Dil'deki
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.816 başlık/FaRk ile birlikte,
10.816 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(16/45)
- EŞİT/LİK ile BAĞDAŞIK/LIK
- EŞİT/LİK ile DENK/LİK
( MÜSÂVÎ[< SEVİYY] ile MÜTEKABİL[< KABL] )
(
| Kavram | Açıklama | Kullanım Alanları | Örnek |
|---|---|---|---|
| Eşit / Eşitlik | Aynı niceliğe, değere veya ölçüye sahip olma durumudur. | Matematik, hukuk, felsefe, sosyal bilimler | 2 + 3 = 5 ifadesinde sol ve sağ taraf birbirine eşittir. |
| Denk / Denklik | Aynı etkiye, sonuca ya da işlevselliğe sahip olma durumudur. | Matematik, mantık, eğitim, mühendislik | Bir dikdörtgen ile aynı alanı kaplayan bir paralelkenar denktir. |
(
| Anlamı | Kullanım Alanları | Örnek | |
|---|---|---|---|
| = (Eşittir) | İki tanımın tam olarak aynı değerde olduğunu gösterir. | Temel matematik, cebir, denklem çözme | 2 + 3 = 5 x=10 (x'in değeri 10'dur.) |
| ≡ (Denk ya da Özdeşlik) | İki tanımın belirli bir bağlamda, her zaman eşdeğer olduğunu gösterir. | Cebir, modüler aritmetik, mantık | Cebirde: (x + 1)2 ≡ x2 + 2x + 1 (Bu eşitlik, her x için doğrudur.) Modüler Aritmetikte: 17 ≡ 5 (mod 6) (17 ve 5, 6'ya bölündüğünde aynı kalanı verir.) |
- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK
- EŞİTLEME ile EŞDEĞERLİLİK
- EŞİTLEME ile İNDİRGEME
- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ
- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<>/< EŞİTLEYEN
- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<> FIRSAT/OLANAK/KOŞULLAR EŞİTLİĞİ
- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]
- ESKİ ASLI değil ASLI
- ESKİ DİL ile TEMEL DİL
- ESKİ EŞYA ve/||/</<> ESKİ DÜŞÜNCE
( At! VE/||/<> At! )
- ESKİ KÖYE, YENİ ÂDET GETİRMEK ve/değil/yerine/||/<> EZBER BOZMAK
- ESKİ PÜSKÜ (GİYİNMEK, EŞYA)
- ESKİ TABİRLE ... ile/ve/değil ESKİMEYEN TABİRLE
- ESKİ TÜRKÇE ile/ve GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ
( Yakut/Saka Türkçe'si, eski ile günümüz Türkçe'si arasında bir köprüdür. )
- ESKİ ile/ve/değil/yerine BİR ÖNCEKİ
- ESKİ ile/ve/değil/yerine ÖNCEKİ
- ESKİZ değil/yerine/= TASLAK
- EŞLEME ile/ve/||/<> EŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> EŞİTLEME
- EŞLEŞTİRME ile/değil/yerine İLİŞKİLENDİRME
- ESNEK/LİK ile/ve/<> GENİŞ/LİK
- ESNEK ile EVRENSEL
- ESNEK ile/ve GENİŞ
- ESNETMEK ile SÜNDÜRMEK
( ... İLE Bir şeyi çekerek uzatmak, esnetmek. )
- ESPERANTO ile/ve POLİGRAFİ
( 1887'de, Polonya'lı Zamenhof (Dr.) tarafından ortaya atılan ve dünyadaki tüm bireylerin anlaşabilmeleri için düzenlenmiş, 16 kurala dayanan, kolay bir yapma dil. İLE/VE ... )
- ESPRİ/Sİ" ile/ve/değil/||/<>/< BAĞLAM/I
- ESRE[Ar.] ile ESRE[Ar.] ile ÖTRE[Ar.]
( Arap yazısında/harflerinde bir ünsüzün, dar, düz ve kısa okunacağını gösteren im. İLE Eski zamanlardan söylenilegelen bilgi ve haberlerin sonucu. İLE Arap yazısında, bir sesin yuvarlak, dar ve kalın[u], Türkçe'de de yuvarlak[o, ö, u, ü] okunacağını gösteren im. )
- EŞSESLİ = EQUIVOCAL[İng.] = ÉQUIVOQUE[Fr.] = ÄQUIVOK[Alm.] = AEQUIVOCUS < AEQUUS[Lat.]
- EŞSÖZ -ile
- ESTEK-KÖSTEK
- ESTETİK ÖNERME/YARGI ile/ve MANTIKSAL ÖNERME/YARGI
- ESTETİK ile/ve/||/<> BAKIŞIM(SİMETRİ)
- ESVÂB[Ar. < SEVB] ile/değil ESBÂB[Ar. < SEBEB]
( Giyimler, giyilecek şeyler. İLE/DEĞİL Nedenler/sebepler, aracılar/vâsıtalar, lâzımalar. )
( ESBÂB-I MÛCİBE: Gerek(tir)en/icâb eden nedenler/sebepler. )
- EŞZAMANLI/LIK ile/ve/||/<> KOŞUT/LUK
- ET-TIRNAK ile/ve/||/<> "ET-KEMİK"
- ETİ SENİN, KEMİĞİ BENİM! değil ONU, ETİNDEN VE KEMİĞİNDEN (SAPLANTISINDAN) AYIR!
- ETİKET[Fr. < Alm.] ile/= YAFTA[Fars. < YAFTE]
( Bir malın, tür, miktar vb. niteliklerini ya da kitap, defter vb. şeylerin, kime ait olduğunu belirtmek, belirli kılmak için üzerlerine konulan küçük kâğıt. | Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.TEŞRİFAT İLE/= Üzerine asıldığı ya da yapıştırıldığı şeylerle ilgili herhangi bir bilgi veren, yazılı kâğıt parçası. )
- ETİKET/LEMEK ile YAFTA/LAMAK
- ETİMOLOJİ/Sİ ile/ve/||/<> ARKEOLOJİ/Sİ
- ETİMOLOJİK MEŞRÛLAŞTIRMA ile MİMOLOJİK MEŞRÛLAŞTIRMA
- ETIMOS ile ORIGIN
- ETİO- ile/||/<> RHİZ-/-RHİZA/RHİZO- ile/||/<> CARY-/CARYO-/KARY-/KARYO-
( Neden. İLE/||/<> Kök. İLE/||/<> Tane çekirdek. )
- ETİYOPYA ile/ve/<> AMAHARİ
( ... İLE/VE/<> 83 farklı dilin konuşulduğu Etiyopya'da, resmî abece olarak kullanılmaktadır. )
- ETKEN/ETMEN = ÂMİL = FACTOR[İng., İsp.] = FACTEUR[Fr.] = FAKTOR[Alm.]
- ETKEN ile/ve/değil/||/<> DEĞİŞKEN
- ETKEN ile ETMEN
- ETKİ ETMEK ile/ve/||/<>/> DÖNÜŞTÜRMEK
- ETKİ/TESİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< YARAR/FAYDA[Ar.]
- ETKİ ile/ve/||/<> GEÇİŞ
- ETKİ ile/ve/||/<> GERÇEKLİK
- ETKİ ile/ve/||/<>/> İZ
- ETKİ ile/ve/değil/||/<>/< KARŞILIK
- ETKİ ile/ve/<>/> YANSIMA
- ETKİLEYİŞ ile/değil ETKİLEŞİM
- ETKİN ile/ve BASKIN
- ETKİN ile/ve/<> ETKİLİ
- ETKİNLİK = FAALİYET, FAİLİYET = ACTIVITY[İng.] = ACTIVITÉ[Fr.] = AKTIVITÄT, TÄTIGKEIT[Alm.] = ACTIVIDAD[İsp.]
- ETME-BULMA (DÜNYASI)
- ETME! ve/||/<> EYLEME!
- ETMEN" ile/değil ETMEYİN
- ETMEN ile/ve/||/<>/< BAĞLAM
- ETRAFINI" MÂNÎ değil EFRÂDINI MÂNÎ
- EU- ile/||/<> COSM-
( İyi, güzel. İLE/||/<> Kozmetik, güzellik, düzenli. )
- EURY- ile/||/<> PLAT-/PLATY-
( Geniş, enli. İLE/||/<> Geniş, enli, yaygın. )
- EV-BARK (SAHİBİ OLMAK)
- EVELEYİP-GEVELEMEK
- EVET DERİM/DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYIR DİYEMEM(EK)
( Özellikle de sevdiğin birinden alabileceğin "evlilik teklifi"ne... )
- EVET ile/ve/||/<>/> DEVAM ET
- EVET ile HE
- EVET = YES[İng.] = OUI[Fr.] = JA[Alm.] = SI[İt.] = SÍ[İsp.]
- EVİRE-ÇEVİRE (DÖVMEK)
- EVLÂT[Ar.] değil/yerine/= ÇOCUKLAR
- EVLENMEK ile/ve/değil/||/<>/< KATLANMAK
(
)
- EVLİ YA ile EVLİYA
- EVLİ-BARKLI
- EVLİ-DAMLI
- EVRAKLAR/LA değil EVRAK/LA
( "Evrak", varak[Ar. yaprak, yazılı kâğıt, varaka] sözcüğünün çoğulu olduğundan, çoğul olana bir "-ler" eki daha olmaz/kullanılamaz. )
- EVRENİN:
BÜYÜMESİ ile/ve/değil GENİŞLEMESİ
- EVRENSEL DİL ARAYIŞI ile/ve/||/<>/> YETER NEDEN İLKESİ
( LEIBNIZ )
- EVRENSEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KALICI/LIK
- EVRENSEL/LİK ile/ve/||/<> KUŞATICI/LIK
- EVRENSEL/LİK ile/ve/<>/< ZORUNLU/LUK
- EVRENSEL ile/ve DOLAYLILIK
- EVRENSEL = UNIVERSAL[İng., Alm.] = GÉNÉRALE[Fr.] = UNIVERSALIS[Lat.]
- EVRENSELE:
YÖNELİŞ ile/ve/||/<> KAÇIŞ
- EVRENSELLEŞTİRME ile/ve SONSUZLAŞTIRMA
- EVRİK ile/ve/<> EVRİŞİK
( [başka bir önermeye, kurama göre] Terimleri ters durumda olan. [önerme, kuram]
"Üçün altıya oranı, altının onikiye oranı gibidir" ve "onikinin altıya oranı, altının üçe oranı gibidir" önermeleri, birbirinin evriğidir.
"Aydınlığın yeğinlği, ışıklı cismin uzaklığıyla evrik olarak orantılıdır. Uzaklık çok olunca aydınlık azalır, az olunca aydınlık çoğalır."
İLE/VE/<>
Evirme yoluyla elde edilen önerme.
"Her kişi, gülendir." önermesinin evrişiği,
"Her gülen, insandır." biçiminde olur. )
- EVRİM/SEL/LİK ve/<> EVREN/SEL/LİK
- EVVELSİ GÜN değil EVVELKİ GÜN
- EVVELSİ SENE değil EVVELKİ(ÖNCEKİ) YIL/SENE
- EYEF ile/ve EYER
( İp yayı. İLE/VE İnsan yayı. )
( M.Ö. 6000-8000 zamanlarının en önemli teknolojik buluşlarından biridir. İLE/VE ... )
( Yük taşımaya yarayan urganın ayrılmaz parçası olan oval iki uçlu bir aygıt. İLE/VE ... )
( Teknik özellikleri:
* Eyef olmazsa ekin sapı, budanmış bağ çubukları, okluk ve yaylık gibi çubukların yakacak için çalı çırpının taşınması neredeyse olanaksızdır. Çubukların kayıp düşmelerine engel olur.
* Eyef'te düğüm yoktur. Karda-kışta, düğüm donduğundan dolayı yük boşaltılamaz. İple bağlanmış olsa ipi kesmek zorunda kalınır. Bu da yapılması zor ve zahmetli olan bir malzemenin kaybıdır.
* Ağır bir yükü, ikinci bir kişinin yardımına gerek kalmadan sırtınıza alabilir ve indirebilirsiniz.
* Düğüm olmadığından, yükü indirmek ve boşaltmak çok kolaydır. İpin/eyefin ucunu salıvermek yeterlidir.
* Yüklerin devrilmesi söz konusu olmadığından, kervanın sağlıklı akışını sağlar. Kesinti ve duraklamaya neden olmaz.
* Çalı-çırpının ve kişilerin, düzgün, tertipli bir disiplinle A noktasından, B noktasına ulaşmasını sağlar.
* Düğüm yapmak ve ipi kesmek gibi bir sorunu, temelli ortadan kaldırmıştır.
* Âlet, yetişkin bir kişinin, açık eli kadardır.
* Oval biçimlidir.
* Ucları dışarı taşarak üst üste oturur, gerektiğinde uclar aralanabilir. )
( BU/BUU/BUĞ ile/ve ... )
- EYER değil EĞER
- EYİLİM değil EĞİLİM
- EYİM değil EĞİM
- EYİTİM değil EĞİTİM
- EYLEM ile/değil EYLEME(K)
- EYLEMCİL ÇEKİM -ile
- EYLEMSİ -ile
- EYLEMSİZ "ÖNGÖRÜ" ile/ve/<> ÖNGÖRÜSÜZ "EYLEM"
( Hayal görmek. İLE/VE/<> Karabasan görmek. )
- EYLENCE değil EĞLENCE
- EYMEK değil EĞMEK
- EYRİ değil EĞRİ
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve DEVİM/DİNAMİK
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile SAFSATACILIK/YANILTMACILIK/SOFİSTİKA
( Karşıt görüşlerin çatışması yoluyla gerçeğe ulaşma yöntemi. İLE İkna etmek amacıyla kanıtların retorik ve mantık hileleriyle kullanılması. )
- EYTİŞİM = FENN-İ MÜNAZARA, İLMİ- CEDEL, İLM-İ HİLAF Ü CEDEL = DIALECTIC[İng.] = DIALECTIQUE[Fr.] = DIALEKTIK[Alm.] = DIALEKTIKE[Yun.] = DIALECTO[İsp.]
- EYTİŞİM ile/ve KAVRAMSAL EYTİŞİM
- EYVALLAH ile/ve ESTAĞFİRULLAH
- EZBER BOZMAK ile/ve/||/<>/>/< FARKLI/YENİ BİR BAKIŞ AÇISI
- EZBER BOZMAK ile KULAĞINA KAR SUYU KAÇIRMAK
- EZBER[Ar.] ile/ve/||/<>/< HIFZ/HAFIZA[Ar.]
- EZBER ile !EZBERCİLİK
- EZBER değil/yerine/= BELLEME
- EZBER ve/||/<> İTİRAZ
- EZBER ile/ve/||/<> TAKLİT
- EZBERCİ/LİK ile/değil/yerine HAZIRCI/LIK
- EZCÜMLE/HULÂSA[Ar.] değil/yerine/= ÖZET/LE [bkz. ZÜBDE] | KISACA )
- EZEJERE" değil EKZAJERE
- EZGİ/NAĞME[Ar.]/MELODİ[Fr. < MÉLODIE] ile/ve/||/<> ARA NAĞME
( Güzel, uyumlu ses. | Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz. İLE Şarkı, türkü, köçekçe vb. küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına ya da başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça. | Sık sık söylenilen söz ya da açılan sorun. )
- EZİK BÜZÜK -ile
- EZİLE BÜZÜLE (İSTEMEK, SÖYLEMEK, SORMAK)
- EZİYET ile/değil/yerine ZAHMET
- EZMEK ile/ve/<> KÜÇÜK DÜŞÜRMEK
- EZMEK ile/ve/değil/yerine YOĞURMAK
- EZOTERİK ile/değil/yerine BÂTINÎ
- EZZA değil ECZA
- F ve/||/<> S ve/||/<> T ve/||/<> K ve/||/<> Ç ve/||/<> Ş ve/||/<> H ve/||/<> P
[FISTIKÇI ŞAHAP]
( Bu harfler, ayrık de'lerin kullanımı dışında, ancak, buradaki öteki harflerle kullanılır.
Levent'te | Erdinç'te | Sınıfta | Geçitte, Geçişte | Sancak'ta | Sehpada | Edip'te | Sevinçte, Sevinç'te | Elektrikçi )
- FAAL FİİL ve AYNEL FİİL ve LÂ'MEL FİİL
( SAĞDAN SOLA!: Birinci/baştaki harf. VE İkinci/ortadaki harf. VE Üçüncü/sondaki harf. )
( VEZİN - MEVZUN )
- FABL değil/yerine/= ÖYKÜNCE
- FAC-/FACİ- ile/||/<> FASCİ- ile/||/<> PROSOP-/PROSOPO-
( Yüz. İLE/||/<> Bant. İLE/||/<> Yüz. )
- FACEBOOK ile X/TWITTER ile YOUTUBE ile LINKEDIN ile INSTAGRAM ile PINTEREST ile BLOG ile FOUR SQUARE
( Kurabiye yemeyi seviyorum. İLE Kurabiye yiyorum. İLE Bakın nasıl da yiyorum kurabiyeyi. İLE Nasıl kurabiye canavarı oldum? İLE Buyurun, kurabiye yerkenki fotoğrafım. İLE Kurabiye tarifimi de paylaşayım. İLE Kurabiye yapma/yeme anılarım. İLE Şurada, kurabiye yiyorum. )
( I like eating cookie. VS. I'm eating cookie. VS. This is how I eat my cookie. VS. My skills include eating cookie. VS. Here's a photo of the cookie I eat. VS. Here's my recipe for the cookie. WITH Here's my cookie eating experience. VS. This is where I am eating the cookie. )
- FAHRî değil/yerine/= ONURSAL
- FAİZ/NEMA[Ar.] değil/yerine/= GETİRİ/ÜREM
- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA
- FAKAT değil AYNI ZAMANDA
- FAKİR-FUKARA (YA DESTEK OLMAK)
- FAKİR[Ar.]/ÇIGAY[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSUL
- FAKTÖR[İng.] değil/yerine/= ETKEN/ETMEN
- FALAN FEŞMEKAN
- FALAN FİLAN ile ŞUDUR BUDUR
- FALAN"["FELAN" değil!] ile "YANİ"
- FALANCA ..., FİLANCA ...
- FÂNÎ:
YOK değil GEÇİCİ
- FÂNİ[Ar.] ile FANİ[Yun.]
( Ölümlü, gelip geçici, kalımsız. İLE İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti. )
- FANTEZİ YAPMAK ile/değil/yerine FANTEZİ/LER ÜRETMEK/YARATMAK
- FANTEZİ değil/yerine/= DÜŞLEM
- FARAZÎ ile AFÂKÎ
- FARK ETMEK ile/ve/||/<>/> FARK GETİRMEK
- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI
- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK
- FARK ile AYKIRILIK(PARADOKS)
( "Ben, her zaman yalan söylerim." [Epimenides] )
- FARK ile/ve/||/<> AYRIM
- FARK ile ÇELİŞKİ
- FARK ile/ve DERİNLİK
- FARK ile İKİLİK
- FARK ile/ve/||/<> MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN]
( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran/ayırabilen. | Açık, apaçık, belirli. )
- FARK ile/ve/değil/yerine/en azından ORTAK NOKTA
- FARKINDA OLMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UMURUNDA OLMAMAK
- FARKINDALIK ile/||/<>/> AYDINLANMA
- FARKINDALIK ile/ve/<> İÇ GERİLİM
- FARKINDALIK ile/ve/<> SORUNSALLIK
- FARKLAR ile/ve/değil/> FARKLILIK
( Farkın olumlu ya da olumsuz bir yönde olması/değerlendirilmesi gerekmeden sadece fark olarak! )
- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM
- FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"
- FARKLI FARKLI ile ÇEŞİT ÇEŞİT
- FARKLI ile BAMBAŞKA
- FARKLILAŞMA ve/||/<> ANLAMIN OLUŞMASI
- FARKLILIKLAR değil FARKLAR
(
| Kavram | Açıklama | Örnek Kullanım |
|---|---|---|
| Farklılık |
- Bir durum ya da nesnenin genel olarak farklı olma durmunu tanımlar. - Soyut bir kavramdır ve tekil olarak kullanılır/kullanılmalıdır. |
- "İki kültür arasındaki farklılık, oldukça dikkat çekiciydi." - "Tasarımlardaki farklılık, genel estetik anlayışından kaynaklanıyor." |
| Farklar |
- Belirli iki ya da daha fazla nesne arasındaki somut ya da açık ayrımları tanımlar. - Nesne ya da tek tek gözlemlenebilen durumlar için yeğlenir. |
- "Bu iki öneri arasındaki farklar oldukça belirgindir." - "Renkler arasındaki farklar, hemen göze çarpıyor." |
| "Farklılıklar" |
- En son/üst düşün(dür)me/soyutlama "-lık" ekinden sonra "-lar" çoğul ekinin kullanımı gereksiz/yanlıştır. Dil bilgisi hatasıdır. - Yerine "farklılık" ya da "farklar" yeğlenmelidir. |
- Hatalı örnek: İki çalışma arasındaki "farklılıklar", ayrıntılarıyla incelendi. - Doğru: İki çalışma arasındaki farklar, ayrıntılarıyla incelendi. |
- FARS ABECESİ ile/ve ARAP ABECESİ
( BÜYÜK KAPI ile/ve KÜÇÜK KAPI )
- Fars ile FARS[Fr.]
( İran'ın güneybatısında oturan halk ya da bu halktan olan kişi. İLE İlkel, yalın güldürme öğelerinden yararlanan, kimi kez inanılırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen oyun. )
- FARZ-I MAHAL değil FARZIMUHAL(OLMAYACAK ŞEY YA!)
- FARZÂ -ile
( FARZEDELİM Kİ, DİYELİM Kİ, OLA Kİ [FARAZÂ yanlıştır!] )
- FASÂHAT[Ar.] ile FAZÂHAT[Ar.]
( İyi ve açık konuşma, iyi söz söyleme becerisi, uzdillilik. İLE Alçaklık, edepsizlik. )
- FASARYA ile GÜRÜLTÜ/PATIRTI/KARIŞIKLIK
- FASİKÜL/CÜZ ile BÖLÜM
- FÂSILA:
SUGRÂ ile/ve/<> KÜBRÂ
( 3 harekeli ve 1 sakin. İLE/VE/<> 4'lü ya da üzeri. )
( [örnek] Kelebek. İLE/VE/<> Otomatik. )
- FAŞIR FAŞIR (YIKAMAK)
( Su ya da başka sıvıların bol ve çok akmasını anlatır. )
- FASİT DAİRE[Ar.] değil/yerine/= KISIR DÖNGÜ
- FASL-VASL ile/ve HAŞR-NEŞR
- FASO FİSO
( Sıradan. Anlamsız. )
- FASO-FİSO
- FAŞTAK FIŞTAK ([ÖZENSİZ] YIKAMAK/YIKANMAK)
- FASÜLYE değil FASULYE
- FAVORİ[Fr.] ile FAVORİ[Fr.]/DULUK[Tr.]
( Gözde. İLE Sakal. )
- FAYDA/LI[Ar.] değil/yerine/= YARAR/LI
- FAZ[Fr./İng. < PHASE] değil/yerine/= EVRE
- FAZÎLET[Ar.] değil/yerine/= ERDEM
- FAZLA FAZLA ile/değil FASLA FASLA
( ... İLE/DEĞİL Yer yer. )
- FEDÂ(KÂRLIK) ile/<> FERÂGAT
( Sadakat. İLE/VE/||/<> Sevgi. )
( Mal/dan vermek. İLE/VE/||/<> "Can vermek" ve candan vermek. )
( Babadan gelen. İLE/VE/||/<> Anneden gelen. )
( Bedel ödemek. İLE/VE/||/<> Muhabbet. )
- FEDARASYON değil FEDERASYON
- FEDERASYON[Fr./İng. < FEDERATION] değil/yerine/= ÜSTBİRLİK
- FEL FECRİ/FECİR değil VEL FECRİ/FECİR
( "Gözleri fel fecri okuyor." DEĞİL Gözleri vel fecri okuyor. )
- FELÂKET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SELÂMET
- FELLİK FELLİK (ARAMAK)
- FELSEFE YAPMAK" ile/ve/||/<> "EDEBİYAT PARÇALAMAK"
( İkisi de doğru/geçerli değildir! Kişi/kim anlamıyorsa ve ilgilenmiyorsa o kişinin/kişilerin çarpıttığı/çevirdiği saçma ve boş bir sözdür. )
- FELSEFE:
BETİMLEME > KAVRAM
( Felsefe, betimlemeden, kavrama geçiştir. )
- FELSEFE:
"ÖĞRETMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖĞRETİLENLERİ DÜŞÜNMEK
- FELSEFE:
"ŞAPŞALLIK" ile/ve/değil/||/<>/< ŞAŞIRMAK
( Felsefe, yaşam, durum, konu ve süreçteki [olası] her ayrıntıya, sürekli bir bebek ve çocuk şaşkınlığında[sevimli "şapşallığı" gibi] fakat sorumlulukla, iddiasızca, duygusal değil ölçüyle ve yetişkince bakabilme çabası, özeni, saygısı, emeği ve sürecidir. )
- FELSEFE:
"YAPILAN/YAPMAK" değil İNŞÂ EDİLEN/ETMEK
- FELSEFE:
"YAPMAK" değil ÜZERİNE OKUMAK/ÇALIŞMAK/ARAŞTIRMAK
- FELSEFE:
AKLIN SORUNLARINA YANIT ARAMAK ve/<>/>
SORU(N)LARINA YANIT ARAMAK ve/<>/>
ETKİNLİK
( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )
- FELSEFE:
DÜŞÜNMEK ve/||/<>/> BİLMEK ve/||/<>/> YAŞAMAK
- FELSEFE:
ELEŞTİREL ile/ve/<> YARATICI ile/ve/<> ETKİN
- FELSEFE:
NİTELİKLİ SORU, SORMA "SANATI" ile/ve/||/<>
NİTELİKLİ, SORU SORMA "SANATI"
- FELSEFE:
ZEKÂYI ve/||/<>/> AKLI
( Keskinleştirmek amacıyla. VE/||/<>/> Yetkinleştirmek amacıyla. )
- FELSEFE/BİLİM/FİZİK/DOĞA:
"DİYOR Kİ" ... değil İLKELERİ/YASALARI/ZORUNLULUKLARI ÇERÇEVESİNDE ...
( Anlamı ve ayrıntıları kişiselleştirmeden! Öykünce/fabl çeşidine katmadan/düşürmeden! )
- FELSEFE/BİLİM/SANAT/...
KONUŞMAK" değil ÜZERİNE KONUŞMAK
- FELSEFE/DE:
KAVRAMSAL/LIK ve/||/<> NEDENSEL/LİK ve/||/<> ELEŞTİREL/LİK
- FELSEFE/KAVRAM ANSİKLOPEDİSİNDE:
ARİSTOTELES ile/ve HEGEL
- FELSEFE ve BİLDİRİŞİM
- FELSEFE ile DEMAGOJİ
- FELSEFE ve DİLİN EVRENSELLEŞTİRİLMESİ
- FELSEFE ile/ve METAFİZİK ile/ve MİSTİSİZM["MİSTİZİM" değil!]
( ... İLE/VE Metafizik sözü ilk defa Peripatos'culardan Rodos'lu Andronikos (M.Ö. I. yy.) tarafından kullanıldığı öne sürülür. İLE/VE ... )
( METAFİZİK: BİLGİ - VARLIK - AHLÂK )
- FELSEFE ile VARLIK
- FELSEFE ile/ve/||/<>/>/< YAKLAŞIM
- FELSEFESİ" ile/değil ... İLKELERİ
- FELSEFEYE/BİLİME/SANATA/DİLE/TARİHE/HUKUKA/DİNE ...:
"GÖRE" ... ile/değil -DE ...
( Alanlar ve kavramlar, kişi olmadığından, "... göre" sözcüğünün kullanımı burada yanlıştır. "Felsefede/bilimde/dilde/sanatta ..." biçiminde bulunma durumu["-de ..."] ile kullanılabilir. )
- FELSEFEYİ ANLAMAK ile/ve/||/<> FELSEFE İLE ANLAMAK
- FELSEFÎ SÖZLÜK ile/ve/değil/yerine FELSEFÎ ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
- FELSEFÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMSAL
- FELSEFÎ ile/değil/yerine YORUMSAL
- FENÂ ile/||/<> FELÂKET
- FEODAL < VIEH[Alm.][:
Mal = Davar]
- FER[Ar.] ile/ve/||/<>/> FER'İ[Ar.] ile/ve/||/<>/> FERİH[Ar. < FERAH]
( Dal, budak. İLE/VE/||/<>/> Asıla değil fer'e ait olan, ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci dereceden. İLE/VE/||/<>/> Neşeli, sevinçli[< sevinmek]. )
- FERAH FEZA (OTURMAK)
- FERAH FUHUR (YAŞAMAK)
- FERDÎ değil/yerine/= BİREYSEL/KİŞİSEL
- FERFECİ
- FERMAR değil FERMUAR
- FERRİ-/FERRO- ile/||/<> SİDER-SİDERO-
( Demir, demirli. İLE/||/<> Demir. )
- FERSAH FERSAH (UZAKTA OLMAK)
- FERYÂD-FİGÂN (ETMEK)
- FERYAT[Fars.]/SAYHA[Ar.]/VAVEYLA[Ar.] değil/yerine/= ÇIĞLIK/HAYKIRMA
- FESAHAT(FASİH) ile BELAĞAT(BELİĞ)
- FESAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAKAT
( Dilin açıklığı. İLE/VE/||/<> Birinin kapıyı/kutuyu vb. açması. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin gevşeyip açılması. )
- FESÂHÂT değil FASÂHÂT
( Hoş ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme becerisi. )
- FESTİVAL[İng.] değil/değil/yerine/= ŞENLİK/ŞÖLEN
- FETÂ[Ar. çoğ. FİTYÂN] ile FETHA[çoğ. FETEHÂT]
( Genç, delikanlı, yiğit, mert. | Cömert. Eli açık. İLE Arapça sözcüklerin üzerine konulan üstün işareti. | Delik. )
- FETİH:
İŞGAL değil AÇMA
- FEVK[Ar.] değil/yerine/= ÜST / YUKARI
- FEVKALADE SIKINTILI değil FAZLASIYLA SIKINTILI
- FEVKÂLÂDE ile/ve HARİKULÂDE
( FEVK' el-ÂDE(T) ile/ve HARİK'UL ÂDE(T) )
( Doğanın ötesi. İLE/VE Doğanın dışı. )
- FEYZ ile BEREKET
- FİAT" değil FİYAT
( Alım ya da satımda bir nesnenin/hizmetin para karşılığındaki değeri. [bedel, eder, armağan/hediye, kemal, paha] | Bir mal ya da hizmet için uygun görülen para karşılığı. | Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki. )
- FİBR- ile/||/<> FİL- ile/||/<> RHABD-/RHABDO-
( Lif. İLE/||/<> İp. İLE/||/<> Çomak biçiminde yapı, çizgili lif. )
(1996'dan beri)