Bugün[13 Nisan 2026]
itibarı ile 3.039 başlık/FaRk ile birlikte,
3.039 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(7/14)


- I AM vs. MINE/MY


- KUDRET-İ DÂHİLÎ[Osm.] / INTERNAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE INTERNE[Fr.] / INNERE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ ENERJİ


- IC/INSPIRATUVAR KAPASITE INSPIRATORY CAPACITY[İng.] değil/yerine/= SOLUK ALIM SIĞASI


- İÇBÜKEY/OBRUK/MUKAAR[Ar.]/KONKAV[Fr. < CONCAVE] ile DIŞBÜKEY/MUHADDEB[Ar.]/KONVEKS[Fr. < CONVEXE]

( MUHÂSIR[< HASR], MUKAAR ile SATH-I MUHADDEB )

( CONCAVE vs. CONVEX )


- İÇBÜKEY ile İÇBÜKEYLİK

( CONCAVE vs. CONCAVITY )

( مقعر ile تقعر )

( MOGHER ile تقعر )


- ICD-O/INTERNATIONAL CLASSIFICATION OF DISEASES-ONCOLOGY[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI HASTALIK SINIFLANDIRMASI-ONKOLOJİ


- İÇE AKTARMAK ile İTHAL EDİLEBİLİR ile ÖNEM ile ÖNEMLİ ile ÖNEMLİ ŞEY ile İTHAL ile İTHAL MALLAR ile İTHALATÇI ile ISRARCI OLMAK ile ISRARCI

( IMPORT vs. IMPORTABLE vs. IMPORTANCE vs. IMPORTANT vs. IMPORTANT THING vs. IMPORTED vs. IMPORTED GOODS vs. IMPORTER vs. IMPORTUNATE vs. IMPORTUNE )

( بهکشور آوردن ile ورود ile کالاي رسيده ile کالاي وارده ile وارد کردني ile اعتبار ile اهميت ile مهم ile پر اهميت ile با اهميت ile امهات ile وارده ile وارداتي ile ورودي ile واردات ile وارد کننده ile سماجتآميز ile عاجز کننده ile سماجت کردن ile مصرانه خواستن ile مصرانه )

( BACPEHKESHOR AVARDAN ile VORUD ile KALAY RESYDAH ile KALAY VARDEH ile VARD KARDANY ile ETEBAR ile HAMYT ile MANPAM ile PAR HAMYT ile BA HAMYT ile AMEHAT ile VARDEH ile VARDATY ile VORUDY ile VARDAT ile VARD KONANDEH ile سماجتآميز ile AJZ KONANDEH ile SAMAJAT KARDAN ile MASRANEH KHASTAN ile MASRANEH )


- ICT/INFORMATION AND COMMUNICATION TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= BİLGİ VE İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ


- IDENTIFY :/yerine TANIMLAMAK


- IDENTITY vs. PERSONALITY


- IDENTITY :/yerine KİMLİK


- IDEO- ile/||/<> IDIO- ile/||/<> LOG-/-LOGIA/-LOGO-/-LOGY-/-OLOGY ile/||/<> AUT-/AUTO-

( Düşünce, fikir. İLE/||/<> Kendiliğinden oluşan, kendine özgü, ayrı, değişik. İLE/||/<> Düşünce, konuşma, sözcük, mantık, doktrin, öğreti, sav, bilim. İLE/||/<> Kendi, aynı, kendi kendine, kendine ait, öz [otoimmün: Bağışıklık sisteminin kendi gözelerine saldırması]. )


- IDEO- ile/||/<> IDIO- ile/||/<> LOG-/-LOGIA/-LOGO-/-LOGY-/-OLOGY ile/||/<> AUT-/AUTO-

( Düşünce, fikir. İLE/||/<> Kendiliğinden oluşan, kendine özgü, ayrı, değişik. İLE/||/<> Düşünce, konuşma, sözcük, mantık, doktrin, öğreti, sav, bilim. İLE/||/<> Kendi, aynı, kendi kendine, kendine ait, öz [otoimmün: Bağışıklık sisteminin kendi gözelerine saldırması]. )


- İDEOLOJİ = İLM-İ SUVER-İ AKLİYE, FİKRİYAT, İLM-İ TASAVVUR = IDEOLOGY[İng.] = IDÉOLOGIE[Fr.] = IDEOLOGIE[Alm.] = IDEOLOGÍA[İsp.]


- IDIOSYNCRASY[İng.] ile/değil/yerine/= İDİOSENKRAZİ


- İDİYOSENKRAZİ/IDIOSYNCRACY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜN DUYARLIK


- İFFET = UT = CHASTITY[İng.] = CHASTETÉ[Fr.] = KEUSCHHEIT[Alm.] = CASTITAS[Lat.]


- İFŞÂ ile VAHİY


- İHKÂMU'Ş-ŞEY'[Ar.] ile İBRÂMUHU[Ar.]


- İKBÂL[Ar.] ile MUDİYY[Ar.] ile MECÎ'[Ar.]


- İKİ YIL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALTMIŞ YIL

( Konuşabilmek için gerekli zaman. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Susabilmek ve susabilmeyi anlayabilmek için geçen [ya da bu kadar uzun sürmeyebilecek] zaman. )


- İKİ(2) ile HER ŞEY/HERKES/HER ZAMAN

( TWO vs. EVERYTHING/EVERYBODY/EVERYTIME )


- SECONDARY[İng.] / SECONDAIRE[Fr.] / SEKUNDÄR[Alm.] ile/değil/yerine/= İKİNCİL


- İKİSİ AYRI ...:
"ŞEYLER" değil ŞEY


- İKİYE BÖLMEK ile İKİYE BÖLÜNMÜŞ ile İKİYE BÖLME ile İKİYE BÖLÜNMÜŞ ile AÇIORTAY

( BISECT vs. BISECTED vs. BISECTION vs. BISECTIONAL vs. BISECTOR )

( دو بخش کردن ile دونيم کردن ile دونيم ile دو نيم ile تنصيف ile دو نيمي ile نيمساز ile منصف )

( DO BAKHSH KARDAN ile DONYM KARDAN ile دونيم ile DO NEYM ile تنصيف ile DO NEYMY ile NEYMOSAZ ile MANSEF )


- İKRÂ ile/ve/değil/||/<> VAHİY


- NÂKİLİYET[Osm.] / TRANSMISSIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİLİRLİK


- İLETİŞİM TÜRLERİ:
KİTLE İLETİŞİMİ ile/ve/değil/||/<>/< ÖRGÜTSEL DÜZEY ile/ve/değil/||/<>/< ÖBEKLERARASI DÜZEY ile/ve/değil/||/<>/< KİŞİLERARASI DÜZEY ile/ve/değil/||/<>/< KİŞİSEL DÜZEY


- NAKLEDEN, NAKLETMEK[Osm.] / CONDUCTOR, CONDUCTANCE, CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTEUR, CONDUCTIBILITÉ[Fr.] / LEITER, LEITFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKEN/LİK


- ALÂKA[Osm.] / AFFINITY[İng.] / AFFINITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLGİ


- İLHAM ile VAHİY

( Kuşkulu. İLE Kuşkusuz. )

( ... İLE Özdeki kaydın, açığa çıkması. )


- İLK HERŞEY


- İLK SARAY


- ILLNESS vs. SICKNESS vs. AILMENT vs. DISEASE vs. MALADY


- ILLUSORY SUPERIORITY[İng.] değil/yerine/= ASILSIZ ÜSTÜNLÜK

( Kişinin kendi özelliklerini ve becerilerini diğerlerinden üstün görmesi olarak bilinen bir tür bilişsel taraflılık. Özellikle zeka ya da bir testi yapabilme yeteneği gibi istenilen kişisel özelliklere sahip olmak söz konusu olduğunda etkisi görülür. Sosyal psikoloji tarafından incelenen pozitif illüzyonlardan birisidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İLTİFAT ile/ve ONAY


- STILL POT, STILL BODY[İng.] / CORPS D'ALAMBIC[Fr.] / DESTILLERKESSEL, DESTILLIERKOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMBİK


- IMMORAL/ITY[Fr./İng.] değil/yerine/= TÖRETANIMAZ/LIK

( Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan. | Töre kurallarına aykırı olan. )


- IMMÜNİTE/IMMUNITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK


- IMMUNOENGİNEERİNG ile/||/<> NATURAL IMMUNİTY

( Immunoengineering bağışıklık sisteminin mühendislik yaklaşımla düzenlenmesiyken İLE natural immunity doğal bağışıklık yanıttır )

( Formül: CAR-T therapy )


- IMMUNOFLUORESCENCE ile/||/<> IMMUNOHISTOCHEMISTRY

( Immunofluorescence floresan işaretleme kullanırken İLE immunohistochemistry enzim işaretleme kullanır )

( Formül: Antikor lokalizasyon )


- IMMÜNOJENİTE/IMMUNOGENICITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLILIK YETISİ


- IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= İMMÜNOLOJİ

( Bağışıklık sistemini çalışan bilimin adıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- IMMÜNOLOJİ/IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BİLİMİ


- IMMUNOLOGY[Fr.] / IMMUNITÄTSFORSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İMMUNOLOJİ


- IMMÜNOMODÜLATÖR/IMMUNOMODULATORY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAŞTIRICI


- IMMÜNOTERAPİ/IMMUNOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= AŞI TEDAVİSİ, BAĞIŞIKLIK SAĞALTIMI


- IMMUNOTHERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= İMMUNOTERAPİ


- IMPLY :/yerine İMA ETMEK


- IMPORT and DISCOUNTED IMPORTS and IMPORT LEVY and IMPORT REGIME and IMPORT SUBSTITUTION and SAFETY CONTROLS ON IMPORTS and SUBSIDISED IMPORTS

( İthalat. VE Dampingli ithalat. VE İthalat prelevmanı. VE İthalat rejimi. VE İthalat ikâmesi. VE İthalattaki güvenlik kontrolleri. VE Sübvansyonlu ithalat. )


- IMPROVEMENT vs. CONTINUITY


- [IN] ONE DAY vs. [IN] SAME DAY


- INCIDENT :/yerine OLAY


- INCREASINGLY :/yerine GİDEREK


- INCREMENT OF PRODUCTION vs./and SEARCH/LOOK FOR QUALITY


- INDEPENDENCE vs./and SOLIDARITY


- INDEX THEORY ile/||/<> RİEMANN-ROCH

( Index diferansiyel operatör, R-R cebirsel geometri. )

( Formül: Differential operator İLE algebraic geometry )


- INDIVIDUAL[İng.] değil/yerine/= BİREY


- INDIVIDUAL :/yerine BİREY


- INDIVIDUALSIM vs. INDIVIDUALITY


- INDUSTRY :/yerine ENDÜSTRİ


- INFER vs. IMPLY


- INFERTILITE/INFERTILITY[İng.] değil/yerine/= KISIRLIK


- INFORMATION THEORY ile/||/<> COMMUNİCATION THEORY

( Information theory bilginin matematiksel ölçümü ve kodlamasını incelerken İLE communication theory bilgi aktarım sistemlerini mühendislik açısından inceler )

( Formül: Shannon entropy )


- INITIALLY :/yerine BAŞLANGIÇTA


- INJURY :/yerine YARALANMA


- İNORGANİK KİMYA[İng. INORGANIC CHEMISTRY] ile/||/<> ORGANİK KİMYA[İng. ORGANIC CHEMISTRY]

( Genellikle karbon içermeyen, organik olmayan bileşiklerin fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Asitler, bazlar, tuzlar, mineraller, metaller ve ametaller buna örnek olarak verilebilir. İnorganik kimya ya da anorganik kimya; mermerin, seramiklerin, tuzların yapısını da inceler. @@ Temel yapısını karbon atomunun oluşturduğu, karbon atomunun yanında hidrojen, oksijen, azot, fosfor gibi atomları da içeren bileşiklerin fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Organik bileşikler doğada daha çok biyolojik organizmaların yapısında bulunur. Organik bileşiklere olan ilgi geçmişten günümüze giderek artmıştır. Bu bağlamda organik bileşikler laboratuvar ortamında üretilmeye çalışılmıştır. Laboratuvar ortamında üretilen ilk organik bileşik üredir (CH4N2O). Alman kimyager Friedrich Wöhler 1828'de amonyum siyanatı ısıtarak üreyi elde etti. Bu çalışmadan sonra birçok bileşik laboratuvarda yapay olarak üretilebilmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- INORGANIC CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE MINÉRALE[Fr.] / ANORGANISCHE CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNORGANİK KİMYA


- İNOTROPİ/INOTROPY[İng.] değil/yerine/= KASILMA GÜCÜ


- INQUIRY :/yerine SORUŞTURMA, SORGU


- İNSAN GELİŞİMİ KURAMCILARINDA:
MARGARET MAHLER ile/ve/||/<> JOHN BOWLBY ile/ve/||/<> SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> ERIK ERIKSON ile/ve/||/<> JEAN PIAGET ile/ve/||/<> DANIEL STERN


- İNSANBİLİM = BEŞERİYAT = ANTHROPOLOGY[İng.] = ANTHROPOLOGIE[Fr., Alm.] = ANTHROPOS:İNSAN. LOGOS:BİLİM[Yun.] = ANTROPOLOGÍA[İsp.]


- İNSANCILLIK = POLITENESS, COURTESY[İng.] = HUMANITÉ[Fr.] = MENSCHENFEUNDLICHKEIT[Alm.] = HUMANITAS[Lat.]


- İNSANLIK = BEŞERİYET, İNSANİYET = HUMANITY[İng.] = HUMANITÉ[Fr.] = HUMANITÄT, MENSCHHEIT[Alm.] = HUMANITAS[Lat.]


- INSPIRATUVAR/INSPIRATORY[İng.] değil/yerine/= SOLUKALIM İLİŞKİLİ


- INSTABILITE/INSTABILITY[İng.] değil/yerine/= DENGESİZLİK


- INTEGRANT vs. COMPLEMENTARY


- INTELLIGENCE vs./and SKILL/ABILITY


- INTENSITY :/yerine YOĞUNLUK


- INTEREST vs. SYMPATHY


- INTEROPERABILITE/INTEROPERABILITY[İng.] değil/yerine/= BİRLİKTE ÇALIŞABİLİRLİK


- INTERSECTİON THEORY ile/||/<> CHERN CLASS THEORY

( Intersection theory cebirsel çeşitlerin kesişim çarpımını incelerken İLE Chern class theory vektör bundle karakteristik sınıflarını inceler )

( Formül: Intersection product )


- INTRACAVITY ABSORPTION SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= İNTRAKAVİTE SOĞURMA SPEKTROSKOPİSİ


- İNVAZİV RADYOLOJİ/INTERVENTIONAL RADIOLOGY[İng.] değil/yerine/= GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ


- İNZİVÂ'[< ZUVİYY < ZEYY] -ile

( BİR KÖŞEYE ÇEKİLME, ÇEKİLİP HİÇBİR İŞE KARIŞMAMA | DÜNYA İŞLERİNDEN VAZGEÇME )


- İRITABILITE/IRRITABILITY[İng.] değil/yerine/= HUZURSUZLUK | TEPKİSELLİK


- IRK değil/yerine/= SOY


- İŞ ile İLGİLENİLEBECEK BİR ŞEY

( BUSINESS vs. SOMETHING TO INTEREST )


- İŞAR ile İŞARİ OY


- İSG/OCCUPATIONAL HEALTH AND SAFETY[İng.] değil/yerine/= İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ


- HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR[Fr.] / WÄRMEKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI SIĞASI


- PHOTOSENSITIVITY[İng.] / PHOTOSENSITIVITÉ[Fr.] / IŞĞA DUYARLILIK[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIĞA DUYARLILIK


- KUDRET-İ ZİYÂ[Osm.] / LUMINOUS ENERGY[İng.] / ÉNERGIE LUMINEUSE[Fr.] / LICHTENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK ENERJİSİ


- LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= IŞIK ETKİNLİĞİ


- SÜRAT-İ ZİYÂ[Osm.] / LIGHT VELOCITY[İng.] / VITESSE DE LA LUMIÈRE[Fr.] / LICHTGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK HIZI


- LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX[Fr.] / LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK VERİMİ


- LIGHT INTENSITY, LUMINOUS INTENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= IŞIK YEĞİNLİĞİ


- PHOTOMETRY[İng.] / PHOTOMÉTRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞIKÖLÇÜM, FOTOMETRİ


- THERMAL RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL DİRENÇLİLİK


- THERMOJUNCTION BATTERY[İng.] / BATTERIE THERMOJOINTE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL EKLEM BATARYA


- KUDRET-İ HARRÎ[Osm.] / THERMAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE ENERGIE, WÄRMEENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL ENERJİ/ISI ENERJİSİ


- THERMAL HENRY[İng.] / HENRY THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES HENRY[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL HENRY


- THERMOELASTICITY[İng.] / THERMOÉLASTICITÉ[Fr.] / THERMOELASTIZITÄT, PHOTOELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/IŞIL ESNEKLİK


- THERMAL CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ THERMIQUE[Fr.] / WÄRMELEITFÄHIGKEIT, PHOTOLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/IŞIL İLETKENLİK


- THERMOCHROMY[İng.] / THERMOCHROMIE[Fr.] / THERMOCHROMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL RENKLİLİK/RENK DEĞİŞİMİ


- THERMAL CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL SIĞA


- THERMAL EFFICIENCY[İng.] / THERMISCHE WINKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL VERİMİ


- PHOTOCHEMISTRY[İng.] / PHOTOCHIMIE[Fr.] / PHOTOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILKİMYA, FOTOKİMYA


- ŞUA[Osm.] / RAY[İng.] / RADIUS[Fr.] / STRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIN, VEKTÖR


- RADIOACTIVE DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION RADIOACTIVE, DÉTÉRIORATION RADIOACTIVE[Fr.] / RADIOAKTIVER ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN/RADYOAKTİF BOZUNMA/BOZUNUM


- RADIOACTIVITY[İng.] / RADIOACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİNLİK


- RADIANT FLUX DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE FLUX RADIATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM AKISI YOĞUNLUĞU


- LUMINOSITY[İng.] / STRAHLUNGSLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM GÜCÜ


- RADIATION SAFETY[İng.] / SÛRETÉ RADIOLOGIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM GÜVENLİĞİ


- RADIANT EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT RADIATIF[Fr.] / STRAHLUNGSNUTZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM VERİMİ


- RADIANT INTENSITY, RADIATION INTENSITY[İng.] / STRAHLUNGSINTENSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM YEĞİNLİĞİ


- RADIANT DENSITY[İng.] / DENSITÉ RADIATIVE[Fr.] / STRAHLDICHTE, STRAHLUNGSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM YOĞUNLUĞU


- IST/IMMÜNOSÜPRESİF TEDAVİ/IMMUNOSUPPRESSIVE THERAPY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI SAĞALTIM


- İSTÎKA'["ka" uzun okunur] ile İSTÎKA'["ka" uzun okunur] ile İSTİKA'[Ar. < SAKY]["ka" uzun okunur] ile İSTİKA/İSTEKA[İt. < Cerm.]

( Olacak/gerçekleşecek, vuku' bulacak diye endişelenme. İLE Olmasını bekleme, olacak diye endişeye düşme. İLE İçecek su alma, su isteme. İLE Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik. )


- İSTİKLÂL MARŞI ve/||/<>/< MEHMET ÂKİF ERSOY

( Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim, milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

Mehmet Âkif ERSOY )


- İSTÎLÂ'[Ar. < VELY] ile İSTİ'LÂ'[Ar. < ULÜVV]

( Bir yeri kuvvet kullanarak ele geçirme. | Yayılma, kaplama. | Basma.[Jeoloji'de] İLE Yükselme. | Üste çıkma, üstün gelme. )


- IUPAC[Alm.] ile/değil/yerine/= IUPAC INTERNATİONAL UNİON OF PURE AND APPLİED CHEMİSTRY


- IUPAC[Fr.] ile/değil/yerine/= IUPAC: INTERNATİONAL UNİON OF PURE AND APPLİED CHEMİSTRY


- IUPAC: INTERNATIONAL UNION OF PURE AND APPLIED CHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= IUPAC: ULUSLARARASI SAF VE UYGULAMALI KİMYA DERNEĞİ


- IVUS/İNTRAVASKÜLER ULTRASONOGRAFİ INTRAVASCULAR ULTRASONOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DAMAR İÇİ ULTRASONOGRAFİ


- IODOMETRY[İng.] / JODOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYODOMETRİ


- ION EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] / IONENAUSTAUSCH CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON DEĞİŞTİRME KROMATOGRAFİSİ


- ION EXCLUSION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= İYON DIŞLAMA KROMATOGRAFİSİ


- İYON[İng. ION] ile/||/<> İYONLAŞMA ENERJİSİ[İng. IONIZATION ENERGY]

( Pozitif ya da negatif yüklü atom ya da atom gruplarıdır. Pozitif yüklü iyonlara katyon; negatif yüklü iyonlara ise anyon denir. Nötr atomların elektron kazanıp kaybetmesi sonucunda iyon adı verilen yüklü parçacıklar oluşur. @@ Gaz hâldeki nötr bir atomdan bir elektron koparmak için gerekli olan enerjidir. Gaz hâlindeki nötr bir atomdan bir elektron koparmak için gereken enerjiye birinci iyonlaşma enerjisi, ikinci elektronu koparmak için gereken enerjiye ikinci iyonlaşma enerjisi denir. Bu biçimde üçüncü, dördüncü iyonlaşma enerjisi olarak devam eder. İyonlaşma enerjisi atom yarıçapı ile ters orantılıdır, çünkü atom yarıçapı küçüldükçe elektronlar çekirdeğe yaklaşacağından daha fazla çekilirler. Bu durum elektronun koparılmasını zorlaştıracağından iyonlaşma enerjisi daha fazla olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ION CHROMATOGRAPHY[İng.] / IONEN CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON KROMATOGRAFİSİ


- ION SCATTERING SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= İYON SAÇILIM SPEKTROSKOPİSİ


- ION DENSITY[İng.] / DENSITÉ IONIQUE[Fr.] / IONENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYON YOĞUNLUĞU


- IONIC MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= İYONİK DEVİNİRLİK


- IONIZATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE D'IONISATION[Fr.] / IONISATIONSENERGIE, IONISIERUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İYONLAŞMA ENERJİSİ


- IONOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= İYONOGRAFİ


- İZİN ile/ve/değil/yerine ONAY

( [not] PERMISSION vs./and/but TO APPROVE
TO APPROVE instead of PERMISSION )


- İZOVELOSITE/ISOVELOCITY[İng.] değil/yerine/= EŞ HIZ


- JACK NOCHOLSON ile JACK STRAW ile JACKSON ile KRİKO ile KUTUDAKİ JACK ile HER İŞİN USTASI ile ÇAKAL ile JACKSTAY

( JACK NOCHOLSON vs. JACK STRAW vs. JACKSON vs. JACK vs. JACK IN THE BOX vs. JACK OF ALL TRADES vs. JACKAL vs. JACKSTAY )

( جک زدن ile جک ile علي ورجه ile جک نيکولسن ile هر کاره ile جک استراو ile شغال ile جکسون ile بند تير )

( JAK ZADAN ile JAK ile ALY VARJEH ile جک نيکولسن ile NPAR KAREH ile JAK ESTERAV ile SHGHAL ile JAKSON ile BAND TYR )


- JAKETATAY ile JAKETATAYLI


- JANSKY NOISE[İng.] / BRUIT DE JANSKY[Fr.] / JANSKY-RAUSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= JANSKY GÜRÜLTÜSÜ


- JASPER ile JASPERY

( JASPER vs. JASPERY )

( ژاسب ile يشمي )

( ZHASB ile يشمي )


- GEL PERMEATION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= JEL GEÇİRGENLİK KROMATOGRAFİSİ


- JEOLOJİ[İng. GEOLOGY] ile/||/<> AALENİYEN ÇAĞI[İng. AALENIAN STAGE] ile/||/<> AKİTANİYEN ÇAĞI[İng. AQUITANIAN STAGE] ile/||/<> ALBİYEN ÇAĞI[İng. ALBIAN STAGE] ile/||/<> ANAHTAR FOSİL[İng. INDEX FOSSIL] ile/||/<> APSİYEN ÇAĞI[İng. APTIAN STAGE] ile/||/<> JURA[İng. JURASSIC] ile/||/<> KRETASE[İng. CRETACEOUS] ile/||/<> MEZOZOYİK[İng. MESOZOIC]

( Ana inceleme ve çalışma konusu olan dünya ve özellikle taş kürenin içeriğini, özelliklerini, yapısını şekillendiren süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Temel olarak dünyayı incelemekle beraber, başka gezegenlerinde yer yapısına dair incelemeler yapan bir bilim dalıdır. @@ Günümüzden 174 milyon ile 170.3 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Aaleniyen Çağı, Orta Jura Devresi'nin dört bölümünden en küçüğüdür. Bajosiyen Çağı'nın altında, Alt Jura Devresi'ndeki Toarsiyen Çağı'nın üzerinde yer alır. @@ Günümüzden 23.03 milyon yıl ile 20.4 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Miyosen Devri kayaçlarının en erken ve en alt bölümü olup adını Güneybatı Fransa'daki Aquitaine bölgesinde bulunan kayaçlardan almaktadır. @@ Günümüzden 113 milyon yıl ile 100.5 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Alt Kretase Devresi'nin altı ana bölümünden en üstte olanıdır. Albiyen Çağı kayaçları; Apsiyen Çağı kayaçlarının üzerinde, Senomaniyen Çağı kayaçlarının altında yer alır. @@ Dar bir jeolojik zaman aralığında yaşamış ve ortam koşullarının değişimi ile yok olmuş, bu zaman aralığını simgeleyen, farklılıkları ve/veya bollukları ile kolayca ayırt edilen ve tanınabilen, geniş bir coğrafi dağılımı olan, içinde bulunduğu katmanın yaşını belirlemede ve birbirinden uzak kayaçları ilişkilendirmede kullanılan fosillerdir. @@ Günümüzden 125 milyon ile 113 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Dünya çapında biriken kayaları temsil eden Alt Kretase Devresi'ndeki altı ana bölümden beşincisi. Apsiyen Çağı'na ait kayalar Barremiyen Çağı'na ait kayaların üzerinde yer alır ve Albiyen Çağı'na ait kayaların altında bulunur. @@ Jura (201.3-145 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Mezozoyik'in 3 majör zaman dilimi olan Triyas, Jura ve Kretase arasında ortancadır. Yaklaşık olarak 201.3 milyon yıl önce ile 145 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Dinozorların çağı olarak bilinir. Geç Triyas'ta evrimleşmeye başlamış ilkin dinozorların çeşitlendiği ve irileşmenin gözlendiği dönemdir. Okyanusları ve gökyüzünü de sürüngenler doldurmuştur. Ufak boyutları olan memelilerde ise plasentanın evrimi ile doğurma gibi evrimsel çeşitlenmelerin gözlendiği zamandır. Jura, kendi içinde Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç zaman diliminde incelenir. @@ Kretase (145-66 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Mezozoyik'in 3 majör zaman dilimi olan Triyas, Jura ve Kretase arasından sonuncusu ve en uzun sürenidir. 145 milyon yıl önce ile meteorun Meksika Körfezi'ne çarptığı 66 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Yaklaşık olarak 79 milyon yıl sürmüştür. Kretase'nin bitişi ile Senozoyik Zaman'ın ilk dilimi olan Paleojen başlayacaktır. @@ Mezozoyik (251.9-66 myö) bir jeolojik zaman dilimidir. Dinozorların çağı olarak da bilinir. Çünkü dinozorların evrimleşmeye başladığı 251.902 milyon yıl önce ile non-avian dinozorların soyunun tükendiği 66 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Mezozoyik'ten sonra Senozoyik, önce ise Paleozoyik gelmektedir. Mezozoyik kendi içinde Triyas, Jura ve Kretase olmak üzere 3 majör dönemde incelenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- JERSEY ADASI ile/ve/<> GUERNSEY

( Victor Hugo, Jersey Adası'nda, kanal adalarından olan Guernsey'e sürgüne gönderilmiştir ve ünlü kitabı "Sefiller"i burada kaleme almıştır.[1850] )


- JİGOLO ile DREAMBOY


- JİM ile JİMMY

( JIM vs. JIMMY )

( جيم ile چابک دست )

( جيم ile CHABAK DAST )


- JOHN BOWLBY ile/ve/||/<>/> MARY AINSWORTH ile/ve/||/<>/> MARY MAIN

( 1907 - 1990 ile/ve/||/<>/> 1913 - 1999 ile/ve/||/<>/> 1943 - 2023 )


- JOHN ile JOHN ASHCROFT ile JOHN CRAY ile JOHN GLENN ile JOHN KERRY ile JOHN PAUL II

( JOHN vs. JOHN ASHCROFT vs. JOHN CRAY vs. JOHN GLENN vs. JOHN KERRY vs. JOHN PAUL II )

( يوحنا ile جان ile يحيي ile جان اشکرافت ile جان کري ile جان کلن ile ژان پل دوم )

( يوحنا ile JAN ile YHEYY ile JAN ESHEKRAFT ile JAN KARY ile JAN KALAN ile ZHAN PEL DOM )


- JOINT AND SEVERALLY and JOINT AND SEVERALLY RESPONSIBLE (LIABILITY)

( Ortaklaşa/müştereken ve müteselsilen. VE Ortaklaşa/müştereken ve müteselsil sorumlu/luk. )


- JOKEY ile JOKEYLİK

( JOCKEY vs. JOCKEYING )

( چابک سوار ile سوارکار ile سوار کاري کردن ile سوارکاري )

( CHABAK SAVAR ile SAVARKAR ile SAVAR KARY KARDAN ile SAVARKARY )


- JOULE-CLAUSIUS VELOCITY[İng.] / VITESSE DE JOULE-CLAUSIUS[Fr.] / JOULE-CLAUSIUS-GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= JOULE-CLAUSİUS HIZI


- JOURNEY :/yerine YOLCULUK


- JOY :/yerine NEŞE


- JUDGEMENT ABILITY[İng.] değil/yerine/= YARGILAMA YETISİ/MUHAKEME BECERİSİ


- JURISTIC PSYCHOLOGY[İng.] değil/yerine/= ADALET PSİKOLOJİSİ

( Yasaların yapım ve uygulanmasının suç davranışıyla ilgisini araştıran psikoloji dalıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- JURY :/yerine JÜRİ


- JUSTICE vs. EQUALITY


- JUSTICE vs. EQUITY


- JUSTICE vs. MERCY


- JUSTIFY :/yerine HAKLI ÇIKARMAK


- K-THEORY ile/||/<> COBORDİSM

( K-theory vektör bundle İLE cobordism manifold sınır. )

( Formül: Vector bundles İLE manifold boundaries )


- KABİLE ile/ve/değil/||/<>/> KÖY


- KABZ ile/||/<> HABN ile/||/<> HAZF ile/||/<> TAY ile/||/<> KEŞF


- STRAY[İng.] / VAGABOND[Fr.] / VAGABUND[Alm.] ile/değil/yerine/= KAÇAK


- KADIKÖY ile KADIKÖY TAŞI


- CADMIUM CUTOFF ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE COUPURE DU CADMIUM[Fr.] / KADMIUM-ABSCHALTENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM KESME ENERJİSİ


- PAPER CHROMATOGRAPHY[İng.] / PAPIER CHORMATOGRAPHIE[Fr.] / PAPIER CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAĞIT KROMATOGRAFİSİ


- KALAY ile/ve/||/<>/> KALAYLAMA

( Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir öğe. [simgesi Sn] | Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası. | Aldatıcı görünüş. | Sövme, küfür. İLE Oksitlenmeden korumak için bir metal parçasını ya da kabı kalay tabakası ile kaplamak. | Eksiklikleri, kusurları görünüşte gizlemeye çalışmak. | Sövmek. )


- TIN[İng.] / ÉTAIN[Fr.] / ZINN[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAY


- KALAYLAMAK ile KALAYLANMAK ile KALAYLATMAK ile KALAY ile KALAYCI/LIK ile KALAYLI ile KALAYSIZ


- KALİTE/Lİ[Fr./İng. < QUALITY] değil/yerine/= NİTELİK/Lİ


- KALITILABİLİRLİK[İng. HERITABILITY] ile/||/<> KALITSAL SAĞIRLIK[İng. HEREDITARY DEAFNESS] ile/||/<> KALITSALLIK[İng. HERITABILITY]

( Genetik farklılıklardan ötürü bir özelliğin, bir popülasyon içerisinde, bireyler arasında gözlenebilir farklılıklar yaratabilme olasılığı. Genetik, çevre ve şans etmenleri, kalıtılabilirlik değerini etkiler. Solaklık ve sağlaklık üzerinde yapılan çalışmalar, bu özelliğin kalıtılabilirliğinin %26 olduğunu gösterir. @@ Kulak oluşumundaki basamaklardan birkaçını etkileyerek sağırlığa neden olan mutasyonlar. @@ Bir canlıdaki kalıtsal olarak aktarılabilen fenotipik çeşitliliğin, canlının tüm fenotipik çeşitililiğine oranı. Bir diğer deyişle, çeşitliliğin ne kadarlık bir kısmının genetik kökenli olduğunun göstergesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- CHALCEDONY[İng.] ile/değil/yerine/= KALSEDON


- KAMER ile KAMERA ile KAMERİ ile KAMERSİZ ile KAMERİ AY ile KAMERİ YIL ile KAMER BALIĞI ile KAMERA ŞAKASI ile KAMERİ TAKVİM


- KAMPİMETRİ/CAMPİMETRY[İng.] değil/yerine/= GÖRME ALAN ÖLÇÜMÜ


- KAMUTAY ile/ve/||/<> KURULTAY[Moğolca]

( Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin genel kurulu. İLE Ulusal ya da uluslararası bilimsel toplantı. | Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları, temel konuları konuşmak ve yeni kurullar seçmek üzere belirli sürelerle ya da gerektikçe yaptığı genel toplantı. | Eski Türkler'de, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı kurul/meclis. )


- KAMUTAY ile/ve/||/<>/> OĞUŞLUK KAMUTAYI ile/ve/||/<>/> ULUS KAMUTAYI ile/ve/||/<>/> URAY KAMUTAYI

( MECLİS ile/ve/||/<>/> AİLE MECLİSİ ile/ve/||/<>/> MİLLET MECLİSİ ile/ve/||/<>/> BELEDİYE MECLİSİ )


- KAN ÖBEKLERİNDE:
0 ile/değil BOMBAY

( ... İLE/DEĞİL 250 bin kişide bir görüldüğü tahmin edilmektedir. Beklenilenden farklı bir kan öbeğiyle olan doğumda, Bombay olabilir şüphesiyle yaklaşılabilir. Yani, çiftlerin her birinin kanı 0 öbeği olduğu durumda, çocuğun kan öbeğininin A ya da B olması pek beklenmez, ancak bu tarz bir durumda çiftlerden herhangi birinin kan öbeğinin Bombay olma olasılığı üzerinde durulabilir. )


- KANAT ÖĞRENİMİNDE:
UÇUŞ(TA)/FLY ile/ve/değil/||/<>/< YER ÇALIŞMASI/GROUND TRAINING


- KANATTA:
MESAFE ile/ AKROBASİ ile/ HIKE&FLY


- KANSER[İng. CANCER] ile/||/<> GEN TERAPİSİ[İng. GENE THERAPY] ile/||/<> GENOMİK DENGESİZLİK[İng. GENOMIC IMBALANCE] ile/||/<> KARSİNOFOBİ[İng. CARCINOPHOBIA] ile/||/<> KÖK URU[İng. AGROBACTERIUM TUMEFACIENS] ile/||/<> TÜMÖR[İng. TUMOR]

( Tıpta "kötü huylu neoplazma" olarak da bilinen, kontrol dışı göze büyümesi ile karakterize edilmiş geniş bir hastalık sınıfı. Kanserli gözeler kontrol edilemez bir biçimde gelişir ve ürerler. Bu yüzden kötü huylu tümörler oluştururlar ve vücudu önce bölgesel olarak, sonrasında tamamen işgal ederler. Kanser gözelerinin, kan akışı ve lenf kanalları aracılığıyla vücudun farklı yerlerine gidebildiği bilinmektedir. Günümüzde insanda görülen 200'den fazla kanser türü olduğu bilinmektedir. @@ Bir kişinin genlerini, hastalığı tedavi etmek ya da iyileştirmek için değiştiren bir tekniktir. Bu terapinin, kanser ve diğer durumları tedavi etme yolları üzerine yapılan araştırmalar devam etmektedir. @@ Kanser oluşumundaki ilk olaydır. DNA onarımı ve göze döngüsü kontrolünde meydana gelen kusurlar nedeniyle oluşur. Genomik dengesizlik, tümörü önleyen genin mutasyon geçirerek işlevini kaybetmesiyle ya da bir genin mutasyonla yeni bir işlev kazanarak kanserli gözeler üretmesi ile meydana gelir. @@ Kanser korkusu olarak bilinen, Yunancada "yengeç" anlamına gelen καρκίνος ("karkínos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Dikotiledöz bitkilerde (hububat hariç tüm tarımsal ürünler) kanser benzeri bir bitki hastalığına (kron gallu) neden olan bir toprak bakterisidir. Ti plazmidini içerir. Bakterinin tümör indüksiyon kabiliyeti, plazmid aracılığıyla komşu gözelere yayılır. @@ Herhangi bir sınırlama ya da sonlanma göstermeyen, konak canlının kontrol mekanizmaları dışında hareket eden, kontrolsüz göze çoğalmasıyla ortaya çıkan anormal bir doku kitlesidir. Neoplazinin tıp dilinde olağan kullanımı “tümör”dür. Aslında tümör deyimi; Latincedeki “tumor” sözcüğünden gelmektedir. Neo= yeni; plasm= oluşum, gelişme, büyüme anlamındadır. Onkolojide neoplazmların “benign” (iyi huylu) ve “malign” (kötü huylu) olarak gruplandırılması önemlidir. Kötü huylu tümörler, kanser gözelerinin bir diğer ismidir. Her tümör, kanser demek değildir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KANT'TA, TEMEL AYRIMLAR:
A PRIORI | A POSTERIORI ile/ve/||/<> TEZÂHÜR | KENDİNDE ŞEY ile/ve/||/<> GÖRÜ | KAVRAM

( ... und ERSCHEINUNG | DING AN SICH und ANSCHAUUNG | BEGRIFF )


- KAPASİTE[Fr./İng. CAPACITY] değil/yerine/= SIĞA/YETENEK/YETİ

( Bir kondansatörün, elektrik yığma sınırı. )

( Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, sığa. | Belirli bir alana sığabilecek kişi ya da nesne sayısı. | Bir işletmenin üretim miktarı. | Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. | Anlama, kavrama yeteneği. )


- KAPİLER/CAPİLLARY[İng.] değil/yerine/= KILCAL | KILCAL DAMAR


- | KAPİTALİZM ve BİREY | ile ULUS/MİLLET

( [ne yazık ki] | Birbirimizden uzaklaş(tır)arak. | DEĞİL/YERİNE/>< Birbirimize yaklaşarak. )


- KAPNOMETRİ/CAPNOMETRY[İng.] değil/yerine/= SOLUKTA KARBONDIOKSIT ÖLÇÜMÜ


- SİYAH CİSİM[Osm.] / BLACK BODY[İng.] / CORP NOIR[Fr.] / SCHWARZER STRAHLER/KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA CİSİM


- KARABUĞDAY ile/||/<>/< KARABUĞDAYGİLLER

( ... İLE/||/<>/< Taçsız iki çeneklilerden, ravent, kuzukulağı, kurtpençesi, çobandeğneği ve karabuğday gibi sapları boğumlu, çiçekleri başak ya da salkım durumunda bazı türleri hekimlikte kullanılan bitkileri içinde toplayan bir aile. )


- KARAÇİ ile KÜÇÜK KÖY

( KÜÇÜK KÖY )


- KARAİM = KARAY

( Çoğu Türk soyundan olan ve genellikle Polonya ve Litvanya topraklarında oturan bir Musevi topluluğu. )


- KARAR ile/ve ONAY

( DECISION vs./and APPROVAL/ACKNOWLEDGEMENT )


- İSTİKRAR NAZARİYESİ[Osm.] / STEADY STATE THEORY[İng.] / THÉORIE DE L'ÉTAT STATIONNAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI DURUM KURAMI


- STABILIZATION ENERGY[İng.] ile/değil/yerine/= KARARLILIK ENERJİSİ


- İSTİKRÂR[Osm.] / STABILITY[İng.] / STABILITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLILIK


- INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ[Fr.] / INSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARSIZLIK


- KARAVAN ile KERVANSARAY ile KERVANSARAY EV SAHİBİ

( CARAVAN vs. CARAVANSERAY vs. CARAVANSERAY HOST )

( کاروان ile کاروانسرا ile کاروانسر دار )

( KARVAN ile KARVANSARA ile KARVANSAR DAR )


- KARAY ile KARAYA


- CARBOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= KARBOLOJİ


- SQUARE WAVE POLAROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= KARE DALGA POLAROGRAFİSİ


- KARIN KASLARIMIZI, YERÇEKİMİNE:
DİKEY değil YATAY

( Karın kasları, ayakta durduğumuz sürece, çeşitli mide/bağırsak "şişirme/şişkinliğinden" ve yerçekimine karşı koyamadığından dolayı, zamanla aşağı/yere doğru sarkma durumuna geçmektedir. Bu duruma, en etkili çare/çözüm/destek ise karnınızı, yere paralel olacak biçimde havada/boşlukta bırakmaktır. Karın duvarı/kasları, kendini çok hızlı toparlayacak ve sıkılaştıracaktır. [Her gün birkaç dakikalık mekik çekmeden ya da fazla zorlanmadan karın kaslarınızı sıkılaştırabilirsiniz.][Ellerinizin/dirseklerinizin üzerinde ya da bir koltuğun karşısına, karnınız havada/boşlukta kalacak biçimde, bir sandalye/koltuk/puf vs. üzerine yüzükoyun uzanarak da bunu sağlayabilirsiniz. Bu çok fazla zorlanmayacağınız uygulamayı her gün 2-3 dk. bile yapsanız etkisi/artısı büyük olacaktır. Tabii zamanla olabildiği kadar dayanmanızı ve süreyi artırmanızda yarar vardır. Belki daha sonra mekik çekmeye başlamak için güç ve güdülenme de sağlayacaktır.] )


- MISCIBILITY[İng.] / MISCIBILITÉ[Fr.] / MISCHBARKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞABİLİRLİK


- KARIŞAN KALITIM[İng. BLENDING INHERITANCE] ile/||/<> KARIŞIK BANKA TEORİSİ[İng. MIXED BANK THEORY]

( Fenotipteki kalıtsal özelliklerin birbirine karışarak yavruya aktarıldığını ve bu yüzden yavruda, ebeveynlerinin özelliklerinin bir karışımı olduğunu ileri süren hipotezdir. Günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. @@ Kırmızı Kraliçe teorisine alternatif bir teori. Teori seksin evrimsel süreçteki rolünü açıklamak için ileri sürülmüştür. Graham Bell tarafından 1982 yılında öne sürülen bu teoriye göre seksin evrimsel süreçteki işlevi yavru sayısını arttırmaktır. "Karışık Banka" kavramı Darwin'in "The origin" adlı kitabında geçen bir kavram.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KARŞI DÖLLEME[İng. OUTBREEDING] ile/||/<> KARŞI DÖLLEME KRİZİ[İng. OUTBREEDING DEPRESSION] ile/||/<> KARŞILAŞTIRMALI YÖNTEM[İng. COMPARITIVE METHOD] ile/||/<> KARŞILIKÇILIK[İng. RECIPROCITY]

( Aile bağları olmayan bireylerin üremesi. Soy içi üremenin karşıtı. @@ Biyolojide, genetik olarak uzak olan bireyler arasındaki çaprazlamalardan kaynaklanan nesillerin ebeveynlerinden ya da ebeveynlerinin kendi çevrelerindeki bireylerle olan döllerinden daha düşük seçilim değerlerine sahip olması durumu. @@ Tür gruplarının sahip oldukları özellikleri ve yaşadıkları çevreleri kıyaslayan bir araştırma yöntemidir. Amacı, adaptasyonla ilgili hipotezleri test etmek ve sonuçlarını görmektir. @@ Genellikle iki ayrı türden olan, iki ayrı bireyin, birbirleriyle olan etkileşimlerinden ikisinin de faydalanması durumudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- COMPARISON SPECTROSCOPY[İng.] / COMPARAISON SPECTROSCOPE[Fr.] / VERLEICH SPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILAŞTIRMA SPEKTROSKOPİSİ/SPEKTROSKOPU


- KARŞILIKLI EVRİM[İng. COEVOLUTION] ile/||/<> HOMEOPLAZİ[İng. HOMEOPLASY]

( Birbirleriyle yakından ilişkili olan türlerin, evrimsel süreçte birbirleriyle uyumlu adaptasyonlar geçirmesi durumu. Bitkiler ve tozlaşmalarını sağlayan hayvanlar arasında karşılıklı evrim görülmekte. @@ Karşılıklı evrim, paralellik ya da tersine dönme sonucunda, farklı türlerde bulunan karakterler arasındaki benzerliktir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KARŞIT = ZIT = CONTRARY[İng.] = CONTRAIRE[Fr.] = KONTRÄR[Alm.] = CONTRARIUS[Lat.] = CONTRARIO/RIA, OPUESTO/TA[İsp.]


- KARY ile/||/<> KURÂ

( Köy. İLE/||/<> Köyler. )


- KAŞEKSİ/CACHEXIA, CACHEXY[İng.] değil/yerine/= HASTALIKLI ZAYIFLIK


- KATABOLİZMA[İng. CATABOLISM] ile/||/<> KATALEPSİ[İng. CATALEPSY] ile/||/<> KATARSİS[İng. CATHARSIS] ile/||/<> KATASTROFİZM[İng. CATASTROPHISM]

( Enerji bakımından zengin büyük moleküllerin göze içindeki enzimlerin katalizörlüğünde daha küçük moleküllere parçalanması sürecidir. Metabolizmanın yıkım süreci olarak da isimlendirilebilir. Kelime; Antik Yunanca'daki kato, yani "aşağı" ve ballein, yani "fırlatmak" kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. @@ Vücudun kaskatı kesilerek, uzuvlarının verilen pozisyonlarda uzun süre sabit kaldığı duyu ve bilinç kaybı ile karakterize tıbbi bir durum. @@ Psikoanaliz'de önceden karşı karşıya kalınmış bir anıyı ya da duyguyu yeniden ortaya çıkararak bilinçaltındaki bir duygusal baskıyı, gerginliği giderme yöntemi. Tıpta bu deyim, yapay olarak kusma sağlanması anlamında da kullanılmaktadır: kusturucu. @@ Jeoloji'de, karasal oluşumların tamamının ya da büyük bir kısmının feci/katastrofik olaylar sonucunda oluştuğunu ileri süren görüş. Örnek olarak seller, kıta çarpışmaları, depremler, volkanik aktivite verilebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KATALEPSİ/CATALEPSY[İng.] değil/yerine/= KASILAKALIM


- SOLIDIFY[İng.] / ERMÜDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMAK


- KATIR ile ZEEBRASSE/ZONKEY[İng.]

( ... İLE Eşeklerle çiftleştirilen zebraların yavrularına verilen ad. [her 10.000 melezden sadece biri doğurgandır] )


- KATKI ile/ve/||/<>/> PAY

( Katkı vermeyen, pay alamaz. )


- EXTRINSIC PHOTOCONDUCTIVITY[İng.] / PHOTOCONDUCTIVITÉ EXTRINSÈQUE[Fr.] / STÖRSTELLEN-PHOTOLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKILI FOTOİLETKENLİK


- IMPURITY[İng.] ile/değil/yerine/= KATKISIZLIK


- CATHODE EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT CATHODIQUE[Fr.] / KATHODEN-LEISTUNGSFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT VERİMİ


- KAVİM ile/ve/||/<>/< AŞÎRET/BOY ile/ve/||/<>/< KABÎLE ile/ve/||/<>/< AKRABA ile/ve/||/<>/< AİLE


- KAVİTE/CAVITY[İng.] değil/yerine/= BOŞLUK


- KAY ile KAY[Ar.]

( Yaz yağmuru. İLE Kusmak. )


- BAĞLANMA:
KAYGILI <> KAÇINGAN
ile
GÜVENLİ <> KAYITSIZ-KAÇINGAN <> KORKULU-KAÇINGAN <> TAKINTILI

(

DÜŞÜK KAYGI ←───────→ YÜKSEK KAYGI
DÜŞÜK KAÇINMA ←───────→ YÜKSEK KAÇINMA
KAYITSIZ-KAÇINGAN
(Dismissing-Avoidant)
Yüksek Kaçınma
Düşük Kaygı
GÜVENLİ
(Secure)
Düşük Kaçınma
Düşük Kaygı
KORKULU-KAÇINGAN
(Fearful-Avoidant)
Yüksek Kaçınma
Yüksek Kaygı
TAKINTILI
(Preoccupied)
Düşük Kaçınma
Yüksek Kaygı

Yetişkin bağlanma biçimleri, iki temel bağlamda sınıflandırılır...

  • Kaygı: İlişkilerde terk edilme korkusunun şiddetini gösterir.
  • Kaçınma: Yakınlık kurmaktan rahatsızlık duyma derecesini yansıtır.

Dört Temel Biçim:

  1. Güvenli (Secure): Dengeli ilişkiler kurabilenler.
  2. Kayıtsız-Kaçıngan (Dismissing-Avoidant): Yakınlıktan kaçınan, bağımsızlığı vurgulayanlar.
  3. Takıntılı (Preoccupied): Aşırı ilişki odaklı, onay gereksinimi yüksek bireyler.
  4. Korkulu-Kaçıngan (Fearful-Avoidant): Yakınlık istemesine karşın reddedilmekten korkanlar.


)

(

Güvenli Bağlanma
Secure Attachment

Özellikler:

  • Düşük kaygı, düşük kaçınma
  • Dengeli ve sağlıklı ilişkiler kurabilme
  • Duygusal olarak erişilebilir ve tutarlı
  • Özgüvenli ve kendine yeten
Kayıtsız-Kaçıngan Bağlanma
Dismissive-Avoidant Attachment

Özellikler:

  • Yüksek kaçınma, düşük kaygı
  • Yakınlıktan rahatsız olma
  • Bağımsızlık vurgusu
  • Duygusal mesafe koyma eğilimi
Korkulu-Kaçıngan Bağlanma
Fearful-Avoidant Attachment

Özellikler:

  • Yüksek kaygı, yüksek kaçınma
  • Yakınlık isteği ile reddedilme kaygısı arasında çelişki
  • Tutarsız davranışlar
  • Duygusal dalgalanmalar
Takıntılı Bağlanma
Anxious-Preoccupied Attachment

Özellikler:

  • Yüksek kaygı, düşük kaçınma
  • Aşırı ilişki odaklılık
  • Onay gereksinimi yüksek
  • Terk edilme korkusu

Bağlanmada, Güvenli, Kaçıngan, Kaygılı, Takıntılı FaRkLaR'ı...

Türkçe İngilizce Kaygı Seviyesi Kaçınma Seviyesi
Güvenli Bağlanma Secure Attachment Düşük Düşük
Kayıtsız-Kaçıngan Dismissive-Avoidant Attachment Düşük Yüksek
Korkulu-Kaçıngan Fearful-Avoidant Attachment Yüksek Yüksek
Takıntılı Anxious-Preoccupied Attachment Yüksek Düşük
  • Bağlanma Kuramı: Attachment Theory (John Bowlby)
  • Kaygılı Bağlanma: Anxious Attachment (genel)
  • Kaçıngan Bağlanma: Avoidant Attachment (genel)
  • Düzensiz Bağlanma: Disorganized Attachment (çocuklukta görülen karmaşık biçim)
)

( ATTACHMENT: AVOIDANCE <> ANXIETY vs. SECURE <> DISMISSING AVOIDANT <> FEARFUL AVOIDANT <> PREOCCUPIED )


- KAYKILMAK ile KAY ile KAYA/LIK ile KAYI ile KAYA LİFİ ile KAYA SUYU ile KAYA TUZU ile KAYA BALIĞI ile KAYA HANİSİ ile KAYA HOROZU ile KAYA KELERİ ile KAYA SANSARI ile KAYA ÖRÜMCEĞİ ile KAYA GÜVERCİNİ ile KAYA SARIMSAĞI ile KAYA BALIĞIGİLLER


- KBTA/CORONARY COMPUTED TOMOGRAPHYANGIOGRAHY[İng.] değil/yerine/= KORONER BİLGİSAYARLI KESITÇEKİM DAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ, KORONER BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİK ANJIOGRAFİ


- KEDİ ile MARGAY

( ... İLE Adeta minyatür bir leoparı andıran, tüyleri ve yuvarlak yüzüyle yetişkin haliyle bile oldukça sevimli görünen Margay, geçmişte eşsiz kürkü yüzünden aşırı avlanmış ve soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Margayların boyları, 35 ile 50 cm. arasında değişirken, 2-4 kilo ağırlıkta olurlar. Kedi ailesinin en iyi tırmanma ustaları olan Margay'ın tırnakları özellikle sert ve keskindir. )


- KEFELİKÖY :

( Kefeliköy eski bir yerleşim bölgesidir. Öteden beri ayrı bir mahalle olarak algılanan Kefeliköy önceleri Büyükdere'ye, daha sonra Çayırbaşı'na, 1984'te Cumhuriyet Mahallesi ayrı bir muhtarlık olunca buraya bağlandı. Kefeliköy'ün Bizans öncesi dönemdeki ismi Dionysos bir efsane nedeni ile Dikata Petra idi. Kefeliköy halkını Osmanlılar döneminde 1475 yılında fethedilen Kefe'den getirilen göçmenler oluşturduğundan semtin isminin buradan geldiği düşünülebilir. Bilahare Kırım Savaşı (1853 - 1856) nedeni ile getirilen göçmenler de burada iskan edildiler. )


- KELVIN BODY[İng.] / CORPS DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN CİSMİ


- KEMOTERAPİ/CHEMOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= İLAÇLA KANSER SAĞALTIMI | İLAÇLA SAĞALTIM


- KENDİLİĞİNDENLİK = TAVİYET = SPONTANEITY[İng.] = SPONTANÉITÉ[Fr.] = SPONTANEITÄT[Alm.] = SPONTANEUS[Lat.] = ESPONTANEIDAD[İsp.] = TZU-JAN[Çince]


- KENDİLİK EVRELERİ'NDE:
0-2 ve/||/<>/> 2-6 ve/||/<>/> 7-15 ve/||/<>/> 15-30 AY

( Ortaya çıkmakta olan kendilik. VE/||/<>/> Çekirdek kendilik. VE/||/<>/> Öznelerarası kendilik. VE/||/<>/> Sözel kendilik. )


- KENDİNDE ŞEY = BİZATİHİ ŞEY = THING IN ITSELF[İng.] = CHOSE EN SOI[Fr.] = DING AN SICH[Alm.]


- KENDİNDE ŞEY ile/ve/||/<>/> KENDİ BAŞINA/"İÇİN" ŞEY

(

DING AN SICH ile DING AN FÜR SICH arasındaki FaRkLaR...
Ölçüt DING AN SICH
(Kendinde Şey)
DING AN FÜR SICH
(Kendi Başına/"için" Şey)
Temel Tanım Bilinçten ve algıdan bağımsız olarak var olan şey Bir bilinç için, zihnin koşulları altında beliren şey
Felsefî Alan Ontoloji (varlık düzlemi) Epistemoloji (bilgi düzlemi)
Bilinebilirlik Bilinemez; bilgi konusu yapılamaz Bilinebilir; insan bilgisinin konusudur
Bilinçle İlişki Bilinçten tamamen bağımsızdır Bilinçle zorunlu ilişki içindedir
Mekân ve Zaman Geçerli değildir Mekân ve zaman biçimleriyle kurulur
Zihnin Kategorileri Uygulanamaz Uygulanır (nedensellik, birlik, çokluk vb.)
Fenomen / Numen İlişkisi Numen ile ilişkilidir Fenomen alanına karşılık gelir
İşlevi Bilginin sınırını belirler Bilginin olanaklı olduğu alanı oluşturur
Aralarındaki İlişki Görünüşün kaynağıdır fakat erişilemez Kaynağı bilinemez olan görünüş biçimidir
Yaygın Yanlış Anlama "Gizli bir olgu sanılması" "Gerçekliğin kendi sanılması"
Kant'taki Etkisi Eleştirel felsefenin sınır kavramı Arı usun bilgi alanı
)

( DING AN SICH mit/und/||/<>/> DING AN FUR SICH )


- KENDİNDE ŞEY ile/ve KENDİ İÇİN ŞEY

( NEFS'ÜL EMR ile/ve ... )

( DING AN SICH ile/ve FUR SICH )

( RES cum/et REBUS )


- KENDİNDE (VARLIK/ŞEY) ile/ve/||/<>/+ KENDİ İÇİN (VARLIK/ŞEY) ile KENDİNDE VE KENDİ İÇİN VARLIK

( EXISTENCE IN SELF vs. EXISTENCE FOR SELF vs. EXISTENCE IN SELF AND FOR SELF )


- KESİLECEK ŞEY ÜZERİNDE BIÇAĞI ÇEVİRMEK[İTMEK/BASTIRMAK değil!]


- KESİNTİLİ DENGE[İng. INTERMITTENT EQUILIBRIUM] ile/||/<> KESİŞİMSELLİK[İng. INTERSECTIONALITY]

( Türlerin uzun süre değişmediklerini, çevrelerinde meydana gelen büyük değişiklikler sonucu bir anda değiştiklerini söyleyen evrimsel modelleme. @@ Kişisel deneyimin, bireyin kimliğinin farklı yönlerinin birleşimi tarafından şekillendirilmesi. Kişinin sosyal deneyimlerinde özellikle ırk, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, sosyal statü, cinsel yönelim, din, engellilik gibi birçok etmenin etkili olduğunu ifade eder.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KETHÜDA/LIK ile KETHÜDA BEY


- KEY vs. MASTER KEY


- KEY ile ...

( İyice, hakkıyla, iyi, pek adam akıllı. )


- KEY :/yerine ANAHTAR, TEMEL


- KƏND[Azr.] = KÖY[Tr.]


- KIBT/CONE BEAM COMPUTERIZED TOMOGRAPHY, CONE BEAM COMPUTED TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= KONİK IŞINLI BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ


- KİBUTS ile/||/<> MOŞAV ile/||/<> MAABAROT

( Eşitlik, ortak mülkiyet, tüketim ve eğitim işbirliğini esas alan ve toplumsal adâleti ilke edinmiş kişilerin oluşturduğu İsrail'e özgü bir köy. @@ Bireysel mülkiyet ile kooperatif örgütlenmeyi birleştiren tarımsal yerleşim. @@ Yeni göçmenler için oluşturulmuş geçici barınma kampları. )

(

KİBUTS ile MOŞAV ile MAABAROT arasındaki FaRkLaR
Ölçüt KİBUTS MOŞAV MAABAROT
Temel Tanım Kolektif mülkiyet ve ortak emek esasına dayalı yerleşim ve yaşam biçimi Bireysel mülkiyet ile kooperatif örgütlenmeyi birleştiren tarımsal yerleşim Yeni göçmenler için oluşturulmuş geçici barınma kampları
Kuruluş Amacı Eşitlikçi ve kolektif bir toplum inşa etmek Aile temelli üretimi desteklemek ve dayanışmayı sağlamak Acil barınma ve göç yönetimi
Süre Kalıcı Kalıcı Geçici
Katılım Biçimi Gönüllü Gönüllü Zorunlu
İdeolojik Zemin Sosyalist, kolektivist Sınırlı; pragmatik-kooperatif Yok
Mülkiyet Yapısı Tümüyle ortak Toprak ve üretim bireysel, pazarlama ortak Devlete ait
Ekonomik Model Ortak üretim ve ortak gelir Bireysel üretim, ortak tedarik ve satış Üretim yok; yardım ve dağıtım temelli
Yaşam Biçimi Topluluk merkezli, eşitlikçi Aile merkezli, yarı kolektif Geçici, düşük yaşam standardı
Toplumsal Yapı Homojen ve ideolojik olarak seçilmiş Görece homojen, aile temelli Heterojen, çok kültürlü
Tarihsel Dönem 1909'dan itibaren 1920'lerden itibaren 1948–1950'ler ağırlıklı
Birbiriyle İlişki Yerleşim modeli Kibuts ile kent arasında ara model Kibuts ve moşavlara geçişin ilk durağı
Yaygın Yanlış Anlama “Herkes için zorunlu ortak yaşam” sanılması “Kibutsun aynısı” sanılması “Yerleşim modeli” sanılması
)


- CLAY[İng.] / ARGILE[Fr.] / LEHM, TERRE GLAISE, TON[Alm.] ile/değil/yerine/= KİL


- CAPILLARY TUBE, CAPILLARY[İng.] / CAPILLAIRE[Fr.] / KAPILLARY, KAPILLARRÖH, KAPILLARE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL, KILCAL BORU


- CAPILLARITY[İng.] / CAPILLARITÉ[Fr.] / KAPILLARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCALLIK


- KIL-TÜY


- KIL-TÜY

( HERC Ü MERC
SER-Â-PÂ, SER-TE-SER
BERG Ü ŞÂH
ZÂNÛ-BE-ZÂNÛ / ZÂNÛ-BER-ZÂNÛ
ÜFTÂN Ü HÎZÂN
REFTE REFTE
BÂRÂN-DÎDE
BÎ-SER Ü BÛN
ÇÂR-NÂ-ÇÂR, HÂH NÂ HÂH, KÂM-U NÂ-KÂM
ÂVEND )


- CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE[Fr.] / CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYA


- CHEMICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL ENERJİ


- CHEMICAL POLARITY[İng.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL POLARİTE


- CHEMICAL REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHER REAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL REAKTİFLİK