN
- İNANILMAZ ile DELİLİK
- İNANMA(MA)K ve/<> SEVME(ME)K
- İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK
- İNANMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAK
- İNANMAK ile/ve/değil/yerine AKLETMEK
- İNANMAK ile/ve BEKLEYİŞ/BEKLENTİ
- İNANMAK ile/değil/yerine/>< BİLMEK
- İNANMAK ile/ve İNANMAK İSTEMEK
- İNANMAK ile/ve/değil KATILMAK
- İNANMAK ile/> KENDİNİ KAPTIRMAK
- İNANMAK ile KONDURMAK
- İNANMAK ile/ve KUŞKU/ŞÜPHE
- İNANMAK ile/yerine TEMEL ALMAK
- İNANMAK ve/<> ÜMİT ETMEK
- İNANMAMAK ile/ve/<> REDDETMEK
- İNATÇI ile İMPETİGO
- İNATÇILIK ile İNATÇI
- İNBİSÂT-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE GENLEŞME
- İNBİSAT[Osm.] / EXPANSION[İng.] / DILATATION, EXPANSION[Fr.] / AUSDEHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLEŞME
- INBREEDING DEPRESSION[İng.] değil/yerine/= İÇ MELEZLENME DEPRESYONU
( Safkanlardaki yaşayabilirliğin ve üreme potansiyelinin kaybolması. Akraba evliliklerinin uzun süre devam etmesi ya da küçük bir popülasyonda görülebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İNÇ ile SANTİM SANTİM
- INCA STONE[İng.] / INCA STEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNKA TAŞI
- INCANDESCENCE[İng.] değil/yerine/= AKKORLUK
( Bir cismin sıcaklığından dolayı ışık yaymasıdır. Bir nesne yeterince sıcak olduğunda kızılötesi ve ultraviyole radyasyon gibi diğer elektromanyetik radyasyon biçimlerinin yanı sıra görünür ışık da yayar. Bunun nedeni, nesnenin yüksek sıcaklığının atomlarının ve moleküllerinin hızla titreşmesidir. Atomlar birbirleriyle çarpıştıklarında ya da uyarıldıktan sonra normal konumlarına döndüklerinde ışık yayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)