Bugün[30 Mart 2026]
itibarı ile 25.800 başlık/FaRk ile birlikte,
25.800 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(101/105)


- YADIRGAMA ile/değil/yerine/<> BENİMSE(YE)MEME


- YADSIMA ile/ve/değil/yerine SORGULAMA

( [not] TO DENY | REJECT vs./and/but TO INTERROGATE
TO INTERROGATE instead of TO DENY | REJECT )


- FATTY ACID[İng.] / ACIDE GRAS[Fr.] / FETT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ ASİDİ


- OIL BATH[İng.] / BAIN D'HUILE[Fr.] / ÖLBAD[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ BANYOSU


- OIL ANALYSIS[İng.] / ÖL ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ ÇÖZÜMLEMELERİ/ANALİZLERİ


- ANALYSE DE HUILE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAĞ ÇÖZÜMLEMELERİ


- OLEOMETER[İng.] / OLEOMETER, ÖLMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ YOĞUNLUĞU ÖLÇME AYGITI/CİHAZI


- OLÉOMÉTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAĞ YOĞUNLUĞU ÖLÇME AYGITI


- LUBRICANT[İng.] / LUBRIFIENT, AGENT DE LUBRIFICATION[Fr.] / SCHMIER MITTEL, SCHMIERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞLAYICI


- YAHNÎ[Fars.] değil/yerine/= KATIK

( Katık, zâhire. | Pişmiş şey. )


- JEW'S PITCH[İng.] ile/değil/yerine/= YAHUDİ ZİFTİ


- YAHUDİ ile/değil/yerine/= MUSEVÎ


- YÂHUT değil/yerine/= YA DA


- KÖPRÜ:
YAKACAĞIN ile/ve/değil/yerine/>< GEÇECEĞİN


- CAPTURE CROSS SECTION[İng.] / CAPTURE DE LA SECTION EFFICACE[Fr.] / EINFANGSQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKALAMA TESİR KESİTİ


- KABZ[Osm.] / CAPTURE[İng.] / CAPTURE[Fr.] / EINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKALAMA


- INCENDIARY[İng.] / BRANDSTIFTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKICI


- NEAR INFRARED RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE INFRAROUGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN KIZILÖTESİ IŞINIM


- NEAR-ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE ULTRAVIOLET[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN MORÖTESİ IŞINIM


- YAKINDIĞIMIZ" ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< (")YAKINIMIZ(")


- YAKINLIK[< KURBİYET / KURBAN] BAYRAMIMIZ:
HAYVAN KESEREK / CAN ALARAK değil/yerine
SEVDİKLERİMİZİ, BİRBİRİMİZİ ANLAMAK VE
YAKINLAŞMAK[< KURBİYET / KURBAN] İÇİN BİR ŞEYLER(İN)DEN VAZGEÇEREK/VEREREK...


- YAKINMA/ŞİKÂYET" değil/yerine/>< CESARET


- YAKINMA ile/değil/yerine "DİLE GETİRME"


- ADESE-İ MUHADDEB, ADESE-İ MÜTEKÂRİB[Osm.] / CONVERGING LENS[İng.] / LENTILLE CONVERGENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKINSAK MERCEK


- CONVERGENCE COIL[İng.] / BOBINE DE LA CONVERGENCE, ENROULEMENT DE CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA BOBİNİ


- CONVERGENCE ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA ELEKTRODU


- CONVERGENCE MAGNET[İng.] / AIMANT DE LA CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZMAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA MIKNATISI


- TEKÂRÜB[Osm.] / CONVERGENCE[İng.] / KONVERGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA


- KERNBRENNSTOFFKREISLAUF, KERNBRENNSTOFFZYKLUS, KERNKRAFTSTOFFSCHLEIFE, KRAFTSTOFFZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ÇEVRİMİ


- FUEL ROD[İng.] / BARRE DU FUEL[Fr.] / BRENNSTAB[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ÇUBUĞU


- FUEL CLUSTER[İng.] / FAISCEAU DE COMBUSTIBLE[Fr.] / KRAFTSTOFFBLOCK[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT DEMETİ


- FUEL ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT COMBUSTIBLE[Fr.] / BRENNELEMENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ELEMANI


- FUEL PELLET[İng.] / GRANULE DE COMBUSTIBLE[Fr.] / KRAFTSTOFFTABLETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT PELETİ


- FUEL CELL[İng.] ile/değil/yerine/= YAKIT PİLİ


- MAHRUKAT[Osm.] / FUEL[İng.] / BRENNSTOFF, KRAFTSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT, YAKACAK


- YAKLAŞIK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (YÜKSEK/DÜŞÜK) OLASILIK (İLE)

( [not] APPROXIMATE/LY vs./and/but/||/<>/< PROBABILITY
PROBABILITY instead of APPROXIMATE/LY )


- COMBUSTION-TUBE METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= YAKMA BORUSU YÖNTEMLERİ


- BRENNOFEN, KALZINIEREIFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKMA FIRINI


- COMBUSTION TUBE[İng.] / TUBE A FUSION[Fr.] / EINSCHMELZRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKMA TÜPÜ


- YAKMAK ile KAVURMAK ile/değil/yerine/>< ISITMAK


- YALAKA/LIK ile/değil/yerine/>< SAYGI/LI


- YALAN SÖYLEME! ile/değil/yerine DOĞRUYU SÖYLE!

( Suçlamak. İLE/DEĞİL/YERİNE Yol göstermek. )


- YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK

( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )

( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

( [not] TO LIE vs./but/>< TO SAY THE TRUTH
TO SAY THE TRUTH instead of TO LIE )


- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEYEN ile/değil/yerine/>< DOĞRU SÖYLEYEN

( İkna etmeye çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sadece anlatır. )

( Yalan söyleyen/ler, doğru söyleyen(ler)e inanmaz. )


- YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP/DÜRÜST OLUP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)


- YALAN SÖYLÜYORSUN! ile/değil/yerine HATA EDİYORSUN


- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU

( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )

( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )

( Doğruları biliyorsak, yalanları dinlemek, eğlencelidir. )


- YALAN ile/ve/değil/yerine FELSEFE

( [not] LIE vs./and/but PHILOSOPHY
PHILOSOPHY instead of LIE )


- YALAN ile/değil/yerine/>< GERÇEK

( Yüksek sesle çıkar, gürültülüdür ve çok söz söyletir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sessizdir ve az söz söyletir. )


- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"


- YALAN ile/değil/yerine MASAL

( Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )


- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖZVERİ

( )


- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DOĞRULUK / DÜRÜST/LÜK[Fars.]

( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )


- YALANLAMAK ile/değil/yerine YANLIŞLAMAK


- [ne yazık ki]
YALANLARLA OYALANMAK ile/değil/yerine/>< GERÇEKLERLE "YARALANMAK"


- ISOLATOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITICI


- ISOLATED SYSTEM[İng.] / ISOLIERTE SYSTEME[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITILMIŞ SİSTEM


- TECRİD[Osm.] / ISOLATION[İng.] / ISOLIERUNG, ISOLATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITIM/İZOLASYON


- DIELECTRIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN AĞDALILIĞI


- DIELECTRIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ALINGANLIĞI


- DIELECTRIC ANTENNA[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ANTEN


- DIELECTRIC WAVE GUIDES[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DALGA KILAVUZLARI


- DIELECTRIC STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DAYANIMI


- DIELECTRIC BREAKDOWN[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DELİNMESİ


- DIELECTRIC HYSTERESIS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ERESİMİ


- DIELECTRIC POWER FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN GÜÇ ÇARPANI


- DIELECTRIC FILM[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN İNCEFİLM


- DIELECTRIC HEATING[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ISITMA


- DIELECTRIC LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYBI


- DIELECTRIC LOSS ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYIP AÇISI


- DIELECTRIC LOSS FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYIP ÇARPANI


- DIELECTRIC CRYSTAL[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KRİSTAL


- DIELECTRIC LENS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN MERCEK


- ISOLIERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITKAN NESNE


- DIELECTRIC ABSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN SOĞURMASI


- DIELECTRIC AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN YÜKSELTEÇ


- MÜCERRİD[Osm.] / DIELECTRIC, INSULATOR[İng.] / ISOLANT[Fr.] / ISOLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITKAN


- YALNIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AYRI


- YALNIZLIK:
FARKINDA OLUNMAYAN ile/değil/yerine FARKINDA OLUNAN

( Hakkında, "konuşabildiğin". İLE/DEĞİL/YERİNE Susmaktan başka çarenin olmadığı. )


- YALNIZLIK ile/değil/yerine/||/<>/> ÜRETKEN YALNIZLIK


- YALPALAV -değil/yerine/=


- YALVARMAK ile/değil/yerine KİBARLIK(TAN)

( "Uygun bir yerde indirir misin!" diyen bir yolcuya, minibüs şöförünün yanıtı: "Ne yalvarıyorsun! 'İndir!' de, indirelim!" )


- YAMUK ile/değil/yerine/>< DÜZGÜN OLMAYAN


- YAMYAM("İNSAN YİYEN İNSAN") ile/değil/yerine/>< İNSAN

( )


- YAN DAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÇAP


- SIDE REACTION[İng.] / NEBEN REAKTION, SEITEN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN TEPKİME


- SIDE PRODUCT, BY-PRODUCT[İng.] / SOUS-PRODUIT[Fr.] / NEBENPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN ÜRÜN


- YAN YANA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> CAN CANA


- YAN YANA/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİRLİKTE/LİK


- SIDE CHAIN ISOMERY[İng.] ile/değil/yerine/= YAN ZİNCİR İZOMERİSİ


- SIDE CHAIN[İng.] / CHAINE LATÉRAL[Fr.] / SEITENKETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN ZİNCİR


- ...'YA/NA:
DAYANARAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVENEREK


- YANAK değil/yerine/= BUKKAL

( .... İLE Yanak içi [ile ilgili]. )


- YANAŞMA / FOSİLLEŞME değil/yerine/>< BİLMEK / ÇÖZÜMLEMEK / YÜZLEŞMEK


- YANCI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< OYUNCU (OLMAK)


- RAYONNEMENT PARAXIAL[Fr.] ile/değil/yerine/= YANEKSEN IŞINIM


- PARAXIAL RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= YANEKSENLİ IŞINIM


- PARAXIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YANEKSENLİ


- YANİ[Ar.] değil/yerine/= DEMESİ


- YANİ ile/ve/değil/yerine/||/<> YA DA


- COMBUSTIBLE GASES[İng.] / GAZ COMBUSTIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANICI GAZLAR


- KABİLİ İHTİRAK[Osm.] / COMBUSTIBLE, FLAMMABLE[İng.] / COMBUSTIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANICI


- SADÂ-İ BASÎT[Osm.] ile/değil/yerine/= YANIK


- YANIK" ile/değil/yerine/>< UYANIK (OLMAK)


- YANILMAZ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETERLİ/LİK


- YANIŞ değil/yerine UYANIŞ


- YANIT ile/ve/değil/yerine AÇIKLAMA


- YANITI OLAN ile/ve/değil/yerine SORUSU OLAN

( Yetişkin/ler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Çocuk ve çocuksu yanını/zihnini sürdürebilen/ler. )

( [not] WHO HAS GOT ANSWER vs./and/but WHO HAS GOT QUESTION
WHO HAS GOT QUESTION instead of WHO HAS GOT ANSWER
[not] Adults. WITH/AND/BUT Children and who can continue to think childish.
Children and who can continue to think childish. INSTEAD OF Adults. )


- YANITLARI DİKKATE ALMAK ile/ve/değil/yerine SORULARI DİKKATE ALMAK


- YANIYORUM değil/yerine/>< UYANIYORUM


- AKS-İ SADÂ, İNİTÂF-İ SADÂ[Osm.] / ECHO[İng.] / ECHO, WIDERHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YANKI


- YANKI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SELEN/SES

( AKSİSEDÂ, BİNT-ÜL-CEBEL[ )

( Yankı değil ses ol! )

( [not] ECHO vs./and/but/||/<>/< VOICE
VOICE instead of ECHO )


- SCHALLTOTER RAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YANKISIZ ODA


- YANLAMAK ile/değil/yerine/>< ANLAMAK


- YANLIŞ YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK


- YANLIŞ YERDE/ZAMANDA/KOŞULLARDA:
KALMAK değil/yerine KALKMAK


- YANLIŞ ile/değil/yerine BEYHÛDE

( [not] WRONG vs./but VAIN/FUTILE
VAIN/FUTILE instead of WRONG )


- YANLIŞ ile/değil/yerine/>< DOĞRUSU

( SUYU:
YEMEKTE İÇMEK
YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA 1 SAAT SONRA İÇMEK

DUŞU: YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK
YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK

NAYLON POŞETLER(İ KULLANMAK)
FİLE/SEPET (KULLANMAK)

YERE ÇÖP ATMAK
CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

TAŞA-BAŞA-YAŞA OTURMAK
SAĞLIĞA UYGUN ZEMİNLERDE OTURMAK

YARAYI(/NIN ÜSTÜNÜ) KAŞIMAK
YARANIN ETRAFINI KAŞIMAK

TANSİYON ÖLÇÜMÜ'NDE:
SOL KOL
SAĞ KOL
( Sol Kol'dan alınan değerler Sağ Kol'a göre[doğru olan] 1'er derece daha yüksektir[sol kolun kalbe yakın olması nedeniyle]. )

EŞYALARI/ÇANTAYI:
BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK
YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK
( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )

EŞYALARI VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK
EŞYALARI KULLANMAK

ASANSÖRDE: DOĞRUCA ADIM ATMAK
ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK

İLİŞKİYİ BİTİRMEK
İLİŞKİYİ DONDURMAK

KORNA
IŞIK/SELEKTÖR

TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK
İNENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK

ÖNCELİK'İ TELEFONA/MESAJA VERMEK
ÖNCELİK'İ ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK

CEP TELEFONUNU:
KULAKLIKSIZ KULLANMAK
KULAKLIĞIYLA KULLANMAK

SUSMAK
SUSABİLMEK

ÇOCUKLARIN:
!YÜZÜNE TOKAT ATMAK
!KIÇLARINA VURMAK

KAPIYI VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK
KAPIYI VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK

AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK
AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK

EĞİLMEK
ÇÖMELMEK

SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK
SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK

ADANMAK
(GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

"ALACAKLININ, ALACAĞINI ALMAYA GİTMESİ"
BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ/BORCUNU, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ

SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK
ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK

BİRİNE: 2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK
1 KEZ BAKMAK

TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ
TARİH BİLGİSİ

KIYAS
KARŞILAŞTIRMA

BELLEKTE TAŞIMAK
BİLMEK

ELEKTRİKLİ ÜRÜNLERİN KABLOLARINI:
PRİZE TAKTIKTAN SONRA CİHAZA BAĞLAMAK
ÖNCE CİHAZA KABLOSUNU TAKIP SONRA PRİZE TAKMAK

KONSERVE KAPAĞININ AÇILMASINDA KAPAĞINI:
KENDİNE DOĞRU ÇEKMEK
İLERİYE DOĞRU İTMEK
( Çok dikkat etmek gerek. Hiç farkında olmadan elinizi kesebilirsiniz! )

ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK
ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK

KORNA
IŞIK/SELEKTÖR

TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK
İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK

TOPRAĞI:
GÜNEŞTE SULAMAK
GÖLGEDE/AKŞAMÜSTÜ SULAMAK

ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK
ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK

GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU:
HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK
ORTAMI/ÇEVREYİ/KİŞİYİ/KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK

"BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK
HİZMET OLARAK YAPMAK

KONUŞMAK
İSPATLAMAK

ÇOCUKLARIN:
YÜZÜNE TOKAT ATMAK
KIÇLARINA VURMAK

KAPIYI VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK
KAPIYI VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK

AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK
AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK

EĞİLMEK
ÇÖMELMEK
( Yerden bir şeyi alacağamız zaman belden eğilerek değil dizleri kırıp çömelerek yükü dizlere vermek gerekir! )

ADANMAK
(GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

ALACAKLININ ALACAĞINI ALMAYA GİTMESİ
BORÇLUNUN VERECEĞİNİ ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ

SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK
ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK
( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )

BİRİNE:
2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK
1 KEZ BAKMAK

TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ
TARİH BİLGİSİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU
OSMANLI DEVLETİ
( Avrupa'lıların sonradan yüklediği bir tanımdır. Osmanlı hiçbir zaman imparatorluk olmamıştır! [insanı, hak ve hukuku hiçe saymak gibi bir tutumu yoktur] )

DUBLÖR
DUBLÜR
( Çıkrık. DEĞİL Büyük perdelerin astarı. )
( [Fr.] DOUBLEUR değil DOUBLURE )

KIYMAK
KILMAK

KIYAS
KARŞILAŞTIRMA
"( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE
Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum biçiminde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek).
Sonuç: Kıyasın değil karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )"

BELLEKTE TUTMAK/TAŞIMAK
BİLMEK
( Bilgi 2'dir.
1. Hakkında veri sahibi olmak.
2. Nerede bulacağını/bulabileceğini bilmek.
[Bu çağda olması gereken ve öncelikli olan nerede bulabileceğini bilmektir.] )

 

 

BİR ŞEY Kİ...
YAPMASAN DA OLUR! YAPMA!!!

BİR ŞEY Kİ...
SÖYLEMESEN DE OLUR! SÖYLEME!!!

 

BİR ŞEY Kİ...
YEMESEN DE OLUR! YEME!!!

BİR ŞEY Kİ...
İÇMESEN DE OLUR! İÇME!!!


( Özellikle abur-cuburlar, meşrubatlar, kahve ve sigara/tütün ürünleri, et ve hayvansal ürünler gibi... ) )


- YANLIŞ ile/ve/değil/yerine EKSİK

( [not] WRONG/FALSE vs./and/but INCOMPLETE/LESS/LACK/DEFICIENCY/DEFECT
INCOMPLETE/LESS/LACK/DEFICIENCY/DEFECT instead of WRONG/FALSE )


- YANLIŞ ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ


- YANLIŞIN/HATANIN/SUÇUN:
SAHİBİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEDENİ


- YANLIŞLANABİLİRLİK ile/ve/>/değil/yerine DAHA DA İYİ BİR ARAŞTIRMA/ÇALIŞMA


- YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK


- YANLIŞ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETERSİZ/LİK


- COMBUSTION ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= YANMA ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ


- HARÂRET-İ İHTİRÂK[Osm.] / HEAT OF COMBUSTION[İng.] / CHALEUR D'INCENDIE[Fr.] / BRENNENDE-HITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA ISISI


- COMBUSTION BOAT[İng.] / GODET A FUSION, NACELLE A FUSION, GODETAFUSION[Fr.] / EINSETZER, GLÜHSCHIFFCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA/YAKMA KAYIKÇIĞI


- İHRAK[Osm.] / COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION[Fr.] / VERBRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA


- YANMAK ile/değil/yerine BRONZLAŞMAK


- YANMAK ile/ve/||/değil/yerine/>< UYANMAK


- REFLECTION PLANE[İng.] / PLAN DE RÉFLEXION[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIMA DÜZLEMİ


- REFLECTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSFAKTOR, REFLEXIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA ETMENİ/ÇARPANI/KATSAYISI/FAKTÖRÜ


- REFLECTION LOSS[İng.] / PERTE PAR RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA KAYBI


- KAVÂNÎN-İ İNİKÂS[Osm.] / REFLECTION LAWS[İng.] / LOIS DE LA RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSGESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YASALARI


- REFLECTION DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YOĞUNLUĞU


- REFLEXIONSFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YÜZEYİ


- İNİKÂS[Osm.] / REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION[Fr.] / REFLECTION, REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA


- REFLECTING ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE RÉFLÉCHISSANTE[Fr.] / REFLEKTIERENDE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI ELEKTROT


- MENSÛR-U MÜNAKÎSE[Osm.] / REFLECTING PRISM[İng.] / PRISME RÉFLÉCHISSANT[Fr.] / REFLEKTIERENDES PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI PRİZMA


- ÂKİSE, MÜNAKÎSE[Osm.] / REFLECTOR[İng.] / RÉFLECTEUR[Fr.] / REFLEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI


- REFLECTIVITY[İng.] / RÉFLECTIVITÉ[Fr.] / REFLEXIONSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICILIK


- REFLECTANCE[İng.] / RÉFLECTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSITIRLIK


- YANSITMAK ile/ve/değil/yerine TAŞIMAK


- REFLECTING MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE À RÉFLEXION[Fr.] / REFLEKTIERENDES MIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI MİKROSKOP


- REFLECTION GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI OPTİK AĞ


- REFLECTING TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE À RÉFLEXION[Fr.] / REFLEKTIERENDES TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI TELESKOP


- MEVC-İ MÜNAKİSE[Osm.] / REFLECTED WAVE[İng.] / REFLEKTIERENDE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIYAN DALGA


- NEUTRAL CURRENT INTERACTION[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ AKIM ETKİLEŞMESİ


- NEUTRAL CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ AKIM


- NEUTRAL ATOM[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ ATOM


- NEUTRAL WAVE[İng.] / ONDE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ DALGA


- NEUTRAL EQUILIBRIUM[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ DENGE


- NEUTRAL MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ MOLEKÜL


- NEUTRAL PARTICLE[İng.] / PARTICULE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ PARÇACIK


- NEUTRAL TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ SICAKLIK


- NEUTRAL FILTER[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ SÜZGEÇ


- NEUTRALIZATION[İng.] / NEUTRALISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZLAŞTIRMA/NÖTRLEŞTİRME


- YAP!:
(")KİŞİLERİN(") "YAPTIĞINI"
değil/yerine
KİŞİNİN(/KENDİ) YAPABİLECEĞİNİ


- YAP! | YAPSANA ile/değil/yerine YAPAR MISIN / YAPIYORUZ


- YAPALIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPABİLELİM (HEM OLANAK, HEM DE OLASILIK OLARAK)


- YAPAMAM değil/yerine/>< YAPABİLİRİM

( )

( [not] I CAN'T DO IT but/>< I CAN DO IT
I CAN DO IT instead of I CAN'T DO IT )


- YAPAMAYACAĞINI ZANNEDEN değil/yerine/>< YAPABİLECEĞİNE İNANAN


- YAPAMAZSIN ile/değil/yerine YAPMAMALISIN


- YAPARIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPAYIM


- RADIOACTIVITÉ ARTIFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAPAY IŞINETKİNLİK


- ARTIFICIAL RADIOACTIVITY[İng.] / INDUZIERTE RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY RADYOAKTİFLİK


- KÜNSTLICHE RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY RADYOAKTİVİTE


- YAPAY ZEKÂ" değil/yerine YARDIMCI ZEKÂ


- YAPAY ZEKANIN "SONUÇLARI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KİŞİNİN BİLMESİ


- SUNÎ[Osm.] / ARTIFICIAL[İng.] / ARTIFICIELLE[Fr.] / KÜNSTLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY


- STRUCTURE FACTOR[İng.] / FACTEUR DE STRUCTURE[Fr.] / STRUKTURFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPI ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ


- STRUCTURE TYPE[İng.] / TYPE DE STRUCTURE[Fr.] / STRUKTURART[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPI TÜRÜ


- STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE[Fr.] / STRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPI


- YAPILABİLECEKLERİ:
ÖTELEMEK ile/değil/yerine/>< İTELEMEK


- YAPILANDIRMA ile/ve/<>/değil/yerine İLİŞKİLENDİRME


- YAPILMIŞ OLAN ile/ve/değil/yerine YAPILMASI GEREKEN


- STRUCTURAL FORMULA[İng.] / FORMULE RATIONNELLE, FORMULE DE CONSTITUTION[Fr.] / WERTIGKEITSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPISAL FORMÜL


- STRUCTURAL ISOMERS[İng.] ile/değil/yerine/= YAPISAL İZOMERLER


- YAPIŞIK ile/değil/yerine BAĞLI


- BLOCAGE[Fr.] / BLOCKIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPIŞMA


- ... YAPIYORLAR ile/değil/yerine/< ... YAPILIYOR

( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )

( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )

( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )

( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )

( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )

( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )


- YAPMACIK OLUP "SEVİLMEK" ile/değil/yerine/>< KENDİN OLUP BEĞENİLMEMEK


- YAPMAK değil/yerine/=


- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/<> GERÇEKLEŞTİRMEK


- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/=/||/<> OLMAK

( Yapmak, olmaktır; olmak, yapmaktır. )

( TO DO is TO BE, TO BE is TO DO )

( [not] TO DO vs./and/but/=/||/<> TO BE
TO BE instead of TO DO )


- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> UYGULAMAK


- YAPMAK ile/ve/değil/yerine YAPILANDIRMAK


- YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK


- ... YAPMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine ÇABA


- BLÄTTCHENELEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPRAK ELEKTROSKOP


- YAPTIKLARINI, "SEVMEYE ÇALIŞMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVDİKLERİNİ YAPMAYA ÇALIŞMAK


- YAPTIRIM ile/ve/değil/yerine/<> DEĞER


- YAPTIRIM ile/değil/yerine TEŞVİK


- YAR/UÇURUM OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK


- YAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YAREN


- YARA OLMAK ile/değil/yerine/>< YAR OLMAK


- YARALANMAK / YARALANABİLİR/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YARARLANMAK / YARARLANILABİLİR/LİK


- YARAMAYAN ile/değil/yerine/>< YARAYAN


- YARARCI/PRAGMATİK (YAKLAŞIM) ile/ve/değil/yerine ALGI DÜZENSEL/PARADİGMATİK (YAKLAŞIM)

( [not] USEFUL/PRAGMATICAL (APPROACH) vs./and/but PARADIGMAL (APPROACH)
PARADIGMAL (APPROACH) instead of USEFUL/PRAGMATICAL (APPROACH) )


- YARARIN SAĞLANMASI ile/ve/değil/yerine/< ZARARIN UZAKLAŞTIRILMASI

( IZRAR[Ar.]: Zarar verme, zarara sokma. )


- YARARSIZ DOĞRU ile/ve/değil/yerine DOĞRU


- YARATICILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKLILIK


- YARATILAN değil/yerine VAROLAN


- YARATMAK değil/yerine (OLANI) DEĞİŞTİRMEK


- YARA(/YI) ile/değil/yerine YAR'A

( Bırak. @@ Bak. )


- YARAYI(/NIN ÜSTÜNÜ) KAŞIMAK değil/yerine YARANIN ETRAFINI KAŞIMAK

( [not] ITCHING THE WOUND but/instead of ITCHING ARROUND THE WOUND )


- YARDIM EDİLMİŞ YOKSULLAR ile/değil/yerine ORTADAN KALDIRILMIŞ YOKSULLUK

( Kabul edilemeyecek olmasına karşın ne yazık ki, "istenilen", desteklenen, beklenilen, göz yumulan, gözardı edilen. İLE/DEĞİL/YERİNE İstediğimiz, her birimizin ayrı ayrı ve/ya da hep birlikte taşın altına elini koyarak gerçekleştirmesi gereken. )


- YARDIM... YÜKÜN, ...:
"YERE BIRAKILMASINDA"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
"KALDIRILMASINDA"

( Kendi sorumluluğundan kaçmaya çalışanlara yardım edilmemesi gerektiği ve tembelliği/hazcılığı teşvik etmenin, büyük yanlış olduğu anımsatılmaktadır. )


- YARDIM ile/ve/değil/yerine İŞ

( [not] HELP vs./and/but BUSINESS
BUSINESS instead of HELP )


- YARDIMCI DOÇENT değil/yerine/= BİLGER


- YARDIMCI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞLİK ETMEK


- YARDIMCI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< FIRSAT VERMEK

( Tekrarlanması gereken yardım, yardım değildir. )

( Yapılmaya değer tek yardım, yardıma gereksinim duymaktan kurtuluşu sağlamaktır. )

( Bizi, insan yapacak olan, berraklık ve yardımseverliktir. )

( En önemli yardımcı, gerçeğin, içimizde bulunuşudur. )

( The main thing that helps is to have reality within. )

( image

Bunu mu istiyorsunuz?

• Çocuğunuz...

– Varsın, bir çivi bile çakamasın... Ama dersleri iyi olsun.
– Varsın, omuzlarda cenaze taşıyanlara bön bön baksın... Ama matematiği düzgün olsun.
– Varsın, evin çalan telefonuna cevap veremesin... Ama notları yüksek olsun.
– Varsın, eve gelen misafirlerinizle üç kelime konuşamasın... Ama fen lisesine gitmiş olsun.
– Varsın, ağlayan bir çocuk görünce ona gülsün... Ama sınıfın birincisi olsun.
– Varsın, kendinin fazladan harçlığı olduğu halde; kantinden simit alamayan çocuklarla alay etsin... Ama öğretmenlerinin gözdesi olsun.
– Varsın, başını okşayıp hatırını soran bir yetişkine dönüp; “Ya siz nasılsınız?” diyemesin... Ama yabancı dili mükemmel olsun.
– Varsın, oyun arkadaşları olmasın... Ama sınavlarda “on” çeksin.

– Varsın;
– Taziye nedir, bilmesin,
– "Başın sağ olsun" ne demek, anlamasın,
– "Geçmiş olsun" kime denir, niçin denir, haberi olmasın,
– "Uğurlar olsun", ne anlama gelir farkında olmasın,
– Ama... Karneleri süper olsun.
– Evet… Varsın, tek dostu olmasın... Ama iyi gelir getiren bir mesleği olsun...

Üstün Dökmen )

( [not] TO HELP vs./and/but/||/<>/>< TO GIVE AN OPPORTUNITY
TO GIVE AN OPPORTUNITY instead of TO HELP )


- YARGI ile/değil/yerine/>< BİLME


- YARGILAMA ile/değil/yerine/>< GERİBİLDİRİM


- YARGILAMA" ile/değil/yerine/||/></< SORGULAMA

( [Daha ...]
Az [olsun/olmalı!]. İLE/DEĞİL/YERİNE/>


- YARGILAMAK ile/değil/yerine KEŞFETMEK

( [not] TO JUDGE vs./but TO DISCOVER
TO DISCOVER instead of TO JUDGE )


- YARGILAMAK ile/değil/yerine YAPMAYABİLECEĞİNİ/İHTİYÂRINI ANIMSATMAK


- YARGILAMAK ile/ve/değil/yerine/> YARLIGAMAK

( Bir karara varmak üzere davalı ile davacıyı dinlemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek. )

( HÜKÜM ile/ve/değil/yerine/> MAĞFİRET/GUFRAN )


- KİŞİ:
"YARGILAYAN" ile/değil/yerine/>< KATILAN


- YARGI/SI" ile/ve/değil/yerine/>< ALGI/SI


- QUASI-ATOM[İng.] / QUASIATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI ATOM


- SYMÉTRIE HÉMIMORPHE[Fr.] ile/değil/yerine/= YARI BİÇİMLİ SİMETRİ


- QUASI-FISSION[İng.] / FISSION QUASI[Fr.] / QUASISPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI-BÖLÜNME


- NOMBRE QUASI MAGIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YARI BÜYÜLÜ SAYI


- QUASI-MAGIC NUMBERS[İng.] ile/değil/yerine/= YARI BÜYÜLÜ SAYILAR


- HALF-WAVE POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI DALGA POTANSİYELİ


- HALF VALUE LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= YARI DEĞER KATMANI


- SEMI PERMEABLE MEMBRANE[İng.] / MEMBRANE SEMI-PERMÉABLE[Fr.] / HALBDURCHLÄSSIGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI GEÇİRGEN ZAR


- SEMIPERMEABLE[İng.] / SEMI-PERMÉABLE[Fr.] / HALAZON[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI GEÇİRGEN


- HALF-CELL POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZE/HÜCRE POTANSİYELİ


- HALF-CELL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZE/HÜCRE


- HALBWERTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZELER/HÜCRELER


- DEMI-CELLULE[Fr.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZELER


- SEMICONDUCTOR DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR SEMI-CONDUCTEUR[Fr.] / HALBLEITERDETEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN DEDEKTÖR


- SEMICONDUCTOR DIODE[İng.] / DIODE SEMI-CONDUCTRICE[Fr.] / HALBLEITERDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN DİYOT


- JONCTION SEMI-CONDUCTRICE[Fr.] / HALBLEITERÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN EKLEM


- SEMI CONDUCTOR, SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR[Fr.] / HALBLEITER, HALBFEST[Alm.][Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN/İLETEN


- SEMICONDUCTOR LASER[İng.] / LASER À SEMI-CONDUCTEUR[Fr.] / HALBLEITERLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN LAZER


- DEMI-ÉPAISSEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YARI KALINLIK


- METASTABLE STATE[İng.] / ETAT DE METASTABLE[Fr.] / METASTABILEN ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KARARLI DURUM


- QUASI-STABLE ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE QUASI STABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YARI KARARLI TEMEL PARÇACIK


- METASTABLE[İng.] / METASTABLE[Fr.] / METASTABIL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KARARLI


- SEMISOLID[İng.] / SEMI-SOLIDE[Fr.] / HALBE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KATI


- QUASI-CHEMICAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI KİMYASAL


- HEMICOLLOID[İng.] / HÉMICOLLOID[Fr.] / HEMIKOLLOID[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KOLLOİT


- MÉTALLOÏDE[Fr.] / METALLOID, SEMIMETAL[İng.] / HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI METAL, METALOİD


- SEMIMICRO ANALYTICAL BALANCE[İng.] ile/değil/yerine/= YARI MİKROANALİTİK TERAZİ


- QUASI-MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE QUASI[Fr.] / QUASIMOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI MOLEKÜL


- HALF-LIFE, HALF-PERIOD[İng.] / PÉRIODE DE DEMI-VIE[Fr.] / GYPSUM ZEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI ÖMÜR, YARILANMA SÜRESİ


- QUASI-PARTICLE[İng.] / PARTICULE QUASI[Fr.] / QUASITEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI PARÇACIK