( DOĞA KOŞULLARINDA/KAMPTA SU - TEMEL HAYATTA KALMA TEKNİKLERİ
Su Arıtma
Su, tablet, pompalama gibi birçok farklı biçimde arıtılabilir. Bir hayatta kalma çantasında su arıtma amacıyla 50 adet tablet bulundurulmalıdır. Tablet hem hafif hem de kullanımı hızlı ve etkin bir malzemedir. Keskin bir klor tadı bırakmasına karşın, bir tablet bir litre kadar suyu arıtabilir. Tabletler suyu temizleyemez, içindeki pisliği yok edemez ama içimi güvenli hale getirir.
Su Saklama
Yağsız, dayanıklı bir prezervatif, bir çorap ya da gömlek kolunun içine sarılarak mükemmel bir su taşıma aracı olabilir. Prezervatifi doldururken, suya daldırmak yerine içinde su boşaltma yöntemi tercih edilmelidir. Su dolarken sallanarak esnemesi ve açılması sağlanabilir. Bu biçimde doldurulan bir prezervatif, 1.5 lt. kadar su alabilir.
Yaşam mücadelesinde havadan sonra en önemli faktör sudur. Yaklaşık %90 oranında sudan oluşan insan gövdesi, sıcak iklimlerde 3, soğuk iklimlerde ise 12 günden fazla susuzluğa dayanamaz.
Ilıman iklim şartlarında, normal faaliyetlerini sürdüren bir insanın günde 2.5 litre sıvı alması gerekir. Bu gereksinim, nem oranı, ısı ve fiziksel faaliyet düzeyine göre değişiklik gösterir. Gövde etkinliğinin korunabilmesi ve hayatta kalma şansının devam ettirilebilnmesi için, günlük asgari su miktarının sağlanması şarttır. Ayrıca suyun sadece miktarının değil niteliğinin de önemli olduğu unutulmamalıdır. Kirli ya da saf olmayan sular yarardan çok zarar getirecek, hem sıvı kaybını hem de ciddi hastalıklara yakalanma riskini artıracaktır.
Su Kaybı
Gövdemiz idrar ve dışkılama, terleme ve soluk alma gibi normal işlevleri nedeniyle sürekli su kaybeder. Terlemeyle kaybedilen su miktarı, sıcak iklim koşullarında ve fiziksel faaliyetler sırasında önemli ölçüde artar. Kaybedilen suyun mutlaka geri alınması gerekir. Ancak elinizdeki su miktarı asgari düzeydeyse, öncelik su kaybının azaltılması olmalıdır.
Su Kaybının Önlenmesi
- Dehidrasyon(gövdenin aşırı su kaybı) çabuk öldürür ama kirli su içmek daha hızlı öldürür ve daha çok acı çektirir. - Olası tüm su kaynaklarını araştırın. - Su stoğunuzu iyi hesaplayın ve disiplinli kullanın. - Gövdenizin açıkta kalan yerlerini örtmek su kaybını azaltır. - Terlemeyi azaltmak için gövdenizi serinletin. Kendinizi yelpazeleyin, denizdeyseniz, giysilerinizi suyla ıslatın. - Sıcak günlerde hareketlerinizi asgariye indirin, geceleri çalışın ya da yol alın ve gereksiz çabalardan kaçının. - Ağzınızı kapatıp burnunuzdan soluk alın. - Olabildiğince yemek yememeye çalışın. - Su içmek için günün en serin saatlerini bekleyin. Küçük yudumlar alın. - Alkol tüketimi ve sigara içmek dehidrasyonu artırır.
İçme Suyu Kaynakları
Tüm önlemleri alsanız bile, iyi bir su kaynağı bulamadığınız sürece hayatta kalma sürenizi ancak birkaç gün uzatabilirsiniz. Herhangi bir kaynaktan su bulmanız ya da çıkarmanız ve bu suyu titizlikle filtreleyip arıtmanız, hayatta kalmanızın tek şartıdır. Sudan kaynaklanan hastalıklar ve suda yaşayan parazitler sağlık açısından büyük bir risk taşısa da, bu riskin, susuzluktan ölme tehlikesiyle dengelenmesi gerekmektedir.
Dünyadaki içme suyunun büyük bölümünü yağmur, kaynaklar ve ırmaklar sağlar ama buna ulaşmak daima kolay olmayabilir.
Hayvan ve böcekler çevredeki su kaynaklarına ilişkin ipuçları verebilir. Sabahın ilk saatlerinde ya da gün batımında otlayan havranları izleyin; bu saatler suya gidecekleri zamanlardır. Yüzeyde suya rastlamıyorsanız, vadilerin çanaklarında bitki örtüsü olan yerlerde toprağı kazın. Su, bazen de dağ tepelerinde, yağmurun ve buğulardan kaynaklanan suların toplandığı doğal sarnıçlarda bulunabilir. Ne yüzeyde, ne de yeraltında kaynak bulamazsanız, suyu başka yollardan elde etmeye çalışabilirsiniz.
Hayvanları izleyerek suya ulaşabilirsiniz ama hayvanların içtiği durgun su kaynaklarından siz de su içmeyin! İdrar ya da dışkının karıştığı bu sular, çeşitli zararlı parazitlere yuva olabilir. Leptospirosis, bilharzia ve dizanteri pis sulardan bulaşan hastalıklardan sadece birkaçıdır.
- Durgun su kaynaklarının yakınlarında hayvan kemikleri varsa, su zehirli olabilir. - Küçük göllerden aldığınız suyu mutlaka sterilize edin ve mümkünse damıtın. - Su kaynaklarına dikkatle yaklaşın; birçok hayvan aynı kaynaktan su içmeye gelebilir ve bunlardan bazıları avlanmaya daima istekli ve iri dişli türlerden olabilir!
Bitkisel Kaynaklar
Birçok bitkiden su elde edilebilir. Örneğin, canlı asmalar su içerir ve kaktüsten su çıkarılabilir.
Bitkilerin üstünü şeffaf politen bir torbayla sarıp nem biriktirme, su elde etmenin en kolay yollarından biridir. Bu yöntemle suyu gerçek anlamda yerden pompalamış olursunuz. Her türlü bitki, suya topraktan alıp yapraklarına dağıtır ve yapraklardaki su, solunum sürecinin bir parçası olarak tekrar açığa çıkar. Diri bir bitkinin en sağlıklı yapraklarına torbanızı geçirip ağzını alttan bitkinin gövdesine bağlayın. Bitkinin yanıbaşında yoğunlaşacak nem için bir toplama noktası oluşturmak üzere plastiği çukura bastırıp yerleştirin.
Bitkilerin sap ve yapraklarında bulunan nem de aynı biçimde çıkartılabilir. Baharda huş ağacı gibi bazı ağaçların gövdelerinde delikler açarak içilebilir bir özsuyu toplayabilirsiniz. Ağacın gövdesinde, yerden 1 m. yukarıda, yaklaşık 5 cm. derinliğinde ve hafifçe yukarı eğimli bir delik açın. Deliğe bir kazık saplayın ve kabınızı aşağısına yerleştirin. Yirmidört saatte 2 lt. özsuyu toplayabilirsiniz. İçiminin daha lezzetli olabilmesi için, buharlaştırmamaya dikkat ederek bu özsuyunu kaynatın. Bir hayatta kalma mücadelesinde başka ağaçları da deneyebilirsiniz; ama sütlü ya da renkli özsuların zehirli olabileceğini unutmayın.
Çiy
Başta çimenler olmak üzere pek bitkinin üzerinde, sabahın erken saatlerinde bol miktarda çiy bulunur. Çiy, özellikle yaralı ve hareket kabiliyeti kısıtlı kazazedeler açısından yararlıdır. Bir bez ıslak bitkilerin üzerinde hafifçe gezdirilip çiy tanecikleri emdirilir ve daha sonra bez sıkılarak su çıkarılır. Bu yöntemle 1 saatten kısa bir sürede en az 1 lt. su toplanabilir ve bu su sterilize edilmeden içilebilecek kadar saftır.
Filtreleme
Filtreleme, sudaki çamur zerrelerini, yaprakları ve küçük canlıları ayıklar. Bunu, temiz bir çorap, gömlek kolu, pet şişe ya da bir bambu parçasıyla yapabilirsiniz. Filtre olarak kullanacağınız malzemeyi bir kat taze çimen ya da yosunla doldurun; sonra ya güneşte kurutulmuş kum, ya da eski bir ateşten kalan odun kömürü ekleyin. Bu filtreye dökeceğiniz kirli su, alttan nispeten temizlenmiş olarak akacaktır. Özellikle odun kömürü ya da turba kullanıyorsanız, suyun renklenmesine aldırmayın; bunun bir zararı olmaz.
Filtreleme Oyuğu
Ağaçların su içinde büyüdüğü bataklık türü yerlerde bir filtreleme oyuğu yapabilirsiniz. Yüzeyi örten bitkileri temizledikten sonra, su çizgisinin hemen üzerinde, yaklaşık 30 cm. çapında ve 30 cm. derinliğinde bir oyuk kazın. Oyuğun içine sızan su koyu renkte olabilir; ama bunun herhangi bir yan etkisi yoktur. Yine de sızan su daha sonra bakteri ve virüslerden temizlenmek üzere kaynatılmalıdır. Eğer kazma işinde kullanılabilecek gereçleriniz yoksa, büyük bir taş parçası ya da kütüğü yerinden kaldırın; böylece açılan çukur suyla dolacaktır.
Sterilizasyon ve Damıtma
Suyu filtreledikten sonra sterilize etmelisiniz. Su, en az 10 dk. kaynatılarak sterilize edilir. Isının eşit dağıldığından emin olun ve suyu olabildiğince yüksek ısıda, fokurdatarak kaynatın.
Kirli su, idrar ve deniz suyu, damıtılarak içme suyu haline getirilebilir. Bu yöntemde, kirli su kaynatılarak buhara dönüştürülür. Ortaya çıkan buhar daha sonra yoğunlaştırılarak iyi içme suyuna dönüştürülür. Damıtma işlemi ateşle ya da ateş olmaksızın gerçekleştirilebilir ama mutlaka bir ısı kaynağı gereklidir.
Başka bir basit yöntem, klor temelli tabletleri, potasyum permanganat ya da iyot kullanarak kimyasal sterilizasyondur. Sterilizasyon işlemi sırasında kullanma talimatlarına uymaya dikkat ediniz.
Kimyasal sterilizasyon suda kötü bir tat ve koku bırakır. Ayrıca gerek iyot, gerekse potasyum, suyu pembeye boyayacaktır. İçmeden 1 saat önce suya küçük odun kömürü kırıntıları atmak bu durumun önüne geçebilir.
Suyun Taşınması
Suyun bol olduğu bölgelerde bile yanınızda bir miktar su bulundurmalısınız. Hayatta kalma mücadelesinde yalnızken, düşebilir, yaralanabilir ve yürüyemeyecek duruma gelebilirsiniz. Su taşımada herhangi bir kap kullanılsa da, ideali vidalı kapaklı termos türü gereçlerdir. Her tür şişe, su geçirmez giysiler, prezervatif, hayvan bağırsağı ve bambu çubuklar da su taşımada kullanılabilir.
Tuz
Sudan sonra gereksinim duyulan en önemli madde, gövdedeki sıvı dengesini düzenleyen tuzdur. Yeterli miktarda tuz alınmaması, kas kramplarına, sıcaktan kaynaklanan bitkinliğe ve sıcak çarpmasına yol açabilir. İnsan gövdesi, terle kaybedilen miktarın geri alınabilmesi için günde ortalama 10 gr. tuza gereksinim duyar. Gövdedeki tuz oranı normal düzeyin altına indiğinde ilk belirtiler, ani bitkinlik, kas krampları, sersemleme, mide bulantısı ve tüm gövdede hissedilecek bir ısınma ve kuruma olarak ortaya çıkar.
Bu tür belirtiler görüldüğü takdirde durup dinlenin ve en kolay ve hızlı tedavi yöntemi olarak bir bardak suya bir tutam tuz atıp için.
Kurak iklim ya da tropikal şartlarda, gövdede tuz eksikliği sık görülen bir durumdur. Bu nedenle, böyle şartlarda içeceklere bir miktar tuz katılmalıdır. Bu tür yerlere seyahat ederken ek önlem olarak hayatta kalma çantasına tuz tabletleri eklenmesi akıllıca olacaktır.
)
Su Arıtma
Su, tablet, pompalama gibi birçok farklı biçimde arıtılabilir. Bir hayatta kalma çantasında su arıtma amacıyla 50 adet tablet bulundurulmalıdır. Tablet hem hafif hem de kullanımı hızlı ve etkin bir malzemedir. Keskin bir klor tadı bırakmasına karşın, bir tablet bir litre kadar suyu arıtabilir. Tabletler suyu temizleyemez, içindeki pisliği yok edemez ama içimi güvenli hale getirir.
Su Saklama
Yağsız, dayanıklı bir prezervatif, bir çorap ya da gömlek kolunun içine sarılarak mükemmel bir su taşıma aracı olabilir. Prezervatifi doldururken, suya daldırmak yerine içinde su boşaltma yöntemi tercih edilmelidir. Su dolarken sallanarak esnemesi ve açılması sağlanabilir. Bu biçimde doldurulan bir prezervatif, 1.5 lt. kadar su alabilir.
Yaşam mücadelesinde havadan sonra en önemli faktör sudur. Yaklaşık %90 oranında sudan oluşan insan gövdesi, sıcak iklimlerde 3, soğuk iklimlerde ise 12 günden fazla susuzluğa dayanamaz.
Ilıman iklim şartlarında, normal faaliyetlerini sürdüren bir insanın günde 2.5 litre sıvı alması gerekir. Bu gereksinim, nem oranı, ısı ve fiziksel faaliyet düzeyine göre değişiklik gösterir. Gövde etkinliğinin korunabilmesi ve hayatta kalma şansının devam ettirilebilnmesi için, günlük asgari su miktarının sağlanması şarttır. Ayrıca suyun sadece miktarının değil niteliğinin de önemli olduğu unutulmamalıdır. Kirli ya da saf olmayan sular yarardan çok zarar getirecek, hem sıvı kaybını hem de ciddi hastalıklara yakalanma riskini artıracaktır.
Su Kaybı
Gövdemiz idrar ve dışkılama, terleme ve soluk alma gibi normal işlevleri nedeniyle sürekli su kaybeder. Terlemeyle kaybedilen su miktarı, sıcak iklim koşullarında ve fiziksel faaliyetler sırasında önemli ölçüde artar. Kaybedilen suyun mutlaka geri alınması gerekir. Ancak elinizdeki su miktarı asgari düzeydeyse, öncelik su kaybının azaltılması olmalıdır.
Su Kaybının Önlenmesi
- Dehidrasyon(gövdenin aşırı su kaybı) çabuk öldürür ama kirli su içmek daha hızlı öldürür ve daha çok acı çektirir. - Olası tüm su kaynaklarını araştırın. - Su stoğunuzu iyi hesaplayın ve disiplinli kullanın. - Gövdenizin açıkta kalan yerlerini örtmek su kaybını azaltır. - Terlemeyi azaltmak için gövdenizi serinletin. Kendinizi yelpazeleyin, denizdeyseniz, giysilerinizi suyla ıslatın. - Sıcak günlerde hareketlerinizi asgariye indirin, geceleri çalışın ya da yol alın ve gereksiz çabalardan kaçının. - Ağzınızı kapatıp burnunuzdan soluk alın. - Olabildiğince yemek yememeye çalışın. - Su içmek için günün en serin saatlerini bekleyin. Küçük yudumlar alın. - Alkol tüketimi ve sigara içmek dehidrasyonu artırır.
İçme Suyu Kaynakları
Tüm önlemleri alsanız bile, iyi bir su kaynağı bulamadığınız sürece hayatta kalma sürenizi ancak birkaç gün uzatabilirsiniz. Herhangi bir kaynaktan su bulmanız ya da çıkarmanız ve bu suyu titizlikle filtreleyip arıtmanız, hayatta kalmanızın tek şartıdır. Sudan kaynaklanan hastalıklar ve suda yaşayan parazitler sağlık açısından büyük bir risk taşısa da, bu riskin, susuzluktan ölme tehlikesiyle dengelenmesi gerekmektedir.
Dünyadaki içme suyunun büyük bölümünü yağmur, kaynaklar ve ırmaklar sağlar ama buna ulaşmak daima kolay olmayabilir.
Hayvan ve böcekler çevredeki su kaynaklarına ilişkin ipuçları verebilir. Sabahın ilk saatlerinde ya da gün batımında otlayan havranları izleyin; bu saatler suya gidecekleri zamanlardır. Yüzeyde suya rastlamıyorsanız, vadilerin çanaklarında bitki örtüsü olan yerlerde toprağı kazın. Su, bazen de dağ tepelerinde, yağmurun ve buğulardan kaynaklanan suların toplandığı doğal sarnıçlarda bulunabilir. Ne yüzeyde, ne de yeraltında kaynak bulamazsanız, suyu başka yollardan elde etmeye çalışabilirsiniz.
Hayvanları izleyerek suya ulaşabilirsiniz ama hayvanların içtiği durgun su kaynaklarından siz de su içmeyin! İdrar ya da dışkının karıştığı bu sular, çeşitli zararlı parazitlere yuva olabilir. Leptospirosis, bilharzia ve dizanteri pis sulardan bulaşan hastalıklardan sadece birkaçıdır.
- Durgun su kaynaklarının yakınlarında hayvan kemikleri varsa, su zehirli olabilir. - Küçük göllerden aldığınız suyu mutlaka sterilize edin ve mümkünse damıtın. - Su kaynaklarına dikkatle yaklaşın; birçok hayvan aynı kaynaktan su içmeye gelebilir ve bunlardan bazıları avlanmaya daima istekli ve iri dişli türlerden olabilir!
Bitkisel Kaynaklar
Birçok bitkiden su elde edilebilir. Örneğin, canlı asmalar su içerir ve kaktüsten su çıkarılabilir.
Bitkilerin üstünü şeffaf politen bir torbayla sarıp nem biriktirme, su elde etmenin en kolay yollarından biridir. Bu yöntemle suyu gerçek anlamda yerden pompalamış olursunuz. Her türlü bitki, suya topraktan alıp yapraklarına dağıtır ve yapraklardaki su, solunum sürecinin bir parçası olarak tekrar açığa çıkar. Diri bir bitkinin en sağlıklı yapraklarına torbanızı geçirip ağzını alttan bitkinin gövdesine bağlayın. Bitkinin yanıbaşında yoğunlaşacak nem için bir toplama noktası oluşturmak üzere plastiği çukura bastırıp yerleştirin.
Bitkilerin sap ve yapraklarında bulunan nem de aynı biçimde çıkartılabilir. Baharda huş ağacı gibi bazı ağaçların gövdelerinde delikler açarak içilebilir bir özsuyu toplayabilirsiniz. Ağacın gövdesinde, yerden 1 m. yukarıda, yaklaşık 5 cm. derinliğinde ve hafifçe yukarı eğimli bir delik açın. Deliğe bir kazık saplayın ve kabınızı aşağısına yerleştirin. Yirmidört saatte 2 lt. özsuyu toplayabilirsiniz. İçiminin daha lezzetli olabilmesi için, buharlaştırmamaya dikkat ederek bu özsuyunu kaynatın. Bir hayatta kalma mücadelesinde başka ağaçları da deneyebilirsiniz; ama sütlü ya da renkli özsuların zehirli olabileceğini unutmayın.
Çiy
Başta çimenler olmak üzere pek bitkinin üzerinde, sabahın erken saatlerinde bol miktarda çiy bulunur. Çiy, özellikle yaralı ve hareket kabiliyeti kısıtlı kazazedeler açısından yararlıdır. Bir bez ıslak bitkilerin üzerinde hafifçe gezdirilip çiy tanecikleri emdirilir ve daha sonra bez sıkılarak su çıkarılır. Bu yöntemle 1 saatten kısa bir sürede en az 1 lt. su toplanabilir ve bu su sterilize edilmeden içilebilecek kadar saftır.
Filtreleme
Filtreleme, sudaki çamur zerrelerini, yaprakları ve küçük canlıları ayıklar. Bunu, temiz bir çorap, gömlek kolu, pet şişe ya da bir bambu parçasıyla yapabilirsiniz. Filtre olarak kullanacağınız malzemeyi bir kat taze çimen ya da yosunla doldurun; sonra ya güneşte kurutulmuş kum, ya da eski bir ateşten kalan odun kömürü ekleyin. Bu filtreye dökeceğiniz kirli su, alttan nispeten temizlenmiş olarak akacaktır. Özellikle odun kömürü ya da turba kullanıyorsanız, suyun renklenmesine aldırmayın; bunun bir zararı olmaz.
Filtreleme Oyuğu
Ağaçların su içinde büyüdüğü bataklık türü yerlerde bir filtreleme oyuğu yapabilirsiniz. Yüzeyi örten bitkileri temizledikten sonra, su çizgisinin hemen üzerinde, yaklaşık 30 cm. çapında ve 30 cm. derinliğinde bir oyuk kazın. Oyuğun içine sızan su koyu renkte olabilir; ama bunun herhangi bir yan etkisi yoktur. Yine de sızan su daha sonra bakteri ve virüslerden temizlenmek üzere kaynatılmalıdır. Eğer kazma işinde kullanılabilecek gereçleriniz yoksa, büyük bir taş parçası ya da kütüğü yerinden kaldırın; böylece açılan çukur suyla dolacaktır.
Sterilizasyon ve Damıtma
Suyu filtreledikten sonra sterilize etmelisiniz. Su, en az 10 dk. kaynatılarak sterilize edilir. Isının eşit dağıldığından emin olun ve suyu olabildiğince yüksek ısıda, fokurdatarak kaynatın.
Kirli su, idrar ve deniz suyu, damıtılarak içme suyu haline getirilebilir. Bu yöntemde, kirli su kaynatılarak buhara dönüştürülür. Ortaya çıkan buhar daha sonra yoğunlaştırılarak iyi içme suyuna dönüştürülür. Damıtma işlemi ateşle ya da ateş olmaksızın gerçekleştirilebilir ama mutlaka bir ısı kaynağı gereklidir.
Başka bir basit yöntem, klor temelli tabletleri, potasyum permanganat ya da iyot kullanarak kimyasal sterilizasyondur. Sterilizasyon işlemi sırasında kullanma talimatlarına uymaya dikkat ediniz.
Kimyasal sterilizasyon suda kötü bir tat ve koku bırakır. Ayrıca gerek iyot, gerekse potasyum, suyu pembeye boyayacaktır. İçmeden 1 saat önce suya küçük odun kömürü kırıntıları atmak bu durumun önüne geçebilir.
Suyun Taşınması
Suyun bol olduğu bölgelerde bile yanınızda bir miktar su bulundurmalısınız. Hayatta kalma mücadelesinde yalnızken, düşebilir, yaralanabilir ve yürüyemeyecek duruma gelebilirsiniz. Su taşımada herhangi bir kap kullanılsa da, ideali vidalı kapaklı termos türü gereçlerdir. Her tür şişe, su geçirmez giysiler, prezervatif, hayvan bağırsağı ve bambu çubuklar da su taşımada kullanılabilir.
Tuz
Sudan sonra gereksinim duyulan en önemli madde, gövdedeki sıvı dengesini düzenleyen tuzdur. Yeterli miktarda tuz alınmaması, kas kramplarına, sıcaktan kaynaklanan bitkinliğe ve sıcak çarpmasına yol açabilir. İnsan gövdesi, terle kaybedilen miktarın geri alınabilmesi için günde ortalama 10 gr. tuza gereksinim duyar. Gövdedeki tuz oranı normal düzeyin altına indiğinde ilk belirtiler, ani bitkinlik, kas krampları, sersemleme, mide bulantısı ve tüm gövdede hissedilecek bir ısınma ve kuruma olarak ortaya çıkar.
Bu tür belirtiler görüldüğü takdirde durup dinlenin ve en kolay ve hızlı tedavi yöntemi olarak bir bardak suya bir tutam tuz atıp için.
Kurak iklim ya da tropikal şartlarda, gövdede tuz eksikliği sık görülen bir durumdur. Bu nedenle, böyle şartlarda içeceklere bir miktar tuz katılmalıdır. Bu tür yerlere seyahat ederken ek önlem olarak hayatta kalma çantasına tuz tabletleri eklenmesi akıllıca olacaktır.
)
FaRkLaR Kılavuzu
07 Temmuz 2025 | 02:21
( ÇOK BASİT, HEM DE ÇOK MÜKEMMEL - 107 KİMYA ÖYKÜSÜ
Savaştan önce "Volga, Volga" isimli sevimli bir komedi oynardı. Filmde neşeli bir saka bir yandan uyuşuk atını kırbaçlar, bir yandan da şarkı söylerdi.
"Suyu her yerde kullanırız. Onsuz biz ne buradayız ne de oradayız..."
Şarkı çok büyük bir başarı kazandı, sözleri hâlâ bugün bile söylenen bir özdeyiş haline geldi.
Bu basit şarkının içinde önemli bir gerçek saklıdır. Çünkü su yaşantımızın gerçekten bir numaralı maddesidir. H2O. Bir atom oksijen iki atom Hidrojen. Öğrendiğimiz ilk kimyasal formüllerden biri sudur herhalde. Şimdi su birdenbire yok olsa gezegenimizin nasıl bir durum alacağını düşünmeye çalışın.
...Denizlerin ve okyanusların yerinde kenarları kalın tuz katmanları ile kaplı ürkütücü dipsiz" çukurlar". Kuru ırmak yatakları, bir daha asla kabarmayacak kaynaklar. Toz olmuş kayalar. Tüm bu sayılanların ana bileşenlerinden biri sudur.
Ne bir fidan ne bir çiçek, ölü yeryüzünde herşey cansız. Bunların üstünde ürpertici renkte bulutsuz bir gökyüzü.
Çok basit bir madde, ama henüz su olmadan zekası olan ya da olmayan bir canlının varlığı olası değildir.
Niçin? Çünkü, her şeyden önce dünyadaki en şaşırtıcı kimyasal madde sudur.
Celsius, termometresini yarattığında, aletini iki değere ya da iki sabite dayandırdı. Suyun kaynama noktası ve donma noktası. Birinciyi 100°C' ye, ikinciyi sıfıra eşit kabul etti ve bunları arasında 100 bölmeye ayırdı. Böylece sıcaklık ölçmeye yarayan ilk alet ortaya çıktı.
Acaba Celsius, gerçekte suyun ne tümüyle sıfırda donduğunu ne de 100°'de kaynayamayacağını bilseydi ne düşünecekti?
Günümüzde bilim adamaları suyun büyük bir dolandırıcı olduğu görüşünde birleşirler. Yerkürenin en kural dışı maddesi sudur.
Bilim adamları suyun 180° daha düşük bir sıcakta yani eksi 80°'de kaynayabileceğini öne sürmektedirler. Her nasılsa, Periyodik Sistemde gerekli olan kurallar suyun böylesine düşük bir sıcaklıkta kaynamasını sağlayabilmektedir.
Periyodik Sistemin herhangi bir gurubundaki elementlerin özellikleri hafif elementlerden ağırlara doğru, oldukça düzenli bir biçimde değişmektedir. Örneğin kaynama noktasını ele alın.
Bileşiklerin özelliklerinin değişimi gelişigüzel değil moleküller de dahil olmak üzere elementlerin Mendeleyev Çizelgesi'ndeki yerleşimine bağlıdır. Özellikle hidrojen bileşikleri yani aynı gruptan elementlerin hidridleri için bu durum geçerlidir.
Suya, oksijen hidrid denilebilir. Oksijen altıncı grubun üyesidir. Bu grupta ayrıca kükürt, selenyum, telluriyum ve polonyum yer alır. Bu elementlerin hidridleri su molekülü ile aynı molekülsel yapıya sahiptir: H2S, H2Se, H2Te ve H2Po. Bu bileşiklerin kaynama noktaları kükürtten başlayarak daha ağır kardeşlere doğru düzenli olarak değişir ve umulmadık bir biçimde suyun kaynama noktasının bu dizinin dışına çıktığını görürüz. Olması gerekenden daha yüksek bir sıcaklıktır bu. Su, Periyodik çizelgedeki davranış kurallarına ilişkin bilgiyi reddeder ve gaz evreye geçişini 180° erteler. Bu, suyun yalnızca ilk şaşırtıcı kural dışılığıdır.
İkinci tuhaflığı donma noktasına ilişkindir. Periyodik Sistem yasaları, suyun sıfırın altında 100° sıcaklıkta katılaşabileceğini öngörür. Su, bu önermeyi insafsızca bozar ve sıfırda buz haline gelir.
Suyun bu inadından sıvı ve katı evrelerinin yeryüzüne göre anormal olduğu anlaşılmaktadır.
Kurallara göre suyun dünyada yalnızca buhar olarak bulunması gerekmektedir. Şimdi, suyun özelliklerinin Periyodik Sistemin katı kuralları ile uyum içinde olduğu bir dünya hayal edin. Bilim-kurgu yazarları için böyle eşsiz bir görüntü, eğlendirici roman ve öyküler hazırlanmasında mükemmel bir temel oluşturabilir. Ama bu bizim için ve bilim adamları için daha değişik bir anlam taşır. Periyodik Çizelgenin yapısı ilk görünüşünden çok daha karmaşıktır. İçinde barınanların kişilikleri belirli sınırlar içinde tutamadığımız insanlarınkinden çok fazla benzemektedir. Su inatçı bir kişiliğe sahiptir.
Peki niçin?
Çünkü su molekülleri özgül bir düzenleme içindedir ve bu nedenle birbirlerini etkilemek gibi belirgin bir yetenek gösterirler. Bir bardak suyun içinde tek bir su molekülünü aramak boşunadır. Moleküller, bilim adamlarının birlikler adını verdikleri gruplar oluştururlar ve "n" simgesi birlikteki molekül sayısını göstermek üzere suyun formülünün(H2O)n biçiminde yazılması daha doğru olur. Su molekülleri arasındaki birleştirici bağların kırılması çok güçtür. Suyun, beklenenden daha yüksek sıcaklıklarda donmasının ve kaynamasının nedeni de budur.
107 KİMYA ÖYKÜSÜ
(L. VLASOV, D. TRIFONOV
ÇEV: NİHAL SARIER - TÜBİTAK) )
Savaştan önce "Volga, Volga" isimli sevimli bir komedi oynardı. Filmde neşeli bir saka bir yandan uyuşuk atını kırbaçlar, bir yandan da şarkı söylerdi.
"Suyu her yerde kullanırız. Onsuz biz ne buradayız ne de oradayız..."
Şarkı çok büyük bir başarı kazandı, sözleri hâlâ bugün bile söylenen bir özdeyiş haline geldi.
Bu basit şarkının içinde önemli bir gerçek saklıdır. Çünkü su yaşantımızın gerçekten bir numaralı maddesidir. H2O. Bir atom oksijen iki atom Hidrojen. Öğrendiğimiz ilk kimyasal formüllerden biri sudur herhalde. Şimdi su birdenbire yok olsa gezegenimizin nasıl bir durum alacağını düşünmeye çalışın.
...Denizlerin ve okyanusların yerinde kenarları kalın tuz katmanları ile kaplı ürkütücü dipsiz" çukurlar". Kuru ırmak yatakları, bir daha asla kabarmayacak kaynaklar. Toz olmuş kayalar. Tüm bu sayılanların ana bileşenlerinden biri sudur.
Ne bir fidan ne bir çiçek, ölü yeryüzünde herşey cansız. Bunların üstünde ürpertici renkte bulutsuz bir gökyüzü.
Çok basit bir madde, ama henüz su olmadan zekası olan ya da olmayan bir canlının varlığı olası değildir.
Niçin? Çünkü, her şeyden önce dünyadaki en şaşırtıcı kimyasal madde sudur.
Celsius, termometresini yarattığında, aletini iki değere ya da iki sabite dayandırdı. Suyun kaynama noktası ve donma noktası. Birinciyi 100°C' ye, ikinciyi sıfıra eşit kabul etti ve bunları arasında 100 bölmeye ayırdı. Böylece sıcaklık ölçmeye yarayan ilk alet ortaya çıktı.
Acaba Celsius, gerçekte suyun ne tümüyle sıfırda donduğunu ne de 100°'de kaynayamayacağını bilseydi ne düşünecekti?
Günümüzde bilim adamaları suyun büyük bir dolandırıcı olduğu görüşünde birleşirler. Yerkürenin en kural dışı maddesi sudur.
Bilim adamları suyun 180° daha düşük bir sıcakta yani eksi 80°'de kaynayabileceğini öne sürmektedirler. Her nasılsa, Periyodik Sistemde gerekli olan kurallar suyun böylesine düşük bir sıcaklıkta kaynamasını sağlayabilmektedir.
Periyodik Sistemin herhangi bir gurubundaki elementlerin özellikleri hafif elementlerden ağırlara doğru, oldukça düzenli bir biçimde değişmektedir. Örneğin kaynama noktasını ele alın.
Bileşiklerin özelliklerinin değişimi gelişigüzel değil moleküller de dahil olmak üzere elementlerin Mendeleyev Çizelgesi'ndeki yerleşimine bağlıdır. Özellikle hidrojen bileşikleri yani aynı gruptan elementlerin hidridleri için bu durum geçerlidir.
Suya, oksijen hidrid denilebilir. Oksijen altıncı grubun üyesidir. Bu grupta ayrıca kükürt, selenyum, telluriyum ve polonyum yer alır. Bu elementlerin hidridleri su molekülü ile aynı molekülsel yapıya sahiptir: H2S, H2Se, H2Te ve H2Po. Bu bileşiklerin kaynama noktaları kükürtten başlayarak daha ağır kardeşlere doğru düzenli olarak değişir ve umulmadık bir biçimde suyun kaynama noktasının bu dizinin dışına çıktığını görürüz. Olması gerekenden daha yüksek bir sıcaklıktır bu. Su, Periyodik çizelgedeki davranış kurallarına ilişkin bilgiyi reddeder ve gaz evreye geçişini 180° erteler. Bu, suyun yalnızca ilk şaşırtıcı kural dışılığıdır.
İkinci tuhaflığı donma noktasına ilişkindir. Periyodik Sistem yasaları, suyun sıfırın altında 100° sıcaklıkta katılaşabileceğini öngörür. Su, bu önermeyi insafsızca bozar ve sıfırda buz haline gelir.
Suyun bu inadından sıvı ve katı evrelerinin yeryüzüne göre anormal olduğu anlaşılmaktadır.
Kurallara göre suyun dünyada yalnızca buhar olarak bulunması gerekmektedir. Şimdi, suyun özelliklerinin Periyodik Sistemin katı kuralları ile uyum içinde olduğu bir dünya hayal edin. Bilim-kurgu yazarları için böyle eşsiz bir görüntü, eğlendirici roman ve öyküler hazırlanmasında mükemmel bir temel oluşturabilir. Ama bu bizim için ve bilim adamları için daha değişik bir anlam taşır. Periyodik Çizelgenin yapısı ilk görünüşünden çok daha karmaşıktır. İçinde barınanların kişilikleri belirli sınırlar içinde tutamadığımız insanlarınkinden çok fazla benzemektedir. Su inatçı bir kişiliğe sahiptir.
Peki niçin?
Çünkü su molekülleri özgül bir düzenleme içindedir ve bu nedenle birbirlerini etkilemek gibi belirgin bir yetenek gösterirler. Bir bardak suyun içinde tek bir su molekülünü aramak boşunadır. Moleküller, bilim adamlarının birlikler adını verdikleri gruplar oluştururlar ve "n" simgesi birlikteki molekül sayısını göstermek üzere suyun formülünün(H2O)n biçiminde yazılması daha doğru olur. Su molekülleri arasındaki birleştirici bağların kırılması çok güçtür. Suyun, beklenenden daha yüksek sıcaklıklarda donmasının ve kaynamasının nedeni de budur.
107 KİMYA ÖYKÜSÜ
(L. VLASOV, D. TRIFONOV
ÇEV: NİHAL SARIER - TÜBİTAK) )
FaRkLaR Kılavuzu
07 Temmuz 2025 | 02:24
🔒 Daha fazla açıklama görebilmek için üyelik gerekiyor...
Bu sayfada toplam 9 açıklama bulunuyor. Konuk olarak bunların yalnızca ikisini, ücretsiz üyelik ile 6'sını ve ücretli üyelik ile tamamını görebiliyorsunuz.
Daha fazlasını görmek için üye girişi yapabilir ya da üye olabilirsiniz.

Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz...