İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.950 başlık/FaRk ile birlikte,
23.950 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(36/97)
- GEZİ ile GEZİCİ ile GEZİ
- GHADESİEH ile GHADES
- GHAMAR ile GHAMARNAZ
- GHASEM ile GHASEM ALİ
- GHODSİ ile TANRIDSİYEH
- GIA/TRANSIENT ISCHEMIC ATTACK[İng.] değil/yerine/= GEÇİCİ YETERSİZ KANLANMA ATAĞI, GEÇİCİ İSKEMIK ATAK
- GIANT PULSE LASER[İng.] / LASER À IMPULSIONS GÉANTES[Fr.] / RIESENIMPULSLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= DEV DARBELİ LAZER
- GİB/GRAPHICS PROCESSING UNIT[İng.] değil/yerine/= ÇİZGE İŞLEME BİRİMİ, GRAFİK İŞLEME BİRİMİ
- GIBBS ADSORPTION ISOTHERM[İng.] / ISOTHERME D'ADSORPTION DE GIBBS[Fr.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEYE TUTUNMA İZOTERMİ, GİBBS YÜZEY SOĞURMA EĞRİSİ
- GIBBS ADSORPTION RULE[İng.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEY SOĞURMA KURALI
- GIBBS ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-ELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS ESNEKLİĞİ
- GIBBS FUNCTION[İng.] / FONCTION DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS İŞLEVİ/FONKSİYONU
- GIBBS PARADOX[İng.] / PARADOXE DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-PARADOXON[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS PARADOKSU
- GIBBS PHASE RULE[İng.] / RÈGLE DES PHASES DE GIBBS[Fr.] / GIBBS-PHASENREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS FAZ KURALI
- GIBBS SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= GİBBS DİZGESİ
- GIBBS-DUHEM EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE GIBBS-DUHEM[Fr.] / GIBBS-DUHEM-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS-DUHEM DENKLEMİ
- GIBBS-HELMHOLTZ EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE GIBBS-HELMHOLTZ[Fr.] ile/değil/yerine/= GİBBS-HELMHOLTZ DENKLEMLERİ
- GIBBS-POYNTING EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE GIBBS-POYNTING[Fr.] / GIBBS-POYNTING-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS-POYNTİNG DENKLEMİ
- GIBBS[İng.] / GIBBS[Fr.] / GIBBS[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS
- GİBİ ile "MIŞ GİBİ"
- GİBOZİTE/GIBBOSITY[İng.] değil/yerine/= HÖRGÜÇLENME
- GIDA GÜVENLİĞİ ile/ve/değil GIDA GÜVENCESİ
( TECEDDÜ'[Ar.]: Kötü besinden ya da besin yetersizliğinden dolayı gözdeki meşîme tabakasının arkadan yarılması. )
- GIDAKLAMA ile GIDAKLAMA
- GIDAKLAMAK ile GIDAKLAMA
- GİDİP GETİRMEK ile GETİRİLİYOR
- GİDİŞ ile/ve KURTULUŞ
- GIGA ELECTRONVOLT[İng.] / GIGAELECTRONVOLT[Fr.] / GIGAELEKTRONENVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAELEKTRONVOLT
- GIGA-[İng.] / GIGA-[Fr.] / GIGA[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGA-
- GIGAHERTZ[İng.] / GIGAHERTZ[Fr.] / GIGAHERTZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAHERTZ
- GIGAWATT[İng.] / GIGAWATT[Fr.] / GIGAWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAVAT
- GILBERT CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT DE GILBERT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİLBERT DEVRESİ
- GILBERT[İng.] / GILBERT[Fr.] / GILBERT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİLBERT
- GİNE ile BEÇTAVUĞU ile KOBAY
- GINGIVA[İng.] değil/yerine/= DİŞ ETİ
- GİRDAP[İng. WHIRLPOOL] ile/||/<> SİKLON[İng. CYCLONE]
( Bir miktar sıvı ya da gazda gelişen ve ana akıma ters yönde hareket eden dairesel hareket. @@ Genellikle rüzgar nedeniyle oluşan güçlü, dönen girdaplara verilen genel isim. Dikkate değer örnekleri arasında kasırga ve hortum bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GİRDİLER DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> YAŞAM DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> UYUM DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> DEĞERLER DÖRTLÜSÜ
( Sayın Gökçen ADAR'ın, "Yaşamla Flört" adlı kitabını okumanızı salık veririz. )
( Olumlu/Pozitif | Olumsuz/Negatif | Nötr | X [Belirsiz, merak uyandıran]. İLE/VE/<>
İş | Sosyal | Aile | Özel. İLE/VE/<>
Beklenti | Ortam | Olanak | Zaman. İLE/VE/<>
Vizyon | Misyon | Nosyon | Gusto[Zevk ve heyecan niteliği, estetik değerler]. )
- GİRİNTİ ile GİRİNTİ ile GİRİNTİLİ ile GİRİNTİ ile SENET
- GİRİŞ ile ÇIKIŞ
- GİRİŞ ile GİRİŞ
- GİRİŞ ile GİRİŞ KAPISI ile GİRİŞ SINAVI
- GİRİŞ ile KABUL EDİLDİ ile KUŞKUSUZ
- GİRİŞ ile/ve KAPI
- GİRİŞİM ile ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS ile TEŞEBBÜS
- GİRİŞİM ile/ve PARLAMA
- GİRME ile YANSIMA
- GİRMEK ile GİRİLDİ
- GIRTLAK, İMİK/ÜMÜK/HANÇERE[Ar.] ile ÂDEM ELMASI ile GIRTLAK KAPAĞI
- GIRTLAK ile YUTAK
- GIRTLAKTAN GELEN ile GIRTLAKTAN HARFLER
- GİRUS/GYRUS[İng.] değil/yerine/= BEYİN KIVRIMI
- GIS/GASTROINTESTINAL SYSTEM[İng.] değil/yerine/= SİNDİRİM DÜZENİ, SİNDİRİM SİSTEMİ, GASTROİNTESTİNAL SİSTEM
- GIS/GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ
- GİTAR/KİTARA[Fr. < İsp.] ile/değil BANÇO[< İng. < İsp.]
( ... İLE/DEĞİL Amerika siyahilerinin çaldığı, gitar biçiminde beş ya da daha çok telli bir müzik aygıtı. )
- GİTMEK ile/ve/değil/yerine HAREKET (ETMEK)
( ZİHAP ile/ve/değil/yerine ... )
- GIVING RESPONSIBILITY vs. TAKING RESPONSIBILITY
- GIYBET ile GIYBET
- GİYOTİN ile GİYOTİN
- GİYSİ ile GİYSİLER
- GİZEM ile/ve/değil/yerine GENELE/HERKESE AÇIK OLMAYAN
- GİZEM = SIR = MYSTERY[İng.] = MYSTÈRE[Fr.] = MYSTERIUM, GEHEIMNIS[Alm.] = MYSTERION[Yun.] = MISTERIO[İsp.]
- GİZEMCİLİK = TASAVVUF = MYSTICISM[İng.] = MYSTICISME[Fr.] = MYSTIZISMUS[Alm.]
- GİZEMLİ ile/ve/değil/yerine BELİRSİZ
- GİZLEMEK ile/ve/değil (AÇMAYA/PAYLAŞMAYA) GEREK GÖRMEMEK
- GİZLEMEK ile BİR HATAYI GİZLEMEK ile GİZLİ ile GİZLEME ile HAMİLE KALMAK
- GİZLEMEK ile GÖSTERMEMEK
( Üç şey gizlenemez; duman, aşk, parasızlık. )
- GİZLEMEK ile/ve/değil PAYLAŞMAMAK
- GİZLEMEK ile YAYMA
- GİZLENMİŞ ile GİZLİ SIR
- GİZLİ ile/ve/değil AYRI
- GİZLİ ile GİZLİLİK
- GİZLİ ile/ve/değil ÖRTÜK
( SIR: Kuşatmanın, betimlemenin dışında olan. )
( SIR: Çömleğin, dışına çekilen son kat toprakla tekrar fırına verilerek pişirilmesi. [İçindeki sıvıyı sızdırmamayı sağlar fakat albenisi/parlaklığı artar. Dolayısıyla "Bu sırdır! ona göre!" denilerek anlatılanlar, anlatılan kişi tarafından da başka bir kişiye aynı biçimde "sırdır!" diyerek anlatılır.] )
( İki kişinin bildiği, (artık) sır değildir. )
- GİZLİ = SECRET[İng.] = SECRET[Fr.] = GEHEIM[Alm.] = SEGRETO[İt.] = SECRETO[İsp.]
- GKM/GAUSSIAN MIXTURE MODEL[İng.] değil/yerine/= GAUSS KARIŞIM MODELİ
- GLADSTONE-DALE LAW[İng.] / LOI DE GLADSTONE-DALE[Fr.] / GLADSTONE-DALE-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GLADSTONE-DALE YASASI
- GLADYATÖR ile MEMNUN ile MEMNUN EL ile SEVİNDİRMEK ile MEMNUNİYETLE ile SEVİNÇ
- GLAND[İng.] değil/yerine/= BEZ
- GLANDULA[İng.] değil/yerine/= BEZCİK
- GLASS DOSIMETER[İng.] / DOSIMÈTRE EN VERRE[Fr.] ile/değil/yerine/= CAM DOZÖLÇER
- GLASS ELECTRODE[İng.] / ELECTRO VERRE[Fr.] / GLAS ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM ELEKTROT
- GLASS FIBER-REINFORCED PLASTICS, GRP[İng.] ile/değil/yerine/= CAM ELYAF TAKVİYELİ PLASTİK
- GLASS FIBER[İng.] / FIBRE DE VERRE[Fr.] / GLASFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM ELYAF
- GLASS INSULATOR[İng.] / GLASISOLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM YALITKAN
- GLASS PAPER[İng.] / GLAS PAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM KÂĞIDI
- GLASS PLATE CAPACITOR[İng.] / CAPACITÉ PLAQUE VERRE[Fr.] ile/değil/yerine/= CAM LEVHA SIĞAÇ
- GLASS RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE EN VERRE[Fr.] / GLASWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM DİRENÇ
- GLASS[İng.] / VERRE[Fr.] / GLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= CAM
- GLASSY STATE[İng.] ile/değil/yerine/= CAMSI DURUM
- GLASSY TRANSITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE TRANSITION VITREUSE[Fr.] / GLASÜBERGANGSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= CAMSI GEÇİŞ SICAKLIĞI
- GLASSY TRANSITION[İng.] / TRANSITION VITREUSE[Fr.] / GLASÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= CAMSI GEÇİŞ
- GLAUBERITE[İng.] / GLAUBERITÉ[Fr.] / GLAUBERIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GLAUBERİT
- GLİSERİNAT ile GLİSERİN
- GLİYA/GLIA[İng.] değil/yerine/= SİNİR DESTEK GÖZESİ
- GLİYOZİS/GLIOSIS[İng.] değil/yerine/= GLİYALAŞMA
- GLOBOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= GLOBOFOBİ
( Balon korkusu olarak bilinen terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLOBULAR CLUSTER[İng.] değil/yerine/= KÜRESEL YILDIZ KÜMESİ
( Binlerce, hatta milyonlarca yıldızdan oluşan oldukça yoğun yıldız topluluklarıdır. Çoğunlukla galaksi halesinde dolanırlar ve galaksinin en yaşlı yıldızlarından oluşmaktadırlar. Yüz binlerce yıldızın meydana getirdiği yüksek kütleçekiminden ötürü küresel bir şekil alırlar ve neredeyse hiç gaz, toz bulutu içermezler. Messier 13 ve Messier 15 cisimleri örnek olarak verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLOBÜLER/GLOBULAR[İng.] değil/yerine/= YUVARIMSI
- GLOMERÜL/GLOMERULUS[İng.] değil/yerine/= YUMAKÇIK
- GLOSSOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= GLOSSOFOBİ
( Topluluk önünde konuşma korkusu olarak bilinen, Yunanca'da "dil" anlamına gelen γλῶσσα ("glossa") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLOW DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE INCANDESCENTE[Fr.] / GLIMMENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILDAMALI BOŞALMA
- GLUCOSE SYRUP, CORN SYRUP[İng.] ile/değil/yerine/= GLİKOZ ŞURUBU
- GLUKOZ[İng. GLUCOSE] ile/||/<> FERMANTASYON[İng. FERMANTATION] ile/||/<> FRUKTOZ[İng. FRUCTOSE] ile/||/<> GRUP YER DEĞİŞTİRME[İng. GROUP TRANSLOCATION] ile/||/<> İNSÜLİN[İng. INSULIN] ile/||/<> KARBONHİDRAT[İng. CARBOHYDRATE] ile/||/<> MONOSAKKARİT[İng. MONOSACCHARIDE] ile/||/<> SÜKROZ[İng. SUCROSE]
( Basit şekerler (monosakkaritler) olarak bilinen bir grup karbonhidrat. Glikoz (Yunanca glykys, "tatlı") C6H12O6 molekül formülüne sahiptir. Meyvelerde ve balda bulunur ve hayvanlarda kan dolaşımında serbest olarak bulunan bir şekerdir. Hücrenin işlevinde enerji kaynağıdır ve metabolizmasının düzenlenmesi büyük önem taşır (bkz. Fermantasyon; glukoneogenez). Nişasta molekülleri, bitkilerin en büyük enerji kaynağı karbonhidratları, binlerce glikozun doğrusal bağlanmasından oluşur. Glikozdan oluşan bir başka önemli bileşik de selülozdur. Benzer bir molekül, hayvanlardaki glikojendir. Çoğu omurgalı ve omurgasız hayvan gözelerinde ve çok sayıda mantar ve protoza'nın karbohidrat deposudur. @@ Biyoloji'de ve Biyokimya'da birçok anlamı bulunur. Temel olarak, ısı alan, organik elektron kabul edicilerini kullanan, oksijensiz bir sindirim tipidir. @@ Fruktoz ya da meyve şekeri, birçok besinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz, katı bir görünüme sahip olan fruktoz suda kolaylıkla çözünür. Fruktoz ayrıca başka bir monosakkarit olan glukozla birleşerek sükrozu oluşturur. Fruktozun aksine sükroz, 12 karbonlu bir disakkarittir. Kimyasal formülü C6H12O6 olan fruktozun moleküler kütlesi ise 180.16 g*mol-1dir. Fruktoz glukozla birlikte meyvelerde, şuruplarda ve bazı sebzelerde bulunur. Ayrıca fruktozun fosfat türevleri (örneğin; fruktoz-1-fosfat, fruktoz 1,6-difosfat) karbonhidratların metabolizmasında son derece önemlidir. @@ Prokaryotlardaki 3 taşıma sisteminden biri. (Diğer ikisi; Basit Taşıma, ABC Taşıma Sistemi) Taşınan maddenin alımı sırasında kimyasal olarak değiştirilmesi ile olur.E. coli'de glukoz ve fruktozun göze içine alımı. @@ Kandaki şeker (glukoz) seviyesini düzenleyen ve pankreas adacıklarında bulunan beta gözeleri tarafından üretilen bir hormon. Kimyasal formülü C257H383N65O77S6, molar kütlesi ise 5803 g/mol'dür. İnsülin yemeklerden sonra olduğu gibi kan şekeri yükseldiğinde de salgılanır. İnsülin ilk kez 1921'de Kanadalı bilim insanları Frederic G. Banting ve Charles H. Best ve bağımsız olarak çalışan Rumen fizyolog Nicolas C. Paulescu tarafından tanımlanmıştır. Banting ve Best insülini izole ettikten sonra saflaştırılmış bir ekstrakt elde etmek için çalışmalara başlamış, bu çalışmalar İskoç fizyolog John J. R. Macleod ile Kanadalı kimyager James B. Collip'in yardımıyla başarıyla sonuçlanmıştır. Frederic G. Banting ve John J. R. Macleod bu çalışmalarından dolayı 1923 Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülünü almışlardır. @@ Karbon (C), hidrojen (H) ve oksijen (O) atomlarından oluşan biyomolekül. Vücudun enerji elde etmek için yıktığı 3 temel depo maddesinden biridir. Karbonhidratlara "şeker" de denmektedir. Bunun sebebi karbonhidratların diğer adının "sakkarit" olmasıdır. Sakkarit, şeker anlamına gelmektedir. Fransızca "suyun bileşikleri, kimyasalın bileşikleri" anlamına gelen "hydrate" ve "karbon elementi" anlamına gelen "carbon" kelimelerinden gelmektedir. @@ Basit şekerler olarak bilinirler. Karbon(C), hidrojen(H) ve oksijen(O) atomlarından oluşan en az üç karbonlu bileşiklerdir. Monosakkaritler, hidroliz tepkimeleriyle daha küçük birimlere ayrılamaz. @@ Sükroz ya da diğer adıyla sakkaroz, glukoz ve fruktoz moleküllerinin birleşmesiyle oluşan 12 karbonlu bir disakkarittir. Suda çözünen, renksiz ve tatlı bir molekül olan sakkarozun kimyasal formülü C12H22O11 , moleküler kütlesi 342.30 g*mol-1'dür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLUON[İng.] / GLUON[Fr.] / GLUON[Alm.] ile/değil/yerine/= GLUON
- GLYCERIN, GLYCEROL[İng.] / GLYCÉRINE[Fr.] / GLYCERYL[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİN
- GLYCEROL DISTEARATE, GLYCERYL-1, 3-DISTEARATE[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSERİL DİSTEARAT
- GLYCEROL PHOSPHORIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSEROL FOSFORİK ASİT
- GLYCEROLPHOSPHATE[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSEROL FOSFAT
- GLYCERYL[İng.] / GLYCÉRILE[Fr.] / GLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİL
- GLYOXAL, OXALDEHYDE, ETHANEDIAL[İng.] ile/değil/yerine/= GLİOKSAL
- GLYPTAL LACQUER[İng.] ile/değil/yerine/= GLİPTAL VERNİK
- GMM/GAUSSIAN MIXTURE MODEL[İng.] değil/yerine/= GAUSS KARIŞIM MODELİ
- GNOZİ/GNOSIA[İng.] değil/yerine/= TANIMA
- GÖBEK ile GEBELİK/BEBEK
( İRTİKÂZ[Ar.]: Gebelikte çocuğun karında hareket etmesi. )
- GÖÇMEN ile GÖÇ ETMEK ile GÖÇ
- GÖÇMEN ile GÖÇ ETMEK ile GÖÇ ile GÖÇMEN
- GÖÇÜK ile DİŞ ile DİŞ KORONA ile DİŞ CERRAHI ile DİŞ AMELİYATI ile EZİK ile DİŞLİ ile DİŞLİ ile DİŞÇİ ile DİŞ HEKİMLİĞİ
- GOGGLES[İng.] / SCHUTZBRILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU GÖZLÜK
- GÖĞÜS ile GÖĞÜS BOŞLUĞUNA AİT OLAN
- GÖĞÜS ile GÖĞÜS PLAKASI ile GÖĞÜS CEBİ
- GÖĞÜS ile ŞİFONYER
- GÖĞÜSLER değil GÖĞÜS/MEME
( CÂM-I ŞÎR: Sütlü meme. )
- GÖK CİSİMLERİNİ TANIMLAMA BİLİMİ ile/ve GÖK HARİTASI, YILDIZ UZAKLIKLARINI ÖLÇME
- GÖKADALAR/GALAKSİLER'DE:
SIRIUS ile/ve/< POLLUX ile/ve/< ARCTURUS ile/ve/< RIGEL ile/ve/< ALDEBARAN ile/ve/< BETELGEUSE ile/ve/< ANTARES
- GÖKBİLİM/ASTRONOMİ ile/ve GÖK CİSİMLERİNİ TANIMLAMA BİLİMİ
( SEYDİ ALİ REİS: İlk, Türkçe nazarî astronomi kitabının yazarı. [HÜLÂSAT-I HEY'E] )
- GÖKBİLİM = ASTRONOMY[İng.] = ASTRONOMIE[Fr., Alm.] = ASTRONOMIA[İt.] = ASTRONOMÍA[İsp.]
- GÖKSEL ile GÖKSEL
- GÖKSEL ile GÖKSEL YÖRÜNGELER ile GÖK KÜRESİ
- GÖKYÜZÜ ile GÖKYÜZÜ İLE İLGİLİ
- GOL[İng. < GOAL] =
( İngilizce "GOAL"[: Amaç, hedef] sözcüğünden Türkçe olarak yazılması ve seslendirilmesiyle dönüşmüştür. )
- GÖL ile BATAKLIK/ÇÖKEK
- GÖL ile ZİFT GÖLÜ
( ... İLE Trinidad Tobago'da bulunan bu gölden, ham petrol ve bitum fay hattından sızarak neredeyse sonsuz bir asfalt havuzu ve kendine özgü bir ekosistem oluşmuştur. )
- GOLD SOLDER[İng.] ile/değil/yerine/= ALTIN LEHİMİ
- GOLD[İng.] / GOLD[Fr.] / GLYZERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTIN
- GOLDBERG-MOHN FRICTION[İng.] / FROTTEMENT DE GOLDBERG-MOHN[Fr.] / GOLDBERG-MOHN-REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GOLDBERG-MOHN SÜRTÜNMESİ
- GOLDSCHMIDT'S LAW[İng.] / LOI DE GOLDSCHMIDT[Fr.] / GOLDSCHMIDTSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GOLDSCHMİDT YASASI
- GÖLGE ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/< GÖVDE
( Gölgeyi takip edersen güneşi de bulursun! )
( Gölgeni göremiyorsan, gölgeye kaç! )
( "Bilgi/episteme(loji)". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/< Varolan/onto(loji). )
- GÖLGE ile TAM GÖLGE
( Gölge, varolanı gösterir. )
- GÖLGE ile/ve/||/<> YARI GÖLGE
( ... İLE Bir ışık kaynağı önüne konulan, saydam olmayan bir cismin gerisindeki ekran üzerine vuran gölgesinin çevresinde görülen, çok koyu karanlık olmayan bölümü. )
( Güneş tutulması, ancak Ay'ın yeni ay evresinde gerçekleşir. Ay, Dünya ile Güneş arasından geçerken ve üçü düz bir çizgide olduklarında, Ay, Dünya'ya iki tür gölge düşürür. Daha küçük, daha koyu gölgeye Umbra; daha açık, daha büyük gölgeye ise Penumbra denilir. )
(
)
( "Güneş Tutulmaları" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )
(
)
- GÖMÜLÜ ile GÖĞSÜNÜ KABARTMAK
- GÖMÜLÜ ile GÖMME
- GÖNDERGE ile/ve/||/<> GÖSTEREN ile/ve/||/<> GÖSTERİLEN
( Veri/harf. İLE/VE/||/<> Biçim. İLE/VE/||/<> Anlam/sözcük. )
( Görüntü/simge. İLE/VE/||/<> Harflerle. [E.V] İLE/VE/||/<> Sözcük olarak[EV] )
- GÖNENCE(KONFOR) ile LÜKS
- GONIOMETER[İng.] / GONIOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GONYOMETRE
- GONOTHECA[İng.] değil/yerine/= GONOTEKA
( Hidrozoon kolonilerinde gonoporun çevresindeki saydam koruyucu örtü
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GONOZOM/SEX CHROMOSOMES[İng.] değil/yerine/= EŞEYSELLİK KROMOZOMLARI
- GÖNÜL YARASI ile KALP KRİZİ
- GOOCH CRUCIBLE[İng.] / CREUSET DE GOOCH[Fr.] / GOLD[Alm.] ile/değil/yerine/= GOOCH KROZESİ
- GOOGLE EFFECT (DIGITAL AMNESIA)[İng.] değil/yerine/= GOOGLE ETKİSİ (DİJİTAL UNUTKANLIK)
( Google Etkisi, dijital unutkanlık, Google gibi internet arama motorlarında kolaylıkla bulunabilecek bilgileri unutma yatkınlığıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GÖR(E)MEMEK ile DİKKAT ETMEMEK/EDEMEMEK
- GORBAN ile GURBAN ALİ
- GÖRECELİ TARİHLENDİRME[İng. RELATIVE DATING] ile/||/<> GÖRECELİ UYUM BAŞARISI[İng. RELATIVE FITNESS]
( Daha yeni ve daha eski kayalar arasındaki ilişkilerden yola çıkarak, kaya dağılımları içinde göreceli olarak kayaçları tarihlendirme teknikleridir. @@ Bir popülasyon içerisinde, bir bireyin, diğer bireylere göre hesaplanan fenotipik ya da genotipik uyum başarısıdır. Bireyin kendi uyum başarısının ya popülasyonun ortalama uyum başarısına bölünmesiyle, ya da popülasyon içerisindeki en yüksek uyum başarısına bölünmesiyle hesaplanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GÖRELİ = İZAFÎ = RELATIVE[İng.] = RELATIF[Fr.] = RELATIV[Alm.] = RELATIVUS[Lat.] = RELATIVO[İsp.]
- GÖRELİLİK/GALILEO GÖRELİLİĞİ ile/ve/<>/> ÖZEL GÖRELİLİK ile/ve/<>/> GENEL GÖRELİLİK
( DEĞİŞMEZLİK/BAKIŞIM[SİMETRİ] İLKESİ [İng. INVARIANCE PRINCIPLE]: Fizik yasaları ya da fiziksel bir nicelik, belirli dönüşümler altında değişmezdir. | Özel görelilik kuramı. | Genel görelilik kuramı. )
( ...
İLE/VE/<>/>
Birbirine göre düzgün doğrusal hareket eden [ivmesiz] eylemsizlik referans sistemleri için sınırlı ve geçerli, iki postüla üzerine kurulmuş olan ve matematik ifadesini, Minkowski uzay-zaman boyutları [tensörü] ile bulan kuram. [1905] [Fizik yasaları, tüm eylemsizlik referans [Galile] sistemlerinde aynı matematik şekle sahip [değişmez(invariant)] olmalılardır. Işık, uzayda, her yönde, sabit c hızıyla kaynağından ve gözlemcinin hareketinden bağımsız olarak yayılır ve hiçbir sinyal ya da enerji, ışığınkinden daha yüksek bir hızla yayılamaz.]
İLE/VE/<>/>
Özel göreliliğin değişmezliğini, sadece eylemsizlik(ivmesiz) referans sistemleri için sınırlı tutmuş olmasının açmazını tamamlayan ve fizik objektifliğin alanını genişleten ve matematik ifadesini, Riemannian uzay-zaman koordinatları ile bulan kuram. [1911] [Fizik yasaları, sürekli koordinat dönüşümleriyle birbirine geçilebilen, eylemli ya da eylemsiz tüm referans sistemlerinde değişmez olmalılardır.] )
( 1611 ile/ve/<>/> 1905 ile/ve/<>/> 1916[1919 yayımlama] )
( Koordinat düzenine göre bakışımlılığı[simetrikliği] tanımlar.
İLE/VE/<>/<
Fizik yasalarının, tüm eylemsiz koordinat düzenlerinde aynı olduğunu söyler.
İLE/VE/<>/<
Fizik yasalarının, tüm koordinat düzenlerinde geçerliliğini vurgular. )
- GÖRELİLİK = İZAFİYET = RELATIVITY[İng.] = RELATIVITÉ[Fr.] = RELATIVITÄT[Alm.]
- GÖREV ile GÖREVLİ
- GÖREV ile/ve/||/<>/> HAK
( Modern öncesindeki öncelikler. İLE/VE/||/<>/> Modern dönemdeki öncelikler. )
- GÖREV ile/ve İŞ
( Kişinin görev üstlenmesinde kazanç vardır. )
- GÖREV ile/ve/<>/değil SORUMLULUK
- GÖREV = VAZİFE, ÜFULE = FUNCTION[İng.] = FONCTION[Fr.] = FUNKTION[Alm.] = FUNCTIO[Lat.] = FUNCIÓN[İsp.]
- GÖREV ile/ve/<> YETENEK
- GÖREVLER ile SAYGILI
- GORİL[Fr. GORILLE] ile ORANGUTAN[< (Malayca), ORANG: İnsan. UTAN: Orman.]
( Ekvator bölgesinde ormanlarda yaşar. Maymunların en iri ve en güçlü olanıdır. İLE Sumatra ve Borneo'da yaşar. İnsana benzer. )
( Dişilleri ve genç olanları ağaçlarda, eriller ve gümüşsırt(silverback) denilenleri yerde uyumayı tercih eder. )
( Goriller, yüzemez. )
( ... İLE Yavrularının annesini/bölgesini terk etmesi belirli donanımları edinmesiyle ya da edinmeleri için en az 9 yıl gerektirir. [200 çeşit meyveyi/otu ayırd edebilmelilerdir] )
( ... İLE 50 yıl kadar yaşayabilirler. )
( 48 kromozomları vardır. [İnsandan 2 fazla] )
(
ile
)
( ... İLE Erilleri, dişillerine oranla, 2 kat daha iridir. )
- GÖRKEMLİ KONUŞMA ile GÖRKEMLİ ile GÖRKEMLİ
- GÖRMEK (BAKMAK) = REGARD[İng.] = CONSIDÉRER[Fr.] = BETRACHTEN[Alm.] = CONTEMPLOR[Lat.]
- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK
( İşlevsel/lik. İLE/VE/||/<>/> Niyetli, bilinçli, amaçlı. )
( GÖRMEK: Can kulağıyla dinlemek. )
( Görmek, dinlemek ile başlar. )
(
)
( İnsanın her bir gözü, doğrudan doğruya karşıya baktığı zaman, burundan dışarı doğru 95 derecelik bir görüş alanına sahiptir.
Ayrıca, gözlerimiz sayesinde burundan aşağıya doğru 75 derece,
burna doğruysa 60 derecelik bir açıyı görebiliriz.
İki gözün görüş açısının, yani sol gözümüzün burna ve sağa doğru 60 derecelik görüş alanıyla,
sağ gözümüzün burna ve sola doğru 60 derecelik görüş alanının çakıştığı bölge, kabaca 3 boyutlu görüş alanımızdır.
Bu 3 boyutlu görüş alanı, sadece 114 derecelik bir alanı kapsar.
Bu iki alanın çakışması sayesinde derinlik algılanabilir.
114 derecenin geri kalan alanında teknik olarak 2 boyutlu görebiliriz ve
derinlik algısı yok denecek kadar azdır.
İki göz hesaba katıldığında, insanın yatayda (göz ekseninde)
180 dereceden birazcık büyük bir görüş alanı vardır.
Bunun üzerine göz hareketleri de görüş alanını değiştirir.
Her bir gözümüz, yuvası içinde 90 dereceye yakın bir açıyla sola ya da sağa dönebilir.
Bu sayede, kafamızı hareket ettirmeksizin,
görüş alanımız göz ekseninde 270 dereceye kadar ulaşabilir.
Kafamız da 100-130 dereceye kadar sağa ya da sola dönebilir.
Bu sayede görüş alanımızı toplamda 340-350 dereceye kadar çıkarmamız mümkündür.
Kafa ve boyun hareketine, göğüs ve bel dönüşü (rotasyonu) da eklenirse,
bacakları hareket ettirmeksizin 360 dereceyi görmemiz olanaklıdır.
Her bir gözümüzde, dimdik ileri baktığımızda 12-15 derece dışa,
1.5 derece aşağıya denk gelecek biçimde optik sinirin retinayı yararak girdiği kör nokta bulunur.
Bu kör nokta, görüş alanını gövde eksenimizde 7.5 derece,
göz eksenimizde 5.5 derece kısıtlayan bir evrimsel kusurdur. )
- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK ile/ve/||/<>/> İZLEMEK
( Denk gelerek, istemeden de görülmüş olabilir. İLE/VE/||/<>/> Dikkati yönelterek. İLE/VE/||/<>/> Bakışı kararlı bir biçimde sürdürerek. )
- GÖRMEK ile/ve/<> BİLMEK
( Görüyorum demek, göz ile değil
Biliyorum demek, dil ile değil! )
( Duyduğumu unuturum, gördüğümü anımsarım, okuduğumu anlarım. )
- GÖRMEK ile/ve/<> İLGİ
( Göz görmeyince, gönül katlanır. )
( Gözden ırak/uzak, gönülden ırak/uzak olur/kalır. )
- GÖRMEK ile/ve KABUL ETMEK
- GÖRMEZDEN GELMEK ile CEHALET ile CAHİL ile CAHİL İNSANLAR ile CAHİLCE ile CAHİLLER ile GÖRMEZDEN GELİNDİ
- GÖRSEL/LİK ile DIŞSAL/LIK
( DIŞSALLIĞI İLE ALGINDA, İÇSELLİĞİ İLE AKLINDA )
- GÖRÜ = HADS, TEHADDÜS = INTUITION[İng., Fr.] = ANSCHAUUNG[Alm.] = INTUITIO, INTUITUS < INTUERI[Lat.] = INTUICIÓN[İsp.]
- GÖRÜLEN ile/ve GÖRÜLMEYEN
- GÖRÜLME SIKLIĞI ile OLAY ile TESADÜFEN
- GÖRÜM/SEL/VİZYON/EL[İng. VISIONAL] değil/yerine/= İLERİ GÖRÜŞ(LÜ)/UZAK GÖRÜ(LÜ)/[VİZYON/ER[İng.
- GÖRÜNGÜ = HADİSE = PHENOMENON, APPEARANCE[İng.] = PHÉNOMÈNE[Fr.] = ERSCHEINUNG[Alm.] = PHAINOMENON[Yun.] = FENOMENO[İsp.]
- GÖRÜNGÜBİLİM = PHENOMENOLOGY[İng.] = PHENOMÉNOLOGIE[Fr.] = PHÄNOMENOLOGIE[Alm.] = PHAINOMENON[Yun.]
- GÖRÜNMEZLİK ile GÖRÜNMEZ
- GÖRÜNTÜ ile/ve GÜZELLİK
( Rüya. İLE/VE Gerçek. )
- GÖRÜNTÜSELLİK -ile
- GÖRÜNÜR HAREKET ile/ve GERÇEK HAREKET
- GÖRÜNÜŞ -ile
( ASPECT )
- GÖRÜNÜŞ ile/ve ANLAM
- GÖRÜNÜŞ ile/ve DUYARLILIK
- GÖRÜNÜŞ ile FENOMEN
- GÖRÜŞ ile/ve/değil/yerine KAVRAM
- GOSSYPOL[İng.] ile/değil/yerine/= GOSSYPOL
- GÖSTERGE ile/ve BELİRTİ
- GÖSTERGE ile/ve GARANTİ
- GÖSTERGE ile GÖSTERGE ile BELİRTMEK ile BELİRTİLEN ile GÖSTEREN ile GÖSTERGE ile GÖSTERGE NİTELİĞİNDE ile GÖSTERGE
- GÖSTERGE = İŞARET = SIGN[İng.] = SIGNE[Fr.] = ZEICHEN[Alm.] = SIGNUM[Lat.] = SENAL[İsp.]
- GÖSTERGE ile/ve/değil/||/<> ÖLÇÜT
- GÖSTERGE ile/ve/değil UZANTI
- GÖSTERGEBİLİM = SEMIOTIC[İng.] = SÉMIOTIQUE, SÉMIOLOGIE[Fr.] = SEMIOTIK[Alm.] = SEMA, SEMEION[Yun.]
- GÖSTERİ(M) ile PAYLAŞIM
- GÖSTERİM ile GÖSTERİŞ
- GÖSTERİŞ YAPMAK ile GÖSTERİŞLİ
- GÖSTERİŞ ile GÖSTERİŞ ile GÖSTERİŞLİ
- GÖSTERME ile/ve/değil/yerine İMLEMEK/İŞARET (ETME)
- GÖSTERMEK ile/ve KANITLAMAK
- GÖSTERMEK ile ORTAYA KOYMAK
- GÖSTERMEK ile RESİMLİ ile İLLÜSTRASYON ile AÇIKLAYICI ile İLLÜSTRATÖR
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine SUNMAK
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine YAŞAMAK
- GOTO PAIR[İng.] / PAIRE DE GOTO[Fr.] / GOTO-PAAR[Alm.] ile/değil/yerine/= GOTO ÇİFTİ
- GÖVDE/MİZ:
OKSİJEN ve/||/<> KARBON ve/||/<> HİDROJEN ve/||/<> NİTROJEN ve/||/<>
KALSİYUM ve/||/<> FOSFOR ve/||/<> + 54 ÖĞE
( %65 ve/||/<> %18 ve/||/<> %10 ve/||/<> %3 ve/||/<> %1.4 ve/||/<> %1.1 ve/||/<> + %0 - 0.99 )
- GÖVDE = BEDEN = BODY[İng.] = CORPS[Fr.] = DAS LEIB, DER KÖRPER[Alm.] = IL CORPO[İt.] = EL CUERPO[İsp.] = CORPUS[Lat.] = TO SOMA, HO KHROS[Yun.] = CİSM, CESED, CURM[Ar.] = BEDEN[Fars.] = HET LICHAAM[Felm.] = DEHA[Sansk.]
- GÖVDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEN
( Gövde ve gövdeyle özdeşlik duygusu var oldukça, düş kırıklıkları kaçınılmazdır. )
( Gövde olmadığında siz gövdeden ayrılmış değilsiniz - sadece Siz'siniz. )
( Gövde, üzerinde aşırı konsantrasyon kendi amacına ters düşer ve aksi sonuç verir. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Benlik, öylesine kendinden emindir ki, cesâreti tümüyle kırılmadıkça vazgeçmez. )
( Bir gövdede odaklanmış sonsuz olansınız. )
( "Ben Gövde'yim" düşüncesini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )
( "Ben Gövde'yim" düşüncesinin ötesine geçin. )
( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gövde ve zihin içinde olmadığınızı, fakat her birinin de farkında olduğunuzu bilmek, kendini-biliştir. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
( Her kim, varoluşu hakkında bir yanıt arayarak düşünürse ve kendi kaynağını bulmayı içtenlikle isterse, her zaman mevcut olan "Ben-im" duygusunu kavrayabilir ve zihni karartan bulutlar dağılıp, varlığın özü tüm ihtişamıyla görününceye dek onun üzerinde büyük dikkatle ve sabırla durabilir. )
( As long as there is the body and the sense of identity vs. the body, frustration is inevitable.
Without the body you are not disembodied - you Just are.
The self is so self confident, that unless it is totally discouraged, it will not give up.
Go beyond the I-am-the-body idea.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Whoever is puzzled by his very existence as a conscious being and earnestly wants to find his own source, can grasp the ever-present sense of I am and dwell on it assiduously and patiently, till the clouds obscuring the mind dissolve and the heart of being is seen in all its glory. )
- GÖVDE ile/ve/<> ZİHİN
( Gövde ile gövdede barınan bilinç arasında zihin yer alır. )
( Gövde, ölçüsünü bilir, ama zihin bilmez. )
( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gövde, dış varlığı, bilinç iç varlığı tanımlar, saf farkındalık halinde ise En Yüce Olan'la temas kurulur. )
( Gövdenin ötesine geçmek için sağlıklı olmalısınız; zihnin ötesine geçmek için ise zihniniz kusursuz bir düzen içinde olmalı. )
- GÖZ AKI -ile
- GÖZ GÖZESİ ile/ve/||/<> ÇUBUK GÖZE
( ... @@ Retina tabakasında bulunan, ışığa duyarlı iki gözeden biri. )
- GÖZ KAMAŞTIRMAK ile GÖZLERİ KAMAŞMIŞ ile GÖZ KAMAŞTIRMASI
- GÖZ KIRPMAK/KIPMAK ile GÖZ KIRPIŞTIRMAK/KIPIŞTIRMAK
- GÖZ KIRPMAK ile YANIP SÖNÜYOR
- GÖZ KORKUTAN ile KORKUSUZ
- GÖZ SIVILARI'NI
- GÖZ YUMMA ile BAĞIŞLAMAK
- GÖZ YUMMA ile GÖZ YUMMAK
- GÖZ ve/<> BİLİNÇ
( Göz ve bilinç, tüm dünyayı gördüğü halde, kendini [pek] [kolay kolay] göremez. )
- GÖZ ve/||/<>/> GÖNÜL[< GÖNENME/GÖNENÇ] ve/||/<>/> AYAK
( Gözden uzak(ırak) olan, gönülden/zihinden (de) uzak(ırak) olur. )
( Göz, dostu görendir. )
( DİLÂ: EY GÖNÜL )
( Göz, nereye bakar; gönül, oraya akar. VE/||/<>/> Gönül, nereye akar; ayak, oraya koşar. )
- GÖZ ile GÖZ ALICI ile GÖZ TEMİZLEYİCİ ile GÖZ TEMİZLEME ile GÖZ MUAYENESİ ile GÖZ AÇICI ile GÖZ AĞRISI ile GÖZ YUVASI
- GÖZ ile/ve GÖZ KÜRESİ ile/ve GÖZBEBEĞİ ile/ve GÖZ ÇUKURU ile/ve GÖZ KAPAĞI
( Göz açık olmalı, aklını bulunduğu yere almalı. )
( "Suyun akmaya başladığı kaynak." )
( Göz, Zât'ı; geri kalanı, sıfatı simgeler. )
( Gözlerimiz hayatımız boyunca doğduğumuz andaki boyutlarında kalıyor. Burnumuz ve kulaklarımızın ise büyümesi hiç sona ermiyor. )
( Bir gözün, 1.800.000 damarı vardır. )
( EŞFÂR[Ar. < ŞÜFR]: Gözkapağının kenarları, kirpik yerleri. )
( Her bir göz, 130 milyon görme siniri hücresinden oluşmaktadır. )
( ... İLE ... İLE Gözbebeği, ilgi çekici bir nesneye baktığımızda ya da bir olaya şahit olduğumuzda, %45 oranında büyür. İLE ... İLE ... )
( Bazı örgenimizde, işlevlerinin tamamına ulaşması zaman alırken, gözlerimiz, sürekli olarak etkindir. )
( Gözler, saatte 36.000 bit bilgiyi işleyebiliyor. )
( Gözlerimiz, tüm öteki örgenlerimizden daha fazla olarak, beyin gücünün %65'inden yararlanıyor. )
( Neredeyse herkesin bir gözü, ötekinden az da olsa daha güçlüdür. )
( Tanrı heykellerinin gözbebeği yoktur. )
- GÖZ ve/||/<> KALP
( Gülmek için!... :) VE/||/<> Sevmek için!... )
- GÖZ ile/ve/<> YÜZ(SURAT, VECİH, ÇEHRE, SİMA[Fars.], DİDAR)
(
)
- GÖZDAĞI ile GÖZDAĞI
- GÖZE/HÜCRE[Ar.]/CELLULE[İng./Fr.] ile/ve/||/<>/> DOKU
( Canlının en küçük yapı birimi. İLE/VE/||/<>/> Benzer gözelerin bir araya gelmesiyle oluşan yapı birimi. )
- GÖZE/HÜCRE[Ar.]/SEL[İng. < CELL] ile/||/<> AYLITSEL[İng. < İSLET CELL]
( Göze. İLE/||/<> Adacık gözesi. )
- GÖZLEM ile HESAP
- GÖZLEM ile/ve/yerine KATILIM
( Düşüncelerinizi, duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi gözlemleyin. )
- GÖZLEM = MÜŞAHEDE = OBSERVATION[İng., Fr.] = BEOBACHTUNG[Alm.] = OBSERVAR, MIRAR[İsp.]
- GÖZLEMLEMEK ile/ve/<> İNCELEMEK
- GÖZLEMLEMEK ile TARAMAK
- GÖZLEMSEL BİLGİ ile/ve KATILIMSAL BİLGİ
- GÖZLER ile GÖZE BATAN ŞEY ile GÖZ LEKESİ
- GÖZLÜK ile KORUYUCU GÖZ ile GÖZLÜKLÜ ile GÖZLÜK
- GÖZLÜKLÜYILAN(KOBRA[Portekizce'den]) ile/ve KRAL KOBRA
( Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşar. İLE/VE Yılanları -özellikle fare yılanlarını- yerler. )
( ... İLE/VE 18 metre yüksekliğe kadar çıkabilirler. )
( Kobraların doğal tavırları saldırgan değil savunmacıdır. )
( Kobralar flütün görüntüsüne tepki verir, sesine değil! [Sağır değillerdir fakat müziği tam olarak duymazlar.] )
( Belirli bir mesafeden sadece kendi uzunlukları içinde şiddetli bir vuruş yapabilirler. [Dirseğinizi masaya koyup elinizle aşağıya doğru hızla vurur gibi.] )
- GÖZÜ PEK ile CESURCA ile CESARET
- GÖZÜPEK = DARING[İng.] = AUDACIEUX[Fr.] = KÜHN[Alm.] = AUDAX[Lat.]
- GÖZÜPEKLİK = DARING, AUDACITY[İng.] = AUDACE[Fr.] = KÜHNHEIT, TOLLKÜHNHEIT[Alm.] = AUDACIA[Lat.]
- GÖZYAŞI:
KEDERDE ile BOZULMADA ile SOĞANDA ile GÜLÜŞTE
(
)
- GÖZYAŞININ:
DIŞA AKMASI ile/ve İÇE AKMASI
- GPRL/GAUSSIAN PROCESS REGRESSION LEARNING[İng.] değil/yerine/= GAUSS SÜREÇ GERİ ÇIKARIM ÖĞRENIMİ, GAUSS SÜREÇ REGRESYON ÖĞRENIMİ
- GPRS/GENERAL PACKET RADIO SERVICE[İng.] değil/yerine/= GENEL PAKET RADYO SERVİSİ
- GPS/GLOBAL POSITIONING SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KÜRESEL KONUMLAMA DÜZENİ
- GPU/GRAPHICS PROCESSING UNİT GRAFİK[İng.] değil/yerine/= (ÇİZGE) İŞLEME BİRİMİ
- GRAD[İng.] / GRADE[Fr.] ile/değil/yerine/= GRAD
- GRADE[İng.] değil/yerine/= DERECE
- GRADE[İng.] ile/değil/yerine/= SAFLIK DERECESİ
- GRADIENT COUPLING[İng.] ile/değil/yerine/= EĞİM EŞLEMESİ
- GRADIENT[İng.] / GRADIENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GRADYAN, DEĞİŞİM HIZI
- GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= GRADUALİZM
( Küçük çapta değişikliklerin sürekli, kararlı birikimine dayalı evrim modelidir. Giderek, yavaş yavaş evrimleşme olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)