Söz(cük)leri/ni ve tutumu/nu değiştir... Dünya/n değişsin!

Bu nedir? | Nasıl kullanılır? | Nasıl okumalı/anlamalı? | Sıkça Sorulan Sorular | Yenilikler | İletişim

ZA... ~ ZU...
İLE BAŞLAYAN SÖZCÜKLERDE

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!

(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)



ZA... ile başlayan FaRkLaR...

- ZÂ ile -ZÂ ile ZÂ ile ZÂ ile -ZÂ/ZÂY ile ZEL/ZELL ile ZI

( "Ze" harfinin adı. İLE "Bu, şu" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler oluşturur.[BA-DE-ZÂ: Bundan sonra. | HÂ-KE-ZÂ: İşte bunun gibi.] İLE "Sahip, mâlik" anlamlarına gelerek, Eski Türkçe'de zî/zû şekilleriyle kullanılır. İLE "Zı" harfinin bir adı. İLE "Doğuran" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[NÂDİRE-ZÂ: Nadir, bulunmaz şey oluşturan. | SUHAN-ZÂ: Söz doğuran, icad eden.] İLE Osmanlı abecesinin 11. harfidir.[Ebced hesabında 700 sayısının karşılığıdır.] İLE Osmanlı abecesinin 20. harfidir.[Ebced hesabında 900 sayısının karşılığıdır.] )


- ZÂD[çoğ. EZVÂD/EZVİDE/ZEVÂD] ile ZÂD[< ZİYÂDET] ile ZÂT ile ZÂT ile -ZÂD[Fars.]

( Azık, yiyinti. İLE Çoğalsın, artsın. İLE Kendi. | Asıl, öz, cevher. | Saygıya değer kişi. İLE Sahip, mâlik[hanım][<(dişil/müennes) ZÛ]. | Hekimlik terimlerinde hastalık [ZÂT-ÜD-DİMÂĞ: Beyin dokusunun/nescinin yangısı/iltihabı.], bitkibilim[botanik] ve hayvanbilim[zooloji] terimlerinde "-li, -giller" gibi anlamlarıla sınıflamalar oluşturur.[ZÂT-ÜL-İBRE: İğneli böcekler.] İLE "Doğma, doğuş" anlamına gelerek birleşik sözcükler yapar.[MÂDER-ZÂD: Anadan doğup büyüme. | NEV-ZÂD: Yeni doğmuş.] )


- ZÂDE ile ZÂDE[Fars. | çoğ. ZÂDEGÂN]

( "Çok olsun!", "Artsın!" anlamlarında iyi bir dilek sözü. İLE Evlât, oğul. | Doğru, insaniyetli kişi. | "Doğmuş, meydana gelmiş" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[MERDÜM-ZÂDE: İnsan.] )


- ZA'F ile ZA'F ile ZAHF

( ... İLE Zayıflık, güçsüzlük, arıklık. | Gönül akışı, meyil, bir şeye yönelik duyulan aşırı istek. İLE Sürünerek yürüme, ayaklarını sürüyerek yürüme. | Emekleme. | Düşman üzerine gönderilen asker; askerin düşmana karşı yürümesi. )


- ZÂFİR[< ZAFER] ile ZAFÎR[< ZAFER] ile ZAFÎR

( Zafer kazanan. İLE Zafer bulan, zafere erişen. İLE Sinir demeti.[İng., Fr. PLEXUS] )


- ZAGAN[< ZÂG]["ga" uzun okunur] ile ZAGAN

( Kargalar. İLE Çaylak. )


- ZÂHİF[çoğ. ZÂHİFÂT] ile ZÂHİF

( Sürüngen, yılan gibi karnı üzerinde sürünerek ilerleyen. İLE Kibirli, övüngen.[MAĞRUR, MÜTEKEBBİR] )


- ZÂHİL ile ZÂHİL ile ZÂHİL ile ZÂHİR

( Zakkum ağacı. İLE Sağlığı düzelen ya da sıkıntıdan sonra gönlü ferahlayan. | Unutan. İLE İhmal eden, unutan. İLE ... )


- ZÂHİR[< ZUHÛR] ile ZAHÎR[< ZAHR] ile ZAHÎR ile ZÂHİR ile ZÂHİR ile ZÂHİR ile ZAHR

( Görünen, görünücü, açık, belirli, meydanda. | Elbette, şüphesiz, öyledir ya. | Galiba, zannederim, umulur ki. | Görünüşe göre, anlaşılan, meğer. | Dış yüz, görünüş. İLE Arka çıkan, yardımcı. İLE İç ağrısı. | Bâsur ve mesâne yangısında olan ağrılı ıkıntı. İLE Parlak.[daha çok, yıldızlar için] İLE Taşkın, coşkun. İLE Semiz, tavlı, bol. İLE Arka, sırt. | Kâğıt vs.'nin arka tarafı, gerisi. )


- ZÂHİRE ile ZÂHİRE[< ZEVÂHİR] ile ZAHÎRE[< ZAHÂİR]

( Dışarı fırlamış göz, lokma göz. İLE Parlak. İLE Gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat, yiyecek. )


- ZÂHİREN ile ZÂHİRÎ

( Görünüşte, görünüşe göre, göründüğü gibi, meydanda olarak. İLE Görünen, görünürdeki. | Ebû Dâvûd-ı Zâhirî'nin kurduğu mezhebe ait/mensup. )


- ZAHİT[Ar.] ile ZAİT[Ar.]

( ... İLE Çoğaltan, artıran. | Gereksiz. | Artı[+]. )


- ZAHM ile ZAHM ile ZAHM[Fars.]

( Sıkıştırma. İLE İri, kalın, büyük. İLE Yara. )


- ZÂİM ile ZAÎM

( Zeâmeti olan. İLE Zeâmet sahibi. | Kefil. | Prens, şef. )


- ZÂKİ ile ZAKÎ[< ZEKÂ] ile ZAKÎ[< ZEKÂ] ile ZÂKİR

( Saf, halis, temiz, pak. İLE Keskin/güzel kokulu. İLE Saf, temiz, doğru hareketli. İLE Anan, zikreden/zikredici. | Tekkelerde zikir sırasında dervişleri teşvik için ilâhiler okuyan kişi. )


- ZÂLİK ile ZÂLİK

( Gidici/giden. İLE Şu, o. )


- "ZAMAN GEÇİRMEK" ile/değil/yerine ZAMANI DOLDURMAK


- ZAMAN ile ZAMAN (ANLAMSAL)

( TIME (SEMANTIC) )


- ZAMAN ile/ve ZAMANDA (OLAN)


- !ZAMAN ve ZAMANE'DEN ŞİKÂYET


- ZAMANDA OLMAYAN ile/ve/fakat/||/<> ZAMANDA OLAN

( Kant'a göre, nedensellik kategorisi altında, zamandaki süreklilik içinde, AN'lar arasında fenomen olarak varolan bir şey ile başka bir fenomen olarak varolan bir şeyin, belirli bir kurala göre birbirini izlemesi, bilinebilecek bir şeydir. İLE/VE/FAKAT/||/<> Kendi, zamanda olmayanın, zamanda olanla ilişkisinin nasıl bir kurallılığının olabileceği, hiçbir biçimde bilemeyeceğimiz bir şeydir. )


- "ZAMANDA OLUR" değil ZAMANLA OLUR


- ZAMANI DURDURMAK ile/ve/||/<> ZAMANDA YOLCULUK ile/ve/||/<> ZAMANDAN KAÇMAK ile/ve/||/<> ZAMANI HİSSETMEK ile/ve/||/<> ZAMANI BIRAKMAK

( Öperek. İLE/VE/||/<> Okuyarak. İLE/VE/||/<> Müzik dinleyerek. İLE/VE/||/<> Yazarak. İLE/VE/||/<> Soluk alarak. )


- "ZAMANI GELDİĞİ ZAMAN ..." değil ZAMANI GELDİĞİNDE ...


- "ZAMANI GELİRSE" ile/ve "ZAMANI GELDİĞİNDE"


- "ZAMANI ÖLDÜRMEK" ile/değil "ZAMANI DEĞERLENDİRMEK"


- "ZAMANIN EL VERDİĞİNCE" değil "ZAMAN EL VERDİĞİNCE"

( "ZAMANIN EL VERDİĞİ KADAR" demek üzereyken "ZAMANIN" diye başlayıp bu sözü kullandıktan sonra bir anda zihne başka bir sözün gelmesiyle hızla yön değiştirerek ifadenin bozulmasıyla oluşur. [Dli yanlış kullanmaktan değil bazen konuşma koşullarının çoklu etkileri altında sözcükler arasında karmaşalar yaşanabilir.] )


- "ZAMANIN RUHU" değil/yerine "ZAMANIN PETEKLERİ"


- "ZAMANI/VAKTİ HARCAMAK" değil/yerine "ZAMANI/VAKTİ KULLANMAK"


- ZAMÂN/ZEMÂN[çoğ. EZMİNE] ile ZAMÂN

( Zaman, vakti, çağ, devir. | Süre, mehil. | Mevsim. | Fiillerde, geçmiş, şimdiki, gelecek ve geniş zamanlardan her biri. İLE Kefil olma, kefillik. | Bir şeyin mislini ya da değerini vermek üzere zarara karşı kefil olma, garanti. )


- ZÂMİN ile ZAMÎN

( Tazmine zorunlu olan, kefil. İLE Tazmîn eden, kefil olan. )


- ZÂMİR ile ZAMÎR[çoğ. ZAMÂİR]

( Neyzen, düdük çalan. İLE İç, içyüz. | Kalp, vicdan. | Gönülde gizli olan sır. | [dilbilgisinde] Adın yerini tutan sözcük. )


- "ZAMLI SÛRE" değil ZAMM-I SÛRE

( "Zamm-ı Sûre okunur." DEĞİL Zamm-ı Sûre yapılır. )


- ZANBAK değil ZAMBAK

( Doğruları aşağıdaki biçimdedir! "..." bulunan yerlerde ayrık(yanlış) halini düşününüz! )

( YAZIM(İMLÂ) KILAVUZU! SÖZLÜKLER! ETİMOLOJİ )

( Masumiyeti simgeler. )

( LILIUM )


- ZANN ile ZANN-I GALİB

( %49 İLE %1 )


- ZÂNN ile ZANN/ZAN[çoğ. ZUNÛN]

( Zannedici, sanan. İLE Sanma, sanı, sezme. | Şüphe, işkil. )


- ZANNETMEK/ZEHAP[Ar.] ile ZAMMETMEK[Ar.]

( Sanı, kuşku/şüphe. İLE Katmak. )


- ZAR' ile -ZÂR[Fars.] ile -ZÂR[Fars.]

( Meme. | Süt veren hayvan memesi. İLE Ağlayan, inleyen. | Zayıf, dermansız. | İnleme, ağlayış. İLE Adlara eklenerek yer adı bildirir.[ÇEMEN-ZÂR: Çimenlik. | GÜL-ZÂR: Güllük. | LÂLE-ZÂR: Lâle bahçesi.] )


- ZAR ile ZAR[Ar. çoğ. ZURÛ']

( İnce deri. İLE İnek vb. hayvanların memesi. )


- "ZARARI, AZA İNDİRGEMEK" değil ZARARI, AZA İNDİRMEK


- "ZARARLI OLMAK" ile/ve "ZARARDA OLMAK"


- ZARARLI ile ZARARLI

( HARMFUL vs. HARMFUL )


- ZARARLI ile ZARARSIZ

( HARMFUL vs. HARMLESS )


- ZARARSIZ ile ZARARSIZ

( HARMLESS vs. HARMLESS )


- ZARFLARDA:
DURUM ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> YER-YÖN ile/ve/||/<> MİKDAR ile/ve/||/<> SORU


- ZARÎ ile ZARÎ ile ZÂRİ' ile ZÂRÎ[Fars.]

( Kanı durmayan damar. İLE Memesi büyük olan. İLE Ekin eken, çiftçi. İLE Ağlayıp sızlama. )


- ZARÎFE ile ZÂRİFE

( Zarif şey. İLE Fazla, gereksiz söz. )


- ZARR ile ZÂRR ile ZARR ile ZAR

( Zarar. İLE Zararlı. İLE Zarara neden olan. İLE İnce perde ya da örtü. | İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar ya da örgen bölümleri, çeper. | Birbirine sımsıkı yapışık hücre ya da moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper. | Tavla ve başka oyunlarda kullanılan nesnelerden küp olarak yapılan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı. )


- ZATİ ile ZATî ile ZÂTÎ ile Zâtî

( Zâten. İLE Kendine özgü. İLE Kendiyle ilgili, kendine ait, kişilik, özlük, özel. İLE Ünlü Türk şairi. [1471 - 1546] )


- ZAY'A[< ZIYÂ/ZIYA'] ile ZAYÂ'

( Binasız arsa. | Geliri olan bina. | Tarla, çiftlik. İLE Elden çıkma, yok olma, kaybolma. )


- "ZAYIFLIK" ile ZAAF



devamı için burayı tıklayınız...



ZE... ile başlayan FaRkLaR...

- ZEBÂNÎ[çoğ. ZEBÂNİYÂN] ile ZEBÂNÎ[Fars.]

( Cehennemlikleri cehenneme atmaya memur edilen melek. İLE Dile ait, dil ile ilgili. )


- ZEBÎB[Ar.] ile ZEHR-İ MÂR[Fars.]

( Yılan, akrep gibi hayvanların zehiri. İLE Yılan zehiri. )


- ZEBÎL ile ZEBÎR ile ZEBL / ZEBR

( Gübre, fışkı. | Pislik. İLE Mihnet, sıkıntı. | Mektup, yazılmış şey. İLE ... )


- ZEBL ile ZEBR[Fars.]

( Deniz kaplumbağasının kabuğu. İLE Kitap, cüz. | Kitap yaprağı. | Yazı yazma. | Söz. | Yazı. | Zekâ. | Güçlü, sağlam kişi. )

( ... İLE "Vuran/vurucu" anlamına gelerek birleşik sözcükler yapar.[GÛŞ-ZED: Kulağa çalınan. | ZEBÂN-ZED: Yayılmış söz, dil persengi(gereksiz sözcük/ifade tekrarları).] )


- ZECREN ile ZECRİ

( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )


- ZEFER ile ZEFER[Fars.]

( Kötü koku. İLE Ağaca vurulan destek, dayak, payanda. )


- ZEFİR[Yun.] ile ZEFİR[Ar.]

( Genellikle gömlek yapmakta kullanılan, çizgili, ince bir pamuklu kumaş. İLE Soluk verme. )


- ZEHİR ile/ve/||/<> ZEHİRLEYİCİ/ZEHİRLİ

( image )

( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )

( )


- ZEHİRLİ YILANLAR ile ZEHİRSİZ YILANLAR

( Yerde olanlar. İLE Dallarda olanlar. )

( Gözbebekleri elips şeklindedir. İLE Gözbebekleri yuvarlaktır. )

( Doğururlar. İLE Yumurtlarlar. [Anaconda dışında] )

( Amazonlar'da, Hindistan kobrası dışında hemen hemen her tür yılanı bulmak olanaklıdır. )

( Fransa Guyana'larındaki ormanlarda bulunan çok çeşitli yılanların sadece %10'u zehirlidir. Yerlilerin zehirli yılanı derisinden tanıması, "kırmızı renkten sonra sarı renk varsa zehirlidir" şeklindeymiş. )

( )

( ZEHİRLİLER:
* Gözbebekleri elipstir.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) vardır.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı tekil sıralıdır.

ile

ZEHİRSİZLER:
* Gözbebekleri yuvarlaktır.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) yoktur.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı çift sıralıdır. )


- ZEHL ile ZEHR[çoğ. EZHÂR] ile ZEHR[Fars.] ile ZEİR/ZE'R / ZEÎR

( Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu yüzünden geciktirme. İLE Çiçek. İLE Zehir, ağu. İLE ... )


- ZEİR/ZE'R ile ZEÎR[çoğ. ZEÎRÂT]

( Aslan kükremesi. İLE Gövdenin içinden duyulan doğal ya da hastalıklı ince ses. )


- ZEKÂ' ile ZEKÂ'

( Saflık, duruluk; hal düzgünlüğü. İLE Zeyreklik, çabuk anlama, zihin keskinliği. )


- ZEKÂ-İÇGÜDÜ ile ZEKÂ-İÇTEPİ


- ZEKÂT ve/||/<>/>/< ZEKÂ


- ZEKÂVET ile ZEKÂVET

( Zeyreklik, çabuk anlama, kavrama. İLE Zekâ, zekilik. )


- ZEKÎ[< ZEKÂ] ile ZEKÎ[çoğ. EZKİYÂ] ile ZEKÎR

( Temiz, halis, hali temiz olan kişi. İLE Zeyrek, zekâ sahibi, çabuk anlayışlı. İLE Unutmayan, belleği güçlü. )


- ZELÎL ile ZELÎL[< ZİLLET | çoğ. EZİLLÂ, EZİLLE, ZİLÂL, ZULLÂN]

( Sürçüp düşen, yanılan. İLE Hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan. )


- ZEL/ZELL ile ZELL

( Osmanlı abecesinin 11. harfidir.[Ebced hesabında 700 sayısının karşılığıdır.] İLE Kayma, ayağı sürçme. | Yanılma, yanlış yapma. )


- ZEMZEM ile Zemzem

( Yavaş ve hafif türkü söyleme. | Türk müziğinde en az 5-6 yüzyıllık bir mürekkep makam.[örneği kalmamıştır] İLE Kâbe yakınlarındaki ünlü kuyu.[Bİ'R-İ/ÇÂH-I/ÇEH-İ ZEMZEM][HEMZE, TAYYİBE, TAHİRE, ŞARABÜ'L-EBBAR] )

( Kadın. [PÎRE-ZEN: Koca-karı.] İLE "Vurucu, vuran, atan, çalan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler oluşturur. [DEST-ZEN: El vurucu, işe başlayan. | HANDE-ZEN: Kahkaha atan.] )


- ZEN[Jap. < ZENNA < CHENNA(Çince)] ile ZEN[Fars.]

( Felsefe, düşünüş, yaşam biçimi. İLE Kadın. )


- "ZEN BUDİZM/İ" değil ZEN


- ZENÂBÎL[< ZENBÎL/ZİNBÎL] ile ZENÂBÎR[< ZÜNBÛR]

( Zenbiller. İLE Eşek arıları. )

( Kadınlar. | Vurucular, dövücüler. İLE "Vurarak" anlamıyla birleşik sözcükler oluşturur. [TA'NE-ZENÂN: Söverek, küfür ederek.] )


- ZENCEBÎL ile ZENCEFÎL

( Zencefil. | Şarap. İLE Hindistan ve Malezya'da kalın ve yumuşak köksaplı bir bitki. )


- ZEND[çoğ. EZNÂD, ZİNÂD] ile ZEND[çoğ. ZİNÂD] ile ZEND[Fars.]

( Çakmak demiri. İLE Dirsek ile bilek arasındaki iki kemikten iç tarafta bulunanı, dirsek kemiği. [KÛ'BERE: Dış taraftaki kemik.] İLE Zerdüşt'ün, kendine indiğini ileri sürdüğü kitap. | Eski Farsça'nın bir lehçesi. )


- ZER'[çoğ. ZÜRÛ] ile ZER[Fars.] ile ZER[Fars.]

( Ekme, tohum saçma. | Ekilmiş ekin. İLE Altın. | Akçe, para. | Nevbet, oruç, çile. İLE Sarı. )


- ZER'İYYÂT[< ZER'Î] ile ZER'İYYÂT

( Arşınla ölçülen şeyler. İLE Ekim işleri. )


- ZERD/ZERED[çoğ. ZÜRÛD] ile ZERD[Fars.]

( Halka halka örülmüş savaşçı zırhı. İLE Sarı. | Solgun, soluk. )


- ZERÎ' ile ZER'Î[çoğ. ZER'İYYÂT] ile ZERİ'

( Araya giren, şefaat edici. İLE Arşınla ölçülen şey. İLE Çabuk, kolay olan. )


- ZERÎ' ile ZER'Î ile ZERİ'

( Araya giren, şefaat edici. İLE Arşınla ölçülen şey. İLE Çabuk, kolay olan. )


- ZERRÂ'[< ZER'Î]/ZÜRRÂ ile ZERRÂH/ZÜRRÂH[çoğ. ZERÂRÎH]

( Ekinci, çiftçi. İLE Kuduz böceği. )


- ZEVÂD[< ZÂD] ile ZEVÂT[< ZÂT] ile ZEVÂD[Fars.]

( Azıklar, yiyintiler. İLE Kişiler/şahıslar, kimseler. İLE Azık, erzak stoku. )


- ZEVK ALARAK ile ZEVK VEREREK


- ZEVK ALMAK İÇİN/ÜZERE ile ZEVK VERMEK İÇİN/ÜZERE


- ZEVK ve/||/<>/< ZEKÂ


- ZEVKİ SÜREN ve/<> ZEKİ MÜREN


- ZEYL ile ZEYL[çoğ. EZYÂL, ZÜYÛL]

( Ayırma, tefrik. İLE Etek. )


- ZEYNEL ABİDİN ve/<> ZEYNEB


- ZEYREK[Fars.] ile ZEYREK[Fars.] ile ZEYREK

( Anlayışlı, uyanık, zeki. İLE Ketentohumu. İLE Fatih Sultan Mehmet'in, fetih sonrasında, "benim" diye belirlediği yerler. )


- ZEYTİN DALI ve/||/<> ZEYTİN TANELERİ ve/||/<> ZEYTİNYAĞI

( [gibi] Barış. VE/||/<> Bereket. VE/||/<> Sağlık. )


- ZEYTİNBURNU ile/ve ZEYTİN BURNU

( Bakırköy - Kazlıçeşme arasında bulunan bir ilçe. İLE/VE Bakırköy - Yedikule arasında bulunan bir burun. )

( ZEYTİNLİ BURUN: Zeytinburnu'nun ilk adı. )


- ZEYTİN-EKMEĞİ BİRLİKTE YEMEK ile ZEYTİN, ÜSTTE VE KÜRDAN SAPLI YEMEK

( "Gariban olursun." İLE "Havalı/üst sınıf vs. olursun." )



devamı için burayı tıklayınız...



ZI/Zİ... ile başlayan FaRkLaR...

- ZIBÂBİYE-İ BERRİYYE[Ar.] ile ZIBÂBİYE-İ MÂİYYE[Ar.]

( Kertenkele ve benzeri hayvanlar. İLE Bu sınıfın suda yaşayan bölümü. )


- ZIMAR ile ZIMÂR


- ZIMNEN ile ZIMNÎ[çoğ. EZYÂL, ZÜYÛL]

( Açıktan olmayarak, dolayısıyla, kapalıca, üstü kapalı olarak. İLE Üstü kapalı, örtülü, açıktan olmayarak, dolayısıyla anlatılan. | Kendiliğinden. )


- ZIYA'/ZIYÂ'[< ZAY] ile ZIYA'

( Tarlalar, küçük çiftlikler. İLE Kayıp, yitim, kaybolma. )


- ZÎ- ile Zİ

( "sahip" anlamına gelmek üzere, sözcüklerin başına getirilerek birleşik sözcükler yapar. [ZÎ-NÜFÛZ: Sözü geçer, nüfuzlu. | ZÎ-KIYMET: Değerli. | ZÎ-ŞAN: Şanlı, şerefli.] İLE Giysi/elbise, kılık, kıyâfet, heyet. )


- ZÎB ile Zİ'B[çoğ. ZİÂB, ZU'BÂN]

( Süz, bezek. İLE Kurd, canavar. )


- ZİBL ile ZİBR[çoğ. ZÜBÛR]

( Süprüntü, gübre. İLE Mektup. | Kitap. | Yazı. )


- ZİHİ ile ZİHÎ

( Arapça'da, "şu, bu" anlamına gelen işaret sözü. İLE Ne güzel, ne hoş. | Aferin, bravo. )


- ZİHNEN ile ZİHNÎ

( Zihince, zihinde, zihinle, zihinden. İLE Zihne özgü, zihinle ilgili. )


- ZİHNİ YORMAK ile/değil/yerine ZİHNİ ZORLAMAK

( Körü körüne zorlukların üstüne gitmek şanssızlığa yol açar. Uyumlu zaman koşullarını beklerken gelişmelerle mutlu olun. )


- ZİHNİN ALTINDA EZİLİRSEK ile/değil/yerine/>< ZİHNİ AŞABİLİRSEK

( Deli oluruz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Veli oluruz. )


- ZİKİR ile/ve ZİKR-İ HABÎB


- ZİKR-İ HÂS ile/ve ZİKR-İ ZÂT


- ZİL'DE:
PARMAK ZİLİ ile/ve ZİLLİ MAŞA (ARAP)[Çankırı sohbet toplantılarında elden ele özel ezgisi ve gezdirme uygulamalarından.]


- ZİMÂM-DÂR[Ar., Fars.] ile ZİLYED[Ar.]

( Bir işi elinde tutan, yöneten, yürüten. İLE Bir malı/gayrımenkulü elinde tutan, malı -sahibi olsun ya da olmasın kullanmakta bulunan kişi. )


- ZİMBABWE < ZİMBA ZE MAHWE ya da ZİMBA WAYE

( [Şuna kabilesi dilinde/n] "Ulu Taş Evler" YA DA "Değerli Taş Evler" )


- ZÎR ile ZÎR[Fars.]

( Sazın en ince teli. İLE Alt, aşağı. | Tîz perde. )


- ZİRÂ' ile ZÎRÂ[Fars.]

( Dirsekten orta parmak ucuna kadar olan bir uzunluk ölçüsü.[75-90 cm. arasındadır.] | Ay menzillerinden biri. İLE Çünkü, şundan dolayı ki. )


- ZİRÂÂT[< ZİRÂ] ile ZİRÂÂT ile ZİRÂÂT[< ZİRÂAT]

( Uzunluk ölçüleri. İLE Ekincilikler, çiftçiler, tarımlar. İLE Ekincilik, çiftçilik, tarım. )


- ZİRKON[Fr.] ile ZİRKONYUM[Fr. < Lat.]

( Zirkonyum'un doğal durumda bulunan en önemli bileşiği. Renkszi, sarı, yeşil, kahverengi türleri olan, doğal ve saydam, değerli taş. | Ergime noktası 2700 °C'ye yaklaşan, ateşe çok dayanıklı, beyaz renkli, katı, zirkonyum bileşiği. ZrO2 İLE Atom sayısı 40, atom ağırlığı 91,22, yoğunluğu 6.25 olan, siyah toz biçiminde bir öğe. Simgesi: Zr )


- ZİRVE-İ HÎÇ ile ZİRVE-İ ASLÎYE


- ZÎYÂFET ile ZÎYÂFET

( Değişik ve karışık olma. İLE Konuk kabul etme. | Konuğa yedirip içirme, şölen. )


- ZİYÂRET ile/ve/||/<>/> ZİYÂFET


- "ZİYARETİN, KISASI MAKBULDÜR" ile/ve/değil/||/<>/< "ZİYARETİN, KISAS'I[KARŞILIKLI OLANI] MAKBULDÜR"


- ZİYÂ-Yİ KAMER[Ar.] ile ZİYÂ-Yİ MUNTAFÎ[Ar.]

( Ayışığı. İLE Bazı akşamlar, güneş battıktan sonra Batı ufkunda ve sabahları güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülen hafif ışık. )


- ZİYÂ-Yİ KAMER[Ar.] ile ZİYÂ-Yİ MUNTAFÎ[Ar.] ile ...

( Ayışığı. İLE Bazı akşamlar, güneş battıktan sonra Batı ufkunda ve sabahları güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülen hafif ışık. )



devamı için burayı tıklayınız...



ZO/ZÖ... ile başlayan FaRkLaR...

- ZOR ile ZOR DEĞİL

( DIFFICULT vs. NOT DIFFICULT )


- ZOR ile/ve ZORLA(N)MA!

( İse sev! İLE/VE Sevmiyorsa.
[Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )


- ZORA-KÎ değil ZORÂKÎ


- ZORBA ve/< ZORDA


- ZORLA GÜZELLİK OLMAZ değil ZORLAMAYLA/ZORLAYARAK, GÜZELLİK OLMAZ


- ZORLAMA ile ZORBALIK


- ZORLAMA ile/ve/değil/< ZORUNDA BIRAKMA


- ZORLAMA ile/ve/değil/yerine/<> ZORUNLULUK

( Kişilerde/insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Doğada. )


- ZORLANARAK ile/değil ZORLAYARAK


- ZORLAŞTIRMAK değil ZORLAMAK


- ZORLU ile/ve/değil ZORUNLU


- "ZORLUK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORLANMA

( Dışarıda/ki/ler/de. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçeride/ki/ler/de/n. )


- "ZORLUKLARI GÖZE ALMAK" ile/ve "ZORLUKLARA GÖĞÜS GERMEK"


- ZORUNLU DOĞRU ile/ve ZORUNLU YANLIŞ


- ZORUNLU HAREKET ile/ve/değil ZORLAMALI HAREKET


- ZORUNLU SÜREÇ ile/ve/değil ZORUNLULUK İÇEREN SÜREÇ


- ZORUNLU ile ZORLAYARAK/ZORLANARAK


- ZORUNLU ile/ve/değil ZORLAYICI


- ZORUNLU/ŞER'Î İLİMLER ile/ve/<> ZORUNLU/ŞER'Î OLMAYAN İLİMLER

( USÛL | FÜRÛ | MUKADDİMÂT | MÜTEMMİMÂT ile/ve MAHMUD | MEZMÛM | MÜBAH )



devamı için burayı tıklayınız...



ZU/ZÜ... ile başlayan FaRkLaR...

- ZUHR ile ZUHR[çoğ. AZHÂR]

( Gereksinim zamanı için alınan ve saklanılan şey.[en çok maneviyatta kullanılır][A'mâl-i sâliha, kişinin zuhrudur.] İLE Öğle, öğle vakti. )


- ZÛLÂ' ile ZULA[Tr. argo]

( Hayvanların ayaklarında çıkan ve hayvanı aksatan bir hastalık. İLE Saklama yeri. | Saklanılan nesne/şey. )


- ZÛR ile ZÛR[Fars.]

( Yalan, asılsız, uydurma söz. İLE Güç, kuvvet. )


- ZÛ-/ZÜ- ile ZÛ'[çoğ. AZVÂ]

( "sahip" anlamına gelmek üzere, sözcüklerin başına getirilerek birleşik sözcükler yapar. [ZÛ-ERBAAT-İL-ADLA': Dörtgen. | ZÛ-SEMÂNİYET-İL-VÜCÛH: Sekizyüzlü. (Fr. OCTAÈDRE)] İLE Aydınlık, ışık. )


- ZÜBÛR[< ZİBR] ile ZÜBÜR[< ZEBÛR]

( Mektuplar, kitaplar. İLE Kitaplar, mektuplar. )


- ZÜCÂCÎ ile ZÜCÂCÎ

( Camcı, sırçacı. İLE Camdan/sırçadan yapılmış. )


- ZÜHÛL[< ZAHL] ile ZÜHÛL[< ZEHL]

( Öcler, intikamlar, düşmanlıklar. İLE Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu nedeniyle geciktirme. )


- ZÜHÛL[< ZAHL] ile ZÜHÛL ile ZÜHÛR

( Düşmanlıklar, öcler, intikamlar. İLE Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu yüzünden geciktirme. İLE ... )


- ZÜHUR[çoğ. EZHÂR] ile ZÜHÛR ile ZÜHÛR

( Darlıkta çıkarmak üzere biriktirilip saklanan şey. İLE Çiçekler. İLE Parlaklık, parıldama. )


- ZÜKÂ ile ZÜKÂ


- ZÜLF ile/ve/<> ZÜLFE

( Yüzün iki yanından sarkan saç lülesi. | Sevgilinin saçı. İLE/VE/<> Küçük saçak, püskül. | Eski sülüs yazısı Elif'lerinin ucundaki çengel. )


- ZÜLFEKAR[ZÜLFİKAR değil!][Ar.] ile/değil ZÜLFİYÂR

( Hz. Muhammed'in, Hz. Ali'ye armağan ettiği ucu çatallı kılıç.[Hz. Ali'nin kahramanca kullanmasıyla ün kazanmıştır.] İLE/DEĞİL Sevgilinin saçı/zülfü[yüzün iki yanından sarkan saç lülesi. | Sevgilinin saçı.] | Çıkar/menfaat. )



devamı için burayı tıklayınız...






Bu sayfa 01 Ocak 2021 itibariyle 198 kez incelenmiş/okunmuştur.




ya da