Bugün[31 Mart 2026]
itibarı ile 25.800 başlık/FaRk ile birlikte,
25.800 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(56/105)


- KONVERJANS/CONVERGENCE[İng.] değil/yerine/= TOPLANMA, | YAKINSAMA


- RÖLE[Fr. < RELAIS]/KONVERTİSÖR[Fr. < CONVERTISSEUR] değil/yerine/= DEĞİŞTİRGEÇ

( Bir cismin ya da bir gücün biçimini değiştirmeye yarayan aygıt. )


- KONVOY[Fr. < CONVOI] ile/ve/değil/yerine/= KAFİLE[Ar. çoğ. KAVÂFİL]["ka" uzun okunur]

( Aynı yere giden taşıt ya da yolcu topluluğu. | Savaş gemilerince korunan yük gemileri taşıt dizisi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/= Birlikte yolculuk eden topluluk, zümre, fırka. | Takım takım, sıra sıra gönderilen şeylerin her parçası. | Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü. )


- KONVÜLZİYON/CONVULSION[İng.] değil/yerine/= HAVALE


- KOOPERASYON/COOPERATION[İng.] değil/yerine/= İŞBİRLİĞİ


- KOOPERATİFÇİLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SOSYAL KOOPERATİFÇİLİK

( )


- KOOPERE/COOPERATED[İng.] değil/yerine/= İLETİŞİM KURULABİLEN, İŞBİRLİĞİ YAPABİLEN


- COORDINATION COMPOUND[İng.] / COMPOSE DÉ COORDINATION[Fr.] / KOORDINATIONS VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOORDİNASYON BİLEŞİĞİ


- KOORDİNASYON/COORDİNATION[İng.] değil/yerine/= EŞGÜDÜM


- COORDINATION NUMBER[İng.] / INDICE DE COORDINATION[Fr.] / KOORDINATIONSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOORDİNASYON SAYISI


- KOORDİNASYON[İng./Fr. COORDINATION] değil/yerine/= DÜZENLEME/EŞGÜDÜM


- COORDONNÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= KOORDİNATLAR


- KOORDİNATÖR/COORDİNATOR[İng.] değil/yerine/= EŞGÜDER, EŞGÜDÜMCÜ


- KOORDİNE ETMEK değil/yerine/= EŞGÜDÜMLEMEK


- KOORDİNE değil/yerine/= EŞGÜDÜMLÜ


- KOORDİNE[Fr. < COORDINNE] değil/yerine/= EŞGÜDÜMLÜ


- KOPARILMIŞI YEMEK ile/ve/değil/yerine AĞAÇTAN KOPARARAK YEMEK


- KOPİ PEYST[İng. < COPY PASTE] değil/yerine/= KOPYALA YAPIŞTIR


- KOPMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KIRILMA


- KOPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UZAKLAŞMAK


- COPOLYMER[İng.] / COPOLYMÉRE[Fr.] / COPOLIMER, MISCHPOLIMERISAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOPOLİMER


- FOAM, LATHER[İng.] / MOUSSE[Fr.] / SCHALE, KRUSTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖPÜK, SABUN KÖPÜĞÜ


- KOPUK ile/ve/değil/yerine/||/<> İLGİSİZ


- KOPUŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GİT-GEL


- KOPYA[İng. < COPY]/NÜSHA[Ar.] değil/yerine/= EŞLEM


- KOPYA değil/yerine EŞLEM


- KOPYA değil/yerine/= EŞLEME


- KORELASYON[Fr. < CORRELATION]["KOLERASYON" değil!] değil/yerine/= BAĞINTI

( Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. | Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık. | İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme. | İki ya da daha fazla değişken arasındaki bağıntı. | Görelilik. | İki ya da daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık ya da eşitlik. )


- KORELE/CORRELATED[İng.] değil/yerine/= BAĞINTILI


- KORESIN[İng.] ile/değil/yerine/= KORESİN


- KORİDOR[İng./Fr. < CORRIDOR] değil/yerine/= ARALIK/GEÇENEK


- KORİDOR değil/yerine GEÇENEK


- KORİST değil/yerine/= KÜMEKÇİ


- KORKAĞIN "KILICI" ile/değil/yerine/>< CESURUN BAKIŞI


- KORKAK/LAR ile/ve/değil/yerine KAÇAN/LAR


- KORKAK/LIK ile/ve/değil/yerine AKIL/LI/LIK

( Bir şeyin, haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. )


- KORKAN ile/değil/yerine/>< GÜVENEN

( "Sahiplenir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sahip çıkar. )


- KORKARAK SÖYLEMEK değil/yerine İDDİALI SÖYLEMİŞ OLMAYAYIM


- KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇEKİNMEK

( [not] FEAR vs./and/but/||/<>/>/< AVOID
AVOID instead of FEAR )


- KORKMAK ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK


- KORKMAK değil/yerine/>< YÜRÜMEK

( Yürümeyi gerektiren nedenler, korkmaya neden olanlardan daha fazladır. )


- KORKU/KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI/SAYMAK

( Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır. )

( Tanrı'yı düşünmeden önce, kendinizi kabul etmek zorundasınız. )

( Before you think God, you must accept yourself. )

( FEAR vs./and RESPECT
RESPECT instead of FEAR )


- KORKU ve ÜZÜNTÜ değil/yerine/>< BİREŞİM(TEVHİD)

( Gelecekle ilgili. VE Geçmişle ilgili. DEĞİL/YERİNE/>< Şimdide. )


- KORKU ile/ve/değil/yerine DİKKAT


- KORKU ile/ve/değil/yerine KORUMA

( [not] FEAR vs./and/but PROTECTION
PROTECTION instead of FEAR )


- KORKU ile/ve/değil/yerine OLGU

( [not] FEAR vs./and/but FACT
FACT instead of FEAR )


- KORKU ile/değil/yerine SEVGİ

( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )

( Bazen, bazı korkular da sevgiye dönüşebilmektedir. [STOCKHOLM SENDROMU] )

( Korkutamazsın beni, seviyorum seni! )

( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end. )

( [not] FEAR vs./but LOVE
LOVE instead of FEAR )


- KORKU değil/yerine/>< ŞÜKRAN


- KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ

( Ulusların uygarlık seviyesini, tarih incelemelerindeki çaba ve becerilerine göre belirlemek olanaklıdır. )


- KORKU ile/ve/değil/yerine TEDBİR

( [not] FEAR vs./and/but PRECAUTION
PRECAUTION instead of FEAR )


- KORKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜMİT

( Mahkum eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Özgür bırakır. )


- KORKULACAK OLAN:
BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESÂRETİNDE OLMAYANLAR


- KORKUNÇ/MÜHEVVİL[Ar. < HEVL] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİNÇ


- ... KORKUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... COŞKUSU


- KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESÂRET

( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )


- KORKUTMA ile/ve/değil/yerine UYARMA


- KORKUTUCU ile/ve/değil/yerine CAYDIRICI


- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI


- KORNA/ZİL değil/yerine FREN / BEKLEMEK!

( Motorlu araç sürücülerinin, özellikle sokak aralarında ve tüm yollarda, yayalara/bisikletlilere/motosikletlilere korna çalmasının; bisikletlilerin de yayalara, özellikle de yayaların arasındayken zil çalmasının bir anlamı/farkı olmadığını/olmayacağını sürekli anımsaması gerekmektedir.

Herhangi bir araç kullananların, yayalara ve büyük araçların, kendinden daha küçük araca öncelik verme zorunluluğunu anlaması/anımsaması gerekmektedir. )


- KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR/SİNYAL

( Yayalara korna çalınmaz! [araç sahipleri, rahat/sıcak arabalarının içinde, fren ve gaz ayaklarının altında, her türlü olanağa sahip olarak beklemeyi bilmeli/uygulamalılardır!] )

( İster bisiklet/motosiklet olsun, ister herhangi bir araç olsun, sokak aralarında ve kişilere hiçbir zaman ve koşulda korna çalınmaz!!! [özellikle görme engellilere ve yaşlılara!] )

( Kırmızı ışıkta ya da en ufak bir duraksamada çalınan kornaların gereksizliğini anlamış ve sürekli anımsıyor olmamız gerekir! [Çalınan kornanın da hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, hızlandırmayacağını da!] )

( Kornalar otoyollarda, hızın ve gürültünün yüksek olduğu yerlerde, araçlar arasında kullanılmak üzere bir olanaktır. Ki otoyolda dahi, ışık/sinyal/selektör varken korna çalmak gereksiz/işlevsiz/anlamsızdır! )


- KORNEA[Lat.] değil/yerine/= SAYDAM TABAKA


- KORNER[İng. < CORNER] değil/yerine/= KÖŞE | KÖŞE ATIŞI


- KORNERUPINE[İng.] ile/değil/yerine/= KORNERUPİN


- KORO değil/yerine/= KÜMEK


- CORONA CURRENT[İng.] / COURANT DE COURONNE[Fr.] / KORONASTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA AKIMI


- CORONA DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE EN COURONNE[Fr.] / KORONAENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA BOŞALMASI


- CORONA[İng.] ile/değil/yerine/= KORONA


- KORONAL/CORONAL[İng.] değil/yerine/= YANAY-DİKEY


- KORONAL DÜZLEM/CORONAL PLANE[İng.] değil/yerine/= YANAY DÜZLEM


- CORROSIVE[İng.] / CORRODANT[Fr.] / KORRODIEREND, KORROSIV[Alm.] ile/değil/yerine/= KOROZİF


- KOROZİV/CORROSIVE[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL AŞINDIRICI


- KOROZYON/CORROSION[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL AŞINMA


- CORROSION[İng.] / CORROSION[Fr.] / KORROSION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOROZYON


- KORPOREL/CORPOREAL[İng.] değil/yerine/= GÖVDESEL


- KORPUS/BODY, CORPUS[İng.] değil/yerine/= GÖVDE | CİSİM


- KORPÜSKÜL/CORPUSCLE[İng.] değil/yerine/= CİSİMCİK


- KORSE değil/yerine/= SARGAÇ


- KORT[İng. < COURT]/SAHA[Ar.] değil/yerine/= ALAN

( Tenis oynanılan alan. | Adliye Sarayı. )


- KORTE[İt. < CORTE]/FLÖRT[Fr./İng. < FLIRT] değil/yerine/= ÂŞIKTAŞLIK

( Kadınla erkek arasındaki duygusal ilişki. | Birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkek. | Siyasal bir parti, yabancı bir ülke vb.ne tam olarak bağlanmadan yaklaşma. )


- KORTEJ[Fr. < CORTEGE]/MAİYET[Ar.] değil/yerine/= TÖREN ALAYI

( Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kişiler. | Alay. )


- KORTEKS/CORTEX[İng.] değil/yerine/= DIŞ KATMAN


- CORTISONE[İng.] / CORTISONE[Fr.] / KORTISON[Alm.] ile/değil/yerine/= KORTİZON


- KORUMA/SAKLAMA(MUHAFAZA) ile/değil/yerine HAYAL


- CORUNDUM[İng.] ile/değil/yerine/= KORUNDUM


- KEHRBILD[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖRÜNTÜ


- CONSERVATION PROPERTY[İng.] / PROPRIÉTÉ DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSGRÖSSE, ERHALTUNG EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM ÖZELLİĞİ


- TEHÂFFUZ KANÛNU[Osm.] / CONSERVATION LAW[İng.] / LOI DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSSATZ, ERHALTUNGSESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM YASASI/KANUNU


- CONSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= KORUNUM


- KUVVE-İ MÂSİKE[Osm.] / CONSERVATIVE FORCE[İng.] / FORCE CONSERVATIVE[Fr.] / KONSERVATIVE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUMLU KUVVET


- GOGGLES[İng.] / SCHUTZBRILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU GÖZLÜK


- PROTECTING GROUP[İng.] / SCHUTZ GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU GRUP


- SCHUTZGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU IZGARA


- SHIELD[İng.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU


- KÖRV[İng. < CURVE] değil/yerine/= EĞRİ


- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine/||/<>/< ADIM ADIM


- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine KONUŞA KONUŞA


- KÖŞE ile/ve/değil/yerine/>< GEZİ


- COCHINEAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEAL


- KOSCHINELLE FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEL BOYASI


- COCHINELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEL


- COCHINILIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOŞİNİLİN


- KOŞMAK ile/ve/<>/değil/yerine SEĞİRTMEK

( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Hızlı adımlarla ya da sıçrayarak yakın bir yere doğru yürümek. )


- KOSSEL-SOMMERFELD LAW[İng.] / LOI DE KOSSEL-SOMMERFELD[Fr.] / KOSSEL-SOMMERFELDSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSSEL-SOMMERFELD YASASI


- KÖSTEK değil/yerine/>< DESTEK


- CAUSTIC CRACKING, CAUSTIC EMBRITTLEMENT[İng.] / CAUSTIQUE CRAQUELAGE, FRAGILITÉ CAUSTIQUE[Fr.] / KAUSTISCHE SPRÖDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK ÇATLAMA, KOSTİK KIRILGANLIK


- LYE[İng.] / LESSIVE[Fr.] / LAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK ÇÖZELTİ


- CAUSTIC POTASH[İng.] / POTASSE CAUSTIQUE, HYDROXYDE DE POTASSIUM[Fr.] / ÅTZKALI, KALIUM HYROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK POTAŞ (POTASYUM HİDROKSİT)


- SODIUM HYDROXIDE, CAUSTIC SODA[İng.] / SOUDE CAUSTIQUE, HYDROXYDE DE SODIUM, HYDRATE DE SODIUM, VOIR SOUDE CAUSTIQUE[Fr.] / KAUSTISCHE SODA, ATZNATRON, NATRIUMHYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK SODA, SODYUM HİDROKSİT


- CAUSTIC[İng.] / CAUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOSTİK


- KOSTİK[Fr. < CAUSTIQUE] değil/yerine/= DOKU YAKAN

( Hayvan ve bitki dokularını yakan, aşındıran. )


- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK


- KOŞULLULUK ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK

( Yaparsa(n)/verirse(n) değil (o/sen) yaptıkça/verdikçe vermek/almak. )


- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/değil/yerine/> HER KOŞULDA


- KOT değil/yerine KUMAŞ PANTOLON


- KOTER/CAUTER[İng.] değil/yerine/= DAĞLAÇ


- KOTERİZASYON/CAUTERIZATION[İng.] değil/yerine/= DAĞLAMA


- PAMBIK[Fars. < PANBUK]/KOTON[Fr./İng. < COTON] değil/yerine/= PAMUK/LU


- KOTRA[Fr. < COTRE] değil/yerine/= YELKENLİ

( Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli. | Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan. )


- KÖTÜ BAKIŞ(NAZAR) ile/değil/yerine GÖZLEMLEYİCİ BAKIŞ

( Yiğidi mezara, deveyi kazana götürür. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )


- KÖTÜ HABER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İYİ HABER

( Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. )


- KÖTÜ "HABER" ile/ve/değil/yerine/||/<> "İYİ HABER"

( (")Hâlâ yaşıyoruz("). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Henüz ölmedik. )


- KÖTÜ NESNE - KÖTÜ KENDİLİK ile/ve/değil/yerine/>< İYİ NESNE - İYİ KENDİLİK


- KÖTÜ NİYET ("VAR") ile/değil/yerine/>< İYİ NİYET (YOK)


- KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK


- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI

( [not] "BAD" but DIFFERENT )


- KÖTÜ ile/değil/yerine KULLANIŞSIZ


- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine OLUMSUZ


- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> ZOR


- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME


- KÖTÜLEMEK ile/değil/yerine NE OLDUĞUNU BELİRTMEK

( [not] "TO RUN DOWN" vs./but TO STATE
TO STATE instead of "TO RUN DOWN" )


- KAYGILAN/MAK / KORK/MAK:
KÖTÜLÜK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN
ile/ve/değil/yerine/daha çok/||/<>/<
İYİLİK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN


- KÖTÜLÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ OLANIN YOKLUĞU


- [ne yazık ki]
"KÖTÜLÜK" değil/yerine/>< İYİLERİN ÇABASI

( Kötülüğün baskın gelmemesi için tek koşul, iyilerin, çaba göstermeleridir. )


- KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


- KÖTÜ/LÜK(TE) ile/ve/değil/yerine/>< İYİ/LİK(TE)

( Hesaplı/planlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Hesapsız/plansız. )

( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )

( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )

( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )

( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )

( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )

( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )

( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )

( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )

( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )

( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )

( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )

( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

( İyinin karşıtı, "kötü" değil ne yazık ki "düşünce/düşünme yok(sun)luğu"dur. )

( Azaltamıyorsak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Artırabiliriz/artıralım! )

( Seçme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeğleme. )

( [not] BAD/NESS vs./and/but/>< GOOD/NESS
GOOD/NESS instead of BAD/NESS )

( MAUVAIS avec/et/>< BON )

( SCHLECHT mit/und/>< GUT )

( MALUM cum/et/>< BONUM )

( MALO con/y/>< BUENO )

( CATTIVO con/e/>< BUONO )

( SEYYİ', RADİ' ile/ve/>< CEYYİD, HASEN )


- KÖTÜMSER/LİK >< İYİMSER/LİK ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK

( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

( [sadece] Her fırsattaki "zorluğu" "görür". >< Her zorluktaki "fırsatı" "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her fırsatla birlikte kolay olmayabilecekleri birlikte değerlendirir. )


- KÖTÜMSERLİK değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK

( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )


- KÖTÜYÜ, DOĞRUDAN GÖSTERMEK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine KÖTÜYÜ, DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖSTEREREK GÖSTERMEK/ANLATMAK


- KOUNIDINE[İng.] ile/değil/yerine/= KOUNİDİN


- KOVALAN/COVALENT[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞERLİ


- COVALENT BOND[İng.] / LIAISON COVALENTE[Fr.] / ATOMBINDUNG, KOVALENTE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOVALENT BAĞ


- COVALENT CRYSTAL[İng.] / CRISTAL COVALENT[Fr.] / KOVALENTER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOVALENT KRİSTAL


- KOVAR[İng.] ile/değil/yerine/= KOVAR


- KOVARYANS/COVARIANCE[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞİŞKENLİK


- KOV(UL)MA ile/değil/yerine SÜR(ÜL)ME

( Eskiden bazı meclisten uzaklaştırılan/sürülen kişiler 7 yıl aynı meclise dönemezlermiş. )


- KOVUŞTURMA değil/yerine/>< TAKİPSİZLİK


- KÖYLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KÖY KÖKENLİ


- COSMETIC[İng.] / COSMÉTIQUE[Fr.] / KOSMETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMETİK


- KOSMISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMİČ IŞINLAR


- KOSMISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMİČ


- RAYON DE COSMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOZMİK İSİMLAR


- COSMIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT COSMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOZMİK IŞINIM


- ŞUÂÂT-İ KEVNÎ[Osm.] / COSMIC RAYS[İng.] / KOSMISCHE STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMİK IŞINLAR


- KOZMİK MADDE değil/yerine/= EVRENÖZDEK


- COSMIC[İng.] / COSMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOZMİK


- KOZMİK değil/yerine/= EVRENSEL


- KOZMİK değil/yerine/= EVRENSEL


- COSMOGONIE[Fr.] / KOSMOGONIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMOGONİ


- KOZMOGONİ değil/yerine/= EVRENDOĞUM


- COSMOGONY[İng.] ile/değil/yerine/= KOZMOGONİİ


- KOZMOGONİK değil/yerine/= EVRENDOĞUMSAL


- KOZMOLOG değil/yerine/= EVRENBİLİMCİ


- KOZMOLOJİ değil/yerine/= EVRENBİLİM


- KEVNİVYAT[Osm.] / COSMOLOGY[İng.] / COSMOLOGIE[Fr.] / KOSMOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMOLOJİ


- KOZMOLOJİK değil/yerine/= EVRENBİLİMSEL


- KOZMOS değil/yerine/= EVREN


- KPB/KARDİYOPULMONER BAYPAS/CARDIOPULMONARY BYPASS[İng.] değil/yerine/= KALP-AKCİĞER KÖPRÜLEMESİ


- KR[İng.] ile/değil/yerine/= KR


- KRAFT PAPER[İng.] ile/değil/yerine/= KRAFT KAĞIDI


- CRACKING[İng.] ile/değil/yerine/= KRAKİNG (PETROL)


- CRACKING., CRAQUAGE[Fr.] / KRACKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAK(PETROL)


- KRAL[Sırpça]/DESPOT ile/değil/yerine/>< DEVLET ADAMI

( Yöneten fakat yönetil(e)meyen "kişi". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yöneten ve yönetilen kişi. )


- KRAL OLMAK ile/değil/yerine/>< BABA OLMAK


- KING'S YELLOW[İng.] / JAUNE ROYAL[Fr.] / KÖNIGSGELB[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAL SARISI


- AQUA REGIA[İng.] / EAU RÈGLE[Fr.] / KÖNIGSWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAL SUYU


- KRALDAN ÇOK, KRALCI/LIK ile/ve/değil/yerine/<> KURALDAN ÇOK, KURALCI/LIK


- KRAMER NAZARİYESİ[Osm.] / KRAMER-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAMER KURAMI/TEOREMİ


- KRAMER'S THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE KRAMERS[Fr.] ile/değil/yerine/= KRAMERS TEOREMİ


- KRAMP/CRAMP[İng.]/[Fr. < CRAMPE] değil/yerine/= KASILMA/KASINÇ


- KRANİYAL/CRANIAL[İng.] değil/yerine/= BAŞ (İLGILİ)


- KRANİYUM/SKULL[İng.] değil/yerine/= KAFATASI


- KRAUTS REAGENT[İng.] ile/değil/yerine/= KRAUT BELİRTECİ


- KREASYON[Fr./İng. < CREATION] değil/yerine/= YARATI/YARATMA

( Özel bir yetenekten yararlanılarak ortaya konulmuş şey. )


- KREATİF[İng. < CREATIVE] değil/yerine/= YARATICI


- KREATÖR[Fr./İng. < CREATOR] değil/yerine/= YARATICI


- KREDİ ile/değil/yerine/=/||/<>/< SAYGINLIK/İTİBAR


- KREDİBİLİTE değil/yerine/= GÜVENİLİRLİK


- KREDİBİLİTE değil/yerine/= İNANILIRLIK


- KREMERISITE[İng.] ile/değil/yerine/= KREMERİSİT


- KREPITASYON/CREPITATION[İng.] değil/yerine/= ÇITIRDAMA


- KREŞ değil/yerine/= YUVA


- KREŞANDO değil/yerine/= GİDEREK ARTAN


- KRESATIN[İng.] ile/değil/yerine/= KRESATİN


- KREŞENDO/CRESCENDO[İng.] değil/yerine/= GİDEREK ARTAN


- KRESENTİK/CRESCENTIC[İng.] değil/yerine/= HİLALIMSİ


- KRETASE[Fr. < CRETACE] değil/yerine/= İKİNCİ ÇAĞIN SON DÖNEMİ

( Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağ'ın son dönemi. )


- KRETON[Fr. < CRETONNE] değil/yerine/= KETEN/BASMA

( Bir tür keten, patiska ya da basma. )


- CRESOL[İng.] / CRÉSOL[Fr.] / KRESOL, CRESOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KREZOL


- KRİBRİFORM/CRİBRİFORM[İng.] değil/yerine/= ELEKSİ


- KRİKO değil/yerine/= KALDIRICI


- KRİKO[İt. < CRICCO] değil/yerine/= KALDIRICI

( Ağır bir yükün kaldırılmasını ya da alt tarafında yapılacak bir çalışmada otomobil vb. taşıtların yerden yükseltilmesini sağlayan araç. )


- KRILLIUM[İng.] ile/değil/yerine/= KRİLLİUM


- KRİMİNAL değil/yerine/= SUÇLA İLGİLİ


- KRİMİNOLOG değil/yerine/= SUÇBİLİMCİ


- KRYPTIDINE[İng.] ile/değil/yerine/= KRİPTİDİN


- KRYPTO-[İng.] ile/değil/yerine/= KRİPTO-


- KRIPTOGRAFİ/CRYPTOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= ŞİFRELEME BİLİMİ


- KRYPTOL[İng.] ile/değil/yerine/= KRİPTOL


- KRYPTON[İng.] / KRYPTON[Fr.] / KRYPTON[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİPTON


- KRYPTOCYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KRİPTOSİYANİN


- CHRYSAMIN, FLAVOPHENINE[İng.] ile/değil/yerine/= KRİSAMİN


- CHRYSENE[İng.] / CHRYSÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİSEN


- CHRYSIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSİN


- CRYSTAL GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL AĞI


- CRYSTAL ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE DU CRISTAL[Fr.] / KRISTALLANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL ANİZOTROPİSİ


- CRYSTAL DYNAMICS[İng.] / DYNAMIQUE DU CRISTAL[Fr.] / KRISTALLDYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL DİNAMİĞİ


- CRYSTAL AXIS[İng.] / AXE DU CRISTAL[Fr.] / KRISTALLACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL EKSENİ


- CRYSTAL DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION PAR LES CRISTAUX[Fr.] / KRISTALLBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL KIRINIMI


- CRYSTAL DEFECT[İng.] / DÉFAUT CRISTALLIN[Fr.] / KRISTALLDEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL KUSURU


- CRYSTAL/LINE LASER[İng.] / LASER À CRISTAL[Fr.] / KRISTALLLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL LAZER


- CRYSTAL OPTICS[İng.] / OPTIQUE CRISTALLINE[Fr.] / KRISTALLOPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL OPTİĞİ


- KRISTALLGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL ÖRGÜ


- LUSTER[İng.] / LUSTRAGE[Fr.] / GLANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL PARILDAMASIPARILTISI, PARLAKLIK


- CRYSTAL COUNTER[İng.] / COMPTEUR EN CRISTAL[Fr.] / KRISTALLZÄHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SAYACI


- CRYSTAL SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE CRISTALLINE[Fr.] / KRISTALLSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SİMETRİSİ


- CRYSTAL CLASSES[İng.] / CLASSES DE CRISTAL[Fr.] / KRISTALLKATEGORIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SINIFLARI


- WATER OF CRYSTALLIZATION[İng.] / EAU DE CRISTALLISATION[Fr.] / KRISTALLWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SUYU


- BİLLÛRÎ[Osm.] / CRYSTAL STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE CRISTALLINE[Fr.] / KRISTALLSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL YAPI


- KRİSTAL[Fr. < CRISTAL] değil/yerine/= BİLLUR


- BİLLUR[Osm.] / CRYSTAL[İng.] / CRISTAL[Fr.] / KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL


- CRYSTALLIZATION[İng.] / CRYSTALLIZATION[Fr.] / KRISTALLIZATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTALLEŞME


- KRİSTALOİT[Fr. < CRISTALLOIDE] değil/yerine/= BİLLURSU


- KRITH[İng.] ile/değil/yerine/= KRİT


- RÉFRACTOMÈTRE D'ANGLE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHES WINKELREFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AÇI KIRILMAÖLÇERİ


- KRITISCHER WINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AÇI


- DENSITÉ DE COURANT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE STROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AKIM YOĞUNLUĞU


- COURANT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AKIM


- ÉCOULEMENT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER FLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AKIŞ


- CHAMP CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE FLÄCHE, KRITISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ALAN


- SUBCRITICAL[İng.] / UNTERKRITISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ALTI


- KRITISCHES DRUCKVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BASINÇ ORANI


- PRESSION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BASINÇ


- AGGLOMÉRATION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE VERSAMMLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BİLEŞİM


- DIMENSIONS CRITIQUES, TAILLES CRITIQUES[Fr.] / KRITISCHE DIMENSIONEN, KRITISCHE GRÖSSEN, KRITISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BOYUTLAR


- GRANDEUR CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE GRÖSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK BÜYÜKLÜK


- LONGUEUR D'ONDE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE WELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DALGA BOYU


- VALEUR CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DEĞER


- ÉTAT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DURUM


- LOCUS CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE ORTSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK EĞRİ, KRİTİK KONUM


- FRÉQUENCE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE HÄUFIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK FREKANS