Fransızca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.910 başlık/FaRk ile birlikte,
10.910 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(43/45)
- TRIMETHYLALUMINUM[İng.] / TRIMÉTHYLALUMINIUM[Fr.] / TRIMETHYLALUMINIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLALÜMİNYUM
- TRIMETHYLAMINE SULFUR TRIOXIDE[İng.] / TRIOXYDE SULFURIQUE DE TRIMÉTHYLAMINE[Fr.] / TRIMETHYLAMIN SCHWEFELTRIOXYD (TRIMETHYLBENZYL) DODECYL-DIMETHYL-AMMONIUM CHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLAMİN KÜKÜRT TRİOKSİT
- TRIMETHYLAMINE[İng.] / TRIMÉTHYLAMINE[Fr.] / TRIMETHYLAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLAMİN
- TRIMETHYLBENZYL CHLORURE DODÉCYLBIMETHYL-AMMONIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİMETİL BENZİL KLORÜR DODESİLDİMETİLAMONYUM
- TRIMETHYLBORATE[İng.] / BORATE DE TRIMÉTHYLE[Fr.] / BORSÄUREMETHYLESTER[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİL BORAT
- TRIMETHYLCHLOROSILANE[İng.] / TRIMÉTHYLCHLOROSILANE[Fr.] / TRIMETHYLCHLORSILAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLKLOROSİLAN
- TRIMETHYLEN BROMIDE[İng.] / BROMURE DE TRIMÉTHYLÈNE[Fr.] / TRIMETHYLENBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLEN BROMÜR
- TRIMETHYLENE GLYCOL[İng.] / TRIMÉTHYLÈNE GLYCOL[Fr.] / TRIMETHYLEN GLYKOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLEN GLİKOL
- TRIMETHYLENECHLOROHYDRIN[İng.] / TRIMÉTHYLÉNECICHLOROHYDRIN[Fr.] / TRIMETHYLENCHLORHYDRIN, TRIMETILEN KLOROHIDRIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLEN KLOROHİDRİN
- TRIMETHYLIC ACID[İng.] / ACIDE TRIMÉTHYLACÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİMETİLASETİK ASİT
- TRIODE CLAMP[İng.] / CLAQUETTE À VERROUILLAGE TRIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİYOT MANDAL
- TRIODE LASER[İng.] / LASER TRIODE[Fr.] / TRIODENLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİYOT LAZER
- TRIODE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR TRIODE[Fr.] / TRIODENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİYOT TRANSİSTOR
- TRIODE TUBE[İng.] / TUBE TRIODE[Fr.] / TRIODENLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİYOT LAMBA
- TRIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇ UÇLU
- TRIONE[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİON
- TRIOXIDE[İng.] / TRIOXIDE[Fr.] / TRIOKSIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİOKSİT
- TRIPEOD[İng.] / TRÉPIED[Fr.] / DREIFUSS, DREIFUSSGESTELL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ AYAK
- TRIPHASÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇ EVRELİ
- TRIPLE POINT[İng.] / POINT TRIPLE[Fr.] / DREIFACHER PUNKT, TRIPELPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ NOKTA
- TRIPLE SALT[İng.] / TRIPLE SEL[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ TUZ
- TRIPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL BİLEŞİK
- TRIPLET STATE[İng.] / ÉTAT TRIPLET[Fr.] / TRIPLETTZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ DURUM
- TRIPOLI[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİPOLİ
- TRİPORTÖR[Fr.] değil/yerine/= ÜÇTEKER
- TRISALYT[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİSALİT
- TRISAZO DYE[İng.] / TRISAZOÏQUE COLORANT[Fr.] / TRISAZO BOYASI[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİSAZO BOYASI
- TRİŞİN[Fr. < TRICHINE] değil/yerine/= İPSİ SOLUCAN
( Ergin durumda olan, domuzdan başka, insanda ve çok sayıda memelinin ince bağırsağında yaşayan, ipsiler cinsinden bir solucan. )
- TRITIUM[İng.] / TRITIUM[Fr.] / TRITIYUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİTYUM
- TRITON[İng.] / TRITON[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİTON
- TRİTYUM[Fr./İng.] ile/ve/||/<>/< TRİTON[Fr./İng. < Yun.]
( Atom ağırlığı 3 olan, radyoaktif hidrojen izotopu. İLE/VE/||/<>/< Trityumun, bir protondan ve iki nötrondan oluşan atom [H-3] çekirdeği. | Yunan mitolojisinde yarısı adam, yarısı balık olan deniz tanrısı. )
- TRİYAS[Fr.] ile/> PLİYOSEN[Fr. < Yun.]
( İkinci Çağın yaklaşık kırk beş milyon yıllık dönemi. İLE/> Üçüncü çağın en son dönemi. )
- TROMBON[Fr./İng.] ile TROMPET[Fr./İng.]/"BÜYÜLÜ" ile TUBA[Fr./İng.]
( Sürgü kolunun hareketiyle değişik yükseklikte seslerin elde edildiği soluklu çalgı. İLE Bir ağızlık ve kendi üstüne kıvrılmış silindir bir borudan oluşan soluklu çalgı. İLE Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan soluklu çalgı. )
( TROMBONE vs. TRUMPET vs. TUBA )
- TROMMEL[İng.] / CIBLE ROTATIF[Fr.] / SIEBTROMMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEK
- TROMP[Fr. < TROMPE] değil/yerine/= KÖŞE KUBBESİ
( Binanın bir bölümünü tutmaya yarayan köşe kubbesi. )
- TROPİKAL[Fr. < TROPICAL < İt. TROPICO] ile ASTROPİKAL[Tr. as + Fr. < İt.]
( Tropika ile ilgili, tropika bölgesinden olan. İLE Tropikal bölgelere yakın fakat daha yüksek bir enlemde olan. )
- TROPOSPHERE[İng.] / TROPOSPHÈRE[Fr.] / TROPOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TROPOSFER
- TRÖST[Fr. < TRUST] ile KONGLOMERA[Fr. < CONGLOMERAT]
( Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim kuruluna teslim edilmesi ve yönetimin bir kurulu yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği. İLE Yığışım. | Molozların çimento durumuna dönüşmesiyle oluşan kütle. )
- TROU DE FERMI[Fr.] / FERMI-LOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ DELİĞİ
- TRUP[Fr. < TROUPE] ile TURP[Fars.]
( Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu. İLE Turpgillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri beyaz, sarı, mor renkli bir bitki. | Bu bitkinin yenilen etli, yumru kökü. )
- Tûbâ[Ar.] ile TÛBÂ[Ar.] ile TUBBA'[Ar. çoğ. TEBÂBİA] ile TUBA[Fr./İng.]
( Güzellik, iyilik, hoşluk. | Rahatlık. İLE Kökleri semâda, dalları zemine uzanmış, Cennet'te, Sidre'de bulunan ve dalları bütün Cennet'i gölgeleyen ilâhî ağaç. İLE Eski çağlarda, Yemen bölgesinde saltanat süren eski Arap hükümdarlarının unvanı. İLE Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan soluklu çalgı. )
- TUBE À DÉCHARGE DE DEUTÉRIUM[Fr.] / DEUTERIUM-ENTLADUNGSGEFASS/ENTLADUNGSRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERYUM BOŞALMALI TÜP
- TUBE À DOUBLE FAISCEAU CATHODIQUE[Fr.] / DOPPELBÜNDELKATHODENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT DEMETLİ KATOT TÜPÜ
- TUBE DE L'ETIQUETTE[Fr.] ile/değil/yerine/= LA BEL TÜP
- TUBE ÉLECTRONIQUE[Fr.] / ELEKTRONENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON TÜPÜ
- TUBE NIXIE[Fr.] / NIXIE-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= NİXİE TÜPÜ
- TUBE OF FLUX[İng.] / TUBE DE FLUX[Fr.] / FLUSSES GEFÄSS[Alm.] ile/değil/yerine/= AKI TÜPÜ
- TUBE[İng.] / TUBE[Fr.] / ROHR, RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜP, LAMBA
- TUĞLA ile/ve/değil/||/<>/< VUSU(V)AR/VÜSVAR[Fr. VOUSSOIR]
( Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı nesnesi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kemer, tonoz ya da kubbe oluşturan kama biçimli [üstü dar, altı geniş biçimde yontulmuş] taş ya da tuğla. )
- TÜKETİCİ = CONSUMER[İng.] = CONSOMMATEUR[Fr.] = KONSUMENT[Alm.] = CONSUMATORE[İt.] = CONSUMIDOR[İsp.]
- TÜKÜRÜK ile/ve BALGAM
( TAKAŞŞU'/TEKAŞŞU'[Ar. < KAŞ]: Balgam çıkarma. )
( TEKAŞŞU'-İ DEM[Ar.]: Kan tükürme. )
( [İt./İsp.] SALIVA con/y/e ... )
( SPITTLE, SPIT vs./and FLEGMA )
( SALIVE avec/et PHLEGME )
( SPUCKE mit/und ... )
- TÜKÜRÜK ve/<> PTİYALİN[Fr. < Yun.]
( ... VE/<> Nişastanın sindirilmesine yarayan, tükürükte bulunan bir enzim. )
- TÜMDENGELİM = TÂLİL = DEDUCTION[İng.] = DÉDUCTION[Fr.] = DEDUKTION[Alm.] = DEDUCTIO[Lat.]
- TÜMEL = KÜLLİ = UNIVERSAL[İng., Alm., İsp.] = UNIVERSEL[Fr.] = UNIVERSALIS[Lat.] =
- TÜMEVARIM = İSTİKRÂ = INDUCTION[İng., Fr.] = INDUKTION[Alm.] = INDUCTIO[Lat.] = EPAGOGE[Yun.]
- TÜMÖR["TİMÖR" değil!]/TUMOR[İng.]/TUMEUR[Fr.] değil/yerine/= UR/ŞİŞLİK
- TÜMTANRICILIK = VÜCUDİYE = PANTHEISM[İng.] = PANTHÉISME[Fr.] = PANTHEISMUS[Alm.] = PAN:HERŞEY, HEP, TÜM. THEOS:TANRI[Yun.]
- TÜNEL[İng./Fr. < TUNNEL] değil/yerine/= İÇGEÇİT/İÇYOL
- TUNGSTEN[İng.] / TUNGSTEN[Fr.] / TUNGSTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TUNGSTEN
- TUNING FORK[İng.] / DIAPASON[Fr.] / STIMMGABEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAPAZON
- TUNNEL DIODE, ESAKI DIODE[İng.] / DIODE ESAKI (TUNNEL), DIODE DU TUNNEL[Fr.] / ESAKI DIODE, TUNNELDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜNEL DİYOTU
- TUNNEL EFFECT[İng.] / EFFET TUNNEL[Fr.] / TUNNELEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜNEL ETKİSİ
- TÜP[Fr./İng. < TUBE] ile FALLOP TÜPÜ/BORUSU
( Laboratuvarlarda türlü işlerde kullanılan, bir ucu kapalı cam boru. | İçine krem, diş macunu, ilaç vb. nesneler konulan, bir ucu burgu kapaklı, plastik ya da metal boru. | Akışkan nesnelerin konulduğu, genellikle silindir biçiminde, içi boş, ağzı özel tapalı kap. İLE Döl yatağının üst köşesinden yumurtalığa kadar uzanan, yaklaşık 10 santimetre uzunluğundaki boru. )
- TÜP ile KARNİ[Fr. < CORNUE]
( ... İLE Laboratuvarda damıtma işlerinde kullanılan, geniş karınlı, dar ve eğri boyunlu cam kap/tüp. )
- TÜP ile KARTUŞ[Fr. < CARTOUCHE]/HARTUÇ
( ... İLE Merminin arkasından namluya sürülen bezden ya da kartondan barut kesesi. | Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp. | Resim yazıda kralın adını ötekilerden farklı bir biçimde göstermeyi sağlayan oval çerçeve. 4. isim, bilişim Yazıcıya yerleştirilen mürekkep dolu tüp. )
- TUR[Fr. < TOUR] değil/yerine/= DOLAŞMA
- TUR[İng./Fr.] ile TURNE[Fr.]
( Dolaşma. | Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılan iş. | Başladığı noktada biten, bir ya da daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılan yolculuk. İLE Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro, gösteri ya da müzik sanatçılarının gezisi. )
- TÜR = NEVİ = SPECIES[İng., Lat.] = ESPÈCE[Fr.] = ART[Alm.] = EIDOS[Yun.] = ESPECIE[İsp.]
- TÜRÂB[Osm.] / SOIL, ERBIUM[İng.] / TERRE, TERRAIN, ERBIUM[Fr.] / ERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPRAK, ERBİYUM
- TURBA[Fr. < TOURBE] ile/ve/||/<> TURBALIK
( Az çok kömürleşmiş bitkilerden oluşan yakıt. İLE/VE/||/<> Göl ve bataklıklarda yetişen bitkilerin, özellikle sfagnumun çürümesi ve kömürleşmesiyle oluşan turba yatağı. )
- TÜRBAN[Fr.] değil/yerine/= BAŞÖRTÜSÜ
- TÜRBAN[Fr.] ile/değil HAVLİ
( İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü. DEĞİL Moritanya'da kullanılan türbanın adı. )
- TÜRBAN[Fr.] ile VUAL/VUALET
( ... İLE Kadınların kullandığı, şapka, taç, toka ve benzerlerinde bulunan, yüzü örten, ince hafif tül. )
- TURBOMACHINE[İng.] / TURBOMACHINE[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜRBOMAKİNE
- TÜRBÜLANS[İng./Fr. TURBULENCE] değil/yerine/= HAVA BURGACI/GİRDAP
- TURBULENT CURRENT/FLOW[İng.] / FLUX TURBULENT[Fr.] / TURBULENTE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLANSLI AKIŞ/AKIM
- TURBULENT LEWIS NUMBER[İng.] / NOMBRE DE LEWIS TURBULENT[Fr.] / TURBULENTE LEWIS-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLANSLI LEWİS SAYISI
- TURBULENT[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLENT
- TÜRKOLOG[Fr. < TURCOLOGUE] değil/yerine/= TÜRKLÜK BİLİMİ UZMANI
- TÜRKOLOJİ[Fr. < TURCOLOGIE] değil/yerine/= TÜRKLÜK BİLİMİ
- TURNUSOL[Fr.] (KÂĞIDI) ile MİHENK (TAŞI) ile KİLİT (TAŞI)
( Birtakım bitkilerden elde edilen mavi boya maddesi. İLE Altının gerçeğini sahtesinden ayırmak ve ayarını belirlemek üzere kullanılan sert ve siyah taş. )
- TURPENTINE GUM[İng.] / BAUME[Fr.] / BALSAM, TERPENTIN GOMME[Alm.] ile/değil/yerine/= BALZAM, TEREBENTİN SAKIZI
- TURPENTINE OIL[İng.] / ESSENCE DE TÉRÉBENTHINE A'L'HUILE[Fr.] / TERPENTINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREBENTİN YAĞI
- TURQUOISE[İng.] / TURQUOISE[Fr.] / TURKUZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TURKUAZ
- TÜRÜM = SUDUR = EMANATION[İng., Alm.] = ÉMANATION[Fr.] = EMANATIO[Lat.]
- TUŞ[Fr. < TOUCHE] ile TUŞ ile TUŞ
( Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. | Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. | Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi. İLE Taraf, yön, cihet, rast gelme, karşısında duran. | Benzer, denk, eş. İLE Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. )
- TUTARLI = İNSİCAMLI = CONSEQUENT[İng.] = CONSÉQUENT[Fr.] = KONSEQUENT[Alm.] = CONSEQUENS[Lat.] = CONSECUTIVO/VA[İsp.]
- TUTKU = İHTİRAS = PASSION[İng., Fr.] = LEIDENSCHAFT[Alm.] = PASSIO[Lat.] = PATHOS[Yun.] = PASION[İsp.]
( Tutuklu kalmak. )
- TUTUCU ile TUTUCU ile TUTUCU/İTİCİ[Fr. TENEUR] ile TUTUCU
( Süregiden toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kişi. İLE Tutumlu. İLE Durmalı çıkışlarda, çiftekerciye yardım eden kişi. [Eskiden "itici" denilirdi. Çıkışta, koşucuyu itmek yasak olduğundan, bugün, bu yardımcılara "tutucu" denilmektedir.] İLE Ateş maşası. )
- TUTUM = ATTITUDE[İng., Fr.] = EINSTELLUNG/HALTUNG[Alm.] = ATTITUDINE[İt.] = ACTIDUD[İsp.]
- TUVAL[Fr. < TOILE]/CANVAS[İng.] ile TUVAL[Fr. < TOILE]
( Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir ya da pamuklu kaba kumaş. İLE Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo. )
- TUZ RUHU[Osm.] / SPIRITS OF SALT, HYDROCHLORIC ACID[İng.] / ACID CHLORHYDRIQUE, ESPRIT DE SEL[Fr.] / SALZSÄURE, CHLORWASSERSTOFFSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ ASİDİ, HİDROKLORİK ASİT
- TUZ ile BAZAL[Fr. < BASAL]
( ... İLE Bazı çok olan tuz. | Bazın özelliklerini taşıyan. )
- TUZ ile/ve/<>/> HALOJEN[Fr. < Yun. HALS: Tuz. | GENNAN: Doğurmak.]
( ... İLE/VE/<>/> Madenlerle birleşince tuz verebilen, flor, klor, brom ve iyot öğelerine verilen ad. )
- TÜZE(HUKUK) (DAİRESİ) ile/ve/||/<> TÜRE(ADÂLET) (DAİRESİ)
HUKUK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> MEŞRÛİYET(GEÇERLİLİK)
( ... İLE/VE/||/<> Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek biçimde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
(
| 
ADÂLET DAİRESİ
Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.
Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )
( "Kurallara uymak", adâlet değildir. )
( Rızâ yazısı için burayı tıklayınız... )
(
| 
|
)
( ... İLE/VE/||/<> Güçler arasındaki denge. )
( LAW vs./and/||/<> JUSTICE )
( JURISTISCHE/RECHTSWISSENSCHAFTLICHE mit/und/||/<> GERECHTIGKEIT )
( DROIT avec/et/||/<> JUSTICE )
( ... cum/et/||/<> JUSTITIA )
( ... ile/ve/||/<> DÍKÊ )
- TÜZE = JUSTICE[İng.] = DROIT[Fr.] = RECHT[Alm.] = DIRITTO[İt.] = DERECHO[İsp.]
- TYNDALL EFFECT[İng.] / EFFET TYNDALL[Fr.] / TYNDALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TYNDALL ETKİSİ/OLAYI
- UÇAK ile PLANÖR[Fr.]
( ... İLE Hava akımlarından yararlanarak uçan, motorsuz hava aracı. )
- UÇURUM ile/ve YALI YAR/FALEZ[Fr. < FALAISE]
- UFKÎ RAKKAS[Osm.] / HORIZONTAL PENDULUM[İng.] / PENDULE HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTALES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY SARKAÇ
- UFKÎ[Osm.] / HORIZONTAL[İng.] / HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY
- ÜFLEÇ/KAMIŞ/PİPET[Fr.] ile ŞALÜMO
( Sıvıları solukla içine çekmeye yarayan yapay boru/lar. İLE Sıvıları solukla içine çekmeye yarayan, saman ya da saz çöpünden kullanılan kamış. )
- UKDE-İ CEREYAN[Osm.] / CURRENT NODE[İng.] / NŒUD DE COURANT[Fr.] / STROMKNOTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM DÜĞÜMÜ
- ULTRA ACTINIDE[İng.] / ULTRA-ACTINIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKTİNİT ÖTESİ
- ULTRA FAST NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS ULTRARAPIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI HIZLI NÖTRONLAR
- ULTRA SHORT WAVES[İng.] / ONDES ULTRA-COURTES[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇOK KISA DALGALAR
- ULTRACENTRIFUGATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SANTRİFÜJLEME
- ULTRAPARAMAGNETISM[İng.] / ULTRAPARAMAGNÉTISME[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI PARAMANYETİZMA
- ULTRASON[Fr. < ULTRASON] değil/yerine/= YANSILANIM
- ULTRASONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ULTRASES
- ULTRAVIOLET ABSORBER[İng.] / AMORTISSEUR ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTABSORBER[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ SOĞURUCU
- ULTRAVIOLET LAMP[İng.] / LAMPE ULTRAVIOLETTE[Fr.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ LAMBA
- ULTRAVIOLET MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ MİKROSKOP
- ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ IŞINIM
- ULTRAVIOLET SPECTRUM[İng.] / SPECTRE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ TAYF/SPEKTRUM
- ULTRAVIOLET TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRAVIOLETTTELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= MORÖTESİ TELESKOP
- ULTRAVIOLET[İng.] / ULTRAVIOLET[Fr.] / ULTRA-MOR, ULTRA- VIYOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRAVİYOLE
- ULTRAVİYOLE[Fr. < ULTRAVIOLET] değil/yerine/= KIZIL ÖTESİ
- ULTRAVİYOLE[Fr.]/MÂVERÂ-İ BENEFŞEVÎ[Ar.] değil/yerine/= MORÖTESİ
( Dalga boyu, mor renkli ışığınkinden daha kısa olan, gözle görülemeyen, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım.[4000 - 200 A° arasında] )
- ULULAMA = HÜRMET = VENERATION[İng.] = VÉNÉRATION[Fr.] = HOCHACTUNG[Alm.] = VENERATIO[Lat.]
- UMKLAPP PROCESS[İng.] / PROCESSUS UMKLAPP[Fr.] ile/değil/yerine/= UMKLAPP SÜRECİ
- ÜMM-İ SÜLBE[Ar.]/DURE-MÈRE[Fr.] ile ...
( Beyin zarlarından en kalını ve en dışta bulunanı. )
- UMUT[Türkçe]/ÜMİT[Fars. < UMİD] = RECÂ[Ar.] = HOPE[İng.] = ESPOIR[Fr.] = HOFFNUNG[Alm.] = SPES[Lat.]
- UMUTSUZLUK = ÜMİTSİZLİK[Fars.] = DEPAIR[İng.] = DÉSESPOIR[Fr.] = VERZWEIFLUNG[Alm.] = DESPERATIO[Lat.]
- ÜN/ŞÂN[Ar.] ile ŞAN[Fr. CHANT]
( Ün. | Gösteriş, gösterişlilik. İLE İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi. )
- UNCERTAINTY PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'INDÉTERMINATION[Fr.] / UNBESTIMMTHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK İLKESİ
- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL
- UNIDIRECTIONAL[İng.] / UNIDIRECTIONNEL[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ
- UNIFIED FIELD THEORY[İng.] / THÉORIE DU CHAMP UNIFIÉ[Fr.] / EINHEITLICHE FELDTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞİK ALAN KURAMI
- UNIFORM CIRCULAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT CIRCULAIRE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DAİRESEL HAREKET
- UNIFORM FIELD[İng.] / CHAMP UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN ALAN
- UNIFORM LINEAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT RECTILIGNE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DOĞRUSAL HAREKET
- UNIFORM PLANE WAVE[İng.] / ONDE PLANE UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGE EBENE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DÜZLEM DALGA
- UNIJUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIJONCTION[Fr.] / EINANSCHLUSSTRANSISTOR, EINKNOTENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKLEMLİ TRANSİSTOR
- UNIMOLECULAR PROCESS[İng.] / MONOMOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ İŞLEM
- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI
- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR
- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU
- UNIT CELL[İng.] / CELLULE DE L'UNITÉ[Fr.] / MASSEINHEIT ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM GÖZE/HÜCRE
- UNIT OPERATIONS[İng.] / OPERATIONS D'UNITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEMEL İŞLEMLER
- UNIT POLE[İng.] / PÔLE UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM KUTUP
- UNIT VECTOR[İng.] / VECTEUR UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM VEKTÖR
- UNITÉ ASTRONOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASTRONOMİ BİRİMİ
- UNSUR[Osm.] / ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT[Fr.] / ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEMENT
- UNUTMA ile/ve/||/<> BUNAMA/ATEH[Ar.]/DEMANS[Fr., İng. < DEMENTIA] ile/ve/||/<> ALZHEIMER
( Alzheimer tanısı için aşağıdakilerden en az ikisi tanılanmış ve "önemli ölçüde dikkate alınmalıdır".
- Zayıf bellek
- İletişim ve dil zorluğu
- Odaklanmada ve dikkatini vermede güçlük
- Hatalı muhakeme ve yargı
- Bozulmuş görsel algı )
( Alzheimer, genel olarak üç evreye ayrılır:
1. Unutkanlık, bildiği yerleri tanıyamama, bazı sözcükleri bulamama, işine ve hobilerine karşı ilgisini yitirme gibi erken belirtiler verir ve genellikle hasta olduğunu kabul etmek istemez.
2. Bellek kaybı belirginleşir. Yakınlarının adını unutabilir. Yolunu kaybedebilir. Konuşma bozukluğu artar. Yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerinde yardıma gereksinim duyabilir ve bazı hayaller görebilir.
3. Artık aile üyelerini tanımayabilir, yemek yemede ve yürümede güçlükler başlar, sidik ve dışkısını tutamayabilir ve ciddi davranış bozuklukları görülebilir.
Alzheimer hastalığı, yaklaşık 5-8 yıllık bir ilerleme süreci içinde hastayı yatağa bağlı ve tamamen bakıma muhtaç duruma getirir. )
( 
Unutma eğrisi ve aralık etkisinin keşfi ile tanınan, deneysel bellek çalışmalarına öncülük eden psikolog Hermann Ebbinghaus (1850–1909), öğrenme eğrisini tanımlayan ilk kişidir. Unutma eğrisinin grafiği, kişilerin "öğrenileni" tekrar etmezse yeni öğrendiği bilgilerin, günler içinde nasıl azaldığını gösterir. )
( ... İLE/VE/||/<> Bellek, düşünme ve toplumsal yeteneklerde bozulma. İLE/VE/||/<> Beyinde plak ve düğüm oluşumu ile bellek kaybı ve bilişsel gerileme. | Demansın en yaygın nedeni olan ve ilerleyici bellek kaybı ile ilişkili bir sayrılık. )
- UNVAN[Ar.]/AYAG [divanlugatturk]/TITRE[Fr.] değil/yerine/= SAN
- UP QUARK[İng.] / QUARK UP[Fr.] / ERHÖHENQUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKARI KUARK
- UPPER ATMOSPHERE[İng.] / ATMOSPHÈRE SUPÉRIEUR[Fr.] / OBERE ATMOSPHÄRE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜST ATMOSFER
- UPUYGUN = MUTABIK = ADEQUAT[İng.] = ADÉQUAT[Fr.] = ADÄQUAT[Alm.] = ADEQUATUS[Lat.] = ADECUADO/DA[İsp.]
- UR[Tr.]/TÜMÖR[Fr. < TUMEUR] ile TÜMÜR
( Gözelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan ya da bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru, bağa, tümör, neoplazma, çingene ahtapotu, vejetasyon. İLE Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı. )
- UR ile/ve/||/<> BALONLAŞMA/ANEVRİZMA[Fr. < Yun. < ANEVRISME]
( ... İLE Bir atardamarın, bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme. )
- URANIUM SERIES[İng.] / SÉRIE DE L'URANIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= URANYUM DİZİSİ/SERİSİ
- URANIUM-LEAD DATING[İng.] / DATATION PAR L'URANIUM-PLOMB[Fr.] ile/değil/yerine/= URANYUM-KURŞUN YAŞ TAYİNİ
- URANIUM[İng.] / URANIUM[Fr.] / URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= URANYUM
- ÜRAT[Fr.] ile ÜRE[Fr. < Yun.]
( Sidik asidi tuzu. İLE Azotlu besinlerin, gövdede yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda, sidikle dışarı atılan azotlu madde. | Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan, temel gereçlerden, beyaz, billursu toz. )
- ÜREMİ[Fr. < Yun. URON: Sidik. | HAİMA: Kan.]
( Ürenin, sidikle çıkmayıp kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalık. )
- ÜRİK ASİT[Fr.]
( Suda çok az eriyen, soda ve amonyakla birleşince, kısmen eriyebilen asit ve nötr tuzlar oluşturan asit. Karbon, oksijen, nitrojen ve hidrojen'den oluşan, organik bir bileşiktir. Ksantin oksidazın oksipürünleri oksitlemesi ile oluşur. İnsan ve gelişmiş primatlarda pürin metablozmasının son ürünüdür. [C5H4N4O3] )
- ÜRTİKER[Fr. < Lat.] değil/yerine/= KURDEŞEN
( Ciltte, çeşitli nedenlerle oluşan, kaşıntılı döküntüler. )
- US = AKIL = REASON[İng.] = RAISON[Fr.] = VERNUNFT[Alm.] = RATIO[Lat.] = RAZON[İsp.]
- USÇULUK = AKLİYE = RATIONALISM[İng.] = RATIONALISME[Fr.] = RATIONALISMUS[Alm.] = RATIO[Lat.]
- USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]
- USEFUL BEAM[İng.] / FAISCEAU UTILE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAYDALI DEMET
- USEFUL PENETRATION DEPTH[İng.] / PROFONDEUR DE PÉNÉTRATION UTILE[Fr.] / NÜTZLICHE EINDRINGTIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI NÜFUZ DERİNLİĞİ
- USLAMLAMA = REASONING[İng.] = RAISONNEMENT[Fr.] = SCHLUßVERFAHREN[Alm.] = RATIOCINATIO[Lat.]
- ÜSSÎ ZAYIFLAMA[Osm.] / EXPONENTIAL ATTENUATION, EXPONENTIAL EXTINCTION[İng.] / ATTÉNUATION EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIELLE SCHWÄCHUNG, EXPONENTIALLÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL ZAYIFLAMA
- ÜST-DİL = METALANGUAGE[İng.] = MÉTALANGUE[Fr.] = METASPRACHE[Alm.]
- USÛL/METOD/OLOJİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= YÖNTEMBİLİM
- UTANÇ = SHAME[İng.] = HONTE[Fr.] = SHAM[Alm.] = PUDOR[Lat.]
- ÜTOPİK[Fr. < UTOPIQUE] değil/yerine/= HAYALÎ
- UYGARLIK = MEDENİYET = CIVILIZATION[İng.] = CIVILISATION[Fr.] = ZIVILISATION[Alm.] = CIVIS[Lat.] = CIVILIZACIÓN[İsp.]
- UYGULAYIM = TEKNİK = TECHNICS[İng.] = TECHNIQUE[Fr.] = TECHNIK[Alm.] = TEKHNE[Yun.] = TECNICA[İsp.]
- UYLUK/OYLUK ile/ve BALDIR/İNCİK/SÂK[Ar.]
( Kalçadan dize kadar olan bölüm. İLE/VE Dizle ayak bileği arasındaki bölümün arkasındaki bölüm. )
( AZM-İ FAHZ ile/ve AZM-İ KASABA )
( THIGH vs./and CALF, SHANK/SHIN
[Alm..] OBERSCHENKEL mit/und WADE )
( CUISSE avec/et MOLLET )
( MUSLO con/y PANTORRILLA )
( COSCIA con/e POLPACCIO )
- UYUM = AHENK = HARMONY[İng.] = HARMANIE[Fr.] = HARMONIE[Alm.] = HARMONIA[Yun. Zarafet ve uyum tanrıçası.] = ARMONÍA[İsp.]
- UYUTUM = NEVM-İ SINAİ = HYPNOSIS[İng.] = HYPNOSE[Fr., Alm.] = HYNOS[Yun.]
- UZADEVİM(TELEKİNEZİ[Fr./İng.]) ile KALDIRMA(LEVİTASYON[Fr./İng.])
( Telekinezi ya da sadece kinezi, özdeğin(maddenin) iç dinamiklerine zihin/düşünce gücüyle etki ederek biçimini değiştirmek. İLE Levitasyon ise, özdeği bütün olarak yerinden hareket ettirmek/havalandırmak/havada dolaştırmak. )
- UZAM = HAYYİZ = EXTENSION, EXTENT[İng.] = ÉTENDUE, EXTENSION[Fr.] = AUSDEHNUNG[Alm.] = EXTENSIO[Lat.] = EXTENSIÓN[İsp.]
- UZAMLI ŞEY = EXTENDED THING[İng.] = CHOSE ÉTENDUE[Fr.] = AUSGEDEHNTE DING[Alm.] = RES EXTENSA[Lat.]
- UZAY = MEKÂN = SPACE[İng.] = ESPACE[Fr.] = RAUM[Alm.] = SPATIUM[Lat.] = ESPACIO[İsp.]
- UZLAŞIM/SAL = İTİBAR/Î = CONVENTION/AL[İng.] = CONVENTION/NEL[Fr.] = KONVENTION/EL[Alm.] = CONVENTIO[Lat.] = CONVENCIÓN[İsp.]
- UZMAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< USTA/LIK
( KOMPETAN avec ... )
- ÜZÜNTÜ = KEDER = PAIN[İng.] = DOULEUR[Fr.] = SCHMERZ[Alm.] = DOLOR[Lat.]
- UZVİ KİMYA[Osm.] / CHIMIE ORGANIQUE[Fr.] / ORGANISCHE CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK KİMYA
- UZVÎ[Osm.] / ORGANIQUE[Fr.] / ORGANISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= ORGANİK
- V-COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT-V[Fr.] / V-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= V KATSAYISI
- V-PARTICLE[İng.] / PARTICULE V[Fr.] / V-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= V PARÇACIĞI
- VACUUM CORRECTION[İng.] / CORRECTION DU VIDE[Fr.] / VAKUUMKORREKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM DÜZELTMESİ
- VACUUM EVAPORATION[İng.] / ÉVAPORATION SOUS VIDE[Fr.] / VAKUUMVERDAMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUMDA BUHARLAŞTIRMA
- VACUUM TUBE[İng.] / TUBE À VIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= VAKUM TÜPÜ
- VACUUM, UNDERPRESSURE[İng.] / VACUUM, VIDE[Fr.] / VAKUUM, UNTERDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM, BOŞLUK
- VÂDİ[Ar.]/KANYON[Fr. < CANYON]/KLÜZ[Fr. < CLUSE] değil/yerine/= KOYAK/KAPUZ/DAR BOĞAZ
( Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki geniş aralık. )
- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> FURGON[Fr. < FOURGON]
( ... İLE/VE/||/<> Nesne vagonu. )
- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> TENDER[Fr.]
( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı. İLE/VE/||/<> Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon. )
- VÂHİD-İ KIYASÎ-İ NÂRÎ[Osm.] / CALORIE[İng.] / CALORIE[Fr.] / KALORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALORİ
- VAK'A-NÜVİS[Ar., Fars.]/KRONOGRAF[Fr. < choronographe] değil/yerine/= SÜREYAZAR
( Zamanın/dönemin olaylarını saptamakla görevli kişi. | Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi. )
- VALENCE BAND[İng.] / BANDE DE LA VALENCE[Fr.] / VALENZBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BANDI
- VALENCE BOND[İng.] / LIAISON DE VALENCE[Fr.] / VALENZBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI
- VALENCE ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS DE VALENCE[Fr.] / VALENZELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONLARI
- VALENCE NULLE[Fr.] ile/değil/yerine/= SIFIR DEĞERLİK
- VALENCE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE VALENCE[Fr.] / VALENZÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK GEÇİŞİ
- VALEUR CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DEĞER
- VALEURS TRISTIMULUS[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇ RENK UYARAN DEĞERİ
- VÂLİ[Ar.]/SATRAP[Fr. < SATRAPE] ile/ve/||/<> VÂLİH[Ar.]
( Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi. @@ Şaşkınlık, sersemlik.[kederden gelen] )
- VÂLİ[Ar.] ile/ve/||/<> SATRAP[Fr. < SATRAPE]
( Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi. @@ Şaşkınlık, sersemlik.[kederden gelen] )
- VALİZ[Fr. < İt.]/BAVUL[İt. < BAULE] değil/yerine/= ÇANTA
(
)
- VAN ALLEN BELTS[İng.] / CEINTURES DE VAN ALLEN[Fr.] ile/değil/yerine/= VAN ALLEN KUŞAKLARI
- VAN DE GRAAFF GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE VAN DE GRAAFF[Fr.] / VAN DE GRAAFF-GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DE GRAAFF ÜRETECİ
- VAN DER POL OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR DE VAN DER POL[Fr.] / VAN DER POL-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER POL OSİLATÖRÜ
- VAN DER WAALS EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE VAN DER WAALS[Fr.] / VAN DER WAALSSCHE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS HAL DENKLEMİ
- VAN DER WAALS FORCES[İng.] / FORCES DE VAN DER WAALS[Fr.] / VAN DER WAALS-KRÄFTE[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS KUVVETLERİ
- VAN DER WAALS SURFACE TENSION FORMULA[İng.] / FORMULE DE TENSION SUPERFICIELLE DE VAN DER WAALS[Fr.] / VAN DER WAALS-OBERFLÄCHENSPANNUNGSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN DER WAALS YÜZEY GERİLİMİ FORMÜLÜ
- VAN VLECK PARAMAGNETISM[İng.] / PARAMAGNÉTISME DE VAN VLECK[Fr.] / VAN VLECK-PARAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN VLECK PARAMANYETİZMASI
- VAN'T HOFF FACTOR[İng.] / FACTEUR DE VAN 'T HOFF[Fr.] / VAN 'T HOFF-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN 'T HOFF ETMENİ/FAKTÖRÜ
- VAN'T HOFF LAW[İng.] / LOI DE VAN'T HOFF[Fr.] / VAN 'T HOFF-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VAN'T HOFF YASASI
- VANADIUM[İng.] / VANADIUM[Fr.] / VANADIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= VANADYUM
- VANADYUM[Fr.]
( Atom numarası 23, atom ağırlığı 51, yoğunluğu 5.7 olan ve 1710 °C'de ergiyen, beyaz bir öğe. Simgesi: V )
- VANTRİLOK[Fr. VENTRE ile ...
- VANTUZ[Fr. < VENTOUSE] değil/yerine/= ÇEKMEN
( Türlü hayvanlarda, asalaklarda, yer değiştirmeye, kendini bir yere bağlamaya ya da yutmaya yarayan örgen. | Şişe çekmekte kullanılan araç. )
- VAPORIZATION ENTHALPY[İng.] / ENTHALPIE DE VAPORISATION[Fr.] / VERDAMPFUNGSENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA ENTALPİSİ
- VAPORIZATION RATE[İng.] / VITESSE DE VAPORISATION[Fr.] / ABDAMPFUNGGESCHWINDIGKEIT, VERDAMPFUNGSRATE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA HIZI
- VAPOUR CYCLE[İng.] / CYCLE DE LA VAPEUR[Fr.] / DÄMPFZYKLUS, DAMPFKRAFTPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR (GÜÇ) ÇEVRİMİ
- VAPOUR DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE VAPEUR[Fr.] / DAMPFDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR YOĞUNLUĞU
- VAPOUR PRESSURE THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE À PRESSION DE VAPEUR[Fr.] / DAMPFDRUCKLISCHER THERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR BASINÇLI SICAKLIKÖLÇER/TERMOMETRE
- VAPOUR PRESSURE[İng.] / PRESSION DE VAPEUR[Fr.] / DAMPFDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR BASINCI
- VAPOURIMETER[İng.] / VAPEURMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BUHAR BASINCI ÖLÇER
- VAR-HOUR[İng.] / VAR-HEURE[Fr.] ile/değil/yerine/= VAR-SAAT
- VAR[İng.] / VAR[Fr.] ile/değil/yerine/= VAR
- VARGI = NETİCE = CONSEQUENCE[İng.] = CONSÉQUENCE[Fr.] = KONSEQUENZ, FOLGERUNG[Alm.] = COMSEQUENTIA[Lat.] = CONSECUENCIA[İsp.]
- VARIABLE CAPACITOR DIODE[İng.] / DIODE À CAPACITÉ VARIABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN SIĞALI DİYOT
- VARIANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKE
- VARIATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞİM
- VARIGNON'S THEOREM[İng.] / THÉORIE DE VARIGNON[Fr.] / VARIGNON-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= VARİGNON KURAMI/TEOREMİ
- VARİL[Fr.] ile KAP
( Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap. | Bir varilin kapsadığı madde miktarı. İLE ... )
- VARİS[Fr. < VARICE] ile VÂRİS[Ar. < VERÂSET]
( Toplardamar genişlemesi. [Daha çok bacaklarda görülür] İLE Kalıt/miras sahibi. )
- VARİYANT[İng. < VARIANT / Fr. < VARIANTE] değil/yerine/= DEĞİŞİKLİK, DÖNEMEÇ
- VARLIK = MEVCUDİYET = BEING[İng.] = ÊTRE[Fr.] = SEIN, SEIENDE[Alm.] = ENS, ESSE[Lat.] = TO ON, EINAI[Yun.]
- VARLIKBİLİM = MEHBAS-İ VÜCUT = ONTOLOGY[İng.] = ONTOLOGIE[Fr., Alm.] = ONTOLOGIA[Lat.] = ON, ONTOS[Yun.]
- VAROLUŞ = VÜCUT, MEVCUDİYET = EXISTENCE[İng., Fr.] = DASEIN, EXISTENZ[Alm.] = EXISTENTIA[Lat.] = EXISTENCIA[İsp.]
- VAROLUŞÇULUK = EXISTENTIALISM[İng.] = EXISTENTIALISME[Fr.] = EXISTENZIALISMUS[Alm.]
- VAROMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞİMÖLÇER
- VARSAYIM = FARAZİYE = HYPOTHESIS[İng.] = HYPOTHÉSE[Fr.] = HYPOTHESE[Alm.] = SUPPOSITIO[Lat.] = HYPOTHESIS[Yun.]
- VARYANT[Fr.] ile VARYASYON[Fr.]
( Bir yol şebekesi üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Bir metnin, bir yapıtın, aslından az çok ayrılan değişik biçimlisi. İLE [müzik] Çeşitleme. | [dirimbilim] Değişim. )
- VARYETE[Fr.] değil/yerine/= GÖSTERİ
( Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi, aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri. )
- VARYETE/VARYASYON[Fr. < VARIATION] değil/yerine/= DEĞİŞİK BİÇİM
- VASATÎ KIYMET[Osm.] / MEAN VALUE[İng.] / VALEUR MOYENNE[Fr.] / MITTELWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTALAMA DEĞER
- VASATÎ[Osm.] / MEAN, AVERAGE[İng.] / MOYENNE[Fr.] / DURCHSCHNITTLICH, MITTE, MITTELTWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ORTALAMA
- VATMAN[İng.] ile KONDÜKTÖR[Fr.]
( Tramvay sürücüsü. İLE Yolcu trenlerinde, biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli. )
(1996'dan beri)