Bugün[04 Nisan 2026]
itibarı ile 27.375 başlık/FaRk ile birlikte,
27.375 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(109/111)


- YETERSİZ(LİĞ)İ "BAHÂNE ETMEK" ile/değil/yerine/>< İSABETLİ GEREKÇE/DAYANAKÇA GÖSTERMEK/ARAMAK


- YETERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine YETENEKSİZ/LİK


- BRÜTERLINEARBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YETİŞTİRİCİ DOĞRUSAL HIZLANDIRICI


- YETKE ile/değil/yerine/>/>< ÖZERKLİK

( )

( [not] AUTHORITY vs./but/>/>< AUTONOMY
AUTONOMY instead of AUTHORITY )


- YETKECİ/OTORİTER[İng.] ile/değil/yerine/>< ÖNDER/LİDER[İng.]

( Bencil. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllü. )


- YETKİ ile/ve/değil/yerine/<> YETKİNLİK


- YETKİLİ OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ OLMAK/OLABİLMEK


- YETKİN BİLGİ ile/değil/yerine KESİN(YAKÎN) BİLGİ

( [not] PERFECT KNOWLEDGE vs./but DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE
DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE instead of PERFECT KNOWLEDGE )


- YEVM[Ar. çoğ. EYYÂM]/RÛZ[Fars.] değil/yerine/= GÜN


- YEVMİYE değil/yerine/= GÜNDE/LİK


- YGZ/ARTIFICIAL GENERAL İNTELLİGENCE[İng.] değil/yerine/= YAPAY GENEL ZEKÂ


- ...YI BOŞVER! ... değil/yerine ...YI BİR KENAR(D)A KOYALIM/TUTALIM, ...


- ...'YI:
"BOŞVERELİM" ile/değil/yerine GEÇELİM


- YI KONUŞACAK OLURSAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ...YA DEĞİNECEK OLURSAK


- ...'YI:
"UZATMAK" ile/değil/yerine SÜRDÜRMEK


- VEZİN[Osm.] / MASS, BULK[İng.] / MASSE[Fr.] / MASSE, HAUFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN, KÜTLE


- BULK DENSITY[İng.] / DENSITÉ EN URAC, MASSE VOLUMIQUE APPARENTE[Fr.] / SCHÜTTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN YOĞUNLUĞU, DÖKME MALZEME YOĞUNLUĞU


- LEACHING[İng.] / LAUGEN, LAUGUNG, AUSLAUGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YIKAMA VE ÖZÜTLEME


- [ne yazık ki]
YIKICI BENCİLLİK ile/değil/yerine/>< GÖZETICİ BENCİLLİK


- YIKILAN/YIKILACAK "KÖPRÜ" ile/değil/yerine/>< SAĞLAM KÖPRÜ

( 2 yıllık. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< 90 yıllık. )

( [güya] Sağlam/yeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eski. )

( image )

( Yer: Ordu )


- YIKILIŞ ile/değil/yerine KALKIŞ

( )

( Bazı "yıkılışlar", daha parlak kalkışların habercisi/teşvikçisi olabilir. )

( "Ümit Yitimi" değil/yerine Ümit... )


- YIKILMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "YIPRANMAK"


- YIKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< AŞMAK


- KUTLAMA:
YILBAŞI ile/değil/yerine/||/<> YIL SONU


- STELLAR SPECTRUM[İng.] / SPECTRE STELLAIRE[Fr.] / STERNSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YILDIZ TAYFI/SPEKTRUMU


- YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
[ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN


- DISSIPATION FACTOR[İng.] / DISSIPATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM ÇARPANI


- DISSIPATION FUNCTION[İng.] / DISSIPATIONSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM İŞLEVİ


- DISSIPATION LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YİTİM KAYBI


- YİTİRİLMİŞ/LİK ile/ve/değil/yerine ÖRTÜLÜ/LÜK


- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ" ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI


- YİYECEK/İÇECEKLERİN, KİŞİYİ YAŞLANDIRMASI/ESKİTMESİ/BOZMASI
ile/değil/yerine/></<
KİŞİNİN, YİYECEK/İÇECEK/GİYSİLERİ ESKİTMESİ/TÜKETMESİ


- YKDS/MANAGERIAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= YÖNETİMSEL KARAR DESTEK DÜZENİ


- YLD/YEARS LOST TO DISABILITY[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTİMİNE BAĞLI KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- YLL/YEARS OF LIFE LOST[İng.] değil/yerine/= KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- BITTERN[İng.] / EAU MERE[Fr.] / SALZMUTTERLAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN DENİZ SUYU


- KESİF[Osm.] / DENSE, CONCENTRATED[İng.] / DENSE, CONCENTRÉ[Fr.] / DICHT, KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN, DERİŞİK


- KONDENSATIONSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA EĞRİSİ


- CONDENSATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA ISISI


- CONDENSATION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA KATSAYISI


- CONDENSATION POINT[İng.] / KONDENSATION PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA NOKTASI


- KONDENSATIONSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA SICAKLIĞI


- TEKÂSÜF[Osm.] / CONDENSATION[İng.] / CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA


- TEKASÜF ETMEK[Osm.] / SICH KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMAK


- INSPISSATION[İng.] / VERDICKUNG, DICKWERDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMA


- TEKSİF ETMEK[Osm.] / TO CONDENSE[İng.] / KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMAK


- DENSITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK KİPLEMESİ


- DENSITY MATRIX[İng.] / MATRICE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK MATRİSİ


- AEROMETRE[Osm.] / HYDROMETER, AEROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE, ARÉOMÈTRE[Fr.] / AREOMETER, DICHTMESSER, DENSIMETER, HYDROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖLÇER


- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ


- İZÂFÎ SIKLET, KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / DENSITÉ[Fr.] / DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK


- DENSITOMETER, PYCNOMETER[İng.] / DENSIMÈTRE[Fr.] / DENSITOMETER, DICHTEMESSER, SENKWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUKÖLÇER


- KNETEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞURMA


- YOK DEMEK ile/değil/yerine BENİM İÇİN BU/BÖYLE BİR KONU/OLGU YOK DEMEK

( [not] TO SAY "THERE IS/ARE NOT" vs./but TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME"
TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME" instead of TO SAY "THERE IS/ARE NOT" )


- YOK DEMEK ile/değil/yerine GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK


- VERNICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK ETME


- YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."


- YOK ETMEK ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK

( Yoketmek yerine yaşatmak )

( İMHÂ ile/değil/yerine/>< İHYÂ )


- YOK ETMEK ile/değil/yerine YOK OLUŞ


- YÖK HOCASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOK HOCASI


- YOK OLAN ile/değil/yerine ORADA OLAN


- ANNIHILATION RADIATION[İng.] / ANNIHILATION RADIATION[Fr.] / ANNIHILATIONSSTRAHLUNG, VERNICHTUNGSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA IŞINIMI/IŞINI


- ANNIHILATION[İng.] / ANNIHILATION[Fr.] / ANNIHILATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA


- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAĞILMA


- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜNMEME


- YOK SAYMAK ile/değil/yerine/||/<> KAÇINMAK


- YOK ile/ve/değil/yerine CİSMİ OLMAYAN


- YOK ile/ve/değil/yerine GÖSTERİLEMEYEN


- YOK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLANAKSIZ


- YOK ile/ve/değil/yerine TESPİT EDİLEMEZLİK


- YOK ile/ve/değil/yerine VAR DEĞİL

( "YOK" değil/yerine "VAR DEĞİL"

Bazı kültürlerde, günlük dilde ve felsefede "Değil-leme" yöntemi ile bazı durumlar için üst bir bilinç kullanılmaktadır. Buna verilebilecek birkaç örnekten biri de Anadolu Kültürü ve Bilgeliği'nde "YOK" sözünün kullanılmamasıdır. "Yok", kavram olarak da, dil ve yaşamsallık açısından da o kadar yerini almıştır ki, bir kişinin farkında olmadan bile kullanması durumunda etrafındakilerden biri, "yok" sözünü kullanmaması gerektiğini uygun bir biçimde belirterek, uyarır o kişiyi. Yok sözünü kullanmak yerine "Var değil", "Hak getire", "Hak vere" sözleri kullanılır. Aynı biçimde "Bitti" yerine de "Bereketlendi" kullanılır. (aynı zamanda "Bitirmek" yerine "Tamamlamak" sözcüğünü kullanmak zihin programlaması, olgusallık ve dil açısından daha da yerinde bir tanımdır.)

"Evet!" ve "Hayır!" sözcüklerinde de buna benzer, hatta daha da öte bir durum vardır. "Hayır!" sözü, her ne kadar olumsuzluk anlamında kullanılıyor olsa da, bu duruma verilen ad, o olumsuzluktan bir hayır gelmesini ya da geleceğini düşünmekle bağlantılı bir olumlu kılma sözüdür. Derinlere ve uzun geçmişe dayanan Anadolu Kültürü'nün, din ve tasavvuftan da yararlandığı yaşamsal ve dil üzerindeki bilge tutumlarının günlük dile ve halka yansıtma çabaları birçok örnekte görülebilir. "Çok ..." yerine "Yeterli"; "Almak" yerine "Edinmek"; "Fakat" değil "Aynı zamanda" gibi, durumun karşılığını daha derinlemesine verebilecek sözlerin kullanılmasına yönelik çabaları gözlemlemek ve bunlardan üst düzeyde yararlanmak gerekir.

Bu tür çabalar nesne, kavram, olgu ilişkilerinde insanın ve toplumların yaşanmışlıklarındaki derinliklerden ve geleceğe bir miras olarak bırakılmak istenen, insanlığın gelişimine olan etkilerini öngörerek varılmış tutum ve sonuçlardır. Önceki ve "Hayır!" örneğinde olumsuz bir sözün söylenmiyor olmasında bir yasak, haram ya da günah bilincinden çok, bilgece, bilinçli bir tutum söz konusudur.

Bu tutumlar sadece sözler için değil daha uygun karşılıkları bulunan davranışlar için de geçerlidir. Örneğin, birine -özellikle bir çocuğa- bir şey vermek istendiğinde, avuç aşağıya bakar biçimde uzatmak değil/yerine verilecek olanın, avucun içinde bulunduğu açık bir avuç uzatmaktır. Bu tür uygulama ve kavramlarda kullanılabilecek tanımlara da örnek olarak, "Aşure/Yemek Pişirmek" yerine/değil "Aşure Kaynatmak"; "Yemek"e yerine/değil "Lokma"ya katılmak/davet; ışığı/mumu/ateşi/ocağı "Söndürmek/Kapatmak" yerine/değil "Dinlendirmek"; "Yakmak/Açmak" yerine/değil "Uyandırmak"; "Ney Sesi" değil/yerine "Ney Sedâsı", "Ney Çalmak" değil/yerine "Ney Üflemek" dendiğini bilmeli; "Saç/sakal/kıyafet Düzeltmek" değil "Huy Düzeltmek" gibi hem zihinsel, hem yaşamsal kullanımlardan haberdar olmalı, kişi diline ve kendine gereken özeni ve önemi göstermelidir.

"Körü körüne Taklit" yerine/değil "Muhabbetle(Sevgiyle) Taklit" etmek, "Emir Eden" değil "Hizmet Eden" olmak, "Tutmak/Saklamak" yerine "Heybeye Atmak", "Hakkını Vermek" yerine "Hakkını Teslim Etmek" ve tüm bu ayrıntıları "Akılla Tartmak" yerine "Kalple Dinlemek" gerekir.

BU İNSAN DEDİKLERİ EL, AYAKLA, BAŞ DEĞİL
ÂDEM MÂNÂ'YA DERLER, SURAT İLE KAŞ DEĞİL )

( [not] LACK vs./and/but NOT EXIST
NOT EXIST instead of LACK )


- YOK ile/değil/yerine YOK DENİLEBİLECEK KADAR AZ


- YOKLUĞU/N İLE:
TEHDİT ile/değil/yerine TERBİYE


- YOK/LUK ile/ve/<>/değil/yerine BELİRSİZ/LİK


- YOK/LUK değil/yerine SINIRLANAMAZ/LIK


- YOK/LUK ile/değil/yerine YETERSİZ/LİK


- YOKUŞ ile/değil/yerine EĞİM/ŞEV[Fars. < ŞÎB]

( Bisiklet kullanmayan kişiler, bildikleri/gördükleri yollardaki eğimin açısına ve uzunluğuna göre, yolun/eğimin tamamını/bütününü "düşünerek", eğimli yollarda çok yorulacaklarını varsayarlar/zannederler. Hatta, o dik "yokuşun", çıkılamaz olduğunu zannederek, süreci düşünmeden/deneyimlemeden, sonuç merkezli bir (ön)"yargı"da bulunurlar. Gözlerini, yolun sonuna dikerek ve yetersizliklerine, güçsüzlüklerine bağlayarak ve ümitsizliğe düşürecek olan yüklü/şişmiş "yokuş" sözcüğü ile yanına bile yaklaşmazlar bisikletin.

Oysa ki, bisiklet kullananlar için durum böyle değildir. Bisiklet kullanımında ve bisiklet kullanıcıları için geçerli olan, basıyor oldukları pedaldır. Yeterli olacak olan bacak/kas gücü ve vites kullanımının sunduğu kolaylıklar ile çoğu zaman, neredeyse düz yolda pedal çevirdikleri kadar rahat pedal çevirirler. Bisiklet kullanmayanlar için zannedildiği kadar güç değildir pedal çevirmek ve yol almak.

Yokuş ile Eğim arasındaki fark, tamamen zihinsel ve dilseldir. Bisiklet kullan(a)mayan kişiler, zihinlerindeki yolun/eğimin tamamına "yokuş" diyerek, daha baştan, önyargı ve sonuç odaklılıklarının yarattığı zihinsel ve dilsel engele takılır. Ya da böylesine değiştirilebilecek bir "engel" yerine "yokuş" tanımından vazgeçerek, %90 oranında kolaylaştırabilirler bisiklet üzerine çıkmayı. Düz yol aramak gibi yersiz bir beklentiden de kurtulmuş olur ve bisikletleriyle yol alırlar.

Bisiklet üzerine çıkılır, "yokuş" denilen fakat bisiklet üzerindeyken sadece bir eğim olarak deneyimlenen bu yollarda bir süre bisiklet kullanılırsa, çevrilen pedalın kolaylığı kadar ve sadece yoldaki bir eğim olarak geçilir o süreç ve kolaylıkla tamamlanır, o gözde ve sözde büyütülen eğim. )


- YOL ÜSTÜNDE TAŞ GÖRSEK, ...:
"YOLDAN VAZGEÇMEK" ile/değil/yerine/>< ÜSTÜNDEN GEÇMEK


- PATH LENGTH[İng.] / LONGUEUR DU TRAJET[Fr.] / WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOL UZUNLUĞU


- PATH[İng.] / TRAJECTOIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YOL


- YOLA ÇIKMAK:
"İKNA EDİLMİŞLER" İLE ile/değil/yerine/>< İNANMIŞLAR İLE


- YOLA ÇIKMAK:
"YAŞAMDAN KAÇMAK İÇİN" ile/değil/yerine/>< YAŞAMI KAÇIRMAMAK ÜZERE


- YOLCULUK ile/ve/değil/yerine/|| SÜREÇ


- YOLDAN ÇIKAN ile/değil/yerine/>< YOLA ÇIKAN

( Yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan olmamıştır. )


- YOLDAŞ (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALDAŞ (OLMAK)

( Gövdeye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Gönüle. )


- YOLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖKMEK


- CİHET[Osm.] / DIRECTION[İng.] / RICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖN


- ISOTROPIC FLUX[İng.] / FLUX ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKI


- ISOTROPIC FLUID[İng.] / FLUIDE ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKIŞKAN


- ISOTROPIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ IŞINIM


- ISOTROPIC DIELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ YALITKAN


- ISOTROPIC[İng.] / ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ


- ORIENTIERUNGSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME ETKİSİ


- ORIENTIERUNGSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME KUTUPLANMASI


- ORIENTIERUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME KUVVETİ


- ORIENTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME


- YÖNETİCİ ile/ve/değil/yerine GİRİŞİMCİ


- YÖNETİM:
HASARLARI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIKLARI


- YÖNETMEK/YÖNETEN ile/ve/değil/yerine YÖNELTMEK/YÖNELTEN


- VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNEY


- YÖNLENDİRİM -değil/yerine/=


- YÖNLENDİRME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZENLEME


- [ne yazık ki]
"YÖNLENDİRME" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM/LAMA


- ORIENTATION EFFECT[İng.] / EFFET D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME ETKİSİ


- ORIENTATION POLARIZATION[İng.] / POLARISATION D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUTUPLANMASI


- ORIENTATION FORCE[İng.] / FORCE D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUVVETİ


- TEVCİH[Osm.] / ORIENTATION[İng.] / ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME


- YÖNTEM ile/ve/değil/yerine AHLÂK

( [not] METHOD vs./and/but MORALS
MORALS instead of METHOD )


- METHOD[İng.] / PROCÉDÉ(M), MÉTHODE(F)[Fr.] / METHODE(F), VERFAHREN(N), VORGANG(M)[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNTEM


- YÖNTEM ile/ve/<>/değil/yerine YAKLAŞIM

( [not] METHOD vs./and/<>/but APPROACH
APPROACH instead of METHOD )


- YÖNTEM ile/ve/<>/değil/yerine YÖNTEMSELLİK

( Bir şeyler için önceden belirli bir yöntem yoktur(aranamayabilir/bulunamayabilir). İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Herşeye uygun bir yöntemsellik vardır(aranabilir/bulunabilir). )


- METHOD UNCERTAINTY, SM[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNTEMDEKİ BELİRSİZLİK, SM


- YORGUN/LUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOĞUN/LUK


- YORULDUĞUMUZDA:
"BIRAKMAK/VAZGEÇMEK" ile/ve/değil/yerine/||/></< DİNLENMEK


- YORULMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞINMAK


- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<> BAĞLAM


- YORUM ile/ve/değil/yerine BAĞLAYICI OLMAYAN YORUM


- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BOŞLUK


- YORUM ile/ve/değil/yerine ÇOK ANLAMLILIK

( [not] INTERPRETATION/COMMENT vs./and/but MULTI MEANING
MULTI MEANING instead of INTERPRETATION/COMMENT )


- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GERİBİLDİRİM

( [not] INTERPRETATION/COMMENT vs./and/but/||/<>/>/< FEEDBACK
FEEDBACK instead of INTERPRETATION/COMMENT )


- YORUMA UYGUN/LUK ile/ve/değil/yerine YORUMA AÇIK/LIK


- YORUM(KEYFİYET / LÂF | KÜFÜR | HERZE) ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE


- YORUMLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DEĞİŞTİRMEK

( "Filozoflar, şimdiye kadar dünyayı sadece çeşitli biçimde yorumladı. Konu, onu değiştirmektir." )


- YORUMLU HABER ile/değil/yerine HABER


- ORBITAL ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON ORBITAL[Fr.] / AUGENBÖHLENELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGE ELEKTRONU


- MAHREK[Osm.] / ORBIT, TRACK[İng.] / ORBITE, TRAJECTOIRE[Fr.] / BAHN, ORBIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGE


- ORBITAL[İng.] / ORBITALE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGEMİ


- ORBITAL ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE ORBITAL[Fr.] / ORBITALDREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL AÇISAL MOMENTUM


- ORBITAL SYMMETRY[İng.] / AUGENBÖHLENSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL BAKIŞIM


- ORBITAL DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION ORBITALE[Fr.] / AUGENBÖHLENZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL BOZUNUM


- ORBITAL MOTION[İng.] / MOUVEMENT ORBITAL[Fr.] / AUGENBÖHLENBEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL HAREKET


- ORBITAL QUANTUM NUMBERS[İng.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL KUANTUM SAYILARI


- NOMBRE QUANTIQUE ORBITAL[Fr.] / AZIMUTALE QUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL KUVANTUM SAYISI


- ORBITAL MAGNETIC MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL MANYETİK DEVİNİRLİK


- MOMENT MAGNÉTIQUE ORBITAL[Fr.] / ORBITALMAGNETISCHES MOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL MANYETİK MOMENT


- ORBITAL PARITY[İng.] / PARITÉ ORBITALE[Fr.] / AUGENBÖHLENPARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL PARİTE


- SYMÉTRIE ORBITALE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL SİMETRİ


- YOUNG'S MODULUS[İng.] / MODULE D'ÉLASTICITÉ, MODULE DE YOUNG[Fr.] / YOUNGSCHER ELASTIZITÄTSMODUL[Alm.] ile/değil/yerine/= YOUNG ESNEKLİK MODÜLÜ


- TEREDDÎ[Osm.] / DEGENERACY[İng.] / DÉGÉNÉRESCENCE[Fr.] / DEGENERATION, ENTARTUNG, ERMÜDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMA


- DEGENERATE ELECTRON GAS[İng.] / GAZ D'ÉLECTRONS DÉGÉNÉRÉ[Fr.] / ENTARTETES ELEKTRONGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ ELEKTRON GAZI


- DEGENERATE CONDUCTION BAND[İng.] / BANDE DE LA CONDUCTION DÉGÉNÉRÉE[Fr.] / ENTARTETES LEITUNGSBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ İLETİM BANDI


- YPRESIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= YİPRESİYAN EPOKU

( Günümüzden 55.800.000 ile 48.600.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YSA/ARTIFICIAL NEURAL NETWORK/S[İng.] değil/yerine/= YAPAY SİNİR AĞ(LAR)I


- YÜCELİK/YÜKSEKLİK ile/değil/yerine DOSTLUK

( Allah'ta. İLE/DEĞİL/YERİNE Eşitlik'te. )


- YÜCELTME ile/ve/değil/yerine SAYGI DUYMA

( [not] TO EXALT vs./and/but TO RESPECT
TO RESPECT instead of TO EXALT )


- CHARGE-TRANSFER DEVICE DETECTORS[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK-AKTARIM DEDEKTÖRLERİ, CTD


- CHARGE TRANSFER[İng.] / CHARGE TRANSFÉRER[Fr.] / LADUNGSAUSTAUSCH[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK AKTARIMI


- CHARGE INDEPENDENCE[İng.] / INDÉPENDANCE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSUNABHÄNGIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK BAĞIMSIZLIĞI


- CHARGE MULTIPLET[İng.] / MULTIPLET DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK ÇOKLUSU


- CHARGE BALANCE EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK DENKLİĞİ EŞİTLİĞİ


- LADUNGSSPEICHERTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DEPOLAMA TRANSİSTÖRÜ


- CHARGE STORAGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À STOCKAGE DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK DEPOLAMALI TRANSİSTÖR


- CHARGE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSRESISTENZ, LADUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DİRENCİ


- CHARGE LINE[İng.] / LIGNE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DOĞRUSU


- CHARGE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK ENERJİSİ


- PARITÉ DE CHARGE-CONJUGAISON[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK-EŞLENİK PARİTESİCHARGE CONJUGATİON PARİTY


- CONSERVATION DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KORUNUMU


- CHARGE QUANTIZATION[İng.] / QUANTIFICATION DE LA CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTALANMASI


- LADEQUANTISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTİZASYONU


- LADUNGSMULTIPELT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK MULTİPLETİ


- CHARGE CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI YOĞUNLUĞU


- CHARGE CARRIER[İng.] / PORTEUR DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI


- CHARGE NEUTRALITY[İng.] / NEUTRALITÉ DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK YANSIZLIĞI


- KANÛN-İ HAMÛLE-İ BERKİYE[Osm.] / CHARGE LAW[İng.] / LOI DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK YASASI/KANUNU


- CHARGE DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK YOĞUNLUĞU


- YÜK ile/ve/değil/yerine AĞIRLIK

( [not] (")FREIGHT(") vs./and/but BURDEN
BURDEN instead of (")FREIGHT(") )


- HAMÛLE[Osm.] / CHARGE, LOAD[İng.] / CHARGE[Fr.] / LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK


- UP QUARK[İng.] / QUARK UP[Fr.] / ERHÖHENQUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKARI KUARK


- YUKAWA FORCE[İng.] / FORCE DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA KUVVETİ


- YUKAWA MESON[İng.] / MÉSON DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA MEZONU


- YUKAWA POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA POTANSİYELİ


- CHARGING CURRENT[İng.] / COURANT DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME AKIMI


- LOADING ERROR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME HATASI


- LOADING[İng.] / CHARGEMENT[Fr.] / AUFLADUNG, AUFLADUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME/YÜKLEYİCİ AKIMI


- YÜKLEME ile/ve/değil/yerine "AKTARMA"


- YÜKLENME ile/değil/yerine DÜŞÜNME


- YÜKLENME ile/değil/yerine ÜSTLENME


- CHARGED CONDUCTOR ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETE LEITERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN ENERJİSİ


- CHARGED CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETER LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN


- CHARGED PARTICLE[İng.] / PARTICULE CHARGÉE[Fr.] / GELADENER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK/TANECİK


- CHARGED SPECIES[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ TÜRLER


- YÜKSEK ATEŞTE(HARLIDA) ISITMAK ile/değil/yerine KISIK ATEŞTE ISITMAK


- HIGH PRESSURE CLOUD CHAMBER[İng.] / HOCHDRUCKNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI BULUT ODASI


- HIGH PRESSURE MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE HAUTE PRESSION[Fr.] / HOCHDRUCKQUECKSILBERDAMPFLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI CIVA BUHARLI LAMBA


- CHAMBRE DU BROUILLARD À LA PRESSION HAUTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI SİS ODASI


- HIGH ENERGY PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES HAUTES ÉNERGIES[Fr.] / HOCHENERGIEPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİ FİZİĞİ


- HEED REFLECTION, HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION PAR DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI YANSIMASI


- HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI


- HIGH ENERGY NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIENEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ NÖTRONLAR


- HIGH ENERGY PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIETEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ PARÇACIK


- HIGH ENERGY SCATTERING[İng.] / DISPERSION À HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ SAÇILMA


- HOCHENERGIE-REFLEXIONSELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ YANSIMALI ELEKTRON KIRINIMI


- HIGH EPITHERMAL NEUTRONS[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİ-ISIL NÖTRONLAR


- HOCHEPITHERMISCHE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİTESMEL NÖTRONLAR


- BLAST-FURNACE[İng.] / HOUT FOURNEAU[Fr.] / HOCHOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FIRIN


- HOCHFREQUENZSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS AKIMI


- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS


- HIGH VOLTAGE ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK GERİLİMLİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- HIGH-PERFORMANCE ADSORPTION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI ADSORPSİYON KROMATOGRAFİSİ


- HIGH PERFORMANCE ION-EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI İYON DEĞİŞİM KROMATOGRAFİSİ


- HIGH PERFORMANCE LIQUID CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI SIVI KROMATOGRAFİSİ, HPLC


- HOCHTEMPERATURGASREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK GAZ SOĞUTMALI REAKTÖR


- HOCHTEMPERATURREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK REAKTÖRÜ


- HIGH TEMPERATURE SUPERCONDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK SÜPER İLETKENİ


- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- HIGH SPIN COMPLEX[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SPİN KOMPLEKSİ


- NEUTRONS ÉPITHERMIQUES SUPÉRIEURS[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ÜST ISIL NÖTRONLAR


- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM


- YÜKSEKLİK KORKUSU ile/değil/yerine "ALÇAKLIK" KORKUSU


- YÜKSEK/LİK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK, MÜTEAL, YÜCE/LİK

( ... ile/ve/değil/yerine PARA )


- ALTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEKLİKÖLÇER


- YÜKSELİP/İLERLEYİP BİRLEŞMEK ile/değil/yerine BİRLEŞİP YÜKSELMEK/İLERLEMEK

( 23 + 43 = 72 İLE/DEĞİL/YERİNE (2 + 4)3 = 216 )

( image )


- AMPLIFIER[İng.] / VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTEÇ


- OXIDATION PROCESS[İng.] / ACTION OXYDANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEME İŞLEMİ


- TO OXIDIZE[İng.] / OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEMEK


- MUHAMMUZ[Osm.] / OXIDIZING AGENT[İng.] / OXYDANT[Fr.] / OXIDATIONSMITTEL, OXYDATIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEN


- OXIDATION STATE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME BASAMAĞI


- OXIDATION VALUE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME DEĞERİ


- OXIDATION POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME POTANSİYELİ


- KIYMET[Osm.] / OXIDATION NUMBER[İng.] / NOMBRE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME SAYISI


- OXIDATION REACTION[İng.] / RÉACTION DE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME TEPKİMESİ/REAKSİYONU


- TAHAMMUZ ETME[Osm.] / OXIDATION[İng.] / OXIDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME


- SICH OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENMEK


- TAHMİZ EDİCİ ALEV[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİ ALEV


- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV


- YÜKSEL(T)MEK ile/değil/yerine YÜCEL(T)MEK

( İTİLA[Ar.]: Yükselme, yücelme. )

( TO BECOME LOFTY, (TO EXALT/SUBLIMATE) vs. TO RISE/INCREASE, (TO PROMOTE) )


- TAHMİZ ETMEK, TAHAMMUZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTMEMEK


- YÜKÜMLENMEK değil/yerine/=


- YUMURTANIN KABUĞUNUN KIRILMASI:
DIŞARIDAN ile/değil/yerine/>< İÇERIDEN

( Ölüm. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşam. )


- MILD STEEL[İng.] / ACIER DOUX[Fr.] / WEICHSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK ÇELİK


- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU


- YUMUŞAMA ile/ve/değil/yerine/||/<> GERİ ADIM


- SOFTENING[İng.] / ADOUCISSEMENT[Fr.] / BLEIRAFFINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞATMA


- YUMUŞATMAK ile/ve/değil/yerine DENGELEMEK


- YUNİT[İng. < UNIT] değil/yerine/= BİRİM


- YURTSEVERLİK SÖYLEMİ ile/değil/yerine YURTTAŞLIK


- YÜRÜMEK:
TOPUĞA BASARAK ile/değil/yerine TABANI BASARAK


- MAHREK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜRÜŞE


- YÜRÜTMEK ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK

( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )


- YÜRÜYÜŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞLEYİŞ


- YUTMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YEMEK

( Hayvanlarda. İLE/VE/YERİNE/||/<>/> İnsanda. )


- YUTTURMA ile/değil/yerine/>< TUTTURMA


- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK ile/değil/yerine YUTMAK/İÇMEK

( Yeterince çiğnemeden/ağızda tutmadan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yeterince[uzunca] çiğnedikten/ağızda tuttuktan sonra. )

( ŞÜRB[Ar.]: İçme, içilme. )


- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK(/"MİDEYE İNDİRMEK/BIRAKMAK/ATMAK") ile/değil/yerine ÇİĞNEMEK


- YUVARLAMAK/İNDİRMEK/GÖTÜRMEK ile/değil/yerine YEMEK

( Lokmalar olabildiği kadar ağızda kalmalı, iyi çiğnenmelidir! Acele etmemeli ve yutma arzusunu kontrol edebilmelidir! )

( Yediğinizi için, içtiğinizi yiyin! )

( İSÂGA-İ TAÂM[Ar.]: Yemeğin kolaylıkla yutulması. )


- ROLLING FRICTION[İng.] / FRICTION DE ROULEMENT, FROTTEMENT DE ROULEMENT[Fr.] / ROLLREIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YUVARLANMA SÜRTÜNMESİ


- ROLLING[İng.] / ROULEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= YUVARLANMA


- YÜZ-GÖZ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/></< SAMİMİ OLMAK


- YÜZ VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YOL VERMEK


- ZERO PERCENT T ADJUSTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZDE SIFIR T AYARI