Değil/yerine (... değil/yerine ... bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 27.375 başlık/FaRk ile birlikte,
27.375 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(25/111)
- DİSİMİLASYON[Fr. <] değil/yerine/= BENZEŞMEZLİK
- DIŞINDA/GAYRI ile/değil/yerine RIZÂ
- DİSİPLİN CEZÂSI değil/yerine/= DÜZENCE KIZITI
- DİSİPLİN değil/yerine/= DÜZENCE
- ... DİSİPLİNİ ile/değil/yerine ... DİLİ
- DİSKALİFİYE[Fr. < DISQUALIFIÉ] değil/yerine/= YARIŞ DIŞI BIRAKILMIŞ
- DİSKİNEZİ/DYSKINESIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIM BOZUKLUĞU
- DİSKONEKSİYON/DISCONNECTION[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTI KESİLMESİ
- DİSKORDANS/DISCORDANCE[İng.] değil/yerine/= UYUMSUZLUK
- DİSKORDAN/S değil/yerine/= BENZEŞMEZ/LİK | UYUMSUZ/LUK
- DİSKRİMINAN/DISCRIMINANT[İng.] değil/yerine/= AYIRT EDICİ
- DISKRIMINATORER KREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİSKRİMİNATÖR DEVRESİ
- DİSKUR[Fr. < DISCOURS] değil/yerine/= SÖYLEV, NUTUK
- DİSKUR değil/yerine/= SÖYLEM
- DIŞLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DIŞARIDA BIRAKMA
- DIŞLAMA ile/değil/yerine UYANDIRMA (ÇABASI/VESİLESİ)
- DIŞLAMAK ile/ve/değil/yerine DIŞARIDA BIRAKMAK
( [not] TO EXCLUDE vs./and/but TO LEAVE OUT
TO LEAVE OUT instead of TO EXCLUDE )
- DIŞLAMAK ile/değil/yerine/||/<>/< GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK
( TO EXCLUDE vs. TO PRETEND NOT TO SEE/TO TURN A BLIND EYE )
- DIŞLAMAK ile/değil/yerine UZAKLAŞTIRMAK
- DIŞLAYICI ile/değil/yerine KAPSAYICI
- DİSLEKSİ/DYSLEXIA[İng.] değil/yerine/= OKUMA BOZUKLUĞU
- DİSLOKASYON/DISLOCATION[İng.] değil/yerine/= ÇIKIK
- DISMETRİ/DYSMETRIA[İng.] değil/yerine/= UZAKLIK KESTİRİMSİZLİĞİ
- DISMORFİK/DISMORPHİC[İng.] değil/yerine/= BOZUK BİÇİMLİ
- DISODIUM EDTA[İng.] ile/değil/yerine/= DİSODYUM EDTA
- DISORDER[İng.] değil/yerine/= BOZUKLUK
- DİSOSİYASYON/DISSOCIATION[İng.] değil/yerine/= AYRIŞMA | RUHSAL ÇÖZÜLME
- diso.[Lat. < DISPENSA] değil/yerine/= DAĞITINIZ
- DİSPANSER[Fr. < DISPENSAIR] değil/yerine/= SAĞLIK OCAĞI
- DİSPANSER değil/yerine/= SAĞLIKEVİ/SAĞLIK OCAĞI
- DİSPERSİYON değil/yerine/= DAĞILIM
- DISPOSABLE SOMA THEORY[İng.] değil/yerine/= TEK KULLANIMLIK SOMA TEORİSİ
( 1977'de, Thomas Kirkwood adlı bir istatistikçi tarafından ortaya atılan, organizmaların yalnızca üreme faaliyetleri ile organizmanın üreme-olmayan yönlerinin korunması (soma) arasında bölünmesi gereken sınırlı miktarda enerjiye sahip olduğunu açıkladığı teorisi. Bu teori, bir organizmanın üreme yeteneğini kazandığı yaştan sonraki ek ömrün evrimsel değerinin düştüğü fikrine dayanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DISPOSABLE[İng.] değil/yerine/= TEK KULLANIMLIK / KULLAN AT
- DİSPOSİBLE değil/yerine/= KULLAN AT
- DİSPRAKSİ/DYSPRAXIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL BECERİ BOZUKLUĞU
- DİSPROPORSİYON/DISPROPORTION[İng.] değil/yerine/= ORANTISIZLIK
- DİSPROPORSİYON değil/yerine/= ORANTISIZLIK
- DYSPROSIUM SALTS[İng.] ile/değil/yerine/= DİSPROSİUM TUZLARI
- DİSPROSODİ/DYSPROSODIA[İng.] değil/yerine/= SÖZ EZGISİ BOZUKLUĞU
- DİSRAFİ/DISRAPHY[İng.] değil/yerine/= BİTİŞİM BOZUKLUĞU
- DİSRITMİ/DYSRHYTHMIA[İng.] değil/yerine/= DİZEM BOZUKLUĞU
- DİSRİTMİ değil/yerine/= DİZEM BOZUKLUĞU
- DISRUPTIVE SELECTION[İng.] değil/yerine/= DALLANAN SEÇİLİM
( Bir popülasyondaki genler, en uçtan diğer en uçtaki genleri seçer. Bu durumda popülasyondaki ortalama özellikteki genler silinir. Örneğin; bir böcek popülasyonunda iki farklı ağaç türü varsa, açık renkli böcekler açık renkli ağaçlarda, kapalı renkli böcekler ise kapalı renkli ağaçlarda yaşar. Ortalama renkli, yani açık ve kapalı renk arasındaki böcekler, zamanla popülasyondan silinir. Bu sayede en açık ve en kapalı renkteki böcekler seçilir ve evrim o yönde ilerler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIŞSALLAYICI/LIK ile/değil/yerine/>< KAPSAYICI/LIK
- DISSECTION[İng.] değil/yerine/= DİSEKSİYON
( Herhangi bir organizmanın iç yapısını ve anatomisini incelemek üzere dış yapısının açılmasına verilen isimdir. İnsanlar için yapılan otopside ve hayvanlar için yapılan nekropside ölüm nedeninin tespit edilmesinde kullanılır. Biyoloji, anatomi ve tıp gibi alanların öğrencileri ise eğitim alırken diseksiyon eğitimi alırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DİSSEMİNE İNTRAVASKÜLER KOAGÜLASYON değil/yerine/= YAYGIN DAMARİÇİ PIHTILAŞMA
- DISSOCIATIVE IDENTITY DISORDER[İng.] değil/yerine/= DİSSOSİYATİF KİMLİK BOZUKLUĞU
( Eskiden Çoklu Kişilik Bozukluğu olarak da bilinen kişinin farklı kimliklere sahip olmasına neden olan zihinsel bozukluk. Nadir bir hastalık olmasıyla beraber genellikle çocukluk travmaları nedeniyle ortaya çıkar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DİSTAL değil/yerine/= BAŞLANGICA UZAK
- DISTAL[İng.] değil/yerine/= BAŞLANGICA UZAK
- DİSTANSİYON değil/yerine/= GERGİNLİK, ŞİŞKİNLİK
- DİSTİLASYON/DISTILLATION[İng.] değil/yerine/= DAMITMA
- DİSTİLE/DISTILLED[İng.] değil/yerine/= DAMITIK
- DİSTONİ değil/yerine/= GERİM BOZUKLUĞU
- DİSTORSİYON değil/yerine/= BURKULMA | ÇARPITMA | SAPMA
- DİSTRES/DISTRESS[İng.] değil/yerine/= SIKINTI | ZORLANMA
- DİSTRES değil/yerine/= SIKINTI
- DİSTRİBÜSYON/DISTRIBUTION[İng.] değil/yerine/= DAĞILIM
- DİSTRİBÜTÖR[Fr. < DISTRIBUTEUR] değil/yerine/= DAĞITICI
- DİSTRİBÜTÖR["DİSPÜTÖR" değil!][İng. DISTRIBUTOR][Fr. DISTRIBUTEUR] değil/yerine/= DAĞITICI/DAĞITIM
- DİSTROFİ/DYSTROPHY[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞIM, YOZLAŞMA
- DISULFIDE LINK[İng.] ile/değil/yerine/= DİSÜLFÜR BAĞI
- DIURNAL[İng.] değil/yerine/= DİURNAL
( Günlük, yevmi, her günkü; gündüze ait, gündüz olan anlamına gelir. Biyolojide ise sadece gündüzleri görülen, gündüzleri hareket eden ve besin arayan anlamındadır ve genellikle gündüz yaşayan hayvanlar için kullanılır. Botanik biliminde ise günlük bir devir gösteren, gündüz açılık gece kapanan, bir günlük çiçekler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DİURNAL[İng.] değil/yerine/= GÜN BOYU
- DIURNAL[İng.] değil/yerine/= GÜNDÜZCÜ
( Günlük, yevmi, her günkü; gündüze ait, gündüz olan anlamına gelir. Biyolojide ise sadece gündüzleri görülen, gündüzleri hareket eden ve besin arayan anlamındadır ve genellikle gündüz yaşayan hayvanlar için kullanılır. Botanik biliminde ise günlük bir devir gösteren, gündüz açılık gece kapanan, bir günlük çiçekler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- div.[Lat. < DIVIDE] değil/yerine/= BÖL, BÖLÜNÜZ
- DİVALAN/DİVALENT[İng.] değil/yerine/= İKİ DEĞERLİKLİ
- DİVÂN-I MUHASEBAT[Ar.] değil/yerine/= SAYIŞTAY
- DİVERJANS/DIVERGENCE[İng.] değil/yerine/= IRAKSAMA, | AYRIKLAŞMA
- DİVERTİKÜL değil/yerine/= CEPÇİK
- DİYA[Fr. < DIAPOSITIVE] değil/yerine/= SLAYT
- DİYABET[Fr. < DIABÈTE] değil/yerine/= ŞEKER SAYRILIĞI
- DİYABET/DİABETES MELLITUS[DM][İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI
- DİYABETİK/DİABETIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTASI | ŞEKER HASTALIĞI (İLİŞKİLİ)
- DİYABETOJENİK/DİABETOGENIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI YAPAN
- DİYABETOLOG[Fr. < DIABÈTOLOGUE] değil/yerine/= DİYABET UZMANI
- DİYABETOLOJİ[Fr. < DIABÈTOLOGIE] değil/yerine/= DİYABET BİLİMİ
- DİYADOKINEZİ/DİADOCHOKINESIS[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK DEVİNIM
- DİYAFOREZ değil/yerine/= TERLEME
- DİYAFRAM/DİYAFRAGMA değil/yerine/= BÖLEÇ
( Göğüs boşluğu ve karın boşluğunu birbirinden ayırır. )
- DIAPHRAGM[İng.] / DIAPHRAGME[Fr.] / BLENDE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAFRAM
- DİYAGNOSTİK/DİAGNOSTIC[İng.] değil/yerine/= TANISAL
- DİYAGNOZ/DİAGNOSIS[İng.] değil/yerine/= TANI
- DİYAKLAZ[Fr. < DIACLASE] değil/yerine/= ÇATLAK
- DİYAKRONİ[Fr. < DIACHRONIE] değil/yerine/= ART ZAMANLILIK
- DİYAKRONİK[Fr. < DIACHRONIQUE] değil/yerine/= ART ZAMANLI
- DİYALEKT[Fr. < DIALECTE] değil/yerine/= LEHÇE
- DİYALEKTİK değil/yerine/= EYTİŞİM
- DİYALEKTOLOG[Fr. < DIALECTOLOGUE] değil/yerine/= DİYALEKTOLOJİ UZMANI
- DİYALEKTOLOJİ[Fr. < DIALECTOLOGIE] değil/yerine/= LEHÇE BİLİMİ
- DİYALEKTOLOJİK[Fr. < DIALECTOLOGIEQUE] değil/yerine/= LEHÇE BİLİMSEL
- DİYALİZ/DIALYSIS[İng.] değil/yerine/= ARITIM, SÜZDÜRÜM
- DIALYSIS[İng.] / DIALYSE[Fr.] / DIALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYALİZ
- DIAMAGNETIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIAMAGNÉTIQUE[Fr.] / DIAMAGNETISCHE ANFÄLLIGKEIT/SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK ALINGANLIK
- DIAMAGNETIC FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET DIAMAGNÉTIQUE DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK FARADAY ETKİSİ
- DIAMAGNETIC[İng.] / DIAMAGNÉTIQUE[Fr.] / DIAMAGNETISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK
- DIAMAGNETISM[İng.] / DIAMAGNÉTISME[Fr.] / DIAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİZMA
- DIAMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMETİMİ
- TUNING FORK[İng.] / DIAPASON[Fr.] / STIMMGABEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAPAZON
- DİYAPOZİTİF[Fr. < DIAPOSITIVE] değil/yerine/= SAYDAM
- DİYASTAZ/DİASTASIS[İng.] değil/yerine/= YAVAŞ DOLUŞ | AYRILIM
- DİYASTAZ değil/yerine/= YAVAŞ DOLUŞ | AYRILIM
- DİYASTOL/DİASTOLE[İng.] değil/yerine/= YÜREK KASI GEVŞEMESİ
- DİYASTOLİK[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI
- DİYATERMİ/DİATHERMY[İng.] değil/yerine/= ISI UYGULAMASI
- DIATHERMY[İng.] / DIATHERMIE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYATERMİ
- DİYATERMİ değil/yerine/= ISI UYGULAMASI
- DİYATEZ/DIATHESIS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL YATKINLIK
- DİYATEZ değil/yerine/= YATKINLIK
- KIESELGUR[İng.] / DIATOMITE, KIESELGUR[Fr.] / DIATOMITEN ERDE, KIESELGUR, DIATOMIT, DIATOMEERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYATOM TOPRAĞI, KİZELGUR
- (DİYELEKTİK değil/değil/yerine/= DİYALEKTİK) değil/değil/yerine/= EYTİŞİM(SEL)
- DİYETİSYEN[Fr. < DIÉTÉTICIEN] değil/yerine/= DİYET UZMANI
- ... DİYEYİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... DİYELİM
- DIOPTER[İng.] / DIOPTRIE[Fr.] / DIOPTRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOPTRİ
- DIOPTRICS[İng.] / DIOPTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOPTRİK
- DIODE FORWARD VOLTAGE[İng.] ile/değil/yerine/= DİYOT DOĞRU YÖN GERİLİMİ
- TENSION DIRECTE DE DIODE[Fr.] / DIODENVORWÄRTSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT DOĞRU YÖNDE GERİLİMİ
- DIODE GATE[İng.] / PORTE À DIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOT KAPISI
- DIODE CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE LA DIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOT KARAKTERİSTİĞİ
- DIODENKENNLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KARAKTERİSTİK EĞRİSİ
- DIODE BRIDGE[İng.] / PONT À DIODES[Fr.] / DIODENBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KÖPRÜSÜ
- DIODE THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA DIODE[Fr.] / DIODENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KURAMI
- DIODE LOGIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT DE LA DIODE LOGIQUE[Fr.] / DIODEN-LOGIK SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT MANTIK DEVRESİ
- DIODE ARRAY DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİYOT SERİ DEDEKTÖR
- DIODE TRANSISTOR LOGIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT DE LA DIODE-TRANSISTEUR LOGIQUE[Fr.] / DIODEN-TRANZISTOR-LOGIK-SCHALTUNG, DTL-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT TRANSİSTÖR MANTIK DEVRESİ
- DIODENSTERN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT YILDIZI
- DIODE[İng.] / DIODE[Fr.] / DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT
- DİZARTRİ/DYSARTHRIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL KONUS¸MA BOZUKLUGˆU
- DİZARTRİ değil/yerine/= SÖYLEYİŞ BOZUKLUĞU
- DİZAYN EDİLMİŞTİR değil/yerine/= TASARLANMIŞTIR
- DİZAYN/DESİGN[İng.] değil/yerine/= TASARIM
- DİZÜRİ değil/yerine/= AĞRILI İŞEME | İŞEME GÜÇLÜĞÜ
- DL/DEEP LEARNING[İng.] değil/yerine/= DERİN ÖĞRENME
- DLT/DISTRİBUTED LEDGER TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK DEFTER TEKNOLOJİSİ
- DMS/DATABASE MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= VERİTABANI YÖNETİM SİSTEMİ
- DNA MISMATCH REPAIR[İng.] değil/yerine/= DNA YANLIŞ EŞLEŞME ONARIMI
- DNA TYPING[İng.] değil/yerine/= DNA TİPLEMESİ
( Bireye özgü DNA dizilerini belirlemek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. İngiliz genetikçi Alec Jeffreys tarafından 1984'te minisatelitlerin varlığını farketmesinden sonra geliştirilmiştir. PCR ya da RFLP yöntemleri kullanılır. Kalıtsal bozuklukları tanımlamada, adli tıpta, babalık testlerinde ve bireysel tanımlama gibi alanlarda kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DNA[İng.] değil/yerine/= DNA
( Protein sentezi için gereken genetik kodu taşıyan büyük organik molekül. Her kromozom, çoğunlukla DNA molekülünden oluşur. DNA; şekerler, fosfat ve çift sarmal yapıda düzenlenmiş bazlardan oluşur. DNA'nın belirli kısımları, belirli genleri belirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DNN/DEEP NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= DERİN SİNİR AĞI
- DOÇENT değil/yerine/= BİLGEN
- DODECYL-DIMETHYLAMMONIUM CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DODESİLDİMETİLAMONYUM KLORÜR
- DOĞA VAROLANI ile/ve/değil/yerine EYLEM VAROLANI (OLMAK)
- DOĞA/(")TANRI(") "YAPTI/YARATTI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞANIN PARÇASI
- LAW OF NATURE[İng.] / NATÜRLICHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞA YASASI
- NATURE[Fr.] / NATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞA
- DOĞACILIK/"DOĞASEVERLİK":
[ne yazık ki]
BAHÇE/DE İSE ile/ve/değil/yerine/||/>< ORMAN/DA İSE
( Çoğunlukta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Azınlıkta. )
( Bilgisizlik ve bilinçsizlikte. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Bilgi ve bilinçlilikte. )
- NATURAL ANTENNA FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ANTEN SIKLIĞI
- NATÜRLICHES VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL BOLLUK YÜZDESİ
- NATUREL COLORANT[Fr.] / NATURFARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL BOYA
- NATURAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DALGA BOYU
- NATURAL PERIOD[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DÖNEM
- BACKGROUND RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL FON IŞINIMI, ARKA PLAN RADYASYONU
- FRÉQUENCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL FREKANS
- GAZ NATUREL[Fr.] / NATURGAS, ERDGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL GAZ
- ZİYÂ-İ TABİÎ[Osm.] / NATURAL LIGHT[İng.] / LUMIÈRE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL IŞIK
- EIGENTLICHER VORZEICHNER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL İZLEYİCİ
- DOĞAL OLANI O/ŞU/BU ile/ve/değil/yerine DENGELİ/UYUMLU OLANI O/ŞU/BU
- DOĞAL OLANLARIN:
REDDİ, YOK SAYILMASI değil/yerine DENETİM ALTINDA TUTULMASI
- DOĞAL OLARAK ile/değil/yerine ARAYA, ZAMANIN GİRMESİ NEDENİYLE
- DOĞAL OLARAK ile/ve/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN
- NATÜRLICHES LEBENSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÖMÜR, T
- PÉRIODE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL PERİYOT
- NATURAL RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL REZONANS
- INTERVALL DER EIGENTLICHEN TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL SICAKLIK ARALIĞI
- NATURAL FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL SIKLIK
- NATURAL CONVECTION[İng.] / CONVECTION NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL TAŞINIM/KONVEKSİYON
- NATURAL URANIUM REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM REAKTÖRÜ
- NATURAL URANIUM[İng.] / URANIUM NATUREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM
- RÉACTEUR À URANIUM NATUREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUMLU TEPKİLEŞİM
- PRODUIT NATUREL[Fr.] / NATÜRLICHER PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÜRÜN (NESNE)
- DOĞAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞAYA UYUMLU
- DOĞAL/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİLİĞİNDEN/LİK
- DOĞAN ile/değil/yerine ESPERİ
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Ava alıştırılmayan, bir tür doğan. )
- DOĞDUĞUMUZ YER ile/ve/değil/yerine/> DOYDUĞUMUZ YER ile/ve/değil/yerine/> DOLDUĞUMUZ YER
- DOGMA[Yun.] değil/yerine/= İNAK
- DOGMATİZM[Fr. < ] değil/yerine/= DOGMACILIK
- DIRECT CURRENT GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROMGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM ÜRETECİ
- DIRECT CURRENT[İng.] / COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM
- DOĞRU-DÜRÜST[Fars.] ile/değil/yerine/||/<> DOĞRU-DÜZGÜN
- DOĞRU SÖYLEYEN ile/değil/yerine/ya da/>< "ÇOK İYİ YALAN SÖYLEYEBİLEN"
- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil/yerine EN AZ YANLIŞ
( Bazen/bazı durum/konu/olaylarda, doğru ya da yanlış üzerinden değil en az yanlışı düşünerek[hesaplayarak, göze alarak] hareket etmek, karar almak durumunda/zorunda kalabilir/olabilirsiniz. )
- DOĞRU ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN DOĞRU
- DIRECT NUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION NUCLÉAIRE DIRECTE[Fr.] / DIREKTE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ÇEKİRDEK TEPKİMESİ/REAKSİYONU
- DIRECT EFFECT[İng.] / EFFET DIRECT[Fr.] / DIREKTER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ETKİ
- DIREKT-IONISIERENDE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN İYONLAŞTIRICI IŞINIM
- DIRECT IONIZING RADIATIONS[İng.] / RAYONNEMENTS IONISANTS DIRECTS[Fr.] / DIREKTE-IONISIERENDE STRAHLUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN İYONLAŞTIRICI IŞINIMLAR
- DIRECT POTENTIOMETRIC MEASUREMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN POTANSİYOMETRİK ÖLÇME
- DOĞRUDAN YARDIM ile/değil/yerine DOLAYLI YARDIM
( Politikacıdan gelir. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilgelerden gelir. )
- DOĞRUDUR YA DA YANLIŞTIR ile/değil/yerine ÖYLEDİR YA DA DEĞİLDİR
- DOĞRUDUR" ile/değil/yerine "ÖYLEDİR"
- EFFICIENCY OF RECTIFICATION[İng.] / RENDEMENT DE REDRESSEMENT[Fr.] / GLEICHRICHTERWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULTMA VERİMİ
- RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR[Fr.] / GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULTUCU
- ACCURACY[İng.] / GENAUIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULUK
- DOĞRU/LUK ile/ve/değil/yerine OLANAKLI/LIK
- DOĞRU/LUK ile/ve/değil/yerine UYGUN/LUK
- DOĞRU/SÂDIK ile/ve/değil/yerine OLDUĞU GİBİ
( Doğru, gün gibi âşikârdır. )
( RIGHT vs./and AS WHAT IT IS )
- BOLOMÉTER LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES BOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL BOLOMETRE
- RÉACTEUR CONTRÔLÉ LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DENETİMLİ/KONTROLLÜ REAKTÖR
- LINEAR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DEVRE
- LINEAR DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DİFÜZYON
- LINEAR RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DOĞRULTUCU
- LINEAR INVERTER[İng.] / INVERSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVİRİCİ
- LINEAR PHASE[İng.] / PHASE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVRE
- LINEARE PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL FAZ
- LINEAR EXPANSION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GENLEŞME KATSAYISI
- LINEAR DILATATION, LINEAR EXPANSION[İng.] / DILATATION LINÉAIRE, EXPANSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GENLEŞME
- CONTRAINTE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GERİLME
- LINEAR STRAIN[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GERİNİM
- LINEAR ACCELERATOR[İng.] / LINEARBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICI
- LINEAR ACCELERATOR DRIVEN REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI REAKTÖR
- LINEAR ACCELERATOR BREEDER, REGENERATING REACTOR WITH LINEAR ACCELERATOR[İng.] / RÉACTEUR RÉGÉNÉRATEUR À ACCÉLÉRATEUR LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI ÜRETKEN TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- LINEAR BOLOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL IŞINIMÖLÇER
- LINEAR SEGMENT CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KISIMLI EĞRİ
- LINEAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KUTUPLANMA
- LINEAR MAGNETIC AMPLIFIER[İng.] / LINEARER MAGNETISCHER VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MANYETİK YÜKSELTEÇ
- LINEAR MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MOLEKÜL
- DIFFUSION NON LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN DİFÜZYON
- OPTIQUE NON LINÉAIRE[Fr.] / NICHTLINEARE OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN OPTİK
- NICHTLINEARE AUSBREITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN YAYILMA
- LINEAR ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER ABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SOĞURMA KATSAYISI
- LINEARER DÄMPFUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SÖNÜM KATSAYISI
- LINEAR ATTENUATION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SÖNÜMLEME KATSAYISI
- LINEAR STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER WIRKUNG VON STARK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL STARK ETKİSİ
- LINEAR SCAN VOLTAMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL TARAMALI VOLTAMETRİ
- COEFFICIENT DE LA PROPAGATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER AUSBREITUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA KATSAYISI
- LINEAR PROPAGATION[İng.] / LINEARE VERBREITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA
- LINEAR AMPLIFIER[İng.] / LINEARER VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YÜKSELTEÇ
- COEFFICIENT DE L'AFFAIBLISSEMENT LINÉAIRE, COEFFICIENT DE L'ATTÉNUATION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL ZAYIFLAMA KATSAYISI
- LINEARER ZWANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL ZORLANMA
- DOĞRUYSA ile/ve/değil/yerine NE KADAR DOĞRUYSA
- DOĞU TOPLUMU ile/değil/yerine DOĞULU TOPLUM
- DOĞUCU ile/ve/değil/yerine/||/>< DOĞULU
- FERTILE MATERIAL[İng.] / MATIÈRE FERTILE[Fr.] / FRUCHTBARES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞURGAN NESNE
- DOĞUŞTAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİLİĞİNDEN/LİK
- CAST-IRON[İng.] / FONTE[Fr.] / GURTBANDFÖRDERER[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKME DEMİR
- DOKTOR değil/yerine/= ÖKE
- | DOKTOR ile HEKİM | ile/ve/değil/yerine TABİP
( | Fakültelerin bölümleri üzerine doktora yapmış kişi. Akademik bir derecenin adı. | Öğretme yeterliliği. İLE Hikmet sahibi. Doğruyu, yanlıştan ayırabilen kişi. | Tıp fakültesi öğrenimi/eğitimi almış pratisyen ya da eğitimini devam ettirmiş tüm hekimler. [Doğrudan doktora[Doktor] unvanı verildiğinden ve bu sıfatının öne geçirilmesinden dolayı doktor adı yerleş(tiril)miştir. | İLE/DEĞİL/YERİNE Tıp/tababet bilimiyle/ilmiyle uğraşan, insan gövdesiyle ilgili bilgiye sahip kişi. )
( | ... ile ... | ile/ve/değil/yerine BİCİŞK/BİZİŞK )
(1996'dan beri)